ANKARA,
24/02(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen
23 Şubat 2006 tarihinde haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda
sunulmaktadır:
AZERBAYCAN BASINI:
525.Gazete: "AB Türkiye'yi Rum Kesimini Tanımaya
Zorluyor": "Türkiye'nin Rum kesimi ile bugüne kadar ilişki kuramaması,
kardeş ülkenin AB ile diyalogunda sorun oluşturuyor. AB çevreleri, söz
konusu sorunun Ankara tarafından geciktirilmeden bu yıl içerisinde
çözümlenmesini istiyor. AB Dönem Başkanı Avusturya Başbakanı Wolfgang
Schüssel, Rum kesimi Cumhurbaşkanı Papadopulos ile görüşmesinde,
Türkiye'nin 2006 yılı sonuna kadar hava ve deniz sahalarını Rum
kesimine açması ve Gümrük Birliği şartlarını yerine getirmesi
gerektiğini belirtti. Papadopulos ise, Türkiye'nin bu yönde herhangi
bir adım atma niyeti olmadığını bildirdi. Türkiye, 1996 yılında Gümrük
Birliği Anlaşması'na imza attı. Anlaşmaya göre, AB'nin tüm üyeleri,
Türkiye limanlarından yararlanabilir. Ancak 2004 yılında AB'nin
genişlemesi ve Rum kesiminin Birliğe üye olması, Türkiye için kabul
edilemez bir durum oluşturdu. Türkiye, Rum kesimini tanımıyor ve onunla
ilişki kurmayı reddediyor. Ankara'nın AB'nin talebini yerine
getirerek, kendi limanlarını Rum kesimine açması, söz konusu ülke ile
serbest ticareti kabul etmesi anlamına geliyor. Türkiye'yi, bu alanda
adımlar atmaya zorlamak için AB'deki tüm imkanlardan maksimum düzeyde
yararlanmak niyetinde olan Rum kesimi, Türkiye'nin Gümrük Birliği
Anlaşması'nın şartlarını yerine getirmemesi halinde, AB üyeliği
müzakerelerini veto edeceğini açıkladı. Rum kesimi yönetimi,
Türkiye'nin taviz vermemesinin, ABD ve İngiltere'nin bu konudaki
desteğinden kaynaklandığını söylüyor." (Vügar Orhan, 23/02)
FRANSA BASINI:
AFP: "Kıbrıs, Ankara'nın Bir Geminin Limana
Yanaşmasına İzin Vermemesini Protesto Etti": "Kıbrıs Rum Dışişleri
Bakanı Brüksel'i, bir Kıbrıs Rum feribotunun Türkiye'nin güneyindeki
bir limana yanaşmasına izin vermemesinin ardından Ankara'ya karşı
önlemler almaya çağırdı. Devlet radyosuna yaptığı açıklamada Yorgo
Yakovu, 'Bu çok ciddi bir sorun ve AB'nin, açıkça ve diplomatik
yollarla bir tavır takınması gerekir.' dedi. Öte yandan Kıbrıs Rum
yönetimi Müsteşarı Hristodulos Pasharis, 'Bu sorun sadece Kıbrıs'ı
değil tüm AB'yi İlgilendirir.' diye devam etti. Yunanistan da,
'Türklerin tutumunun', 'Türkiye'nin AB'ye giden yoluna' yardımcı
olmadığını ileri sürerek, Ankara'nın Kıbrıs Rum feribotunun Türk
limanına yanaşmasına izin vermemesini protesto etti." (23/02)
MISIR BASINI:
El-Ahram: "Türkiye... Karmaşık Sorunlarda Zor
Arabuluculuk Oyunu": "Geçen son birkaç hafta boyunca Türkiye Başbakanı
Recep Tayyip Erdoğan iktidarı, iki karmaşık sorunda kendisini arabulucu
olarak lanse etmeye çalıştı. Birincisi, Filistin Hareketi ile İsrail
arasında; ikincisi ise, Hz. Muhammed'e hakaret eden karikatürler
nedeniyle Avrupa ile İslam dünyası arasında baş gösteren kriz konusunda
oldu. Oysa bu iki sorun da herhangi bir arabulucunun tarafları etkileme
konusunda gücünü aşan türdendir. Dolayısıyla Türkiye'nin kapasitesini
oldukça aşan boyuttadır. En azından Hamas ile İsrail konusunda, Erdoğan
hükümetini zor duruma sokan asıl sorun, bu konuda büyük umutların
olmasıdır. Türkiye'nin rolünü gerçek verilerden ziyade bu umutlar
etkiliyor. Türkiye'nin, Hz. Muhammed'e hakareti içeren karikatürlerin
neden olduğu kriz konusunda arabuluculuk teklifi ise, görüş açısından
iyi bir girişimdir. Yani, giderek tehlikeli boyutlara bürünen bir krizi
sona erdirmek için bir tarafın, Avrupa ile İslam dünyasını bir araya
getirme çabası olumlu bir gelişmedir. Ancak sorun, Avrupalıların
Türkiye'yi kesinlikle İslam dünyasının bir parçası olarak görmelerinde
yatıyor. Dolayısıyla, bir tarafa mensup olan Türkiye'nin arabuluculuk
yapması zordur. Eğer Türkiye, AB ile katılım müzakerelerinin başladığı
savıyla kendisini resmen Avrupa'nın bir parçası olarak görüyorsa da, bu
husus ne Avrupa ne de Türkiye içinde kesinlik kazanmıştır. Hatta bazı
Avrupalı politikacılar, Erdoğan'ın Hz. Muhammed'e hakaret içeren
karikatürleri kınamasını eleştirerek, Türkiye'nin bu tutumun bedelini
AB üyeliği pahasına ağır ödeyeceği uyarısında bulundular. Şüphesiz
Türkiye'nin, Batı ile İslam dünyası arasında uygarlık köprüsü olduğu
teorisine dayanarak bir rol üstlenmesi hakkıdır. Ama Türkiye AB üyesi
olmadan, bu rol gerçekleşmeyecektir. Türkiye, bu çirkin krizin
bulutları dağıldıktan sonra, Batı ile İslam dünyası arasında derin bir
diyalog düzenleme yoluna gidebilir." (Abdulhalim Gazali, 23/02)
YUNANİSTAN BASINI:
Elefterotipia: "Atina: Ankara Yardımcı Olmuyor":
"Yunanistan ile Kıbrıs Dışişleri Bakanları'nın Atina'da ilk
görüşmelerinin gerçekleştiği sıralarda, AB üyesi ülkelerden mal
taşımakta olan Kıbrıs bandıralı bir gemi, ilk kez, Avrupa malları
taşıyan diğer bütün gemiler gibi davranarak, Mersin limanına demirleme
teşebbüsünde bulundu. Türk liman makamları, beklendiği üzere, Gümrük
Birliği Protokolü'nü, liman ve hava alanlarını Kıbrıs bandırasına açmak
yönündeki yükümlülüklerini, aynı zamanda da insan ve malların serbest
dolaşımına ilişkin AB'nin temel ilkesini açıkça ihlal ederek, geminin
demirlemesine izin vermediler. Bu olay, Türkiye'nin, üyelik
müzakerelerine düzenli bir şekilde başlaması için yerine getirmesi
gereken yükümlülüklerin ve ön taleplerin uygulamada ilk ihlalini
oluşturuyor. Gerek '25'lerin Karşı Deklarasyonu'nda, gerekse
Türkiye'nin Müzakere Çerçevesi'nde, Türkiye'nin müzakerelere ilişkin
yöneliminin, AB'ye karşı yükümlülüklerini yerine getirmesi konusunda
kaydedeceği ilerlemeye bağlı olduğu, başka bir ifadeyle, Protokol'ü
Kıbrıs ile ilişkilerinde uygulayıp uygulamayacağına bağlı olduğu
vurgulanıyor. Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'nin AB yöneliminin
ve üyelik sürecinin, belirli şartlara ve ön taleplere uyum sağlamasına
bağlı olduğunu hatırlatan bir açıklamayla tepki gösterdi: 'Bugünkü Türk
davranışının yardımcı olmadığı belli. Türkiye, AB'ye ve AB üyesi bütün
ülkelere karşı üstlenmiş olduğu yükümlülüklerini yerine getirmeli.'"
(Kira Adam, 23/02)
-
-
ESKİ SAYILAR