10.02.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ANKARA, 10/02(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB  arasındaki ilişkilere değinen 9 Şubat 2006 tarihli haber  ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda sunulmaktadır:

 

            ABD BASINI:

 

            Amerika'nın Sesi Radyosu: "AB Komisyonu Serbest Dolaşım Kısıtlamalarının Hafifletilmesini İstedi": "AB'de son genişlemenin gerçekleştirildiği 1 Mayıs 2004'te ve öncesinde yeni üyelerden, eski üyelere doğru iş gücü akının olacağı yönündeki beklenti bazı ülkelerin kabusu olmuştu. Aradan iki yıl geçtikten sonra kabus görmeye gerek olmadığı verilerle kanıtlandı. AB Komisyonunun açıkladığı bir rapor, yeni üyelerden, eski üyelere yönelik iş gücü akınının beklenen boyutta olmadığını ortaya koydu. Bu veriler ışığında komisyon, yeni üyelere kısıtlama uygulayan ülkelerin politikalarını gözden geçirmelerini talep etti. AB Komisyonu'nun İstihdam, Sosyal İşler ve Fırsat Eşitliğinden Sorumlu Üyesi Vladimir Spidla, Mayıs 2004'te yaşanan genişlemeden sonra yeni üyelerden, eski üyelere yönelik iş gücü akınının sabit ve istihdamı etkileyecek oranda olmadığını söyledi. Eski üyelerdeki kotaların yüzde 40'dan fazlasının kullanılmadığına da dikkati çeken Spidla, işçilerin serbest dolaşımının AB'nin dört temel özgürlüğünden biri olduğunu ve raporun işçilerin serbest dolaşımının 15 eski üyenin düzenini bozucu etki yaratmadığını gösterdiğini ifade etti. İşçilerin serbest dolaşımı Türkiye'yi de yakından ilgilendiren bir konu. Gerek 17 Aralık kararında, gerekse müzakere çerçevesinde serbest dolaşıma ilişkin uzun geçiş süreleri, delegasyonlar, özel düzenlemeler ve kalıcı koruma önlemleri alınabileceği vurgulanmıştı. Bunun ardından ise, AB ülkelerinin pazarlarını Türk işçi akınından koruma endişesi yatıyor. Komisyon tarafından açıklanan rapor ise, verilerin zaman zaman beklentilerden daha iyi olabileceğini ortaya koyması açısından önem taşıyor." (Güven Özalp, 09/02)

 

            ALMANYA BASINI:

 

            ARD: "Karikatür Tartışması Işığında Türkiye'nin AB Üyeliği": "Koalisyon ve muhalefet kanadı, Müslümanların Peygamberi Hz. Muhammed'in resmedilmesi nedeniyle gerçekleştirilen şiddet dolu protestolar dolayısıyla Türkiye'nin 'arabulucu' rolünü ön plana çıkardı. SPD, CDU, Yeşiller ve FDP'nin temsilcileri Leipziger Volkszeitung'da, İslami eğilimli ülkenin AB'ye bağlanmasının Müslümanların ve Hıristiyanların birlikte yaşaması konusunda iyi bir sinyal olabileceğine dikkat çekti. Buna karşılık CSU Eyalet Grubu Başkanı Peter Ramsauer ise, İslam Dünyası'ndaki ayaklanmaların 'İslami alan hakkında ne kadar az fikir yürütülebileceğinin bir göstergesi olduğunu' ifade etti. Bu nedenle de Türkiye'nin AB perspektifinin 'titizlikle' kontrol edilmesi gerekir. (09/02)

 

            AVUSTURYA BASINI:

 

            Der Kurier: "Rahip Cinayetinin Ardından Türkiye İçin AB'ye Katılım Söz Konusu Değil": "Avusturya Ulusal Meclisi temsilcisi ve Özgürlükçü Parti üyesi Reinhard Bösch, Avusturya Başbakanı Schüssel'in AB Dönem Başkanı olarak, Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin başlamasına karşı tutum almasını talep etti. AB Parlamenteri Andreas Mölzer, Türkiye ile AB müzakerelerinin kesilmesini istedi. Andreas Mölzer, AB Komisyonu'nun üyelik müzakerelerinde yazdan önce bilim ve araştırma başlıklarının başlatılmasının tavsiye edildiği oturumunda, 'Avusturya'nın Dönem Başkanlığı'nda, Türkiye ile ilk müzakere başlıklarına başlanması çok büyük bir hata olur.' dedi. Mölzer ayrıca, dini ve siyasi motiflerle bezenmiş bir İtalyan Katolik rahibin vahşice öldürülmesinin, Türkiye'deki durumun ne denli ciddileştiğini gösterir nitelikte olduğunu da ifade etti. Eğer bir ülke, 'dini azınlıklarını korumada yeterli veya niyetli değilse, AB'de yeri olamaz'. Mölzer, 'Ancak Türkiye lobisi, daha iyi bilinmesine rağmen, doğulu İslam ülkesinin AB değerler topluluğuna alınmasına çoktan karar verdi bile.' şeklinde eleştiride bulundu. Türk treninin Brüksel'e doğru hareket halinde olduğu gerçeği, Türkiye'nin sadece bu yıl 500 milyon avroluk bir sözde kalkınma yardımı almasından anlaşılıyor. Bu bilgiyi AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, Mölzer'in talebine karşılık olarak verdi. Ulusal Meclis üyesi Bösch, 'AB, üyelik müzakerelerine başlanması için Türkiye'yi Hırvatistan ile aynı kefeye koymamalıdır. Çünkü, bu ülkelerin temel ve esaslı farklılıkları Mevcuttur.' dedi. (APA kaynaklı, 08/02)

 

            Der Standard: "Swoboda: Türkiye Konusunda Otomatizm Yok": "Avrupa Parlamentosu'nun Hırvatistan Raportörü, SPÖ'lü Parlamenter Hannes Swoboda, Hırvatistan ile Türkiye'nin AB giriş müzakerelerine aynı anda başlaması için 'otomatizm ya da herhangi başka bir neden' göremiyor. AB Komisyonu'nun görüşüne göre, müzakerelere ilkbaharda, Avusturya'nın Dönem Başkanlığı sırasında başlanabilecek. Swoboda, Standard'ın bu konudaki sorusuna, 'Hırvatistan ile görüşmelere başlanabileceği kanısındayım. Başlanması da gerekir. Türkiye'ye gelince, Ankara Protokolü konusu hala bir sonuca bağlanmadı.' diye cevap verdi. Türkiye limanlarını ve havaalanlarını Kıbrıs'a hala açmadı..." (Alexandra Föderl Schmid, 09/02)

 

            BELÇİKA BASINI:

 

            Euobserver: "Türkiye'de İfade Özgürlüğü Bir Kez Daha Mercek Altında": Bir Türk mahkemesi, mahkemelere hakaretten suçlanan önde gelen beş gazetecinin davasına başladı. Dava Brüksel tarafından yakından izlendi. Duruşma, Türkiye ve hukuki reformların yapılmasının yanı sıra ülkede ifade özgürlüğü hakkının geliştirilmesi çağrısında da bulunan AB arasındaki ilişkileri sınayacak. Ankara'daki mahkeme salonunda hazır bulunan Avrupa Parlamentosu'ndan bir grup gözlemci, bunu, Türk Hükümeti'nin ifade özgürlüğünü engelleme yönündeki başka bir girişimi olarak görmeleri sebebiyle endişelerini ifade ettiler." (Teresa Küchler, 08/02)

 

            KIBRIS RUM BASINI:

 

            Fileleftheros: "Yaklaşan Annan-Papadopulos Görüşmesi": "Kıbrıs sorunu, çözüm yönünde müzakerelerin yeniden başlama beklentisi olmaksızın, bir kez daha hareketlilik yörüngesine giriyor. Halihazırda görülen, bu çabaların, Türkiye'nin AB'ye üyelik süreciyle ilişkilendirilmesinin düşünülmesidir. Özelikle bu çaba, Türkiye'nin yolundaki zorluk ve engellerin aşılmasını amaçlayan planlamalarla ilişkilendiriliyor. Basından elde edilen bilgilere göre, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Cumhurbaşkanı Papadopulos ile görüşmesini zaman açısından hızlandırmaya niyetleniyor. Uluslararası örgütün, en üst düzeyde, bir yandan Lefkoşa'nın niyetlerini kaydetmeyi, öte yandan Kofi Annan'a Kıbrıs sorununda neler olacağına ilişkin koordinat vermeyi arzuladığı açıktır. Görüşme, Türkiye'nin önerilerinin, sözde eylem planının gölgesinde  gerçekleşecektir. Annan-Papadopulos görüşmesinde önemli olan, öz hakkındaki görüşmelerdir." (09/02)

 

            YUNANİSTAN BASINI:

 

            Ta Nea: "Straw'dan Kıbrıs'a Sert Eleştiriler ve Tehditler": "İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, Avam Kamarası'ndaki konuşmasında Lefkoşa ve Tasos Papadopulos aleyhinde, diplomatik ilişkilerin kesilmesine yol açabilecek kadar sert ve şimdiye kadar görülmemiş eleştirilerde bulundu. Straw, Kıbrıs Hükümeti'ni, izlediği politikayla, adanın taksimini amaçlamakla suçladı ve 'Kıbrıs'ın AB üyeliğinin onayı hususu bugünkü koşullar altında söz konusu olsaydı gerek İngiltere, gerekse başka ülkeler bu üyeliği veto edeceklerdi.' dedi. Jack Straw, ayrıca "Görüştüğüm bütün Kıbrıs Hükümeti yetkililerine, bu yolda yürümeye devam ederlerse arzu ettiklerinin tam aksini alacaklarını söyledim. Çünkü, Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerine başlaması imkansız olacak; öte yandan da Kıbrıs'ta, bazı ülkelerin uygulamada tanımaya başlayacakları bir statüko var olacak. İngiliz Hükümeti'nin tezi bu değil. Güya Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımıyoruz ve birleşmiş bir Kıbrıs görmek  istiyoruz; ancak Kıbrıs Hükümeti'nin konuya şimdiki yaklaşımı, birleşmiş bir Kıbrıs'a yönelik hareketlerle kesinlikle temsil edilmiyor, bu da büyük bir olasılıkla tam tersi neticelere yol açabilir." (09/02)

 

 
ESKİ SAYILAR