21.06.2005

   

Anasayfa

e-posta


 

ANKARA, 21/06(BYE)--- Yabancı basın-yayın organlarında  20 Haziran 2005 tarihinde yayımlanan Türkiye-Avrupa Birliği  ilişkilerine yer verilen haber ve yorumlarda şu hususlara  değinilmektedir:

 

            ABD BASINI:

 

            AP'nin (20/06) "Türk Bakan: AB Kargaşası Üyelik  Girişimini Yavaşlatmayacak" başlığı altında ve Suzan Fraser  imzasıyla yer verdiği bir haberde, Adalet Bakanı ve Hükümet  Sözcüsü Cemil Çiçek'in, Avrupa Birliği'nde yaşanan kargaşanın  ülkesinin Birliğe katılma girişimini yavaşlatacağı yönündeki spekülasyonları reddederek, Türkiye AB reformlarını uyguladığı  sürece blokla müzakerelerin yolunda gideceğini söylediği  belirtilmektedir. Hükümetin 3 Ekim'de başlaması beklenen  üyelik müzakerelerinin, Türkiye'nin AB üyelik şansını artırma  amaçlı demokratik reformları gerçekleştirmeye devam etmesi  halinde başarılı bir şekilde ilerleyeceğinden emin olduğunu  söyleyen Çiçek'in, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından  basına yaptığı açıklamada, "Bizden bekleneni yaptığımız  sürece müzakere süreci daha kısa olabilir." dediği ifade  edilen haberde, hükümetin Türkiye'nin üye olamayabileceği  korkuları yüzünden çabalarını yavaşlatmasının söz konusu  olmadığını söyleyen Çiçek'in, bazılarının reformların neden  yapılması gerektiğini sorguladığını, ama Türkiye'nin bunları  yapmak zorunda olduğunu, bunların modern bir devlet olmanın  koşulları olduğunu belirttiği kaydedilmektedir.

 

            ALMANYA BASINI:

 

            Bild am Sonntag gazetesinde (19/06) "Görüşmeler Zengin AB Devletlerinin Bencilliği Yüzünden Başarısız Oldu" başlığı  altında ve Jochen Gaugele imzasıyla AB Komisyonu Başkan  Yardımcısı Günther Verheugen ile yapılan mülakata yer  verilmektedir. Mülakatın Türkiye ile ilgili bölümünde şu  ifadelere yer verilmektedir.

 

            "SORU: AB'nin genişlemesi durdurulmalı ya da en azından  frenlenmeli mi?

 

            VERHEUGEN: Bulgaristan ve Romanya'yla yapılan  sözleşmelere bağlı kalınması gerekir. Yapılan sözleşmeler,  bu ülkelerin üyeliğe hazır olmamaları halinde, üyeliğin  ertelenmesi olasılığını öngörüyor. Bunu zamanında genişlemeden  sorumlu AB Komiseri sıfatıyla ben önermiştim. Bu konuda AB  tarafından verilmiş sözlere yenilerinin eklenmesi söz konusu  değildir. Avrupa'da siyasi ve ekonomik istikrarı sağlamak  için AB'ye tam üyelik dışında başka imkânlar da vardır.

 

            SORU: Bu Türkiye için ne anlama geliyor?

 

            VERHEUGEN: Türkiye'yle ekim ayında başlaması öngörülen  katılım müzakerelerinin ucu açık olacak. Bu da benim önerimdi. Müzakerelerin sonucunu belki gelecek 10 yıl içinde göreceğiz.  Karar ancak o zaman verilecek."

 

            AVUSTURYA BASINI:

 

            Kurier gazetesinde (20/06) "Ay Yıldız Üzerindeki Bulutlar"  başlığı altında ve Margaretha Kopeinig imzasıyla yayımlanan bir yazıda, AB'nin Türkiye'yi içine alacak bir genişleme  konusunda frene bastığı belirtilmektedir. AB Komisyonu Başkan  Yardımcısı Günther Verheugen'in birdenbire "çekimser" bir  tutum çağrısında bulunmaya başladığı belirtilen yazıda,  AB'yi Anayasa ve mali krizin ardından şimdi de genişleme  krizinin tehdit ettiği ve öncelikle de Türkiye söz konusu  olduğunda, yeni katılımlara karşı çekimser bir tutumun göze  çarptığı ve Türkiye'nin en tanınmış destekçilerinden olan  Günther Verheugen'in bile çark ettiği ifade edilmektedir.  Verheugen'in, (Bulgaristan ve Romanya'ya yapılan) mevcut  vaatlerin dışında başka söz verilmemesi gerektiğini, Avrupa'da  siyasi ve ekonomik istikrarı sağlamak için başka  olasılıkların da bulunduğuna işaret eden Verheugen'in,  bu bağlamda Türkiye ile 3 Ekim'de başlayacak olan giriş  müzakerelerinin "sonunun açık bırakılacağını" vurguladığı  ifade edilen yazıda, görüşmelerin sonucunun "belki on yıl  içinde" belli olacağını, kararın ancak ondan sonra verileceğini  söyleyen Verheugen'in, ilk olarak Fransızların Anayasa  Anlaşması'na hayır demelerinden sonra çark ettiği ve  "Türkiye'nin AB üyesi olup olamayacağı sorusuna bugün  kimsenin cevap veremeyeceğini belirttiği kaydedilmektedir.

 

            İNGİLTERE BASINI:

 

            Reuter'in (20/06) "Olli Rehn: Türkiye, Müzakereler İçin  İnsan Hakları Sicilini Düzeltmeli" başlığı altında ve Paul Taylor imzasıyla yer verdiği bir haberde, AB'nin Genişlemeden  Sorumlu Komisyon Komiseri Olli Rehn'in, Türkiye'nin AB ile  ekim ayında üyelik müzakerelerine başlamadan önce insan  hakları konusunda daha fazla ilerleme kaydetmesi gerektiğini  söylediği belirtilmektedir. İnsan haklarında devamlı bir  ilerlemenin, tüm aday ülkeler için AB'nin temel kriteri  olduğundan bu taleple üyelik müzakerelerine başlanması için  ilave bir koşul yaratmadığını da söyleyen Rehn'in, bir  düşünce kuruluşu olan Avrupa Politika Merkezi'nde yaptığı  konuşmasının açıkça, AB Anayasası'nın Fransa ve Hollanda'da yapılan referandumlarda reddedilmesinde bir unsur olan  kamuoyunun AB'nin daha fazla genişlemesinden duyduğu kaygıya  yönelik bir açıklama olduğu ifade edilmektedir. Olli Rehn'in,  "Türkiye'nin üyelik müzakerelerine başlamadan önce insan  hakları sicilini ve hukukun üstünlüğünü pekiştirmesi ve  AB ile ortaklık anlaşmasını Kıbrıs'ı da kapsayacak şekilde  genişletmesi gerekiyor." dediği kaydedilen haberde, AB'nin  Adalet ve İçişlerinden Sorumlu Komisyon Üyesi Franco  Frattini'nin de kamuoyunun AB genişlemesinin hızına dair  endişelerine ilişkin olarak, Türkiye, Bulgaristan ve  Romanya'nın Birliğe katılmadan önce daha çok incelemeye  tabi tutulacaklarını söylediğine işaret edilmektedir.  İtalya'da yayımlanan Il Messaggero'da yer alan habere  göre Frattini'nin, Hollanda ve Fransa'da yapılan  referandumların sonuçları neticesinde "Bulgaristan ve Romanya  ve hatta daha çok Türkiye gibi ülkelere biraz daha güçlü  bir mercekle bakılacağı açıktır." dediği ifade edilen haberde,  Türkiye'nin Birliğe katılmak için ne kadar beklemesi  gerekeceği sorusuna cevaben Frattini'nin, "Avrupa'ya doğru  ilerleyen bir ülke ancak dostlarımıza, talep edilen reformların uygulandığını somut bir şekilde göstermek için bir hayli  yıla ihtiyaçları olacağını söylemeliyiz." dediği  aktarılmaktadır.

            The Financial Times gazetesinde (20/06) "Blair'in  Talepleri Avrupa'ya Zarar Verdi" başlığı altında ve Wolfgang  Munchau imzasıyla yayımlanan bir yorumda, geçen hafta  düzenlenen AB zirvesi değerlendirilmektedir. Zirvenin,  liderlerin 2007-2013 AB bütçesi üzerinde anlaşma  sağlayamaması üzerine başarısızlıkla sonuçlandığı  aktarılan yorumda, İngiltere Başbakanı Tony Blair'in  İngiltere'ye verilen yılda 2,5 milyar avro tutarındaki  bütçe iadesinin dondurulmasını reddettiği, ancak bunun  karşılığında İngiltere açısından önem taşıyor gibi görünen  en az dört siyasi hedefi feda ettiği kaydedilmektedir.  "Bunlardan ilki, AB'nin gelecekteki genişlemesi. Anayasası  ve bütçesi olmayan bir Birliğin, Türkiye ile İngiltere'nin  dönem başkanlığı sırasında başlaması gereken müzakereleri  geciktireceği neredeyse kesin. Fransa'da ve Almanya'da  Türkiye'nin AB üyeliğine muhalefetin de arttığı bir dönemde,  AB kapılarını Türkiye'ye kapatırsa sürpriz olmaz. Bu aşamada,  Romanya ve Bulgaristan'ın kabul edilen üyeliklerinin de  planlandığı gibi gideceğine dair bahse girilemez." denilen  yorumda, ikinci olarak da, Blair'in kararıyla AB içindeki  siyasi ittifaklarda köklü bir değişiklik olduğu;  İngiltere'nin tavrından hayal kırıklığına uğrayan Doğu  Avrupa ülkelerinin, Fransa'ya yaklaşacakları değerlendirmesi yapılmaktadır. Yorumda, üçüncü olarak, Blair'in Avrupa'da  ekonomik reform yapılması çabalarının muhtemelen raydan  çıkacağını, dördüncü olarak da, Almanya'da Angela Merkel,  Fransa'da Nicolas Sarkozy gibi, Kıta Avrupası'nda işbaşına  gelecek yeni liderlerin Blair'le stratejik ittifak  kurmalarının imkânsız hale geldiği bildirilmekte; Merkel  ile Blair arasındaki görüş ayrılıkları arasında, Merkel'in  Türkiye'nin AB üyeliğine şiddetle karşı çıkmasının da  bulunduğuna dikkat çekilmektedir.

            Reuter'in (20/06) "Fransa: AB, Katılım Koşulları  Konusunda Daha Sert Olmalı" başlığı altında ve Timothy  Heritage imzasıyla yer verdiği bir haberde, Fransa Dışişleri  Bakanı Philippe Douste-Blazy'in, yaptığı açıklamada, Avrupa  Birliği'nin, Birliğe katılmayı uman ülkeler için standartlar  getirmek konusunda daha sert olması gerektiğini, ancak  Türkiye ile müzakerelerin ertelenmeyeceğini kaydettiği  belirtilmektedir. Douste-Blazy'nin yorumlarının, Fransız  ve Hollandalı seçmenlerin 25 uluslu Birliğin anayasasını  reddetmelerinin ardından -Romanya ve Bulgaristan'ın üyelik  talepleriyle ilgili şüphe olmasa da- AB'nin gelecekteki  genişlemesi konusunda giderek artan ihtiyatı doğruladığı  belirtilen haberde, Douste-Blazy'in, EU-1 radyosuna yaptığı  açıklamada, "25 üyeli olarak yaşamanın bir yolunu bulmakta  zaten sıkıntı çekiyoruz, bu nedenle bir ülkenin AB'ye girmesi  için gerekli kriterler konusunda daha sert olmamız gerektiği  çok açık." dediği kaydedilmekte ve Douste-Blazy'in, Türkiye  ile katılım müzakerelerinin planlandığı gibi 3 Ekim'de  başlayıp başlamayacağı sorusuna ise, "Evet" yanıtını  verdiği, ancak Fransa'nın, müzakereler bittiği zaman  Ankara'nın katılımıyla ilgili referandum yapma planları  olduğunu söylediği ve "Kamuoyu genişlemeye tamamen karşı."  diye eklediği ifade edilmektedir.

 

            YUNANİSTAN BASINI:

 

            Makedonya Haber Ajansı'nın (MPE) internet sayfasında  (18/06) "Karamanlis: AB Bütçesinin Onaylanmaması Sonrası  Oluşan Durum Hoş Değil" başlığı altında yer alan bir haberde,  Başbakan Kostas Karamanlis'in, Brüksel'deki Avrupa Birliği  Konseyi toplantısı sonrası yaptığı basın toplantısında, AB  bütçesinin onaylanmaması sonucu oluşan sahneyi hoş olmayan  bir durum olarak nitelendirdiği belirtilmektedir. Haberde,  Türkiye'nin tam AB üyeliği ve Ankara'nın üyelik perspektifi  konusunda bazı üye ülkelerde gelişen olumsuz tutum konusunda Karamanlis'in, "Türkiye'nin üyeliği lehine geniş bir görüş  birliğinin olması, Yunanistan için çok önemli. Bunun,  Avrupa'nın zor anlarında da korunacağını ümit ediyorum.  AB'nin ciddi zorluklardan geçtiği apaçık belli. Ancak bu  durum, ulusal stratejinin değiştirilmesi için bir sebep  olamaz. Türkiye'nin üyeliği konusundaki tutumumu biliyorsunuz.  Tabii ki, birçok defa söylediğimiz gibi, büyük bir ölçüde  Türkiye'nin kendisine bağlı olan bu sürecin, engelsiz  olacağını garanti edemem." dediği kaydedilmektedir.  

                   

 
ESKİ SAYILAR