ALMANYA BASINI:
Financial Times Deutschland: "Türkiye AB ile Kıbrıs'ı
Görüşmeye Devam Etmek İstiyor": "Türkiye,
Kıbrıs ihtilafında Avrupa Birliği ile görüşmeleri sürdürmeye hazır.
Türkiye'nin AB Başmüzakerecesi Ali Babacan, İstanbul'da düzenlenen Dünya
Ekonomik Forumu'nda yaptığı konuşmada, ‘ülkesinin tartışmalardan
kaçmayacağını’ söyledi. ‘Konuşmak için buradayız’ diyen Babacan,
bununla birlikte durumun zor olduğunu belirtti. AB Dönem Başkanlığı
Finlandiya ise, AB Komisyonu’nun toplanacağı 6 Aralık tarihine kadar
Kıbrıs ihtilafına çözüm bulunmasını istiyor. Brüksel, Türkiye'nin liman
ve havaalanlarını AB üyesi Kıbrıs'a açmasını talep ediyor ve
Ankara'daki hükümeti aksi takdirde AB katılım müzakerelerini askıya
almakla tehdit ediyor." (24/11)
AVUSTURYA BASINI:
Der Standard: "Türkiye'yi İsteyen Pek Yok":
"Avusturyalıların hala pek azı, Türkiye'nin AB'ye katılımından yana.
Sosyal Bilimler Araştırma Derneği’nin (SWS), Avusturya Avrupa
Politikası Derneği’nin isteği üzerine yaptığı bir kamuoyu araştırmasına
göre, Avusturyalıların yalnız yüzde 9'u Türkiye'nin AB'ye katılımını
istiyor, yüzde 85'i ise katılıma karşı. Bu sonuçlar, AB Komisyonu’nun
Avrupa Barometresi anketini de doğruluyor. Avrupa Barometresi’nde,
yüzde 85 oranında Türkiye'nin katılımına karşı olan Avusturya, 25 AB
ülkesi içinde başı çekiyordu, buna karşın katılımı -katılımdan yana
olanların oranı yüzde 13 ile- en az isteyen ülke olmuştu. Viyana'da
açıklanan SWS araştırmasının sonuçlarına göre, Avusturyalılar en çok
Birliğe girmek istemeyen ülkelere rağbet ediyor. Ankete katılanların
yüzde 89'u Norveç'in, yüzde 86'sı komşu İsviçre'nin katılımından yana.
Türkiye gibi Brüksel ile müzakerelerde bulunan Hırvatistan'ın
katılımını ise anketi cevaplayanların dörtte üçü onaylıyor."
(24/11)
İNGİLTERE BASINI:
Reuters: "Türkiye AB Müzakerelerinde Kısmi Bir Askıya
Alma ile Karşı Karşıya": "Reuters'in yaptığı
bir kamuoyu araştırmasına göre, Ankara'nın Kıbrıs'la ticari bir
anlaşmazlığı gidermesi için belirlenen son tarih yaklaşırken, Türkiye
üçte bir ihtimalle Avrupa Birliği'nin üyelik müzakerelerini
durdurmasıyla ama büyük bir olasılıkla kısmi bir askıya alma ile karşı
karşıya. 20-24 Kasım tarihleri arasında 30 mali ve akademik kurumda
yapılan araştırmaya göre, AB'nin kısmen Kıbrıs konusunda bir ilerleme
kaydedilmemesi dolayısıyla Türkiye ile üyelik müzakerelerini durdurması
ihtimali yüzde 35. Ancak ekonomistlere göre daha kuvvetli bir ihtimal,
AB'nin Ankara ile müzakerelerinin belirli siyasi alanlarda askıya
alınması. Uzmanlar ise, müzakerelerin 14-15 Aralık'taki AB zirvesinde
askıya alınması halinde, Haziran 2007 itibariyle Türkiye'nin
müzakerelere yeniden başlamasına uğraşacak kayda değer bir lider
kalmayacağından, yeniden başlamasının zor olabileceği konusunda
uyarıyorlar. Türkiye'nin tahmin edilenden bir yıl önce, 2018'de AB
üyesi olacağı ya da üçte bir ihtimalle, ülkenin AB'ye üye olması
gerekip gerekmediğine dair kuşkular artarken görüşmelerden kendisinin
çekileceği tahminleri de mevcut. Ekonomistler, merkez sağ hükümetin
milliyetçi partiler tarafından zorlanacağı gelecek yılki seçimler
nedeniyle Türkiye'nin AB'nin Kıbrıs konusundaki taleplerini yerine
getirmeyeceğini söylüyorlar." (Nigel Davies, 24/11)
Reuters: "İtalya ile Fransa AB-Türkiye Müzakerelerinde
Dengeli Bir Yaklaşım Çağrısında Bulundular":
"İtalya Başbakanı Romano Prodi, Ankara'nın AB'ye muhtemel katılımı
konusunda, AB ile Türkiye arasındaki müzakerelerde ortaya çıkan
zorlukların üstesinden gelinebilmesi amacıyla dengeli bir yaklaşım
çağrısında bulundu. Prodi, Fransız Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ile bir
araya geldikten sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, ‘Müzakerelerin
mevcut zorluklara rağmen sürebilmesi için önümüzdeki AB Konseyi
toplantısı öncesinde dengeli bir pozisyon bulmamız gerekiyor.’ dedi.
Prodi, Chirac'ın da kendisinin bu görüşüne katıldığını belirtti."
(24/11)
Reuters: "AB Başkanı Finlandiya Kıbrıs-Türkiye
Anlaşmazlığını Çözmeye Çalışıyor": "AB Dönem
Başkanı Finlandiya, bu hafta Türkiye ile Kıbrıs arasındaki anlaşmazlığı
aralık ayında verilen son tarihten önce çözmek için bir son çare çabası
başlatsa da, Ankara'nın AB üyeliği girişimini tehdit eden meseleye
hızlı bir çözüm bulunamayacağı uyarısında bulundu. Kıbrıs Dışişleri
Bakanı’nın, ilerleme şansı çok az olduğu için katılmayacağını
söyledikten iki gün sonra Finlandiya Tampere'de yapılacak bölgesel bir
foruma katılacağının doğrulanması, büyük bir ilerleme olabileceği
umutlarını az da olsa artırdı. Ancak Finlandiya Dışişleri Bakanı Erkki
Tuomioja, AB üyelik müzakerelerinin gerektirdiği gibi Türkiye'nin
liman ve havaalanlarını Kıbrıs gemi ve uçaklarına açmasına hızlı bir
çözüm bulunabileceğini düşünmediğini söyledi. Tuomioja Fin devlet
televizyonuna verdiği demeçte, ‘Az zaman içinde yeni olasılıklar ve
limanları açacak bir çözüm bulabileceğimiz konusunda çok iyimser
olmadığımı söylemeliyim.’ dedi. AB Dönem Başkanlığı’nı yürüten
Finlandiya, anlaşmazlığı çözmek için diplomatik bir çaba başlattı ve
Avrupa Komisyonu'nun 6 Aralık'taki toplantısından önce bir anlaşma
sağlamak istiyor. Finlandiya, Tampere'deki Avrupa ve Akdeniz dışişleri
bakanları toplantısında Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Kıbrıs
Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Lillikas ile ayrı ayrı görüşmeler yapmayı
planlıyor. Brüksel Türkiye limanlarını aralıkta açmazsa bunun sonuçları
için tavsiyelerde bulunacağını açıkladı ki, bunlar geçen yıl başlatılan
üyelik müzakerelerinin kısmen durdurulmasını ve AB genişleme Komiseri
Olli Rehn'in daha önce uyardığı gibi bir anlaşma sağlanmazsa
Türkiye'nin üyelik girişiminde bir tren kazasını içerebilir. Tuomioja,
artık Türkiye'nin girişimini tehlikeye sokacak bir ‘ara’ olmayacağını
umduğunu söyleyerek, ‘Bununla birlikte hiçbir ilerleme kaydetmezsek
hiçbir şey olmamış gibi devam edemeyeceğimiz de açık’ diye ekledi."
(David Brunnsrom, 26/11)
İSPANYA BASINI:
Europa Press: "Erdoğan, Önemli Ekonomik Reformların
Gerçekleştirildiğinin Altını Çizdi, Ancak Kıbrıs'tan Bahsetmekten
Kaçındı": "Türkiye Başbakanı Recep Tayyip
Erdoğan, AB'ye üye olma isteklerine bağlı olarak ekonomik reformlar
yaptıklarını vurguladı, ancak 25'lere katılım için önümüzdeki
müzakereleri bloke edebilecek Kıbrıs meselesi hakkında konuşmaktan
kaçındı. Erdoğan, merkezi İsviçre'de bulunan Dünya Ekonomik Forumu'nda
‘Türkiye, AB'ye katılmak için önemli reformlar gerçekleştirdi ve bu
reformların olumlu etkisi ülkede hissedilmektedir’ diye vurguladı.
Türkiye'nin Kıbrıs'ı tanımasını, liman ve havaalanlarını Kıbrıs'ın gemi
ve uçaklarına açmasını öngören Ankara Protokolü'nün gereğini yerine
getirmemesi yüzünden AB'ye girişini ciddi olarak tehdit eden Kıbrıs
meselesine değinmekten kaçınan Erdoğan, ‘Bu, Türkiye'nin ne kadar hızlı
davrandığının göstergesidir’ diye belirtti."
(23/11)
İTALYA BASINI:
Corriere Della Sera: "Ankara Meselesine İtalya'nın
Bakışı": "Avrupa Parlamentosu milletvekili
Lilli Gruber, ‘Kıbrıs ve özgürlük sorunlarını çözmeliler’ diyor.
Bologna Üniversitesi Siyasi Bilimler Profesörü Filippo Andreatta,
‘demokratik açıdan sağlam’ olmadıklarını belirtiyor. Solun Demokratları
Partisi’nden Meclis Dışişleri Komisyonu Başkanı Umberto Ranieri,
tarihle kapanmamış hesapları hatırlıyor. Ama yine de Türkiye için
Avrupa'nın kapılarını açık bırakıyorlar. Ekonomik ve mali çıkarlar...
Stratejik ihtiyaçlar ve politik gereksinimler... Ve tabii ki din
meselesi... 16. Benedict'in ziyareti arifesinde, Türkiye'nin AB'ye
katılımı üzerine tartışmalar yeniden alevleniyor. (…) Avrupa
Parlamentosu milletvekili Lilli Gruber, ‘Türkiye'nin Avrupa'ya katılımı
önemlidir: Berlin Duvarı yıkıldıktan sonra Doğu Avrupa ülkelerinin
katılımı kadar tarihi bir öneme sahiptir’ diyor. Doğu Avrupa ülkeleri
Türkiye ile karşılaştırılır mı? Birçokları, en azından tarihi ve
kültürel bir farklılık olduğunu savunuyor. (…) Bologna Üniversitesi
Siyasi Bilimler Profesörü Filippo Andreatta, ‘Fransa ve Almanya'da Türk
karşıtlığının kökleri var. Ve bu seçimlerde kullanılmakta. Aynı zamanda
özellikle Amerika Birleşik Devletleri, NATO üyesi Ankara'ya stratejik
açıdan önem vermekte ve terk edilen Türkiye'nin İran'ın kollarında
kendini bulmasından korkmakta, dolayısıyla bu görüşü paylaşan
İngiltere, Hollanda ve Danimarka gibi, Türkiye'nin lehinde ülkeler de
mevcut. Türkiye'yi üye olarak alma gerekçelerinin, onu dışarıda tutma
gerekçelerinden daha kuvvetli olduğundan da eminler’ diye belirtiyor.
‘Bunlar neler olabilir? Türkiye'nin katılımı, ülkenin demokratik
açıdan sağlamlaşması için ‘itici bir güç’ şeklinde çalışabilir. AB'nin
dinamik ekonomilere açılmaya ihtiyacı var. Ve tabii AB, Orta Doğu
bölgesinde daha büyük bir etkiye sahip olabilecektir’ diye devam
ediyor. Solun Demokratları Partisi’nden Meclis Dışişleri Komisyonu
Başkanı Umberto Ranieri ise, Türk meselesini değerlendirmede İslam dini
ile ilişkileri ve ‘Orta Doğu Oyunu’nu temel kabul ediyor. ‘Avrupa
Türkiye ile ilgili belirli yükümlükler üstlenmiştir. Köktendinciliği
kökünden kazımak konusunda sorunumuz olduğundan, İslam ile demokrasiyi
uzlaştırmaya çalışan bir ülkenin suratına kapıyı kapatmak oldukça
riskli olabilir. Müzakere uzundur ve Ankara özellikle temel haklar ve
dini özgürlükler konusunda Avrupa standartlarını korumak zorundadır. Bu
kadar da değil. Müzakerelerde, Türk yetkililerinin kendi tarihleriyle
şeffaf bir ilişki kurmasını ümit ediyorum’ diye belirtiyor."
(Vittorio Zincone, 23/11)
İRAN BASINI:
IRIB: "Yunanistan'ın, Türkiye'nin AB Üyeliğini
Desteklemesi...": "Yunanistan Dışişleri Bakanı
Dora Bakoyanni, yaptığı açıklamada Yunanistan'ın Türkiye'nin AB'ye
katılmasını desteklediğini, ancak aynı zamanda Türkiye'nin de AB
tarafından belirlenen şartların tamamını uygulaması gerektiğini
belirtti. Yunanistan Dışişleri Bakanı şunları söyledi: ‘Biz, Avrupa'nın
sadece Hıristiyanların elinde olmasını istemiyoruz. Hatta, saygı
duyulması ve uygulanması gereken AB'nin sahip olduğu değerleri ve
kanunları Türkiye'nin de uygulayarak Birliğin bir üyesi olarak aramızda
olacağına inanıyoruz.’ Yunanistan Dışişleri Bakanı, ülkesinin Türkiye
ile ekonomik işbirliğini geliştirmek için istekli olduğunu vurguladı."
(26/11)
JAPONYA BASINI:
Mainichi Shimbun: "Papa'nın Türkiye Ziyareti...
Tepkilerin Yeniden Alevlenmesi Endişesi... Türkiye'nin Papa'nın
Ziyaretini, AB Üyeliği Avantajı Olarak Kullanma Niyeti":
"Papa 16. Benedict 28 Kasım-1 Aralık tarihleri arasında Türkiye'yi
resmen ziyaret edecek. Nisan 2005'te Papa olmasının ardından ilk kez
bir İslam ülkesine ziyarette bulunacak. Papa'nın ‘cihad’ı eleştiren
sözlerine tepkiler halen sürerken İslam toplumuyla ilişkilerde
iyileşme sağlanıp sağlanamayacağı merakla bekleniyor. Ziyaretin asıl
amacı, Türkiye'de azınlık durumundaki Katolikleri cesaretlendirmek,
Doğu Ortodoksluğunda onurlu bir yere sahip Konstantinopol Ekümenik
Patrikliği ile dostane ilişkileri derinleştirmek. Bunlarla yakından
ilişkili olarak Vatikan ile İslam ve İslam devleti ilişkisi gündeme
oturdu. (…) Türkiye'nin bu konuda son derece hassas olmasının sebebi
Papa'nın göreve gelmeden önce, Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkmış
olması. 29 Kasım'da Papa'nın görüşme yapmayı planladığı Ekümenik Patrik
I. Bartelomeos bir Türk gazetesine, ‘Papa'ya, Türkiye AB'ye üye olmak
zorundadır’ görüşünü iletmek istiyorum. AB, bir Hıristiyan kulübü
olarak kalmamalıdır’ açıklamasında bulundu. Türk Hükümeti, Papa 16.
Benedict'in ziyaretini, AB üyelik görüşmeleri aşamasında avantaj olarak
kullanma niyetinde. Papa'yı kabul etmekle, laik ve şeffaf bir ülke
olduğu imajını Avrupa'ya göstermek istiyor. Ancak Papa'nın ‘cihad’ı
eleştiren sözlerine tepki olarak Türkiye'de protesto gösterileri
yapılıyor. (…)" (Masato Kaiho, Eiji Maeda,
24/11)
NOT: Bu bülten,
24-26 Kasım 2006 tarihleri arasında Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve
yorumlardan
derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR