13.02.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ANKARA, 13/02(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB  arasındaki ilişkilere değinen 10-12 Şubat 2006 tarihleri  arasındaki haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda  sunulmaktadır:

 

            ALMANYA BASINI:

 

            Deutsche Welle: "Verheugen: Türkiye Güvenliğin Garantisi": "Avrupa Birliği Komisyonu Başkan Yardımcısı Günter Verheugen, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne daha da yakınlaşması gerektiğini söyledi. Bremen'de düzenlenen ve politika, ekonomi ve sanat dünyasından 300 kişinin katıldığı geleneksel bir yemeğin açılışında konuşan Verheugen, 'Türkiye uzun vadede Avrupa'nın güvenliğinin garantisidir.' dedi. Verheugen ayrıca, ortak değerlerin Batı'daki demokratik rejimlerle İslam dünyasını birleştirebileceğini vurguladı. Verheugen, Türkiye'nin Avrupa'ya sırtını dönmesi halinde Almanya'daki göçmenlerle uyum sorunu yaşanabileceğine de dikkat çekti. Bild gazetesine demeç veren Hıristiyan Demokrat politikacı Volker Rühe de, 'Türkiye'nin AB'ye üyeliği kapıda bekleyen medeniyetler savaşına karşı gösterilen çabaya ivme kazandıracaktır.' dedi. (11/02)

            Deutsche Welle: "Gül ve Steinmeier'den Karikatür Açıklaması": "Hz. Muhammed karikatürlerini protesto gösterileri sürerken, Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier ve Türk meslektaşı Abdullah Gül, karikatür krizi yüzünden duydukları endişeyi dile getirdiler. (...) Hz. Muhammed karikatürleri tartışmasında Türkiye'nin sergilediği tavra Almanya'daki siyasilerden övgü geldi. Hıristiyan Birlik Partili İçişleri Bakanı Wolfgang Schaeuble, Adalet ve Kalkınma Partisi'nden yetkililerle Berlin'de yaptığı görüşmenin ardından, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın krizde izlediği politik tutumun gerginliği yatıştırıcı yönde olması dolayısıyla teşekkür etti. Bakan açıklamasında, Almanya'da yaşayan Müslümanların da şiddetti kınayan tavrının sevindirici olduğunu ifade etti. Schaeuble'nin yanı sıra koalisyon ve muhalefetten birçok politikacı da Türkiye'nin kriz karşısındaki tutumunu övdü. Sosyal Demokrat Parti, Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi, Yeşiller ve Hür Demokrat Parti'den politikacılar Leipziger Volkszeitung'a verdikleri demeçte, Müslüman bir ülke olan Türkiye'nin AB ile olan bağının, Müslümanlar ve Hıristiyanların ortak bir yaşam sürmesi için verilen olumlu bir işaret olduğunun altını çizdiler. Karikatür krizinden yola çıkarak Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkanlar da oldu. Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi'nin Kuzey Ren Vestfalya Teşkilat Başkanı Peter Ramsauer, yaşanan gerginliklerin İslam dünyasının ne kadar şaşırtıcı olabileceğini gösterdiğini, bu yüzden Türkiye'nin AB üyeliğinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini savundu. (11/02)

            ARD: "Schaeuble Almanya'daki Müslümanların Tepkisini Övdü": "Almanya İçişleri Bakanı Wolfgang Schaeuble yayımlanan Muhammed karikatürleri nedeniyle yaşanan tartışmada, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a 'ılımlı etkisi' için teşekkür etti. Schaeuble, Almanya'daki Müslümanların sevindirici bir biçimde 'başka yerlerde olduğundan çok daha ölçülü tepki verdiğini' belirtti. Koalisyon ve muhalefet kanadı siyasileri de, Müslümanların Peygamberi Hz. Muhammed'in resmedilmesi nedeniyle gerçekleştirilen şiddet dolu protestolar dolayısıyla Türkiye'nin 'memnun edici' rolünü ön plana çıkardı. SPD, CDU, Yeşiller ve FDP'nin temsilcileri Leipziger Volkszeitung'da İslami eğilimli ülkenin AB'ye bağlanmasının Müslümanların ve Hıristiyanların birlikte yaşaması konusunda iyi bir sinyal olabileceğine dikkati çekti. Buna karşılık CSU Eyalet Grubu Başkanı Peter Ramsauer ise İslam dünyasındaki ayaklanmaların 'İslami alan hakkında ne kadar az fikir yürütülebileceğinin bir göstergesi olduğunu' ifade etti. 'Bu nedenle de Türkiye'nin AB perspektifinin titizlikle kontrol edilmesi gerekir.' dedi." (10/02)

            Berliner Zeitung: "CSU, Türkiye'nin AB Ehilliğinden Şüphe Duyuyor": "CSU, karikatür tartışmasını, Türkiye'nin AB üyesi olma çabalarını yeniden sorgulamak için fırsat biliyor. CSU Eyalet Grup Başkanı Peter Ramsauer, İslam dünyasındaki isyanının, İslami kesimin ne yapacağının kestirilmez olduğunu gözler önüne serdiğini söyledi. Leipziger Volks Zeitung'a verdiği demeçte, Hıristiyan Birlik Partilerinin, Türkiye'nin AB perspektifinin 'titizlikle incelenmesi ve uzun vadeye yayılması yönündeki tutumunun, tamamen doğru olduğunun görüldüğünü' söyleyen Ramsauer, İslam dünyasındaki kısmen şiddetli protestoların, Türkiye'nin AB'ye entegrasyon süreciyle ilgili planları daha da zorlaştırdığını söyledi. CDU, SPD ve Yeşiller partili siyasetçilerin yanı sıra, Almanya Türk Toplumu Başkanı da bu iki olay arasında böylesi bir bağlantıyı reddederek, Ankara'nın itidalli davrandığını söyledi." (10/02)

 

            AVUSTURYA BASINI:

 

            Kronen Zeitung: "Türk Kahvesi": "Türkler kendilerine özgü kahve pişiriyor. Türkiye'nin AB'ye katılımı her ne kadar AB vatandaşlarının midesine otursa da, Türk kahvesinin tadı bir başka oluyor. Türkiye Başbakanı Erdoğan, karikatür krizini atlatabilmek için 'İslam dünyasının sağduyu, mantık ve olgunluk göstermesi gerektiğini' söyledi. Bunlar Batılı herhangi bir devlet adamının formüle edemeyeceği kadar, sert ve kesin sözler. (...) Erdoğan önceleri koyu Müslüman çizgisindeydi. Tabii bu Türkiye'nin şimdiki haliyle AB'ye katılabileceği düşüncesiyle ile eş anlama gelmemeli. O zamana kadar daha uzun bir mesafenin katedilmesi gerekiyor, ayrıca Türkiye'nin bu yolda gidip gidemeyeceği de şüpheli. Kesin olan bir şey varsa o da, Türkiye'nin AB vatandaşlarının çoğunluğunun onayı olmadan Birliğe katılmasının büyük bir hata olacağı. Çeşitli Müslüman ülkelerin bu konudaki görüşleri de birbirinden farklı. Karikatür savaşının neticelerinin hazmedilmesi uzun sürecek. Batının bu konuda şimdiye kadar yapabildiğinden çok daha fazla şey yapması gerekiyor."  (Günter Nenning, 11/02)

 

            Die Presse: "Türkiye Avrupa'nın Çin'i Olacak":

 

            "SORU: Türkiye'nin ne zaman AB üyesi olacağını tahmin  ediyorsunuz?

 

            SABANCI: Türkiye'nin tüm kriterleri yerine getirmesi halinde, ki bu önümüzdeki sekiz yıl içinde gerçekleşecek, Avrupa Birliği'nin de sözünü tutması ve Türkiye'nin üyeliğini kabul etmesi gerekir. Ama o zaman biz de karşımızda küresel rekabette ayakları üzerinde durabilen, siyasi alanda birlikte hareket eden ve kurumları işlevini yerine getiren bir AB bulmak istiyoruz.

 

            SORU: Bu, AB'nin şimdi bütün bu faktörleri yerine getirmediği anlamına mı geliyor?

 

            SABANCI: AB'nin şimdi sorunları var. Ama biz bunun geçici olduğuna inanıyoruz.

 

            SORU: Türkiye'nin AB'ye katılımına karşı olanlar, bunun  ekonomik açıdan AB'nin gücünü aşacağını öne sürüyorlar.

 

            SABANCI: Avrupa'daki küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin ikilemi unutulmamalı. Büyük işletmeler giderek daha çok Uzak Doğu'ya yatırım yapıyor, küçük işletmeler bunu yapamıyor. Bu işletmeler için Türkiye, Avrupa'nın Çin'i olabilir. Böylece binlerce yeni işyeri oluşabilir. Türkiye'nin ekonomik büyümesi 2004 yılında yüzde 10'du. Türkiye'nin 25 AB ülkesine ihracatı 24.7 milyar, AB'den ithalatı 32.8 milyar avro tutuyor. Türkiye hem gübre malzemesi üretiminde, hem de televizyon yapımında Avrupa'da bir numara. Ayrıca ülkeye 2004 yılında 17.6, 2005 yılında da 20 milyon turist geldi. Türkiye dünya çapında tekstil ihracatında altıncı sırayı alıyor."  (Friederike Leibl imzasıyla TÜSİAD'ın Başkanı Ömer Sabancı  ile yapılan mülakat, 10/02)

 

            Der Standard: "AB Türkiye'nin Arabuluculuğuna Umut Bağlıyor": "AB, günlerdir süregelen Muhammed karikatürlerinin bazı Avrupa gazetelerinde yayımlanmasıyla ilgili sorunda, artık uzlaşma ve havayı yumuşatma amacını gütmekte. Bu bağlamda Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik, şu anki AB Dönem Başkanı olarak, Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile bir görüşme yaptı. Bu görüşmenin ardından Bakanlar, ortak bir basın bildirisi yayımladılar. Bildiride, 'İfade özgürlüğü temel bir haktır, ancak dini inançlara saygı gösterilerek' dendi. Plassnik, Türkiye'ye artık oldukça önemli bir değer atfediyor. Ankara, Avrupa ile İslam dünyası arasındaki diyalogun gelişmesinde aktif bir rol oynamaktadır. Gerçekten de Türkiye'de, Danimarka'nın Jyllands-Posten gazetesinde yayımlanan Muhammed karikatürleriyle ilgili protesto gösterileri şu ana kadar barışçıl bir ortamda cereyan etmiştir. Almanya'da da, Türkiye'nin arabulucu olarak kazanılabileceği umuluyor.  Yeşiller Partisi'nin Federal Meclis Milletvekili Ekin Deligöz, 'Türkiye, Avrupa Birliği açısından diğer devletlere köprü olma yolunda hiç olmadığı kadar fazla öneme sahiptir.' dedi. Diğer bazı Alman politikacılar da Türkiye'nin arabulucu rolünü takdirle karşılıyorlar. İktidardaki CDU/CSU Federal Meclis Grubu Dış İlişkiler Sözcüsü Eckart von Klaeden, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ölçülü açıklamalarına övgüler yağdırdı. Almanya'nın, Türkiye'nin AB'ye yakınlaşmasında iç ve dış politik çıkarları mevcuttur." (APA/AP/DPA kaynaklı, 10/02)

 

            İNGİLTERE BASINI:

 

            Reuter: "Genişleme Sıkıntıları... Kıbrıs Türkiye'nin AB'ye Üyelik Müzakerelerini Güçleştirebilir": "Reuter tarafından yapılan bir anket, ekonomistlerin, Türkiye'nin Avrupa Birliğine üye olabilmesi için en az 10 yıllık bir müzakere süreci ile karşı karşıya olduğunu söylediklerini ortaya koydu. 30'dan fazla yükselen piyasa stratejistinin 7-9 Şubat tarihlerinde yaptığı anket, Türkiye'nin, kasım ayında yapılan son ankette çıkan 2017 tarihinden bir yıl daha önce 2016'da Birliğe üye olabileceği yönündeki orta ölçekli tahminleri ortaya koydu. Köln'deki Oppenheim Research'den Dagmar Alpen, 'Uzun bir süreç olacak. Türkiye'nin kişi başına düşen gayri safi yurt içi hasılası (GSYİH) açısından çok fazla yapması gereken bir şeyi olmamasına rağmen, siyasi ve ekonomik kriterler bakımından pek çok şeyi yakalaması gerekmektedir.' dedi. Azınlık hakları ve ifade özgürlüğü gibi konuların çözüme kavuşturulmaması halinde katılım sürecinin tamamının yavaş yavaş durabileceği yönünde endişeler söz konusu; zira Türkiye'nin AB süreci önündeki en büyük engel Kıbrıs. Türkiye'nin üyelik girişimi, AB dönem başkanı olarak ocak ayında göreve başlayan Avustralya'da olmak üzere pek çok üye ülkede tartışma yaratan bir konu. Pek çok AB vatandaşı 10 yeni üyenin Mayıs 2004'te Birliğe katılmasının ardından daha fazla genişlemeye şüpheyle yaklaşıyor ve böyle büyük, görece fakir ve çoğunluğu Müslüman olan bir ülkeyi kabul etme ihtimali konusunda endişeli. Bazıları ise, Türkiye'nin 40 yıl AB üyesi olmak için çaba sarfetmesinin ardından havlu atmasının olası olmadığını ileri sürüyor, ancak Türkiye'nin önümüzdeki yıllarda siyasi ve ekonomik istikrara ulaşması halinde böyle bir senaryonun da olası olacağını belirtiyor. Anket aynı zamanda, reformlar ya da Kıbrıs konusunda yeterince ilerleme kaydedilememesi halinde, AB'nin, tamamlanmadan önce Ankara ile müzakereleri askıya alma ihtimalini beşte bir olarak ortaya koydu. 2018'den önce Türkiye'nin AB'ye katılamayacağını kaydeden Milan'daki DrKW'den Sonal Desai, 'Herhengi bir askıya alma durumu olacağını zannetmiyorum. Bunun eninde sonunda referanduma sunulacağını düşünüyorum ve hem Türkiye'nin hem de AB'nin en son noktada gerçekten üyelik için hazır olacağından emin değilim.' dedi." (Natalie Harrison, 10/02)

 

            MISIR BASINI:

 

            El Ahrar: "İslami Bir Türk Partisi Erdoğan'dan Avrupa'dan Uzak Durmasını İstiyor": "Muhalif İslamcı Saadet Partisi, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a yaptığı çağrıda, birçok kez ve en son özellikle Peygamber Efendimize hakaret eden çirkin karikatürler yayımlayarak, kuşku götürmez net örneklerle İslamiyete ve Müslümanlara ne denli düşmanlık beslediğini açığa vurmuş olan AB'ye Türkiye'nin üyelik serüveninden vazgeçmesini istedi. Saadet Partisi'nin Genel Başkan Yardımcısı Lütfü Esengül basına yaptığı açıklamada, 'Sayın Erdoğan'a biz çağrımızda diyoruz ki, Aslına dön, İslamiyet ve Müslümanlar aleyhinde komplolar düzenleyen AB'den uzak dur' diye konuştu. Esengül açıklamasını, Erdoğan'ın AB üyeliğinde ısrar etmesi yerine, ekonomik ve askeri açıdan İslam birliğini kurmaya çalışması, İslam dünyası üzerinde tertipler kurmaya başlayan Avrupa karşısında Türkiye'yi ve İslam dünyasını güçlü kılacak şekilde İKÖ'nün yapısını sağlamlaştıracak etkin adımlar atması gerektiğini vurgulayarak sürdürdü." (10/02),

 

            YUNANİSTAN BASINI:

 

            To Vima: "Kıbrıs Konusu Türkiye İçin Anahtar": "AB'nin 1999 yılı Helsinki Zirvesinde alınan karardan ve Kıbrıslı Türklerin referandumda verdikleri olumlu yanıttan sonra, Türkiye'nin AB üyeliği için de yol açılmış oldu. Referandumda Kıbrıslı Türkler, Annan Planı'nı üçte iki çoğunlukla kabul ederken, Kıbrıs Rumların yüzde 76'sının reddettiği biliniyor. (...) Adanın yeniden birleşmesi, tüm Kıbrıslıların, özellikle de Kıbrıslı Türklerin yararına olacak: Yaşam düzeyleri bugünküne nazaran en azından iki misli yükselecek. Kıbrıs Türk toplumunun sadece ekonomisi değil; kimliği, kültürü ve bütünlüğü korunacak. Kıbrıs Rumları da bunlara benzer kazançlar sağlayacak. Kıbrıs, Doğu ile Batı, İslam ile AB arasında köprüye dönüşecek. Türkiye için kazançlar daha da büyük olacak: Ulusal hedefi, ülke içinde ve Avrupa'da perspektiflerini tam olarak geliştirmek, barışçıl ve güvenli bir gelecek sağlamak için AB üyesi olmak. Ancak siyasi güçler, geniş bir reformlar yelpazesine doğru ilerleyerek bu hedefi benimsemiş olsalar da, ulaşabilecekleri kesin değil. Bunun için Türkiye'nin AB müktesebatını başarıyla uygulaması ve bütün AB hükümetleriyle dostluk ilişkileri kurması yeterli değil. AB vatandaşlarının çoğunun endişelerini gidermesi, Türkiye'nin AB üyeliğinden korkulacak bir şey olmadığına onları ikna etmesi de gerekecek. Herkesin insan haklarına saygı göstermek de dahil, demokratik sistemin işlevsel kılınması yönünde ne kadar ilerleme kaydedilirse kaydedilsin, bunlar, AB vatandaşlarının bugünkü kuşkularını gidermeye yetmeyecektir. İşte bu noktada denkleme Kıbrıs da giriyor. Türkiye'nin yardımı ve desteğiyle Kıbrıs sorununun çözümü, halkların, Türkiye'nin güvenmeye değer olduğuna inanmalarında katalizör rolü oynayacağından, Türkiye'nin üyeliğiyle AB'nin çok daha güçlü olacağından eminim. (...)" (GKRY eski lideri Yorgo Vasiliu, 11/02)

 

 
ESKİ SAYILAR