ANKARA,
20/10(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen
19 Ekim 2005 tarihli haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda
sunulmaktadır:
ABD BASINI:
The Washington Times:
"Transatlantik Dersi": "Almanya'daki seçimler nihayet mercek altına
alınırken, Atlantik'in bu tarafındaki milletvekilleri, Angela Merkel'in
iktidara gelişinin daha sıcak ABD-Almanya ilişkileri anlamına
geleceğini varsayabilirler. Ancak bu yine de, vaktinden önce beklentiye
girmek olacaktır ve böyle bir beklenti, genelde Avrupa'da ve özellikle
de Almanya'da derinlerde yatan Amerikan karşıtlığının daha da
büyümesinden başka bir fayda sağlamayabilir ve transatlantik
ilişkilerinde kayıtsızlığa yol açabilir. Görevi bitmek üzere olan
Şansölye Gerhard Schröeder, partisinin Kuzey Ren Vestfalya eyaletinin
bölgesel seçimlerinde yenilgiye uğraması üzerine, erken seçimlere
gidilmesini talep etti. Bunun akabinde yürütülen kampanya ise,
liderlik için çekişen iki ismin farklı ekonomik reform gündemleri
olarak adlandırıldı. Dış politikada ise, Türkiye'nin AB üyeliği
konusundaki farklı yaklaşımlar dışında bariz bir fark yoktu. Angela
Merkel, Türkiye'nin AB'ye üyeliğini memnuniyetle karşılıyormuş gibi bir
tavır takınmadı ve başından beri Türkiye için tam üyelik yerine
"imtiyazlı ortaklık"tan yana olduğunu belirtti. Bu tutum, Amerika'nın
Türkiye için AB'nin tam üyesi olarak Müslüman ve Hristiyan
medeniyetleri arasında bir köprü oluşturduğunu görme isteğiyle tezat
oluşturuyor. Türkiye ile ilgili sorun, yalnızca ABD'de değil, ABD'nin
baş müttefiki İngiltere'de sorun yaratacak. Merkel'in güçlü
Fransa-Almanya bağlarını muhafaza etme eğilimi ve Almanya'nın İngiliz
karşıtı bir sosyal Avrupa modeline bağlılığı göz önüne alınırsa bu
çekişme, İngiliz-Alman ilişkilerine de kolayca sıçrama riski taşıyor."
(Raffaello Pantucci, 19/10)
ALMANYA BASINI:
Süddeutsche Zeitung:
"Vatandaşlığa Geçiş Olanakları Artırılmalı":
"(...)
SORU: AB'nin Türkiye ile
katılım müzakerelerinin buradaki Türk göçmenlerin entegrasyonunu
olumlu etkileyeceğine inanıyorsunuz, neden?
ŞEN: Federal Almanya'daki
Türklerin yüzde 91'i AB üyeliğinden yana görüş bildirdi. Bu insanların
birçoğu 40 yıldan uzun bir süredir burada yaşıyor. Onlarla birlikte
buraya gelen neredeyse tüm yabancı gruplar bu arada AB vatandaşı
oldular. Üyeliğin gerçekleşmesiyle Türk kökenli göçmenler de
kendilerini artık ikinci sınıf göçmen olarak hissetmeyecekler. Ayrıca,
bu insanlar AB'nin açılımıyla İslam kökenleri nedeniyle daha az ihmal
edileceklerini ümit ediyorlar.
SORU: İnsanların çoğu,
Türkiye'nin AB'ye katılımı halinde bir göç dalgası yaşanacağından
endişe ediyorlar. Ankara'nın serbest dolaşıma kalıcı sınırlama
getirilmesini kabul edeceğine inanıyor musunuz?
ŞEN: Portekiz ya da
Yunanistan gibi tüm yeni AB üyelerinde gördük: Üyelikten sonra
Almanya'ya yeni gelenlerden çok daha fazla göçmen vatanlarına geri
döndüler. Buna rağmen Türkiye bu konuda anlayışlı davranmalı, yaklaşık
10-15 yıl gibi uzun bir vadeye yayılmış serbest dolaşım kısıtlamasını
kabul etmelidir." (Roland Preuss imzasıyla Türkiye Araştırmalar Merkezi
Direktörü Faruk Şen ile yapılan mülakat, 19/10)
FRANSA BASINI:
AFP: "Viyana, İş Gücü
Pazarını Korumak İçin İstisna Talep Ediyor": "Avusturya Başbakanı
Wolfgang Schüssel, Türkiye'nin AB'ye katılımı çerçevesinde, iş gücü
pazarını korumak için istisna talebinde bulunacağını belirtti.
Muhafazakar eğilimli Die Welt gazetesine verdiği mülakatta Schüssel,
'Bize istisna gösterilmesi talebinde bulunacağız. Bunu daha önce de
ifade ettim. Avusturya iş gücü pazarını milyonlarca Türke açamayız'
dedi. Avusturya'daki muhafazakar ve aşırı sağcılardan oluşan koalisyon
hükümeti, Türkiye-AB müzakerelerinin sınırlarını belirleyecek olan
çerçeve metnine, üyeliğe alternatif olabilecek bir maddenin eklenmesi
konusunda ısrarlı davranmış ve son ana kadar metnin onaylanmasını
engellemişti." (19/10)
RUSYA BASINI:
Nezavisimaya Gazeta:
"Türkiye'nin İskambil Falı... Rusya'nın En Etkin Avrupalaşma Şekli,
Komşularımız Ukrayna ve Beyaz Rusya'nın AB'ye Katılmasını Sağlamakla
Olacaktır": "Bu yılın ekim ayında meydana gelen önemli olaylar
arasında, özellikle Türkiye'nin AB'ye üyelik müzakerelerine
başlamasının siyasi anlam bakımından özel bir yeri var. Rusya'nın
çıkarlarının, Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerden oldukça uzak
olduğu düşünülebilir. Fakat bu bakış açısı, olayı çok sathi olarak
değerlendirmek olur. Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin başlatılması,
AB açısından gerçekten emsalsiz bir olaydır. Birincisi, bu ülkenin
topraklarının büyük bölümü Asya'da bulunmaktadır. İkincisi, nüfusunun
çoğunluğu Müslüman'dır ve halkının gelenek ve davranışları
Avrupalılardan farklıdır. Üçüncüsü, bugünkü nüfusu Almanya'nın
nüfusunun biraz altında olmasına rağmen AB'ye katıldığı tarihte
(muhtemelen 2015 yılında) nüfusunun Almanya'yı geçmesi beklenmektedir.
Peki bütün bunların Rusya ile ne ilgisi var, diye düşünülebilir. Fakat
doğrudan ilgisi var. Zira Avrupa ile sıkı ilişkiler kurmaktan çekinen
politikacılarımız buna neden olarak; Avrupalıların Rusya'ya yönelik
olumsuz tavrına, Rusya'nın bir Avrupa ülkesi olmadığına, toprak ve
nüfusunun büyük olduğuna ve Avrupa ülkelerinden farklı bir gelişme
istikameti bulunduğuna işaret ediyorlar. Oysa Türkiye örneğinde şunları
görüyoruz: Hala Avrupalıların ezici çoğunluğu Türkiye ile
bütünleşmenin gerçekleşeceğinden ciddi derecede şüphe duymasına
rağmen, şimdiden hem gümrük birliği kuruldu, hem de AB'ye üyelik
müzakereleri başlatıldı. Üstelik Türkiye'nin topraklarının çoğunluğunun
Asya'da bulunması, halkının geleneklerinin ve dini yapısının farklı
olması Türklerin AB'ye katılması yolunda bir engel teşkil etmedi.
Bundan şu sonucu çıkarmak mümkün: Rusya, emsalsiz bir kültüre sahip
olduğu için değil, siyasi sınıfının son derece tutucu davranması
yüzünden Avrupa yolundan yürümüyor. Türkiye'nin AB'ye üyelik
müzakereleri bizim için ne gibi imkanlar sağlar? Bu, Rusya için
jeopolitik tercih yelpazesini genişletir, yani Türkiye'nin bile AB'ye
katılma şansı varsa, bizim de şansımız var demektir. Öte yandan, bir de
olumsuz etkisi olabilir; Türkiye'nin AB'ye üyelik müzakerelerinin
başlatılması nedeniyle Avrupalılar, uzun yıllar başka ülkelerin üyelik
dilekçelerini dikkate almayabilir. Ayrıca, müzakerelerin mutlaka yol
açacağı görüş ayrılıkları, AB içindeki çelişkileri artıracaktır. Bu
durumda, AB'nin Rusya dahil diğer ülkelerle ilişkilerindeki tavrı da
daha çok belirsizleşecektir. Şu hususu da göz önüne almak gerekir:
Türkiye'nin AB'ye üyeliğinin başlıca taraftarları İngiltere ve
Amerika'dır. Bu demektir ki, Türkiye, jeopolitik konularda saldırgan
olmayan Avrupa'dan ziyade, imparatorluk hevesli Amerika'nın Rusya'ya
karşı bir ileri karakolu olacaktır. (...) Rusya'nın en etkin
Avrupalaşma şekli, komşularımız Ukrayna ve Beyaz Rusya'nın AB'ye
katılmasını sağlamakla olabilir. (...) Türkiye'nin falına bakmak için
iskambil kağıtları 3 Ekim'de masaya konulmaya başlandı, ancak falın
sonucunu öğrenmek çok uzun sürecek." (Vladislav İnozemtsev, 18/10)
YUNANİSTAN BASINI:
Antenna TV: "Olli Rehn'in
Türkiye-AB Konusunda Açıklaması": "AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri
Olli Rehn, 'Avrupa Birliği Türkiye'ye muhtaç. Türkiye Doğu'ya olan
köprümüzdür' dedi. İtalyan 'La Repubblica' gazetesi, Olli Rehn'in
Türkiye'nin AB üyeliğini candan desteklediği için, Almanya Dışişleri
Bakanı Joschka Fischer'in kendisini 'Mustafa' olarak adlandırdığını
yazıyor. Bununla ilgili olarak Olli Rehn, 'Hayır, Ankara'nın Avrupa
Birliği üyeliğini destek konusunda birinci değilim. Sadece diğer
ülkelerle de olduğu gibi, bu ülkeyle müzakereleri cesaretle
destekliyorum. Ayrıca benim görevim bu ve aksi yönde hareket etmiş
olsaydım şaşkınlık yaratırdı. Türkler ülkelerindeki reformlara ilişkin
vaatlerini yerine getirdiler, biz de sırasıyla müzakereler için yeşil
ışık yakarak, kendi vaatlerimize sadık kaldık' dedi. Rehn, 'İslam
ülkelerindeki kamuoyu ve kitle iletişim araçlarının Türkiye'nin
müzakerelere başlama haberini ne kadar coşkuyla karşıladıklarına
bakınız. Çünkü bununla yeni Avrupa'nın bir Hristiyan kulübü olmadığı
ispatlanmıştır. Türkiye şimdi, çatışmaların sık sık yaşandığı bu kritik
kavşakta, kültürler arası köprü oluşturuyor. Ve kapıyı yüzlerine
kapatma kararını alsaydık neler olabileceğini hayal ediniz' dedi."
(19/10)
-
-
ESKİ SAYILAR