03.11.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ABD BASINI:

AP: "AB'nin, Türkiye-Kıbrıs Görüşmesini İptal Etmesi, Ankara'nın AB Üyeliğine İlişkin Yeni Şüphelerin Duyulmasına Neden Oldu": "Avrupa Birliği, Kıbrıs ve Türkiye dışişleri  bakanlarıyla yapacağı, Türkiye'nin zaten sorunlu olan  AB üyelik görüşmelerinin çöküşünün engellenmesi amacını  taşıdığı söylenen, acil toplantıyı iptal ettiğini bildirdi. AB Dönem Başkanlığı’nı yürüten Finlandiya Hükümet  Sözcüsü Mikko Norros, iptalin, ‘herkesi aynı masa  etrafına getiremedikleri’ anlamını taşıdığını söyledi. Söz konusu iptal, Türkiye'nin bir gün AB üyesi olma  çabalarına başka bir darbe indirdi. Ülke, üyelik görüşmelerine 2005 Ekim ayında başladı. Ancak o günden bu yana -özellikle Almanya ve Fransa'da-  temel siyasi reformları benimsemede yavaş davranan ve  AB üyesi Kıbrıs'ı tanımayı reddeden; böylesine büyük,  fakir ve Müslüman bir ülkenin birliğe alınması konusundaki  muhalefet giderek arttı. Yunanistan ve Kıbrıs'tan gelen baskılar altında AB,  blokla Gümrük Birliği’nin Kıbrıs'ın Rum kesimini de  kapsayacak biçimde genişletilmesini öngören anlaşmayı  uygulamaması halinde Türkiye ile üyelik görüşmelerini  terkedebilir."  (Robert Wielaard, 02/11)

 

 

ALMANYA BASINI:

Financial Times Deutschland: "Brüksel, AB'nin Sınırlarının Kesin Olarak Saptanmasına Karşı": "Avrupa Komisyonu, başka üyelerin alınmasıyla ilgili  tartışmada, Avrupa'nın sınırlarının coğrafi açıdan  belirlenmesine karşı çıkıyor. Brüksel'deki kuruluş, AB'nin  genişlemesiyle ilgili olarak hazırlanan bir stratejik belge  taslağında, ‘Avrupa Birliği, sabit coğrafi sınırlardan ziyade  değerleriyle tanımlanır’ ifadesine yer verdi. Gazetemizin  ulaştığı bu belgenin gelecek hafta Türkiye, Hırvatistan ve  Balkan devletlerine ilişkin ilerleme raporlarıyla birlikte  açıklanması öngörülüyor. Belge bu şekliyle kalacak olursa bu, Fransa'ya karşı  cephe alındığı anlamına gelecek. Zira, Paris'teki hükümetin  başlıca taleplerinden biri de, Avrupa'nın sınırlarının  coğrafi açıdan belirlenmesiydi. Almanya'daki muhafazakar  siyasetçiler de bu fikre hoş bakıyor. Brüksel'deki yetkililer, AB'nin genişleme  sürecinde, daha büyük zorlukların üstesinden gelmesi  gerekeceğine işaret ederek, bunun öncelikle Türkiye ile  müzakereler, Kosova'nın gelecekteki statüsü ve Sırbistan'la ilişkiler için geçerli olduğunu belirtiyorlar. (…) Ankara ile bir yıl önce başlayan  görüşmelere ara verilmesine şimdilik Brüksel'de pek olasılık  verilmese de, müzakerelerin bazı konularda geçici olarak  durdurulması söz konusu olabilir. Stratejik belgede, Türkiye'nin AB'yi, büyük bir devlet  olduğu için özellikle zorlayacağına işaret edilerek, bu  durumun AB bütçesini etkileyeceği belirtiliyor. Türkiye'nin  olası üyeliğine kadar bu alanda güçlü bir reform  gerçekleşmemesi halinde, Türkiye'ye verilecek teşvik ve  tarım desteği nedeniyle bütçenin aşırı zorlanacağına değinilen  belgede özellikle tarım, enerji, göç ve dış politika alanlarında  zorluk beklenildiği belirtiliyor."  (Wolfgang Proissl, Fidelius Schmid, 02/11)

 

Süddeutsche Zeitung: "Sert Tutum Sergilensin": "AB ve Türkiye'nin, çarpma tehlikesiyle karşı karşıya  oldukları duvar görülmeye başlandı. Brüksel, Ankara'nın  anlaşmalar temelinde AB'ye karşı olan yükümlülüklerini üye  ülke Kıbrıs'ı da kapsayacak şekilde genişletmeye karşı  çıkmasını kabul edemez. AB, Türkiye'nin katılım  görüşmelerinin başlatılması yönündeki kararı cebine atar  atmaz, demokratik reform coşkusunu büyük ölçüde yitirmesini  de kabul edemez. AB tarafından gelecek hafta açıklanması öngörülen Türkiye İlerleme Raporu, büyük ölçüde eksiklikler ve  tehlikelere dikkat çekilen bir rapor olacaktır. Türkiye  hukuk devleti, demokrasi ve özgürlükler alanında Avrupa  standartlarına yakınlaşma yolunda iyi bir mesafe katetmiş  olsaydı, Kıbrıs konusundaki anlaşmazlık daha rahat bir  şekilde ele alınabilirdi. Ancak, Brüksel ile Ankara arasındaki  atmosfer çok kötü bir hal aldı. AB'de Türkiye'nin üyeliğini  desteklemiş olan kişiler dahi kendilerine, Ankara'nın  gerçekten ne istediği sorusunu sormaya başladılar. Türkiye çizgisini hızla değiştirmezse, AB en azından  ekonomik konularla ilgili müzakereleri askıya almalıdır.  Kıbrıs gemileri ve uçaklarına Türk limanlarını kullanma izni  verilmediği sürece, Ankara AB yolunda ilerleme kaydedilmesini  umut etmemelidir. Barış uğruna taviz vermesi ve Kıbrıs konusunda sakat bir uzlaşma sağlaması, AB açısından ağır bir  hata olurdu. Şimdi sert bir tutum sergilemek daha iyidir. Bu  şekilde hareket edilmesi, müzakereler sırasında kızgınlıkların  ortaya çıkmasını önleyecek ve AB'ye, Türkiye tarafından her  zaman gösterilmediği anlaşılan saygıyı kazandıracaktır."  (Martin Winter, 02/11)

 

 

BELÇİKA BASINI:

De Standaard: "AB, Türkiye Konusundaki Krizi Tartışıyor": "Devlet başkanları aralık ayında, Türkiye ile müzakerelerin  sürdürülüp sürdürülmeyeceğine karar verecekler. Ancak mevcut  durum dikkate alınırsa, müzakereleri durdurmaktan başka yol  yok. Önümüzdeki çarşamba günü Avrupa Komisyonu’nun kabul edeceği  rapor Türkiye konusunda acımasız: Kıbrıs ile ikili ilişkilerde  ve diğer konularda ya ‘hiç’ gelişme yok ya da kaydedilen  gelişmeler ‘yeterli’ seviyede değil… Müzakerelerin durdurulması ve AB ile Ankara arasında  ilişkilerin kopmasının çok büyük siyasal sonuçları olabileceği  için, Finlandiya Dönem Başkanlığı Kıbrıs ve Türk hükümetlerini  Helsinki'ye çağırdı. Bu toplantının yapılması henüz kesinlik  kazanmadı. Finlandiya ilk önce, gerçek bir başarı şansı olması  için Lefkoşa ve Ankara'nın ödün vermesini istiyor. (…) Komisyon ve üye ülkeler  bölünmüş durumdalar. Ayrıca, Türkiye ile müzakerelerin  sürdürülmesi konusunda Washington'un baskısı da var. (…)" (Bernard Bulcke, 02/11)

 

 

İRAN BASINI:

Abrar: "AB Temsilcisi: Askerler, Türkiye'de Reformu Engelliyor": "AB Türkiye Temsilcisi Hans Jörg Kretschmer: ‘Türk  askerleri, reformların hayata geçirilmesi ve devam  ettirilmesini engelliyor.’ dedi. Türkiye'deki görevinin bitiminde CNN TÜRK Haber  Kanalına özel röportaj veren Kretschmer, görüşünü bu  şekilde açıkladı. Genelkurmay Başkanı'ndan defalarca görüşme talebinde  bulunduğunu hatırlatan Kretschmer, tüm taleplerinin  yanıtsız kaldığını da sözlerine ekledi.  Kıbrıs meselesi ve adanın Rum kesiminin Türk  limanlarını kullanmasına ilişkin AB'nin taleplerine  değinen Kretschmer şunları söyledi: ‘Eğer Türkiye,  limanlar konusunda adım atmazsa, Avrupa Konseyi Türkiye  için başka bir adım atamaz. Limanların açılması müzakereler  için bir ön koşuldu.’ Türkiye'de iki kanadın bulunduğunu belirten Kretschmer ‘Bir tarafta siyasiler, diğer yanda ise güçlü ideolojik  duruşu olan ordu var’ ifadesini kullandı. Kretschmer'e göre Türkiye, AB'ye uyum sağlama konusunda  son dört yıl içinde önemli bir gelişme katetti. Ancak, bu  ilerlemede dış baskıların rolü çok etkili oldu." (02/11)

           

 

KIBRIS RUM BASINI:

Kıbrıs Haber Ajansı: "Hun: Türkiye'ye Yükümlülüklerini AB Müktesebatı Çerçevesinde Kabul Etmesini Net Bir Şekilde Bildirdik": "Dışişleri Bakanı Yorgos Lillikas ile İngiltere Dışişleri Bakanı'nın Avrupa işleri konusundaki yardımcısı Jef Hun  arasında Londra'da yapılan görüşmede, İngiliz üsleri dahil  ele alınan birçok konunun yanı sıra Kıbrıs sorunu, Türkiye'nin  AB üyelik süreci ve AB Dönem Başkanı Finlandiya'nın girişimine  ağırlık verildi. (…) Hun, İngiltere'nin, Türkiye'nin yükümlülüklerini yerine getirmesine ve AB Dönem Başkanı Finlandiya'nın girişiminin başarılı olmasına nasıl yardımcı olabileceği konusunda bir  soruya cevaben, İngiltere'nin, yükümlülüklerini AB müktesebatı çerçevesinde kabul etmesini Türkiye'ye gayet net bir şekilde  bildirdiğini vurguladı." (02/11)

 

 

YUNANİSTAN BASINI:

Atina Haber Ajansı: "Karamanlis Ankara'ya Mesaj Gönderdi": "Başbakan Kostas Karamanlis, Mecliste dış politika konusunda parti liderleri düzeyinde gündem dışı yapılan toplantıdaki konuşmasında, üye adayı bir ülke tarafından AB üyesi bir ülkenin tanınmaması gibi garip bir politikanın  süresiz olarak devam ettirilemeyeceğini söyledi. Karamanlis Ankara'ya, AB üyelik süreci ritminin ve  sonucunun bizzat kendisine bağlı olduğu konusunda mesaj  gönderdi. Karamanlis, Gümrük Birliği Protokolü'nün, Türkiye  limanları ve havaalanlarının Kıbrıs gemileri ve uçaklarına  açılması konusunda uygulamasının, Türkiye'nin AB'ye ve tüm  üyelerine karşı açık bir anlaşma yükümlülüğü olduğunu ve bu  yükümlülüğün, başlı başına bir husus olduğunu ve AB'nin işlevi  diğer iç konulara bağlanamayacağını vurguladı. Karamanlis, Türkiye'nin AB üyelik süreci konusuna  değinerek, ‘AB, üyeliğe giden yolda rayları ve sinyalleri  yerleştirdi, fakat bu yolda makinist Ankara'nın kendisidir.  Bunun ritmi ve AB üyelik sürecinin sonucu kendisine bağlıdır.  Gerekli reformları yapmayı reddetmek, AB'nin işlevi ve ruhuna  aykırıdır. Bu nedenle ret ilelebet devam edemez.’ dedi. Karamanlis, ‘Türkiye'nin üyelik prosedürünün ilk aşamasında, AB'ye karşı üstlendiği yükümlülükleri yerine  getirip getirmediği’ sorusuna yanıt olarak, bazı reformlar  yapıldığını ancak Türkiye'nin yükümlülüklerin gerisinde kaldığını açıkladı. Karamanlis, ‘Avrupa hattı, Türkiye'ye istikrarlı bir yol  sağlayan, Avrupa güzergahında trenin yoldan çıkmayacağını  garanti eden yegane hattır. Bu olasılığı istemiyoruz. Fakat  bunu saf dışı bırakmak Ankara'ya kalıyor. Avrupa, üyeliğe  giden yolda rayları ve sinyalizasyonu açık bir şekilde  döşedi. Kendi sürecinde makinist ise Ankara'nın kendisidir.  AB sürecinin ritmi ve sonucu tamamen kendisine bağlıdır.’ dedi." (02/11)

 

 

                                          *******                   *******

 

ABD DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI SÖZCÜSÜ SEAN MCCORMACK'IN GÜNLÜK BASIN BRİFİNGİNDE TÜRKİYE İLE İLGİLİ SORULARA VERDİĞİ CEVAPLAR

 

            "SORU: Kıbrıs ile ilgili olarak. Türkiye Dışişleri  Bakanı Abdullah Gül, yaptığı bir açıklamada, ‘Bazı  ülkelerin ve liderlerin Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne  girişini Kıbrıs sorununu öne sürerek engellemeye  çalıştıklarını’ ifade etti. Merak ediyorum Sayın  McCormack, ABD bu ülkeler arasında yer alıyor mu?

 

            McCORMACK: Türkiye'nin AB'ye katılımının engellenmesi  konusunda mı? 

 

            SORU: Evet Sayın McCormack, sorum bu.

 

            McCORMACK: Öncelikle, biz AB üyesi değiliz. İkinci  olarak Türkiye'nin AB ile katılım müzakerelerine belirlenen  süreç doğrultusunda başlamasına yönelik desteğimizi alenen  ifade ettik. AB ile Türkiye arasında üzerinde anlaşmaya  varılan bir çalışma planı var, umudumuz her iki tarafın da  bu süreçte ilerleme kaydetmesidir. Bildiğiniz üzere, bizim  oy hakkımız yok, üye değiliz." (01/11)

 

 

 

 

  

 

 

 

 

NOT: Bu bülten, 02 Kasım 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

 

 

 

ESKİ SAYILAR