ABD BASINI:
Wall Street Journal: "Şimdi Arockalypse": "Avrupa
Birliği'nin karargahı, bürokratik Brüksel'i unutun. Avrupa'nın
Birliği'nin gerçek yüzü, bu yıl Eurovision Şarkı Yarışması'na ev
sahipliği yapan Atina'da ortaya kondu. Aynada görünen AB idi. Yeni
girenler için Eurovision yarışmasının kuralları yumuşatıldı. Demokratik
veya düzenlemelere ilişkin iyi niyetinizi ispatlamanıza veya coğrafi
sınavlardan geçmenize gerek yok. 2003 yılında yarışmayı kazanan
Türkiye'nin yanı sıra Ermenistan ve Beyaz Rusya da yarışmaya katıldı.
Brüksel'in aksine, şarkı yarışması aynı zamanda demokrasinin ve
şeffaflığın da bir modeli durumunda. Kazananlar, her ülkede ayrı ayrı
yapılan telefon oylamalarıyla belirleniyor. Türkler, dikkat çekici bir
biçimde en yüksek ikinci puanlarını tarihi hasımları Ermenistan'a
verdiler. İki ülke arasında diplomatik ilişki bulunmuyor. Türkiye ise en
yüksek puanlarını, kısmen Türkiye'nin Birliğe gelecekteki üyeliğinden
çekindikleri için AB Anayasası'na 'hayır' oyu veren Fransa ve
Hollanda'dan aldı." (23/05)
İNGİLTERE BASINI:
Open Democracy: "Avrupa'nın Genişleme Sorunu":
"Berlin duvarının yıkılmasının ardından Avrupa Birliği'ni genişlemeye
sevk eden dinamiğin zayıfladığına hiç kuşku yok. Avrupa Komisyonu'nun 16
Mayıs 2006 tarihli, Bulgaristan ve Romanya'nın Mayıs 2007'de AB'ye
katılmaya hazır olup olmayacağı konusundaki nihai hükmünü sonbahara
kadar erteleme kararı da, Birliğin 25 mevcut üye arasına yenilerini
katma şevkinin büyük ölçüde kaybolduğunun bir başka işareti. Komisyon,
Bulgaristan ve Romanya'nın katılımını yavaşlatmak için sebepler
yaratmakla suçlanamaz. AB genişleme projesinin tamamını etkileyen çok
daha ciddi bir sıkıntı var. Bunu 'genişleme yorgunluğu' olarak
tanımlamak yerinde olur. Bu, 'eski' Avrupa Birliği'nin halkları
arasında, bazıları gerçek ve bazıları yaygın olarak duyulan ama temelsiz
olan korkulardan kaynaklanan bir dizi oldukça farklı sorunun ürünü.
Örneğin, (pek çok AB ülkesinin siyasi söyleminde doğrudan AB
genişlemesiyle bağlantılı görülen) göç konusundaki kaygıların, AB
anayasası konusundaki tartışmaların tadını kaçırdığına ve Fransa ve
Hollanda'da yapılan referandumlarda reddedilmesine katkıda bulunduğuna
şüphe yok. (...ş) Türkiye ile müzakerelerin en erken 2015'ten önce bir
sonuca varması beklenmiyor. Süreci hızlandırmak her iki tarafın da
yararına olmaz. Hepsine hazır kabul edildiklerinde üyelik sözü verilmiş
olmasına rağmen, eski Yugoslavya ülkeleriyle (artı Arnavutluk) üyelik
görüşmelerine ne zaman başlanacağında dair bir tarih belirlenmedi.
Avrupa Birliği, bırakın 30'u veya 35'i, 25 ülkelik bir birliği bile
etkili bir şekilde yürütecek yönetim kapasitesine sahip değil. En ivedi
kararlar için son tarih muhtemelen 2009, yani Bulgaristan ve Romanya'nın
katılımından sonra ama Batı Balkanlar'ın geri kalanıyla Haziran 2007'de
başlayan ve Türkiye ile süren katılım müzakereleri doruğuna ulaşmadan
önce. Bu aynı zamanda -AB ekonomisinin ihtiyaç duyulan büyümesi, uyumu
ve sürdürülebilirliği için etkili bir araç olmak için şu anda çok küçük
ve dengesiz olan- AB bütçesinin temel reformlarına son şeklinin
verilmesi gereken an olacak. AB'nin daha doğudaki ülkelerle -Ukrayna,
Moldova, Beyaz Rusya ve Kafkasya ülkeleri (Ermenistan, Gürcistan,
Azerbaycan)- ilişkilerine dair önemli sorular duruyor. Ancak bunların,
AB ile daha sınırlı bir egemenlik paylaşımını kapsayan farklı bir
süreçle çözümlenmeleri gerekecek. Doğrusu bu, Türkiye için sonraki on
yılda daha çekici bir model haline gelebilir. Eğer genişleme şimdi
durursa bu daha geniş Avrupa bölgesinde barışın istikrarı ve
demokrasinin yayılması açısından felaket olacaktır." (John Palmer,
23/05)
YUNANİSTAN BASINI:
Yunanistan Radyo-TV Kurumu: "Bakoyanni: Türkiye
ile Bir Anlaşmazlığımız Var, O da Kıta Sahanlığı":
"SORU: Türkiye'ye karşı seçtiğimiz bu strateji
sanki bir sonuç vermiyor ve karşı taraftan da birçok tahrik olduğunu
görüyoruz.
BAKOYANNI: Türkiye ile bir anlaşmazlığımız olduğu
ve bunun da kıta sahanlığı olduğu kesin. Ege'de bizim ve Türklerin
desteklediği çeşitli görüşler var. (...)
SORU: Türkiye'ye karşı izlediğimiz strateji ve
Türkiye ile olan ilişkilerimizde, Türkiye'nin AB'ye girmesiyle ilgili
olarak ekim ayında birinci değerlendirme var. Biz, ekim ayında iyi
komşuluk konusunu, Türkiye'nin son zamanlardaki ve dünkü tutumuyla
oluştuğu şekliyle mi gündeme getirmeyi düşünüyoruz?
BAKOYANNI: Sırayla açılan başlıklar var ve bunlar
da alanına göre Türkiye'nin süreci inceleniyor. Siyasi başlıklar var.
Bu arada Türkiye'nin de sorumlulukları var ve bunlar Türkiye tarafından
AB'ye karşı üstlenildi. Bütün bu konular, başlıklar halinde inceleniyor
ve üzerinde görüşmeler yapılıyor, Türkiye'nin süreci izleniyor ve bunun
sonunda, bütün ülkelerin olduğu gibi, AB'nin de görüşü ortaya çıkacak.
SORU: Diyelim, dünkü olay bir tesadüftü. Fakat,
subayların söylediğine göre, hava sahasında ve Ege Denizinde
yaşananlar nedeniyle her an meydana gelebilirdi. Yunanistan, iyi
komşuluk konusunu bu açıdan gündeme getirmeyi düşünüyor mu?
BAKOYANNI: İyi komşuluk konuları sunuldu ve bu,
Türkiye'nin bundan sonraki AB süreci için yerine getirmesi gereken
şartların içindedir. Hatta iyi komşuluk, her zaman gündeme getirdiğimiz
ve zaman zaman diğer ülkelerle olduğu gibi, Türkiye konusunda da
gündeme getireceğimiz bir konudur. Benim söylemek istediğim husus, bir
şeyi yani bizim AB'de olduğumuzu, bizim AB'de uzun bir geçmişi olan bir
ülke olduğumuzu ve bütün kararlara fiilen katıldığımızı
unutmamamızdır. Türkiye, bu aşamada AB'ye üye olmayı ümit ediyor ve
bunu başarmaya çalışıyor. Aradaki fark çok büyük. Biz, değerlendirenler
tarafındayız onlar ise değerlendirilenler tarafında. (...)" (Vasilis
Liritzis, Dimitris İkonomu, Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni ile yapılan
mülakat, 25/05) 26/05/2006 12:47:42
-