ANKARA,
07/02(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen
6 Şubat 2006 tarihli haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda
sunulmaktadır:
ABD BASINI:
Washington Times:
"Kıbrıs'ta Durum": "Kıbrıs Hükümeti Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecinde
tutulması gerektiği kaygısını ve bunun arkasında yatan mantığı paylaşır.
Unutulmamalıdır ki, Kıbrıs, süregelen işgale rağmen Türkiye'nin üyelik
müzakerelerine başlamasını engellememeyi seçmiştir. Fakat her aday ülke
gibi Türkiye de AB karşısındaki yükümlülüklerini koşulsuz olarak yerine
getirmelidir. Bunlardan bazıları, havaalanlarını ve limanlarını Kıbrıs
gemilerine açmak gibi Kıbrıs'la ilgilidir. Ankara, bu yükümlülüklerle,
Kıbrıs'ın işgal altındaki kısmında bulunan havaalanları ve limanlarının
aynı anda açılması gibi bazı ön koşullar arasında bağ kurmaya
çalışmaktan vazgeçmelidir. Bu, Ankara'nın gerçek niyetini, yani
Türklerin ellerinde tuttukları kısımdaki yasadışı rejimi politik olarak
güçlendirme niyetini gösteriyor."
(Kıbrıs'ın Washington
Büyükelçiliği Basın Danışmanı Annie Charalambous, 06/02)
ALMANYA
BASINI:
Netzeitung:
"FDP'li Politikacı Hiciv Tartışmasında Türkiye'ye Saldırdı": "FDP'nin
dış politika uzmanı Markus Löning, Türkiye'nin Muhammed'in
karikatürlerinin yayımlanması nedeniyle yaşanan tartışmadaki tutumunu
ağır bir dille eleştirdi. Löning, Netzeitung'a 'Eğer Erdoğan basın
özgürlüğünün kısıtlanmasından yana açıklamalarda bulunursa, kendi
kendini diskalifiye etmiş olur' yönünde bir açıklamada bulundu. Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa gazetelerinde Muhammed
karikatürlerine yer verilmesini geçtiğimiz cuma günü ağır bir dille
yargılamış ve bunun sonucunda da basın özgürlüğüne kısıtlamalar
getirilmesini istemişti. Löning, Türkiye Başbakanı'nın dini hoşgörünün
de tıpkı düşünce ve basın özgürlüğü gibi 'AB'nin ana unsurlarından' biri
olduğunu bilmesi gerektiğini belirtti. FDP'li siyasi İslami dünyaya
farklı düşünenlere karşı daha hoşgörülü olunması çağrısında bulunmanın
çok daha yerinde olacağını vurguladı. Türkiye bu sayede 'Batı ve İslami
Dünya arasında bir köprü görevi üstlenebileceğini kanıtlayabilir.'"
(05/02)
Frankfurter
Allgemeine-Sonntagszeitung: "Bu Düşünülmeden Yapılan Bir Hareketti":
"SORU: Sayın
Frattini, Danimarka gazetesi Muhammed peygamberin karikatürlerini
yayımlayarak çok mu ileri gitti?
FRATTİNİ:
Avrupa'da, dinlerin hassas bölgelerine saldırdığımız izlenimi vermekten
kaçınmalıyız. Burada öncelikle söz konusu olan AB içerisindeki diaspora
cemaatleridir. Bu cemaatler için din oldukça önemli, zira inanç onlar
için kimliklerinin bir parçası durumunda. Bunun karikatürlerin
yayımlanmasından önce düşünülmüş olması gerekirdi. Bu anlamda
karikatürlerin yayımlanması, gazetecilerin düşünmeden hareket
ettiklerini gösteriyor. Karikatüristlerin, teröristlerin kötüye
kullandıkları 'yanlış İslam'ı' İslam ile aynı kefeye koymaları da ayrı
bir sorun.
(...)
SORU: Bu tartışma
Türkiye'nin AB'ye alınması konusunda bir şüphe yaratıyor mu?
FRATTİNİ:
Katılım, Avrupa'nın İslam alemine gönderdiği bir açıklık mesajıdır.
Türkiye'ye karşı Müslüman olduğu için engeller koyarsak daha sert bir
tepkiyle karşılaşırız. Direniş olduğunu biliyorum, ancak buna boyun
eğmemeliyiz. Eğer Türkiye şartları yerine getirirse üyeliğe almalıyız."
(Horst Bacia, Hendrik Kafsack imzalarıyla AB Komiseri Frattini ile
yapılan mülakat, 05/02)
AVUSTURYA
BASINI:
Kronen Zeitung:
"Barış Güvercinleri": "Barış güvercinleri yolda. Radikal Hamas'ın
Filistin'deki seçim zaferinin yarattığı korku daha geçmeden, her köşeden
bir barış güvercini çıkıyor. Hiçbir yerde Hamas'a ciddi ciddi sırtını
çeviren önemli birine ya da bir ülkeye rastlanmıyor. İsrail ve ABD doğal
olarak daha sert bir tonda konuşuyor: 'Terörü kabul etmeyiz.' Ama
demokratik seçimleri kazananlara ne yapılabilir? ABD ile İsrail bile
ihtilafın tırmanmasını ya da sıkı bazı önlemler alınmasını istemiyor.
Zaten nasıl bir önlem alınabilir ki? Zafer coşkusuna rağmen, intihar
eylemcileriyle devlet kurulamayacağını Hamas da biliyor. Hamas'ın
liderleri arasında zeki olanlar da var. Türkler ise süratle ve zekice
tepki gösterdi. Başbakan Erdoğan, örnek bir demokrat değil, ama ilk
aşamada zeki olmak da yetiyor. Erdoğan, haklı olarak bunun kendisi için
büyük bir şans olacağını düşündü. Avrupa'da sevilmeyen Türkler, barış
güvercini olarak olumlu bir profil çizebilir. Türkiye kuşkusuz kusursuz
bir demokrasiye sahip değil. Yarı demokrasi, yarı diktatörlük. Ancak
saldırgan İslamcı bir ülke de değil. Orta Doğu'daki dünya politikası,
ılımlılık ve eğer şansımız varsa barış yönünde bir eğilim gösteriyor.
Bu, hemen olacak bir şey değil, ama barış şansının arttığı varsayılıyor.
Bir İslam ülkesi olmasına karşın, İslamcı bir ülke olmayan Türkiye'nin
arabuluculuğu sayesinde, terör ağında bir yırtılma oldu. Türkiye'den çok
fazla bir şey beklememeli. Şimdiki halde öne doğru olumlu bir adım attı.
AB içindeki Türkiye hayranları sevinebilir. Ancak Türkiye hala 'Avrupa
olgunluğundan' çok uzakta. AB'ye katılımı hala Avrupa halkının büyük bir
kısmı tarafından istenmiyor. Avusturya'nın AB Dönem Başkanlığı da bunu
dikkate almak zorunda. Halkın büyük bir kısmı Türkiye'nin katılımına
karşı olduğu sürece, 'halka yakın bir AB'den' bahsetmek mümkün değil.
Hatalı Avrupa sisteminin 'halka yakınlığına' ilişkin şatafatlı
konuşmalar, AB bürokratlarının zırvalamasından başka bir şey değil."
(Günther Nenning,
06/02)
KIBRIS RUM
BASINI:
Fileleftheros:
"Fransız Önerileri ve Türk Tutumu": "Fransa Dışişleri Bakanı Philippe
Douste-Blazy, Ankara'da bulunmasını değerlendirerek, Türkiye'yi, mümkün
olan en kısa zamanda Kıbrıs Cumhuriyeti ile ilişkilerini
normalleştirmeye çağırıyor. Fransa bir AB üyesi olarak, Ankara'ya,
pazarlık konusu edilemez olarak düşündüğü sorumluluklarını hatırlatmakla
yükümlüdür. Fransa, diğer ortaklarımızın faaliyetlerinin aksine,
Türklerin önüne anlaşılır olanı koydu. Ankara'nın AB'ye yönelik
yükümlülüklerini başka konularla özellikle de Avrupa-Türk ilişkilerini
ilgilendirmeyen konularla ilişkilendirmeyi hiçbir biçimde düşünmedi.
Fransa, AB'nin işlevini düzenleyen kurallara saygı duyan herhangi başka
bir ülke gibi, AB karşısındaki yükümlülüklerini yerine getirmeme
yönündeki Türk ısrarına başka şekilde tepki gösteremezdi. Abdullah
Gül'ün cevabı beklenen bir cevaptı: 'Türkiye, Kıbrıs'ı, BM çerçevesinde
kalıcı bir çözüm bulunduğu zaman tanıyacak'. Buna paralel olarak da
Ankara'nın kendini beğenmişliği ve uzlaşmazlığı teyit ediliyor. Türk
manevralarını siyasi açıdan koruyan ve
destekleyenlerin
cesaretlendirdikleri bir uzlaşmazlık." (04/02)
-
-
ESKİ SAYILAR