ABD BASINI:
AP: "Erdoğan: Türkiye'nin AB Girişiminde
Almanya'nın Desteğine Güveniyoruz": "Türkiye'nin Başbakanı Recep Tayyip
Erdoğan bugün Angela Merkel idaresindeki Almanya'nın, ülkesinin Avrupa
Birliği'ne katılım çabalarına verdiği desteğin süreceğine güvendiğini
ifade etti. Merkel uzun süredir Türkiye'nin AB girişimine karşı
çıkıyordu. Merkel, sürmekte olan üyelik müzakerelerine verdiği desteğin
altını çizdi, ancak Türkiye'nin Birliğe katılabilmesi öncesinde 'tüm
kriterlerin doğal olarak yerine getirilmiş olması gerektiğini'
belirtti. Erdoğan, Merkel ile görüşmesi sonrasında muhabirlere yaptığı
açıklamada, "Almanya daima bizi desteklemiştir. Almanya'nın bizi
gelecekte de destekleyeceğine inanıyorum." dedi. AB üyeleri Birliğin
genişlemesine pek de hevesle yaklaşmıyor ve pek çok Avrupalı, nispeten
fakir ve nüfusunun çoğu Müslüman olan Türkiye'nin AB'ye katılımına
şüpheyle bakıyor. Almanya geniş bir Türk topluluğuna ev sahipliği
yapıyor. Merkel, 'Partimde şu anda ve geçmişte, Türkiye'nin AB'ye tam
üyeliğine şüpheyle yaklaşan kişiler olmuştur. Ancak hükümet olarak
daima daha önceki hükümetin yaptığı anlaşmalara bağlı kalacağımızı
söylemişizdir' dedi'. (Geir Moulson, 26/05)
Newsweek: "Sonun Başlangıcı Mı?": "Erdoğan'ın en
büyük siyasi projesi olan AB'ye üyelik, çok geçmeden içeride ciddi bir
siyasi sorumluluğa dönüşebilir. Avrupa'nın Türkiye'yi, uzun bir süreç
içinde de olsa almak konusundaki aleni isteksizliği Türk halkının büyük
bir kesimini bu projeden soğuttu. Ankara'nın önümüzdeki aylarda, tarım
sübvansiyonları, bankacılık ve iş yasası olmak üzere daha da fazla
ekonomik güçlük yaratacak; dolayısıyla da halkı hükümete daha da
küstürecek bir dizi katı reformu benimseyerek ilerlemekten başka
seçeneği de yok. Laiklerin meydan okuyuşu karşısında Erdoğan dini
gündemini askıya alıp sadece ekonomiye odaklanarak daha fazla çatışmayı
önleme çabasına girebilir. Ve şu var ki, orada kararı Tanrı değil
piyasalar verecek." (Owen Mathewws-Sami Kohen, 28 Mayıs-5 Haziran)
Amerika'nın Sesi Radyosu: "Erdoğan-Merkel
Görüşmesi": "Recep Tayyip Erdoğan'ın iki günlük Almanya ziyaretinin
doruk noktası, bugün gerçekleşen Başbakan Merkel ile buluşmasıydı.
Erdoğan-Merkel buluşması öğleden sonra Federal Başbakanlık binasında
gerçekleşti. Erdoğan'ı resmi askeri törenle karşılayan Merkel,
meslektaşıyla yaklaşık bir saatlik bir görüşme yaptı. Her iki liderin
kurmaylarının da katıldığı zirve sonrasında kısa bir basın toplantısı
düzenleyen Merkel ve Erdoğan, görüşmede uluslararası konularla
Türkiye'nin AB süreci ve Almanya'da yaşayan Türklerin uyum sorununu ele
aldıklarını açıkladılar. Başbakan Merkel, Türkiye'nin, Almanya için
ekonomik ve politik açıdan çok önemli bir partner, ayrıca Almanya'daki
Türklerden ötürü de özel bir ülke olduğunu belirtti. Merkel,
Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği bağlamında ise müzakere sürecinin
devam ettiğini bu sürecin daha uzun bir vakit alacağını ve kriterlerin
yerine getirilme sürecinin dikkatle takip edildiğini söyledi. Merkel
ayrıca, Türkiye'nin Hamas'ın İsrail'i tanıması ve İran'ın nükleer
olarak silahsızlanması konularında Almanya ile aynı posizyonuda
paylaştığını belirtti. Başbakan Erdoğan ise, Türkiye'nin Almanya ile
tarihi bağları bulunduğunun, Merkel hükümetinin bunun bilincinde ve
ülkenin Avrupa Birliği yolculuğuna destek verir pozisyonda olduğunun,
ayrıca uluslararası alanlarda iki ülkenin ortak bir görüş ve çizgiye
sahip olduğunun altını çizdi." (Cem Dalaman, 26/05)
ALMANYA BASINI:
Almanya'nın Sesi Radyosu: "Merkel, Başbakan
Olduktan Sonra İlk Kez Erdoğan ile Bir Araya Geldi": "Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan ile görüşen Merkel, Türkiye ile Avrupa Birliği arasında
üyelik müzakereleri için yapılan anlaşmaya sadık kalacakları
güvencesini verdi. Ancak Merkel, Erdoğan'a, üyelik müzakerelerinin tüm
kriterlerinin yerine getirilip getirilmediği konusunu takip edeceklerini
belirtti. Görüşmede, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler de ana
gündem maddeleri arasındaydı. Merkel, Almanya ve Türkiye arasında büyük
bir ticaret potansiyeli olduğunu vurguladı ve Türkiye'nin gelecek yıl
Hannover fuarının ortak ülkesi olduğunu hatırlattı. Berlin'deki
Türk-Alman Ekonomi Kongresinin açılışını yapan liderler, Merkel
başbakan olduktan sonra ilk kez bir araya gelmişti. (08.30-09.00
Türkçe, 27/05)
Financial Times Deutschland: "Genç, Dinamik ve
Üyeliğe İstekli... Türkiye'nin Sırtı Yere Gelmez": "Yüzde 7'den fazla
büyüme, enflasyon oranı yüzde 8. Avrupa Birliği yolunda seyreden
Türkiye, bugüne kadar görülmemiş reform atağıyla, hem politik hem
ekonomik alanda büyük ilerlemeler kaydetti. Toplum derin değişimler
geçiriyor. Fakat daha çözülmesi gereken birçok sorun var. Avrupa ya da
Amerika Birleşik Devletleri'nde olsun dünyanın birçok ülkesinde,
mağazalarda satılan ürünlerde 'Made in Turkey' imzasını görmek artık
olağan bir durum haline geldi. Alman ailelerinin oturma odalarında,
İngiliz elektronik mağazalarında ya da Fransız mutfaklarında televizyon
seyredenler, çoğu zaman Türk markası taşıyan ekranlara bakıyor. Avrupa
ve dünyanın birçok ülkesinde mağazalarda satılan televizyonlar
Türkiye'de üretiliyor ya da Türk markası taşıyor. Haziran ayında
başlayacak olan Dünya Futbol Şampiyonası dolayısıyla Avrupa'nın birçok
ülkesinde plazma ya da LCD ekran televizyon almak isteyenler de
mağazalarda Türkiye'den gelen ürünlerle karşılaşacaktır. 'Made in
Turkey' yazısı taşıyan televizyonlar şu an Avrupa'daki ihtiyacın
yarısını karşılıyor. Sony ya da Phillips markasıyla karşımıza çıkan
televizyonların arkasında çoğu zaman Türkiye'nın önde gelen
firmalarından Vestel, Beko ya da Profilo bulunuyor. Hemen hemen tüm
büyük markalar televizyonlarını bu işletmeler tarafından
ürettiriyorlar. Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Kemal Şahin
'Türkiye'yi sadece t-Shirt ve karpuz ile özdeşleştirenler, yanlış
düşünüyor', açıklamasını yapıyor ve 'Türkiye ekonomisi son yıllarda çok
büyük ilerlemeler kaydetti ve bu da kanıtı' şeklinde konuşuyor. Kemal
Şahin, 'Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakerelerinin başlaması, ülkeye
büyük dinamizm ve ilerleme getirdi', yorumunda bulunuyor. Türkiye, son
dört yılda sürekli büyüyen bir ülke. Türkiye İstatistik Kurumu'nun
verilerine göre 2005 yılında ekonomik gelişme yaklaşık yüzde sekiz
civarında, enflasyon oranıysa yüzde 10 dolayındaydı. Türkiye'nin
ihracat hacmi geçen yıl 70 milyar avroya ulaştı. Böylece Türkiye,
dünyanın en hızlı büyüyen ülkesi konumuna da ulaştı." (Katrin Elger,
26/05)
İNGİLTERE BASINI:
The Observer: "İstanbul'dan Mektup: Türkler
Modernlik Yarışında Durak Arıyor": "Boğaz kıyısındaki bu muhteşem
şehrin eteklerinde şu sıralar gözde olan bir yarış pisti duruyor.
Formula 1 hayranları, tutkularını sergilemek için burada buluşuyorlar.
Formula 1'in İstanbul'a gelmesi, şehrin dünya haritasındaki yerini
almasına ancak bu kadar katkı sağlayabilirdi. Türkler için bu otomobil
yarışı, 2001 krizinden beri ekonomilerinde kayda değer bir iyileşme
yaşandığının canlı kanıtıydı. Ancak geçen hafta, bu gözalıcı turnuva
tamamen farklı bir şeyi sembolize etmeye başladı: Ekonomik sıkıntı.
Türk mali piyasalarının tanık olduğu toplu satışlar ve liranın yüzde 15
oranında değer kaybetmesiyle başlayan kötü haberler silsilesinin
ardından ekonomi uzmanları yeniden, Formula 1 ile mukayeseler yapmaya
başladılar.
Türkiye'nin beklentilerin üzerine çıktığı inkar
edilemez. Ülke beş yıl içinde, bir ekonomik çöküntüden dünyanın en
dinamik ekonomilerinden birine kavuştu. Yüzde 70'i aşan enflasyon
oranı yüzde 8.83 seviyesine çekildi; büyüme oranı, benzeri görülmemiş
bir şekilde ortalama yüzde 7'ye ulaştı ve kişi başına düşen gelir
hızla büyüdü. Dış Ekonomik İlişkiler Konseyi'ne göre, geçen yıl
yabancı yatırımlar, 1996 ve 2004 yılları arasında ülkeye giren toplam
yatırıma denk olan 9.7 milyar doları buldu. Bizans döneminden bu yana
bir ticari metropol olan İstanbul, katı bir değişim sürecinden geçiyor.
Vinçleriyle gökyüzünü kaplayan ve buldozerleriyle toprağı kemiren
inşaat sektöründeki patlamanın öncüleri, ülkenin modernleşme yolundaki
yürüyüşünü destekliyor. Şehri bir mücevher gibi saran fabrikalar tüm
gün çalışarak, ülkenin, Avrupa'nın üretim merkezi olarak büyüyen
şöhretine tanıklık ediyor. İrlanda'nın eski Maliye Bakanı Alan Dukes,
cuma günü İstanbul'da yapılan Türkiye-AB yıllık toplantısında bana
şöyle dedi: 'Türkiye, gelişmekte olan bir piyasanın sorunlarını
yansıtıyor olabilir, ancak en büyük gücü, yüksek üretim seviyesi.
Türkiye'nin verimi çok yüksek ve maliyeti çok düşük.' (...) AB reform
yorgunluğunun belirtileri ve katılım süreci için gösterilen hevesin
azalması, yatırımcıları daha da korkuttu. Deutsche Bank gurubundan
ekonomist Norbert Walter, 'Son günlerde şahit olduğumuz ekonomik
çalkantı kesinlikle endişe verici. AB taahhüdünde bir gerileme ve
Türkiye'nin AB'ye karşı ilk kez dile getirdiğini düşündüğümüz
şüphelerin olumsuz işaretleri son zamanlarda görülmeye başlandı' diyor.
(Helena Smith, 28/05)
İRAN BASINI:
Hembestegi: "Merkel, Türkiye'nin AB'ye Girmesini
Destekliyor": "Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye ile Avrupa
Birliği arasında üyelik müzakereleri için yapılan anlaşmaya sadık
kalacakları güvencesini verdi. Merkel, Türkiye Başbakanı Erdoğan ile
Berlin'de yaptıkları ortak basın toplantısında şunları söyledi: 'Biz,
üyelik müzakerelerinin tüm kriterlerinin yerine getirilip
getirilmediği konusunu takip edeceğiz.' Türkiye-Almanya İkinci Ekonomi
Kongresine katılmak için beraberindeki üst düzey ekonomi heyeti ile
perşembe günü Berlin'e giden Başbakan Erdoğan, Merkel ile Başbakan
olduğu günden beri ilk kez görüştü. İki ülkenin ticaret ve sanayi
odaları tarafından gerçekleştirilen Türkiye-Almanya Ekonomi
Kongresinde, iki ülkenin ekonomik ve ticari irtibatı ve Türkiye'nin
AB'ye uyum süreci konuları Erdoğan ve Merkel'in gündeminde yer
alıyordu. Bu kongre, Türkiye ve Almanya'nın ekonomik ve ticari
işbirliğinin gelişmesi ve iki ülke özel sektörlerinin yakınlaşması
açısından önemli role sahip. Almanya, Türkiye'nin sadece en büyük
ticari ortağı değil, aynı zamanda 2.5 milyondan fazla Türkün bu ülkede
bulunması açısından da Türk dış politikasında önemli bir konuma sahip.
Bunlara ilaveten, Türkiye'nin AB'ye üyeliğini destekleyen AB'nin en
büyük ülkelerinden biri olarak Almanya, Türkiye'nin dış politika
dengesinde oldukça önemli bir ülke sayılıyor." (28/05)
KIBRIS BASINI:
Kıbrıs Haber Ajansı: "Barrot, Ankara'ya Gümrük
Protokolünü Uygulaması Konusunda Çağrıda Bulundu": "AB Komisyonu'nun
ulaştırma konularından yetkili Başkan Yardımcısı Jacques Barrot,
Türkiye'ye, limanlarını ve havaalanlarını Kıbrıs gemileri ve uçaklarına
açmak ve genel olarak ticaret mallarının serbest dolaşımına izin
vermek suretiyle, Kıbrıs ile Gümrük Protokolü'nü uygulaması konusunda
çağrıda bulundu. AB çevrelerinden alınan haberlere göre Barrot,
Türkiye'nin ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı ve AB Başmüzakerecisi Ali
Babacan ile geçen hafta bir araya geldi ve görüşmede, Ankara'nın
yükümlülüklerini yerine getirmesini istedi. Barrot, Babacan ile
yaptığı görüşmede, Ankara'nın, Kıbrıs bandıralı gemilere ve Kıbrıs
ticaretine fayda sağlayan gemilere, Kıbrıs Hava Yolları ve diğer
Kıbrıs ulaştırma şirketlerine getirilen sınırlamaların kaldırılması
dahil, ticaret mallarının serbest dolaşımıyla ilgili her türlü
sınırlamayı kaldırması konusundaki yükümlülüğünü hatırlattı." (26/05)
-