ANKARA,
08/02(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen
7 Şubat 2006 tarihli haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda
sunulmaktadır:
FRANSA BASINI:
Le Figaro:
"Avrupa, Ankara ile Müzakerelere Hazırlanıyor": "Avrupa Komisyonu
25'lere bir rapor sunarak, Türkiye'nin üyeliğine yönelik ilk somut
müzakerelerin başlamasını önerecek. Şimdilik söz konusu olan sadece
'Bilim ve Araştırma' konu başlığıdır. Hafta içerisinde ise 'Eğitim ve
Kültür' alanında müzakerelere başlamaları için üye devletlere ikinci
bir yeşil ışık yakılacaktır. Bu 'basit' olarak nitelenen iki konu
başlığı için, Birliğin zorunlu kıldığı hususlar Erasmus (öğrenci
değişimi) veya Leonardo (mesleki eğitim) gibi ortak programlara
katılımla sınırlı kalmaktadır. Komisyon, iç pazarın merkezine henüz
girmeyen bu iki alanda Türkiye'nin 'koşulsuz' görüşmelere başlamaya
yeterince hazır olduğu kanısındadır. Bu teknik aşama, AB'ye doğru uzun
yürüyüşünde, 3 Ekim 2005 tarihinde üyelik sürecine resmen başlayan
Türkiye'nin lehine önemli bir siyasi işarettir ve Ankara'nın, Pamuk
davasını çözüp Kıbrıs konusunu BM'ye havale ederek, Brüksel'e karşı iyi
niyet jestlerini artırdığı bir döneme rast gelmektedir. Ne denli teknik
olursa olsun, Komisyonun raporu Türkiye'nin üyeliğine yönelik
hazırlıkların ilerlemesi konusunda üye ülkeler arasında ilk görüşmenin
yapılması yolunu açmaktadır. Tartışmaya Türkiye'nin üyeliğine en fazla
karşı çıkan ülkelerden biri olan Avusturya başkanlık edecektir.
Avusturya Dönem Başkanlığı sırasında tarafsız olacağı sözünü
vermiştir. Şansölye Wolfgang Schüssel ısrarla şöyle konuşmuştur: 'Daha
önce alınmış kararlara uygun olarak, Birliğin kapısı Türkiye'ye
açıktır'. Daha işin başında Türkiye'nin cesaretini fazla kırmamak
üzere, Komisyon bilinçli bir şekilde yerine getirilmesi gerekli
direktif sayısının sınırlı olduğu daha az 'Birliğe mal olmuş' iki alanı
seçmiştir." (Alexandrine Bouilhet, 07/02)
İNGİLTERE
BASINI:
Reuter: "AB,
Türkiye ve Hırvatistan ile Ayrıntılı Katılım Müzakerelerine Başlayacak":
"AB Dönem Başkanı Avusturya tarafından yapılan açıklamaya göre, AB
liderlerinin iki ülke ile müzakerelere başlamaya karar vermesinden dört
ay sonra Avrupa Birliği, Türkiye ve Hırvatistan ile ilk ayrıntılı
katılım müzakerelerine başlamaya hazır. 3 Ekim'de alınan müzakerelere
başlama kararından beri Avrupa Komisyonu, 35 ayrı politika alanında
Türk ve Hırvat kanunlarının, tüm aday ülkelerin uygulaması gereken AB
yasalarına uygunluğunu değerlendiriyor. Komisyon üye ülkelere, her iki
aday ülkenin de, 25 üyeli Birliğin nispeten daha az ortak yasasının
bulunduğu, en az karmaşık konulardan biri olan bilim ve araştırma
alanında ayrıntılı müzakerelere başlamaya hazır oldukları tavsiyesinde
bulundu.
Dönem başkanı
Avusturya'dan bir sözcü, 'Komisyon bugün çalışma grubuna söz konusu
tavsiyeyi sundu. Türkiye ve Hırvatistan ile Bilim ve Araştırma
bölümünün açılmasını öneriyor' dedi. Türkiye'nin katılım girişimi pek
çok üye ülkede, özellikle Avusturya'da tartışmalı bir konu. Pek çok AB
vatandaşı bu kadar büyük, görece yoksul ve çoğunluğu Müslüman olan bir
ülkenin Birliğe kabul edilmesi ihtimalinden endişe duyuyor." (07/02)
Reuter: "Berlusconi
Türkiye'den Fanatikleri Etkisiz Hale Getirmesini Talep Etti": "İtalya
Başbakanı Silvio Berlusconi, Türkiye'ye, İtalyan papazın öldürülmesinin
ardından fanatikleri etkisiz hale getirmesi çağrısında bulundu ve bu
cinayetin Ankara'nın AB üyelik girişimini etkilemesine izin
verilmemesi gerektiğini söyledi. Berlusconi, Türkiye Başbakanı Recep
Tayyip Erdoğan'a telefon ederek, hükümetinin 'bu fanatikleri tanımlayıp
etkisiz hale getirmek zorunda olduğunu' aktardığını söyledi. Papaz
Andrea Santaro'nun naaşının cuma günü düzenlenecek cenaze töreni için
ülkesine gönderilmeden önce konuşan Berlusconi, bu olayın Türkiye'nin
Avrupa Birliği'ne üyelik girişimine gölge düşürmesine izin verilmemesi
gerektiğini söyledi. Ankara'nın laik hükümetini öven Berlusconi,
'Türkiye'nin Avrupa'ya üyeliğine yardımcı olmamız gerektiğini
düşünüyorum zira Türkiye bütün İslam ülkelerinin nasıl olması
gerektiğine dair bir örnektir' dedi. Sağ kanattan Ulusal İttifak
Partisi mensubu Tarım Bakanı Gianni Alemanno, 'Bu zorlu dönem
Türkiye'nin Avrupa'ya üyeliği konusunda bizi düşündürmelidir. Türk
Hükümeti'nden ciddi teminatlar ve kesin cevaplar bekliyoruz' dedi." (Philip
Pullella, 07/02)
İRAN BASINI:
Tahran Radyosu:
"Türkiye'de Müslümanlara Yapılan Hakaretlere Yönelik İtirazlar Giderek
Yayılıyor": "Türkiye'de, Müslüman halk arasında Batı'da yayımlanan bazı
gazetelerin Peygamber efendimizin mukaddes şahsiyetine hakaret
etmelerine yönelik itiraz ve tepkiler giderek yayılıyor. İtirazlar, son
günlerde İstanbul ve Ankara'dan sonra ülkenin Güneydoğusundaki
kentlere yayıldı. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, halka, bu
gibi meseleler karşısında sakin olma çağrısında bulundu. (...)
Türkiye'de dini eğilimlere sahip olmayan bazı çevrelerin, Türkiye'nin
AB üyeliği yönündeki çabalarını sürdürdükleri ve Ankara ile AB arasında
gerilimden endişe ettikleri bir sırada, Müslüman halkın, Batılı
gazetelerin bu davranışına geniş bir şekilde tepki göstermesi üzerine
Türkiye Başbakanı da tepkileri dile getirmek zorunda kalmıştır.
Üstelik Türkiye Hükümeti, İslam dünyası ile Batı arasında bir köprü
rolü ifa etmek istediğini vurguluyor. Dolayısıyla Ankara hükümeti, bu
rolü doğrultusunda Batı ile bir gerilimden kaçınmanın yanında, diğer
Müslüman ülkelerle birlikte, Müslümanlara yapılan hakaretleri kınamaya
çalışıyor." (07/02)
MISIR BASINI:
El Ahram:
"Avusturyalılar Türkiye'yi İstemiyor": "Avusturya'da yapılan bir
kamuoyu yoklamasında, tartışmalara yol açan politikacı Hyder'ın
yönettiği Kaunter Tal eyaletinde hiçbir vatandaşın Türkiye'nin AB
üyeliğini istemediği belirlendi. Avrupa Enstitüsü'nün yaptığı ankette,
eyaletin yüzde 93'ünün bu üyeliğe karşı olduğu belirlenirken, yüzde
7'lik bölümün görüş bildirmekten kaçındığı ortaya çıktı. Enstitü
yetkilisi, Nerol eyaletinde yapılan ankette, Türkiye üyeliğine karşı
çıkanların yüzde 96'lık oranla Kaunter Tal'dekinden daha yüksek
olmasına rağmen yüzde üç oranında Türkiye'yi destekleyenlerin
görüldüğünü söyledi." (07/02)
YUNANİSTAN
BASINI:
Elefterotipia:
"Türkiye, Kıbrıs İşgal Bölgesini Tayvanlaşmış Arzu Ediyor":
"SORU: Türkiye
Dışişleri Bakanı gazetemizde yayımlanan mülakatında, Kıbrıs sorununun
2006 yılı içinde çözüleceğine dair umudunu ifade etti. Nasıl
yorumluyorsunuz?
YAKOVU: Biz de
bunu ümit ediyoruz. Ancak, Türkiye'nin açıkladığı eylem planı çözüme
değil, işgal bölgesinin Tayvanlaşmasına yol açıyor. Türkiye'nin
'25'lere karşı yükümlülüklerinden kurtulmasına ve sözde devletin
statüsünün yükseltilmesine ilişkin bir çabadır. Zaten uluslararası
toplumda özlü bir destek bulmadı. ABD ve İngiltere haricinde diğerleri
çekinceli davrandı veya ilkokul çocuklarına söylediğimiz şeyi
söylediler: 'İyi çaba.'
(...)
SORU: 2006 içinde
dramatik gelişmeler beklemeyelim mi?
YAKOVU: Bu da
söylenemez. Straw, ziyareti esnasında bana, 2006 yılının Kıbrıs
sorununun çözümü için ne kadar önemli olduğunu vurguladı. Bu da
normal, çünkü Türkiye'nin AB ile müzakerelerinin prosedürü için 2006
yılı dönüm noktasıdır.
SORU: Yani
Türkiye 2006 yılı içinde, -Kıbrıs sorunu ister çözülsün ister
kaçınılsın- uzlaşacak mı?
YAKOVU: Kıbrıs
sorunundan kaçınılamaz. Türkiye'nin yükümlülükleri kayıt altına
alınmış bulunuyor ve 2006 yılı içinde yerine getireceği veya vade
isteyeceği bilinmiyor. Bir temdit daima mümkündür ve zannedersem AB
içinde birçok destekçi bulacak. Ancak, Türkiye'nin yükümlülüklerinin
temdidi hususunda sınırsız olasılık yok.
(...)
SORU: Ya Kıbrıs
sorunu?
YAKOVU: Çözüm
olmadan Türkiye AB'ye giremez." (Makarios Drusiotis imzasıyla Kıbrıs
Dışişleri Bakanı Yorgos Yakovu ile yapılan mülakat, 05/02)
Apoyevmatini:
"Türkiye'ye Yönelik Yeni Bir Politika İçin Referandum": "Helenizmin
tarihinde yaşanan en büyük tehlikeyi bugün Türkiye'nin AB üyesi olma
çabası oluşturuyor. Bu, Osmanlı fethiyle kıyaslanamaz. Osmanlı'nın
boyunduruğu ne kadar katı olursa olsun, o dönemde Yunanları
Türkleştirme yönünde çaba sarfedilmedi. (...) Türk tehlikesinin
temelini Türkiye'nin yoğun nüfusu oluşturuyor. Türkiye AB üyesi olursa
ve Türkler AB üyesi ülkelerde yerleşim hakkına sahip olurlarsa,
Amerikalı demografi analizcilerine göre, bu asrın sonunda Avrupa nüfus,
kültür ve politika açısından kökten değişmiş olacak. Ancak, her
şeyden önce ve yakın bir zamanda belli olacağı üzere, bilindiği için
sergilemeye gerek olmayan nedenlerden dolayı, biz Türk akını içinde
batmış olacağız, çünkü bu akın, çağdaş teknoloji ve organizasyon
verileri sayesinde, bize vatanımızda azınlık olarak dahi yaşamamıza
izin vermeyecek. Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya gelmiş
bulunuyoruz. Türkiye'nin AB üyesi olmasını kaçınılmaz olarak gören
kötümserler arasında, üyelik anlaşmasında Türklerin Avrupa'ya göç
etmelerinin sınırlanacağı yönünde ümitler besleniyor. (...) Avrupa
hükümetlerinin mantıklı düşünecekleri ve Avrupa'nın fethine yönelik
olan süreci durdurtacakları ümidi var. Ancak, Türkiye'nin AB üyesi
olması için ısrar etmekte olan Amerika'ya tamamıyla bağlanmış bazı AB
üyesi ülke hükümetlerini Avrupa'nın geleceği uğraştırmıyor. (...)
Avrupa halklarının Türkiye'nin AB üyeliğine karşıtlıkları devamlı
artıyor. Daha şimdiden, iki hükümet; Fransa ile Avusturya Hükümetleri,
referandumla halkın onayını almadan Türk üyeliğini kabul etmeyecekleri
yönünde taahhüt altına girmiş bulunuyorlar. (...)" (Antonis Drosopulos,
05/02)
Elefteros Tipos:
"Türk-Yunan İlişkilerine ABD Müdahalesi": "ABD Dışişleri Bakanlığı
Müsteşar Yardımcısı Matt Brzya'nın, Brüksel'de AB yetkilileriyle
yaptığı görüşmenin ana konusunu; Türkiye'nin AB'ye katılımı, Kıbrıs
sorunu ve Bakanlar Konseyi'nde askıda bulunan, Kıbrıslı Türklere
yapılacak ekonomik yardıma ilişkin Birlik tüzükleri oldu. Matt
Brzya'nın hedefi, Washington'u özellikle ilgilendiren, Birlik üst düzey
yetkililerinin bahsi geçen konular hakkındaki niyetlerini araştırmaktı.
Brzya, Finlandiya'da bulunan AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli
Rehn ile görüşemedi, ancak aralarında AB'nin Dış İlişkilerden Sorumlu
Genel Müdür Yardımcısı Michael Lee'nin de bulunduğu, Rehn'in iş
arkadaşlarıyla görüştü. Brzya, Lee'den, Komisyonun, Ankara'nın
yönelimine ve bu yılın ilk altı ayında normal müzakerelerin başlamasına
ilişkin niyetleri hakkında bilgi aldı. Bu aşamada, Türk yasalarının AB
müktesebatına göre değerlendirilmesinin yapıldığı hatırlatılır. (...)"
(Nikos Belos, 07/02)
-
-
ESKİ SAYILAR