01.05.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ANKARA, 24/04(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 21-24 Nisan 2006 tarihli  haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda sunulmaktadır:

 

            AZERBAYCAN BASINI:

 

            Yeni Azerbaycan: "AB, Hırvatistan ve Türkiye ile  Müzakerelerin Yeni Aşamasına Başladı": "AB, Hırvatistan  ve Türkiye ile müzakerelerin yeni aşamasına başladı. AB  Daimi Temsilciler Komitesi, iki aday ülkenin entegrasyona  hazırlık sürecinde eğitim ve kültür bölümüyle ilgili  müzakerelerin başlatılması kararı aldı. Konuyla ilgili  raporlarını sunmaları için Zagreb ve Ankara'ya davet  mektupları gönderildi. Bu arada Polonya da, Hırvatistan'ın  AB ve NATO üyeliğini, Türkiye'nin ise AB üyeliğini  desteklediğini bir kez daha açıkladı." (29/04)

 

            FRANSA BASINI:

 

            AFP: "Türk ve Yunan Başbakanları Selanik'te Bir Araya  Gelecekler": "Yunanistan Başbakanlığından yapılan açıklamaya  göre, Başbakan Kostas Karamanlis ve Türk mevkidaşı Recep  Tayyip Erdoğan Selanik'te, özellikle Türkiye'nin AB'ye üyelik  sürecini görüşmek üzere bir araya gelecekler. Bu son aylarda  ikili ilişkilerde meydana gelen soğukluğun esas oluşturacağı  bu toplantı, Güneydoğu Avrupa İşbirliği Sürecinin yıllık  zirvesi haricinde gerçekleşecek. Söz konusu zirveye dokuz  bölge ülkesinin yöneticileri katılacak. 1999 yılından bu yana Türkiye ile ilişkilerini normal seviyeye getiren Yunanistan,  Türkiye'nin AB'ye üyeliğini destekledi, fakat Kıbrıs sorununa  bir çözüm bulunamaması ve Ege denizindeki egemenlik  tartışmalarının sürmesi nedeniyle, ilişkilerde bir iyileşme sağlanamıyor." (28/04)

 

            YUNANİSTAN BASINI:

 

            Elefterotipia: "ABD ile Kıbrıs Arasında Anlayış": "ABD, Kıbrıs sorununun çözümünü arzu ediyor, ancak yeni bir prosedürün  başlaması için de acele etmiyor. ABD çözümü istemesine rağmen, bugünkü statükoyla tatmin olmuş durumda; çünkü bu karışıklığın  Türkiye'nin katılım sürecini karıştırmayacağını düşünüyor.  Rice'ın Atina ve Ankara ziyaretinin tamamlanmasından sonra,  ABD'nin Kıbrıs politikası bu şekilde özetlenebilir. (…)  Kıbrıs sorunu, Türk-Yunan ilişkilerinin iyileşmesine engel  olmaktan çıktı, çözümsüzlüğü de Türkiye'nin katılım sürecini  etkilemiyor. Önceden açıklanan, Türkiye'nin AB yöneliminin  değerlendirileceği ekim ayındaki krizde, Yunanistan'ın   tutumunun, ABD diplomasisini pek rahatsız etmediği görülüyor. Washington, İngiltere'den sonra Yunanistan ve Kıbrıs'ın,  Türkiye'nin AB'ye tam katılımının en inanılır destekçileri  olduğunu biliyor. Ekim ayında bir kriz çıktığı takdirde, bu, Yunanistan veya Kıbrıs nedeniyle olmayacak. Kıbrıs sorunu,  tam üyelik yerine özel ortaklığı arzu eden üye devletler  tarafından kullanılsa dahi, teşvikleri başka olacak. ABD,  dikkatini buraya odakadı, Kıbrıs sorununa değil. Ekim ayındaki  bir krizin bedelini, Kıbrıs'ın bundan karlı çıkmak yerine,  ödemesi daha muhtemel. Condoleezza Rice, Atina'da, Kıbrıs AB'ye  bölünmüş olarak katıldığında, Türkiye'nin AB'ye katılımını  engelleyecek hiçbir şey yapmayacağına ilişkin bir anlayışın  bulunduğunu ifade etti." (Makarios Drusiotis, 28/04)

            Ethnos: "Türkiye ile 'Sıcak' Ekim": "AB'nin Genişlenmeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, bir kez daha Türkiye-AB ilişkilerinde  kriz öngördü. Rehn, Brüksel'de, Kıbrıs Parlamentosu Başkanı  ve AKEL partisi Genel Sekreteri D. Hiristofias ile görüştü.   Görüşme sırasında Rehn, Türkiye'nin hem Kıbrıs gemi ve uçaklarına  liman ve havaalanlarını açması, hem de azınlıkların korunmasını iyileştirilmesi -özellikle Müslüman olmayan nüfusunun yüzde  0.2'sinin- konularında AB'ye karşı yükümlülüklerine uyum  sağlamasına tepkisi konusunda karamsarlığını gizlemedi. Rehn, AB-Türkiye ilişkilerinde 'sıcak bir ekimden' bahsetti, çünkü  Türkiye'nin ilerlemesine ilişkin komisyon raporu o zaman  açıklanacak. Bu raporda, Türkiye kanunlarının muadil AB  kanunlarına uymasını sağlamayı reddetmesi ifade edilecek. AB  Komiseri, AB'nin katılım müzakereleri çerçevesinde önerdiği, Türk Hükümeti'nin benimsediği sözde reformlara ilişkin yeni  kanun paketine de değindi. Bunlar, Komisyon tarafından tatmin  edici olarak  nitelendirilmiyor. Komisyon, Hıristiyan  azınlıkların vakıflara sahip olmak ve idare etmek imkanına  ilişkin  Ankara'nın ileri sürdüğü kanunların, şu anda  uygulanan kısıtlayıcı kanunlara yeni bir unsur sunmadığını vurguluyor." (G. Daratos, 28/04) 

 

 

 
ESKİ SAYILAR