04.05.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

             ANKARA, 04/05(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 02-03 Mayıs 2006 tarihli  haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda  sunulmaktadır:

            ALMANYA BASINI:

 

            Frankfurter Rundschau: "Ehillik Sınavı": "En geç, Mayıs  2004'de 10 yeni üyeyi kapsayan genişlemenin gerçekleşmesinden,  Fransa ve Hollanda'da AB Anayasası konusundaki referandumların başarısızlığa uğramasından ve bir yıl sonrasında geçtiğimiz  ekim ayında Türkiye ile katılım müzakerelerinin başlamasından  beri, Avrupa'nın nereye kadar uzandığı ve uzanması gerektiğine  ilişkin tartışmalar artık akademik değil, siyasi olarak  yapılıyor. Tartışma, bilimsel tartışmaların yapıldığı ortamdan  ayrılıp toplantı salonlarına ve meyhanelere indi. AB Komisyonu  yaklaşık iki hafta içinde Romanya ve Bulgaristan'ın 1 Ocak  2007'de Birliğe girmesinden yana mı yoksa 26 ve 27 numaralı  AB üye adaylarının bir yıl daha beklemek zorunda kalmasından  yana mı olduğuna ilişkin tavsiye kararını açıklayacak. Romanya  ve Bulgaristan'a 2007 yılı için yeşil ışık yakılması şansı  büyük. Zira, bir yandan üyelik karşıtlarının bile elinde iki  ülkenin bir yıl daha dışarıda kalması için öne sürebilecekleri   gerekçeler yok. Nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, yakında  alınacak üyelik kararındaki asıl ironi, Bulgaristan ve  Romanya'yı konuşan Avrupa'nın aslında ilk kez kendisi üzerine  ve daha sonrasında da Türkiye'yi konuşacak olmasıdır. AB  Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso daha birkaç ay önce,  AB'nin büyük olmaktan ziyade küçük olduğunu söylemişti. Bu  açıklamasıyla kesinlikle yeterince itiraz alırdı. Zaten AB Parlamentosundaki muhafazakarlar ve sosyal demokratlar   geçenlerde genişleme stratejisinde düzeltmeye gidilmesini   talep ettiler. Hristiyan demokrat Elmar Brok, AB'nin alım   kapasitesinin şu anki koşullarda mümkün olmadığını söylüyor.  Alman parlamenterler, aralarında Bavyera Başbakanı Edmund  Stoiber'in de (CSU) bulunduğu Alman siyasetçiler tarafından destekleniyorlar. Stoiber'in, Romanya ve Bulgaristan ile  sırada bekleyen Hırvatistan'ın alınmasından sonra, 'AB'de  otomatikman üyeliğe son verilmesi' yönündeki açıklaması,  özellikle AB perspektifi siyasi istikrarları için büyük önem  taşıyan Batı Balkan ülkeleri tarafından endişeyle dinlenmiş  olsa gerek. Oysa Stoiber'in amacının, öncelikle Türkiye'ye  karşı retçi tutumunu vurgulamak olduğu çok açıktı ve sadece  onun değil. Zira en azından, hızla genişleme konusunda ikazda   bulunarak tartışmaya karışan siyasetçilerin bir kısmının   aklından, üyelikle ilgili yasal olmayan indirimler söz konusu  olduğunda Türkiye geçiyor. Bu karışım tartışmayı tehlikeli bir  hale getiriyor. Zira, lehinde ve aleyhinde çok sayıda  argümanın olduğu Türkiye'nin olası üyeliği, AB'nin siyasi  hedeflerinde ve dünyadaki rol anlayışında esaslı bir düzeltme  gerektirir, ki bu, savaşlarla parçalanmış bir Avrupa'nın  birleşmesiyle oy dengeleri ve karar süreçlerinin reforme  edilmesinin çok daha ötesine uzanacak bir düzeltmedir. Romanya  ile Bulgaristan'ı ya da perspektif olarak Hırvatistan ve  Makedonya'yı kapsayacak bir genişlemeyi Türkiye'nin üyeliğiyle  aynı kefeye koyanlar, Balkanların siyasi geleceğine ilişkin  tartışma üzerinde fazla yük oluştururlar ve Güney Avrupa'nın  kırılması riskine girerler. Balkan ülkelerinin hızla üyeliğe  alınmasına karşı akla gelebilecek her türlü önyargıya zarar  vermeksizin ve Avrupa'nın sınırlarını net bir şekilde  belirlemeye yönelik tüm zorluklara rağmen, İstanbul ve  Ankara'nın Avrupa'ya ait olup olmadığı tartışılabilir, ancak  Bükreş ve Sofya'nın Avrupa'nın bir parçası olup olmadığı  tartışılamaz." (Detlef Fechtner, 03/05)

 

            BULGARİSTAN BASINI:

 

            Monitor: "DSB, Hak ve Özgürlükler Hareketi Yüzünden  Türkiye'nin AB Üyeliğine Karşı Çıkıyor": "'Güçlü Bulgaristan  İçin Demokratlar' (DSB) Genel Başkanı İvan Kostov,  Türkiye'nin AB üyeliğine kesinlikle karşı olduğunu açıkladı  ve hükümetten de gerekirse konuyla ilgili referanduma  gidilmesini istedi. Kostov, güney komşumuza yönelik bu aşırı  tepkinin sebebini şöyle açıklıyor: 'Türkiye, ülkemizin  içişlerine edepsizce karışıyor ve Hak ve Özgürlükler Hareketi  (HÖH) ile işbirliği yapıyor.' Şu da bir gerçek ki, HÖH'ün,  Bulgaristan'ın etnik  bakımdan karışık bölgelerinde kontrol  edilemeyen bir gücü var, bundan dolayı da Bulgaristan  Türkiye'nin  üyeliğine izin vermemeli."  (03/05)

 

            İRAN BASINI:

 

            Cumhuri İslami: "Batı Komşu ile...": "İran İslam  Cumhuriyeti ve komşuları arasındaki ilişkileri germeye  çabalayan gizli ve açık birçok el var. Bunlar Türkiye ve  İran arasındaki iyi ilişkilerin gelişmesini önlemeye çalışan  ve bunun için yoğun çaba sarfeden iki milletin düşmanlarıdır.  ABD Dışişleri Bakanı Rice, geçen haftaki Ankara ziyaretinde  İran'a yönelik girişimlerde Türkiye'nin desteğini almaya  çabaladı. İran'ın nükleer konularına düşmanlık göstermenin  dışında ABD, Türkiye'de yeni askeri üs kurmaya ve bunu  bölgedeki müdahaleci amaçları için kullanmaya çalışıyor. (...)  Türk Hükümeti yetkilileri, İran ile dostane ilişkilerini   kaybetmeyi ve bu ilişkilere zarar görmesini istemiyorlarsa da,  ABD ve Siyonist Rejim'in tahrikleri, Türk yetkilileri karar  vermede tereddüde düşürüyor. Türk politikacıları uzun zamandan  beri AB üyeliğine göz diktiler. Avrupalılar arka arkaya  tavizler koparmalarına rağmen hala Türkleri oyalıyorlar, ancak  Türkler yine de AB kapıları belki bir gün ülkelerine açılır  diye taviz vermeye devam ediyorlar. Böylece Türk yetkilileri  şimdi, bir seçim yapmanın zor olduğu bir ikilem içinde  bulunuyor. Türk yetkilileri kesinlikle Batı'yı hoş tutmayı  kamuoyuna tercih edemezler. Kesinlikle İran gibi önemli ve  güçlü bir komşuyu Batılılara ve Siyonistlere feda etmek  Türkiye'nin yararına olmayacak. Bu, çok zararlı bir  alışveriştir. Zira İran gibi önemli bir komşuyu kaybetmenin  yanında Türk kamuoyunu da kaybetmiş olurlar." (03/05)

 

            MISIR BASINI:

 

            El Ahram: "Kıbrıs Sosyalist EDEK Partisi Onursal Lideri:  Kıbrıs Sorunu Yabancı Müdahale Ürünüdür": "AB'nin beynelmilel  bir kuvvet olarak güçlenmesini istemeyen ABD'nin, Truva atı  gibi bir oluşum yaratmak gayesiyle Türkiye'nin AB üyesi  olması için çalıştığını vurgulayan Kıbrıs'ın Sosyalist EDEK  Partisi'nin onursal lideri Lissaridis, Kıbrıs sorununun, ABD,  İngiltere ve Türkiye gibi güçler tarafından yapılan yabancı  müdahalenin ürünü olduğuna dikkatleri çekiyor. Lissaridis  bir anekdot olarak, işgalci ülke Türkiye'nin AB üyesi  olmaya çalıştığına ve bu işgal sona erdirilmeden katılım  müzakerelerinin başlatılmış olmasına  dikkati çekiyor."  (Muhammed Abdülhadi, 03/05) 

 

            YUNANİSTAN BASINI:

 

            Elefteros Tipos: "Papadopulos: ABD'nin Teveccühünü Elde  Etmek için Memleketin Çıkarlarını Kurban Etmeyeceğiz":

 

            "SORU: Sayın Cumhurbaşkanı, ABD Dışişleri Bakanı   Condoleezza Rice'ın, Atina'yı son ziyareti sırasında, 'Kuzey  Kıbrıs'ın izolasyonunun son bulması' gereğinden ve Kıbrıs  Cumhuriyeti'nin Türkiye'nin üyelik yönelimini kolaylaştırmak  yönündeki yükümlülüğünden söz ettiğini duyunca gafil  avlandınız mı?

 

            PAPADOPULOS: Sayın Condoleezza Rice'ın açıklamaları benim  için sürpriz oluşturmadı, ABD'nin sabit tezinin bir tekrarını oluşturdular. Aslında, ABD'de Kıbrıs konusu sadece Türkiye'nin  AB yöneliminin kolaylaştırılması çerçevesinde ele alınıyor.  Şöyle ki: Annan planının tümünün, -özellikle de o dönemde  zaman süresinin, yani Kıbrıs'ın AB üyesi olduğu 1 Mayıs  tarihinin saptanmasının- Türkiye'ye kolaylık sağlamak  amacıyla biçimlenip biçimlenmediğinin sorulması doğaldır.  Annan planında yer alan ve birleşmiş Kıbrıs Cumhuriyeti'nin,  24 AB üyesi ülkenin farklı görüşü olsa dahi, Türkiye'nin  üyelik yönelimini kayıtsız şartsız desteklemek zorunda  olacağı öngörüsü de aynı konuyla ilgili. Tarafsız bir gözlemci   için soru kendiliğinden ortaya çıkıyor: Acaba üyeliğini   kolaylaştırmak için Türkiye'nin AB yönünde üstlenmiş   olduğu yükümlülüklere uyum sağlaması yükümlülüğü yok mu?   Bu yükümlülüğü, Sayın Bakoyanni'nin, ABD Dışişleri Bakanı   ile görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada vurguladığının   altını çiziyorum. (...)

 

            SORU: Çoğu Avrupa hükümeti, Türkiye'nin uyum sağlamaması  durumunda son araç olarak, üyelik müzakerelerine ara  verilmesi olasılığını inceliyorlar. Bu tür bir konu masaya  getirilirse -Atina ile Lefkoşa şimdiye kadar bu olasılıktan  söz etmediği için- siz ne yapacaksınız?   

 

            PAPADOPULOS: Biz, Türkiye'nin, AB tarafından saptanan   zaman süresine uyum sağlamasının gerekli olduğunu savunuyoruz.  Ancak, bu, bir ülke tarafından alınan bir karar değil; 25  ülkenin kararı. Bence, nihai gelişme için, başka bir ifadeyle  tam üyeliğe mi yoksa imtiyazlı ilişkiye mi gidileceği hakkında  ciddi itirazlar olabilir. Fakat, bence, AB'nin hemen hemen  bütün üye ülkeleri kolayca anlaşılan nedenlerden dolayı,  Türkiye'nin üyelik yönelimine ara verilmesini istemiyor.

 

            SORU: Her halükarda, sonbaharda ciddi bir AB-Türkiye   krizini olası görüyor musunuz? Başka bir ifadeyle -Olli   Rehn'in kullandığı bir ifadeyle- 'trenin raydan çıkması'   tehlikesini olası görüyor musunuz?

 

            PAPADOPULOS: Bu tehlike mevcuttur. Daha önce sözünü   ettiğim itirazlar Türkiye'nin üyelik yörüngesinde hareket   etmesi arzusundan daha kuvvetli bir şekilde ortaya çıkarsa,   sonbaharda bir 'krizin' yaşanması yönündeki verilerin var   olacağına inanıyorum. Ancak, şimdiden değerlendirmelerde   bulunmanın akil olmadığını sanıyorum. (...)

 

            SORU: Ankara'nın zaman zaman savurduğu tehditlerin   gerçekleşmesini ve Türklerin kendiliğinden Avrupa   yönelimlerine veda etmelerini olası sayıyor musunuz?

 

            PAPADOPULOS: Bu, diğerleriyle birlikte değerlendirmiş   olduğumuz olası senaryolardan biridir ve bizi endişelendiriyor.  Elbette, amaçladığımız bir senaryo değil, çünkü Kıbrıs konusu  üzerinde olumsuz etkisi olacak. Müzakerelerin durdurulmasına  yönelik olumsuz gelişmeden kaçınmak amacıyla, Türkiye'nin  uyum sağlaması için hem zaman açısından hem de konunun özü  açısından 'altın ölçünün" bulunması gerekir. (...)"  (Angeliki Spanu, GKRY lideri Tassos Papadopulos ile yapılan  mülakat, 02/05) 

 

 

 

 

 

 
ESKİ SAYILAR