ABD BASINI:
Amerika'nın
Sesi Radyosu: "Bulgaristan Türkleri Vatandaşımızdır':
"1 Ocak 2007
tarihinde Avrupa Birliği ailesine iki yeni üye daha katıldı: Romanya ve
Bulgaristan. Üyelik başvurusunu 1994 yılında, Türkiye'den onlarca yıl
sonra yapmasına rağmen tam üyelik hakkı elde eden 21 milyonluk Romanya
ve sekiz milyonluk Bulgaristan yeni yıldan bu yana tam üyelik coşkusunu
yaşıyor. Bu yılın başından itibaren Romanya ile birlikte AB
üyesi olan Bulgaristan'ın Berlin Büyükelçisi Meglena Plugtschieva'nın
üyelik ile ilgili duygularını, ‘Bu benim ülkem ve ülke halkım için büyük
önem ifade ettiği için olağanüstü bir duygu’ şeklinde ifade ediyor. (…)
Ülkenin etnik yapısının çoğulcu kültürle iç içe olduğunu aktaran Bulgar
Büyükelçisi, buna örnek olarak ülkedeki Türk azınlığın konumunu
gösteriyor. Resmi rakamlara göre ülkede yaklaşık 800 bin Bulgar Türk’ü
yaşıyor. Bulgar Türklerinin Hak ve Özgürlükler Hareketi adlı partisi,
mecliste ve koalisyon hükümetinde yer alıyor. Türk azınlık ve ortak
tarih nedeniyle Türkiye ile doğal bağları olduğunu kaydeden büyükelçi
sözlerine şu şekilde devam ediyor: ‘Şimdilerde Bulgaristan ile
Türkiye'nin arası siyasi ve ekonomik açıdan son derece iyi. Bulgaristan
olarak biz, bölgedeki istikrarlı durumun korunması için bu ilişkinin
daha da iyileştirilmesi yolunda gitmeye devam edeceğiz. Kanımca bu tüm
AB için de büyük önem ifade ediyor. Ve bu da zaten Türkiye'nin geleceği
anlamına da geliyor. Bence hepimiz için Avrupa'nın geleceği ve Avrupa
perspektifi için çalışmak önem ifade ediyor.’ (…) Büyükelçi,
Bulgaristan'ın AB'ye tam üyelik tarihi ile Almanya'nın AB Dönem
Başkanlığı’nın çakışmasının güzel bir rastlantı olduğunu aktarıyor ve
Bulgaristan ile Almanya'nın geleneksel çok iyi ilişkileri olduğuna
dikkat çekiyor. Meglena Plugtschieva, her iki ülkenin de Türkiye'nin
AB sürecine destek verdiklerini savunuyor: "Daha önce Bulgaristan
olarak bizim de olduğu gibi AB kriterlerini yerine getirmek Türkiye'nin
ev ödevi. Ayrıca Türk toplumunun, Türk aydın siyasilerin görevi
Avrupalılaşma yolunda devam etmek, ülkeyi daha da ileri götürmek. Ben
tüm bunların gerçekleşmesini sadece yürekten umut edebilirim. Ancak
kanımca AB olarak biz de Türkiye'de iyi bir yolda. AB komisyonu da
elbette bu iyi gidişi değerlendirecektir. Buna bağlı olarak Türkiye
talep edilen aşamayı tam anlamıyla kaydederse bize de sadece
Brüksel'deki olumlu nihai kararı beklemek düşer.’"
(Cem Dalaman, 15/02)
AVUSTURYA
BASINI:
Die Presse:
"Türkiye AB'ye Mesafeli: Başka Önceliklerimiz Var":
"Anlaşılan onlarca yıldır Avrupa'nın kapısını boşuna çalan Türkiye
beklemekten sıkılmış görünüyor ve AB ile arasına açıkça mesafe koyuyor.
Bunun bugüne kadarki en belirgin işareti, artık üst düzey temasların en
aza indirilmesidir. Buna son örnek; Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün,
6 Mart tarihi için planlanan Brüksel'deki üst düzey temsilcilerle AB
Ortaklık Konseyi oturumuna katılmayacağını açıklamasıdır. Bu toplantı,
AB ile aday üyeler arasında dışişleri bakanları düzeyinde her yıl
gerçekleşen önemli bir buluşmadır. Toplantı büyük olasılıkla haziran
ayında tekrarlanacak. Türk Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklama,
Gül'ün şu sıralar Brüksel'i ve diğer önemli Avrupa başkentlerini
ziyaret etmeyi istemediği şeklindeydi. Ankara'nın başka önceliklerinin
olduğu da açıklamaya eklendi. AB ile resmi görüşmelerin iptali,
Türkiye'nin Birliğe yönelik kayıtsızlığındaki artışı gösteren tek ipucu
değil. Ankara, Türk Ceza Yasası’nın 301. Maddesi’ni (Türklüğü
aşağılama) değiştireceğine dair verdiği sözü de çabuk unuttu.
Bugünlerde konu nihayet gündemdeyse de, bu ancak Washington'dan gelen
baskılar sayesindedir. (…) İlişkilerin buzdolabına girmesinin altında,
Türklerin Avrupa hakkında kafalarında artan soru işaretleri yatıyor.
AB'ye katılımla ilgili kamuoyu araştırmalarında desteğin sürekli
azaldığı gözleniyor. Destek vermeme şeklindeki tutumlarıyla Türkler,
Avrupalıların, Türkiye'nin AB üyeliği konusundaki sağı solu belli
olmayan ve çoğu kere olumsuz tutumuna tepki gösteriyor. Türklerin
yarısı ülkelerinin AB üyesi olacağına inanmıyor; yüzde 78'i de Avrupa'ya
güvenmiyor." (Jan Keetman, 17/02)
BELÇİKA
BASINI:
Euobserver:
"AB-Türkiye İlişkileri Daha da Soğuyor":
"Ankara'nın AB
ile kritik bir toplantıyı iptal etmesi ve Kıbrıs Türk kesiminin petrol
çıkarma hakları konusunda çıkardığı gürültüden de anlaşılıyor ki,
Türkiye ile üyelik görüşmelerinin kısmen dondurulduğu kasım ayından bu
yana AB ile Türkiye'nin arası daha da açıldı. Alman ve Türk medyasında
çıkan haberlere göre, Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Ankara'nın
AB üyesi Kıbrıs'a ticaret yollarını açmaması üzerine bir yaptırım
olarak 35 müzakere başlığından sekizini askıya alındığı kasım ayından
bu yana Brüksel veya başka herhangi bir AB başkentine ziyarette
bulunmak istemiyor. (…) Türkiye'de AB konusunun gündemdeki yerini
yitirmesiyle birlikte öne çıkan seçimler -nisan ayındaki
cumhurbaşkanlığı ve kasım ayında parlamento seçimleri- de Ankara'nın bu
tavrında etkili olmuşa benziyor. AB'nin Dönem Başkanlığı’nı yürüten
Almanya, kasım ayında askıya alınmamış olan iki başlığın açılmasını
istiyor, ancak Kıbrıs bu fikri kabul etme niyetinde değil. Kıbrıslı
diplomatlar kasım kararından hemen sonra, Lefkoşa'nın, müzakere
başlıklarının açılmasına ancak ve ancak başka meselelerde Ankara
tarafından alınacak tavra bağlı olarak izin vereceğini bildirdiler.
Bloomberg'de, Türkiye'nin AB Başmüzakerecisi Ali Babacan'ın,
müzakerelerde ilerlemeyi ‘tüm üye devletlerin konsensusuna’ bağladığı,
ancak bunun da zor olduğunu söylediği bildirildi." (Mark
Beundermann, 16/02)
ULUSLARARASI BASIN:
International Herald Tribune: "Türkler Tartışmalı Yasanın Gözden
Geçirilmesini Bekliyor":
"Ankara'nın
Avrupa Birliği Başmüzakerecisi yaptığı açıklamada, Türkiye'nin, Türklüğü
aşağılamayı suç haline getiren tartışmalı yasasını gözden geçirmeyi
planladığını söyledi. Türk Ceza Yasası’nın 301. Maddesi
uyarınca, Türkiye'nin önde gelen aydınlarına karşı davalar açıldı.
Devlet Bakanı Ali Babacan, yasanın Türkiye'ye zarar verdiğini belirtti.
Ankara'nın yasayı iptal edip etmeyeceği yönündeki bir soru üzerine
Babacan, ‘Bunu kaldırmayı düşünmüyoruz. 301. Madde kalacak’ şeklinde
yanıt verdi. Ancak Babacan, hükümetin yasanın uygulanış şeklinin
değiştirilmesinin yollarını aradığını söyleyerek, yasanın kasım ayında
yapılacak seçimlerden önce değiştirilmesini umduğunu kaydetti. Babacan,
‘Hükümet olarak yasaya dair Türkiye'de yaşananlardan memnun
olmadığımızı ifade ettik. Romancılar, köşe yazarları ve Nobel ödüllü
yazarların mahkemelere gidip gelmeleri Türkiye için iyi değil.’ dedi.
Babacan, AB liderlerinin geçen yıl sonlarında Ankara ile müzakerelerin
kısmen askıya alınmasına karar vermelerinin ardından, Türkiye'nin
Birlik ile ilişkilerinde zorlu bir süreçten geçtiğini söyledi.
Babacan, Avrupa'da Türkiye'ye karşı artan düşmanlığın manşetlere
taşındığını ve bu durumun AB karşıtı tepkinin kışkırtılması riski
yarattığını ifade etti. Babacan, ‘Türk halkının gözünde AB sürecinin
itibarıyla ilgili ciddi bir kayıp yaşanmıştır. Şimdiye kadarki mesele,
Türkiye'nin AB'ye girmeye ne zaman hazır olacağıydı. Ancak 2006'da
yaşananların ardından, AB'nin Türkiye'yi kabul etmeye hazır olup
olmayacağı daha önemli bir mesele haline geldi.’ dedi. Babacan
AB-Türkiye müzakerelerinde sekiz başlığın dondurulması kararına rağmen
Ankara'nın ekonomi ve para politikaları gibi diğer başlıklarda süreci
devam ettirdiğini söyledi." (Dan Bilefsky, 16/02)
NOT:
Bu bülten, 16-18 Şubat 2007 tarihleri arasında Genel Müdürlüğümüze
ulaşan haber ve
yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
-
ESKİ SAYILAR