15.05.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

            ANKARA, 15/05(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 12-14 Mayıs 2006 tarihli  haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda  sunulmaktadır:

 

            ABD BASINI:

 

            Los Angeles Times: "Türkiye'nin Kürtlerle İlişkileri  Yine Kötüye Gidiyor": "Türk Hükümeti 'w' harfi üzerindeki  yasağı kaldırdığında bu büyük bir hamle gibi gelmişti. Kürt  etnik kimliği üzerindeki onlarca yıl süren baskıların ve  ayrılıkçı asilerle girilen ölümcül bir savaşın ardından son  yıllarda hükümet Türkiye'nin AB'ye katılma olasılığını  artırmak amacıyla ileri demokratik adımlar attı. Kürtçe  alfabede olup da Türkçe alfabede bulunmayan harflerde basım  yasak olmaktan çıktı. Olağanüstü hal uygulaması da idam  cezası da kaldırıldı. (…) Ilımlı Müslüman ulusuyla, bir ABD  müttefiki ve NATO üyesi olan Türkiye, AB standartlarını  karşılamak için insan hakları ve demokraside ilerleme sözü  verdi. Ancak Türk milliyetçiliğinin yükselişi ve İslamcı  muhafazakarların hükümet üzerindeki nüfuzunu artırması  reformları, dolayısıyla da AB yolculuğunu tehlikeye düşürmüş  durumda. Kürt sorunu genel olarak Türkiye'nin başarısını  ölçmede önemli bir barometre olarak görülüyor. Mart ayında,  yaşlı bir adam ve dört çocuğun ölümüne yol açan çatışmaların  sonrasında Başbakan Erdoğan, sert bir dille Türk güvenlik  güçlerinin 'çocuk veya kadın farketmez, terörün maşalarına  müdahale edeceğini' söyleyerek Kürt protestocuları sindirme  söz verdi. Çoğu görüşe göre, çok yönlü bir kışkırtma söz  konusuydu ve sorumluluk herkese aitti. Ancak kesin olan bir  şey var ki o da, bölgenin daha da kötüye, hızla geriye  gittiğidir. Şimdiyse Erdoğan, meşru Kürt partilerinden  siyasetçilerle görüşmeyi reddediyor ve hükümeti, terörle  mücadele yasasını, kimilerine göre, bireysel özgürlüklere  kısıtlama getirecek olan değişikliklerle daha sertleştirmeyi  planlıyor. (…) Son gelişmelerden kimi diplomat ve analistler,  Erdoğan hükümetinin AB yolunda gerilemeye başladığı kanısına  vardılar. Aynı zamanda mevcut tablodan hiç de hoşnut  kalmayan Avrupa, Türkiye'ye, yeni talepler dayatmaya başladı  ki bu Ankara'yı daha da umutsuzluğa düşürdü. Avrupalı bir  diplomata göre, anlaşılan Türk Hükümeti'ndeki çok sayıda  bürokrat için 'AB projesi bitti!'" (Tracy Wilkinson, 14/05)

 

            ALMANYA BASINI:

 

            Frankfurter Rundschau: "İnsanların Korkularına Yanıt  Vermedi":

 

            "(…)

           

            SORU: Şansölye'nin Avrupa'nın sınırları ve genişleme  perspektifi üzerine söylediklerinin altına imzanızı atar  mıydınız?

 

            ROTH: En azından Türkiye'nin üyelik perspektifini  genel anlamda sorgulamadı. Merkel, Hıristiyan Birlik  Partileri'nin Türkiye'ye sadece ayrıcalıklı ortaklık  verilmesi talebinden de söz etmedi. Bu belki de Stoiber  ve diğerlerine yönelik bir sinyal olarak küçük bir  ilerlemedir. Ancak bu yeterli değil. Beklemeye geçmiş ve  savunma pozisyonu almış bir katılım süreci Avrupa'ya  zarar verir. (…)" (Vera Gaserow, Yeşiller Partisi Genel  Başkanı Claudia Roth ile yapılan mülakat, 12/05)

 

            İSPANYA BASINI:

 

            Europa Press: "Ana Palacio: Türkiye'nin AB'ye Katılım  Süreci 'Ne Kolay Ne de Kısa' Olacak": "Avrupa Birliği Karma  Parlamento Komisyonu Başkanı Ana Palacio, TBMM Avrupa Birliği  Uyum Komisyonu heyetiyle yapılan ve Türkiye'nin katılım  süreciyle ilgili bazı noktalara değinilen bir toplantıya  katıldıktan sonra, bu sürecin 'ne kısa ne de kolay' olacağını  vurguladı. Palacio, Yaşar Yakış'ın başkanlığındaki Türk  heyetiyle görüşmesinden sonra, bu bağlamda önemli olanın  'hedefin kesinleştirilmesi' olduğunu belirtti ve -Osmanlı  ülkesinin 'üyelik şartlarını yerine getirdiği zaman  gireceğini' vurgulasa da- AB'nin Türkiye'yi tam üye olarak  görmek istediğini tekrar etti. Bu şekilde, İspanya Dışişleri  eski Bakanı Palacio, katılımın 'yarın olmayacağına' ve  'yarınmış gibi de bir his uyandıramayacaklarına' açıklık  getirdi. Bu arada Palacio, Türkiye'nin, 'çoğunluğu Müslüman  olan bir toplumda dinin özel bir unsur olarak  anlaşılabileceği' laik devlet örneği olma durumuna bir  hatırlatma yapmak istedi." (11/05)

 

            KIBRIS RUM BASINI:

 

            Haravgi: "Ne Söylediğine Değil İcraatlara Bakılır":  "Türkiye'nin gerek AB karşısında üstlendiği yükümlülükleri  yerine getirme, gerekse ülke içindeki reformları  gerçekleştirme yönünde sergilediği oyalayıcı ve isteksiz  tutum, Ankara'nın arzuladığı sonucun tam tersini getiriyor.  AB üyeleri arasında, Türkiye'nin, müzakerelerin devam  etmesine ve bu müzakereleri tam AB üyesi olarak  tamamlamasına izin verecek olan, gerek hukuksal gerekse  siyasi adımları atması konularında ne derece kararlı  olduğuna dair şüphe ve kaygılar artıyor. Türkiye,  müzakerelerin başlamasından birkaç ay sonra, hemen AB  karşısında üstlendiği reformlar ve yükümlülükleri yerine  getirme konusunda yorgunluk ve durgunluk belirtileri  sergiliyor. Bu olay, görmezden gelinemez ve çanlar şimdiden  birkaç kez çaldı. Tüm bunlara rağmen, Ankara AB'nin yaptığı  uyarılara kulak asmamakta ısrar ediyor. Bunun yanında,  yükümlülüklerinden sapmasının bir bedeli olduğunu ve  sonunda aralarında AB'den ayrı yaşamanın da olduğu bir dizi  olayla karşılaşacağını anlamamakta ısrar ediyor. AB,  üstlendiği yükümlülükleri uygulaması için herhangi bir  bedelin olmayacağını netleştirerek, Ankara'ya yönelik  baskılarını artırmalıdır. Sahip olacağı tek bedel,  Kıbrıs'taki işgalci varlığını ebedileştirmeyi ve sahte  devleti yüceltmeyi hedefleyen kabul edilemez bedeller değil,  Avrupa sürecinin devam etmesi olacaktır. Ayrıca, ortada bir  yığın belirsizlik ve olması gereken ve olmayan birçok şey  varken, ortaya konan şartları tam olarak yerine getirdiğine  dair böbürlenmesi inandırıcı olmaz. Çünkü AB tarafından  değerlendirilecek olan kısmı, ne söylediği değil, ne icra  ettiği olacaktır." (Lenia Stilianu, 12/05)

 

            YUNANİSTAN BASINI:

 

            Elefterotipia: "Komiser, Türkiye ile İlişkilerin  Gidişatından Kaygılı": "AB Genişlemesinden Sorumlu Komiser  Olli Rehn, PASOK'un dış politika ve savunma yetkilisi  Hristos Paputsis ve AB Parlamenteri Panayotis Beglitis ile  görüşmesi sırasında, AB-Türkiye ilişkilerinin gidişatı için  kaygısını dile getirdi. Ekim ayında Türkiye'nin ilerleme  raporunu '25'lere sunmak zorunda olan Finlandiyalı Komiser,  Ankara'nın reformlara yönelik çabalarında bir duraklama ve yükümlülüklerini -özellikle Gümrük Birliği Protokolü'nü  Kıbrıs Cumhuriyeti yönünde genişletmekle ilgili  yükümlülüklerini-, yerine getirmekte bir isteksizlik tespit  ediyor. Paputsis ile Beglitis, AB tarafından belirtilen  yükümlülüklerin yerine getirilmesi temel şartıyla,  Türkiye'nin Avrupa perspektifine ve nihai üyelik hedefine  desteklerini dile getirdiler." (Kostas Moshonas, 12/05)

 

 

 

 

 

 

 

 

 
ESKİ SAYILAR