01.03.2007

   

Anasayfa

e-posta


 

ABD BASINI:

Amerika'nın Sesi Radyosu: "Fransa... Seçim Kampanyasında Türkiye Konusu": "Türkiye, Avrupa Birliği üyeliğinin en çok tartışıldığı  Fransa'da, Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasının da önemli  bir gündem maddesi olmaya devam ediyor. Seçimin iddialı  adayları Segolene Royal ve Nicolas Sarkozy'nin ardından, son  anketlerde oy oranı yüzde 19'a yükselen merkez sağın ılımlı  adayı François Bayrou da, Türkiye'nin adaylığının referanduma  sunulmasını istedi. Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği Fransa'daki  Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasının en önemli konularından  biri olmaya devam ediyor. Daha önce bu konudaki tutumlarını  açıklayan adaylar Nicolas Sarkozy ve Segolene Royal'in ardından,  seçimin en güçlü üçüncü adayı merkez sağın ılımlı politikacısı  François Bayrou da Türkiye'nin adaylığı konusunda konuştu. TF1 televizyonunda ‘Size sorulacak bir sorum var’ adlı seçim  programına katılarak, 100 kişinin sorularını yanıtlayan  Demokrasi İçin Birlik Partisi (UDF) Genel Başkanı François  Bayrou, Türkiye konusunda yöneltilen soruları da yanıtladı.  Daha önce Türkiye'ye ‘ayrıcalıklı ortaklık’ verilmesini  öneren Bayrou'nun bu konuya referandumla karar verilmesi  görüşünü de eklemesi dikkat çekti. Bayrou, Türkiye ile  müzakereler devam ederken Avrupa Birliği'nin de kendi  sınırlarını belirleyeceğini söyleyerek, Avrupa'da artık  Türkiye'nin tam üyelikten çok farklı bir formülle Birliğe  dahil edilmesi fikrinin öne çıktığını savundu. Bayrou,  ‘ayrıcalıklı ortaklık’ görüşünün yerine, ‘çemberler Avrupası’  formülünü savunarak, ilk çemberde çekirdek Avrupa ülkelerinin,  ikinci ve daha geniş çemberde de Türkiye ve diğer Avrupa  ülkelerinin bulunduğu bir ortaklık sistemi kurulabileceğini  söyledi. Cumhurbaşkanı adaylarından Halk Hareketi Birliği Partisi  (UMP) Genel Başkanı ve İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy,  Türkiye'nin Avrupa'da yeri olmadığını savunurarak tam üye  olmasını reddediyor. Sosyalist Parti'nin adayı Segolene  Royal ise, Türkiye ile müzakerelerin devam etmesini ancak  Bayrou gibi, müzakereler tamamlanınca kararın Fransız halkı  tarafından referandumla verilmesini istiyor. Ancak Royal ve  partisi, Türkiye'nin tam üye kabul edilmesi için Ermeni  soykırımını tanımasını şart koşuyor." (Arzu Çakır, 27/02)

 

ALMANYA BASINI:

Die Welt: "Türkiye, Reform Yapmak İçin Yükümlülük Üstlendi":

            "SORU: Bu sene Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı seçimi ve  parlamento seçimleri yapılacak. Bu koşullar altında, Brüksel ile Ankara arasındaki üyelik müzakerelerinde bir ilerleme  kaydedilmesi mümkün müdür?

            REHN: Ne mutlu ki Avrupa'daki demokrasilerde seçimler  vardır. Fakat seçimler, ne AB'de ne de Türkiye'de reformların  gecikmesi için bir gerekçe olmalıdır. Türkiye, reformların  sürdürülmesi yükümlülüğünü üstlenmiştir. Biz bunun ne şekilde gerçekleştiğini ve özellikle düşünce özgürlüğü ve diğer temel  haklar alanındaki gelişmeleri izliyoruz. Türkiye'nin, Ceza  Yasası'nın 301. Maddesini değiştirmesi suretiyle düşünce  özgürlüğünü garanti altına alması olumlu bir sinyal niteliği taşıyacaktır. Bu bağlamda, Tük sivil toplumunun Ermeni asıllı  Türk gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesine gösterdiği tepki  gayet olumluydu.

            SORU: Türkiye ile yürütülen üyelik müzakerelerinde ne  tür gelişmeler kaydedilmesini bekliyorsunuz?

            REHN: Benim beklentim, başlıklarından bir tanesinin,   öncelikle şirketler ve sanayi politikasıyla ilgili başlığın  müzakeresine mart ayında başlanılması yönündedir. Aslında,  ekonomi ve para politikası, vergilendirme ve istatistik  başlıklarında da müzakerelere başlayabilecek konumdayız.  Almanya'nın Dönem Başkanlığı’nın haziran ayında sona ermesine  kadar dört ana başlığın görüşmelere açılmasının beklentisi  içindeyim. Ankara ile yürütülen üyelik müzakereleri şu an  için hızlı tren temposunda ilerlemiyor, fakat müzakere  süreci üye devletlerin istekleri doğrultusunda ve Türkiye'deki  reform hareketlerine destek sağlamak amacıyla canlı tutulmaya  çalışılıyor. (…)" (Albrecht Meier, AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri  Olli Rehn ile yapılan mülakat, 27/02)

Almanya'nın Sesi Radyosu: "TBMM Heyetinden Irkçılık İthamı": "AB'den Kıbrıs sorununa kadar bir dizi konuyla ilgili  temaslarda bulunmak üzere Berlin'e gelen Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) temsilcileri, AB'nin Türkiye karşıtı tutum  izlediğini ileri sürerek, Brüksel'i sert şekilde eleştirdiler. Heyette yer alan Onur Öymen, ‘Türk olduğumuz için sürekli  suçlanıyorsak, bunun adı ırkçılıktır.’ dedi. TBMM Avrupa  Birliği Uyum Komisyonu Başkanı Yaşar Yakış ve Komisyon  Başkan Vekili Onur Öymen'in de dahil olduğu yedi kişilik  delegasyon, Avrupa Birliği Dönem Başkanı olan Almanya'daki  mevkidaşlarıyla görüşmek üzere Berlin'e geldi. Heyet, Alman  siyasetçilerle gerçekleştirdikleri ilk günkü görüşmenin  ardından, Berlin'deki Türk Evi'nde göçmen Türkler ile  bir araya geldi. Kıbrıs sorunu, Ermeni meselesi ve Türkiye'nin  Avrupa Birliği üyeliği, önde gelen maddeler arasındaydı. Türkiye'den gelen ve yedi milletvekilinden oluşan heyet, Alman mevkidaşlarının yanı sıra, Almanya'da yaşayan Türklerle  de buluştu. Berlin'deki Türk Evi'nde göçmenlerle bir araya  gelen heyet, Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye karşı olan tutumu  hakkında sert açıklamalar yaptı. (…) Heyet Avrupa Birliği'ni Kıbrıs konusunu da eleştirdi.  Şu an yaşanan sancıların bölünmüş bir adanın Birlik içine  kabul edilmesinden kaynaklandığı belirtildi ve Türkiye'nin  Kıbrıslı Türkleri feda etmeyeceği söylendi. Heyetle görüşen  Almanya Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Sosyal Demokrat Günter  Gloser ise, Kıbrıs konusunda Almanya'nın duruşu hakkında  şunları söyledi: ‘Türkiye'nin Avrupa Birliği ile üyelik görüşmeleri ve Avrupa Birliği'nin sorumluluğu olan Kuzey  Kıbrıs sorununa bir çözüm bulmak için yapılan girişimler  arasındaki farkı iyi ayırt etmek lazım. Almanya, Dönem  Başkanlığı sırasında Kuzey Kıbrıs ile doğrudan ticaret  konusunda bir çözüm yaratmak için çaba harcıyor. Ancak bunun  başarılı olabilmesi için tüm Avrupa Birliği üyelerinin onayı  gerekiyor. Buna Kıbrıs Cumhuriyeti de dahil.’" (Seda Serdar, 27/02)

 

AVUSTURYA BASINI:

Der Standard: "AB-Türkiye...Eskisinden Daha İyi": "AB Komisyonu, AB ile Türkiye arasındaki giriş müzakerelerinin  ‘çok iyi, hatta eskisinden daha iyi’ gittiğini belirtiyor. AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn, Tagesspiegel gazetesiyle yaptığı röportajda, hazirana kadar aralarında işletme ve endüstri  politikası gibi önemli konuların da bulunduğu dört başlığın  daha açılımının yapılabilmesini umduğunu söyledi. Bu gelişme, şu sıralar hakim olan ‘resmi’ soğuk havaya  bir tezat teşkil ediyor. AB, Ankara'nın limanlarını Kıbrıs  gemi ve uçaklarına açmakta direnmesi üzerine, serbest mal  dolaşımı, oturma ve serbest dolaşım hakkı, finans hizmetleri, tarım, balıkçılık, ulaşım, gümrük birliği ve dış ilişkiler  gibi sekiz önemli başlığa ilişkin müzakereleri durdurdu.  Türkiye bu davranışa belirgin bir soğukkanlılıkla karşılık  verdi. Ankara'daki hükümet AB'nin öncelikli konuların başında  gelmediğini belirtti." (Michael Moravec, 28/02)

 

MISIR BASINI:

El-Wafd: "Mısır-Türk Diyalog Forumu... Türkiye ABD'nin Güvenlik Düzenlemelerinin Bir Parçasına Dönüştü": "Mısır-Türk Diyalog Forumu, Türkiye'nin AB'ye katılım  süreci ve üyeliğinin, İslam dünyası açısından önemi  üzerine yapılan konuşmalarla sona erdi. Son gün oturumunda söz alan Ulusal Araştırmalar  Merkezi uzmanlarından Dr. İbrahim el Beyyumi, Arap  topluluğunda, Türkiye üzerinde gerektiği gibi  durulmadığından yakınarak, Arap dünyasının Türkiye'de  olanları görmezden geldiğini belirtti. El Beyyumi,  Türkiye hakkında basmakalıp görüşlerin bulunduğunu,  oysa yeni Türkiye'nin son yıllarda oluşmaya başladığını  söyledi. El Beyyumi, Türkiye'nin AB'ye katılımına ilişkin  tartışmanın, iki asırdır Batı, İslamiyet ve modernleşme  konusunda Arap ve Müslüman toplumlarında süren daha büyük  bir tartışmanın bir parçası olduğunu belirtti. Türkiye'nin Orta Doğu'da Amerika'nın güvenlik  düzenlemelerinin bir parçasına dönüştüğünü belirten el  Beyyumi, Türkiye'nin AB üyesi olması halinde AB  içinde Filistin davasının sesi olacağını, İsrail şantajını  azaltacağını ve İslam dünyasının Avrupa sözcülüğünü  üstleneceğini belirterek, AB'nin ancak demokratik ve özgür  bir Türkiye'yi kabul edeceğini ve bunun da İslam dünyasına  ilham kaynağı olan bir örnek haline getireceğini, ayrıca  Türkiye'nin üyeliğinin din-devlet ilişkisi hakkında yaşanan  çekişmelerin yatışmasına yol açacağını savundu. El Ahram Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından  ve forumun koordinatörü Hani Raslan ise yaptığı konuşmada, Türkiye'nin tarihinde, Atatürkçülüğün, Batılılaşmak için  önceki mirasıyla bağlarını kesmesiyle birlikte bir kopma  döneminden geçtiğine işaret ederek Türk denemesinin  Batılılaşma yanlılarının savundukları bazı düşüncelere  canlı bir örnek oluşturduğunu, dolayısıyla köklere bağlı  kalmakla Batılı olma arasında bir bakıma denge sağlayacak  bir formül bulunması gerektiğini söyledi."  (Emani Fikri, 28/02)

           

NOT: Bu bülten, 27-28 Şubat 2007 tarihleri arasında Genel Müdürlüğümüze ulaşan haber ve yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.

 

ESKİ SAYILAR