18.05.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

           ANKARA, 18/05(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 17 Mayıs 2006 tarihli haber  ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda sunulmaktadır:

 

            ABD BASINI:

 

            The Christian Science Monitor: "Yanlış Adımlar Türkiye-AB Valsini Bozuyor": "Avrupa Birliği'nin yıllar süren kararsızlığını bozup Türkiye'nin kulübe katılmasını sağlamaya yönelik müzakereleri başlatmasının üzerinden sadece altı ay geçti fakat her iki tarafta da altı ay evvel atılan bu adımın hikmeti hakkında kafalarda soru işaretleri var. Türk yazarlar hakkında sonuncusu görülen bir dizi dava Avrupalıları bir kez daha ifade özgürlüğü anlayışlarının Ankara tarafından gerçekten paylaşılıp paylaşılmadığını sorgulamaya itiyor. Öte yandan birçok Türk, türban yasağı ve Fransa'daki Ermeni soykırımının inkarını yasaklayan kanun teklifi konularında çifte standart uygulandığını düşünüyor. Türk ve AB yetkililerinin yılbaşından bu yana müzakerelerle ilgili görüşmeleri gölgeleyen şüpheli ruh halleri, Türkiye'yi tam anlamıyla Avrupalı bir ülkeye dönüştürmenin ne kadar uzun  ve zorlu bir süreç olacağını gözler önüne seriyor. Kimliğinin açıklanmasını istemeyen bir AB diplomatı, 'Ankara'nın bu sürece vereceği siyasi iradenin, tabii hâlâ böyle bir irade varsa, geçmiştekinden daha zayıf olduğu yönünde bir inanç var. Halen sıklıkla dile getirilmekle birlikte Türklerin bu sürece bağlılıkları şimdi daha az inandırıcı zira bu bağlılık onların eylemlerine yansımıyor' diyor. Avrupalıları bilhassa kaygılandıran şey ise savcıların Türk Ceza Kanunu'nun devlet kurumlarına ya da Türk kimliğine hakareti suç kapsamına alan hükümlerini Türk yazarlar aleyhine kullanmaları. Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, 'reform Yorgunluğu' suçlamalarını reddederken 'Hayatın tüm alanlarında standartların ve uygulamaların en yüksek çağdaş seviyeye yükseltilmesine yönelik reform çabalarımız kararlılıkla devam edecektir' ifadelerini ısrarla dile getiriyor. (...)" (Peter Ford, Yigal Schleifer, 17/05)

 

            ALMANYA BASINI:

 

            Financial Times Deutschland: "Avrupa'nın Bekleme Salonu": "Romanya ve özellikle de Bulgaristan'ın AB üyeliklerinin çok sayıda vatandaşı rahatsız edişinin haklı nedenleri var. Brüksel'deki Komisyonun ilerleme raporları, bu iki ülkede yolsuzluk, yasa dışı suçlar ve yargı sistemindeki çarpıklıklarla mücadelede bariz eksiklikler olduğunu gösteriyor. Ancak katılım anlaşmalarına kısaca bakmak, iki üye adayının üyeliğinin en geç 2008'e kadar gerçekleşmiş olması gerektiğini gösteriyor. 25'ten 27 üyeye doğru atılacak adımın, birliğin üzerindeki genişleme baskısını kısa vadede kaldıracağına inananlar yanılıyorlar. Hırvatistan ve Türkiye şimdiden katılım müzakerelerini sürdürüyorlar. Batı Balkan devletleri AB'nin genel itibarıyla verdiği üyelik perspektifine kenetlenmiş durumdalar. Bu yüksek beklentiler ise, özellikle AB'nin 15 eski üyelerinden bazılarına hakim olan genişleme yorgunluğuna çarpıyor. (...) Türkiye meselesinde de Avrupa Birliği, sınırlar çekmeye ve değiştirilemez fiili bir durum yaratmaya ilgi duyamaz. Uzun yıllar sürecek olan ve ucu açık bir şekilde sürdürülen Brüksel ile Ankara arasındaki katılım müzakereleri, halihazırda her iki taraf için de olası tüm senaryolar içinde en iyisidir. AB baskısı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kendi ülkesindeki reformları kabul ettirmesine yardımcı olmaktadır. Müzakereler Türkiye'yi, istikrarlı ve dostane zihniyetteki bir partner olarak Avrupa'ya bağlamaktadır. Günbegün Orta Doğu ihtilafı, Irak Savaşının sonuçları ve İran krizi ile sarsılan bölgedeki böylesi bir müttefikin değeri küçümsenemez. (...)" (Wolfgang Proissl, 17/05)

            Die Welt: "Brüksel'in Yeni Sert Tutumu": "AB Komisyonunu övmek için neden var. Brüksel, Avrupa'ya sadece Orta ve Doğu Avrupalı yeni üyeleriyle kıtanın batısının değil, son defa başaramayan adayların da dahil olduğu vizyonuna bağlılığını sürdürüyor. 1945'te Yalta Konferansı'nda saptanan Soğuk Savaş sınırları ebediyyen maziye karıştı. Ancak bu, Romanya ve Bulgaristan'ın uyurken Avrupa Birliği'ne tam üye olacakları anlamına gelmiyor. Komisyonun kararı şunu net bir şekilde ortaya koyuyor: Sofya ve Bükreş, AB'ye ehil olmak için çok şey başardılar. Ancak çok şey, her şey demek değil. Sadece hükümetlerin yolsuzluk, mafya, kara para aklama ve rüşvete açık yargının önüne geçmesi halinde, iki üye adayı AB üyeliğinin ve kendilerini bekleyen paraların zevkini tadacaklar. Brüksel sertlik sergiliyor ve böylece halkın Avrupa'dan duyduğu hoşnutsuzluğu dikkate alıyor. Komisyon, yeni üyelere karşı direnişi ilan eden AB Anayasası karşıtı kararlardan doğru sonucu çıkarmış gözüküyor. Yeni sertlik AB'ye bir bütün olarak iyi gelecektir. Ancak Türkiye gibi diğer adaylar eskisinden daha çok zorlanacaklar." (Jaques Schuster, 17/05)

 

            AZERBAYCAN BASINI:

 

            Yeni Azerbaycan: "AB ve Türkiye Arasındaki Üyelik Müzakerelerinin Yeni Aşaması Başlıyor": "AB ve Türkiye arasındaki üyelik müzakerelerinin yeni aşaması başlıyor. AB Dönem Başkanlığı'nı yapan Avusturya Başbakanı Wolfgang Schüssel, AB'nin, Ankara ile müzakerelerin iki yeni maddesiyle ilgili görüşmelere haziran ayında başlamak niyetinde olduğunu açıkladı. Yeni müzakere konuları eğitim, kültür, bilim ve araştırma alanlarını içerecek. Viyana'da düzenlenen AB-Latin Amerika ve Karaib Zirvesi'nde Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'la görüşen Avusturya Başbakanı Schüssel, söz konusu iki maddeyle ilgili müzakerelerin Avusturya'nın AB Başkanlığı döneminde başlamasının daha uygun olacağını bildirdi." (17/05)

 

            FRANSA BASINI:

 

            AFP: "Rehn, Türkiye'yi Üyelik Müzakerelerinde Bir 'Ara' ile Tehdit Etti": "Avrupa Birliği'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, Sofya'da yaptığı açıklamada, Türkiye'yi, üyelik müzakerelerinde bir 'aradan' kaçınmak üzere reformları hızlandırmaya ve Gümrük Birliği Protokolü'ne riayet etmeye çağırdı. Bulgaristan'ın AB'ye üyeliği üzerine düzenlenen bir basın konferansında Rehn, 'Türk Hükümeti'nin, reformların ritmini yeniden yakalaması ve Ankara Protokolü uyarınca AB üyeleri ile ilgili taahhütlerini yerine getirmek için acilen harekete geçmesi gerekir.' dedi." (17/05)

 

            KIBRIS RUM BASINI:

 

            Haravgi: "Türkiye Zor Durumda": "Türkiye'nin AB karşısındaki yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin ele alınacağı toplantının Ekim 2006 yerine 2007 yılında yapılması için Türkiye ve AB üyesi bazı ülkeler girişimlerde bulunuyorlar. Cumhurbaşkanı Papadopulos, yaptığı açıklamada, 'Türkiye'nin amacı, AB karşısındaki yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğine ilişkin AB tarafından yapılacak değerlendirmeden kaçmaktır' iddiasında bulundu. Papadopulos, Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımayacağını belirttiği deklarasyonuna karşı AB'nin yayımladığı 21 Eylül 2005 tarihli deklarasyon uyarınca, yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin değerlendirilmesi durumunda Türkiye'nin zor durumda kalacağını savundu. (...)" (17/05)

            Simerini: "Yunanistan-Kıbrıs Treni Kaçırdı": "Türkiye,  değişik hileler ve kaçışlar ile üyelik sürecinin değerlendirme sürecini ertelemeye çalışıyor ve bu çaba Avrupa Hükümetleri tarafından da destekleniyor. Ankara, yine eski bir oyun olan 'iç sorunlar' oyuncağıyla oynayarak ve Erdoğan'ın derin devletle ilgili karşılaştığı zorlukları öne sürerek, AB karşısında üstlendiği sorumluluk ve yükümlülüklerden yeniden kaçmak için AB desteğini garantilemek istiyor. Bu sorumluluk ve yükümlülükler içteki reformlarla ve özellikle de Kıbrıs Cumhuriyeti'ni de kapsayan Genişletilmiş Gümrük Birliği Protokolü'nün uygulanmasıyla ilgilidir. Ankara'nın siyasi oyununun Avrupa Birliği'nde ne kadar taraftar bulacağını bilemiyoruz. Eğer sonunda böyle bir şey olursa, ABD-İngiltere eşgüdümüyle, Türkiye'nin üstlendiği yükümlülükleri uygulamaksızın engelsiz bir şekilde üyelik sürecini devam ettirmesi için, Türkiye'nin çıkışına göz yummaları yönünde yapılacak olan baskıların merkezinde Yunanistan ve Kıbrıs'ın olacağı kesindir. Ortaya çıkacak olan siyasi oyunu çok iyi bilen ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, yakın bir tarihte Atina ziyareti sırasında Türkiye'nin üyelik sürecine engel koymamamız için, bizi doğrudan uyarmıştı. Şu halde, biz seçim mücadelesinde birincilikler ve ikincilikler için içeride birbirimizi yiyip, milli sorunumuzu beklemeye bırakarak, Türkiye ile müttefiklerinin sorunu uluslararası olarak harmanlamasına izin verirken, Ankara kendi stratejisini engelsiz olarak uyguluyor ve kendi planını ilerletiyor. (...) Yunanistan ve Kıbrıs treni kaçırdı. Türkiye'nin içerisinde bulunduğu vagon, gözlerinin önünden geçip gitti. Elbette, yeşil ışığı yakanlar da onlardı. Tren gitmeye başladığı andan itibaren onu durduramayacaklardı." (17/05)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
ESKİ SAYILAR