ANKARA,
15/06(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında 14 Haziran 2005
tarihleri arasında yayımlanan Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine yer
verilen haber ve yorumlarda şu hususlara değinilmektedir:
ABD BASINI:
The Christian Science
Monitor gazetesinin internet sayfasında (14/06) "Avrupa Türkiye'den
Uzaklaşıyor" başlığı altında ve Yigal Schleifer imzasıyla yer alan
makalede, Avrupa'daki en son gelişmelerin, Türk halkı için moral bozucu
olduğu ve bu hafta toplanacak olan AB Zirvesi'nde Türkiye ve diğer üye
adaylarına ilişkin tüm atıfların, zirve bildirisinden çıkarıldığı
belirtilmektedir. Hollanda ve Fransa'nın Türkiye'nin AB'ye alınmasına
karşı çıktıkları için AB Anayasası'nı reddettikleri, diğer tarafta,
Almanya'da yakında yapılması planlanan seçimler sonrasında Türkiye'nin
AB üyeliğine karşı çıkan muhafazakar Hıristiyan Demokratlar ülkenin
yönetimini ele alabileceği, ayrıca 2007'de Fransa'da yapılacak
seçimlerde ülkenin başına geçmesi beklenen İçişleri Bakanı Nicolas
Sarkozy'nin ve yeni Papa XVI. Benedict'in bile Türkiye'nin üyeliğine
karşı olduğuna işaret edilen makalede, Türkiye'den bakıldığında,
ülkenin uzun zamandır ümit ettiği AB üyeliğine giden yolun, birdenbire
daha da uzamış göründüğü öne sürülmektedir. Alman Marshall Fonu Türkiye
Direktörü Suat Kınıklıoğlu'nun, "İnsanlar Almanya'da yaklaşan seçimler
ve Hollanda ile Fransa'daki referandumların sonuçlarının yarattığı
gerginlik dolayısıyla oldukça kaygılılar. Oyunun parametrelerinin
değişmekte olduğunun farkındalar." dediği belirtilen makalede, şimdi
Türkiye ve Avrupa'daki gözlemciler tarafından, Avrupa'daki Türkiye
karşıtlığının, Ankara'nın kendini AB'den soyutlayıp reformları ihmal
etmesine neden olup olmayacağının merak edildiği ve AB'deki iç
karışıklığa Türkiye'nin tepkisinin, yeniden eski müttefiki ABD'ye
yönelmek olduğu ifade edilmektedir. Makalede, Avrupa Politika
Çalışmaları Merkezi (CEPS) Başkanı Daniel Gros'un, Avrupa'dan rüzgar ne
yönde eserse essin, şimdilik Türkiye'nin izleyebileceği en iyi yolun,
siyasi ve iktisadi reformları devam ettirmek olduğunu söylediği
kaydedilmektedir.
ALMANYA BASINI:
Süddeutsche Zeitung'da
(14/06) "Avrupa'nın Şimdi Daha Fazla Zamana İhtiyacı Var" başlığı
altında ve Cornelia Bolesch-Christian Wernicke imzalarıyla yayımlanan
yazının Türkiye ile ilgili bölümünde, genişlemenin sınırlarının,
Romanya ve Bulgaristan'ın yakında üyeliğe alınması ve Hırvatistan ve
Türkiye ile yapılması planlanan müzakerelerle "şimdilik belirlendiğini"
söyleyen AB Komisyonu Başkan Yardımcısı ve Sanayi Komiseri Günther Verheugen'in,
"Türkiye'nin AB üyeliği umudunun şüpheli hale getirilmemesi uyarısında
bulunarak, üyeliğin "en erken 10 yıl içinde" beklenebileceğini
belirttiği ve o zamana kadar AB'nin de kendini temelden değiştirmesi
gerektiğini vurgulayarak, "Türkiye'nin üyeliğinin altından kalkabilmek
için" anayasada planlanan reform adımlarının bile yeterli olmayacağını
söylediği kaydedilmektedir. Diplomatların, Avrupa dışişleri
bakanlarının dört AB adayı Bulgaristan, Romanya, Hırvatistan ve
Türkiye ile ilgili pasajların anahtar belgeden çıkarılmasını, Fransa ve
Hollanda'daki anayasa referandumlarının başarısızlığa uğramasından
sonraki "iç güvensizliğin bir işareti" olarak yorumladıkları
belirtilen makalede, resmen 25 devlet ve hükümet başkanı tarafından
karara bağlanması öngörülen sonuç bildirgesinin taslağında kısaca,
aralık ayındaki zirve kararlarının teyit edildiğinin belirtildiği
kaydedilmektedir.
Süddeutsche Zeitung'da
(14/06) "Genişleme Olmasaydı Herşey Çok Daha Kötü Olurdu" başlığı
altında ve Cornelia Bolesch-Alexander Hagelüken-Christian Wernicke
imzalarıyla AB Komisyonu Başkan Yardımcısı ve Sanayi Komiseri Günter Verheugen
ile yapılan mülakata yer verilmektedir. Mülakatın Türkiye ile ilgili
bölümünde şu ifadeler yer almaktadır:
"SORU: Avrupa Hıristiyan
Demokratları, AB'nin genişlemesine artık bir sınır konulmasını talep
ediyorlar.
VERHEUGEN: Buna ben de
katılıyorum; bu sınırlar zaten görülebiliyor da. Bulgaristan ve Romanya
yakında Birliğe girecekler, sıradaki diğer adaylar ise Türkiye ve
Hırvatistan. Böylece sınırlar şimdilik belirlenmiş durumda.
SORU: Türkiye üyelik adayı
ve öyle de kalacak mı?
VERHEUGEN: Şimdi Türklerin
AB üyeliği umudunu şüpheli hale getirenler, oradaki demokratik ve hukuk
devleti reformlarını tehlikeye düşürürler ve de verdikleri söze büyük
bir ihanette bulunmuş olurlar. Türkler zaten, ne yaparlarsa yapsınlar
sonunda Avrupalıların onları almayacağı duygusuna hep sahip oldular.
Türklere gerekli güveni vermek için büyük çaba harcamak zorunda kalan
sadece ben değildim. Şimdi bu güvenin sarsılmasının ne denli dar
görüşlülük olacağını kelimelerle anlatmam mümkün değil. Bir müttefik
ve Orta Doğu için güvenlik sürgüsü olarak bu ülkeyi kaybettiğimiz
takdirde neler olabileceğini lütfen bir gözünüzün önüne getirin.
(...)
SORU: Türkiye'nin üyeliğini
düşünmeden önce, Avrupa'nın mutlaka yeni bir anayasaya ihtiyacı yok mu?
VERHEUGEN: Evet, tabii ki.
Fakat bu bile yeterli değil. Avrupa içinde yeni bir büyük bütünleşme
adımı atılmadan Türkiye'nin üyeliği gerçekleşemez. Suriye ve Irak'la
sınırı olan böyle bir Avrupa, gerçek bir dış politikası olmadan nasıl
işleyebilir ki?"
AVUSTURYA BASINI:
Der Standard gazetesinde
(14/06) "Hassas Konu Türkiye'nin Katılımı" başlığı altında ve Alexandra
Föderl-Schmid imzasıyla yayımlanan bir yazıda, AB Dışişleri
Bakanlarının Lüksemburg'ta yaptıkları toplantıdaki başlıca konulardan
birinin de AB'nin genişlemesi olduğu ve bakanların Türkiye ile Gümrük
Birliği'nin 10 yeni AB üyesini de içine alacak şekilde genişletilmesini
öngören protokolü hazırladıkları belirtilmektedir. Ankara tarafından
resmi olarak tanınmayan Kıbrıs'ın da yeni AB devletlerinden biri
olduğu ve Ankara'nın bu belgeyi söylediği gibi imzalaması halinde,
Türkiye ile giriş müzakerelerine başlamak üzere tüm şartların yerine
getirilmiş olacağı öne sürülen yazıda, AB açısından bunun Kıbrıs'ın
fiilen tanınması anlamına geldiği, Ankara'nın ise aynı görüşte olmadığı
ifade edilmektedir. Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik'in yanı sıra AB
Dışişleri Komiseri Benita Ferreo-Waldner'in de Türkiye ile giriş
müzakerelerine 3 Ekim'de başlanacağına dair şüpheye yer bırakmadığı
belirtilen yazıda, Ferrero-Waldner'in bu tarihe Maliye Bakanı Karl
Heinz Grasser ile Parlamento Başkanı Andreas Khol tarafından şüpheli
bakılmasına tepki olarak, gazetecilere "3 Ekim tarihini sorgulamaya
başlayabileceğimizi sanmıyorum. Verilen sözün tutulması gerekir."
dediği aktarılmaktadır.
Die Presse gazetesinde
(14/06) "Sınıra Dayanıldı... Avrupa İçin Ara Verme Zamanı" başlığı
altında ve Wolfgang Böhm imzasıyla yayımlanan yorumun Türkiye ile
ilgili bölümünde, Türkiye'nin AB'ye katılımı hala büyük bir soru
işareti olduğu, bir yandan Ankara'nın reform hevesinin yeterli
olmamasından, bir yandan da AB halkının gizli, kültürel
tereddütlerinden dolayı direnişin bu ülke üzerinde toplanacağını
kestirmek için kahin olmaya gerek olmadığı ve riyakarca sürdürülen
tartışmanın bir yana bırakıldığında, böylesine dev gibi bir ülkenin
zayıflamış bir Birliğe uyum sağlayamayacağı belirtilmektedir. Yorumda
şöyle denilmektedir: "Türkiye nüfus artışı gözönünde bulundurulacak
olursa, yakında Birliğin oy bakımından en güçlü ülkesi haline
gelebilir. AB'de çoğunluk kararı uygulamasına geçilmezse, Ankara özel
çıkarları söz konusu olduğunda AB içindeki bütün önemli kararları bloke
edebilir. AB tarım yardımları konusunda öncelikle de İngiltere
tarafından talep edildiği gibi radikal değişiklikler yapılmazsa, aşırı
kırsal bir yapıya sahip olan Türkiye, Birliği iflasa sürükleyebilir. AB
Anayasası'nın başarısızlığa uğramasından sonra, Avrupa hükümetlerinin
Türkiye'nin AB'ye bağlanması konusunda başka seçeneklere yer
bırakmamış olmalarının acısı şimdi çıkıyor. Ankara hem ekonomik hem de
güvenlik politikası açısından incitilemeyecek kadar önemli bir ortak.
Son yıllarda verilen tüm katılım vaatlerinden sonra, geriye dönmek de
oldukça zor olacak, ama Avrupa Birliği'nin çökmemesi için bu zaruri."
İNGİLTERE BASINI:
The Independent gazetesinin
internet sayfasında (14/06) "Son Kriz AB Müzakerelerini ve Türkiye'nin
Emellerini Tehdit Ediyor" başlığı altında ve Stephen Castle imzasıyla
yer alan makalede, Avrupa'nın siyasi krizinin, AB harcamaları ile
ilgili görüşmeleri, Avrupa Anayasası'nın onaylanması girişimlerini ve
Türkiye'nin Birliğe katılma emellerini tehdit ettiği belirtilmektedir.
Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fisher'in, 2007-2013 AB bütçesiyle
ilgili görüşmelerin çıkmaza girdiğini ve zirve için biraraya gelindiği
zaman AB liderleri tarafından vazgeçilmek zorunda kalınabileceğini
söylediği belirtilen makalede, Türkiye'nin planlandığı gibi 3 Ekim'de
AB ile üyelik müzakerelere başlama umudunun, Paris'ten gelen çelişkili
sinyaller nedeniyle hala belirsiz olduğuna işaret edilmektedir.
-
-
ESKİ SAYILAR