25.10.2005

   

Anasayfa

e-posta


 

           ANKARA, 25/10(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 24 Ekim 2005 tarihli haber  ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda sunulmaktadır:

 

            ALMANYA BASINI:            

            Frankfurter Allgemeine Sonntagszeitung: "Anlaşmalara Uyulmalıdır": 

            "SORU: Partinizde, özellikle de partinin gençlik örgütünde, seçim mücadelesine -fakat şu ana kadar SPD ile yürütülen görüşmelere de- yönelik açık eleştiri var. Gençlik örgütünün başkanı Missfelder sizi, CDU ve CSU'nun Türkiye'nin AB üyeliğine ilişkin pozisyonundan vazgeçmekle suçluyor. Hatalar yapıldı mı ve bunlar hakkında tartışma yürütülmeli mi?

            SCHAEUBLE: CDU ve CSU'nun, Türkiye'nin AB üyeliğine ilişkin pozisyonu, Federal Meclis seçimlerinden sonra da, önceden olduğu gibidir: Yeni Federal Hükümet, müzakerelerin başlatılmasına ilişkin AB Konseyi kararına bağlı olacaktır, yani anlaşmalara uyulmalıdır. Ayrıca, müzakerelerin ucu açıktır ve öyle de kalacaktır. Bu şu anlama geliyor: Sonuna gelindiğinde de AB'nin Türkiye ile bir ayrıcalıklı ortaklığı -ki Hıristiyan Birlik Partileri yönetimindeki bir Federal Hükümet bunun için çaba gösterecektir- her iki tarafça en iyi çözüm olarak kararlaştırılabilir. Missfelder'in eleştirisine gelince, birçok genç insanın büyük bir angajman ve yüksek motivasyonla seçim  kampanyası yürüttüğü gençlik örgütünde de seçim sonucundan duyulan hayal kırıklığının daha fazla olmasını anlayışla karşılamak gerekir. Fakat diğer taraftan, birbirimize düşüp  suçlamalarda bulunmamızın bize hiçbir yararı olmaz." (Eckart Lohse, Markus Wehner imzalarıyla Alman Hükümeti'nde İçişleri Bakanı olması beklenen CDU'lu dış politikacı Wolfgang Schaeuble ile yapılan mülakat, 23/10)

            Frankfurter Allgemeine Zeitung: "İspanya, Avrupa Birliği'nin Fas'a Türkiye'ye Olduğu Gibi Muamele Etmesini İstiyor": "İspanya Dışişleri Bakanı Miguel Angel Moratinos, Fas ile AB arasında' "ilerlemiş düzeyde bir ilişkiye' gidilmesinden yana görüş bildirerek, bu ilişkinin boyutunun AB'nin Türkiye ile bugünkü ilişkilerine 'çok yakın, hatta neredeyse aynı' boyutta olması gerektiğini kaydetti. Moratinos, Madrid'de gerçekleştirilen 'Fas ve Avrupa' konulu konferansta konuyla ilgili olarak, komşu ülke Fas ile bu doğrultuda bir anlaşmanın Türkiye ile mevcut olan anlaşmadan 'daha kolay' olabileceğini, zira Fas'ın şimdiye kadar tam üyeliği amaçlamadığını söyleyerek, özellikle İspanya, Fransa ve İtalya'nın birlikte daha yoğun bir ortaklık için çaba harcamaları gerektiğini kaydetti." (Leo Wieland, 24/10)

            Frankfurter Allgemeine Sonntagszeitung: "Ortak mı, Tam Üye mi?": "Şansölye Schröder kısa süre önce İstanbul'a yaptığı veda ziyaretinde, Türkiye ile AB arasında 'ayrıcalıklı ortaklık' konusunu, 'tarihi bakımdan halledilmiş' bir mesele ilan etti. Fakat Alman halkının göz ardı edilmeyecek ve giderek de artan bir bölümü buna tamamen farklı bakıyor. Angela Merkel'in, Türkiye tam üyelik yerine ayrıcalıklı ortaklık teklif edilmesine ilişkin önerisini bu arada halkın yüzde 48'i, yani her iki kişiden biri iyi buluyor. Geçtiğimiz yılın nisan ayında  bu oran yüzde 42 idi. Halkın sadece yüzde 27'si kesinlikle buna  karşı. Bununla birlikte, 'ayrıcalıklı ortaklığı' sadece Hıristiyan Birlik Partisi taraftarları desteklemiyor. FDP ve Yeşillerin çoğunluğu da bu modelden yana. Buna en fazla karşı çıkanlar ise SPD ve Sol Parti taraftarları.(...)" (Allensbach Kamuoyu Araştırma Enstitüsü'nden Edgar Piel, 23/10)

 

            İSVİÇRE BASINI:  

            Neue Zürcher Zeitung: "Avusturya AB Konusunda Endişeli": "Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik'e göre Avusturya, Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlanmasını geçici olarak bloke  ederek önemli bir noktada bu aydınlanmaya destek oldu. Şimdi  Türkiye ile müzakerelerin 'ucunun açık' olduğu çerçeve belgesinde yer aldı. Bunun dayanak noktası, Kopenhag Kriterleri'nin Türkiye tarafından yerine getirilmesi ve AB'nin yeni üye kabul edebilme kapasitesi. Şimdiye kadar söz konusu kapasite sadece 'önemli bir düşünce' idi. Dışişleri Bakanı,  şimdi bir alternatifin yer aldığını söyledi. Eğer Türkiye üyelik müzakere koşullarını yerine getirmezse veya müzakereler sonunda AB'nin kapasitesi yetersiz olursa, o zaman 'en güçlü şekilde bağlanmak' için bir şekil aranacak. Plassnik, Türkiye'nin tüm şartları yerine getirse bile, duruma göre üyeliğe kabul edilmeyeceğini telkin ediyor. AB'nin aslen yeni üyeleri sadece, kapasite hazır olduğunda alabileceği gerçeği, Türkiye'nin üyeliğini önleyen yeni bir engel etkisi yapıyor. Bu, Avusturya girişiminden çıkarılması gereken mesaj. Üyeliğe hazır bir Türkiye'nin, yeni üye alma kapasitesi yetersiz olduğu için geri çevrilmesi AB'nin inandırıcılığının  kaybolmasına neden olur. Meclis Başkanı Khol bu stratejiden  çıkacak sorunları biliyor. Pragmatik olarak Türkiye'nin üyeliğinin prosedürler sebebiyle pek mümkün olmadığını, engellerin çok yüksek olduğunu söylüyor. Ama daha sonra Türkiye'nin 'prensip olarak' Avrupa'ya hazır olabileceğini açıklıyor. Açıklama olarak AB'nin İslam karşıtı olmadığını söylüyor. Bu, AB'nin ilk etapta kendini siyasi olarak tanımlaması gerektiği açıklaması ile aynı anlamda, çünkü Avrupa'ya ait olmada coğrafi veya başka kriterler yetersiz ve AB'nin temel değerlerine aykırılık tehlikesini ortaya çıkarıyor. Avusturya Cumhurbaşkanı Fischer, Türkiye'nin üyeliği için en önemli noktanın, müzakereler değil onaylama süreci olduğunu söyledi. Fransa'da bu konuda bir referandum  sözü verildiğine işaret ediyor. (...)" ("H.K." rumuzlu, 21/10)

 

            KIBRIS RUM BASINI:  

            Fileleftheros: "Valinakis: Türkiye Uslu Çocuk Olmak Durumundadır": "Yunanistan Dışişleri Müsteşarı Yannis Valinakis, Türkiye'nin AB üyeliği ve Kıbrıs konusundaki görüşlerini ortaya koyarken, Türkiye'ye ilişkin müzakere çerçevesine Türkiye'yi bağlayıcı yazılı parametreler koydurmayı başardıklarını söyledi. Valinakis, sıkı takvimler içerisinde  Türkiye'nin adaptasyonunu denetleyerek, Elen halkı, Kıbrıs halkı, Türk halkı ve ayrıca tüm bölgede istikrar ve barış yararına daha iyi bir geleceğe doğru yavaş yavaş gidileceğini; 3 Ekim'den sonra oluşan atmosferin, Kıbrıs sorununa BM çerçevesinde adil, kalıcı ve işlevsel bir çözüm bulunması için kesin olarak daha elverişli olduğunu savundu. Valinakis, 'Tekrar ediyorum; Türkiye'nin Kıbrıs sorunu ve ek protokolle ilgili tutumu üyelik perspektifini doğrudan etkileyecek. Dolayısıyla 'iyi çocuk' olmak durumundadır.' diye konuştu. Valinakis, 'Bir zamanlar Kıbrıs sorununun çözümünün Ankara'dan geçtiğini söylüyorduk. Bugün Türkiye'nin AB üyeliğinin Lefkoşa'dan geçtiğini söyleyebiliriz. Bundan da gurur duyuyorum.' şeklinde görüş belirtti. (...) Valinakis, Yunanistan'ın Ankara'nın AB perspektifinde sert ama aynı zamanda adil bir denetçi olacağını da vurguladı." (23/10)

 

            YUNANİSTAN BASINI:  

            Elefteros Tipos: "Türk Tahrikleri": "Üyelik müzakerelerinin başlaması için AB'nin Ankara'ya 'yeşil ışık' yakmış olmasına rağmen, Türk tahrikleri tüm düzeylerde devam ediyor. Hatta, son haftada kabul edilmesi imkansız davranışları nedeniyle, Ankara'nın tahriklerini yoğunlaştırdığı söylenebilir. AB Parlamentosu pasaportunun (laisser-passer) Türkiye'de resmi seyahat belgesi olarak geçerli olmadığı şeklinde gülünç bir iddia öne sürülerek, YDP AB Parlamenterlerinin başında bulunan İoannis Varvitsiotis'in Türkiye'ye girişinin engellenmesi, sadece Türkiye'nin Avrupa profilini yaratmak yönündeki çabalarına 'dinamit koymuyor', Avrupa ailesinin üyesi -uzak gelecekte de olsa- olmak istemesi nedeniyle en azından saygı göstermesi gereken AB kurumlarına da yüzünü çevirdiğini gösteriyor. (...) Tüm belirtilere göre, bazı AB üyesi devletlerin itirazlarına rağmen, Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerine başlaması Türkiye'nin tahrikçi davranışını azaltacağına daha da cesaretlendirdi. Üyelik müzakerelerinin  başlamasından sonra Ankara'nın ilk Avrupa sınavları başarılı değil ve Avrupa kamuoyuna olumsuz mesajlar gönderiyor.  Belirtilere göre, Türkiye'nin 3 Ekim'de üstlendiği yükümlülükler aşırı davranışlarda bulunmasına neden oluyor, bu da Avrupa'nın komşumuz ülkenin Avrupa yönelimine ilişkin kaygılarını güçlendiriyor. Aslında, Ankara bu hareketleriyle Avrupa yönelimini sabote ediyor." (Yannis Evangelidis, 23/10)

            Makedonya Haber Ajansı: "Türkiye'nin Avrupa Süreci Konusunda Kamuoyu Araştırması": "Yunanlıların yüzde 38'e karşılık yüzde 46'sı, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliğinin Yunanistan'ın yararına olacağına inanıyor. Bunun yanı sıra, yüzde 28'e karşılık yüzde 65'i, Yunan-Türk ilişkilerinin muhtemelen iyileşeceği değerlendirmesinde bulunuyorlar. Türkiye ile AB arasında üyelik müzakerelerinin başlamasından bir hafta sonra VPRC Enstitüsü tarafından tüm Yunanistan'da  yapılan ve Kathimerini gazetesinde yayımlanan araştırmadan çıkan sonuç bu. Aynı araştırmaya göre, Yunanlıların çoğu -yüzde 26'ya karşı yüzde 60'ı- Türkiye'nin üyelik  müzakerelerinin başarıyla sonuçlanacağına inanıyor. Ancak Türkiye'nin Avrupa perspektifine karşı olanların (yüzde 29'a  karşı yüzde 58) oranı da hayli yüksek ve araştırmadan çıkan sonuca göre en çok karşı çıkanlar, her pazar kiliseye gidenler ve kadınlar." (23/10)

 

     

 

 
ESKİ SAYILAR