ABD BASINI:
Amerika'nın Sesi Radyosu:
"Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne Üyelik Sürecinde 'Tren Kazası' Yaşanacak
mı?": "Türkiye-AB
müzakere sürecinde ‘tren kazası’ benzetmesini pek beğenmediğini söyleyen
Washington'daki Avrupa Komisyonu Temsilciliği Siyasi İşler Danışmanı
Jonathan Davidson, üyelik sürecinde yaşanan sorunların bu derece kötü
bir sonuç vereceğini sanmadığını belirtti, ancak yine de yaşanan
sorunların görmezden gelinemeyeceği uyarısında bulundu. Washington
Enstitüsü’nde bir konuşma yapan Davidson, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne
üyeliğinin, Türkiye için olduğu kadar Birlik için de önemli olduğunu
kaydetti. Türkiye'nin stratejik konumu, enerji sevkiyatındaki rolü,
Orta Doğu, Orta Asya ve Kafkaslar'a köprü olması yüzünden üyeliğinin
Avrupa Birliği'nin çıkarına olduğunu söyleyen Davidson, ayrıca
nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan laik ve demokratik bir cumhuriyetin
Birlik üyesi olmasının önemini hatırlattı. Davidson, 8 Kasım tarihinde
yayımlanan Türkiye İlerleme Raporu’nun, basına yansıdığı gibi olumsuz
olmadığını, Türkiye'nin kaydettiği ilerlemeleri takdir ettiğini, konuya
tarafsız ve gerçekçi bir şekilde yaklaştığını söyledi. Ancak bazı
sorunların da görmezden gelinemeyeceğini belirtti. Davidson, Kıbrıs
konusunda şu açıklamaları yaptı: ‘Türkiye, Gümrük Birliği’ne bütün
Birlik üyelerinin dahil edilmesini öngören Ek Protokol'ü imzaladı. Buna
Kıbrıs da dahil. Ancak Türkiye, Ek Protokol'ü henüz uygulamaya koymadı.
Avrupa Birliği'nin bu konudaki görüşü açık ve net. O görüşte şu:
Türkiye, Ek Protokol'ü imzaladığı için limanlarını ve havaalanlarını
Kıbrıs bandıralı gemilere ve uçaklara açmakla yükümlü. Biz, konuyu bu
yıl içinde değerlendirebileceğimizi açıkça belirtmiştik. Bunun
gerçekleşmemesinin bazı sonuçları olacak. Komisyon raporunda,
Türkiye'nin Ek Protokol'ü bu yıl içinde uygulamakla yükümlü olduğu
hatırlatılıyor. Bütün sorunlara rağmen Washington'daki Avrupa Komisyonu
Temsilciliği’nin danışmanlarından Davidson, Türkiye'nin tam üyeliğini
kastederek, ‘hedefimizi şaşırmayalım.’ dedi." (Barış Ornarlı,
16/11)
ALMANYA BASINI:
Merkur: "Türkiye'nin
Yeniden İslamlaştırılması":
"(…)
SORU:
AB zirvesinde nasıl bir karar alınacak?
BOCKLET:
Aslında Türkiye Kıbrıs'ı tanıyana kadar katılım müzakerelerinin askıya
alınması gerekir. Bu çok garip: Bir aday ülke, bir üye ülkeyi tanımayı
ve o ülkeyi tanıması için verilen süreye uymayı reddediyor. AB kendi
kendini ciddiye almalı.
SORU:
Merkel, Türkiye sorunundaki hayır cevabında kalacak mı?
BOCKLET:
Bunun arkasında durmadığına dair ipuçlarım yok. Ancak Merkel'in
koalisyon anlaşmasını dikkate alması gerekiyor. Tüm bu meseleyi
kırmızı-yeşil açtı başımıza. Üyelik süreci 1999 yılının aralık ayında
gerçekleştirilen Helsinki Zirvesi’nde başladı. Eğer Almanlar ‘hayır’
demiş olsalardı, olay buralara kadar gelmezdi." (Alexander Weber,
Almanya CSU Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Reinhold Bocklet ile yapılan
mülakat, 16/11)
AVUSTURYA BASINI:
Die Presse:
"Avusturyalıların Türkler ile Bir Sorunu Var":
"Bütün şartlar ideal olsa
bile, Avusturyalılar Türkiye'nin AB'ye katılımını yine reddediyorlar.
Bu, Viyana'daki Türkiye Büyükelçiliği tarafından bir internet diyalogu
çerçevesinde gerçekleştirilen anketin sonucu. Ülkenin bütün siyasi ve
ekonomik kriterleri yerine getirmesi ve Türk işçilerin Avusturya'ya
akın etmemesi halinde bile, ankete katılanların yüzde 58'i katılıma
karşı çıkıyor. Büyükelçi Selim Yenel, internet anketinin
belirleyici olmamasına karşın, ‘önemli bir sinyal’ olduğu görüşünde.
Yenel, olumsuz havaya karşılık verebilmek için çıkış noktaları arıyor
ve burada yaşayan Türklerin entegrasyonunun olasılıklardan biri
olabileceğine işaret ediyor. Ankete katılanların yüzde 50'si
göçmenlerin entegre olmak istememelerini eleştiriyor. Yenel, buraya göç
eden Türklere mutlaka Almanca öğrenmeleri için çağrıda bulunuyor.
Ankete katılanların yüzde 19'u, sorunun Avusturyalıların yabancılara
karşı takındığı olumsuz tavırdan kaynaklandığı görüşünde."
(Wolfgang Böhm, 16/11)
Kurier: "Türkiye, Kıbrıs
Konusunda Kendisine 'Şantaj Yapılmasına' İzin Vermiyor":
"Türkiye, Kıbrıs konusundaki tutumunu değiştirmeyecek. Dışişleri Bakanı
Abdullah Gül, uluslararası alanda tanınmayan Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti'nin ‘Cumhuriyet Bayramı’ vesilesiyle yaptığı bir konuşmada
bu yönde bir açıklama yaptı ve hükümetin, AB'nin şantaj yapmasına izin
vermeyeceğini söyledi. AB, Türkiye'den aralık ayına kadar limanlarını
ve havaalanlarını Kıbrıs gemi ve uçaklarına açmasını istiyor. Ankara
ise bunun karşılığında Akdeniz adasının Türk kesiminin izolasyonuna son
verilmesini istiyor." (16/11)
AZERBAYCAN BASINI:
525. Gazete: "Yunanistan,
Makedonya ve Türkiye'yi Tehdit Etti":
"Yunanistan, Makedonya ve
Türkiye'yi tehdit etti. APA Ajansı'nın yaptığı habere göre, Yunanistan
Başbakanı Kostas Karamanlis, Üsküp ve Ankara ile olan anlaşmazlıkların
çözümlenmemesi halinde, Atina'nın, adı geçen ülkelerin AB'ye
entegrasyonlarını veto edeceğini bildirdi. Türkiye'nin, AB ile
ilişkilerinde yaklaşan ‘tren kazası’ndan kurtulması konusunda düşünmesi
ve deniz ile hava limanlarını Rum kesimine açması gerektiğini ifade
eden Karamanlis, ‘Türkiye, Rum kesimi de dahil, AB çerçevesinde aldığı
yükümlülükleri umursamazdan gelemez.’ dedi." (16/11)
FRANSA BASINI:
AFP: "Türk-Fransız
İlişkileri Gündemde":
"Türk Ordusu'nun Fransa ile
askeri işbirliğini dondurma kararı iki ülke ilişkilerini
gerginleştirdi, ancak Paris yönetimine göre, bu kararın etkileri
sınırlı olmalı. Ermeni soykırımını inkar edenler hakkında cezai
takibata yol açan yasa tasarısının geçen eylül ayında Fransız
Parlamentosu’nda kabul edilmesine misilleme olarak alınan bu karar,
müzakere sürecinde Türkiye-AB ilişkilerini olumsuz etkileyebilir.
NATO diplomatları, yaptıkları açıklamada, Türkiye'nin Fransa ile
askeri işbirliğini dondurma kararının ikili ilişkilerle sınırlı kalması
ve bunun, İttifak'ın işleyişini etkilememesi gerektiğini açıkladılar.
Fransa Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jean Baptiste Mattei ‘Bildiğim
kadarıyla Türk yetkililer tarafından henüz resmi bir bildiri
yayımlanmadı.’ dedi. Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nde
Türkiye uzmanı olan Dorothee Schmid, ‘Fransa Türkiye'deki milliyetçi
kesim tarafından günah keçisi olarak görülüyor. Ancak aynı durum AB'nin
genişlemesi konusunda Türkler için de geçerli.’ dedi." (Christophe
de Roquefeuil, 16/11)
AFP: "Rehn, Kıbrıslı
Rumların Bir Talebini Üstü Kapalı Olarak Reddetti":
"AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, yaptığı açıklamada, AB
ile Kıbrıslı Türklerin arasında doğrudan ticaretin yeniden başlamasını,
hayalet şehir Maraş sorununun çözümü şartına bağlayan Kıbrıslı Rumların
talebini üstü kapalı olarak reddetti. Strasbourg'da AB Komiseri,
‘Maraş sorunu, AB ile Kıbrıs Türk toplumu arasında doğrudan ticaret
başlatılmasından başka bir konu.’ dedi. Rehn ‘Doğrudan ticaretin
yeniden başlatılması bir Avrupa sorunu, oysa Maraş sorunu BM'ye ve
Kıbrıs sorununun genel çözümüne bağlıdır.’ dedi." (16/11)
YUNANİSTAN BASINI:
Ethnos: "Türkiye Koşullara
Uysun":
"SORU:
Sayın Başbakan, Komisyonun Türkiye'nin katılım sürecine ilişkin raporu
çok mu yoksa olması gerektiği kadar mı sert?
PRODİ:
Komisyonda haleflerimin yaptıklarını yorumlamaktan genelde kaçınırım.
Ancak, Komisyonun raporu yazarken zorlandığını söyleyebilirim. Büyük
bir dikkatle okudum. Rapor, müzakerelerin devamı için büyük sağgörü
gerektiren, çok karmaşık sorunları içeriyor.
SORU: Siz,
iyimserliğinizi koruyor musunuz?
PRODİ:
Sadece sağgörünün hakim olması koşuluyla. Türkiye'nin katılımı gibi
büyük kararları almak uzun zaman gerektirir. Tarih açısından düşünmemiz
gerekir.
SORU:
Ankara ile çok iyi ilişkileri olan Roma, Gümrük Birliği’ne ilişkin
yükümlüklerini yerine getirmesi gerektiğini, Türkiye'ye izah etti mi?
PRODİ:
Sorunun bu cevabı gayet basit. Türkiye, yükümlülüklerini yerine
getirmediği takdirde, tam üye olamayacak. Türkiye AB'ye katılmak için,
Polonya ve tüm diğer ülkelerin yaptığı gibi, koşullara saygı
göstermesi gerekir. Ancak, bir diğer sorun da Fransa'daki
referandumundan sonra, birçok Avrupa ülkesinin Türkiye'nin adaylığına
karşı daha tereddütlü bir tutum takınmalarıdır. Bu nedenle de ben,
tutumumuzun ne olacağını çok iyi düşünmek için daha fazla zamana
ihtiyacımız olduğu konusunda ısrar ediyorum." (D. Deliolanis,
İtalya Başbakanı Romano Prodi ile yapılan mülakat, 16/11)
NOT:
Bu bülten, 16 Kasım 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve
yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR