01.11.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ALMANYA BASINI:

Financial Times Deutschland: "AB, Türkiye'ye Kötü Karne Veriyor": "Avrupa Komisyonu, Türkiye'nin katılım planlarına acı  bir darbe vurdu. Brüksel tarafından gelecek hafta açıklanacak  olan, gazetemizin ulaştığı Türkiye'nin İlerleme Raporu’nda  işkencenin kaldırılması, ordu üzerinde kontrolün sağlanmasına  yönelik girişimler ve ifade özgürlüğü konularındaki eksikler  sıralanıyor. Komisyon tarafından hazırlanan kapsamlı eksikler listesi üyeliğin karşıtlarının elini güçlendirdiği gibi, ülkenin  müzakereler sürecinde reformları gerçekleştirmesinin öncesine göre daha kolay olacağı hesaplarını da çürütüyor. Rapor buna ilaveten, üye ülkeler ve komisyondaki üst  düzey politikacılar arasında, Avrupa'ya ilginin azalmasının  Türkiye'deki milliyetçi güçleri daha da güçlendireceği  endişesine yol açıyor. AB diplomatlarının verdiği bilgilere  göre, Komisyon bu yüzden, katılım müzakerelerinde tam bir kriz  yaşanmaması amacıyla çaresizlik içinde çıkış yolu arıyor. Komisyon, denetimde yetersiz kalındığına kanıt olarak,  silahlı kuvvetlerin ‘iç ve dış politika, Kürt meselesi ve  din ile devlet işlerinin ayrılığı konularında’ hala görüş  bildirmesini gösteriyor. Taslakta, düşünce özgürlüğünün  engellenmeye devam edildiğinden, şiddet içermeyen görüşlerin soruşturulması ve cezalandırılmasının ciddi bir şekilde endişelenmeye neden olduğundan söz ediliyor. Buna ilaveten,  ‘özellikle cezaevleri dışında, kötü muamele ve işkence  olayları’ olduğundan bahsediliyor. Yolsuzluk, azınlıkların  korunması ve yargı bağımsızlığı konularındaki eksiklere de yer  verilen taslakta ayrıca, Ankara'nın havaalanları ve limanlarını  Kıbrıs gemi ve uçaklarına hala açmayışı eleştiriliyor. AB Türkiye'nin bunu yerine getirmekle yükümlü olduğu görüşünde.  Kıbrıs daha şimdiden, bu talep gerçekleşinceye kadar tüm  müzakereleri engellemekle tehdit etmiş bulunuyor."  (Fidelius Schmid, Wolfgang Proissl, 31/10)

Almanya'nın Sesi Radyosu: "Brüksel... AB Komisyonu’nda Türkiye Konusunda Görüş Ayrılığı": "AB'nin icra organı Komisyon, Türkiye ile başlatılan tam üyelik müzakerelerinin geleceği üzerine büyük bir kavgaya sahne  oluyor. Brüksel kulislerinde, hava ve deniz limanlarını Güney  Kıbrıs'a açmayan Türkiye'ye karşı nasıl bir tutum takınılacağına  ilişkin Komisyon’un kendi bünyesinde büyük görüş ayrılıklarının  yaşandığı belirtildi. Diplomatik kaynaklardan alınan bilgiye  göre, Fransa'yı arkasına alan Güney Kıbrıs, Türkiye ile  müzakerelerin geleceğini belirleyecek Strateji Belgesi’nin içeriğinde değişiklikler yaparak, tam üyelik müzakerelerini  sekteye uğratmak üzere harekete geçti. Fransa'nın Komisyon  nezdindeki üyesi ve Güney Kıbrıs'ın üyesi Markos Kipriyanu, bu kritik belgeye ‘Türkiye limanlarını açmazsa, müzakereler  askıya alınır’ ifadelerini eklettirmeye çalışıyorlar. Her iki  ülkenin de iç politika kaygılarıyla böyle bir tavır takındığı,  özellikle de Fransa'nın gelecek yıl yapılacak genel seçimler  öncesinde kendi kamuoyuna hoş görünmek amacı taşıdığı  belirtiliyor. Öte yandan, Komisyon’un Genişlemeden Sorumlu Komiseri  Olli Rehn'in de aralarında bulunduğu birkaç Komisyon üyesi  bu girişime karşı çıkıyor. Diğer cephe ise, AB'nin Türkiye'ye  adil bir tutum takınması gerektiği ve müzakerelerin askıya  alınmasının hem Ankara'ya hem de Brüksel'e ağır sonuçları  olacağı uyarısını getiriyor." (Duygu Leloğlu, 31/10)

 

AVUSTURYA BASINI:

Die Presse: "AB'ye Katılım Şartı Din Özgürlüğü": "Din ve politika iki yüzü keskin bir bıçak. Aynı zamanda  Almanya Protestan Kilisesi Konsey Başkanı olan Berlinli  Protestan Piskopos Wolfgang Huber, ‘Dinin artık siyasi  düzeni meşrulaştırmaya hizmet etme işlevi kalmadı’ diyor. Din özgürlüğünün Avrupa ülkelerinin temelini oluşturduğunu söyleyen Huber, ‘ancak kilisenin de devlete karşı resmi bir  sorumluluğu olduğuna’ işaret ediyor. (…) ‘Radikal İslamcılığın baş gösterdiği her yerde Hıristiyan kiliselerinin ve devletin çaba harcaması gerekir’ şeklinde  konuşan Huber, 21.yüzyılın gerçi insanların özgürlük yüzyılı  olduğunu, ancak birçok ülkede din özgürlüğünün ihlal  edildiğinin kaydedildiğini belirtti. Huber buna örnek olarak "’Hıristiyanların baskı ve takip gördüğü’ Türkiye'yi gösterdi.  Huber böylece Türkiye ile AB müzakerelerine de değinerek,  ‘din özgürlüğünün katılım tartışmasında önemli bir rol  oynayacağına’ işaret etti. Ya Almanya ve Avusturya'daki Türklere gelince...  Müslümanların ‘bu toplumun kurallarını’ kabul etmek zorunda  olduğunu belirten Huber, ‘Eğer uzun süre bir ülkede kalınmak  isteniyorsa, iletişime açık olmak gerekir.’ dedi." (Erich Witzmann, 31/10)

 

FRANSA BASINI:

AFP: "Brüksel, Türkiye'de Reformların Yavaşlamasını Eleştirecek": "Avrupa Komisyonu 8 Kasım'da  yayımlayacağı Türkiye hakkındaki yıllık raporda ‘reformların  yavaşlığını’ ve ifade özgürlüğü alanındaki eksiklikleri  eleştirecek. Avrupa kaynakları, yaptıkları açıklamada, ‘Bu kritik  bir rapor, reformların hızı yavaşladı’ diyerek, her şeye rağmen  ‘bir takım şeyler yapıldığını’ kaydettiler. Türk milletvekilleri özellikle, Brüksel tarafından çok  beklenen bir yasa paketinin büyük bir kısmını kabul ettiler. Bu özellikle, devlet ile vatandaşlar arasındaki anlaşmazlıkları  çözmekle görevli bir arabuluculuk oluşturulmasını öngören yasa.  Sadece, dini özgürlüğün genişletilmesi ve özellikle de  gayrimüslim dini vakıflara ait malların iadesi hakkında  polemik yaşanan bir madde halen tartışılıyor. Avrupalı bir kaynak, söz konusu raporun, ‘ifade özgürlüğü  konusunda oldukça kritik’ olacağının su götürmez olduğunu ifade  etti. (…) 8 Kasım'daki rapor, Türkiye'nin, limanlarını ve  havalimanlarını Rum gemi ve uçaklarına açmayı reddetmesinden  vazgeçirmeyi kesinlikle başaramayacak. Ancak Komisyon, AB Dönem Başkanı Finlandiya'nın bir  çözüm bulunması yönündeki çabalarının netice verip vermediğini görmeyi bekliyor." (31/10)

AFP: "Borrell: Türkiye-AB Müzakerelerinde Bir Kesilme, Herkes İçin Olumsuz Olur": "Avrupa Parlamentosu Başkanı Josep Borrell, Atina'da yaptığı açıklamada, AB'nin  Finlandiya Dönem Başkanlığı’nın Kıbrıs konusundaki  çabalarından netice elde edilmesini ve bu vesileyle de, herkes için olumsuz bir şey olacak Türkiye-AB  müzakerelerinin kesilmesinden kaçınılabilmesini  dilediğini belirtti. Borell, Yunanistan Parlamentosu Başkanı Anna  Psarouda-Benaki ile yaptığı bir görüşmenin ardından,  Avrupa Parlamentosu’nun, Yunanistan'ın gerek Anayasa  Anlaşması, gerekse Türkiye'nin AB'ye üyeliği konusundaki  endişelerini göz önüne aldığını belirtti." (31/10)

 

İNGİLTERE BASINI:

Financial Times: "Katılım Müzakereleri Konusunda Riskli Bir Karar İşleri Kötüye Götürebilir": "Avrupa Birliği'nin Türkiye ile üyelik müzakerelerini başlatma kararı çok riskli bir karar olmuştur. Şimdilik  konuyla ilgili başarılı bir sonuca varılamayabilecek gibi görünüyor. Bu, uzun süredir beklenen ve Ankara'nın AB üyeliği  girişiminin akıbeti konusunda AB liderleri arasındaki  tartışmanın galibini belirleyecek Avrupa Komisyonu  raporunun taslak metnidir. AB'nin aralık ayında yapılacak zirvesinde karar  alınması muhtemel konular, Türkiye'nin geleceği ve Batı  ile ilişkilerinden daha azı olmayacaktır. AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, Boğaz'ın  her iki tarafındaki liderlerin, tırmanmakta olan gerilime  hak ettiği ilgiyi göstermediğini söylüyor. Rehn, muhabirlere yaptığı açıklamada, ‘AB, demokratik  gelişimin dayanak noktası ve ekonomik kalkınmanın öncüsü  olarak Türkiye'de olağanüstü bir öneme sahip. Fakat  Avrupa'da, medeniyetler arasında bir köprü olarak  Türkiye'nin sahip olduğu stratejik önemin hafife  alınması gibi bir eğilim var’ şeklinde konuştu. Rehn'in ilk sorunu, Türkiye'de 2002-2004 yılları  arasında çok sayıda demokratik ve anayasal reformun  ardından, ilerlemelerin büyük ölçüde durmasıdır. Olli Rehn'in ikinci sorunu ise, Ankara'nın hala  Kıbrıs'a liman ve havaalanlarını açmamış olmasıdır. Rehn, Türkiye'nin yıl sonundan önce reform  gündeminde ilerleme kaydetmesini ve Finlandiya'nın  Kıbrıs ile Türkiye arasında önerdiği anlaşmanın her  iki tarafın da -en azından Ankara'nın- desteğini  almasını umuyor. Komisyon yetkililerinin en büyük tesellisi ise,  sadece birkaç ülkenin Türkiye ile müzakerelerin resmi  olarak askıya alınmasını istemesi. AB yetkilileri durumun ciddiyetinin er ya da geç  tüm tarafları daha esnek olmaya zorlayacağını ileri  sürüyorlar."  (Daniel Dombey, Fidelius Schmid, Vincent Boland, 31/10)      

 

KIBRIS RUM BASINI:

Kıbrıs Haber Ajansı: "Pasiardis: Maraş İade Edilmeden Finlandiya'nın Önerisi Bir Sonuç Vermez": "Kıbrıs Hükümet Sözcüsü Hristodulos Pasiardis, Maraş'ın yasal sakinlerine iade edilmeden Avrupa Birliği Dönem Başkanı Finlandiya'nın girişiminin bir sonuç vermeyeceğini ayrıca  Türk tarafının bir yandan Gazimagosa limanının kapsamlı bir  çözümden önce açılmasını isterken, diğer yandan da Maraş'ın iadesinin kapsamlı bir çözümün parçası olduğunu iddia  edemeyeceğini vurguladı. Kıbrıs'ın önemli gelişmelerin eşiğinde olduğunu ve  Türkiye'nin AB'ye ve Kıbrıs Cumhuriyeti'ne karşı üstlendiği yükümlülüklerin AB Dönem Başkanı Finlandiya'nın önerisinin  sonucuna bağlı olmadığı gibi, Kıbrıs sorunuyla da bağlantılı  olmadığını vurgulayan Pasiardis, ‘Türkiye, üstlendiği  yükümlülüklerini yerine getirmek zorundadır. Eğer bunu  yapamıyorsa ya da reddediyorsa neden Kıbrıs Türkiye'nin AB  üyeliğini kolaylaştırmak için bir bedel ödesin?’ diye sordu." (31/10)

 

LÜBNAN BASINI:

The Daily Star: "Fransa'nın Soykırım Yasa Tasarısı Türkiye'nin AB Girişimini Güçleştiriyor": "Fransız Parlamentosu’nun bu ay başında Osmanlı Türkleri  elinde Ermenilerin soykırıma uğradıklarını inkar etmeyi suç  sayan bir yasa tasarısını oylayarak kabul etmesi, Türkiye'yi  öfkelendirdi ve Avrupa Birliği'ne karşı şüphelerini daha da  derinleştirdi. Onlarca yıl AB'ye üye olmak için çabalayan ve şimdi  üyelik müzakerelerini sürdüren Müslüman Türkiye, Fransa'ya  karşı, ticarette milyarlarca doların kesilmesine yol  açabilecek şekilde misillemede bulunma sözü verdi. Oylama, ünlü Türk yazar Orhan Pamuk'un Nobel Edebiyat  Ödülü'ne layık görüldüğü günle aynı zamana denk geldi.  Birinci Dünya Savaşı sırasında Bir milyon Ermeni'nin  ve 30 bin Kürdün hayatını kaybettiği yönünde yaptığı  açıklamaların ardından Pamuk'a karşı ‘Türklüğü aşağılamak’  suçundan açılan davalar bu yılın başında düşürüldü. Söz  konusu davalar, Türkiye'nin AB önderliğindeki reforma  ilişkin yaptığı taahhütlerin bir sınavı olarak görüldü. Bu iki olay, demokratik ve Batı eğilimli AB  emellerinin sık sık tarihle çeliştiği modern Türkiye'de  çelişkilerin odak noktasında yer aldı. NATO askeri  ittifakının tam üyesi ve laikliğe sıkı sıkıya bağlı  olan ülke, kendisini Doğu ile Batı arasında vazgeçilmez  bir köprü olarak görüyor, ancak henüz Avrupa tarafından  kendini tanımladığı gibi kabul görmüyor. Pek çok Türk, soykırım oylamasını, kendilerini 25  üyeli AB'den uzak tutmak için ileri sürülen bir başka  engel olarak görüyor. Analizciler, Fransa'da yapılan oylamanın Türk  milliyetçilerini ve Türkiye'nin AB üyeliğine karşı  olanları cesaretlendirebileceğini kaydediyorlar." (Scott Peterson, 31/10)

 

YUNANİSTAN BASINI:

Yunanistan Radyo-TV Kurumu: "Yükümlülükler ve Yaptırımlar": "Türkiye'nin AB süreci konusunda bir soruyu  cevaplandıran Hükümet Sözcüsü Theodoros Rusopulos,  Ankara'nın yükümlülüklerini hatırlatarak önlem  alınmasıyla ilgili uyarıda bulundu. Bu arada Avrupa Komisyonu’nun Türkiye'nin İlerleme  Raporu’nu açıklamasına bir hafta kala, Finlandiya'nın Kıbrıs girişimi konusunda ilk defa alenen tavır alan Türkiye  Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, plan konusunda ihtiyatlı davrandı. Avrupalıların Kıbrıslı Türklere yönelik yükümlülüklerinden bahseden Tayyip Erdoğan, bu yükümlülükler yerine getirilmeden hiç kimsenin Ankara'dan herhangi bir harekette bulunmasını  bekleyemeyeceğini açıkladı. Türkiye Başbakanı, ‘Bu  planı müzakere edebiliriz, ancak çok mantıklı değil.’ dedi." (Betti Savurdu, 31/10)   

NOT: Bu bülten, 31 Ekim 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan  derlenerek hazırlanmıştır.

ESKİ SAYILAR