02.05.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

            ANKARA, 02/05(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 1 Mayıs 2006 tarihli  haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda sunulmaktadır:

 

            ALMANYA BASINI:

 

            Almanya'nın Sesi Radyosu: "AB 15 Şengen Ülkesi İçin Vize  Bedellerini Artırıyor":

 

            "SORU: Sayın Kaleağası, Avrupa Birliği neden vize  ücretlerine zam yapma kararı aldı. Bütçe girdilerini artırmak   için Brüksel'in umudu, vize ücretlerine mi kaldı? Yoksa bunun  Avrupa Birliği'nin yeni vize politikası olması mümkün mü?

 

            KALEAĞASI: Avrupa Birliği'nin vize politikası yok tabii.  Bunu tek tek ülkeler uyguluyor. Dolayısıyla ülkelerin kendi   arasındaki istişaresi sonucunda alınmış bir karar. Vize  politikası başlı başına yanlış bir politikadır.(…) Dolayısıyla  vize kararı aslında ülkenin onuruyla oynuyor, ama nedense  şimdiye kadar Türkiye'de hiçbir siyasetçi, hiçbir diplomat,  hiçbir dışişleri bakanı bunu ulusal onura bir hakaret olarak  algılayıp bu şekilde tepki göstermedi. Halkın göstermesi  gerekiyor. Vize sorunumuz olmasa bile Almanya'da yaşayan   Türklerin vize sorunu olmasa bile, bir kere, ülkemize bir   hakaret söz konusu. Dolayısıyla benim aklıma gelen Türk,  Alman ve Avrupa Birliği bayraklarıyla bir insan hakları  gösterisidir. Almanya, Fransa ve Belçika'da -yani çok da  gereksiz milliyetçi çerçeveye de girmeden- bazen bakıyoruz  gösterilerde sırf Türk bayrağı da oluyor, bu da çok yanlış.  Konulara tamamen daha evrensel, daha Avrupalı gibi yaklaşmaya  çalışarak bu konuda sesimizi duyurmamız gerekiyor, yoksa  artan vize ücretinin ötesinde bizatihi uygulamanın kendisi  bir Türk karşıtlığı, düşmanlığı neredeyse.

 

            SORU: Sizin de belirttiğiniz gibi bu karardan kuşkusuz  en çok Türkiye etkilenecek hatta bazı gözlemciler, vize  ücretlerini arttırmaktaki asıl hedefin Türkiye'den Avrupa  Birliği'ne gelecek kişilerin sayısını azaltmak olduğunu iddia  ediyor, yani bir bakıma caydırıcı bir etki yapması söz konusu.  Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?

 

            KALEAĞASI: Belki marjinal bir etkisi olabilir tabii  geleceklerin sosyo ekonomik durumuna bakmak gerekir. Ama   gelmesi gereken, vize ücreti arttı diye gelmeyecek diye birşey  söz konusu değil. O bakımdan artan ücretin orada çok kalıcı ve  uzun vadeli bir etkisi olacağını sanmıyorum. (…) Türk Devleti  bu konuya, bize yapılan, Türkiye'ye yapılan bir hakaret olarak  değil de diğer konular gibi teknik bir konu olarak yaklaştığı  için bugünlere kadar gelindi. Türkiye-AB ilişkilerinde veya  Türkiye'nin AB ülkeleriyle olan ilişkilerinde diğer tüm  konulara baktığınızda yani müzakereler, AB ile ilgili konular  ve Kıbrıs, aslında Türkiye son derece dişe diş mücadele eden  bir ülkedir. Bir tek bu konuda Türkiye sanki suçluymuş gibi,  sanki Türkiye'den Avrupa Birliği'ne giden ve sonuçta oradaki  kamu düzeni açısından zararlı olabilecek kişiler, kaçak işçi  veya dediğim gibi terör bağlantılı kişiler. Bütün bunların  suçu tüm Türkiye'ye mal oluyormuş gibi, kuzuların sessizliği  yaşanıyor; bu çok yanlış.

 

            SORU: Peki Sayın Kaleağası, bu konunun Türkiye ile Avrupa  Birliği arasındaki müzakere sürecinde gündeme gelmesini bekliyor  musunuz, yakın veya orta vadede?

 

            KALEAĞASI: Bu konu müzakere sürecinin de ötesinde. Bu çok  yüksek siyasi bir konu aslında. Müzakere sürecinde gündeme  gelmeyecektir. Belki sonuna doğru, müzakerenin çalışanların   serbest dolaşımıyla ilgili bölümüne gelindiği zaman birtakım  düzenlemeler, geçiş dönemleri söz konusu olacak. O zaman  gündeme gelebilir, ama müzakere sürecinden de medet ummamalıyız.  Yani bu konu, bunun da dışında Türkiye AB'ye üye olacak olsun   veya olmasın, bu kadar büyük bir ekonomik ilişki hacmimiz olan   bir tarafla, turizm ilişkimiz olan bir tarafla ilişkilerimizde   böylesine haksız bir vize uygulaması gerçekten son derece rencide  edici." (Murat Çelikkafa, TÜSİAD'ın Avrupa Birliği nezdindeki  temsilcisi  Bahadır Kaleağası ile yapılan mülakat, 01/05)

 

            YUNANİSTAN BASINI:

 

            To Vima: "Rice'ın Temennileri Bizi Rahatsız Etmiyor": 

 

            "SORU: Türkiye verdiği sözleri tutmamasına rağmen, ABD  Dışişleri Bakanı Rice'in Türkiye'nin AB beklentisine ilişkin  ifadeleri sizi rahatsız etti mi?

 

            MEIMARAKIS: Türkiye'nin AB beklentisine ilişkin Rice'ın temennilerinin kimseyi rahatsız etmesi gerektiğini düşünmüyorum.  Özellikle de, son sözün Avrupa ülkelerinde ve Avrupa  vatandaşlarında olan bir konu hakkında. Bu temenniler problem  yaratmadığı gibi, Yunanistan'ın ve Kıbrıs'ın avantajlı durumunu gösteriyor, çünkü Yunanistan ile Kıbrıs zaten AB üyesidir.  Yunanistan'ın temel politikası, bölgedeki tüm ülkelerin AB  beklentisini desteklemektir. Bunu destekliyoruz, çünkü AB  yolunun tüm komşu ülkelerin menfaatine olduğunu düşünüyoruz.  Şu halde, Türkiye'nin AB beklentisini desteklemek stratejik seçeneğimizdir. Tabii ki bunun 'açık çek' anlamına gelmediğini  söyledik ve gerektiğinde tekrar edeceğiz: Türkiye'nin tam  katılımı, tüm AB kriter ve ön koşullarının yerine getirilmesini  ve AB müktesebatına uyumunu gerektiriyor. Türkiye'nin AB  sürecinin herşeyden önce kendisine bağlı olduğu açıkça bellidir.  Dahilde gerekli reformları gerçekleştirdiği sürate bağlıdır.  Tüm komşu ülkelerle iyi komşuluk ilişkilerinin sağlamlaşmasını,  istikrarı, bölgesel işbirliğini güçlendiren inisiyatiflere  katılmasına ilişkin kararlılığına bağlıdır.

 

            SORU: Türk-Yunan ilişkilerinin, Yunanistan ile Kıbrıs'ın  Türkiye'nin AB yönelimi için 'yeşil ışık' yaktığı dönemdekinden  daha kötü durumda bulunduğuna mı inanıyorsunuz?

 

            MEIMARAKIS: Komşu ülke ile ilişkilerimizin iyi noktada  olduğuna inanıyorum, daha iyi de olabilirdi. Türkiye'nin AB'ye  katılım prosedüründe ülkemizin önemli desteğini Türkiye'nin  kabul ettiğini düşünüyorum. Zaten birkaç gün önce Rice da bunu  kabul etti. Ancak, AB yöneliminin AB müzakereler çerçevesine  tam uyumunu gerektirdiğini Türkiye'nin gözönünde bulundurması  gerekir. Tabii ki, karşılıklı ilgi alanlarında ikili işbirliğini  ilerleterek, ikili ilişkilerimizin iyileşmesi ve bölgedeki   gerginliğin ortadan kalkması için çalışmaya devam ediyoruz.  (…)" (Vasilis Hiotis, Savunma Bakanı Meimarakis ile yapılan  mülakat, 30/04)

 

            Elefterotipia: "Sürekli Artan Mesafe": "Türkiye ve  Yunanistan Dışişleri Bakanları, iletişim kanalının açık  kaldığını göstermek için, Sofya'daki NATO toplantısı  çerçevesinde 'görev icabı' görüştüler. Bununla birlikte  Dora Bakoyanni, Kıbrıs sorunu ve AB-Türkiye ilişkileri  gibi çok önemli konuları değil de, ikinci derece önemi  haiz siyasi konuları konuşacaklarını önceden söylemişti.  Erdoğan'ın Karamanlis ile perşembe günü Selanik'te  yapılacak Balkan ülkeleri zirve toplantısında buluşmasında  da aynısının gerçekleşmesi bekleniyor. Bu tipik görüşmeler,  hem kararsızlığın boyutlarını hem de komşu ülkenin, -Kıbrıs  karşısında olduğu gibi, üstlendiği yükümlülükleri uygulamayı  reddettiğine göre- Türkiye için AB'deki çemberin 'daralmasını'  ve Ankara-Atina arasında sürekli artan mesafeyi gösteriyor.  ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'in Kıbrıs ve Yunanistan'ın 'Türkiye'nin AB'ye katılımını kolaylaştırmasına' ilişkin  "üstlendiği zorunluluktan' bahsettiği Atina ziyaretinin aldığı  olumsuz durumdan sonra, Yunan tarafı daha da çok çaresiz  görünüyor. ABD Dışişleri Bakanı, Kıbrıs ve Türkiye'nin AB'ye   üyeliği için Atina'ya 'bir gayri resmi paket-anlaşmayı'   ısrarla hatırlatmaya devam ediyor. Ayrıca, Rice'ın bu açıklaması  ne hükümetten ne de muhalefet partilerinden bir tepkiye maruz  kaldı. Başka türlü ifade etmek gerekirse, Washington, üstelik  başından beri, Kıbrıs'ı Türkiye'nin AB'ye üyeliği için  çalışmakla yükümlü kılan Annan Planının 'özünden' bir santim  bile uzaklaşmadı." (Kira Adam, 30/04)

 

            Elefteros Tipos: "Dora Bakoyanni: Washington'dan Ültimatom  Kabul Etmiyoruz":

 

            "(…)

 

            SORU: Gümrük Birliği Protokolü TBMM tarafından onaylanmadı.  Şunu sormak istiyorum: Atina için vade ne kadar, tepki göstermek   için herhangi bir vade koydu mu?

 

            BAKOYANNI: Vade Atina'nın değil, Avrupa'nın vadesi.   Avrupa, Türkiye'nin 2006 yılı içinde protokolü uygulaması   gereğinden söz etti.

 

            SORU: Gümrük Birliği Protokolü sonbahara kadar uygulamazsa,  bunun ertesi günü ne olacak? Hükümet, 'yol haritası'nda  öngörüldüğü şekilde, üyelik müzakerelerine ara verilmesi  olasılığını inceliyor mu?

 

            BAKOYANNI: Bakınız, buna bakacağız, daha oraya gelmedik.   Konu hakkındaki karar AB'nin toplu halde alacağı bir karar   olacak. AB, Türkiye'nin genel yönelimini ilgi gösterdiği bütün   veriler çerçevesinde inceleyecek.

 

            SORU: Her halükarda, sonbaharda, 'sivri ucunu' gümrük   birliği konusunun oluşturacağı bir Avrupa-Türkiye krizini   olası görüyor musunuz?

 

            BAKOYANNI: Krizlerden söz etmek hoşuma gitmiyor. Tabii,   bazı gerginliklerin var olması olasılığının olmayacağını   elbette söyleyemem. Her halükarda, Türkiye'nin eninde sonunda yükümlülüklerini yerine getireceğine inanıyorum.

 

            SORU: Türkiye ile AB arasında özel bir ilişkinin   biçimlenmesi olasılığını inceleyen epey Avrupa ülkesi var.   Atina'nın tam üyelik üzerinde yatırım yapmış olduğu nettir.   Öteki görüşün hakim olması durumunda alternatif senaryo  var mı?

 

            BAKOYANNI: Yunanistan'ın görüşü nettir. Bu görüşün,  ülkenin her iki büyük partisi tarafından desteklenmiş   olduğunu da defalarca söylemiş bulunuyorum. Türkiye için   AB tarafından nihai üyelik mesajının net olması önemlidir.   Böylece, AB üyesi olması için gerekli olan bütün iç   değişiklikleri ilerletebilecek. Yunanistan'ın görüşü budur  ve defalarca açıklanmış bulunuyor. Bütün Avrupa'da başka  düşünceler de var. Ancak, bugün, farklı bir Avrupa politikası  biçimlenmiş değil." (Angeliki Spanu, Dışişleri Bakanı Dora  Bakoyanni ile yapılan mülakat, 30/04)  02/05/2006   13:58:02

 

 

 

 

 

 
ESKİ SAYILAR