ABD BASINI:
The Washington Times: "AB Raporu Türkiye'yi Doğu’ya
İtebilir": "Diplomatlar, Türkiye'nin üyelik
kriterlerini yerine getirme başarısı konusunda eleştirildiği bir
Avrupa Birliği raporunun yarın yayımlanmasını bekliyorlar. Rapor
Ankara ile Batı'yı karşı karşıya getirecek bir zemin yaratabilir. Türk
ve AB analistleri Türkiye'yi reddetmenin, ülkeyi Avrupa katılım
hedefinden saptırabileceğinden ve Arap ve Müslüman komşularına doğru
itebileceğinden endişe duyuyorlar. Bir AB yetkilisi, ‘Bu oldukça
eleştirel bir rapor’ diyerek, Türkiye'nin Avrupa arzusuyla çelişki
yaratan insan hakları ihlallerinden, ifade özgürlüğünün
engellenmesinden ve ordunun siyasetteki rolünden bahsetti. Türk
yetkililer resmen yayımlanması öncesinde raporla ilgili yorumda
bulunmayı reddettiler, ancak AB'nin daha önce Hıristiyan adaylardan
talep etmediği olağanüstü sert koşullar öne sürdüğünü ifade ettiler.
Yetkililer ayrıca Türkiye'nin gümrük birliğini Kıbrıs dahil 2004
yılında AB üyesi olan ülkeleri kapsayacak şekilde genişletmesine
ilişkin bir protokol imzalamasına rağmen limanlarını Rum gemi ve
uçaklarına açmayı kabul etmeye hazır olmadığını kaydettiler. Türkiye
limanlarını Rumlara açmasının Kıbrıs Rum hükümetini tanımakla aynı
anlama geleceğini iddia ediyor. (…) Nüfuzlu Türk ordusu, AB üyeliğini
destekliyor ve dünyanın en hassas bölgelerinden birinde yer alan bir
ülkenin yönetimindeki önemli rolünü teyit ediyor. Ancak kimi AB
yetkilileri, orduyu, nüfusunun çoğu Müslüman olan Türkiye'nin Avrupa
Birliği'nin Hıristiyan dünyasına kabulü çabalarında önemli bir engel
olarak kabul ediyor." (Andrew Borowiec,
07/11)
ALMANYA BASINI:
Almanya'nın Sesi Radyosu: "Steinmeier: Müzakereler
Adil Yapılsın": "Almanya Dışişleri Bakanı
Frank Walter Steinmeier Türkiye ile AB üyeliği konusunda adil
müzakereler yapılmasından yana olduğunu söyledi. Steinmeier, Berlin'de
Avrupa Parlamentosu Sosyal Demokrat Parti (PSE)Grubu tarafından
düzenlenen Avrupa Konferansı'na katıldı. Steinmeier, burada yaptığı
konuşmada, Türkiye'nin AB üyeliği konusuna da değinerek, ‘Ankara
Protokolü’nün onaylanmasının üyelik sürecinin bir parçası olduğunu
biliyoruz ve bunda ısrar ediyoruz.’ dedi. Ankara Protokolü'nün henüz
onaylanmadığını ve bu konuda tartışmaların başladığını ifade eden
Steinmeier, Avrupa'nın bu konuda sadece kendi çıkarlarını düşünerek
aceleci bir karar almaması gerektiğini söyledi. AB Dönem Başkanı olarak
Finlandiya'nın Türklerin ve Kıbrıs'ta yaşayan halkın çıkarlarına uygun
bir siyasi uzlaşma sağlama çabalarını desteklediğini ifade eden
Steinmeier, geçen hafta sonunda yapılması öngörülen Kıbrıs
toplantısının iptal edilmesini de uzlaşma çabalarının sonu olarak
görmediğini kaydetti." (07/11)
Die Welt: "AB, Türkiye ile Müzakereleri Dondursun":
"Türkiye'nin AB'ye katılım müzakereleri ağır bir krize girdi.
Türkiye'nin reformlarına ilişkin AB İlerleme Raporu öncesinde, Ankara
üzerinde baskı artıyor. CSU lideri Edmund Stoiber, AB'den, süregelen
katılım müzakerelerinin dondurulmasını talep etti. Bavyera Eyaleti
Başbakanı Stoiber gazetemize yaptığı açıklamada, ‘Türkiye'nin AB üyesi
Kıbrıs karşısındaki yükümlülüklerini yerine getirmemeyi sürdürmesinden
ve AB Komisyonu’nun, Türkiye'de kaydedilen ilerlemelere ilişkin olumsuz
raporundan çıkarılacak sonuç bu olmalı. Bu, somut olarak, bu sorunlar
çözüme kavuşuncaya kadar başka müzakere başlıklarının açılmaması
gerektiği anlamına geliyor’ ifadesini kullandı. Genişlemeden Sorumlu AB
Komiseri Olli Rehn, İlerleme Raporu’nda öncelikle TCK, ordunun
üzerindeki sivil denetim ve işkenceden koruma konularındaki
eksiklikleri eleştirecek. Ancak eleştirilerinin odak noktasında,
Ankara hükümeti tarafından tanınmayan AB üyesi Kıbrıs'a uygulanan Türk
liman ve havaalanlarıyla ilgili engellemenin sürüyor oluşu bulunacak.
Türkiye'yi Kıbrıs konusunda ‘anlaşmayı kabaca ihlal Etmekle’ suçlayan
Stoiber, ‘AB'nin hukuk ve yasaları şimdi işe yaramayacaksa, o zaman
Türkiye'yle tehlikeli inişli bir yola kayacaktır’ diye konuştu. AB ile
Türkiye arasındaki ilişkilerin geçtiğimiz yıl kötüleştiğini düşünen
Stoiber, ‘Bilinçli olarak ucu açık yürütülen müzakerelerin
başlamasından bir yıl sonra, ibre giderek daha net bir şekilde tam
üyeliğe karşı olan yana kayıyor’ diye konuştu. Bavyera Başbakanı, eş
zamanlı olarak, Türkiye ile gelecekte, tam üyelik teklif etmek yerine,
‘yoğun komşuluk politikası’ yürütülmesini talep etti. Stoiber, ‘Türkiye
bir Avrupa ülkesi değildir ve bu yüzden, müzakerelerin sonunda da AB
üyesi olamaz’ diye konuştu." (Christoph B.Schlitz, 07/11)
Bild: "Türkiye Çaba Harcamak Zorunda":
"SORU: Sayın Bakan, yarın AB, Ankara ile katılım
müzakerelerine ilişkin İlerleme Raporu’nu açıklayacak. Türkiye pek
ilerleme kaydetmiyor. AB, Türkiye'yi hala üye olarak istiyor mu?
STEİNMEİER: Kesinlikle evet. AB Komisyonu’nun hala
istişare ettiği ilerleme raporu, ışık ve gölgeler içerecek. Mesaj şu
olacak: İlerlemelere rağmen Türkiye'de reformlaşma yönünde büyük çaba
harcanması gerekiyor. Net olan bir şey de, biz müzakerelerin başarılı
olmasını istiyoruz. Bu, Ankara'yı seçilen yolda cesaretle yürümeye
devam edilmesi yönünde teşvik etmelidir. (…)
SORU: AB içinde ve Türkiye'de, Türklerin üyeliğine
destek azalıyor. Burada ters giden nedir?
STEİNMEİER: Başlangıçtaki coşkunun ardından şimdi
her iki taraf da, önümüzde halledilmesi gereken daha ne kadar çok iş
olduğunun farkına varıyorlar. Şu da bir gerçek ki, anlaşılan Avrupa'da
kimileri, sürekli olumsuz konuşarak katılım müzakerelerini adeta
başarısız kılmak istiyorlar. Türkiye'de ise, AB içinde istenilmediği
izlenimi güçleniyor. Bu izlenimi etkisiz kılmamız gerekiyor.
SORU: Avrupa, Türkiye'deki siyasi gayretleri ciddiye
almıyor mu?
STEİNMEİER: Tabii ki alıyor. Bu yüzden de
Türkiye'nin daha şimdiden elde ettiği başarıları takdir ediyoruz.
Ancak bu tek başına yetmiyor. Hepimizin şimdi, ülkede yapılması
gereken zorlu reformların arkasında olan Türkiye'deki cesur kesimi
desteklememiz gerekiyor." (Rolf Kleine,
Federal Almanya Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier
ile yapılan mülakat, 07/11)
Der Tagesspiegel: "Almanya ve Türkiye...Kohl'e Sorun":
"Türklere karşı yapılan nasıl bir saygısızlıktır! CDU'dan, Şansölyeleri
ve parti genel sekreterleri tarafından Boğaz istikametine yankılanan
açıklamaların kesin nesnel bir nedeni vardır, ancak bu, yapılış tarzı
ve üslubu itibarıyla tamamen uygunsuz, ders vericidir, adeta
kibirlidir. Şayet Türkiye, Avrupa için bir partner olarak kazanılmak
isteniyorsa, ki söz konusu olan budur. Şayet Türkiye'nin Kıbrıslılar,
Yunanlılar yahut diğerlerine sıcak davranması isteniyorsa, o zaman bu
en iyi şekilde eş düzeyde görüşmekle mümkün olur, tepeden bakarak
değil. Ayrıca, Hıristiyan Demokratlar bu konuda eski ustaları Helmut
Kohl'ün tavsiyelerinden faydalanabilirler, ki bu sadece gelini Türk
olduğu için değildir. Türklerin, 74 milyonluk halkın çoğunluğunun hep
bir kültür ulusu olduğu şimdiden unutuldu mu? Türkiye, stratejik açıdan
önemli bir ülkedir, Şark'a uzanan bir köprü olarak olduğu kadar,
Doğu'daki güvenlik politikası penceresi olarak da. Eksikleri dile
getirmek farklı bir şeydir, ilerlemeleri takdir etmek yine farklıdır.
Bunlar rapor edilebilir ve umut ederiz ki AB de bunu yapacaktır. Aksi
takdirde Ankara'daki hükümet, ülkesine yeni bir yön verecek, cazibesini
sonsuz zanneden bu Avrupa'dan uzaklaşacak; Asya'ya, Rusya'ya ve Orta
Doğu bölgesine yönelecektir. Türkiye'ye giriş şansını yitiren, çok şey
kaybeder." ("cas" rumuzlu, 07/11)
Frankfurter Rundschau: "Berlin, Türkiye Çizgisi
Konusunda Hemfikir Değil": "AB, üye adayı
Türkiye'ye muhtemelen çok kötü bir karne verecek. Berlin'deki
Siyah-Kırmızı (CDU/CSU-SPD) hükümet koalisyonu, buna verilecek uygun
yanıt konusunda hemfikir değil. SPD ile aynı partili Dışişleri Bakanı
Steinmeier arasında olduğu gibi CSU içinde de, AB'nin inatçı aday
Türkiye'ye ne kadar sert davranılması gerektiği konusunda görüş
ayrılıkları var. Hükümet çevrelerinden alınan bilgilere göre Başbakan
Angela Merkel'in kabinesinde, AB Komisyonu’nun raporunda beklendiği
gibi, Ankara'daki hükümetin reformları aksatmakla ve Kıbrıs meselesinde
geciktirme taktiği uygulamakla suçlanması halinde AB'ye
gösterilebilecek üç olası tepki mevcut. En sert çizgiyi CSU savunuyor.
Hükümet çevrelerinde, partinin en kısa yoldan doğru olanı yaparak,
müzakereleri durdurmak istediği söyleniyor. CSU Ekonomi Bakanı Michael
Glos'un hafta sonu gerçekleşen Avrupa politikası konulu kabine
toplantısında bu yönde görüş bildirdiği belirtiliyor. Buna karşın CDU
da, Türkiye'ye, ‘gücün kimde olduğunun gösterilmesi gerektiği’
görüşünde olsa da, müzakerelerin kesilmesindense şimdilik ara
verilmesinden yana. Prensipte Ankara ile ‘ayrıcalıklı ortaklık’tan yana
olan Hıristiyan Birlik Partileri, buna rağmen koalisyon anlaşmasında,
Kırmızı-Yeşiller tarafından önü açılan katılım müzakerelerinin devam
ettirilmesini kabul ettiler. Steinmeier yönetimindeki SPD, koalisyon
partneri olarak Türkiye karşısında ılımlı davranıyor. Partinin
temkinli davranmaktan yana oluşunun, katılım perspektifinin genel
olarak sorguladığı anlamına gelmediği, Kıbrıs meselesinde de şu anki
engellemenin suçunun sadece Ankara'da aranamayacağı, Yunanistan ve
Kıbrıs'ın da siyasi uzlaşıya katkı sağlamaları gerektiği, böyle bir
uzlaşının, Türkiye'nin kapitülasyonuyla sonuçlanması halinde ise
imkansız olacağı söyleniyor." (Knut Pries,
07/11)
Deutschlandradio: "Müntefering, Türkiye'ye Avrupa'nın
Kapılarını Açık Tutmak İstiyor":
"SORU: Sayın Müntefering, yarın Türkiye İlerleme
Raporu açıklanacak. Duyumlara ve okunanlara bakıldığında, raporun
Ankara açısından oldukça kötü sonuçlar vereceği anlaşılıyor. Buna
rağmen SPD Başkanı Kurt Beck, bir konuşmasında Türkiye'nin tam üye
olarak AB'ye alınmasından yana olduğunu dile getirdi; Birlik ise buna
kesinlikle karşı. Bu konuda Büyük Koalisyonun AB Dönem Başkanlığı
açısından bir ihtilaf konusu belirmiyor mu?
MÜNTEFERİNG: Aslında evet, bazı hususlarda son
yıllardan kalma farklı görüşlere sahip olabiliriz. Koalisyon
içerisinde buna hazırlıklıyız, bu konulara yapıcı olarak eğilmeliyiz.
Önümüzdeki yıl başlayacak Dönem Başkanlığında görevimiz, sorunlara
meydan vermek olmamalıdır. Üzerinde anlaşılmış olan husus, Türkiye ile
müzakere edileceğidir. Hem de ucu açık olarak, fakat Türkiye'nin
üyeliği perspektifiyle bir arada. Bu konuda sosyal demokratlar da
elbette taviz vermeyecektir. Sonuç olarak Türkiye'yi Avrupa'ya
yaklaştırmanın ve günün birinde de üye edebilmenin ciddi ve olumlu bir
biçimde denenmesi fazlasıyla yerinde olacaktır.
SORU: Bu konuda Birlik ile bir ihtilaf var mı?
MÜNTEFERİNG: Burada bir ihtilafa gerek yok. Söz
konusu olan, müzakerelerde bulunulmasıdır. Müzakere yolunda bazı
aksaklıklar meydana gelecektir, tabii ki bu konuda Türkiye'nin daha
yapması gereken ev ödevleri var. Ancak öte yandan da biz, Türkiye'ye,
aramıza katılabilmesi için ciddi fırsatlar vermek için dürüstçe çaba
sarf etmeliyiz." (Jürgen Liminski, Eski
Başbakan Yardımcısı Franz Müntefering (SPD) ile yapılan Mülakat, 07/11)
BELÇİKA BASINI:
Le Soir: "Sonucu Belli Olmayan, Açık Müzakereler":
"SORU: 3 Ekim 2005 tarihinde AB'nin Türkiye ile
üyelik müzakerelerine başlamasından 1 yıl sonra Birlik ile Türkiye
arasındaki çekişmelerin arttığı gözleniyor. Finlandiya Dönem
Başkanlığı’nın bu hafta sonu için düzenlemek istediği kriz toplantısı,
Türkiye'nin Ankara Protokolü’nü Kıbrıs Cumhuriyeti’ne uygulamak
istememesinden dolayı iptal edildi. Bu durum üyelik sürecini tehlikeye
sokar mı?
MARTENS: Her üye ülke hükümeti, Türkiye ile
müzakereleri sürdürmeye kararlı. Ancak hatırlatmak gerekir ki, söz
konusu müzakerelerin açık olması yönünde anlaşmaya varıldı ve bundan da
müzakerelerin sonucunun belli olmadığını anlamak gerekir. Diğer
taraftan engeller çoğalmaya başladı. Kıbrıs sorunu var. Önümüzdeki
hafta AB Komisyonu’nun Türkiye'nin üyelik yolunda kaydettiği
ilerlemeler konusunda raporu bekleniyor. Bu hafta içinde raporla ilgili
olarak bazı sızıntıların olması bana kalırsa iyiye işaret değil. Bu
raporda çok sayıda eleştirel konu var. Türkiye hakkında olduğu kadar,
Sırbistan ve Bosna-Hersek için de var. Görünüşte, genişleme konusunda
AB'nin ‘yorgunluğu’ olarak adlandırılan şey, gerçek bir şey. Ancak
şimdi Türkiye konusunda en önemli sorun Kıbrıs konusudur.
SORU: Avrupa Halk Partisi, Türkiye'nin üyeliğine
karşı çıkıyor. Son gelişmelerde kendinizi daha fazla haklı hissediyor
musunuz?
MARTENS: İmtiyazlı ortaklık taraftarıyız. Bize
kalırsa Türkiye hemen üye olmamalı, ancak sıkı bir işbirliği kurulmalı.
Hatta bazı üyelerimiz bu işbirliğinin dış ilişkilerde de geçerli
olmasını istiyor. (…)"
SORU: Bazıları Türkiye'nin üyelik şartlarına Ermeni
soykırımının tanınmasının da eklenmesini istiyor. Üyelik kriterleri
belirlendiği zaman bu konuya değinilmemişti. Siz ne düşünüyorsunuz?
MARTENS: Evet, üyelik kriterleri belirlendiğinde bu
konuya değinilmedi. Söz konusu değildi. Geriye dönmek ciddiyetsizlik
olur. Müzakereleri daha önce belirlenen kriterler çerçevesinde
sürdürmek gerekir." (Dominique Berns, Belçika eski Başbakanı ve
Avrupa Halk Partisi (PPE) Başkanı Wilfried Martens ile yapılan mülakat,
04-05/11)
FRANSA BASINI:
AFP: "AB-Türkiye... Avrupa Komisyonu’nda Derin Görüş
Ayrılığı Hakim": "Avrupa kaynaklarından
edinilen bilgilere göre, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik
görüşmeleri için temel olan İlerleme Raporu’nun yayımlanmasına iki gün
kala, Avrupa Komisyonu, Kıbrıs konusunda taahhütlerini yerine
getirmeyen Ankara'ya karşı benimsenecek tavır konusunda fikir ayrılığı
içine girdi. Diplomatik bir kaynaktan edinilen bilgilere göre,
Komisyonun yarın yayımlaması beklenen raporda, ‘Türkiye'nin AB ile
Gümrük Birliği konusunda Ankara Protokolü'ne uygun hareket etmediği
açıktır’ deniliyor. Aynı kaynak, ‘Ancak bir tavsiyede bulunmalı mı,
nasıl bir mahiyet arz etmeli ve nasıl bir ifade kullanmalı konusunda
kesin bir karar verilmedi. Hala Komisyonda yapılması gereken görüşmeler
var’ diye ekledi. (…) Söz konusu kaynak, yarın en sonunda kabul
edilecek ses tonu ne olursa olsun, ‘genel fikir, aralık ayında
yapılacak olan Avrupa zirvesini beklemek’ ve 25 hükümet ve devlet
başkanının mesele üzerine eğileceği o güne kadar her türlü kararın
askıya alınarak ‘Türkiye'nin ne yapacağını görmek’ olduğunu belirtti. O
zamana kadar Türkiye'nin limanlarını Kıbrıs Rum gemilerine açmaması
halinde Türkiye'yi, AB'ye üyelik müzakerelerini askıya almakla tehdit
edeceği gayet açıktır. Ancak, Avrupa icra organı, yarın 25'lere bu
müzakerelerin askıya alınmasını resmen tavsiye etmeyecek."
(07/11)
AFP: "Türklerin Çoğu, Kıbrıs Konusunda Taviz
Verilmesine Karşı": "Bir kamuoyu araştırmasına
göre, Türklerin büyük çoğunluğu, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik
müzakerelerinin askıya alınmasını, Kıbrıs konusunda taviz verilmesine
tercih ediyor. Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) tarafından yapılan
ankete katılan kişilerin yüzde 70'i, Avrupa Birliği'nin Türk liman ve
hava meydanlarının Kıbrıs (Rum) gemi ve uçaklarına açılmasında ısrar
etmesi halinde -ki Türkiye bunu bu senenin sonuna kadar yapmayı taahhüt
etmiştir- AB ile müzakerelerin kesilmesinden yana fikir beyan etti.
Ankete katılanların yüzde 20'si, müzakerelerin askıya alınmasına karşı
olduklarını söylerken, yüzde 10'u, fikir beyan etmedi. Avrupa
Komisyonu’nun, Ankara'nın AB yürüyüşü konusunda yarın yayımlayacağı
yıllık rapor, özellikle Kıbrıs yüzünden kritik olarak
değerlendiriliyor. Ankara'nın üyelik müzakerelerinin geleceğini tehdit
eden bu ihtilaf konusunda bir mutabakat bulunması ihtimali hususunda da
karamsar olan Türkler, Kıbrıs'ın, Ankara ile 25'ler arasında tek
problem olmadığını düşünüyorlar. Sadece iki Türk’ten biri, Türkiye'nin
Avrupa Birliği’ne adaylığını destekliyor ve büyük bir çoğunluk (yüzde
81) AB'nin Türkiye'ye karşı ‘dürüst ve samimi’ olmadığını ifade
ediyor." (07/11)
AFP: "Danimarka Başbakanı: Türkiye, AB ile Yaşanan
Zorlukları Kendisi Çıkarıyor": "Danimarka
Başbakanı Anders Fogh Rasmussen, Türkiye'nin, Kıbrıslı Rumlara
limanlarını açmayarak AB'ye üyelik müzakerelerinde kendisinin zorluk
çıkardığını ileri sürdü. Kopenhag'da düzenlediği basın toplantısında
Rasmussen, ‘Türkiye'nin, Ankara Protokolü'ne uymayı reddederek, AB ile
üyelik müzakereleri yolunda bizzat engeller koyduğunu görmek oldukça
endişe vericidir.’ dedi. Rasmussen, ‘Bu protokolü AB'nin Türkiye ile
üyelik müzakerelerinde kaydedilecek gelişmeler için kesin bir şart
olarak görüyoruz’ diye belirterek, üyeliği için ‘teminat vermeksizin’
AB'nin Ankara ile müzakerelere yeşil ışık yaktığını hatırlattı.
Rasmussen şöyle devam etti: ‘Müzakereleri başlatırken Türkiye'nin AB
tarafından aday ülkeler için ileri sürülen taleplere uymak istediğini
göstermesi için bu ülkeye bir şans verdik. Maalesef Türkiye'nin mevcut
durumda bu iradeyi tam olarak göstermediğini görmeliyiz ve işte bunu
nedenle de bu ülkeyle yapılan müzakerelerde zorluklar yaşanmaktadır.’"
(07/11)
AFP: "Merkel, Ankara'yı, Kıbrıs Konusundaki Tavrını
Yumuşatmaya Çağırdı": "Almanya Başbakanı
Angela Merkel, Türkiye'yi, yıl sonuna kadar, verdiği taahhütler
uyarınca Kıbrıs konusundaki tavrını yumuşatmaya çağırdı ve bu konunun
Ankara ile 25'ler arasında bir ‘gerilime’ yol açmaması gerektiğinin
altını çizdi. Merkel, ‘AB'ye üyelik müzakerelerine başlandığı sırada
Türkiye 2006 sonuna kadar Ankara Protokolü'nü uygulamaya söz verdi’
hatırlatmasında bulundu. Finlandiya Başbakanı Matti Vanhanen ile
katıldığı ortak basın toplantısında Merkel, ‘Beraberce anlaşmaya
vardıklarımızın uygulanmasını sağlamak için her şeyi yapmalıyız’
şeklinde konuştu. Bununla beraber Merkel bu konunun Ankara ile 25'ler
arasında ‘anlaşmazlıkların artmasına’ yol açmaması gerektiğinin altını
çizdi ve ‘Bir çözüm bulmalıyız.’ dedi."
(07/11)
İNGİLTERE BASINI:
The Daily Telegraph: "Türkiye AB Yolunda En Zorlu
Engelle Karşı Karşıya": "Türkiye, katılım için
gereken bir dizi talebi karşılamak konusunda kaydettiği ilerlemeye
ilişkin yayımlanacak rapor sebebiyle Avrupa Birliği’ne üyelik yolunda
en zorlu engelle karşı karşıya. Yarın açıklanacak olan Avrupa Komisyonu
raporuna, Türkiye'nin üyeliğine karşı olan Avrupalı liderlerin
görüşleri damgasını vuracak gibi görünüyor. Aralarında Alman Şansölyesi
Angela Merkel'in de bulunduğu Türkiye'nin katılımına karşı olan kesim,
Ankara'nın limanlarını Kıbrıs'a açmak gibi temel taahhütlerini yerine
getirmeyi reddetmesi dolayısıyla cezalandırılması için, Türkiye'nin
katılım müzakerelerinin -en azından kısmen- askıya alınmasını istiyor.
Komisyonun, Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan'ın büyük oranda iyi niyet
göstergesi olarak yaptığı jesti havada kapması da işlerin ne kadar kötü
bir durumda olduğunun bir işareti. AB'nin Genişlemeden Sorumlu
Komiseri Olli Rehn, Tayyip Erdoğan'ın, Türk Ceza Kanunu'nun tartışma
konusu olan 301. Maddesi’ni yeniden gözden geçirmeye hazır olduklarını
açıklamasından ötürü duyduğu memnuniyeti ifade etti. Rehn, ‘Bu
açıklama, Türkiye Başbakanı'nın ifade özgürlüğü ve AB'ye katılım
konusuna kişisel olarak bağlılığını göstermektedir.’ dedi." (David
Rennie, 07/11)
Financial Times: "Brüksel Türkiye ile Çatışmaktan
Kaçınıyor": "Avrupa Komisyonu, AB ile katılım
müzakerelerinde yaşanan sorunların diplomatik yoldan çözümüne daha
fazla zaman tanımak adına Türkiye ile çatışmaya girmekten kaçındı.
Komisyon üyelerinin kurmayları yaptıkları toplantıda, Fransa ve Kıbrıs
gibi ülkelerin sert bir tutum izlenmesi yönündeki baskılarına rağmen
Komisyonun konuyla ilgili kararını erteleme planına destek verdiler.
Komisyon bir süredir, Ankara'nın limanlarını, Kıbrıs'a ait gemi ve
uçaklara açmaması nedeniyle Türkiye ile müzakerelerin kısmen askıya
alınmasını tavsiye edip etmemeyi değerlendiriyor. Kıbrıs, Türkiye'nin,
AB'nin taleplerini yerine getirmemesi halinde müzakereleri tamamen
engelleyeceğini beyan etmişti. Komisyon üyelerinin kurmayları kabul
ettikleri taslak kararda, Türkiye'nin, Rumlara limanlarını açmaması
halinde ‘Avrupa Komisyonu, aralık ayındaki Avrupa Konseyi zirvesi
öncesinde gerekli tavsiyelerde bulunacak.’ Taslakta ayrıca, Türkiye'nin
Kıbrıs'a limanlarını açmamasının ‘müzakerelerdeki ilerlemeyi’
etkileyeceği de kaydedildi." (Daniel Dombey,
07/11)
Reuters: "AB Yolundaki Tıkanma Türkiye'nin Reform
Seyrini Yavaşlatır": "Ekonomik İşbirliği ve
Kalkınma Örgütü'nden (OECD) bir uzmanın yaptığı açıklamaya göre,
Türkiye'nin AB ile yürüttüğü katılım müzakerelerindeki tıkanma,
Ankara'nın ekonomik reform seyrini yavaşlatmakla kalmayacak ve bu
sürecin maliyetini de yükseltecek. OECD bünyesinde, koordinasyonunu
üstlendiği Türkiye'nin ekonomik gelişimi konulu bir araştırmayla
ilgili brifing veren Rauf Gönenç, ‘Mayıs ve haziran aylarında enerji
piyasalarını saran karmaşada Türk Lirası’ndaki değer kaybıyla birlikte
enflasyondaki yükselişin ülke ekonomisindeki süregen kırılganlığı
ortaya koyduğunu’ kaydetti. ‘Türk ekonomisi dönemsel değişikliklere de
olası siyasi şoklara karşı hala savunmasız’ diyen Gönenç, Türkiye'nin
katılım müzakerelerinin kısmen askıya alınmasının doğuracağı sonuçlar
sorulduğundaysa, Ankara'nın ekonomik reformlara devam edeceğini, ancak
bu sürecin ‘muhtemelen daha yavaş, daha maliyetli ve farklı biçimlerde’
seyredeceğini ifade etti." (07/11)
Financial Times: "Prodi: AB'nin Genişlemeye Hız
Vermesi Gerekiyor": "İtalya Başbakanı Romano
Prodi, Londra'da yaptığı açıklamada, eskiden Yugoslavya'nın bir parçası
olan ülkeler ve Türkiye ile müzakerelere hız verilerek AB'nin
genişlemeye devam etmesi gerektiğini ifade etti. Financial Times
gazetesine yaptığı açıklamada Prodi, ‘çok karmaşık bir süreç olması’
dolayısıyla Türkiye ile müzakerelerin yavaş yürütülmesi gerektiği
konusunda uyaran Prodi, ‘Aceleci davranırsanız, başarısızlıkla
sonuçlanacaktır. Ancak bu süreci sonlandırmamalısınız. Avrupa'nın bazı
bölgelerinde bunun tamamen durdurulmasına yönelik fikirler var. Fakat
bence bu tarihi bir mücadeledir.’ dedi. Prodi, Başbakan Tony Blair ve
Maliye Bakanı Gordon Brown'a, ‘şayet Türkiye ile bir diyalog kurmak
istiyorsak, üyeliğe hazır olan Balkan ülkelerine karşı görevlerimizi de
ihmal edemeyiz’ dediğini aktardı. ‘Hırvatistan ve Makedonya ile
müzakereleri durdurursak Türkiye ile de müzakerelerin sürmesini
düşünmek imkansız Olacaktır’ diye konuşan Prodi, Gümrük Birliği
Anlaşması'na Kıbrıs'ı dahil etmemesi halinde Türkiye ile müzakerelerin
aralık ayında askıya alınması fikrine karşı çıkıyor. İtalyan Başbakan,
‘Avrupa Komisyonu raporu henüz bana ulaşmadı. Şayet rapor tamamen
olumsuz olursa, tabii ki müzakereler askıya alınacaktır. Umarım böyle
olmaz.’ dedi." (Tony Barber, Quentin Peel,
07/11)
İTALYA BASINI:
La Stampa: "Frattini: Erdoğan'ı Destekliyoruz":
"SORU: Helsinki toplantısı Türkler tarafından
engellenmişken, bu koşullar altında müzakerelerin sürdürülmesi zor,
zira bu toplantıda Kıbrıslılar da bulunacaktı. Ancak bu şekilde temel
koşullar yerine getirilmemiş oluyor.
FRATTİNİ: Bu doğru. Bununla beraber, 35 müzakere
başlığının her birinde katılım müzakerelerine başlanılması zorunlu
değildir. Hatta, mümkün görülen konulardan başlanarak, teker teker
ilerlenebilir. Türkiye'ye kapıyı kapatmadan, kademe kademe yola devam
edilebilir. Eğer kapıyı kapatırsak, her şeye rağmen bugün desteğe
ihtiyacı olan Erdoğan'ın düşmanı olan aşırı dincileri haklı çıkarmış
oluruz. Erdoğan hükümetine alternatif, aşırı dinci ve Batı düşmanları
olabilir.
SORU: Komisyonun hazırlamakta olduğu rapor hakkında
dışarı sızan haberler, Türkiye'deki reformların arzu edilen seviyede
olmadığını gösteriyor. Siz de bunu doğruluyor musunuz?
FRATTİNİ: Evet öyle. Daha 10 gün önce AB ile
müzakerelerden sorumlu Bakan Ali Babacan'ı gördüm. Dini özgürlükler ve
basın özgürlüğü konularında hala istenilen düzeye gelinmediğini ve
reformlar açısından somut adımlar atılması gerektiğini kendisine açıkça
belirttim. Babacan ise, Türk Parlamentosu’nun, müzakerelerin bütün
bölümlerine bir açılım teşkil edecek yeni bir reform paketini
onaylamak üzere olduğunu dile getirdi.
SORU: O zaman, diğer konular bir yana bırakılarak,
‘daha olgunlaşmış’ dosyalarda ‘a la carte’ şekilde ilerleniyor
diyebilir miyiz?
FRATTİNİ: Bu diyalogu sürdürmenin bir yoludur.
Müzakereler devam etmektedir, ancak uzun sürecektir. Tartışarak
ilerleyebileceği bir hususu tümüyle bozmakla Avrupa ne kazanabilir ki?
Din, basın özgürlüğü ve Kıbrıs gibi hassas ve zor meseleler mevcuttur,
ayrıca adalet mekanizmasının süratle gözden geçirilmesi gerekmektedir."
(Marco Zatteerin, Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Franco
Frattini ile yapılan mülakat, 06/11)
RUSYA BASINI:
Regnum: "Polonya, Türkiye-Ermenistan İlişkilerinde
Arabuluculuk Yapmaya Hazır": "Polonya Senato
Başkanı Bogdan Borusewicz, Polonya'nın Ermeni-Türk ilişkilerinin
iyileştirilmesi konusunda aracı olmaya hazır olduğunu, ancak bunun için
tarafların ortak onayı gerektiğini açıkladı. Polonya'nın, Türkiye'nin
AB'ye girmesini desteklediğini hatırlatan Senato Başkanı Borusewicz,,
Türkiye'nin AB üyeliğinin Ermenistan'ın çıkarları ile de ilişkili
olduğunu kaydetti. Ermenistan Parlamento Başkanı Tigran Torosyan ise,
Türkiye'nin demokratik ilkelere uyma sorumluluğu bakımından, AB
üyeliğinin Ermenistan'ın çıkarları ile örtüştüğünü belirtti. Torosyan
ayrıca, AB ile dostluk ilişkileri olan Ermenistan'ın, sınırını kapalı
tutan bir Türkiye'nin AB'ye girme olasılığını düşük gördüğünü ifade
etti." (07/11)
JAPONYA BASINI:
Nihon Keizai Shimbun: "AB Üyelik Ümidi Tükeniyor":
"Türkiye'nin AB üyelik ümidi tükeniyor. Milliyet gazetesinin kamuoyu
araştırmasında, ‘AB'ye üye olmalı’ diyenlerin oranı iki yıl öncesine
oranla yarıya, yani yüzde 32'ye indi. AB içinde, Türkiye'nin üyeliğine
karşı çıkanların art arda Türkiye'den reform talep etmesinin bu sonucu
doğurduğu belirtiliyor. Aynı araştırmaya göre, ‘AB'den ek koşullar
gelecek’ diye düşünenlerin oranı yüzde 76'ya yükseldi, ‘AB'ye
güveniyorum’ diyenlerin oranı sadece yüzde 7. ‘AB'nin alt sıralarındaki
bir ülke olmaktansa, Orta Doğu'nun ileri ülkesi olmayı hedefleyelim’
sloganıyla hareket eden üniversiteler belirdi. AB üyesi ülkeler
arasında, yeni üyeler içinde en büyük ülke olan Türkiye'nin AB içindeki
dengeleri değiştirecek olması endişeleri hakim." (Ken Moriyasu,
07/11)
YUNANİSTAN BASINI:
Antenna: "Ankara'ya Verilen Sürenin Uzatılması Olası":
"AB Komisyonu'nun, Türkiye'nin AB üyeliği süreciyle ilgili raporunu
yayımlaması beklenirken, Avrupa'nın cömert davranıp komşu ülke
Türkiye'ye süre vermesi bekleniyor. Raporda, AB'nin Kıbrıs ile ilgili
şartlarına uyabilir düşüncesiyle Ankara'ya bir ay süre verileceğinin ve
bunun da ötesinde, muhtemel yaptırımların aralık ayındaki AB doruk
toplantısına bırakıldığının belirtilmesi bekleniyor. Bavyera Başkanı
Edmund Stoiber, Die Welt gazetesine yaptığı açıklamada, Türkiye ile AB
arasındaki üyelik müzakerelerinin kesilmesinden yana tavır koydu ve
Ankara'nın Kıbrıs ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmediğini
söyledi. Almanya Başbakanı Merkel de dün yaptığı açıklamada, Ankara'nın
Kıbrıs'a karşı uyguladığı ticari sınırlamaları kaldırmadığı takdirde,
AB ile üyelik müzakerelerinin tehlikeye gireceğini vurguladı. (…)"
(07/11)
NOT:
Bu bülten, 07 Kasım 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve
yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR