03.02.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ANKARA, 03/02(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB  arasındaki ilişkilere değinen 2 Şubat 2006 tarihli haber  ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda sunulmaktadır:

 

            ABD BASINI:

           

            Amerika'nın Sesi Radyosu: "İmtiyazlı Ortaklık Seçeneğini Savunan Merkel'in Başbakanlığı, Türkiye'nin Müzakere Sürecine Nasıl Yansıyacak?": "Almanya Başbakanı Angela Merkel, bir süre önce Washington'u ziyaret ederek Başkan Bush'la görüştü. Heritage Vakfı uzmanlarından John Hulsman bu ziyaret nedeniyle, Merkel'in Başbakan olmasının Amerika-Almanya ilişkilerine nasıl yansıyacağını değerlendiren bir rapor yayımladı. Hulsman raporunda, Angela Merkel'in, Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkmasının, Amerikan politikasıyla çeliştiğine dikkat çekti. Hulsman, Amerika'nın Türkiye'nin AB üyeliğini desteklediğini, ancak Angela Merkel liderliğindeki Hıristiyan Demokratların ve müttefikleri Hıristiyan Sosyal Birliğinin buna kesin olarak karşı çıktığını hatırlatıyor. Yine de John Hulsman, Türkiye'ye imtiyazlı ortaklık önerenlerin başında gelen Angela Merkel'in Başbakan olmasının, şimdilik müzakere sürecine etki etmeyeceği görüşünde: 'Merkel'in yandaşlarının görüşü şu yönde; müzakere çerçeve belgesi imzalandı, bunu geri çeviremeyiz. Müzakerelerin en az 10 yıl süreceğini göz önünde bulundurduğumuzda da, zaten bu konu hakkında şu anda karar vermemiz gerekmeyecek.' Yani, Türkiye'nin AB'ye üyeliği konusunda imtiyazlı ortaklık seçeneğini savunanların şimdilik adım atmayacağı görüşünde John Hulsman. Uzman, bu yaklaşımın Alman iç politikası açısından da önemli olduğunu söylüyor. Çünkü Hıristiyan Demokratların koalisyon ortağı olan Sosyal Demokratlar, Türkiye'nin AB üyeliğini destekliyor. Amerikalı uzman John Hulsman, Türkiye'nin AB üyeliği konusunda kaygılı olduğunu söylüyor. Zira, sorun sadece Almanya'da imtiyazlı ortaklık yanlılarının iktidara gelmesi değil. John Hulsman, ileriye dönük olarak Türkiye'nin ve Avrupa'nın bir B planı oluşturmamasının büyük hata olacağı görüşünde. 'Türkiye'nin AB'ye girmemesi durumunda B planı ne olabilir?' sorusuna karşılık, Amerikalı uzman şöyle konuşuyor: 'Referandumlarda hayır oyu çıkması durumunda Amerika'nın daha büyük bir rol üstlenmesi gerekir. Bunun için de, 'Amerikan piyasalarının Türkiye'ye açılması, Türkiye, İsrail ve Amerika arasındaki istihbarat ilişkisinin daha da resmileştirilmesi' gibi girişimlerde bulunulabilir. Bu arada AB de, Türkiye için Gümrük Birliği'nin kapsamını genişletecek bir formül oluşturabilir.'" (Barış Ornarlı, 02/02)

 

            FRANSA BASINI:

 

            AFP: "Paris, Ankara'yı Reformları Hızlandırmaya ve Fransız Şirketlerine Açılmaya Çağırıyor": "Fransa Dışişleri Bakanı Philippe Douste-Blazy, iki günlük Ankara ziyaretinde, Türkiye'yi, AB'ye katılmak istiyorsa reformları hızlandırmaya çağırdı. Bu ziyaret aynı zamanda, Fransa'nın bu ülkedeki ticari çıkarlarını geliştirmek için gerçekleştirildi. Söz konusu ziyaret, Fransa'da özellikle hükümetin büyük çoğunluğu tarafından, Türkiye'nin AB'ye girmesine her fırsatta gösterilen düşmanca tavırlar nedeniyle hassas bir atmosferde gerçekleşti. Fransa Dışişleri Bakanı, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinden sonra, 'dostluk ve reformları hızlandırma konusunda destek mesajı' vermek için geldiğini belirtti. Blazy, ifade özgürlüğü, azınlık hakları ve Kıbrıs -Ankara'nın tanımadığı tek AB üyesi- sorununa çözüm gibi, gelişme gösterildiği takdirde, Türkiye'nin üyelik görüşmelerini kolaylaştıracak ve Fransa kamuoyunda imajını iyileştirecek konuları dile getirdi. Blazy, 'Görüşmelerimizde, iletişim hatasından doğacak tüm yanlış anlamalardan sakınmak istiyoruz.' dedi. Öte yandan, Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül dün akşam, Fransa'da erken ortaya atılan, müzakerelerin sonucunu ve Türkiye'nin yapmayı düşündüğü gelişmeleri dikkate almayacak, bir tartışmaya karşı uyarıda bulundu. Gül, 'Bu konunun bugünden görüşülmeye başlanmasını anlayamıyoruz. Fransa-Türkiye ilişkilerine zarar verilmemesi gerekir. Türkiye AB'ye katılmaya hazır olduğunda, son derece farklı bir ülke olacak.' dedi." (Christophe de Roquefeuil, 02/02)

            AFP: "Fransız Dışişleri Bakanı Doust-Blazy, Türk Mevkidaşı ile Ortak Basın Toplantısı Düzenledi": "Fransa Dışişleri Bakanı Philippe Doust-Blazy Ankara'da, Türk mevkidaşı Abdullah Gül ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, Ankara yönetimine Kıbrıs ile ilişkilerini normalleştirme çağrısında bulundu.  Doust-Blazy ayrıca, AB'ye üye olmak isteyen Türkiye'nin Birliğe üye bir ülkeyi tanımamasını Avrupalıların anlayamadığının da altını çizdi. Fransa Dışişleri Bakanı, 'Türkiye'nin Kıbrıs ile ilişkilerini bir an önce normalleştirmesi gerekmektedir. Avrupalılar, AB yolunda ilerleyen Türkiye'nin Birliğe üye bir ülkeyi tanımamasına anlam veremiyor.' dedi. Doust-Blazy ayrıca Türkiye'den, reformlarda gösterdiği çabalara devam etmesini de istedi. Doust-Blazy, 'Türkiye'de hayata geçirilen reformlar çok önemli ve takdire değerdir, ancak Avrupa kamuoyunun önem verdiği bazı hassas konularda daha fazla çaba gösterilmesi gerekmektedir.' dedi. AB-Türkiye yakınlaşmasının uzun ve zor, müzakerelerin ise açık uçlu olduğunu belirten Fransız Bakan, Ankara yönetiminin, ifade özgürlüğü, azınlık hakları, kadın hakları ve Gümrük Birliği Anlaşması çerçevesindeki yükümlülüklerini yerine getirmesi konularında daha fazla çaba sarfetmesi gerektiğinin altını çizdi." (02/02)

 

            İNGİLTERE BASINI:

 

            Telegraph: "Avrupa, İngiltere İçin Yeni Bir Umut Vadediyor": "İngiltere Başbakanı Tony Blair, Avrupa Birliği'nin bir kriz döneminden çıktığını ve şimdi İngiltere için 'daha rahat bir yer' haline geldiğini ileri sürecek. Oxford'da bir konuşma yapacak olan Başbakan, Avrupa Birliği'nin yeni nesil liderlerinin, iş, güvenlik, enerji arzı ve göç gibi AB vatandaşlarını ilgilendiren konulara yoğunlaşacağını söyleyecek. Blair, AB'nin, boyut olarak neredeyse ikiye katlanma, Fransa ve Hollanda'da AB Anayasası konusundaki referandumlarda ret cevabının verilmesi, Türkiye'nin katılmasına izin verilip verilmemesi konusundaki tartışmaların yer aldığı bir kargaşa döneminden geçmekte olduğunu kabul edecek. Blair, yapacağı konuşmada, 'Avrupa konusunda veya İngiltere'nin Avrupa'daki yeri konusunda iyimser olmak veya coşkulu olmak için daha uygun bir zaman olamaz. Avrupa yeni nesil liderlere sahiptir ve yeni bir uzlaşma şekilleniyor.' diyecek." (George Jones, 02/02)

 

            KANADA BASINI:

 

            Le Matin: "Türkiye, Fransa'dan AB Üyeliğini Engellememesini İstiyor": "Fransa Dışişleri Bakanı ile bir görüşme yapan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Fransa'dan, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliğini engellememesini istedi ve 'üyelik zamanı geldiğinde ülkesinin çok farklı bir ülke olacağını' ifade etti. Fransa Dışişleri Bakanı Philippe Douste-Blazy ile düzenlediği ortak basın toplantısında Gül, 'Türkiye, üyelik zamanı geldiğinde çok farklı bir ülke olacaktır. Fransızlar, şimdi engeller yaratmasınlar. Zira zamanı geldiğinde düşüncelerini ifade edecekler.' dedi. Fransız Bakan da, yanıt olarak Fransızların çekincelerini yok etmek için Türkiye'yi reformlarını hızlandırmaya davet etti ve 'Türkiye'nin, Fransız kamuoyunun hassas olduğu sorunlar konusunda derhal harekete geçmesi gerekir.' dedi." (02/02)

 

            ULUSLARARASI BASIN:

 

            International Herald Tribune: "AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri İstikrarı Sağlamak için Yola Devam Etmeye Söz Verdi": "Avrupa Anayasası'na 'hayır' denilmesiyle çok yankı uyandıran geçen yılki kararın aynı zamanda Avrupa Birliğinin, Balkanlara doğru çok tartışmalı ilerlemesini durduracağına ya da erteleyeceğine inananlar, Avrupa Komisyonu'na kulak vermediler. 1990'lardaki Balkan savaşlarının ardından zengin Batı ülkeleri bu yanlışı düzeltmeye ve ayrıca Romanya, Bulgaristan ve eski Yugoslavya ülkelerini Avrupa kulübüne dahil etmeye söz verdi. AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn hala bu görüşten yana, zira AB'nin, Balkanların, özellikle istikrar gibi 150 yıldan beri eksikliğini yaşadığı şeyleri ihraç etmede başarılı olduğunu düşünüyor. Olli Rehn, Brüksel'de verdiği son mülakatında, 'İstikrarsızlığı ithal etmektense, istikrarı ihraç etmek çok daha iyidir.' dedi. Rehn'in, hazır olmalarının uzun süreceğini kabul etmesine rağmen Makedonya, Bosna-Hersek, Sırbistan-Karadağ ve hatta Arnavutluk da katılacaktır. Listenin sonundaki isim ise Türkiye olacaktır. Almanya, Fransa ve Avusturya liderleri Türkiye'nin üyeliğine açıkça karşı çıktılar ve üyelik yerine Türkiye'yi ekonomik olarak dahil edecek, ancak oy verme hakkından yoksun bırakacak özel bir ortaklık önerdiler. Rehn, 'AB'nin kapasitemizi aşırı zorlamaktan kaçınması, onun yerine genişleme gündemimizi sağlamlaştırması gerekir.' dedi. Ancak bunun Mayıs 2004'deki büyük genişlemeyle sınırlı kalacağı anlamına gelmediğini vurguladı. Rehn, 'Bu, şimdi ve görünebilir gelecekte güney Avrupa'ya odaklanmak anlamına geliyor. Öncelikle sırada Romanya ve Bulgaristan, ikinci olarak Batı Balkanlar ya da eski Yugoslavya, üçüncü olarak da Türkiye var. Bu zaten katılım süreci için tehlikeli bir gündem.' dedi. (Judy Dempsey, 01/02)

 
ESKİ SAYILAR