15.11.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ABD BASINI:

AP: "Dünya Ekonomi Forumu: Türkiye'nin Avrupa'ya Verebileceği Çok Şey Var": "Dünya Ekonomi Forumu'ndan  yapılan açıklamada, Avrupalı ülkelerin Türkiye'nin taşıdığı  risklerden ziyade AB'ye sunabileceklerine odaklanmaları  gerektiği ifade edildi. Hükümetler ve iş dünyasından liderler arasında bağlantı kuran bir kurum olan Dünya Ekonomi Forumu, Avrupa Birliği  ülkelerine, görece fakir, Müslüman Türkiye'nin getirebileceği sorunlarından çok, bu ülkenin uzun vadede getireceği faydalara odaklanmalarını tavsiye etti. Forumun Türkiye üzerine yayınladığı raporun  yazarlarından Thierry Malleret, ‘Çoğu kişi, Türkiye'nin  Avrupa açısından bir risk kaynağı olduğunu düşünüyor;  bunun tam tersi de mümkün.’ dedi. Raporda, Avrupa Birliği'ne üyelik için sorunlu bir  müzakere dönemi yaşayan Türkiye'yi entegre etmenin, Avrupa'nın  enerji güvenliğini iyileştireceği ve demografik çöküşün  üstesinden gelmesi için birliğe yardımcı olacağı belirtiliyor. Türkiye, Avrupa ile kıyaslandığında genç bir nüfusa  sahip ve bu da Avrupa'da yaşanabilecek iş gücü sıkıntısının  aşılmasına yardımcı olabilir. Raporda ayrıca, ‘Üyelik sürecindeki mevcut görüşmelerin  kısa vadedeki sonuçları ne olursa olsun, Avrupa ve Türkiye birbirine bağlıdır’ denildi." (14/11) 

Angus Reid Global Monitor: "Türkler, AB'ye Üyelik Sürecinden Bıktılar": "Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kuruluşu'nun  bir anketine göre, Türkiye'de yetişkinler, AB müzakerelerinin  gidişatından hoşnutsuzlar. Ankete katılanların yüzde 70'i,  AB'nin limanlar ve havaalanlarının açılması için baskısının  sürmesi durumunda, hükümetlerinin üyelik müzakerelerini askıya  alması gerektiğine inanıyor. AB, Ekim 2005'te, resmi olarak Türkiye ile üyelik  müzakerelerine başlamıştı. 16 Ekim tarihinde ilişkilerin  halihazırdaki durumunu değerlendiren AB'nin Genişlemeden  Sorumlu Komiseri Olli Rehn, ‘AB-Türkiye ilişkilerinde bazı  gerginliklerimiz bulunmaktadır ancak sorunları,  dramatikleştirerek çözemeyiz. Onun yerine, çözüm bulmak  için dikkatli ve azimli bir şekilde çalışmalıyız’ demişti. Avrupa Komisyonu, Türkiye ile ilgili tavsiyelerini,  aralık ayı ortasında açıklamayı öngörüyor. Dikkat çeken  ana noktalardan birisi, Türkiye'nin limanlarını ve  havaalanlarını Kıbrıs'ın Rum kesiminden gelen gemilere ve  uçaklara açmak istememesi. Ankete katılanların yüzde  63'ü, şimdiki sürtüşmeyle bir uzlaşmaya varılamayacağına  inanıyor."  (13/11)  

 

ALMANYA BASINI:

Frankfurter Allgemeine Zeitung: "Türkiye Müzakereleri Kesilmeyecek": "Türkiye muhtemelen, yıl sonuna kadar liman ve  havaalanlarını Kıbrıs Cumhuriyeti'nin gemi ve uçaklarına  açmasına yönelik talebi karşılamasa bile, AB ile katılım  müzakerelerinin durdurulmasından endişelenmek zorunda  kalmayacak. Federal Almanya Dışişleri Bakanı Steinmeier,  Brüksel'de, AB dışişleri bakanlarının  gerçekleştirdiği kapsamlı tartışmada, ‘hiç kimsenin’ bu  durumu savunduğunu duymadığını belirterek, meslektaşlarının  çoğunun, geçtiğimiz yıllarda atılan reform adımlarının,  kısa vadeli taleplerle riske atılmaması gerektiği görüşünde  olduğunu söyledi.  AB Dönem Başkanlığı’nı yürüten Finlandiya'nın Dışişleri  Bakanı Tuomioja da, hükümetinin, bir uzlaşı bulunması  yönündeki çabalarını sürdüreceğini belirtti. Ancak  Finlandiya'nın, AB devlet ve hükümet başkanlarının bir  araya geleceği aralık ayındaki zirvenin bir ‘Türkiye  Zirvesi’ olmasını istemediğini söyleyen Tuomioja, Ankara  ile bir uzlaşının mümkün olup olmadığının bunun öncesinde  bilineceğini ifade etti." (Horst Bacia, 13/11)  

 

AVUSTURYA BASINI:

Oberösterreichische Nachrichten: "Dürüst Olmayan Siyaset": "Yıllardır AB'nin Türkiye konusunda net bir çizgi  tutturamadığı görülüyor. Türkiye'nin yaptığı reformlara  rağmen hukuk devleti, basın ve inanç özgürlüğü gibi  alanlarda önemli eksiklikler olduğu sadece açıklanan  son ilerleme raporundan dolayı anlaşılmadı. Kıbrıs  konusunun büyük bir sorun haline geleceği de AB  tarafından biliniyordu. Buna rağmen AB, hiçbir zaman doğru kararlar vermedi:  Büyük şüphelere rağmen 2004 yılında üyelik müzakerelerine  başlanması konusunda olduğu gibi. Önceki yıl Türkiye'ye  tam üyeliğe alternatif önermeye yanaşmaması konusunda  olduğu gibi. Şimdi eksiklikler nedeniyle AB siyasilerinin müzakereleri durdurma tavsiyesini göze alamaması gibi. Böyle bir siyaset, sorunları gördüğü, ancak gerekeni  yapmadığı için kendi içinde dürüst değildir: Böylece durum  git gide daha karmaşık bir hal alır. Ayrıca bu tutum,  Ankara'ya karşı da dürüstçe değildir: Gerçi Brüksel, her  defasında Ankara'ya yeşil ışık yaksa da, her yeni ilerleme  raporu esnasında AB tarafından teşhir ediliyor." (Heinz Niederleitner, 14/11)

 

Der Standard: "Plassnik Türkiye Müzakerelerine 'Ara Verilmesini' İstiyor": "Türkiye şu sıralar, Ankara protokolü olarak adlandırılan  anlaşmayı hayata geçirmeyi ve böylelikle AB üyesi Kıbrıs'a  limanlarını açmayı düşünmüyor. Bu tutum, AB'nin vermiş olduğu  ‘yarım yamalak bir söz’ ile gerekçelendiriliyor: AB'nin hükümet  liderleri, verdikleri sözde, Kıbrıs'ın kuzey kesiminin adanın birleşmesinden yana olması karşılığında, AB'nin izolasyonlara son vereceğini söylemişlerdi. Kıbrıslı Rumların adanın  birleşmesine yönelik ‘hayır’ı, bunu imkansız kıldı; bu da,   Türkiye'nin Kıbrıs meselesinde adım atmamasına neden oldu. Bu yüzden Avusturya, Ankara ile üyelik müzakerelerine  ara verilmesini istiyor. Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula  Plassnik, Brüksel'deki AB Dışişleri Bakanları toplantısında, Türkiye tarafından ‘açık bir adımın’  gelmemesi durumunda, ‘bir ara verilmesinin akıllıca  olabileceğini’ açıkladı. Daha şimdiden, AB'nin Türkiye  müzakereleri ‘fiili bir durma noktasına’ gelmiştir. Plassnik, Türk tarafından, Ankara Protokolü’nün hayata  geçirilmesi konusunda ‘açık bir isteksizlik’ geldiğini ifade  etti.  Avrupalı devlet ve hükümet liderlerinin,  ‘Türkiye ile müzakerelerin tamamen mi, yoksa kısmen mi askıya  alınması gerektiği’ konusunda karara varmaları gerekir.  Avusturya'nın bu konudaki tavrının sorulması üzerine Plassnik,  ‘Bu konuda bir şey söylemek için henüz çok erken’ diye cevap  verdi. AB Dış İlişkiler Komiseri Benita Ferrero-Waldner, geçen  hafta AB makamları içerisinde Türkiye'yle ilgili ‘çok sert  tartışmaların’ meydana geldiğini söyledi. Öte yandan Ticaret Odası Başkanı Christoph Leitl, Türkiye'nin AB katılımına karşı olduğunu beyan etti. Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik, Kıbrıs  sorununda belirgin bir hamlenin gelmemesi durumunda, bundan  sonra, Türkiye ile üyelik müzakereleri konusunda bir mola verilmesinden yana görüş belirtecek." (Michael Moravec, 14/11)  

Kurier: "AB Perspektifi 'Türkiye'nin İyiliği İçin'":  

            "SORU: Türkiye'nin AB perspektifi... 

            BARTHOLOMEOS: Bunu daha başından beri içtenlikle  destekliyoruz, çünkü bu, bir yandan Türkiye'nin iyiliğine  olacak, öte yandan katılım ile azınlıkların sorunları  çözülecek. Ancak AB, üyelik şartlarının çok yavaş uygulamaya  geçirildiğini kaydediyor. Dini farklılıklar bir engel olarak  değil, karşılıklı kazanç olarak görülmeli." (Walter Friedl, İstanbul'daki Fener Patriği I. Bartholomeos  ile yapılan mülakat, 14/11)  

 

BELÇİKA BASINI:

Belga: "De Gucht: Türkiye ile Üyelik Müzakerelerinin Kesilmesi Tam Bir Felaket Olur": "Belçika Dışişleri Bakanı Karel De Gucht, Avrupalı mevkidaşlarıyla yaptığı bir toplantı sonrasında,  ‘Türkiye ile üyelik müzakerelerinin kesilmesi tam bir felaket   olurdu’ diye konuştu. Belçika Dışişleri Bakanı 25'lerin Brüksel'de yaptıkları  toplantı sonrasında düzenlenen basın toplantısında, Avrupa'nın Türkiye'ye genişlemesinin Romanya ve Bulgaristan ile  karşılaştırılamayacağını söyledi. Bakan De Gucht, ‘İslamın   dünyada yükselişi, Orta Doğu'daki durum veya Avrupa'nın bir  küresel aktör olma iradesi de dikkate alındığında, Birliğin  Türkiye'ye genişlemesi jeostratejik bir genişlemedir’  şeklinde konuştu. De Gucht sözlerine, ‘Türkiye'ye yeni  kriterler empoze edilmesi gerektiğini söylemiyorum, ancak  yaklaşım farklı olmalıdır’ diye devam etti. Türkiye'ye yaptığı bir ziyaretten dönen Belçikalı  bakana göre, Ankara'da, 2004 Mayıs ayından bu yana Birliğin  üyesi olan Kıbrıslılara yönelik bir tutum değişikliğini   benimseyecek bir parlamento çoğunluğu bulunmuyor. Belçikalı bakan Türkiye ile olabilecek bir ‘korkunç  Kesinti’yi önlemek için başta Kıbrıslılar olmak üzere  büyük bir esneklik gösterilmesi gerektiğini savunuyor." (13/11) 

 

FRANSA BASINI:

AFP: "Türkiye-AB... Kıbrıs, Müzakerelerin Kısmen Askıya Alınmasından Yana": "Kıbrıs Rum Dışişleri  Bakanı Yorgo Lillikas, Brüksel'de yaptığı açıklamada,  Lefkoşa'nın, Türkiye'nin AB'ye üyelik müzakerelerinin  çok sınırlı değil, ancak kısmen askıya alınmasını  destekleyeceğini söyledi. Bakan, Kıbrıs konusunda taahhütlerine riayet  etmediğinden ve özellikle limanlarını Kıbrıs Rum  gemilerine açmadığından yakınılan Ankara karşısında,  ‘Bugün iki tane uç tavır vardır. Sadece makul başlıkların  (AB-Türkiye gümrük birliği) askıya alınmasını söyleyen  bir ekol var. Bir de bütün başlıkların dondurulmasını  söyleyen ekol var. Bu fikirlerin ne birini ne de  diğerini destekliyoruz.’ dedi." (14/11)

 

AFP: "Fransa, Türkiye-AB Müzakereleri Konusunda Ankara'yı Uyardı": "Fransa'nın Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Catherine Colonna, yaptığı açıklamada  Türkiye'yi uyardı ve bu ülkenin, Kıbrıs ile ilgili  taahhütlerine uymamasının AB'ye üyelik müzakereleri üzerinde  olumsuz sonuçlar doğurabileceğini söyledi. AB dışişleri bakanları toplantısı sonunda düzenlediği  basın toplantısında Colonna, ‘Eğer hiçbir ilerleme  kaydedilmezse, müzakereler hiçbir şey olmamış gibi süremez,  bu bir gerçek.’ dedi. Bakan, Kıbrıs konusunda bir uzlaşı bulmaya çalışan AB  Dönem Başkanı Finlandiya'nın çabalarına rağmen, ‘zor bir  varsayıma hazırlıklı olmalıyız, bu varsayım şudur: hiçbir  ilerleme gerçekleşememesi durumunda Avrupa Konseyi’nin bundan  sonuçlar çıkarması gerekecektir’ şeklinde konuşarak,  Finlandiya'nın planının ‘yüzde 50'nin altında’ başarı şansı  olduğunu ifade etti. Colonna sözlerine şöyle devam etti: ‘Hiç kimsenin sürecin  kesintiye uğramasından yana görüş beyan ettiğini duymadım,  hiçbir üye devlet bu yönde bir tutum takınmamıştır.  Olasılıklar, hiçbir şey yapmamak -ki biz bunu göz önünde  bulundurmuyoruz- ile hiç kimsenin arzu etmediği sürecin askıya  alınması arasında oldukça geniştir.’ En iyi şartlarda bu tartışmayı hazırlamak için Fransız  Bakan, 14-15 Aralık'ta ‘Avrupa Konseyi’nin zirvesinde’ Ankara  ile müzakerelerin yakın geleceğiyle ilgili olarak Avrupa  Komisyonu’nun tavsiyelerini sunmasını istedi." (14/11) 

 

İNGİLTERE BASINI:

Reuters: "AB: Türkiye'nin Kıbrıs Konusunda Bir Anlaşmayı Kabul Etmek İçin Sadece Üç Haftası Var": "AB Dönem Başkanı Finlandiya'dan yapılan açıklamada,  Türkiye'nin Kıbrıs'la ticaret konusunda diplomatik bir  anlaşmayı kabul etmek için en fazla üç haftasının olduğu,  aksi takdirde AB üyelik müzakereleri açısından bir takım  sonuçlarla karşı karşıya kalacağı bildirildi. AB dışişleri bakanları, Türkiye'nin geçen yıl üyelik  müzakerelerine başladığından beri kaydettiği ilerlemeye  dair önemli bir Komisyon raporunu görüştükten sonra  açıklamada bulunan Finlandiya Dışişleri Bakanı Erkki  Tuomioja, stratejik açıdan önem taşıyan Müslüman aday  ülkenin müzakerelerinde yaşanacak bir aksamayı önleme  girişimlerine dair kötümser bir değerlendirmede bulundu. Tuomioja, ‘Bir anlaşmaya varamamamız da oldukça  muhtemel. Başarısızlığın sonuçları hiç kimsenin çıkarına  olmayacaktır.’ dedi.  Fransa'nın Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Catherine  Colonna, Tuomioja'nın bir anlaşmaya varılma şansını yüzde  50'den az gördüğünü söyledi ve hiçbir AB üyesinin  müzakerelerin toptan kesilmesini istemediğini ve meselenin  kısmi bir askıya almanın kapsamıyla ilgili olduğunu belirtti. Tuomioja, AB liderlerinin Türkiye'yle bir krizin 14-15  Aralık zirvesine hakim olmasını önlemekte kararlı  olduklarını, dolayısıyla meselenin bir şekilde zirve  öncesinde halledilmesi gerektiğini söyledi. Avusturya, Ankara'nın Kıbrıs konusunda bir adım  atmaması halinde Türkiye'nin üyelik görüşmelerine resmi  olmayan bir ‘ara’ verilmesi çağrısında bulundu ve İspanya  bu durumda gelecek yılki seçimler sonrasına kadar ‘saati  durdurmanın’ daha iyi olabileceğini bildirdi." (Ingrid Melander, Paul Taylor, 14/11)

  

İSPANYA BASINI:

ABC: "Türkiye... Reformlar Patinaj Yapıyor": "Avrupa Komisyonu’nun Türkiye'deki reformların gelişimi hakkındaki son raporu, bu sürecin son aylarda yavaşladığına  değiniyor ve Ankara hükümetinin durumu düzeltmek için atması gereken adımlar hakkında gerekli tavsiyeleri içeriyor. Ayrıca Türkiye'den, ifade özgürlüğünü kısıtlamak için sürekli olarak kullanılan Ceza Kanunu'nun 301. Maddesi'ni kaldırması ve  dolaylı da olsa Kıbrıs Cumhuriyeti'ni diplomatik olarak  tanıma anlamına gelecek olan Ankara Protokolü'nü onaylaması isteniyor. Bu tavsiyelerin dikkate alınmaması durumunda,  aralık ayındaki zirvede, bu davranışının müzakerelere yansıyıp yansımayacağına karar verilecek. (…) Türkiye, AB üyesi birçok ülkenin kamuoyunun  hassasiyetinin hesaba katılmadığı bir süreçten geçerek  katılım adaylığı statüsünü aldı. AB, sözlerinin arkasında durmalı, ancak Türkiye'nin de verdiği sözleri yerine  getirmesini talep etme konusunda da kararlı olmalı. Türkiye, büyük bir ülke ve görünen o ki, sadece coğrafik yakınlıktan kaynaklansa da, kendi geleceği ve  AB'deki geleceği birbirine açıkça bağlı. Bununla birlikte, Türkiye farklı dini ve kültürel bir çevreye ait olduğu  için, AB'ye giden yol ile ‘medeniyetler diyalogu’ kavramını  karıştırmak mantıklı olmaz. Avrupa projesi etrafında  toplanan tüm ülkelerin yaptığı gibi, Türkiye de, temel ve  evrensel addettiğimiz demokratik ve sosyal değerleri diğer  üyelerle birlikte tam olarak paylaşmalı. Batı ve Doğu  arasında ‘köprü’ konumunda olduğu şeklindeki bilindik sözler,  kısmen de olsa Avrupa'nın yabancı olduğu bir gerçeğe demir  atmakta ısrarla direnenlerin çekincelerini ortadan kaldırmak  için bulunabilecek en iyi bahane değildir. AB'ye girişinin  herkes için iyi olduğunu garanti etmek için Türkiye'nin  yapması gereken şey, kararlı bir şekilde yüzde yüz  Avrupalı bir ülkeye dönüşmektir." (13/11)

  

KIBRIS RUM BASINI:

Kıbrıs Haber Ajansı: "Papadopulos: Hiçbir Ülke, Türkiye'nin AB Sürecinin Kesintiye Uğramasını İstemiyor": "Cumhurbaşkanı Tassos Papadopulos, birçok ülkenin  Türkiye'nin AB süreciyle ilgili çekincelerinin olabileceğini  ifade ederek, ‘Kesin olan şu ki, tüm ülkeler, Türkiye'nin  AB'ye karşı yükümlülüklerini yerine getirmesini bir görev  olarak görüyor. ancak hiçbir ülke Türkiye'nin AB sürecinin  kesintiye uğramasını istemiyor.’ dedi. Papadopulos, Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik'in Türkiye tarafından aralık ayına kadar önemli bir gelişme  olmazsa AB'nin üyelik müzakerelerini ‘durdurabileceği’  yönündeki açıklamasıyla ilgili olarak, ‘Bu zaman içinde  belli olacaktır’ yorumunu yaptı." (14/11)

 

YUNANİSTAN BASINI:

Atina Haber Ajansı: "Bakoyanni: Atina Çabaların Hızlandırılmasını İstiyor": "Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları Konseyi’nde  Yunanistan'ı temsil eden Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni,  Atina'nın, AB Dönem Başkanı Finlandiya'nın Kıbrıs sorunuyla  ilgili çabalarını hızlandırmasını arzu ettiğini, çünkü bu  çabaların başarısızlıkla sonuçlanması durumunda, AB'nin,  gerekli sonuçları çıkarması için yeterli zamanı olması  gerektiğinin altını çizdi. Bakoyanni, ‘Biz, Finlandiya Başkanlığına tanınacak sürenin 11 Aralık'taki Genel İşler Konseyi toplantısının tarihine yakın olacak kadar uzun olmaması görüşündeyiz.  Yani belli bir noktadan sonra Finlandiya'nın önerisinin  başarıya ulaşıp ulaşmayacağının açıklık kazanması gerekir ki, Türkiye'nin Avrupa perspektifinin nasıl geliştiğini daha  esaslı bir şekilde görüşelim.’ dedi. Türkiye'nin Kıbrıs'a karşı sert tutumunda ısrar etmesi durumunda bunun AB sürecini nasıl etkileyebileceğine şimdiden açıklık getirmek istemeyen Bakoyanni, 25'lerde, AB'nin  Türkiye'ye kapısını açtığını ve ilişkilerin kesilmemesi için  Ankara'nın yükümlülüklerini kabul etmesi ve bunlara saygı  duyması gerektiği yönünde genel bir görüş var.’ dedi." (14/11)

 

 

 

             

 

NOT: Bu bülten, 14 Kasım 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

 

 

 

ESKİ SAYILAR