04.10.2005

   

Anasayfa

e-posta


 

ANKARA, 04/10(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 03-04 Ekim 2005 tarihli haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda  sunulmaktadır:

 

            ABD BASINI:

 

            AP: "Türk Başbakan: AB Üyelik Müzakerelerinde Sağduyu  Hakim Oldu": "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ülkesiyle üyelik müzakerelerinin başlaması için AB çerçeve anlaşmasının  koşullarından tatmin olduğunu söyledi. Erdoğan, Türkiye'nin  40 yıllık AB'ye katılım hedefinde dönüm noktasına geldiğini  söyledi ve '40 yıllık hedefimize ve Cumhuriyet'in kurucu  ilkelerine ulaşma yolumuzda en önemli aşamayı geçtik. Belge  tatmin edici. Sağduyunun hakim olduğunu söylemekten mutluluk  duyarım... Medeniyetlerin ittifakından yana ortak bir karar  alınmıştır. Türkiye, tarihi yürüyüşüne uyan başka bir dev  adım daha atmıştır. Türkiye'nin başarısı herkesin başarısıdır,  halkımızın başarısıdır.' dedi. Erdoğan bazı 'dürüst olmayan'  ve 'çirkin' anlar yaşandığını ama siyasi irade gösteren ve  kendilerini destekleyen bütün o dostlara minnettar olduğunu  söyledi." (03/10)

            AP: "Avusturyalı Politikacılar Dışişleri Bakanı'nın  Türkiye Konusunda Teslim Olmasından Hayal Kırıklığına  Uğradılar": "Avusturyalı siyasi liderler bu gece Dışişleri  Bakanı'nın Türkiye'nin AB ile tam üyelik yerine imtiyazlı  ortaklığı kabul etmesiyle ilgili talepte geri adım atması  karşısında hayal kırıklığına uğradıklarını ifade ettiler.  Avusturya'nın Geleceği Paktı Genel Sekreteri Uwe Scheuch,  Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik'in AB'nin baskısına boyun  eğdiğini söyledi ve 'Avusturyalılara müzakere güçlerini  nasıl kaybettiklerini açıklamak zorunda' dedi. Sağcı  Özgürlükçüler Partisi parlamento lideri Heinz-Christian  Strache, Plassnik'i Türkiye'nin AB üyeliğiyle ilgili  endişeleri Styria eyaletinde yapılan seçimlerde partisine  destek toplamak için kullanmakla suçladı. Muhalefetteki  Yeşiller Partisi sözcüsü Ewa Glawischnig, hükümeti,  Türkiye ihtilafını 'tamamen taktik nedenlere' alet  etmekle suçladı." (03/10)

            AP: "Avrupa'nın Türkiye'ye Hayır Demesi Türk  Milliyetçiliğini Artırıp Hükümeti Sarsabilirdi": "Avrupa  Müslüman Türkiye'nin Avrupa Birliği hayalleri üzerine  kapıyı kapasaydı, milliyetçilik ve Batı'ya karşı  güvensizlik birden artabilirdi, bu da, Batı ile  ilişkileri daha zorlaştırıp Türkiye'yi Doğu ile Batı  arasında köprü olarak kullanma umutlarını suya düşürürdü.  Ret cevabı, tek Müslüman AB adayını yabancılaştırıp  geleceğini Batı ile kuracağı ilişkilere bağlayan Türk  Hükümeti'nde de istikrarsızlığa yol açabilirdi. Türkiye,  Irak ve İran ile komşu olduğu için istikrarı ABD  yetkilileri için çok önemli. Bu kritik meseleler AB'yi  Türkiye'ye üyelik şansı sunmaya ve ABD'yi de adaylığını  desteklemeye sevketti. Washington ayrıca Türkiye'yi  sadece Batı yanlısı değil aynı zamanda  laik ve  demokratik olan Müslüman bir ülke örneği olarak sunuyor.  (...)" (Louis Meixler, 03/10)

            Amerika'nın Sesi Radyosu: "Türkiye AB'yle Üyelik  Müzakerelerine Başladı": "Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve  Başmüzakereci, Devlet Bakanı Ali Babacan, dün gece gittikleri Lüksemburg'da, AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi  Olli Rehn ve AB Dönem Başkanı İngiltere Dışişleri Bakanı  Jack Straw'la birlikte Avrupa Birliği Türkiye'yle üyelik  görüşmelerine başladı. Görüşmeler, Dışişleri Bakanı Abdullah  Gül'ün, son dakikaya kalan engellerin dün gece geç saatlerde  aşılmasından sonra gittiği Lüksemburg'da resmen başlatıldı.  İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, görüşmelerin  başlamasını 'tarihi bir gelişme' olarak niteledi. Straw,  üye oluncaya kadar, Türkiye'nin önünde katedilecek uzun  bir mesafe olduğunu belirtti. İngiltere Dışişleri Bakanı,  Türkiye'yi topluluğa almamanın, Müslüman ve Hıristiyan  ülkeler arasındaki ilişkileri bozacağı uyarısında da  bulundu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Müzakere Çerçeve  Belgesi'nin Ankara'da onaylanmasının ardından gece geç  saatlerde yaptığı açıklamada, belgenin Türkiye'nin talep  ve beklentilerini karşıladığını söyledi." (Aslı Aral, 04/10)

 

            FRANSA BASINI:

 

            AFP: "AB ve Türkiye Resmi Olarak Müzakerelere Başladı":  "Diplomatik kaynaklardan alınan bilgiye göre AB ve Türkiye  bu gece Lüksemburg'da resmi olarak üyelik müzakerelerine  başladı. Bu tarihi anı ölümsüzleştiren sembolik tören gece  01:00'da (GMT ile 23:00'te) Türkiye Dışişleri Bakanı  Abdullah Gül'ün Lüksemburg'a varmasından yaklaşık yarım  saat sonra başladı ve kısa sürdü. Törene katılan bir  diplomattan alınan bilgilere göre Gül, 25 mevkidaşına çok  yapıcı bir konuşmada yaptı ve alkışlandı. AB Dönem Başkanı  İngiltere'nin Dışişleri Bakanı Jack Straw ise, Gül'e  hoşgeldin dileklerini iletti, ancak Türkiye'yi garantisi  olmayan bir üyelik için uzun bir yolun beklediğini  hatırlattı. Straw, 'Üyelik süreci çetin geçecek ve bir  meydan okuma olacak. Ancak kararlılığınızdan eminiz ve  çabalarınızı destekleyeceğiz. Bugün burada buna sizinle  başlamaktan mutluyuz.' dedi." (04/10)

            AFP: "Türkiye ile Üyelik Müzakerelerin Başlatılması  İçin AB Bünyesinde Varılan Anlaşmaya Yönelik İlk Tepkiler":  "İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, Türkiye ile üyelik  müzakerelerinin başlatılması için AB bünyesinde anlaşmaya  varılmasının ardından yaptığı açıklamada, bunun 'Avrupa  için ve tüm uluslararası toplum için tarihi bir gün'  olduğunu belirtti. Düzenlenen basın toplantısı sırasında  Straw, 'Bu Avrupa ve tüm uluslararası toplum için tarihi  bir gündür.' dedi. İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw,  'Türkiye'ye, Avrupa'ya entegrasyon perspektifi ilk kez  40 yıl önce sunulmuştu. Avrupalıların taleplerine cevap  verdiğimizi umuyorum.' şeklinde konuştu. Jack Straw,  müzakere çerçeve belgesine göre garanti olamayan tam  üyeliğe kadar, Türkiye'nin 'önünde bundan böyle uzun bir  yol' bulunduğunu belirtti. Straw, 'Hepimiz kazananız:  Avrupa, AB üyeleri, Türkiye ve uluslararası toplum.'  dedi. Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik, ki  ülkesi az kalsın müzakereleri başarısızlığa uğratacaktı,  gazetecilere yaptığı açıklamada hükümetinin, AB ve  Türkiye tarafından uzun süre kullanılacak müzakere  metninde 'bazı noktaların açıklanmasını' dilediğini  belirtti. Genişlemeden Sorumlu AB Komiseri Olli Rehn  ise, Avusturya'nın ısrarlı engellemesinin ardından  25'ler bünyesinde bir uzlaşı koparmasında İngiltere  Dışişleri Bakanlığı tarafından sergilenen 'kararlılıktan'  duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Rehn, 'Sonuçlardan  memnuniyet duymak için tüm nedenler Mevcut.' dedi.  Komiser ayrıca bu kararın Türkiye'deki demokratik  reformları teşvik edeceğini düşündüğünü belirtti. Rehn'e  göre Türkiye'nin artık elinde, Avrupa kulübüne üyelik  'kriterlerine riayet etmeye muktedir olduğunu kanıtlama  şansı var.' Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer de,  Türkiye ile müzakerelere başlanmasını 'tarihi bir adım  olarak niteleyerek' memnuniyetini dile getirdi. Portekiz  Dışişleri Bakanı Diego Freitas do Amaral ise basına  yaptığı açıklamada, 'Türk halkını tebrik etti' ve 'Bu  sizin için de bizim içinde büyük bir gün. Zor bir süreçti  ancak şimdi çok memnunum.' dedi." (03/10)

            AFP: "Fransa Dışişleri Bakanı, Türkiye'ye Her Alanda  Çaba Göstermesi Çağrısında Bulundu": "Fransa Dışişleri  Bakanı Philippe Doust Blazy, Türkiye'ye, AB'ye girmek için  'özgürlükler' başta olmak üzere her alanda çaba sarfetmesi  çağrısında bulundu. Doust-Blayz basına yaptığı açıklamada,  'Türkiye'nin her alanda çaba sarfetmesi gerekmektedir:  Demokrasi, insan hakları, temel özgürlükler, dini  özgürlükler, kadın erkek eşitliği ve azınlık hakları.  Ya bunları gerçekleştirir ve AB'ye girer ya da  gerçekleştirmez ve AB'ye üye olamaz.' dedi. Dışişleri  Bakanı, insan hakları ve temel özgürlüklerin ihlal edilmesi  durumunda müzakerelerin anında durdurulabileceğini ifade  etti. Doust-Blazy sözlerine şöyle devam etti: 'Fransa, bir  yandan verdiği sözleri diğer yandan Fransa kamuoyunun  sıkıntılarını göz önünde bulundurmuştur. AB'nin Kıbrıs  konusundaki açıklamasına cevap niteliği taşıyan karşı  deklarasyonun hazırlanmasını da Fransa teklif etmiştir.  Türkiye'nin AB'ye üye olan 25 Avrupa ülkesini tanıması  gerekmektedir ve bunların arasında Kıbrıs da bulunmaktadır.  Türkiye-Kıbrıs ilişkilerinin bir an önce normalleşmesi  gerekmektedir." (03/10)

            AFP: "AB-Türkiye Müzakerelerelerinin Başlaması Bin  Ladin'in Hoşuna Gitmeyecek": "Portekiz Dışişleri Bakanı  Diogo Freitas do Amaral, Lüksemburg'da yaptığı açıklamada,  Türkiye'nin AB ile müzakerelere başlamasının İslam dinine  olumlu yansımalarından duyduğu memnuniyeti dile getirdi,  ancak bunun Bin Ladin'in hoşuna gitmeyeceğini belirtti.  Türkiye'nin dünyadaki jeostratejik önemini vurgulayan  Freitas do Amaral basına yaptığı açıklamada, 'Türkiye ile  müzakerelere başlanmasının İslam dünyasına olumlu  yansımaları olacaktır. Bu ABD'nin hoşuna gidecek, ancak  Bin Ladin'in hoşuna gitmeyecektir.' dedi." (03/10)

 

            İNGİLTERE BASINI:

 

            Reuter: "Türkiye Dışişleri Bakanı Gül: AB ile Katılım  Müzakerelerinin Başlamasıyla Türkiye Yeni Bir Döneme  Giriyor": "Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Avrupa Birliği  ile katılım müzakerelerine dair yol haritası metninin  Türkiye tarafından kabulünün ardından bugün yeni bir  dönemin başladığını vurguladı. Gül, Lüksemburg'daki  hükümetlerarası konferansa katılmak üzere yol çıkmadan  önce Ankara'da havaalanında yaptığı açıklamada, 'Bugün  tarihi bir noktaya varmış durumdayız, bu da katılım  müzakerelerinin başlangıcıdır. Türkiye yeni bir döneme  giriyor. Metinde tam üyelik perspektifi çok açık bir  şekilde ortaya konulmaktadır. Alternatif bir seçeneğe yer  verilmemektedir. Türkiye'nin AB üyeliğine muhalif olanlar  bu büyük Müslüman ülkeye tam üyeliğin gerisinde Ankara'nın  kuvvetle karşı çıktığı imtiyazlı ortaklığı teklif etmek  istemişlerdir.' dedi." (03/10)           

 

            İSPANYA BASINI:

 

            El Periodico: "Türkiye'nin Temsil Ettiği Şey": "Avrupa  Birliği, üye devlet olarak Türkiye'nin katılım müzakereleri  sürecini resmi olarak başlatarak, tarihi ve zor bir adım  attı. Avusturya'nın çekinceleri yüzünden anlaşma, son anda  geldi. Ancak yöneticilerinin İslam fobisi tonunda popülist  söylevler verdiği Fransa ve Almanya gibi diğer Avrupa  ülkeleri de çekinceler taşıyordu. Şüphesiz AB, sahip olduğu  insan hakları ve demokratik kültüre olan saygısını garanti  ederek, ayrıca da demografik etkisini ve kendisine ayıracağı  bütçeyi kabul edip edemeyeceğini dikkate alarak, bu adaya  üst düzey bir talep saptamalı. Ilımlı İslami bir parti  tarafından yönetilen bir Hükümet ile hukuk devletini  birleşmek için Ankara tarafından gösterilen çabaya değer  vermemek bir hata olur. Orta vadede olsa bile, Türkiye ile  bütünleşmek, İslamı, laikliği, demokrasiyi ve ilerlemeyi  uygun hale getirmeye çalışanların hepsine olumlu bir mesaj  vermektir." (04/10)

 

            JAPONYA BASINI:

 

            Asahi Shimbun: "Türkiye'nin AB'yle Üyelik Görüşmelerine  Başlanmasında Anlaşmaya Varıldı... Avusturya'dan Uzlaşı":  "Türkiye'nin AB'yle üyelik görüşmeleri konusunda  tartışmaların yapıldığı AB Dışişleri Bakanları toplantısında  3 Ekim'de, görüşmelere başlanması konusunda temel anlaşmaya  varıldı. Türkiye'nin de olurunun alınmasından sonra  Dışişleri Bakanı Gül'ün davet edilip görüşmelere başlanması  planlanıyor. Avusturya'nın yeni şart öne sürmesi üzerine  toplantı iki gündür sürüyordu ve sonuç olarak Avusturya  iddiasını geri çekti. Ancak AB içinde, bir İslam ülkesi  olan Türkiye'nin üyeliğine karşı büyük bir kamuoyu  bulunuyor ve üyeliğin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği tamamen  belirsizdir. Görüşmelerin 10 yıl kadar süreceği  belirtiliyor." (Yoshiki Kishi, 04/10)

            Yomiuri Shimbun: "AB, Türkiye'yle Üyelik Görüşmelerine  Başlıyor... Avusturya Uzlaşıya Vardı": "Lüksemburg'da  toplanan AB Dışişleri Bakanları 3 Ekim'de Türkiye'yle  görüşmelere başlama konusunda karara vardı. Aynı günün  akşamı Lüksemburg'a gelen Türkiye Dışişleri Bakanı Gül ile  birlikte açılış töreni yapılacak. AB, topraklarının çoğu  Asya'da bulunan dev İslam ülkesi Türkiye'nin kabulüne  yönelik tarihi bir adım attı. Ancak en az 10 yıl süreceği  belirtilen görüşmelerin inişli çıkışlı olacağı yorumları  yapılmaktadır. Tam üyeliğin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği,  iki tarafın güçlü siyasi iradesine bağlıdır. (...) AB  Dönem Başkanı İngiltere, taleplerin bir bölümünü içeren  görüşme taslağının gözden geçirilmiş şeklini hazırladı.  'Metindeki değişiklikleri kabul edemeyiz.' diyen Türkiye  de bunu kabul etti. Bu sonuca göre, AB, Türkiye ile  üyelik görüşmelerine başlayacaktır. Ancak üyelik, 'insan  göçü', 'adalet! gibi 35 alanda yaklaşık 80 bin sayfayı  bulan AB müktesebatını temel alarak Türkiye'nin kendi  yasalarında gerekli düzenlemeleri yapması neticesinde gerçekleşebilecektir. AB ayrıca Türkiye'den iş gücü  akımını önleme, tarımsal sübvansiyonların  sınırlandırılması konularında, -ayrımcılık olarak da  nitelendirilebilecek- geçiş önlemlerini uygulayacağını  belirtmekte, görüşmelerin de sert geçeceği  öngörülmektedir. Ayrıca İngiltere Başbakanı Blair'in  yanında, üyeliğe destek verenlerin başında gelen  Almanya Başbakanı Schröder ile Fransa Cumhurbaşkanı  Chirac'ın siyasi güçlerinin azalmasıyla birlikte,  Almanya ve Fransa'da yakın bir zamanda iktidara gelecek  siyasi liderlerin Türkiye'nin üyeliğine karşı olmasının,  Avusturya'nın karşıtlığını da körüklediği söylenebilir.  Dolayısıyla AB içindeki dinamiklerin değişebileceği de  olasıdır. AB Anayasası'nın Fransa ve Hollanda'daki  referandumlarda reddedilmesi de dahil 'AB'nin siyasi  krizi'nin hayli derinleştiğini de göstermektedir."  (Tetsuya Tsuruhara, 04/10)

           

            YUNANİSTAN BASINI:

 

            Yunanistan Radyo-TV Kurumu: "Tarihi Anlaşma": "AB üye  ülke Dışişleri Bakanları, 24 saatlik yoğun müzakerelerin  ardından, Türkiye'nin AB üyelik Müzakere Çerçeve Belgesi  üzerinde anlaşmaya vardılar. Gerek Avusturya'nın üyelik  sürecinin sonuçlanmasıyla ilgili itirazları gerek ise  Türkiye'nin Kıbrıs'ın uluslar arası kuruluşlara  katılımını engellememesi çağrısının dolaylı yoldan ziyade  açık bir şekilde yapıldığı 5. paragraf, Müzakere Çerçeve  Belgesinde sorun yaratan konulardı. AB Dönem Başkanı  Britanya'nın açıklayıcı beyanı ve ABD Dışişleri Bakanı  Condoleezza Rice'ın müdahalesinden sonra, 5. maddeyle  ilgili altın çözüm bulundu ve son engeller aşıldı.  Anlaşmanın Britanya Başkanlığı tarafından doğrulanmasından  hemen sonra, Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, iki  taraf arasında müzakerelerin resmen başlatılması için  Lüksemburg'a gitti. Ancak tarihi karar öncesinde, Britanya  Başkanlığı'ndan 'anlaşma sağlandı' yönünde sızan haberlerin,  Ankara tarafından yalanlanması, diplomatik kabus yaşattı.  Ankara'ya, dolaylı yoldan ziyade açık bir şekilde Kıbrıs'ın,  veto hakkına sahip olduğu NATO gibi uluslararası kuruluşlara  katılımını engellemesine son verme zorunluluğu getiren  Çerçeve Belgesi'nin 5. paragrafıyla ilgili sorun son ana  kadar devam etti. Sözkonusu paragrafla ilgili Ankara,  ABD'nin müdahalesini istedi. Konunun AB'nin iç meselesi  olduğu ve üye ülke olmadığından müdahil olamayacağı  yönündeki ABD Hükümeti'nin resmi açıklamalarına rağmen,  ABD Dışişleri Bakanı Condollezza Rice, Avrupalı  mevkidaşları, Türk Hükümeti, hatta Kıbrıs Cumhurbaşkanı  Tasos Papadopulos ile yaptığı telefon görüşmelerinde  'etkisini kullandı'. Nihayetinde anlaşma, Britanya'nın  5. paragrafla ilgili olarak, 'Bir ülkenin, AB üyesi  olsun veya olmasın uluslararası kuruluşlardaki politikası  etkilenmez' açıklamasından sonra sağlandı. (...)"  (Dimitris Aleksopulos, 04/10)  

 

  

 
ESKİ SAYILAR
 
 

T.C. Başbakanlık Basın -Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir