ABD BASINI:
Amerika'nın
Sesi Radyosu: "Fransa... Seçim Kampanyasında Türkiye Konusu":
"Türkiye, Avrupa Birliği üyeliğinin en çok tartışıldığı Fransa'da,
Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasının da önemli bir gündem maddesi olmaya
devam ediyor. Seçimin iddialı adayları Segolene Royal ve Nicolas
Sarkozy'nin ardından, son anketlerde oy oranı yüzde 19'a yükselen merkez
sağın ılımlı adayı François Bayrou da, Türkiye'nin adaylığının
referanduma sunulmasını istedi. Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği
Fransa'daki Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasının en önemli konularından
biri olmaya devam ediyor. Daha önce bu konudaki tutumlarını açıklayan
adaylar Nicolas Sarkozy ve Segolene Royal'in ardından, seçimin en güçlü
üçüncü adayı merkez sağın ılımlı politikacısı François Bayrou da
Türkiye'nin adaylığı konusunda konuştu. TF1 televizyonunda ‘Size
sorulacak bir sorum var’ adlı seçim programına katılarak, 100 kişinin
sorularını yanıtlayan Demokrasi İçin Birlik Partisi (UDF) Genel Başkanı
François Bayrou, Türkiye konusunda yöneltilen soruları da yanıtladı.
Daha önce Türkiye'ye ‘ayrıcalıklı ortaklık’ verilmesini öneren
Bayrou'nun bu konuya referandumla karar verilmesi görüşünü de eklemesi
dikkat çekti. Bayrou, Türkiye ile müzakereler devam ederken Avrupa
Birliği'nin de kendi sınırlarını belirleyeceğini söyleyerek, Avrupa'da
artık Türkiye'nin tam üyelikten çok farklı bir formülle Birliğe dahil
edilmesi fikrinin öne çıktığını savundu. Bayrou, ‘ayrıcalıklı ortaklık’
görüşünün yerine, ‘çemberler Avrupası’ formülünü savunarak, ilk çemberde
çekirdek Avrupa ülkelerinin, ikinci ve daha geniş çemberde de Türkiye ve
diğer Avrupa ülkelerinin bulunduğu bir ortaklık sistemi
kurulabileceğini söyledi. Cumhurbaşkanı adaylarından Halk Hareketi
Birliği Partisi (UMP) Genel Başkanı ve İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy,
Türkiye'nin Avrupa'da yeri olmadığını savunurarak tam üye olmasını
reddediyor. Sosyalist Parti'nin adayı Segolene Royal ise, Türkiye ile
müzakerelerin devam etmesini ancak Bayrou gibi, müzakereler tamamlanınca
kararın Fransız halkı tarafından referandumla verilmesini istiyor. Ancak
Royal ve partisi, Türkiye'nin tam üye kabul edilmesi için Ermeni
soykırımını tanımasını şart koşuyor." (Arzu Çakır, 27/02)
ALMANYA BASINI:
Die Welt:
"Türkiye, Reform Yapmak İçin Yükümlülük Üstlendi":
"SORU:
Bu sene Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı seçimi ve parlamento seçimleri
yapılacak. Bu koşullar altında, Brüksel ile Ankara arasındaki üyelik
müzakerelerinde bir ilerleme kaydedilmesi mümkün müdür?
REHN: Ne mutlu ki Avrupa'daki demokrasilerde seçimler vardır. Fakat
seçimler, ne AB'de ne de Türkiye'de reformların gecikmesi için bir
gerekçe olmalıdır. Türkiye, reformların sürdürülmesi yükümlülüğünü
üstlenmiştir. Biz bunun ne şekilde gerçekleştiğini ve özellikle düşünce
özgürlüğü ve diğer temel haklar alanındaki gelişmeleri izliyoruz.
Türkiye'nin, Ceza Yasası'nın 301. Maddesini değiştirmesi suretiyle
düşünce özgürlüğünü garanti altına alması olumlu bir sinyal niteliği
taşıyacaktır. Bu bağlamda, Tük sivil toplumunun Ermeni asıllı Türk
gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesine gösterdiği tepki gayet olumluydu.
SORU: Türkiye ile yürütülen üyelik müzakerelerinde ne tür gelişmeler
kaydedilmesini bekliyorsunuz?
REHN: Benim beklentim, başlıklarından bir tanesinin, öncelikle
şirketler ve sanayi politikasıyla ilgili başlığın müzakeresine mart
ayında başlanılması yönündedir. Aslında, ekonomi ve para politikası,
vergilendirme ve istatistik başlıklarında da müzakerelere başlayabilecek
konumdayız. Almanya'nın Dönem Başkanlığı’nın haziran ayında sona
ermesine kadar dört ana başlığın görüşmelere açılmasının beklentisi
içindeyim. Ankara ile yürütülen üyelik müzakereleri şu an için hızlı
tren temposunda ilerlemiyor, fakat müzakere süreci üye devletlerin
istekleri doğrultusunda ve Türkiye'deki reform hareketlerine destek
sağlamak amacıyla canlı tutulmaya çalışılıyor. (…)"
(Albrecht Meier, AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri
Olli Rehn ile yapılan mülakat, 27/02)
Almanya'nın
Sesi Radyosu: "TBMM Heyetinden Irkçılık İthamı":
"AB'den Kıbrıs
sorununa kadar bir dizi konuyla ilgili temaslarda bulunmak üzere
Berlin'e gelen Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) temsilcileri, AB'nin
Türkiye karşıtı tutum izlediğini ileri sürerek, Brüksel'i sert şekilde
eleştirdiler. Heyette yer alan Onur Öymen, ‘Türk olduğumuz için sürekli
suçlanıyorsak, bunun adı ırkçılıktır.’ dedi. TBMM Avrupa Birliği Uyum
Komisyonu Başkanı Yaşar Yakış ve Komisyon Başkan Vekili Onur Öymen'in de
dahil olduğu yedi kişilik delegasyon, Avrupa Birliği Dönem Başkanı olan
Almanya'daki mevkidaşlarıyla görüşmek üzere Berlin'e geldi. Heyet,
Alman siyasetçilerle gerçekleştirdikleri ilk günkü görüşmenin ardından,
Berlin'deki Türk Evi'nde göçmen Türkler ile bir araya geldi. Kıbrıs
sorunu, Ermeni meselesi ve Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği, önde
gelen maddeler arasındaydı. Türkiye'den gelen ve yedi milletvekilinden
oluşan heyet, Alman mevkidaşlarının yanı sıra, Almanya'da yaşayan
Türklerle de buluştu. Berlin'deki Türk Evi'nde göçmenlerle bir araya
gelen heyet, Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye karşı olan tutumu hakkında
sert açıklamalar yaptı. (…) Heyet Avrupa Birliği'ni Kıbrıs konusunu da
eleştirdi. Şu an yaşanan sancıların bölünmüş bir adanın Birlik içine
kabul edilmesinden kaynaklandığı belirtildi ve Türkiye'nin Kıbrıslı
Türkleri feda etmeyeceği söylendi. Heyetle görüşen Almanya Dışişleri
Bakanlığı Müsteşarı Sosyal Demokrat Günter Gloser ise, Kıbrıs konusunda
Almanya'nın duruşu hakkında şunları söyledi: ‘Türkiye'nin Avrupa Birliği
ile üyelik görüşmeleri ve Avrupa Birliği'nin sorumluluğu olan Kuzey
Kıbrıs sorununa bir çözüm bulmak için yapılan girişimler arasındaki
farkı iyi ayırt etmek lazım. Almanya, Dönem Başkanlığı sırasında Kuzey
Kıbrıs ile doğrudan ticaret konusunda bir çözüm yaratmak için çaba
harcıyor. Ancak bunun başarılı olabilmesi için tüm Avrupa Birliği
üyelerinin onayı gerekiyor. Buna Kıbrıs Cumhuriyeti de dahil.’"
(Seda Serdar, 27/02)
AVUSTURYA
BASINI:
Der Standard:
"AB-Türkiye...Eskisinden Daha İyi":
"AB Komisyonu,
AB ile Türkiye arasındaki giriş müzakerelerinin ‘çok iyi, hatta
eskisinden daha iyi’ gittiğini belirtiyor. AB’nin Genişlemeden Sorumlu
Komiseri Olli Rehn, Tagesspiegel gazetesiyle yaptığı röportajda, hazirana
kadar aralarında işletme ve endüstri politikası gibi önemli konuların da
bulunduğu dört başlığın daha açılımının yapılabilmesini umduğunu
söyledi. Bu gelişme, şu sıralar hakim olan ‘resmi’ soğuk havaya
bir tezat teşkil ediyor. AB, Ankara'nın limanlarını Kıbrıs gemi ve
uçaklarına açmakta direnmesi üzerine, serbest mal dolaşımı, oturma ve
serbest dolaşım hakkı, finans hizmetleri, tarım, balıkçılık, ulaşım,
gümrük birliği ve dış ilişkiler gibi sekiz önemli başlığa ilişkin
müzakereleri durdurdu. Türkiye bu davranışa belirgin bir soğukkanlılıkla
karşılık verdi. Ankara'daki hükümet AB'nin öncelikli konuların başında
gelmediğini belirtti." (Michael Moravec, 28/02)
MISIR BASINI:
El-Wafd:
"Mısır-Türk Diyalog Forumu... Türkiye ABD'nin Güvenlik Düzenlemelerinin
Bir Parçasına Dönüştü":
"Mısır-Türk Diyalog Forumu, Türkiye'nin AB'ye katılım süreci ve
üyeliğinin, İslam dünyası açısından önemi üzerine yapılan konuşmalarla
sona erdi. Son gün oturumunda söz alan Ulusal Araştırmalar Merkezi
uzmanlarından Dr. İbrahim el Beyyumi, Arap topluluğunda, Türkiye
üzerinde gerektiği gibi durulmadığından yakınarak, Arap dünyasının
Türkiye'de olanları görmezden geldiğini belirtti. El Beyyumi, Türkiye
hakkında basmakalıp görüşlerin bulunduğunu, oysa yeni Türkiye'nin son
yıllarda oluşmaya başladığını söyledi. El Beyyumi, Türkiye'nin AB'ye
katılımına ilişkin tartışmanın, iki asırdır Batı, İslamiyet ve
modernleşme konusunda Arap ve Müslüman toplumlarında süren daha büyük
bir tartışmanın bir parçası olduğunu belirtti. Türkiye'nin Orta Doğu'da
Amerika'nın güvenlik düzenlemelerinin bir parçasına dönüştüğünü belirten
el Beyyumi, Türkiye'nin AB üyesi olması halinde AB içinde Filistin
davasının sesi olacağını, İsrail şantajını azaltacağını ve İslam
dünyasının Avrupa sözcülüğünü üstleneceğini belirterek, AB'nin ancak
demokratik ve özgür bir Türkiye'yi kabul edeceğini ve bunun da İslam
dünyasına ilham kaynağı olan bir örnek haline getireceğini, ayrıca
Türkiye'nin üyeliğinin din-devlet ilişkisi hakkında yaşanan çekişmelerin
yatışmasına yol açacağını savundu. El Ahram Stratejik Araştırmalar
Merkezi uzmanlarından ve forumun koordinatörü Hani Raslan ise yaptığı
konuşmada, Türkiye'nin tarihinde, Atatürkçülüğün, Batılılaşmak için
önceki mirasıyla bağlarını kesmesiyle birlikte bir kopma döneminden
geçtiğine işaret ederek Türk denemesinin Batılılaşma yanlılarının
savundukları bazı düşüncelere canlı bir örnek oluşturduğunu, dolayısıyla
köklere bağlı kalmakla Batılı olma arasında bir bakıma denge sağlayacak
bir formül bulunması gerektiğini söyledi." (Emani
Fikri, 28/02)
NOT:
Bu bülten, 27-28 Şubat 2007 tarihleri arasında Genel Müdürlüğümüze ulaşan
haber ve
yorumlardan derlenerek hazırlanmıştır.
-
ESKİ SAYILAR