ALMANYA BASINI:
Almanya'nın Sesi Radyosu:
"Erdoğan: İzolasyonlar Kalkarsa Limanlar Açılır":
"Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kuzey Kıbrıs'a uygulanan izolasyonlar
kalktığında, havaalanları ve limanların açılacağını söyledi. Erdoğan,
Medeniyetler İttifakı toplantısı için İstanbul'da bir araya geldiği
İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero ile ortak bir basın
toplantısı düzenledi. Erdoğan, Kopenhag Kriterleri çerçevesinde
olanları yerine getirdiklerini, artık Maastricht Kriterleri dönemine
girildiğini belirtti. Erdoğan, müzakere süreci devam ederken bunu
engellemek isteyenlere seslenerek, ‘Aklıselim sağduyu galip gelir.’
dedi. Zapatero da, İspanya'nın Türkiye'nin AB üyeliğini desteklediğini
vurguladı." (13/11)
Der Tagesspiegel: "Kıbrıs
Pazarlığı":
"Türklerin AB üyeliği kaderini, Kıbrıs'ın başkenti Lefkoşa'nın
doğusundaki tozlu toprak belirleyebilir. Burada, şimdiye dek sadece
Türk uçaklarının iniş yaptığı Ercan Havaalanı bulunuyor. Türkiye'nin
limanlarını AB üyesi Kıbrıs'ın güneyine açmaya direnmesiyle ilgili
kavgada Ercan Havaalanı kilit rol oynuyor. Türkiye, limanlarını açmadan
önce, Ercan Havaalanı’nın uluslararası trafiğe açılmasını kabul
ettirmek istiyor. Türkiye bunun için aralık ayında AB ile katılım
müzakerelerinin kısmen durdurulması riskini göze alacak. Beklenen
Kıbrıs pazarlığına daha iyi bir şekilde hazırlanmak amacıyla Türkiye,
diğer reform ödevlerini hızla halletmek istiyor. Kıbrıs konusunda durum
oldukça zor. Aralık ortasına dek uzlaşı sağlanamaması halinde, AB'nin
Türkler ile katılım müzakerelerini en azından kısmen dondurması mümkün.
AB Dönem Başkanlığı Finlandiya'nın, Kuzey Kıbrıs'ta bir limanın
serbest ticarete açılması önerisi Türklere yetmiyor. Onlar, Sadece
uluslararası uçuş bağlantısıyla turizm ve böylece de Kıbrıs Türk
kesiminin ekonomisinin kalkınabileceği argümanını öne sürüyorlar.
Kıbrıslı Rumlar ise buna karşı çıkıyorlar." (Thomas Seibert,
11/11)
Frankfurter Allgemeine
Sonntagszeıtung: "Türkiye İnat Ediyor":
"AB'nin, Kıbrıs ihtilafında aralık ortasına kadar adım atma talebi,
Türk Hükümeti tarafından reddediliyor. Devlet Bakanı Ali Babacan,
‘Kuzey Kıbrıs'ın izolasyonu devam ettiği sürece, liman ve
havaalanlarını açmayacağız’ diyor. Katılım müzakerelerinin
başarısızlıkla sonuçlanabileceği tehlikesine Ankara'da ihtimal
verilmiyor. Dışişleri Bakanlığı’nda en üst düzeyde, ‘Kıbrıs sorunu
yüzünden tren kazası olmayacak. Türk gemisi Avrupa Birliği
istikametinde seyrine devam edecek’ deniliyor. Başbakan Erdoğan'ın Dış
Politika Danışmanı Cüneyd Zapsu ise şunu ekliyor: ‘Türkiye günün
birinde AB'ye alınma aşamasına geldiğinde, tabii ki Kıbrıs'ı
tanıyacaktır. Ancak şu an bu karmaşık sorunu çözmek için bir neden
yok.’" (Wulf Schmiese, 12/11)
Welt Am Sonntag:
"Ankara'nın AB'ye Yakınlaştırılması Sürecek":
"SORU:
Almanya, Kıbrıs sorununun çözümüyle de uğraşmak zorunda kalacak mı?
VERHEUGEN:
Avrupa Birliği'nde hiç kimse Türkiye'nin AB'ye yakınlaştırılması
sürecinin durdurulmasından yana değil. Türkiye de bunu istemiyor. Bu
nedenle, yıl sonuna kadar Kıbrıs konusunda bir çözüm bulunacağını
umuyorum. Bu bağlamda, Kıbrıs Türk toplumuna uygulanan ekonomik
tecridin sona erdirilmesi hususunu da içeren bir paket düşünülebilir."
(Peter Müler, AB Komiseri Günter Verheugen ile yapılan mülakat,
12/11)
Financial Times
Deutschland: "Atina, Türkiye'ye Karşı Sert Bir Tutum İzlenmesini Talep
Ediyor":
"Yunanistan, Avrupa ülkelerinden, aralık ayına kadar havaalanları ve
limanlarını Kıbrıs uçakları ve gemilerine açmaması durumunda,
Türkiye'ye net bir siyasi mesaj vermeleri ve kararlı önlemler almaları
çağrısında bulundu. Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni
gazetemize verdiği mülakatta, ‘Hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam
edemeyiz.’ dedi. AB Komisyonu’nun tavsiyesi öncesi konuya ilişkin
detaylara girmek istemeyen Bakoyanni, ‘Türkiye'nin yükümlülüklerini
yerine getirmemesi durumunda, katılım sürecinin olumsuz etkilenmesi
konusunda mutabakat sağladık. Avrupa kendisini inkar edemez.’ dedi.
Brüksel'deki üst düzey AB diplomatları da benzer açıklamalarda
bulundular. AB Komisyonu’nun geçen hafta Türkiye hakkında çok eleştirel
bir rapor sunmasından bu yana, Avrupa'da Türkiye ile müzakereler
konusunda nasıl hareket edilmesi gerektiği tartışılıyor. Türkiye'nin
özellikle limanlarını açmayı reddetmesi kızgınlığa neden oluyor.
Ülkesinin Türkiye'nin AB katılım sürecini destekleyen ülkeler arasında
yer almaya devam edeceğini söyleyen Bakoyanni, ‘AB'de yalnızca
Türkiye'yi destekleyen ülkeler bulunmuyor. Türkiye şu an izlediği
politikayla üyelik karşıtlarına da malzeme sunuyor’ dedi. AB'nin kendi
inandırıcılığını koruyabilmesi için Türkiye'ye ‘açık ve net bir siyasi
mesaj’ vermesini isteyen ve Avrupa ile özellikle Yunanistan'ın,
Ankara'nın isteklerini büyük ölçüde yerine getirdiğini söyleyen
Bakoyanni, ‘Şimdi top Türklerde’ dedi." (Fidelius Schmid, Thomas
Steinmann, 13/11)
AVUSTURYA BASINI:
Der Standard: "Türkiye
Sorunu... Merkel'e Güvenilir":
"’Aralık ayındaki zirveye kadar Türkiye sorununa bir çözüm perspektifi
bulmayı umuyoruz". Avrupa Parlamentosu'ndaki Sosyal Demokratların (SPE)
Grup Başkanı Martin Schulz, Viyana'da söylediklerine kendisi de pek
inanmıyordu. Gümrük Birliği'nin uygulamaya geçirilmesi AB için
kaçınılmaz bir şey. Ankara'nın bunu kendisine tanınan süre içinde
gerçekleştireceği biraz şüpheli. Schulz buna rağmen Erdoğan hükümetinin
‘sandalyesini kapının önüne koymamanın’ AB'nin çıkarına olacağını
söylüyor ve aksi takdirde ‘şimdiye kadar reformlar için bu kadar çaba
harcayanların, iç politikada kaybedeceklerini’ ve AB'de birçok kişinin
istikrarsız bir Türkiye'nin Avrupa için ne büyük bir risk
oluşturacağını göreceğini belirtiyor. Schulz, Alman Hükümeti’nin bu
konuda bölünmüş olmadığı görüşünde. Schulz, ‘Merkel, büyük koalisyon
açısından önem taşıyan konularda, Stoiber'den yana değil, hep güvenilir
bir şekilde bizden yana karar verdi.’ diyor." (Christoph
Prantner, 12/11)
Profil: "Uyarı Ateşi":
"AB artık yeni üye alma konusunda iyice frene basıyor. AB'nin
Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, aday ülkelerle ilişkiler
konusundaki İlerleme Raporu’nu sunarken, ‘Genişleme hızlı tren değil,
Şark Ekspresi. Kalite hızdan önce gelir.’ dedi. Olli Rehn artık AB'nin
hazmetme kapasitesinin daha çok dikkate alınacağını ve AB
vatandaşlarının genişlemenin avantajları konusunda daha iyi
bilgilendirileceğini açıkladı. AB Komisyonu, Türkiye ile müzakereler
konusunda sarı sinyal yaktı. Ankara için lambalar bir aya kadar
kırmızıya dönüşebilir. AB Komisyonu son raporunda Türkiye'de reform
hızının yavaşlamasının yanı sıra, medeni haklar ve azınlık haklarında
hala mevcut olan eksiklikleri eleştirdi. Ama hoşnutsuzluğun asıl nedeni,
çözüme kavuşturulamayan Kıbrıs sorunu. Ankara'daki hükümet AB ile
Gümrük Birliği'ne ilişkin yükümlülükleri hala yerine getirmiyor ve
liman ve havaalanlarını AB üyesi Kıbrıs'tan gelen mallara açmamakta
direniyor. AB devlet ve hükümet başkanları bunun hangi neticelere yol
açacağını, aralık ayı ortasında Brüksel'de yapılacak zirvede
görüşecekler. Öte yandan AB ülkeleri içinde ise, Türkiye'nin üyeliği
konusundaki uyarılar giderek artıyor. Fransa ve Almanya'da merkez
partilere mensup politikacılar başka işbirliği modellerinin üzerinde
durulmasını istiyor. Fransız Dışişleri Bakanı Philippe Douste-Blazy,
Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımamakta direnmesi halinde,
‘katılım takviminin yeniden gözden geçirilmesini’ önerdi. Almanya'da
Başbakan Angela Merkel ise yeniden Türkiye'nin AB'ye katılımına karşı
olduğunu açıkladı. Buna karşın İtalya Başbakanı Romano Prodi,
Türkiye'nin AB'ye alınmasından yana konuştu. Prodi, ‘Müzakereler
kuşkusuz uzun sürecek. Ama müzakerelere şimdi ara vermek bir hata olur.
Burada söz konusu olan tarihi bir sınav.’ dedi." (Otmar
Lahodynsky, 13/11)
FRANSA BASINI:
AFP: "Plassnik, Ankara
Kıbrıs Konusunda Harekete Geçmezse Müzakerelere 'Ara' Verilmesinden
Yana": "Avusturya
Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik, yaptığı açıklamada, Ankara'nın,
aralık ayına kadar topraklarına Kıbrıs Rum gemi ve uçaklarını kabul
etmeyi reddetmesi durumunda, AB-Türkiye ilişkilerine ‘ara’ verilmesinin
‘akıllıca’ bir hareket olacağını belirtti. Plassnik, AB dışişleri
bakanları toplantısına gelişinde verdiği demeçte, ‘Aralık ayına kadar
eğer Türkiye'den önemli bir hareket olmazsa, gerilimi yatıştırmak için
ara verilmesi üzerinde anlaşmaya varmak belki de akıllıca olacaktır.
Türkiye ile mümkün olduğunca yakın bir ilişki içinde olmak hepimizin
çıkarınadır, bu her zaman böyledir, ancak suyu bulandırmamak lazım,
gerilimi yatıştırmak zorundayız.’ dedi. Plassnik, bununla birlikte, söz
konusu aranın neden ibaret olabileceği konusunda bilgi vermedi, yani
Türkiye'nin AB ile üyelik müzakerelerinin bütününün mü, yoksa sadece
bir kısmının mı askıya alınması söz konusu olacak. Bu arada
Lüksemburglu mevkidaşı Jean Asselborn ise, ‘Türkiye'nin Kıbrıs
konusunda harekete geçmemesi halinde, Avrupa Birliği olarak hiçbir şey
olmamış gibi devam Edemeyeceklerini’ vurguladı. Asselborn da,
müzakerelerin tamamen ya da kısmen askıya alınması konusunda muğlak
kaldı ve ‘Hiçbir şey kesin bir şekilde kesilemez.’ dedi. AB, bu
stratejik ülkeye karşı alınacak önlemler konusunda bölünmüş durumda.
Türkiye'nin tutumundan doğrudan etkilenen başta Kıbrıs olmak üzere bazı
ülkeler, Ekim 2005'te başlatılan müzakerelerin tamamen askıya
alınmasından yanalar. Diğerleri ise, kısmen askıya alınmasına
taraflar." (13/11)
AFP: "Rehn: Türkiye, Tüm
Kriterleri Yerine Getirmesi Durumunda AB'ye Girebilir":
"Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn Türklere,
Avrupa kulübüne girme şansları bulunduğu konusunda güven vermeye
çalışarak, Türkiye'nin tüm üyelik kriterlerini yerine getirmesi
durumunda AB'ye gireceği konusunda teminat verdi. Türk Başmüzakereci
Ali Babacan ile yaptığı bir toplantıda Rehn, ‘Evet, eğer Türkiye tüm
üyelik şartlarını yerine getirirse bu uzun ve zaman zaman zorlu
yolculuğun sonunda AB'nin üyesi olur.’ dedi. Rehn, ‘Şayet, 10 veya 15
yıl içinde Türkiye, demokratik ve hukuk devleti değerlerinin yerine
getirildiği Avrupalı ve modern bir Türkiye olursa, Avrupalıların
kalplerini ve ruhlarını kazanabileceğimizden eminim ve referandum
yoluyla bile olsa onay sürecini başarırız’ diye ekledi. Türk
Başmüzakereci Babacan ise, ‘Masada Kıbrıs gibi meseleler veya özellikle
seçimlerin yapılacağı bazı üye devletlerden Türk karşıtı söylemler
duyulduğu sürece, (Türklerde) istenmediği hissine kapılma daha da
belirgin olur" dedi. Ali Babacan, AB'nin Kıbrıs konusunda ‘adil’
olacağını düşünmediğini söyledi. Babacan, AB'nin, 2004 yılında adanın
sadece güney kesimini üye ederek Kıbrıs sorununu ‘ithal’ ettiğinden
üzüntü duyduğunu belirterek, ‘Kıbrıs gibi öyle meseleler var ki artık
AB objektif olamaz. AB'den artık yalnızca adil olmasını bekliyoruz.’
dedi." (13/11)
İSPANYA BASINI:
El Pais: "Zapatero,
Türkiye'nin AB'ye Girişinin Frenlenmeyeceğine İnanıyor":
"İstanbul'da bulunan Jose Luis Rodriguez Zapatero, Türkiye'nin Avrupa
Birliği’ne, ‘akıllıca, makul ve gerekli’ olarak tanımladığı olası
katılımına verdiği desteği açıkladı. İspanya Hükümet Başkanı, Türk
mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan'a, İspanya'nın ‘kesin desteğini’ ve
müzakerelerdeki engellerin üstesinden gelineceğine olan ‘coşkulu
arzusunu’ iletti. Zapatero, ‘İspanya Hükümeti, bu katılım sürecinin
rayında gitmesini ve makul bir zamanda Türkiye'yi AB'de görebilmeyi
istiyor’ diye belirterek, bu ülkenin Avrupa Birliği’nde ‘önemli bir
göreve’ sahip olabileceğini vurguladı. Ayrıca, Türkiye'nin katılım
sürecinin, şimdiye kadar olanların büyük bir çoğunluğu gibi, büyük bir
hızla ilerleyeceğini ve büyük güçlüklerden geriye kalanları da
aşacağını ve de uluslararası düzende karar verici olma arzusundaki AB
için bu sürecin ‘uygun ve gerekli’ olduğu inancını taşıdığını da ifade
etti. Diğer yandan Erdoğan, İspanya'yı, ülkesi için ‘değerli bir
müttefik’ olarak niteledi ve Türkiye'nin AB'ye girişine daima verdiği
destekten ötürü Zapatero'ya teşekkür etti." (12/11)
KIBRIS RUM BASINI:
Fileleftheros: "Byrza:
Türkiye'yi AB'de Engellemeyin":
"(…)
SORU:
Ankara'nın üyelik müzakeresi konusunda tutumunuzun ne olduğunu
biliyorum, Türkiye'nin AB üyelik sürecini desteklediğinizi biliyorum.
Diğer taraftan Türkiye, Avrupalılara karşı üstlendiği yükümlülükleri
yerine getirmeyi reddediyor. Birleşik Devletler, Ankara ile konuşma
şeklini, desteğinizin sınırsız olmadığını onların anlayacağı şekilde
değiştirecek mi?
BRYZA:
Türkiye ile ne şekilde konuştuğumuzu nereden biliyorsunuz? Olgulara bir
bakalım: Bizim politikamız nedir? 1- Birleşik Devletler, AB üyesi
değildir. Dolayısıyla ABD'nin AB'ye kimin üye olacağına ilişkin
kararına karışma yetkisi yoktur. Umarım bu tutumumuzu yayımlarsınız. 2-
Türkiye'nin yerine getirmesi gereken ve esasında hava ve deniz
limanlarını Kıbrıs Rum uçak ve gemilerine açmak olan yükümlülükleri
vardır. 3- Birleşik Devletler, Kıbrıs ve Yunanistan Hükümetlerinin,
Türkiye'nin AB üyeliğinin Avrupa ve özellikle Doğu Akdeniz için olumlu
gelişme olduğu stratejik vizyonlarını paylaşıyor. 4- Politikamız,
hedefimizin altını çiziyor: Türkiye başlattığı uyum çalışmalarını
derinleştirsin. AB'ye üyelik perspektifi Türkiye'ye, AB'ye üye olmak
için gerekli olan siyasi ve ekonomik düzenlemelerle, insan haklarına
ilişin düzenlemelerle ilgili zor kararları alması için en iyisini
sunuyor. Hedefimiz, Türkiye'nin uyum çalışmaları prosedüründe ileri
gitmesi ve Avrupa-Atlantik ailesinin güçlü bir ortağı olmasıdır.
Hedefimiz budur. AB'ye ne zaman, nasıl üye olacağı, üye olup olmayacağı
bizim meselemiz değildir. Ancak, Türkiye'nin bütün Avrupa-Atlantik
müttefiklerimizle güçlü ortaklığına ilgi göstermeye ve bunu istemeye
devam edeceğiz, bu da uyum çalışmalarına devam etmesi gerektiği
anlamına geliyor.
SORU:
Türkiye ve Kıbrıs Hükümetlerini, son önerisi konusunda AB Dönem Başkanı
Finlandiya ile çalışmaya nasıl cesaretlendiriyorsunuz?
BRYZA: Bu
bizi ilgilendiren bir konu değil. Öyle değil mi? Bu, Dönem Başkanı
Finlandiya'nın ve AB'nin işi. Bizim değil, Avrupa'nın sorumluluğu.
Kıbrıs Cumhuriyeti'ni ilgilendirir. Tam da yanında bulunan Türkiye'nin
nasıl bir komşu olmasını istediğine kendisi (Güney Kıbrıs) karar
verecek. Ne istiyorsunuz? Yunanistan da bu konuda karar vermelidir.
Avrupa'nın karar vermesi gereken bir konudur. Daha iyi bir komşu ve
daha iyi bir AB üyesi haline gelmesi için Türkiye'yi yeniden
şekillenmeye cesaretlendirme yöntemini ortaya koymak, AB'nin konusudur.
Bütün bunları nasıl planladığınızı siz bize söyleyeceksiniz. Biz
gözlemciyiz." (Mihalis İgnatiu, ABD Dışişleri Bakan
Yardımcılarından Matt Bryza ile yapılan mülakat, 12/11)
Fileleftheros: "ABD'den
Ekspres Müdahale... AB-Türkiye İlişkileri ile İlgili Washington-Brüksel
Arasında Açık Hat":
"AB Komisyonu’nun
Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, Türkiye'ye yaptırımlar
uygulanmasıyla ilgili anahtarı elinde tutarken ve de perde arkasındaki
esas oyuncu olurken, bu dansa, etkin ve ısrarlı bir biçimde ABD de
katıldı. ABD, son zamanlarda perde arkasında yoğun faaliyetlerde
bulunuyor. Washington'un amacı, Türkiye'nin üyelik sürecine olumsuz
etkilerin yansımaması. ABD bu çerçevede, Trakya'daki Müslüman azınlığı
‘Türk’ olarak isimlendirirken, kamuoyu önündeki düşünceleriyle de
Yunanistan'ı uyarmaya başladı. Bu, tesadüf olarak addedilmesi gerekiyor
ve bu Atina'ya yönelik bir baskı teşkil ediyor. Amerika'nın kısa
bir süre önce Rum ve Yunan diplomatlara verdiği mesaj, ‘sürecin
muhafaza edilmesi, gecikmeler ve sorunların var olması ihtimalinin ise
dışarıda bırakılması gerekir’ şeklindedir. Amerika'nın, Türkiye'nin
katılım müzakerelerinin, Kasım 2007'de gerçekleştirilmesi düşünülen
Türkiye'deki seçimlere kadar ertelenmesinin, reformları geciktireceği
düşüncesine sahip olduğu, ayrıca Protokol'ün uygulanması için zaman
kısıtlaması konmaması gerektiği fikrini desteklediği belirtildi.
Brüksel'de bugün AB Dönem Başkanı Finlandiya, Avrupa Komisyonu,
Yunanistan ve Kıbrıs'ın, AB-Türkiye ilişkilerine ilişkin yoğun perde
arkası faaliyetler gerçekleştirmesi bekleniyor. Ayrıca Ankara ile açık
hat kurulacağı da kaydedildi." (13/11)
YUNANİSTAN BASINI:
Eleftheros Tipos: "Valinakis:
Türkiye'nin Avrupa Tren Yolculuğu Ekspres Yolculuk Değil":
"(…)
SORU:
Aralık ayındaki AB zirvesinde Gümrük Birliği ile doğrudan bağlantılı
olan bölümlerin ‘dondurulması" kararlaştırılırsa, Atina bu yaptırımı,
Ankara'nın Gümrük Birliği Protokolü’nü uygulamamasına karşı yeterli
görecek mi?
VALİNAKİS:
Türkiye'nin Avrupa yolculuğu kesinlikle ekspres bir yolculuk değil.
Türkiye'yi, aşması gereken zorluklarla karşı karşıya bırakan bir
yolculuk. Yolculuk daha yeni başladı ve tali bir yol yok. Gerek hızı
gerekse yolculuğu sırasında geçeceği yerler belirtilmiş durumda. Bu
bağlamda, Ek Protokolün uygulanması gerekir. Başka seçenek yok.
Türkiye'nin sabit raylar üzerinde ve net bir sinyal sistemi izleyerek
ilerlemesi için onu değerlendiren ‘25 istasyon şefi’ var.
SORU:
Almanya Başbakanı Angela Merkel yıl sonuna kadar Türk limanlarının
açılmaması durumunda Türkiye'nin üyelik sürecine ara verilebileceği
yönünde uyarıda bulundu. Atina böyle bir şeyi hiçbir zaman söylemedi.
Yunanistan'a kıyasla Almanya'nın daha sert uyarılarda bulunması aykırı
bir durum değil mi?
VALİNAKİS:
Yunanistan Türkiye'nin Avrupa üyeliğini dürüstlükle destekledi.
Kalkınma, demokrasi, barış ve güvenlik yönünde bir pencere açtık.
Pencere kapanırsa, bundan Türkiye sorumlu olacak.
SORU:
Aralık ayında Türkiye hakkında alınacak karar için bir öngörüde
bulunabilir misiniz?
VALİNAKİS:
Türkiye'nin AB'ye karşı yükümlülükleri kesin ve açıktır. AB
Komisyonu’nun İlerleme Raporu'nda kaydedildiği gibi, Ankara üstlenmiş
olduğu yükümlülükleri yerine getirmiyor. Bundan memnun değiliz, fakat
iki yüzlülük de gösteremeyiz. AB, bu gerçek temelinde oybirliğiyle
karar almaya davet ediliyor." (Angeliki Spanu, Dışişleri Bakan
Yardımcısı Yannis Valinakis ile yapılan mülakat, 12/11)
NOT:
Bu bülten, 13 Kasım 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve
yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR