19.02.2007

   

Anasayfa

e-posta


 

ABD BASINI:

Amerika'nın Sesi Radyosu: "Bulgaristan Türkleri Vatandaşımızdır': "1 Ocak 2007 tarihinde Avrupa Birliği ailesine iki  yeni üye daha katıldı: Romanya ve Bulgaristan. Üyelik  başvurusunu 1994 yılında, Türkiye'den onlarca yıl sonra  yapmasına rağmen tam üyelik hakkı elde eden 21 milyonluk  Romanya ve sekiz milyonluk Bulgaristan yeni yıldan bu yana  tam üyelik coşkusunu yaşıyor. Bu yılın başından itibaren Romanya ile birlikte AB  üyesi olan Bulgaristan'ın Berlin Büyükelçisi Meglena  Plugtschieva'nın üyelik ile ilgili duygularını, ‘Bu benim ülkem ve ülke halkım için büyük önem ifade ettiği için olağanüstü bir duygu’ şeklinde ifade ediyor. (…) Ülkenin etnik yapısının çoğulcu kültürle iç içe  olduğunu aktaran Bulgar Büyükelçisi, buna örnek olarak  ülkedeki Türk azınlığın konumunu gösteriyor. Resmi  rakamlara göre ülkede yaklaşık 800 bin Bulgar Türk’ü  yaşıyor. Bulgar Türklerinin Hak ve Özgürlükler Hareketi  adlı partisi, mecliste ve koalisyon hükümetinde yer alıyor.  Türk azınlık ve ortak tarih nedeniyle Türkiye ile doğal  bağları olduğunu kaydeden büyükelçi sözlerine şu şekilde  devam ediyor: ‘Şimdilerde Bulgaristan ile Türkiye'nin arası siyasi  ve ekonomik açıdan son derece iyi. Bulgaristan olarak biz,  bölgedeki istikrarlı durumun korunması için bu ilişkinin  daha da iyileştirilmesi yolunda gitmeye devam edeceğiz.  Kanımca bu tüm AB için de büyük önem ifade ediyor. Ve bu da zaten Türkiye'nin geleceği anlamına da geliyor. Bence hepimiz  için Avrupa'nın geleceği ve Avrupa perspektifi için çalışmak  önem ifade ediyor.’ (…)  Büyükelçi, Bulgaristan'ın AB'ye tam üyelik tarihi ile Almanya'nın AB Dönem Başkanlığı’nın çakışmasının güzel bir  rastlantı olduğunu aktarıyor ve Bulgaristan ile Almanya'nın  geleneksel çok iyi ilişkileri olduğuna dikkat çekiyor.  Meglena Plugtschieva, her iki ülkenin de Türkiye'nin AB  sürecine destek verdiklerini savunuyor: "Daha önce Bulgaristan olarak bizim de olduğu gibi AB kriterlerini yerine getirmek Türkiye'nin ev ödevi.  Ayrıca Türk toplumunun, Türk aydın siyasilerin görevi  Avrupalılaşma yolunda devam etmek, ülkeyi daha da ileri  götürmek. Ben tüm bunların gerçekleşmesini sadece yürekten  umut edebilirim. Ancak kanımca AB olarak biz de Türkiye'de  iyi bir yolda. AB komisyonu da elbette bu iyi gidişi  değerlendirecektir. Buna bağlı olarak Türkiye talep edilen  aşamayı tam anlamıyla kaydederse bize de sadece Brüksel'deki  olumlu nihai kararı beklemek düşer.’" (Cem Dalaman, 15/02)

 

AVUSTURYA BASINI:

Die Presse: "Türkiye AB'ye Mesafeli: Başka Önceliklerimiz Var": "Anlaşılan onlarca yıldır Avrupa'nın kapısını boşuna  çalan Türkiye beklemekten sıkılmış görünüyor ve AB ile  arasına açıkça mesafe koyuyor. Bunun bugüne kadarki en  belirgin işareti, artık üst düzey temasların en aza  indirilmesidir. Buna son örnek; Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün,  6 Mart tarihi için planlanan Brüksel'deki üst düzey  temsilcilerle AB Ortaklık Konseyi oturumuna  katılmayacağını açıklamasıdır. Bu toplantı, AB ile aday  üyeler arasında dışişleri bakanları düzeyinde her yıl  gerçekleşen önemli bir buluşmadır. Toplantı büyük  olasılıkla haziran ayında tekrarlanacak. Türk Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklama,  Gül'ün şu sıralar Brüksel'i ve diğer önemli Avrupa  başkentlerini ziyaret etmeyi istemediği şeklindeydi.  Ankara'nın başka önceliklerinin olduğu da açıklamaya  eklendi. AB ile resmi görüşmelerin iptali, Türkiye'nin Birliğe  yönelik kayıtsızlığındaki artışı gösteren tek ipucu değil.  Ankara, Türk Ceza Yasası’nın 301. Maddesi’ni (Türklüğü  aşağılama) değiştireceğine dair verdiği sözü de çabuk  unuttu. Bugünlerde konu nihayet gündemdeyse de, bu ancak  Washington'dan gelen baskılar sayesindedir. (…) İlişkilerin buzdolabına girmesinin altında, Türklerin  Avrupa hakkında kafalarında artan soru işaretleri yatıyor.  AB'ye katılımla ilgili kamuoyu araştırmalarında desteğin  sürekli azaldığı gözleniyor. Destek vermeme şeklindeki tutumlarıyla Türkler,  Avrupalıların, Türkiye'nin AB üyeliği konusundaki sağı  solu belli olmayan ve çoğu kere olumsuz tutumuna tepki  gösteriyor. Türklerin yarısı ülkelerinin AB üyesi olacağına inanmıyor; yüzde 78'i de Avrupa'ya güvenmiyor." (Jan Keetman, 17/02)

 

BELÇİKA BASINI:

Euobserver: "AB-Türkiye İlişkileri Daha da Soğuyor": "Ankara'nın AB ile kritik bir toplantıyı iptal etmesi ve Kıbrıs Türk kesiminin petrol çıkarma hakları konusunda çıkardığı gürültüden de anlaşılıyor ki, Türkiye ile üyelik  görüşmelerinin kısmen dondurulduğu kasım ayından bu yana  AB ile Türkiye'nin arası daha da açıldı. Alman ve Türk medyasında çıkan haberlere göre, Türkiye  Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Ankara'nın AB üyesi Kıbrıs'a  ticaret yollarını açmaması üzerine bir yaptırım olarak 35  müzakere başlığından sekizini askıya alındığı kasım ayından  bu yana Brüksel veya başka herhangi bir AB başkentine  ziyarette bulunmak istemiyor. (…) Türkiye'de AB konusunun gündemdeki yerini yitirmesiyle birlikte öne çıkan seçimler -nisan ayındaki cumhurbaşkanlığı ve kasım ayında parlamento seçimleri- de Ankara'nın bu  tavrında etkili olmuşa benziyor. AB'nin Dönem Başkanlığı’nı yürüten Almanya, kasım ayında askıya alınmamış olan iki başlığın açılmasını istiyor, ancak  Kıbrıs bu fikri kabul etme niyetinde değil. Kıbrıslı diplomatlar kasım kararından hemen sonra, Lefkoşa'nın, müzakere başlıklarının açılmasına ancak ve ancak başka meselelerde Ankara tarafından alınacak tavra  bağlı olarak izin vereceğini bildirdiler. Bloomberg'de, Türkiye'nin AB Başmüzakerecisi Ali Babacan'ın, müzakerelerde ilerlemeyi ‘tüm üye devletlerin konsensusuna’ bağladığı, ancak bunun da zor olduğunu  söylediği bildirildi." (Mark Beundermann, 16/02)

 

ULUSLARARASI BASIN:

International Herald Tribune: "Türkler Tartışmalı Yasanın Gözden Geçirilmesini Bekliyor": "Ankara'nın Avrupa Birliği Başmüzakerecisi yaptığı açıklamada, Türkiye'nin, Türklüğü aşağılamayı  suç haline getiren tartışmalı yasasını gözden geçirmeyi  planladığını söyledi. Türk Ceza Yasası’nın 301. Maddesi uyarınca,  Türkiye'nin önde gelen aydınlarına  karşı davalar açıldı. Devlet Bakanı Ali Babacan, yasanın  Türkiye'ye zarar verdiğini belirtti. Ankara'nın yasayı iptal edip etmeyeceği yönündeki  bir soru üzerine Babacan, ‘Bunu kaldırmayı düşünmüyoruz.  301. Madde kalacak’ şeklinde yanıt verdi. Ancak Babacan,  hükümetin yasanın uygulanış şeklinin değiştirilmesinin  yollarını aradığını söyleyerek, yasanın kasım ayında  yapılacak seçimlerden önce değiştirilmesini umduğunu  kaydetti. Babacan, ‘Hükümet olarak yasaya dair Türkiye'de  yaşananlardan memnun olmadığımızı ifade ettik. Romancılar,  köşe yazarları ve Nobel ödüllü yazarların mahkemelere  gidip gelmeleri Türkiye için iyi değil.’ dedi. Babacan, AB liderlerinin geçen yıl sonlarında  Ankara ile müzakerelerin kısmen askıya alınmasına  karar vermelerinin ardından, Türkiye'nin Birlik ile  ilişkilerinde zorlu bir süreçten geçtiğini söyledi.  Babacan, Avrupa'da Türkiye'ye karşı artan düşmanlığın  manşetlere taşındığını ve bu durumun AB karşıtı tepkinin  kışkırtılması riski yarattığını ifade etti.  Babacan, ‘Türk halkının gözünde AB sürecinin  itibarıyla ilgili ciddi bir kayıp yaşanmıştır. Şimdiye  kadarki mesele, Türkiye'nin AB'ye girmeye ne zaman  hazır olacağıydı. Ancak 2006'da yaşananların ardından,  AB'nin Türkiye'yi kabul etmeye hazır olup olmayacağı  daha önemli bir mesele haline geldi.’ dedi. Babacan AB-Türkiye müzakerelerinde sekiz  başlığın dondurulması kararına rağmen Ankara'nın ekonomi  ve para politikaları gibi diğer başlıklarda süreci  devam ettirdiğini söyledi."  (Dan Bilefsky, 16/02)

 

 

NOT: Bu bülten, 16-18 Şubat 2007 tarihleri arasında Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 
ESKİ SAYILAR