ABD BASINI:
AP: "Dünya Ekonomi Forumu:
Türkiye'nin Avrupa'ya Verebileceği Çok Şey Var":
"Dünya Ekonomi Forumu'ndan yapılan açıklamada, Avrupalı ülkelerin
Türkiye'nin taşıdığı risklerden ziyade AB'ye sunabileceklerine
odaklanmaları gerektiği ifade edildi. Hükümetler ve iş dünyasından
liderler arasında bağlantı kuran bir kurum olan Dünya Ekonomi Forumu,
Avrupa Birliği ülkelerine, görece fakir, Müslüman Türkiye'nin
getirebileceği sorunlarından çok, bu ülkenin uzun vadede getireceği
faydalara odaklanmalarını tavsiye etti. Forumun Türkiye üzerine
yayınladığı raporun yazarlarından Thierry Malleret, ‘Çoğu kişi,
Türkiye'nin Avrupa açısından bir risk kaynağı olduğunu düşünüyor;
bunun tam tersi de mümkün.’ dedi. Raporda, Avrupa Birliği'ne üyelik için
sorunlu bir müzakere dönemi yaşayan Türkiye'yi entegre etmenin,
Avrupa'nın enerji güvenliğini iyileştireceği ve demografik çöküşün
üstesinden gelmesi için birliğe yardımcı olacağı belirtiliyor. Türkiye,
Avrupa ile kıyaslandığında genç bir nüfusa sahip ve bu da Avrupa'da
yaşanabilecek iş gücü sıkıntısının aşılmasına yardımcı olabilir.
Raporda ayrıca, ‘Üyelik sürecindeki mevcut görüşmelerin kısa vadedeki
sonuçları ne olursa olsun, Avrupa ve Türkiye birbirine bağlıdır’
denildi." (14/11)
Angus Reid Global Monitor:
"Türkler, AB'ye Üyelik Sürecinden Bıktılar":
"Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kuruluşu'nun bir anketine göre,
Türkiye'de yetişkinler, AB müzakerelerinin gidişatından hoşnutsuzlar.
Ankete katılanların yüzde 70'i, AB'nin limanlar ve havaalanlarının
açılması için baskısının sürmesi durumunda, hükümetlerinin üyelik
müzakerelerini askıya alması gerektiğine inanıyor. AB, Ekim 2005'te,
resmi olarak Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlamıştı. 16 Ekim
tarihinde ilişkilerin halihazırdaki durumunu değerlendiren AB'nin
Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, ‘AB-Türkiye ilişkilerinde
bazı gerginliklerimiz bulunmaktadır ancak sorunları,
dramatikleştirerek çözemeyiz. Onun yerine, çözüm bulmak için dikkatli
ve azimli bir şekilde çalışmalıyız’ demişti. Avrupa Komisyonu, Türkiye
ile ilgili tavsiyelerini, aralık ayı ortasında açıklamayı öngörüyor.
Dikkat çeken ana noktalardan birisi, Türkiye'nin limanlarını ve
havaalanlarını Kıbrıs'ın Rum kesiminden gelen gemilere ve uçaklara
açmak istememesi. Ankete katılanların yüzde 63'ü, şimdiki sürtüşmeyle
bir uzlaşmaya varılamayacağına inanıyor." (13/11)
ALMANYA BASINI:
Frankfurter Allgemeine
Zeitung: "Türkiye Müzakereleri Kesilmeyecek":
"Türkiye muhtemelen, yıl sonuna kadar liman ve havaalanlarını Kıbrıs
Cumhuriyeti'nin gemi ve uçaklarına açmasına yönelik talebi karşılamasa
bile, AB ile katılım müzakerelerinin durdurulmasından endişelenmek
zorunda kalmayacak. Federal Almanya Dışişleri Bakanı Steinmeier,
Brüksel'de, AB dışişleri bakanlarının gerçekleştirdiği kapsamlı
tartışmada, ‘hiç kimsenin’ bu durumu savunduğunu duymadığını
belirterek, meslektaşlarının çoğunun, geçtiğimiz yıllarda atılan reform
adımlarının, kısa vadeli taleplerle riske atılmaması gerektiği
görüşünde olduğunu söyledi. AB Dönem Başkanlığı’nı yürüten
Finlandiya'nın Dışişleri Bakanı Tuomioja da, hükümetinin, bir uzlaşı
bulunması yönündeki çabalarını sürdüreceğini belirtti. Ancak
Finlandiya'nın, AB devlet ve hükümet başkanlarının bir araya geleceği
aralık ayındaki zirvenin bir ‘Türkiye Zirvesi’ olmasını istemediğini
söyleyen Tuomioja, Ankara ile bir uzlaşının mümkün olup olmadığının
bunun öncesinde bilineceğini ifade etti." (Horst Bacia, 13/11)
AVUSTURYA BASINI:
Oberösterreichische
Nachrichten: "Dürüst Olmayan Siyaset":
"Yıllardır AB'nin Türkiye konusunda net bir çizgi tutturamadığı
görülüyor. Türkiye'nin yaptığı reformlara rağmen hukuk devleti, basın
ve inanç özgürlüğü gibi alanlarda önemli eksiklikler olduğu sadece
açıklanan son ilerleme raporundan dolayı anlaşılmadı. Kıbrıs konusunun
büyük bir sorun haline geleceği de AB tarafından biliniyordu. Buna
rağmen AB, hiçbir zaman doğru kararlar vermedi: Büyük şüphelere rağmen
2004 yılında üyelik müzakerelerine başlanması konusunda olduğu gibi.
Önceki yıl Türkiye'ye tam üyeliğe alternatif önermeye yanaşmaması
konusunda olduğu gibi. Şimdi eksiklikler nedeniyle AB siyasilerinin
müzakereleri durdurma tavsiyesini göze alamaması gibi. Böyle bir
siyaset, sorunları gördüğü, ancak gerekeni yapmadığı için kendi içinde
dürüst değildir: Böylece durum git gide daha karmaşık bir hal alır.
Ayrıca bu tutum, Ankara'ya karşı da dürüstçe değildir: Gerçi Brüksel,
her defasında Ankara'ya yeşil ışık yaksa da, her yeni ilerleme raporu
esnasında AB tarafından teşhir ediliyor." (Heinz Niederleitner,
14/11)
Der Standard: "Plassnik
Türkiye Müzakerelerine 'Ara Verilmesini' İstiyor":
"Türkiye şu sıralar, Ankara protokolü olarak adlandırılan anlaşmayı
hayata geçirmeyi ve böylelikle AB üyesi Kıbrıs'a limanlarını açmayı
düşünmüyor. Bu tutum, AB'nin vermiş olduğu ‘yarım yamalak bir söz’ ile
gerekçelendiriliyor: AB'nin hükümet liderleri, verdikleri sözde,
Kıbrıs'ın kuzey kesiminin adanın birleşmesinden yana olması
karşılığında, AB'nin izolasyonlara son vereceğini söylemişlerdi.
Kıbrıslı Rumların adanın birleşmesine yönelik ‘hayır’ı, bunu imkansız
kıldı; bu da, Türkiye'nin Kıbrıs meselesinde adım atmamasına neden
oldu. Bu yüzden Avusturya, Ankara ile üyelik müzakerelerine ara
verilmesini istiyor. Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik,
Brüksel'deki AB Dışişleri Bakanları toplantısında, Türkiye tarafından
‘açık bir adımın’ gelmemesi durumunda, ‘bir ara verilmesinin akıllıca
olabileceğini’ açıkladı. Daha şimdiden, AB'nin Türkiye müzakereleri
‘fiili bir durma noktasına’ gelmiştir. Plassnik, Türk tarafından, Ankara
Protokolü’nün hayata geçirilmesi konusunda ‘açık bir isteksizlik’
geldiğini ifade etti. Avrupalı devlet ve hükümet liderlerinin,
‘Türkiye ile müzakerelerin tamamen mi, yoksa kısmen mi askıya alınması
gerektiği’ konusunda karara varmaları gerekir. Avusturya'nın bu
konudaki tavrının sorulması üzerine Plassnik, ‘Bu konuda bir şey
söylemek için henüz çok erken’ diye cevap verdi. AB Dış İlişkiler
Komiseri Benita Ferrero-Waldner, geçen hafta AB makamları içerisinde
Türkiye'yle ilgili ‘çok sert tartışmaların’ meydana geldiğini söyledi.
Öte yandan Ticaret Odası Başkanı Christoph Leitl, Türkiye'nin AB
katılımına karşı olduğunu beyan etti. Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula
Plassnik, Kıbrıs sorununda belirgin bir hamlenin gelmemesi durumunda,
bundan sonra, Türkiye ile üyelik müzakereleri konusunda bir mola
verilmesinden yana görüş belirtecek." (Michael Moravec, 14/11)
Kurier: "AB Perspektifi
'Türkiye'nin İyiliği İçin'":
"SORU:
Türkiye'nin AB perspektifi...
BARTHOLOMEOS:
Bunu daha başından beri içtenlikle destekliyoruz, çünkü bu, bir yandan
Türkiye'nin iyiliğine olacak, öte yandan katılım ile azınlıkların
sorunları çözülecek. Ancak AB, üyelik şartlarının çok yavaş uygulamaya
geçirildiğini kaydediyor. Dini farklılıklar bir engel olarak değil,
karşılıklı kazanç olarak görülmeli." (Walter Friedl, İstanbul'daki
Fener Patriği I. Bartholomeos ile yapılan mülakat, 14/11)
BELÇİKA BASINI:
Belga: "De Gucht: Türkiye
ile Üyelik Müzakerelerinin Kesilmesi Tam Bir Felaket Olur":
"Belçika Dışişleri Bakanı
Karel De Gucht, Avrupalı mevkidaşlarıyla yaptığı bir toplantı
sonrasında, ‘Türkiye ile üyelik müzakerelerinin kesilmesi tam bir
felaket olurdu’ diye konuştu. Belçika Dışişleri Bakanı 25'lerin
Brüksel'de yaptıkları toplantı sonrasında düzenlenen basın
toplantısında, Avrupa'nın Türkiye'ye genişlemesinin Romanya ve
Bulgaristan ile karşılaştırılamayacağını söyledi. Bakan De Gucht,
‘İslamın dünyada yükselişi, Orta Doğu'daki durum veya Avrupa'nın bir
küresel aktör olma iradesi de dikkate alındığında, Birliğin Türkiye'ye
genişlemesi jeostratejik bir genişlemedir’ şeklinde konuştu. De Gucht
sözlerine, ‘Türkiye'ye yeni kriterler empoze edilmesi gerektiğini
söylemiyorum, ancak yaklaşım farklı olmalıdır’ diye devam etti.
Türkiye'ye yaptığı bir ziyaretten dönen Belçikalı bakana göre,
Ankara'da, 2004 Mayıs ayından bu yana Birliğin üyesi olan Kıbrıslılara
yönelik bir tutum değişikliğini benimseyecek bir parlamento çoğunluğu
bulunmuyor. Belçikalı bakan Türkiye ile olabilecek bir ‘korkunç
Kesinti’yi önlemek için başta Kıbrıslılar olmak üzere büyük bir
esneklik gösterilmesi gerektiğini savunuyor." (13/11)
FRANSA BASINI:
AFP: "Türkiye-AB...
Kıbrıs, Müzakerelerin Kısmen Askıya Alınmasından Yana":
"Kıbrıs Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Lillikas, Brüksel'de yaptığı
açıklamada, Lefkoşa'nın, Türkiye'nin AB'ye üyelik müzakerelerinin çok
sınırlı değil, ancak kısmen askıya alınmasını destekleyeceğini söyledi.
Bakan, Kıbrıs konusunda taahhütlerine riayet etmediğinden ve özellikle
limanlarını Kıbrıs Rum gemilerine açmadığından yakınılan Ankara
karşısında, ‘Bugün iki tane uç tavır vardır. Sadece makul başlıkların
(AB-Türkiye gümrük birliği) askıya alınmasını söyleyen bir ekol var.
Bir de bütün başlıkların dondurulmasını söyleyen ekol var. Bu
fikirlerin ne birini ne de diğerini destekliyoruz.’ dedi."
(14/11)
AFP: "Fransa, Türkiye-AB
Müzakereleri Konusunda Ankara'yı Uyardı":
"Fransa'nın Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Catherine Colonna, yaptığı
açıklamada Türkiye'yi uyardı ve bu ülkenin, Kıbrıs ile ilgili
taahhütlerine uymamasının AB'ye üyelik müzakereleri üzerinde olumsuz
sonuçlar doğurabileceğini söyledi. AB dışişleri bakanları toplantısı
sonunda düzenlediği basın toplantısında Colonna, ‘Eğer hiçbir ilerleme
kaydedilmezse, müzakereler hiçbir şey olmamış gibi süremez, bu bir
gerçek.’ dedi. Bakan, Kıbrıs konusunda bir uzlaşı bulmaya çalışan AB
Dönem Başkanı Finlandiya'nın çabalarına rağmen, ‘zor bir varsayıma
hazırlıklı olmalıyız, bu varsayım şudur: hiçbir ilerleme
gerçekleşememesi durumunda Avrupa Konseyi’nin bundan sonuçlar çıkarması
gerekecektir’ şeklinde konuşarak, Finlandiya'nın planının ‘yüzde 50'nin
altında’ başarı şansı olduğunu ifade etti. Colonna sözlerine şöyle
devam etti: ‘Hiç kimsenin sürecin kesintiye uğramasından yana görüş
beyan ettiğini duymadım, hiçbir üye devlet bu yönde bir tutum
takınmamıştır. Olasılıklar, hiçbir şey yapmamak -ki biz bunu göz
önünde bulundurmuyoruz- ile hiç kimsenin arzu etmediği sürecin askıya
alınması arasında oldukça geniştir.’ En iyi şartlarda bu tartışmayı
hazırlamak için Fransız Bakan, 14-15 Aralık'ta ‘Avrupa Konseyi’nin
zirvesinde’ Ankara ile müzakerelerin yakın geleceğiyle ilgili olarak
Avrupa Komisyonu’nun tavsiyelerini sunmasını istedi." (14/11)
İNGİLTERE BASINI:
Reuters: "AB: Türkiye'nin
Kıbrıs Konusunda Bir Anlaşmayı Kabul Etmek İçin Sadece Üç Haftası Var":
"AB Dönem Başkanı Finlandiya'dan yapılan açıklamada, Türkiye'nin
Kıbrıs'la ticaret konusunda diplomatik bir anlaşmayı kabul etmek için
en fazla üç haftasının olduğu, aksi takdirde AB üyelik müzakereleri
açısından bir takım sonuçlarla karşı karşıya kalacağı bildirildi. AB
dışişleri bakanları, Türkiye'nin geçen yıl üyelik müzakerelerine
başladığından beri kaydettiği ilerlemeye dair önemli bir Komisyon
raporunu görüştükten sonra açıklamada bulunan Finlandiya Dışişleri
Bakanı Erkki Tuomioja, stratejik açıdan önem taşıyan Müslüman aday
ülkenin müzakerelerinde yaşanacak bir aksamayı önleme girişimlerine
dair kötümser bir değerlendirmede bulundu. Tuomioja, ‘Bir anlaşmaya
varamamamız da oldukça muhtemel. Başarısızlığın sonuçları hiç kimsenin
çıkarına olmayacaktır.’ dedi. Fransa'nın Avrupa İşlerinden Sorumlu
Bakanı Catherine Colonna, Tuomioja'nın bir anlaşmaya varılma şansını
yüzde 50'den az gördüğünü söyledi ve hiçbir AB üyesinin müzakerelerin
toptan kesilmesini istemediğini ve meselenin kısmi bir askıya almanın
kapsamıyla ilgili olduğunu belirtti. Tuomioja, AB liderlerinin
Türkiye'yle bir krizin 14-15 Aralık zirvesine hakim olmasını önlemekte
kararlı olduklarını, dolayısıyla meselenin bir şekilde zirve öncesinde
halledilmesi gerektiğini söyledi. Avusturya, Ankara'nın Kıbrıs konusunda
bir adım atmaması halinde Türkiye'nin üyelik görüşmelerine resmi
olmayan bir ‘ara’ verilmesi çağrısında bulundu ve İspanya bu durumda
gelecek yılki seçimler sonrasına kadar ‘saati durdurmanın’ daha iyi
olabileceğini bildirdi." (Ingrid Melander, Paul Taylor, 14/11)
İSPANYA BASINI:
ABC: "Türkiye... Reformlar
Patinaj Yapıyor":
"Avrupa Komisyonu’nun Türkiye'deki reformların gelişimi hakkındaki son
raporu, bu sürecin son aylarda yavaşladığına değiniyor ve Ankara
hükümetinin durumu düzeltmek için atması gereken adımlar hakkında
gerekli tavsiyeleri içeriyor. Ayrıca Türkiye'den, ifade özgürlüğünü
kısıtlamak için sürekli olarak kullanılan Ceza Kanunu'nun 301.
Maddesi'ni kaldırması ve dolaylı da olsa Kıbrıs Cumhuriyeti'ni
diplomatik olarak tanıma anlamına gelecek olan Ankara Protokolü'nü
onaylaması isteniyor. Bu tavsiyelerin dikkate alınmaması durumunda,
aralık ayındaki zirvede, bu davranışının müzakerelere yansıyıp
yansımayacağına karar verilecek. (…) Türkiye, AB üyesi birçok ülkenin
kamuoyunun hassasiyetinin hesaba katılmadığı bir süreçten geçerek
katılım adaylığı statüsünü aldı. AB, sözlerinin arkasında durmalı, ancak
Türkiye'nin de verdiği sözleri yerine getirmesini talep etme konusunda
da kararlı olmalı. Türkiye, büyük bir ülke ve görünen o ki, sadece
coğrafik yakınlıktan kaynaklansa da, kendi geleceği ve AB'deki geleceği
birbirine açıkça bağlı. Bununla birlikte, Türkiye farklı dini ve
kültürel bir çevreye ait olduğu için, AB'ye giden yol ile ‘medeniyetler
diyalogu’ kavramını karıştırmak mantıklı olmaz. Avrupa projesi
etrafında toplanan tüm ülkelerin yaptığı gibi, Türkiye de, temel ve
evrensel addettiğimiz demokratik ve sosyal değerleri diğer üyelerle
birlikte tam olarak paylaşmalı. Batı ve Doğu arasında ‘köprü’ konumunda
olduğu şeklindeki bilindik sözler, kısmen de olsa Avrupa'nın yabancı
olduğu bir gerçeğe demir atmakta ısrarla direnenlerin çekincelerini
ortadan kaldırmak için bulunabilecek en iyi bahane değildir. AB'ye
girişinin herkes için iyi olduğunu garanti etmek için Türkiye'nin
yapması gereken şey, kararlı bir şekilde yüzde yüz Avrupalı bir ülkeye
dönüşmektir." (13/11)
KIBRIS RUM BASINI:
Kıbrıs Haber Ajansı: "Papadopulos:
Hiçbir Ülke, Türkiye'nin AB Sürecinin Kesintiye Uğramasını İstemiyor":
"Cumhurbaşkanı Tassos Papadopulos, birçok ülkenin Türkiye'nin AB
süreciyle ilgili çekincelerinin olabileceğini ifade ederek, ‘Kesin olan
şu ki, tüm ülkeler, Türkiye'nin AB'ye karşı yükümlülüklerini yerine
getirmesini bir görev olarak görüyor. ancak hiçbir ülke Türkiye'nin AB
sürecinin kesintiye uğramasını istemiyor.’ dedi. Papadopulos, Avusturya
Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik'in Türkiye tarafından aralık ayına
kadar önemli bir gelişme olmazsa AB'nin üyelik müzakerelerini
‘durdurabileceği’ yönündeki açıklamasıyla ilgili olarak, ‘Bu zaman
içinde belli olacaktır’ yorumunu yaptı." (14/11)
YUNANİSTAN BASINI:
Atina
Haber Ajansı: "Bakoyanni: Atina Çabaların Hızlandırılmasını İstiyor":
"Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları Konseyi’nde Yunanistan'ı temsil
eden Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni, Atina'nın, AB Dönem Başkanı
Finlandiya'nın Kıbrıs sorunuyla ilgili çabalarını hızlandırmasını arzu
ettiğini, çünkü bu çabaların başarısızlıkla sonuçlanması durumunda,
AB'nin, gerekli sonuçları çıkarması için yeterli zamanı olması
gerektiğinin altını çizdi. Bakoyanni, ‘Biz, Finlandiya Başkanlığına
tanınacak sürenin 11 Aralık'taki Genel İşler Konseyi toplantısının
tarihine yakın olacak kadar uzun olmaması görüşündeyiz. Yani belli bir
noktadan sonra Finlandiya'nın önerisinin başarıya ulaşıp
ulaşmayacağının açıklık kazanması gerekir ki, Türkiye'nin Avrupa
perspektifinin nasıl geliştiğini daha esaslı bir şekilde görüşelim.’
dedi. Türkiye'nin Kıbrıs'a karşı sert tutumunda ısrar etmesi durumunda
bunun AB sürecini nasıl etkileyebileceğine şimdiden açıklık getirmek
istemeyen Bakoyanni, 25'lerde, AB'nin Türkiye'ye kapısını açtığını ve
ilişkilerin kesilmemesi için Ankara'nın yükümlülüklerini kabul etmesi
ve bunlara saygı duyması gerektiği yönünde genel bir görüş var.’ dedi."
(14/11)
NOT:
Bu bülten, 14 Kasım 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve
yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR