ANKARA, 09/05(BYE)---
Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 8 Mayıs 2006
tarihli haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda sunulmaktadır:
ALMANYA
BASINI:
Berliner Zeitung:
"AB'ye Daha Sonra Üye Olmak Dram Değildir":
"(…)
SORU: Şansölye
Merkel perşembe günü Federal Meclis'te Avrupa politikasına ilişkin bir
konuşma yapacak. Merkel konuşmasında Romanya, Bulgaristan ve
Hırvatistan'ın üyeliklerinden sonra yeni üyeler kabul edilmesine son
verilmesi gerektiğini vurgulamalı mı?
WISSMANN: Angela
Merkel muhalefet lideriyken çok fazla cesaret gösterdi ve örneğin
Türkiye Başbakanı'na Türkiye'nin üyelik isteğine verilecek tek cevabın
tam üyelik olamayacağını söyledi. Merkel bugün büyük bir koalisyonun
şefi ve bu nedenle kullanacağı kelimeleri belki biraz daha dikkatli
seçmeli. Ancak Merkel, AB'nin kurumsal sağlamlığı gerçekleşmeden eski
tür bir genişleme politikasının artık mümkün olmadığını tam olarak
biliyor." (Damir Fras, Alman Federal Meclisi Avrupa Komisyonu Başkanı
Matthias Wissmann (CDU) ile yapılan mülakat, 08/05)
YUNANİSTAN
BASINI:
Fileleftheros:
"Gerilim Fırsat Kolluyor": "Yakın geçmişte Selanik'te gerçekleşen
Karamanlis-Erdoğan görüşmesi, çıkmazda hiçbir değişikliğe neden olmadı.
Bu çıkmaz Türkiye'nin AB'deki İlerleme Raporu ve gelecek ekim ayında
gerçekleşecek 'mücadelenin' arifesinde iki ülkenin ilişkilerinin
kötüleşmesidir. Türkiye görüşme sırasında, azınlıklar ve dini haklar,
haliyle de Kıbrıs sorunu konularındaki bunaltıcı yükümlülüklerinden
kaçınmak için bir manevra yaptı. Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan'ın Karamanlis
ile görüşmesi sırasında değindiği tek konu azınlıklar idi. (…)
Erdoğan'ın çabası açıktır; AB'ye yönelik bir yükümlülüğünü, yani
azınlık ve dini haklar konularında reformlar yapılmasını, Yunanistan ve
Türkiye arasında 'iki taraflı' bir dava haline getirmek. Bu yönteme
göre Heybeliada ve Fener Ortodoks Rum Patrikhanesinin yeniden işler
hale gelmesine ilişkin AB ve ABD tarafından yapılan büyük baskı
azalmaktadır. Böylece Ankara, AB müzakere konumu için, Türkiye
karşısında ortaya konmuş olan birçok Yunan tezinin, Kıbrıs sorununu da
içeren önkoşulların, gerçekte sadece iki üye devletle -Yunanistan ve
Kıbrıs- ilgili açık konuları teşkil ettiği konusunda iknaya çalışıyor
ve sonuç olarak da bunlar, Türkiye'nin müzakere süreci etkilenmeksizin
ikili düzeyde çözülebilir. Doğal olarak Yunanistan'ın yanıtı olumsuz
oldu. Çünkü Ankara'nın ikili düzeyde iddia ettikleriyle, Türkiye'nin
AB karşısındaki sorumluluk ve yükümlülüklerinin değiştirilmesi gibi bir
durum söz konusu değildir. (…) 3 Ekim 2006 tarihine kadar AB-Türkiye
ilişkilerinin ipi gerilirken, Türkiye'nin AB içindeki taraftarları ve
dostlarının, en azından Türkiye'nin Kıbrıs karşısındaki
yükümlülüklerinin ertelenmesinde ısrar ederek bu Türk tezine katkıda
bulunmaya çalışmaları olanaksız değildir." (Kira Adam, 07/05)
Elefterotipia:
"AB-Türkiye İlişkileri: Hoşgörüsüzler, Ilımlılar ... Ortada da Olli
Rhen": "Başta AB'nin Genişlemesinden Sorumlu Komiser olmak üzere,
Brüksel'deki birçok yetkili AB ile Türkiye arasındaki ilişkilerde
'sıcak bir sonbaharın' beklendiği görüşünde. AB Komisyonu, Türkiye'nin
AB'ye karşı yükümlülüklerini, özellikle Kıbrıs'ın beklediği Gümrük
Birliği Protokolü'nün uygulanmasıyla ilgili olanları yerine
getirmediğini tespit ediyor. Fakat, 2007 yılı seçimlerinin yaklaşması
nedeniyle, tavır değiştireceği yönünde en küçük belirti dahi yok. Olli
Rhen için sorun, ekim ayında Türkiye'nin ilerleme raporunu sunmasının
gerekli olması, çünkü söz konusu rapor, '25'lerin üyelik müzakerelerine
başlanması kararından sonra yeni boyutlar kazanıyor. Başta İngiltere
olmak üzere bir grup ülkenin "ikinci derece önemli" nedenlerle Ankara
ile ilişkilerde kriz yaşanmasının (en azından Türkiye'deki seçimlere
kadar) gerekli olmadığını savunması Finlandiyalı Komisere bir dereceye
kadar yardımcı oluyor... Öte yandan, 2007 yılında seçimlerin yapılacağı
Fransa başta olmak üzere diğer ülkeler grubu, Ankara yönünde hoşgörülü
olmak istemiyor veya en azından, kamuoylarına hoşgörülü
davranmayacaklarına dair özen gösteriyorlar. '25'lerin Avrupasında
hakim farklı görüşleri ortaya koyan bir örneği, Brüksel'in üyelik
müzakerelerinde Ankara yönünde uygulaması gereken prosedürle ilgili
görüşmeler de oluşturuyor. Çok sayıda görüşmelerden sonra ve
Fransa'nın uzlaşmalı davranması sonucu, dönem başkanı Avusturya'nın,
bir üye devletin müzakerelere ve müzakerelerin herhangi bir bölümüne
siyasi kriterler koyma yeteneğine sahip olup olmadığı hakkında
uzlaşmalı bir öneride bulunmayı üstlenmesiyle konu halloldu." (Kostas
Moshonas, 07/05)
-
-
ESKİ SAYILAR