07.02.2007

   

Anasayfa

e-posta


 

 

ABD BASINI:

Amerika'nın Sesi Radyosu: "İngiltere İşçi Partisi İçinde Türkiye Lobisi Kuruldu": "İngiltere Parlamentosu’nda kurulan ‘Türkiye'nin İşçi  Partili Dostları’ isimli lobi grubu, Avam Kamarası'nda  yapılan açılışla faaliyetlerine başladı. Türk-İngiliz  ilişkilerinin geliştirilmesini amaçlayan grubun açılışına  iktidardaki İşçi Partisinin Başkanı Hazel Blears ile bazı  milletvekilleri katıldı. İşçi Partisi Londra milletvekillerinden David Lammy  ile Londra'nın Haringey Belediyesi Encümen Üyesi Nilgün  Ceylan öncülüğünde başlatılan lobi hareketi, ortak demokratik  değerlerle ekonomik ve kültürel bağların güçlendirilmesi  amacıyla çalışmalarda bulunacak ve iki ülke arasında  parlamenterler, akademisyenler, meslek grupları ve iş  adamları arasında ziyaret, toplantı ve seminerler  vasıtasıyla ilişkilerin gelişmesine katkıda bulunacak.  Grubun önemli amaçlarından birisinin de, Türkiye'nin  Avrupa Birliği'ne katılım sürecine tam destek verilmesi  ve bu amaçla Avrupa çapında çaba gösterilmesi olduğu  kaydedildi. Lobi grubu, bu amaçla Brüksel'de de benzer  bir açılış düzenleyecek. Açılışta konuşan Milletvekili  David Lammy, İngiltere'deki Türk toplumunu, ‘İngiltere'deki  ikonik toplumlardan birisi’ olarak niteledi ve ‘Sıkıntılarla  dolu dünyada Türkiye anahtar bir ortaktır’ tanımlamasında  bulundu. (…) Açılışta konuşan İşçi Partisi Başkanı Hazel Blears ise,  ‘Türkiye'nin Avrupa Birliğine katıldığını  görmek İşçi Partisi için hayli önemlidir.’ dedi. Blears,  ‘Türkiye büyük öneme haiz bir ülkedir. Türkiye medeniyetler  çatışmasını durdurabilecek bir ülkedir. Ayrıca, Avrupa'nın  enerji güvenliğini sağlayacak durumdadır.’ dedi ve nüfus  potansiyelinin çok önemli olduğundan bahsetti. İşçi Partisi  Başkanı, ‘Genç Türkleri Avrupa'da görmek müthiş olur. İşçi  Partisi’nin her kademesinde, Türkiye, tam desteğe sahiptir.’  dedi.(…)" (Mevlüt Katık, 06/02)

 

 

ALMANYA BASINI:

Die Welt: "Türk Hükümeti Parmağını Bile Oynatmadı":

 

            "(…)

 

            SORU: SPD, Türkiye'nin AB'ye alınmasını,  Hıristiyan Birlik Partileri ise sadece ayrıcalıklı ortaklık istiyor. Siz daha çok Merkel'in yanında mısınız?

 

            KLOSE: Öncelikle temel ilkelerden yanayım: Anlaşmalara  sadık kalınması gerekir. Türkiye ile üyelik hedefiyle katılım müzakerelerini sürdürmeyi kararlaştırdık. Bundan vazgeçemeyiz.

 

            SORU: Düşünce ve din özgürlüğü konularında eksikler,  bir de Kıbrıs ihtilafı var. Müzakereler buna rağmen üyeliğe  götürecek mi?

 

            KLOSE: Bu ancak müzakerelerin sonunda söylenebilir.  Şu an karar verilmek zorunda olunsaydı, ‘Hayır, koşullar  yerine getirilmedi, üyelik mümkün değil’ derdim. Ancak bu  durum müzakere sürecinde değişebilir. Bundan bağımsız olarak,  görüldüğü kadarıyla Türkiye'de de tam üyeliğe karşı giderek  şüpheli bir hava oluşuyor." (Ansgar Graw, Joachim Peter, SPD Dış Politika  Uzmanı Hans Ulrich Klose ile yapılan mülakat, 06/02)

 

 

AVUSTURYA BASINI:

Die Presse: "Avusturyalılar Türkiye'ye Hayır Demekte Israr Ediyor": "Viyana'daki Türkiye Büyükelçiliği’nin gerçekleştirdiği bir ‘internet anketi’nde, Türkiye ile müzakerelerde bulunulmasına  rağmen, Avusturyalıların dörtte üçünün Türkiye'yi bir ‘Avrupa  ülkesi’ olarak görmediği sonucuna varıldı. Ankete katılan 2670  kişinin yüzde 40'ı bütün şartların yerine getirilmesi ve Türk  işçilerinin AB ülkelerine göç etmemesi halinde bile  Türkiye'nin AB'ye katılımını reddediyor. Büyükelçi Selim Yenel konuya ilişkin olarak, müzakerelere  ‘adil bir şans verilmesi’ gerektiğini söylüyor. Ankete  katılanların beşte biri, ülkenin ‘hiçbir zaman’ üye olamayacağı  görüşünde. Yenel, anketin sonuçlarını, geri kalan yüzde 40'ın  katılımdan yana olduğu şeklinde yorumluyor. Büyükelçi, ‘Kurier’  ile yaptığı söyleşide, Avusturya'da bir referandum yapılacak  olursa, halkın yalnız yüzde onunun daha ikna edilmesi  gerekeceğini söyledi." (06/02)

 

 

İSPANYA BASINI:

El Pais: "Almanya ve Avrupa'ya Yeni İvme": "Almanya, bu yılın ilk yarısı için AB Dönem Başkanlığı’nı  üstlendi. Avrupa için çalışmaya kararlıyız. Günümüzde Avrupa,  uluslararası terörizm, iklim değişikliği ve giderek büyüyen göç dalgası tarafından tehdit edilmektedir. Avrupa'nın genişlemesi, bir başarı hikayesidir. Avrupa Birliği, Bulgaristan ve Romanya'nın da katılımıyla bugün 27  üyeye sahip. Avrupa'nın çekim gücü hala yerinde: Hırvatistan  ve Türkiye ile müzakerelere çoktan başlandı. AB, Arnavutluk,  Bosna-Hersek, Makedonya, Karadağ ve Sırbistan'a katılım  perspektifi önerdi. Bu ülkelerin önümüzdeki 10 yıldan önce  Birliğe katılabileceklerini sanmıyorum, ancak isabetli bir  karardı. Bu ülkeler bir yandan henüz yeterince hazırlıklı değiller, diğer yandan da AB gerekli hazmetme olgunluğuna  ulaşmadı. Katılım perspektiflerinin hemen hemen her zaman tavsiye  edilebilir olduğu açıktır, zira bu, modernleşme sürecini  işlevsel hale getirir. Bu şekilde komşu bölgelerimiz de  istikrara kavuşur. (…)  Dış politikaya bakış açısından hepimiz Türkiye'deki  reformların ve AB'ye olan sıkı bağının takipçisiyiz. Bununla birlikte Türkiye, Ankara Protokolü gibi temel bir zorunluluğu  yerine getirmedi. Bu önemsiz bir mesele değildir, aksine  üzerinde durulan konu, Birliğin dört temel serbestisinden  birinin uygulanmasıdır: Malların serbest dolaşımı. Üye adaylarının ve AB'nin üye devletlerinin siyasi ve  diplomatik ifadelerle karşılıklı olarak kabul ettikleri çok  acil bir mesele söz konusudur. Bu yüzden, müzakere başlıklarından  bir kısmının, Türkiye'nin Ankara Protokolü'nü yerine getirinceye  kadar askıya alınması bence iyi bir çözümdür. Avrupa Birliği,  söz konusu protokolün gecikmeden uygulanması konusunda ısrarını sürdürmelidir. 2009 yılına kadarki yıllık ilerleme raporları,  Konseye periyodik olarak danışılmasını ve bu protokolün  Türkiye tarafından uygulanması konusunda baskıyı elinde tutma  garantisi vermektedir.(…)"  (Almanya Başbakanı Angela Merkel, 05/02)

 

 

MISIR BASINI:

El Kahire: "Vatikan'ın Kahire Büyükelçisi: Papa'nın Türkiye Ziyareti Almanya'da Verdiği Konferansın Etkisini Hafifletti": "Papa 16. Benedict'in Almanya'da verdiği konferansın  İslam dünyasında yarattığı dargınlık ve rahatsızlığın,  Papa'nın Türkiye'ye gerçekleştirdiği ziyaret sayesinde  kısmen de olsa giderilebildiğini belirten Büyükelçi Michael Louis Fitzgerald, Türkiye'nin AB üyeliği konusunda iki  tarafın bu ziyaret sırasında yaptığı açıklamalara ilişkin  olarak şöyle konuştu: ‘Papa, Türkiye'nin AB'ye katılımına karşı bir tutum  içinde değildir. Papa'nın amacı, katılım şartları üzerinde  durulması ve ısrarcı olunmasıdır. Bu şartlar sadece  Türkiye'ye değil tüm aday ülkelere uygulanmaktadır.  Aslında, bu konuda Türk tarafının hissedilir bir ilerleme  kaydettiği de bir gerçektir.’" (Emil Emin, 06/02)

           

 

RUSYA BASINI:

Rosbalt: "Avrupa Birliği, Rusya Olmadan Varlığını Sürdüremez": "Günümüzde, ekonomik yayılmacılığın üç modeli mevcut: Amerikan, Japon ve Avrupa modelleri. Ekonomik yayılmacılığın  Avrupa modeli, yabancı pazarları fethetmekten çok, kendi  pazarını genişletmeyi amaçlıyor. Avrupa'nın ‘ortak’ pazarı, 20. yüzyılın ikinci yarısı boyunca kesintisiz bir biçimde büyüme gösterdi. Söz konusu süreç özellikle, sosyalist bloğun  dağılmasından ve Doğu Avrupa ülkelerinin AB'ye katılmaya başlamasından sonra hızlandı. Bulgaristan ve Romanya'nın  AB'ye girmesi, tamamıyla yeni bir duruma işaret etti:  Avrupalıların genişleyecekleri başka yer yok. (…) Avrupalıların Güneye ya da Doğuya doğru genişlemek  gibi iki çözüm yolu var. Türkiye'nin AB'ye girmesi, Avrupa'nın  Güneyi seçtiği anlamına gelecek. Bu durumda Türkiye örneğinde,  bir İslam devletinin Avrupa pazarı ile bütünleşmesinin nasıl  olacağı denenecek. Türkiye'den sonra AB'ye, büyük ihtimalle,  Fas ve sırasıyla, Kuzey Afrika ile Orta Doğu ülkeleri katılacak.  Güney yönüne yayılmacılıktan yana bir tercih, AB'nin kendi  Avrupa kimliğini giderek yitirmesi ve Avro-İslam olgusunun gelişmesi demek olacak. Fakat Türkiye'nin AB'ye girme ihtimali son zamanlarda oldukça azaldı. 1915 yılında Türkiye'de yaşanan Ermeni  soykırımının inkarını yasaklayan yasayı kabul eden Fransız Parlamentosu'nun davranışı, Avrupa'nın önde gelen bir dizi  siyasetçisinin Ankara'nın AB'ye kabul edilmesine karşı  açıklamalarda bulunması ve müzakerelerin uzatılması, Avrupalı  seçkinlerin bu adımı atmaya hazır olmadığını gösterdi. Irak'ta  ve Orta Doğu'daki oyunlara sürüklenmiş bir Türkiye'nin AB'ye  girme ihtimali daha da düşük olacak. Ankara'nın, Irak Kürtlerine  karşı bir operasyon hazırlığı içerisinde olduğu şimdiden belli.  Fakat Irak'a girilmesi durumunda Türkiye'nin Avrupa perspektifi  de sona ermiş olacak." (Aleksandr Yakuba, 05/02)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

NOT: Bu bülten, 05-06 Şubat 2007 tarihleri arasında Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber

           ve yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

 

ESKİ SAYILAR