ALMANYA BASINI:
Financial Times Deutschland: "AB, Türkiye'ye Kötü
Karne Veriyor": "Avrupa Komisyonu, Türkiye'nin
katılım planlarına acı bir darbe vurdu. Brüksel tarafından gelecek
hafta açıklanacak olan, gazetemizin ulaştığı Türkiye'nin İlerleme
Raporu’nda işkencenin kaldırılması, ordu üzerinde kontrolün
sağlanmasına yönelik girişimler ve ifade özgürlüğü konularındaki
eksikler sıralanıyor. Komisyon tarafından hazırlanan kapsamlı eksikler
listesi üyeliğin karşıtlarının elini güçlendirdiği gibi, ülkenin
müzakereler sürecinde reformları gerçekleştirmesinin öncesine göre daha
kolay olacağı hesaplarını da çürütüyor. Rapor buna ilaveten, üye
ülkeler ve komisyondaki üst düzey politikacılar arasında, Avrupa'ya
ilginin azalmasının Türkiye'deki milliyetçi güçleri daha da
güçlendireceği endişesine yol açıyor. AB diplomatlarının verdiği
bilgilere göre, Komisyon bu yüzden, katılım müzakerelerinde tam bir
kriz yaşanmaması amacıyla çaresizlik içinde çıkış yolu arıyor.
Komisyon, denetimde yetersiz kalındığına kanıt olarak, silahlı
kuvvetlerin ‘iç ve dış politika, Kürt meselesi ve din ile devlet
işlerinin ayrılığı konularında’ hala görüş bildirmesini gösteriyor.
Taslakta, düşünce özgürlüğünün engellenmeye devam edildiğinden, şiddet
içermeyen görüşlerin soruşturulması ve cezalandırılmasının ciddi
bir şekilde endişelenmeye neden olduğundan söz ediliyor. Buna ilaveten,
‘özellikle cezaevleri dışında, kötü muamele ve işkence olayları’
olduğundan bahsediliyor. Yolsuzluk, azınlıkların korunması ve yargı
bağımsızlığı konularındaki eksiklere de yer verilen taslakta ayrıca,
Ankara'nın havaalanları ve limanlarını Kıbrıs gemi ve uçaklarına hala
açmayışı eleştiriliyor. AB Türkiye'nin bunu yerine getirmekle yükümlü
olduğu görüşünde. Kıbrıs daha şimdiden, bu talep gerçekleşinceye kadar
tüm müzakereleri engellemekle tehdit etmiş bulunuyor."
(Fidelius Schmid, Wolfgang Proissl, 31/10)
Almanya'nın Sesi Radyosu: "Brüksel... AB Komisyonu’nda
Türkiye Konusunda Görüş Ayrılığı": "AB'nin
icra organı Komisyon, Türkiye ile başlatılan tam üyelik müzakerelerinin
geleceği üzerine büyük bir kavgaya sahne oluyor. Brüksel kulislerinde,
hava ve deniz limanlarını Güney Kıbrıs'a açmayan Türkiye'ye karşı nasıl
bir tutum takınılacağına ilişkin Komisyon’un kendi bünyesinde büyük
görüş ayrılıklarının yaşandığı belirtildi. Diplomatik kaynaklardan
alınan bilgiye göre, Fransa'yı arkasına alan Güney Kıbrıs, Türkiye ile
müzakerelerin geleceğini belirleyecek Strateji Belgesi’nin içeriğinde
değişiklikler yaparak, tam üyelik müzakerelerini sekteye uğratmak üzere
harekete geçti. Fransa'nın Komisyon nezdindeki üyesi ve Güney Kıbrıs'ın
üyesi Markos Kipriyanu, bu kritik belgeye ‘Türkiye limanlarını açmazsa,
müzakereler askıya alınır’ ifadelerini eklettirmeye çalışıyorlar. Her
iki ülkenin de iç politika kaygılarıyla böyle bir tavır takındığı,
özellikle de Fransa'nın gelecek yıl yapılacak genel seçimler öncesinde
kendi kamuoyuna hoş görünmek amacı taşıdığı belirtiliyor. Öte
yandan, Komisyon’un Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn'in de
aralarında bulunduğu birkaç Komisyon üyesi bu girişime karşı çıkıyor.
Diğer cephe ise, AB'nin Türkiye'ye adil bir tutum takınması gerektiği
ve müzakerelerin askıya alınmasının hem Ankara'ya hem de Brüksel'e ağır
sonuçları olacağı uyarısını getiriyor."
(Duygu Leloğlu, 31/10)
AVUSTURYA BASINI:
Die Presse: "AB'ye Katılım Şartı Din Özgürlüğü":
"Din ve politika iki yüzü keskin bir bıçak. Aynı zamanda Almanya
Protestan Kilisesi Konsey Başkanı olan Berlinli Protestan Piskopos
Wolfgang Huber, ‘Dinin artık siyasi düzeni meşrulaştırmaya hizmet etme
işlevi kalmadı’ diyor. Din özgürlüğünün Avrupa ülkelerinin temelini
oluşturduğunu söyleyen Huber, ‘ancak kilisenin de devlete karşı resmi
bir sorumluluğu olduğuna’ işaret ediyor. (…) ‘Radikal İslamcılığın baş
gösterdiği her yerde Hıristiyan kiliselerinin ve devletin çaba harcaması
gerekir’ şeklinde konuşan Huber, 21.yüzyılın gerçi insanların özgürlük
yüzyılı olduğunu, ancak birçok ülkede din özgürlüğünün ihlal
edildiğinin kaydedildiğini belirtti. Huber buna örnek olarak
"’Hıristiyanların baskı ve takip gördüğü’ Türkiye'yi gösterdi. Huber
böylece Türkiye ile AB müzakerelerine de değinerek, ‘din özgürlüğünün
katılım tartışmasında önemli bir rol oynayacağına’ işaret etti. Ya
Almanya ve Avusturya'daki Türklere gelince... Müslümanların ‘bu
toplumun kurallarını’ kabul etmek zorunda olduğunu belirten Huber,
‘Eğer uzun süre bir ülkede kalınmak isteniyorsa, iletişime açık olmak
gerekir.’ dedi." (Erich Witzmann, 31/10)
FRANSA BASINI:
AFP: "Brüksel, Türkiye'de Reformların Yavaşlamasını
Eleştirecek": "Avrupa Komisyonu 8 Kasım'da
yayımlayacağı Türkiye hakkındaki yıllık raporda ‘reformların
yavaşlığını’ ve ifade özgürlüğü alanındaki eksiklikleri eleştirecek.
Avrupa kaynakları, yaptıkları açıklamada, ‘Bu kritik bir rapor,
reformların hızı yavaşladı’ diyerek, her şeye rağmen ‘bir takım şeyler
yapıldığını’ kaydettiler. Türk milletvekilleri özellikle, Brüksel
tarafından çok beklenen bir yasa paketinin büyük bir kısmını kabul
ettiler. Bu özellikle, devlet ile vatandaşlar arasındaki
anlaşmazlıkları çözmekle görevli bir arabuluculuk oluşturulmasını
öngören yasa. Sadece, dini özgürlüğün genişletilmesi ve özellikle de
gayrimüslim dini vakıflara ait malların iadesi hakkında polemik yaşanan
bir madde halen tartışılıyor. Avrupalı bir kaynak, söz konusu raporun,
‘ifade özgürlüğü konusunda oldukça kritik’ olacağının su götürmez
olduğunu ifade etti. (…) 8 Kasım'daki rapor, Türkiye'nin,
limanlarını ve havalimanlarını Rum gemi ve uçaklarına açmayı
reddetmesinden vazgeçirmeyi kesinlikle başaramayacak. Ancak Komisyon,
AB Dönem Başkanı Finlandiya'nın bir çözüm bulunması yönündeki
çabalarının netice verip vermediğini görmeyi bekliyor."
(31/10)
AFP: "Borrell: Türkiye-AB Müzakerelerinde Bir Kesilme,
Herkes İçin Olumsuz Olur": "Avrupa
Parlamentosu Başkanı Josep Borrell, Atina'da yaptığı açıklamada, AB'nin
Finlandiya Dönem Başkanlığı’nın Kıbrıs konusundaki çabalarından netice
elde edilmesini ve bu vesileyle de, herkes için olumsuz bir şey olacak
Türkiye-AB müzakerelerinin kesilmesinden kaçınılabilmesini dilediğini
belirtti. Borell, Yunanistan Parlamentosu Başkanı Anna Psarouda-Benaki
ile yaptığı bir görüşmenin ardından, Avrupa Parlamentosu’nun,
Yunanistan'ın gerek Anayasa Anlaşması, gerekse Türkiye'nin AB'ye
üyeliği konusundaki endişelerini göz önüne aldığını belirtti."
(31/10)
İNGİLTERE BASINI:
Financial Times: "Katılım Müzakereleri Konusunda
Riskli Bir Karar İşleri Kötüye Götürebilir":
"Avrupa Birliği'nin Türkiye ile üyelik müzakerelerini başlatma kararı
çok riskli bir karar olmuştur. Şimdilik konuyla ilgili başarılı bir
sonuca varılamayabilecek gibi görünüyor. Bu, uzun süredir beklenen ve
Ankara'nın AB üyeliği girişiminin akıbeti konusunda AB liderleri
arasındaki tartışmanın galibini belirleyecek Avrupa Komisyonu
raporunun taslak metnidir. AB'nin aralık ayında yapılacak zirvesinde
karar alınması muhtemel konular, Türkiye'nin geleceği ve Batı ile
ilişkilerinden daha azı olmayacaktır. AB'nin Genişlemeden Sorumlu
Komiseri Olli Rehn, Boğaz'ın her iki tarafındaki liderlerin,
tırmanmakta olan gerilime hak ettiği ilgiyi göstermediğini söylüyor.
Rehn, muhabirlere yaptığı açıklamada, ‘AB, demokratik gelişimin dayanak
noktası ve ekonomik kalkınmanın öncüsü olarak Türkiye'de olağanüstü bir
öneme sahip. Fakat Avrupa'da, medeniyetler arasında bir köprü olarak
Türkiye'nin sahip olduğu stratejik önemin hafife alınması gibi bir
eğilim var’ şeklinde konuştu. Rehn'in ilk sorunu, Türkiye'de 2002-2004
yılları arasında çok sayıda demokratik ve anayasal reformun ardından,
ilerlemelerin büyük ölçüde durmasıdır. Olli Rehn'in ikinci sorunu ise,
Ankara'nın hala Kıbrıs'a liman ve havaalanlarını açmamış olmasıdır.
Rehn, Türkiye'nin yıl sonundan önce reform gündeminde ilerleme
kaydetmesini ve Finlandiya'nın Kıbrıs ile Türkiye arasında önerdiği
anlaşmanın her iki tarafın da -en azından Ankara'nın- desteğini
almasını umuyor. Komisyon yetkililerinin en büyük tesellisi ise, sadece
birkaç ülkenin Türkiye ile müzakerelerin resmi olarak askıya alınmasını
istemesi. AB yetkilileri durumun ciddiyetinin er ya da geç tüm
tarafları daha esnek olmaya zorlayacağını ileri sürüyorlar."
(Daniel Dombey, Fidelius Schmid, Vincent Boland,
31/10)
KIBRIS RUM BASINI:
Kıbrıs Haber Ajansı: "Pasiardis: Maraş İade Edilmeden
Finlandiya'nın Önerisi Bir Sonuç Vermez":
"Kıbrıs Hükümet Sözcüsü Hristodulos Pasiardis, Maraş'ın yasal
sakinlerine iade edilmeden Avrupa Birliği Dönem Başkanı Finlandiya'nın
girişiminin bir sonuç vermeyeceğini ayrıca Türk tarafının bir yandan
Gazimagosa limanının kapsamlı bir çözümden önce açılmasını isterken,
diğer yandan da Maraş'ın iadesinin kapsamlı bir çözümün parçası olduğunu
iddia edemeyeceğini vurguladı. Kıbrıs'ın önemli gelişmelerin eşiğinde
olduğunu ve Türkiye'nin AB'ye ve Kıbrıs Cumhuriyeti'ne karşı üstlendiği
yükümlülüklerin AB Dönem Başkanı Finlandiya'nın önerisinin sonucuna
bağlı olmadığı gibi, Kıbrıs sorunuyla da bağlantılı olmadığını
vurgulayan Pasiardis, ‘Türkiye, üstlendiği yükümlülüklerini yerine
getirmek zorundadır. Eğer bunu yapamıyorsa ya da reddediyorsa neden
Kıbrıs Türkiye'nin AB üyeliğini kolaylaştırmak için bir bedel ödesin?’
diye sordu." (31/10)
LÜBNAN BASINI:
The Daily Star: "Fransa'nın Soykırım Yasa Tasarısı
Türkiye'nin AB Girişimini Güçleştiriyor":
"Fransız Parlamentosu’nun bu ay başında Osmanlı Türkleri elinde
Ermenilerin soykırıma uğradıklarını inkar etmeyi suç sayan bir yasa
tasarısını oylayarak kabul etmesi, Türkiye'yi öfkelendirdi ve Avrupa
Birliği'ne karşı şüphelerini daha da derinleştirdi. Onlarca yıl AB'ye
üye olmak için çabalayan ve şimdi üyelik müzakerelerini sürdüren
Müslüman Türkiye, Fransa'ya karşı, ticarette milyarlarca doların
kesilmesine yol açabilecek şekilde misillemede bulunma sözü verdi.
Oylama, ünlü Türk yazar Orhan Pamuk'un Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık
görüldüğü günle aynı zamana denk geldi. Birinci Dünya Savaşı sırasında
Bir milyon Ermeni'nin ve 30 bin Kürdün hayatını kaybettiği yönünde
yaptığı açıklamaların ardından Pamuk'a karşı ‘Türklüğü aşağılamak’
suçundan açılan davalar bu yılın başında düşürüldü. Söz konusu davalar,
Türkiye'nin AB önderliğindeki reforma ilişkin yaptığı taahhütlerin bir
sınavı olarak görüldü. Bu iki olay, demokratik ve Batı eğilimli AB
emellerinin sık sık tarihle çeliştiği modern Türkiye'de çelişkilerin
odak noktasında yer aldı. NATO askeri ittifakının tam üyesi ve laikliğe
sıkı sıkıya bağlı olan ülke, kendisini Doğu ile Batı arasında
vazgeçilmez bir köprü olarak görüyor, ancak henüz Avrupa tarafından
kendini tanımladığı gibi kabul görmüyor. Pek çok Türk, soykırım
oylamasını, kendilerini 25 üyeli AB'den uzak tutmak için ileri sürülen
bir başka engel olarak görüyor. Analizciler, Fransa'da yapılan
oylamanın Türk milliyetçilerini ve Türkiye'nin AB üyeliğine karşı
olanları cesaretlendirebileceğini kaydediyorlar." (Scott Peterson,
31/10)
YUNANİSTAN BASINI:
Yunanistan Radyo-TV Kurumu: "Yükümlülükler ve
Yaptırımlar": "Türkiye'nin AB süreci konusunda
bir soruyu cevaplandıran Hükümet Sözcüsü Theodoros Rusopulos,
Ankara'nın yükümlülüklerini hatırlatarak önlem alınmasıyla ilgili
uyarıda bulundu. Bu arada Avrupa Komisyonu’nun Türkiye'nin İlerleme
Raporu’nu açıklamasına bir hafta kala, Finlandiya'nın Kıbrıs girişimi
konusunda ilk defa alenen tavır alan Türkiye Başbakanı Recep Tayyip
Erdoğan, plan konusunda ihtiyatlı davrandı. Avrupalıların Kıbrıslı
Türklere yönelik yükümlülüklerinden bahseden Tayyip Erdoğan, bu
yükümlülükler yerine getirilmeden hiç kimsenin Ankara'dan herhangi bir
harekette bulunmasını bekleyemeyeceğini açıkladı. Türkiye Başbakanı,
‘Bu planı müzakere edebiliriz, ancak çok mantıklı değil.’ dedi."
(Betti Savurdu, 31/10)
NOT:
Bu bülten, 31 Ekim 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve
yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR