ALMANYA BASINI:
Die Welt: "Türkiye İçin
Konulan Kurallar":
"Avrupa Birliği iki yıl önce beraberinde ağır sonuçlar getirecek bir
karar alarak Türkiye ile AB'ye katılım müzakerelerini başlattı ve
böylece Avrupa halkı nezdinde AB Anayasası’nın reddedilmesine de yol
açan bir güven krizine neden oldu. Kamuoyu, resmen başlatılan
müzakerelerin Ankara'yı zorunlu olarak kulübe götüreceğinden endişeli.
Siyasetçilerin çoğu bu endişeleri bertaraf etmek için neredeyse hiçbir
şey yapmadılar. Tersine; yeterince sert çıktığında, hep Türk Hükümeti’ne
taviz verdiler. Türkiye'nin aynı zamanda önemli reformları
gerçekleştirdiği, halk tarafından ya hiç algılanmadı ya da omuz
silkerek kaydedildi. Eş zamanlı olarak Türkiye'deki Avrupa coşkusu,
Ankara'nın Avrupa'dan reddedildiği ölçüde azaldı. Bu arada Türklerin
sadece üçte biri ülkelerinin AB üyeliğini destekliyor. Bunun dışında
anketler, Türklerin milliyetçi ve Batı karşıtı olmaya başladıklarını
kanıtlıyor. Bu durumda reformların hızını yavaşlatmak zorunda kalan
Başbakan Erdoğan eş zamanlı olarak Brüksel'den anlayış bekliyor.
Brüksel'in ılımlı davranması halinde bu durum Avrupa'daki krizi
tetikleyecek. AB'nin sert bir tavır alması iyi olurdu. Brüksel'den
gelen ilk duyumlara inanılacak olursa Türkiye'nin ilerleme raporu
olumsuz çıkacak. (…) Avrupa kulübüne üye olmak isteyen onun
kurallarını dikkate almak zorundadır. Buna uymayanlar ortak üye ve
yakın NATO müttefiki olarak kalmalarına rağmen Avrupa Birliği'nin tam
üyesi olamazlar." (Jaques Schuster, 01/11)
Die Welt: "AB
Komisyonu’nun Raporu Türkiye'nin Üyeliğini Şüpheye Düşürüyor":
"AB Komisyonu, üye adayı Türkiye'ye çok kötü bir karne veriyor. AB
çevrelerinden alınan duyumlara göre Komisyon’un yeni raporunda, ülkenin
AB üyeliğini şüpheye düşüren eksikler sıralanıyor. Raporun içeriğini
bilenler, gelecek hafta açıklanacak olan raporda, ne işkenceyle
mücadele ne Kıbrıs ne de insan hakları konusunda büyük ilerlemeler
kaydedildiği, Komisyonun buna rağmen katılım müzakerelerinin
kesilmesini tavsiye etmeyeceği, bunun yerine iki tarafın da yüzü
kızarmadan müzakerelerin devamını mümkün kılacak bir strateji üzerinde
çalışıldığını söylüyorlar. (…) Komisyon’un İlerleme Raporu da kötü
muamele, işkence, yolsuzluk, tehlikeye altındaki azınlıklar ve yargıya
yönelik eleştirileri listeliyor. Öncelikle de Ankara'nın limanlarını
Kıbrıs gemilerine açmaması büyük bir sorun olarak görülüyor. Dönem
Başkanı Finlandiya'nın, Kıbrıs'ın Türkiye ile AB'ye katılım
müzakerelerinin devamını veto etmesini engellemek amacıyla önerdiği
buluşmaya, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Papadopulos katılabileceğini açıklarken,
Türkiye, AB'nin vaadini yerine getirerek, Kıbrıs'ın kuzeyine uygulanan
ticari ambargoya son vermesini şart koşuyor. Avrupa Milletvekili Elmar
Brok (CDU), talepleri Türkiye tarafından kabul edilmemesine rağmen
sürekli taviz veren AB'nin, müzakere ortağı olarak gülünç duruma
düştüğünü belirterek, Komisyondan katı bir tavır sergilemesini talep
etti. Brok aynı zamanda görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmaması için
uyararak, ‘Türkiye'nin bir Avrupa perspektifine sahip olması gerektiği
tartışılmaz’ diye konuştu." (Hannelore Crolly, 01/11)
FRANSA BASINI:
AFP: "Ankara'nın
Üyeliği... Komisyon Müzakerelerin Askıya Alınmasına Karşı":
"AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, yaptığı açıklamada,
imzalamış olduğu Ankara Anlaşmasını ihlal ederek Kıbrıs gemi ve
uçaklarına liman ve havaalanlarını açmayı reddeden Türkiye ile üyelik
müzakerelerinin askıya alınmasına karşı olduğunu belirtti. Ankara ile
müzakerelerin askıya alınıp alınmamasıyla ilgili bir soruya Rehn şu
yanıtı verdi: ‘Türkiye yapması gerekeni yaparsa hayır.’ Türkiye'nin
Ankara Anlaşmasına uymaması hakkında ise Rehn, AB Dönem Başkanı
Finlandiya'nın, bir çözüm bulmak amacıyla Kıbrıslı iki toplumla ve aynı
zamanda Türkiye ile halihazırda görüşmelerde bulunduğunu belirtti. Olli
Rehn, daha genel anlamda üyelik konusunda da, Birliğin, yeteri kadar
inanılır olmayan reformların yavaşlığından dolayı hayal kırıklığı
yaşadığını, bunun, kamuoylarının kuşku duymasına yol açtığını ifade
etti." (01/11)
İNGİLTERE BASINI:
The Independent:
"Türkiye'nin Katılımı İnsan Haklarıyla İlgili AB Raporunun Tehdidi
Altında": "Ankara,
insan hakları sicili nedeniyle sert eleştirilerle karşı karşıya
kalırken, Türkiye'nin AB'ye katılım sürecinin kesintiye uğramasını
önlemek amacıyla bu hafta sonu acil durum toplantıları yapılması
planlanıyor. Gelecek hafta yayımlanacak olan kritik raporun basına
sızan bazı bölümleri, Türkiye'nin, ifade özgürlüğü konusunda Avrupa
standartlarına uyma yolundaki ilerleyişi ile ilgili endişeleri
yansıtırken, ülkenin, limanlarını AB'ye 2004 yılında katılan Kıbrıs'ın
gemilerine açmayı reddetmesini de öne çıkarıyor. AB Dönem Başkanlığı’nı
yürüten Finlandiya, rapordaki eleştirilerin, Türkiye'de tepkiye neden
olacağının da bilincinde, Kıbrıs meselesiyle ilgili bir anlaşmaya
varılmasına çalışarak Avrupa Komisyonu'nun raporunun ilgili bölümünün
değiştirilmesini amaçlıyor. Finlandiya bu amaçla, konuyla ilgili
mutabakata varılmasını sağlamak için ilgili ülkelerin dışişleri
bakanlarını Helsinki'ye davet etti. Davete icabet edeceğini henüz teyit
etmeyen Türkiye, Kıbrıs'a uyguladığı kısıtlamaları yıl sonuna kadar
yumuşatmaması halinde AB üyeliği için yürüttüğü müzakerelerin askıya
alınacağı yönünde uyarılıyor. İlerleme sağlandığı takdirde AB,
Türkiye'ye, Kıbrıs uçak ve gemilerine limanlarını açmayı kabul etmesi
için verdiği son mühleti erteleyebilir ve bu gelişme, gelecek hafta
yayınlanacak raporun son halini etkileyecektir. Konuyla ilgili ilerleme
kaydedilemediği takdirde ise Türkiye, sert eleştirilerle karşı karşıya
kalacak." (Stephen Castle, 01/11)
Financial Times: "Türkiye
AB ile Çatışma Yolunda":
"Brüksel'in bu yılın başında Ankara'nın üyelik müzakerelerini sona
erdirebileceğine dair uyarıda bulunduğu bir ‘tren kazası’na doğru
ilerlenirken, Türkiye ve Avrupa, uyur gezer bir halde olduklarına dair
her türlü izlenimi veriyorlar. Bu durum, Birliğin yabancılara
kapatılmasını isteyen bazı mevcut üyeler tarafından memnuniyetle
karşılanabilecek olsa da AB için stratejik bir hata olacak ve
Türkiye'nin tam olarak gelişmiş modern bir ulus olma amacını da
başarısızlığa uğratacaktır. Yaklaşık bir hafta sonra Avrupa Komisyonu,
Türkiye'nin reform çabalarını ve şimdiye kadar AB'nin bölünmüş Kıbrıs
adası konusundaki taleplerini yerine getirmedeki başarısızlığını
değerlendirecek. AB, insan hakları, demokratik haklar ve azınlık
haklarını sağlam bir şekilde yerleştirmek için bir dizi reform paketine
rağmen Türkiye'nin ifade özgürlüğünü ve mahkumları işkenceden korumak
için yeterince çaba sarfetmediğini ve hala ordu üzerinde sivil kontrolü
tesis etmeye çalıştığını kaydediyor. Ankara ise Avrupalıların, Türkiye
önündeki bariyeri hiç kimseye uygulanmadığı kadar yüksek tutarak ve
özellikle Fransa, Almanya ve Avusturya'da olmak üzere Müslüman karşıtı
ön yargıyı körükleyerek, kötü niyetli hareket ettiklerini kaydediyor.
Her iki taraf da bir noktaya kadar haklı. Şimdi her iki tarafın da
yapması gereken geri adım atmak ve riske attığının ne olduğunu iyice
düşünüp taşınmaktır. AB açısından, Türkiye'yi kucaklamak ‘soft
power’ın (ince güç) çekiciliğinin en iddialı sınavı niteliğindedir.
Batı ve İslam ülkeleri arasında kronik bir çatışma yaşandığı bir
dönemde Türkiye projesi, AB taahhütlerine bağlı olarak İslam ve
demokrasinin evliliğinin başarılı olabileceğini ispatlamayı amaçlıyor.
Bu hiç de küçük bir ödül değil. Türkiye açısından ise, Avrupa projesi
sadece reform lokomotifi değil siyasi uyumun tutkalı. AB üyeliği, Türk
halkı, cumhuriyetin laik mirasının muhafızı olan Mustafa Kemal
Atatürk'ün ordusu ve Avrupa'yı sadece Türkiye'nin amacı olarak değil
aynı zamanda generallere karşı da bir kalkan olarak gören Recep Tayyip
Erdoğan'ın neo-İslamcı hükümeti tarafından paylaşılan bir amaç.
Türkiye'nin doğu ve güney sınırlarının istikrarsızlık tehdidi altında
olduğu bir zamanda şimdi her şey risk altında. (…) Bilhassa, 10 yıl
veya daha fazla bir süre içinde, Türkiye AB'ye er geç üye olsun ya da
olmasın, tam üyelik vadeden müzakere sürecinin bütünlüğü korunmalıdır.
Bundan daha azı ise Türkiye'nin yüzüne kapıyı kapatacaktır."
(01/11)
KIBRIS RUM BASINI:
Kıbrıs Haber Ajansı: "Lillikas:
Türkiye'den Gelen Mesajlar Net Değil":
"Dışişleri Bakanı Yorgos
Lillikas, Kıbrıs Hükümeti’nin, AB Dönem Başkanı Finlandiya'nın
Türkiye'nin AB üyelik müzakereleriyle ilgili girişimine yazılı cevap
verdiği halde, Türkiye'den gelen mesajların net olmadığını söyledi.
Lillikas, Londra'da Kıbrıs Rum Kardeşliği tarafından verilen
yemekte yaptığı konuşmada, Kıbrıs'ın, Türkiye'nin AB'ye üye olmasını
desteklediğini, ancak AB'ye karşı yükümlülüklerinin yerine
getirilmesinin bedelini ise üstlenmeye hiç niyetli olmadığını
belirtti." (01/11)
YUNANİSTAN BASINI:
Yunanistan Radyo-TV
Kurumu: "Borrell'in Atina Temasları":
"Avrupa Anayasası Anlaşması ile ilgili gelişmeler ve Türkiye'nin üyelik
süreci, Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Joseph Borrell'in Atina'da
Cumhurbaşkanı, Başbakan ve siyasi parti liderleriyle yaptığı görüşmenin
odağında yer aldı. Borrell, Türkiye'nin Avrupa perspektifine değindiği
basın toplantısında, AB'nin denge noktaları bulmaya çalıştığını söyledi
ve komşu ülkenin yükümlülüklerini yerine getirmesinin gerekliliğinin
altını çizdi. Borrell, Türkiye'nin Avrupa ailesine katılması için
Avrupa'nın, bu ülkeden, üstlendiği vaatleri yerine getirmesini istemesi
gerektiğini söyledi. Ayrıca, Türkiye'nin AB üyesi olup olmayacağına bir
cevap vermek için erken olduğunu, çünkü Ankara'nın Avrupai düzeye
yaklaşması için katetmesi gereken yolu tamamlamadığını belirtti.
Türkiye'nin üyeliğinin yarın olacak olan bir şey olmadığını, çünkü 10
ile 15 yıl sonrasını beklemek gerektiğini söyleyen Borrell, ‘Yarınki
Türkiye, AB'ye üye olacak.’ dedi." (01/11)
NOT:
Bu bülten, 01 Kasım 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve
yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR