11.05.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ANKARA, 11/05(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 10 Mayıs 2006 tarihli haber  ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda sunulmaktadır:

 

            ALMANYA BASINI:

 

            Kölner Stadt Anzeiger: "Türkiye, AB Normlarına Uymak  Zorunda":

 

            "SORU: Türkiye'de, dinin özgürce uygulanması hakkı   tanınıyor mu?

 

            GRULICH: Sadece teorik açıdan, zira pratikte Sünni İslam   belirgin bir şekilde kayırılıyor ve neredeyse bir devlet dini   halini alıyor. Oysa Türkiye laik bir devlet.

 

            SORU: Hristiyan kiliselerin yasal statüsü nedir?

 

            GRULICH: Mukayese edildiğinde Katolik kilisesinin durumu   iyi olsa da resmi statüsü yok. Aynı şey Ortodoks kiliseler   için de geçerli. Ancak sadece Katolik piskoposlar yurt dışından  Türkiye'ye din adamı getirtebiliyorlar.

 

            SORU: AB üyeliği göz önünde bulundurulduğunda, nelerin   değişmesi gerekiyor?

 

            GRULICH: Türkiye, AB normlarına uymak zorundadır.. Katolik   ve Protestan kiliselerin tüzel kişilikleri tanınmalıdır. (…)"  (Giessen Üniversitesi Kilise Tarihi  Profesörü Rudolf Grulich  ile yapılan mülakat, 10/05)

 

            Frankfurter Allgemeine Zeitung: "Merkel Acele Karar  Verilmesine Karşı": "Almanya Federal Cumhuriyeti Şansölyesi  Angela Merkel (CDU), AB Anayasa Anlaşması'nın kurtarılması  için acele etmek istemiyor. Merkel, Berlin'de Avrupa Günü  vesilesiyle yaptığı, Avrupa'nın durumuna ilişkin konuşmada,  'Avrupa'nın anayasal bir temeli olması gerektiğine kesin olarak  inanmakla birlikte, şu aşamada konun görüşülmesinin mümkün  olmadığını' söyledi. Merkel'e göre Avrupa'nın entegrasyonun  başarılı olması için sadece anayasa tarafından önerilen kurumsal  reformlar değil aynı zamanda Avrupa'nın sınırlarının nerede  olduğu konusunda da mutabakat gerekiyor. Şansölye, somut bir  şekilde Türkiye'ye değinmeksizin, bunun sonucunda 'Bazı   ülkelere, üyeliklerinin görünür bir gelecekte mümkün   olmayacağının söylenmesi gerekir' diye konuştu." (10/05)

 

            KIBRIS RUM BASINI:

 

            Politis: "Limanlar Pürüzü": "Avrupa Birliği Dönem Başkanı  Avusturya, Türk liman ve hava alanlarının Kıbrıs gemi ve  uçaklarına açılmasını da içeren, AB'nin hassas olduğu üç  noktayı Ankara'ya sıraladı. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün,  Avrupa Günü nedeniyle Avrupa Birliği Büyükelçilerine verdiği  yemek sırasında, Avusturya'nın Ankara Büyükelçiliği  Maslahatgüzarı Christian Steiner, Türkiye'nin yeni Terörle  Mücadele Yasası'nı, Türkiye'nin güneydoğusunda yaşanan  gelişmeleri ve Avrupa Birliği'nin yeni üyelerine genişletilen  Gümrük Birliği Ek Protokolü konularını, Avrupa için hassas  konular olarak niteledi. 'AB'nin Türkiye'den Ankara Anlaşması  Ek Protokolü'nü onaylamasını ve uygulamasını beklediğini'  söyleyen Avusturya Büyükelçisi, beklentinin, Protokolün bütün  AB üyelerine uygulanması olduğunu da ekledi. Steiner, bu  şekilde Türkiye'nin liman ve havaalanlarını Kıbrıs  Cumhuriyeti'ne açması gerektiğini belirtti. Avusturya  Büyükelçisi, Ankara'da 'Böyle bir adımın, Türkiye'nin AB   sürecini bugünkü gibi sürdürmesi için temel teşkil ettiğini  söylemeliyim.' dedi. Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ise,   ülkesinin zorlukları aşacağı vaadinde bulunarak, 'Türkiye'nin,   AB'nin zararına değil, yararına olduğunun kabul edileceği günü  görmek' için Ankara'nın mücadele etmeyi sürdüreceğini de  sözlerine ekledi." (Anna Andreu, 10/05)

 

            YUNANİSTAN BASINI:

 

            Elefteros Tipos: "Türkiye'nin AB Yörüngesinde Kalması,  Ülkemizin Büyük Yatırımlar Yaptığı Bir Bahistir": "Türkiye'nin  AB yörüngesinde kalması ülkemizin büyük yatırımlar yaptığı bir  bahis, ancak bunun yerine gelmesi için uzun yolun aşılması  gerekecek gibi görünüyor. Sadece Ankara'nın AB beklentisi için  AB'nin koştuğu ön şartları yerine getirememesinden değil,  Türkiye'nin muhtemel katılımından doğacak sonuçlar konusunda  Avrupa'da artan rahatsızlıktan dolayı da. Avrupa Halk Partisi  Başkanı Hans Gert Pöttering'in Brüksel'de yaptığı açıklamalar  bunun işaretleridir. Pöttering, Ankara tüm kriterlere sahip  olsa bile, Avrupa vatandaşlarının Türkiye'nin AB beklentisine  menfi tutumunun göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.  Pöttering, şayet AB ülkelerinde şimdi bir referandum yapılsaydı, Türkiye'nin AB'ye katılımının büyük çoğunlukla reddedileceğini  vurguladı. Almanya Başbakanı Angela Merkel de, AB'nin daha  fazla genişlemesine ilişkin olarak, 'Bazı ülkelere  katılımlarının yakın gelecekte mümkün olmadığını söylememiz  gerekir.' dedi. Türkiye'ye karşı kuşkunun, AB dahilinde çok  güçlü bir tavır olmaya devam ettiği ve sadece Ankara'nın AB  yükümlülüklerine bağlı olmadığı belli." (Yorgos Kuvaras, 10/05)

 

            Elefteros Tipos: "Türkiye AB'den Çok Uzak":

 

            "SORU: Türkiye'nin AB beklentisini nasıl  değerlendiriyorsunuz?

 

            GRAY: Türkiye'nin katılımı Avrupa için stratejik önemi   olan bir karardır. Önümüzdeki 20 veya 30 yılda AB'ye katılması  ihtimali düşük. Bilhassa, Avrupalıların çok kültürlülüğe  'sırtlarını çevirmeye' başlamalarından ve düşünce tarzında  esaslı bir değişiklik görülmeye başlamasından dolayı. Şayet,  Fransızlar, Hollandalılar ve Avusturyalılar, Türkiye'nin  geleceği hakkında referandumla karar verselerdi, sonuç  kesinlikle menfi olurdu. Her durumda, sonuçların Avrupa ve  tüm dünya için çok büyük olacağını düşünüyorum. Türkiye AB'ye  katıldığı takdirde, AB'nin sınırları, önümüzdeki 15 yıl içinde  devlet olarak var olmayacağını değerlendirdiğim bugünkü Irak'a  varacak. Türkiye AB dışında kaldığı takdirde, Türkiye'de ve  Orta Doğu'da istikrarsızlık ve belirsizlik kuşkusuz Avrupa'yı  da etkileyecek." (Natasa Pavlopulu, London School of  Economics'de Avrupa Düşünce Profesörü John Gray ile yapılan  mülakat, 10/05)

 

 

 

 
ESKİ SAYILAR