ALMANYA BASINI:
Almanya'nın Sesi Radyosu:
"Çiçek: AB Verdiği Sözleri Yerine Getirsin":
"Avrupa Birliği’nin, Türkiye'ye, liman ve havaalanlarını Güney Kıbrıs'a
açması için 6 Aralık'a kadar süre tanımasının ardından hükümet bir
açıklama yaptı. Hükümet Sözcüsü ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek,
Türkiye'nin bu konudaki politikasının gayet net ve kararlı olduğunu
kaydetti. Bakanlar kurulu toplantısının ardından açıklama yapan Çiçek,
Avrupa Birliği’nin verdiği sözleri yerine getirmediğini söyledi. Avrupa
Birliği Dönem Başkanı Finlandiya'nın Başbakanı Vanhanen, Türkiye'nin 6
Aralık'a kadar liman ve havaalanlarını Rumlara açmasını, aksi takdirde
11 ve 12 Aralık'ta yapılacak Dışişleri Bakanları Toplantısında
müzakerelerin geleceğine ilişkin karar verileceğini bildirmişti."
(21/11)
Financial Times
Deutschland: "Avrupa Birliği, Türkiye'ye Kıbrıs Anlaşmazlığında İki
Hafta Süre Tanıyor":
"AB, Türkiye'ye liman ve havaalanlarını üye ülke Kıbrıs'ın gemi ve
uçaklarına açması için iki hafta süre tanıdı. AB Dönem Başkanı
Finlandiya'nın Başbakanı Vanhanen, Helsinki'de ‘Zaman daralıyor. Şayet
bir uzlaşı sağlanamaz ve Türkiye yükümlülüklerini yerine getirmezse,
AB'nin bu durumun üyelik sürecini nasıl etkileyeceğini gözden geçirmesi
gerekecek’ diye konuştu. Vanhanen somut olarak, Ankara'nın en geç 6
Aralık'a kadar adım atmasını talep ediyor. AB Komisyonu bu tarihte üye
devletlere, Türkiye ile katılım sürecinin nasıl devam edeceğine ilişkin
tavsiye kararını sunacak. Finlandiya'nın takvimine göre ardından
dışişleri bakanlarının 11 Aralık'ta, Türkiye ile ilgili siyasi bir
karar almaları öngörülüyor. Brüksel ve Helsinki'deki Avrupalı
politikacılar, Türk Hükümeti’nin zamana oynadığı ve aralık ayı
ortasında gerçekleşecek olan devlet ve hükümet başkanları zirvesinde
kendisi için kabul edilebilir bir uzlaşıyı pazarlık etmek istediği
sonucuna vardı. ‘Bir şeye açıklık getirmek istiyorum’ diyen Vanhanen,
‘Dönem Başkanlığı’nın, Türkiye konusunu aralık ayında toplanacak AB
Konseyi’nde ele almaya hiç niyeti yok’ diye konuştu." (Wolfgang
Proissl, Thomas Steinmann, 21/11)
Süddeutsche Zeitung: "Umut
Ertelendi": "AB,
Türkiye'ye, liman ve havaalanlarında Kıbrıs mallarına uyguladığı yasağa
son vermesi için artık sadece aralık başına kadar süre tanıyacak. Bu
kulağa, sanki Türkiye'yle ilgili dramın sonuna hızla yaklaşılıyormuş
gibi geliyor. Oysa olay çok basit. AB, aralık ortasındaki devlet ve
hükümet başkanları zirvesinde, ‘Türkiye'nin AB'ye ait olup olmadığı’
temel sorusunun, yeni baştan tartışılmasını engellemek istiyor.
Finlandiya Dönem Başkanlığı bu yüzden, Türkiye müzakerelerinin devamına
ilişkin kararın zirve öncesinde alınmasını istiyor. Ve bunun için
izlenecek rota da netleşmiş gözüküyor. Ankara'nın zamanında adım
atacağına AB'de artık hiç kimse inanmıyor. Türkiye ile görüşmelerin
buna rağmen kesilmemesi öngörülüyor. Sadece 35 müzakere başlığından,
ticari konuları ilgilendirenler açılmayacak. AB'nin ağırlıklı üyeleri,
inatçı aday Türkiye ile küçük ada Kıbrıs yüzünden şimdi büyük bir
ihtilaf yaşanmasını istemiyorlar. Bu, öncelikle de, 1 Ocak 2007'den
itibaren AB Dönem Başkanlığını üstlenecek olan Almanya için geçerli.
Avrupa'nın Orta Doğu politikası için ve güvenli enerji koridoru olarak
Türkiye'ye ihtiyacı var." (Christiane Schlötzer, 21/11)
AVUSTURYA BASINI:
Österreich: "Türkiye Boyun
Eğmeyecek": "Türk
siyasetinde pek az konuda birliktelik vardır, Kıbrıs da bu konulardan
biridir. Muhafazakarından liberaline kadar tüm partiler, AB'nin Kıbrıs
konusunda çifte standart uyguladığı görüşünde birleşiyorlar. Zira BM
barış planının Kuzey Kıbrıs tarafından kabul edilmesi halinde
uluslararası alanda tanınmayan Kuzey Kıbrıs'a uygulanan tüm
izolasyonların kaldırılacağı sözünü veren AB idi. Kıbrıs Rum tarafı
şimdi hem verilen bu sözün yerine getirilmesini, hem de Türkiye'nin AB
üyeliğini bloke ediyor. Bu durumda AB, üyeliği Kıbrıs sorununa
bağlarsa, hem Türkiye'deki inanılırlığını, hem de insan hakları ve
demokrasi gibi önemli konularda yapılacak reformlardaki manivela
işlevini yitirecektir." (Patrik Volf, 21/11)
Der Standard: "Katılım
Testi":
"AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn birkaç ay önce durumu
şöyle tanımlamıştı: ‘AB ile Türkiye birbirlerine doğru hızla ilerleyen
iki trene benziyor. Siyasi bir 'çapışma'nın eşiğindeyiz. Brüksel'in
verdiği ültimatom ile bu olasılık daha da güçlenmiş oldu. Türkiye'nin
katılım sürecini tehlikesiz rayların üzerine oturtmak için çok az zaman
kaldı. Erdoğan hükümeti geçtiğimiz yıllarda katılım süreci için muazzam
çabalar göstermiş olmasına rağmen, durumun düzelme şansı pek yok gibi.
Aralarında iktidardaki AK Parti'nin seçmenleri de bulunan birçok Türkün
karşı çıkmasına rağmen, yargı reformuna hız veriliyor, ordunun nüfuzu
kısıtlanıyor, ekonomik yapıda değişiklikler yapılıyor. 2001 yılının
krizli Türkiye'sinin yerini, hem ekonomik hem de siyasi reformlar
açısından patlama gösteren bir Türkiye aldı. AB Komisyonunun eleştirel
İlerleme Raporu'nda işaret edilen eksikliklerin (ifade ve din özgürlüğü
gibi) çoğu büyük bir olasılıkla er geç telafi edilecek. Ancak katılım
sürecinin tümü için bir test niteliğinde olan tek konu, hala Kıbrıs
sorunu. Ankara katılmak istediği Birliğin bir üyesini tanımamakta
direnemez." (Christoph Prantner, 21/11)
FRANSA BASINI:
Dernieres Nouvelles
D'alsace: "Türkiye'ye Ültimatom":
"AB Dönem Başkanı Finlandiya'dan yapılan açıklamada, Türkiye'ye tam
anlamıyla bir ultimatom verildi: Ankara yönetiminin Kıbrıs konusundaki
taahhütlerine -Havaalanları ve limanlarını Kıbrıslı Rum gemi ve
uçaklarına açması- 6 Aralık tarihine kadar uymaması durumunda 25'lerin
dışişleri bakanları 11 Aralık'ta Türkiye ile müzakerelerin askıya
alınması konusunu gündeme getirecek. Türkiye, Gümrük Birliği
Anlaşması'nı AB'ye 2004'te giren 10 yeni ülkeye genişlettiği yönündeki
Ek Protokolü 2005 yılının Haziran ayında imzaladı. Ancak Ankara
yönetimi, anlaşmayı Kıbrıslı Rumlara genişletmeyi, Kıbrıs Türk kesimine
uygulanan ambargonun kaldırılması koşuluyla kabul edeceğini belirtiyor.
Türkiye'nin bu konuda 6 Aralık tarihine kadar AB Dönem Başkanı
Finlandiya'ya olumlu bir cevap verme ihtimali düşük gibi görünüyor.
Bazı başlıklar askıya alınabilir ya da geçikme yaşanabilir, ancak
Türkiye ve birçok AB ülkesi arasındaki sıkı ticari ilişkiler göz önünde
bulundurulursa müzakerelerin dondurulması pek mümkün görünmüyor."
(21/11)
NOT:
Bu bülten, 21 Kasım 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve
yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR