14.11.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ALMANYA BASINI:

Almanya'nın Sesi Radyosu: "Erdoğan: İzolasyonlar Kalkarsa Limanlar Açılır": "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kuzey Kıbrıs'a  uygulanan izolasyonlar kalktığında, havaalanları ve  limanların açılacağını söyledi. Erdoğan, Medeniyetler İttifakı toplantısı için  İstanbul'da bir araya geldiği İspanya Başbakanı Jose  Luis Rodriguez Zapatero ile ortak bir basın toplantısı  düzenledi. Erdoğan, Kopenhag Kriterleri çerçevesinde olanları  yerine getirdiklerini, artık Maastricht Kriterleri  dönemine girildiğini belirtti. Erdoğan, müzakere süreci devam ederken bunu  engellemek isteyenlere seslenerek, ‘Aklıselim sağduyu  galip gelir.’ dedi. Zapatero da, İspanya'nın Türkiye'nin AB üyeliğini desteklediğini vurguladı." (13/11)

 

Der Tagesspiegel: "Kıbrıs Pazarlığı": "Türklerin AB üyeliği kaderini, Kıbrıs'ın başkenti  Lefkoşa'nın doğusundaki tozlu toprak belirleyebilir.  Burada, şimdiye dek sadece Türk uçaklarının iniş yaptığı  Ercan Havaalanı bulunuyor. Türkiye'nin limanlarını  AB üyesi Kıbrıs'ın güneyine açmaya direnmesiyle ilgili  kavgada Ercan Havaalanı kilit rol oynuyor. Türkiye,  limanlarını açmadan önce, Ercan Havaalanı’nın uluslararası  trafiğe açılmasını kabul ettirmek istiyor. Türkiye bunun  için aralık ayında AB ile katılım müzakerelerinin kısmen  durdurulması riskini göze alacak. Beklenen Kıbrıs pazarlığına daha iyi bir şekilde  hazırlanmak amacıyla Türkiye, diğer reform ödevlerini hızla  halletmek istiyor. Kıbrıs konusunda durum oldukça zor. Aralık ortasına  dek uzlaşı sağlanamaması halinde, AB'nin Türkler ile katılım  müzakerelerini en azından kısmen dondurması mümkün. AB Dönem  Başkanlığı Finlandiya'nın, Kuzey Kıbrıs'ta bir limanın serbest  ticarete açılması önerisi Türklere yetmiyor. Onlar, Sadece  uluslararası uçuş bağlantısıyla turizm ve böylece de Kıbrıs Türk kesiminin ekonomisinin kalkınabileceği argümanını öne  sürüyorlar. Kıbrıslı Rumlar ise buna karşı çıkıyorlar." (Thomas Seibert, 11/11)

 

Frankfurter Allgemeine Sonntagszeıtung: "Türkiye İnat Ediyor": "AB'nin, Kıbrıs ihtilafında aralık ortasına kadar adım  atma talebi, Türk Hükümeti tarafından reddediliyor. Devlet  Bakanı Ali Babacan, ‘Kuzey Kıbrıs'ın izolasyonu devam ettiği  sürece, liman ve havaalanlarını açmayacağız’ diyor. Katılım müzakerelerinin başarısızlıkla sonuçlanabileceği tehlikesine  Ankara'da ihtimal verilmiyor. Dışişleri Bakanlığı’nda en üst  düzeyde, ‘Kıbrıs sorunu yüzünden tren kazası olmayacak. Türk  gemisi Avrupa Birliği istikametinde seyrine devam edecek’  deniliyor. Başbakan Erdoğan'ın Dış Politika Danışmanı Cüneyd  Zapsu ise şunu ekliyor: ‘Türkiye günün birinde AB'ye  alınma aşamasına geldiğinde, tabii ki Kıbrıs'ı tanıyacaktır. Ancak şu an bu karmaşık sorunu çözmek için bir neden yok.’" (Wulf Schmiese, 12/11)

 

Welt Am Sonntag: "Ankara'nın AB'ye Yakınlaştırılması Sürecek":

 

            "SORU: Almanya, Kıbrıs  sorununun çözümüyle de uğraşmak zorunda kalacak mı?

 

            VERHEUGEN: Avrupa Birliği'nde hiç kimse Türkiye'nin  AB'ye yakınlaştırılması sürecinin durdurulmasından yana  değil. Türkiye de bunu istemiyor. Bu nedenle, yıl sonuna  kadar Kıbrıs konusunda bir çözüm bulunacağını umuyorum. Bu bağlamda, Kıbrıs Türk toplumuna uygulanan ekonomik  tecridin sona erdirilmesi hususunu da içeren bir paket  düşünülebilir." (Peter Müler, AB Komiseri Günter Verheugen ile yapılan mülakat, 12/11)

 

Financial Times Deutschland: "Atina, Türkiye'ye Karşı Sert Bir Tutum İzlenmesini Talep Ediyor": "Yunanistan, Avrupa ülkelerinden, aralık ayına kadar  havaalanları ve limanlarını Kıbrıs uçakları ve gemilerine  açmaması durumunda, Türkiye'ye net bir siyasi mesaj vermeleri ve kararlı önlemler almaları çağrısında bulundu. Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni gazetemize verdiği mülakatta, ‘Hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam edemeyiz.’ dedi.  AB Komisyonu’nun tavsiyesi öncesi konuya ilişkin detaylara  girmek istemeyen Bakoyanni, ‘Türkiye'nin yükümlülüklerini  yerine getirmemesi durumunda, katılım sürecinin olumsuz  etkilenmesi konusunda mutabakat sağladık. Avrupa kendisini  inkar edemez.’ dedi. Brüksel'deki üst düzey AB diplomatları  da benzer açıklamalarda bulundular. AB Komisyonu’nun geçen hafta Türkiye hakkında çok eleştirel bir rapor sunmasından bu yana, Avrupa'da Türkiye ile müzakereler konusunda nasıl hareket edilmesi gerektiği tartışılıyor.  Türkiye'nin özellikle limanlarını açmayı reddetmesi kızgınlığa neden oluyor. Ülkesinin Türkiye'nin AB katılım sürecini destekleyen ülkeler arasında yer almaya devam edeceğini söyleyen Bakoyanni, ‘AB'de yalnızca Türkiye'yi destekleyen ülkeler bulunmuyor.  Türkiye şu an izlediği politikayla üyelik karşıtlarına da  malzeme sunuyor’ dedi. AB'nin kendi inandırıcılığını  koruyabilmesi için Türkiye'ye ‘açık ve net bir siyasi mesaj’  vermesini isteyen ve Avrupa ile özellikle Yunanistan'ın,  Ankara'nın isteklerini büyük ölçüde yerine getirdiğini söyleyen Bakoyanni, ‘Şimdi top Türklerde’ dedi." (Fidelius Schmid, Thomas Steinmann, 13/11)

 

 

AVUSTURYA BASINI:

Der Standard: "Türkiye Sorunu... Merkel'e Güvenilir": "’Aralık ayındaki zirveye kadar Türkiye sorununa bir çözüm perspektifi bulmayı umuyoruz". Avrupa Parlamentosu'ndaki  Sosyal Demokratların (SPE) Grup Başkanı Martin Schulz, Viyana'da söylediklerine kendisi de pek inanmıyordu. Gümrük Birliği'nin uygulamaya geçirilmesi AB için kaçınılmaz  bir şey. Ankara'nın bunu kendisine tanınan süre içinde  gerçekleştireceği biraz şüpheli. Schulz buna rağmen Erdoğan hükümetinin ‘sandalyesini  kapının önüne koymamanın’ AB'nin çıkarına olacağını söylüyor  ve aksi takdirde ‘şimdiye kadar reformlar için bu kadar çaba  harcayanların, iç politikada kaybedeceklerini’ ve AB'de  birçok kişinin istikrarsız bir Türkiye'nin Avrupa için ne büyük  bir risk oluşturacağını göreceğini belirtiyor. Schulz, Alman Hükümeti’nin bu konuda bölünmüş olmadığı  görüşünde. Schulz, ‘Merkel, büyük koalisyon açısından önem  taşıyan konularda, Stoiber'den yana değil, hep güvenilir bir  şekilde bizden yana karar verdi.’ diyor."  (Christoph Prantner, 12/11)

 

Profil: "Uyarı Ateşi": "AB artık yeni üye alma konusunda iyice frene basıyor.  AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, aday ülkelerle ilişkiler konusundaki İlerleme  Raporu’nu sunarken, ‘Genişleme hızlı tren değil, Şark  Ekspresi. Kalite hızdan önce gelir.’ dedi. Olli Rehn artık  AB'nin hazmetme kapasitesinin daha çok dikkate alınacağını  ve AB vatandaşlarının genişlemenin avantajları konusunda  daha iyi bilgilendirileceğini açıkladı. AB Komisyonu, Türkiye ile müzakereler konusunda sarı  sinyal yaktı. Ankara için lambalar bir aya kadar kırmızıya dönüşebilir. AB Komisyonu son raporunda Türkiye'de reform hızının  yavaşlamasının yanı sıra, medeni haklar ve azınlık haklarında  hala mevcut olan eksiklikleri eleştirdi. Ama hoşnutsuzluğun asıl nedeni, çözüme kavuşturulamayan  Kıbrıs sorunu. Ankara'daki hükümet AB ile Gümrük Birliği'ne  ilişkin yükümlülükleri hala yerine getirmiyor ve liman ve  havaalanlarını AB üyesi Kıbrıs'tan gelen mallara açmamakta  direniyor. AB devlet ve hükümet başkanları bunun hangi neticelere  yol açacağını, aralık ayı ortasında Brüksel'de yapılacak  zirvede görüşecekler. Öte yandan AB ülkeleri içinde ise, Türkiye'nin üyeliği  konusundaki uyarılar giderek artıyor. Fransa ve Almanya'da  merkez partilere mensup politikacılar başka işbirliği  modellerinin üzerinde durulmasını istiyor. Fransız Dışişleri  Bakanı Philippe Douste-Blazy, Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımamakta direnmesi halinde, ‘katılım takviminin yeniden  gözden geçirilmesini’ önerdi. Almanya'da Başbakan Angela Merkel  ise yeniden Türkiye'nin AB'ye katılımına karşı olduğunu açıkladı. Buna karşın İtalya Başbakanı Romano Prodi,  Türkiye'nin AB'ye alınmasından yana konuştu. Prodi, ‘Müzakereler  kuşkusuz uzun sürecek. Ama müzakerelere şimdi ara vermek bir  hata olur. Burada söz konusu olan tarihi bir sınav.’ dedi."  (Otmar Lahodynsky, 13/11)

 

 

FRANSA BASINI:

AFP: "Plassnik, Ankara Kıbrıs Konusunda Harekete Geçmezse Müzakerelere 'Ara' Verilmesinden Yana": "Avusturya Dışişleri Bakanı  Ursula Plassnik, yaptığı açıklamada, Ankara'nın, aralık  ayına kadar topraklarına Kıbrıs Rum gemi ve uçaklarını kabul  etmeyi reddetmesi durumunda, AB-Türkiye ilişkilerine ‘ara’  verilmesinin ‘akıllıca’ bir hareket olacağını belirtti. Plassnik, AB dışişleri bakanları toplantısına gelişinde  verdiği demeçte, ‘Aralık ayına kadar eğer Türkiye'den önemli  bir hareket olmazsa, gerilimi yatıştırmak için ara verilmesi  üzerinde anlaşmaya varmak belki de akıllıca olacaktır.  Türkiye ile mümkün olduğunca yakın bir ilişki içinde olmak  hepimizin çıkarınadır, bu her zaman böyledir, ancak suyu  bulandırmamak lazım, gerilimi yatıştırmak zorundayız.’ dedi. Plassnik, bununla birlikte, söz konusu aranın neden  ibaret olabileceği konusunda bilgi vermedi, yani Türkiye'nin  AB ile üyelik müzakerelerinin bütününün mü, yoksa sadece bir  kısmının mı askıya alınması söz konusu olacak. Bu arada Lüksemburglu mevkidaşı Jean Asselborn ise,  ‘Türkiye'nin Kıbrıs konusunda harekete geçmemesi halinde,  Avrupa Birliği olarak hiçbir şey olmamış gibi devam  Edemeyeceklerini’ vurguladı. Asselborn da, müzakerelerin tamamen ya da kısmen askıya  alınması konusunda muğlak kaldı ve ‘Hiçbir şey kesin bir  şekilde kesilemez.’ dedi. AB, bu stratejik ülkeye karşı alınacak önlemler konusunda  bölünmüş durumda. Türkiye'nin tutumundan doğrudan etkilenen başta Kıbrıs  olmak üzere bazı ülkeler, Ekim 2005'te başlatılan müzakerelerin  tamamen askıya alınmasından yanalar. Diğerleri ise, kısmen  askıya alınmasına taraflar." (13/11)

           

AFP: "Rehn: Türkiye, Tüm Kriterleri Yerine Getirmesi Durumunda AB'ye Girebilir": "Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn Türklere,  Avrupa kulübüne girme şansları bulunduğu konusunda  güven vermeye çalışarak, Türkiye'nin tüm üyelik  kriterlerini yerine getirmesi durumunda AB'ye gireceği  konusunda teminat verdi. Türk Başmüzakereci Ali Babacan ile yaptığı bir  toplantıda Rehn, ‘Evet, eğer Türkiye tüm üyelik şartlarını  yerine getirirse bu uzun ve zaman zaman zorlu yolculuğun  sonunda AB'nin üyesi olur.’ dedi. Rehn, ‘Şayet, 10 veya 15 yıl içinde Türkiye,  demokratik ve hukuk devleti değerlerinin yerine  getirildiği Avrupalı ve modern bir Türkiye olursa,  Avrupalıların kalplerini ve ruhlarını kazanabileceğimizden  eminim ve referandum yoluyla bile olsa onay sürecini  başarırız’ diye ekledi. Türk Başmüzakereci Babacan ise, ‘Masada Kıbrıs gibi  meseleler veya özellikle seçimlerin yapılacağı bazı üye  devletlerden Türk karşıtı söylemler duyulduğu sürece,  (Türklerde) istenmediği hissine kapılma daha da belirgin  olur" dedi. Ali Babacan, AB'nin Kıbrıs konusunda ‘adil’ olacağını  düşünmediğini söyledi. Babacan, AB'nin, 2004 yılında adanın sadece güney  kesimini üye ederek Kıbrıs sorununu ‘ithal’ ettiğinden  üzüntü duyduğunu belirterek, ‘Kıbrıs gibi öyle meseleler  var ki artık AB objektif olamaz. AB'den artık yalnızca  adil olmasını bekliyoruz.’ dedi." (13/11)

 

 

İSPANYA BASINI:

El Pais: "Zapatero, Türkiye'nin AB'ye Girişinin Frenlenmeyeceğine İnanıyor": "İstanbul'da bulunan Jose Luis Rodriguez Zapatero, Türkiye'nin Avrupa Birliği’ne, ‘akıllıca, makul ve gerekli’  olarak tanımladığı olası katılımına verdiği desteği açıkladı. İspanya Hükümet Başkanı, Türk mevkidaşı Recep Tayyip  Erdoğan'a, İspanya'nın ‘kesin desteğini’ ve müzakerelerdeki  engellerin üstesinden gelineceğine olan ‘coşkulu arzusunu’  iletti. Zapatero, ‘İspanya Hükümeti, bu katılım sürecinin rayında gitmesini ve makul bir zamanda Türkiye'yi AB'de  görebilmeyi istiyor’ diye belirterek, bu ülkenin Avrupa  Birliği’nde ‘önemli bir göreve’ sahip olabileceğini vurguladı. Ayrıca, Türkiye'nin katılım sürecinin, şimdiye  kadar olanların büyük bir çoğunluğu gibi, büyük bir hızla  ilerleyeceğini ve büyük güçlüklerden geriye kalanları da  aşacağını ve de uluslararası düzende karar verici olma  arzusundaki AB için bu sürecin ‘uygun ve gerekli’ olduğu  inancını taşıdığını da ifade etti. Diğer yandan Erdoğan, İspanya'yı, ülkesi için  ‘değerli bir müttefik’ olarak niteledi ve Türkiye'nin  AB'ye girişine daima verdiği destekten ötürü Zapatero'ya  teşekkür etti." (12/11)

 

 

KIBRIS RUM BASINI:

Fileleftheros: "Byrza: Türkiye'yi AB'de Engellemeyin":

 

"(…)

 

SORU: Ankara'nın üyelik müzakeresi konusunda tutumunuzun ne olduğunu biliyorum, Türkiye'nin AB üyelik  sürecini desteklediğinizi biliyorum. Diğer taraftan Türkiye, Avrupalılara karşı üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmeyi reddediyor. Birleşik Devletler, Ankara ile konuşma şeklini,  desteğinizin sınırsız olmadığını onların anlayacağı şekilde  değiştirecek mi?

 

BRYZA: Türkiye ile ne şekilde konuştuğumuzu nereden  biliyorsunuz? Olgulara bir bakalım: Bizim politikamız nedir? 1- Birleşik Devletler, AB üyesi değildir. Dolayısıyla  ABD'nin AB'ye kimin üye olacağına ilişkin kararına karışma  yetkisi yoktur. Umarım bu tutumumuzu yayımlarsınız. 2- Türkiye'nin yerine getirmesi gereken ve esasında  hava ve deniz limanlarını Kıbrıs Rum uçak ve gemilerine  açmak olan yükümlülükleri vardır. 3- Birleşik Devletler, Kıbrıs ve Yunanistan  Hükümetlerinin, Türkiye'nin AB üyeliğinin Avrupa ve özellikle  Doğu Akdeniz için olumlu gelişme olduğu stratejik vizyonlarını paylaşıyor. 4- Politikamız, hedefimizin altını çiziyor: Türkiye  başlattığı uyum çalışmalarını derinleştirsin. AB'ye üyelik perspektifi Türkiye'ye, AB'ye üye olmak için gerekli olan  siyasi ve ekonomik düzenlemelerle, insan haklarına ilişin  düzenlemelerle ilgili zor kararları alması için en iyisini sunuyor. Hedefimiz, Türkiye'nin uyum çalışmaları prosedüründe ileri gitmesi ve Avrupa-Atlantik ailesinin güçlü bir ortağı  olmasıdır. Hedefimiz budur. AB'ye ne zaman, nasıl üye olacağı, üye olup olmayacağı bizim meselemiz değildir. Ancak,  Türkiye'nin bütün Avrupa-Atlantik müttefiklerimizle güçlü  ortaklığına ilgi göstermeye ve bunu istemeye devam edeceğiz,  bu da uyum çalışmalarına devam etmesi gerektiği anlamına geliyor.

 

            SORU: Türkiye ve Kıbrıs Hükümetlerini, son önerisi konusunda AB Dönem Başkanı Finlandiya ile çalışmaya nasıl cesaretlendiriyorsunuz?

 

            BRYZA: Bu bizi ilgilendiren bir konu değil. Öyle değil  mi? Bu, Dönem Başkanı Finlandiya'nın ve AB'nin işi. Bizim  değil, Avrupa'nın sorumluluğu. Kıbrıs Cumhuriyeti'ni  ilgilendirir. Tam da yanında bulunan Türkiye'nin nasıl bir  komşu olmasını istediğine kendisi (Güney Kıbrıs) karar  verecek. Ne istiyorsunuz? Yunanistan da bu konuda karar  vermelidir. Avrupa'nın karar vermesi gereken bir konudur.  Daha iyi bir komşu ve daha iyi bir AB üyesi haline gelmesi için Türkiye'yi yeniden şekillenmeye cesaretlendirme  yöntemini ortaya koymak, AB'nin konusudur. Bütün bunları  nasıl planladığınızı siz bize söyleyeceksiniz. Biz  gözlemciyiz." (Mihalis İgnatiu, ABD Dışişleri Bakan Yardımcılarından Matt Bryza ile yapılan mülakat, 12/11)

 

Fileleftheros: "ABD'den Ekspres Müdahale... AB-Türkiye İlişkileri ile İlgili Washington-Brüksel Arasında Açık Hat": "AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn,  Türkiye'ye yaptırımlar uygulanmasıyla ilgili anahtarı elinde  tutarken ve de perde arkasındaki esas oyuncu olurken, bu  dansa, etkin ve ısrarlı bir biçimde ABD de katıldı. ABD, son zamanlarda perde arkasında yoğun faaliyetlerde  bulunuyor. Washington'un amacı, Türkiye'nin üyelik sürecine  olumsuz etkilerin yansımaması. ABD bu çerçevede, Trakya'daki  Müslüman azınlığı ‘Türk’ olarak isimlendirirken, kamuoyu  önündeki düşünceleriyle de Yunanistan'ı uyarmaya başladı.  Bu, tesadüf olarak addedilmesi gerekiyor ve bu Atina'ya  yönelik bir baskı teşkil ediyor. Amerika'nın kısa bir süre önce Rum ve Yunan diplomatlara  verdiği mesaj, ‘sürecin muhafaza edilmesi, gecikmeler ve  sorunların var olması ihtimalinin ise dışarıda bırakılması  gerekir’ şeklindedir. Amerika'nın, Türkiye'nin katılım  müzakerelerinin, Kasım 2007'de gerçekleştirilmesi düşünülen  Türkiye'deki seçimlere kadar ertelenmesinin, reformları  geciktireceği düşüncesine sahip olduğu, ayrıca Protokol'ün  uygulanması için zaman kısıtlaması konmaması gerektiği  fikrini desteklediği belirtildi. Brüksel'de bugün AB Dönem Başkanı Finlandiya, Avrupa  Komisyonu, Yunanistan ve Kıbrıs'ın, AB-Türkiye ilişkilerine  ilişkin yoğun perde arkası faaliyetler gerçekleştirmesi  bekleniyor. Ayrıca Ankara ile açık hat kurulacağı da  kaydedildi." (13/11)

 

 

YUNANİSTAN BASINI:

Eleftheros Tipos: "Valinakis: Türkiye'nin Avrupa Tren Yolculuğu Ekspres Yolculuk Değil":

 

"(…)

 

SORU: Aralık ayındaki AB zirvesinde Gümrük Birliği ile doğrudan bağlantılı olan bölümlerin ‘dondurulması"  kararlaştırılırsa, Atina bu yaptırımı, Ankara'nın Gümrük  Birliği Protokolü’nü uygulamamasına karşı yeterli görecek mi?

 

            VALİNAKİS: Türkiye'nin Avrupa yolculuğu kesinlikle ekspres bir yolculuk değil. Türkiye'yi, aşması gereken  zorluklarla karşı karşıya bırakan bir yolculuk. Yolculuk daha yeni başladı ve tali bir yol yok. Gerek hızı gerekse yolculuğu sırasında geçeceği yerler belirtilmiş durumda. Bu bağlamda,  Ek Protokolün uygulanması gerekir. Başka seçenek yok.  Türkiye'nin sabit raylar üzerinde ve net bir sinyal sistemi izleyerek ilerlemesi için onu değerlendiren ‘25 istasyon şefi’  var.

 

            SORU: Almanya Başbakanı Angela Merkel yıl sonuna kadar Türk limanlarının açılmaması durumunda Türkiye'nin üyelik  sürecine ara verilebileceği yönünde uyarıda bulundu. Atina  böyle bir şeyi hiçbir zaman söylemedi. Yunanistan'a kıyasla Almanya'nın daha sert uyarılarda bulunması aykırı bir durum değil mi?

 

            VALİNAKİS: Yunanistan Türkiye'nin Avrupa üyeliğini dürüstlükle destekledi. Kalkınma, demokrasi, barış ve  güvenlik yönünde bir pencere açtık. Pencere kapanırsa,  bundan Türkiye sorumlu olacak.

 

SORU: Aralık ayında Türkiye hakkında alınacak karar  için bir öngörüde bulunabilir misiniz?

 

            VALİNAKİS: Türkiye'nin AB'ye karşı yükümlülükleri kesin ve açıktır. AB Komisyonu’nun İlerleme Raporu'nda kaydedildiği  gibi, Ankara üstlenmiş olduğu yükümlülükleri yerine getirmiyor. Bundan memnun değiliz, fakat iki yüzlülük de gösteremeyiz.  AB, bu gerçek temelinde oybirliğiyle karar almaya davet  ediliyor."  (Angeliki Spanu, Dışişleri Bakan Yardımcısı Yannis Valinakis ile yapılan mülakat, 12/11)

 

 

 

           

 

 

 

 

NOT: Bu bülten, 13 Kasım 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

 

 

 

ESKİ SAYILAR