22.11.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ALMANYA BASINI:

Almanya'nın Sesi Radyosu: "Çiçek: AB Verdiği Sözleri Yerine Getirsin": "Avrupa Birliği’nin, Türkiye'ye, liman ve havaalanlarını Güney Kıbrıs'a açması için 6 Aralık'a kadar süre tanımasının ardından hükümet bir açıklama yaptı. Hükümet Sözcüsü ve Adalet  Bakanı Cemil Çiçek, Türkiye'nin bu konudaki politikasının  gayet net ve kararlı olduğunu kaydetti. Bakanlar kurulu  toplantısının ardından açıklama yapan Çiçek, Avrupa Birliği’nin verdiği sözleri yerine getirmediğini söyledi. Avrupa Birliği Dönem Başkanı Finlandiya'nın Başbakanı  Vanhanen, Türkiye'nin 6 Aralık'a kadar liman ve havaalanlarını Rumlara açmasını, aksi takdirde 11 ve 12 Aralık'ta yapılacak  Dışişleri Bakanları Toplantısında müzakerelerin geleceğine  ilişkin karar verileceğini bildirmişti." (21/11)

 

Financial Times Deutschland: "Avrupa Birliği, Türkiye'ye Kıbrıs Anlaşmazlığında İki Hafta Süre Tanıyor": "AB, Türkiye'ye liman ve havaalanlarını üye ülke Kıbrıs'ın  gemi ve uçaklarına açması için iki hafta süre tanıdı. AB Dönem  Başkanı Finlandiya'nın Başbakanı Vanhanen, Helsinki'de ‘Zaman daralıyor. Şayet bir uzlaşı sağlanamaz ve Türkiye  yükümlülüklerini yerine getirmezse, AB'nin bu durumun üyelik  sürecini nasıl etkileyeceğini gözden geçirmesi gerekecek’  diye konuştu. Vanhanen somut olarak, Ankara'nın en geç 6 Aralık'a  kadar adım atmasını talep ediyor. AB Komisyonu bu tarihte  üye devletlere, Türkiye ile katılım sürecinin nasıl devam  edeceğine ilişkin tavsiye kararını sunacak. Finlandiya'nın  takvimine göre ardından dışişleri bakanlarının 11 Aralık'ta,  Türkiye ile ilgili siyasi bir karar almaları öngörülüyor. Brüksel ve Helsinki'deki Avrupalı politikacılar, Türk  Hükümeti’nin zamana oynadığı ve aralık ayı ortasında  gerçekleşecek olan devlet ve hükümet başkanları zirvesinde  kendisi için kabul edilebilir bir uzlaşıyı pazarlık etmek  istediği sonucuna vardı. ‘Bir şeye açıklık getirmek istiyorum’ diyen Vanhanen,  ‘Dönem Başkanlığı’nın, Türkiye konusunu aralık ayında  toplanacak AB Konseyi’nde ele almaya hiç niyeti yok’ diye  konuştu."  (Wolfgang Proissl, Thomas Steinmann, 21/11)

 

Süddeutsche Zeitung: "Umut Ertelendi": "AB, Türkiye'ye, liman ve havaalanlarında Kıbrıs  mallarına uyguladığı yasağa son vermesi için  artık sadece  aralık başına kadar süre tanıyacak. Bu kulağa, sanki  Türkiye'yle ilgili dramın sonuna hızla yaklaşılıyormuş  gibi geliyor. Oysa olay çok basit. AB, aralık ortasındaki  devlet ve hükümet başkanları zirvesinde, ‘Türkiye'nin AB'ye  ait olup olmadığı’ temel sorusunun, yeni baştan tartışılmasını  engellemek istiyor. Finlandiya Dönem Başkanlığı bu yüzden, Türkiye  müzakerelerinin devamına ilişkin kararın zirve öncesinde  alınmasını istiyor. Ve bunun için izlenecek rota da  netleşmiş gözüküyor. Ankara'nın zamanında adım atacağına  AB'de artık hiç kimse inanmıyor. Türkiye ile görüşmelerin buna rağmen kesilmemesi öngörülüyor. Sadece 35 müzakere  başlığından, ticari konuları ilgilendirenler açılmayacak.  AB'nin ağırlıklı üyeleri, inatçı aday Türkiye ile küçük  ada Kıbrıs yüzünden şimdi büyük bir ihtilaf yaşanmasını  istemiyorlar. Bu, öncelikle de, 1 Ocak 2007'den itibaren  AB Dönem Başkanlığını üstlenecek olan Almanya için geçerli.   Avrupa'nın Orta Doğu politikası için ve güvenli enerji  koridoru olarak Türkiye'ye ihtiyacı var." (Christiane Schlötzer, 21/11)

 

 

AVUSTURYA BASINI:

Österreich: "Türkiye Boyun Eğmeyecek": "Türk siyasetinde pek az konuda birliktelik vardır,  Kıbrıs da bu konulardan biridir. Muhafazakarından liberaline  kadar tüm partiler, AB'nin Kıbrıs konusunda çifte standart  uyguladığı görüşünde birleşiyorlar. Zira BM barış planının  Kuzey Kıbrıs tarafından kabul edilmesi halinde uluslararası  alanda tanınmayan Kuzey Kıbrıs'a uygulanan tüm izolasyonların kaldırılacağı sözünü veren AB idi. Kıbrıs Rum tarafı şimdi  hem verilen bu sözün yerine getirilmesini, hem de Türkiye'nin  AB üyeliğini bloke ediyor. Bu durumda AB, üyeliği Kıbrıs  sorununa bağlarsa, hem Türkiye'deki inanılırlığını, hem de  insan hakları ve demokrasi gibi önemli konularda yapılacak  reformlardaki manivela işlevini yitirecektir." (Patrik Volf, 21/11)

 

Der Standard: "Katılım Testi": "AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn  birkaç ay önce durumu şöyle tanımlamıştı: ‘AB ile Türkiye  birbirlerine doğru hızla ilerleyen iki trene benziyor.  Siyasi bir 'çapışma'nın eşiğindeyiz. Brüksel'in verdiği  ültimatom ile bu olasılık daha da güçlenmiş oldu.  Türkiye'nin katılım sürecini tehlikesiz rayların üzerine  oturtmak için çok az zaman kaldı. Erdoğan hükümeti  geçtiğimiz yıllarda katılım süreci için muazzam çabalar  göstermiş olmasına rağmen, durumun düzelme şansı pek yok  gibi. Aralarında iktidardaki AK Parti'nin seçmenleri de  bulunan birçok Türkün karşı çıkmasına rağmen, yargı  reformuna hız veriliyor, ordunun nüfuzu kısıtlanıyor,  ekonomik yapıda değişiklikler yapılıyor. 2001 yılının  krizli Türkiye'sinin yerini, hem ekonomik hem de siyasi  reformlar açısından patlama gösteren bir Türkiye aldı.  AB Komisyonunun eleştirel İlerleme Raporu'nda işaret  edilen eksikliklerin (ifade ve din özgürlüğü gibi) çoğu  büyük bir olasılıkla er geç telafi edilecek. Ancak  katılım sürecinin tümü için bir test niteliğinde olan  tek konu, hala Kıbrıs sorunu. Ankara katılmak istediği Birliğin bir üyesini  tanımamakta direnemez." (Christoph Prantner, 21/11)

 

 

FRANSA BASINI:

Dernieres Nouvelles D'alsace: "Türkiye'ye Ültimatom": "AB Dönem Başkanı Finlandiya'dan yapılan açıklamada,  Türkiye'ye tam anlamıyla bir ultimatom verildi: Ankara  yönetiminin Kıbrıs konusundaki taahhütlerine -Havaalanları ve  limanlarını Kıbrıslı Rum gemi ve uçaklarına açması- 6 Aralık  tarihine kadar uymaması durumunda 25'lerin dışişleri bakanları  11 Aralık'ta Türkiye ile müzakerelerin askıya alınması konusunu  gündeme getirecek. Türkiye, Gümrük Birliği Anlaşması'nı AB'ye 2004'te giren  10 yeni ülkeye genişlettiği yönündeki Ek Protokolü 2005 yılının  Haziran ayında imzaladı. Ancak Ankara yönetimi, anlaşmayı  Kıbrıslı Rumlara genişletmeyi, Kıbrıs Türk kesimine uygulanan  ambargonun kaldırılması koşuluyla kabul edeceğini belirtiyor. Türkiye'nin bu konuda 6 Aralık tarihine kadar AB Dönem  Başkanı Finlandiya'ya olumlu bir cevap verme ihtimali düşük  gibi görünüyor. Bazı başlıklar askıya alınabilir ya da geçikme yaşanabilir,  ancak Türkiye ve birçok AB ülkesi arasındaki sıkı ticari  ilişkiler göz önünde bulundurulursa müzakerelerin dondurulması  pek mümkün görünmüyor." (21/11)

 

 

 

 

NOT: Bu bülten, 21 Kasım 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

 

 

 

 

 

ESKİ SAYILAR