ANKARA, 25/05(BYE)---
Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 24 Mayıs 2006
tarihli haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda sunulmaktadır:
ABD BASINI:
Amerika'nın Sesi
Radyosu: "Wolfowitz, Türkiye'de Kaydedilen Siyasi, Ekonomik ve Sosyal
Reformları Övdü": "Washington'da bulunan Brookings Enstitüsü adlı
düşünce kuruluşu ve Sabancı Üniversitesi tarafından ikincisi düzenlenen
'Doğu ile Batı'yı Kucaklayan Türkiye' başlıklı konferansta, Dünya
Bankası Başkanı ve ABD Savunma eski Bakan Yardımcısı Wolfowitz, Türkiye
Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana yapılan siyasi, ekonomik ve sosyal
reformlardan övgüyle söz etti: 'Türkiye son 80 yılda büyük mesafe
katetti. Türk insanının ilerlemesi ve uluslararası refah düzeyine
ulaşması için zengin gelenekleriyle modern olma gayesini birleştirmeyi
başardı. Son yıllarda eğitimde, finans ve özel sektörde yaptığı
reformlar sayesinde Türkler, hayat standartlarını yükseltmeyi başardı.
Bu reformlar, Türkiye'yi AB'ye daha da yakınlaştıracaktır. Daha
yapılması gereken çok şey olmasına rağmen, Türkiye dünya için önemli bir
model oluşturuyor. Türkiye, Doğu ile Batı'yı kucaklayabildiği için
alkışlanmalıdır.' Türkiye'nin 80 yıllık laiklik ve demokrasi tecrübesi
sayesinde komşularına örnek olduğunu söyleyen Wolfowitz, Türk kadınının
çoğu Avrupa kadınından çok önce seçme ve seçilme hakkına kavuştuğunu
hatırlattı. Wolfowitz, kadın erkek eşitliği konusunda Atatürk'ün şu
sözlerini hatırlattı: 'Mümkün müdür ki, bir topluluğun yarısı topraklara
zincirlerle bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin.' Dünya
Bankası Başkanı Wolfowitz, Türkiye'nin ekonomik alanda kaydettiği
ilerlemeden de övgüyle söz etti. (...)" (Barış Ornarlı, 24/05)
ALMANYA
BASINI:
Financial Times
Deutschland: "Viyana, AB Anayasası'nda Acele Edilmesinde Israrlı":
"Avusturya Şansölyesi Wolfgang Schüssel, Avrupa Anayasası konusunda
acele edilmesi yönünde ısrar ediyor. AB Dönem Başkanı, 'Daha sonra ülke
parlamentolarınca onaylanabilmesi için 2007 yılı içinde ya da en geç
2008 başında nihai metnin kararlaştırılması akıllıca olurdu' diye
konuştu. Schüssel, hedefin, AB Anayasası'nın yeni Avrupa Parlamentosu ve
yeni Komisyon ile eşzamanlı olarak yürürlüğe girmesi olduğunu söyledi.
'Şimdilik, üstlenmiş olduğumuz sorumluluklarla yetinmemiz gerektiğini
düşünüyorum.' diyen Schüssel, her halükarda Hırvatistan'ı geleceğin
üyesi olarak görüyor. Diğer Batı Balkan ülkelerine 'kapının açık
tutulması' gerektiğini söyleyen Schüssel, 'Türkiye'nin olası üyeliğine
kapıyı kapatmak istemiyorum, ancak bu, müzakere sürecine ve bazı
referandumlara bağlı olacaktır.' diye konuştu. Buna karşılık Ukrayna
gibi ülkelere görünür bir gelecekte üyelik yerine AB'nin 'yeni komşuluk
politikasını' önermek isteyen Schüssel, 'Böylece hiçbir ülke
dışlanmayacaktır.' dedi." (Wolfgang Proissl, 24/05)
İNGİLTERE
BASINI:
The Independent:
"Ankara'nın AB Projesi Çökme Tehlikesinde": "Türkiye krizde. Üst düzey
bir hakiminin, İslamcı bir avukat tarafından geçen hafta öldürülmesi,
ülke siyasetinin sert kutuplaşmasına yol açtı. Başörtüsü hakkı
konusundaki anlaşmazlıklardan kaynaklandığına inanılan cinayete karşı
duyulan genel öfke ise halkı taraf tutmaya zorlayan bir etki yarattı.
Büyük bir öneme sahip olan Müslüman, laik ve Avrupalı bir ülke yaratma
projesi, çökme tehlikesinde. Nüfusunun yüzde 99'u Müslüman olan bir
ülkede, kökleri siyasal İslama dayanan demokratik yollardan seçilmiş bir
hükümetin doğuşu, muazzam siyasal, sosyal ve ekonomik ilerleme sağladı.
Bu ilerlemenin büyükçe bir kısmının motoru ise AB üyeliği umuduydu.
Reformcu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ülkeyi katılım müzakerelerinin
eşiğine kadar getirdi. Erdoğan yönetimi, AB'nin reform çağrılarının,
muhafazakar Müslüman nüfusun ve kendisini laik devletin bekçisi olarak
gören etkili askeri yapıyla olan zorlu ilişkinin yarattığı çelişkili
baskıları dengeledi. (...) Kıbrıs konusunda AB'nin istemeye
hazırlandığı, ancak milliyetçileri tahrik edecek ödünleri vermek
neredeyse imkansızlaşabilir. Brüksel'den, soğukkanlı olunması ve
Türkiye'nin AB projesinin öneminin ve değerinin göz önünde tutulması
çağrıları yapılması gerekiyor. Ancak, ne yazık ki, böyle bir çağrının
geleceği ihtimali zayıf." (Daniel Howden, 24/05)
Reuter:
"Yunanistan Uçak Kazasından Dolayı Türkiye'yi Kınadı": "Yunanistan
Başbakanı, Türkiye'yi, Türk ve Yunan jetlerinin Ege'de çarpıştığı
kazadan dolayı kınadı ve bu tür olayların Ankara'nın AB'ye katılma
emeliyle uyuşmadığını söyledi. NATO üyeleri Yunanistan ve Türkiye
tartışmalı hava sahasında meydana gelen kazadan ötürü birbirlerini
suçluyorlar. Başbakan Kostas Karamanlis düzenlediği basın toplantısında,
'Dünkü olay, Türkiye'yi, Avrupa perspektifleriyle uyuşmayan bu tür
taktiklerden vazgeçmeye ikna etmek için bir işaret olmalı.' dedi. İki
eski hasım arasındaki ilişkilerin iyileşmesi, Türkiye'nin AB'ye katılma
girişimi açısından çok önemli. Söz konusu olayın Yunanistan'ın
Türkiye'nin AB yolu ile ilgili stratejisinde bir değişikliğe neden olup
olmayacağı sorusuna Karamanlis, 'Tüm bunlar Türkiye'nin AB
perspektiflerine göre dikkate alınır.
Tüm davranışlar göz önüne
alınır.' şeklinde cevap verdi."
(24/05)
YUNANİSTAN
BASINI:
Elefteros Tipos:
"An Meselesiydi": "Yunan pilotun elim ölümüyle neticelenen, Karpathos (Kerpe)
Adası'nın güneydoğusunda Yunan F-16 savaş uçağı ile Türk savaş uçağının
çarpışması, hemen hemen her gün Ege hava sahasında gerçekleşenler
temelinde, er veya geç gerçekleşecek olan bir olaydır. Yunan hava
sahasının Türkler tarafından devamlı ihlal edilmesi, her gün Ege'de
sıcak bir olayın ön şartlarını yaratıyor. Son 10 yılda, Atina ve Ankara
hükümetleri, bilhassa ABD'nin baskısı altında ve de Türkiye'nin AB
beklentisine ilişkin büyük teşvik sebebiyle, önemli çabalar harcadılar
ve iki ülke arasındaki ilişkileri geliştirdiler. Ancak, bu çaba ve
sonuçları, Türkiye'nin Ege'deki, Yunanistan tarafından kabul
edilemeyecek esaslı taleplerini gizlemeye yetmiyor. (...) Artık mesele,
Türk-Yunan yakınlaşmasının hangi temelde devam edeceğidir. Bir olasılık,
-Türkiye'nin Ege'de talepleri olan- problemin özünden kaçınmaya devam
etmek ve Türkiye'nin AB'ye katılımına ilişkin uzun vadeli stratejiye
yatırım yapmak. İkinci olasılık, Türkiye'nin Ege'deki ihlalleri
konusunu, Türk-Yunan ve Türkiye-AB ilişkilerinin geleceği için ön koşul
olarak koymamız. Her iki durumda da önümüzdeki yol çok zor ve
soğukkanlılıkla, ulusal birlik ve beraberlikle hassas idareler
gerektiriyor." (24/05)
-
-
ESKİ SAYILAR