EKİM 1954

 

1 Ekim 1954

 

— Ankara :

Başvekilimiz Adnan Menderes, Alman­ya Federal Cumhuriyeti Hükümetinin dâvetine icabet etmek ve Şansölye Adenauer'in memleketimize yaptığı resmî ziyareti iade için Almanya'ya gitmek üzere bugün saat 11 de uçak­la İstanbul'a müteveccihen şehrimiz­den ayrılmıştır.

Başvekilimizle birlikte Hariciye Veki­li Porf. Fuat Köprülü, Millî Müdafaa Vekili Ethem Menderes. Başvekâlet Müsteşarı Ahmet Salih Korur, Hari­ciye Vekâleti Umumî Kâtibi Büyükel­çi Muharrem Nuri Birgi, İktisat ve Ticaret Vekâleti Müsteşarı Munis Fa­ik Ozansoy, Atina Büyükelçimiz Settar İlksel, Başvekâlet Hususî Kalem  Müdürü Muzaffer Ersü ve Başvekâlet Yaveri Üsteğmen Hayrettin Sümer de aynı uçakla İstanbul'a gitmişlerdir.

Reisicumhurumuz Celâl Bayar ile bir­likte sivil hava alanına gelen Başvekil Adnan Menderes burada basta Rei­sicumhurumuz Celâl Bayar olmak üzere Başvekil Yardımcısı Devlet Vekili  Fatin Rüştü Zorlu, Devlet Vekilleri Dr. Mükerrem Sarol ve Osman Kapani, Vekiller, Büyük Millet Mec­lisi ve Demokrat Parti Meclis Grubu Reisvekilleri, mebuslar, generaller ve amiraller, Vekâletler müsteşarları ve ileri gelenleri, basın mümessilleri ve meydanda toplanmış kalabalık bir halk kütlesi tarafından uğurlanmış ve kendisine «iyi yolculuklar dilenmiştir.

— Adana :

Büyük Millet Meclisi Nafia Encüme­ni Keis ve Azaları ile Nafia Vekâleti Karayolları Umum Müdürlüğü men­suplarından müteşekkil heyet yurt içinde yapmakta olduğu tetkik gezi­sine devam etmektedir.

Geceyi Mersin'de geçiren heyet, bu sabah Mersin liman bölgesinde tet­kiklerde bulunmuş ve Bölge Liman Müdürü Lie Hollanda Kraliyet Liman İnşaat Şirketi Mersin Liman Müdü­rünün   izahatım   dinlemiştir.

Heyet tetkiklerini müteakip saat 10.30 da Tarsus'a müteveccihen ha­reket etmiş ve Tarsus'ta da inşası ta­mamlanmış olan Atatürk İlkokulu ile diğer ilkokulları ve yeni hal binasını

— Siyasî gelişmenin mühim bir anında Türkiye Başvekili Ekselans Adnan Menderes Federal Almanya Şan­sölyesi Dr. Konrad Adenauer'in zi­yaretini iade maksadiyle Almanya’ya gitmektedir.Bu ziyaretin iyi seme­reler vermesi ve Türk-Alman millet­leri arasındaki sıkı işbirliğinin inki­şafı için imkânlar mevcuttur.

— Adana :

Adana Valisi Cemal Dinç, bugün ter­tiplediği bir basın toplantısında, 1954-1955 ders yılı Maarif çalışmaları hak­lımda izahat vermiştir.Valinin bu izahatına göre, vilâyetin 2.795.827 lira elan 1954 yılı bütçesinede 1.159.405 lira   Maarif hizmetlerine harcanmış­tır.Vekâletin ve Özel idarenin Maarrife tahsisleri 1954 de 1.557.405 lira­dır. Dördü merkezde, ikisi de Ceyhan ve Osmaniye de olmak üzere 6 ilko­kul yapılmaktadır. 27 köy okulundan 18 i vilâyetçe ve 9 u da köylü vatan­daşların fedakârlığıyle yapılmaktadır.

Ortaokulu bulunmayan Saimbeyli, Pozantı ve Bayçe kazaları da bugün­lerde okullarına kavuşacaklardır. Adana Lisesi binası ile Erkek Sanat Enstitüsü motorculuk inşaatı devam etmektedir. Ceyhan Erkek Sanat Okulu ile Osmaniye Akşam Kız Sa­nat Okullarının temeli atılmıştır. Ka­raisalı Orta Okulu önümüzdeki yıl bitecektir. Adana Kız Öğretmen Oku­lu binasının temeli atılmak üzeredir. Kız Lisesine ilâve edilen pavyonun inşaatının bitirilmesine çalışılmakta­dır.

1953 yılında ilkokul birinci sınıfa 2842 öğrenci alınmış ve 263 birinci sınıf açılmışken, 1954 de sınıf adedi 295 e çıkarılmış ve 3500 öğrenci kaydedil­miştir.

Orta öğretim müesseselerine, bilhas­sa ortaokul birinci sınıflarına öğren­ci kayıtları fazla olduğundan, birinci sınıf adedi 103 ten 112 ye çıkarılmış­tır.

— Ankara :

Doğuda kurulacak olan Atatürk Üniversitesi ile ilgili çalışmalar devam etmektedir. Amerikalı profesörlerle Atatürk Üniversitesi  Merkez  İcra Ko­mitesi üyeleri, program gereğince bu­gün üç grup halinde tetkiklerine de­vam etmişlerdir.

Birinci grup. Veteriner Fakültesi ile Veteriner tesisleri üzerinde inceleme­lerde bulunmuştur. İkinci grup, San­at okullarında, liselerde e&itim sis­temleri ve metodları, sınıf mevcut­ları, okulların idaresi ve öğretim kad­roları hakkında izahat almıştır. Üçüncü .grup ise, Nafıa Vekâletinin teş­kilâtı hakkında bilgiler edindikten sonra Hidro-elektrik tesisleri, demir­yolları inşaatı, limanlar ve Sular İda­resi Umum Müdürlüğünün vazifeleri ile yaptığı işler üzerinde izahat almış, müteakiben Karayolları Umum Müdürlüğüne giderek.. Umum Müdürlü­ğün teşkilâtı, yol plânlarının tanzim. şekilleri, teknik teçhizatı, kadroları, bütçeleri ve mümasil içleri hakkında istatistik! bilgiler elde etmiştir. Da­ha sonra yapılmış işlerimizi gösteren proje ve maketler üzerinde inceleme­ler yapılmıştır.

Bütün bu incelemeler saat 13.30 a ka­dar devam etmiştir. Öğleden sonra si­lolar ve mümasili işler üzerinde tet­kiklerde  bulunulmuştur.

Beş Amerikalı ve altı Türk Profesör ve uzmanından müteşekkil heyet, ya­rın saat 6.40 da uçakla Van'a hareket edecektir. Hazırlanan programa gö­re, iki gün Van'da ve üçer gün de Di­yarbakır, Erzurum ve Elâzığ bölge­lerinde tetkikler yapacak olan heyet, 14 Ekim 1954 tarihinde Ankaraya av­det etmiş olacaktır. Müteakiben he­yet İzmir ve İstanbulda da tetkikler­de bulunacak ve neticede bu tetkik­ler değerlendirilmek üzere raporlar tanzim edilecek, munzam kontratların ana hatları çizilecek ve hazırlana­cak lüzumlu plânları ile birlikte Ve­kâlete takdim edilecektir.

—   Gaziantep :

Dün, Adana - Toprakkale asfalt işleri­ni tetkik ettikten ve Toprakkale İskenderun arasındaki eğitim ve kurs proje yol inşaatı, yol çalışmaları ve onarımı hakkında   ilgililerden   izahat aldıktan sonra geceyi şehrimizde geçiren, Büyük Millet Meclisi Nafıa Encümeni Reis ve azaları ile Karayol­ları Umum Müdürlüğü mensupları ve Bölge Müdürlerinden müteşekkil he­yet, bu sabah, bölge makine grup â-mirliği makine parkı sahası ile ase­tilen istihsal tesisleri ve sun'î gübre fabrikasını gezmiştir. Daha sonra he­yet, liman inşaat bölge müdürlüğün­den İskenderun, limanının tevsii ve tahmil-tahliye iğleri ile ilgili çalışma­lar hakkında izahat almıştır.

İslahiye'ye .hareket ederek, İslahiyedeki yeni Sağlık Merkezi, ile gümrük binası inşaatım gezdikten sonra yol­larına devam eden heyet, İslahiye-Gaziantep yol inşaatını görerek ilgili­lerden izahat almış ve saat 17.00 de şehrimize gelmiştir.

— Ankara :

Makine ve kimya endüstrisi kurumu silâhlı işçiler kooperatifi tarafından mensupları olan işçiler için (Devlet Demiryolları hastahenesi sırasında ve çiftlik yolu üzerindeki sahada inşa et­tirilmesi kararlaştırılan 225 evin te­mel atma merasimi bugün saat 16 da yapılmıştır.

Törende Reisicumhurumuz Celâl Bayar, Çalışma Vekili Hayrettin Erk-men, mebuslar, Çalışma Vekâleti müs­teşarı, Makine Kimya Endüstrisi Ku­rumu ve Silâh Fabrikası ileri gelenle­ri, işçi mümessilleri, işçiler ve kala­balık bir davetli kitlesi hazır bulun­muştur.

Törende ilk sözü Ankara İşçi Sendi­kaları Birliği Reisi almış, Türk işçi­sinin senelerden beri hasretini çekti­ği mesken sahibi olma arzusunun her geçen gün tahakkuk safhasında bü­yük hamlelerle ilerlediğini söylemiş ve hükümetin işçi refahını temin ve şükranlarını belirtmiştir.

Bundan sonra Çalışma Vekili Hayret­tin Erkmen şu konuşmayı yapmıştır:

Muhterem Reisicumhurumuz, sevgili işçi vatandaşlarım;

Bugün 225 işçi ailesinin sıhhî evlere kavuşturulması faaliyetini tesit edi­yoruz.

 

Bugün  güzel  ve mamur  Ankaramızı şirin ve mamur bir mahalle daha ka­tılması   hazırlıklarını tercid  ediyoruz. Evlerin kısa bir zamanda ikmali ve müreffeh aile yuvalar   teşkil etmele­rini temenni ediyorum.Bütün vatan sathında giriştiğimiz imar hareketle­rinin bir şubesini teşkil eden işçi evleri inşaatı en mühim iş merkezleri­mizde süratle   gelişmektedir. Sosyal politikamızın lüzum ve değeri millet­çe teslim edilmekte,işçi  vatandaşla­rımız bu hayatî dâvaların halledilece­ğine inanmış bulunmaktadır.

Milletçe kalkınmamızda ve iktisadî inkişafımızda mesuliyet ve şeref his­seleri bulunan işçi vatandaşlarımız kendilerini sıhhî ve Ödeme güçleriyle ölçülü evlere kavuşturmaya azmet­miş bir iktidara, memleket kaderinin. tevdi edilmiş bulunmasındaki mâna ve isabetini anlamışlardır.

Bu sebepledir ki işçilerimiz, hükümet­le her sahada  işbirliği yapmak, ser­mayeyi   iktisadî  hayatın ve kendi iş yerlerinin hayat kaynağı telâkki et­mek gibi sağlam esaslara uygun hareket ediyorlar.Esasen bizim  sosyal, politikamızın dayanağı inanış, ser­maye ile emek menfaatlerinin zıt de­ğil bilâkis müşterek  olduğudur.

Bütün bir milletçe benimsenen bu görüş  sayesindedir  ki mukaddes  top­raklarımız  sınıf    kavgalarına sahne olmıyacaktır. İş verenlerimizle İşçi­lerimiz güzel bir ahenk içinde iktisa­dî istikbalimize hizmet ediyorlar.

İnşasına başlanan evlerin sahipleri için iş hayatimiz için ve bütün yur­dumuz için hayırlı olmasını yürek­ten temenni ederim.

Bu konuşmalardan sonra temele ilk harcı Reisicumhurumuz Celâl Bayar «Hayırlı ve uğurlu» olması temenni­siyle koymuş ve müteakiben evlerin inşa edileceği saha gezilmiş ve plân üzerinde Reisicumhurumuz Celâl Bayar'a  izahat  verilmiştir.

— İstanbul:

Başvekilimiz Adnan Menderes, Al­man Federal Cumhuriyeti Hükümeti­nin daveti üzerine ve   Şansölye   Dr. Conrad Adenauer'in memleketimize yaptığı resmî ziyareti iade için bera­berinde Hariciye Vekili Prof. Fuad Köprülü ve Resmî bir heyet ile ba­sın mensupları olduğu halde hususî bir S.A.S. uçağıyle Münih'e gitmek üzere bu sabah saat 9.30 da Yeşilköy'­den hareket etmiştir.

Başvekilimizi uğurlamak üzere İs­tanbul şehri sabahın erken saatlerin­den itibaren hararetli bir faaliyete geçmiş, Sayın Menderes'in geçeceği bütün yollar boyunca binlerce İstan­bullu yer almıştır.

Baştanbaşa bayraklarla donatılmış ve yeşil dallarla süslenmiş olan Yeşilköy Hava Meydanında da Başvekilimizi uğurlamak üzere bütün hazırlıklar tamamlanmış bulunuyordu. Yolların muhtelif noktalarında olduğu gibi Ha­va Meydanının girişine de bir tak ku­rulmuş, bayraklar v.e dallarla süs­lenmiş ve bu girişte üzerinde "Sayın Başvekilimiz yolunuz açık, seyahati­niz her zamanki gibi uğurlu olsun» ibaresi görülen büyük bir levha bu­lunuyordu.

Başvekilimiz Adnan Menderes bera­berlerinde Hariciye Vekili Prof. Fu­ad Köprülü. İstanbul Valisi ve Bele­diye Reis Vekili Prof. Gökay olduğu halde saat 8.30 da otomobille Park otelden ayrılmış, seyahetleri sırasında Başvekâlete vekâlet edecek olan Millî Müdafaa Vekili Ethem Menderes v.e diğer zevat ta büyük bir otomobil ka­filesi halinde Başvekilimizi takip et­mişlerdir. Sabahın erken bir saati ol­masına rağmen otel civarı.. Taksim Meydanı çok kalabalık vatandaş küt­lesi ile dolu bulunuyordu. Başvekili­mizin bulundukları otomobil görü­nür görünmez Taksim meydanını dol­duran halk büyük sevgi tezahüratın­da bulunmuş, alkışlar, «Yaşa, varol, yolunuz açık ve uğurlu olsun» ni­daları etrafı çınlatmıştır. Bu arada meydanda yer almış bulunan şehir bandosu marşlar çalmıştır.

Başvekilimiz Adnan Menderesin ve refakatindekilerin bulundukları oto­mobil kafilesi bir alkış tufanı ve kon­feti yağmuru altında Taksimden İs­tiklâl caddesi yoluyle Tünele gelmiş, güzergâhta yer almış bulunan öğren­cilerin alkışları ve hararetli sevgi te­zahüratı arasında Tünelden kıvrılarak Şişhane yoluyla Atatürk Bulvarı­na  vasıl olmuştur.

Atatürk Bulvarı üzerinde sabahtan beri Başvekilimizi beklemekte olan halk otomobil kafilesinin görünmesiyle sa­yın Menderes bir alkış tufanı ve konfeti yağmuru ile karşılanmıştır.

Halk Başvekilimize bir taraftan sev­gi tezahüratında bulunurken öte yandan da «Alman milletine sıcak se­lâmlarımızı götürün, yolunuz açık, Uğurlu olsun nidaları ortalığı kaplamıştı.

Burada yer almış bulunan Denizcilik Bankasının haliç tersanesi ile Tekel Fabrikalarına mensup vatandaşlar Başvekilimizi «yaşa, varol, yolun açık olsun» nidaları ve alkış sesleri ile karşılamıştır. Vatandaşlar Başvekili­mizin bulunduğu otomobilin etrafını sarmışlar ve sevgilerini coşkun bir şekilde izhar etmişlerdir, halkımızın Başvekilimize yaptıkları tezahürat sı­rasında «Alman milletine sıcak se­lâmlarımızı götürün» tarzındaki ifa­deleri Türk milletinin bu seyahatin mâna ve değerini içlerindeki samimî duyguları belirtiyordu.

Otomobil kafilesi Atatürk Bulvarın­dan tezahüratın şiddeti karşısında güçlükle geçebilmiş, oradan Fatih-Edirnekapı yoliyle Yeşilköy istikame­tine  doğru ilerlemiştir.

Atatürk Bulvarından çıkıldıktan son­ra Fatih Meydanına gelinmiş, bura­da meydanda yer almış bulunan itfa­iye takımı sayın Başvekilimizi siren çalmak  suretiyle selâmlamıştır.

Yeşilköy Hava Meydanının methalin­de civardan kamyonlar dolusu gelen kalabalık vatandaşlar yer almışlar, davul ve zurnalariyle sevine ve sevgi tezahürlerinde  bulunmuşlardır.

Başvekilimizin ve refakatindeki ze­vatın otomobilleri göründüğü zaman meydanda ve civarda müthiş bir al­kış tufanı kopmuş «Yaşa, varol, güle güle git, uğurla git» nidaları ortalığı kaplamıştı.

 

Başvekilimiz Adnan Menderes, Hari­ciye Vekili Prof. Fuad Köprülü, Millî Müdafaa Vekili Ethem Menderes, İs­tanbul Valisi ve Belediye Reis Veki­li Prof. Gökay ile birlikte otomobil­den inmiş, bu esnada methalde yer alan bir polis müfrezesi sayın Başve­kilimize selâm resmini ifa etmiştir.

Başvekilimiz Adnan Menderes alkış­lar arasında meydana dahil olmuş ve burada Büyük Millet M.eclisi Reisi Refik Koraltan kendisini çok samimî bir surette karşılamıştır.

Bu esnada meydanda başta sancağı­mız bulunan bir ihtiram kıt'asi ve protokola dahil zevat yerlerini almış bulunuyordu.

Başvekilimiz ihtiram kıt'asının ya­nında kendisini selâmlıyan kurmayların ayrı ayrı ellerini sıkmış ve müteakiben kıt'ayi teftiş etmiştir.

Başvekilimiz Adnan Menderes daha sonra sırasiyle meb'uslar. Genel Mec­lis Üyeleri. Vilâyet ve Belediye er­kânı, Adliye erkânı, Üniversiteler Rektörleri ve Dekanları, Bankalar Umum Müdürleri. Ticaret Odası men­supları, partililer, cemaatler Reisleri­nin ve kendisini uğurlamağa gelenle­rin ayrı ayrı ellerini sıkarak kendile­rine veda .etmiş ve hazır bulunan uçağa doğru ilerlemiştir. Bu sırada meydanda bulunan vatandaşların al­kış ve sevgi tezahürleri son haddini bulmuştu,

Başvekilimiz Adnan Menderes bu arada kendisiyle görüşen Alman D.D.A. Ajansı muhabirine şunları söyle­miştir:

«Türkiye ile Almanya arasında esa­sen mevcut samimî münasebetlerin bundan sonra da çok daha dostane bir şekilde inkişaf edeceğine kattiyetle eminim.

Başvekilimiz Adnan Menderes uçağa binecekleri sırada İstanbul Radyosu­na da şunları söylemiştir:

« Memleketten ayrılırken bütün va­tandaşlarıma en iyi hislerimi ve vedalarımı arzederim.. Bu seyahatin memleketlerimiz için hayırlı netice­ler vermesini candan temenni ede­rim.»

Başvekilimiz Adnan Menderes bun­dan sonra alkışlar ve coşkun teza­hürat arasında- uçağa dahil olmuş ve kendisine yapılan tezahürata elini sallıyarak selâm vermek suretiyle mukabele etmiştir.

Başvekilimiz Adnan Menderes ile refakatindekileri hamil bulunan uçak saat 9.40 da Yeşilköy Hava Meyda­nından Münih'e müteveccihen hare­ket etmiştir.

Aynı uçakla hareket eden resmî he­yet azaları ve gazeteciler grubu şu zevattan  müteşekkildir:

Hariciye Vekili Prof. Fuad Köprülü. Başvekâlet Müsteşarı Ahmet Salih Korur, Hariciye Vekâleti Umumî Kâ­tibi Muharrem Nuri Birgi, Hariciye Vekâleti İktisadî İşbirliği Umumî Kâ­tibi Melih Esenbel, Maliye Vekâleti Müsteşarı Mehmet İzmen, İktisat ve Ticaret Vekâleti Müsteşarı Munis Fa­ik Ozansoy, Merkez Bankası Umum Müdürü Nail Gidel, Beşvekâlet Hu­susî Kalem Müdürü Muzaffer Ersü, Başvekâlet Yaveri Hayrettin Sümer, Hariciye Vekâlet; Şube Müdürlerin­den Doğan Türkmen, Almanya'nın Türkiye Büyük Elçisi Ekselans Dr. W. Haas ve eşi, Almanya Büyük El­çiliği Kültür Ataşesi Von Rummel. Gazeteciler gurubu: Cihat Baban, Mümtaz Faik Fenik, Bahadır Dül­ger, Selim Ragıp Emeç, Burhan Bel­ge, Ahmet Emin Yalman, Burhan Felek, Etem İzzet Benice/ Faruk Gürtunca, Haldun Simavi. M. Nermi, Şevket Bilgin, Nihat Kürşat Mithat Perin, Sinasi Dersan, Mu­ammer Baykan, Şerif Arzik, Alâettin Şeker, Cemil Sait Barlas, Adnan Atar, Mehmet Sürenkök.

 

3 Ekim 1954

 

— Ankara :

Reisicumhurumuz Celâl Bayar, bu sabah saat 9 da Samsun'a mütevec­cihen   şehrimizden   ayrılmıştır.

Reisicumhurumuza   Devlet  Vekili  Dr. Mükerrem  Sarol,   Nafıa Vekili Kemal

Zeytinoğlu, Çalışma Vekili, Hayrettin Erkmen, Rize mebusu Osman Kavrak, Başvekâlet Yüksek Murakabe Heyeti Reisi Cevat Adıgün, âzası Lütfi Şay­ian, Et ve Balık Kurumu Umum Mü­dür Muavini Refet Artunar, Başya­ver Kurmay Albay Refik Tulga, Ya­ver Binbaşı Mustafa Tayyar refakat etmektedirler,

— Darende :

İller Bankasının yardımıyla Belediye tarafından yaptırılan ilçemizin Hidro -elektrik santralı bugün yapılan bir törenle işletmeye açılmıştır. Bu mü­nasebetle yapılan törende vilâyet ve civar kazalardan gelen davetliler ve kalabalık bir vatandaş topluluğu ha­zır bulunmuştur. Yapılan konuşma­larda elektriğin yurt kalkınmasında­ki büyük Önemi anlatılmış ve yer yer kurulan bu gibi tesislerle yurdun bir­çok köşesinin daha nura garkedildiği belirtilmiştir.

Törenin yapıldığı esnada Devlet Ve­kili Dr. Mükerrem Sarol, Nafıa Ve­kili Kemal Zeytinoğlu ve İller Ban­kası Umum Müdürü tarafından gön­derilen telgraflar okunmuş ve sant­ral, darendelilere hayırlı ve uğurlu olması, temennisiyle Bingöl Vali Mu­avini tarafından işletmeye tır.

—  Çorum :

Reisicumhurumuz Celâl Bayar, be­raberinde Devlet Vekili Dr. Müker­rem Sarol, Nafıa Vekili Kemal Zey­tinoğlu, Çalışma Vekili Hayrettin Erkmen ve diğer zevat olduğu halde bugün saat 13.30 da Çorum'a teşrif etmiştir.

Daha Ankaradan hareketindenberi yol güzergâhında yer yer toplanan vatandaşların sevgi gösterileri ara­sında ilerliyen Reisicumhurumuz, Vi­lâyet hududunda Çorum Mebusları. Çorum Valisi, Belediye Reisi, Parti Başkanı ve bir temsilci kitlesi tara­fından selâmlanmış ve saat 12.20 de Sungurlu'ya muvasalatında tezahü­ratla karşılanmıştır.

Sungurluların sevgi ve muhabbet gös­terileri ve şiddetli alkışlarıyla karşı­lanan Reisicumhurumuz otomobil­lerinden inerek halkın arasında yaya olarak Belediyeye kadar gelmiştir. Burada1 Sungurluların samimî hasbi-hallerde bulunan Sayın Bayar, da­ha sonra yine tezahürat arasında Ço­rum'a müteveccihen Sungurludan ay­rılmıştır.

Saat 13.30 da Çorum'a gelindiği za­man baştanbaşa bayraklar ve üzerin­de «hoş geldiniz aziz Reisicumhuru­muz» ibaresi yazılı tanklarla donatıl­mış bulunuyordu. Şehir methalinde toplanan Vilâyet Erkânı, mektepliler ve çok kalabalık bir halk kitlesi Re­isicumhurumuz Celâl Bayar ve bera­berinde bulunanlar?, büyük muhab­bet gösterileriyle karşılamış ve selâmlamışlardır. Burada otomobilden inen. Reisicumhurumuz kalkın sevgi göste­rilerine mukabelede bulunmuş ve kendisini karşılamağa gelenlerin ayrı ayrı ellerini sıkmak suretiyle iltifat­ta  bulunmuştur.

Reisicumhurumuz müteakiben Vali Konağına gitmiş ve öğle yemeğini bu­rada yedikten sonra Samsun'a mü­teveccihen saat 15 te Çorum'dan ha­reket etmiştir.

Reisicumhurumuz Celâl Bayar, Ço­rum'a muvasalatında olduğu gibi ayrılışında da tezahüratla uğurlanmıştır.

— Samsun :

Reisicumhurumuz Celâl Bayar bera­berinde Devlet Vekili Mükerrem Sa­rol, Nafia Vekili Kemal Zeytinoğlu, Çalışma Vekili Hayredtin Erkmen, ve diğer zevat olduğu halde bu ak­şam saat 18.45 de Samsun'u şereflen­dirmiş ve büyük bir tezahüratla kar­şılanmıştır.

Reisicumhurumuz Celâl Bayar, saat 15 te Çorum'dan ayrıldıktan sonra güzergâh üzerinde bulunan Merzifon, Havza ve Kavak ilçelerini de ziyaret etmiş, halkla hasbıhallerde bulun­muş ve tezahüratla karşılanıp uğurlanmıştır.

Sayın Bayar, yollar boyunda kendisi­ni istikbale koşan köylü vatandaşlar­la da görüşmelerde bulunmuş ve sa­at 16 da Havza ilçesini teşrif .etmiş­tir. Havzalılar Devlet Reisimizi bü­yük bir heyecan ve hararetle selâmlamışlardır. Kasaba methalinde oto­mobilden inen Reisicumhurumuz halkla beraber yaya olarak gazinoya kadar yürümüş ve burada muhtelif mevzular üzerinde yaptıkları görüş­melerden sonra Samsun'a mütevecci­hen  yollarına   devam   etmiştir.

Reisicumhurumuz Celâl Bayar, saat 18.45 de Samsun'a muvasalatlarında baştan başa bayraklarla ve ışıklarla donatılmış bulunan şehirde binlerce Samsunlunun büyük sevgi tezahüra­tı  ile karşılanmış  ve  selâmlanmıştır.

Vilâyet hududunda Samsun mebusla­rı Ekrem Anıt, Rahmi Gümüşoğlu, Hamdi Tekay, Ömer Güriş, Abdullah Eker, Vali Turgut Başkaya, Belediye Keisi Nusret Ulusoy, Tugay Komuta­nı Albay Necati Çakanışık, Demokrat Parti Vilâyet İdare Heyeti Başkan Vekili Hamit Kenber tarafından kar­şılanan Reisicumhurumuz şehir met­halinden itibaren vilâyete kadar cad­delerin her iki tarafını dolduran Samsunluların şiddetli alkışları arasında, onları selâmlıyarak ilerlemiş ve Vi­lâyete   gelmiştir.

Bu müddet Vilâyette meşgul olan Reisicumhurumuz, gece Belediye ta­rafından şereflerine Şehir Kulübünde verilen yemekte hazır bulunmuştur.

— Ankara :

Bugünkü Halkçı Gazetesinde, kömür istihsalimizin azaldığına dair intişar eden bir haber üzerine malûmatına müracaat ettiğimiz İşletmeler Vekili Fethi Çelikbaş, Anadolu ajansına şu beyanatta   bulunmuştur:

«Mükerreren ifade ve beyan ettiğim veçhile. Ereğli kömür havzasında is­tihsalimiz düşmemiş, bilâkis artmış­tır.

Elimizde mevcut resmî istatistiklere göre 1948 de 2.500000 tondan ibaret bulunan   taşkömürü  istihsali, 1950 de ancak 2.650.000 tona yükselebilmiş­ken. 1953 te 3.557.810 tona baliğ ola­rak istihsalimizde rekor teşkil eden bir miktara varmıştır. 1954 yılında halimizde rekor teşkil eden bir mik­tara varmıştır. 1954 yılında hâlen do­kuz ayın istihsal rakamlarının, 1953 senesinin aynı dokuz aylık devresine ait rakamdan 85.392 ton fazla bulun­masına göre, istihsalimiz, içinde bu­lunduğumuz 1954 yılında 3.600.000 to­nu tecavüz edecektir. Daha Ağustos ayında 447.641 ton olan tuvenan kö­mür istihsali son zamanlarda ma­hallinde alınan tedbirler sayesinde yükselmiye başlamış ve eylül ayı is­tihsali, ağustos ayına nisbetle 19.402 ton fazlasiyle 467.043  tona varmıştır.

senesinin eylül ayında satılık taşkömürü  istihsali 294.809 ton İken,1954 eylülünde bu miktar 302.473 to­na  baliğ  olmuştur.Artış 7664 tondur.

Memleketimizde kaydedilen süratli iktisadî inkişaf sebebi ile, her türlü eşyanın sarfiyatı artmış bulunmak­tadır. Demir, çimento, kereste gibi inşaat malzemesi, şeker, çay, kah­ve gibi yiyecek maddeleri, yünlü ve pamuklu mensucat, petrol, benzin, hülâsa her çeşit maddenin yıllık sar­fiyatı artarken, kömür istihlâkimizin de çoğalması tabiidir. Esasen memle­ketimizdeki iktisadî ve içtimaî kal­kınmanın acık delilleri her çeşit mad­denin istihlâkinde kaydedilen bu ar­tışlardır. İstihlâkin artışı, hayat stan­dardının yükselişini ifade eder ki, memleketimiz İçin mesut hâdise bu­radadır.  

istihlâkin her sahada ve bu arada gerek enerji kaynağı ve gerekse ya­kıt maddesi olarak kömürde de ço­ğalmış olması bir vakıadır. Bu va­kıa üzerinde durmaksızın istihlâki­mizi henüz karşılayabilecek bir se­viyeye yükselmemiş olmasını tenküd etmek yerinde değildir.

Burada tarihî bir hakikat olarak tesbit etmek gerekir ki, C.H.P. iktidarı, enerji ve kömür dâvasına lâyık ol­duğu ehemmiyeti maalesef vermemiş­tir.

Yukarıdaki rakamlar, Zonguldak havzasında taş kömürü istihsalinin azalmayıp, bilâkis çoğaldığını gös­termekte iken, Ereğli Kömür İşletme­si İdaresinde herhangi bir personel değişikliği yapılmıyacağı tabiidir. Bu itibarla Halkçı gazetesinin Bartın ga­zetesinden naklen aldığı haberde mevzubahs edilen, havza eski Umum Müdürlerinden bir zatın tekrar Umum Müdürlüğe getirilmesi için ken­disine teklif yapıldığı da hilafı ha­kikattir. Eski Umum Müdürlerden herhangi bir kimseye hiç bir vazife teklifi yapılmamıştır. Ereğli Kömür İşletmelerine dair yapılan neşriyatın hakikî mahiyet ve maksadı bu vesi­leyle ortaya  çıkmış  bulunmaktadır.

Bu keyfiyet, elbette, umumî efkârın nazarından kaçmıyacaktır.»

 

 

4 Ekim 1954

 

— Samsun :

Geceyi Samsunluların misafiri ola­rak geçiren Reisicumhurumuz Celâl Bayar, bu sabah saat 10 da beraberin­de Devlet V.ekili Dr. Mükerrem Sarol, Naifa Vekili. Kemal Zeytinoğlu, Çalışma Vekili Hayrettin Erkmen ve diğer zevat olduğu, halde vilâyete gel­miş ve burada tertip .edilen kabul resminde Vilâyet ve tugay mensup­ları ile kazalardan gelen heyetleri ay­rı ayrı kabul ederek tanışmıştır.

Sayın Bayar daha sonra Vilâyet Mü­dürlerinin iştirakiyle yapılan bir top­lantıda, Vilâyet isleri üzerinde gö­rüşmelerde bulunmuş ve bunu taki­ben de Sinop heyetini kabul etmiş­tir.

Reisicumhurumuz, Vilâyetten ayrılı­şını müteakip meydanda toplanan halkın şiddetli alkışları arasında Mart ayı sonunda uğurlu elleriyle te­meli atılmış bulunan Samsun Liman inşaatı bölgesine gitmiştir. Büyük bir ihtiyacı karşılayacak olan Samsun li­manının bir an evvel ikmali irin hum­malı bir faaliyet sarfedilen inşaat mahallinde Reisicumhurumuz Celâl Bayar'a Nafia Vekili Kemal Zeytin-oğlu ve mühendisler tarafından etraf­lı malûmat verilmiş ve inşaat mahal­li Reisicumhurumuz tarafından gezilmiştir.

Sayın Bayar, daha sonra Et ve Balık Kurumu soğuk hava tesislerine teşrif etmiştir. Burada Umum Müdür Muavini Refet Artunar soğuk hava tesis­lerinin faaliyeti hakkında izahatta bu­lunmuştur. Buna göre,. Temmuz 1954 ayı bidayetinden itibaren eylül 1954 ayı sonuna kadar depolarda 36.665 ki­lo balık ve 58.442 kilo mütenevvi gı­da maddeleri muhafaza edildiği, 378.290 kilo buz satışı yapılarak 18.163 lira hasılat temin edildiği, hâlen de­polarda mevcut mallardan temin edi­lecek gelir miktarının tahminen 7.500 lira, bugüne kadar da temin edilen, gelirin 28.381 lira olmak üzere ceman 35.881 liralık hasılatın temin edil­diği, buna mukabil giderlerin de 28.613'lira olduğu anlaşılmaktadır.

Daha sonra Reisicumhurumuz Celâl Bayar, soğuk hava tesislerinden ay­rılmış ve tüccar kulübünde saat 12.15 te şereflerine verilen öğle yemeğinde hazır  bulunmuştur.

— Samsun :

Reisicumhurumuz Celâl Bayar bera­berinde Devlet Vekili Dr. Mükerrem Sarol, Nafıa Vekili Kemal Zeytin­oğlu, Çalışma Vekili Hayrettin Erk­men ve diğer zevat olduğu halde bu­gün saat 13.50 de Giresun vapuruyla Trabzon'a müteveccihen Samsun'dan ayrılmıştır.

Reisicumhurumuz Celâl Bayar, Sam­sun'dan ayrılışında Samsun mebusla­rı, Vali, Belediye Reisi, Tugay Ko­mutanı, Emniyet Müdürü ve diğer ze­vatla çok kalabalık bir halk toplulu­ğu tarafından hararetle uğurlanmıştır.

Reisicumhurumuz Celâl Bayar'ı hâ­mil bulunan Giresun vapurunu Sam­sunlular motörler ve takalarla bir müddet denizde takip ederek teşyi et­mişlerdir.

—İstanbul :

On günden beri memleketimizde tet­kik ve temaslar yanmakta olan Yu­goslav Hey'eti Başkam Dr. Tonko Soljan 4 Ekim Pazartesi günü sabahı bir Yugoslav tayyaresiyle Belgrad'a hareket etmiş ve Et ve Balık Kurumu Balıkçılık İpleri Müdürü Zeyyad Krom ile kurumun, ileri gelenleri tarafından uğurlanmıştır.

Beraberindeki heyet 2 Ekim günü Bios Yugoslav arattırma gemisi ile şehrimizi terk  etmiş  bulunuyordu.

Ayrılmadan evvel Dr. Soljan Anado­lu Ajansına aşağıdaki beyanatta bu­lunmuştur:

«Memleketinizde gerek Et ve Balık Kurumunda, gerek Hidrobioloji Ens­titüsünde Ve gerekse Balık Müstahsil ve Konservecileri ile yapmış olduğu­muz görüşmeler açık ve samimî bir hava irinde cereyan etmiştir. Balık­çılık konusunda her .iki memleketin faaliyeti birbirini tamamlayıcı mahiyet­tedir. Yugoslavya ile Türkiye ara­sındaki teşriki mesai tabiatiyle Türk balıkçılığının inkişafı ve istihsalin artmasına müncer olabilir. Bu gaye ile yapılan görüşmelerde her iki memleket arasında yapılacak işbirli­ği esasları bahis mevzuu olmuş ve her iki tarafın fikir, tecrübe, bilgi ve mütehassıs teatisi düşünülmüştür. Bu meyanda balıkçı melzeme ve teçhiza­tı alım satımı ve tuzlamacılık ve kon­servecilik işlerinde beraberce çalış­mak imkânları  aranmıştır.

Bu geniş mahiyette konuşmaların ba­zı anî ve pratik neticeleri olmuştur. Meselâ hey'etimiz Türk balıklarına talip olmuş ve hey'etimizden bir ba­lıkçılık uzmanı Et ve Balık Kurumu­nun misafiri olarak İstanbul'da kal­mıştır.

Aynı şekilde teşekkül edecek bir hey­eti Yugoslavyadaki meslektaşlarıyla tema/s etmek üzere memleketimize davet etmiş bulunmaktayız. Memle­ketinizde görmüş olduğumuz iyi ka­bulden hakikaten dost ve kardeş bir memlekete gelmiş olduğumuzu an­ladık. Ümit ederiz ki bu temas iler­deki  temaslara bir başlangıç olsun.»

—  Diyarbakır :

Yurt içinde bir tetkik seyahatine çık­mış olan Büyük Millet Meclisi .Nafıa Encümeni Reis âzalariyle Nafia Vekâleti Karayolları Umum Müdürlüğü mensuplarından müteşekkil hey'et bu gün şehrimize gelmiştir.

Dün geceyi Urfa'da geçiren hey'et bu sabah Urfa'da Vilâyet ve Belediyeyi ziyaret .etmiş ve yüz yataklı verem hastahanesi, hayvan sağlık merkezi binalarının inşaatını gezdikten sonra Diyarbakır'a  hareket   etmiştir.

Urfa-Diyarbakır yolu üzerinde ona­rım ve bakım işleriyle konkasör şan­tiyelerini gezen hey'et Hilvan kaza­sında halkla hasbıhallerde bulunmuş ve halkın dilek ve ihtiyaçlarını tesbit etmişlerdir. Siverek kaza merkezinde de tavakkufları esnasında sağlık mer­kezi inşaatında tetkiklerde bulunan hey'et yollarına devamla Diyarbakır'a gelmiştir.

Nafıa Encümeni Reis ve azaları şeh­rimizde hava alanı, alan tesisleriyle faaliyetlerini incelemiş ve Hıfzıssıhha binası, Kız Öğretmen Okulu birinci kısım inşaatını Erkek San'at Enstitü­sü, yüz yataklı verem hastahanesi bi­rinci kısım inşaatı ile yeni hayvan sağlık hastahanesi inşaatını gez­miş ve ilgililerden izahat  almışlardır.

Hey'et müteakiben Kara Yolları 9 un­cu Bölge Müdürlüğünün yeni binası ile atölyelerini de gezmiştir.

Geceyi şehrimizde geçirecek olan Na­fia Encümeni Reis ve azaları tetkik­lerine devam etmek üzere yarın sa­bah, Bitlis'e müteveccihen şehrimiz­den  ayrılacaktır.

 

5 Ekim 1954

 

— Trabzon :

Reisicumhurumuz Celâl Bayar, beraberinde Devlet Vekili Dr. Mükerrem. Sarol, Nafia Vekili Kemal Zeytinoğlu, Çalışma Vekili Hayrettin Erkmen ve diğer zevat olduğu halde bu sa­bah saat 8 de Trabzon'u şereflendirmişlerdir.

Sabahın erken saatlerinden itibaren Trabzonlular Devlet Reisimizi karşı­lamak üzere rıhtımı doldurmuş bu­lunuyorlardı ve şehir baştan başa bayraklar  ve taklarla  süslenmişti.

Reisicumhurumuzu hâmil bulunan Giresun vapuru limana girdiği sırada bütün nakil vasıtaları düdük ve kor­na çalmak suretiyle sayın Bayar'ı se­lâmlamışlar ve basta Trabzon mebus­ları olduğu halde Mülkî ve Askerî er­kândan müteşekkil bir hey.et vapura çıkarak Reisicumhurumuza hoş gel­diniz demiştir.

Reisicumhurumuz Celâl Bayar, saat 8.50 de Giresun vapurundan rıhtıma ayak basmışlar ve Trabzonluların iç­ten gelen sevgi gösterileri ile karşı­lanmıştır.

Sayın Bayar v.e beraberindekiler sa­at 9.10 da yine ayni tezahürat ara­sında Rize'ye müteveccihen Trabzon-dan ayrılmışlardır.

— Ankara:

Toprak Mahsulleri Ofisî Genel Mü­dürlüğünden aldığımız malûmata gö­re, 1 haziran 1954 tarihinden 30 ey­lül 1954 tarihine kadar müstahsileden 375.585 ton buğday, 13.344 ton çavdar, 10;500 ton mısır, 33.673 ton arpa ve 7.200  ton yulaf satın alınmıştır.

Alım yılı başından itibaren Almanyaya 93.000 ton, Avusturya'ya 11.000 ton, İtalya'ya 1.090 ton, Romanya'ya 65.000 ton, Yunanistan'a 10.000 ton buğday ayrıca İtalya'ya 15.000 ton çavdarla Almanyaya 20.000 ton arpa olmak ü-zere ceman 215.090 ton hububat satışı yapılmış ve bunlardan Almanya'ya 41.318 ton, Avusturya'ya 11.000 ton, İtalya'ya 1.090 ton, Romanya'ya 68.245 ton buğday, İtalya'ya 8.015 ton çavdar, Almanya'ya 8.623 ton arpa ol­mak üzere ceman 138.291 ton hububat teslim   edilmiştir.

Diğer taraftan yeni kampanya yılın­da harice satılan 106.201 kilo afyon­dan 99.021 kilosu teslim edilmiştir.

— Rize:

Reisicumhurumuz Celâl Bayar, Doğu Karadeniz bölgesine yapmakta oldu­ğu ziyaretin üçüncü gününde Trabzon'dan sonra Rize'yi şereflendirmiştir.

 

Sayın Bayar, beraberinde Devlet Ve­kili Dr. Mükerrem Sarol, Nafia Vekili Kemal Zeytinoğlu, Çalışma Vekili Hayrettin Erkraen ve diğer zevat ol­duğu halde, Trabzon'dan ayrılışlarını müteakip Aratlı, Sürmene ve Of ilçe­leriyle güzergâh, üzerinde bulunan bucak ve köyler halkı tarafından bü­yük sevgi ve muhabbet gösterileriyle karşılanıp uğurlanmışlardır. Yol boyunca sıralanan vatandaş topluluklarıyle mektepliler, Reisicumhurumuz, Celâl Bayar'ı selâmlamışlar ve Sayın Bayar da kendilerine aynı samimî hislerle mukabelede bulunmuştur.

Buralarda hakla samimî hasbihallerde bulunan ve gösterdikleri samimî hüsnükabule teşekkürlerini bildiren. Sayın Bayar, saat 12 ye doğru Of il­çesine geldiklerinde Ofluların büyük sevgi tezahüratı ile karşılanmıştır. Burada halkın şiddetli alkışları ara­sında Oflulara hitap eden Reisicum­hurumuz, gösterdikleri sıcak alâka ve hüsnükabule teşekkürlerini bildirmekle söze başlamış ve Of'u bundan ev­vel bir kere daha ziyaret ettiğini, fa­kat bugünkü Of ile o zamanki Of arasında büyük farkların husule geldi­ğini söyledikten sonra vatandaşların iktidara karşı besledikleri itimat karşısında ilâve edeceği bazı hususlar mevcut olduğunu bildirerek, demiştir ki:

Şu halde sizlerin itimadınız karşısın­da bizlere düşen vazifeler vardır. Siz­lere hizmet etmekle, sizin memlekete olan bağlılığınızdan, aile yurdunuza samimî bir şekilde hizmet etmek ar­zunuzdan eminiz. İşte bunun içindir ki, bu iki haslet birleşince muvaffa­kiyet kendiliğinden tecelli eder. Sizin serbest reylerinizle iktidara gelen hü­kümetiniz, sizin sevincinizle de bera­berdir. Sizin kederinize, sizden ziyade müteessir olmaktadır. Onun için dai­ma sizin hizmetinizde ve arzularınıza hizmet  etme yolundayız.»

Reisicumhurumuz daha sonra milleti­mizin daha ileri gideceğinden, iktisa­dî bakımdan daha iyi bir refah sevi­yesine ulaşacağından emin bulunmak tayız. Yakında bunun tecellisini gör­mek saadetini Cenabı Hak'tan niyaz ediyoruz.»

Daha sonra söz alan Devlet Vekili Dr. Mükerrem Sarol, Reisicumhurumu­zun lisanında ifadesini bulan büyük sevgiye lâyık olmak için, hükümeti­niz elindeki bütün imkânları sarf yo­luna koymuş bulunmaktadır» demiş ve sözlerine devamla, Türk vatanının bir parçasının sakinleri olarak Oflu­ların iktidara karşı bu güven ve sev­gilerinin baki kaldığı müddetçe el ele vermek suretiyle her istedikleri şeye nail olacaklarını bildirmiş, «Muhtaç olduğunuz mektep, yol, köprü ve diğer ihtiyaçlarınıza en kısa bir istik­balde kavuşmuş olacaksınız ve muha­cerete mecbur kalmadan yurdunuzda mesut ve müreffeh yaşama imkânla­rını bulacağınız: ümit etmekteyiz» dedikten sonra Oflulara derin muhabbet  ve  sevgilerini sunmuştur.

Ofluların, Of - Çaykara - Bayburt yolunun bir an evvel bitirilmesi yo­lundaki istekleri karşısında Nafia Ve­kili Kemal Zeytinoğlu da bir konuş­ma yapmıştır. Nafia Vekili bu konuşmasını bir sual ile başlıyarak «Niçin çok asil vatandaşlarımız arasında do­laşıyoruz?» demiştir. Bu suale cevap veren Kemâl Zeytinoğlu, «Şuna ina­nıyoruz ki, muhalefet yıllarındaki prensiplerimizi, iktidar yıllarında da devam ettirmek, Türk milletinin ara­sına ve ruhuna girerek memleket ih­tiyaçlarını yerinde tesbit etmek için» demiştir.

Sözlerine devam eden Nafia Vekili, hükümet olarak Türk milletiyle elbir­liği ve gönül birliği ederek, memleke­tin kaderini değiştirme yolunda oldukları fakat, eski iktidardan dev­ralman mekanizmanın bütün ihtiyaç­ları karşılayamayacak derecede olduğundan, bir taraftan müsbet iş yapıl­mağa çalışıldığını, diğer taraftan da bozuk olan mekanizmayı tebdil ettik­lerini bildirmiş, kendilerinin daima hizmet yolunda hummalı bir şekilde çalıştıklarını, ecnebi müşahit ve mü­tehassısların bile bunu idrâk ettikle­rini söyledikten sonra, memleketin her köşesindeki imar hareketlerinde Of un da hissesine düşeni alacağını ve Of - Çaykara - Bayburt yolunu der­hal  tetkik  ettireceğini  ifade  etmiştir.

Paha sonra Çalışma Vekili Hayrettin Erkmen, Oflulara hitap etmiştir. Ça­lışma Vekili bu konuşmasında demiş­tir ki:

Oflu hemşehrilerim, sizlere bugün aranızda bulunmaktan dolayı duydu­ğum meserreti ifade etmek istiyorum. Hırçın bir denizle, yalçın dağlar ara­şma sıkışmış olan Karedeniz halkı, evvelce başka diyarlarda hayatını idame etmek yolunu aramıştı. Çalış­kan, vatansever Türk unsuru olan Karadenizliler, bugün hükümetle iş­birliği sayesinde müreffeh bir ikbâle doğru gitmektedir. Dün bir avuç mı­sır için endişe duyanlar artık böyle bir tehlikenin ufukta belirmiyeceğine emin bulunmaktadırlar. Artık Ka­radenizli, mahsulâtını, İç Anadoluya yapılmasına başlanan yollar sayesin­de taşıyabilecek ve muhtaç bulundu iktisadî refaha bir an evvel kavuşma­ya bağlıyacaktır. Buna kısmen başla­mıştır da. Hepinize başarılar dilerim.»

Müteakiben Oftan hararetli sevgi te­zahürleri arasında ayrılan Sayın Bayar ve refakatindekiler, Eski Pazar, İyidere bucaklarına da uğramışlar ve saat 13.30 da  Rize'ye  gelmişlerdir.

Rize'ye 3 kilometre mesafede bulunan çay fabrikasında Reisicumhurumuz fabrika müdüründen etraflı izahat al­mıştır. İşçilerin alkışları arasında fab­rikayı gezen Reisicumhurumuz Ce­lâl Bayar'a verilen izahata göre, 1942 senesinde 38 bin kilo olan yaş yaprak rekoltesi, 1953 te hükümetin 135 de­kar arazinin ekimine müsaade etti­ğinden dolayı 2277 bin kiloyu bulmuş, 1938 de 30 kilo olan kuru çay istihsalâtı da bugün 700 kiloya çıkmıştır.

Fabrikadan ayrıldıktan sonra Reisicumhurumuz Celâl Bayar ve berabe­rindekiler Rize'ye vatandaşların bü­yük tezahüratı arasında girmişlerdir.

Rizelilerin içten gelen sevgi gösterile­ri ve Vilâyet meydanını dolduran hal­kın sürekli alkışları arasında Reisicumhurumuz Celâl Bayar, bir hita­bede bulunmuş y.e saat 14.30 da Ho­pa istikametinde yoluna devam et­miştir.

 

8 Ekim 1954

 

— Hopa:

Reisicumhurumuz Celâl Bayar Rize den ayrıldıktan sonra. Çayeli, Pazar -ve Fındıklı kazalariyle güzergâh üze­rinde bulunan bucak ve köyleri zi­yaret etmiş ve saat 20.20 de Hopa'yı şereflendirmiştir.

Refaketlerinde Devlet vekili Dr. Mükerrem Sarol, Nafıa Vekili Kemâl Zeytinoğlu ve Çalama Vekili Hayrettin Erkmen ile diğer zevat olduğu halde Rize'den ayrıldıktan sonra halkın sevgi ve muhabbet gösterileri arasında Çayeli kazasına teşrif ve bura­da vatandaşların sevgi gösterileri ve selâmlanan Sayın  Bayar Belediye balkonundan Çayeli'lere hitap ederek gösterdikleri sevgi hürmet ve kabulden dolayı teşekkürlerini   bildirmiştir.

Sayın Bayar Çayeli' li vatandaşlara demokrasi rejimine olan bağlılıklarını görmekle çok mütehassis olduğunu îfade etmiş, her zaman Türk milletin emrinde çalışmağa azmetmiş bu­lunduklarını işaretle «hizmetlerimizden size ufacık bir hisse ayrılırsa, ondan en büyük sevinci evvelâ biz duyarız» dedikten sonra, şimdiye kadar -yapılan çalışmalardan netice alıyor muyuz?   sualini sormuştur.

Bütün Çaveli'li vatandaşlar hep bir ağızdan «Reisicumhurumuz sağolun, neticelerini alıyorsunuz, çok memnun  ve mesuduz»   demişlerdir.

Bugün elde edilen neticelerle iktifa edilmiyeceğini, vatandaşları daha faz­la memnun etmenin çarelerini araya­caklarını bildiren Reisicumhurumuz iyi günler yasamaktayız, daha da parlak günler görecemiz. Bu ümit ile hepinizi muhabbetle selâmlarım de­miştir.

Sayın Bayar, Çayeli ve Gündoğdu'da yapılan ikinci Ve üçüncü çay fabrika­larını gezmiş ve verilen izahattan do­layı memnun kaldıklarını bildirerek fabrikadan ayrılmıştır.

 Bayar, Çayeli'nden sonra uğradığı her yerde genç. ihtiyar, kadın, erkek, binlerce vatandaşlarımızın iç­ten , gelen sevgi tezahürleriyle selâm­lanmış ve uğurlanmıştır. Eşine ender tesadüf edilen bir kalabalık teşkil e-den ve vaktin gecikmiş olmasına rağ­men elllerinde fenerlerle Devlet Rei­simizi selamlamaya koşan vatandaşlarla samimî hasbihallerde bulunan sayın Bayar, kendisine karşı gösteri­len teveccühe teşekkürlerini bildirmiş ve Pazar ile Fındıklı kazalarındaki ziyaretlerini müteakip Hopa'ya teşrif etmiştir.

Reisicumhurumuz Karadeniz bölgesinin Doçnı kısmına yapmakta olduğu bu ziyaret münasebetiyle program dı­şında kalan yerler halkını temsilen bir çok heyetlerle karşılanmakta ve bunlar mensubu bulundukları beldelerin hürmet ve sevgilerini Reisicumhurumuza bildirmektedirler.

Hopa'lılar büyük bir kalabalık halin­de Reisicumhurumuz Celâl Bayar'ı muhabbetle ve hararetle istikbâl et­mişlerdir. Kasaba methalinden itibaren bir insan seli arasından güçlükle iler­leyen Reisicumhurumuz, Hükümet ko­nağının balkonundan şiddetli alkışlar arasında Hopa'lılara hitap etmiş, Hopa'lıların asil huzurlarına gelmenin şe­refine nail olmaktan duyduğu memnuniyeti belirtmiş ve Hopa'nın Türk vatanının bir pırlantası olduğunu tak­dir ediyorum dedikten sonra, Hopa'lıların gayreti ve hükümetin yardımı ile Hopa'nın mamur olacağına ve daha da ilerleyeceğine emin olduğunu söy­lemiş ve vaktin çok gecikmiş olmasına rağmen ihtiyar ettikleri zahmetten, çalışma ve arkadaşlarına gösterdikleri hüsnükabulden dolayı teşekkürlerini bildirmiş ve Hopalı'ları muhabbetle selâmlamıştır.

Reisicumhurumuz, daha sonra Hükü­met konağında bir müddet meşgul ol­muş ve Askerî Gazinoda şerefine veri­len akşam yemeğini müteakip Giresun vapuruna binerek, Trabzona mütevec­cihen Hopa'dan ayrılmıştır.

Reisicumhurumuz. Hopa'dan tezahüratla uğurlanmıştır.

 

— Rize: 

Reisicumhurumuz  Celâl Bayar,  Vilâyet meydanını dolduran binlerce Ri­zelilerin şiddetli alkışları arasında bir hitabede bulunmuştur.

Sayın Bayar: «Şehrinizi bir kere daha ziyaret etmek şeref ve saadetine nail oluyorum» diyerek sözlerine başlamış, Rize'ye ilk geldiğim zamanlarda demokrasi dâvası ve ferdî hürriyetlerin sağlanması yolundaki gayretlerini teş­vik edici hareketleri görmekle bahtiyar kaldığını, daha o zamandan Rizelilerin hürriyetlerine ve lâyık oldukları re­fah ve saadete tam manâsiyle kavuş­maya muhtaç olduklarını memnuniyetle müsahade etmiş olduğunu bildir­miştir.

Milletin itimadı kazanıldıktan sonra buna mukabelede âciz kalınmadığım da sözlerine ilâve eden Reisicumhuru­muz, karşılıklı itimat ve sevgi ile mu­vaffakiyet gayretinin yükseldiğini, bu­nun yakın misâline Rize'de tesadüf et­tiklerini söylemiş ve görülen refah ile imar  hareketlerini  belirtmiştir.

Reisicumhurumuz Celâl Bayar sözleri­ne devamla demiştir ki:

İtisadî politika bahsinde de bir zihni­yet değişikliği olduğuna nazaran, dik­katinizi celbetmek isterim. Biz, milletimizin hayrına ait müesseselerimizi milletimizin refahının emrine tahsis ediyoruz ve gece gündüz, bu yolda ça­lışıyoruz.»

Daha sonra sayın Bayar, Rize'ye gel­meden evvel Çay fabrikasının ziyaretinde fabrikanın tevsi edileceğini Öğ­rendiğini, çay meselesinde bu muhit ve memleketimiz hesabına azamî ran­dıman almaya gayret edildiğini bildir­miş ve çay yetiştiren müstahsile verilen para miktarının altı milyon lirayı olmuş olmasından duyduğu memnuni­yeti ifade etmiş «ben isterdim ki, bizim bu asıl muhitimizde birkaç altı milyon­luk iş sahaları mevcut olsun, siz buna çok lâyıksınız.» dedikten sonra sözleri­ne şöyle devam etmiştir:

Sevgili vatandaşlarım, tuttuğumuz yol sizi iyiliğe götüren yoldur. Bize emniyet veren yoldur. Milletimizin sıhhatini, saadetini ve yüksek olan şe­refini yükseltecek olan yoldur. Buna inanınız.  Sizin inancınız devam ettiği ve millet bu yüksek ahlâkı ile manevî kudretiyle iktidara karşı itimadını mu­hafaza ettiği ve mütesanit bulunduğu müddetçe, siz aziz Türk milleti, tarihin. en mümtaz sahifeler inde şerefli yer alacaksınız. Buna inanarak, kani ola­rak konuşuyorum.»

Sayın Bayar, müteakiben memleketin mukadderatına hâkim olan iktidarım nasıl bir yük ve ağır mesuliyet altında, bulunduğunu müdrik olduğunu hatır­latmış ve sözlerini şöyle bitirmiştir:

«Yolumuz çok nurludur. Kısa bir za­manda beklenilen saadete kavuşacağız. Bugünkü samimî tezahüratınıza candan teşekkür ederim. Hepiniz için ayrı. ayrı bahtiyarlıklar temenni ederim. Şüphe etmeyiniz. Allah sizi çalışmanız­da muvaffak kılacaktır.»

Reisicumhurumuzun bu hitabesi şid­detle alkışlanmış ve Rizelilerin mu­habbet gösterilerine vesile teşkil etmiştir.

—Tatvan:

Büyük Millet Meclisi Nafıa Encümeni Reisi ve Azalan ile Nafia Vekâleti Ka­ra Yollan Umum Müdürlüğü mensup­ları ve gazetecilerden müteşekkil he­yet dün akşam kazamıza gelmiştir.

Heyet yol boyunda Silvan kazasında, yeni sağlık merkezi inşaatını, Kremete-Bitlis yolu inşaat ve sondaj faaliyetle­rini görmüş ve tetkiklerde bulunmuş­tur.

Bitlis'te halkla temaslarda bulunan heyet, dilek ve ihtiyaçları tesbit et­miş ve yeni sağlık merkezi inşaatım gezmiştir.

Geceyi kazamızda geçiren heyet, bu sabah Karaköse'ye hareket etmiştir.

— Van:

Doğu'da kurulacak olan Atatürk Üni­versitesi ile ilgili tetkiklerde bulunmak üzere şehrimize gelen Amerika­lı ve Türk profesör ve uzmanlardan müteşekkil heyet, bölgemizin sosyal, kültürel, iktisadî, ticarî, ziraî ve teknik durumları hakkında gerekli ince­lemelerde bulunduktan sonra, dün sabah  uçakla Diyarbakır'a hareket etmiştir.

— Diyarbakır:

Doğu'da kurulacak Atatürk Üniversitesi ila alâkalı olarak Nebraşka Üniversitesine mensun Amerikalı profe­sörlerle Atatürk Üniversitesi İcra Komitesine mensup profesör ve uzman­lardan müteşekkil heyet, dün şehrimize gelmiş ve tetkiklerine başlamıştır. Şehrimizin muhtelif yerlerini ve müesseselerini gezip gören heyet, bugün çeşitli meslek mensuplarının hazır bulunduğu bir toplantıda, Diyarbakır ve interlandı hakkında verilen malûmatı dinlemişlerdir.

— Ankara:

Amerika Birleşik Devletleri Millî Müdafaa Vekil Muavini Robert B. Anderson ve refikası bugün saat 14.30 da hususî bir uçakla şehrimize gelmiştir.

Misafirler Esenboğa hava alanında Erkânı Harbiyei Umumiye İkinci Reisi Tuğgeneral İhsan Bingöl, Erkânı Harbiyesi Umumiye Haber Başkam Tuğge­neral Pertev Gökçe, Merkez Kumanda­nı, Erkânı Harbiyei Umumiye Temsil Bürosu Başkan Vekili,    Amerika'nın Ankara Büyükelçisi Avra Warren, Amerikan Yardım Heyeti Başkanı    General Shanert ve Yardım Kurulu üye­leri tarafından karşılanmıştır. Bayan .Anderson'a, Bayan Erdelhun tarafın­dan bir buket verilmiştir.

Esenboğa meydanında yapılan karşıla­ma merasimini müteakip, Robert B. Anderson ve refakatindekiler Anıt Kabri ziyaret ederek Atatürk'ün mânevî huzurunda saygı duruşunda bu­lunmuşlar ve Kabre bir çelenk koy­muşlardır.

Amerika Birleşik Devletleri Millî Mü­dafaa Vekil Muavinine, bu seyahatinde yardımcısı Fred A. Seaton, Tuğgeneral John J. Berger, Albay Delanoy, Albay Fleischer, Dr. Yüzbaşı Fontane ve Sekreter Diris Baker refakat etmektedir.

Robert B. Abderson eşi ve refakatindekiler yarın saat 10 da uçakla İstanbul'a gideceklerdir.

 

—İzmir:

Haber aldığımıza güre, Güney Avru­pa Müttefik Kuvvetleri Karargâhı, ka­sım ayı içersinde. «Yunan Seması İki» dı verilen bir Nato tatbikatı tertiple­miştir.

Bu tatbikat 4 gün süreli olup, Amerikan Altıncı Filosu Kumandanı Kor­amiral Combs tarafından idare edile­cektir.Bu tatbikatta Nato'nun Güney Avrupa ve Akdeniz karargâhları ve bunlara mensup kuvvetler katılacaktır.

Yunan Seması İki tatbikatı, Kuzey Yu­nanistan'da yapılacak ve tatbikata Yu­nan hava kuvvetleri, kara kuvvetleri, Altıncı Amerikan Filosuna mensup bir destek birliği katılacak ve tatbikatta Amiral Lord Mountbatten kumandasındaki Müttefik Akdeniz Kumandan­lığı denizaltıları, düşman denizaltılarını temsil edecektir.

— Ankara:

İnşaatı ikmâl edilmiş bulunan şehrimi­zin yeni Mahalle semtindeki İP.T.T. merkezi bugün yapılan bir törenle hizmete açılmıştır.  

Törende Münakalât Vekili Muammer Çavusoğlu, Ankara Valisi ve Belediye Reis Vekili Kemâl Aygün, Posta, Tel­graf ve Telefon Umum Müdür Vekili Talât Tolunay, Vekâlet ileri gelenleri, şehrimizde bulunan Posta, Telgraf ve Telefon Başmüdürleri, basın mensup­ları ve kalabalık bir davetli kitlesi ha­zır bulunmuştur.

—İstanbul:

Tümamiral Çerni Yosip riyasetinde Eğitim Dairesi Başkanı Yarbay Misyak Franc, Sahil İstihkâm Subayı Yar­bay Buşka İvan, Teknik Daire Başka­nı Binbaşı Radisic Luka ve Üsteğmen Vohsi Abdurrahim'den müteşekkil bir Yugoslav deniz heyeti bugün saat 16.00 da uçakla İstanbul'a gelmiştir.

Misafir heyet, Yeşilköy hava meydanında, Boğazlar ve Marmara, İstanbul Merkez ve Deniz Bâtim Kumandanriyle, Yugoslav Sefaret Erkânı tarafın­dan Karşılanmış ve başta bando oldu­ğu halde bir ihtiram kıtası tarafından selâmlanmıştır.

— Trabzon:

Doğu Karadeniz bölgesini ziyaret et­mekte olan Reisicumhurumuz Celâl Bayar, Hopa'dan sonra bugün saat 20.45 de tekrar Trabzonu şereflendirmiştir.

Reisicumhurumuzla refakatinde bulu­nan Vekilleri de di£er zevatı hâmil bulunan Giresun vapurunun limana varışı, Trabzonluların Devlet Reisimize candan ve coşkun bir sevgi gösterilerinde bulunmalarına vesile teşkil etmiştir.

Bu münasebetle Trabzon baştan başa elektriklerle donatılmış, taklar ve bayraklarla süslenmiş bulunuyordu. Vak­tin geç olması, binlerce Trabzonluyu ihtıma koşarak sayın Bayar'ı selâmlamaya mani teşkil etmemişti.

Vapur, rıhtıma yanaşırken kadın, erkek genç ve ihtiyar Trabzonlular, Reisicumhurumuzu içten gelen bir sev­gi ve muhabbet gösterisi ile bağırları­na basmışlardır. Bu esnada Reisicum­hurumuzun şerefine havai fişekler de atılmakta idi.

Rıhtıma indikten sonra Trabzon Me­busları, Vali, Kolordu ve Tümen Komutanları, Belediye Reisi, Emniyet Müdürü, Demokrat Parti İl Başkam, kazalardan gelen heyetler ve partililer tarafından karşılanan sayın Bayar, (yaşa, varol) sesleri arasında ve Trabzonlu' ların muhabbet hâlesi içinde küçükle ilerliyerek otomobillerine binmiş ve doğruca Soğuksu Köşküne gitmiş­tir.

Reisicumhurumuz burada Belediye ta­rafından şereflerine verilen akşam ye­meğinde hazır bulunmuştur.

Sayın Bayar ve refakatindekiler yarın sabah Gümüşhaneye  gideceklerdir.

— Ankara:

Yeni Sabah gazetesinin 6/10/954 tarihli nüshasında (Maarif Vekilinin istifa edeceği) yolunda çıkan haber üzerine bilgisine müracaat eden Anadolu Ajansı muhabirine, Maarif Vekili Celâl. Yardımcı, aşağıdaki beyanatı vermiş­tir:

«Bu istifa haberi Yeni Sabah'ın arka arkaya ortaya attığı ikinci uydurmadır. O derece uydurmadır ki, tekerrür etmeseydi cevaba dahi değer bulmaz­dım. Zira âmme hizmeti ifa eden bir gazetenin asıl ve esastan uzak haber­leri manşet olarak birinci sahifesinde halk efkârına ulaştırmaya kalkışması, o gazetenin Ölçüsünü tayine ve kasıtla hareketini ispata kâfidir. İstifam asla mevzuu bahis değildir. Yeni Sabah'ın boş ümitlere kapılmamasını halisane tavsiye ederim.

 

7 Ekim 1954

 

— Trabzon:

Yurdun çeşitli bölgeleri arasında bir tefrik yapmamak hususunda hüküme­timizin azimli siyasetinin feyizli neticeleri, her gün kendisini biraz daha kuvyetle göstermektedir.

Senelerden beri Karadeniz bölgesinin. Doğu kısmı, ilk limana yeni kavuşmuş ve Reisicumhurumuzu hâmil bulunan. Giresun vapuru ilk defa olmak üzere Trabzon     rıhtımına yanaşabilmiştir.

Bundan böyle medenî şartlar içinde Trabzonda yolcu ve eşya tahmil tahli­yesi ikinci bir vasıtaya ihtiyaç hisset­tirmeden yapılabilecektir.

Geceyi Trabzonda geçiren Reisicumhu­rumuz Celâl Bayar. bu sabah vilâyet ve belediyeyi ziyaret ederek, muhte­lif vilâyet işleri üzerinde izahat almış­lardır. Vilâyette vilâyet erkânı ile ta­nıştıktan sonra Reisicumhurumuz Belediyede Karadeniz bölgesindeki işçi­lerin bir nevi sevk merkezi halinde-bulunan Trabzon'da işçi sosyal dâvası. ile de alâkadar olmuştur. Burada Rei­sicumhurumuza verilen izahata göre, büyük bir kalkınma içinde bulunan. Trabzon'da limanın ikmâlinden sonra 1.600.000 liralık liman isletme binası­nın ihalesi yapılmış olup, ayrıca 50 işçi evinin Belediye tarafından temin edi­len 7.000 metre kareli/k bir sahada inşa hazırlıklarına geçilmiş bulunmaktadır. Bundan böyle Trabzon'dan gelip geçen işçiler daha evvelki yıllara nisbeten çok iyi hayat şartları içinde buralarda meccanen misafir edileceklerdir.

İç turizm bakımından Trabzon'un ehemmiyetini gözönünde tutan hükümetimiz bu hususta incelemelerde bu­lunmak üzere Basın Yayın ve Turizm Umum Müdürlüğü Turizm Şubesi Mü­dürü Salâhattin Çoruh'u memur kıl­mıştır.

Balık mevzuu ile de etraflı bir şekilde alâkadar bulunması için gerekli di­rektifler verilmiştir.

Reisicumhurumuz gerek Vilâyeti, ge­rek Belediyeyi ziyareti sırasında meydanlarda ve caddelerde toplanan Trabzonlular tarafından hararetle al­kışlanmış ve müteakiben refakatlerin­de Devlet Vekili Dr. Mükerrem Sarol, Nafia Vekili Kemal Zeytinoğlu, Ça­lışma Vekili Hayrettin Erkmen İle Or­du, Kolordu ve Tümen Kumandanları ve kendilerine Trabzonda mülâki olan Gümüşhane Mebuslar:, Gümüşhane Vali Vekili, Belediye ve Parti Başkan­ları olduğu halde Gümüşhaneye git­mek üzere Trabzondan ayrılmışlardır.

— Ankara:

Nato Başkumandan Muavini Feld Ma­reşal Lord Montğomery refakatinde Kurmay Başkanı Tümgnl. Shoosmith olduğu halde, hususî uçağı ile bugün saat 12 de Ankara'ya gelmiş ve Eti­mesgut hava alanında merasimle kar­şılanmıştır.

Nato Başkumanadn Muavini Mareşal Montğomery hava alanında Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Orgeneral Nurettin Baransel, Erkânı Harbiyei Umumiye İkinci Reisi Korgeneral Rüştü Erdelhun, Erkânı Harbiyei U-mumiye Haber Başkanı Tuğgeneral Pertev Gökçe, Erkânı Harbiyei Umu­miye Protokol Şubesi Müdürü, Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı, Garnizon ve Merkez Kumandanları, Deniz ve Hava Kuvvetleri Kurmay Başkanları, Generaller,    Millî Müdafaa    Vekâleti Emir Subayı, Hariciye Vekâleti Temsilcisi, İngiliz Büyükelçisi adına İngiliz Ataşemilteri, Nato'ya mensup devletler Ataşemilterleri ve basın mensupları tarafından karşılanmış ve selâmlanmıştır.

— Ankara:

Elektrik Etüd İdaresi Genel Müdürlü­ğünden aldığımız malûmata göre, hâ­len yurdumuzda istihsâl olunan elek­trik enerjisinin %70 ini harcıyan Ku­zeybatı Anadolu bölgesinin büyük bir süratle artmakta olan enerji ihtiyaç­larının ne şekilde karşılanacağını ta­yin ve tesbit etmek maksadiyle  son günlerde Nafia Vekâletinde Nafia Şir­ket ve Müesseseler Reisliği, Elektrik İşleri  Etüd  İdaresi, Devlet  Su   İşleri Umum Müdürlüğü, Etibank, İller Ban­kası, Sümerbank, İstanbul E.T.T., An­kara E.G.O., Devlet Demiryolları, Makina  Kimya  Endüstrisi, Çimento Sa­nayii, Şeker Fabrikaları, Bursa ve Es­kişehir Belediyeleri mümessillerinin iştirakiyle bir toplantı yapılmıştır. Bu toplantıda bölgede enerji    istihsâl ve-istihlâk eden müesseselerin bu maksatla hazırladıkları raporlar okunduk­tan ve karşılıklı fikir teatisinden son­ra, heyet Kuzeybatı Anadolu Enterkonneksiyon şebekesine dahil şehir ve kasabaların ve buralardaki endüstri tesislerinin 1955 -1956 yılları arasındaki ihtiyaçlarının memleket enerji ekonomisine en uygun bir şekilde ve emniyetle karşılanabilmesi keyfiyetini Nafia  Şirket ve  Müesseseler  Reisliği, E. İ. E. İdaresi, D. S. L, Etibank, İller Bankası, İ. E. T. T., Ankara E. G. O. Müesseselerinin mümessillerinden    te­şekkül eden tâli bir komisyon tarafın­dan aşağıda yazılı esaslar dairesinde tetkik  edilmesini kararlaştırmıştır.

—1955 _ 1956 yılları arasında Kuzey­batı Anadolu'nun enerji ve takat ihti­yacının tayin ve tesbiti.

— İhalesi yapılmış enerji tesislerinin durumu ve ikmâl tarihlerinin tes­biti.

—1955-1956 yılları arasında takat ve enerji ihtiyaçlarının karşılanma şekil ve imkânlarının tetkiki.

 

Sözlerine devam eden Devlet Vekili Dr. Mükerrem Sarol, geçmiş senelerde hükümetin ve onun mesul adamlarının vatandaş muhabbet ve güveninden mahrum bulunduklarını hatırlatmış, fakat şimdi Reisicumhurumuzun, hü­kümetimizin ve mebuslarımızın hal­kın hizmetinde olduğunu, daima onla­rın aralarında bulunduğunu, vatandaş­ların muhabbetine lâyık olabilmek, vatanı hakkı olduğu saadete ve refaha ulaştırabilmek için büyük gayretler sarfedildiğini ifade etmiştir.

«Bu millî hudutlar içinde hükümeti veya iktidarı şikâyet edebilecek artık tek kişi kalmamıştır. Bugün hükümet­le vatandaş kucak kucağadır.» diye devam eden Devlet Vekili, bugün dün­yanın mühim meselelerinin müzakere­lerinde Türkiye'nin de fikrinin alınması suretiyle tecelli eden dış itibarımızın yüksekliğini, memleketin imar Te maarif sahasında büyük hamleler içinde bulunduğunu ve yurtta günden güne asayişin fevkalâde denebilecek bir şekilde düzeldiğini bildirmiş ve Gümüşhanelileri derin muhabbetle selâmlamıştır.

Bütün bu tatminkâr konuşmalar Gümüşhaneli vatandaşların tasvipkâr ni­daları ve şiddetli alkışlariyle karşılan­mıştır.

Buradan ayrılan Reisicumhurumuz ve refakatindeki Vekiller tekrar Beledi­yeye gitmişlerdir. Belediyede, Vekiller Gümüşhanenin ilçelerinden gelen he­yetleri kabul ederek mahallî İhtiyaç ve istekler hakkında görüşmeler yap­mışlardır.

Reisicumhurumuz Celâl Bayar, refa­katindeki Vekiller ve diğer zevat ol­duğu halde, Gümüşhanelilerin coşkun sevgi tezahürleri arasında Trabon'a uğurlanmıştır.

— Trabzon:

Reisicumhurumuz Celâl Bayar refakatlerinde Devlet Vekili Dr. Mükerrem Sarol, Nafia Vekili Kemâl Zeytinoğlu ve Çalışma Vekili Hayrettin Erkmen ile diğer zevat olduğu halde saat 19.05 de Trabzon'a muvasalat etmiş ve saat 20.00 de şehir adına Soğuksu Atatürk Köşkünde yerellerine verilen akşam yemeğinde hazır bulunmuş­lardır.

 

8 Ekim 1954

 

— Ankara:

Dündenberi şehrimizde misafir bulunan Nato Kuvvetleri Başkumandan Muavini Feld Mareşal Montgomery, bu sabah saat 9.10 da Çankaya Köşkü­ne giderek Riyaseticumhur Defteri mahsusunu imzalamıştır.

— Ankara:

Başvekil Yardımcısı ve Hariciye Vekil Vekili Fatin Rüştü Zorlu, memleketimizi ziyaret etmekte olan Kuzey Atlantik Paktı Kuvvetleri Başkumandan Muavini Feld Mareşal Lord Montgomery'yi bu sabah saat 9.30 da makamında kabul etmiştir.

Bu kabulde Mareşalin Kurmay Başka­nı Tümgeneral Shoomith de hazır bu­lunmuş ve görülme 45 dakika devam, etmiştir.

— Ankara:

Şehrimizde bulunan Kuzey Atlantik Paktı Kuvvetleri Başkumandan Mua­vini Feld Mareşal Lord Montgomery, bu sabah Başvekil Yardımcısı ve Ha­riciye Vekil Vekili Fatin Rüştü Zorlu tarafından kabulünü müteakip, Millî Müdafaa Vekili Ethem Menderes'i ve müteakiben Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Orgeneral Nurettin Baransel'i makamlarında ziyaret etmiştir.

Bu ziyaretler esnasında Mareşale Kur­may Başkanı Tümgeneral Schoosmith. refakat etmekte idi.

Mareşal Mongomery, ziyaretlerini mü­teakip Ankara Üniversitesi Dil ve Ta­rih - Coğrafya Fakültesinde, «Natonun Avrupa müdafaasındaki rolü» mevzulu bir konferans vermiştir. Bazı Vekillerin, Mebusların ve başta Erkâ­nı Harbivei Umumiye Reisi ve İkinci Reisi ile kuvvetler kumandanlar: ve diğer kumandan ve generallerin hazır bulundukları konferans, büyük bir .alâka ile takip edilmiştir.

Saat 13 de Millî Müdafaa Vekili Et -hem Menderes tarafından misafir Ma­reşal şerefine Ankara Palasta bir ye­mek verilmiştir.

— Ankara:

Bir müddettenberi devam etmekte bu­lunan P.T.T Bölge Başmüdürleri top­lantısı bugün mesaisini bitirmiştir.

Münakalât Vekili Muammer Çavuşoğlu'nun devamlı surette takip ettiği bu toplantılarda İktisadî Devlet Teşekkülü halindeki faaliyetlerde bulunan Bölge Başmüdürlerinin geçen za­man zarfında edindikleri tecrübelerden faydalanmak suretiyle halka P.T. T. hizmetlerinin daha iyi görülmesi yo­lunda alınması lâzımgelen tedbirler hu­susunda .etraflı müzakereler yapılmış ve aşağıdaki prensip kararlarına ittifakla varılmıştır.

Daha rasyonel teşkilât kurulması, iş ünitelerinin değerlendirilerek memur veriminin arttırılması, postada vâki gecikmelerin önlenmesi için mümkün olan yerlerde servislerin mekanize ve tevziatın serî vasıtalarla yapılması, halka kolaylık olmak üzere, İdarece hazırlanmış bulunan standart mukavva kutularda paket kabulü, havale ile daha büyük miktarlarda para gönderilmesi, posta hizmetlerinin daha küçük topluluklara kadar götürülmesi, pul meraklılarını daha çok tatmin edecek şekilde pulların traj miktarını tâyin, birçok müşküller doğuran çeşitli telgraf ve telefon kanun ve mev­zuatının yerine, bugünün icaplarına uygun bir kanun lâyihasının hazırlan­ması, gişelerde halkı bekletmemek ve hizmeti daha çabuk yapmak için ge­rekli tedbirlerin alınması, bugünkü telgraf trafiğinin artışı dolayısiyle ge­ciken yolcu telgraflarının daha süratle alıcısına ulaşması için tedbir ittihazı, bakıcı, dağıtıcı seyyar memur, hademe ve hamallara verilmekte olanlara ilâ­veten ayrıca yazlık ve işlerinin icapla­rına göre de muntazam giyim eşyası verilmesi, telefon  rehberlerinin daha parlak bastırılması ve abonelerin daha ça­buk ve kolay bulunmasını sağlıyacak şekilde tertibi, telefon konuşmalarındaki beklemelerin önüne geçmek için Lir taraftan yeni tesis ve ilâveler ya­pılması, işletme usullerinin islahiyle mevcutların daha süratli konuşmanın sağlanması.

Toplantıyı müteakip malûmatına mü­racaat ettiğimiz P.T.T. Umum Müdür Vekili Talât Tolunay aşağıdaki husus­lar üzerinde bilhassa durarak demiştir ki:

«Bölge Başmüdürleri arkadaşlarla iki haftadır muhtelif mevzular üzerinde fikir teatisinde bulunduk. Bu toplantı­larda bilhassa halk posta, telgraf ve telefon hizmetlerini daha kolay ve da­ha çabuk görmek için alınması gerekli tedbirler hususunda prensip kararla­rına varmış bulunuyoruz.

Bu kararları bugünkü statümüz muvacehesirıde kısa zamanda yerine getirmek mümkün olacaktır. Bugünkü hizmet çeşitlerimizde halkın ihtiyaçla­rım karşılamak İçin yeni tesis ve tevzileri bir program dahilinde gerçekleş­tirmeğe çalışmaktayız.

Hızla kalkınan yurdumuzun bu mühim ihtiyacını hemen karşılamak oldukça güçtür. Biz bu güçlüğün giderilmesi İçin bütün imkânlardan faydalanmak­tayız.

Bizi en çok tazyik eden telefon işini vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını en ile­ri memleketler ölçülsünde  halletmek hedefimizdir.

Bu yolda büyük gayretler sarfetmekteyiz. Tesislerimizin bugünkü durumu eski ile kıyaslanırsa, bu husustaki ça­lışmalarımızın sürati kolayca anlaşı­lır. Buna resmen telefon alamamak ve şehirlerarası konuşmalarda gecikmelerden doğan şikâyetlerle karşılaşmak­tayız. Bütün bu şikâyetler üzerinde ehemmiyetle durmakta ve şikâyetleri çalışma gayretimizi daha da arttıracak bir işaret telâkki etmekteyiz.

— Ankara:

2953 senesinde Diyarbakır Vilâyetinde yapılan Nafia işleri şunlardır

1— İl ve koy yolları:

36 kilometre yol tesviyesi, 50 metre tulünde 11 adet yeni olarak sanat ya­pıları yapılmış, bakım ve onarım işle­ri ile birlikte 1.063.773 lira sarfedilmiştir.

2— Köy içme suları:

1953 senesinde 28 köyün suyu akıtıl-bış, 38 köyün su yolları tamiratı bi­tirilmiş ve 191.841 lira sarfolunmuştur.

3 — Bina inşaatı:

1953 senesinde 9 bina inşaat: bitirilmiş, bu işler için 481.000 lira sarfedilmiştir.

Bu vaziyete göre 1953 senesinde Diyar­bakır Vilâyetinde Nafia işleri için 1.736.614 lira sarfedilmiştir.

— Trabzon:

Reisicumhurumuz Celâl Bayar bu sa­bah Trabzondan ayrılmadan evvel Et ve Balık Kurumu Soğuk Hava Tesis­leriyle inşa halinde bulunan balık unu ve balık yağı fabrikasını ziyaret etmiştir.

Sayın Bayar'ı Soğuk Hava Tesislerin­de karşılayan Et ve Balık Kurumu Umura Müdür Muavini Refet Artunar, yeni yapılan fabrikanın projeleri üze­rinde ve soğuk hava tesisleri hakkın­da geniş izahat vermiştir.

Reisicumhurumuz Celâl Bayar daha sonra refakatlerinde Devlet Vekili Dr. Mükerrem Sarol, Nafia Vekili Kemâl Zeytinoğlu, Çalışma Vekili Hayrettin Erkmen, Rize Mebusu Osman Kavrak, Ordu ve Kolordu Kumandanları ve diğer zevat olduğu halde, halkın te­zahüratı arasında Giresun'a mütevec­cihen hareket etmiştir.

Sayın Bayar, Giresun vilâyet hu­duduna kadar Akçaabat ve Vakfıkebir kazalariyle Beşikdüzü nahiyesi ve köylerde çok hararetli bir şekilde ve sevgi tezahürleriyle karşılanıp uğurlanmıştır.

Bütün bu kaza, nahiye ve köylerde vatandaşların muhabbet ve coşkun tezahüratı  arasında     otomobillerinden inen sayın Bayar. samimî hasbihallerde bulunmuştur.

Reisicumhurumuz Beşikdüzü'nde va­tandaşların hararetli alkışları ve sev­gi gösterileri arasında bir hitabede bu­lunmuştur:

Beşikdüzü'lülerin samimî muhabbet gösterilerine teşekkürlerini bildirmekle söze başlıyan Reisicumhurumuz,, sevginin zorla gösterilemiyeceğini ha­tırlatmış ve «Bu sevgi içinizden gelmektedir, şu halde sizlere hizmet için takip ettiğimiz yolun sağlamlığına inanmış bulunuyoruz. Böyle olmasa, bu samimî tezahürata imkân olamaz­dı» demiştir.

 

Reisicumhurumuz daha sonra milletin, serbest reyi ile iş başına gelen iktida­rın memlekete hizmet yolunda büyük gayretler sarfettiğini bildirmiş ve bu­nun maddî delillerinin her gün yüksel­mekte olduğunu sözlerine ilâve etmiş­tir.

Reisicumhurumuz Beşikdüzü nahiyesinden coşkun sevgi tezahürleri arasında güçlükle hareket edebilmiş ve-Giresun vilâyet hududuna kadar, Trabzon Mebusları, Vali, Belediye-Reisi, Parti Başkanı, Emniyet Müdürü ve partililer tarafından hararetle uğurlanmıştır.

— Giresun:

Giresun bugün tarihinin müstesna günlerinden birini yaşamıştır. Bir taraf­tan sayın Devlet Reisimizi aralarında, görmek, diğer taraftan kendilerini se­nelerin ihmâli neticesi mahrum bu­lundukları bir limana kavuşturacak ilk adımın, Giresun limanının temelinin atılmış ve memleketin umumî ve iktisadî kalkınmasındaki müsbet eser­lerden nasiplerinin alınmış olması, Gi­resunlulara şehirlisiyle, köylüsüyle eşine ender tesadüf edilir bir zevk tattırmıştır.

Bu münasebetle Giresun, günlerdenberi sayın Devlet Reisimizi karşılamaya ve bu mutlu törene iştirak etmeğe ha­zırlanmaktaydı.

Bugün öğleden sonra Giresun vilâyet hududunda Giresun Mebusları, Belediye Reisi, Parti Başkam, vilâyet erkâ­nı ve kalabalık bîr vatandaş kitlesi tarafından istikbâl edilen Reisicumhu­rumuz, bir kül halinde Giresunluların sıcak muhabbetine, sevgisine ve coşkun, tezahürlerde bulunmalıma mazhar olmuştur.

Giresuna kadar Görele, Tirebolu ve Keşap kazalariyle güzergâh üzerinde bulunan nahiye ve köyler halkının çok içten gelen sevgi gösterileriyle se­lâmlanan Reisicumhurumuz buralarda otomobillerinedn inmişler, vatandaşlararasın da onlarla âdeta kucak ku­cağa, zorlukla ilerliyerek çiçek ve kon­feti yağmuru altında Belediye binala­rına gitmiş ve vatandaşlarımızla hasbihallerde bulunmuş, şiddetli ve sürekli alkışlar arasında hitabeler irat etmiştir.

Reisicumhurumuz bu hitabelerinde, şahsına ve refakatindeki arkadaşları­na gösterilen hüsnü teveccühe teşekkürlerini bildirmiş, son günler zarfın­da dolaştıkları yerler halkının işi ile .gücüyle meşgul olduğunu, müsterih bir hayat içinde bulunduğunu, müm­kün olan her şeyin milletin arzusuna göre yapıldığını söylemiş, bütçe imkânlarımızın günden güne artmakta olduğunu, böylelikle lüzumu olan .yerlerde liman, yol, mektep, köprü ve sağlık müesseseleri yapmak, ziraî ve sınaî müesseseler kurmak imkânlarına da mâlik olduğumuzu bildirmiş ve «Bize tahmil ettiğiniz vazife, sizin is­tihsalinizi kıymetlendirmektedir. Bu yoldaki politikamız da muvaffakiyet şeklinde tecelli etmektedir. Bunları müşahedelerime istinaden söylüyorum. »  demiştir.

Reisicumhurumuz milletçe topyekûn emniyet ve ilerleme yolunda olduğu­muzu, bu yolda yürümekte devam edeceğimizi ve muvaffak olacağımızı ilâve ile vatandaşlara başarılar temenisinde bulunmuştur.

Bütün buralardan geçtikten sonra Reisicumhurumuz Celâl Bayar, Giresunu saat 15.30 da şereflendirmiştir.

Reisicumhurumuzun otomobili şehrin methaline vardığı zaman, kendisini otomobil ve otobüslerle takibeden kalabalık bir kafilenin sonu 5-6 kilometre geride bulunuyordu. Şehir methalinden itibaren Belediye meydanına ka­dar caddeyi iki taraflı dolduran Giresunluların coşkun tezahüratı, şiddetli alkışları arasında yürümek bir hayli güç olmuştur. Bu sırada caddenin etrafındaki binaların pencerelerini, hat­tâ çatılarını dolduran halk da durma­dan Reisicumhurumuza çiçek ve kon­feti serpiyor, Yaşa, varol, babamız» diye muhabbet gösterilerinde bulunu­yordu.

Reisicumhurumuza durmadan buklet­ler yeriliyor, tezahüratta bulunuluyor­du.

Ordu'dan ve Samsundan Mebuslar, Valiler ve partililerden mürekkep he­yetler Reisicumhurumuzu Giresunda karşıladılar ve selâmladılar.

Belediye meydanındaki limanın temel atma merasimine saat tam 16 da ban­donun çaldığı İstiklâl Marşı ile başlanmıştır. Burada ilk sözü alan Gire­sun Belediye Reisi Azmi Göksel, senederdenberi hayallerini süsleyen bir ar­zunun bugün hakikat sahasına intikal etmiş olmasiyle duydukları memnuni­yeti belirtmiş, tabiat şartları müsaade ettiği takdirde, ancak İstanbul'a ve Zonguldak'a amele ihraç etmek keyfi­yetinin artık tarihe karışacağını, yur­dun her köşesinde olduğu gibi Gire­sunda da hükümetin müşfik ve yapıcı elinin uzanmış olduğunu, bundan şe­hirli ve köylü vatandaşların yüzünün güldüğünü söyledikten sonra limanı dahile bağlıyacak bir yolun yapılması isteğinde bulunmuş ve Giresun iskele­sinin bu şehre refah ve saadet getire­cek mal ihraç edeceğini kaydetmiştir.

Azmi Göksel, Giresunlulara, bu mutlu günü gösteren Reisicumhurumuza, hükümetimize şehir adına minnet ve şükranlarını bildirmiş ve yapılacak limanın memlekete hayırlı olmasını temenni etmiştir.

Daha sonra Nafia Vekili Kemâl Zeytinoğlu alkışlarla karşılanan şu konuş­mayı yapmıştır:

«Çok muhterem vatandaşlar, üç tarafı denizlerle çevrili güzel yurdumuzun kıyılarında yaşayan geniş vatandaş kitlelerinin  asırlar boyunca ıztırap bir şekilde devam eden liman, iskele ve barınak ihtiyacını karşılamak, yani deniz seyrüsefer emniyetini en kısa zamanda sağlamak, Demokrat İktidarın liman inşaatında ana prensibi olmuştur. Bu yoldaki çalışmalarımız 4 yıldanberi büyük bir hamle halinde devam etmektedir. Öyle ki, birinci se­ri liman inşaatını tamamladığımız ve işletmeye açtığımız bugünlerde, ikîr»ci seri liman inşaatına da bütün memle­kete şâmil olmak üzere başlamış bu­lunuyoruz. Aynı ıztırap içersinde kıv­ranan Karadeniz sahillerimizde halen Ereğli, Zonguldak, Trabzon limanları ile İnebolu, Amasya ara barınak limanlan tamamlanmış ve işletmeye açılmış bulunmaktadır. Pazar ve Akçakoca is­kelelerinin de inşaatı ikmâl edilmiş -tir.

Hopa, Çayeli, Rize, Vakfıkebir, Ordu, Kefken iskele ve barınakları inşa ha­lindedir. Marmara, Ege ve Akdeniz kıyılarımızda da aynı şekilde liman, iskele ve barınak inşaatı hızla yürütül­mektedir. Şarköy, Çanakkale, Lapseki, Gemlik, Mudanya Finike, Alanya, Taş-ucu, Anamur iskeleleri inşaatı kısmen bitirilmiş, kısmen devam etmektedir. Salıpazarı-Haydarpaşa, Mersin, İskenderun limanları inşaatı süratle iler­lemektedir. İzmir limanı ihale edilmiş­tir. Pek yakında inşaata başlıyacaktır.

İkinci merhale liman inşaatına dahil büyük Samsun limanına ilâveten şim­di temelini atacağımız Giresun ara li­manının da inşaatına fiilen başlamış olduğumuzu görmekle bahtiyarlık duy maktayız. Bütün bu tesisler için ya­rım milyar liraya yaklaşan ve yalnız Karadeniz sahillerimizde inşa edilmiş ve edilmekte olan bu gibi tesisler için ise 200.000.000 liraya yakın bir meb­lâğın sarf ve tahsis edildiğini ifade edersem, hükümetimizin bu mevzulara vermiş olduğu ehemmiyetin vüsati hakkında sizlerde sarih bir kanaat ha­sıl olmuştur sanırım.

Giresun limanı, Trabzon limanı ile Samsun limanı arasında bir ara lima­nı hizmetini ifa edecek ve giresunun hinterlantında mevcut bulunan potan­siyel iktisadî değerleri kıymetlendire­rek, büyük ölçüde inkişaf sağlıyacaktır. Liman plânlarının hazırlanmasında bu esas mülâhaza, hareket noktası olarak  nazarı  itibare  alınmıştır.

Liman bu ilk inşa durumunda 600 metre tulünde ana dalgakıran ve 200 metre tülünde tâli dalgakıranla mahfuz hale getirilecek ve Basende 180 met­relik bir de rıhtım inşa edilecektir. Senelik parça eşya tahmil ve tahliye kabiliyeti 100 ilâ 120 bin ton arasında olacaktır. İnşaata lüzumlu makine, âlet ve edevat, Vekâlet makine parkla­rından temin edilmiş olup, tamamlayı­cı makine ve tesislerin tedariki müte­ahhide bırakılmıştır. İnşaat takriben 10 milyon liraya mal olacak ve üç se­ne sonra gemilerin barınması sağlana­bilecektir.

Bu inşaatın bütün Türk milletine ve muhterem Giresunlulara hayırlı olma­sını temenni ederken, müteahhit firmaya da muvaffakiyetler dilerim.

İnşaatın ilk temel haremin çok aziz Reisicumhurumuzun bereketli ve uğurlu elleriyle atılmasını arz ve istirham eylerim.»

Daha sonra Belediye meydanını dol­duran binlerce Giresunlunun coşkun sevgi tezahürleri ve dakikalarca de­vam eden sürekli alkışlar arasında Reisicumhurumuz Celâl Bayar bir hi­tabede bulunmuştur:

«Sevgili vatandaşlarım, aziz Giresun­lular diye hitabesine başlayan sayın Bayar, Giresunluların fikirlerine ter­cüman olan Belediye Reisinin güzel sözlerini dinlediğini, Nafia Vekilinin izahatının da dikkatle takip edildiğini söylemiş, kendilerinin bunlara ilâve edecek birşeyi bulunmamasına rağmen, Giresunluların asıl huzurlarına çıkmaktan zevk duyduklarım bildire­rek birkaç kelime ile bu mutlu günü tebarüz ettirmek istediklerini ilâve et­miş ve demiştir ki:

«Milletlerin şerefli bir millet olarak yaşamaları için bünyelerinin sağlam bir ekonomiye, kuvvetli bir millî eko­nomiye dayanması lâzımgelir. Bun bu şekilde yapamıyan milletler, perişan olurlar. Bunun birçok misâlleri vardır.

Bize   kutsal   emaneti  millî   iradenizle teslim ettiğiniz andan itibaren memleketimizin iktisadî cihazlanmasına en büyük ehemmiyeti verdik. Hükü­metiniz, memleketin iktisaden yüksel­mesini, milletimizin refaha kavuşmasını sağlamak için gece gündüz emek sarf etmektedir. İşte bunun, mübarek tezahürlerinden birini bugün burada, Giresun'da görüyoruz.

Mazide Türk devleti mazi dediğim zaman fikrimi Ortaçağa tevcih ediyo­rum kuvvetli bir iktisadî bünyeye sahip olduğu zamanlar, sesini dünya­nın her tarafına işittirmiştir. Tarihi .açıp okuyanlar görürler ki. sanayimiz ne kadar ilerlemişse o kadar kuvvetli bir orduya sahip olmuşuzdur. Bizde inhitat devri diğer memleketlerin yeni sistem ekonomik yürüyüşlerine bizim intibak  edemeyişimizle başlar.

İşte hükümetimiz günün medenî şart­larını gözönünden geçirmek suretiyle millî iktisadiyatımızı cihazlandırmak yolundadır. Bunun neticesi olarak memleketin her tarafında âbide şeklinde yükselen müsbet eserler kendisini göstermektedir.

Reisicumhurumuz sözlerine devamla, Nafıa Vekilinin memleketteki imar hareketleri için beş yüz milyon lira ayrıldığından bahsettiğini hatırlatmış,Giresunlu vatandaşlarımızı düşünmeğe davet ederek «yirmi sene kadar evvel umumî bütçesi yalnız 232 milyon radde­lerinde olan bir nesle mensup olarak bizler yalnız bir iş için beş yüz milyon sarfetmek imkânını buluyoruz» demiş­tir.

Bütün bu yapılan işlerin mesnedinin ne olduğunu soran sayın Bayar, «İna­nın bunun mesnedi sizlersiniz, Türk milletidir» diyerek aziz Atatürk'ün «Türk milleti asildir, Türk milleti ça­lışkandır» vecizesini hatırlatmış ve şöyle devam etmiştir:

«Sizlerin çalışkanlığınız ve hükümetin şuurlu rehberliği, bizi terakkiden te­rakkiye ulaştıracaktır.»

Reisicumhurumuz devamla, «Limanla­rın  millî,  iktisadî  cihazlanmanın en mühim unsurlarından biri olduğunu, bunlar sayesinde başka memleketlerin -mallarına rakip olunabileceğini, hattâ ithalâtın kolaylaşacağını izah ettikten sonra, Haydarpaşa limanının temel at­ma merasiminde fikirlerini burada yapılan bir liman, köylü vatandaşımı­zın maliyet fiyatına müessir olur, istih­sâli kıymetlendirir» cümlesiyle ifade ettiğini bildirmiş, bundan dolayıdır ki, bu medenî eserlere büyük ehemmi­yet veriyoruz» demiştir.

Sayın Bayar, daha sonra bu işin bir de manevî cephesinin bulunduğuna işaretle misâller vermiş, milletimizin sadece yüksek olan manneviyatı ile değil, fakat her gün yükselen bu kut­si eserlerle millî iktisadiyatın kuvvet­lendireceğini ve refaha kavuşturacağı­nı ilâve ederek demiştir ki:

Hepiniz sevinçlisiniz, gözlerinizden muhabbet ve sevinç akıyor. Bu mutlu gününüzde aranızda bulunmaktan bü­yük memnuniyet duymaktayım. Bu­gün siyasî hayatımın müstesna günle­rinden biri olarak kalacaktır. Giresun limanı memleketimize ve muhitinize mübarek olsun.» 

Daha sonra hep birlikte Belediye mey­danına takriben 150 metre mesafede bulunan temel atma mahalline, meydanı âdeta istilâ etmiş insan selinin sevgi gösterileri arasında gidilmiş ve Reisicumhurumuz, «Hayırlı ve uğur­lu olması» temennisiyle temele ilk harcı koymuştur. Devlet Vekili Dr. Mükerrem Sarol, Nafia Vekili Kemâl Zeytinoğlu ile Çalışma Vekili Hayret­tin Erkmen de bu hayırlı işe harç toymak suretiyle iştirak etmişlerdir.

Giresunlular Devlet Reislerini böyle mutlu bir günde aralarında görmenin ve kendilerini ezelî bir dertten kurta­racak olan limanın ilk müsbet adımının atılmış olmasının derin sevinci içinde bayram yapmaktadırlar. Bu münasebetle şehir baştanbaşa elektrikle dona­tılmış olup havaî fişekler atılmaktadır.

Reisicumhurumuz Celâl Bayar akşam saat 20 de Belediye tarafından şeref­lerine verilen yemekte hazır bulun­muştur.

Sayın Bayar ve refakatindeki Vekiller ile diğer zevat olduğu kaide yarın Ordu'ya ve oradan da Samsun'a gidecek­tir.

— Ankara:

Memleketimizi ziyaret etmekte olan Kuzey Atlantik Paktı Kuvvetleri Baş­kumandan Muavini Feld Mareşal Lord Mongomery, bugün saat 11,30 da An­kara Üniversitesi Dil ve Tarih - Coğ­rafya Fakültesinde bir konferans ver­miştir.

Konferansta Başvekil Vekili ve Millî Müdafaa Vekili Etkeni Menderes, Baş­vekil Yardımcısı ve Hariciye Vekili Fatin Rüştü Zorlu, Devlet Vekili Os­man Kapani, Mebuslar, Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Orgeneral Nu­rettin Baransel, Generaller, Kordiplo­matik ve seçkin bir davetli kitlesiyle basın mensupları hazır bulunmuşlar­dır.

Mareşal, konuşma mevzuu olarak harp sonrası dünyasının durumunu ele al­dığını, bunu harp sonrasını takip eden devir, halihazır durum ve istikbale matuf mülâhazalar olmak üzere, üç ana kısım altında tahlil ve teşrih ede­ceğini bildirmiş ve İkinci Dünya Har­bini takip eden devirde dünyanın arzettiği manzarayı şu şekilde açıklamış­tır:

«Bir taraftan işgal görmüş memleket­lerin perişan durumu ve Garp devlet­lerinin harbi müteakip silâhlı kuvvet­lerini geniş ölçüde azaltmaları neticesi hasıl olan zayıf bir vazife, buna mu­kabil Sovyet Rusya'nın harbin hitanımda silâhlı kuvvetlerini terhis ve azaltma şöyle dursun, bunları daima tezyit cihetine gitmiş olmasından do­ğan Sovyet Rusyanın kuvvetli vaziye­ti. Bu vaziyet Garp devletlerini. Şark­tan gelen askerî ve ideolojik bir tehdit karşısında bırakmıştır. 1947 yılında bu suretle dünya, biri zayıf, diğeri kuvvet­li iki bloka ayrılmış bir manzara arz etmekteydi. İki blok arasında başla­yan soğuk harbi, — Mareşalin kendi tabiriyle soğuk sulhu — Sovyetler Ko­re ve Malaya'da sıcak harbe kadar gö­türmüşlerdir.

İktisadî ve askerî bakımlardan kendi­lerini zayıf gören Garp devletleri, Şarktan gelen müşterek tehlikeye karşı birleşmek lüzumunu hissetmişlerdir. Neticede bilindiği gibi, evvelâ Brüksel Anlaşması ve sonra da daha. geniş bir savunma sistemi olan Nato kurulmuştur.

Garp devletleri bu savunma sistemle­rini kurmakla beraber, harp neticesin­de içinde bulundukları askerî ve ikti­sadî zaaflarından dolayı, ihdas ettik­leri savunma sistemi, Amerika'nın işti­raki olmaksızın yeter derecede müessir bir kuvvet teşkil edemiyecektir. Birleşik Amerika'nın geniş kaynaklariyle bu müdafaa sistemine katılmış ol­masını şükranla kaydetmek isterim.

1951 senesinde Türkiye ve Yunanistanın da iltihakı ile, Norveç'in şimalin­den başlayan Avrupayı içine alan ve Kafkaslara kadar dayanan bu geniş müdafaa zinciri takviye edilmiş oldu.

Bundan sonra bir asker gözüyle hâdi­seleri tahlil ettiğini tebarüz ettiren Mareşal Montgomery, Kuzey Atlantik Paktının .esas gayesinin, «kuvvetli ol­mak için birleşmek ve sulhu korumak için kuvvetli olmak» düsturu etrafında toplanmış   olduğunu  belirtmiştir.

Müteakiben çok geniş bir sahayı kaplıyan Kuzey Atlantik savunma siste­minin bölge anlaşmaları ile takviyesi' lüzumuna şahsen inandığını, bu nevi bölge anlaşmalarının en iyi misâlini memleketimizde gördüğünü, bunun da Türkiye - Yunanistan ve Yugoslavya arasında aktedilen Balkan Anlaşması olduğunu, Avurpa'da buna mümasil Brüksel Anlaşmasının bulunduğunu tebarüz  ettirmiştir.

Mareşal, sözlerine devamla, «Halen Nato'nun mevcut durumu memnuni­yeti mucip olmakla beraber, tehlike ve binnetice korkunun uzaklaşmasıyla aşırı milliyetçilik hisleri yeniden orta­ya çıkmamalı ve Garp devletleri ara­sındaki birliğin zayıflamasına yol açmamalıdır.»   demiştir.

Sovyet Rusyanın Garp devletleri ara­sındaki her türlü ihtilâfı körükleyerek Birliği bozmak gayesini güttüğüne şüp­hesi olmadığına işaret eden Başku­mandan Muavini, bu birliğin her ne pahasına olursa olsun muhafazası hu­susunda gayret sarfedilmesinin elzem olduğunu belirtmiştir.Bu arada Trieste meselesinin halline ve Londra Kon­feransı neticesinde Almanya'nın Avrupa savunma sistemi içine alınması yolunda atılan müsbet adıma işaret eden Mareşal, şunları  söylemiştir:

«Almanyasız Nato, bir halkası açık kalan zincirdir. Nato kalkanı için bu zincire ihtiyaç vardır ve Almanya bir an evvel Natoya alınmalıdır. Bu şart­tır.Bunun bir an evvel tahakkukunu temenni etmekteyim.»

Daha sonra, Nato elinde mevcut atom ve hidrojen bombaları gibi -harp mef­humunu değiştiren silâhların bir teca­vüz karsısında müdafaa maksadiyle kullanılmasında tereddüt edilmiyeceğini beyan eden Mareşal Montgomery, bu silâhların hâlen Nato'nun elinde herhangi bir taarruzu defedecek keskin bir  kılıç  olduğunu  söylemiştir.

İleride yapılması lazımgelen işler hak­kındaki görüşünü Mareşal, şöyle ifade etmiştir:

(Kuvvetimizi malî ve iktisadî gücümü­zün müsaadesi nishetinde arttırmağa ve hiç bir zaman gayretlerimizi gevşetmemeğe dikkat etmemiz lâzımdır. Soğuk harbin daha uzun seneler de­vam edeceğini ve bu nahoş durumun hepimizden fedakârlıkta bulunmamızı icap ettirdiğini unutmamalıyız.Mağlûbiyete ve esarete uçar olmaktansa bu fedakârlıklara katlanmak müreccahtır. İstikbalde de askerî liderlerle devlet .adamlarının tam bir tesanüd ve işbirliği içinde siyasî ve askerî mese­leleri halletmeleri lâzımdır.»

Mareşal, Nato savunma sistemi içinde Türkiye'nin İşgal ettiği mevkii ve bu­nun ehemmiyetini şu sözlerle belirt­miştir:

Türkiye Yakınşark müdafaasının kilit karşı mevkiindedir. Anadolu yarımadasının behemehal elde tutulması ve mü­dafaa edilmesi elzemdir. Türkiye Na­to' nun sağ kanadını emniyette tutmak­tadır. Müdafaa plânlarımızı buna gö­re hazırlanmaktadır. Biz, bu kanadın behemehal tutulabileceğine tamamen inanıyoruz. Mareşal, bundan sonra, memleketimizi, savunma gücümüzü gayet iyi tanıdığımdan bahisle, Türk erinin yüksek muharebe kabiliyetini ve manevî kuv­vetinin emsalsiz olduğunu ve böyle askerleri olan bir memleketin hiç bir tehlikeden korkmıyacağmı belitmiş ve sözlerini Türkiye'yi ziyaretten her za­man zevk duyduğunu ifade ederek bi­tirmiştir.

 

9 Ekim 1954

 

—Giresun:

Reisicumhurumuz Celâl Bayar bu sa­bah Vilâyet Konağında tertip edilen kabul resminde Vilâyet erkânı ile ta­nıştıktan sonra kazalardan gelen heyetleri kabul edip bir müddet görüşmüş ve müteakiben refakatinde Dev­let Vekili Dr. Mükerrem Sarol, Nafia Vekili Kemâl Zeytinoğlu ve Çalışma Vekili Hayrettin Erkmen ile Ordu Ku­mandanı, Giresun Mebusları, Giresun Valisi ile Belediye Reisi, Parti Başka­nı, Ordu ve Samsun heyetleriyle diğer zevat olduğu halde saat 10.15 de Ordu'ya müteveccihen hareket etmiştir.

Reisicumhurumuzun Vilâyette bulundukları sırada Vekiller de kazalardan gelen heyetleri kabul ederek mahallî ihtiyaç v.e istekler üzerinde görüşmüş­lerdir.

Reisicumhurumuz Giresundan halkın tezahüratı arasında ayrılmış ve hara­retle uğurlanmıştır.

— Ankara:

İki gündenberi şehrimizde bulunan ve bu arada sivil ve askerî şahsiyetlerle görüşen Kuzey Atlantik Paktı Avrupa Kuvvetleri Başkumandan Muavini Feld Mareşal Lord Montgomery, refa­katinde Kurmay Başkanı Tümgeneral Shoosmith olduğu halde Mısır'a müte­veccihen bugün saat 10.45 te Etimes­gut askerî hava alanından hareket et­miştir. Mareşal Montgomery, hava alanında kendisini karşılayan zevat tarafından uğurlanmış ve başta bando bulunan bir kıta selâm resmini İfa etmiş, bando Türk ve İngiliz millî marşlarını çal­mıştır.

— Ankara:

Tuğgeneral Yahya Han başkanlığında­ki Pakistan Askerî Heyeti bugün saat 16.10 da Karaşi'den şehrimize gelmiş­tir.

Tuğgeneral Q.ureishi, Deniz Albayı Baç Han, Hava Albayı Nur Han, Deniz Yarbayı Muzaffer Han, Yarbay Şah Han, Binbaşı Arslan Han ve iki Sekre­terden müteşekkil Pakistan Heyeti, Etimesğut askerî hava alanında askerî merasimle karşılanmış ve başta bando bulunan bir merasim bölüğü selâm resmini ifa etmiş, bando Türk ve Pa­kistan millî marşlarını çalmıştır.

Pakistan askerî heyeti Ankara'da bir hafta kalarak ziyaret ve temaslarda bulunacaktır.

— Ankara:

Nafia Vekâletinden aldığımız malûma­ta göre 1953 senesinde Samsun Vilâye­tinde yapılan Nafia işleri şunlardır:

İl ve köy yolları:

365 kilometre yol tesviye, 125 kilo­metre yol kaplama, 7 adet köprü, 68 adet menfez yapılmış, 6 adet köprü ta­mir edilmiş ve bu işler için 751.654 li­ra  sarfedilmiştir.

Köy içme suları:

1953 senesi içinde 70 köyün suyu akı­tılmış, 70 köye boru malzemesi hazır­lanmış ve bu işlerinin 66.915 lira sarf olunmuştur.

1954 senesinde suyu getirilecek 126 köyün su malzemesi hazırlıklarına baş­lanmıştır.

Bina  inşaatı:

1953 senesi içinde 2 bina inşaatı biti­rilmiş, 1954 senesinde tamamlanmak üzere 2 bina inşaatı ikmâl edilmek üzeredir. Bu işler için 640.851 lira sarf-olunmuştur.

Bu vaziyete göre 1953 senesinde Sam­sun Vilâyetinde Nafia işleri için 1.459.420  lira  sarfedilmiştir.

—İstanbul:

Tümamiral Çermi Yosip başkanlığındaki Yugoslav Deniz Heyeti Gölcükte­ki tesislerimizi gezdikten sonra bugün; saat 15.00 de kendilerine tahsis edilen bir muhriple Gölcük'ten ayrılmış ve saat 18.00 de İstanbul'a gelmişlerdir.

Misafir   Heyet  şerefine     Boğazlar  ve Marmara Kumandanı tarafından saat 20.30 da bir akşam yemeği verilmiştir..

Heyet yarın şehrimizdeki tarihî yerle­ri ve müzeleri gezeceklerdir.

—Ordu:

 

Reisicumhurumuz Celâl Bayar, Giresundan ayrıldıktan sonra Ordu'ya gelinceye kadar yol üzerinde bulunan Bulancak kazası ve bucaklarla köyler halkı tarafından hararetle alkışlanıp uğurlanmış ve kendisine muhabbet ve sevgi  gösterisinde  bulunmuşlardır..

Saym Bayar Bulancak kazasında hal--kın şiddetli alkışları arasında otomobillerinden inerek kendisini istikbâle koşan vatandaşların ayrı ayrı ellerini sıkmak suretiyle iltifatta bulunmuş ve inşa edilmekte olan iskele mahallin­de tetkikler yapmıştır. Bulancaklılar, Reisicumhurumuza böyle bir iskeleye kavuşmuş olmaktan duydukları mem­nuniyeti belirtmişler ve şükranlarını bildirmişlerdir.

Ordu vilâyet hududunda vilâyet er­kânı ve kalabalık bir Ordu'lu vatandaş kitlesi tarafından selâmlanan Rei­sicumhurumuz Celâl Bayar, şehre gir­diklerinde âdeta bütün Ordu ayağa kalkmış bulunuyordu. Şehir methalinden itibaren Hükümet Konağına ka­dar yolları ve bütün binaları pencere­lerini dolduran halkın coşkun tezahü­ratı arasında, çiçek ve konfeti yağmu­ru altında arık otomobilinde ayağa kalkmak suretiyle Orduluların sıcak muhabbet ve hüsnü kabullerine aynı samimî hislerle mukabelede bulunan Reisicumhurumuz doğruca Hükümet Konağına gelmiştir.

Hükümet Konağı meydanını bir anı içinde dolduran vatandaşlarımız şiddetli alkışlar arasında balkona çıkan: Bayar, bir hitabede bulunmuştur.

Reisicumhurumuz Ordu'yu bundan ev­vel de birkaç defa ziyaret ederek memleket meselelerini Ordulularla uzun boylu görüştüğünü. Orduluların her zaman olduğu gibi bugün de çok samimî bir hüsnü kabul gösterdikleri­ni ve candan tezahüratta bulundukla­rını söyliyerek, teşekkürlerini bildirmistir. «Bundan mütehassis olmamak mümkün değildir» diyen Reisicumhu­rumuz, Orduluların bu çok samimî tezahürleri kargısında kendilerine dü­şen vazifelerin de mevcut olduğunu hatırlatmış ve demiştir ki: «Sizin bu itimadınız ve tesanüdünüz önünde bizlere düsen vazife, bıkma -dan, yılmadan ve usanmadan sizlere hizmet etmektir. Gayemiz geçmiş za­manların noksanlarını bir an evvel telâfiye gayret etmek, yaptığımız, yapmakta olduğumuz ve ilerde yapa­cağımız  işlerde size faideli olmaktır.»

Reisicumhurumuz daha sonra hitabe­sine devam ederek, Devlet Reisi ola­rak sevgili milletine su hususları söy­lemek istediğini belirtmiş ve ezcümle Aramızda karşılıklı itimat ve emniyet mevcuttur. Siz iktidara itimat edi­yorsunuz. İktidar da sizlerin müreffeh ve vatanın mamur olması için gece gündüz çalışıyor. Ordulular, sizler bu samimî tezahüratınızla hükümete olan itimat ve emniyetinizi gösteriyor­sunuz. Bu toplantının başka mânası yoktur.»

Sayın Bayar devamla, her geçen günün arkaya bıraktığımız günlerden daha iyi olacağını söylemiş, bu sözlerin Or­duluları memnun etmiş olmak için söylenilmediğini, bunu Ordulu vatan dağların da takdir ettiklerini ve bu hususun müsbet eserlerle belirtmiş olduğunu ve belirtmekte devam da ede­ceğini ifade ile gösterilen candan te­zahürata teşekkürlerini tekrarlamış ve bütün memleket için olduğu gibi, Or­dulular için de müreffeh bir hayat te­mennisinde bulunmuştur.

Reisicumhurumuz, alkışlarla kesilen ve sık sık sevgi gösterisine vesile teş­kil eden bu hitabesinden sonra Hükü­met Konağından ayrılmış ve Ordu şehri adına şereflerine verilen yemekte hazır  bulunmuştur.

Sayın Bayar, müteakiben Orduluların coşkun sevgi gösterileri arasında Sam­suna gitmek üzere hareket etmiş ve başta Çalışma Vekili Hayrettin Erk -men olmak üzere. Ordulular tarafından hararetle uğurlanmıştır.

— İstanbul:

Başvekilimiz Adnan Menderes, Alman. Federal Cumhuriyeti Hükümetinin da­veti üzerine ve Şansölye Dr. Konrad Adenauerin memleketimize yaptığı zi­yareti iade için beraberinde Hariciye-Vekili Profesör Fuat Köprülü, resmî heyetimiz azalarından ve gazetecileri­mizden bir kısmı olduğu halde, yaptı­ğı bir haftalık resmî ziyaretten bugün saat 8.20 de hususî bir uçakla yurda avdet etmiştir.

Başvekil Adnan Menderes ile Hariciye Vekili Profesör Fuat Köprülü, Yeşil­köy hava meydanında, Büyük Millet-Meclisi Reisi Refik Koraltan, İstanbulda bulunan Vekiller, Mebuslar, İstan­bul Vali Muavinleri, Kumandanlar, Genel Meclis Üyeleri, Vilâyet ve Belediye erkânı, Adliye erkânı. Üniversi­teler Rektörleri ve Dekanları, Banka­lar Umum Müdürleri, Ticaret Odası mensupları, Partililer, Cemaatler Reis­leri, resmî ve hususî tevekküller tem­silcileri, di?er sivil ve askerî erkân, Alman Başkonsolosu ve Konsolosluk erkânı, basın mensuplarıyla meydan ve civarını dolduran çok kalabalık bir vatandaş topluluğu tarafından coş­kun  tezahüratla  karşılanmıştır.

Başvekilimiz uçaktan beşuş bir çehre ile inmiş, selâm resmini ifa eden kıtayı teftişten sonra, kendisini karşılamağa gelenlerin ayrı ayrı ellerini sık­mıştır.

Büyük Millet Meclisi Reisimiz, Başve­kilimiz ve Hariciye Vekilimiz meydan­da toplanmış olan vatandaşların alkış­ları arasında meydan binasının önün­de selâm resmini ifa eden polis müfre­zesini de teftişi müteakip otomobile binmişler ve coşkun sevgi tezahürleri arasında meydandan hareket etmişlerdir.

Başvekilimizle refakatindekilerin bu­lundukları otomobil kafilesi Yeşilköyden itibaren Bahçeli evler, Bakırköy,  Kazlıçeşme'den Silivrikapı'ya gelmiş, burada çok kesif bir vatandaş toplu­luğu Başvekilimizin bulunduğu otomobilin etrafını sararak durdurmuş ve büyük tezahürat yapmıştır. Bu ara­da  kurbanlar  kesilmiştir.

Başvekilimiz Adnan Menderes, halkın bu tezahüratı üzerine otomobilden inerek kendilerini selâmlamıştır.

Havanın kararmış ve esintili ve muvasalatın gecikmiş olmasına rağmen, bütün güzergâh boyunca caddeleri iki taraflı doldurmuş bulunan vatandaş­lar Başvekilimizin ve refakatindekilerin bulundukları otomobil kafilesi geçtikçe kendilerini bir alkış tufanına boğmuşlar ve konfeti yağmuruna tut­muşlardır.

Kafile Yedikule, Topkapi yolu ile Çapa'ya gelmiş, burada caddenin iki ya­nında yer almış bulunan halk ve öğ­renciler Başvekilimizi şiddetle alkışla­mışlar, çiçekler atmışlar «Yaşa, var­ol, hoş geldin uğur getirdin nidaları ortalığı  çınlatmıştır.

Kafile Topkapı'dan Aksaray'a gelmiş, burada mevki almış olan İtfaiye ekibi siren çalmak suretiyle Başvekilimizi selâmlamış,  halk tezahürat yapmıştır.

Başvekilimiz her tarafta gittikçe artan sevgi tezahürleri arasında Beyazıt. An­kara Caddesi, Sirkeci. Köprü. Karaköy meydanı. Bankalar Caddesi. Şişhane. Tepebaşı İstiklâl Caddesi yoliyle Tak­sim Meydanına gelmiş. Burada mey­danı ve civarını hınca hınc doldurmuş olan vatandaşların ortalığı çınlatan al­kışları «Yaşa, varol, hoş geldin» nidalariyle karşılanmış ve selâmlanmıştır.

Başvekilimiz ve refakatindekiler ayni tezahürat arasında saat 20.10 da Park otele muvasalat   etmişlerdir.

— İstanbul:

İngiltereye yapmış olduğu seyahatten dönmekte bulunan Irak Başvekili Nu­ri Sait Paşa ve refikası, bu akşam saat 39.15 de Adana vapuru ile İstanbula gelmişlerdir.

Dost Irak Başvekilinin memleketimize gelişi  münasebetiyle vapurun yanaşacağı Galata Rıhtımı Irak ve Türk bay­rakları ile süslenmiş bulunuyordu.

Irak Başvekili Nuri Sait Paşa Galata Rıhtımında Başvekilimiz adına İstan­bul Valisi ve Belediye Reis Vekili Prof. Gökay, Irak'ın Türkiye Büyük­elçisi İbrahim Akif Valûsi, Bağdat Büyükelçimiz Orgeneral Muzaffer Göksenin, Garnizon Kumandanı Kor­general Necati Tacan, Protokol Umum Müdür Muavini Behçet Şefik Özdoğancı. memleketimizde bulunan Irak eski başvekili Erşed Paşa El Ömerî, Irak Başkonsolousu ve Konsolosluk erkânı  tarafından karşılanmıştır.

Adana'nın Galata Rıhtımına yanaşma­sından soonra. Vali ve Belediye Reis Vekili Prof. Gökay. beraberinde Ira­k'ın Ankara Büyükelçisi, Bağdat Bü­yükelçimiz ve Garnizon Kumandanı olduğu olduğu halde, vapura çıkmış ve misafir Başvekile «Hoş geldiniz» diyerek Başvekilimiz Adnan Menderes'in şu mesajını takdim etmiştir:

Pek muhterem Irak Başvekili Nuri Sait Paşa Hazretlerine

İstanbul,

Güzel İstanbulumuza ayak basmakta olduğunuz şu anda zatı devletlerini şimdilik mecburen uzaktan dahi olsa, selâmlamak ve hemen mülâki olmak sevinci içindeyiz. Bu ziyaretin memle­ketlerimiz için hayırlı olması temen­nisiyle yakın arkadaşım Hariciye Vekilimiz Fuat Köprülü ile birlikte zatı devletlerine hürmet ve muhabbetleri­mizi arzeyleriz.

Adnan Menderes

Bundan sonra gemiden inen misafir Irak Başvekili, Rıhtımda yer almış bu­lunan polis müfrezesini teftiş etmiştir.

Müteakiben kapısı Türk ve Irak bayraklariyle süslenmiş bulunan şeref salonuna girilmiş ve burada misafir Baş­vekilin refikalarına, Hariciye Vekilimizin refikalar: tarafından bir buket verilmiştir.

Misafirler Yolcu Salonundan doğruca Vali Konağına gitmişlerdir.

Bundan sonra kürsüye gelen profe­sör V. Lambert su konuşmayı yap­mıştır.

(Göstermiş olduğunuz ulvi heyeca­na teşekkür ederim. Medeniyet Allahın kendisine verdiği kabiliyetleri im­kânlar nisbetinde inkişaf ettirmeğe kadir olmaktır. Biz Amerikalılar Türkiyeyi bu çeşit medeniyetin ve hürri­yet anlayışının hâkim olduğu en bü­yük ülkelerden biri olarak tanıyoruz. Biz sizin doğuda kurulacak üniversi­te için meydana gelen bu heyete gu­rurla yardım etmek vazifesini üzeri­mize almakla büyük şeref duyuyoruz. Türklerin ileri adım atmaktaki ham­lelerinin hayransız. Memleketinizin tealisi için bu üniversite birinci dere­cede amil olacaktır. Sözlerimi burada behsettiğiniz Amerikalı halk üniver­sitelerine getiriyorum. Amerikadaki bu üniversiteler halkın heyecanlı ta­lebiyle kurulmuştur. Bu üniversiteler halkın problemleriyle meşgul olmak­tadır. Halkla işbirliği yaparak prob­lemleri çözmektedirler. Ziraat, tıp, veteriner, hukuk gibi mesleklerde halka rehberlik etmişlerdir. Halk üniversiteleri daima halkla beraber ça­lışmış ilmi eğitim borsası gibi işlemiş­tir. Halk eğitim teşkilâtı olmuştur. Bu üniversitelerin gelişmesi 90 senelik bir çalışmadan sonra meydana gelmiştir. Türkiye'dekilerin bu ruh kuvvetiyle Atatürk'ün ismine lâyık bir şekilde kısa zamanda gelişebilece­ğine eminim»

Erzurum Lisesi izcileri Nebrasca üniversitesine bir kupa ile bir de arma hediye etmişlerdir. Ayrıca Erzurum tarihi müellifi A. Şerif merhumun kı­zı babasının bir eserini Amerikalı pro­fesörlere hediye etmiştir.

Gece heyet âzası şereflerine et kom­binası lokalinde Gazeteciler Cemiyeti ile Ticaret Odası tarafından bir kok­teyl verilmiştir.

Heyet bugün saat 16 da otomobillerle Ankara'ya müteveccihen hareket et­miştir.

 

İstanbul Şehir hattı vapur ücretlerine yapı­lan zammın, Başvekilimizin müzaheretiyle makul hadde indirilmesini İs­tanbullular büyük bir memnuniyetle karşılamışlardır.

Bu münasebetle, İstanbulluların, his­siyatlarına tercüman olarak Vali ve Belediye Reis Vekili Prof. Gökay, Başvekil Sayın Adnan Menderes'e bugün şu telgrafı göndermiştir:

İstanbul Şehir hatları tarifelerinde yapılan zamların makul hadde indirilmesi yo­lunda ibraz buyurduğunuz büyük mü­zaheret, bugün İstanbul halkı tara­fından sevinç ve şükranla karşılan­mıştır. Belediye Reis Vekili sıfatiyle hemşehrilerimin bu hislerini derin saygılarımla arzederim.»

 

14 Ekim 1954

 

— Gelibolu :

Pamir seferberlik tatbikatım takip et­mek üzere Gelibolu'da bulunan gaze­teciler, dün, geceyarısına yakın bir saatte aniden, 40 ıncı piyade alayının Cevizli köyü civarındaki Seferi Or­dugâhını ziyaret ettiler. Gecenin bu ilerlemiş saatinde, alay ordugâhına iki kilometre mesafede emniyet tedbirle­ri almış bulunan ellerinde makinalı tüfenkli nöbetçiler, jiplerimiz durdurdurdular ve parola sordular. Parolayı verdikten sonra geçmemize müsaade edildi. Daha bir müddet yol aldıktan sonra alay ordugâhına vardık. Bu­rada da bizden parola soruldu. Gelişi­miz tamamiyle habersiz olduğundan evvelâ etrafta gizlenmiş nöbetçiler­den başka kimseyi göremedik. Kısa bir müddet sonra Kumandan Vekili Yarbay Hayrettin Davran, bizleri kar­şıladı ve ordugâhı gezdirdi.

Harekât çadırında alayın durumu ve alaya yeni iltihak eden yedek subay ve erler hakkında bizlere lâzımgelen izahat verildi. Bu izahata göre, Gelibolu dahilinden ve civarından dün geceyarısına kadar  gelenler  müretteb birliklere verilmişlerdir. Harekât çadırında dün öğleden sonra alaya ilti­hak eden bir yedek teğmen, vazife görmekte idi. Müteakiben 9 uncu bö­lük gezildi, tam saat 23.30 da alamı verildi. O anda yataklarında yatan bölük mensupları 8 dakika kadar kı­sa bir zaman içinde silâh ve teçhizatı ile içtima yerinde idiler. Alayın tesislerinin gezilmesini müteakip Geliboluya dönüldü. Basın mensupları, hu ziyaretlerinden mükemmel intiba­lar  edinmişlerdir.

Balıkesir ve Çanakkale vilâyetleri ile bunlara bağlı kazalardan Pamir se­ferberlik tatbikatı için silâh altına alınan yedek subay ve erlerin ilk gru­bu be sabah saat 5 te Çanakkale'den Geliboluya geldiler ve iskelede mera­simle karşılandılar. Bu karşılama da kolordu ve tümen kumandanları İle müşahitler hazır  bulunuyorlardı.

Başta bandosu bulunan bir merasim bölüğü. 40 ıncı piyade alayına ilti­hak edcekleri selâmladı. Karaya çı­ran erler, sevk merkezine götürüldü­ler ve burada sıhhî muayeneye tâbi tutuldular. Bu muayene sırasında aşı ve kan gruplarının ayrılması yapılıyordu. Bunu müteakip şubelerince giydirilmiş erlere, görecekleri vazi­felere göre silâh ve teçhizat verili­yordu. Onar kişilik gruplar halindeki erler sıra ile matara ve ekmek tor­balarını, palaska v.e kütüklüklerini arka çantalanna sınıfına göre kazma kürek veya makasını, çadırını miğfe­rini, tabancasını, makineli veya piya­de tüfeklerini alıyor ve bunları ku­şandıktan sonra birliklerine katılmak üzere motorlu vasıtalarla sevkediliyorlardı. Bütün bunlar fevkalâde bü­yük bir intizam içinde ve küçük bir aksaklık vukubulmadan icra kılın­dı.

Seferberlik tatbikatı muvaffakiyetle devam etmekte ve muhtelif yerlerden gelen yeni kafileler, birliklerine ka­tılmaktadırlar.

— Gelibolu :

Şehit Albay Nuri Pamir'in hâtırasına izafeten yapılan Pamir seferberlik tatbikatının ikinci günü de hararetli bir şekilde cereyan etmiştir.

Sabah saat 8 de Çarakkale yolu ile Geliboluya gelen erlerin birinci kıs­mının seferber olma yerindeki son mua­yeneleri yapılmış ve silâhlariyle diğer teçhizat verildikten sonra kırkın­cı piyade alayındaki yerlerine gitme­leri sağlanmıştır. Bu sabah Gelibolu­ya gelen erler bir harb vukuunda kır­kıncı piyade alayı hangi vazifeleri göreceklerse hâlen o vazifelerine baş­lamış bulunmaktadırlar.

Seferber olma yerinde bu işler yapı­lırken Gelibolu Ordu evi salonunda da saat 10.30 da tümen komutanı tüm­general Hilmi Belen ve Tümen ve Natodan gelen misafirlerle gazetecilere Pamir seferberlik tatbikatı hakkında geniş ölçüde izahat verilmiştir.

Bu izahatta. 650 sene evvel ilk defa geçirdiği safhalar ve Türk Ordusunun seferberlik durumunu anlatılmıştır. Pa­mir seferberlik tatbikatı ile yeni bir seferberlik usulünün tatbik edildiği belirttilmiş ve bu usulle Ankaradan verilen bir emirle şubelerce seferber edileceklere en kısa vasıtalarla haaber verildiği seferberlik haberini alanların en fazla altı saat içinde şube­lere müracaat ettikleri, buradaki mua­melelerini yaptırıp muayene ve temiz­liklerini müteakip giydirilerek iltihak edecekleri kıt'alara gönderildikleri an­latılmıştır. Buna göre tebligatı alan her vatandaş şubeye müracaat ettiği andan çok kısa bir zaman sonra birliğine iltihak edebilmektedir. Eski­ye nazaran tamamen farklı olan bu husus da bu seferberlik sisteminde şa­hısların ismen seferber edilmeleri­dir.

Öğleden sonra kumandanlar, müşa­hitler ve gazeteciler Eceabad'a gide­rek Eceabad askerlik şubelerinde ye­ni şekilde yapılan seferberlik işleri görüşülmüş ve ilgililer tarafından iza­hat verilmiştir.

16 ekim günü nihayete erecek olan bu tatbikatın şimdiden büyük bir ba­şarı sağladığını Nato'ya mensup mü­şahitlerde açıkça bildirmektedirler. Yarın son kafile Çanakkaleden gele­cek ve müşahitler kırkıncı piyade alayı hâlen karaya ve denize karşı bü­tün korunma tedbirlerini aldığı gibi herhangi bir atom taarruzuna maruz kalırsa kolaylıkla korunabilmek için altı kilometre derinlikte ve altı kilo­metre genişlikte bir sahaya yayılarak konaklamış   bulunmaktadır.

 

15 Ekim 1954

 

— Ankara :

İktisat ve Ticaret Vekili Sıtkı Yırcalı Anadolu Ajansına şu beyanatta bu­lunmuştur:    .

«Çeltik müstahsilini korumak, çeltik istihsalini arttırmak ve bu suretle el­de edilecek fazla istihsalin, memle­ket ihtiyacından artacak kısmını ih­raç etmek suretiyle döviz sağlamayı uygun mütalâa eden Vekâletimiz Toprak Mahsulleri Ofisine, İstanbul, İzmir, İskenderun, Samsun, Diyarba­kır, İğdır, Antalya, Tosya, Boyabat, Osmancık, Beypazarı, Kızılcahamam, Marag, Adana, Ceyhan ve Sinop'to pi­rinç mubayaası vazifesini vermiştir.

Ofisçe satın alınacak pirinçler yetiş­tirildikleri mıntakalara ve vasıflarına göre  üç  grupta  mütalâa edilmiştir:

— Daha   ziyade  Trakya  mıntakasında yetişen ve dış pazarlardan kolayca ve  yüksek  fiatla  müşteri  bulabilecek olan lüks pirinçler,

— Evsaf  bakımından  lüks  pirinçler­den biraz  daha dûn olmakla beraber yine hariçte müşteri bulabilmek im­kânı olan  yayla  pirinçleri.

3—Daha fazla memleket içinde is­tihlâk olunan sıra ikincilere, 85, üçüncülere 70 kuruş baş fiat ödene­cektir.

Ofis tarafından birinci sınıf pirinçlere S5, ikincilere 85, üçüncülere 70 ku­ruş baş fiat ödenecektir.

Bu baş fiattar yabancı meddesi, kırı­ğı ve ham danesi sıfır olan pirinçlere tatbik edilecektir. Kırık dane ve ya­bancı madde  nisbeti   arttıkça  fiatlara birinci sınıfta 88.3 kuruşa kadar ikinci sınıfta 78 kuruşa kadar, üçüncil sınıfta 64.2 kuruşa kadar, tenzilât yapılacaktır. Alım muamelesi iç mer­kezlerde yapıldığı takdirde ayrıca en yakın istasyona veya limana kadar nakliye  ücreti  tenzilâtı  yapılır.

Bilhassa ihraç maksadiyle satın alı­nacak olan lüks pirinçlerde kırık ve ham dane nisbeti yüzde onu, diğer pi­rinçlerde ise yüzde onbeşi geçmiyecektir.

—  İstanbul :

Bir haftadan beri hükümetimizin da­vetlisi olarak memleketimizde bulu­nan dost Irak Başvekili Nuri Sait Pa­şa beraberinde Irak Temyiz Reisi Sa­mi Tatar, Irak Ataşemiliteri ve Elçi­lik Erkânı olduğu halde bugün saat 11.30 da Metris Baştabya mevkiinde C6 cı tümenin yaptığı «Karaemine» tatbikatında hazır bulunmak üzere Başvekilimiz Adnan Menderes, Baş­vekil Yardımcısı ve Devlet Vekili Fa-tin Rüştü Zorlu, Millî Müdafaa Ve­kili Ethem Menderes, Hariciye Veki­li Prof. Fuat Köprülü, İşletmeler Ve­kili Fethi Çelikbaş, Başvekâlet müs­teşarı Ahmet Salih Korur, İstanbul Vali ve Belediye Reis Vekili Prof. Gökay, İstanbul Emniyet Müdürü ile birlikte Davutpaşa kışlasına gelmişler ve burada yapılan geçit resmi­ni takip ettikten ve yemekhane, fı­rın ve yatakhane gezildikten sonra tatbikat mevkiine hareket eylemişler­dir.

Irak Başvekili ve Vekillerimiz tat­bikat sahasında Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Orgeneral Nurettin Baransel, Erkânı Harbiye İkinci Reisi Korgeneral Rüştü Erdelhun, Hava "Kuvvetleri Kumandanı Korgeneral Fevzi Uçaner, Deniz Kuvvetleri Ku­mandanı Koramiral Sadık Altıncan, İs­tanbul Garnizon Kumandanı Korgneneral Necati Tacan, Birinci Ordu Mü­fettişi Korgeneral İ. Hakkı Tunaboylu, Deniz Eğitim Kumandanı Tümami­ral Fahri Korutürk, Marmara ve Boğaz lar Deniz Kumandanı Koramiral Rıd­van Koral, harta akademileri Kumanda­nı Orgeneral Fevzi Mengüç, harekât dairesi müdürü tüm general Namık Ar-güç ve Muhtelif kara, ve deniz birlik­lerine mensup 40 general ve yüksek rüt­beli  subay   tarafından   karşılanmışlar

 

16 Ekim 1954

 

— Gelibolu :

Başında bando bulunan bir ihtiram kıtası teftiş ediltikten sonra direğe merasimle Irak ve Türk bayrakları çekilmiştir. Bundan sonra harekâtı ta­kip etmek üzere misafirlere tahsis edilen harekât çadırına gidilmiş burada harekât dairesi müdürü Tümgeneral Namık Argüç tarafından harita üzerinde tatbikat hakkında malûmat verilmiştir.

Bunu müteakip jet uçaklarının mefruz düşman mıntakasına pike uçuş­lar yaparak attıkları hakikî bomba, mitralyöz ve yangın bombaların hü­cumları ve yalın kılınç süvarilerin düşman safasına hücumları takip et­miştir.

Amerikalı müşahitlerin de bulundu­ğu ve hakiki bir harp maznarasını an­dıran tamamen yeni ve hakikî silâh­ların kullanıldığı bu tatbikatta bü­yük bir basan ile saat 13.00 de ni­hayete ermiştir.

Tatbikat sahasından ayrılışlarında dost İrak Başvekili 68 cı tümenin şe­ref defterine şu satırları  yazmıştır;

«66 cı fırka kıt'alarının yeni silâh ve techizatiyle yaptıkları tetbikat Türk ordusunun, ne kadar büyük iler­lemeler yaptığına pek büyük bir de­lildir. Allahtan muvaffakiyetler di­ler ve bu yolda ilerlemelerini ümit ederim.»

Başvekilimiz de kahraman Türk or­dusu hakkındaki intibalarını şeref defterine şu satırlarla belirtmiştir:

Tarihi emsalsiz şan ve şerefle dolu. olan en aziz varlığımız Türk ordusu­nun bugün vasıl olmuş bulunduğu se­viyeyi iftaharla müşahede etmekte­yiz. Bu durum çok yakın gelecekte ordumuzun erişeceği en yüksek takamül seviye ve derecisini de vuzuhla müşahede etme fırsatını vermekte­dir. »

Ordumuza milletçe itimadımız, ona karşı beslediğimiz muhabbet kadar engindir.»

Kore silâhlı kuvvetlerimiz tugay ko­mutam iken şehit düşen albay Nuri Pamir'in adına izafeten dört gündenberi yapılmakta olan «Pamir» seferber­lik tatbikatı bugün öğle Üzeri büyük bir başarı ile sona ermiştir.

Bilindiği gibi 12 ekimde verilen Karaboğalar alarmı ile 12-13 ekim gecele­ri saat 24.00 de Pamir seferberlik tat­bikatı başlamış bulunuyordu. O gece verilen alarm emrinde 1931 doğumlu­lardan 40 ıncı Piyade Alayında vazife alacak erlerin isimleri ve vazifeleri 'bil Giriliyordu.

Tatbikat sahasında bulunan Çanakkale ve Balıkesir vilâyetleri ile bu vilâyet­lere bağlı 12 kaza askerlik şubelerine bağlı erat, tebligatı aldıkları andan iti­baren şubelerine müracaatla en kısa yoldan 40 ncı Piyade Alayının bulun­duğu Gelibolu'ya sevk edilmişlerdir. Diğer taraftan 40 ıncı Piyade Alayınca seferber olmaya çağırılan yedek assubaylar da çok kıza zamanda birlikleri­ne iltihak etmişlerdir.

Pamir seferberlik tatbikatı münasebe­tiyle silâh altına çağrılan yedek asteğ­menlerle, erler 13 gün kadar kısa bir zamanda Gelibolu'ya gelmişler, seferber olma yerinde son muameleleri ya­pılmış ve teçhizatı verilecek günü gününe 40 ıncı Piyade Alayına iltihak etmişlerdir. Bu kadar kısa bir zaman­da tek bir' noksan olmadan seferber duruma gelen 40 ncı Piyade Alayı bu sabah, verilen alarm üzerine seferber­lik müddetince bulunduğu seferi or­dugâhtan muhayyel bir muharebe hat­tına doğru hareket etmiştir.

40 mcı Piyade Alayının seferi ordugâ­hından hareketinden önce Pamir seferberlik tatbikatı münasebetiyle silâh altına çağrılan yedek subay ve erlerden ilk olarak 40 ncı piyade alayına iltihak eden yedek assubay Hasan Güngör ile er Lâtif Karagöz'e Erkânı Harbiyei Umumiye Reisliğince gönderilen hediye­lerin tevziine başlanmıştır. Bu tören­de başta Alay Sancağı olduğu halde 40 ncı Piyade Alayı ve ağırlıkları ile Pamir tatbikatını takip etmekte olan Üçüncü Kolordu Kumandanı ve Başha­kem Korgeneral Fazıl Bilge, Dördüncü Kolordu Kumandanı Tümgeneral Ragıp Gümüşalpla, Tümen Kumandanı Tümgeneral Hilmi Belen, hakem heye­ti, Nato'dan gelen generaller, subaylar ve müşahitler, Yugoslav askerî heyeti ile basın mensupları hazır bulunmuş­lardır.

Tümgeneral Ragıp Gümüşpala'nın kı­sa bir hitabesini müteakip hediyeler Baş Hakem Korgeneral Fazıl Bilge tara fandan assubay Hasan Güngör ile er Lâtif Karagöz'e verilmiştir.

Müteakiben alay hareket etmiş ve saat 11.30 da Gelibolu Orduevinde Pamir tatbikatının tenkidi yapılmıştır.

Büyük bir başarı ile sona eren Pamir tatbikatı hakkında baş hakem, korge­neral Fazıl Bilge, Anadolu Ajansı mu­habirine şunları söylemiştir:

Bu tatbikat hakikaten çok iyi hazırlanmış ve iyi bir şekilde tatbik edilmiş ve büyük istifadeler sağlanmıştır. As­kerî hazırlığın en mühim merhaleleri­ni teşkil eden seferberlik işinin ne kadar iyi tertiplenmesi lâzım geldiğini Pamir tetbikatı neticesinde bilfiil gördük ve büyük faideler elde ettik. Türk ço­cuğunun vatan müdafaası izinde ne kadar hassas olduğunu, çığırdan bütün mevcudun kısa bir zamanda icabeti ile bir kere daha anladık, bu da istikbale olan inancamızı büsbütün arttırmakta­dır»

Tatbikatı takip etmekte olan Nato mensubu generaller ve kumandanlar da tatbikat hakkındaki hayranlık ve tekdirlerini bildirmişlerdir.

Pamir seferberlik tatbikatına katılan yedek ve erlerin terhisine bugün öğ­leden sonra başlanmıştır.

 

17 Ekim 1954

 

— Ankara :

Ankara Gazeteciler   Sendikasının   ilk genel kurul toplantısı bugün saat 15 te Kızılay Genel Merkezinde yapılmış­tır. Gündem gereğince kongre başkan­lığına Sabahattin Sönmez, ikinci baş­kanlığına Cemal Sağlam ve kâtiplikle­re de Oktay Ekşi, Erol Ülgen ve Fah­rettin Gülseven seçildikten sonra sen­dika nizamnamesi okunarak bazı tadi­lâtla kabul edilmiştir. Müteakiben di­lek ve temenniler dinlenmiş ve yeni idare heyeti, haysiyet divanı ve murakipler seçimi yapılmıştır.

İdare heyetine Emin Karakuş, Adviye Fenik, Erdoğan Ulus, Sabahattin Sön­mez, Yılmaz Çetiner, Nihat Subaşı ve Mehmet Kemal, haysiyet divanına Mü­cahit Topalak, Cemal Sağlam ve Nail Mutlugil, murakıplıklara ise Dündar Arcayürek İle Hüseyin Avni Sosyal se­çilmişlerdir.

— Ankara :

Reisicumhur kupası koşusu bugün Öğ­leden sonra Şehir Hipodromunda ya­pılmıştır.

Reisicumhurumuz Celâl Bayar ile ve­killer, mebuslar, kordiplomatik ve seç­kin bir davetli kütlesiyle kalabalık se­yircilerin hazır bulunduğu bu koşuyu Wiiliam Giraud'nun Luter'i kolaylıkla kazanmıştır. Günün programında dör­düncü koşuyu teşkil eden kupa koşusu­na altı saf kan İngiliz atı iştirak etmiş­tir. İkinciliği Arda, üçüncülüğü de Pla­tin isimli atlar kazanmıştır.

Koşudan sonra Reisicumhurumuz Ce­lâl Bayar, koşuyu kazanan at sahibi William Giraud'yu şeref tribününde kabul etmiş ve kendisini tebrik ede­rek kupayı vermiştir.

Reisicumhurumuz, Hipodroma geliş ve ayrılışlarında çok kalabalık halk top­luluğu tarafından coşkun sevgi tezahüratiyle karşılanmış ve uğurlanmıştır.

— İstanbul :

Hükümetimizin davetlisi olarak İstanbul'da bulunan dost Irak Başvekili Nu­ri Sait Paganın bugün saat 13.30 da ya­pacağı basın toplantısı yarın sabah sa­at 10.00 a tehir edilmiştir.

Ekselans Nuri Sait Paşa, yarın istira­hat ettikten soma salı sabahı bir uçak­la, Bağdat'a müteveccihen Yeşilköy hava meydanından merasimle uğurla­nacaktır.

—İstanbul :

Türk - Pakistan Erkânı Harbiyei Umumiye Reislikleri arasında ihzari gö­rüşmelerde bulunmak üzere, bir müd­det evvel Ankara'ya gelen, Pakistan askerî heyeti bu sabah saat 10.30 da uçakla İstanbul'a muvasalât etmiş ve hava meydanında askerî erkân tarafın­dan karşılanmıştır.

Heyet Pakistan Erkânı Harbiyei Umu­miye İkinci Reisi Yahya Han riyase­tinde sekiz kişiden müteşekkildir.

— Bünyan :

Dün akşamdan beri Kayseri'nin misa­firi bulunan Büyük Millet Meclisi Re­isi ve Kayseri fahrî hemşehrisi Refik Koraltan bugün öğleden .evvel Hisar­cık, Kıranardı ve Endürlük köylerini ziyaret etmiş ve vatandaşlarla hasbıhalde bulunarak dileklerini tesbit et­miştir.

Öğleden sonra beraberinde Kayseri mebusları, Kayseri Valisi ve 5 inci Yurtiçi Bölge Kumandanı olduğu hal­de Bünyan'a gelen Meclis Reisimiz, ka­za hududunda kaymakam, belediye ve partiler reisleri ile kalabalık bir va­tandaş topluluğu tarafından karşıla­nan Meclis Reisimiz Refik Koraltan halkı selâmlıyarak belediyeye gelmiş­tir. Bir müddet istirahatten sonra ken­disini meydanda toplu bir halde bekliyen Bünyanlılara veciz bir hitabede bulunan Meclis Reisimiz. Kayseri'nin fahrî hemşehrisi payesinin kendisine bahşedilmiş olmasından duyduğu memnuniyeti bir kere daha belirttikten son­ra kendisine ve arkadaşlarına karşı gösterilen samimî alâkaya teşekkür ederek memleket meselelerinden bahset­miş ve sözlerini şöyle bitirmiştir:

«İftiharla söyliyebilirim ki itimadınıza mazhar olarak işbaşında bulunan hü­kümetinizin asıl hedefi Türk milleti­nin refah ve saadetin: kısa zamanda temin için çalışmaktır.

İstiklâl harbi ve demokrasi mücadele­sinden sonra yeni bir kalkınma hamle­si içinde bulunuyoruz. Bu üçüncü saf­hadır ki, bunun adı kalkınma safhası ve mücadelesidir. Bu mücadeleyi de Türk milleti ile topyekûn elele vererek kısa zamanda hedefe ve zafere ulaştı­racağız.

Hepinizi muhabbetle selâmlarım.»

Meclis Reisimiz bu konuşmasını müte­akip Sümerbank Bünyan Yünlü Men­sucat Fabrikasını ziyaretle fabrikanın çalışmalarını yakından tetkik etmiş ve işçilerle hasbıhalde bulunarak dilek­lerini tesbit eylemiştir.

 

18 Ekim 1954

 

— İstanbul :

Bir müddettenberi hükümetimizin mi. safiri bulunan Irak Başvekili Nuri Sa­it Paşa, bu sabah saat 10 da Vali kona­ğında bir basın toplantısı yapmışta.

Irak Başvekili daha ziyade harici me­selelere temas edeceğini ve harici me­selelere dair sorulan sualleri cevaplan­dıracağını söyledikten sonra konuşma­sına şöyle devam etmiştir:

«Irak'ın dahili işlerine ait suallerinizi burada cevaplandırmıyacağını, çünkü yakında İstanbul Valisi ve profesörler­den müteşekkil bir heyet Irak'ı ziya­ret edecektir, bu arada gazetecileri de davet edeceğiz. Memleketimize geldi­ğiniz zaman burada sormak istediğiniz suallerin cevaplarını Irak'ı daha yakın­dan görmek ve tanımak suretiyle bu­lacaksınız.

 

Harici mevzulara dair meseleleri, bü­tün şümulü ile kavnyabilmek için üç mühim noktada izah edeceğim.

Irak Başvekili bundan sonra Türkiye -İrak münasebetlerini ele alarak sözle­rine şöyle devam etmiştir:

Türkiye ve Irak'ın birbirlerine karşı olan samimi dostluk münasebetlerini ve an'anevî bağlılıklarını izaha lüzum yoktur zannederim.

Irak kendi varlık ve selâmetini daima Türkiye ve İran'ın varlık ve selâme­tinde bulmaktadır.»

Bu arada Irak'ın Arap Birliğinde de âza olması dolayısiyle Arap memleket­leri ile işbirliği yapmakta olduğunu ifade eden Nuri Sait Paşa, bundan son­ra Arap memleketlerinin müşterek ha­rici siyasetlerine temas etmiş ve demiştir ki :

1949 ve 1950 yılları Arap Devletleri Birliği toplantılarında bütün Arap memleketleri mümessilleri, üç sual karşısında kaldılar ve bunların cevaplan üzerinde biraz sonra izah edeceğim müşterek kararlara vardılar.

Sualin birincisi şu idi: Arap Birliği devletlerinin, komünist blokuna dahil devletlerle işbirliği yapmasına imkân var mıdır?

Şu suale müttefikan şu cevap verildi: Arap devletleri komünist rejimini ka­bul etmedikleri, yani Kremimin boyun duruğu altına girmedikleri takdirde bu grupla işbirliği yapmanın imkânı yok­tur.

İkinci sual, Arap devletlerinin kendi başlarına Doğu ve Batı devletlerine karşı bitaraflık politikasını takip etme­lerine imkân var mıdır? şeklinde idi. Bu sual karşısında şu cevap yine müt­tefikan verildi: Arap devletleri bitaraf­lıklarını muhafaza edebilecek kuvve­te sahip değillerse, bitaraflık politika­sı masal ve hayalden ibarettir.

Üçüncü sual Arap  devletlerinin  Batı devletleri ile işbirliği yapıp yapamıyacağına dairdi, buna da şu cevap veril­di : Süveyş Kanalı ve Filistin mesele­leri Arap memleketlerini tatmin ede­cek münasip bir hal çaresine bağlanır­sa, bütün Arap devletleri Batı ile işbir­liği yapılabileceğine kani bulunmakta­dırlar. »

Bundan sonra Süveyş ve Filistin me­selelerine temas eden Nuri Sait Paşa sözlerine şöyle devam etmiştir:

Mısır İngiltere ile Süveyş mevzuun­da yaptığı anlaşmada, Türkiye ve Arap memleketlerine vaki olacak her hangi bir taarruza karşı Süveyş Kanalı üssü harbisinden istifade edilmesini kabul etmiş ve bu suretle Süveyş meselesi hallolmuş bulunmaktadır.

Mısır hükümetinin, Türkiye'nin selâ­metini koruyacak bu tedbiri kabul etmesi ve alması Irak tarafından mem­nuniyetle karşılanmış ve tasvip olun­muştur.

Bu arada Filistin meselesine dair bir suali cevaplandıran Irak Başvekili şöyle demiştir :

«İsrail devleti 1950 yılında Arap dev­letleri ile sulh yapmak üzere bir teşeb­büste bulundu. O vakit Arap devletleri mümessilleri, İsrail hükümetinin Bir­leşmiş Milletlerin Filistin hakkında al­mış olduğu kararlan kabul etmedikçe bu sulhun tahakkukuna imkân olma­dığı neticesine varmışlardır.

İsrail ise Birleşmiş Milletlerin Filistin hakkındaki kararlarını kabul etmemektedir.»

Bundan sonra Irak Başvekili hüküme­tinin umumî siyaseti üzerinde durmuş ve şöyle devam etmiştir:

«Başvekâleti kabul ederken dış siyase­te dair üç maddelik program ileri sür­düm ve Irak halkının karsısına bu programla çıktım.

Ümit ederim ki, Irak halkı programımı tasvip ve beni teyit etti.

Dış siyasete taallûk eden bu üç mad­delik programı şu esaslar dahilinde hülâsa edebilirim:

— İstanbul :

 Amerikalı tanınmış amme hukuku prf. Aenörü Mr. Dimock, başka bir vazife deruhte etmek üzere Amerikaya davdet etmiş bulunmaktadır.

 

Dünya Sağlık Teşkilâtının, «Ekip ha­linde hemşirelik hizmetinin ifası» hak­kındaki semineri, merkezi ve Güney Avrupa ile Kuzey Afrikadan 11 mem­leket temsilcilerinin iştirakiyle bu sabah Yeşilköyde açılmıştır.

Toplantıyı hükümetimiz adına ve Sıh­hat ve İçtimaî Muavenet Vekili namı­na Dr. Nail Karabudak anmış v.e dele­gelere hoş geldiniz dedikten sonra, memleketimizde halk sağlığı için yapı­lan çalışmalar ve kaydedilen terakki­ler ile hemşirelik hizmetlerinin görül­mesi hakkında geniş malûmat vermiş­tir.

Müteakiben İstanbul Valisi adına konuşan Vali Muavini Nafi Tamer, semi­nere başarılar dilemiştir.

Bundan sonra Türk hemşirelerinden Esma Deniz, Fransız bölgesi bürosu müdürü Dr. G. Montus ile R. Dreyer söz almışlar ve bu toplantının memle­ketimizde yapılmasını sağlıyanlara ve hükümetimize teşekkürlerini bildir­mişlerdir.

20 ekime kadar devam edecek olan bu seminerin esas teması hastahane hem­şireliği hizmetlerinin birbirine yakın­laştırılması ve aradaki münasebatın tanzimi olacaktır.

Seminere her memleketten bu sahada tanınmış bir doktorla 2 kıdemli hem­şire ve Dünya Sağlık Teşkilâtı sekreterleri katılmaktadırlar.

'Toplantıda temsil olunan memleketler şunlardır :

Avusturya, Almanya, Yunanistan, İtal­ya, Fa?. Portekiz, İspanya, İsviçre, Tu­nus. Yugoslavya ve Türkiye.

 — Ankara :

iki yıldan beri memleketimizde Bir­leşmiş Milletler Teknik Yardım Kurulu Başkanlığını yapmakta olan Amerikalı Profesör Dimock'un yerine memleke­timizde vazife görecek olan Mr. Char­les Weitz bugün saat 16 da uçakla An­kara'ya gelmiş ve hava alanında Bir­leşmiş Milletler Teknik Yardım Heye­ti mensupları ile Ortadoğu Amme Ens­titüsü mümessilleri ve basın temsilci­leri tarafından karşılanmıştır.

Mr.Charles Weitz 1947 yılından beri Birleşmiş Milletler teşkilâtında vazife görmektedir.

— Develi:

Üç gündenberi Kayserinin misafiri bu­lunan Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi, hemşehrimiz Refik Koraltan bu sabah beraberinde Kayseri mebusları, Kayseri Valisi ve Besinci Yurtiçi Böl­ge Kumandanı olduğu halde Kay seri­den İncesuya gelmiştir. İncesuda ken­disini coşkun tezahüratla karşılayan vatandaşlarla belediyede bir müddet hasbihal eden Meclis Reisimiz, İncesu­luların dileklerini tesbit etmiş ve De­veliye müteveccihen İncesudan ayrıl­mıştır.

Buradan itibaren Develiye kadar bütün güzergâhtaki köylüler ve kasabalılar Meclis Reisimize müşterek bir arzu halinde bölgenin hayat şartlarını de­ğiştirecek büyük bir servet kaynağı olan 1 milyon dekarlık çorak ariziyi muhtevi «Sultansazı» bataklığının dört sene önce başlayıp küçük manilerle ge­ciken kurutulma işinin ele alınarak bi­ran evvel tahakkukunu beklediklerini arzetmisler ve çok yerinde olan bu dâ­valarının da diğer meseleler gibi en kısa yoldan intacının teminine delâleterini rica etmişlerdir.

Yol boyuna çıkan köyler hahîmın sev­gi gösterilerine mukabele eden Meclis Reisimizi kazamız kaymakımı, beledi­ye ve parti başkanı ile kalabalık bir vatandaş topluluğu kaza hududunda kaplamışlardır.

 

Develiye muvasalatında Meclis Reisimize görülmemiş derecede coşkun tezahürat yapılmıştır. Kasabaya müteaadid taklar kurulmuş, yeni yapılan asialt üzerine baştanbaşa halılar dö­şenmişti. Yol boyunca halkın coşkun tezahürat arasında ilerliyen Meclis Reisimizin yoluna gençler tarafından çiçekler atılmış ve kendisine buketler takdim edilmiştir.

Halkın candan sevgi gösterisi ve «Ya­şa varol nidaları arasında belediyeye gelen Meclis Reisimiz bir müddet meş­gul olduktan sonra kadın, erkek bin­lerce vatandaşa hitabetmiş, kendisine ve arkadaşlarına karşı izhar olunan bu samimi sevgi gösterisine şükranlarını ifadeden sonra memleketin umumi kal­kınması mevzuundaki çalışmaları kı­saca izah etmiş, Develinin vilâyet ol­ma arzusunun gerçekleşmesi için gere­kenleri yapacağını söylemiş ve ezcüm­le demiştir ki:

Gözlerinizden okuyorum. Beklediğini­zin cevabını siz zaten vermiş bulunu­yorsunuz. Kazanızın adını değiştirerek vilâyet olma arzusu içindesiniz. Gönüllerinizin asumana yükselen feryadını gözlerinizden okuyorum. Allah muradı­nıza kavuşturacaktır.

Yerinde, çok makul ve çok meşru iste­ğinizi arkadaşlarıma, Başvekile ulaş­tıracağım. Ben de diğer mebus arka­daşlarımla beraber millet çocuğu, hem­şehriniz ve mebusunuz olarak bunun gerçekleştirilmesi için hiçbir gayreti esirgemiyeceğim. Tarihini seven, işini seven, kalkınma hamleleri içinde mil­letin kendisine gösterdiği sevgi ve mu­habbete daha çok lâyık olmak yurdu­muzu her bakımdan mamur ve müref­feh kılmak için çalışanları böylece iç­ten inanç ve güvenle seven siz muhte­rem vatandaşların sevgilerine, sürekli itimadına mazhar olmanın gururu ve bahtiyarlığı içindeyiz. Böylece bir da­ha Develiye gelmiyeceğim. İnşallah 200 bin nüfusu bağrında toplayacak «Erciyes» vilâyetine kavuştuğunuz za­man hepinizi canıyürekten selâmlıyarak o günü tesit edeceğiz. Hepiniz sağ olun.» demiş ve bu sözleri sürekli al­kışlar içinde büyük tezahürata vesile olmuştur.

 

19 Ekim 1954

 

— Mersin :

İçel Narenciyecileri, bu sene, en yük­sek rekolteyi teşkil eden 271 milyon. 600 bin meyva ile piyasayı açmağa ha­zırlanmaktadırlar. Bu miktarın 167 milyonu portakal, 95 milyonu liman, 6-milyonu mandalina, 800 bini de grape fruit olarak tahmin edilmiştir.

Bu seneki ihracat esnasında en çok Al­manların portakal ve limon alacakları, anlaşılmaktadır. Bu hususta karşılıklı bir gayret sarfolunmaktadır.

Mahsulün hastalıksız ve bol, ihracat sı­rasında E. P. U. memleketlerine % 40,., E. P. U. harici memleketlere de % 25-prim hakkı tanınmış olması müstahsili ziyadesiyle memnun etmektedir.

Müstahsilin ambalâjlık kâğıt ve san­dık ihtiyacı da tamamen temin edilmiş­tir.

— Pınarbaşı :

Bir müddetten beri Kayserinin misafi­ri bulunan Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Koraltan, beraberinde Kayseri mebusları, Kayseri valisi ve 5 inci Yurt içi Bölge Kumandanı olduğu halde, bu. gün Pınarbaşına gelmişlerdir.

Yol güzergâhında bulunan kasaba ve köyler halkı tarafından sevgi gösteri­leri arasında karşılanıp uğurlanan,. Meclis Reisimizi, Pazarören'de kaza Kaymakamı, Belediye Reisi, Demok­rat Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi kaza idare heyeti başkanlariyle üyele­ri, kazaya yakın mesafelerde de, yüz­lerce atlı karşılamıştır.

Kasaba methalinde bütün kasaba hal­kı aziz hemşehrilerini muhabbetle is­tikbal etmişler ve tezahüratta bulun­muşlardır. Bu arada küçük bir yavru Büyük Millet Meclisi Reisimize bir bu­ket çiçek taktim etmiştir.

Halkla birlikte yaya olarak Demokrat Parti kaza merkezine gelen Meclis Rei­simiz, meydanı doldurmuş bulunan vatandaşlara  hitaben  kısa  ve  veciz  bir konuşma yapmışlardır.

Öğle yemeğini Pınarbaşında yiyen Re­fik Koraltan, kazanın görülmeğe de­ğer yerlerini gezdikten sonra Kayseriye avdetlerinde Pazarören ilk öğret­men okulunu da ziyaret etmiş ve ken­disini karşılayan Öğretmen ve öğren­cilere hitabederek gördükleri nizam ve intizamdan duyduğu memnuniyeti ifa­deden sonra bu irfan müessesesinde kıymetli öğretmenlerin nezareti altın­da yetişerek yurt, bilhassa köy ve köy­lünün kalkınmasında alacakları büyük vazifenin kıymet ve kudsiyetini teba­rüz ettirmiş ve ezcümle demiştir ki:

«Ümitle dolu parlak bir istikbalin yolcusu olan sizler, kendinizden bekleneni vereceksiniz. Memleketimizde köy ha­yatında, yepyeni bir safha başlamıştır. Bugünkü iktidar köy hayatını her ba­kımdan cemiyetimize hazırlarken, siz­ler köy hayatının öncüleri, ışıkları, meş'aleleri olacaksınız. Çok çalışmak lâzım. Yürüyen yol alır. Çalışan mesaisinin mükâfatını görür. Her bakımdan sağlam kalmanın yolu kendinizi manen ayakta tutabilmektir. Türk milleti dü­rüst ve ahlâklıdır. Hepimiz fâniyiz, asıl hüner ebedi olmaktadır. Ebedi olu­şun yolu. yurdu ile milleti ile uğraşmak yoludur. Bütün medeni dünyanın güvendiği kahraman Türk milletinin baş­ları nurlu evlâtları olarak daima başarılı, faziletli, ahlâklı ve milletini, se­ven örnek bir tip yaratmanızı Allahtan dilerim. Hepiniz sağ olun.»

Meclis Reisi Refik Koraltan, berabe­rindeki zevatla geç vakit Kayseriye müteveccihen Pazarörenden hareket «etmiştir.

— İstanbul :

Başvekil Adnan Menderes, bu gün saat 19.30 da Pakistan Erkânı Harbîyei Umumiye İkinci Reisi Tuğgeneral Yah­ya Han'ın başkanlığındaki heyeti Dolmabahçe Sarayında kabul etmiştir.

Bu kabul esnasında Millî Müdafaa Vekili Ethem Menderes de hazır bulunmuştur.

 

20 Ekim 1954

 

— Ankara :

Türk ve Avusturya ticaret heyetleri arasında. bir müddetten beri Viyana'da cereyan eden müzakereler sona ermiş ve Türk heyeti başkan Turgut Menemenci oğlu ile Avusturya heyeti hır­kanı Dr. Leitner tarafından imzalanan anlaşmaların meriyete girdiği öğrenilmiştir.

İki memleket arasındaki ticarî, iktisa­dî ve malî münasebetlerin daha geniş bir işbirliği çerçevesi içinde inkişafı ga­yesini güden bu anlaşmalarla, her sa­hada tam bir mutbakata varılmış bulun maktadır.

İmzalanan anlaşmalar meyanındaki Türkiye - Avusturya iktisadî ve teknik işbirliği protokolü gereğince iki memleket arasında bu sahalarda daha verimli bir işbirliği inkişaf ettîrilecek, Avusturya sanayi ve tekniğinin memleketimizdeki iktisadî ve sınaî kalkınana faaliyetlerine daha geniş mikyasta iş­tiraki sağlanacak ve ayrıca Avusturya hükümeti Türkiye'ye sınaî ve iktisadî techizat ihtiyaçları için 20 milyon dolarlık bir kredi temin edecektir. Bu kredi­nin yarısı doğrudan doğruya Avustur­ya hükümeti tarafından finanse edile­cek, diğer yarısı ise, gene Avusturya hükümetinin garantisi altında, hususî bankalarca temin olunacaktır.

Carî ticaretinin inkişafı mevzuunda va­rılan mutabakat neticesinde de Avusturyaya müteveccih ihracatımızın art­ması ve piyasamızın muhtaç olduğu Avusturya mallarının muntazaman şekil­de ithali mümkün olacağı ve bu anlaş­maların iki memleket ticaretine yeni bir gelişme yolu açacağı beklenmekte­dir.

— Ankara :

Yedek Subay Okulunun 40'mcı döne­mini bitiren piyade zırhlı birlik, muha­bere, ordu donatım asteğmenleri ile 37 nci dönem eğitimini bitiren yedek ta­bip, diş tabibi, eczacı ve 1 inci dönem sağlık asteğmenleri diplomalarını bu­gün saat 15 te piyade Yedek Subay Okulunda yapılan bir törenle alarak kahraman Türk ordusu saflarına katılmış­lardır.

Okul Kumandanı Tuğgeneral Ekrem Babacan'ın konuşmasından sonra 40 ıncı döneme mensup arkadaşları adına söz alan genç bir asteğmen heyecanlı bir konuşma yaparak arkadaşları ile beraber kahraman Türk ordusunun mukaddes ve asil saflarına katılmak­tan dolayı duydukları memnuniyet ve bahtiyarlığı belirtmiş, kendilerini ye­tiştiren bütün kumandan ve öğretmen­lerine teşekkür etmiştir.

— İstanbul:

İstanbul Teknik Üniversitesi yeni ders yılı, bu sabah saat 10.30 da üniversite Bin spor salonunda yapılan bir mera­simle başlamıştır.

Başvekil Adnan Menderes, Dışişleri Vekili Prof. Fuat Köprülü, mebuslar, Vali ve Belediye Reis Vekili Prof. Gökay, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Fahir Yeniçay, Teknik Üniversi­te Rektörü Prof. Mustafa Santur, Fa­külte dekanları, profesörler, askerî ze­vat, siyasî parti temsilcileri; üniversite öğretim üyeleri, davetliler ve salonu dolduran çok kalabalık bir talebe top­luluğu merasimde hazır  bulunmuştur.

Başvekil Adnan Menderes, beraberin­de Dışişleri Vekili Prof. Fuad Köprülü olduğu halde merasim salonuna gir­diği zaman talebelerin coşkun alkış ve tezahüratı ile karşılanmıştır. Talebe­lerden birinin, üzerinde «Kıbrıs Türktür» ibaresi yazılı bir rozeti Başvekil Adnan Menderes ile Dışişleri Vekili Prof. Fuad Köprülünün yakasına iliş­tirmesi, salonu dolduran talebelerle davetlilerin alkış ve coşkun tezahüra­tına vesile olmuştur. Başvekil ken­disine gösterilen sıcak sevgi ve mu­habbet gösterilerine talebeleri ve da­vetlileri selâmlıyarak mukabelede bu­lunmuştur.

Talebelerin alkışları arasında, Profe­sörlerle diğer öğretim üyelerinin sa­londaki yerlerini almalarından sonra hep beraber söylenen «İstiklâl Marşı» ile merasime başlanmıştır. Bundan sonra, açış konuşmasını ya­pan Rektör Profesör Mustafa Santur şunları söylemiştir:

«Yurdumuzdaki teknik öğretim fa­aliyetinin ilk defa sistemli bir tarzda, kuruluşunun 338 inci yılını, modern karakterdeki yüksek teknik öğretimin. 187 inci yılını ve Teknik Üniversite­mizin 11 inci ders yılını açmakla bah­tiyarım.

Geçen yıl içinde de üniversitemiz beş fakülte, yedi enstitü, dört kurum, ve bir teknik, okulu ile memleketimizin, her sahadaki kalkınma gayretlerine, ayak uydurarak birçok gelişmeler kaydetmiştir. Mevcut üniversite bina­larına iki kıymetli bina daha ilâve olunmuştur. Bunlardan biri tarihî Maç­ka Silâhhanesi, diğeri de eski jandar­ma okulu binası ile müştemilâtıdır.. Çalışmalarımıza ve inkişafımıza yakın, alâka gösteren ve her safhasında destekliyerek teşvif eden idare makam­larına şükranlarımızı arzetmek be­nim için zevkli bir vazifedir.

Geçen seneki öğrenci mevcudumuz. 2065, daha önceki mevcudumuz ise Itjöv idi. Anadalu Şark lehinize olmak üzere 188 dir. Geçen ders yılında 196 mezun vermiş bulunuyoruz. Bundan birkaç gün önce yapılan Ekim imti­hanları devresinde bu sayının 250 ye çıkacağını tahmin ediyorum. Bu se­ne yeniden kaydolunan 510 kişiyi de ilâve edersek öğrenci mevcudumuz. 2325 e yükselmiş olacaktır. Yeni açılan Teknik Okulumuzdaki Öğrenci sayısı ise bu sene 400 ü geçmektedir. Universitemiz bu artış temposunu da­ha birkaç yıl devam ettirerek yurdun. muhtaç olduğu sayıda mühendis ve yüksek mühendisi yetiştirmek eme­lindedir.

Sevgili öğrencilerim:

Yurdumuzun ekonomi bakımından mümkün olduğu kadar kalkınabilme­si ve halkımızın lâyik olduğu yüksek bir refah seviyesine ulaşabilmesi için ilmin ve tekniğin bugüne kadar va­sıl olduğu neticeleri benimsemek ve bu neticeleri hesaplı ve ölçülü bir şe­kilde kullanmak mecburiyetindeyiz. Bugün bu gayenin tahakkuku uğrunda gerekli bütçe, teşkilât ve program milletin emrine amade kılınmış, di­mağı ve vücudu ile bu işlerde çalışacak teknik elemanlara muazzam bir iş sahası hazırlanmıştır.

Ezcümle, büyük ve küçük şehirleri­mizden geçen güzergahlar boyunca demir ve kara yolları telgraf ve tele­fon hatları, büyük şehirlerimiz civa­rında hava meydanları, sahil şehirle­rimizde limanlar ve dalga kıranlar inşa edilmesini hedef tutan çalışmalar büyük Dırmiuşai kaimdedir. Bu sayede asırlardanberi askıda kalmış bulunan yurdumuzun münakale ve muvasala davası yönünden  naiıectil yoluna girmiştir.

Diğer taraftan mazisi Cumhuriyet devrinin modern gen gurnıyen Millî .tinausminizm tamamlanması için yurdun her tarafına barajlar kurulacaktır. Bu barajların ihtiyacı olan enerjiyi, sağlıyacak hidrolik ve termik santrallar meydana getiril­mektedir. Aynı zamanda zirai sularımızın artmadı ve toprak mansullerimizin yalnız kendi istihlakimizi karşılamakla kalmayıp ihraç malı haline de gelmesi için muhtelif teknik tedbirler alınmaktadır. Bu maksatla akar sularımız üzerinde regülatör ve ba­rajlar, sulanması gereken arazide ka­nallar ve arklar meydana getirilmek­tedir. Halkımızın toplu bir halde yaşadığı yerlerde sımıat ve rahatlık şartlarını mükemmelleştirmek üzere içme suyu, kanalizasyon v£ elektrik, tesislerinin, hastahane, dispanser ve doğum evlerinin, munteiıi idare, kültur ve temaşa tornalarının inşasına son birkaç sene içinde büyük bir hız verilmiş ve bu konudaki çalışmalar köylerin hudutları içine geniş, ölçüde intikal ettirilmiştir.

İşte bütün bu menfaatleri memleket için en hayırlı bir şekilde yürütmek, geliştirmek ve sonuçlandırmak için ilmin ve tekniğin ortaya koyduğu ha­kikat ve bilgilerle mücehhez eleman­ların vücudu şarttır. Sizler, istikbale yüksek mühendis ve mimarları, bu inşa ve imar seferberliği içinde ken­dinize düşen vazifeyi başarmak için yetişiyorsunuz. Bu millî dâvayı hal­letmeğe ahdetmiş olan Türk hükümeti sizin hizmetinizi dört gözle bekli­yor. Bu müessesede elde edeceğiniz mesleği, yurdun her Köşesinde, sizle­re ümidini bağlamış olan milletin nei'me olarak ua esneğe hazırlanmış, bizler için en mukaddes gaye Dudui. tıepınize  muvaffakiyetler  dilerim»

Rektörün konuşmasından sonra İstan­bul Teknik üniversitesi Talebe birliği Başkanı Hikmet Üarabay bir nı-tabeae bulunarak Teknik üniversitelerin memleketimizin kalkınmasındaki ro­lünü ve idari makamlar tarafından teknik elemanlara gösterilen yakın alakayı belirtmiş ve yem ders yılının başarılı olmasını temenni etmiştir.

Birlik Başkanı, konuşmasından sonra Rektör Profesör ivıusıaia bantura bu vermiştir.

Müteakiben talebelerin sürekli alkış­ları ve coşkun tezahüratı ile kürsüye, davet edilen Başvekil Adnan Mende­res kısa bir hitabede bulunmuştur:

«Çok muhterem profesörler, muhte­rem misafirler, çok sevgili öğrenci küçük. kardeşlerimiz» diyerek söze başlıyan Başvekil Adnan Menderes, insanların yetişmesinin, bilgilerinin ve görüş seviyesi ile manevi vasıtalarının geliştirilmesi olarak iki sahada da muvazi olması ile fin uygun şekilde temin edileceğini belirterek badece bilginin kifayet etmiyeceğim ifade et­tikten sonra memleketimizin şimdiye kadar görülmemiş bir şekilde kalkın­ma devresine girdiğini söylemiş ve konuşmasına şöyle  devam  etmiştir;

«Memleketin kalkınma hamlesi ile Teknik Üniversitenin, teknik eleman yetiştirmek hususundaki sür'ati mu­vazi gidiyor demek mümkün değildir. Teknik Üniversitenin senede verece­ği mezun adedi binlerle Ölçülmek icabeder. Memleketin her tarafında açıl­mış olan geniş iş sahaları genç teknik elemanları beklemektedir. Teknik Üniversitemizin her çareye başvura­rak, öğrenci sayısının arttırılması ve memleketin her tarafındaki ihtiyaç­larına cevap verilmesi icap etmekte­dir.

Bayındırlık  İşlerimiz  için  daha     çok para koymak imkânımız olduğu hal­de yol pjojesi su projesi ve sair pro­jeleri yapacak ve bunların tatbikatı­na nezaret edecek veya taahhüt su­retiyle bunları tahakkuk sahasına ko­yacak teknik elemanlara sahip ol madiğimiz irin faaliyetimiz mahdut kalmaktadır. Bunu nazarı dikkate âlarak Teknik Üniversitenin bütün fa­aliyetleriyle çalışması lüzumu kendini göstermektedir. bir üniversite kur­mak ve o üniversitenin tedris şebeke­sini, kadrosunu birden bire genişlet­mek, kolayca tahakkuk ettirilmesi ka-Tdii bir iş delildir. Bunun tahakkuku­nun öğretim kadrosuna zarurî tedbir ve masraflara muhtaç bulunduğunu takdir etmemek mümkün değildir.»

Başvekil konuşmasını şu cümlelerle bitirmiştir:

«Sevgili öğrenci arkadaşlarım,

Bugün Türkiye, her zamandan çok daha şiddetli bir ihtiyaç ve istivak içinde koflarını açmış, sizleri bekle­mektedir. İlerleme yolunda olan Tür­kiye, gizlerin ellerinizde çok daha kuvvetli bir hız bulacaktır.

Hayatta muvaffak olmanız ve bu ders yılının hepinize başarılı olmasını te­menni ederken, başta Sayın Rektör olmak üzere Ord. Profesör. Profesör ve yardımcılarını candan tebrik eder, mesailerinde muvaffak olmalarını te­menni ederim.»

Alkışlarla karşılanan konuşmasından sonra, Başvekil Adnan Menderes, baş­ta Rektör olmak üzere diğer bütün öğ­retim üyelerinin teker teker ellerini sıkmış ve kendilerine mesailerinde başarılar  temennisinde  bulunmuştur.

Talebelerin sevgi gösterileri arasında merasim salonundan ayrılan Başvekil, beraberinde Dışişleri Vekili Prof. Fuad Köprülü olduğu halde Teknik Üniversite Talebe Birliği Lokalini zi­yaret etmiş ve Birliğin şeref defteri­ne şunları yazmıştır:

« Teknik Üniversite Talebe Cemiyeti­nin de davetlisi olarak 1954-55 ders yılının açılması töreninde hazır bu­lunduktan sonra çok güzel bir hâtıra ile ayrılıyoruz. Talebe Cemiyetinin bütün mensuplarına, gerek tahsil dev­resinde, gerekse ömürleri boyunca ça­lışma ve iş hayatında daima muvaffak olmalarım ve vatana kıymetli hiz­metler yapabilmek saadetine ermele­rini temenni ederim.»

Yolları dolduran Teknik Üniversite talebeleri, Talebe Birliğinden ayrılan Başvekil Adnan Menderesi, geldiğin­de olduğu gibi gidisinde de alkış ve sevgi tezahürleri ile uğurlamışlardır.

— Nevşehir :

Orta Anadolu ve Çukurova bölgesin­de bir teknik gezisine çıkmış olan Bü­yük Millet Meclisi Reisi Refik Koraltan, bugün saat 19 da beraberinde Kayseri Mebusları Kâmil Gündeş. Emin Develioğlu, Servet Hacıpasaoğlu, Ömer Wa'ı*t. tt^VVı ttı7t"viM o=Ti3n. Nuri Deniz. Kayseri Valisi Kâzım Arat ile hususî Kalem Müdürü olduğu halde şehrimize gelmişlerdir. Yolda Ürgüp Avanos, Avcılar, Üçhisar, Kaledibi kaza ve kasabalarında halkın coşkun tezahüratiyle karşılanıp uğurlanan Meclis Reisimiz Ürgüpde Niğde Mehmet TT^an Havati Ülkün. Nevşehir Vekili Fazıl Tjvbarhn. Beledive Reîsi. Demokrat Parti İl İdare Kurulu Barkanı  tarafından  karşılanmıştır.

Nevşehirliler Meclis Reisimizi 50 ye yakın muhtelif motorlu vasıta ile şehrin dışında istikbal etmişlerdir. Vaktin ger olmasına rağmen şehrin methalinde kalabalık bir vatandaş topluluğu meş'alelerle Meclis Reisimi­zi  karşılamışlardır.

Halkın sevgi gösterilerine selâmla mu­kabele ederek Vilâyete gelen Meclis Reisimiz, kısa bir istirahatı mütea­kip meydanı dolduran vatandaşlara hitaben bir konuşma yapmıştır.

Büyük Millet Meclisi Reisimiz «Nev­şehir Vilâyetinin asil ve vefalı çocuk­ları, size lâyık olan bir idareye baş­vurduktan sonra görüyorum ki halâ o büyük bayramın heyecanı içindesi­niz. Esasen asil Türk milletinin en bü­yük vasıflarından birisi de vefalı cü­lusudur.

Kendirce  yurduna,   çalışmasını   bilen, millî arzulan, en büyük ihtiyaçları gidermek için uğraşan evlâtlarını unutmaz. Daima onları sever, Takdir etmesini bilir. Kalbinin ta içinde sak­lar.» Diye söze başlamış ve Nevşehirin velayet ölçüsündeki ihtiyaçlarının Iıkda kısa zamanda, temin ve etahakluk ettirileceğini müjdelemiş, iktisa­dî kalkınmaları hususunda vatandaş­ların el ve gönül birliği etmeleri lü­zumuna işaretle ezcümle şunları söy­lemişlerdir:

«Vatandaşlar teşkilâtlı şekilde bir a-raya gelerek harekete geçince hükü­met kendilerini canla, bağla destekle­mektedir. Vakit geçirmeden en kısa zamanda elele veriniz. En kısa zaman­da muvaffak olduğunuzu göreceksi­niz.» Meclis Reisimiz, sözlerini şu su­rette bitirmiştir: «Vaktin geç olması­na rağmen, gelip bizi karşılamak ve sevgilerini İzhar etmek suretiyle esirgemediğiniz alâka ve muhabbeti­nize şükranlarımı arz ederim, sağ olunuz."

Büyük Millet Meclisi Reisimiz ge­ceyi Nevşehirde geçirecek yarın çukurovaya müteveccihen hareket ede­cektir.

 

21 Ekim 1954

 

— Mersin :

Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Koraltan beraberinde Nevşehir ve Niğ­de Valileri hususî Kalem Müdürü ol­duğu halde bu akşam saat 18.30 da Mersin'e gelmiştir.

İçel mebusları, İçel ve Seyhan Valile­ri, yurd içi bölge kumandam, Mer­sin ve Adana Demokrat Parti Vilâ­yet İdare Heyeti Reisleri ile Beledi­ye Reisleri tarafından Pozantıda kar­şılanan Meclis Reisimiz, 60 dan fazla motorlu vasıta ile vatandaş topluluğu­nun sevgi tezahüratiyle selâmlanmıştır.

Büyük Millet Meclisi Reisimiz, Po­zantıda şeref takının altından geçer­ken vatandaşlar tarafından heyecanlı bir karşılama yapılmış bu arada kurbanalar kesilmiştir.

 

Büyük Millet Meclisi Reisimiz bu he­yecanlı tezahürata veciz bir ifade ile teşekkür ederek, Çukurovalıların sı­cak kalbinde yer tutmanın büyük bir bahtiyarlık teşkil etliğine işaretle şöyle demiştir:

«Her geçtiğimiz yerde, bütün vatan­daşlardan hep ayni muameleyi görü­yoruz. Milletin itimadına daha çok lâyik olmıya çalışan biz faniler içirt bu samimî ve cidden kalbden gelen gösteriler maneviyatımızı ve cesareti­mizi kuvvetlendirmesi bakımından çok kıymetlidir. Nefsine, iş başına ge­tirdiği insanların iyi ney.etine, itimat ve ümit besleyen milletimiz bu gönül birliği manzarası yarın için daha ve­rimli neticeler     doğuracaktır.»

Hitabesi uzun uzun alkışlanan Refik Koraltan, Başvekil Adnan Menderes'­in Almanya seyahatinden bahisle:

«Hükümet Reisimiz Almanyadan mu­azzam bir netice ile dönmüştür. Burun mıntıkâsını yakında bütün hayatı­mızda göreceğiz»  demiştir.

Meclis Reisimizin bu sözleri de sürek­le alkışlanmış ve coşkun, tezahürata vesile olmuştur.

Yüze yakın bir otomobil kafilesinin, başında bulunan Büyü Millet Meclisi Reisimiz, Mersine 70 kilometre mesa­fede bulunan Gülek Bucağında da parlak bir şekilde istikbal edilmiş­tir. Köyü baştan başa bayraklar ve yeşil dallarla süslemiş olan Gülek. halkı Koraltanın otomobili önünde bir kurban keserek «Bu adağımız yurda ve millete yeni uğurlar getirsin.» de­mişlerdir.

Saat 17 sıralarında Tarsusa gelinmiş ve muazzam bir karşılama yapılmış­tır. Koraltanı taşıyan otomobil, va­tandaşlarla tıklık tıklım dolmuş olan caddede hareket imkânını bulamadı­ğından Meclis Reisimiz halkın arasın­da yaya yürüyerek hükümet binası önüne gelmiştir. Burada toplanan, binlerce Tarsuslunun çiçek yağmuru­na tutulmuştur. Sık sık yükselen «yaşa varol» seslerini «İçel'in muhterem. Koral tanı hoş geldin» sesleri takip et­miştir.

Cemal Zühtü Aysan izahatına şöyle cevap etmiştir:

1940 senesine kadar Havza'da bütün .Kömür madenleri hususî şahıslar ve şirketler tarafından işletilmiş ve an­cak bu tarihten sonra tevhid edilerek Etibank'ın idaresine verilmiştir. Umumî istihsalât bundan sonra muh­telif miktarlarda artmış ve 1949 senesinde tuvenan olarak dört milyon J.81 bin tonu bulmuştur.

Bu miktar 1950 yılında 4 milyon 360 bin, 951 de 4 milyon 729 bin, 1952 de 4 milyon 846 bin, 953 de 5 milyon 654 bin ve nihayet 954 senesinde 5 milyon 750 bin tonu bulmuştur.

Umum Müdür bundan sonra 965 yı­lma kadar hazırlanmış ve tatbikatına geçilmiş olan Amenejman plânını izah etmiş ve demiştir ki:

Her gün artmakta bulunan memleket ihtiyacını karşılıyabilmek için Havza'da istihsalâtı arttırmak ve ye­ni kömür rezervleri bulmak üzere bir amenajman plânı hazırlanmış, bunun tatbikatına, bütün imkânlar­dan istifade edilerek devam olunmak­tadır.

Amenejman plânına göre Ereğli Kö­mür İşletmeleri faaliyeti Ereğli-Zonguldak ve Çatalağzı olarak üç grupta ele alınmış bulunmaktadır. Bu bölge­nin bugünkü istihsali günde 1100 ton­dur. Amenejman plânının tatbikinden sonra bu miktar günde 3 bin tona Çıkacak ve Ereğli limanında yapıl­masına karar verilen tahmil ve tah­liye tesislerinin ikmalinden sonra is­tihsal edilen kömür buradan nakledi­lecektir.

Zonguldak grubu Asma-Dilâver-Kozlu ve Cavdamarı olarak ayrılmıştır. Plâ­nın tatbikinden sonra burada hâlen günde 5500 - 6000 ton olan istihsalât tuvenan olarak 12 bin tona çıkarıla­bilecektir.

Gelik ve Karadan bölgelerinin dahil bulunduğu Çatalağzı grubunun gün­lük istihsali ise yeni tesislerin tamam­lanmasıyla günde onbin tonu bulacak­tır.

956 yılma kadar ikmali karalaştırıl­mış  bulunan Havza   amenejman  plânının tabiki için 400 milyon lira sar-fedilecektir. Bu miktarın bugüne ka­dar 250 milyon liralık kısmı kullanıl­mış ve tesislerimizin mühim kısmı­nın    siparişi yapılmıştır.»

Umum Müdür, «çalışmalarımız önü­müzdeki iki sene zarfında Zonguldağın cehresini tamamiyle değiştirecek mahiyettedir. » demiş ve sözlerini bi­tirmiştir.

Bundan sonra Basın Mensuplarına iş­letmenin mütehassısları tarafından et­raflı izahat verilmiştir. Bu izahata gö­re hâlen, kömür rezervlerimizin mik­tarı 500 milyon ile 1 milyar ton ara­sında tahmin edilmektedir. Memle­ketimizi, senede 10 milyon ton istih­salin hitamından evvel yeni kömür re­zervlerine doğru gidilmesi de karar­laştırılmış olup hâlen Amasra, Azda­vay, Pelit ovası ve Sögütözü bölgele­rinde bugünden arama faaliyetine geçilmiş  ve  sondajlara  başlanılmıştır.

Bu arada kömürün istihsalinden satı­lışı durumuna getirinceye kadar ge­çirdiği safhalar izah edilmiş ve mü­teakiben amenejman plânına göre tâyin edilmiş olan bölgelerde bugüne kadar ikmal edilmiş' ve edilmekte olan lâvvarlar, açılan kuyular ve tamam­lanan tesisler hakkında izahat veril­miş ve Çatalağzı gurubunun 955 son­dajlarına doğru yeni tesisleriyle faa­liyete   geçirildiği  bildirilmiştir.

Amenejman plânının tatbikinden son­ra halen bütün bölgelerde tatbik edil­mekte olan üç vardiya ile çalışma usulü iki vardiyaya indirilecek ve bu suretle  işçi sayısından tasarruf yapıl­mış olacaktır. Buna mukabil her gün daha modern cihazlarla teçhiz edil­mekte olan  Havza'nın istihsali bü­yük mikyasta artmış olacaktır.Bun­dan sonra memleketimiz  kömür     is­tihsalinin de istihlâke kâfi gelmedi­ğine ve bunun sebeplerine dair gazeteciler  tarafından    sorulan sualler cevaplandırılmış, ve her gün biraz daha artmakta olan kömür istihlâkinin yeni  tesislerin  tamamlanmasiyle  büyük bir kısmının karşılanabileceği bildirilmiştir.

Son olarak henüz gelmemiş olan bir kısım malzemenin yeni anlaşma ge işaret eden alâkalılar bu malzemenin memleketimize gelmesiyle çalışmala­rın hızlandırılabileceğini ve istihsalin artacağını belirtmişlerdir. Öğleden sonra basın mensuplarına ocakların bulunduğu mıntıkalar gezdirilmiş ve çalışmalar hakkında mahallinde izahat verilmiştir.

— Ankara :

Bremende neşredilmekte olan «Bremer Nachrichten» gazetesinin 12 Ekim tarihli nüshasında aşağıdaki ma­kale yayınlanmıştır:

«Geçen hafta Bonn'da nihayete eren Türk-Alman konuşmalarından sonra, bu müzakerelerin ana mevzuunu teş­kil eden meseleler hakkında ve bil­hassa Federal A7maJiyanın, Türkiye'­ye bir kredi açacak ve ayni zamanda bu memleketin kurulmakta olan bü­yük sanayi tesislerine sermaye koya­cak durumda olup olmadığı sualleri üzerinde, Federal Almanyanın Anka­ra Büyük Elçisi Dr. Wilhelm Haas gazetemize bir beyanat vermiştir:

Büyük Elçi Dr. Haas'ın ifadesine gö­re Türkiyenin borcu 1954 şubatı sonun da 14.3 milyon dolara düşmüş bulun­maktadır. Bu hale göre Türkiye, Fe­deral Almanya'ya olan eski borçla­rının mühim bir kısmını ödemiştir ve bu borcun Ödenmesinde, bilhassa Başvekil Adnan Menderes'in göster­miş olduğu yakın alâka zikre    değer.

Türkiye Federal Almanya'ya bu eski ticaret borçlarını ödemek için, o ka­dar samimî hareket etmiş ve dövizi­nin darlığına rağmen bu borç ödeme işine o kadar sadık kalmıştır ki, bu­nun belirtilmesi lâzımdır.

Büyük sayıda ve kuvvetli bir mütelassız kadrosundan teşekkül eden Türk Delegasyonu ile Bonn'da yapı-.an müzakerelerde, bilhassa Alman endüstrisinin kalkınmakta bulunan rürk endüstrisine ne kadar kuvvetle iştirak  edeceği  meselesi  üzerinde durulmuştur. Ziraatın modernleştirilme­si mevzuu ve keza ziraî inşalar şim­diki ikinci plâna alınmış ve bunlara, mukabil kömür, çelik ve krom gibi yeni endüstri tesislerinin ve liman in­şasının süratle kurulması ve liman inşasına hız verlîmsi yoluna gidil­miştir. Türkiye bu durumu ile, Alman, sermayesi ve kredisi için arzu edile­cek bir memleket olmuştur. Başvekil Menderes, bir işbirliğine gidildiği tak­dirde, Almanyanın Türkiyede iktisa­dî bakımdan bir köprübaşı teşkil ede­ceğini söylemiştir. Dr. Haas bu du­rumu şöylece daha vazıh bir şekilde belirtmektedir: «Şimdi kredi tehlike­sini bertaraf edecek Alman sermaye kudreti ile politikamız bakımından sıkı işbirliği yapmak mecburiyetinde olduğumuz kuvvetli Türkiye arasında bu ekonomik münasebetlerde bir sen­tez bulmak zorundayız.»

Türkiye ile ticarî münasebetlerde kre­di tehlikesi, esasında transfer tehlike­sidir. Büyük Elçi Dr. Haas, Türkiye'­nin bugünkü iktisadî kalkınmasının sürati dolayısiyle, satmalma gücünün, ve halktaki ödeme gücünün artığını ve şayet Federal Almanya endüstrisi kendi organik iktisadî sistemi ile bu, iktisadî kalkınmada yer alınsa, du­rumun daha kuvvetleneceği ve sıhhat kazanacağını  sözlerine  ilâve   etmiştir.

Tabii bu mevzu üzerinde, ayni za­manda son senelerde gittikçe inkişaf eden Türk-Alman-politik ve Sosyal münasebetleri de büyük bir rol oyna­yacaktır. Dr. Haas, şurada burada or­taya çıkan güçlükleri, «geçici krizler» olarak vasıflandırmış ve modern bir iktisadî hayat kurmakta olan her memlekette bu nevi «kriz» lerin mev­cut bulunacağım tebarüz ettirmiştir.

Bugünkü Türkiyenin envestisman programı sağlamdır ve bundan dolayı da Türkiye Batı emniyet sisteminde kuvvetli bir faktör olmuştur. Bu at temposundan dolayı onu tenkid etmemleketin iktisadî inkişafındaki sür­mek pek doğru sayılmaz. Almanya bugün Türkiye ile ticarî münasebet­lerinde belki bazı güçlüklere uğramış­tır. Fakat Kasım ayında Ankarada devam edecek olan konuşmalarda, du­rum yeniden gözden geçirilip bir müsbet neticeye varılacaktır ki, bu da ancak Federal Almanya kuvvetli ser­mayesini ve ticarî kredisini Türkiye'­ye gönderdiği takdirde olur.

 

25 Ekim 1954

 

— Antakya :

Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Koraltan bugün İskenderundan Antak­ya'ya gelmiş, Taşköprü ile Kız Sa­nat Enstitüsü arasındaki şoseyi baş­tan başa da durmuş olan Antakyalılar tarafından hararetli tezahürlerle kar­şılanmıştır.

Halkın alkışları arasında yürüyerek Belediye meydanına kadar gelen Mec­lis Reisimiz Hataylılara hitaben bir ko­nuşma yapmış ve teşekkürlerini ifade etmiştir.

Hatayın acı günlerine de kısaca temas ederek bütün Hataylıların müşkül an­larda nasıl yiğit bir ruhla mücadeleye atıldıklarını belirten Koraltan, sözleri­ni şu cümlelerle bitirmiştir:

Hataylıları, onların vatan sevgisini, tarihe bağlılığını ve vefakârlıklarını pek iyi bilirim. 1950'den bu yana devlet ve hükümet olarak memlekete yapığımız hizmetler meyanında eğer Hataya da hizmetler yapabildiksek, buna vazifemiz olarak zaten mecbur­duk. Bununla asla öğünmiyeceğiz. Çok daha çalışmak, memlekete daha çok faydalı olmak milletimizin saadet yo­lunun genişletmek, geniş hamlelerle bu mübarek topraklarda yeni eserler meydana getirmek arzu ve kararı, tek meşgalemizdir. Memleket kalkındır­manın ne demek olduğunu irfanı ge­niş Antakyalılar elbette takdir eder­ler. Hatayın da bütün meseleleri programlaştırılmış, sıraya konulmuş ve işe başlanmıştır. Yakın senelerde yepyeni bir Hatay, mamur, bugünkünden daha müreffeh bir Antakya meydana gele­cektir. Buna hepimiz inanıyor ve inan­lı insanlar olarak mefkuremizin geniş ufuklarına doğru ilerliyoruz. Milleti­mizin aklı selimi, vefası, idraki ve adesi rehberimizdir.

B. M. M. Reisi Refik Koraltan, yarın öğleden sonra, Adana'ya müteveccihen şehrimizden   ayrılacaktır.

 

— Ankara :

Nafıa Vekâletinden aldığımız malûma­ta göre, 1953 senesinde Antalya vilâ­yetinde yapılan nafıa işleri şunlardır:

239 kilometre yol tesviye, 139 kilo­metre yol kaplama, 37 adet köprü ya­pılmış, 65 adet köprü ve menfez tamir edilmiştir. Bu işler için 1.075.097 lira sarf edilmiştir.

j.953 senesi içinde 140 köyün suyu ge­tirilmiş, 30 köye boru malzemesi ihzar edilmiş ve bu işler için 875.282 lira sarfedilmiştir.

1954 senesinde suyu getirilmek üzere 128 köy üzerinde çalışmalara devam e-dilmektedir.

1953 senesi içinde 22 bina inşaatı bi­tirilmiş, 1954 senesinde tamamlan­mak üzere bazı inşaatlara devam edil­mektedir. Bu işler için 573.343 lira sar-İ edilmiştir.

Şu hale göre, 1953 senesinde Antalya vilâyetinde nafıa işleri için 2.528.922 lira sarfedilmiştir.

 

27 Ekim 1954

 

— Ankara :

Üniversiteler arası kurul bu sabah sa­at 10.30'da dil ve tarih coğrafya fakül­tesinde. Maarif Vekili Celâl Yardımcı­nın  başkanlığında   toplanmıştır.

Kurulun bugünkü toplantısına , İstanbul Üniversiteleri ile İstan­bul Teknik Üniversite rektörleri ve bu üniversitelere bağlı fakülteler de­kanları, senato mümessilleri ve Anka­ra Üniversitesi genel sekreteri katıl­mıştır.

Akşam saat 19'a kadar devam eden üniversiteler arası kurulda, Maarif Ve­kâletinin teklifi üzerine, bir dersten olgunluk imtihanında kalmış öğrencilerin üniversiteye kabulleri işi görü­şülmüş ve devam eden uzun müzake­relerden sonra olgunluktan bir dersten sınıfta kalmış öğrencilerin üniversite­ye kabul edilmelerine karar verilmiş­tir. 1500'e yakın talebenin üniversiteye alınmasını temin edecek olan bu ka­rara göre, öğrencilerin kaldıkları ders­ten ilerde imtihan vermeleri lâzımdır. Bu kararın öğrenciler arasında büyük memnunluk uyandırdığı öğrenilmiştir. Ayni zamanda yine hükümetin teklifi ile halen fakültelere alınmış olan ta­lebe miktarının arttırılması ve üniver­siteye daha fazla talebe alınması hu­susu da görüşülmüş ve halen alınmak­ta olan öğrencilerden fazla olarak da­ha ne miktar öğrenci alınabileceğinin tetkik edilmesi için üniversiteler ara­sı kurulan 8/Kasım/1954 de İstanbulda toplanmasına karar verilmiştir. Ge­lecek toplantıda, üniversiteler arası kurulun üniversitelere daha fazla mik­tarda talebe almak için büyük gayret göstereceği ve memleket irfanına da­ha geniş çapta hizmette bulunacağı haber alınmıştır.

 

28 Ekim 1954

 

— Ankara :

Cumhuriyetin 31'inci yıldönümü mü­nasebetiyle hükümetimizin davetlisi olarak Libya Hükümeti Millî Müdafaa Vekili Ekselans Halim Gulal refaka­tinde Başkumandan Albay Süleyman El Genahi, Mebus Mehmet Ezzekâr, Mebus Halife El Kadir ile hususî ka­lem Müdürü Mehmet El Hatip olduğu halde bugün saat 12'de uçakla Anka­ra'ya gelmiştir.

Libya Millî Müdafaa Vekili Ekselans Halim Gullal, Etimesgut sivil hava meydanında, Millî Müdafaa Vekili Ethem Menderes, Erkânı Harbiyei Umu­miye Reisi Orgeneral Nurettin Baransel, Generaller, Kara. deniz ve Hava Kuvvetleri Kurmay Başkanları, Gar­nizon ve Merkez Kumandanları, Erkâ­nı Harbiyei Umumiye Protokol Şube­si Başkanı, Temsil Bürosu Başkanı ve Libya Elçiliği mensupları tarafından karşılanmıştır. Bu arada başta bando île bir ihtiram kıtası selâm resmini ifa etmiş ve bando Türk İstiklâl Marşını çalmıştır.

İhtiram kıtasını teftiş eden Libya Mil­lî Müdafaa Vekili ve diğer zevat hava meydanından, Ankara'daki misafirlikleri müddetince ikamet edecekleri An­kara Palasa gitmişlerdir.

 

29 Ekim 1954

 

— Ankara :

Reisicumhurumuz Celâl Bayar bugün saat 11.30'da aziz Atatürk'ün Anıt— Kabrini ziyaret ederek tazim duruşun­da bulunmuş ve kabre bir buket koy­muştur.

Saat 11.30'da Başvekil Adnan Mende­resle birlikte Anıt-Kabre gelen Reisicumhurumuza bu ziyaretleri esnasında Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Koraltan, Büyük Millet Meclisi Reis Ve­killeri, Devlet Vekili Başvekil Yardım­cısı. Vekiller, Riyaseti Cumhur Umu­mî Kâtibi ve Hususî Kalem Müdürü, bazı mebuslar. Başvekâlet Müsteşarı,. Erkânı Harbiyei Umumiye birinci ve ikinci Reisleri, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri kumandanları, yüksek as­kerî şûra üyeleri, temyiz mahkemesi, şûrayı devlet, divanı muhasebat reis­leri, Ankara Üniversitesi Rektörü, Ha­riciye Vekâleti Umumî Kâtibi, Demok­rat Parti Meclis Grupu Reisi, Emniyet Genel Müdürü, Ankara Valisi ve Bele­diye Reis Vekili, Garnizon ve Merkez Kumandanları refakat etmekte idiler. Reisicumhurumuzun Anıt-Kabre geliş' ve ayrılışlarında bir ihtiram kıtası se­lâm resmini ifa etmiştir.

— Ankara :

Cumhuriyetin 31'inci yıldönümü mü­nasebetiyle bugün şehir hipodromun­da parlak bir geçit resmi yapılmıştır..

Reisicumhurumuz Celâl Bayar, Büyük Millet Meclisindeki tebriklerin kabulünden sonra yolları daha sabahın er­ken saatlerinden itibaren hıncahınç doldurmuş bulunan Ankaralıları şid­detli alkışları ve coşkun tezahürleri arasında saat I4'te hipodroma vasıl olmuş ve burada da vatandaşların hara­retli muhabbet tezahürler iyi e karşılan­mışlardır.

Reisicumhurumuz Celâl Bayar refa­katinde Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Orgeneral Nurettin Baransel ve me­rasim kumandanı ile başyaver ve ya­verleri olduğu halde hipodrom yolunu ve civarı dolduran yüzbinlerce vatan­daşın alkışları «Yaşa, varol, sağol» ni­daları arasında açık bir otomobil ile merasim yerine dahil olmuş ve yerle­rini almış bulunan askerî birliklerle izcilerimizi teftiş etmiştir.

Reisicumhurumuz teftişi müteakip şe­ref tribününe gelmiş ve bu arada Mil­lî Türk Talebe Birliği Başkanı Kâmutan Evliyaoğlunun bizzat, Atatürk'ün Türk gençliğine hitabesiyle meydana getirdiği bir portresi kendilerine tak­dim edilmiştir.

Ankara Vali ve Belediye Reis Vekili Kemal Aygün'ün derdiği izahattan sonra sayın Reisicumhurumuz Türk gençliğinin Atatürk'e bağlılıklarından dolayı duyduğu bahtiyarlığı veciz cüm­lelerle ifade etmiş ve Türk gençliğine selâm ve sevgilerinin iletilmesine Mil­lî Türk Talebe Birliği Başkanını vazifelendirmiştir.

Bu esnada şeref tribününde Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Koraltan. Başvekil Adnan Menderes, İcra Vekil­leri Heyeti Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi, Kara, Beniz ve Hava Kuvvetle­ri Kumandanları, Başvekâlet Müste­şarı, Ankara Valisi ve Belediye Reis Vekili de yerlerini almış bulunuyor­lardı.

Diğer taraftan mebuslar, kordiploma­tik ve protokola dahil zevat da kendi­lerine tahsis edilmiş olan tribünlerde hazır bulunuyorlardı.

Hükümetimizin davetlisi olarak mem­leketimize gelmiş bulunan Libya Mil­lî Müdafaa Vekili Ekselans Halim Gulal ve maiyeti erkânı ile Nato Güney Avrupa kuvvetleri başkumandan vekili ve aynı zamanda Güney Avrupa Hava Kuvvetleri Kumandanı Hava Korgenerali Cragie ve Nato Güney-Doğu Avrupa Kara Kuvvetleri Kuman­danı Korgeneral Paul Kendall ile Ha­va Kuvvetleri Kumandanı Tümgeneral Eaton da şeref tribününde yer almış­lardı.

Reisicumhurumuz Celâl Bayar şeref .tribününde göründükleri zaman hipodromu dolduran muazzam kalabalık sa­yın Bayar'a coşkun tezahüratta bulun­muş ve şiddetle alkışlamıştır.

Saat 14.30'da bandonun çaldığı ye hep bir ağızdan söylenen İstiklâl Marşının dinlenmesini müteakip geçit resmine başlanmıştır. Merasime iştirak edecek birlikler, karargâhı ve sancaklarıyla beraber geçite başlamış, bunları taki­ben önde bayrak ve flama kıtası ol­duğu halde kız ve erkek izcilerimiz ve yavru kurtlar alkışlar arasında şeref tribününün Önünden geçmişlerdir.

İzcileri tarihî kıyafetleriyle ve mızıkalariyle mehter takımı, yeniçeriler, le­ventler ve sipahiler halkın coşkun alkışları arasında merasim geçişini yapmışlardır. Daha sonra askerî birlik­ler geçit resmine başlamış ve sırasiyle Harp Okulu alayı, piyade alayları, Hava Harp Okulu alayı, deniz alayı, süvari alayı, mürettep motorlu tugay, zırhlı tugay başta sancakları olduğu halde halkımızın alkışları arasında şe­ref tribününün önünden geçmişlerdir. Askerî birliklerin geçişinden sonra Kızılay Derneği bey az-kırmızı çiçekler le süslenmiş ve temsilî şekilde melek­leri ihtiva eden bir araba olduğu hal­de geçite katılmış ve heyecanla alkış­lanmıştır.

Geçit resmi sırasında jet uçaklarımız­dan müteşekkil filolar havada törene iştirak etmiş ve gösterilerde bulun­muştur.

Geçit resmi saat 16.30'da sona ermiş­tir.

Reisicumhurumuz Celâl Bayar geçit resminden sonra hükümetimizin davet­lisi olarak Ankara'da bulunan dost Libva Millî Müdafaa Vekili Ekselans Halim Gulal'ı şeref locasında kabul etmişti Bu kabul esnasında Millî Mü­dafaa Vekili Ethem Menderes hazır bulunmuştur.

Reisicumhurumuz daha sonra Nato Gün Avrupa Kuvvetleri Başkuman­dan vekili ve Nato Güney Avrupa Ha­va Kuvvetleri Kumandam Hava Kor­generali Cragie ile Nato Güney Doğu A.vrupa Kara Kuvvetleri Kumandanı Korgeneral Paul Kendall ve Hava Kuvvetleri Kumandanı Tümgeneral Eaton'u şeref locasında kabul etmiştir. Bu kabulde de Amerikan askerî yardım heyeti Başkanı Tümgeneral Sheppart ile deniz grupu Başkanı Amiral Hughes hazır bulunmuşlardır.

Geçit töreninden sonra bütün Anka­ralılar göğüsleri büyük bir İftihar ve gururla dolu olarak hipodromdan ay­rılmışlardır.

 

30 Ekim 1954

 

— Ankara :

Ankara'nın başkent oluşunun 31'inci yıldönümü münasebetiyle vilâyet ve belediye tarafından hazırlanan (Bu şehrin hikâyesi) adlı sergi, bugün sa­at 17'de merasimle açılmıştır.

Merasimde Büyük Millet Meclisi Rei­si Refik Koraltan, Adliye ve Millî Mü­dafaa Vekilleri, Mebuslar, Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi, Fakülte Dekan ve Profesörleri, Kara, Deniz ve Ha­va Kuvvetleri Kumandanları, Vekâlet­ler, Vilâyet ve Belediye Erkânı, Ge­neraller, diğer sivil ve askerî erkân ile basın mensupları ve seçkin bir davet­li kitlesi hazır bulunmuştur.

 

31 Ekim 1954

 

— Ankara :

Cumhuriyetin 31'inci yıldönümü mü­nasebetiyle hükümetimizin davetlisi olarak Ankara'da bulunan Libya Hü­kümeti Millî Müdafaa Vekili Ekselans Halim Gulal ve refakatindeki heyet şerefine Hariciye Vekilimiz Prof Fuad Köprülü tarafından bugün saat 13'te Hariciye köşkünde bir öğle yemeği verilmiştir.

 

Bu yemekte Millî Müdafaa Vekili Ethem Menderes, İstanbul Mebusu Ali Fuat Cebesoy, İzmir Mebusu Cihat Ba­ban, Riyaseticumhur Kâtibi Umumisi Haydar Görk, Başvekâlet Müsteşarı Ahmet Salim Korur, Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Orgeneral

Nurettin Baransel, Erkânı Harbiyei Umumiye İkinci Reisi Korgeneral Rüştü Erdelhun, Riyaseticumhur Başyaveri Kur­may Albay Refik Tulga, Yarbay Ulaş Yarbay Barlas, Hariciye Vekâleti İkinci Daire Müdür Vekili, Hariciye Vekâleti Hususî Kalem Müdürü, Ha­riciye Vekâleti Protokol Umum Mü­dürü, Libya Sefiri ve sefaret erkânı hazır bulunmuştur.

 

— Ankara :

 

Cumhuriyetimizin 31. nci yıl dönümü. münasebetiyle, hükümetimizin davet­lisi olarak Ankara'da Libya Hükümeti Millî Müdafaa Vekili Ekselans Halim Gullal, memleketimizi ziyareti hak­kındaki intihalarını Anadolu Ajansı muhabirine şöyle ifade etmiştir:

 

Türk hükümetinin  davetlisi olarak, heyete dahil arkadaşlarımla beraber Türkiyenin büyük Cumhuriyet bayra­mını kutlamak üzere Ankaraya gelmiş bulunuyoruz. Kardeş Türkiyeye olan bu ziyaret, ge­rek benim ve gerekse arkadaşlarım için büyük bir şeref vesilesi olmuştur. Türk bayramlarında, Libya bayramla­rında duyduğumuz hisleri aynen duy­maktayız.

 

Bu ziyaretimizde başta Reisicumhuru­nuz Ekselans Celâl Bayar Hazretleri olduğu    halde, devlet ricalinden ve Türk halkından gördüğümüz hüsnü kabul karşısında,  kendimizi memleketimizde ve  vatandaşlarımız arasında, hissettik.

 

Türkiyenin askerî, iktisadî, içtimai,, kültürel ve diğer sahalarda göstermiş, olduğu ilerlemelerden büyük bir ifti­har duyuyoruz. Bunları bizzat görmek, bizim için ayrıca memnuniyeti mucip olmuştur. Türkiyenin kuvvetli olması bizi de kuvvetlendirir. Türk ordusu­nun kuvvet ve azameti karşısında hay­ranlık ve aynı derecede iftihar duy­duk. İki kardeş millet arasındaki karşılıklı bağlılık ve itimada istinat eden bu dostluğun ,eski bir mazisi vardır.

 

Bu dostluk istikbalde de ilelebet de­vam edecektir. Biz hiç bir zaman Lib­ya toprakları için akıtılan Türk kanla­rının kıymetini  unutmadık. Türk İstiklâl Harbinde ve diğer sahalarda Türkiyenin dâvaları için Libyanın gös­terdiği fedâkârlıklar da unutulmaz Tarihi ve kültürel bağlarla birbirine bağlı olan Türk ve Arap milletlerinin daha sıkı surette bağlılıklarım büyük bir arzu ile beklemekteyiz.

 

Başta Reisicumhur Ekselans Celâl Bayar Hazretleri ile devlet ricaline ve Türk milletine bize karşı gösterdikleri alâkadan dolayı teşekkürlerimizi tekrar eder, Allahtan Türkiyenin me­sut ve müreffeh olmasını dilerim.»

 

Libya Millî Müdafaa Vekili Ekslâns. Halim Gullal ve refakatindeki heyet, yarın akşam İstanbul'a gitmek üzere Ankaradan hareket edecek, ve İstan­bul'da üç gün kaldıktan sonra memle­ketimizden ayrılacaktır.

 

Sual — Kıbrıs meselesi üzerinde ne düşünüyorsunuz?

 

Cevap — Ben bir askerim ve Kıbrıs hakkındaki sualiniz beni değil, politi­kacıları ilgilendirir. Kıbrıs, Nato ile ilgili değildir.

Mareşal Montgomery, basın konferansını müteakip Türkiye radyolarının

yabancı memleketlere yapmakta olduğu kısa dalga neşriyatı için kendi se­siyle su beyanatı vermiştir:

 

«Türkiye'ye yaptığım her seyahatten daima memnun kaldım. Türkiye içinde yapmış olduğum seyahatler dolayisiyle bu memleketi gayet iyi ta­nıyorum. Türk sivaset adamları ve kumandanlariyle gayet dostane görüş­melerde bulundum- neticelerinden çok memnunum. Her noktada anlaşma­ya varmış bulunuyoruz.

Yarın Türkiye'den ayrılacağım. Nato ile ilgili olarak bir çok seyahatler yapmam icap etmektedir. Bu seyahatlerin geniş bir saha kaplamakta ol­duğundan Önümüzdeki seneden evvel bir kere daha Türkiyeye gelebilece­ğimi tahmin etmemekteyim. Türkiye'de herşeyin iyi gitmekte olduğunu belirtmek isterim.

Türkiyeye her gelişimde siyaset adamlarına ve kumandanlarına onlara ne gibi bir hizmette bulunabileceğimi sormaktayım ve daima emirlerine amadeyim.»

Maarif Vekilinin beyanatı:

 

9 Ekim 1954

 

— İstanbul:

 

Maarif Vekili Celâl Yardımcı beraberinde Meslekî ve Teknik Öğretim Mü­dürü Tarık Aksal olduğu halde bu sabah trenle şehrimize gelmiştir.

Maarif Müdürlüğünde gazetecilere muhtelif mevzular hakkında izahat veren Vekil, şunları söylemiştir:

 

«Lise olgunluk imtihanlarında tek dersten sınıfta kalmış olan talebeler hakkında vekâletçe yeni bir karar almış bulunuyoruz. Aldığımız bu kara­ra göre, olgunluk imtihanında bir dersten sınıfta kalan talebeler, ileride o dersin imtihanını vermek şartiyle vl bir defaya mahsus olmak üzere üni­versiteye devam edebileceklerdir. Bittabi bu durumda olan talebelerin üni­versiteye kabulü keyfiyeti, üniversite idarelerine ait olduğu için, bu cihetin üniversiteler arası kurulda görüşülmesi, Maarif Vekilliğince İstanbul Ankara ve Teknik Üniversite Rektörlüklerine yazılmış bulunuyor. Üni­versiteler arası kurulan bu ayın 27'sinde Ankara'da toplanacağım ümit ediyorum. Aldığımız karar, bu toplantıda müzakere edilecektir.»

Atatürk Üniversitesinin kuruluşu hususunda tetkiklerde bulunan kan İlim heyetinin dört gün sonra Ankara'ya dönmesini müteakip son gö­rüşmelerin başlıyacağını söyleyen Vekil, konuşmasına devam ederek de­rmiştir ki:

 

«Eskişehir, İstanbul ve İzmir'de açılmasına karar verilen İngilizce tedrisat yapacak okulların bütün hazırlıkları en çok bir buçuk ay sonra sona ere­cektir. Okullar erkek talebelere mahsus ve yatılı olacaktır. Okulların bina; işleri halledilmek üzere bulunduğu gibi, tedrisat başladığı anda da bütün. Öğretim kadrosu tamamlanmış olacak ve her okul 100-200 talebe alacaktır.

 

Bu liselerden başka Ankara'da bir de «Şehir ve köy kalkınması, mimarî fakültesi» kurmağa karar verdik. Fakülte şehir ve köylerde kurulacak r^smî, hususî her çeşit binaların en son modern telâkkilere uygun olarak. yapılması ile diğer köycülük ve şehircilikle ilgili bütün hususlardaki esas­ları, tedris programına alacak bir müessese olacaktır. Bu fakülte hakkın­da tetkiklerde bulunmak üzere iki kişilik bir Amerikalı ilim heyeti bir hafta evvel memleketimize geldi. Bu iki mütehassısın da iştirakiyle teşkil edeceğimiz komisyon, 21 ekimden itibaren çalışmalarına   başlayacaktır.»

 

Sanat okulları, liseler ve orta okullara olan ihtiyaç mevzuunda alınacak tedbirler hakkında da Vekil şunları söylemiştir:

 

«Lise, ortaokul, sanat enstitülerine karsı duyulan ihtiyacı tam mânasiyle karşılamak üzere ciddî surette teşebbüse geçildi. Bu husustaki bütün ted­birler gelecek sene alınmış olacak ve talebeler sıkıntılı durumda bırakılmıyacaktır.»

 

Diğer taraftan aldığımız malûmata göre, olgunluk imtihanında bir dersten kalan talebelerin durumu hakkında Maarif Vekilinin Teknik Üniversite­ye gönderdiği yazı, pazartesi günü müzakere edilecektir.

İşletmeler Vekili Fethi Çelikbaş 'ın beyanatı:

 

9 Ekim 1954

 

— İstanbul:

 

Vekâletlerarası prodüktivite komitesi sanayii sevk ve idare ve geliştirme merkezi ve İstanbul sanayi odasına bağlı prodüktivite komitesi tarafından İstanbul'da tertiplenmiş olan sevk ve idare seminerlerinin kapanışı dolayısiyle yapılan toplantıda İşletmeler Vekili Fethi Çelikbaş, aşağıdaki be­yanatta bulunmuştur:

«Muhterem Amerikalı dostlarımız, değerli arkadaşlarım,

Huzurunuza, konuşmak için gelmemiştim. Tertip heyetinde çalışan ar­kadaşların İsrarı üzerine, ben de hakikaten bu vesile ile düşündüklerimi kısaca belirtmek istiyorum.

 

Seminerler bir ziyafet karakterinde cereyan etti. Hiç şüphesiz İştirak eden­lerin hepsi kendi düşünüş ve telâkkilerine göre bu ziyafetten hisselerini aldı. Şahsen ben bir sanayi erbabı değilim. Fakat espri itibariyle hakika­ten sanayici arkadaşlar kadar dâvalarının davacısı olarak kendi hissemi aldığımı zannediyorum.

Bu seminerlere iştirak ederken bazı arkadaşların yadırgadıkları hususlar belki oldu.Amerikalı sanayicilerle işbirliğindeki istifademiz de elbette ki kendi şartlarımıza göre meseleyi ele alış tarzımıza ve onların hallinde bu­lacağımız tedbirlere bağlı olacaktır.

 

Bilhassa Mister Lawson'un konuşmalarına karşı kendi görüşümü de be­lirtmek isterim. Biz memleketimizde sanayicilerimizi hakikaten fevkalâde çalışkan, azimkar ve sebatlı, binbir müşkilât içerisinde dertlerini hallet­mek tedbirlerinde tereddüde düşmeyen, yılmayan bir avuç kahraman gö­rüyoruz, son üç senede sanayici arkadaşların gerçekleştirdiği eserler, ha­kikaten bütün Türk milletinin iftiharını mucip olacak kadar azametlidir, arkadaşlar.

 

Sınaî meselelerde, tertip heyeti başkanının da ifade ettiği veçhile, hele organizasyon mevzuunda üstünlüklerini isbat eden dostlarımız, Amerika­lıların tecrübelerinden, bilgilerinden elbette ki istifade edeceğiz.

 

İlk günlerden itibaren prodüktivite komitesinin kuruluşundanberi Anka­ra'da çalışan Türk merkezî heyetiyle Amerikan yardım heyeti arasındaki müsmir, feyizli işbirliğini çok yakından takip etmekteyiz.

 

Bu işbirliğinin hakikaten yapıcı unsurları olarak Amerikan yardım heye­ti ile Türk vekâletler arası sınaî sevku idare ve prodüktivite heyetinde ça­lışan arkadaşları, İstanbulda bu işi takip eden arkadaşlarımıza ve bilhas­sa ben şahsen, şahısların da değerine çok inandığım için, bu islerin bizim cebhemizden realize edilmesinde çok büyük gayretlerini yakından müşa­hede ettiğim Başkan İktisat ve Ticaret Vekâleti Sanayi İşleri Umum Mü­dürü Ahmed Cemil Conk'a, Müdür Nizameddin Elgül'e huzurunuzda te­şekkür etmeyi zevkli bir vazife bilirim. Mesaileri hakikaten takdire de­ğer bir mesai olmuştur. İstanbul'a bu gelişimde sanayi erbabımızın beni ümidimin çok fevkinde ve arkadaşların heyecanına heyecan katacak alâ­kalarını görmenin verdiği bir huzur içerisinde ayrıldığım ve emin olunuz ki, bu hava içerisinde İstanbul sanayi erbabı devam ettiği takdirde gayet kısa zamanda İstanbul bugüne kadar haiz olduğu sınaî ehemmiyeti kat kat geride bırakacak muvaffakiyetlere ulaşacaktır.

 

Hepinize teşekkürler ederim. Amerikalı arkadaşların iyi intibalarla mem­leketlerine dönmelerini dilerim. Benim gibi bazı mevzularda muayyen sa­haları tetkik etmek isteyen arkadaşlarımız olursa kendilerinden doküman talep ederek işlerine döndüklerinde bunları da göndermelerini rica edece­ğim. Burada kalan arkadaşlara da bu feyizli işbirliğinin devamım temen­ni ederek sözlerime son veririm, hoşça kalın arkadaşlar.»

 

Başvekilimizin İstanbul radyosuna demeci:

 

 9 Ekim 1954

 

— İstanbul:(Anadolu Ajansının hususî servisi:)

 

Başvekilimiz Adnan Menderes bugün Federal Almanyaya yaptığı resmî ziyaretten avdetinde Yeşilköy hava meydanında seyahat intibalarını soran İstanbul radyosuna şunları söylemiştir:

 

«Almanyaya ayak bastığımız andan itibaren ayrılıncaya kadar Alman hükümetinin, devlet adamlarının ve Alman halkının hakkımızda gösterdiği-hüsnükabul ve çok dostane muameleden dolayı çok müteşekkir olarak memleketimize avdet etmekteyiz.

 

Almanyada memleketimize karşı büyük bir dostluk, itimat ve muhabbet mevcut olduğunu söyleyebilmek bahtiyarlığına nailim. Memleketimize ayak bastığım şu anda bütün vatandaşlarımıza en derin hürmetlerimizi ve sevgilerimizi takdim etmek bizim için en zevkli bir vazife teşkil et­mektedir.»

Başvekilimizin Şansölye Adenauer'e telgrafı:

 

— İstanbul:

 

(Anadolu Ajansındı hususî servisi:)

 

Başvekilimiz Adnan Menderes, uçağımız Alman hudutlarını aşarken fe­deral Şansölye Doktor Adenauer'e şu telsizi çekmiştir:

Federal Almanya Şansölyesi Ekselans Doktor Adenauer

Bonn

Güzel memleketinizin hudutlarını aşarken Federal Almanyanın muhterem-Reisicumhuru ile Ekselansınız ve kıymetli mesai arkadaşlarınızdan ve ay­rıca asil halkınızdan gördüğümüz samimî ve dostane kabulün şükran hâ­tırasını arkadaşlarım ve şahsım adına bir kere daha ifade etmek isterim,-. Bu ziyaretimizin memleketlerimiz arasında her sahadaki işbirliğinin ve-şahsî dostluk bağlarımızın tekviyesine hizmet. etmiş olduğunu itimat ve. sevgilerimle Ekselansınıza arzetmekle bahtiyarım,

Adnan Menderes

 

Trieste meselesinin halli münasebetiyle teati olunan tebrik ve teşekkür telgrafları:

 

15 Ekim 1954

 

— Ankara:

 

Trieste meselesinin halli münasebetiyle Reisicumhurumuz Celâl Bayar ile İtalya Reisicumhuru Luigi Einaudi arasında aşağıdaki tebrik ve 'teşekkür telgrafları teati olunmuştur:

Ekselans Luigi Einaudi İtalya Reisicumhuru

Roma

«Dost ve müttefik İtalya ve Yugoslavya arasında Trieste mevzuunda bir: anlaşmaya varıldığını öğrenmekle bilhassa bahtiyarım. Bu anlaşmanın umumî sulhun ve bir dünya emniyetinin takviyesine zi­yadesiyle hadım olacağına kani bulunduğumu ekselanslarına en hararetli tebriklerimle birlikte ifade etmek isterim.»

Celâl Bayar

İtalya Reisicumhurunun cevabî telgrafı: Ekselans Bayar

Reisicumhur

Ankara

 

Trieste'nin İtalya'ya iadesi vesilesiyle göndermiş olduğunuz nazik tebrik mesajında izhar buyurulan hissiyattan dolayı sahsım ve memleketim adı­na ekselansınıza derin minnettarlığımı arzeder, milletler arasında verim­li bir sulh ve tesanüdün teessüsü hakkındaki temennilerinize en hararetli şekilde iştirak eylerim.

 

Resm. tebliğ:

 

18 Ekim 1954

 

— İstanbul:

 

İrak Başvekili Nuri Said Paşa, Londradan memleketine dönerken gayrı resmî şekilde İstanbul'a gelmiş ve Türkiye hükümetinin misafiri olarak 9 ekimden 19 ekime kadar kalmıştır.

 

Bu ziyaret, başlangıcından sonuna kadar hassaten İstanbul'da kalan Baş­vekil Adnan Menderes, Başvekil Yardımcısı Fatin Rüştü Zorlu ve Hari­ciye Vekili Prof. Fuad Köprülü ile muhterem misafir arasında, ikameti­nin muhtelif zamanlarında fikir müdaveleleri yapılmasına kıymetli bir fırsat teşkil eylemiştir. İrak'ın Ankara Büyükelçisi İbrahim Alusi, Harici­ye Vekâleti Kâtibi Umumisi Nuri Birgi ve Türkiye'nin İrak'a yeni tâyin edilen Büyükelçisi Muzaffer Göksenin'in de iştirak ettikleri bu çok samimi ve dostane görüşmeler iki memleket arasındaki münasebetlere, Ortaşarktaki duruma ve bu durum üzerindeki tesirleri nisbetinde milletlerarası siyasete talîlik etmiştir.

Türk ve İrak milletleri arasındaki kardeşliğin tabii neticesi ve iki mille­tin yüksek menfaatlerinin muktezası bulunan Türk-Irak dostluğunun her sahada faal ve sıkı işbirliği şeklinde tecelli etmesinin yalnız iki memle­ket için değil, bilhassa Ortaşark için de çok hayırlı olacağı hakikati gözönünde tutularak bunu temine matuf hedef birliği tebellür etmiştir.

Bugünkü şartlar muvacehesinde tecezzi kabul etmez bir bütün teşkil eden cihan sulhu ve istikrarının teessüs edebilmesinin ancak, Birleşmiş Millet­ler andlaşmasının ideallerine ve prensiplerine samimiyetle bağlı milletlerin, onları topyekûn tahakkümü altına almak ve mevcudiyetlerini yok et­mek gayesini güdenlere karşı aralarında tanı tesanüt halinde ve gediksiz bir müşterek emniyet cephesi kurmalariyle mümkün olabileceği husu­sunda mutabık kalınmış ve böyle bir müşterek emniyet cephesinin tam müsavat şartları içinde Ortaşarkta da kurulabilmesi için daha fazla geci­kilmeden elbirliği ile çalışmak gerektiği neticesine varılmıştır.

 

Başvekil Adnan Menderes, muhterem misafirine, Türkiye'nin Arap dev­letleri hakkında beslediği halisane sevgi ve itibar hislerini anlatmış ve Türkiye'nin bu devletlerin meşru menfaatlerine aykırı olabilecek bir hat­tı hareket takip eylemesinin bizzat kendi menfaatleri bakımından da ba­his mevzuu olamıyacağı hususunda hükümeti namına her türlü teminat vermeye amade bulunduğunu ifade eylemiştir.

 

Görüşmelerin çok samimî ve yapıcı mahiyetinden dolayı yekdiğerlerine bahtiyarlıklarını ifade eden her iki Başvekil, şahsî temasları devam ettir­mek hususunda her fırsattan azamî istifade etmek kararlarını müştereken ifade eylemişlerdir.

 

Muhterem misafir, Başvekil Adnan Menderes'i İrak'a bir resmî ziyaret yapmaya davet eylemiş ve kendileri bunu memnuniyetle kabul ederek se­ne başında bu ziyareti yapabileceğini ifade eylemiştir.

 

Başvekil Adnan Menderes'in Pakistan Başvekiline gönderdiği telgraf:

 

19 Ekim 1954

 

— İstanbul:

 

Başvekil Adnan Menderes, Türkiye-Pâkistan dostane işbirliği andlaşmasının tatbikatından olarak memleketimize görüşmeler yapmak üzere gelen General Yahya Han riyasetindeki askerî heyeti Dolmabahçe sarayında ka­bul buyurduktan sonra hâin Birleşik Amerikada bulunan Pakistan Baş­vekili Mehmed Ali'ye aşağıdaki telgrafı göndermiştir:

 

Ekselans Mehmed Ali Pakistan Başvekili

 

Washington

 

Ankaradaki işlerini bitirmiş olup memleketine dönmek üzere bulunan General Yahya Han riyasetindeki askerî heyetiniz erkânı ile bugün görüş­tüm. Samimi ve Türkiye-Pâkistan dostluğunun atisine iman ve seçkin sıkandan mürekkep heyet üzerimde derin bir tesir bıraktı. Onların memleketimize gelişinin dostane işbirliği andlaşmamızın teknik tatbikatının başlangıcım teşkil ettiğini düşünerek büyük memnuniyet duydum.

 

Bu hislerimi size ifade etmekten kendimi menedemedim. Çünkü, sizin de onları samimiyetle paylaşacağınızdan eminim. İki kardeş memleketimizin ve sulh dâvasına bağlı bilcümle memleketlerin nef'ine olarak işbirliğimi­zin daima İnkişaf edeceğinden eminim.

 

Kardeş Pakistan'ın refah ve saadeti hususundaki en hararetli temennile­rimle samimi dostluk hislerime itimat buyurmanızı rica ederim.

Adnan Menderes

 

Irak Başvekili Nuri Sait Paşa ile Başvekilimiz Adnan Menderes arasında teati edilen mesajlar:

 

21 Ekim 1954

 

— İstanbul :

 

Hükümetimizin davetlisi olarak İstanbul'da on gün kadar misafir kalmış bulunan Irak Başvekili Ekselans Nuri Sait Paşa ile Başvekilimiz Adnan Menderes arasında aşağıdaki telgraflar teati edilmiştir:

Ekselans Adnan Menderes

Türkiye Başvekili

 

İstanbulda müşerref olduğum ziyaret günlerinde bir cihetten Türk karak­ter ve ruhunda yoğurulmuş misafirperverlik ve lûtufkâr iltifatlarınıza bir cihetten de iki kardeş memleketi çok faydalı ve hayırlı neticelere vardıra­cak yolları ve istikametleri gösteren hakimane düşüncelerinize karşı te­şekkürlerimi bihakkın açıklayacak ibare bulmaktan âcizim.

 

Sizlere ve arkadaşlarınıza kuvvet ve afiyet bağışlamasını Allahtan diler ve hududa kadar bizlere refakat eden Türk uçaklarına samimî teşekkürle­rimi yollarım.

Nuri Essait Başvekilimizin cevabı :

Ekselans Nuri Paşa Essait

Irak Başvekili

 

Göndermek lûtfunda bulunduğunuz mesai, burada hepimizi son derece mütehassis etti.

İstanbul'u teşrifiniz, kalplerimizde silinmez hâtıralar bırakmıştır. Tam bir samimiyet ve karşılıklı itimat havası içinde vukubulan kardeşçe gö­rüşmelerimizin başından sonuna kadar arzettiği yapıcı ve hakırhan vasıf, bunları hem memleketimiz, hem diğer sulhsever memleketler için hayırlı inkişafların takip edeceğinin kuvvetli delilidir. Bu inkişaflarda yüksek şahsınızın tesirinin mühim olacağından şüphe etmiyoruz.

 

Irak'ı ziyaret ederek Türk milletinin kardeş millete sevgi ve itimadını biz­zat isal etmek ve sizlere tekrar kavuşmak fırsatını çok zaman geçmeden bulabileceğimi düşünerek derin bahtiyarlık hissetmekteyim.

En samimî afiyet ve muvaffakiyet temennilerimle hürmetlerimi teyid ederim.

Adnan Menderes

 

Kanal meselesinin halli münasebetiyle Başvekilimizin gönderdiği me­sajlar :

 

— Ankara :

 

İngiltere ile Mısır arasında kanal meselesinin nihai şekilde halledilmesini intaç eden anlaşmanın imzalanması münasebetiyle Başvekilimiz Adnan Menderes'in İngiltere Başvekili Ekselans Winston Churchill ile Mısır Baş­vekili Ekselans Cemâl Abdülnasır'a gönderdiği mesajların metinleri aşa­ğıdadır:

 

«Ekselans Winston Churchill

 

Kanal meselesinin nihai şekilde halledildiğini memnunlukla öğrendim. Temkinli, uzağı gören siyasetinizin mümkün kıldığı bu güzel neticenin Ortaşarkta huzur ve istikrarın teessüsü bakımından büyük tesiri olacağı­na eminim. Bu meselenin böylece tatminkâr şekilde halledilmiş olması Büyük Britanyaya, bilhassa Ortaşarkın emniyeti bakımından biran evvel başarılması lâzım gelen kollektif çalışmada kendisine terettüp eden mü­him vazifeyi gereken sükûnet ve itimat havası içinde, her türlü yanlış tefsirlerden masun olarak daha da iyi yapabilmek imkânını verecektir.

 

Kanal anlaşmasına Türkiyenin emniyetini de derpiş eden hükmün konulmasından dolayı duyduğumuz şükran hislerini bu vesile ile ifade etme­yi zevkli bir vazife telâkki etmekteyim.

Hararetli tebriklerimi arz ve sıhhat ve muvaffakiyet temennilerimle üs­tün saygılarımın kabulünü rica ederim.

Başvekil Adnan Menderes Başvekilimiz Mısır Başvekiline de aşağıdaki mesajı göndermiştir:

 

Ekselans Cemal Abdülnasır,

 

Kanal me?eıps5rnr' nihai sekili h?1!ekmesi münasebetiyle zatıdevletlerine hararetli tebriklerimi arzetmekle bahtîyarım.

Bu güzel kiyaset eseri hiç şüphe yok ki Mısırın dünyadaki itibarını bir kat daha arttıracak ve ona sulhsever devletlerin işbirliğinde müstesna bir mevki temin edecektir. Elde ettiriniz neticenin Ortaşarkta istikrar ve iti­madın kuvvetlenmesi bakımından ehemmiyeti çok büyüktür. Bu suretle yalnız memleketinizin itilâsına değil ayni zamanda yokedilmek tehlikesi karşısında mevcudiyetini koruyabilmek için bu sıkı tesanüde muhtaç olan hakiki sulh ve adalet asıkı milletler camiasına da büyük bir hizmette bu­lunmuş  oluyoruz.  Kanal anlaşmasına Türkiyenin emniyetini de 'derpiş

eden hükmün konulmasından dolayi duyduğumuz teşekkür hislerini bu vesile ile ifade etmeyi zevkli bir vazife telâkki etmekteyim.

Dost Mısırın refah ve saadetini samimiyetle temenni eder, bilvesile şah­sınıza karşı beslediğim yüksek takdir ve itibar hislerimi teyid eylerim.

Başvekil Adnan Menderes

Başvekilimize Almanya ve Mısır Başvekilleri tarafından gönderilen cevabî telgraflar:

 

27 Ekim 1954

 

— Ankara :

Federal Almanya Cumhuriyeti Şansölyesi Dr. Adenauer, Paris anlaşmalarınm imzası münasebetiyle  Başvekilimiz Adnan Menderes tarafından kendisine çekilen tebrik telgrafına şu cevabı göndermiştir: «Ekselans Adnan Menderes

Başvekil

Ankara

Paris anlaşmasının İmzalanması münasebetiyle göndermiş olduğunuz teb­rik için, ekselansınıza candan teşekkür ederim. Federal Cumhuriyetlerin Nato'ya alınması hususunda Türk hükümetinin gösterdiği müzaheret Fe­deral hükümeti minnettar etmiştir. Federal Cumhuriyetin hür dünya müşterek müdafaa sistemine iştirakini, Türk milleti ile Alman milleti arasındaki dostluk bağlarını bundan böyle daha derinleştireceği ve de­vamlı kılacağı için, Federal hükümet büyük bir bahtiyarlık duyacaktır.

Bilvesile ekselansınıza ihtiramatı faikamı takdim ederim.»

Dr. Adenauer

— Ankara :

 

Mısır Başvekili Cemal Abdülnasır, Süveyş'in tahliyesi hakkındaki Mısır - İngiliz anlaşmasının imzası münasebetiyle Başvekilimiz Adnan Mende­res tarafından çekilen tebrik telgrafına aşağıdaki cevabı vermiştir:

«Ekselans Adnan Menderes

Başvekil

Ankara

Anlaşmanın ve tahliyenin imzası münasebetiyle göndermiş olduğunuz nazik mesajdan dolayı ziyadesiyle mütehassis oldum. Bu sadece Mısır ve Büyük Britanya için tarihî bir muvaffakiyet değil, işbirliği ve hürriyet üzerine dayanan adalet ve dünya nizamını arzu eden her millet için de

bir muvaffakiyettir ve ümit ediyorum ki, bütün Yakmşark'ta sulh ve is­tikrara hizmet edecektir.

En yüksek ihtiramatm kabulünü rica ederim.

Cemal Abdülnasır

 

Başvekilimizin Mısır Başvekiline gönderdiği telgraf:

— Ankara :

Mısır Başvekili Ekselans    Cemal Abdüînasır'a teşebbüs    edilen menfur suikast üzerine Başvekilimiz Adnan Menderes şu telgrafı göndermiştir:

Ekselans Cemal Abdülnasır

Ekselansınızın şahsına tevcih edilmiş olan menfur suikasti derin bir te.es-.

sürle haber aldım. Allahm inayetiyle bu caniyâne hareketin neticesiz kal­mış olmasından dolayı çok memnunum.

Başvekilimiz Adnan Menderes tarafından kendisine çekilen tebrik telgrafına şu cevabı göndermiştir: «Ekselans Adnan Menderes

Başvekil

Ankara

Paris anlaşmasının İmzalanması münasebetiyle göndermiş olduğunuz teb­rik için, ekselansınıza candan teşekkür ederim. Federal Cumhuriyetlerin Nato'ya alınması hususunda Türk hükümetinin gösterdiği müzaheret Fe­deral hükümeti minnettar etmiştir. Federal Cumhuriyetin hür dünya müşterek müdafaa sistemine iştirakini, Türk milleti ile Alman milleti arasındaki dostluk bağlarını bundan böyle daha derinleştireceği ve de­vamlı kılacağı için, Federal hükümet büyük bir bahtiyarlık duyacaktır.

Bilvesile ekselansınıza ihtiramatı faikamı takdim ederim.»

Dr. Adenauer

— Ankara :

 

Mısır Başvekili Cemal Abdülnasır, Süveyş'in tahliyesi hakkındaki Mısır - İngiliz anlaşmasının imzası münasebetiyle Başvekilimiz Adnan Mende­res tarafından çekilen tebrik telgrafına aşağıdaki cevabı vermiştir:

«Ekselans Adnan Menderes

Başvekil

Ankara

Anlaşmanın ve tahliyenin imzası münasebetiyle göndermiş olduğunuz nazik mesajdan dolayı ziyadesiyle mütehassis oldum. Bu sadece Mısır ve Büyük Britanya için tarihî bir muvaffakiyet değil, işbirliği ve hürriyet üzerine dayanan adalet ve dünya nizamını arzu eden her millet için de

bir muvaffakiyettir ve ümit ediyorum ki, bütün Yakmşark'ta sulh ve is­tikrara hizmet edecektir.En yüksek ihtiramatm kabulünü rica ederim.

Cemal Abdülnasır

Başvekilimizin Mısır Başvekiline gönderdiği telgraf:

— Ankara :

Mısır Başvekili Ekselans    Cemal Abdüînasır'a teşebbüs    edilen menfur suikast üzerine Başvekilimiz Adnan Menderes şu telgrafı göndermiştir:

Ekselans Cemal Abdülnasır

Ekselansınızın şahsına tevcih edilmiş olan menfur suikasti derin bir te.es-.

sürle haber aldım. Allahm inayetiyle bu caniyâne hareketin neticesiz kal­mış olmasından dolayı çok memnunum.

Size, dost Mısır milletinin emrinde uzun ve mes'ut bir ömür temennimi bütün samimiyetimle arzederim.

Adnan Menderes

Millî Müdafaa Vekilinin mesajı:

— İstanbul :

Millî Müdafaa Vekili Sthem Menderes, Preveze denizaltı gemisinin do­nanmamıza iltihakı münasebetiyle Donanma Kumandanlığına şu mesajı göndermiştir:

Donanma Kumandanlığına,

Barış için daima kuvvetlenmek ve kuvvetli kalmak düsturumuzun taze bir gücü olarak bugün şanlı donanmamıza katılan Preveze denizaltı ge­misini iftihar ve heyecanla salamlarım.

Preveze denizaltı gemisi devamlı gelişme şe başarıları ile milletimizin ve müttefiklerimizin sarsılmaz güvenini kazanmış olan deniz kuvvetlerimi­zi Türk - Amerikan birliğinin kıymetli bir armağmıdır. Buna mazhar olan. deniz kuvvetlerimizi tebrik eder, işbirliğimizin milletlerarası ehemmiye­tini arttıran ve müttefikler arası kuvvetini teyid eden bu yardım vesile­siyle Amerika Birleşik Devletlerine de şükranlarımı sunarım.

Prevezenin adını aldığı büyük deniz zaferimizin uğurlu bir sembolü ve müstakbel zaferlerimizin de müessir bir vasıtası olarak donanmamızla birlikte pâydar olmasını temenni ederim.

Millî Müdafaa Vekili Ethem Menderes

Reisicumhurumuzla Şili Eeisicumhuru arasında teati edilen telgraflar:

 

28 Ekim 1954

 

— Ankara :

Şili Cumhuriyetinin millî bayramı münasebetiyle, Reisicumhurumuz Ce­lâl Bayar'la Şili Reiscumhuru Carîos îbanez Del Campo arasında tebrik ve teşekkür telgrafları teati edilmiştir.

Reisicumhurumuz yeni Şili Büyükelçimizi kabul etti:

— Ankara :

Beisicumhur Celâl Bayar, bugün Çankaya'da yakında vazifesi basma ha­reket edecek olan Şili Büyükelçimiz Cemal Hüsnü Taray'ı kabul etmiş ve öğle yemeğine alıkoymuştur.

Başvekilin seyahati

l/X/954 tarihli (Akşam) dan:

Yarın sabah Başvekil Adnan Mende­res, refakatinde Hariciye Vekili Fu­at Köprülü, dıger resmi şahsiyetler ve .Kalabalık Dir Eksperler Heyeti ile Almanya'ya hareket ediyor.

Bu seyahat alelade bir nezaket ziyare­ti değildir. Bilâkis bu ziyaret tarihe mal oımuş ananevi Türk-Aiman dost­luk ve ışDirııgmın yeni bir tezahürü olarak mütalaa .edilmelidir.

ikinci Dünya Harbinden mağlûp çı­kan Alman Milleti türlü manrumiyet ve ıstıraplara göğüs germiş, iakat lu-sa zaman zarfında içerisinde bulundu­ğu büyük güçlüklerden sıyrılarak hür Avrupa Milletleri Camiasında hak kazandığı şerefli mevKimi temin et­mek yolunda dev adımlarla ilerlemiş­tir.

Türk ve Alman milletleri daima dost yaşamış, birbirini her zaman iyi an­lamıştır. Bu anlayışın bugün de eski­si kadar kuvvetli olduğu munakkak-tır. O kadar ki memleket içinde yap­tığı son seyahat sırasında söylediği oir nutukta Başvekil Adnan Mende­res, Türk - Alman dostluğuna temas eımiş ve hür Almanyaya Avrupa bir­liğinde verilmesi lüzumlu şerefli mev­ki üzerinde durmuştur.

Siyasî görüş birliği yanında Türkler ve Almanlar iktisadî mübadelelerde de daima- karşılıklı bir anlayış göster­mişler, yakın geçmişte, iki memleket arasında mutasavver teyizli işbirliği­nin en parlak misallerini vermişler­dir. Türk piyasalarına ve bu piyasa­ların Hususiyetlerine olan vukufları­nı hiçbir zaman kaybetmiyen Alman­lar, her zaman bizim en iyi alıcıları­mız olmuşlar ve ihtiyacımız olan her türlü istihsal vasıtalalarını bize daima en müsait şartlarla arzetmeniii sırrını bilmişlerdir.

Bugün askerî ve siyasî sahalarda dün­ya ölçüsünde ehemmiyet kazanan, memleketimiz iktisadî sahada de geniş adımlarla ilerlemektedir. Bu bag. döndürücü inkişafın geçici de olsa» bazı iktisadî müşküller doğurduğu, muhakkaktır. Fakat ne yazık ki bu­günün Türkiyesinin ve /rürkiyenin-bugünkü idaresinin statik bir iktisat siyasetine artık tahammülü yoktur. Bugünkü idare, Türk vatandaşının. hakkı olduğu müreffeh hayat sevi­yesinin süratle tahakkuku yolunda. büyük bir dinamizmle çalışmakta ve memleketin döl t köşesine attığı fe­yizli tohumların bir an önce yeşerme­sine gayret etmektedir. Belki birkaç sene sıkıntı çekilecektir. Fakat bir­kaç sene sonra karşılaşacağımız yep­yeni, güler yüzlü ve mâmur vatanı, düşünürsek bu sıkıntılı senelere belki de «mukaddes sıkıntı seneleri» de­mek yerinde olacaktır.

Almanya seyahati, memleketimizin: yaşamakta olduğu bu şartlar çerçeve­si içinde hususî önem taşıyan bir hâ­disedir. Alman borçlarının hemen he­men tamamen ödenmesi yolunda ay­lardan beri bütün imkânlarla çalışıl­mış ve bunda muvaffak olunmuştur. Adnan Menderes Almanyaya borçlut bir Türkiyenin Başvekili olarak de­ğil, doğru sözlü, açık kalbli ve bor­cuna sadık bir dostun mütebessim. mümessili  olarak  gidiyor.

Bu seyahat sırasında Almanya ile ev­velce akdedilmiş bulunan 150 milyon dolarlık teçhizat kredisinin süratle işler bir hale getirileceğine biz mu­hakkak nazariyle 'Çakıyoruz. Bunun, yanında serbest iş âleminin yüzünü gül'dürecek, Türk mallarının kolay-ljkla ve bol miktarda ithalini sağla­yacak bir anlaşma zemininin bulun­ması en büyük ümit ve temennimiz­dir.

Önümüzdeki seneler iğin iki memle­ket arasındaki iktisadî münasebetleri düzenlemeğe matuf olan Bonn mü­zakerelerinin muvaffakiyetle netice­lenmesi her iki tarafın iyi niyet ve geniş bir anlayışla hareket etmeleri­ne bağlıdır. Bu hâdise etrafında son günlerde çıkan yazılar, basında yer bıiljan tefsirler görüşmelerin böyle müsait bir hava içinde cereyan ede­ceğini gösteriyor.

Sayın Başvekilimizle arkadaşlarının hayırlı yolculuk yapmalarını ve başa­rılı neticelerle yurda dönmelerini can­dan diliyoruz.

Başvekilin Almanya seyahati

Yazan: A. N. Karacan

2/10/1954 tarihli (Milliyet) den:

İkinci Dünya Harbinin dört yılını İs­viçre'de geçirdim. Bern Basın Ataşesi idim. Bilhassa 44 te, hemen her gece Cenevre, Bern, Zürih, bütün İsviçre birden zifirî karanlığa boğulurdu. İn­giliz - Amerikan uçakları geçiyordu.Bunlar Alplerin ötesindeki Almanya'­yı bombalamağa gidiyordu. Sabaha doğru ayni tayyarelerin avdet ettiği- % ni, motor seslerinden anlardık. Git­tikleri gibi mi dönerlerdi? Motor ses­leriyle beraber bu düşünce de karan­lıkta kaybolurdu.

İkinci Dünya Harbi denilen faciayı, İsviçre denilen tarassud . kulesinden seyrederken, nihayet 1945 te Alman­ya teslim oldu. Hitler kendini öldüre­rek sahneden çekildi. Ölmeden evvel müttefiklere:

— Birleşelim ve Rusya'nın üzerine çevrilelim! demişti. Fakat, Amerika­lılar bu teklife güldüler ve binerîik tayyare hamleleriyle, Almanya'yı de­lik  deşik .etmekle  cevap   verdiler.

Almanya on sene geçmeden, enkazın altından silkine silkine kalktı. Ke­fem yırttı, belki eskisinden daha genç, daha diri bir millet olarak meydana çıktı.Yaralarını  ,'saran,  fabrikalarına kuran, çalışma hızını alan, eskisi ka­dar belki daha fazla - yaratan Al­manya'nın bugün en büyük dâvası. müstakil, silâhlı, hâkim bir Alman, devleti kurmak, Avrupanm sulh ve is­tikrar nizamında âmil olmaktır.

Harb olmasa bile, başka âfetlerin yık­tığı Türkiye, tıpkı Almanya gibi, bü­yük bir kalkınma hemlesi içinde, ye­ni baştan inşa vaziyetinde dir. Alman­ya Türkiye'ye, Türkiye Almanyaya elzemdir. Almanya Türkiyeyi, artık; yalnız alış veriş edilen bir devlet o-iarak değil, haklı taleplerinde, kendi­linden kuvvet alınabilecek, bugünkü dünya politikasının âyarlamşmda sö­zü geçen dost bir miilet olarak mü­talâa etmek yoluna girmiştir. Öyle ol­masa, Başvekil, bu seyahati, bu derece ehemmiyetli bir heyetle yapar mıy­dı? Almanyanm, Türk - Alman müna­sebetlerini böyle mütalâa ettiği, ba­zı kısa görüşlü Alman ticaret ve sa­nayi adamlarının sandıkları gibi Tür­kiye'yi yalnız bir müşteri gibi değil,, bir müttefik, bir yardımcı gibi görme­ğe başlaması yapılacak müzakereler için çok müsait bir iklim yaratmakta­dır.

Bu yeni zihniyet, bu sabah Almanya'­ya doğru yola çıkacak olan Türkeye'-nin en salahiyetli devlet adamiyle ya­pılacak görüşmelerin iyi ve devamlı,, her iki taraf için hayırlı neticeler ve­rebilmesi için, başlıca teminattır.

Almanya ve Türkiye

Yazan: Doğan Nadi

2/10/1954  tarihli  (Cumhuriyet) den:

Başvekil Adnan Menderes ve Harici­ye Vekili Fuad Köprülü, Batı Alman­ya devlet adamlariyle her sahada te­maslarda bulunmak üzere seyahatin ilk merhalesi olan Münih'e müteveccih hen yola çıkıyor. Kendilerine refakat-ierindeki zevata ve kafileye katılan meslekd a şiarımıza iyi yolculuklar di­leriz.

Türk - Alman münesebetlerinin Dün-ya tarihinde iki asra yakın bir mazisi vardır. Hemen söyliyelim ki, hâdise­lerin yarattığı zaruretler altında za­man zaman gölgelenmiş olması bir taraf, bu münasebetler daima dosta­ne devam etmiştir. Bilhassa Birinci Dünya Harbindeki silâh arkadaşlığı­mız bu resmî dostluğu her iki mil­letin kalbine sindirdi.

O harbin, tahammül olunmaz derece­de şartlar ihtiva eden muahede leden ilk olarak kurtulan Türkiye, sonraları, Almanyamn kurtuluş ham-lele~;ni adım adım ve candan alkışlı­ya takip etti. Onları ne kadar iç­ten bsnimsiy.erek takib ettikse, Avrupa medeniyetinin en ileri bir ternsi olan, Alman milletinin istilâcı biktatorya rejimine sürüklenmesi­ni  o kadar üzüntü ile karşıladık.

Tarih sahifelerinde felâketle bitmiş bir.bir numunesi olan bu istilâcı rejim de, gitgide azıtarak, nihayet mu­kadder akıbetine çarptı. O zaman sem­bolik olarak, ve hiç şüphesiz isteme­ye :setmeye. bizim de harb iîân etti­ğimiz Almanyamn, Türk milleti, şim­di Meniden birleşmesini, kuvvetlen­memi ve medenî camianın içinde "kendine hâs mevkiini almasını temen ediyor.

Geç?n Mart ayında memleketimizi zi­yaret etmiş ve pek iyi intibalar bı­rakmış olan Şansölye Dr. Konrad A-cenauer, bu zamanın «büyük" vasfı­na lâyık müstesna devlet adamların­dan biridir, Harb faciasından ne ya­pacağını şaşırmış bir halde çıkan Al­man milletini tutmayı, yeisten ve ü-midsizlikten kurtarmayı bilmiştir. Medenî, çalışkan, disiplinli Alman milleti de, akıllara hayret v.&ren bir gayretle, baştan aşağı harabeye dö­nen memleketi bu