08.05.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

            ANKARA, 08/05(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 05-07 Mayıs 2006 tarihli  haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda  sunulmaktadır:

 

            ABD BASINI:

 

            Amerika'nın Sesi Radyosu: "Devlet Bakanı Ali Babacan:  Türkiye Tarama Sürecinde Yarı Yolu Tamamladı": "AB ekonomi  ve maliye bakanlarını bir araya getiren ECOFIN toplantısının  aday ve katılımcı ülkeler bölümüne katılan Başmüzakereci Ali  Babacan, uyum konusunda takvimi Türkiye'nin belirleyeceğini  söyledi. AB'nin Türkiye'ye üyelik için net bir takvim ve  kesin bir tarih vermediğine dikkat çeken Babacan, Birlik  müktesebatına uyumda Türkiye'nin izleyeceği stratejiyi de  açıkladı. Buna göre Türkiye, günlük yaşama ivedi bir şekilde  yarar sağlayacak alanlarda uyumu gecikmeksizin  gerçekleştirecek, ancak ekonomik ve sosyal maliyeti olan  alanlarda uyumu zamana yayacak. Türkiye'nin AB ile yürütülen  süreçte aşamayacağı bir sorun bulunduğuna inanmadığını  söyleyen Babacan, bazı konularda uyum sağlanmasının işin  doğası gereği zaman alacağını vurguladı. Süreçte 17  ayrıntılı tarama toplantısının tamamlandığını, 18 başlıkta  da tanıtıcı tarama toplantısı yapıldığını belirten Babacan,  bu performansla yolun yarılandığını dile getirdi. Bazı  müzakere başlıklarının açılış ya da kapanış aşamalarında  eşik uygulamasının devreye girecek olmasının gayet normal  olduğunu ve bunun sorun olarak algılanmaması gerektiği de  Babacan'ın altını çizdiği unsurlar arasında yer aldı.  'Bundan sonra başlıkların yarısından fazlasında eşikler  olabilir, olacaktır da' diyen Babacan, bazı alanlarda eşik  konulmasının Türkiye'nin de işine gelecek bir uygulama  olduğunu savundu." (Güven Özalp, 06/05)

 

            ALMANYA BASINI:

 

            Junge Welt: "Kağıt Üzerinde Haklar": "AB içerisinde,  Türkiye'nin üyeliği söz konusu olunca, yurttaşlık hakları  alanında birçok şey görmezden geliniyor. Oysa ki,  Türkiye'de özellikle de kadın haklarının büyük ölçüde  ihlal edildiği bir sır değil. Yapılan güncel anket ve  araştırmalar sayesinde kadınlara  yönelik suçların  ağırlığını ve ne ölçüde yayıldığını saptamak mümkün.  Milliyet gazetesi, mart ayında, bir anket sonucuna yer  verdi: Anket sonucuna göre, Türk erkeklerinin neredeyse  dörtte üçü, kadınların görevinin erkeklere hizmet etmek  olduğu görüşünü savunuyor. Boğaziçi Üniversitesinin  desteğiyle hazırlanan ve 1.644 kişinin katıldığı anket,  Türklerin çoğunun kadın-erkek eşitliğinden yana olduğunu,  ancak aynı zamanda kadının rolü konusunda muhafazakar  görüşe sahip olduğunu ortaya koydu. (…) Türkiye'de her  yıl en az 60 namus cinayeti işleniyor. Uzun süredir devam  eden bu tarz cinayetler için, büyük ceza indirimleri  uygulanıyordu ancak Türkiye, AB gayretleri çerçevesinde  geçen yıl bu büyük ceza indirimlerini kaldırdı. (…)"  (05/05)

 

            İNGİLTERE BASINI:

 

            The Economist: "Türkiye ve Avrupa... Kopuş mu  Yaşanıyor?": "Çok zaman önce değil, geçen yıl Türkiye'de  işler öyle yolunda gidiyordu ki, en yakın hamileri bile  gözlerine inanamıyorlardı. Avrupa Birliği'ne üyelik vaadi,  büyük bir yatırım patlamasına neden olmuştu. İslamcı  kökleri olan bir parti, Müslüman inançları ile demokrasinin  uyum içinde olduğunu gözler önüne seriyordu. AB'ye katılım  umudu, kişisel özgürlükler ve ifade özgürlüğü konusunda  olumlu sonuçlar doğuran reformları teşvik etmişti.  Avrupa'da kısmen Türkiye'ye karşı kuşkucu bir yaklaşım  olsa da, Türkiye'nin AB'ye daha uygun hale gelmeye  başladığına dair umutlar zemin buluyor, Birlik de Türkiye  için daha cazip bir hal alıyordu. Her şeyden önemlisi,  Türkiye kemikleşmiş problemlerinin üstesinden gelmeye  başlamış görünüyordu. Bunlardan biri olan enflasyon kesin  bir şekilde dizginlendi. Ayrıca, dindar siyasetçiler ile  cumhuriyetçi generallerin bir arada varolabileceğini görmek  yararlı oldu. Ne yazık ki, Türkiye'nin Avrupa yürüyüşündeki  coşku bir hayli azaldı. Bir Avrupalı yetkili, Türkiye'nin  AB ile ilişkilerinde olası bir 'tren kazasından' endişe  ediyor, bu konuda en büyük engel de çok muhtemeldir ki  Kıbrıs olacak. Ayrıca Kürt terörizmindeki yeniden canlanma  sert bir yanıtla karşılık buldu. Türkiye'nin Avrupa'dan  tarih almasına yardımcı olan reformlar tersine döndü.  Herhangi bir cezai takibat korkusu olmadan Kürtçe konuşma  ve yayın yapmanın mümkün olmasından sadece birkaç ay sonra,  Türkiye, insanların şiddete başvurmaksızın, konuştukları  dil ya da açıkladıkları görüşleri nedeniyle cezaevine  gittikleri eski kötü günlerine geri dönüyor olabilir.  Terörle mücadele, pek çok Batılı ülkeyi, güvenlik adına  bazı özgürlükleri feda etmeye zorladı. Türkiye'ye ilişkin  geçen seneki iyimserlik abartılmış olabilir. Ancak,  Türkiye'nin Avrupa umutlarının yarattığı pozitif enerji  tamamen yok olmuş değil. Türkiye'nin Avrupalı geleceğine  ilgi duyan herkesin sorumluluk içinde hareket etmesi halinde  bu umutlara halen ulaşılabilir. (…) Türkler, Birlik içinde  pek çok kişinin, Avrupa yolunda tökezlemelerine  sevineceğinden endişe ediyorlar. Bu endişe onları, farklı  istikametlere yönelmeye itiyor. Liberal Batıya yönelmiş  Müslüman bir demokrasinin en önemli örneği olan Türkiye'yi  kaybetme tehlikesi halen çok büyük. Avrupalı liderler  Türkiye'yi rotasına geri getirmek için ellerinden gelen  her şeyi yapmalılar." (06/05)

            Reuter: "Fransa, AB Genişlemesinin Rotasını Kontrol  Altına Almak İstiyor": "Fransa, haziran ayındaki AB  Zirvesi'nde, yeni katılmayı arzu eden ülkelerin giriş  kriterlerini yerine getireceklerinin teminatı olarak kağıt  üzerinde yazılı bir ifadenin yer alması için ısrarcı  olacak. Böyle bir hareket, Fransız seçmenlerin AB  Anayasası'nı referandumda reddetmelerinden bir sene  sonrasına rastlıyor. AB'nin diğer 24 ülkesine iletilen  taslak deklarasyonda üyelik için yeni bir kriter  getirilmezken, varolan kriterlerin en sıkı şekilde  yorumlanması öngörülüyor. Türkiye, Ukrayna ve diğer Balkan  ülkelerinin hepsi, önümüzdeki 10 yıl içerisinde AB'ye  katılmayı arzu etseler bile, AB içinde genişleme sürecine  dair temkinli bir hava hakim. Reuter tarafından bir kopyası  ele geçirilen Fransız metninde, 'AB'nin genişleme sürecini  daha ileri bir aşamaya taşıma konusunda, kendi  vatandaşlarının görüşlerini eksiksiz bir şekilde dikkate  alması gerekir' deniliyor. Büyük, kalabalık ve çoğunluğu  Müslüman, fakir bir ülke olan Türkiye açısından, genelde  potansiyel bir engel olarak da görülen şu ifadeye de yer  veriliyor: 'AB'nin genişleme stratejisi, AB'nin yeni  üyeleri hazmetme kapasitesi dikkate alınarak  uygulanmalıdır.' Fransa'nın girişimi; Birliğin, Balkanlara  ve Türkiye'ye yayıldığını görmek isteyen İngiltere ve  İsviçre gibi ülkeleri ve ayrıca Polonya gibi, Ukrayna'nın  üyeliğini destekleyen ülkeleri rencide edecektir."  (Yves Clarisse, 05/05)

 

            KIBRIS BASINI:

 

            Simerini: "Türkiye-AB Karma Parlamento Komite  Toplantısı": "Türkiye'de yapılmakta olan Türkiye-AB Karma  Parlamento Komitesi toplantısında, toplantıya katılan Türk  heyet, Rumların 24 Nisan referandumunda kullandığı 'hayır'ı  malzeme yaparak, Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'ni  tanımayacağını ve Annan Planına 'evet' diyen Türkiye ve  Kıbrıs Türklerinin cezalandırılamayacağını vurguladı. Türk  heyeti, Heybeliada'daki Ruhban Okulu'nun tekrar açılmasına  da karşı çıktı ve Türkiye'de AB'nin istediği şekilde  reformlara gidilemeyeceğini vurguladı. Kıbrıs'ın Avrupa  Milletvekili Kiriakos Triantafillidis, "Annan Planı'nın  adada sürekli olarak Türk askeri kalmasını, ayrıca yabancı  garantörlük hakları bulunmasını öngördüğünü' söyledi ve  Türkiye'nin, izlediği politikayla, kendisinin AB'ye  katılmak istediğini değil, AB'nin Türkiye'ye katılmak  istediği intibaı verdiğini savundu." (05/05)

            Fileleftheros: "Al-Ver Mantığı": "Türkiye-AB Karma  Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk; AB'de ortak  bir manzara teşkil eden, ancak ortak endişeye neden olan  bir şeyi yineledi: 'Şekillenen bugünkü koşullar temelinde,  Türk tutumundan ötürü, Avrupa-Türk ilişkilerinde bir krize  sürüklenmek olanaksız değildir.' Aday ülkenin  yükümlülüklerine uyması için ekimden sonraya konumlandırılan  bu çatışmadan kaçınma reçetesine ihtiyaç vardır. Türkiye,  AB karşısındaki yükümlülüklerini, özellikle de Kıbrıs  Cumhuriyeti'ni ilgilendirenleri hayata geçirmede  ilerlemelidir. (…) Türkiye, AB ile ilişkilerinde ilerlemek  için, -istediğimiz birşeyi yapmalıdır- önkoşulları yerine  getirmelidir ve tüm üye devletler için geçerli olan  kurallara uymalıdır. Aksi taktirde, gerek AB gerekse de  Türkiye büyük bahsi kaybedecekler. Bu, herkes için yıkım  olacaktır. Bu yüzden de AB ve Türkiye'nin Avrupa dışındaki  müttefikleri, Ankara'nın AB'ye yönelik stratejik bir dönüş  yapması için onu ikna etmelidir." (05/05)

 

 

 

 

 

 

 
ESKİ SAYILAR