ABD BASINI:
Houston Chronicle:
"Türkiye'nin AB Başvurusu Dondurulacak Gibi Görünüyor":
"Türkiye gibi çok büyük Müslüman ülke ile yıllardır kur yaptığı Avrupa
arasında kaçınılmaz olduğu görülen çarpışma, tren kazası olarak
nitelendiriliyor. Türkiye'nin bir zamanlar demokrasisini modernize
etmek ve Avrupa Birliği'ne üyeliğini kolaylaştırmak amacıya yaptığı
umut veren reform programını değerlendiren insanlar, sorunlu bir ülke
ile karşılaşıyorlar: Türk yazarlar, gazeteciler ve hatta 93 yaşındaki
bir akademisyen, ülkelerini küçük düşürdükleri iddiası ile mahkemelere
taşınıyorlar. Darbe yapmakla tanınan askeri komutanlar üstü kapalı
uyarılarda bulunuyorlar. Batı karşıtı milliyetçilik yükseliyor,
muhafazakar İslam yayılıyor ve AB'ye katılma yanlısı kamuoyunun desteği
tüm zamanların en düşük düzeyinde bulunuyor. Aynı zamanda Avrupa'da
birçok insan, fakir, çoğunluğu Müslüman olan 70 milyon nüfuslu bir
ülkeyi 25 üyeli kulübe dahil etmek istemiyor. AB, 8 Kasım tarihinde
yıllık raporunu yayımladı ve Türkiye'yi, insan haklarının
geliştirilmesi, ifade özgürlüğü, Kürt azınlığa kültürel haklar
tanınması ve askerlerin nüfuzunun azaltılması konularında yeterince
gelişme sağlamadığı gerekçesiyle sert bir şekilde eleştirdi.Türkiye'nin
AB başvurusu resmen askıya alınmayacak ancak bir yıl gibi uzun bir süre
ilişkiler dondurulacak gibi görünüyor. Diplomatlar, buradaki
tehlikenin, böylesine uzun bir aradan sonra, karmaşık bir üyelik
sürecinin yeniden canlandırılmasındaki zorlukta yattığını belirtiyorlar.
Bunun sonuçları, sadece Ankara için değil, Washington ve Batı için de
dehşet verici olabilir. Bir kopma, Batı ile Müslüman dünya arasındaki
ilişkileri daha da gererek, Türkiye'nin halen iki medeniyet arasında
köprü olarak algılanan rolünü sona erdirebilir." (Tracy Wilkinson,
19/11)
ALMANYA BASINI:
Frankfurter Rundschau:
"Türkiye AB Ültimatomunu Görmezden Gelecek":
"Türk Hükümeti, Kıbrıs ile ilgili anlaşmazlığın giderilmesi için AB'nin
verdiği ültimatomu dikkate almayacak. Ancak Ankara görüşmeye devam
edilmesini istiyor. Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Ankara'da
‘Kıbrıs gibi konular şantaj ya da ültimatomla çözümlenemez’ diye
konuştu. Bunun öncesinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Ekonomiden
Sorumlu Devlet Bakanı ve AB Başmüzakerecisi Ali Babacan ile istişare
eden Gül, her şeye rağmen Kıbrıs anlaşmazlığında uzlaşı bulma
görüşmelerinin devam etmesini istiyor. Türk Dışişleri Bakanı,
‘Finlandiya'nın bir uzlaşı bulunması yönündeki çabalarını
destekliyoruz’ diye konuştu. Şu anki AB Dönem Başkanı Finlandiya'nın
Başbakanı Matti Vanhanen, Ankara'daki hükümetten, aralık ayının başına
kadar liman ve havaalanlarını AB üyesi Kıbrıs'a ait gemi ve uçaklara
açmasını talep etmişti. Ankara bu ültimatomu dikkate almayacak olursa,
AB Komisyonu 6 Aralık'ta, Türkiye'nin diretmesinin, sürdürülmekte olan
katılım müzakerelerini ne şekilde etkileyeceğini istişare edecek."
(Gerd Höhler, 22/11)
AVUSTURYA BASINI:
Österreich: "Türkiye
Yumuşamıyor":
"AB'nin Türkiye'ye verdiği -ya Kıbrıs konusunda çark edersin, ya da
müzakereler durdurulur şeklindeki- ültimatom, geri tepti. Türk Hükümeti
AB karşısında tavrını sertleştirdi. Brüksel Ankara'ya, liman ve
havaalanlarını Kıbrıs'ın gemi ve uçaklarına açması için iki hafta süre
tanıdı. AB'nin katı çizgisinin bedeli, Avrupa konusundaki kuşkuların
giderek artması oldu. İstanbul'da AB'ye danışmanlık yapan Avusturyalı
Gerald Knaus, ‘AB'nin dürüst olmadığına inanan Türklerin sayısı giderek
artıyor’ diyor. Geçenlerde yapılan bir kamuoyu araştırmasının
sonuçlarına göre, Türklerin yüzde 81'i AB'nin Türkiye'ye haksızlık
yaptığı görüşünde. Katılıma kadar ne kadar sürenin geçeceği konusunda
da kimse hayale kapılmıyor: Ankete katılanların sadece yüzde 8'i
ülkenin önümüzdeki 10 yıl içinde AB üyesi olacağını düşünüyor.
Türkiye'de AB'ye katılımın geleneksel karşıtları harekete geçerken, AB,
Türkleri arka arkaya şoke ediyor. Fransa 2004'te, müzakerelerin sonunda
bir referandum yapılacağını açıklamıştı. 2005'te Avusturya, Türkiye-AB
ilişkilerinde yeni bir krizin patlak vermesine neden oldu. En son
Fransızlar, Ermeni soykırımı konusundaki eleştirileriyle şimşekleri
üzerlerine çektiler. Knaus, Österreich gazetesine, ‘Türkler için bütün
bunlar Bahane’ diyor. Ancak hükümetin Avrupa kartına oynamaktan başka
bir seçeneği yok. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı
Abdullah Gül bir krizi göze alabilirler, ama katılımı tehlikeye
atmayacaklardır. 2007 seçimlerini kazanmaları buna bağlı. (…)"
(Patrik Volf, 22/11)
Österreich: "Haydi Herkes
Yeniden Başlangıç Noktasına":
"AB, Türkiye'ye kamçı gösterdi ve müzakerelerin durdurulabileceğini ima
etti. Brüksel'deki yorgun adamlar gerçek yaptırımlarla tehdit
etmediler. Ancak inanılır olmak isteyenlerin kararlı davranması
gerekir. Türkiye şu sıralarda Avrupa'ya yakınlaşmak isteyen bir ülke
gibi davranmıyor. Türk politikacılar, Kürtler, Ermeni soykırımı,
Türkiye'nin Kıbrıs'ı işgali gibi hassas konular açıldığında, sık sık
aldıkları iyi terbiyeyi unutuyorlar. Öte yandan AB de Türkiye'ye son
yıllarda yerine getiremeyeceği vaatlerde bulundu. En iyisi gerçekçi
şartlar altında yeniden müzakerelere başlamak. Haydi herkes yeniden
başlangıç noktasına." (Gerhard Plott, 22/11)
BELÇİKA BASINI:
Knack: "Türkiye ile
Müzakereleri Durdurma Sorumluluğunu Hiç Kimse Üstlenmek İstemiyor":
"SORU:
Avrupalı bakanlar toplantısında, Türkiye'nin adaylığı da ele alındı. Bu
üyelik için jeopolitik öneme değiniyorsunuz. Bu yeni bir kriter mi?
DE GUCHT:
Benim düşüncem belli: AB, gerçek sınırları olmayan bir değerler
birliğidir. Doğu Avrupa'ya genişlemeyle Türkiye'ye genişleme birbiriyle
karşılaştırılamaz. Bir ülkeye 40 yıl boyunca üye olabileceğine dair söz
verildiğinde en azından bunun gerçek olabilme şansı tanınmalıdır. İran,
Irak ve Orta Doğu'daki gelişmeleri göz önünde tuttuğumda, ayrıca
Türkiye'nin stratejik önemini görüyorum. Avrupa'nın yanında modern
Müslüman bir ülkenin gelişmesini sağlarsak, bunun büyük bir anlamı
olur.
SORU:
Avrupa Komisyonu’nun son raporuna göre Türkiye'nin yapması gereken çok
şey var. İfade özgürlüğü, azınlıkların korunması ve ordunun rolü
konularında iyileştirme gerekiyor.
DE GUCHT:
Tartışma, Aralık 2004 Ankara protokolünün uygulanması konusunda
yaşanıyor. Buna göre, Türkiye'nin deniz ve hava limanlarını Kıbrıslı
Rumlara açması gerekir. Ancak bu, Türkiye'nin üyeliğinin önemiyle
orantılı değil. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin, Kıbrıs Türk kesiminin ekonomik
hürriyeti konusundaki anlaşmalara uyması gerekir. Kıbrıs, sadece veto
hakkını kullanmak için AB üyesi olamaz. Korkarım ki Türkiye'nin
üyeliğine karşı çıkan ülkeler Ankara Protokolünü abartıyorlar. Ancak
bunu açıkça söyleyemiyorlar. (…)
SORU: AB
zirvesinde ne olacak? Müzakerelerin askıya alınması söz konusu olur mu?
DE GUCHT:
Türkiye ile müzakereleri durdurma sorumluluğunu hiç kimse üstlenmek
istemiyor. Kamuoylarını, Türkiye'nin üye olmayacağına inandıran
ülkeler bile. Örneğin: Fransa Cumhurbaşkanı Chirac, Türkiye'nin üyeliği
konusunda referandum yapılacağını açıkladı, ancak sürecin
durdurulmasını istemeye cesaret edip etmeyeceğini bilmiyorum. Kıbrıs
sorununa Zirve sırasında bir çözüm bulunmasına şaşmam. Yoksa
müzakerelerin birçok başlığı durdurulur." (Patrick Martens, Hubert
Van Humbeek, Dışişleri Bakanı Karel De Gucht ile yapılan mülakat,
22/11)
FRANSA BASINI:
AFP: "Kıbrıs... Gelecek
Hafta Finlandiya'da Türkiye-AB Dönem Başkanlığı Toplantısı Yapılacak":
"AB'nin Finlandiya Dönem Başkanlığı’ndan alınan bilgilere göre, Türk ve
Finlandiyalı dışişleri bakanları pazartesi veya salı günü, Kıbrıs
dosyasına bir çözüm bulmayı denemek amacıyla Tampere'de (Finlandiya)
biraraya gelecek. Abdullah Gül ile Erkki Tuomioja, AB dışişleri
bakanları ile Akdeniz ülkeleri dışişleri bakanlarını biraraya
getirecek olan Euromed toplantısı vesilesiyle gidecekleri Tampere'de
Türkiye ile AB ilişkilerine zarar veren Kıbrıs konusunu görüşmek üzere
biraraya gelecekler. Finlandiya Devlet Başkanlığı, görüşmenin yeri
hakkında kesin bir açıklama yapmadı." (22/11)
İNGİLTERE BASINI:
BBC: "Olli Rehn,
Türkiye'nin Liman ve Havaalanlarını Rumlara Açmaması Durumunda İzlenecek
Yolu Söyledi: Karşı Deklarasyonu Dikkate Alacağız":
"Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, üye
ülkelerle süren tartışmalardan, ‘Türkiye'nin reform sürecinden geri
adım attığı’ şeklinde bir izlenim edinmenin mümkün olduğunu, ancak
bunun hiçbir şekilde doğru olmadığını, Türkiye'de reformların
yavaşlamasına rağmen sürdüğünü bir kez daha vurguladı. Rehn, AP
Dışişleri Komisyonu başkanı Elmar Brok tarafından hazırlanan rapora hiç
değinmemesine rağmen, örneğin Kıbrıs konusunda Türkiye'nin, BM
çerçevesindeki köklü çözüm çabalarını başından beri desteklediğine
işaret etti. Kıbrıs'taki bölünmüşlüğü ortadan kaldırmanın AB'nin
çıkarına olduğuna ve Türkiye ile müzakerelerin sekteye uğramasından
Birliğin kazanacak hiçbir şey olmadığına işaret etti. Rehn, ‘Türkiye
hakkında ne tür tavsiyede bulunacaklarına’ ilişkin olarak da, AB'nin 21
Eylül'de kabul ettiği bir belgeye atıfta bulundu. Türkiye'nin
deklarasyonuna karşı kabul edilen bu belgede, Türkiye'nin
yükümlülüklerini yerine getirmemesinin, hem Gümrük Birliği ile ilgili
müzakere başlıklarının görüşmeye açılmasını, hem de müzakere sürecini
etkileyebileceği belirtiliyor. Bazı gözlemcilere göre, Rehn'in bu
sözleri Türkiye'ye kısmi bir yaptırım uygulanabileceği anlamına
geliyor, yani, Gümrük Birliği ile ilgili bazı müzakere başlıklarının
dondurulması. Rehn'e sorulan sorular arasında, Alman Sosyal Demokrat
Partisi'nin Avrupa Parlamentosu'ndan Türk kökenli milletvekili Vural
Öger'in sorusu ilginçti. Öger, ‘Türkiye, Gümrük Birliği ek protokolünü
imzalarken, AB tarafından Kıbrıs'taki izolasyonların kaldırılacağı vaadi
kendisine verilmedi mi?’ diye sordu ve ‘Eğer böyle bir vaatte
bulunulduysa, niye şimdiye kadar bu konu tartışılırken bu çerçeveye
oturtulmuyor ve sadece Türkiye sorumluymuş gibi gösteriliyor’ diye
devam etti. Olli Rehn'in verdiği cevap çok kısa ve ilginçti: Bu konuda
Vural Öger'e katıldığını söyledi." (Murat Nişancıoğlu, 22/11)
Reuters: "Türkiye: Kıbrıs
Meselesi İçin Tarih Belirlemek 'Şantajdır'":
"Avrupa Birliği'ne üyelik müzakerelerinde ciddi sorunlarla karşı
karşıya kalan Türkiye'den yapılan açıklamada, AB Dönem Başkanlığı’nı
yürüten Finlandiya'nın Kıbrıs'la ticaret konusunda anlaşma sağlanması
için tarih belirlemesinin şantaj olduğu belirtildi. AB, Türkiye'nin
limanlarını AB üyesi Kıbrıs'a açmasını istiyor, ancak Ankara öncelikle
bloğun bölünmüş Akdeniz adasındaki Kıbrıslı Türklere uygulanan ticari
kısıtlamaları kaldırması gerektiğini ifade ediyor. Türk Dışişleri
Bakanı Abdullah Gül, gazetecilere yaptığı açıklamada, ‘Bu iş için böyle
bir tarih belirlemeyin, bu şantajdır... Böyle şeyler yapamazsınız.’
dedi. Gül ayrıca, ‘AB Dönem Başkanı Finlandiya bu sorunu çözmek için
çaba sarf ediyor, biz de bu çabaları destekliyoruz’ diye ekledi.
Diplomat ve analistler, Türkiye'nin limanlar meselesinde taviz vermemeyi
sürdürmesi gibi bir durumda, AB'nin muhtemelen müzakerelerin kısmi
olarak askıya alınması kararını alabileceğini belirtiyor. Türkiye'nin
bir ‘B planının’ olup olmadığı sorusuna ise Gül, ‘Görüşmeler devam
ediyor’ cevabını verdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da Gül'e benzer
bir açıklamada bulunarak, Türkiye'nin tutumunu değiştirmeyeceği
sinyallerini verdi." (Hıdır Göktaş, 22/11)
İSPANYA BASINI:
Europa Press: "Brüksel,
Ankara'nın AB'nin Ültimatomunu Bir Şantaj Olarak Değerlendirmesini
Yersiz Buluyor":
"AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, Türk Hükümeti’nin,
Türkiye'nin, şimdiki müzakere sürecinde sürprizlerle karşılaşmaması
için Kıbrıs'a liman ve havalimanlarını açması amacıyla AB tarafından
verilen ültimatomu ‘şantaj’ diye adlandırmasını ‘yersiz’ olarak
değerlendirdi. Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu toplantısında
konuşan Rehn, Türkiye'nin Kıbrıs da dahil tüm üye devletlere gümrük
anlaşmasını genişletmesini talep eden Ankara Protokolü’nü yerine
getirip getirmediğini görmek için 2006'da bir değerlendirme
yapılacağına açıklık getiren 21 Eylül 2005 tarihli deklarasyonda,
‘25’lerin talebinin yer aldığını hatırlatarak, ‘Türk Hükümeti, bunu
şantaj olarak değerlendirdi, bu çok yersiz bir şey. Şantajdan değil,
ortak çıkarları savunmak için herkesin galip geleceği bir durumdan
bahsetmeliyiz.’ dedi." (21/11)
KIBRIS RUM BASINI:
Kıbrıs Haber Ajansı: "Lillikas:
Kıbrıs'ın, AB-Türkiye Gümrük Birliği Protokolü'nün Uygulanması Konusunda
Aldığı Mesajlar İyimser Değil":
"Dışişleri Bakanı Yorgos Lillikas, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB
üyelerinden ve AB Dönem Başkanlığı'ndan, Türkiye'nin aralık ayı başına
kadar havaalanı ve limanlarını Kıbrıs'a açması ve böylelikle AB-Türkiye
Gümrük Birliği Protokolü'nü uygulaması konusunda aldığı mesajların
iyimser olmadığını söyledi. Soruları yanıtlayan Lillikas, ‘Öyle
görünüyor ki Ankara'yla temasta olan AB Dönem Başkanlığı ve AB
ortaklarımızdan aldığımız mesajlar iyimser değil.’ dedi. Lillikas,
üçüncü ülkelerin, AB'ye üye diğer ülkelerin Türkiye konusunda
belirleyecekleri tutumlarıyla ilgili baskı uygulayacakları görüşünde
olduğunu da belirtti. Dışişleri Bakanı Lillikas, ‘Türkiye'nin
yükümlülüklerini yerine getirmeyi reddetmesinin, bu ülkenin Birliğe
üyelik için yapılan tüm müzakere sürecini etkileyeceği şeklindeki
ifadeler, Avrupa Komisyonu'nun Türkiye'nin ilerleme raporunu da
içerecektir.’ dedi. (…) AB üyesi 25 ülkenin tutumunun ne olacağını
tahmin etmek için erken olduğunu kaydeden Lillikas, Türkiye'ye yönelik
tutumla ilgili olarak AB içinde değişik düşünceler bulunduğunu söyledi.
Lillikas, ‘Üye ülkelere dışardan müdahaleler olacaktır. Her Avrupa
ülkesinin değişik yaklaşımları ve ulusal çıkarları vardır. Bu nedenle,
karışık bir ortam var. İyi sonuçlar doğuracağını ümit ettiğimiz bir
mücadele vereceğiz.’ dedi." (22/11)
RUSYA BASINI:
Kommersant: "Yunanistan
Dışişleri Bakanı Rusya'yı Ziyaret Ediyor":
"(…)
SORU:
Birçok Avrupa ülkesi Türkiye'nin AB'ye üyeliğine karşı. Bu konuda
Yunanistan'ın tutumu nasıl?
BAKOYANNİ:
Yunanistan her zaman Türkiye'nin AB'ye üyeliğinden yana olmuştur, bunu
şimdi de desteklemektedir. Biz daima Avrupa'da iyi komşuluk fikrini
destekledik. İyi komşuluk ilişkilerinde Türkiye de Avrupa'nın bir
partneri olmalı. Fakat bu ülkeye verilen desteğin devamı birtakım
şartların yerine getirilmesini gerektiriyor. Örneğin: Türkiye, üyelik
müzakereleri sırasında üstlendiği bütün yükümlülükleri ve ek protokolde
belirtilen hususları yerine getirmeli. Bu kurallar bütün AB'ye üye
ülkelere uygulanıyor. Bu nedenle Türkiye'ye de uygulanmaktadır.
Tutumumuz çok açık; eğer Türkiye gerekli reformları yaparsa ve bütün AB
üyesi ülkeler için de geçerli olan protokoldeki talepleri yerine
getirirse, AB'ye tam üye olabilir." (Nataliya Portyakova,
Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni ile yapılan mülakat, 22/11)
YUNANİSTAN BASINI:
Yunanistan Radyo-TV
Kurumu: "Karamanlis-Blair Görüşmesinde Avrupa-Türkiye İlişkileri Ele
Alındı": "Başbakan
Kostas Karamanlis, Londra'da İngiliz mevkidaşı Tony Blair ile bir araya
geldi. Görüşmenin odağında kasımdaki kritik AB Zirvesi öncesi
Türkiye'nin Avrupa Birliği üyelik süreci yer aldı. İki lider, AB üyesi
bir Türkiye görmek istedikleri yönünde mutabık kalırken Başbakan Kostas
Karamanlis, komşu ülkenin, AB'ye karşı üstlendiği yükümlülük ve
taahhütlerinin tümünü yerine getirmesi gerektiğini tekrarladı.
İngiltere Başbakanı ise zorlukların olduğunu bildiğini, ancak
Türkiye'nin AB üyeliğine dahil edilmesinin Yunanistan ve İngiltere
için stratejik vizyon olduğunu vurguladı. Ankara'nın Avrupa'nın
talimatlarına uymaması durumunda ne olabileceği tahmininde bulunmaktan
kaçınan Blair, sürecin ilerlemesi için atmosfer ve ortamın değişmesi
gerektiğini vurguladı. İngiltere Başbakanı Tony Blair, ‘Türkiye'nin
ileriye gitmesi ve AB'nin şartlarının uygulanması için, farklı bir
atmosfer ve farklı bir ortam yaratmalıyız’ derken, Kostas Karamanlis,
Türkiye'nin yükümlülüklerini yerine getirmesi ve sıkı denetim olması
gerektiğini vurguladı. Karamalis, ‘Türkiye'nin Avrupa yönelimini,
Avrupa ilkeleri ve değerlerini benimsemesi, tüm kriter ve sunulan
talepleri tam olarak uygulaması ve yükümlülüklerini yerine getirmesi
doğrultusunda, ancak bu şartlar altında destekliyoruz.’ dedi."
(22/11)
To Vima: "Türk Treni ve
Avrupa Birliği":
AB Komisyonu’nun Türkiye İlerleme Raporu’nda yer alanlar zaten beklenen
konulardı. Raporda, reform programındaki gecikmeler sert bir dille
eleştiriliyor, Türkiye'nin Gümrük Birliği Protokolü'nü uygulamaması
konusunda sadece tespitte bulunuluyor ve bilinenler tekrarlanıyor:
Türkiye'nin bütün yükümlülüklerini yerine getirmemesi üyelik
müzakereleri sürecini etkileyecek. Ancak AB Komisyonu topu aralık
ayında toplanacak olan Dışişleri Bakanlar Kurulu’na atarak, Ankara
aleyhinde yaptırımlar önermekten dikkatli bir şekilde kaçınıyor. Bütün
bunlar bize garip görünmemeli, ancak kaygılanmamız ve endişelenmemiz
için çok neden var. Raporda, AB Komisyonu’nun bir ‘tren kazasını’
önlemek için çıkar bir yol bulmak niyetinde olduğu doğrulanıyor. Bu,
Türkiye'ye kapının kapanmaması için bir formülün bulunması yönündeki
çabaların yoğunlaşacağını göstermektedir. Şu anda, taraflardan hiçbiri,
konuyu aşırı uçlara çekerek, çarpışmaya yol açmayı istemiyor. Atina ve
Lefkoşa'ya ise yeni şekillenecek formülü kabul etmeleri yönünde yoğun
baskıların uygulanması bekleniyor. Konunun diplomatik düzeyde art arda
uygunsuz ve amatörce girişimlerle ele alınması, ne yazık ki, Atina ile
Lefkoşa'nın yara almadan kurtulmalarını olanaksız kılan bir çıkmaza
sokulmalarına neden oldu. Aralık ayında ortaya çıkarılacak formül
hangisi olursa olsun, Yunanistan ve Kıbrıs bunu pahalıya ödeyecek."
(Filippos Savvidis, 22/11)
NOT:
Bu bülten, 22 Kasım 2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve
yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR