27.11.2006

   

Anasayfa

e-posta


 

ALMANYA BASINI:

 

Financial Times Deutschland: "Türkiye AB ile Kıbrıs'ı Görüşmeye Devam Etmek İstiyor": "Türkiye, Kıbrıs ihtilafında Avrupa Birliği ile görüşmeleri  sürdürmeye hazır. Türkiye'nin AB Başmüzakerecesi Ali Babacan, İstanbul'da düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nda  yaptığı konuşmada, ‘ülkesinin tartışmalardan kaçmayacağını’  söyledi. ‘Konuşmak için buradayız’ diyen Babacan, bununla  birlikte durumun zor olduğunu belirtti. AB Dönem Başkanlığı Finlandiya ise, AB Komisyonu’nun  toplanacağı 6 Aralık tarihine kadar Kıbrıs ihtilafına çözüm bulunmasını istiyor. Brüksel, Türkiye'nin liman ve  havaalanlarını AB üyesi Kıbrıs'a açmasını talep ediyor ve   Ankara'daki hükümeti aksi takdirde AB katılım müzakerelerini  askıya almakla tehdit ediyor." (24/11)

 

 

AVUSTURYA BASINI:

 

Der Standard: "Türkiye'yi İsteyen Pek Yok": "Avusturyalıların hala pek azı, Türkiye'nin AB'ye  katılımından yana. Sosyal Bilimler Araştırma Derneği’nin  (SWS), Avusturya Avrupa Politikası Derneği’nin isteği  üzerine yaptığı bir kamuoyu araştırmasına göre,  Avusturyalıların yalnız yüzde 9'u Türkiye'nin AB'ye katılımını istiyor, yüzde 85'i ise katılıma karşı. Bu  sonuçlar, AB Komisyonu’nun Avrupa Barometresi anketini  de doğruluyor. Avrupa Barometresi’nde, yüzde 85 oranında  Türkiye'nin katılımına karşı olan Avusturya, 25 AB  ülkesi içinde başı çekiyordu, buna karşın katılımı  -katılımdan yana olanların oranı yüzde 13 ile- en az  isteyen ülke olmuştu. Viyana'da açıklanan SWS araştırmasının sonuçlarına göre, Avusturyalılar en çok Birliğe girmek  istemeyen ülkelere rağbet ediyor. Ankete katılanların  yüzde 89'u Norveç'in, yüzde 86'sı komşu İsviçre'nin  katılımından yana. Türkiye gibi Brüksel ile müzakerelerde bulunan  Hırvatistan'ın katılımını ise anketi cevaplayanların  dörtte üçü onaylıyor." (24/11)

 

 

İNGİLTERE BASINI:

 

Reuters: "Türkiye AB Müzakerelerinde Kısmi Bir Askıya Alma ile Karşı Karşıya": "Reuters'in yaptığı bir kamuoyu araştırmasına göre,  Ankara'nın Kıbrıs'la ticari bir anlaşmazlığı gidermesi için  belirlenen son tarih yaklaşırken, Türkiye üçte bir ihtimalle  Avrupa Birliği'nin üyelik müzakerelerini durdurmasıyla ama  büyük bir olasılıkla kısmi bir askıya alma ile karşı karşıya. 20-24 Kasım tarihleri arasında 30 mali ve akademik  kurumda yapılan araştırmaya göre, AB'nin kısmen Kıbrıs  konusunda bir ilerleme kaydedilmemesi dolayısıyla Türkiye ile  üyelik müzakerelerini durdurması ihtimali yüzde 35. Ancak ekonomistlere göre daha kuvvetli bir ihtimal,  AB'nin Ankara ile müzakerelerinin belirli siyasi alanlarda  askıya alınması. Uzmanlar ise, müzakerelerin 14-15 Aralık'taki AB  zirvesinde askıya alınması halinde, Haziran 2007 itibariyle  Türkiye'nin müzakerelere yeniden başlamasına uğraşacak kayda  değer bir lider kalmayacağından, yeniden başlamasının zor  olabileceği konusunda uyarıyorlar. Türkiye'nin tahmin edilenden bir yıl önce, 2018'de AB  üyesi olacağı ya da üçte bir ihtimalle, ülkenin AB'ye üye  olması gerekip gerekmediğine dair kuşkular artarken  görüşmelerden kendisinin çekileceği tahminleri de mevcut. Ekonomistler, merkez sağ hükümetin milliyetçi partiler  tarafından zorlanacağı gelecek yılki seçimler nedeniyle Türkiye'nin AB'nin Kıbrıs konusundaki taleplerini yerine  getirmeyeceğini söylüyorlar." (Nigel Davies, 24/11)

 

Reuters: "İtalya ile Fransa AB-Türkiye Müzakerelerinde Dengeli Bir Yaklaşım Çağrısında Bulundular": "İtalya Başbakanı Romano Prodi, Ankara'nın AB'ye muhtemel katılımı konusunda, AB ile Türkiye arasındaki müzakerelerde ortaya çıkan zorlukların üstesinden gelinebilmesi amacıyla dengeli  bir yaklaşım çağrısında bulundu. Prodi, Fransız Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ile bir  araya geldikten sonra gazetecilere yaptığı açıklamada,  ‘Müzakerelerin mevcut zorluklara rağmen sürebilmesi için  önümüzdeki AB Konseyi toplantısı öncesinde dengeli bir  pozisyon bulmamız gerekiyor.’ dedi. Prodi, Chirac'ın da kendisinin bu görüşüne katıldığını  belirtti." (24/11)

 

Reuters: "AB Başkanı Finlandiya Kıbrıs-Türkiye Anlaşmazlığını Çözmeye Çalışıyor": "AB Dönem Başkanı Finlandiya, bu hafta Türkiye ile Kıbrıs  arasındaki anlaşmazlığı aralık ayında verilen son tarihten önce  çözmek için bir son çare çabası başlatsa da, Ankara'nın AB  üyeliği girişimini tehdit eden meseleye hızlı bir çözüm  bulunamayacağı uyarısında bulundu. Kıbrıs Dışişleri Bakanı’nın, ilerleme şansı çok az olduğu  için katılmayacağını söyledikten iki gün sonra Finlandiya Tampere'de yapılacak bölgesel bir foruma katılacağının  doğrulanması, büyük bir ilerleme olabileceği umutlarını  az da olsa artırdı. Ancak Finlandiya Dışişleri Bakanı Erkki Tuomioja, AB  üyelik müzakerelerinin gerektirdiği gibi Türkiye'nin liman  ve havaalanlarını Kıbrıs gemi ve uçaklarına açmasına hızlı  bir çözüm bulunabileceğini düşünmediğini söyledi. Tuomioja Fin devlet televizyonuna verdiği demeçte,  ‘Az zaman içinde yeni olasılıklar ve limanları açacak  bir çözüm bulabileceğimiz konusunda çok iyimser olmadığımı  söylemeliyim.’ dedi. AB Dönem Başkanlığı’nı yürüten Finlandiya, anlaşmazlığı  çözmek için diplomatik bir çaba başlattı ve Avrupa Komisyonu'nun  6 Aralık'taki toplantısından önce bir anlaşma sağlamak istiyor. Finlandiya, Tampere'deki Avrupa ve Akdeniz dışişleri bakanları  toplantısında Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Kıbrıs Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Lillikas ile ayrı ayrı görüşmeler yapmayı planlıyor. Brüksel Türkiye limanlarını aralıkta açmazsa bunun sonuçları  için tavsiyelerde bulunacağını açıkladı ki, bunlar geçen yıl  başlatılan üyelik müzakerelerinin kısmen durdurulmasını ve AB  genişleme Komiseri Olli Rehn'in daha önce uyardığı gibi bir  anlaşma sağlanmazsa Türkiye'nin üyelik girişiminde bir tren  kazasını içerebilir. Tuomioja, artık Türkiye'nin girişimini tehlikeye sokacak bir  ‘ara’ olmayacağını umduğunu söyleyerek, ‘Bununla birlikte hiçbir  ilerleme kaydetmezsek hiçbir şey olmamış gibi devam edemeyeceğimiz de açık’ diye ekledi." (David Brunnsrom, 26/11)

 

 

İSPANYA BASINI:

 

Europa Press: "Erdoğan, Önemli Ekonomik Reformların Gerçekleştirildiğinin Altını Çizdi, Ancak Kıbrıs'tan Bahsetmekten Kaçındı": "Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, AB'ye üye olma isteklerine bağlı olarak ekonomik reformlar yaptıklarını vurguladı, ancak 25'lere katılım için önümüzdeki müzakereleri  bloke edebilecek Kıbrıs meselesi hakkında konuşmaktan kaçındı. Erdoğan, merkezi İsviçre'de bulunan Dünya Ekonomik Forumu'nda ‘Türkiye, AB'ye katılmak için önemli reformlar gerçekleştirdi ve bu reformların olumlu etkisi ülkede hissedilmektedir’ diye  vurguladı. Türkiye'nin Kıbrıs'ı tanımasını, liman ve havaalanlarını  Kıbrıs'ın gemi ve uçaklarına açmasını öngören Ankara  Protokolü'nün gereğini yerine getirmemesi yüzünden AB'ye  girişini ciddi olarak tehdit eden Kıbrıs meselesine değinmekten kaçınan Erdoğan, ‘Bu, Türkiye'nin ne kadar hızlı davrandığının göstergesidir’ diye belirtti." (23/11)

 

 

İTALYA BASINI:

 

Corriere Della Sera: "Ankara Meselesine İtalya'nın Bakışı": "Avrupa Parlamentosu milletvekili Lilli Gruber, ‘Kıbrıs ve özgürlük sorunlarını çözmeliler’  diyor. Bologna Üniversitesi Siyasi Bilimler Profesörü Filippo Andreatta, ‘demokratik açıdan sağlam’  olmadıklarını belirtiyor. Solun Demokratları Partisi’nden Meclis Dışişleri Komisyonu  Başkanı Umberto Ranieri, tarihle kapanmamış  hesapları hatırlıyor. Ama yine de Türkiye için Avrupa'nın   kapılarını açık bırakıyorlar. Ekonomik ve mali çıkarlar...  Stratejik ihtiyaçlar ve politik gereksinimler... Ve tabii ki  din meselesi... 16. Benedict'in ziyareti arifesinde,  Türkiye'nin AB'ye katılımı üzerine tartışmalar yeniden  alevleniyor. (…) Avrupa Parlamentosu milletvekili  Lilli Gruber, ‘Türkiye'nin Avrupa'ya katılımı önemlidir:  Berlin Duvarı yıkıldıktan sonra Doğu Avrupa ülkelerinin  katılımı kadar tarihi bir öneme sahiptir’ diyor. Doğu Avrupa  ülkeleri Türkiye ile karşılaştırılır mı? Birçokları, en  azından tarihi ve kültürel bir farklılık olduğunu savunuyor.  (…) Bologna Üniversitesi Siyasi Bilimler Profesörü Filippo  Andreatta, ‘Fransa ve Almanya'da Türk karşıtlığının kökleri  var. Ve bu seçimlerde kullanılmakta. Aynı zamanda özellikle  Amerika Birleşik Devletleri, NATO üyesi Ankara'ya stratejik  açıdan önem vermekte ve terk edilen Türkiye'nin İran'ın  kollarında kendini bulmasından korkmakta, dolayısıyla bu  görüşü paylaşan İngiltere, Hollanda ve Danimarka gibi,  Türkiye'nin lehinde ülkeler de mevcut. Türkiye'yi üye olarak  alma gerekçelerinin, onu dışarıda tutma gerekçelerinden daha  kuvvetli olduğundan da eminler’ diye belirtiyor. ‘Bunlar  neler olabilir? Türkiye'nin katılımı, ülkenin demokratik  açıdan sağlamlaşması için ‘itici bir güç’ şeklinde  çalışabilir. AB'nin dinamik ekonomilere açılmaya ihtiyacı  var. Ve tabii AB, Orta Doğu bölgesinde daha büyük bir  etkiye sahip olabilecektir’ diye devam ediyor. Solun Demokratları Partisi’nden Meclis Dışişleri Komisyonu  Başkanı Umberto Ranieri ise, Türk meselesini değerlendirmede  İslam dini ile ilişkileri ve ‘Orta Doğu Oyunu’nu temel kabul  ediyor. ‘Avrupa Türkiye ile ilgili belirli yükümlükler  üstlenmiştir. Köktendinciliği kökünden kazımak konusunda  sorunumuz olduğundan, İslam ile demokrasiyi uzlaştırmaya  çalışan bir ülkenin suratına kapıyı kapatmak oldukça riskli  olabilir. Müzakere uzundur ve Ankara özellikle temel haklar  ve dini özgürlükler konusunda Avrupa standartlarını korumak  zorundadır. Bu kadar da değil. Müzakerelerde, Türk  yetkililerinin kendi tarihleriyle şeffaf bir ilişki  kurmasını ümit ediyorum’ diye belirtiyor." (Vittorio Zincone, 23/11) 

 

           

İRAN BASINI:

 

IRIB: "Yunanistan'ın, Türkiye'nin AB Üyeliğini Desteklemesi...": "Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni, yaptığı açıklamada Yunanistan'ın Türkiye'nin AB'ye katılmasını desteklediğini, ancak aynı zamanda Türkiye'nin de AB tarafından belirlenen şartların tamamını uygulaması gerektiğini belirtti. Yunanistan Dışişleri Bakanı şunları söyledi: ‘Biz, Avrupa'nın sadece Hıristiyanların elinde olmasını  istemiyoruz. Hatta, saygı duyulması ve uygulanması gereken  AB'nin sahip olduğu değerleri ve kanunları Türkiye'nin de uygulayarak Birliğin bir üyesi olarak aramızda olacağına    inanıyoruz.’ Yunanistan Dışişleri Bakanı, ülkesinin Türkiye ile ekonomik işbirliğini geliştirmek için istekli olduğunu vurguladı." (26/11)

 

 

JAPONYA BASINI:

 

Mainichi Shimbun: "Papa'nın Türkiye Ziyareti... Tepkilerin Yeniden Alevlenmesi Endişesi... Türkiye'nin Papa'nın Ziyaretini, AB Üyeliği Avantajı Olarak Kullanma Niyeti": "Papa 16. Benedict 28 Kasım-1 Aralık tarihleri arasında  Türkiye'yi resmen ziyaret edecek. Nisan 2005'te Papa  olmasının ardından ilk kez bir İslam ülkesine ziyarette  bulunacak. Papa'nın ‘cihad’ı eleştiren sözlerine tepkiler  halen sürerken İslam toplumuyla ilişkilerde iyileşme  sağlanıp sağlanamayacağı merakla bekleniyor. Ziyaretin asıl amacı, Türkiye'de azınlık durumundaki  Katolikleri cesaretlendirmek, Doğu Ortodoksluğunda onurlu  bir yere sahip Konstantinopol Ekümenik Patrikliği ile dostane  ilişkileri derinleştirmek. Bunlarla yakından ilişkili olarak  Vatikan ile İslam ve İslam devleti ilişkisi gündeme oturdu. (…) Türkiye'nin bu konuda son derece hassas olmasının sebebi Papa'nın göreve gelmeden önce, Türkiye'nin AB üyeliğine karşı  çıkmış olması. 29 Kasım'da Papa'nın görüşme yapmayı planladığı  Ekümenik Patrik I. Bartelomeos bir Türk gazetesine, ‘Papa'ya, Türkiye AB'ye üye olmak zorundadır’ görüşünü iletmek istiyorum.  AB, bir Hıristiyan kulübü olarak kalmamalıdır’ açıklamasında bulundu. Türk Hükümeti, Papa 16. Benedict'in ziyaretini, AB üyelik  görüşmeleri aşamasında avantaj olarak kullanma niyetinde.  Papa'yı kabul etmekle, laik ve şeffaf bir ülke olduğu imajını  Avrupa'ya göstermek istiyor. Ancak Papa'nın ‘cihad’ı eleştiren  sözlerine tepki olarak Türkiye'de protesto gösterileri  yapılıyor. (…)" (Masato Kaiho, Eiji Maeda, 24/11)

 

             

           

           

NOT: Bu bülten, 24-26 Kasım 2006 tarihleri arasında Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

ESKİ SAYILAR