ANKARA, 31/05(BYE)---
Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 30 Mayıs 2006
tarihli haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda sunulmaktadır:
BELÇİKA
BASINI:
Euobserver:
"Yunan Halkı Türkiye'nin AB Üyeliğine Tamamen Karşı": "Yeni yapılan bir
kamuoyu anketine göre, Yunanistan'da halkın çoğunluğu Türkiye'nin AB
üyeliğine karşı. Yunanistan'ın AB üyeliğinin 25. yılını kutladığı
pazar günü (28 Mayıs) yayımlanan kamuoyu yoklamasına göre, ankete
katılan Yunan vatandaşlarının yüzde 64'ü, ülkesinin, Türkiye'nin AB'ye
katılmasını 'engellemesini' istiyor. Atina'da ve Yunanistan'ın ikinci
büyük şehri Selanik'te ankete katılanların sadece yüzde 23.4'ü,
Türkiye'nin AB'ye katılımı lehine cevap verdi. Ankara'nın AB'ye üyelik
projesine yönelik bu hasım tavra rağmen, ankete katılanların yüzde
52'si iki ülke arasındaki ilişkilerin son yıllarda geliştiğini söyledi;
sadece yüzde 39'u ilişkilerde iyileşme olmadığını belirtti. Yunan
Hükümeti de AB üyelik çabasında Ankara'ya destek veriyor. Kamuoyu
yoklaması, Yunan ve Türk jetleri arasında yaşanan çarpışma olayından
sonra, üç günlük bir çalışmayla Etnos gazetesi tarafından yapıldı. (…)
Geçtiğimiz haftalarda Türkiye, İtalya'nın merkez-sağ hükümetinin,
Ankara'nın AB üyeliğine ilişkin tavrından kaygılıydı. Bu kaygı, eski
Başbakan Massimo D'Alema'nın İtalya Dışişleri Bakanı olarak
atanmasından sonra daha da arttı. D'Alema, başbakanlığı döneminde, iki
devlet arasında yaşanan bir diplomatik ihtilaf sonrasında Türkiye'de en
sevilmeyen İtalyan siyasetçilerinden birisi olmuştu. Öte yandan
İtalya'daki yeni hükümetin politikasına dair ilk işaretler Türkler için
olumlu oldu. Turkish Daily News'in web sitesinde yer alan habere göre,
Savunma Bakanlığı'nın yeni müsteşarı Giovanni Lorenzo Forcieri,
Avrupalıların, Türkiye'nin AB'ye katılmasını arzulaması gerektiğini
belirtti. Forcieri, Floransa'da yapılan bir sempozyumda, 'Türkiye genç
bir ülkedir ve AB'yi zenginleştirecek her türlü kaynağa sahiptir.
AB'nın dışındaki bir Türkiye'de ancak dinsel farklılıklar daha da
keskinleşebilir ve aşırı uç hareketler daha da radikalleşebilir.' dedi.
Forcieri, Türkiye'nin Avrupa ile Asya arasında köprü rolü oynadığını
vurgulayarak yeni hükümetinin de bu çizgide çalışacağından 'emin'
olduğunu belirtti. (29/05)
FRANSA BASINI:
AFP: "Giscard,
'Genel Durum' Değişene Kadar Beklenmesini İstiyor": "Fransızların
Avrupa Anayasası'na 'hayır' demelerinden bir yıl sonra Valery Giscard
d'Estaing, Budapeşte'de yaptığı açıklamada, 'genel durum' değişene
kadar bir düşünme süreci tavsiye etti. Eski Cumhurbaşkanı, 'Fransa
gibi, metinden ziyade genel duruma hayır diyerek olumsuz cevap
verenlere düşünüp karar verme süreci tanımak normaldir. Genel durum
değişene kadar bu süreç gereklidir, durum hakkında bilinçli bir şekilde
metin üzerinde karar verebilirler ve sanıyorum ki yeniden Avrupa
trenine binebilirler.' dedi. Türkiye'nin üyeliğine karşı olan Giscard
d'Estaing, Schuman'a atıfta bulunarak, AB'nin kesin sınırlar içinde
genişlemesinden yana olduğunu ifade etti: 'Robert Schuman (Fransa eski
Dışişleri Bakanı, AB projesinin 'babası'), AB'nin, kendisine katılmak
isteyen tüm Avrupa ülkelerini kabul edebilmesini, ancak bu genişlemiş
Avrupa'nın Avrupa kıtasındaki ülkeleri kapsamasını istiyordu.
Avrupa'nın, Magrib ya da aralarında Türkiye'nin de bulunduğu
Akdeniz'deki büyük komşularıyla sıkı ilişkiler kurması gerekeceğini
hayal ediyordu.' (30/05)
YUNANİSTAN
BASINI:
Elefteros Tipos:
"Lahey Bekleyebilir": "Türkiye'nin, Avrupa'ya doğru attığı adımlar
konusunda (Yunanistan ile iyi komşuluk ve Gümrük Birliği Protokolü'nün
Kıbrıs Cumhuriyeti'ne genişletilmesi dahil) beş ay içinde
değerlendirileceği verisiyle, şu an Lahey konusunu açmamızın galiba
zamanı değil. Ulusal stratejimiz bir günden diğerine değişemez. Kendi
inisiyatifimiz ve sorumluluğumuzla geriye dönüşlere sürüklenmemiz için
istikrar ve tutarlılık gerekiyor. Türkiye ile anlaşmazlıklarımızda
zaman lehimize işliyor. Ancak bu durum, olumlu sonuca ulaşmamız için
ince, dikkatli ve ustaca idarenin gerekmediği anlamına gelmez. Komşu
ülke, şu an AB'ye doğru gerekli adımları atmasına müsaade etmeyen
problemlere ve büyük çelişkilere rağmen, Avrupa yörüngesinde kalmak
zorundadır. Tüm gecikmelere ve caymalara rağmen, komşu ülkenin ulusal
çıkarı bunu gerektiriyor, güçlü dostları (Washington) bunu öneriyor,
sonunda bunu yapacak. Eski Cumhurbaşkanı Stefanopulos'un, Türkiye ile
anlaşmazlıkların Lahey'e havalesine ilişkin teklifi görmezlikten
gelinemez, özellikle ulusal stratejimizin, Türkiye'nin AB beklentisi
bağlamında denendiği bir dönemde. Yunan diplomasisinin yıllardan beri
Türkiye'nin Avrupa beklentisine yaptığı yatırımın, ulusal konularımızın
çözümünde henüz elle tutulur sonuçlara yol açmadığı herkes tarafından
anlaşılıyor. Ancak, Türk-Yunan anlaşmazlıklarının, Ankara'nın imzasıyla
artık Türkiye-AB anlaşmazlığına dönüştüğünü unutmamak gerekir, bu da
ülkemiz için stratejik bir avantajdır." (Yorgos Kuvaras, 30/05)
-
ESKİ SAYILAR