19.10.2005

   

Anasayfa

e-posta


 

            

            ANKARA, 19/10(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 18 Ekim 2005 tarihli haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda sunulmaktadır:

            ABD BASINI:

            The Washington Times: "Türk Yazar AB'ye Karşı Zafer Kurgulu Hikayesiyle Büyük Başarı Kazandı": "ABD işgali öyküsüyle büyük yankı uyandıran Türk yazar, Türkiye'nin Avrupa'ya karşı kazandığı zafer hikayesiyle yine büyük başarı elde etti. Yazarın 150 bini aşkın satış yapan 'Üçüncü Dünya Savaşı' adlı kitabı, Avrupa Birliği'nin Türkiye'nin adaylığını ele alırken kullandığı geciktirme taktiklerinin giderek daha fazla endişeye yol açtığı Türkiye'de büyük yankı uyandırdı. 30 yaşındaki yazar Burak Turna, özellikle de katılımın garanti olmadığı uzun ve zorlu AB müzakereleri tahminleri nedeniyle öfke duyan gençler arasında kahraman haline geldi. Hikayenin konusu, içerlemiş Türk okuyucular için eğlence kaynağı oldu: Türkiye, uzun müzakerelerden sonra Avrupa Birliği'ne kabul edilmemesinin ardından Rusya ile ittifak kurar, Türk komandoları Berlin'de fırtına gibi esmektedir, AB bir güç olarak yok edilir ve Türk ve Rus generallerin merhametine kalır. Bundan sonra fatihler ganimetleri paylaşır ve 'yeni bir dünya düzeni' içerisinde Müslüman Türklerle Ortodoks Ruslar arasında bir birlik kurulduğu ilan edilir. Turna, sayısız televizyon şovunda ve gazetelerde yer alan mülakatlarında, Türkiye'nin AB'ye üye olma çabalarına son vermesi ve bunun yerine Orta Doğu'daki Müslüman ülkelerle daha çok yakınlaşması gerektiğini söyledi." (Andrew Borowiec, 18/10)

            AVUSTURYA BASINI:

            Der Standard: "İşkence Şikayetlerinde Azalma": "Türkiye, Avrupa Birliği üyeliği konusunda somut umutlar beslediğinden beri demokratikleşme, hukuk devleti ve insan hakları alanlarında sayısız reformlar yaptı. AB tarafından yerine getirilmesi istenilen 'Kopenhag Kriterleri'ne ulaşılması, daha şimdiden yeterli oranda hayata geçirilmesi, Türkiye'ye kapıları açmalıdır. Ankara'da AB'nin bir 'Twinning Project'ini (uyumlaştırma proje) yöneten Avusturyalı Karl Grundböck, 'Birliğe dahil olma arzusu, her türlü değişim için motor işlevi görmektedir.' diyor. Viyana'nın Ludwig-Boltzmann İnsan Hakları Enstitüsü'nün koordine ettiği proje, Türk polisinin sorgulama yöntemlerini özel çalışmalarla modernleştirmeyi, işkence ve insan onuruna yakışmayan kötü muameleleri ise engellemeyi ve emniyetin uygulamalarını şeffaflaştırmayı amaçlıyor. Grundböck, Türk Devleti'nin, AB'nin beklentilerini yerine getirme konusunda hazır oluşunu, yeterli ve anlamlı bir adım olarak görüyor. Bu konuda Grundböck, 'Türkiye'nin devlet aygıtı oldukça hiyerarşik ve askeri olarak düzenlendi. Bu ülkedeki sivil toplumun güçlenmesi hedefi, bu kuvvet pozisyonlarını sorgular hale getirir. Türkiye, Birliğe dahil olmak istiyor ve bunun için çok şey yapıyor' diye konuşuyor.(...)" ("mhe" rumuzlu, 17/10)
            Der Standard: "Şu Sıralar Başka Sorunlarımız Var": "AB dışişleri bakanları ve hükümet liderleri dürüst olmalıdır: Bizim, Türkiye ile en erken 10 yılda gerçekleşecek olası AB katılımını müzakere etmekten ziyade, şu sıralar başka sorunlarımız var. Evet, hepimiz, Türkiye'nin hemen ertesi gün değil de, en erken 10 yılda üye olabileceği ve o zaman nelerin yaşanabileceğini 'zaten kim bilir' şeklindeki itirazlarını hepimiz biliyoruz... Bu sinsi bir gerekçedir, çünkü uyutabilir. Gerçekte ise, çoğu Avrupalının bu yolu istemeyip yerine idarecilerin kendi sorunlarını dikkate aldığını görmek istemeleridir. Bu açıkça ifade edilmediği takdirde Avrupa entegrasyon projesinden pek haz alınmayacaktır. Gerçi Avusturya Hükümeti, Türkiye konusunda tutum değiştirebileceğinin sinyallerini vermeye başladı, ama asıl meseleyi Türkiye ile planlanan müzakereler oluşturmuyor. Schüssel ve Plassnik, Avrupa'yı tartışacaklarını duyurdular. (...) Bizim şu sıralar başka sorunlarımız var. Bunu da sadece itiraf etmekle kalmayıp tekrar güven ve inandırıcılığı kazanmak ve haklı gösterebilmek için başka bir politikanın temeline oturtmalıyız." (Caspar Einem, 17/10)

İTALYA BASINI:

            La Repubblica: "Avrupa'nın Türkiye'ye İhtiyacı Var": "Türkiye'nin AB'ye katılımını desteklediği için Almanya Dışişleri Bakanı Fischer tarafından kendisine 'Mustafa' adı takılan Olli Rehn, Türkiye'nin AB'ye katılımının gerek Avrupa ekonomisi gerekse İslam dünyasıyla ilişkiler bakımından çok değerli olduğunu vurguluyor.

            SORU: Fischer'in bu ironik tavrını hak ettiğinize emin misiniz?

            REHN: Evet, evet... Zira Ankara'nın AB ile katılım müzakerelerine başlamasının baş aktörü olmamakla birlikte, Türkiye gibi tüm kriterleri yerine getirmiş olan ülkelerin AB'ye katılmasının önde gelen destekçilerindenim. Bu esasen benim görevim ve bunun tam tersi şeklinde davranmam da şaşırtıcı olabilirdi. Türkler gerçekleştirdikleri reformlarla üstlenmiş oldukları yükümlülükleri harfiyen yerine getirdiler, biz de müzakereleri başlatarak kendi payımıza düşeni yaptık. (...)

            SORU: Endişeler oldukça derin. Bu endişeleri gerçekten uzak olarak mı nitelendiriyorsunuz?

            REHN: Hiç de öyle nitelendirmiyorum. Gayet meşrudur. Ve bu yüzden oldukça aşırı tedbirler öngördük ve müzakereler esnasında kullanılmak üzere el freni niteliğinde önlemler aldık. Geçiş dönemi uzun sürecek ve her halükarda 2020 yılından evvel Türklerin Avrupa'da serbest dolaşımı mümkün olamayacaktır. O zamana kadar da zaten bizim arzuladığımız yönde epeyce yol almış bir Türkiye söz konusu olacaktır." (Riccardo Stagliano imzasıyla Avrupa Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn ile yapılan mülakat, 18/10)

            KIBRIS RUM BASINI:

            Fileleftheros: "Papulyas Ziyaretlerine Devam Ediyor": "Kıbrıs'a resmi ziyaret gerçekleştirmekte olan Yunanistan Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas, temas ve ziyaretlerine devam ediyor. (...) Papulyas, Meclis'teki konuşmasında, Türkiye'nin Kıbrıs sorunu konusunda artık tarihi ikilimler ile karşı karşıya bulunduğunu ve Türkiye'nin ya politikasının temel unsurlarını revize edeceğini ya da AB sürecini tehlikeye atacağını söyledi. Papulyas konuşmasında, Kıbrıs Helenizmi için haklı çıkma perspektifinin şimdi ortaya çıktığını, Türkiye'nin uzlaşmazlığı yüzünden adanın birleşme vaktinin henüz gelmemiş olabileceğini ancak Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ilk kez Türkiye'nin AB sürecini kontrol mekanizmasında oy hakkı ile yer alacağını ifade ederken, AB'de işgal ordularının bulunmadığını ve Türkiye'nin er ya da geç bu gerçeğe uyum sağlayacağını iddia etti. (...) Papulyas, Türkiye'nin AB sürecinin 25 üye ülke tarafından değerlendirilmeye tabi tutulacağını belirtirken, Türkiye'nin AB sürecinin Türk-Yunan ilişkilerinin gidişatında da yeni bir çerçeve oluşturmakta olduğunu ifade etti." (18/10)


 

ESKİ SAYILAR