29.05.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

            ANKARA, 29/05(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 26-28 Mayıs 2006 tarihli  haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda  sunulmaktadır:

            ABD BASINI:

 

            AP: "Erdoğan: Türkiye'nin AB Girişiminde Almanya'nın  Desteğine Güveniyoruz": "Türkiye'nin Başbakanı Recep Tayyip  Erdoğan bugün Angela Merkel idaresindeki Almanya'nın,  ülkesinin Avrupa Birliği'ne katılım çabalarına verdiği  desteğin süreceğine güvendiğini ifade etti. Merkel uzun  süredir Türkiye'nin AB girişimine karşı çıkıyordu. Merkel,  sürmekte olan üyelik müzakerelerine verdiği desteğin altını  çizdi, ancak Türkiye'nin Birliğe katılabilmesi öncesinde  'tüm kriterlerin doğal olarak yerine getirilmiş olması  gerektiğini' belirtti. Erdoğan, Merkel ile görüşmesi  sonrasında muhabirlere yaptığı açıklamada, "Almanya daima  bizi desteklemiştir. Almanya'nın bizi gelecekte de  destekleyeceğine inanıyorum." dedi. AB üyeleri Birliğin  genişlemesine pek de hevesle yaklaşmıyor ve pek çok Avrupalı,  nispeten fakir ve nüfusunun çoğu Müslüman olan Türkiye'nin  AB'ye katılımına şüpheyle bakıyor. Almanya geniş bir Türk  topluluğuna ev sahipliği yapıyor. Merkel, 'Partimde şu anda  ve geçmişte, Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğine şüpheyle  yaklaşan kişiler olmuştur. Ancak hükümet olarak daima daha  önceki hükümetin yaptığı anlaşmalara bağlı kalacağımızı  söylemişizdir' dedi'. (Geir Moulson, 26/05)

 

            Newsweek: "Sonun Başlangıcı Mı?": "Erdoğan'ın en büyük  siyasi projesi olan AB'ye üyelik, çok geçmeden içeride ciddi  bir siyasi sorumluluğa dönüşebilir. Avrupa'nın Türkiye'yi,  uzun bir süreç içinde de olsa almak konusundaki aleni  isteksizliği Türk halkının büyük bir kesimini bu projeden  soğuttu. Ankara'nın önümüzdeki aylarda, tarım sübvansiyonları,  bankacılık ve iş yasası olmak üzere daha da fazla ekonomik  güçlük yaratacak; dolayısıyla da halkı hükümete daha da  küstürecek bir dizi katı reformu benimseyerek ilerlemekten  başka seçeneği de yok. Laiklerin meydan okuyuşu karşısında Erdoğan dini gündemini askıya alıp sadece ekonomiye odaklanarak  daha fazla çatışmayı önleme çabasına girebilir. Ve şu var ki,  orada kararı Tanrı değil piyasalar verecek." (Owen Mathewws-Sami  Kohen, 28 Mayıs-5 Haziran)

 

            Amerika'nın Sesi Radyosu: "Erdoğan-Merkel Görüşmesi":  "Recep Tayyip Erdoğan'ın iki günlük Almanya ziyaretinin doruk  noktası, bugün gerçekleşen Başbakan Merkel ile buluşmasıydı.  Erdoğan-Merkel buluşması öğleden sonra Federal Başbakanlık  binasında gerçekleşti. Erdoğan'ı resmi askeri törenle  karşılayan Merkel, meslektaşıyla yaklaşık bir saatlik bir  görüşme yaptı. Her iki liderin kurmaylarının da katıldığı   zirve sonrasında kısa bir basın toplantısı düzenleyen Merkel   ve Erdoğan, görüşmede uluslararası konularla Türkiye'nin AB süreci ve Almanya'da yaşayan Türklerin uyum sorununu ele  aldıklarını açıkladılar. Başbakan Merkel, Türkiye'nin, Almanya  için ekonomik ve politik açıdan çok önemli bir partner, ayrıca Almanya'daki Türklerden ötürü de özel bir ülke olduğunu belirtti.  Merkel, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği bağlamında ise  müzakere sürecinin devam ettiğini bu sürecin daha uzun bir  vakit alacağını ve kriterlerin yerine getirilme sürecinin  dikkatle takip edildiğini söyledi. Merkel ayrıca, Türkiye'nin  Hamas'ın İsrail'i tanıması ve İran'ın nükleer olarak  silahsızlanması konularında Almanya ile aynı posizyonuda  paylaştığını belirtti. Başbakan Erdoğan ise, Türkiye'nin  Almanya ile tarihi bağları bulunduğunun, Merkel hükümetinin  bunun bilincinde ve ülkenin Avrupa Birliği yolculuğuna destek  verir pozisyonda olduğunun, ayrıca uluslararası alanlarda iki  ülkenin ortak bir görüş ve çizgiye sahip olduğunun altını çizdi." (Cem Dalaman, 26/05)

 

            ALMANYA BASINI:

 

            Almanya'nın Sesi Radyosu: "Merkel, Başbakan Olduktan Sonra  İlk Kez Erdoğan ile Bir Araya Geldi": "Başbakan Recep Tayyip  Erdoğan ile görüşen Merkel, Türkiye ile Avrupa Birliği arasında  üyelik müzakereleri için yapılan anlaşmaya sadık kalacakları  güvencesini verdi. Ancak Merkel, Erdoğan'a, üyelik müzakerelerinin  tüm kriterlerinin yerine getirilip getirilmediği konusunu takip edeceklerini belirtti. Görüşmede, iki ülke arasındaki ekonomik  ilişkiler de ana gündem maddeleri arasındaydı. Merkel, Almanya  ve Türkiye arasında büyük bir ticaret potansiyeli olduğunu  vurguladı ve Türkiye'nin gelecek yıl Hannover fuarının ortak  ülkesi olduğunu hatırlattı. Berlin'deki Türk-Alman Ekonomi  Kongresinin açılışını yapan liderler, Merkel başbakan olduktan  sonra ilk kez bir araya gelmişti. (08.30-09.00 Türkçe, 27/05)

 

            Financial Times Deutschland: "Genç, Dinamik ve Üyeliğe  İstekli... Türkiye'nin Sırtı Yere Gelmez": "Yüzde 7'den fazla  büyüme, enflasyon oranı yüzde 8. Avrupa Birliği yolunda  seyreden Türkiye, bugüne kadar görülmemiş reform atağıyla,  hem politik hem ekonomik alanda büyük ilerlemeler kaydetti.  Toplum derin değişimler geçiriyor. Fakat daha çözülmesi gereken  birçok sorun var. Avrupa ya da Amerika Birleşik Devletleri'nde  olsun dünyanın birçok ülkesinde, mağazalarda satılan ürünlerde   'Made in Turkey' imzasını görmek artık olağan bir durum haline  geldi. Alman ailelerinin oturma odalarında, İngiliz elektronik mağazalarında ya da Fransız mutfaklarında televizyon seyredenler,  çoğu zaman Türk markası taşıyan ekranlara bakıyor. Avrupa ve  dünyanın birçok ülkesinde mağazalarda satılan televizyonlar  Türkiye'de üretiliyor ya da Türk markası taşıyor. Haziran  ayında başlayacak olan Dünya Futbol Şampiyonası dolayısıyla  Avrupa'nın birçok ülkesinde plazma ya da LCD ekran televizyon  almak isteyenler de mağazalarda Türkiye'den gelen ürünlerle karşılaşacaktır. 'Made in Turkey' yazısı taşıyan televizyonlar  şu an Avrupa'daki ihtiyacın yarısını karşılıyor. Sony ya da  Phillips markasıyla karşımıza çıkan televizyonların arkasında  çoğu zaman Türkiye'nın önde gelen firmalarından Vestel, Beko  ya da Profilo bulunuyor. Hemen hemen tüm büyük markalar  televizyonlarını bu işletmeler tarafından ürettiriyorlar.  Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Kemal Şahin  'Türkiye'yi sadece t-Shirt ve karpuz ile özdeşleştirenler,  yanlış düşünüyor', açıklamasını yapıyor ve 'Türkiye ekonomisi  son yıllarda çok büyük ilerlemeler kaydetti ve bu da kanıtı'  şeklinde konuşuyor. Kemal Şahin, 'Avrupa Birliği ile tam  üyelik müzakerelerinin başlaması, ülkeye büyük dinamizm ve   ilerleme getirdi', yorumunda bulunuyor. Türkiye, son dört   yılda sürekli büyüyen bir ülke. Türkiye İstatistik Kurumu'nun  verilerine göre 2005 yılında ekonomik gelişme yaklaşık yüzde  sekiz civarında, enflasyon oranıysa yüzde 10 dolayındaydı.  Türkiye'nin ihracat hacmi geçen yıl 70 milyar avroya ulaştı.  Böylece Türkiye, dünyanın en hızlı büyüyen ülkesi konumuna da  ulaştı." (Katrin Elger, 26/05)

 

            İNGİLTERE BASINI:

 

            The Observer: "İstanbul'dan Mektup: Türkler Modernlik  Yarışında Durak Arıyor": "Boğaz kıyısındaki bu muhteşem  şehrin eteklerinde şu sıralar gözde olan bir yarış pisti  duruyor. Formula 1 hayranları, tutkularını sergilemek için  burada buluşuyorlar. Formula 1'in İstanbul'a gelmesi, şehrin  dünya haritasındaki yerini almasına ancak bu kadar katkı  sağlayabilirdi. Türkler için bu otomobil yarışı, 2001  krizinden beri ekonomilerinde kayda değer bir iyileşme  yaşandığının canlı kanıtıydı. Ancak geçen hafta, bu gözalıcı  turnuva tamamen farklı bir şeyi sembolize etmeye başladı:  Ekonomik sıkıntı. Türk mali piyasalarının tanık olduğu toplu  satışlar ve liranın yüzde 15 oranında değer kaybetmesiyle  başlayan kötü haberler silsilesinin ardından ekonomi uzmanları  yeniden, Formula 1 ile mukayeseler yapmaya başladılar.

            Türkiye'nin beklentilerin üzerine çıktığı inkar edilemez.   Ülke beş yıl içinde, bir ekonomik çöküntüden dünyanın en  dinamik ekonomilerinden birine kavuştu. Yüzde 70'i aşan   enflasyon oranı yüzde 8.83 seviyesine çekildi; büyüme oranı,   benzeri görülmemiş bir şekilde ortalama yüzde 7'ye ulaştı ve   kişi başına düşen gelir hızla büyüdü. Dış Ekonomik İlişkiler   Konseyi'ne göre, geçen yıl yabancı yatırımlar, 1996 ve 2004   yılları arasında ülkeye giren toplam yatırıma denk olan 9.7   milyar doları buldu. Bizans döneminden bu yana bir ticari  metropol olan İstanbul, katı bir değişim sürecinden geçiyor.  Vinçleriyle gökyüzünü kaplayan ve buldozerleriyle toprağı  kemiren inşaat sektöründeki patlamanın öncüleri, ülkenin  modernleşme yolundaki yürüyüşünü destekliyor. Şehri bir  mücevher gibi saran fabrikalar tüm gün çalışarak, ülkenin,  Avrupa'nın üretim merkezi olarak büyüyen şöhretine tanıklık  ediyor. İrlanda'nın eski Maliye Bakanı Alan Dukes, cuma günü   İstanbul'da yapılan Türkiye-AB yıllık toplantısında bana şöyle  dedi: 'Türkiye, gelişmekte olan bir piyasanın sorunlarını  yansıtıyor olabilir, ancak en büyük gücü, yüksek üretim  seviyesi. Türkiye'nin verimi çok yüksek ve maliyeti çok düşük.'  (...) AB reform yorgunluğunun belirtileri ve katılım süreci  için gösterilen hevesin azalması, yatırımcıları daha da  korkuttu. Deutsche Bank gurubundan ekonomist Norbert Walter,  'Son günlerde şahit olduğumuz ekonomik çalkantı kesinlikle  endişe verici. AB taahhüdünde bir gerileme ve Türkiye'nin  AB'ye karşı ilk kez dile getirdiğini düşündüğümüz şüphelerin  olumsuz işaretleri son zamanlarda görülmeye başlandı' diyor.  (Helena Smith, 28/05)

 

            İRAN BASINI:

 

            Hembestegi: "Merkel, Türkiye'nin AB'ye Girmesini  Destekliyor": "Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye  ile Avrupa Birliği arasında üyelik müzakereleri için  yapılan anlaşmaya sadık kalacakları güvencesini verdi.  Merkel, Türkiye Başbakanı Erdoğan ile Berlin'de yaptıkları  ortak basın toplantısında şunları söyledi: 'Biz, üyelik  müzakerelerinin tüm kriterlerinin yerine getirilip   getirilmediği konusunu takip edeceğiz.' Türkiye-Almanya  İkinci Ekonomi Kongresine katılmak için beraberindeki üst  düzey ekonomi heyeti ile perşembe günü Berlin'e giden  Başbakan Erdoğan, Merkel ile Başbakan olduğu günden beri  ilk kez görüştü. İki ülkenin ticaret ve sanayi odaları  tarafından gerçekleştirilen Türkiye-Almanya Ekonomi  Kongresinde, iki ülkenin ekonomik ve ticari irtibatı ve  Türkiye'nin AB'ye uyum süreci konuları Erdoğan ve Merkel'in  gündeminde yer alıyordu. Bu kongre, Türkiye ve Almanya'nın  ekonomik ve ticari işbirliğinin gelişmesi ve iki ülke özel  sektörlerinin yakınlaşması açısından önemli role sahip.  Almanya, Türkiye'nin sadece en büyük ticari ortağı değil,  aynı zamanda 2.5 milyondan fazla Türkün bu ülkede bulunması  açısından da Türk dış politikasında önemli bir konuma sahip.  Bunlara ilaveten, Türkiye'nin AB'ye üyeliğini destekleyen  AB'nin en büyük ülkelerinden biri olarak Almanya, Türkiye'nin  dış politika dengesinde oldukça önemli bir ülke sayılıyor."  (28/05)

 

            KIBRIS BASINI:

 

            Kıbrıs Haber Ajansı: "Barrot, Ankara'ya Gümrük  Protokolünü Uygulaması Konusunda Çağrıda Bulundu": "AB  Komisyonu'nun ulaştırma konularından yetkili Başkan  Yardımcısı Jacques Barrot, Türkiye'ye, limanlarını ve  havaalanlarını Kıbrıs gemileri ve uçaklarına açmak ve   genel olarak ticaret mallarının serbest dolaşımına izin   vermek suretiyle, Kıbrıs ile Gümrük Protokolü'nü uygulaması   konusunda çağrıda bulundu. AB çevrelerinden alınan haberlere  göre Barrot, Türkiye'nin ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı  ve AB Başmüzakerecisi Ali Babacan ile geçen hafta bir araya  geldi ve görüşmede, Ankara'nın yükümlülüklerini yerine   getirmesini istedi. Barrot, Babacan ile yaptığı görüşmede,  Ankara'nın, Kıbrıs bandıralı gemilere ve Kıbrıs ticaretine  fayda sağlayan gemilere, Kıbrıs Hava Yolları ve diğer Kıbrıs   ulaştırma şirketlerine getirilen sınırlamaların kaldırılması  dahil, ticaret mallarının serbest dolaşımıyla ilgili her  türlü sınırlamayı kaldırması konusundaki yükümlülüğünü  hatırlattı." (26/05)

 

 

  

 

 

 

 

 

ESKİ SAYILAR