16.05.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

            ANKARA, 16/05(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 15 Mayıs 2006 tarihli haber  ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda sunulmaktadır:

 

            AVUSTURYA BASINI:

 

            Der Standard: "Türkiye Uzaklaşmamalı":

 

            SORU: AB'nin genişlemesi anlaşılan frenleniyor.

 

            FISCHER: Avusturyalılar 90'lı yılların başında Batı  Balkanlarda olanları gayet iyi anımsayacaktır. Korkunç  trajediler. Bu bölgeyi entegrasyon Avrupasına katmak  istememizin nedeni, milliyetçi bir Avrupa ile yaşayamayacak  olmamızdı. Bu durumda bir değişiklik olmadı, ama bunu  insanlara anlatmamızı gerektiren lider sorumluluğunun  yitirildiği görülüyor. Bunun güvenlik açısından nedenleri var.  Siz de hiç popüler olmayan Türkiye'yi alıyor musunuz?

 

            SORU: Katılım fikri...

 

            FISCHER: Ekim ayında Türkiye'nin yüzüne kapıyı kapatmış   olsaydık neler olurdu bir tahayyül edin. Bu arada Irak'taki   durum son derece kötüleşti, Hamas seçimleri kazandı, İran'da   kriz çıktı.

 

            SORU: Yani bu krizler yayılmadan Türkiye'yi birliğe   alalım mı diyorsunuz?

 

            FISCHER: Birliğe almak zorunda değiliz. Avrupa olgunluğunda  bir Türkiye her iki tarafın da çıkarına. Bunun üyeliğe yol açıp açmayacağına, sonunda her iki taraf karar vermek zorunda.  Türkiye'nin Batı'dan uzaklaşmaması ve bir modernleşme sürecinin  içinde olması, hem katılımdan yana hem de ona karşı olanlar  tarafından istenmeli, çünkü bu aynı zamanda Avrupa'nın da  çıkarınadır. Benim için süreç, daha sonra kararlaştırılacak bir  sonuçtan neredeyse daha önemli. Bir otomatizm olmayacak, böyle  bir şey için Türkiye çok büyük. Ancak bu konuda da endişelenmeye  gerek yok. Her zaman 'hayır' denebilir. Hayatta hep iki opsiyon  vardır, yalnız bunun neticelerini bilmek gerekir. Ben 'evet'ten  yanayım.

 

            SORU: Yani bu her şeyden önce bir güvenlik sorunu mu?

 

            FISCHER: Avrupa'nın güvenliği şimdi Doğu Akdeniz ile  bağlantılı. Hem terörizmin hem de İslamcı köktendinciliğin   nedeni eğer bloke edilen bir modernleşme ise, büyük bir İslam   ülkesinin modernleşmeyi başarması, bizim güvenliğimiz açısından   büyük önem taşıyor demektir. Bu, Türkiye'de Avrupa perspektifine   bağlı.

 

            SORU: Avusturya, Batı Balkanları yani Hırvatistan'ı ve  Makedonya'yı, sonradan Sırbistan'ı teşvik ediyor.

 

            FISCHER: Bu ülkeler, Avusturya'ya tarihi açıdan Türkiye'den  daha yakın. Avusturya, genişlemeden karlı çıkanlar safında yer  alıyor. Hani neredeyse 1918'de kaybedilenler, AB çerçevesinde  geri geldi diyebiliriz. Toprak açısından değil, kültürel ve  ekonomik açıdan. AB içinde küçük bir Habsburg." (Hans Rauscher,   Almanya Dışişleri eski Bakanı Joschka Fischer ile yapılan  mülakat, 15/05)

 

            ULUSLARARASI ARAP BASINI:

 

            El Şark'ül Ewsat: "Avrupalı Türkiye": "Türkiye'nin AB  üyeliği Avrupalılar, Müslümanlar ve bizzat Türkler arasında  tartışma yaratan bir konudur. Öyleyse bu tarafların bu  üyelikteki gerçek çıkarı nedir? Avrupa'nın kültürü Hristiyanlık  olduğuna göre, Hristiyan olmayan bir üyeyi kabul eder mi?  Üyeliğe talip taraf, Hristiyan olmayan kimliğini feda etmeyi  kabul eder mi? Müslüman Türkiye'nin Avrupa'ya girmesi, kıtadaki  İslami varlığa güç katar ve daha üst düzeyde bir kültür dengesi   yaratır. Ayrıca Avrupa'ya renk katarak, İslam dünyasına   açılmasını sağlar. (...) Türkiye apayrı bir konuma sahip olup  en uzun ömürlü İslam devletinin beşiği olmuştur. Asya ve Avrupa  arasında yer alan Türkiye, ulusal sınırlarını aşan bir kültürel  etkiye sahiptir. Türkiye'nin ayrıca Avrupa'da da beş yüz yıllık  bir tarihi var. Müslümanlar Endülüs'ten çıkarılırken Türkiye  Viyana'yı iki kez kuşattı. Ayrıca Avrupa beşeri-İslami bir  varlığı korudu ki bu varlık hala sürüyor. Dolayısıyla  Türkiye'nin Avrupa'da coğrafi ve tarihi bir varlığı söz  konusudur. Tıpkı Asya'da olduğu gibi. (...) Türkiye'nin AB  üyeliği Türkiye'nin yararına olduğu gibi Avrupa'nın ve İslam  ümmetinin de yararınadır. Bunun ayrıca dünyada kültürler  arası yakınlaşmaya da katkı sağlaması umulur." (el Sadık el  Mehdi, 15/05)

 

            YUNANİSTAN BASINI:

 

            Elefteros Tipos: "Türk-Yunan İlişkileri, Türkiye'nin  AB'ye Katılımı İçin Bir Kriter":

 

            "SORU: Sıkı temaslara rağmen, Türkiye, Ekümenik   Patrikhane, Heybeliada Ruhban Okulu'ndan Ege'ye kadar bizi   doğrudan ilgilendiren konularda tutumunu sertleştiriyor. Bu,   sizi tedirgin etmiyor mu?

 

            VALINAKIS: AB, Türkiye tarafından yerine getirilmesi   gereken kriter ve ön şartları içeren müzakereler çerçevesini   açıklamış bulunuyor. Bu çerçeve sadece, Türkiye'nin dahili gerçekleştirmesi gereken değişiklik ve reformlara ilişkin  değil, uluslararası davranışı ve tabii ki komşularıyla  ilişkileriyle de ilgilidir. Biz, kendi yönümüzden,  bahsettiğiniz tüm konuların ve örneğin Gökçeada ile Bozcaada  gibi bizi doğrudan ilgilendiren konuların, değerlendirme  kriterleri olarak metinlere dahil edilmesini başardık.  Dolayısıyla, Türk-Yunan konuları, Türkiye-AB konuları oldu.  Bu bağlamda, Kopenhag'ın klasik tabir edilen kriterlerine,   dış ilişkiler kriterlerinin de eklenmesi büyük başarı   oluşturuyor. Faal olarak ve kendimize güvenle hareket ederek,   oyunun kurallarını yeniden belirledik. Mevcut verileri   değiştirdik ve ortaklarımızla birlikte Türkiye'nin Avrupa   geleceğinin değerlendirileceği detaylı çerçeveyi şekillendirdik.

 

            SORU: Buna rağmen, Türkiye'nin katılım müzakerelerinin   başlamasından şimdiye kadarki süreçte bir sonuç yok...

 

            VALINAKIS: Gerçekten, Türkiye'nin bu yönde ilerlemesinde   bir zorluk görülüyor. Zaten, hükümetler çok kez iç durumların   verilerini de değerlendirerek önceliklerini şekillendiriyor.   Bu tutumu ortaklarımızla birlikte inceliyor ve değerlendiriyoruz.   Ancak, Türkiye'nin AB'ye katılımı, onun tek, belirli ve önceden belirlenmiş bir yol izlemesini emrediyor."  (Angeliki Spanu,   Dışişleri Bakan  Yardımcısı Yannis Valinakis ile yapılan mülakat,  14/05)

 

            Ethnos: "Bakoyanni: Hedefimiz 30 Valilik":

 

            SORU: Türkiye'nin Avrupa yöneliminin ele alınacağı ekim   ayında, haberler Türkiye için hoş olmayacak. Bu durumda,   Türkiye'nin -geçmişte olduğu gibi- bu sorunları 'dışarıya   yansıtması' olasılığından korkuyor musunuz?

 

            BAKOYANNI: Biz her şeyi olası görüyoruz ve her senaryo   için hazırız. Ancak, öte yandan, yeni bir gerçek de var:   Türkiye bugün AB tarafından çok yakından izleniyor. İyi komşuluk  ilkesi, insan haklarına, dini özgürlüklere vb. saygı, başka bir  ifadeyle Yunanistan'a dolaylı bir şekilde değinen konular,  eskiden ikili iken, şimdi AB-Türkiye konularına dönüştü. Bu,  Yunan dış politikası için büyük bir 'artı' oluşturuyor. Tabii,  herhangi bir olasılığı bertaraf etmiyorum. Ancak, başlangıcın  daha olumlu bir temel  üzerinden yapıldığını söylüyorum. Ayrıca,  tüm taraflar, hem gerginliği azaltmaya hem de ilişkileri  düzeltmeye  çalıştıkları yönünde resmi açıklamalar yapıyorlar."  (Yannis Sarantakos, Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni ile yapılan  mülakat, 14/05)

           

 

 

 

 

 

 

 

 

 
ESKİ SAYILAR