17.11.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ABD BASINI:

Amerika'nın Sesi Radyosu: "Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne Üyelik Sürecinde 'Tren Kazası' Yaşanacak mı?": "Türkiye-AB müzakere sürecinde ‘tren kazası’ benzetmesini pek beğenmediğini söyleyen Washington'daki Avrupa  Komisyonu Temsilciliği Siyasi İşler Danışmanı Jonathan  Davidson, üyelik sürecinde yaşanan  sorunların bu derece kötü bir sonuç vereceğini sanmadığını belirtti, ancak yine de yaşanan sorunların görmezden gelinemeyeceği uyarısında bulundu. Washington Enstitüsü’nde bir konuşma yapan Davidson, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliğinin, Türkiye için olduğu kadar Birlik için de önemli olduğunu kaydetti.  Türkiye'nin stratejik konumu, enerji sevkiyatındaki rolü, Orta Doğu, Orta Asya ve Kafkaslar'a köprü olması yüzünden üyeliğinin Avrupa Birliği'nin çıkarına olduğunu söyleyen  Davidson, ayrıca nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan laik  ve demokratik bir cumhuriyetin Birlik üyesi olmasının  önemini hatırlattı.  Davidson, 8 Kasım tarihinde yayımlanan Türkiye İlerleme Raporu’nun, basına yansıdığı gibi olumsuz  olmadığını, Türkiye'nin kaydettiği ilerlemeleri takdir  ettiğini, konuya tarafsız ve gerçekçi bir şekilde  yaklaştığını söyledi. Ancak bazı sorunların da görmezden  gelinemeyeceğini belirtti. Davidson, Kıbrıs konusunda şu açıklamaları yaptı:  ‘Türkiye, Gümrük Birliği’ne bütün Birlik üyelerinin dahil  edilmesini öngören Ek Protokol'ü imzaladı. Buna Kıbrıs da dahil. Ancak Türkiye, Ek Protokol'ü henüz uygulamaya  koymadı. Avrupa Birliği'nin bu konudaki görüşü açık ve net. O görüşte şu: Türkiye, Ek Protokol'ü imzaladığı için  limanlarını ve havaalanlarını Kıbrıs bandıralı gemilere  ve uçaklara açmakla yükümlü. Biz, konuyu bu yıl içinde  değerlendirebileceğimizi açıkça belirtmiştik. Bunun  gerçekleşmemesinin bazı sonuçları olacak. Komisyon  raporunda, Türkiye'nin Ek Protokol'ü bu yıl içinde  uygulamakla yükümlü olduğu hatırlatılıyor. Bütün sorunlara rağmen Washington'daki Avrupa  Komisyonu Temsilciliği’nin danışmanlarından Davidson,  Türkiye'nin tam üyeliğini kastederek, ‘hedefimizi  şaşırmayalım.’ dedi."  (Barış Ornarlı, 16/11)

 

 

ALMANYA BASINI:

Merkur: "Türkiye'nin Yeniden İslamlaştırılması": 

 

            "(…)

 

SORU: AB zirvesinde nasıl bir karar alınacak?

 

            BOCKLET: Aslında Türkiye Kıbrıs'ı tanıyana kadar  katılım müzakerelerinin askıya alınması gerekir. Bu çok  garip: Bir aday ülke, bir üye ülkeyi tanımayı ve o ülkeyi  tanıması için verilen süreye uymayı reddediyor. AB kendi  kendini ciddiye almalı.

 

            SORU: Merkel, Türkiye sorunundaki hayır cevabında  kalacak mı?

 

            BOCKLET: Bunun arkasında durmadığına dair ipuçlarım  yok. Ancak Merkel'in koalisyon anlaşmasını dikkate alması  gerekiyor. Tüm bu meseleyi kırmızı-yeşil açtı başımıza.  Üyelik süreci 1999 yılının aralık ayında gerçekleştirilen  Helsinki Zirvesi’nde başladı. Eğer Almanlar ‘hayır’ demiş  olsalardı, olay buralara kadar gelmezdi." (Alexander Weber, Almanya CSU Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Reinhold Bocklet ile yapılan mülakat, 16/11)

 

 

AVUSTURYA BASINI:

Die Presse: "Avusturyalıların Türkler ile Bir Sorunu Var": "Bütün şartlar ideal olsa bile, Avusturyalılar Türkiye'nin  AB'ye katılımını yine reddediyorlar. Bu, Viyana'daki Türkiye  Büyükelçiliği tarafından bir internet diyalogu çerçevesinde  gerçekleştirilen anketin sonucu. Ülkenin bütün siyasi ve  ekonomik kriterleri yerine getirmesi ve Türk işçilerin  Avusturya'ya akın etmemesi halinde bile, ankete katılanların  yüzde 58'i katılıma karşı çıkıyor. Büyükelçi Selim Yenel, internet anketinin belirleyici olmamasına  karşın, ‘önemli bir sinyal’ olduğu görüşünde. Yenel, olumsuz  havaya karşılık verebilmek için çıkış noktaları arıyor ve  burada yaşayan Türklerin entegrasyonunun olasılıklardan biri  olabileceğine işaret ediyor. Ankete katılanların yüzde 50'si  göçmenlerin entegre olmak istememelerini eleştiriyor. Yenel,  buraya göç eden Türklere mutlaka Almanca öğrenmeleri için  çağrıda bulunuyor. Ankete katılanların yüzde 19'u, sorunun  Avusturyalıların yabancılara karşı takındığı olumsuz tavırdan kaynaklandığı görüşünde." (Wolfgang Böhm, 16/11)

 

Kurier: "Türkiye, Kıbrıs Konusunda Kendisine 'Şantaj Yapılmasına' İzin Vermiyor": "Türkiye, Kıbrıs konusundaki tutumunu değiştirmeyecek.  Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, uluslararası  alanda tanınmayan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin  ‘Cumhuriyet Bayramı’ vesilesiyle yaptığı bir konuşmada  bu yönde bir açıklama yaptı ve hükümetin, AB'nin şantaj  yapmasına izin vermeyeceğini söyledi. AB, Türkiye'den aralık ayına kadar limanlarını ve  havaalanlarını Kıbrıs gemi ve uçaklarına açmasını istiyor.  Ankara ise bunun karşılığında Akdeniz adasının Türk  kesiminin izolasyonuna son verilmesini istiyor." (16/11)

 

 

AZERBAYCAN BASINI:

525. Gazete: "Yunanistan, Makedonya ve Türkiye'yi Tehdit Etti": "Yunanistan, Makedonya ve Türkiye'yi tehdit etti. APA  Ajansı'nın yaptığı habere göre, Yunanistan Başbakanı Kostas  Karamanlis, Üsküp ve Ankara ile olan anlaşmazlıkların  çözümlenmemesi halinde, Atina'nın, adı geçen ülkelerin AB'ye  entegrasyonlarını veto edeceğini bildirdi. Türkiye'nin, AB  ile ilişkilerinde yaklaşan ‘tren kazası’ndan kurtulması  konusunda düşünmesi ve deniz ile hava limanlarını Rum  kesimine açması gerektiğini ifade eden Karamanlis, ‘Türkiye,  Rum kesimi de dahil, AB çerçevesinde aldığı yükümlülükleri  umursamazdan gelemez.’ dedi." (16/11)

 

 

FRANSA BASINI:

AFP: "Türk-Fransız İlişkileri Gündemde": "Türk Ordusu'nun Fransa ile askeri işbirliğini dondurma  kararı iki ülke ilişkilerini gerginleştirdi, ancak Paris  yönetimine göre, bu kararın etkileri sınırlı olmalı. Ermeni soykırımını inkar edenler hakkında cezai  takibata yol açan yasa tasarısının geçen eylül ayında Fransız  Parlamentosu’nda kabul edilmesine misilleme olarak alınan bu  karar, müzakere sürecinde Türkiye-AB ilişkilerini olumsuz  etkileyebilir. NATO diplomatları, yaptıkları açıklamada,  Türkiye'nin Fransa ile askeri işbirliğini dondurma kararının  ikili ilişkilerle sınırlı kalması ve bunun, İttifak'ın  işleyişini etkilememesi gerektiğini açıkladılar. Fransa Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jean Baptiste Mattei  ‘Bildiğim kadarıyla Türk yetkililer tarafından henüz resmi  bir bildiri yayımlanmadı.’ dedi. Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nde Türkiye  uzmanı olan Dorothee Schmid, ‘Fransa Türkiye'deki milliyetçi  kesim tarafından günah keçisi olarak görülüyor. Ancak aynı  durum AB'nin genişlemesi konusunda Türkler için de geçerli.’  dedi." (Christophe de Roquefeuil, 16/11)

 

AFP: "Rehn, Kıbrıslı Rumların Bir Talebini Üstü Kapalı Olarak Reddetti": "AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, yaptığı  açıklamada, AB ile Kıbrıslı Türklerin arasında doğrudan  ticaretin yeniden başlamasını, hayalet şehir Maraş sorununun  çözümü şartına bağlayan Kıbrıslı Rumların talebini üstü kapalı  olarak reddetti.  Strasbourg'da AB Komiseri, ‘Maraş sorunu, AB ile Kıbrıs  Türk toplumu arasında doğrudan ticaret başlatılmasından  başka bir konu.’ dedi. Rehn ‘Doğrudan ticaretin yeniden başlatılması bir Avrupa  sorunu, oysa Maraş sorunu BM'ye ve Kıbrıs sorununun genel  çözümüne bağlıdır.’ dedi." (16/11)

 

 

YUNANİSTAN BASINI:

Ethnos: "Türkiye Koşullara Uysun":

 

            "SORU: Sayın Başbakan, Komisyonun Türkiye'nin  katılım sürecine ilişkin raporu çok mu yoksa olması  gerektiği kadar mı sert?

 

            PRODİ: Komisyonda haleflerimin yaptıklarını  yorumlamaktan genelde kaçınırım. Ancak, Komisyonun raporu  yazarken zorlandığını söyleyebilirim. Büyük bir dikkatle  okudum. Rapor, müzakerelerin devamı için büyük sağgörü  gerektiren, çok karmaşık sorunları içeriyor.

 

            SORU: Siz, iyimserliğinizi koruyor musunuz?

 

            PRODİ: Sadece sağgörünün hakim olması koşuluyla.  Türkiye'nin katılımı gibi büyük kararları almak uzun zaman  gerektirir. Tarih açısından düşünmemiz gerekir.

 

            SORU: Ankara ile çok iyi ilişkileri olan Roma,  Gümrük Birliği’ne ilişkin yükümlüklerini yerine getirmesi  gerektiğini, Türkiye'ye izah etti mi?

 

            PRODİ: Sorunun bu cevabı gayet basit. Türkiye,  yükümlülüklerini yerine getirmediği takdirde, tam üye  olamayacak. Türkiye AB'ye katılmak için, Polonya ve tüm  diğer ülkelerin yaptığı gibi, koşullara saygı göstermesi  gerekir. Ancak, bir diğer sorun da Fransa'daki  referandumundan sonra, birçok Avrupa ülkesinin Türkiye'nin  adaylığına karşı daha tereddütlü bir tutum takınmalarıdır.  Bu nedenle de ben, tutumumuzun ne olacağını çok iyi düşünmek  için daha fazla zamana ihtiyacımız olduğu konusunda ısrar  ediyorum."  (D. Deliolanis, İtalya Başbakanı Romano Prodi ile yapılan mülakat, 16/11)

 

 

 

 

 

 

 

NOT: Bu bülten, 16 Kasım 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

 

 

 

 

ESKİ SAYILAR