ABD BASINI:
Amerika'nın Sesi Radyosu:
"İngiltere İşçi Partisi İçinde Türkiye Lobisi Kuruldu":
"İngiltere Parlamentosu’nda kurulan ‘Türkiye'nin İşçi Partili Dostları’
isimli lobi grubu, Avam Kamarası'nda yapılan açılışla faaliyetlerine
başladı. Türk-İngiliz ilişkilerinin geliştirilmesini amaçlayan grubun
açılışına iktidardaki İşçi Partisinin Başkanı Hazel Blears ile bazı
milletvekilleri katıldı. İşçi Partisi Londra milletvekillerinden David
Lammy ile Londra'nın Haringey Belediyesi Encümen Üyesi Nilgün Ceylan
öncülüğünde başlatılan lobi hareketi, ortak demokratik değerlerle
ekonomik ve kültürel bağların güçlendirilmesi amacıyla çalışmalarda
bulunacak ve iki ülke arasında parlamenterler, akademisyenler, meslek
grupları ve iş adamları arasında ziyaret, toplantı ve seminerler
vasıtasıyla ilişkilerin gelişmesine katkıda bulunacak. Grubun önemli
amaçlarından birisinin de, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılım
sürecine tam destek verilmesi ve bu amaçla Avrupa çapında çaba
gösterilmesi olduğu kaydedildi. Lobi grubu, bu amaçla Brüksel'de de
benzer bir açılış düzenleyecek. Açılışta konuşan Milletvekili David
Lammy, İngiltere'deki Türk toplumunu, ‘İngiltere'deki ikonik
toplumlardan birisi’ olarak niteledi ve ‘Sıkıntılarla dolu dünyada
Türkiye anahtar bir ortaktır’ tanımlamasında bulundu. (…) Açılışta
konuşan İşçi Partisi Başkanı Hazel Blears ise, ‘Türkiye'nin Avrupa
Birliğine katıldığını görmek İşçi Partisi için hayli önemlidir.’ dedi.
Blears, ‘Türkiye büyük öneme haiz bir ülkedir. Türkiye medeniyetler
çatışmasını durdurabilecek bir ülkedir. Ayrıca, Avrupa'nın enerji
güvenliğini sağlayacak durumdadır.’ dedi ve nüfus potansiyelinin çok
önemli olduğundan bahsetti. İşçi Partisi Başkanı, ‘Genç Türkleri
Avrupa'da görmek müthiş olur. İşçi Partisi’nin her kademesinde,
Türkiye, tam desteğe sahiptir.’ dedi.(…)" (Mevlüt Katık, 06/02)
ALMANYA BASINI:
Die Welt: "Türk Hükümeti
Parmağını Bile Oynatmadı":
"(…)
SORU: SPD,
Türkiye'nin AB'ye alınmasını, Hıristiyan Birlik Partileri ise sadece
ayrıcalıklı ortaklık istiyor. Siz daha çok Merkel'in yanında mısınız?
KLOSE:
Öncelikle temel ilkelerden yanayım: Anlaşmalara sadık kalınması
gerekir. Türkiye ile üyelik hedefiyle katılım müzakerelerini sürdürmeyi
kararlaştırdık. Bundan vazgeçemeyiz.
SORU:
Düşünce ve din özgürlüğü konularında eksikler, bir de Kıbrıs ihtilafı
var. Müzakereler buna rağmen üyeliğe götürecek mi?
KLOSE: Bu
ancak müzakerelerin sonunda söylenebilir. Şu an karar verilmek zorunda
olunsaydı, ‘Hayır, koşullar yerine getirilmedi, üyelik mümkün değil’
derdim. Ancak bu durum müzakere sürecinde değişebilir. Bundan bağımsız
olarak, görüldüğü kadarıyla Türkiye'de de tam üyeliğe karşı giderek
şüpheli bir hava oluşuyor." (Ansgar Graw, Joachim Peter, SPD Dış
Politika Uzmanı Hans Ulrich Klose ile yapılan mülakat, 06/02)
AVUSTURYA BASINI:
Die Presse:
"Avusturyalılar Türkiye'ye Hayır Demekte Israr Ediyor":
"Viyana'daki Türkiye
Büyükelçiliği’nin gerçekleştirdiği bir ‘internet anketi’nde, Türkiye ile
müzakerelerde bulunulmasına rağmen, Avusturyalıların dörtte üçünün
Türkiye'yi bir ‘Avrupa ülkesi’ olarak görmediği sonucuna varıldı.
Ankete katılan 2670 kişinin yüzde 40'ı bütün şartların yerine
getirilmesi ve Türk işçilerinin AB ülkelerine göç etmemesi halinde
bile Türkiye'nin AB'ye katılımını reddediyor. Büyükelçi Selim
Yenel konuya ilişkin olarak, müzakerelere ‘adil bir şans verilmesi’
gerektiğini söylüyor. Ankete katılanların beşte biri, ülkenin ‘hiçbir
zaman’ üye olamayacağı görüşünde. Yenel, anketin sonuçlarını, geri
kalan yüzde 40'ın katılımdan yana olduğu şeklinde yorumluyor.
Büyükelçi, ‘Kurier’ ile yaptığı söyleşide, Avusturya'da bir referandum
yapılacak olursa, halkın yalnız yüzde onunun daha ikna edilmesi
gerekeceğini söyledi." (06/02)
İSPANYA BASINI:
El Pais: "Almanya ve
Avrupa'ya Yeni İvme":
"Almanya, bu yılın ilk yarısı için AB Dönem Başkanlığı’nı üstlendi.
Avrupa için çalışmaya kararlıyız. Günümüzde Avrupa, uluslararası
terörizm, iklim değişikliği ve giderek büyüyen göç dalgası tarafından
tehdit edilmektedir. Avrupa'nın genişlemesi, bir başarı hikayesidir.
Avrupa Birliği, Bulgaristan ve Romanya'nın da katılımıyla bugün 27
üyeye sahip. Avrupa'nın çekim gücü hala yerinde: Hırvatistan ve Türkiye
ile müzakerelere çoktan başlandı. AB, Arnavutluk, Bosna-Hersek,
Makedonya, Karadağ ve Sırbistan'a katılım perspektifi önerdi. Bu
ülkelerin önümüzdeki 10 yıldan önce Birliğe katılabileceklerini
sanmıyorum, ancak isabetli bir karardı. Bu ülkeler bir yandan henüz
yeterince hazırlıklı değiller, diğer yandan da AB gerekli hazmetme
olgunluğuna ulaşmadı. Katılım perspektiflerinin hemen hemen her zaman
tavsiye edilebilir olduğu açıktır, zira bu, modernleşme sürecini
işlevsel hale getirir. Bu şekilde komşu bölgelerimiz de istikrara
kavuşur. (…) Dış politikaya bakış açısından hepimiz Türkiye'deki
reformların ve AB'ye olan sıkı bağının takipçisiyiz. Bununla birlikte
Türkiye, Ankara Protokolü gibi temel bir zorunluluğu yerine getirmedi.
Bu önemsiz bir mesele değildir, aksine üzerinde durulan konu, Birliğin
dört temel serbestisinden birinin uygulanmasıdır: Malların serbest
dolaşımı. Üye adaylarının ve AB'nin üye devletlerinin siyasi ve
diplomatik ifadelerle karşılıklı olarak kabul ettikleri çok acil bir
mesele söz konusudur. Bu yüzden, müzakere başlıklarından bir kısmının,
Türkiye'nin Ankara Protokolü'nü yerine getirinceye kadar askıya
alınması bence iyi bir çözümdür. Avrupa Birliği, söz konusu protokolün
gecikmeden uygulanması konusunda ısrarını sürdürmelidir. 2009 yılına
kadarki yıllık ilerleme raporları, Konseye periyodik olarak
danışılmasını ve bu protokolün Türkiye tarafından uygulanması konusunda
baskıyı elinde tutma garantisi vermektedir.(…)" (Almanya
Başbakanı Angela Merkel, 05/02)
MISIR BASINI:
El Kahire: "Vatikan'ın
Kahire Büyükelçisi: Papa'nın Türkiye Ziyareti Almanya'da Verdiği
Konferansın Etkisini Hafifletti":
"Papa 16. Benedict'in Almanya'da verdiği konferansın İslam dünyasında
yarattığı dargınlık ve rahatsızlığın, Papa'nın Türkiye'ye
gerçekleştirdiği ziyaret sayesinde kısmen de olsa giderilebildiğini
belirten Büyükelçi Michael Louis Fitzgerald, Türkiye'nin AB üyeliği
konusunda iki tarafın bu ziyaret sırasında yaptığı açıklamalara
ilişkin olarak şöyle konuştu: ‘Papa, Türkiye'nin AB'ye katılımına karşı
bir tutum içinde değildir. Papa'nın amacı, katılım şartları üzerinde
durulması ve ısrarcı olunmasıdır. Bu şartlar sadece Türkiye'ye değil
tüm aday ülkelere uygulanmaktadır. Aslında, bu konuda Türk tarafının
hissedilir bir ilerleme kaydettiği de bir gerçektir.’" (Emil
Emin, 06/02)
RUSYA BASINI:
Rosbalt: "Avrupa Birliği,
Rusya Olmadan Varlığını Sürdüremez":
"Günümüzde, ekonomik yayılmacılığın üç modeli mevcut: Amerikan, Japon ve
Avrupa modelleri. Ekonomik yayılmacılığın Avrupa modeli, yabancı
pazarları fethetmekten çok, kendi pazarını genişletmeyi amaçlıyor.
Avrupa'nın ‘ortak’ pazarı, 20. yüzyılın ikinci yarısı boyunca kesintisiz
bir biçimde büyüme gösterdi. Söz konusu süreç özellikle, sosyalist
bloğun dağılmasından ve Doğu Avrupa ülkelerinin AB'ye katılmaya
başlamasından sonra hızlandı. Bulgaristan ve Romanya'nın AB'ye girmesi,
tamamıyla yeni bir duruma işaret etti: Avrupalıların genişleyecekleri
başka yer yok. (…) Avrupalıların Güneye ya da Doğuya doğru genişlemek
gibi iki çözüm yolu var. Türkiye'nin AB'ye girmesi, Avrupa'nın Güneyi
seçtiği anlamına gelecek. Bu durumda Türkiye örneğinde, bir İslam
devletinin Avrupa pazarı ile bütünleşmesinin nasıl olacağı denenecek.
Türkiye'den sonra AB'ye, büyük ihtimalle, Fas ve sırasıyla, Kuzey
Afrika ile Orta Doğu ülkeleri katılacak. Güney yönüne yayılmacılıktan
yana bir tercih, AB'nin kendi Avrupa kimliğini giderek yitirmesi ve
Avro-İslam olgusunun gelişmesi demek olacak. Fakat Türkiye'nin AB'ye
girme ihtimali son zamanlarda oldukça azaldı. 1915 yılında Türkiye'de
yaşanan Ermeni soykırımının inkarını yasaklayan yasayı kabul eden
Fransız Parlamentosu'nun davranışı, Avrupa'nın önde gelen bir dizi
siyasetçisinin Ankara'nın AB'ye kabul edilmesine karşı açıklamalarda
bulunması ve müzakerelerin uzatılması, Avrupalı seçkinlerin bu adımı
atmaya hazır olmadığını gösterdi. Irak'ta ve Orta Doğu'daki oyunlara
sürüklenmiş bir Türkiye'nin AB'ye girme ihtimali daha da düşük olacak.
Ankara'nın, Irak Kürtlerine karşı bir operasyon hazırlığı içerisinde
olduğu şimdiden belli. Fakat Irak'a girilmesi durumunda Türkiye'nin
Avrupa perspektifi de sona ermiş olacak." (Aleksandr Yakuba,
05/02)
NOT:
Bu bülten, 05-06 Şubat 2007 tarihleri arasında Genel Müdürlüğümüze
ulaşan haber
ve
yorumlardan
derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR