|
OLAYLARIN TAKVİMİ
1 Aralık 1956
İstanbul :
Eyüp göçmen sitesinde 280 bin lira sarfiyle vücude getirilen ve dün merasimle açılan 10 dershaneli Anavatan ilk okulunda bu sabahtan itibaren derslere başlanmıştır.
Ankara :
Münhal bulunan Maliye Vekilliğine Eskişehir mebusu Hasan Polatkan tâyin olunmuş, bu tâyin yüksek tasdika iktiran etmiştir.
Erzurum :
Subaylara tahsis edilmek üzere Millî Müdafaa Vekâletinin 1956 yılı bütçesinden ayrılan ödenekle inşa ettirilmekte bulunan 56 apartıman dairesi tamamlanmış ve yapılan bir merasimle ihtiyaç sahibi subaylara verilmiştir.
Bu merasimde bir konuşma yapan 3 üncü Ordu Müfettişi Orgeneral Necati Tacan, daha sonra Millî Müdafaa Vekâleti Vekili Şenıî Ergin'in bu münasebetle göndermiş olduğu mesajı o-kumuştur.
Mesajda ezcümle şöyledir:
«Bu açılış töreninde şahsen ben de bulunmak İsterdim. Fakat fazla işlerim bu fırsatı vermemiştir. Bütün bir vatan sathının her köşesinde feragatle çalışan silâhlı kuvvetler mensuplarımızın her birine böyle müte-vazi birer yuva yapabilmek ba? fikrimizdir.
Yakm bir gelecekte tahakkuk safhasına intikal hazırlıkları tamamlanmış olan bu düşüncemizin ilk müjdecisi o-lan Erzurum subay evlerinin sakinleri için engin yuva saadetlerini sonsuzla ştırmasını temenni ettiğimin sizin dilinizle ilgililere ulaştırılmasını rica ederim.
Bu hususta her türlü emeği geçenlere teşekkür eder, başta zatı âliniz olmak üzere doğu bekçilerimizin göalerinden Öperim.»
Bu mesajın okunmasını müteakip yeni inşa edilmiş apartmanlar davetliler
tarafından gezilmiş ve evler sahiplerine teslim edilmiştir.
Ankara :
İş ve İşçi Bulma Kurumunun son danışma toplantısında ileri sürülen temenniler arasında bulunan yurtta bir «teknoloji merkezi kurulması için yapılan teşebbüsler fiili sahaya intikal etmiş ve müteşebbis heyet ilk toplantısını yapmıştır.
İş ve İşçi Bulma Kurumu Umum Müdürlüğünde, Maarif Vekâleti, Ziraat Fakültesi, Hariciye Vekâleti, Sümerbank Umum Müdürlüğü, iktisat ve Ticaret Vekâleti, Halk Bankası, Ankara Ticaret ve Sanayi Odası ve İş ve İşçi Bulma Kurumu temsilcilerinin iştirakiyle yapılan toplantıda yabancı memleketlerde teknoloji merkezlerinin kurulmaslyle .elde edilen müs-bet sonuçlar Üzerinde durulmuş ve bu teşekküllerin memleketimiz için sağ-Iiyacağı büyük faydalar gözden geçirilmiştir. Söz alan muhtelif temsilciler, büyük bir iktisadi kalkınma i-cinde bulunan memleketimizde teknoloji merkezlerinin süratle kurulmasındaki lüzum ve zarureti belirtmişlerdir. Müteşebbis heyet müteakiben ilk teknoloji merkezinin nerede, nasıl kurulması gerektiğini ve mali kaynaklarının nerelerden temin edileceğini araştırmak üzere bir komite teşkil ederek toplantısına son vermiştir. Komite önümüzdeki hafta içerisinde çalışmalarına başhyacaktır. Bu çalışmalar sonunda tesüit edilecek esaslara göre, ilk teknoloji merkezinin süratle kurulması yoluna gidilecektir.
İş ve İşçi Bulma Kurumunun teşebbüsü ile kurulacak olan bu teknoloji merkezi, bölgede mevcut üniversite, yüksek okul, ziraat, ticaret ve sanat okulları ile işbirliği yapılarak:
Müteşebbise konu ve yer seçiminde, işletmenin kuruluş ve yürütülüşünde,
Sermaye sahibine sermayesini endüstriye yatırmasında,
Müstahsile ucuz, bol ve standartilk madde temininde,
d) işçiye iş seçiminden bilgi ile meleke edinmede,
el Devlet mensuplarına da teşebbüse yardım etmelerinde,
Yol göstermek, karşılaşılan çeşitli güçlükleri çözmelerine yardım etmek, mahalli ilk ve yan maddelerin ve insan gücünün değerlendirilmesini sağ-lıyacaK pratik araştırmalarda bulunmak, el ve ev sanatlarını ihya etmek suretiyle memleketteki âtıl iş gücünü harekete getirip kıymetlendirmek ve fcinnetice halkın refah ve servetini artırmak, döviz getirecek kaynaklarımızı inkişaf ettirmek imkânlarını temin etmiş olacaktır.
İstanbul :
Bir haftadanberi devam eden FIorence Nİghtingale tesisi idare heyeti ve mali komitesinin çalışmaları bu akşam sona ermiştir.
İdarî ve malî komite bir hafta zarfında tesisin meydana gelmesi için gerek memleket içindeKi mali müessese ve şahıslardan gerekse butun dünyada Florence Niglıtingale adına sempati duyanlardan yardım toplama mevzuunu görüşmüştür.
Bu arada dünyadaki bütün hemşirelerden birer dolar ile bu tesisi katılmaları ve bu tesise yardım edecek dünya çapındaki müesseselerle teşriki mesaide bulunulmasına karar verilmiştir.
Amerika adına Columbia Üniversitesi hemşirelik kısmı müdürü ve sağlık meclisi âzasından bayan Louise Mc. Manus bir haftadanberi devam eden toplantılara iştirak etmiş ve Amerikanın bu tesise yardıma hazır olduğunu ifade etmiştir.
Bu tesisin meydana gelmesi için Türkiye Kızılayi yarım milyon lira ile ilk adımı atmıştır.
Diğer taraftan Florence Nightingale tesisi başkanı ve Kızılay Genel Başkan Vekili Afyon mebusu Riza Çereel bu akşam saat 18,30 da Hilton otelinde bu mevzu ile ilgili olarak bir kokteyl parti vermiştir. Bu tesisin meydana gelmesiyle memleketimiz bir yüksek hemşire kolleji ve 100 yataklı modern bir hastaha-ne kazanmış olacaktır.
2 Aralık 1956
Ankara :
Ankaradaki Şark Ajansının 30 Kasım tarihli bazı Türk gazetelerinde çıkan Beyrut menşeli bir haberinde Titrki-yenin Beyrut büyük elçisinin ekselans Lübnan Reisicumhuru ile ahiren vaki bir mülakatına atfen Mısır ve Suriye-nin Lübnana baskı yaptıkları, Suriye ordusunun Lübnan hududunda tahşit edildiği ve vukuu muhtemel bir tecavüz halinde, Lübnamn Türkiyenin yardımını talep ettiği bildirilmiştir.
Hariciye Vekâleti bu haberin asıl ve esastan âri olduğunu beyan eder.
3 Aralık 1956
Erdek :
Uzun yıllardanberi kimsesiz çocukları maarif nuruna kavuşturmuş ve memlekete birçok faydalı evlâtlar yetiştirmiş ve bir çok hayırlı hizmetlerde bulunmuş, kazamız tanınmış şahsiyetlerinden Sıtkı Ulusu, sahibi bulunduğu 300 bin lira kıymetin d ek i üç katlı yeni belon binasını sağlık merkezi olarak kullanılmak üzere devlet hazinesine teberru etmiştir. Ayrıca 150 bin lira değerinde 1000 zeytin ağacını da bu sağlık merkezinin bir kısım masraflarını karşılamak ve ileride bu zeytinliklerin geliri ile Erdekte bir sanatoryum tesis edilmek Ü2ere hazineye vakfetmiştir.
Neyyire Sıtkı ismini taşıyacak olan bu sağlık merkezi pek yakında halkm hizmetine açılacaktır.
Hayırperverliği ile temayüz eden Sıtkı Ulusu'nun bu bağışı Erdekte büyük bir sevinç ve şükranla karşılanmıştır.
Ankara :
Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te Reis Vekillerinden Fikri Apaydın'm riyasetinde toplandı.
Celse açıldığı zaman, Maliye Vekilliğine Eskişehir mebusu Hasan Polat-kan'm tâyin edildiğine dair Riyaseti cumhur tezkeresi okundu.
Bundan sonra ruznamedeki maddelerin müzakeresine geçildi, Kocaeli mebusu Ekrem Aliean'm 1955 yılında Karabük mamulü sanayi demirlerinin vilâyetlerde ihtiyaç sahiplerine tevzi-inde tatbik olunan esasların ne olduğuna dair aual takririnin bugüne kadar neden cevaplandırılmadığına dair Kocaeli mebusu Ekrem Alican tarafından verilen şifahi sual takririni İşletmeler "Vekili Sanıet Ağaoglu cevaplandırarak, mezkûr sual iein tetkiklerde bulunduğunu bildirdi ve bir haftaya kadar eevap verileceğini bildirdi. Samet Ağaoğlu bundan sonra Diyarbakır mebusu Mustafa Ekincinin, Diyarbakır vilâyetine tahsis edilen kömür miktarına dair soruyu da cevaplandırdı.
Vekil bu cevabında, Diyarbakır vilâyetine 1953-54-55-56 yıllarında tahsis edilmiş olan teshin koku, taş kömürü ve linyitin miktarlarını bildirdi ve 1956 yılı tahsislerinden şimdiye kadar siparişi alınmış ve teslimatı yapılmış miktarlar üzerinde malûmat verdi, ve bu araöa, linyit siparişlerinin tamamen, kok kömürü siparişinin yüzde 70 den fazlasının, taş kömürünün de aşağı yukarı yarışma yakın kısmının verildiğini, diğer siparişler vaki oldukça bunların da süratle ödeneceğini bildirdi.
Büyük Millet Meclisinin bugünkü toplantısında. Halk Bankasının sermayesinin arttırılması ve bu sermayeye maliyenin iştirakini sağlıyan kanun teklifinin müzakeresine devam edildi, geçen celsede kanun teklifinin heyeti umumiyesi üzerindeki müzakereler tamamlanmıştı. Bugünkü müzakereler neticesinde bankanın sermayesinin yüz elli milyon liraya çıkarılabilmesi ve Maliye Vekâletinin de senede on milyon lirayı geçmemek üzere beş sene zarfında elli milyon lira ile ser-, mayeye ortak olması kabul olundu.
1956 malî yılı muvazenel umumiye kanununa bağlı bazı cetvellerde değişiklik yapılmasını ve böylece bir münakaleyi derpiş eden kanun lâyihasının müzakeresi sırasında söz alan Kars mebusu Sırrı Atalay (C.H.P.), yabancı misafirlerin ağırlanması mevzuunda bütçede aktarmayı tazammun eden bu lâyihanın aleyhinde konuştular ve aktarmanın aleyhinde bulundular, Ekrem Alican bu arada, mevzuubahis ödeneğin hâlen harcanmış olup olmadığını sordu. Bütçe encümeni sözcüsü Sebati Ataman, bu neviden aktarmaların zaruri olduğunu belirtti ve ödeneğin bundan evvel sarf edilmiş bulunduğunu bildirdi. Ekseriyet bulunmadığı için lâyiha açık oya konulamadı.
Ankara :
Türk - Alman kültür derneği tarafından tertip edilen Alman afiş sergisi, bugün saat 18,00 de Dil ve Tarih -Coğrafya Fakültesinde merasimle acılra ıştır.
Merasimde, mebuslar, Maarif Vekâleti Müsteşarı, profesörler. Alman büyük elcisi ve elçilik erkânı, Türk Alman Kültür Derneği azaları ile güzide bir davetli kitlesi hazır bulunmuştur.
Dernek Başkanı Prof. Hikmet Nelbez, Türk Alman kültür çalışmaları hakkında bir konuşma yapmış ve müteakiben Dr. Til tarafından, teşhir edilen eserler hakkında izahat verilmiştir.
Sergide, iktisadi, halk eğitimi, turizm, sanat, müzik ve karnaval mevzuunda muhtelif eserler teşhir edilmiştir.
4 Aralık 1956
İstanbul :
Orta Doğu hâdiseleri dolayısiyle hükümetimizce geri çağırılan İsrail elçimiz Şefkati İstinyeli bugün saat 10 da Tel Avlvden uçakla İstanbııla gelmiştir.
5 Aralık 1956
Ermenek (Konya) :
Kazamız ziraat teknisiyenleri tarafından Konuklar Çiftliğinden 1412 elma ve armut fidanı dikilmek suretiyle 56 dekarlık numune bir meyve fidanlığı kurulmuştur.
Ayrıca Konya Ziraat Müdürlüğü tarafından da bu fidanlığa 1000 adet çeşitli meyva fidanı gönderilmiştir.
Ankara :
2277 göçmenin Türk vatandaşlığına alınmaları hakkındaki üç. kararname bugünkü resmî gazete ile yayınlanmıştır.
Ankara :
Orman Umum Müdürlüğü memleketimizin kereste ve odun ihtiyacını mevcut ormanlarımızın takati nisbetinde gidermek gayesiyle yaptığı çalışmalara hızla devam etmektedir:
Yurdumuz ormanlarından 1956 yılında istihsal edilmesi amenajman plânlarına göre kararlaştırılan 1.134.778 metre küp muhtelif cins tomruk, 87.723 metre küp maden direği, 80.300 metre küp selluloz odunu ve 43.412.924 kental ton yakacak odununun istihsali ve depolara peyderpey nakledilerek piyasaya arzedilmiş bulunmaktadır.
Yapılan bu çalışmalarla beraber orman içinde ve yakınında bulunan köylü vatandaşlarımızın odun, kömür ve kereste ihtiyaçlarının giderilmesi de sağlanmış ve 243.473 metre küp tomruk üe 36.723.115 kental odun tevzi edilmiştir.
Ormanlarımızdan istihsal edilen emval için çahşan köylü vatandaşlarımıza istihsal bedeli olarak 5.138.085 lira ve nakliye bedeli olarak 38.209.501 lira, orman bakım masrafları olarak n.295'006 lira ve imalât masrafları 1.941.187 lira olmak üzere 1955 yılında cem'an yekûn 62.582.779 lira köylü vatandaşlarımıza ödenmiştir.
1956 yılında da devlet orman işletmeleri köylüye iş sağlamak suretiyle onların refahı hususunda her sene artan bir gayretle faydalı olmağa çalışılmaktadır.
6 Aralık 1956
Ankara :
Bu akşam radyo gazetesi, Suriye hâdiselerinden bahsederken şunları söylemiştir:
haftalar zarfında, Suriyede cereyan eden hâdiseler ve Türkiye - Suriye münasebetleri hakkında zihinleri karıştırmak ve hakikatleri gizlemek maksadiyle bir sürü haberler yayılmaktadır. Bu itibarla, durumun hakikî mahiyetini belirtmek üzere aşağıdaki tavzihin yapılmasına lüzum görülmüştür:
Bilindiği üzere, Sovyet Rusyanın Suriyeye bol bol askerî malzeme gönderdiği yolundaki haberler bidayette bizzat Suriye matbuatı ve yüksek Suriye ricali tarafından ilân edilmiştir.
Gerek Sovyet Rusyadan Suriyeye silâh geldiğinin sabit olması, gerek bu vakıayı t e hd idam iz bir şekilde Suriye propagandasının kasten îşae etmesi, gerekse Suriyede her memleketin dahilî işlerini dilediği şekilde tanzim etmesi prensipinin çerçevesini çok a-şan milletlerarası sahada endişe yaratacak mahiyette bir çok hâdiselerin vuku bulması karşısında, 17 kasım tarihinde, Hariciye Vekâletimiz Ankaradaki Suriye sefirinden dostane bir şekilde istizahta bulunmuştur.
Buna şimdiye kadar herhangi bir cevap alınmadığı gibi, Suriyen in yetkili mercilerinin, muhtemelen dünyada meydana gelen tepkiyi nazarı itibara alarak, evvelce kendilerinin işae ettikleri Rus yardımına dair haberlerin, yalan olduğunu veya izam edildiğini ifade eylemeye başladıkları. müşahede olunmuştur.
Bu arada Suriye Hariciye Nezaretinin, birçok devletlerin elçileri meyanmda şam elçimize de tevdi ettiği 28 kasım tarihli bir muhtırada ezcümle, «İsrail ile Bağdat Paktı devletlerinden giriştikleri, Türk, İngiliz, Fransız ve İsrail uçaklarının her gün Suriye toprakları üzerinden uçtukları, Türkiye, İrak ve İsrailin Suriyeden bir takım arazi taleplerinde bulundukları, bütün bu devletlerin her türlü basın ve radyo yayınları vasıtasiyle Suriye a-leyhinde garazkâr neşriyat yapıp şayialar çıkarttıkları ve Suriyede silâhlı kargaşalıklar çıkartmağa teşebbüs ettikleri» iddia olunmuştur.
Aradan bir hafta dahi geçmeden bu defa Suriye hükümeti, 1 aralık tarihli bir muhtıra ile Türkiye, İsrail, İngiltere ve Fransayi, Suriyeye karşı tecavüz emelleri beslemek iddiasiyle Birleşmiş Milletlere şikâyet etmiştir. Bu şikâyetin, ondan on gün Önce İngiltere ve Fransamn Suriye hudutlarında tahşidat yaptıkları iddiasiyle vaki diğer bir Suriye şikâyeti gibi ne derece haksız ve mesnetsiz olduğu ortadadır.
Bu iftira faaliyeti her gün hatıra gel-miyecek yalan haberler icadı suretiyle hararetle devam etmekte ve Bağdat Paktının diğer azalarına da teşmil olunmaktadır.
Bu faaliyetlerin kimlerin tesir ve direktifi altında yapıldığı malûmdur. Bu bakımdan, aynı iddia ve isnatların Moskova ve Kahire radyolarından sistemli bîr şekilde bol bol nesredildiği ni hatırlamak kâfidir.»
Ankara :
Melbourne'de yapılmakta olan 1956 o-limpiyat oyunları münasebetiyle P.T. T. Umum Müdürlüğünce iki puldan i-baret bir seri uçak hatıra pulu bastırılmıştır.
500.000 seri halinde ve ikişer renkli basılmış olan bu pulların 65 kuruş değerinde olan greko - romen güreşini, 40 kuruş değerinde olam da serbest güreşi temsil eden resimler taşımaktadırlar.
Bu pullar 8 Aralık 1956 günü satışa konulacak 31 aralık 1957 akşamı tedavülden kaldırılacaktır.
7 Aralık 1956
Ankara :
Halk Bankası sermayesinin 150 milyon liraya iblâğı hakkındaki kanunun Büyük Millet Meclisince kabulü münasebetiyle Reisicumhur Celal Bayara a-şağıdaki telgraflar gönderilmiştir:
Sayın Celâl Bayar Reisicumhur Ankara
Halk Bankası sermayesinin 150 milyon liraya iblâğını memleket esnaf ve sanatkârlarına karşı eksilmeyen alâkanızın ve esirgenmiyen şefkat ve himayenizin mesut bir neticesi olarak kabul etmekteyiz. Bu çok cömert ve alicenap hareket, bizleri sevince gark etmekle kalmayıp memleket ve millet hizmetindeki tükenmez gayret ve azminizin ele menoai olmakta devam edecektir. Yüksek itimat ve teveccühlerinize lâyık olmağa çalışırken şükranlarımızın kabulünü rica eder, bağlılık ve saygılarım 12la mübarek elinizi öperiz.
İsparta Esnaf ve Sanatkârı adına
Esnaf Kefalet Kooperatifi Murahhas âzası İzzet Bilgili
Sayın Celâl Bayar
Reisicumhur Ankara
Esnaf ve sanatkârlarımızın kalkınması için Mecliste kanunlaşan Hallî Bankası sermayesinin yükselmesine minnet ve şükranlarımızı arzeder, ellerinizden öperiz.
Bergama Esnaf Kefalet Kooperatifi
Ankara :
Süne ile mücadele mevzuunda çeşitli meseleleri görüşmek ve bilgi mübadelesinde bulunmak maksadîyle Birleşmiş Milletler gıda ve tarım teşkilâtı tarafından tertiplenen ve 5 Ara-lıktanberi devam eedn toplantı bugün nihayete ermiştir.
Bu toplantılar esnasında evvelâ süne "ile mücadele hususunda muhtelifmemleketlerde tatbik edilen usuller gözden geçirilmiş bundan başka, sünenin zarar verdiği sahalar ve «mücadele için biyolojik ve ekolojik şartların tetkiki* mevzuunda fikirler ileri sürülmüştür. Bilhassa bu mevzuda dünyaca tanınmış Fransız ilim adamı Prof. Balackwsky'nin verdiği izahat a. 1 akayla karşılanmıştır.
Süne İle mücadele mevzuunda milletlerarası bir çalışma ve FAO yardımının lüzumu bütün delegelerce belirtilmiştir. Ayrıca, FAO umumî heyetine sunulacak tavsiyeler arasında, süne ile ilgili ekolojik şartları tetkiki mevzuunda Türkiye de milletlerarası bir bölge çalışma merkezi kurulması hakkındaki Türk delegasyonunun teklifi muvafık görülerek bu hususta prensip kararma varılmıştır.
Gelecek toplantının 1S58 senesinde Tahranda yapılması kararlaştırılmıştır.
İstanbul :
Teessürle haber aldığımıza göre tanınmış edip, romancı ve piyes muhar-rri Reşat Nuri Güntekin, bu sabah saat 9 da Londrada yatmakta olduğu hastahanede vefat etmiştir.
Reşat Nuri Güntekin, tedavi edilmek üzere birkaç gün evvel Londraya gitmişti.
Ankara :
Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te Reis Vekillerinden Fikri Apaydının riyasetinde toplandı. Celse açıldığı zaman usul hakkında söz alan Kırşehir mebusu Aîımet Bilgin (C.M.P.) bundan bir müddet önce vermiş olduğu bir şifahî sualin vekil tarafından hâlâ cevaplandırılmadığını ifade etti. Reis mezkûr şifahî sualin haftaya ruznameye gireceğini bildirdi. Kocaeli mebusu Turan Güneş de bir kanım teklifinin encümenlerde görüşülmediğinden bahsetti.
Büyük Millet Meclisinin bugünkü toplantısında şifahî sualler de cevaplandırıldı. Bu meyanda Kars mebusu Sırrı Atalay'm 1950 ve 1956 yıllarındaki ilk okul ve talebe sayısı ile ilk öğretmen okulu adedine dair suali cevaplandıran Maarif Vekili Prof. Ahmet Ö-ael bu hususta rakamlara dayanan, malûmat vererek dedi ki:
«Resmî istatistiklere göre, 1950 yılında devralman okul sayısı 16.986 dır.
Bunlardan 4.467 si bağımsız eğitmenli okul, 8'i de öğretmen okullarına bağlı tatbikat okulları ile Galatasaray Lisesi ilk kısmıdır.
Tatbikat okulları ve Galatasaray ilk kısmı ile bağımsız eğitmenli okullar bu yekûndan çıkarılırsa ilk okul sayısının 12.511 olduğu görülür.
Talebe mevcudu ise;
Resmî istatistiklerde 1.577.002 olarak tesbit edilmiş bulunmaktadır. Bu mevcuttan, 115.169 bağımsız eğitmenli oüul ve 875 tatbikat okulları öğrenci sayısı çıkarıldığında 1950 yılındaki öğrenci sayısının 1.460.95S den ibaret olduğu anlaşılır.
Eğitmenler az çok okuma yazma bilen ve çoğu ilk tahsil dahi yapmamış vatandaşlar arasından seçilerek 6 aylık bir kurs devresi geçirdikten sonra meslekte muvakkat vazife almış kimselerdir.
Bu okullar kuruluşları itibariyle 5 sınıflı ilk tahsil mecburiyetinin tahakkukuna imkân vermediğinden ve natamam bir ilk tahsilin hiçbir zaman mecburî öğrenim sağlıyamıyacağm-dan eğitmenli okullarla bu okullardaki öğrenci samları tam teşkilâtlı okul sayıları arasında gösterilmemiştir.
İkinci suale gelince, her ne kadar 1950 de devredilen okul sayısı soruda 11.153 olarak ifade edilmiş ise de, yukarda bahsedildiği gibi ve resmî istatistiklere göre ilkokul sayısı, bağımsız eğitmenli okullar da dahil olduğu halde 16.986 dır.
Fakat bu tarihe kadar 4274 sayılı kanuna göre ve mükellefiyet namı altında lıalkı tazyik ederek yaptırılmış o-lan bu okullar teknik esastan âri ve kontrolsuz olarak yapılmış bulunduklarından pek çoğu uzun ömürlü olmaktan uzak, kullamlmiyacak bir durumda, harap vaziyette devralınmıştır.
Ezcümle 1950 de devralman bu okullardan;
537 si tamamen yıkılmış veya tehlikeli bir durumda olduğundan tahliye edilmiş,
93 i vaktinde ikmal edilip istifadeye arzedilmediğinden tamamen harap olmuş,
18 i büyük ölçüde tamire muhtaç, di 303 ü toprak damlı olup çatı yapılmadığı takdirde harap olmaya mahkûm, 1759 u esaslı inşaatı noksan kalmış, 1256 sı ise hijyen ve depo kısımları yapılmamış bir durumda bulunmuş ve Dunların yapım ve onarım ve ikmalleri için 70.645.000 liraya ihtiyaç olduğu tesbit edilmiştir.
1950 yılından bu yana 3048'i okulsuz köye, 74O'ı yıkılan ve harap olan yerine yeniden olmak üzere ceman 3.788 okul İnşa edilmiş, 1580 okulun ikmali inşaatı yapılmış ve 1966 okul da onarılarak işe yarar bir hale getirilmiştir. _
Şu hale göre, köylerde yeniden ve harap olanların yerine inşa edilen 3788 okulla birlikte bu müddet zarfında şehirlerde yapılan 393 yeni okul da bu yekûna dahil edilirken 4181 okul yapılmıştır.
Yukarda açıklandığı gibi kuruluşlarındaki kifayetsizlik dolayısiyle 2.705 eğitmenli okul da öğretmenli okula k alt) edilmiş tir.
Şu hesaba göre, 1950 yılından bu tarafa yeniden yapılan ve eğitmenliden öğretmenliye çevrilen okul sayısının 6611 olmayıp bundan da fazla olarak 6.886 olduğunu belirtmek isterim.
Kaldı ki, bu yılın inşaat neticesi alınmadığından bu yekûnun daha da artacağı aşikârdır.»
Maarif Vekili müteakiben sözlü sorunun diğer suallerini de cevaplandırdı.
Tekrar kürsüye gelen soru sahibi Sırrı Atalay, bu cevaptan tatmin olunmadığını bildirdi ve Vekilin resmî istatistik rakamları dışında konuştuğunu ileri sürdü. Yeniden söz alan. Maarif Vekili, bundan önceki beyanatında hakikati söylemiş olduğunu belirtti ve ilkokul inşasının bir program dahilin-de ele alınmış olduğunu sözlerime i-lâve etti. Keza eğitmenlerin kursları baklanda da malûmat verdi.
Kırşehir mebusu Ahmet Bilginin «toplantılar ve gösteri yürüyüşleri hakkındaki kanunun tatbikatı dolayısiyle vâki şikâyetler üzerine ne gibi muamele yapıldığı?» sualini Adliye Vekili ve Dahiliye Vekâleti Vekili Porf. Hüseyin Avni Göktürk cevaplandırdı. Vekil, bu cevabında, 6761 sayılı toplantılar ve gösteri yürüyüşleri kanununun tatbikatında mebusların her ne şekilde olursa olsun takibata mâruz bırakılmadıklarını, bundan evvelki sözlü sorular münasebetiyle de arz ve izah etmiş olduğunu söyledi ve muhalefet mebuslarmca mütemadiyen bu neviden şifahî sualler sorulmasın-daki kasti mahsusu belirtti. Bu arada oturduğu yerden hatibe karsı sözle tecavüzde bulunan Tokat mebusu Hasan Kangal'ın IHür. P.) bir celse için Meclisten çıkarılması kararlaştırıldı. Soru sahibi Ahmet Bilgin ise kendilerinin ve diğer muhalif mebusların seyahatleri sırasında zabıta tarafından takip edildiğini ileri sürdü.
Bundan sonra Kırşehir mebusu Ta-hir Taşer'in, üçü temyiz mahkemesine mensup 16 hakimin emekliye sev-kedilmeleri hakkındaki sualini de cevaplandıran Adliye Vekili Prof. Hüseyin Avni Göktürk icra orgarunm kanundaki maddeye dayanarak bu hususlarda bir tasarrufa malik bulunduğunu bildirdi.
Seyhan mebusu Sinan Tekelioğlunun. Rum ortodoles patriğinin, Türk orto-clokst ruhani reisinin yeğenini Bum mezarlığına gömdürmemek istemesinin değru olup olmadığı hakkındaki sualini cevaplandıran Adliye Vekili Prof. Göktürk, Papa Eftimin akrabasından bir kadının vefatı üzerine, ö-îünün Şişli Rum - Ortodoks mezarlığına gömdürülmemek istenmemesinerağmen, Papa Eftimin vilâyete vaki müracaatı üzerine Ölünün mezkûr mezarlığa defnedildiğini söyledi.
Adliye Vekili ve Dahiliye Vekâleti Vekili Prof. Hüseyin Avni Göktürk bundan sonra Ankarada imar maksadiyle yıktırılmakta olan İş yerlerine ait Kars mebusu Ali Yeniaras'in (C.H.P.) şifahî sualini de cevaplandırdı. Vekil, bu cevabında, kanuna ve usullere uygun olarak yapılan bu inşa ameliyeleri, sonunda Ankaranm temiz ve modern bir şehir haline geleceğini, Ulus maydamnda ve Anafartalarda maili İnhidam binalar bulunduğu için buradaki yapıların yıktır ildiğini, gene kanun ve nizamlara uygun olarak mülk sahiplerinin yerleri ile tesis ve inşaatlarının değerleri takdir komis-. vonlarınca tesbit olunduğunu, istimlâk bedellerinin derhal ödendiğini ve geçen ay basma kadar istimlâk bedeli olarak 8.254.000 lira verildiğini, iş yerlerinde çalışan kimselere yeni iş sahaları temin edildiğini, tezyidi bedel dâvası açmış bulunan mülk sahiplerinin arsa ve binalarına ait istimlâk bedellerinin de gene mevzuata uygun olarak yüzde yirmi fazlasiyle Zirraat ve Emlâk Kredi bankalarına yatırılmış olduğunu ifade etti.
Büyük Millet Meclisinin bugünkü toplantısında Orman Umum Müdürlüğünün 1954 bütçe yılı hesabı Katisine ait mutabakat cetveli kanun lâyihası kabul edildi ve belediyelerce genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelere ve özel idarelere tâyin edilecek sağlık ve Nafia memurları aylıklarına dair kanun lâyihasının birinci müzakeresi yapıldı.
Ankara :
Dahiliye Vekâletinden bildirilmiştir:
Cenup hudutlarımızda topraklarımıza geniş mikyasta iltica vâki olduğu yolunda günlük gazetelerde bazı haberler intişar etmektedir.
Bu haberlerin asıl ve esası olmadığını bildirmeğe Anadolu Ajansı mezundur.
İstanbul :
Küçük hikâye roman, piyes ve edebî tetkikler sahasında haklı bir şöhret yapmış olan Reşat Nuri Güntekin 1892 de İstanbulda doğmuştur. Doktor Nuri beyin oğludur. İzmirde Fransız Fre-re'ler mektebinde ve Darülfünun e-debiyat şubesinde okumuştur. Liselerde edebiyat öğretmenliği ve müdürlük Fransada talebe müfettişliği. Maarif Vekâleti Umumî Müfettişliği yapmıştır. Bir devre de Çanakkale milletvekilliğinde bulunan Kesat Nuri Güntekin ilk defa Çalıkuşu romanı ile büyük bir alâka toplamış ve Türk edebiyatına «Çalıkuşu muharriri» sıfatı ile mal olmuştur.
Daha ziyade sosyal bünyemizin içine ışık tutan piyesler, kendine has, acık akıcı tir üslûpla bir çok romanlar kaleme alan müellif, bir taraftan da Fransız edebiyatının belli başlı eserlerini dilimize çevirmiş ayrıca üç ciltlik Fransız edebiyat antolojisini hazırlamıştır.
En son yazdığı «Bu gece başka gece» piyesi hâlen Ankarada temsil edilmektedir.
Reşat Nuri Güntekinin ufultı ile Türk edebiyatı yeri doldurulmıyacak bir kayıba uğramış bulunmaktadır.
9 Aralık 1956
Ankara :
Büyük bir hızla devam eden kalkınma faaliyetinin, memleketimizi lâyık olduğu en müterakki memleketlerin refah seviyesine ulaştırmak gayesi tahakkuk edinceye kadar gitgide sür-atleşen bir tempo ile maksadına doğru ilerlemesi için lüzumlu şartlardan biri de, dışarıdan temin edilegelmek-te olan makine ve teknik hizmetlerin tedricen memleket içinden karşılanması keyfiyetidir.
Bundan bir hafta evvel Sanyar baraj ve hidro - elektrik santralinin a-çılış merasiminde Başvekil Adnan Menderes, bu gibi büyük tesisleri bundan sonra tamamiyle Türk emeğiyle meydana getirmek imkânlarına artık sahip olduğumuza işaret etmişti. İşte bugün, bu yolda esaslı bir teşebbüsün tahakkuk ettirildiğini ve büyük bir adımın atıldığını görmekteyiz.
Filhakika baraj, santral binası ve mümasili gibi teknik hususiyeti ve muş-kilâtı olan büyük inşaat işlerinin başarılması için bir araya getirilmesi zaruri olan şartları şu şekilde hülâsa etmek mümkündür:
Sabit ve müteharrik inşaat makineleri, tesisler ve vasıtalardan müteşekkil bir teçhizat parktı, etüt ve projeleri yapacak teknik büro, inşaatı deruhte edecek mütehassıs, bilgili ve mümasil işlerde bilfiil çalışarak tecrübe kazanmış kadro ve nihayet iç ve dış finansman.
Memleketimizde şimdiye kadar inşaatı bitmiş muhtelif barajlar ve bilhassa Sanyar için getirilmiş bulunan en mcdern makine, vasıta ve teçhizat mevcuttur. Ayrıca, bu büyük tesis ve inşaat işlerinde uzun senelerdenberi yabancı mütehassıslarla mesai birliği yaparak çalışmış olan Türk mühendis, teknisyen, usta ve işçileri bugün tam ve ahenkli bir ekip halinde bulunmaktadır.
İşte maddî ve mânevi bu iki kuvvet bir araya getirilerek bir şirket kurulması düşünülmüş ve bu şirketin teşkilâtlandırılması ve finansmanı .işini Etibank deruhte etmiştir.
Otuz milyon Türk lirası sermaye ile teşekkül etmekte olan «Etilimited? şirketi, dört esas ihtisas koluna ayrılacak ve başlıca şu işlerle meşgul o-lac aktır:
1) Baraj ve hidro-elektrik santralleri inşaatı,
2) Büyük çapta ve teknik hususiyeti olan îabrika ve sınaî tesislerin inşaatı,
Su işleri,
Madenlerimizde dekapaj ve açık işletme işleri.
Şimdiye kadar bilhassa birinci ikinci maddedeki işlerimiz umumiyetle ecnebi îırmalara ihale edilmekte ve dolayısiyle büyük ölçüde ecnebi dövizi sarfiyatı külfetine katlanmak zarureti hâsıl olmakta idi. Kurulmakta olan yeni şirketin memlekete saglıyacağı büyük faydalardan biri de, bu zaruri dövia sarfiyatını en asgari hadde indirmek ve bu suretle dpviz membalanmızdan bir kısmını diğer zaruri ihtiyaçlarda kullanılacak şekilde serbest bırakmak olacaktır.
Bu yeni teşebbüs memlekete, Türk emeği ve Türk tekniği ile yeni ve büyük esaslar kazanacaktır.
Ankara :
Şehrimizde Varlık mahallesinde inşası tamamen Toprak ve İskân Umum Müdürlüğünce ikmal edilen Ziya Gö-kalp ilkokulu ile Yeni Mahalle Birinci durakta vilâyetçe 250 bin liraya mal edilen Gazi Osman Pasa ilkokulu bugün yapılan birer merasimle tedrisata açılmışlardır.
Merasimlerde Ankara valisi Cemal Göktan, Toprak ve İskân Umum Müdürü, Maarif Vekâleti İlk Öğretim U-muııı Müdürü, Ankara Maarif Müdürü ile Vekâlet, vilâyet ve belediye ileri gelenleri ve seçkin bir davetli kitlesi hazır bulunmuştur.
Ankara Valisi memlekete hayırlı olması temennisiyle okulları tedrisata açmış ve öğrencilerin teşkil ettiği koronun söylediği türkü ve marşlar ile bilhassa Atatürk ilk öğretmen okulu millî oyunlar ekipinin oyun ve gösterileri takdirle karşılanmıştır.
İstanbul :
Başvekii Adnan Menderes, NATO konseyinin Nazırlar seviyesinde 11 ara-lıkta başhyacak olan toplantılarına iştirak etmeK üzere bugün saat 16.15 de Aair France uçağı ile Parise hareket etmiştir.
Başvekil Adnan Menderese bu seyahatinde Devlet Vekili ve Milli Müdafaa Vekâleti Vekili Semi Ergin, Balıkesir Mebusu Sıtkı Yır cali, Hariciye Vekâleti Kâtibi Umumisi büyük elçi Muharrem Nuri Birgi, Roma büyük elçimiz Cevat Acikalın, Başvekâlet Hususî Kalem Müdürü Muzaffer Ersü, Hariciye Kâtibi Umumilik Hususi Kalem Müdürü Şefik Fenmen, Hariciye ikinci Daireden Güner Türkmen refakat etmektedir.
Başvekil Adnan Menderes, Yeşilköy hava meydanından hareketinde Devlet Vekili Emin Kalafat, Gümrük ve İnhisarlar Vekili Hadi Hüsmen, İs-tanbulda bulunan mebuslar ile İstanbul Vali ve Belediye Reisi, sivil ve askerî erkân tarafından uğur! anmış tır.
Adapazarı :
Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından 1955 yılında inşasına başlanan 100 yataklı öksüzler yuvası 15 yataklı dispanser ve kuruma gelir temini mak-sadiyle restore edilen hamam Bugün saat 14 de merasimle hizmete açılmıştır.
İstiklâl marşı ile başlanılan bu merasimde Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Başkanı Ordu mebusu Refet Ak-soy ile mebuslar Sakarya valisi, vilâyet erkânı, basın mensupları ve kalabalık bir halk topluluğu hazır bulunmuştur.
Kurum başkanı bir konuşma yaparak, kurumun 16 dükkân, bir banka, bir otel bir okul binası İnşa etmeğe muvaffak olduğunu bugün hizmete açılan Çocuk Yuvası, dispanser ve hamamın da 250.000 liraya mal edildiğini söylemiştir.
Daha sonra Genel Başkan Refet Ak-soy söz alarak çocuk dâvasının enenı-miyetini tebarüz ettirmiş ve bu sa-lıada kurumun gayretlerinin tahakkuk etmiş bulunduğunu söylemiştir.
Merasim, Sakarya valisinin bir konuşması ile nihayete ermiştir.
Ankara :
Başvekil Adnan Menderesin Paris seyahati müddetince Başvekâlete İşletmeler Vekili Samet Ağaoğlunun, Devlet Vekili ve Millî Müdafaa Vekâleti Vekili Semi Erginin aynı seyahati do-layısiyle de Millî Müdafaa Vekâletine Devlet Vekili Emin Kalafat, Devlet Vekâletine Devlet Vekili Cemil Ben-günün vekâlet etmeleri yüksek tasdike iktiran etmiştir.
Düzce :
Kasabamızda inşası tamamlanmış bu-iunan göğüs hastalıkları hastahanesi bugün saat 14 de Sıhhat Vekili Dr. Nafiz Körez tarafından büyük merasimle kurdelâsı kesilmek suretiyle hizmete açılmıştır.
Hastahane 280 bin liraya çıkmış olup hali hazırda 60 yataklıdır. Yanındaki ilâve inşaatlar da yakında ikmal olunduğu takdirde 300 yatağa baliğ olacaktır. Hastahane Düzceye 6 kilometre mesafede tiskübü köyünde 40 bin metrekarelik bir saha üzerinde inşa edilmiştir.
Merasimde, Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekâleti ileri gelenleri ile İstanbul sağlık teşkilâtına mensup 20 kişilik bir heyet hazır bulunmuştur. Bu münasebetle ilk konuşmayı Vali Ahmet Çekeli yapmış ve bunu Verem Savaş Derneği Başkam Kemal Demir ile Bolu mebusu Dr. Lütfü Oğultürk'ün konuşması takip etmiştir.
Müteakiben, havanın çok soğuk ve tipi halinde karlı olmasına rağmen merasim mahallinde hazır bulunan Düz-celilere kısa bir hitabede bulunan Sıhhat ve İçtimaî Muavenet Vekili yeni sağlık müessesesini «memleketimiz ve Düzce için hayırlı ve uğurlu olması» temennisiyle hizmete açmıştır.
10 Aralık 1956
Ankara :
Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te Reis Vekillerinden İhsan Baç'm riyasetinde toplandı.
Celse açıldığı zaman zaptı sabık hakkında söz alan Kars mebusu Sırrı A-talay (C.H.P.) radyodaki Meclis saatinden bahsederek, bu yayında umumiyetle tek taraflı hareket edildiğini, Meclis müzakerelerinin tarafsız bir şekilde aksettirilmediğîni ileri sürdü. Reis, bu konuşmanın zaptı sabıkla bir alâkası olmadığını belirtti. Bundan sonra yurt dışına çıkmış bulunan Başvekil Adnan Menderese İşletmeler Vekili Samet Ağaoğlunun, Devlet Vekili Semi Ergin'e Devlet Vekili Cemil Bengü'nün, Millî Müdafaa Vekâletine Devlet Vekili Emin Kalafatın vekillik edeceklerine dair Riyaseticumhur tezkeresi okundu. Bu arada reis, gecen inikatta Kocaeli mebusu Turan Güneşin seçim kanununda bazı değişiklikleri mutazammin bir kanun teklifinin Meclise verdiği halde bunun bugüne kadar Meclise intikal ettirilmemesi mevzuunda konuştuğunu ve bu hususta bir takrir verdiğini hatırlatarak, mumaileyhin ifade ettiği şeklinde bir kanun teklifinin mevcut olmadığını ve bundan dolayı verdiği takrir hakkında bir muamele icrasına giri-şilemiyeeeğini beyan eyledi.
Bundan sonra açık bulunan Bütçe ve Hariciye Encümenlerine birer âza intihabı yapıldı ve Hariciye Encümenine Muğla Mebusu Zeyyat Mandalinci, Bütçe Encümenine de Trabzon mebusu İsmail Şener seçildi.
Büyük Millet Meclisinin bugünkü toplantısında Seyhan mebusu Sinan Te-kelioğlunun, ağaç traverslerle değiştirilen demir traverslerin ihtiyaca sa-lih bir hale ifrağı hususunda ne düşünüldüğüne dair suale cevap veren İşletmeler Vekili Samet Ağaoğlu, ağaç traverslerle değiştirilen demir traverslerinin bir kısmının tali hatlarda kullanıldığım, hurda haline gelmiş bulunan diğer traverslerin ise demir ve çelik fabrikalarına İntikal ettirildiğini ifade eyledi.
Bilâhare, Manisa mebusu Yunus Muammer Alakantın dahili nizamnamenin 174'üncü maddesinin tefsiri hakkındaki takririne dair olan Teşkilâtı Esasiye Encümeni mazbatası kabul olundu. Yozgat mebusu Ömer Lütfi Erzurıımoğlu'nun; Maliye Bakanlığı kuruluş ve görevleri hakkındaki 2996 sayılı kanunun bazı maddelerinin değiştirilmesine ve bu kanuna bazı maddeler eklenmesine dair 6555 sayılı kanuna ek kanun teklifi, Bütçe Encümeni tarafından yemden tetkik edilmek üzere geri alındı.
Keza Askeri Ceza Kanunu ile Askerlik Kanununun bazı maddelerinin değiştirilmesini tazammun eyleyen iki kanun lâyihasının birinci görüşmesi yapıldı.
11 Aralık 1956
Ankara :
Hariciye Vekâleti Matbuat Bürosundan bildirilmiştir:
Son günlerde Türkiye ile alâkalı olarak, Moskova, Kahire ve Şam menşeli muhtelif asılsız haberler çıkarıldığı görülmektedir.
Bu cümleden olmak üzere, 3 Aralık'-ta Tass ajansı, Suriye'nin iyi haber alan mehafiline atfen,Türkiye'nin, Irak Başvekili Nuri Said Paşanın talebi üzerine, Irak'ta çıkmış olan isyanıbastırmak maksadiyle bu memlekete iki tabur asker gönderdiğini bildirmiştir.
7 Aralık'ta Mısır'da, Riyaseticumhur Siyasî İşler Müdürü Ali Sabri, United Pres muhabirine verdiği bir beyanatta, Süveyş kanalı harekâtına iştirak eden İngiliz ve Fransız askerî kuvvetlerinin Türk deniz üslerinden istifade ettiklerini söylemiştir.
Aynı gün Kahire radyosu, Türk ve Irak ordularının tek bîr kumandanlık altında birleştirildikleri ve bu kumandanlığa da bir Türk generalinin tayin edildiği haberini yaymıştır.
Her türlü asıl ve esastan âri olan bu gibi iddialar, Türkiye aleyhinde Arap efkârı umumiyesinde şüplıeler uyandırmak ve Bağdat Paktını kötülemek maksadîyle girişilmiş propaganda kampanyasının yeni tezahürlerinden başka bir şey değildir.
İstanbul :
26/Kasım/1956 tarihinden S/Ara -lık/1956 tarihine kadar 10 gün zarfında muhtelif memleketlere 6.812.273 liralık ihracat yapılmıştır.
Sevkedîlen mallarında başında iç fındık, deri, fındık ve ayçiçeği küspesi, taze balık, yaprak tütün, ceviz kütüğü, lületaşı, tiftik ve yer fıstığı bulunmaktadır.
Diğer taraftan Ticaret Odası Neşriyat Müdürlüğü tarafından verilen malûmata göre bugün İstanbul limanından
Bat: Almanya'ya 2.000.000 lira tutarında Elister bakırı ihraç edilmiştir.
12 Aralık 1956
İstanbul :
Karadeniz boğazında 40 mil mesafede Ağva mevkiinde inşa edilen otomatik deniz feneri bugün merasimle açılmış ve hizmete girmiştir. 5 mil mesafeden görülebilecek olan Ağva deniz feneri ile kıyı emniyet teşkilâtının elindeki deniz fenerlerinin sayısı 163'e yükselmiştir.
13 Aralık 1956
Ankara :
Dün akşam İran seferatinde müttefik, dost ve kardeş İran ordusunun bayramı münasebetiyle İran Ataşamiliteri General Avşar tarafından bir resepsiyon verilmiştir.
Frkânı Harbiye! Umumiye Reis Vekili, generaller, amiraller ve yüksek rütbeli subaylar ile Ankara'da bulunan ataşamiliterliği esnasında Türk-îran orduları arasındaki dostluğun kuvvetlenmesine hizmeti dolayısiyle İran Şe-hinşahı adına İran Şehinşahı adına İran Büyükelçisi Ekselans Ali Mansur tarafından hümayun nişanı verilmiştir.
Büyükelçi yaptığı konuşmada, Türk-İran dostluğunun ve orduları arasındaki bağm kuvvetlenmesinden duyduğu memnuniyeti beyan ile bu dostluğun ebedi olacağından hiç şüphe edi-Iemiyeceğini belirtmiş ve kurmay albay Esengin'i tebrik etmiştir.
Ankara :
Eost ve müttefikimiz Pakistan silâhlı kuvvetlerinde yapılması mûtad olan askeri manevralara katılmak üzere Pakistan hükümeti tarafından davet edilen Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Orgeneral İsmail Hakkı Tunaboylu Paris'te bulunduğundan, kendisini
temsilen Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı Korgeneral Suat Kuyaş başkanlığındaki heyetimiz dün akşam Pakistan'a hareket etmiştir.
14 Aralık 1956
Ankara :
1664 göçmen'in Türk vatandaşlığına kabulü hakkındaki icra Vekilleri hey'-eti karan bugünkü resmî gazete ile
yayınlanmıştır.
Ankara :
Doğu Anadolu bölgesinin kalkınmasında olduğu kadar memleket enerji dâvasının hallinde de büyük faydalar sağlayacak olan Fırat nehri ve kollarının haiz olduğu muazzam potarsi-y el den faydalanmak çarelerini araştıran «Elektrik İşleri Etüd İdaresi», yaptığı etüdler neticesinde, Fırat üzerinde Keban mevkiinde bir baraj ve hidroelektrik santralinin kurulabileceği kanaatine vâsıl olmuş ve etüdierini bu noktadan derinleştirmiştir.
Filhakika, Keban
kazasının 3 km. şi-malindeki Boğazda inşa olunacak 100 110 m. irtifada bir
baraj ve bunun
Keban hidroelektrik santralinde üretilecek olan enerji, (yılda 3,5-4 milyar kilovatsaat ki, memleketin 1955 yılı enerji istihsali 1 milyar 600 milyon kilovatsaat olduğuna göre, yalnız Keban hidroelektrik santralinde bunun dört misline yakın bir enerji üretilmesi mümkündür) 230 veya 380 kilovoltluk enerji hatları ile esas istihlâk bölgesi bulunan Batı Anadolu Kuzey-Batı, ve Çukurova bölgesine taşınacaktır.
Keban boğazı Fırat'ın sularını tamamen regle etmektedir. Bu vaziyet Irak ve Suriye'de taşkınları önlemekte ve sulama suyu toplanmasına da yaramaktadır. Bu bakımdan Irakla sıkı temaslar devam etmekte ve bu nehir üzerinde kurulacak tesislerin her iki memleketin menfaatine en uygun gelecek şekilde planlanmasının yapılmasına çalışılmaktadır.
Keban baraj ve hidroelektrik tesisleri takriben 450-500 milyon T.L. sına malolacaktır. Keban hidroelektrik santralında üretilecek enerjinin kilovatsaat maliyeti takriben 1,5-2 kuruş civarındadır.
Birleşmiş Milletler teknik yardımından faydalanmak suretiyle yaptırılan memleketimizin brüt hidroelektrik potansiyeli 61 milyon kilovat civarındadır.
Bu potansiyelin takriben 20 milyon ki-lovat'ı Dicle, Rırat, Çoruh ve Araş nehirlerine isabet etmektedir. Bunun da yarısı Fırat ve kollarında bulunmaktadır.
E.İ.E. idaresinin yapmış olduğu munzam ilk etüdlere göre, Keban barajı İnşa olunduktan sonra, Kebanla Birecik arasında Fırat üzerinde 3 milyon kilovatlık bir potansiyeli kolaylıkla ve ekonomik olarak tesisi mümkün görülmüştür.
61 milyon kilovatlık takattan yılda 540 milyar kilovatsaatlik bir enerji istihsal edilebileceğine göre, bu brüt potansiyelin üçte birinin ekonomik olarak develope edileceği kabul olunursa, yurdumuz sularında 20 milyon kilovat takat ve yılda 100-120 milyar kilovatsaatlik bir hidroelektrik enerji kaynağı mevcut olduğu görülür.
İstanbul :
İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Rair Dinçkök, bugün bir basın toplantısı yaparak, sanayii ilgilendiren muhtelif meseleler hakkında aşağıdaki beyanatta bulunmuştur:
«Bütün milletçe malûm bir hakikattir ki, milli sanayiimiz Sür'aüe inkişaf etmektedir. Bu gelişmenin son yıllara kadar sadece devlet eli ile kurulması yerine şimdi hususî sektör tarafından yapılması ve hususî sermayenin milli sanayiye doğru kuvvetli bir akış göstermesi mevzuun ehemmiyetini bir kat daha arttırmaktadır.
Nitekim çok geriye gitmeden 1-2 yılı mukayese edersek, 1952 yılında 750 âzası bulunan edamız bugün 19761 üyeye sahip bulunmaktadır. Bu rakkama küçük esnaf ve imalâtçılar dahil değildir. İftiharla tebarüz ettirmek isterim ki, bir çok mevzularda millî sanayiimiz artık memleket ihtiyacının %80'ine cevap verebilecek ve hattâ ihracat da yapabilecek durumdadır.
Sanayi Odası başkanı bundan sonra sanayiimizi ilgilendiren muhtelif mevzulara temas etmiş ve bu arada sanayi bölgesi meselesini de ele alarak bu hususta geniş izahat vermiş, sanayicilerin arzu ve temennilerini belirtmiştir.
Ankara :
İstiklâl marşımızın şairi Mehmet Akif Ersoy'ıın ölümünün yirminci yılı münasebetiyle P.T.T. Umum Müdürlüğünce beheri yirmibeşer kuruş değerinde üç puldan ibaret bir seri hâtıra pulu bastırılmıştır.
Bir milyon adet ve seri halinde ikişer renkli basılmış olan bu pullar, şair Mehmet Akif Ersoy'un portresini ve İstiklâl Marşımızdan bazı mısraları taşımaktadır.
Bu pullar 26 Aralık 1956 günü satışa konulacak ve 31/12/1957 akşamı tedavülden kaldırılacaktır.
36 Aralık 1956 tarihinde îstanbul Posta Müdürlüğünde bu pullara mahsus özel ilk gün damgası kullanılacaktır.
Ankara :
Hariciye Vekâleti Matbuat Bürosundan bildirilmiştir:
Ortasark Haberler Ajansı, Ankara menşeli bir haberinde Glupp Paşanın, Bağdat mehafilince «Plânlar Federasyonu Bürosu» diye adlandırılan Türk-Irak Müşterek Kumandanlığı Teknih Müşavirliğine tayininin kararlaştırıldığını bildirmiştir. Aj ans, bundan başka, aralarında Ürdün ordusunda vazifelerine son verilmiş bazı İngiliz subaylarının da bulunduğu bir subay grupunun bu kumandanlıkta istihdam edileceğini belirtmiştir.
Arap efkârı umu m iyesin i Türkiye aleyhine çevirmek gayesiyle çıkarıldığı aşikâr bulunan bu haberin, bundan evvel neşrolunan bir çok yalan haberler gibi, her türlü asıl ve esastan âri. bulunduğu beyan olunur.
Ankara :
Büyük Millet Meclisi bugün saat 15'de Beis Vekillerinden İhsan Baç'ın riyasetinde toplandı. Celse açıldığı zaman sözlü soruların müzakeresine geçildi. Kars mebusu Mehmet Hazer'in yemeklik ve tohumluk hububatın tenlini, fiyatlarının tanzim ve tesbiti ile ekiliş ve istihsaline dair Ziraat, İktisat ve Ticaret Vekillerinden sözlü sorusu, her iki vekil tarafından cevaplandırıldı.
Ziraat Vekili Esat Budakoğlu verdiği cevapta bu seneki hububat mahsulünün, hava şartlarından dolayı istenilen miktarda olmadığını belirtti. Bununla beraber dekar itibariyle tohumun arttırılması ve süne haşaresinîn imhası bakımından gayretlerin sarfe-dilmekte olduğunu ifade etti. İktisat ve Ticaret Vekili Aptullah Aker de istihsal mevzunda şunları söyledi:
«İstihsal vaziyetinin fiyatlara tesiri kaçınılmaz bir vakıadır. Bununla beraber memleketin güzlük tohumluğunun büyük bir kısmı devlet üretme çiftliklerinin istihsalinden ve bundan artan 80.000 tonluk kısmının da Toprak Mahsulleri Ofisinden karşılanması suretiyle piyasadaki sıkıntının talififi hususunda tedbir alınmıştır. Yemeklik mevzuunra Toprak Mahsulleri Ofiai stokundan satışlar yapmak suretiyle memleketteki İhtiyaçtan mühim bir kısmının karşılanmasına çalışılmaktadır. Bu itibarla fiyatlarda bir miktar ilerleme müşahede edilmiş olmakla beraber alman tedbirlerle daha fazla bir yükselişe mâni olunduğu da bir vak'adır.
İhtiyaçların giderilmesine gelince: Bu husus büyük bir alâka ile takip edilmekte olup rekoltenin azlığı nisbe-tinde Toprak Mahsulleri Ofisinin alımları azalmış bulunmaktadır. Buna karşılık stokları takviye için de buğday ve mısır ithaline tevessül olunmuştur ve ilk parti buğdayları getirecek gemiler de önümüzdeki günlerde ithal edilen yerlerden tahrik edilmiş bulunmaktadır. Bu suretle hububat üzerinde bir sıkıntı da bahis mevzuu olmiyacaktır.
Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından ithal edilmekte bulunan buğdayların tanzim satışları devam ettiği müddetçe fiyatların müstakar bir vaziyete inkılâp edeceği ve hattâ bazı çevrelerde bir gerileme kaydedeceği mütalâa edilmektedir.
Ankara, İstanbul ve İzmir'de yapılan ekmeklik hububat satışlarında uygulanan fiyatların memleketin diğer çevrelerinde tatbik edilen 30,80 kuruşluk fiyat seviyenin yükseltilmesi, bu üe şehir için bir hususiyet arzet-miyecek şekilde mütalâa edilmesinden ve binnetice Toprak Mahsulleri Ofisinin ve dolayısiyle hazine mali yükünün azaltılmasında fayda sağlıya-cağı mülâhaza edilmiştir.
Bu üç şehirde yeni fiyat tatbikatı mezkûr şehirlerde bir gramaj ayarlamasını intaç etmiştir.»
Malatya mebusu Furi Ocakçıoğlunun motorlu vasıta lâstiği tevzii işinin halli hususunda ne gibi çareler düşünüldüğüne dair suali de cevaplandıran İktsiat ve Ticaret Vekili Aptullah Aker dedi ki: «1956 senesi başından bugüne kadar 169.484 adet lâstik tevzi edilmiş ve yeni selen 20.000 adedinin tevzi edilmek üzere bulunduğunu ifade edebiliriz. Bu suretle 190.000 adet lâstik fiilen teinin ve tevzi edilmiş olacaktır. İçinde bulunduğumuz ayın sonuna kadar da 200.000 rakamını geçmiş bulunacaktır. Bu miktar ihtiyacın üçte ikisini karşıladığımızı ifade eder.Diğer malzeme ve parça tevzie tâbi bulunmamaktadır. Bunların tedarikinde de 15.510.000 liralık İ.C.A'dan, .4.477.000 dolar normal tahsisle, 1956 senesi içinde ithalâta imkân verilmiştir.
Tevziat şekline gelince, daha evvelce vilâyetlerdeki vasıtaların markaları ve lâstik ebadı bilinmediğinden ade-den tevziat yapılmaktaydı. Hâlen yapılmış ankete göre lâstik tevziatı vilâyetlere ihtiyaca ve eb'ada göre yapılmaktadır. Traktör lâstiklerinin tevziatı Ziraat Vekâletince yapılmaktadır. Vilâyetlerin lâstik ihtiyaçları ölçülerle tesbit edilmiş bulunmaktadır. Bundan böyle de ölçüler üzerinden tevziat yapılacaktır.»
Abdullah Aker bundan sonra yine Malatya mebusu Nuri Ocakçıoğlu'nun Milli Korunma Kanununun tatbikatı Hakkındaki sualine cevaben şu izahatta bulundu:
«Arkadaşım, muaddel Millî Korunma Kanununun tatbikatının tesiri görülmekle beraber, piyasadaki durgunluğun ve eşya darlığının izalesi için ne gibi tedbirler alındığını sormaktadır. Filhakika Milli Korunma Kanununun son tâdili ile, kâr hadleri ve satış şekilleri üzerinde müessir hükümler ve müeyyidîler tesis edilmiş ve tatbikatta müesseriyeti hissedilmiş bulunmakta dır. Ancak bu tesirlerin devamlı olabilmesi için bunun yani başında iktisadî müeyyidelerin de yer alması iktiza etmektedir. Bu suretle Millî Korunma Kanununun takviyesi icap etmektedir ve hemen ifade edeyim ki piyasanın mal ile beslenmesi lâzımdır.
İktisat ve Ticaret Vekâleti, bir taraftan eldeki imkânlardan ve bilhassa İ.C.A. yardımlarından faydalanmak suretiyle ithalât tahsisleri yapmak, diğer taraftan yerli imalâtı, teşvik edici maliyet unsurları ve kâr hadleriyle harekete getirmek suretiyle piyasada mal arzını temine çalışmış bulunmaktadır.
İktisat ve Ticaret Vekili Abdullah Aker'in izahatından sonra, takrir sahibi Malatya mebusu Nuri Ocakçıoğ-lu (C.H.Pj Millî Korunma Kanununun zaruri, fakat tatbiki zor olduğunu söyledi ve «birbirimizle uğraşmaktan ise, Başvekili etrafında hepimizin toplanması lâzımdır.» dedikten sonra dürüst memurlarla kontrol kadrolarının takviyesini, İhtikârla mücadelede müddeiumumilerin de alâkadar olmasını temenni etti.
İktisat ve Ticaret Vekili Abdullah Aker, Trabzon mebusu Emrullah Nut-ku'nun kira rejiminin düzenlenmesi hususlarındaki sözlü sualini de cevaplandırdı ve şunları söyledi:
«Kira mevzuu evelce Millî Korunma Kanununun 30'uncu maddesiyle tanzim edilmiş iken, mezkûr kanunun mahiyeti icabı fevkalâde zamanlara münhasır olduğu ve kira kanununun daha devamlı oir rejime tâbi tutulması uygun olacağı mülâhaza siyle müstakil bir kanunun yüksek meclisçe kabul buyrulınuş olduğu malûmdur. Mezkûr kanun lüzumlu ceza müeyyidelerini ihtiva etmekte ve bugün için kira işlerinin tekrar Millî Korunma Kanunu gibi mahiyeti itibariyle fevkalâde hallere münhasır ve binaenaleyh geçici mahiyette olan bir rejime tâbi tutulması için sebep görülmemektedir. Ancak Kira Kanununun müessir şekilde tatbiki ve icap ediyorsa müeyyi-dilerin aynı kanun çerçevesi dahilinde teşdidi üzerinde durulabilir.Kanunun tatbikatı için büsbütün ayrı bir murakabe cihazı tesisine mahal görülmemekte, tarafların karşılıklı menfaatleriyle alâkalı olan kira mev-auunun ihtilâf ve şikâyet halinde adli mercilerce takibi mümkün bulunmaktadır.»Bundan sonra Maliye "Vekili Hasan Polatkan, Ankara mebusu Muhlis Ete'nin, Denizcilik Bankasının, umumî murakabe heyetinin iktisadî ve teKnik murakabesine tâbi tutulması hususu hakkında ne düşünüldüğüne dair sualini cevaplandırdı ve Banka Kanununun 22'nci maddesi gereğince, hissedarlar umumi heyetince seçilen murakıpların, bankanın muamelâtını devamlı olarak tetkik ve kontrol ettiklerini söyledi. Muhlis Ete de bu izahatından dolayı vekile teşekkür etti. Büyük Millet Meclisinin bugünkü toplantısında iki ölüm cezasının infazı hakkındaki mazbata kabul olundu.
15 Aralık 1956
Ankara :
Karaşl Büyük Elçisi Selâhattin Arterin Lahey Büyük Elçiliğine ve Hariciye Vekâleti İkinci Daire Umum Müdürü Orhan Eralp'm Stokholm elçiliğine tâyinleri hakkındaki Vekiller Heyeti kararı bugünkü resmî gazetede yayınlanmıştır.
Ankara :
Hindistan Başvekili ve Dışişleri Vekili Nehru'nun dün gece İstanbul'dan geçerken hava meydanında gazetecilere vermiş olduğu beyanat üzerine Pakistan Büyükelçiliği aşağıdaki açıklamayı yayınlamıştır:
14 Aralık tarihinde İstanbul'dan geçen Hindistan Başvekili Mr. Nehru'nun, Keşmir meselesine dair sorulan bir suale cevaben gazetecilere «kendi mukadderatına hâkim olma prensibi Keşmir halkı için lüzumlu değildir, çünkü Keşmir'deki kurucu meclis tarafından pek yakında serbest genel seçimler yapılacak;» dediği ve Keşmir'in Hindistan'ın idaresi altında ol-mayiT sadece Hindistan'la münasebetlerde bulunduğunu söylediği öğrenilmiştir.
Ankara'daki Pakistan Büyükelçiliği bu mevzuda umumi efkârı aydınlatmak bakımından aşağıdaki hakikatleri ortaya koymağı lüzumlu bulmaK-tadır:
1) Keşmir meselesinin istikbali öır hal tarzına bağlanmamıştır ve Birleşmiş Milletlerin Hindistan ve Pakistan komisyonunun 13 Ağustos 1948 ile 5
Ocak 1949 tarihli karar suretlerine uygun olarak serbest ve bütün memlekete şâmil bir plebisitle tâyin edilmedikçe muallâkta kalacaktır.
Yukarıda bahsi geçen komisyonun karar suretleri Pakistan hükümeti, Hindistan hükümeti ve Güvenlik Konseyi arasında akdolunmuş bir anlaşma mahiyetindedir ve taraflardan hiç biri kendi gayelerini tahakkuk ettirmek için bu anlaşmaya riayetten ka-çmamaz,
2) Hindistan'ın işgalinde bulunan Keşmir'de Kurucu Meclis adıyla mevcut- sözde meclisin statüsü ne Güvenlik Konseyi, ne Birleşmiş Milletler ve ne de Keşmir halkı tarafından asla kabul edilmemiştir. Hükümeti namına konuşan Hindistan temsilcisi Sir B. F. Rao da Güvenlik Konseyinde bu sözde meclisin konseyinin kararma uymayacağını beyan etmiştir.
3t Bu meclisin Keşmir devletinin istikbali hususunda karar almak hakkına sahip bulunmadığı Keşmir halkı tarafından devamlı olarak öne sürülmüştür. Bu hakikat, şimdiye kadar plebisit cephesi liderlerinden onunun mevcut rejimce tevkif olunmasıy-la ispat edilmektedir.
.4ı Bu meclisin Hindistan işgalindeki Keşmir halkı için konuşmaya selâhi-yetli olduğu şeklindeki iddianın yersizliği meclis azasının büyük bir çoğunluğunun itirazı gayrı kabil adaylar olarak zorla kabul ettirilmesi hadisesiyle de teyid olunmaktadır.
5ı Mr. Nehru'nun Keşmir'in Hindistan'ın idaresi altında olmadığına dair iddiasına inanmak güçtür. Kendisi î?gal altında bulunan Keşmir'deki iyi silâhlandırılmış iki Hint tümeninin mevcudiyetini inkâr edemez. Aynı şekilde işgal altında bulunan Keşmir'deki rejimin, Hindistan hükümetinin arzularını yerine getirmek üzere seçilmiş şahsiyetlerden teşekkül ettiği de iyi bilinen bir hakikattir.
Ankara :
Son günlerde komünistlerin Orta-Doğuda Türkiye aleyhinde yaptıkları propagandalar dolayısiyle bu akşam Radyo Gazetesi aşağıdaki yayını yapmıştır :
Komünistlerin Türkiye aleyhinde Arap dünyasında yapmakta oldukları propagandaların yeni bir tezahürüne daha şahit oluyoruz.
Mesele sudur:
Sovyet filmcileri Bulgar film elleriyle birlikte «Hürriyet Kahraman» adında Türk-Osmanlı tarihini tahrif edip onu kötülemeyi istihdaf eden bir film çevirmişlerdir. Derhal Arap memleketlerine gönderilen bu film son haftalar zarfında Beyrut, Şam ve Halep'te gösterilmiştir. Belki de daha başka Arap memleketlerinde gösterilecektir. Asırlarca birlikte ve kardeşçe yaşadığımız Arap memleketlerinde böyle tatmamen kötü maksatlara dayanan bir filmin, onu seyreden bazı hakşinas Arap kardeşlerimizin bilâkis aksu lameline sebebiyet verdiğine biz şüphe etmiyoruz. Zira onlar bilirler ki, Türkiye'nin kendileri hakkında istiklâl içinde refah ve inkişaflarını istemek en samimî emelidir. Bu biçim propagandaları biz İkinci Dünya Harbinin sonunda müteaddit defa çeşitli memleketlerde yapıldığını gördük. Bu zehirli propagandaların Arap memleketleri tarafından hiç bir zaman be-nîmsenmiyeceğine inanıyoruz. Fakat Araplarla bu dört asırlık müşterek hayat ve ananemizi ve Osmanlı idaresindeki adalet fikrini bilmiyenler veya bunu yanlış öğrenenler de bulunabilir. İşte bu sebeple hâdise ayrıca teessüfe şayandır.
Meselenin asıl ibreti-ânıiz tarafı, komünistlerin Arap memleketlerinde Türkler aleyhinde nasıl sistemli bir yıkıcı propaganda faaliyetine girişmiş olduklarının bu valfa ile de teeyyüt etmesidir.
Tokat:
Orta tahsil müessesesi bulunmayan kazalardaki fakir ve kabiliyetli Öğrencilerin tahsillerine devam etmelerini sağlamak amaciyle Vakıflar Umum Müdürlüğü tarafından vilâyetimizde bir öğrenci yurdu açılmıştır.
56 öğrencinin barınacağı yurdun açılışı münasebetiyle bugün saat 15'de yapılan merasimde, Vali, kalabalık bir halk topluluğu ile öğrenciler hazır Dulun m ustur.
Vakıflar Umum Müdürlüğünün .bu hizmeti muhitte takdirle karşılanmıştır.
16 Aralık 1956
İstanbul :
Bugün Ankara'dan İstanbul'a gelen İngiliz Müstemlekeler Nazırı Lennox Boyö, Yeşilköy hava meydanında kendisi ile görüşen gazetecilere ziyareti hakkında demiştir ki:
«Bu Türkiye'ye ilk gelişimdir ve ziyaretimden dolayı bahtiyarım. Bu vesile ile Türkiye Başvekili ile görüşmek fırsatını bulacağım. Kendisiyle Radcliffe tarafından hasırlanan Kıbrıs anayasasını ve Kıbrıs meselesini umumi mahiyette görüşeceğiz.
Kıbrıs meselesinde Türkiye'nin ne kadar hassas ve yakından alâkalı olduğunu biliyor ve takdir ediyorum.»
Lenncx Boyd bilâhare Kıbrıs hakkındaki plânı Yunanistan'ın reddettiği yolundaki haberlerden bahisle bu husustaki fikrini soran gazetecilere cevaben:
«Bu hususta henüz bir fikir beyan edemem. Yunan cevabı ancak Çarşamba günü gelecektir. Görüşmelerim hakkındaki izahatı Çarşamba günü Londra'da Avam Kamarasında vereceğim.»
İstanbul :
İngiliz Müstemlekeler Nazırı Lennox Boyd, bugün Başvekil Adnan Menderes ile iki saat süren görüşmesinden sonra kendisiyle konuşan gazetecilere ezcümle demiştir ki:
«Türkiye Başvekili Ekselans Adnan Menderes ile görüşmekten çok mütehassıs oldum. Kendisi ile Eadcliffe teklifi üzerinde konuştuk. Türkiye'nin tabii olan alâka ve hassasiyeti, Kıbrıs'ın sahillerine yakın olması ve adaya tarihi bağlılığıdır.
Başvekil Adnan Menderes ile konuşmamız gayet dostane bir hava içinde cereyan etmiştir,*
17 Aralık 1956
İstanbul :
Türkiye Muallimler Birliği, vatanlarını terke mecbur kalan Macar öğretmen, öğretmen ailesi ve çocuklarına yardım olmak Üzere ilk plânda 5000 lira gönderecektir.
Ziraat Bankası İstanbul şubesinde açılan hesapta toplanan paranın 5000 liradan fazlası memleketimize mülteci olarak gelecek Macar öğretmen ve ailelerine tahsis edilecektir. 5000 lira Dünya Öğretmenler Federasyonuna verilecektir.
Ankara :
Büyük Türk şairi ve mütefekkiri Mev-lânâ Celâleddin-i Rumi'nin ölümünün 683'üncü yıldönümü münasebetiyle bugün saat 18.00 de Dil ve Tarih-Coğ-rafya Fakültesi konferans salonunda bir anma töreni tertip edilmiştir.
Üniversite profesör ve öğrencileriyle çok kalabalık bir davetli kitlesinin hazır bulunduğu törende Ankara Üniversitesi rektörü Prof. İazet Birand, kısa bir açık konuşması yaparak gü-., nün mâna ve ehemmiyetini belirtmiştir.
Rektörün açık konuşmasından sonra söz alan Prof. Feridun Nafiz Uzluk «Mevlânâ ve Şems ve Şems'în gaybubeti» hakkında bir konuşma yapmıştır.
Bundan sonra Pakistan sefaretinden Davut Rahbar, Pakistan'da Mevlânâ sevgisi hakkında ordu dilinde bir konuşma yapmış ve bu konuşması Türk-çeye tercüme edilmiştir.
Bunu takiben Mevlânâ'nm muhtelif şiirleri okunmuş ve son olarak Kemal Edip Kürkçüoğlu sMesnevii Şerifin ilk 18 beyti» hakkında bir konuşma yapmıştır.
Konya :
Büyük mütefekkir ve aûli Mevlânâ Celâleddin-î Rumî'nin ebed âlemine intikalinin 633'üncü yıldönümü ihtifali 4 gecedenberi binlerce vatandaş ve ziyaretçi tarafından derin bir hâz ve huşu içinde takip olunmuştur. Bu gece, muhtelif vilâyetlere mensup 1000'den fazla mebus, başta İngiltere, Pakistan, Batı Almanya elçilikleri mensupları olmak üzere kordiplomatik, Ankara, İstanbul, İzmir, Manisa, Kütahya, Afyon ve Sivas heyetleri, Ankara Millî Türk Talebe Birliği temsilcileri ve yurdun dört bucağından gelen pek çok Mevlânâ severlerin iştirakiyle başlayan (Şeb-i ârûzj ihtifali bütün azamet ve ihtişamı ile devam etmekte ihtifalde hazır bulunanlar lâhutî bir sükût içinde konuşmaları ve Mevlevi musikisinden verilen örnekleri alâka ile takip etmektedirler.
Geceyi, Belediye Reisi ve İhtifal Komitesi Başkanı Nafiz Tahralı bir konuşma ile açmış. Mevlânâ torunlarından Dr. Hulki Âmil Keymen Çelebi'nin Mevlânâ ve hayatı mevzulu konuşmasından sonra lise müdürü Mehmet Önder (Şark'da ve Garb'da Meviânâ sevgisi!, Konya İmam Hatip Oukulu Müdürü Bekir Elam (Mevlâ-nâ'nın dinî cephesi), muharrir Refi Cevat Ulunay (Şeb-i Aruz) ve Abdul-baki Gölpınarlı (Mevlânâ'da şiir) mevzuunda konuşmuşlardır.
10 dakikalık fasıladan sonra salon karartılmış, perde yavaş yavaş açıldığında yeşil kubbe «Kubbe! Hadra» ve Mevlânâ müzesinin ön avlusu bütün ilıtişanüyle mücessem şekilde belirmiştir. Altı Neyzen, altı Kudumzen ve Âyinhan, müteaddit Semâzenler, Mevlevi kisveleriyle yerlerini almış bulunuyorlardı. Kani Karaca ve Hulusi Gökmenli'nin okudukları Naat'ı Mev-lânâ'yı nefis bir ney taksimi ve parlak şekilde icra edilen Hamamizade İsmail Dede'nin Ferahfeza peşrevi ve Ferahseza âyini şerifi takip etmiştir. Âyine Dr. Hulki Âmil Kıymen Çelebi, Yenikapı Mevlev İhenesl Şeyhi Ab-dulbaki bey, merhumun oğulları Gav-sî ve Rasuhi Baykara ile Abdulbaki Gölpmarli iştirak etmişlerdir. Semâzenler bilhassa Resuhi Baykara'nın 3 yaşındaki oğlu Baki Baykara büyük ilgi toplamıştır.
İhtifal saat 23'de son bulacaktır.
18 Aralık 1956
Ankara :
Bütün medenî memleketlerde olduğu gibi memleketimizde de işçilerin çeşitli ihtiyaçlarının giderilmesi dâvası hükümetçe ele alınmış ve bu yolda hazırlanan programın tahakkuku için İşçi Sigortalan Umum Müdürlüğünce çalışmalar hızlandırılmıştır.
İşçilerimizin İhtiyarlık Sigortası muamelelerine aralıksız devam eden İşçi Sigortaları Umum Müdürlüğü, yeniden 830 sigortalı İşçiye ihtiyarlık aylığı bağlamış ve bu suretle ihtiyarlık aylığı alanların sayısı 3.865'e yükselmiştir. 475 sigortalı ile 594 hak sahibine de toptan ödeme yapılmış ve 48.122 analık vak'asından da 47.712 işçiye ödemeleri yapılmak suretiyle muameleleri tamamlanmıştır.
Diğer taraftan, evlenme sebebiyle işinden ayrılan 971 kadın işçi ile 338 sigortalı işçiye toptan ödeme yapılmıştır.
29.807 iş kazalariyle meslek hastalıkları vak'asmdan 27.065 sigortalı işçinin tedavileri yapılmış ve geçici iş görmezlik ödenekleri verilmek suretiyle muameleleri ikmal edilmiştir.
İş kazalariyle meslek hastalığı sonucu ölüm dolayısiyle 300 hak sahibi ile kazalardan mütevellit malûl kalan 947 sigortalıya maluliyet geliri bağlanmasına karar verilmiştir.
İstanbul :
Belgrad ormanlarında tesis edilmiş bulunan parkı, yaz ayları içinde 200.000 kişi gezmiştir.Orman Müdürlüğünden aldığımız malûmata göre, yüzlerce bank, çeşme, kameriye ve sundurmalarla meydana getirilen Belgrad orman parkı, önümüzdeki yaz aylarında daha geniş bir alâka toplayacaktır.
B"u arada. Orman Başmüdürlüğü tarafından parkın muhtelif yerlerine, ormanların korunması mevzuu ile alâkalı olarak konulan vecize ve afişler de halk taralından ilgi ile karşılanmış ve faydalı olmuştur.
19 Aralık 1956
Ankara :
Hariciye Vekâleti Matbuat Bürosundan bildirilmiştir:
Kahire'de münteşir Eltahrir dergisi-nni 18 Aralık tarihli nüshasında, Mısır'a çıkartma yapan İngiliz-Fransız kuvvetleri arasında 350 Türk askeri de bulunduğu ve bunların müttefik kuvvetleri ile birlikte bilâhare Mısır'dan çekildiği yolunda bir haber yayınlanmıştır.
Tevali eden Kahire menseli bu gibi asılsız haberlere ne Türkiye'de, ne de diğer herhangi bir hür memlekette kimse inanmıyorsa da, halkı her türlü doğru haber ve hakikatlerden mahrum bırakılan Mısır ve diğer bazı Arap memleketlerinde propagandalarla Türkiye aleyhinde yaratılmak istenen havayı kardeş Arap milletine duyurmak maksadiyle bu gibi yalan haberlerin tekzibine lüzum görülmektedir.
İstanbul :
Gazeteciler Cemiyeti ve İstanbul Gazeteciler Sendikası Yapı Kooperatiflerini ziyaret eden Çalışma Vekili Mümtaz Tarhan, idare heyetleriyle görüşmüş ve Mecidiyeköyündeki Gazeteciler Mahallesinin biran evvel bitirileceğini bildirmiş, gazetecilerle hasbıhalde bulunmuş, bu arada Vekâletini ilgilendiren meseleler hakkında bazı izahat vermiştir.
Çalışma Vekili Mümtaz Tarhan, Ankara ve İstanbul'daki gecekondu dâvasına temasla şöyle demiştir:
«Ankara'da 1500 dairelik apartman inşası temeli atılmıştır. Akköprü ile Yenimahalle arasındaki Varlık Mahalleşinde inşaatına başlanan apartımanlar bir sene içinde ikmal edilecek ve gecekondu sahibi işçilerden başlamak üzere tevzi edilecektir. Kiracı veya ev sahibi olacak işçilerin istimlâk edilen gecekondularına takdir olunan kıymet karşılığında bono verilecek ve bunlar apartmana geçtiklerinde, bu bonolar maliyetten düşecektir. İstanbul Valisi Prof. Gökay ile de bu mevzuu görüştüm. Gecekonduların mütekâsif olduğu Kazüçeşme mıntıkasına yakın bir yerde arsa vereceğini söyledi. Bu takdirde İstanbul'da da 1000 apartman dairesi inşasına başlı-yacağız.
Apartman daireleri 12 bin lira olacaktır. Sonra her 500 dairelik mıntıkaya bir ilkokul, bir sinema ve bir de karakol inşa ettireceğiz.
Fikir işçileri tasarısının da hazırlandığını söyleyen Vekil, köylerden şehirlere olan akını durdurmak için alınacak tedbirleri şöyle izah etti:
«Köyden şehire akını durdurmak için köylerdeki, kasabalardaki iş kollarını harekete getirmek istiyoruz. Âtıl kalan iş gücünü değerlendirdiğimiz takdirde1 müsbet neticeler elde edeceğimiz muhakkaktır. Mahallî el sanatlarını inkişaf ettirirsek vatandaşın da toprak dışındaki iş gücünü arttırabiliriz. Böylece köylü vatandaşı iktisaden de memleketine bağlarız. Halıcılık, dokumacılık ve diğer el işlerinin canlanıp ihya edilmesi memlekete döviz sağladığı gibi vatandaşı da daha müreffeh hale sokar. Diğer vekâletlerin de işbirliğini sağladık ve bu münasebetle vekâletler arasında anket yaptık. İcap ederse el işleri tezgâhlarını da biz temin edeceğiz. Mümtaz Tarhan Ankara'da ve İstanbul'da turizm personel okulları açılacağını söyledi ve bu arada Ankara'da ev hizmetleri için açılan kursun faydalarından da bahsetti.
Ankara :
Basın-Yayın ve Turizm Umum Müdürü Muammer Baykan, bugün kendisiyle görüşen bir muhabirimize Umum Müdürlüğün bu yılki faaliyeti hakkında aşağıdaki izahatı vermiştir:
«İçinde bulunduğumuz yıl, Umum Müdürlüğümüzün tanıtma ve turizm neşriyatı ve propaganda faaliyeti bakunından hakikaten verimli bir yıl olmuştur.
Film sahasında :
Memleketimizi tanıtıcı mahiyette olarak geçen yıl yaptırdığımız renkli filmlerden birinin beynelmilel bir müsabakada birincilik kazanması bu sarıadaki çalışmalarımızda bize şevk vermiştir. Bir Belçika firmasına renkli iki turistik film. hazırlattığımız gibi, memleketimizin muazzam iktisadi kalkinma Hamlelerini gayet güzel belirten renkli iki filmi de müsabakayı kazanan filmimizi hazırlamış olan Amerikan firmasına yaptırdık. Bu filmlerin son hazırlıkları bitmiş olup, bugünlerde Amerika ve Avrupa sinemalarında gösterilmeğe başlanacaktır. Ayrıca, Umum Müdürlüğümüzün film servisi «Kalkınırı Türkiye» adlı siyah beyaz bir film hazırladığı gibi, memleketimizdeki iktisadî ve sınai kalkınma hamlelerini ayrı ayrı birer mevzu olarak ele alan kısa filmler halinde bir «Kalkınma serisi» meydana getirmeyiz.
Sene içinde Umum Müdürlü güm üaiin renkli füm sahasında giriştiği tecrübeler müsbet neticeler vermiştir. Renkli film için Önümüzdeki yıl bütçesine koyduğumuz tahsisat Büyük Millet Meclisince kabul edildiği takdirde, film servisimiz 1957 senesinde memleketimizi tanıtan gayet güzel renkli filmler çevirmeğe bashyabile-cektir.
Fotoğraf sahasında :
Memleketimiz hakkındaki fotoğraf arşivimiz bu yıl fevkalâde zenginleşmiştir. 66 vilâyetimize ait fotoğraf koleksiyonunun tamamlanması yolundaki plânlı çalışmalarımız müsbet bir neticeye varmıştır.
Umum Müdürlük tarihinde İlk defa olarak memleketimizin renkli fotoğraf arşivinin tesisi yoluna gidilmiş ve muvaffak olunmuştur. Fotoğrafçılarımız muayyen bir plân dahilinde memleketimizi gezmişler ve 66 vilâyetimizin -birkaç istisnası ile renkli diapo-zitifleri tamamlanmıştır.
Bu yıl İzmir Fuarında «Kalkınan Türkiye» pavyonunun bel kemiğini, can damarını Umum Müdürlüğümüzün fotoğrafları teşkil etmiştir.
Neşriyat :
Bu yil neşriyat sahasındaki faaliyetimiz de çok verimli olmuştur:
Üç yıl önce beş altı yüz nüsha olarak basılıp, tahsisat ve malzeme noksanı dolayisiyle hakikî mânasiyle neşrolu-namamış olan «Türk Çiniciliği» adlı kitabı bu yıl 20 bin nüsha olarak neşretmemiz mümkün olmuştur. İngilizce olarak basılmış olan bu eserimiz, bu değerli sanat şubemizin renkli örneklerini bütün dünyaya tanıtacaktır.
Klâsik mitolojinin, Türk topraklarında geçmiş olanları toplanarak mizahı bir üslûpla bir kitap halinde İngilizce olarak neşrolunmuştur. Bu esatire ait fotoğrafların orijinalleri New-York kütüphanesinden getirtilmiş, muharririn direktifi altında, meşhur bir ka-riKatürİstimiz tarafından karikatür haline getirilmiştir. 4 renkli olarak yapılmış olan bu karikatürlerin süslediği bu kitabın Anglo-Amerikan âleminde büyük bir alâka doğuracağından emin bulunuyoruz.
Memleketimizin renkli 65 fotoğrafım ihtiva eden «Turistik Türkiye Takvimi» adında bir masa takvimini Münih'te 4 dil üzerinden bastırdık.. Bu takvim 1957 yılında dünyanın dört bir tarafında masalları süslüyen bir Türkiye haritası olarak yer alacak, her hafta memleketimizin ayrı bir köşesini milyonlarca yabancıya tanıtacaktır.
Ayrıca, tek renkli olarak memleketimizin 200 küsur fotoğrafını ihtiva eden «Türkiye» adında bir albümümüz de üç yabancı dilde basılmış bulunmaktadır.
Memleketimizin turistik mıntıkalarını tanıtan broşürlerini izi bu yıl da neşre devam ettik. Mevcutları tükenenleri yeniden tabettirdiğimiz gibi, yeni ilâvelerle de bu serimizi zenginleştirdik.
Türkiye'ye gelmiş bulunan veya gelmek isteyen yabancılara çok faydalı bir el kitabı hizmetini gören sTürki-ye'de Tatil» isimli kitabımızın yeni ilâvelerle ve değişikliklerle yeniden tabı işi bugünlerde tamamlanmak üzeredir.
«Türkiye Enformasyon Bülteni adıyla İngilizce aylık bir mecmua neşrine başladık. Memleketimizin kalkınma hamlelerini dış âleme aksettirmek gayesini güden bu bülten, bu hamleleri rakkamların ışığı altında izah ve ifade etmektedir. Bunun yanında Türk edebiyat ve sanatı da tanıtılmakta, Türkiye turizmi ile ilgili konular da bültende yer almaktadır. Bu İngilizce mecmuanın birinci sayısı çıkmıştır. İkinci ve üçüncü sayıları da neşredilmek üzeredir.
Bütün dünyaca tanınmış bir turistik seride yer almak üzere hazırladığımız «Türkiye» adlı kitabın bütün makaleleri sahalarında birer otorite olan kimselere yazdırılmış ve Fransızcaya tercüme ettirilmiştir. Memleketimize ait 200 renkli resim ve 400 kadar da renkli fotoğrafı ihtiva edecek olan bu kitabın neşri işi önümüzdeki aylarda tahakkuk edebilecektir.
Gecen sene yılbaşında bastırdığımız ve dünyanın dört bir tarafında büyük bîr alâka toplamış olan «Noel Baba» kartlarını bu yıl iki ayrı deşen ve 4 renk üzerinden yine bastırdık. Bu mevzu, yabancıların memleketimizle ilgilenmeleri için tatlı bir vesile teşkil etmektedir.
Radyo, turizm, neşriyat ve film sahasında 1957 için hazırlanmakta olduğumuz faliyet programına şimdi temas etmiyeceğim. Ana hadlarım hazırladığımız bu program tahakkuk safhasına geçtiğinde bu hususta ayrıca malûmat verilecektir.
20 Aralık 1956
Kulu :
Amerika Birleşik Devletlerinin hediyesi olarak gönderilen 979 kilo tere-yağ, 1375 kilo süt tozu, 1143 kilo peynir, kaza ve merkez köylerinde tes-bit edilen 725 fakir aileye Kızılay marifetiyle dağıtılmıştır.
Ankara :
İşletmeler Vekâletinden aldığımız malûmata göre, memleketimizde Uludağ mevkiinde bulunan ve etüdleri M.T. Enstitüsü tarafından yapılmış olan Wolfram madeninin rezerv bakımından dünyada mevcut Wolfrom yatakları arasında ehemmiyetli bir yer işgal ettiği malûmdur.
Arama etüdleri M.T.A. tarafından ikmal edildikten sonra bu madenin işletilmesi için lüzumlu teşebbüslere geçilmiş ve Almanya'ya gönderilen numuneler üzerinde konsantre tecrübeleri yapılmıştır.
Bu tecrübelerden elde edilen müsbet neticeler mucavehesinde madenin işletilmesi ve konsantre istihsali için lüzumlu teçhizat ve tesisatın temini maksadiyle bir zamadanberi Krupp firmasiyle Etibank arasında yapılmakta olan müzakereler müsbet bir safhaya intikal etmiş ve Etibank'Ia firma arasında 13/12/1956 tarihinde prensip anlaşmasını tesbit eden bir protokol imza edilmiştir.
Bu anlaşmaya göre, mezkûr firma ile Etibank arasında bir işletme şirketi kurulacak, bu şirkete ileride başka millî müesseselerimiz ve hususî sermaye de katılabilecektir.
Dışarıdan temini icap eden makine ve tesisat Alman firmasınca şirketten iştirak hissesi şeklinde getirtilecektir.
Protokolün Türk ve Alman hükümetleri tarafından tasdikinden sonra bu mevzudaki mukavele tanzim edilecek ye firma 6 ay zarfında tesislerin etüd-İerini ikmal etmiş olacaktır.
Uludağ Wolfram madeninin miktarı tesbit edilmiş rezervi 10 milyon ton olup, her sene işlenecek cevherden 1840 ton konsantre istihsal edilmesi düşünülmektedir. Bu suretle memlekete her sene 4 milyon dolar munzam döviz geliri sağlanmış olacaktır.
İstanbul :
İstanbul Ticaret Odası Neşriyat Müdürlüğünden aldığımız malûmata göre, 1956 yılı başından Kasım ay: sonuna kadar İstanbul limanından muhtelif memleketlere 172.889.966 liralık ihracat yapılmıştır.
İhracatın büyük kısmını yaprak tütün, fındık, tiftik, madenler, taze balık teşkil etmiştir.
Ankara :
Bangkok'taki Beynelmilel Parlâmentolar Birliği toplantısına iştirak eden heyetimizin başkanı Fatin Rüştü Zorlu, bugün, kendisiyle görüşen bir muhabirimize aşağıdaki beyanatta bulunmuştur :
«Bangkok'taki Beynelmilel Parlâmentolar Birliği toplantısına iştirak ettikten sonra vâki davetlere icabet ederek milliyetçi Çin, Japonya ve Pakistan'ı ziyaret ettik. Hükümetimiz tarafından verilen talimata imtisalen de Endonezya'ya bir hüsnüniyet heyeti olarak gittik. Uğradığımız bütün memleketlerde bilaistisna büyük bir dostlukla karşılandık. Her yerde milletimizin gördüğü itibarı müşahede etmekle gurur duyduk.
Uzak-§ark'ta da tıpkı Avrupa'da olduğu gibi Sovyet ve komünist tazyiki her an müşahede olunmaktadır. Kızıl Çin'in de iltihakı ile Sovyetlerin bütün peykleriyle beraber hemen hemen her yerde faal olduklarını gördük. Seatc devletleri, Uzak-Şark'ı bu tazyikten korumak için büyük faaliyet göstermektedirler. Bu bakımdan Pakistan, Tayland ve milliyetçi Çin'in sarf ettiği gayretler her bakımdan övülmeli ve bütün dünya tarafından desteklenmelidir. Bu devletlerin dışında diğer TJzak-Şark devletlerinde, komünist partilere karşı milliyetçi partilerin yaptıkları mücadeleler de her bakımdan takdire şayandır.
Uzak-Şark'ta sulh ve sükûnun teessüsü, bilhassa Seato'mm daha ziyade takviye edilmesi ve kalkınma arau-sunda bulunan Şark memleketlerine esaslı ve ciddî şekilde yardımda bu-lunulmasiyle kabildir. Bu yardımlar yapılırken bütün sulhsever memleketler cephesinin senkronize bir şekilde birlikte hareket etmesi ve yardımların iç işlere ve dahilî siyasete, zahiren dahi olsa müdahale şemmesi vermeden yapılması çok büyük ehemmiyet arr zetmektedir.»
Ankara :
İşletmeler Vekâletinden aldığımız malûmata göre, kalorisi ve evsafı bakımından çok iyi cins linyit, yataklarını ihtiva eden Tunçbilek bölgesinde bir kok fabrikası tesisi için Etibank tarafından bir müddetten beri yapılmakta olan etüdler nihayetlendirilmiş ve Alman Lurgi Warme firması ile bir anlaşmaya varılarak 18/12/1956 tarihinde ve anlaşmanın bütün esaslarını ihtiva eden bir protokol imza edilmiştir.
Bilindiği gibi bugün ev mahruku olarak kullandığımız kok kömürlerinin büyük bir kısmını Karabük Demir-Çelik Sanayiinin metallurjik evsaftaki kokları teşkil etmektedir. Halbuki bu fabrikanın imâl etmekte olduğu demir ve çelik mamulleri memleket ihtiyacına kifayet etmediği cihetle mezkûr fabrikanın tevsine başlanmış bulunulmaktadır.
Hâlen sür'atle devam etmekte olan bu tevsi işi nihay etlen dikten sonra Karabük'te istihsal edilmekte olan metallurjik kokları daha büyük miktarda yüksek fırınlarda kullanılması icap edeceğinden, ev mahruku olarak piyasaya Karabük'ten tahsis edilebilecek kok kömür miktarı zarurî olarak ve tedricen azaltılacaktır.
Bu azalan miktarı telâfi etmek ve ayrıca artan ihtiyacı karşılamak gayesi-le yeni bir tesise gidilmesi zarureti kendisini hissettirmektedir.
Tunçbilek'te kurulmasına karar verilen ve yukarıda adı geçen mütehassıs Alman firmasına sipariş edilmiş olan
yeni fabrikanın linyit kömüründen imâl edeceği koklar, kalori bakımından kuvvetli bir yakıt olacağı gibi, ih. tirak kabiliyeti bakımından da çok elverişli bir ev yakıtı evsafını haiz olacaktır.
Mezkûr firma ile yapılan anlaşmaya göre, bu fabrika için lüzumlu tesislerin takriben yarısına tekabül eden parçaları memleketimizde Karabük, Kırıkkale gibi müesseselerimizde yerli olarak imâl edilecek ve ancak Türkiye'de yapüamiyan makine ve parçaları almada iraâl ettirilecektir.
Bu fabrikanın Doyçe Mark tediye kısmı takriben 6 milyon dolara baliğ olacaktır.
Tesislerin bedeli Küre, Ergani ve Mur-gul işletmelerinde istihsal edilmekte olan piritlerin ihracı suretiyle karşılanacaktır.
Yakın bir zamanda inşasına başlanacak olan bu fabrikanın kapasitesi sipariş protokolunda senede 200.000 ton kok kömürü olarak derpiş edilmiş ise be, bu kapasitenin 400.000 tona çıkarılması düşünüldüğünden tesislerin bu tevsie müsait şekilde yapılması kararlaştırılmıştır.
Mezkûr fabrikada ayrıca senede 2.590 ton benzin ve 30.000 ton katran ve ağır mazot istihsal edilecektir. Tevsi-den sonra yukarıdaki kıymetli tâli mahsullerin istihsali artacağı gibi ayrıca plâstik sanayiinin en çok aranan bir ham maddesi olan Phenol'ün iktisadî bir şekilde istihsali mümkün olacaktır.
Ankara ;
Hariciye Vekâleti Matbuat Bürosundan bildirilmiştir:
Türkiye ye İsveç hükümetleri yekdiğeri nezd indeki elçilerini büyükelçiliğe yükseltmek hususunda mutabık kalmışlardır.
Bu karar gereğince Orhan Eralp Türkiye'nin stokholm Büyükelçiliğine tâyin edilmiş ve İsveç'in Ankara Elçisi Ekselans Adolf Croneberg'e büyükelçi sıfatıyla agreman verilmiştir.
Ankara :
Güney-Doğu Anadolunun doğu kısmında bulunan Maraş, Antep, Nizip ve Kilis gibi Türkiye'nin belli başlı şehir ve kasabalarını içine alan bölgede son yıllar içinde büyük bir sanayileşme hamlesi başlamış bulunmaktadır. Bu sanayinin şiddetle muhtaç olduğu ueuz ve bol enerjinin temini maksadiyle Nafıa Vekâleti Elektrik İşleri Etüd İdaresinin Ceyhan nehrinde yaptığı etüdler sonunda bu nehir üzerinde iki kademede takriben 100.000 kilovatlık bir takatin mevcut olduğu meydana çıkmıştır.
Elektrik Kşleri Etüd İdaresi, istihlâl merkezlerine yakın olması dolayısiyle halen inşa edilmekte olan 3750 kilovatlık Maraş-Ceyhan l'inci kademe hidroelektrik santralının 25 kilometre memba tarafında bulunan 2'nci kademe hidroelektrik santralının inşasını uygun bularak gerekli projeyi hazırlamış ve Nafıa Vekâletinin tasdikine arzetmiş bulunmaktadır.
Ceyhan'da 2'nei kademe hidroelektrik santralı 40.000 kilovat nihai takatte olacak ve yılda takriben 220 milyon kilovat saat enerji üretecektir. Enerjinin kilovat saat maliyeti iki kuruş civarındadır. Bu enerjinin bir kısmı 66 kilovatlık bir hava hattı ile Antep bölgesine diğer kısmı da 154 kilovatlık bir hava hattı ile Ceyhan'da Çukurova şebekesine verilecektir.
Maraş, Antep ve Çukurovadaki sanayi için fevkalâde ucuz bir enerji istihsal kaynağı olan bu tesisin yakın bir âtide inşasına geçilmesi için gerekli hazırlıklar başlamış bulunmaktadır.
Ankara :
Hatırlarda olduğu veçhile bundan bir sene kadar evvel Etibank ile Antalya-daki bazı müesseseler ve hususî sermayeler arasında 10 milyon lira sermayeli Antalya ve havalisinin elektrik fikasyonu gayesiyle «Kepez ve Antalya havalisi elektrik santrallari T.A.Ş.» kurulmuş bulunuyordu.
Antalya mmtakasmda görülen büyük enerji ihtiyacı ve kurulacak olan ferro - krom, kauçuk sanayii ile diğer küçük sanayie lâzım olan enerjiyi temin için bu ortaklık, ilk iş olarak Antalya şehrine 10 kilometre mesafede bulunan Kepez mevkiindeki ımntakanın en ekonomik su kuvvetinden istifade yoluna giderek. Kepez hidroelektrik santralının tahakkuku için çalışmalara başlamış ve bu tesisin taahhüdü için Etibank'a salâhiyet Verilmiştir.
Etibank muhtelif memleketler ve firmalardan aldığı tekliflerden teknik ve malî şartlar bakımından en uygun bulduğu teklif sahibi İtalyan «Ansaldo San Georgia» firmasına işin ihalesi kararlaştırılmıştır.
Bu işe ait mukavele İşletmeler "Vekili Samet Ağaoğlu'nun huzuru ve Antalya Milletvekilleri ile Kepez ve. Antalya havalisi elektrik santrallan T. A. E. Etibank idare meclisi reis ve üyelerinin iştirakiyle bugün Etibank ile Ansaldo San Georgia firması arasında imza edilmiştir.
Bu mukaveleye göre Ansaldo - San Georgia firması Kepez santral teçhizatı ile montajını deruhte etmekte, döviz tasarrufu gözetilerek inşaat ve diğer mteferrik işler yerli imkânlarla yaptırılmaktadır.
Ansaldo - San Georgia firmasının temin edeceği teçhizat ve montaj işi 1.900.000 dolar tutmakta olup bu meblağ Türkiye - İtalya ticaret ve "kredi anlaşmasından ödenecektir.
Her biri 9000 kilovat takatta üç üniteden ibaret mecmu takati 27.000 kilovat olan bu santral senede 180 milyon kilovat - saat enerji üretecek ve netice maliyeti 10.000.000 Türk lirasını bulacaktır. Tesis birinci ünitesi 25 ayda olmak üzere 30 ayda ikmâl edilecektir.
Ankara :
Profesör Gatenby.nin eşi tarafından Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesine hediye edilen kitaplar bugün saat 12 de merasimle Fakülte dekanına tevdi olunmuştur.
Profesör Gatenby, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesinde tam 10 yıl İngiliz dili ve edebiyatı profesörlüğü yapmış, gerek bu fakültede, gerek Gazi Terbiye Enstitüsünde vazife gördüğü müddetçe kıymetli elemanlar ve öğretmenler yetiştirmiştir. Profesör Gatenby, ayrıca Ankara radyosundaki İngilizce dersleri ile de bütün yurtta tanınmış ve şöhret kazanmıştır.
Bugün yapılan merasimde, Fakülte Dekanı Dr. Sedat Alp, İngiliz Kültür Heyeti Reisi Tomlin, Prof. İrfan Şa-hintaaş, Prof. Hamit Dereli ve İngiliz Kültür Heyeti ileri gelenleri haz;r bulunmuşlardır.
Gecen sene ölen profesörün şahsi kütüphanesinde mevcut ve İngilizce dili ile ilgili en mühim eserler, eşinin arzusu üzerine, İngiliz Kültür Heyeti Reisi "tarafından bu merasimde Fakülte Dekanına tevdi olunmuştur..
21 - 12 - 1956 tarihli Ulus'tan:
İngiltere tarafından hazırlanan yeni anayasa vesilesiyle Kıbrıs hakkında mütalâası sorulan C.H.P. Genel Sekreteri Kasım Gülek söyle demiştir:
«Kıbrıs'ta Şelf - Determination üzerinde çok duruldu. Adanın mukadderatını tayinde Kıbrıs'ta doğmuş herkese rey hakkı tanınmalıdır. Bunun milletlerarası plebisitlerde emsalleri vardır. Birinci Dünya Harbinden sonra Versay Muahedesi gereğince Almanya'dan ayrılmış Saar ve Yukarı Sileaya bölgelerinde bilâhare yapılan plebisitlerde o bölgelerde doğmuş ve scnr2dan dünyanın muhtelif yerlerine dağılmış herkese rey hakkı tanınmıştı ve gerçekten plebisit yapılırken dünyanın her tarafından bu bölgelerde doğmuş olanlar gelip reylerini kullanmışlardı ve hattâ hasta ve alil olanların sedyelerle getirilerek reye iştirak ettiği de görülmüştü.
Kıbrıs'ta doğup da Türkiye'ye, Amerika'ya, İngiltere'ye ve diğer memleketlere hicret etmiş Türklerin de adanın mukadderatını tayinde söz sahibi olmaları tabii hakları sayılmalıdır.»
22 Aralık 1956
İzmir :
Amerikanın Seıvart hava üs kumandam Albay Williams'm Amerika'ya gitmiş buiunan «iyi niyet elçisi» Binbaşı Korkut Efe vasitasiyle Hava Harp Okuluna gönderdiği dostluk bayrağı, bugün saat 11.30 da ' Güzelyalfdaki Hava Harp Okulunda yapılan törenle Hava Eğitim Kolordu Kumandanı Korgeneral Tekin Arıburun'a teslim edilmiştir.
İstiklâl marşı ile başlanılan merasimde Hava Eğitim Kor. Kuvvetleri Kumandanı Tümgeneral Grusendorf, Taktik Hava Kuvvetleri Kurmay Başkanı Tümgeneral Şahap Metel, Türk ve Amerikan subayları, Harp Okulu talebeleri ve bir merasim bölüğü ile Harp Okulu bandosu hazır bulunmuştur. İstiklâl marşından sonra okul kumandanı Hava Albayı Hikmet Tugay kısa bir konuşma yaparak, bu jestin ehemmiyetine işaret etmiştir.
Daha sonra iyi niyet elçisi Binbaşı Korkut Efe, bu emaneti sahiplerine teslim ederken duyduğu zevki belirtmiş ve «7 bin millik hava köprüsünün oradaki koruyucularından buradaki koruyucularına, dostluk nişanesi olan im bayrağı teslim ediyorum» demiştir. Hava Eğitim Kor. Kumandanı Korgeneral Tekin Arıburun, bayrağı aldıktan sonra yaptığı konuşmada, Türk -Amerikan dostluğunun ehemmiyetini tebarüz ettirerek Amerikan hava kuvvetlerinden gelen bu bayrağı bu dostluk emanetini «istikbalin tarihini kuracak olan gençlere tevdi ediyorum» demiştir.
Bu arada bando Amerikan marşım çalmıştır. Merasim Türk - Amerikan dostluğunun yeni bir tezahürünün heyecanı içinde sona ermiştir.
23 Aralık 195Iİ
Ankara :
Açık bulunan Dahiliye Vekilliğine Aydın mebusu Dr. Namık Gedik'in tayini yüksek tasdike iktiran etmiştir.
24 Aralık 1956
Ankara :
T. C. Ziraat Bankasının 67 nci faaliyet devresine ait 1955 yılı bilanço ve kâr zarar hesaplan bugün Türkiye Büyük Millet Meclisinde toplanan İktisadî Devlet Teşekkülleri Umumî Heyetince kabul ve tasdik olunmuştur.
İktisadî kalkınmamızda çok büyük ve ehemmiyetli rolü bulunan T. C. Merkez Bankası, ziraî gelişmemizde ve ziraî istihsalimizin artışında gecen yıllarda olduğu gibi bu sene de verimli ve müsbet çahşmalarlyle faal bîr mevki almıştır.
Gerek menbalar ve gerekse ziraî ve ticari plasmanlar bu hesap devresi zarfında müsbet terakkiler kaydeylemiş-tir.
Bankanın umumi ziraî kredi.yekûnu 1954 yılında 1 milyar 497 milyon lira olmasına mukabil, 1955 yılında 57 milyon lira artmak suretiyle 1 milyar 554 milyon liraya yükselmiştir. Zirai plasmanlardan 326 milyon lirası çiftçinin kalkınmasını sağlayan erta ve uzun vadeli kredilere tahsis edilmiş bulunmaktadır.
Diğer taraftan 1955 senesinde de kuraklık ve haşarat tahribatı gibi âfetlerin vukua gelmiş olması sebebiyle bir kısım alacakların tecil edilmiş olmasına rağmen, umumi tahsilat nisbeti % 81,97 yi bulmuştur.
Ödenmiş sermaye, ihtiyatlar ve karşılıklardan terekküp eden bankanın öz kaynakları 1955 yılında 58,5 milyon lira artarak 433.600.000 liraya yükselmiştir.
Banka, umumî faaliyetinin yanında bilhassa mevduat toplama bakımından da müsbet bir politika takip etmiş ve umumi mevduat yekûnu 1955 yılında bîr milyar doksandört milyon liraya yükselmiştir. 1956 yılı mevduat rakamlarının ise bu miktardan daha yüksek seviyeye ulaştığı görülmüştür.
Banka, müstahsil hizmetini kolaylaştırmak ve teşkilâtlı ziraî kredi sisteminden çiftçiyi yakından faydalandırmak için yurt içindeki teşkilât sayısını da arttırmaya muvaffak olmuş ve 1955 yılı içinde yeniden şube, ajans ve büro açmak suretiyle teşkilât sayısını 514' e yükseltmeyi sağlamıştır.
1956 yılında ise şube ve ajans adedi daha da artmış bulunmaktadır.
Bankanın gelirlerinde de geçen yıllara nisbetle ehemmiyetli bir artış kaydedilmiş ve iş hacminin gelişmesiyle mütenasip olarak 1955 yılı safi kârı 44,9 milyon lira olarak tahakkuk etmiştir.
Bankanın bu dönem hesap ve muamelâtını inceleyen komisyon, alman müsfcet neticelerden dolay: banka idarecilerini takdir ve teşekküre lâyık görmüştür.
Komisyonun bu görüş ve mütalealan umumî heyetçe de aynen kabul ve tasvip edilerek bankanın, 1955 yılı hesapları kabul ve tasdik olunmuştur.
Ankara :
Drt. Halim Tevfik Alyot, Basın - Yayın ve Turizm Umum Müdürlüğüne tayin edilmiş ve bugün vazifesine başlamıştır.
Ankara :
Haber alındığına göre, son iki ay zarfında Devlet Demiryolları ile yurt dışında 100 vagon yaş üzüm, 540 vagon balık ihraç edilmiştir.
25 Aralık 1956
Ankara :
Ortaşark memleketlerinde bir tetkik gezisine çıkmış bulunan İngiliz "eski Milli Müdafaa Vekili Lcrd Hoare Be-lisha, memleketimizde de tetkiklerde bulunmak üzere bu sabah uçakla An-karaya gelmiştir.
İstanbul :
Kıbrıs meselesinin hakikî veçhesini ve bu husustaki Türk tezini merkezi ve cenubi Amerika memleketleri umumi efkârına duyurmakla vazife-' lendirilmiş Olan ve bu sabah Ankara-ya avdet etmiş bulunan Türk heyetinin reisi Muzaffer Göker, uçağın Yeşilköy'deki tevakkufu sırasında bu seyahat hakkında kısaca malûmat vermiştir.
Muzaffer Göker, kendisiyle görüşen Anadolu Ajansı muhabirine seyahatin çek faydalar sağladığını, 19 memleketi ziyaret ederek Kıbrıs meselesinin hakiki mahiyetini ve Türk tezini iaah ettiklerini, yedi devletin Reisicumhuru ve 19 devletin de Hariciye Vekilleri ile Devlet ricali tarafından kabul edildiklerini, her yerde Türk tezinin sempati ile karşılandığını, muhtelif basın konferansları yaparak durumu açıkladıklarını bildirmiş ve birçok memleketlerde Kıbrıs meselesinin İngiltere ile Yunanistan arasında bir dâva zannedildiğini, fakat yapılan bu ziyaretlerle durumun aydınlatılmış olduğuna işaret etmiştir.
İstanbul :
Kadıköy Gazhanesinde inşa edilen modern havagazı tesisleri bugün saat 10.30 da merasimle işletmeye açılmıştır.
Merasimde Vali ve Belediye Reisi Prof. Gökay, Vilâyet ve Belediye Meclisi azaları, İ.E.T.T. Umum Müdürü Kâm uran Görgün, kömür tevzi ve tahsis müdürü, basın mensupları ve kalabalık bîr halk topluluğu hazır bulunmuştur.
Açılış merasimi İ.E.T.T. umum müdürünün konuşması ile başlamış ve davetlilere geniş izahat verilmiştir.
Bu izahata göre 1892 senesinde kurulan ve o zamanki gaz istihsal kapasitesi 10.000 metre küpü geçmeyen Kurbağahdere havagazı fabrikası 1935 senesinde yapılan tadilât ve 194S senesinde iki fırın ilâvesi ile bugüne kadar çalışmıştır.
Yeni inşa edilen ve 30.000 metre küp istihsal kapasitesinde olan fırın bataryası ile gaz tasfiye tesisleri gaz sanayiinin son inkişaflarına göre imâl olunmuş ve işletmeye açılmıştır,
2.060.000 liraya mal olan yeni tesislerle Kadıköy ve Üsküdar semtlerinin ihtiyacı tamamile karşılanabilecektir. Diğer taraftan mevcut tesislerle bir ton kömürden 330 metreküp havistihsal edilmekte iken faaliyete geçen ilâve tesislerle bu miktar 500 metre küpe kadar çıkmış ve bu suretle senede bin ton maden kömürü tasarrufu sağlanmıştır.
Yeni tesisleri bu tasarrufla 4 senede amorti etmek kabil olabilecektir.
Kâm uran Görgün'ün fabrika hakkında verdiği izahattan sonra kısa bir konuşma yapan Vali ve Belediye Reisi Prof- GÖkay, şehrimizde hizmete giren ve girecek olan yeni tesisleri işaretle yapılan işler hakkında izahat vermiş ve her yeni eserin vatandaşlar tarafından sevgi ve memnunlukla karşılandığını belirtmiştir.
Bundan sonra Vali ve Belediye Reisi, yeni tesislerin kurdelesini kesmiş ve hazırlanmış bulunan havagazı meşalesini kendisine verilen ateşle uğurlu ve hayırlı olması temermisile tutuşturmuştur.
Ankara :
Demokrat Parti Meclis Grupu Başkanlığından bildirilmiştir :
Demokrat Parti Meclis Grupu bugün saat 15' de Reis vekillerinden Manisa mebusu Muzaffer Kurbanoğlu'nun başkanlığında toplanmıştır. Dr. Namık Gedik'in Dahiliye Vekilliğine tayini dolayısiyle açılan başkanlık için yapılan seçim neticesinde Giresun mebusu Hayrettin Erkmen Demokrat Parti Meclis Grupu Başkanlığına seçilmiştir. .
Ankara :
Reisicumhur Celâl Bayar, bugün saat 18 de Cankayada Kıbrıs Türk tür Partisi Genel Başkanı Dr. Fazıl Küçük ile Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu Başkanı A. Faiz Kaymak'ı kabul etmiştir.
İstanbul :
Amerika ve Avrupada Denizcilik Bankasını ilgilendiren mevzular etrafında temas ve tetkiklerde bulunduktan sonra şehrimize dönen Denizcilik Bankası Umum Müdür yardımcısı Orhan Ko-raltan şu izahatı vermiştir : Akdeniz yolu gemileri kumpanyaları konferansının Paristeki toplantısına Denizcilik Bankasını temsilen İştirak ettik.
İtalyan, Fransız, Amerika ve Mısır gemi kumpanyaları ile Bankamızın âzâ bulunduğu konferansın bu seferki toplantısında Yunan gemi kumpanyaları temsilcileri de müşahit olarak bulunuyorlardı. Toplantıda sefer yapan gemilerin plânları üzerinde durularak kamara durumlarına göre asgarî ücretler tesbit edilmiştir.
Yeni navlunlar önümüzdeki yaz aylarından itibaren başlıyacak ve fiyatlarda yüzde on bir artış olacaktır.
Bu arada konferans harici bulunan Yunan kumpanyalarına da konferansa girmeleri için ilkbahara kadar mühlet verildi.»
Tetkik ve temasları ele alan umum müdür muavini izahatına şöyle devam etmiştir :
«Amerika ve bütün dünyada envestis-inanlara büyük paralar ayrılmış bulunduğundan para ve kredi sıkıntısı mevcuttur.
Bu zorluğa rağmen banka gemilerinin âcil ihtiyacı olan makine ve teçhizatın temini hususunda Eksim Bank ile yapılan müzakereler müsbet bir yola girmiştir.
Burada Maliye Vekâletimizle yapılacak temaslar neticesinde kredi hususu bir karara bağlanacaktır.
Bu suretle bilhassa Amerikada inşa edilen veya orada tebdil edilmiş bulunan gemilerimizin arızasız sefer yapmaları imkânı sağlanmış olacaktır.
Diğer taraftan, Şikago şehrinde yapılmış olan Amerika seyahat büroları 1956 senesi kongresrne iştirak ettik. Amerika ve diğer dünya memleketlerinden 4000 kadar seyahat bürosunun teşkil ettiği cemiyete bankamız da âzâ olmuştur. Kongrede seyahat büroları sahip ve mümessillerine bankamız gemileri seferlerini, turizm bakımından memleketimizin arzettiği ehemmiyeti anlattık. Gerekli malûmatı verdik.
Bu arada yapılan bazı neşriyata rağmen Amerikadan yeni gemi mubayaası veya temirfc hususunda temaslar yapılmamıştır. »
26 Aralık 1956
Ankara :
Merkezden Osman Derinsu Bağdat Büyükelçiliğinde Ortaelçilik müsteşarlığına, Kemal Özbilgi mezkûr1 Büyükelçilik üçüncü kâtipliğine, Yeni Delhi Büyükelçiliği ikinci kâtibi Halil Hilmi Atay Kopenhag Büyükelçiliği ikinci kâtipliğine, Kabil Büyükelçiliği ikinci kâtibi Samim Şahin Yeni Delhi Büyükelçiliği ikinci kâtipliğine, merkezde idari memur Ömer Cenap Eren Mcskova Büyükeleiği kançılarya memurluğuna dereceleriyle nakil ve tâyin edilmişler ve bu husustaki kararname bugünkü resmi gazetede yayınlanmıştır.
Ankara ;
Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 de Reis vekillerinden Fikri Apaydın riyasetinde toplandı.
Celse açıldığı zaman ruznamede mevcut bulunan sözlü soruların müzakeresine geçildi. Bu sözlü sorular meya-mnda haricî politikayı alâkadar edenler de mevcuttu. Hariciye Vekâleti Vekili Ethem Menderes, mezkûr suallere cuma günkü toplantıda cevap verileceğini bildirerek bu soruların o günkü gündeme alınmasını istedi.
Bundan sonra Kocaeli mebusu Turan Güneş'in, teşkilâtı esasiye kanununda yapılacak tadilâtı hazırlamak üzere kurulan komisyonun mesaisi hakkındaki sualini Adliye Vekili Prof. Hüseyin Avni Göktürk cevaplandırdı. Vekil cevabında şunları söyledi:
«21-12-1955 tarihinde teşkil edilmiş olan komisyon, bilâhare bir kısım azasının başka vazifelere tayin edilmiş olmasına rağmen, faaliyetine devam etmektedir. Bu komisyon, teşkilâtı esasiye mevzuunda yerli ve yabancı mevzuatın ve bilûmum .literatür ile siyasî partilerin programlarının ve memleket ihtiyaçlarının ayrı ayrı tetkik edilerek tesbit ve tasnifini karar altına almış ve azaları arasında iş Dölümü yapmış bulunmaktadır.
Komisyon faaliyetinden ayrı olarak anayasa mevzuu ile alâkalı bazı şahsiyetlerden de şahsen mütalâa istemiştir. Böyle bir mütalâayı henüz almış değiliz.
Arkadaşımız, komisyonun kaç toplantı yaptığını da sormaktadır. Faaliyetine devam etmekte olan ve azaları arasında iş taksimi yapmış bulunan ve tetkik edilecek mevzular itibariyle uzun vadeli bir mesaiye ihtiyaç gösteren bu komisyonun toplantıları ta-mamiyle iç bünyeye taalluk eder. Biz-ee matlûp olan husus, komisyonun faaliyeti ve" elde edeceği neticedir. Binaenaleyh mevzuun ehemmiyeti ve komisyonca tetkik edilmesine karar verilmiş ela nhususların vüs'ati bakımlarından neticenin yakm bîr zamanda istihsaline imkân olmadığı ve uzun vâdgli ilmi ve mukayeseli bir mesaiyi gerektirdiği tabiidir.»
Sual sahibi teşkilâtı esasiye kanununda yapılacak tadilâtı hazırlamak üzere kurulan komisyonun çalışmalarının çok ağır ilerlediğini beyanla bu meseleye daha fazla ehemmiyet yerilmesini istedi.
Bundan sonra köy enstitüleriyle İlk Öğretmen okullarının birleştirilmesi hakkındaki 6234 sayılı kanuna ek kanun lâyihası ile Ankara mebusu Aliye Timuçin ve Elâzığ mebusu Ömer Faruk Sanaç'ın, köy enstitülerinden mezun öğretmen ve sağlık memurlarının maaşlarının intibakına ait kanun teklifinin müzakeresine geçildi. Kanun teklifinin heyeti umumiyesi üzerinde söa alan mebuslar bunun köy öğretmenlerine sağhyacağı faîdeyi tebarüz ettirerek böyle bir teklifin getirilmiş olmasından dolayı duydukları memnuniyeti bildirdiler. Ancak kanua teklifinin birinci maddesindeki ikinci fıkranın kaldırılması hakkındaki bir takririn kabul edilmesi üzerine teklif, yeniden gözden geçirilmek üzere encümene havale edildi. Büyük Millet Meclisinin bugünkü toplantısında dış memleketlerle İmzalanmış olan bir anlaşmanın tasdikine dair kanun lâyihasının birinci müzakeresi yapıldı.
Ankara :
M. M. V. temsil purosundan bildirilmiştir :
Türk silâhlı kuvvetlerinin 1956 eğitim yılı çalışmalarından olarak doğu ve batı Anadoluda ihtiyat doğumlu personelin celp ve kış eğitimine tâbi tutulmalarına ait olan (Alacakurtj tatbikatı bugün sona ermiştir.
Evvelce tahmin edildiği gibi, başarılı sonuçlarla- biten bu tatbikatta, mükelleflere crdumuzdaki yeni silâh ve metotlar üzerinde çalışma imkânları verilmiş, yeni bilgiler öğretilmiş ve çeşitli kıta tatbikatlariyle kış şartları altında savaş güçleri pekleştirilmiş-tir.
Bu tatbikatın daha ilk saatlerinde ilgili mükelleflerin kıtalarına"ve görevlerine katılmak yolunda gösterdikleri gayret ve tehalük, tecrübeli kontrol ve hakem heyetlerimizi hayrete düşürmüş ve kıtalara iltihak etmelerin sonu tahmin edilen zamandan çok evvel tahakkuk etmiştir.
Vatan vazifelerini hiç şaşmayan- bir ciddiyet ve mükemmeliyetle karşılayarak ordu kucağına atılan .ve silâhlı kuvvetler ocağında 35 günlük misa-firetleri sona eren" ihtiyat doğumlu kahraman er, erbaş ve yedek subaylarımıza cumhuriyet ordusu adına Milli Müdafaa Vekâletine teşekkür e-dilmektedir.
Mükelleflerin yılbaşını aile yuvalarında geçirmeleri için terhislerin mümkün olan süratle yapılması temin e-dilmis ve bilhassa Doğu bölgesindeki mükelleflerin nakliyat müşkülâtına uğramaksızm memleketlerine dönmeleri için gerekli tedbirler alınmıştır.
27 Aralık 1956
Ankara :
Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Merkezi Macar çocuklarına yaptığı beş bin liralık nakdî yardıma ilâveten 300 adet de battaniye göndermiştir.
Ankara :
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Umum Müdürlüğünden öğrendiğimize göre, Siirt'in Raman petrol sahasından başka Garzan sahasında da bundan bir müddet evvel bulunan petrol kaynakları yeni sondajlarla büyük bir inkişaf arzetmektedir.
Bu sahada en son olarak 17, 21 ve bilhassa jeolojik durumunun hususiyeti bakımından 22 numaralı sondaj kuyularının son birkaç gün içinde üst üste petrole girmeleri ve bulunan petrol tabakasının garp istikametinde ehemmiyetli bir gelişme göstermesi Garzan petrol sahasının çok önemli bir petrol varlığı ihtiva ettiğini göstermektedir. Bu petrol sahasından istihsal edilerek hali faaliyette bulunan Batmandaki rafineriye paypayn ile şevk e dilen ham petrol sayesinde rafinerinin verimi de son zamanlarda artmış bulunmaktadır.
Süveyş hâdiseleri dolayısiyle hariçten gelen benzinin azalmasına rağmen, memleketimizde diğer bir çok Avrupa memleketlerine nazaran benzin ihtiyacı bakımından daha müsait ve fe-rahlı bir durumun mevcudiyeti Batman ve Garzandaki İnkişaflarla izah edilmekte ve Türkiye Petrolleri Anonim Ortakhğmca memleket, ihtiyacını daha geniş ölçüde karşılamak bakımından yeni tedbir ve tertipler üzerinde çalışıimaktadır.
Ankara :
Reisicumhur Celâl Bayar bugün Çan-kayada Hariciye Vekâleti Umumî Kâtibi Muharrem Nuri Birgiyi, Roma büyük elçisi Cevat Açıkalm'ı, Mad-rit büyük elçisi Feridun Cemal Er-kin'i, Birleşmiş Milletler Daimî delegesi büyük elçi Selim Sarper'i, Washington büyük elçisi Haydar Görk'ü ve Telâviv elçisi Şefkati İstinyeliyi kabul etmiş ve öğle yemeğine alıkoymuştur.
Bu kabul ve yemekte Nafia Vekili ve
Hariciye Vekâleti Vekili Ethem Menderes de hazır bulunmuştur.
Altınözü :
Kazamızın Gümüşhane köyünde içinde kabartma öküz "basları ve Lâtin harfleri ile yazılmış kitabeler bulunan büyük bîr mağara meydana çıkarılmıştır.
--- Ankara :
Atatürkün Ankaraya gelişinin 37 nci yıldönümü münasebetiyle Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi konferans sa-Icnunda tertip edilen merasime saat 16.30 da Atatürkün mânevi huzurunda yapılan 2 dakikalık saygı duruşu ile başlanmıştır. Merasimde mebuslar, Ankara Valisi Cemal GÖktan, Erkânıharbiydi Umumiye Reisi Orgeneral İsmail Hakkı Tunaboylu, Belediye Reisi Orhan Eren, il genel ve belediye meclisi azaları ile kalabalık bîr vatandaş topluluğu hp.zır bulunmuştur.
Belediye Reisi Orhan Eren, şehir adma günün ehemmiyetini belirten bir konuşma yaparak ezcümle demiştir ki:
«Aziz büyüklerim ve muhterem hemşehrilerim,
Maruzatıma esas olan vaziyet hepimizin bildiği vakıalardır. Ancak, bugün, tarihe mal olmuş bulunan, milli tarihimizi ve bu arada Ankaramızı yakından ilgilendiren konulara yeniden temas etmek, bunları tekrarlamak suretiyle bir yandan bu vatanın, ne büyük emeklerle ne çetin badireleri yendikten sonra kurtulmuş ve bu günlere ulaşmış olduğunu yeni yetişen nesillere her vesile ile açıklamak, diğer yandan umumi hayatımızın gerektirdiği sürekli çalışmalara, o mahrumiyet devrelerindeki vatansever ve memleket sever hareketlerle Türk milletinin bütün bir cihan m husumetine karşı büyük Mustafa Kemalin Önderliği ile giriştiği ve kazandığı mücadelede Ankaramızm eriştiği mazhariyeti yad vesilesiyle şükran ve minnet duygularımızı, Ankaralı sayın hemşehrilerim adına, tazelemek bizlere düşen bir vazife olmuştur. Orhan Eren daha sonra Atatürkün Ankaraya gelişine tekaddüm eden devrede Türkiyenin içinde bulunduğu şartların bir tablosunu çizmiş, millî kuvvetleri istilâcılara karşı seferber etmek üzere onun Anadoluya geçişini, Erzurum ve Sivas kongrelerinden sonra karargâhını Ankaraya nakletmesinin inkılâp tarihimizin en büyük hâdiselerinden birisi olduğunu belirttikten sonra, sözlerini su cümlelerle bitirmiştir:
«Atatürk, ışıklı, yolları geniş vs mâmur Ankarayı .gözler ve isterdi. O'nun medenî ve içtimai gelişmelere matuf dan bu emellerini demokrat hüviyeti ile halk yararına olan bu asil isteklerini O'nun inkılâpçı arkadaşlarının zamanında, demokrat hükümetimizin üeri hamleleri ile gerçekleştirmeye çalışacağız ve bunu idrak etmekle ayrı bir bahtiyarlık duyacağıa.
Aziz büyüklerim, muhterem hemşehrilerim.
Eski yıllarda bu salona muhtelif vesilelerle şeref vermiş, hayat vermiş, ışık vermiş olan Atatürkteıı, fâni hayatın zaruretleri ile bugün mahrum bulunuyor ve bundan büyük e-lem duyuyoruz.
Ancak, bizlere bu saadeti ve mutlu hayatı hazırlayan ölümsüz insan, büyük kahraman, şimdi fiilen ve cismen burada bulunmamakla beraber, o, yalnız şu salonu dolduranların kalplerinde taptaze ve canlı bir halde daima yaşıyor. Ne mutlu bizlere ve ne mutlu Türküm diyene.»
Müteakiben Ankara kulübü adına Dr. Kâzım Mihçıoğhı bir konuşma yaparak günün önemini belirtmiş ve kulübün duygularına tercüman olmuştur.
Daha sonra Muzaffer Sarısözen idaresindeki yurttan sesler ekipi tarafından Ankara türküleri söylenmiş ve bunu seymenlerin gösterileri takip etmiştir.
Yine bu münasebetle saat 16,00 da Harb Okulunda özel bir kutlama töreni yapılmıştır.
Hatipler günün ehemmiyetini belirten konuşmalar yapmış ve en büyük Har biyeli «Atatürk» hakkında yazılmış olan yazılar ve şiirler okunmuştur. İstiklâl harbi ve Çanakkaleden İstiklâl Harbine canlı tabloları büyük bir heyecan ve alâka ile takip edilmiş ve Atatürke karşı coşkun sevgi tezahürlerine vesile olmuştur.
2H Aralı 1(1956
Ankara :
Büyük Millet- Meclisi bugün saat 16,30 da Refik Koraltanın riyasetinde yaptığı toplantıda dış politika mevzuunda Hariciye Vekâleti Vekili Ethem Menderes tarafından verilen izahatı dinlemiş ve onu takiben soru sahipleri söz alarak mütalâalarını bildirmiştir. Bu arada Başvekil Adnan Menderes, dış politika mevzuunda mühim bir konuşma yapmıştır.
Bunu müteakip Reis Refik Koraltan, soruların cevaplandırılmış olduğunu bildirmiş ve vakit çok ilerlediği için gündemin diğer maddelerine bugünkü toplantıda devam edilemiyeceğini siiy-liyerek demiştir ki:
«Üç gün sonra ihtiyar tarih, bir yaş daha ilerlemiş bulunacak. Büyük Türk milleti yüksek şuur ve duygusu ile geride bıraktığımız 1S56 yılım, Alla-ha hamdederek söylüyorum. Hislerinize tercüman olarak ifade ediyorum, huaur. emniyet, mutlak bir ahenk ve vahdet içinde yaşamış bulunuyor. Sizler için de, büyük Türk milleti için de hazreti Allahtan niyazım şudur: 1957 ve müteakip yıllar da böylece huzur, saadet ve bahtiyarlık içinde geçsin.
Müsaade buyurursanız Önümüzdeki inikadın 9 ocak çarşamba günü saat 15 te olmasını yüksek reylerinize ar-zedeceğim. Bu müddet içinde bütçe encümeni mesaisine devam edecektir.»
Bu teklifin kabul olunması üzerine Büyük Millet Meclisi, 9 Ocak Çarşamba günü saat 15 te toplanmak üzere bugünkü çalışmalarına son vermiştir.
Ankara :
Evvelce Aiman Arkeoloji Enstitüsü ü-yeliklerine seçilmiş bulunan Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Profesörü Dr. Ekrem Akurgal ile aynı fakültenin dekan ve hititoloji profesörü Dr. Sedat Alp, sahalarına yaptıkları hizmetler ve beynelmilel değerdeki neşriyatları takdire şayan görülerek, Alman Arkeoloji Enstitüsünün Berlinde bulunan merkez komitesi tarafından enstitünün asli üyeliklerine ittifakla seçilmişlerdir.
Profesörlere üyeliklere seçim beratları İstanbul Alman Arkeoloji Enstitüsünde yapılacak bir törenle verilecektir.
Ankara :
Büyük Millet Meclisi,- bugün saat 15 te, Beis Vekillerinden Fikri Apaydının reisliğinde yaptığı toplantıda bazı kanun lâyihalarım görüşmüştür.
Bu kanunlar arasında devlet memurları aylıklarının tevlıid ve teadülüne dair olan 3656 sayılı kanuna bağlı cetvellerin Nafia Vekâleti kısmına bazı kadroların eklenmesi, Türk - Fransız ticaret anlaşmasının bir sene müddetle temdidine müteallik mektupların tasdiki, Türkiye ile Japonya arasındaki ticari münasebetlere müteallik olarak imzalanan zabıtname ile eki mektubun tasdiki, Türkiye ile Belçika - Lüksemburg ekonomik birliği arasındaki ödeme anlaşmasının 30 Haziran 1956 tarihinden itibaren bir sene müddetle uzatılması için teati edilen mektupların tasdiki, Türkiye ile Hollanda arasında ak t edilen ticaret ve tediye protokolü ile eklerinin tasdiki, Türkiye ile Suriye arasında imzalanan Modüs Vivendi ile ticaret anlaşmasının tasdiki, Avrupa para anlaşması ve Avrupa para anlaşmasının muvakkat tatbik protokolünün tasdiki hakkındaki lâyihaların ikinci müzakereleri tamamlanmış ve lâyihalar kanun halini almıştır. Ayrıca 1956 malî yılı muvazenei umumiye kanununa bağlı a 1 işaretli cetvelin Büyük Millet Meclisine ait kısramda değişiklik yapılması hakkında Balıkesir mebusu Ahmet Kocabıyık-oğlu ve iki arkadaşının kanun teklifi kabul olunduğu gibi Emekli Sandığı Kanununun 102 inci maddesindeki bir yıllık müddetin yeniden 6 aylık ve geçici 65 ve 68 inci maddelerinde yazılı müracaat için de yeniden mühlet verilmesi hakkında Balıkesir mebusu Ahmet Kocataıyıkoğlu tarafından verilmiş olan kanun teklifinin de birinci müzakeresi tamamlanmıştır. Müzakereler devam etmektedir.
Ankara :
Tanınmış iş adamlarımızdan Vehbi Koç, evvelce yaptırarak Ankara Üniversitesine hibe etmiş olduğu Koç ta-lebe Yurdunun yeniden tevsi edilmesi için şartlı olarak Kızılaya 200 bin lira bağışta bulunmuştur.
Şükranla karşılanan bu kıymetli bağış, Yüksek Tahsil Gençliğine Yurt Yaptırma Cemiyeti kanaliyle istenildiği gayeye harcanacaktır.
2» Aralık 1956
Erdek :
Erdek Zeytin Satış Kooperatifinin vü-cüde getirdiği 500 tonluk zeytin deposu, bugün törenle hizmete girmiştir. Merasimde Balıkesir mebuslarından Sıtkı Tırealı, Arif Kalipsızoğlu, kooperatif mensupları, zeytin müstahsilleri ve kalabalık bir halk kitlesi hazır bulunmuştur. Bu münasebetle bir konuşma yapan Sıtkı Yırcalı, umumî iktisadî meseleler ve başarılan isler hakkında geniş izahat vermiş ve bu yeni tesisin, bölge zeytinciliği, üzerinde temin edeceği büyük faydaları belirtmiştir. Sıtkı Yırcah konuşmasını müteakip kordelâyı kesmiş ve depo, davetliler tarafından gezilmlştir.
Hükümetimizin yardım ve alâkasiyle meydana getirilen bu eserden dolayı zeytin müstahsili sevinç içindedir.
Ankara :
Bugün imzalanan mukavele münasebetiyle Münakalât Vekili Arif Demirer Anadolu Ajansına aşağıdaki beyanatı vermiştir:
«Devlet Demiryolları Umum Müdürlüğü bugün, Panamerican İnvestment firması ile 40 milyon dolarlık ve kredili 90 dizel lokomotifi ile bunların malzemesine ait mukaveleyi imzalamış bulunmaktadır.
Bu mukavele ile demiryollarımız, sadece General Electric firmasından dizel lokomotifleri almakla kalmamakta aynı zamanda 90 makinelik tam bir dizel işletmesini 2000 kilometrelik bir hat kısmı üzerinde kurmaktadır.
Böylece demiryollarımız, 90 dizel elektrik makinesi ile birlikte tunların yedeklerini, bu makinelerin bakım ve tamirine muktezi tesisleri, barınmaları için depo teşkilâtını, buralara giriş yollarını, 2 senelik yakıt stokunu ve bunları depolama tesislerini, bu işletmede vazife alacak mütehassıs personelin yetiştirilmesini temin etmiş bulunmaktadır.
İlk lokomotifler 6 ay sonra yurdumuza gelmeye başlıyacak, ilk sene teslimatı 14 lokomotif olacak, mütebaki teslimat mukavelenin tesbit eylediği müddetler içinde yapılacaktır.
Mukavelenin kredi müddeti 8 sene o-lup, 40 milyon dolar bu müddet içinde muayyen taksitlerle ödenecektir.
Dizel işletmesi, münakalesi en kesif bulunan, aşağıdaki bölgeler üzerinde tesis olunacaktır:
İstanbul Eskişehir Ankara, Haydarpaşa Pendik ve Ankara banliyöleri, Ulukışla Adana Fevzipa-sa ile Gaziantep ve İslâhiye.
65 adedi 2000 beygir kuvvetinde ve 25 adedi 1300 beygir kuvvetindeki bu cem'an 90 lokomotiflik modern dizel işletmesinin memlekete ve demiryollarına sağlıyacağı birçok faydalar i-çinde belli başlıları şunlardır:
Bu dizel elektrik lokomotifleri hâlen yukarda sayılan bölgeler üzerinde çalışan 163 buhar lokomotifinin gördüğü hizmetleri ifa edecektir.
163 buhar lokomotifinin bugünkü münakalâtı temin için yılda yaktığı kö-
mür 315 bin tondur. Buna mukabil 90 dizel aynı müddet ve program 1-çinde yılda sadece 35 bin ton motorin yakacaktır.
35 bin ton motorinin ithal bedeli, 115 bin ton kömürün ihraç bedeline tekabül eylediğine göre, demiryolları-nıızm dizelli işletmeye geçmesi ile, hâlen istihlâk edilmekte bulunan kömür miktarından 200.000 bin tunu tasarruf edilerek, yurt ihtiyacına terkohma çaktır.
Ayrıca, dizel elektrik işletmesinin, petrol kaynaklarımıza yakın bölgelerde kurulması da, bu yerli enerji kaynaklarımızdan, süratle ve kısa mesafeler dahilinde âzami faydalanma sağlıyacaktır.
Ke^a dizel işletmesiyle, bu bölgelerde işleyen trenlerin süratleri ve hamuleleri arttırılacak, bilhassa yolcu ve banliyö trenlerimizde sayın halkımız kömür duman ve isinden tamamen kurtulacak, daha temiz ve konforlu trenlerde seyahat edecektir.
Demiryollar Umum Müdürlüğümüzün büyük gayretiyle tahakkuk ettirilen bu yeni işletmenin yurdumuza hayırlı olmasını dilerim.»
30 Aralık 1956
Ankara :
Büyük bir meraklı kitlesi tarafından takip edilen ve iki gün devam eden silâhlı kuvvetler 1956 güreş şampiyonası bugün sona ermiştir.
Bu şampiyonada derece alan güreşçilere verilmek üzere M. M. V. Semi Ergin ve Erkâniharbiyei Umumiye Reisi İsmail Hakkı Tunaboylunnn koydukları kupa ve takdirnameleri Beden Terbiyesi Umum Müdürü Niza-mettin Kırşan vermiştir.
Neticede: Deniz kuvvetleri 41 puan ve tuş fazlalığı ile birinci, Kata Kuvvetleri 41 puanla ikinci ve 38 puanla jandarma kuvvelteri üçüncü olmuşlardır.
31 Aralık 1956
Ankara :
Devlet Vekili ve Millî Müdafaa Vekâleti Vekili Semi Ergin ile Erkânı Har-biyei Umumiye Reisi Orgeneral İ. Hakkı Tunaboylu yeni yıl münasebetiyle orduya birer mesaj göndermişlerdir.
Semi Erg in'in mesajı:
«Büyük Türk milletinin en büyük güvenci kahraman silâhlı kuvvetler mensubu arkadaşlarınım yeni yılını kutlar kendilerine ve ailelerine neş'e, sağlık ve muvaffakiyetler dilerime
M. M. Vekâleti Vekili Semi Ergin
Orgeneral Tııiiaboylıınıın mesajı
«Silâhlı kuvvetlerimizin mensubu arkadaşlarımın yeni yılını kutlar kendilerine ve ailelerine neşe, sıhhat ve muvaffakiyetler dilerim.»
Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Orgeneral İ. Hakkı Tunaboylu
Sarıkamış :
1956 senesi bütçesinden silâhlı kuvvetler personeli için yapılmakta olan 252 evden Erzurumda yeni hizmete giren 56 apartman dairesine ilâveten, kazamızda da 18 evin açılış merasimi yapılmıştır.
Kaymakam, Belediye Reisi ve Kalabalık bir davetli kitlesinin hazır bulunduğu merasimde bir konuşma yapan Kcrg. Cavit İskilipligil feragatle çalışan silâhlı kuvvetler mensuplarının bir kısmının ihtiyacını karşıhyacak olan bu evleri, orduya kazandıranlara teşekkür etmiş ve subayların memnuniyetine tercüman olmuştur.
Maliye Vekili II. Polatkaııııı lıeyanatı ve mütce müzakereleri r
7 Aralık 1956
- Ankara :
1957 malî yılı bütçe lâyihasının Büyük Millet Meclisine takdimi münasebetiyle kendisinden malûmat isteyen Anadolu Ajansına Maliye Vekili Hasan Polatkan aşağıdaki beyanatı vermiştir:
«1957 malî yılı bütçe lâyihası ile buna bağlı cetveller ve katma bütçeler, teşkilâtı esasiye kanunumuzun 95 inci maddesi hükmü gereğince 30 kasım 1956 günü Büyük Millet Meclisine sunulmuş bulunmaktadır.
Bu lâyiha hakkında izahat vermeden önce hâlen devam etmekte bulunan 1956 bütçesinin ihzarında gösterilen titizlik ve samimiyet sayesinde muvaffakiyetle tatbik edilmekte olduğunu söylemek isterim.
3 milyar 324 milyon 974 bin 152 lira olarak tahmin edilmiş bulunan devlet varidatından, malî yıl m sekizinci ayı sonuna kadar 2 milyar, 43 milyon 38 bin 557 lirası fiilen tahsil edilmiş bulunmaktadır.
Bu miktar 1955 malî yılının aynı devresindeki tahsilat yekûnundan % 13,40 nisbetinde 241 milyon 544 bin 343 lira ve 1950 yılının aynı devresinden ise % 133,87 nisbetinde 1 milyar 169 milyon 476 bin 532 lira fazladır.
yılının ilk 8 aylık devresi zarfında her ay vasati olarak 255 milyon300 bin lira gelir sağlanmıştır. Aynıdevreye ait aylık ortalama tahsilatmiktarları 1955 yılında. 255 milyon 100bin lira, 1954 yılında 188 milyon 200bin Ura, 1953 yılında 159 milyon 300bin lira, 1952 yalında 139 milyon 100bin lira, 1951 yılında 109 milyon 500bin lira ve 1950 yılında 109 milyon 100bin lira olduğu nazara alınacak olursa içinde bulunduğumuz malî yıl içindeki tahsilatın ne derece müsait birseviyeye ulaştığı kolayca anlaşılır.
bütçeleri de 1954 sen esin d enberi tahakkuk ettirilmiş bulunan denk bütçe prensipine uygun olarak hazırlanmıştır. Böylece bu bütçe Demokrat Parti iktidarının 4 üncü denk bütçesi olmaktadır.
1957 yılı umumi muvazene masraf yekûnu 3 milyar 961 milyon 507 bin 859 liradır. Buna karşılık olarak gelir tahmini yekûnu da 3 milyar 961 milyon 507 bin 859 liradır.
Mülhak bütçelerle birlikte masraf yekûnu 4 milyar, 095 milyon 645 bin 393 liraya baliğ olmaktadır. Gelir tahmini yekûnu da gene ayn ımiktardan ibaret bulunmaktadır. Bu rakamlar 1956 bütçesine nazaran masraflarda 651 milyon 174 bin 561 lira ve % 18,9 nisbetinde, gelirlerde ise 636 milyon 533 bin 707 lira ve % 19,14 nisbetinde bir artışın mevcudiyetini göstermektedir. '
Aynı mukayese. Demokrat Parti iktidarından evvelki iktidarın son bütçesi olan 1950 yılı ile yapıldığı takdirde, masraflarda yüzde 166 nisbetinde 2 milyar 474 milyon 299 bin 296 lira, gelirlerde ise yüzde 204,72 nisbetinde 2 milyar 661 milyon 474 bin-E62 liralık bir artışın meydana gelmiş olduğu görülür.
Bu büyük muvaffakiyetli netice Demokrat Parti iktidarının memleket ve millet, hizmetinde ne derece başarı ile çalıştığını ve ne derece başarılı bir iktisadî ve- malî politikanın sahibi olduğunun açık bir delilini teşkil etmektedir.
1957 bütçesi de Demokrat Parti iktidarının diğer bütçeleri gibi yapıcılık karakterini tamamen muhafaza etmekte bulunmuştur. Bunun en büyük delili mülhak bütçelerle birlikte 4 milyar 095 milyon 645 bin 393 lira o-lan umumî masraf teklifinin yüzde 30,69 zunun yani 1 milyar 257 milyon 115 bin 662 liranın yatırımlara taallûk etmesidir. 1947, 1948, 1949 ve 1950 bütçeleriyle dört yıl zarfında verilmiş olan yatırım tahsisatları yekûnun sadece 743 milyon lira olduğu nazara alınacak olursa 1957 bütçe teklifleriyle talep olunan 1 milyar 257 milyon 115 bin 662 liralık yatırım tahsisatının manası daha kolay anlaşılabilir ve Demokrat Parti iktidarının memleketin yeniden cihazlarıdır il ması, imar ve ihyası uğrunda sarfetmek-te bulunduğu gayretlerin değeri meydana çıkar.
Diğer taraftan, bu derece yüksek bir yatırım tahsisatının denk bir bütçe i-çinde tahakkuk ettirilmiş olmasının hususi ehemmiyetini de ayrıca tebarüz ettirmek gerekir.
Demokrat Parti iktidarı zamanında hazırlanmış olan bütün bütçelerde olduğu gibi 1957 bütçesinde de umumi masraflarda mümkün olan tasarruflar nazara alınmış bulunmaktadır. Bununla beraber memleketimizin iktisadi kalkınmasın: süratle tahakkuk ettirmekte âmil olacak mevzulara gereken tahsisatların konulmasında asla tereddüt olunmamıştır.
Dünyadaki siyasi kararsızlığın son aylardaki inkişafı muvacehesinde yurt müdafaasının ve vatan selâmetinin gerektirdiği her türlü fedakârlık 1957 bütçesi İle deyapılacaktır.
Milli Müdafaa hizmetleri için bütçe lâyihalarının muhtelif kısımlarında teklif edilen tahsisat 1956 bütçesinde mevcut tahsisata nazaran 173 milyon 925 bin 485 Ura fazlasiyle 1 milyar 047 milyon 070 bin 437 liradır. Bu meblâğ 1950 bütçesinin ihtiva ettiği tahsisattan 526 milyon 157 bin 826 lira fazladır. Fazlalık nisbeti yüzde 100'ü aşmaktadır.
Millî Müdafaa hizmetleri için bütçelerimizden yapılacak olan bu geniş tahsislere ilâveten para olarak ifadesi yarım milyar liranın fevkinde bulunan Amerikan askerî malzeme yardımını ve karşılık paralar yoliyle temin olunacak mebaliği ayrıca kaydetmek yerinde olur.
Bunlardan başka, gene Millî Müdafaamızın takviyesi ile alâkalı olarak mali portesi 775 milyon lira gibi yüksek bir rakama baliğ olan NATO müşterek enfrastrüktür programının memleketimizde yapılan ve yapılacak olan tesislerinin ehemmiyetine işaret etmek icap eder.
Nafıa Vekâleti, Karayolları ve Su İşleri Umum Müdürlüğü için teklif o-lunan tahsisat yekûnu muhtelif Vekâlet ve daireler bütçelerine bilâhare nafia bütçesine aktarılmak üzere konulmuş olan inşaat tahsisatları ile birlikte 1 milyar 5 milyon liraya baliğ olmaktadır.
Büyük kalkınma gayretlerimizin ve Milli Savunma hizmetlerine ayırdığımız muazzam tahsisatın ve demokratik rejimimizin inkişafiyle mütera-fik olarak artan âmme hizmetlerinin bir kısmının karşılığını sağlamak maksadiyle, vatandaşı hiç bir suretle sıkmayacak şekilde seçilen en uygun kaynaklardan elde edilecek yeni varidat da 1957 bütçesinde derpiş edilmiştir.
Büyük bir dikkatle hazırlanmış bulunan 1957 'bütçesinin Büyük Millet Meclisinin değerli tetkikleri ile en mütekâmil şeklini alacağına inanıyor ve yeni bütçemizin de bundan evvelki bütçeleri gibi memleketimize ve milletimize hayırlı ve uğurlu başarılar getirmesini temenni ediyorum
Vakıflar Umum Md 22,366,800
Ankara Üniversitesi 23,389,910
İstanbul Üniversitesi 27,226,826
İst. Teknik Üniversitesi 19,027,370
Beden Terbiyesi U. Md. 1,668,155
Karayolları Umum Md. 431,049,105
Devlet Su İşleri U. Md. 337,467,579
Hudut ve Sahiller S. U. M. 1,985,014
İnhisarlar U. Md.49,964,646
Orman Umum Md. 42,465,924
Devlet Üret. Çift. U. Mdö 4,669,207
Devlet Hava Mey. İş. U. Md. 12,315,033
9 Petrol Dairesi Reis. 886,015
Yekûn 974,481,584
17 Aralık 1956
Ankara :
1957 malî yılı bütçesine ait müzakerelere bu sabah saat 10 da Büyük Millet Meclisi bütçe encümeninde başlanmıştır.
Bütçe encümeni reisi Halil îmre ilk sözün Maliye Vekili Hasan Pola t kanda olduğunu söylemiş ve sözü Polat-kana vermiştir.
Maliye Vekili 1957 bütçeleri hakkında üç buçuk saat süren geniş bir izah yapmıştır. Vekil bu izahatında ezcümle, bütçelerin nasıl bir iktisadi ve malî atmosfer İçinde hazırlandığını, dünya ekonomisinin umumi seyri, 1951 den Orta Şark hâdiselerine kadar olan devre ile bugünkü siyasî buhranın yarattığı iktisadi ve mali karışıklıklar, Türkiyede iktisadî ve malî şartlar, para, kredi, mevduat, e-misyon vaziyeti, kredi artısı ile mevduat artışı arasındaki ahenk, mevduat artışı İle milli gelir artışının münasebeti millî gelir, ticaret hacmi, tediye muvazenesi, devlet borçları mev-
zulan hakkında çok etraflı ve tatmin edici izahat vermiştir.
Maliye Vekili bundan sonra 1956 bütçe yılının dokuzuncu ayı nihayeti itibariyle bütçe tatbikatından bahsetmiş bu arada tahsilat vaziyeti, tahsilatta yapılmış olan cüzi değişiklikler, sarfiyat durumu, haşine muamelelerini anlatmış ve geçen ay içinde yapılmış elan iç istikraz neticelerini bildirmiştir. Bu izahlarından sonra Maliye Vekili Hasan Polatkan, 1957 bütçesi hakkındaki izahatına geçerek umumî muvazene, mülhak bütçeler, hazine yatırımları ve masraf teklifleri hakkında geniş izahlarda bulunmuştur.
Maliye Vekili Hasan Polatkan, Demokrat Parti iktidarının tatbik ettiği geniş yatırını politikası hakkında da kesin açıklamalarda bulunmuş, ziraat sektöründe ve sanayi sektöründe, madencilikte münakale işlerinde yapılmış ve yapılmakta olan yatırımları i-2ah etmiştir.
Sabah saat 10 dan 13.30 a kadar ae-vam eden bu konuşmadan sonra bütçe encümeni sabah celsesine son vermiş, öğleden sonra saat 15.30 da açılan ikinci celsede Nüvit Yetkin, Feridun Ergin, Nuri Sertoğlu, Behzat Bilgin, Muhlis Ete, Ahmet Bilgin, Hüseyin Balık söa alarak bütçe teklifi hakkındaki tenkid ve mütalâalarını bildirmişlerdir.
18 Aralık 1956
Ankara :
Bütçe encümeni, bu sabah saat 10 da Reis Halil İmrenin başkanlığında toplandı. 1957 yılı bütçesinin heyeti umumiye-Akmanlar (D.P.) aldı. Bütçe iie ilgili olarak muhalefet mensubu mebusların ileri sürdükleri mütalâalar üzerinde duran Akmanlar, hükümetin gerek malî, gerek iktisadî politikasına tevcih olunan tarizlerin tamamen nazarî bulunduğunu, meselâ para kıymeti mevzuunda bir düşüş mevcutsa bunun hic bir zaman emisyon tesiri ile olmadığını söyledi. Geceli gündüzlü çalışılarak bu kadar envestistnan yapılmasına rağmen muasır cemiyetlerin haiz oldukları hizmetleri, teçhiz ve tesisleri henüz vatanımıza temin etmekten uzak bulunduğumuzu anlattı. En ve stism anların durdurulması ve kredilerin kesilmesi yolunda; ileri sürülen mütalâaların aksine mono konjonktür içinde bulunan bir memleketin bu hareketleri daima beslemek zorunda olduğunu belirtti. Bazı tenkid ve temenniler öne sürdü. Yeni bir anlayışlar, yeni bir hizmet hamlesi ile Meclise getirilmiş olan yeni bütçe dolayısiyle hükümeti tebrik etti.
Daha sonra Sebatı Ataman (D.P.ı, gerek devlet icraatının, gerek devlet bütçesinin siyasetle sıkı sıkıya alâkalı mefhumlar olduğunu, devlet bütçesinin memleketin strüktürünü ve iktidarda bulunan hükümetin politikasını aksettirdiğini anlattı. Bunun aksine mütalâaların varit olmadığını söyledi.
Bütçenin tanziminde hükümetin tarafsız hareket etmediğini iddia eden bir muhalefet mebusunun hakikatte, komisyondaki kendi sözleri ile asıl kendisinin tarafsız hareket etmemiş olduğunu belirtti. Bütçe tenkitlerinde demagoji ve partizanlığa yer vermemek gerektiğini, iktisadi istiklâl dâvasının hakikatte memleketimizin kurtuluş dâvası olduğunu sözlerine i-lâve etti. Sebati Ataman, bütçenin gerekçesi ile ilgili olarak enflâsyon ve millî gelir mevzularında muhalefetin bazı mütalâalarını da cevaplandırarak, konuşmasını bitirdi.
Müteakiben Cemal Kıpçak (H.P.j, söz aldı. Hükümetin kalkınma dâvasını büyük bir gayretle tatbik etmek emelinde olduğu anlaşıldığı, memleket fertleri arasında bu hüsnüniyet ve gayreti tasvip etmiyecek hiç bir kimse bulunamıyacağım söyledi. Fakat bu gayretlerin endişe uyandıran bazı cepheleri de bulunduğunu kaydederek bu büyük işleri yapmak mükellefiyeti karşısında sermayenin ölçüsünü bilmeden yatırımlara gidilecek olursa yeni tesislerin ikmal edilememesi tehlikesi ile karşılaşılabileceğini belirtti ve bu tesisleri programlı olarak inkişaf ettirmek gerektiğini ilâve etti. Bunlar kurulurken tasarruf zihniyetine ne suretle riayet edildiğini sordu. Köylünün yola, suya, hastahaneye kavuşmasının sevindirici birer hâdise olduğunu, ancak köylünün müstahsil bir hâle gelerek bu memleketin iktisadiyatına kaç kuruş eklediğini de bu arada öğrenmek gerektiğini, bu ölçüye vurulmadığı takdirde iktisadi bünyemizde açık vermekten kurtulamıyacağmıızi anlattı. Bütçenin tatbikatından daha müsbet neticeler alınabilmesi İçin ikazların dikkate alınması lâzım geldiğini sözlerine ilâve etti.
Server Somuncuoğlu (D.P.), yeni yıl bütçesinin ana karakteri üzerinde durdu. Gerekçenin hakikatleri olduğu gibi aksettirdiğini, tarafsızlığa da riayet edildiğini söyledi. Bütçelerin o-nu yapan ve kullananların damgasını taşıması tabiî olduğunu anlattı. Enflâsyon ve envestisman meselelerine temas etti. Büyük bir kitleyi teşkil e-den küçük ziraat erbabına yardım e-linin bir an evvel uzatılması gerektiğini, filvaki, istihsalimizin arttığını, çoğunun arazisi 10-15 dönümü geçmi-. yen küçük çiftçiye bugünkü kredi şekli ile yardımın artık fayda temin etmediğini söyledi.
Memleketimizde artık sınaî kredi dâvasının halli zamanı geldiğini ifade etti, Türkiyenin bazı iktisadî sıkıntılar içinde olduğunu, fakat kalkınma hamlesinin tam bir anlayışla, hakikaten bir istiklâl mücadelesi yapar gibi, başkaları tarafından sömürülmekten kurtarılıp kendi halkını refaha götürmek için büyük bir mücadele halinde yürütüldüğünü söyledi.
Türkiyenin, bizzat kendi kaynakları ile ve istikbale muzaffer plânları ile bütün memleketlerin kendisine envestisman yapmak için koşa koşa geldiği bir memleket hâline geldiğini anlattı. Bazı hatiplerin mütalâalarına da cevap verdi ve tatbikat kendi görüşlerinin aksi olduğu zaman behemehal bir harabı ve bir iflâs tablosunu çizmenin hatalı bulunduğu, bu mevzuda konuşulurken biraz daha munsif davranmak iktiza ettiğini belirterek sözlerini bitirdi.
Ankara :
Bütçe encümeni bugün öğleden sonra Reis Halil İmrenin Başkanlığında saat 15.30 da toplandı. Başkan ilk sözü Mehmet Mahmutoğluya C.M.P.ı verdi. Mahmutoğlu, Maliye Vekili tarafından cevaplandırılmak üzere 9 sua! sordu.
Halil Turgut (D.P.), evvelce konuşan mebuslar söylenecek fikirleri ifade ettikleri için şimdilik konuşmasından vazgeçtiğini söyledi.
Hüseyin Agun (D.PJ, son senelerde devam eden kuraklık neticesi hububatın istenilen miktarda olmadığını, beklenen yağmurların yağmadığını, rakamlara istinat ederek anlattı. Daha çok arazi ekilmesine ve sulama işlerinin de daha bol yapılmasına rağmen yağmursuzluk dolayısiyle hububat azlığı neticesinde dışardan buğday İthal etmek zaruretinde kalındığını izah etti.
Hatip, küçük sulama denilen ve hakikatte dönüm başına randımanı artırmayı istihdaf eden kısım için Ziraat "Vekâleti bütçesine 4 milyon lira konulduğunu, halbuki bu küçük sulama bütçesi 15-20 milyona çıkarıldığı takdirde kuraklığa karşı çare bulunabileceğini ifade etti. Bu suretle de Orta Anadohınun 10 vilâyetinde sulama suretiyle hububatımızın yüzde 30 civarında randımanı artması temin e-dilmiş olacağını anlattı. Hatip, daha sonra, Ziraat Vekâletinin 132 milyonluk bütçesinden, hayvancılık bakımından lüzumlu yardım yapamıyacağını, hayvan yemlerini memleketimizde çoğaltmak için tedbir alınması lâzım geldiğini söyledi.
Et ve Balık Kurumunun faydalı çalışmalarını övdü. Bu arada döviz temini bakımından bu kurumun tesislerini çoğaltmak lâzım geldiğini, böylece de döviz miktarının artacağını i-fade etti.
Natık Poyrazolğu (Denizli), kendisini söz almaya sevkeden âmillerden birinin dün konuşan Ahmet Bilginin şeker ve pancardan bahsetmesi olduğunu söyledikten sonra şeker fabrikalarının memlekete neler yaptığını, bu fabrikaları gören arkadaşların daha iyi anladığını, şeker sanayiinin memleketimizde köylünün refahına Hizmet edeceğini, bu hizmetin yalnız istihsal bakımından değil ekilen sahada zirai usullerin gelişmesi bakımından da faydalar temin edeceğini kaydetti.
Şeker sanayii plânında mevcut 15 fabrikanın daha da art tır il anı as mı isteyen Poyrazoğlu, Anadolunun senelerce ihmal edilmiş bölgelerine bu sanayii götürelim. Bunu temenni ediyorum» demiştir.
Mehmet Daim Süalp (D.P.), kendisinden evvel konuşan arkadaşların birçoğu kendi söylemek istediklerini ifade ettikleri için temas edilmeyen noktalara kısaca temas edeceğini söyliyerek söze başladı ve muhalefet mebusları tarafından ileri sürülen tenkidlerîn yapıcı olmadığın:, bu şekildeki sözleri selâmet değil engeller çıkarmaya matuf bulunduğunu anlattı.
Hatip müteakiben "Vekâletlerin personel masraflarından yüzde 10 tasarrufun faydaları olacağını, bu tasarrufla elde edilecek paranın yatırımlara verilebileceğini belirtti, bazı vergilerde de ayarlamalar yapmak lâzım geldiğini sözlerini ilâve etti. Yapılan ten-kidlerin tahripkâr olduğunu ifade e-den Mehmet Daim Süalp «eğer ten-kidler yapıcı olursa, hükümete yol gösterirse hükümetin daha muvaffakiyetle çalışacağına kanaat getirmiş bulunuyorum» dedi.
Müteakiben Feridun Ergin (H.P.) söz aldı.
Feridun Ergin, memleketin iktisadî mukadderatı dâvasını teşkil eden bir mesele hakkında iki üç ve daha fazla söz almanın, zamanı fuzulen işgal sayılacağını sanmamaktayım dedikten sonra bütçenin objektif olması ve binaenaleyh siyasî bir renk taşımaması ve bütçede partizan bir zihniyete yer vermemek lâzım geldiğini mütalâasında bulundu ve dedi ki:
Kalkınmakla müterafik olarak müa-bet hedeflere varmak için aynı düşüncedeyiz. Onun tahakkukuna çalışmak hükümetin olduğu kadar mebusr lamıdır da. Bu kalkınma tarifi iktisadî mukadderat meselesidir. İktisadi istihsal tâbirinin kullanılmasına imkân yoktur.»
Hatip, bundan sonra, Server Somun-cuoğlumın sözlerini ele alarak, bunlara kendi zaviyesinden cevap verdi. Müteakiben Behzat Bilginin Türkiye ile İsviçreyi mukayesesine temasla bu husustaki şalisi fikirlerini beyan etti.
F. Ergin daha sonra, bazı batılı ilim adamlarından misaller vermek suretiyle dünkü fikirlerinde İsrar etti ve hükümetle ayrıldığı noktalafı tebarüz ettirerek konuşmasına son verdi.
Nizameddin Ali Sav (D.P.), diğer memleketlerde bütçenin meclise tevdiinden evvel hükümetlerin değişik isimler al-tmda bütçe müzakerelerine mesnet olacak bir takım vesikalar hazırladığım, bizde de birkaç senedir bu usule uyularak bütçenin baş tarafına bütçeye bir methal olarak gerekçe adı ile 50 sayfalık bir kısmın ilâvesi âdet olduğunu, bu usulün hâlen bütçe komisyonundaki ilk müzakereler sırasın- _ da büyük faydalar temin ettiğini söyledikten sonra ilrffi esaslara dayanan uzun izahat verdi. Nizamettin Ali Sav, bu arada dedi ki:
«Bu seneki bütçe 1950 den başlayarak bugüne kadar devam eden mütemadi ve muttarit bir kalkınmanın ihdasını daha kuvvetle göstermektedir. 1,4 milyar liradan başlayarak yeni yeni icraatın etkisiyle büyüyen ve bugün 4 milyar liraya varan bütçemiz, hususi bir mâna ifade etmektedir. O mâna şudur:
Memleketimin bunca zahmetli yıllardan sonra artık toplama devrine gitmek üzeredir.»
Hatip daha sonra bazı prensipleri ele aldı ve uzun İzahat vererek sözlerini bitirdi.
Refet Aksoy (D.P.), bütçe encümeninde Feridun Ergin tarafından yapılan akademik konuşmalar üzerinde durarak ilim adamlarının ancak kitap sayfalarında mestur olan hükümlere bağlı kalarak konuşmaları tabii olduğunu, ancak bu nazariyelerin bazı ahvalde tatbik olunamadığım anlattı ve şöyle devam etti: İlim, böyle diyor, nazariye budur, bundan gayri bir şekilde hareket edemezsiniz» tarzındaki hükümlerle kendimizi hiç bir zaman bağlamak mecburiyetinde değiliz. İçinde yaşadığımız hâdiseler şartlar, imkânlar bizi neye icbar ediyorsa, hangi istikamette bizi kamçılıyorsa memleketin menfaati bakımından o şekilde hareket etmeğe mecburuz.»
Reıet Aksoy bundan sonra kalkınma hususundaki tenkidlere cevap verdi ve bütçe gerekçesinde parti demagojisi yapılmasını mahzurlu gören mebuslara iktidarda bulunan bir partinin kendi politikasını elbette müdafaa edeceğini ve bu icraatın bütçede de izah ediimesi makul olduğunu söyledikten sonra, bütçenin iktidarda bulunan bir partinin müdafaanamesi sayılmak gerektiğini ilâve etti. Hatip, iktisadî istiklâl davasındaki görüşünü izah etti ve memleketimiz bazı yabancı memlektler arasında yapılan mukayesenin sakat olduğunu söyledikten sonra cesur bir hamle ile memleketin ihtiyaçlarını bertaraf etmek yolunda bulunduğumuzu, yapılan tenkidlerin yapıcı olması lâzım geldiğini söyleyerek konuşmasını bitirdi. Müteakiben söz alan Enver Batumlu (D.P.), 1,5 saate yakm konuşmasında, bütçenin yapıcı karakterini, modern maliye ve iktisat ilminin en tanınmış otoritelerine müracaat etmek suretiyle belirtti ve «politik fikir pervanelerini ilmin ışığına tutmak lâzım dır £ diyerek bütçe encümenini büyük müelliflerle karşı karşıya getirmek metodunu takip ettiğini söyledi ve büyük iktisatçı Röpke'nin «harb Öncesi Almanyasmın kalkınması, muarızlarının sandıklarından çok daha başarılı olup ve onun kalkınma programının iflâs edeceğine inananların hatasını meydana çıkardı dediğini tebarüz ettirdi. Enver Batumlu, bu misali verdikten sonra, o günkü Almanya ile bugünküTürkiyenin bir mukayesesini yaptı ve bütçeyi iktisadi politika ve zihniyetin mir mâkesi telâkki ettiğim için sözü 6 yıldanberi İsrarla takip ettiğimiz ekspansiyon politikamıza getiriyorum» diyerek gene ilmin kılavuzluğuna müracaat ederek «ekonomik genişleme, ne devalüasyon, ne enflâsyondur ve bunların hepsinden de çok plânlı eko-nemiden uzaktır» dedi. Batumlu, kendi anlayışına göre, umumî politikamızın 12 milyara yaklaşan yatırım ve 15 milyara çjkan milli gelir rakamları ile devri muvazeneyi yıllık muadeletlere tercih eden bir istikamette yürüdüğü kanaatinde olduğunu ifade etti. Teferruatlı ve derhal tatbiki mümkün olan nafia programımızın yollar, barajlar, limanlar, fabrikalar gibi müşahhas tezahürlerine işaret etti, eks-pansiych politikasında öncülük rolünün devlete düşeceğini belirterek «E-konomik isteriyi yenmek için genişleme politikasını geciktirmemek lâzımdır» yolundaki ilmî hükmü tekrarladı.
Nüfus basma isabet eden millî gelir artışının yüzde beşi aştığını tebarüz ettirerek, bu nisbetin kalkınma hızının en doğru ifadesi olduğunu söyledi, müteakiben sözü genel krediye İntikal ettirdi ve borç yükümüzün, Batılı gelişmiş iktisatlarla mukayesesini yaparak vaziyetin çok lehte olduğunu, modern maliye anlayışına göre, bir devletin âmme masraflarının üçte biri nisbetinde borçlanması mümkün o-labileceğini kaydettikten sonra Amerikan iktisadi yardımının Türkiyeye, Kore ve Formozadan niçin daha aşağı ve nisbi olarak Yunanistana neden bu kadar fazla yapıldığını anlıyama-dığmı bir serzeniş vesilesi yaptı. Borçlarımızın ekonomik takatimize nazaran hiç de fazla olmadığını, batı ekonomilerinden ve bilhassa gelişmemiş milli iktisatlardan misaller vermek suretiyle izah etti.
Hatip,meşhur Amerikalı mütehassıs Kcbenson'un tetkik ve müşahedelerine nazaran, «Ekonomimizin büyüme halinde olduğunu» ve muhalif muvafık bütün mebus arkadaşların esas olarak kalkınmayı kabul ettikleri halde ancak metot meselesinde ayrılmış olmanın mesut bir anlayış birliği olabileceğini tebarüz ettirerek sözlerine son verdi.
Bu konuşmalardan sonra, Maliye Vekili bütçe dolayısiyle sorulan suallere cevap verebilmek için bazı dairelerden malûmat tophyacağını, bunun için de zamana ihtiyacı olduğunu, bu sualleri bütçe encümeninin perşembe günü öğleden sonra yapacağı toplantıda cevaplandıracağım söyledi.
30 Aralık 1956
Ankara :
Bütçe encümeni bugün saat 15,30 da Beis Halil İmre'nin başkanlığında toplanarak 1957 bütçe kanun lâyihasının heyeti umumiyesi üzerinde görüşmelerine devam etti.
Söz alan Maliye Vekili Hasan Polat-kan para, kredi, enflâsyon ve fiyat meselelerine dair komisyonda ileri sürülmüş olan bazı mütalâalar dolayısiyle bu mevzular hakkında bir kere daha umumi izahat vermeyi faydalı gördüğünü, bu suretle suallerin de cevaplandırılmış olacağını bildirdi ve dedi ki:
«Hükümetimizin iktidara geldiği gün-denberi takip ettiği para ve kredi politikası, iktisadî kalkınma hedeflerimizle sıkı sıkıya alâkalıdır. Bu sebeple, para ve kredi politikamızın takip ettiği seyri İ2ah edebilmek için, girişilmiş bulunan kalkınma faaliyetlerinin sürat ve kesafetle yürütülmesi ve bu faaliyetlerin biran evvel ikmali i-cap ettiği üzerinde bir nebze duracağım.
Bu zarureti evvelâ savunma ihtiyaçlarımız doğurmaktadır. İktisadiyatımızın senelerce ihmale uğramış olması yüzünden milletimizin çok düşük kalmış olan îıayat seviyesi de bu zarureti teşdit etmektedir. Geçen umumî harb ile de nihayete ermemiş olan buhranlar içinde, millî savunmamıza her zamandan fazla ehemmiyet vermek mecburiyetindeyiz. Bu mevzuun icap ettirdiği masrafları karşılayabilmemiz için memleketin ekonomik gücünü her yıl daha büyük nisbetlerde artırmak zorundayız. Düşük hayat seviyesinin bir an evvel yükseltilmesi ise bugün bütün hür dünyada, içtimai sahada, en âcil ve hayatî bir zaruret ve yine bir müdafaa tedbiri olarak kabul edilmektedir.
1950 yılında İktidarımız memleketin İdare mesuliyetini devir aldığı zaman, bu hayat seviyesinin ne derece düşük olduğunu, bugün dahi bu mevzuda ne muazzam gayretler sarfetmemiz İcap ettiğini belirtmek için iktisadî kalkınma dâvalarını halletmiş bazı batılı memleketleriyle, yurdumuzun millî gelir rakamları arasında bir mukayese yapacağım, milletlerarası para fonu tarafından yayınlanmakta olan istatistik bülteninin 1956 senesi ekim nüshasında münteşir gayri safi millî hasıla rakamlarına göre, 1955 sonunda nüfus başına isabet eden gelir miktarı Birleşik Amerikada 2,365 dolara baliğ olmaktadır. Bu miktar Kanada-da 1,716, İngilterede 1,039, Fransada 820, Batı Almanyada 600, Avusturyada 543, İtaiyada 411, dolardır. Türkiyede ise 1950 yılında 177 dolara inhisar ediyordu. Bu rakam, 1955 sonunda bir misline yakın bir artışla 304 dolara yükselmiş olmasına" rağmen, diğer memleketlerin seviyesiyle mukayese e-dilînce ne kadar kiyafetsiz olduğu görülmektedir. Bu mevzuda unutulmaması gereken bir cihet de, memleket nüfusunun süratle artmakta olmasıdır. Her sene nüfusumuza vasati olarak 723 bin vatandaş katılmaktadır. Bu vatandaşların İhtiyaçlarını göz-önüne almak icap etmektedir. Bu ihtiyaçların temini ve hayat seviyesinin yükseltilmesi İçin bir an evvel istihsal ve1 milli gelirin artması, bunu temin için de yurdumuzun senelerce â-tıl bırakılmış olan zengin kaynaklarının bir an evvel işletmeye açılması dâvası gün geçtikçe daha büyük bir vuzuh ve kuvvet kazanmaktadır. İktidarı devraldığımız 1950 yılmdan-beri bu yolda yürüdük, azimli ve basiretle bir iktisadî ve malî politika takip ederek, dikkat ve gayretlerimizi bu noktaya teksif ederek elde mevcut bütün imkânları memleket kalkınmasına tahsis eylemiş bulunuyoruz. Bu devrede para ve kredi politikamızın da tabiatiyle hedefi ve seyri, mali istikrarı korumakla beraber, istihsal ve yatırımları âaami derecede teşvik etmek, millî kay nallarımızı en verimli bir şekilde bu faaliyete iştirak ettirmek suretiyle iktisadi kalkınmamızı hızlandırmak olmuştur. Emisyon mekanizması da iktisadî hayatın seyir ve icapları ile alâkası bulunmayan indi ve ananevi limitlerden kurtarılarak iş ve istihsal hacmine ve iktisadi faaliyetler nizamına göre işler hâle getirilmiştir. Süratle değişen ve tekâmül eden bir ekonomide, emisyon miktarının bu tempoya ayak uyduramadığı hallerde, mübadele vasıtası darlığının tevlit ettiği sıkıntı ve deflasyoncu tesirlerin topyekûn iktisadî faaliyetleri mütemadiyen ağırlaşan bir baskı altında tutarak iş ve istihsal hacmini azaltmak suretiyle, girişilen kalkınma hamlelerini aksattığı ve takip edilen hedeflerin aksine olarak, iktisadi gerilemeleri mucip olduğu yüksek malûmunuzdur. Bunun memleketlinizde canlı misallerini görmek için nazarlarımızı, bir an olsun, maziye çevirmek kâfidir. Filhakika bugün azimle takip olunan kalkınma politikasını tenkit edenler, uzun yıllar kredi fonksiyonlarından ekonomiye hiç bir yardım ve kolaylık sağlamamışlardır. Merkez Bankası kaynaklarını da bütçelerin devamlı zaaîı ve kifayetsizliği karşısında, münhasıran malî ihtiyaçları temin ve ikmal maksatlarında kullanmışlardır. Umumi istihsal faaliyetlerini destekliyecek en mühim unsur olan banka kredilerini kısır düşüncelerle, tasavvuru mümkün en düşük seviyelerde tutmuşlardır.
Cumhuriyetin ilânını takip eden yıllara bir derlenip toplanma devresi o-larak bakılacak olursa, bunu takip e-den devrede, bütün vasılları ve menfi tesirleriyle bir deflasyon politikası takip edilmiş olduğu görülür. Hakiki ve teminatlı istikrarın mesnedi olan iktisadi bünyenin kuvvetlendirilmesi bir tarafa bırakılarak, tütün dikkat ve titizlik para miktarı üzerine teksif olunmuş, para ve kredi mekanizmasının bütün frenleri, sebepsiz ve tahripkâr bir şekilde kullanılarak memlekette mevcut iktisadi durgunluk ve verimsizlik temadi ettirilmiştir.
Feyizli, mukavim ve teminatlı bir istikrar, para ve kredi mekanizmasındaki frenlerle mi yoksa iktisadî tedbirlerle mi temin olunur?. İstikrardan hedef, düşük seviyede ve devamlı mahrumiyetler pahasına bir muvazeneye değil, metin ve miinkeşif bir e-kcncmiye sahip olmaktır. Eğer kısıntı tedbirleriyle sağlam bir ekonomiye sahip olabilse idi, arzettiğim devrenin scnunda hiç olmazsa "belli başlı sektörlerde bariz bir kuvvetlenme, bir gelişme, millî tasarrufta, millî gelirde yükselmeler görülmesi lâzım gelirdi. Maalesef realite tunun aksini göstermiş, hedefe götürecek yola gidilmiye-rek aksine gidilmesinin hüsranını, milli ekonomi bütün vehamet ve mera-retiyle hissetmiştir.
Sonraları para sahasında takip edilen bu hatalı politika yıllarca sürmüş filan tecrübelerden tenebbühle değil, zayıf bir ekonomi karsısında malî külfetlerin artması zarureti ile ve hâdiselere tam bir teslimiyetle birden terkedilmiş ve aksine bir istikamet tutulmuştur. İktidarı devraldığımız tarihe kadar geçen bu devrede "tedavüle inzimam eden yeni iştira güçleri e-konomik verimliliğe matuf olmadığından ve münhasıran câri masrafların karşılanmasını istihdaf ettiğinden, memleket ekonomisinde bir hareket uyandırmak hususunda hiç bir fayda sağlamamıştır. Bu yeni İştira güçleri, ne halin servet ve hizmetlerinin, ne de yarının servet ve hizmetlerinin artmasına hadim olacak bir rol oynamadan, memlekette mevcut emisyon hacmine tamamen zait ve bîlüzum bir siklet olarak gelip katılmıştır.
Bu ölçüsüz genişleme neticesinde, tedavül hacmi 1938-1947 seneleri arasında takriben 200 milyon liradan bir milyar lira civarına yükselmiş, yani tam beş misline çıkmıştır.
Fiyatlar da baş döndürücü bir süratle tereffü ederek, toptan eşya fiyatları endeksi 1949 da 522 ye yükselmek suretiyle paranın değeri beşte bire sukut etmiştir.
Mazideki, imsak politikası ekonomi i-cin ne derece müzir olmuşsa bu ibzal politikası da aynı derecede muzir ve tahripkâr olmuştur. Filhakika meydana gelmesine imkân verilmiyen teşebbüs fikri, tasarruf fikri, artma imkânı buhmyan istihsal, ticaret ve milli gelir bu yeni politika ile de ayrıca hırpalanmış ve zayıflamıştır.
Eski iktidarın bir müddet imsak, bir müddet de ibzal şeklinde tecelli eden politikasının isabetsizliğini bir başka misalle belirtmek icap ederse, birinci devredeki gidişin, rahatsızlığın aslî â-Hiilini gidermeğe çalışmak t ansa bunu hararet düşürücü tedbirlerle tedaviye kalkışmak, ikinci devredeki gidişi de mecalsiz bırakmış olan bu bünyeye müfrit ve imtisası gayri kabil dozlar vermeğe teşbih edebiliriz. Bünyenin massedemediği bu munzam iştira güçleri demokrat iktidara devredilen tedavül hacminin ehemmiyetli bir kısmını teşkil ediyordu. Para muvazenesinde zait bîr unsur olarak yer almış olan bu lahika da karşılığını 1950 den sonra girişilen iktisadi faaliyetlerde bulmuştur. Bu sebepledir ki, iktidarımız zamanında tedavül seyri 1954 ve önceki devre ve müteakip seneler olmak üzere iki safha arzeder. Memlekette yaratılan iktisadî faaliyetler sayesinde bu iki safhanın da bariz vasfını para ve kredi hacimlerinin iş ve istihsal hacmine göre ayarlanması teş. kil etmiştir. Nüfusun % 72'si ziraatle iştigal eden memleketimizde ziraî kredi umumî yekûnu 1938 senesinde 36,5 milyon lira, sanayiin işletme ihtiyaçları ile ihracat kredisi de dahil olmak üzere, bütün ticarî krediler 236 milyon lira, banka kredileri umumî yekûnu da 288 milyon liradan ibaretti. 1945 senesi sonunda İse zirai krediler 112 milyon lira, ticarî krediler 482 milyon lira, banka kredileri umumî yekûnu da 622 milyon lirayı bulmuştur. Bu iki tarih arasında, fi ati arın dört misline yükseldiği nazara alınırsa, ra-kamlardaki zahirî artışlara rağmen, hakikatte banka kredilerinin, 1938 senesindeki seviyeye nazaran, yarı yarıya azaldığı açıkça görülür.
194.6 senesi ile 1950 yılları arasında partimizin muhalefette bulunduğu sıralarda, Büyük Millet Meclisinde her vesile ile çiftçimizin ve millî ekonominin krediye olan âcil ihtiyacını belirttiğimiz hatırlardadır. Bu ikaz ve İsrarlarımıza rağmen, 1949 senesi nihayetinde ziraî krediler sadece 337 milyon, ticarî krediler 916 milyon, bütün banka kredileri yekûnu da 1 milyar 330 milyon liraya çıkabilmiş tir. 1938 ile 1949 seneleri arasında toptan eşya fiatları endekslerinde 5 misli a-şan yükselmeyi nazara alırsak, 1 milyar 330 milyonluk kredi hacminin de 1938 senesindeki 283 milyon liralık seviyenin dununda kaldığı açıkça görülür.
Banka kredileri mevzuunda biz ne yaptık ve bu kredileri hangi seviyelere çıkardık? Bunu müsaadenizle arzedeyim.
İktidarı devraldığımız tarihte 324 milyon liradan ibaret olan ziraî kredileri, hâlen 1 milyar 600 milyon lirayı tecavüz etmiş bulunmaktadır. Keza 1949 senesi sonunda 915 milyon lira olan ticarî krediler hâlen 4 milyar lirayı aşmıştır. Burada ifade ettiğimiz ticarî kredilerin içinde çok büyük bir ehemmiyet taşıyan sanayi tesis ve işletme kredileri ile ihracatımızı temin ve teshil eden ihracat kredilerinin de bulunduğuna işaret etmek isterim. Böylece 1949 senesi sonunda 1 milyar 330 milyon liradan ibaret olan banka kredileri umumî yekûnu 1956 senesinde 6 milyarın fevkine çıkmış bulunuyor.
Diğer taraftan vatandaşların istihsa ve gelir seviyelerindeki artış istihlâk imkânlarının arttırmakla kalmamış, bu memleketin uzun yıllar mahrum kaldığı tasarruf itiyat ve imkânlarının da husulünü temin etmiştir. Bilindiği üzere 1943 senesinde 312,5 milyon lira olan mevduat yekûnu 1949 senesi sonunda 989 milyon liraya çıkmış bulunuyordu. Bu iki tarih arasında, para kıymetinin beşte dördünü kaybetmiş olması dolayısiyle 1949 nihayetinde mevduatta herhangi bir artış şöyle dursun mühim mikdarda bir azalma olduğu görülür. Buna mu-kabi liktidarımız zamanında 6 sene gibi kısa bir müddet içinde bankalardaki mevduat 1949 senesi mevduat rakamına nazaran takriben 4,5 misline çıkararak 4 milyar 500 milyan liraya yaklaşmıştır.
Mevduatta kaydedilen bu mesut gelişmeden başka, bankalarımızın öz kaynaklar ve teşkilât bakımından da takviyeleri imkânı bulunmuş ve böylece Türk bankacılığı eski yıllarda kıyas-lanamıyacak bir inkişafa mazhar olmuştur. 1949 senesi sonunda faaliyette bulunan bankaların" ödenmiş sermaye ve ihtiyatları yekûnu 594 milyon liradan ibaret iken bu mikdar haziran 1956 sonunda 1 milyar 774 milyon liraya çıkmış, şube ve ajan sayısı da 1949 sonunda 549 dan 1269'a yükselmiştir. Haziran ayı nihayetinden şimdiye kadar ayrıca 49 şube ve ajans için açılış müsaadesi verilmiştir.
Bankacılığımızın ve banka mevduat ve kredilerinin vasıl olduğu bu ileri seviyeye, diğer medenî memleketlerde olduğu gibi, bu kaynakları en müessir ve en müsmir şekilde istimal imkânlarım da bahsetmiştir. Banka kredilerinin memleket ekonomisi zaviyesinden verimliliğini arttırmak üzere kurulmuş olan banka kredilerini tanzim komitesi 1956 bidayetinde çıkarılan yeni bir kararname ile teşkilât ve selâhiyet bakımından takviye olunmuş kredilerin müstahsil sahalara tevcihine ve gerekli seyyaliyetin arttırılmasını istihdal eden kararlar almıştır.
1950 den evvelki hükümetlerin Merkez Bankası kaynaklarını münhasıran devlet sektörüne inhisar ettirildiğim konuşmamın başında söylemiştim. Bilindiği gibi 1715 sayılı kanunun Merkez Bankasına verdiği vazifelerden biri de, memleketin iktisadî kalkınmasına hizmet etmektedir. Bankanın bu fonksiyonu sabık iktidar zamanında hemen hemen hiç tatbik sahası bulmamış ve mevcut imkânlarından tamamına yakın kısmı devlet sektörüne tevcih olunmuştur. Bu muamelelerin süratle gcnişliyerek. kısa zamanda bir çığ gibi büyümesi ve daha fenası donmuş bir hale gelmesi iktisadî sahaya bir hizmet yapılamaması neticesini doğurmuştur. Bu muameleler o derece vüs'at kesbetmiştir ki, Merkez Bankası kredilerinden istifade imkânının nasıl ve ne zaman tahassül edeceği meşkûk bir hale gelmiştir.
Bu hususlar Merkez Bankası kredilerinin 1938-1950 yılları arasındaki dağılışında açıkça görülmektedir. Filhakika o devrede, Merkez Bankası kredilerinden devlet sektörüne tahsis olunan mikdar, umum' yekûnun yüzde 95'ine kadar yükselmiştir. Bu devrede, Halk Partisi hükümetleri bütçe açıklarını ya hazinenin doğrudan doğruya Merkez Bankasından aldığı a-vanslardan veya «olağanüstü ödenek kanunları» adı ile çıkarılan hususî kanunlardan faydalanarak, yine Merkez Bankasından temin eylemişlerdir. Merkez bankası avanslarının kabili tasavvur istimal şekillerinden en kötüsü olan bu şekil, maalesef iktidarlarının son yıllarına kadar devam etmiştir.
1950 Mayısında iş başına geldiğimiz zaman 859 milyon lira olan Merkez bankası sen edat cüzdanı yekûnunun yalnız 111,5 milyon lirası ticarî ve zirai sahaya tahsis edilmiş, buna mukabil 747,6 milyon lirası haaineye ve iktisadî devlet teşekküllerine verilmişti.
Bizim zamanımızda ise, 1956 senesi E-kim sonuna kadar yeniden acılan 1 milyar 893 milyon liralık krediden 1 milyar 642 milyon lirası yani, yüzde 87 si ziraî, sınaî ve ticarî sahalardaki faaliyetleri desteklemeye tahsis olunmuş, ancak yüzde 13'ü devlet sektörüne tevcih edilmiştir.
Bu rakamlar iki devrin, iki iktidarın iktisadî sahadaki görüş ve İş tutumunun ne derece farklı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Takip ettiğimiz bu yapıcı ve geliştirici kredi politikası sayesinde yurdun her köşesinde yeni teşebbüsler kurmak, mevcutları geliştirmek ve böylece millî servete her yıl yeni yni varlıklar katmak imkânı sağlanmıştır. Bu gayretlerin de yardımı ile iktisadi faaliyetler bütün kollarda gelişmiş ve millî gelir altı senede yüzde yüz derecesinde bir artış kaydetmiştir. Bu seri kalkınma hamleleri ve gelişmelerle mü-terafik olarak tedavül ihtiyacı da artmakta ve emisyon hacmi de buna intibak etmektedir. Şunu da unutmamalıdır ki, yakın tarihlere kadar mübadele ekonomisine açılmamış olan sahalar, bu ekonomi ile temasa geçmemiş vatandaşlar, derece derece para ile temasa gelmektedir. Deflasyoncu bir politikanın iktisadî bünyeyi nasıl inkişaftan mahrum bıraktığını maziyi tetkik ederken görmüştük. Vaktiyle bu politikayı takip ederek memleketi bi-lâ sebep geri bırakmış, bu politikayı terlettikleri zaman da meydana getirdikleri iştiraî güçlerini, malî müzayakayı gidermeğe tahsis etmiş olanlar, bugün, tedavül hacminin İnkişaf seyrini, kendi devrelerindeki fiyat artışlarına nazaran pek mutedil bir ölçüde kalan fiyat artışlarını ileri sürerek, bugünkü yapıcı politikayı tenkid etmektedirler. Envestisnıanları durdurmamızı, hattâ başlanmış olan verimli işlerin geciktirilmesini. Merkez bankası kredilerinin ve banka kredilerinin kısılmasını, hulâsa tekrar mazinin dar ve tahripkâr ölçülerine avdet edilmesini istiyorlar. Bu görüş ve arzularda ne bilgiden, ne de hayir hahlıktan bir şenime yoktur. Biz, parayı da cami olmak üzere, iktisadî istikrarı, millî servet ve hizmetleri arttırmakta görüyoruz. Paranın metanet ve selâbetini memleketimizi iktisaden yükseltmeğe matuf gayretlerde görüyoruz. Müsait teknik şartlar meydana geldikçe, bunları da ihmal etmiyerek, konsolidasyon gibi nâfi muameleleri de tahakkuk ettiriyoruz. Bu cümleden olmak üaere daha geçen yıl kabul buyurduğunuz bir kanunla, toprak mahsulleri ofisinin Merkez bankasına bcrçlanmış olduğu paraların mühim bir kısmının bu bankaya iadesi imkânları sağlanmış, bulunmaktadır. Bu kanunun daha ilk tatbik yılında, 28 milyon Türk lirasının mütecaviz tir borcun bankaya ödenmesi temin edilmiştir. Önümüzdeki yılda bunun fevkinde bir tediyenin yapılabileceği ve bu işlerde kısa sayılabilecek bir zaman devresi içinde mezkûr borcun tamamen itfası kabil olacağı anlaşılmıştır. Tedavülde kaydedilen artışın fiyatları arttırdığı ve memlekette enflâsyon havası yarattığı şeklindeki mülâhazalara gelince, bu mevzuda ilkin, yabancı memleketlerde emisyon hacmini ve fiyatların 1950-1956 devresindeki seyrini tetkik etmek muvafık olur. Bu devre zarfında, Birleşik Amerika, Kanada, İsviçre. İtalya, Belçika, Batı Almanya gibi iktisadi kalkınmasını tamamlamış ve ekonomik muvazeneye kavuşmuş memleketlerde fiyatlar yüzde 25'e kadar artmış, emisyonlarında da yüzde 73'e varan yükselmeler kay-dolunmuştur.
Fiyat artışları bakımından memleketimizin de dahil bulunduğunu müşahede edeceğimiz ikinci bir grup memleketlerden. Pransada aynı devre zarfında emisyon yüzde 86, fiyatlar yüzde 31; 'ingiltere.de emisyon yüzde 41, fiyatlar yüzde 35; İsvecte emisyon yüzde 46, fiyatlar yüzde 44; İspanyada emisyon yüzde 47, fiyatlar yüzde 54; Peruda emisyon yüzde 111, fiyatlar yüzde 45, Yunanistanda emisyon yüzde 184, fiyatlar yüzde 81; Endonezya-da emisyon yüzde 230, geçirune indeksi yüzde 209; İsrailde emisyon yüzde 188, fiyatlar yüzde 267 artmıştır. Memleketimizde İse 1949 - 1956 devresi zarfında kaydolunan fiyat tereflüü nispeti yüzde 35 tir.
Mebde olarak 1949 senesi senelik toptan eşya fiyatları indeksi vasatisi alınmayıp da 1950 vasatisi alınırsa, fiyatlardaki tereffü nispeti yüzde 50.9'a baliğ olmaktadır. IKonj. mad.) 1956 senesi için nazara alınan emisyon E-kim ayı sonundaki 2 milyar 369 milyonluk rakamdır.
Aynı devrede emisyon miktarında yüzde 166 nispetinde artış vaki olmuştur.
Kanaatimce, bizde fiyatlar üzerinde müessir olan en kuvvetli âmil, fiyat yükselmelerine maruz bulunan dış piyasalardan ithalât kanaliyle memlekete gelen fiyat tereffüü olmuştur. Diğer taraftarı, malûm olduğu üzere, memleketin itihalât bünyesinde büyük bir değişiklik vukua gelmiş, ithalâtımızın geniş kısmı, evvelce istihlâk maddelerinden terekküp ederken, 1950 den sonra, makine ve teçhizat gibi sermaye emtiası, en ehemmiyetli mevkii işgal etmeye başlamıştır. Bu vaziyet istihlâk maddeleri ithalâtını azaltmıştır. Halbuki memlekette istihsal maddelerinin ve insan emeğinin kıymetlendirilmesi yolunda alman tedbirlerin, büyük kütlenin iştira gücünü ve bu gibi ithal emtiasına olan talebi arttırdığını da bir vakıadır. 1954 den beri gayri müsait hava şartları yüzünden ziraî rekoltede kaydolanan tenezzül de ayrıca ithalât imkânlarının azalmasına sebebiyet vermiştir.
Bu bahiste bilhassa ehemmiyetli telâkki ettiğim psikolojik unsurlara gelince, bilindiği üzere piyasadaki satın alma gücü her zaman mecmu talebi arttırm'az. Vatandaş, parasının fazla kısmını ya nezdinde yahut da bankadaki hesabmda tutar. Ancak bir kere mal darlığı psikolojisi yaratıldı mı, mala teveccüh etmeyecek veya bir müddet mala in'ikas etmeyecek olan satın alma güçleri de harekete gelir. Görülüyor ki, hu işlerin mütalâasında, etrafımızda cereyan eden büyük iktisadî faaliyetleri tecrit ederek, tedavül ve fiyatlara matul tenkidlerde bulunmak, ilim sahasında değil, propaganda sahasında kullanılabilir bir u-sûl olarak vasiflandiniabilir.
Şimdi yine müsaadenizle, emisyonumuzun bugünkü seviyesine avdet ederek, baaı mülâhazalarımı söylemek ve mukayeseler yapmak isterim. Emisyonu gösteren rakamların gayri safi milli hasıla ile mukayesesi, tedavüldeki para mikdarınm, ekonominin hakikî ihtiyaçlarına intibak edip etmediği hususunda en iyi bir müşir olarak, kabul edilmektedir. 1955 senesi gayri safi millî hasıla rakamı ile ya-Dilan gayet itidalli bir hesaba göre, bugün bilfiil tedavülde bulunan banknotların ufaklık paraların gayri safi millî hasılaya nispeti yüzde 10,8 dir. Beynelmilel tediyeler "bankasının 1956 senesi raporunda neşrolunan bir etüde nazaran, 1955 nihayetinde bu nispet, İngîlterede yüzde 9, İsveçte yüzde 11, Norveçte yüzde 12, Hollandada yüade 14, İtalyada yüzde 15, Fransada yüzde 18, İsviçre ve Belçikada ise yüzde 23 tür.
Bu saydığım memleketlerin hemen hepsinde kaydî paranın Türkiyeye nazaran çok daha münkeşif olduğu ve para hacminin daha büyük bir kısmını teşkil ettiği nazara alınırsa, tedavül vasıtası bakımından da bugünkü konjoktör muvacehesinde memleketimizin ne kadar ölçülü kaldığı büyük bir sarahatle tebarüz etmiş olur.s
Maliye Vekili bu izahattan sonra Feridun Erkin tarafından sorulanlar da dahil, diğer soruların cevaplarına geçti. Bütçenin Meclise geç verildiği iddialarının varid olmadığını, bütçenin 30 Kasım 1956 tarihinde Meclise takdim edildiğini, ancak umumî gerekçenin üç gün teehhürle Meclise geldiğini söyledi. Yeni bütçe dolayısiyle vâki beyanatının gecikmesi, sadece Maliye Vekilliği vazifesine 1 Aralık tarihinde başlamış olmaktan ileri geldiğini tasrih etti.
Maliye Vekili, bütçelerin âmme hizmetlerinin umumî bir tablosu olduğu, bu sebeple siyasî bir renk taşımamaları gerektiği yolunda ileri sürülmüş olan, mütalâaya cevaben, yıllardan beri alman ve milyarlara baliğ olan tahsisatla neler yapıldığını, nereden gelip hangi hedefe doğru gidildiğini i-fade etmenin, bir iktidar için vazife teşkil ettiğini, bunun ne partizanlık, ne de demagoji yapmak olmadığını belirtti.
Hasan Pclatkan, iktisadî istiklâl dâvası tâbirini otarşi mânasına alan ve bunu hükümetin politikasma maletmek isteyen bir muhalefet hatibine karşı da, otarşinin Tükiye ile ve tahsisen Demokrat Parti iktidarının po-litikasiyle hiçbir alâkası bulunmadığını anlattı.
Gerekçede kullanılan istatistik rakamlarının tahrif edilmiş olduğu yolundaki bir mütalâaya cevaben Maliye Vekili, bu rakamların Birleşmiş Milletler istatistiklerinden alındığını, ortada ne tahrif, ne de hata mevcut olduğunu söyledi ve etraflı izahat verdi. Yalnız millî gelir rakamlarına bakarak Türkiyeyi İsviçre ile mukayeseye kalkmanın yersizliğine dikkati çekerek mukayesenin. ancak mahiyet itibariyle aynı olan şeyler arasında yapılabileceğini, mahiyet itibariyle birbirine hiç benzemeyen iki şey arasında yapılan mukayeseden çıktığı zannolunan neticenin de mantıkî bir değer taşımıyaeağını izah etti.
Vekil, turia dövizi ihdasının çok eski tarihlerden beri memleketimizde tatbik edilegelen deblokaj sisteminin dış seyahatlere teşmilinden başka bir şey olmadığını söyledi. Doğrudan doğruya bir vergi olan bu hazine hissesine ait kanun lâyihasını daha görmeden bunu bir devalüasyon telâkki etmenin yersizliğini belirtti. Personel besleyen dairelerin daha fazla tahsisat almasını hayat pahalılığına bütçenin şahadeti diye Öne sürmenin indi bir hüküm teşkil ettiğini, âmme hizmetinin gelişme ve büyümesinin istilzam ettiği büyük masraflardan tegafül etmenin mümkün olamıyacağını, bunlar dikkate alınınca bütçeyi, kendilerine tutulmuş bir şahit gibi herhalde Kullanmamak gerektiğini kaydetti.
Hasan Polatüan, Demokrat Parti hükümetleri tarafından getirilen bütçelerin denk olmadığı yolundaki mütalâaya geçerek bu mevzuda da etraflı izahlarda bulundu. Vekilin belirttiğine göre, bir defa Demokrat Parti iktidarının ilk üç bütçesi denk değil, bilâkis açık olarak hazırlanmış ve bazı ilâve tashihlerden sonra acık o-larak kabul edilmiştir. Fakat, meselâ, 234 milyon liralık bir açıkla tasdik e-dilen 1951 yılı bütçesi yıl sonunda 55 milyon liralık bir umumî varidat fazlası ile kapanmıştır. Bu netice, hem tahsilat fazlasından, hem masraf kısımlarındaki tasarruflardan meydana, gelmiştir. Diğer iki yılın bütçeleri de neticeten buna mümasil şekilde kapanmıştır.
Vekil, mütaakıp bütçelerin denk olarak hazırlandığım, ancak bu tevazünün memur, işçi, emekli, dul ve yetimlere ödenen tahsisat mikdarma tekabül eden veya Meclis tarafından i-lâve olunan hizmetlerin tahsisat art-tırısları sebeüî ile bir mikdar açıkla kabul ve tasdikini istilzam ettiğini söyledi. Varidat tahmini balısinde bu tahminlerin tamamen objektif esaslar gözönünde bulundurularak hazırlandığını, bu itibarla 1957 bütçesinde derpiş olunan varidatın sağlanacağından şüphe izharına mahal bulunmadığını kaydetti.
Hasan Polatkan, üç mebus tarafından sorulan aynı mahiyetteki suale cevaben Avrupa iktisadî işbirliğine dahil memleketlerle yapılan bekaya tasfiyesine matuf anlaşmalar hakkında etraflı izahat verdi. Başka bir suale geçerek hariçteki Türk parasının memlekete ithali hakkında memmıiyetin kaldırıimasmın faydadan ziyade mahzur doğuracağını, kaldı kî, kanunsuz yollarla harice çıkarılmış Türk paralarının dışardaki alım satım kurunu Türk parası kıymetine bir müş'ir olarak almaya imkân bulunmadığını ilâve etti.
Polatkan, Merkez bankası ticari ve ziraî senetler cüzdanı ve hazine kefaletini haiz bonolar mukabilindeki merkez bankası kredileri ile toprak mahsulleri ofisi, şeker şirketi ve tarım satış kooperatiflerine verilen krediler hakkında da iaahat verdi.
Umumî muvazene ve mülhak bütçeler bir arada personel masrafları yekûnunun 1957 bütçe lâyihalarında 1.634.273.087 lirayı bulduğunu, bu rakamın mezkûr bütçelerin yekûnuna nispeti yüzde 39.5 olduğunu, 1950 ye kıyasen Demokrat Parti iktidarı devrinde personel masrafları nispetinde bir tezayüt değil bilâkis bir azalma kaydedildiğini anlattı.
Demokrat Parti iktidarının, âtıl kaynakları harekete getirmek için.- devlet teşekküllerinin ellerinde mevcut pütün imkânlardan olduğu kadar hususî sermayeden de faydalanmağı prensip kabul ettiğini belirten Polat-Kan, şeker fabrikaları için hususi sermayenin İştirak payının geçmişte hayal dahi edilmemiş bir yekûna, 80 milyon liraya varmış bulunduğunu belirtti.
Diğer suallere verdiği cevaplarda, bu yıl ihraç edilecek şeker mikdarmın 10 bin ton olduğunu söyledi. 1956 yı-lmm neticesi alınmış bulunan 9 aylık devresindeki tahsilat mikdarı 1955 yılının aynı devredeki tahsilatından 263 milyon lira fazla aylık tahsilat vasatisi ise 29 milyon lira fazla bulunduğuna göre, ayhk vasatiler bakımından varidat noksanlıkları görüldüğü iddiasının yersizliğini tebarüz ettirdi.
21 Araük 1956
Ankara :
Bütçe encümeni bugün saat 10 da encümen ikinci reisi Kırklareli mebusu Şefik Ba&ay'ın riyasetinde toplanarak 1957 yılı bütçe Kanun lâyihasının heyeti umumiyesi üzerindeki müzakerelerine devanı etti. Bu konuşmalar sırasında, Urfa mebusu Feridun Ergin (Hür. P.), Kırşehir mebusu Ahmet Bilgin (C.M.PJ, Zonguldak mebusu Hüseyin Balık (bağımsız) fikirlerini ser-dettiler. Bundan sonra bütçe encümeni mazbata muharriri Zonguldak mebusu Sebati Ataman, onu takiben Tokat mebusu Ömer Sunar (D.P.) ve Maliye Vekili Hasan Polatkan ile Ma-raş mebusu Nedim Ökmen (D.P.ı ileri sürülen tenkidleri cevaplandırdılar. Neticede bütçe kanunu lâyihasının heyeti umumiyesi üzerindeki müzakereler sona ererek, maddelere geçildi.
Ankara :
Bütçe encümeni bugün "saat 15.30 da encümen ikinci reisi Kırklareli mebusu Şefik Bakay'm riyasetinde toplandı.
Bu sabahki oturumda 1957 malî yılı bütçe kanun lâyihasının tümü üzerindeki müzakereler hitam bulduğundan fasılların müzakeresine başlandı. Evvelâ Riyaseticumhur Dairesinin bütçesi görüşüldü. Bütçenin tümü üzerinde konuşulurken yeni ihdas edilen müstahdem kadrolarının raportörlerin de teklifi veçhile kaldırılması kabul e-dildi. Ve maddelere geçildi. Maddelerin aynen kabul edilmesini mütaakıp divanı muhasebat reisliğinin bütçesine başlandı.
Divanı muhasebat bütçesinin tümü lazerinde söz alan Ordu mebusu Refet Aksoy (D.P.), daireyi fuzulen işgal e-den ve İş hacmini attıran işlerin tahfifi veya kaldırılması temennisinde bulundu, azaların daha pratik bir u-sulle tâyin ve tesbitinin mümkün olup olmadığını sordu ve emeklilik muamelelerinin divanı muhasebatın vizesinden geçmesini tenkid etti.
Balıkesir mebusu Halil fmre (D.P.) u-mumiyetle divan çalışmalarının yeniden gözden geçirilmesi ve bu hususta yeni kanunların getirilmesi zaruretini belirtti ve böylece vize ve tescil fonksiyonunun ve murakabe sisteminin daha verimli hale gelebileceğini ifade etti, seçim işlerinin de ıslâha muhtaç olduğunu bildirdi.
Kars mebusu Mehmet Hazer (C.H.Pj. mahallen yapılan tetkikatın şeklîni ve bunun askerî muhasipliklerle askeri ayniyata şümulü olup olmadığını sordu.
Çankırı mebusu Tahsin Uygur (D.P.), kalifiye eleman yetiştirilmesi için hâlen faaliyette bulunan kurs giderleri için tahsisat konmaması sebebini sual eyledi ve böyle bir kursun zaruretine kani olduğunu söyledi.
İleri sürülen tenkid ve temennilere cevap vermek üzere söz alan divanı muhasebat başkanı, divanın hususi kanunlarla tesbit edildiği şekilde, e-hemmiyetli ehemmiyetsiz tefriki yapmadan devlet hazinesinden yapılan bütün sarfiyatın hesabını kontrol ettiğini, ancak iş hacminin hakikaten çok olduğunu, bunun için divanı lüzumlu şekilde teçhiz etmek gerektiğini, vize ve tescil işlerinin de keza kanun icabı olduğunu belirtti ve yeni kanunlar şevkinin büyük meclisin yetkisi dahilinde olduğunu bildirdi. Â-zalarm seçilmesi keyfiyetini ise, diğer birçok memleketlerden misaller vermek suretiyle izah etti ve bunun her memleketin kendi bünyesine göre değişebileceğini ve binnetice Büyük Millet Meclisinin fonksiyonu üzerinde divanın herhangi bir değişiklik yapmasına imkân olmadığını ifade etti. Mahallen yapılan tetkikatta zamandan tasarruf yapıldığını ve iş hacminin bununla ilgili olarak hafiflediğini ve sürat kesbettiğini rakamlarla tebarüz ettirdi ve tetkikatm askerî muhasip ve ayniyata da teşmil edildiğini sözlerine ilâve etti. Dîvanı muhasebat reisinin bu izahatından sonra bütçenin tümü reye konarak kabul edildi ve maddelere geçildi. Maddelerin müzakeresi sırasında Bursa mebusu Agâh Erozan'm yazılı bir teklifi okundu. Bu teklifte, divanda hâlen faaliyette bulunan kursun zaruretine işaret edilmekte ve bunun i-çin kursta ders veren Öğretmenler için 15 bin liralık bir tahsisatın kabulü istenmekteydi. Uzun müzakere ve münakaşalardan sonra bahis mevzuu tan sisatin 10 bin 300 lira olarak konulması teklif ve kabul edildi. Bundan sonra mahallen yapılan tetkikat faslında gösterilen 450 bin liranın cok olduğu ileri sürülerek, buradan tenzil edilecek onbin liranın kurs giderlerine karşılık tutulması uygun görüldü.
Basın masrafları faslındaki yedi bin lira da çok görülerek beş bin liraya indirildi. Ve neticede maddeler üzerindeki görüşmeler de ikmal edilerek divanı muhasebat bütçesi kabul edildi.
Bütçe encümeni, Pazartesi günü saat 10 da toplanmak üzere öğleden sonraki mesaisine saat 19 da son verdi.
26 Aralık 1956
Ankara :
Bütçe encümeninin bugün öğleden sonraki toplantısında Başvekâlet 1957 malî yılı bütçesinin müzakeresine başladı.
Bütçenin heyeti umumiyesi üaerinde söz alan Kırşehir mebusu Ahmet Bilgin (C.M.PJ, Antalya mebusu Kenan Atananlar (D.P.ı, Ordu mebusu Sabri İşbakan (D.PJ Trabzon mebusu İsmail Şener (D.PJ, Gümüşane mebusu Zeki Başağa iD.P.l, Muğla mebusu Natık Poyrazoğlu (D.P.), Rize mebusu İzzet Akçal (D.PJ, Rize mebusu Hüseyin Agun (D.P.), Tekirdağ mebusu Zeki Erataman ıD.PJ, Trabzon mebusu Fehmi' Kalaycıoğlu (D.PJ ve raportör Ordu mebusu Refet Aksoy (D.P.) u-mumiyetle Vekâletler arasında koor-dîne çalışmanın düzgün yürütülmedi-ği, Başvekâlete bağlı umum müdürlüklerin ait oldukları Vekâletlere bağlanması gerektiği, teşkilâtı esasiye kanununun 47. maddesi gereğince Vekillerin vazife ve mesuliyetlerini tâyin eden hususi kanunun getirilip getirilmemesi hakkında ne düşünüldüğü, Millî Savunma Yüksek Kurulunun, a-tom enerjisi komisyonunun hali hazır vaziyetleri, umumî murakabe heyetinin iktisadi kalkınma mevzuunda verdiği raporların neticesi ve bu heyetin bir iktisat şûrası haline ifrağının nıüm kün olup olmadığı hususlarında fikirler serdettiler. Başvekâlete bağlı u-mum müdürlüklerden mümkün olanla rın alâkalı vekâletlere bir an evvel bağ lanmasını, bir İskân Vekâletinin ihdasını ve koordine çalışmanın organize edilmesini temenni ettiler.
Bu görüş ve temennileri cevaplandıran Başvekâlet müsteşarı Ahmet Salih Korur ezcümle dedi ki:
«Başvekâlette, biri Devlet Vekili olmak üzere dört vekilden müteşekkil bir koordinasyon heyeti vardır. Bu heyet, Başvekâletin tensip edeceği hususlarda Vekâletler arasında koordine çalışmayı temin eder. Ayrıca, kaçakçılığı Önlemek için hudutlarımızda alınması gerekli sıkı tedbirler üzerinde durmak için alâkalı vekâletlerin İştirakiyle kurulmuş bir heyet daha vardır. Ancak bunlar, bütün işlerin aynı şekilde koordine edildiği anlamına gelmez. Başvekâlete intikal eden mevzular üzerinde koordine çalışma cihetine gidilmektedir.
Başvekâlete bağlı umum müdürlüklerin alâkalı oldukları vekâletlere bağlanması hususunda geçen seneki temennilere uyarak gerekli kanun lâyihalarını hazırlayıp yüksek, meclise şevkettik. Bunlardan bir kısmı hâlen encümenlerde tetkik edilmekte, bir kısmı da tetkik edildikten sonra reddedilmiş bulunmaktadır. Esasen öteden beri mevcut olan ihtilâf hangisinin hangi Vekâlete bağlanması meselesidir. Bİ2, tapu ve kadastronun adliyeye bağlanmasını düşündük. Bu hususta hazırladığımız lâyiha hâlen a-lâkalı encümenlerdedir. Meteoroloji işleri umum müdürlüğünün Ziraat Vekâletine bağlanması hususundaki lâyiha Ziraat ve Milli Müdafaa encümeninde reddedildi. Aynı şekilde, toprak ve iskân işleri de dahiliye encümeni tarafından reddedilmiş bulunuyor. Vekillerin vazife ve mesuliyetlerini tâyin eden mahsus kanun hakkında Adana mebusu Sinan Tekelioğlunun bir kanun teklifi vardır. Hâlen bütçe encümeninin tetkikine arzedilmiş bulunmaktadır.Encümende tebellür edecek fikirlere göre, en uygun şekle geleceği muhakkaktır.Başvekâlet müsteşarı, bundan sonra Millî Müdafaa Yüksek Kurulu ile atom enerjisi komisyonunun halihazır durumları ve vazifelerine temasla, millî müdafaa yüksek kurulunun tama-raîyle pasif korunma mevzuları üzerinde çalıştığını ve diğer devlet dairelerinde alınması lâzım gelen tedbirler üzerinde durduğunu ve bunları NATO ölçülerine uygun olarak yaptığım belirtti. Atom enerjisi komisyo-nunnu bu yıl, birkaç ay evvel çıkan kanunla teşekkül ettiğini, ancak tahsisat olmadığından fiilen faaliyete geçemediğini, bütün hazırlıkların ikmal edilerek kadroların tesbit edildiğini ve. 1 Mart 1957 tarihinden itibaren faaliyete geçeceğini bildirdi. Kanunun daha evvel çıkarılmasının muhaberat ve protokolü temin zaruretinden doğduğunu sözlerine ilâve etti.
Umumî murakabe heyetinin vazifelerine de temas eden müsteşar, bazı vilâyet ve kazalar hakkında tanzim edilen raporların kısım kışım ait oldukları Vekâletlere gönderildiğini ve bu hususların tetkik edilerek tahakkuk ettirilmesinin istendiğini, Vekâletlerin de kendi plân ve programlarına göre bu işlerin İsafi cihetine gittiklerini belirtti. Bu heyetin bir iktisat şûrası haline getirilmesinin düşünülmediğini bildirdi.
Başvekâlet Müstaşarmın bu izahatını mütaakıp, kabinede münhal bulunan vekâletlerin vekillerle idare eddilmesi-nin teşkilâtı esasiye kanununa aykırı olacağı hususunda İleri sürülen bir iddiayı devlet vekili Celâl Yardımcı cevaplandırdı. Devlet Vekili, Vekâletlerin vekillikle idare edilmesinin mahzuruna dair teşkilâtı esasiye kanununda bir sarahat olmadığını ve bunların peyderpey kapandığını, ifadeyle, esasen böyle bir hal varid olduğu takdirde yüksek meclisin müdahalesiyle kar-şılaşılcağmı bildirdi. Bundan sonra tekrar söz alan hatipler fikir ve temennilerini bir kere daha izah ettiler ve neticede bütçenin tümü üzerindeki görüşmeler kâfi görülerek maddelere geçildi. Maddelerin müzakere ve kabulü saat 20 ye kadar devam etti. Bu arada, hâlen makam arabaları bulunmayan iki devlet vekilliği için araba alınmasına matuf olmak üzere konulan tahsisat uzun münakaşalardan sonra reddedildi. Neticede, Başvekâlet 1957 malî yılı bütçesinin müzakeresi tamamlandı.
27 Aralık 1956
Ankara :
Bütçe encümeni bugün saat 10 da, encümen reisi Halil İmre'nin riyasetinde toplanarak, şûrayı devlet 1957 mali yılı' bütçesini müzakere ve ikmal etti.
Şûrayı devlet
bütçesinin tümü üzerinde şöz alan Rize mebusu İzzet Akçal(D.P.), Bursa
mebusu Hulusi Köymen(D.P.), Trabzon mebusu Fehmi Kalaycıoğlu (D.P.,
Zonguldak mebusuSebati Ataman (D.P.), Ordu mebusuSabri İşbakan İD.P.I ve
Bolu mebusuİhsan Gülez (D.P.) görüş ve fikirlerini
Bu tenkid ve temennilerde üzerinde e-hemmiyetle durulan hususlar, şûrayı devletin halihazırdaki teşkilâtının gittikçe artan iş hacmini karşılayacak durumda olmaması, binaenaleyh kadroların en kısa zamanda tevsii cihetine gidilmesi, binanın ihtiyaca kâfi gelmediği, müterakim işlerin biraz da idarenin şûrayı devletin kararlarını emsal olarak kabul etmemesinden ileri geldiği, adaletin gerektirdiği vuzuhu temin edecek kalifiye daktilolara ihtiyaç olduğu gibi hususlardı.
Bu tenkid ve temennileri Devlet Vekili Celâl Yardımcı cevaplandırdı. Devlet Veklinin verdiği izahata göre, hâlen bir kadro kanunu üzerinde çalışılmaktadır. İşlerin terakümü iki sebepten ileri gelmektedir. Birincisi geçen yıllara nispetle varidatın hayli artmış olması, ikincisi kadrodaki mün halleri, seçim usulündeki uzun formaliteden doğmaktadır ki bu da teşkilâtı esasiye kanununda bir değişikliği İcap ettirir. Devlet Vekili, bu arada, şûrayı devlet kararlarına idarenin uyması keyfiyetinin ele alınarak üzerinde durulacağını ve bunun "Vekiller Heyetine 1 arzedileceğini de ifade etti. Binanın kifayetsizliği karsısında, hâlen şûrayı devletle aynı binada bulunan İstatistik Umum Müdürlüğünün Önümüzdeki yıl larda başka bir binaya çıkacağını bildirdi. Bundan sonra maddelerin müzakeresine geçildi ve şûrayı devlet 1957 malî yılı bütçesinin encümendeki görüşülmesi ikmal edilerek, Easm Yayin ve Turizm Umum Müdürlüğü bütçesinin müzakeresine başlandı.
Basm-Yaym ve Turizm Umum Müdürlüğü 1957 mali yılı bütçesinin tümü üzerinde söz alan Gümüşhane mebusu Halis Tokdemir (D.P.I, Basın-Yayın ve Turizm Umum Müdürlüğünün iki kısımda mütalâa edilmesi gerektiğini, bunlardan birincisinin basın ve yayjn işleriyle iştigal ettiğini, ikincisinin ise turizm vazifeleri olduğunu belirtti ve mezkûr umum müdürlük bütçesinin bu iki kısım arasında müsava-tan paylaşılması gerektiğini iddia e-derek turizme ayrılan 300 bin liralık tahsisatı çok az bulunduğunu söyledi. Bu durum karşısında turizmi, basın yayından ayırmak imkânının mevcut olup olmadığını sordu, iç ve dış turizm faaliyetinin ve dışarıdaki başın ataşelikleri kadrolarının kifayetsizliğini belirtti, bazı spikerlerin şivelerinin bozuk olduğunu ileri sürdü. Çankırı mebusu Tahsin "Nahit Uygur (D.P.l, telâffuz mevzuu üzerinde İdarenin ehemmiyetle durması ve spikerleri iyi yetiştirmesi ve radyo neşriyatının ıslâh edilmesi temennisinde bulundu, dinî ve ahlâkî konuşmaların halkın anlayacağı bir lisanla yapılması ve kur'anı kerimin güzel sesli kimselere okutulması zararuretlerine işaret etti, turist celbi için İznikteki çiniciliğimizin tanıtılması bakımından bir çalışma olup olmadığını sordu. Gümüşane mebusu Zeki Başağa (D. P.K. İstanbul radyosunun bölge dışında dinlenilemediğini belirterek ıslâhı için ne düşünüldüğünü sordu, Erzurumda kurulması mutasavver bölge radyosu için bu yılki bütçeye neden tahsisat konmadığını ve bu işten hangi sebeple vazgeçilmiş bulunduğunun açıklanmasını istedi. Basın ataşeliklerimizin, bulundukları yerlerdeki yabancı gazetelerde, leh ve aleyhimizde çıkan yazıları memlekete gönderip göndermediği hususu İle Amerikada aleyhimizde neşriyatta bulunan iki gazetenin Türkiye mümessillerinin Türk mü, yoksa ecnebi mi olduğu keyfiyetini de sordu. Radyodaki musiki neşriyatında Türk ve batı musikisi nispetinin ve bu hususta bir anket yapılıp yapılmadığının bildirilmesini talep etti.
Kırşehir mebusu Ahmet Bilgin (CM. P.l, radyonun Meclis saati yayınını tenkid ederek, iktidar sözcülerinin konuşmalarının aynen verildiği halde muhalefet mensuplarının sözlerinden bir cümle bile alınmadığını, bu halin demokrasi rejimi ile kabili telif olamı_ yacağmı ve geçen yıllarda tekrar edi-legelen vaadlere uymadığını iddia etti. Turizm çalışmaları bakımından geçen yılla bu yıl arasında bir fark olup olmadığını sordu, Anadolu Ajansının kifayetsizliğini ileri sürdü.
Kars mebusu Mehmet Hazer (C.H.P.I, Erzurumda kurulacak bölge radyosunun zaruretine işaret etti, radyonun meclis saatinde muhalefet mensuplarının konuşmalarına da yer verileceğinin hükümet programında bildirilmesine rağmen tahakkuk etmeyişini üzüntü ile karşıladığını belirtti ve bu halin izalesi ile münakaşa mevzuu olmaktan çıkarılması temennisinde bulundu. Turizm mevzuuna de temasla hükümetin bu hususta bir kanun lâyihası getirmesini dileri, hatip, gazetelerin kâğıt vesair ihtiyaçlarının mez kür umum müdürlükçe tedvir edilmesinin uygun olacağı kanaatini serdet-ti, resmi ilânların tevzii için yeni bir usul ve tarz düşünülüp düşünülmediğini sordu. Radyo neşriyatında telâffuz meselesi kadar dil meselesi üzerinde de durulması gerektiğini, kurtuluş günlerinde her vilâyet veya kazaya müsavi şekilde konuşmalar ve müzik yayınları tanınmasının adilâne bir iş olacağanı ileri sürdü. Sinop mebusu Nuri Sertoğlu (C.H.P.), radyo istasyonlarının kifayetsizliği seDevlet Vekili, bu arada, şûrayı devlet kararlarına idarenin uyması keyfiyetinin ele alınarak üzerinde durulacağını ve bunun Vekiller Heyetine arzedileceğini de ifade etti. Binanın kifayetsizliği karşısında, hâlen şûrayı devletle aynı binada bulunan İstatistik Umum Müdürlüğünün önümüzdeki yıl larda başka bir binaya çıkacağını bildirdi. Bundan sonra maddelerin müzakeresine geçildi ve şûrayı devlet 1957 mali yılı bütçesinin encümendeki görüşülmesi ikmal edilerek, Basın-Yayın ve Turizm Umum Müdürlüğü bütçesinin müzakeresine taşlandı.
Basm-Yaym ve Turizm Umum Müdürlüğü 1957 malî yılı bütçesinin tümü üzerinde söz alan Gümüşhane mebusu Halis Tokdemir (D.P.), Basm Yaym ve Turizm Umum Müdürlüğünün iki kısımda mütalâa edilmesi gerektiğini, bunlardan birincisinin basın ve yayın işleriyle iştigal ettiğini, ikincisinin ise turizm vazifeleri olduğunu belirtti ve mezkûr umum müdürlük bütçesinin bu iki kısım arasında müsava-tan paylaşılması gerektiğini iddia e-derek turizme ayrılan 300 bin liralık tahsisatı çok az bulunduğunu söyledi. Bu durum karşısında turizmi, basın yayından ayırmak imkânının mevcut olup olmadığını sordu, iç ve dış turizm faaliyetinin ve dışarıdaki basın ataşelikleri kadrolarının kifayetsizliğini belirtti, bazı spikerlerin şivelerinin bozuk olduğunu ileri sürdü.Çankırı mebusu Tahsin -Nahit Uygur (D.P.), telâffuz mevzuu üzerinde idarenin ehemmiyetle durması ve spikerleri iyi yetiştirmesi ve radyo neşriyatının ıslâh edilmesi temennisinde bulundu, dinî ve ahlâki konuşmaların halkın anlayacağı bir lisanla yapılması ve kur'anı kerimin güzel sesli kimselere okutulması zararuretlerine işaret etti, turist celbi için İznikteki çiniciliğimizin tanıtılması bakımından bir çalışma olup olmadığını sordu.Gümüşane mebusu Zeki Başağa (D. PJ, İstanbul radyosunun bölge dışında d inlen İleme di ğini belirterek ıslâhı için ne düşünüldüğünü sordu, Erzu-rumda kurulması mutasavver bölge radyosu İçin bu yılki bütçeye neden tahsisat konmadığını ve bu işten hangi sebeple vazgeçilmiş bulunduğunun açıklanmasını istedi. Basın ataşeliklerimizin, bulundukları yerlerdeki yabancı gazetelerde, leh ve aleyhimizde çıkan yazıları memlekete gönderip göndermediği hususu ile Amerikada a-leyhimizde neşriyatta bulunan iki gazetenin Türkiye mümessillerinin Türk mü, yoksa ecnebi mi olduğu keyfiyetini de sordu. Radyodaki musiki neşriyatında Türk ve batı musikisi nispetinin ve bu hususta bir anket yapılıp yapılmadığının bildirilmesini talep etti.
Kırşehir mebusu Ahmet Bilgin (CM. P.l, radyonun Meclis saati yayınım tenkld ederek, İktidar sözcülerinin ko-nuşmalarmm aynen verildiği halde muhalefet mensuplarının sözlerinden bir cümle bile alınmadığını, bu halin demokrasi rejimi ile kabili telif olamı_ yacağmı ve geçen yıllarda tekrar edile gel en vaadlere uymadığını iddia etti. Turizm çalışmaları bakımından geçen yılla bu yıl arasında bir fark olup olmadığım sordu, Anadolu Ajansının kifayetsizliğini ileri sürdü.
Kars mebusu Mehmet Hazer (C.H.P.), Erzurumda kurulacak bölge radyosunun zaruretine işaret etti, radyonun meclis saatinde muhalefet mensuplarının konuşmalarına da yer verileceğinin hükümet programında bildirilmesine rağmen tahakkuk etmeyişini üzüntü ile karşıladığım belirtti ve bu halin izalesi ile münakaşa mevzuu olmaktan çıkarılması temennisinde bulundu. Turizm mevzuuna de temasla hükümetin bu hususta bir kanun lâyihası getirmesini dileri, hatip, gazetelerin kâğıt vesair ihtiyaçlarının mez kür umum müdürlükçe tedvir edilmesinin uygun olacağı kanaatini serdet-ti, resmî ilânların tevzii için yeni bir usul ve tarz düşünülüp düşünülmediğini sordu. Radyo neşriyatında telâffuz meselesi kadar dil meselesi üzerinde de durulması gerektiğini, kurtuluş günlerinde her vilâyet veya kazaya müsavi şekilde konuşmalar ve müzik yayınları tanınmasının adilâne bir iş olacağanı ileri sürdü.Sinop mebusu Nuri Sert oğlu (C.H.P.), radyo istasyonlarının kifayetsizliği senin az olması kalifiye eleman bulmaya mâni oluyor. Türle musikisini inkişaf ettirmek için bir konservatuvar kurulması işi Maarif Vekâletinin iştigal sahası içindedir. Biz hâlen radyoda mevcut Türk musikisi kursunu takviye edeceğiz.Turizmi hükümet olarak ciddiyetle ele almış olduğumuzu bilhassa ifade etmek isterim. Turistik oteller inşası, yolların yapılması, propaganda mevzuu, kıymetli âsârm araştırılıp bulunması ve teşhiri ile restorasyon işleri turizm faaliyetlerimiz cümlesindendir. Bölge radyolarının kurulmasından vazgeçilmiş değildir.
Ancak, döviz meselesindeki güçlükler bunu muvakkat bir zaman için geciktirmiştir. Radyonun kısa dalga neşriyatının her yerden dinlen ilmem e si doğrudur. Bu teknik bir meseledir. Nereye tevcih edilirse orası dinler. Kısa dalga neşriyatı 15 lisan üzerinden yapılmaktadır, Radyoların yurt içinde d ini enlime m es i keyfiyeti istasyonların kifayetsizliğindendir. Geçen sene radyonun tevsii için konulan tahsisatın kullanılmaması yine döviz meselesiyle alâkalıdır. Fakat, ocak ayı içinde bu işe başlanacaktır. İhalesi yapılmıştır. Eadyo neşriyatının yüzde 30'u söz ve yüzde 70'i müziktir. Bu yüzde 70 müziğin yüzde 50 sini alaturka teşkil etmektedir. Bu hususta yapılmış bir anketimiz yoktur. Devlet Vekili daha sonra Amerikada aleyhimizde neşriyatta bulunan iki mecmuanın memleketimizdeki muhabirinin Türk mü ecnebi mi olduğu yolundaki suali cevaplandırarak bu gazetelerin memleketimizde Türk ve Amerikalı muhabirleri bulunduğunu i-fadeyle hükümetin maksatlı neşriyat hususunda hassas olduğunu bildirdi.
Radyodaki Meclis saati için de şunları söyledi: Radyodaki Meclis saatinin şu veya bu şekilde verilmesi hakkında hiçbir direktif ve telkinimiz olmadığını sarahatle beyan ederim. Yalnız takdir buyrulur ki, radyo bir münaaa ve münakaşa sahnesi değildir. Hükümet icraatının tafsilen verilmesi tabiidir. Bu meyanda, muhalefete mensup mebus arkadaşların da suallerinin nelerden ibaret olduğu bildirilmektedir. Fakat vaktin kısalığı dolayısiyle geniş izahat verilemiyor. Nitekim durum iktidara mensup mebuslar için de aynıdır. Devlet Vekili mütaakıben gazetelerin kâğıt, mürekkep vesair malzeme ihtiyaçlarına temasla dedi ki:
«Bu malzemenin temin ve tedarik işi ile umum müdürlük alâkalı değildir. Kâğıt ve mürekkep ihtiyaçları kısmen içten ve kısmen dıştan temin edilmektedir. Bu hususta Gazeteciler Sendikası ile istişare ederek bunlarrdüzenliyorus. Kâğıt ihtiyacının yüzde ellisi İzmitten temin ediliyor. Son olarak sendika İdare heyeti ile yaptığımız temas neticesinde, dışarıdan bir buçuk milyon dolarlık kâğıt ithal edilmesi hususunda anlaştık. Bunun 500 bin dolarlık kısmı hemen ithal edilecek, mütebakisi de peyderpey getirilecektir. Kâğıtsızliktan herhangi bir gazetenin kapanması bahis mevzuu değildir. Ayrıca, 800 bin dolarlık da mürekkep ve diğer malzeme, kısım kısmı ithal edilecektir.»
Müteakiben, resmi İlân mevzuna da temas eden Vekil, İstanbul ve Ankara-da bu işin musavatan yapıldığını, ancak Ulus gazetesine neden verilmemesi hususunu tetkik ederek cevap vereceğini bildirdi.
Devlet Vekili Celâl Yardımcı, turistleri cezbedecek eserler hakkında geniş izahlarda bulunduktan sonra turizm çalışmalarının geçen yıllara nazaran arttığım rakamlarla ifade etti, basın ataşelikleri ve haberler bürolarının lüzumuna binaen bu sene yeni ataşelikler ve bürolar ihdas edildiğini ve bu mevzuu üzerinde de hükümetin hassasiyetle durduğunu belirtti.
Vekilin bu izahatından sonra, sual sahibi hatipler teşekkürlerini bildirdiler. Bilhassa, gazete kâğıdı ve levazımatı için bir buhranın bahis mevzuu olmayışını ve hükümet olarak gerekli tedbirlerin alınmış bulunduğunu mem nuniyetle kaydettiler.
28 Aralık 1956
Ankara :
Bütçe encümeni bu sabah reis vekili Kırklareli mebusu Şefik Eakay'ın başkanlığında toplanarak Basm-Yaym ve Turizm Umum Müdürlüğü bütçesinin müzakeresine devam etti.
Celse açıldığı aaman çocuk sağlığı enstitüsü bina inşaatı hakkındaki aktarmayı mut azanımın bir kanun teklifi kısa bir müzakereyi m uta akıp kabul edildi. Bundan sonra Basın - Yayın ve Turizm Umum Müdürlük bütçesinin müzakeresine geçildi. Bu arada söz alan Çanakkale mebusu Fatin Rüştü Zorlu (DP.ı vilâyetlerde inşa edilen oteller hususunda Basm-Yaym ve Turizm Umum Müdürlüğünce nasıl bir program tatbik edildiğini, bu gibi işlerin iyi bir şekilde koordine edilmesini, turistik yerlerin seçiminin temini ve bir turizm zincirinin kurulmasını istedi. Trabzon mebusu İsmail Şener (D.P.) turizm dâvasında vilâyet için nasıl bir plân hazırlandığını, Rize mebusu Hüseyin Agun ID.F.İ memleketimize gelen turistlerle bunların bıraktıkları dövizler hakkında izahat istedi. Adana mebusu Ahmet Topaloğlu D.P. memleket hadiseleriyle ilgili filmlerin çekilmesinde yabancı film şirketleri ve ajanslariyle temas tesis edilmesini, Afyon mebusu Murat Ali Ülgen (D.P.) memleketimizde mevcut hususi ajansların durumunu sordu.
Basm-Yaym ve Turizm Umum Müdürü Halim A İyot dilek ve tenkidi e re cevap vererek vilâyetlerde otellerin bir programa müsteniden inşa edilmekte olduğunu, turizm dâvasının bir memleket dâvası olarak ehemmiyeti lâyık bir şekilde geliştirimesi için gayretler sarf edildiğini bildirdi.
Zonguldak mebusu Sebatı Ataman (D. P.l radyodaki meclis saati hakkında yapılan tenkidler üzerinde durarak siyasî partilere mensup hatiplerin konuşmalarının müsavi bir şekilde akset tir ilme diğ i iddiasına cevap verdi. Bugünkü Ulus gazetesinin bütçe encümeninin dünkü toplantım hakkındaki haberine temas ederek meselenin daha ziyade mebuslar arasında bir arkın olup olmadığı meselesi olduğunu, hükümet adına yapılan konuşmaların tabiatiyle daha uzun verileceğini, çün_ kü bunların bir icraat olduğunu muhalefete mensup hatiplerin konuşmalarına baz an daha fazla yer ayrıldığını belirterek bu hususta yapılan ten-kidlerin haksız olduğunu, bulunmadıkları toplantı haberlerini gazetelerde yanlış bir şekilde aksettirdiklerini söyledi. Kırşehir mebusu Ahmet Bilgin (C.M.P.) komisyondaki haberlerin basına yanlış aksettirilmesiyle hiçbir alâkası bulunmadığını, zaten bunun, mezkûr yazıda kendisinden hiç bahse-dilmemesiyle de belli olduğunu söyledi. Balıkesir mebusu Mekki Sait Esen (D.P.) komisyon haberlerinin basma ak settir ilmesi hakkında izahat vererek mezkûr haberin tekzibini istedi. Muğla mebusu Natık Poyrazoğlu da U-lus gazetesindeki neşriyata temasla bunun yanlışlığını tebarüz ettirerek, Hazreti Peygamber hakkında saygı ifade eden kelimenin kullanılmamasını da tenkid etti.
Trabzon mebusu Süleyman Fehmi Ka-laycioğlu (D.P.) turizme ait yabancı memleketlerde olduğu gibi bir eser hazırlanmasını istedi. Aydın mebusu Zühtü Uray (D.P.), turizm üzerinde konuşarak turistlerin göreceği yerler, turistik yollar ve oteller hususunda i-Ierde Nafıa bütçesine aktarılmak üzere bir tahsisatın konulmasını istedi. Bursa mebusu Hulusi Köymen (D.P.) turizm tesislerinin turistik psikolojisine göre ve rantabiliteyi esas alarak kurulmasını, tanınmış yazarların mem leketimiz hakkındaki neşriyatlariyle ilgili çalışmalara ehemmiyet verilmesini istedi.
Bundan sonra kifayet teklifinin kabulüyle Basın Yayın ve Turizm Umum müdürlüğü bütçesinin tümü üzerindeki konuşmalar tamamlandı. Zonguldak mebusu Sebati Ataman (D. P.) maddelere geçilmesinden önce 5392 sayılı Basm-Yaym ve Turizm U-mum Müdürlüğü kanununun 21 ve 30. maddelerinin tadili hakkındaki kanun lâyihasının görülşülmesini istedi. Bunun üzerine söz alan Afyon mebusu Murat Ali Ülgen (D.P.t Rize mebusu Hüseyin Agun (D.P.), Gümüşhane mebusu Zeki Başağa (D.P.) Muğla mebusu Natık Poyrazoğlu ID.P.) söz alarak basın ataşeliikleriyle haber bürolarının tesisinin yerinde olduğunu bilhassa Ortadoğu memleketlerinde tesis edileceklerin, memnuniyeti mucip olduğunu bunun Uzakdoğu memleketlerine de teşmilini istediler. Ordu mebusu Rafet Aksoy (D.P.I, Ordu mebusu Sabri İşbakan (D.P.) bu ataşeliklerde çalışacak kimselerin çok iyi elemanlardan seçilmesini, bulundukları memleketlerin, sefirleriyle temaslarının organize edilmesini bir vazife ve salâhiyet talimatnamesinin hazırlanmasını istediler.
Tokat mebusu Ömer Sunar (D.P.) birinci maddeye yapılan yeni ilâvenin yerinde olmadığını, Bursa mebusu Hulusi Köymen (D.P.) Batı memleketlerinde açılacak ateşelikler çok büyük bir ehemmiyet taşıdığını, Balıkesir mebusu Halil İmre devletler umumî ve hususî hukuk münasebetlerinin tesisinden evvel bazı devlet işleri için tem silciler açılmasının müşkülâta sebebiyet verebileceğini belirtti. Bundan sonra maddelere geçildi.
Birinci maddenin müzakeresi esnasında Zonguldak mebusu Sebatı Ataman (D.P.) tâyin edilecek memurlara ait birinci maddeye yapılan yeni ilâveyi tenkid ederek bunun tesisine çalışılan kariyer hususuna aykırı olduğunu, Balıkesir mebusu Halil İmre CD.P.) lisan meselesinin yanında basın vasfının a-ranması icap ettiğini söyledi. Ordu mebusu İzzet Akcal (D.P.) lisan meselesi üzerinde durarak gidilen mahalde en çok konuşulan yabancı dili bilmeleri lüzumunu belirtti.
Bu tenkidlere cevap veren Devlet Vekili Celâl Yardımcı gidecek memurların Birleşmiş Milletler, NATO, Unes-co, iktisadi işbirliği teşkilâtı gibi milletlerarası teşekküllerden alın mama-siyle Matbuat Umum Müdürlüğünde çalşanlarm hizmet müddetlerinin iki seneye çıkarılmasına muhalif olmadıklarını, basın at a leş eliklerinin bir meslek ve kariyer haline getirilmesine hükümet olarak taraftar bulunduklarını, eski mer'i birinci maddenin kaini asiyle bu teklifin bir kadro kanunu halinde kabulünü istedi. Neticede, birinci maddeye ilâve edilen Birleşmiş Milletler, NATO, Unesco ve iktisadî işbirliği teşkilâtı gibi milletlerarası teşekküllerden memur alınması hakkındaki teklif reddedildi, Matbuat Umum Müdürlüğünde çalışanlarda tâyin için aranan müddetin 3 seneye çıkarılması için lisan hususunda gideceği memleketlerden en çok konuşulan lisanlardan birinin çok iyi bilinmesi teklifi kabul edildi.
Celcenin sonlarına doğru salona giren Sinop mebusu Nuri Sertoğlu (C.H.P.) encümenin iki âzası tarafından bu sabahki Ulusta bütçe müzakerelerinin yanlış aks ettiril m e si hususundaki nokta üzerinde söz alarak demiştir ki:
«Arkadaşlarımın tenkidleri yerindedir. Bugünkü Ulusta dün cereyan eden müzakerelere dair çıkan havadis tamamen yanlıştır. Bundan ben de ü-züntü duydum. Ulus gazetesine bu havadisleri ben vermiş değilim. Bundan sonra gazetede bütçe müzakerelerine dair yazılacak yazıları şahsen kontrol ederek efkârı umumiyeye yanlış aksettir ilmesin e mâni olmaya çalışacağım.»
Bütçe encümeni daha sonra Büyük Millet Meclisinin yılbaşı' tatiline girmesi halinde encümenin çalışmalarına devam etmesi kararını almıştır. Bütçe encümeni yarın sabat saat 10 da toplanarak müzakerelere devam edecektir.
31 Aralık 1956
Ankara :
Bütçe encümeni bu sabah Kırklareli mebusu Şefik Bakay'm başkanlığında toplanarak Basın-Yayin ve Turizm Genel Müdürlüğünün bütçesi üzerinde müzakerelere devam etti.
Bu celsede Basm-Yayın Umum Müdürlüğü bütçesinin son fasılları müzakere ye kabul edildi. Ajans tahsisatı ve ajans dış muhabirlerinin her türlü ücret ve masrafları faslının müzakeresinde Çankırı mebusu Tahsin Uygun (D.P.), Tokat mebusu Ömer Sunar , Kırşehir mebusu Ahmet Bilgin (C. M.P.ı, Balıkesir mebusu Halil İmre (D.P.ı, Ordu mebusu Sabri İşbakan (D.P.ı, Bursa mebusu Hulusi Köymen (D.P.), Çorum mebusu Yasar Gümüşel (D.P.), Zonguldak mebusu Sebatı Ataman, Trabzin mebusu Süleyman Fehmi Kalaycıoğlu İD.P.I, Ordu mebusu Refet Aksoy (D.P.) söz aldılar. Hatipler ajansın bugünkü durumu çalışma şekli, kuracağı yeni tesisler hakkında sordukları muhtelif sualleri Ajans Umum Müdür Muavini ve Basin-Yayın Umum Müdürü cevaplandırdı. Müzakereler neticesinde ajansın devletin gördüğü yardımın gayesine en uygun bir şekilde sarfının temini ve bunun için ajansın hukukî statüsünde gereken değişikliğin yapılması istendi. Hükümetin bu husustaki mütalâasının öğrenilmesi için müzakerelerin tehirine karar verildi.
Basm-Yaym Umum Müdürlüğü bütçesinden sonra Vakıflar Umum Müdürlüğü bütçesinin müzakeresine başlandı. Ordu mebusu Refet Aksoy (D.P., Muğla mebusu Natık Poyrazoğlu (D. Pj, Siirt mebusu Baki Erden (D.P.I, Ordu mebusu Sabri İsbakan (D.P.I, Kayseri mebusu İbrahim Kirazolğu (D.P.), Bursa mebusu Hulusi Köymen (D.P.), Balıkesir Mebusu Halil İmre (D.P.), Kırşehir mebusu Ahmet Bilgin (C.M.P.), Çankırı mebusu Tahsin Uygur (D.P.), Zonguldak mebusu Se-bati Ataman (D.P.i, Tekirdağ mebusu Zeki Eratman (D.P.), Konya mebusu Mustafa Bağrıaçık (D.F.), Gümüşhane mebusu Halis Tokdemir (D.Pj, Tunceli mebusu Bahri Turgut Okay-gün (D.P.) söa aldılar.
Hatipler Vakıflar Umum Müdürlüğünün çalışmalarından duydukları mem nuniyeti belirttiler. Bu çalışmalarla ilgili olarak eski eserlerin bakım ve onarımına daha lazla ehemmiyet verilmesini, eski eserlerin tamiri için gerekli teknik eleman noksanının giderilmesini, eski müesseselerin idaresinin yanında vakıf müessesesinin canlandırılmasını istediler. Bunlardan başka, vakıf müesseselerinin tam bir envanterinin yapılması, yapılan sosyol hizmetler arasında büyük şehirlerde öğrenci yurtlarının tesisi hususunda dileklerde bulundulalar.
Bütçe encümeni Çarşamba günü saat 10 da toplanarak Vakıflar Umum Müdürlüğünün bütçesini müzakereye devam edecektir.
Sanyar Hidro-EIektrik tesisleri büyük merasimle açıldı
2 Aralık 1956
Sanyar :
Avrupamn sayılı büyük barajlarından biri, bugün, Türkiyede hizmete girmiştir.
Memleketimizde şimdiye kadar vücuda getirilen enerji tesislerinin bu en azametlisi, Türk milletinin yapıcılık kudret ve kabiliyetine canlı bir örnek teşkil eden Sarıyar baraj ve hidro-elektrik santralı, büyük bir merasimi mütaakıp, saat tam 13.30 da, Reisicumhur Celâl Bayar tarafından şaltere basılmak suretiyle faaliyete geçirilmiş ve Kuzeybatı Anadolu şebekesine dahil şehirlere böylece elektrik enerjisi verilmesine fiilen başlanmıştır.
Bu merasimde Reisicumhur Celâl Bayar, Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Koraltan, Başvekil Adnan Menderes, Vekiller, mebuslar, Başvekâlet Müsteşarı, kumandanlar, vekâletlerle iktisadî devlet teşekkülleri ve bankalar müsteşar ve umum müdürleri ve bu müesseseler ileri gelenleri, Ankara, İstanbul, İzmir üniversiteleri öğretim üyeleri, basm mensupları, bütün vilâyetlerimizi temsilen bu merasim için hususî surette Sarıyara gelmiş olan heyetler, Ankara, İstanbul ve yakın vilâyetler valileri ile belediye ve ticaret odaları temsilcileri, Etibank erkânı, bazı talebe ve esnaf teşekkülleri temsilcileri ve kalabalık bir vatandaş topluluğu hazır bulunmuştur.
Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçisi Fletcher Warren ve Federal Almanya Büyükelçisi Dr. Fritz Oellers ile Amerikan İktisadî Yardım Heyeti Başkanı General Riley ve tesislerin inşasında Türkiye ile işbirliği yapmış olan inşaatçı ve montajcı firmaların mensup bulundukları devletlerin memleketimizdeki sefaretleri erkânı da merasimi takip etmişlerdir.
Bu sabah Ankaradan Sarıyara hareket eden Reisicumhur Celâl Sayarla Meclis Reisi Refik Koraltan ve Başvekil Adnan Menderes, yol boyundaki kaza, nahiye ve köylerde vatandaşların hararetli sevgi tezahürleri ile karşılanarak saat 11.45 te Sarıyara geldikleri zaman, Hidro-Elektrik santralı binasının önünde merasimin yapılcağı meydan, civar şehirlerle kasabalardan gelen vatandaşlarla hıncahınç denecek şekilde dolmuş bulunuyordu. Santral binası ve çevresi bayraklarla donatılmıştı.
Bu muazzam eseri görmek ve açılış merasimine katılmak isteyen "Va-tandaşlar, sabahın erken saatlerinden itibaren çeşitli vasıtalarla Sarıyara gelmeğe başlamışlardı. Dört bir istikametten baraja ulaşan bütün yollar, kilometrelerce uzayan otomoSil; otobüs, kaptıkaçtı ve cip dizileri ile kaplı idi. Yalnız Ankaradan bine yakın otomobil Sarıyara akmıştı.
Merasim yerinde toplanan halkın coşkun sevgi tezahüratı ile Reisicumhurla Meclis'Reisi ve Başvekil, diğer davetlilerle birlikte tribünde' yerlerini aldıktan sonra İstiklâl Marşı ile merasime başlanmış ve santral binasının tam önünde hazırlanan kürsüde ilk olarak Etibank "Umum Müdürü Cevdet Aydmelli bir konuşma yapmıştır. Aydmelli, TÜrkiyede şimdiye kadar kurulmuş olan enerji tesislerinin en büyüğü hizmete girmek üzere olduğu şu sırada hissettiği heyecanı belirttikten sonra memleketimizin elektriklendirme dâvasına dair izahat vererek ezcümle demiştir ki:
«Bir defa enerji meselesi bugün başhbasina bir medeniyet davasıdır ve akar su, kömür, petrol, tabiî gazlar ve nihayet atom gibi kaynaklardan sağlanabilir. Memleketimiz bu kaynaklardan bir çoğuna sahiptir. Ancak bunları, azamî verim sağlayacak tarzda ve en iktisadî bir şekilde istismar etmek lâzımdır. Meselâ Sakaryanın yazın çok azalan, hattâ sulamaya bile kâfi gelmiyen suları, kışın bilhassa ilkbahar aylarında çoğalıp taştığına, mümbit ovaları istilâ ederek büyük zararlara yolaçtı-ğma göre, bu taşkınları bir barajın arkasına toplayarak hem Sakaryanın yaz-kış muntazam akması sağlanarak taşkınlar Önlenebilir, hem de biriken sulardan elektrik istihsali mümkün olabilir. İşte Sariyar baraj ve santrali de bu maksatla inşa ve tesis olunmuştur.
Cevdet Aydmelli, memleketimizde buna mümasil enerji kaynaklarının çok bol olduğuna işaretle bunları ihmal edip kömürü kazanlarda yakarak elektrik istihsaline kalkmanın ısınmak için ocakta buğday yakmadan farksız olduğunu ve iyi cins kömürlerimizi bu maksat uğruna sarf etmenin bir sigara tutuşturmak için bir banknot ateşlemekten farksız bir hareket teşkil ettiğini ifade etmiştir.
Etibank Umum Müdürü Cevdet Aydmelli, uzun yıllar hiç el sürülmemiş olan elektriklendirme işlerimizin bu zihniyetle ele alınarak heba olan bu enerji kaynaklarını değerlendirme yoluna gidildiğini, akar sularımız bulunan yerlerde hidrolik santraller, taşınma kabiliyeti ve ticarî değeri olmayan kömürlerimiz mevcut olduğu yerlerde de termik santraller kurulması cihetine gidildiğini ve bütün bu isler bir programa bağlanarak yalnız Kuzeybatı Anadoluda değil, diğer bölgelerimizde de benzeri şebekeler meydana getirilmekte olduğunu söylemiş, elde edilen başarıları şu rakamlarla ifade etmiştir:
1950 yılında bütün TÜrkiyede 300 milyon kilovat saat elektrik üretilirken 1956 da bu mikdar 2 milyara yaklaşmıştır. 1960 yılında ise 4 milyar kilovat saati bulacaktır. Normal inkişaf halindeki memleketlerde elektrik istihlâki 10 senede bir misli arttığı halde, bizde 9 senede 5 misli bir artış kaydetmiştir. Başka bir ifadeyle 1950 de TÜrkiyede nüfus başına istihsal edilen enerji senede 35 kilovat saat iken bugün 30 kilovat saate ulaşmış bulunuyor. 1960 yılında ise nüfus başına 150 kilovat saate varacaktır. Elektrik istihlâki medeniyetin ve tekniğin bir miyarı olduğuna göre, bu basdöndürücü artış medeniyet seviyesin üeki yükselişimizin de hakikî bir ölçüsüdür. Umum Müdür, bu memnuniyet verici neticelerin son yıllarda büyük termik ve hidrolik santrallerle barajların kurulması sayesinde mümkün olduğunu, üç büyük baraj ve hidrolik santralle bir büyük termik santralin ve orta büyüklükte 10 barajın inşa halinde bulunduğunu ve bütün bunların en geç 1958 senesi sonuna kadar hizmete gireceklerini belirtmiş, bu azametli neticelerin 3-5 sene gibi, bir milletin tarihinde çok kısa sayılabilecek bir zamana sikıştınlabilmesindeki sırrı hesaplı, programlı ve iradeli bir çalışmada aramak lâzımgeldiğini söylemiştir. Bu hamle milletimizin İtimat ve tasvibine mazhar olarak şevkle çalışmak sayesinde mümkün olmuştur. Umum Müdür konuşmasının sonunda elektrik dâvasının tahakkuku uğrundaki irşat, alâka ve yardımları dolayısiyle Reisicumhur, Başvekil ve İşletmeler Vekili ile hükümete teşekkürlerini bildirmiş, memleketin içinde bulunduğu kalkınma hamlelerim isabetli karaıiariyle mümkün kılan Büyük Millet Meclisini hürmetle yâdetmiştir. Cevdet Aydmelli konuşmasını şöyle bitirmiştir: «Sarıyar projesinde Amerikan yardımının hissesi büyüktür. Bu büyük baraj ve santral Türk - Amerikan iktisadî işbirliğinin ve Türk - Amerikan dostluğunun Ölmez bir eseridir. Sözlerime son verirken bu büyük projenin meydana getirilmesinde vazife almış Türk ve ecnebi bütün müesseselere teşekkürü bir vecibe bilirim.
Bu büyük eser Türk Milletine hayırlı ve uğurlu, şu Sakarya nehri üzerinde bugün elde ettiğimiz ikinci Sakarya zaferi kutlu olsun.»
Sarıyar tesisleri grupu müdürünün verdiği izahat:
Mütaakıben Etibank Sarıyar tesisleri grup müdürü Reha İren söz almış ve eser hakkında dikkate değer izahat vermiştir:
Bu izahata göre, Sarıyar tesisi Çatalağzmdan Karabük'e ve Ankaradan İstanbula kadar uzanan dev bir şantiyedir. Sarıyann dışındaki kısımları 453 kilometre, yani kuş uçuşu ile takriben İstanbuldan Antalyaya kadar hava hattı, dokuz transformatör istasyonu, yollar, köprüler, iskeleler ve diğer yardımcı tesislerden ibarettir ki, sadece bunların değeri 40 milyon lira civarındadır.
Sarıyardaki kısımlarına gelince: Barajın arkasındaki göl 60 kilometreden fazla, yani İstanbul Boğazının iki misli tülde ve 80 Km. murab-baı sahadadır. Azamî su hacmi 1.900.000.000 metreküp, yani Ankara-daki Çubuk barajı suyunun takriben 140 misli kadardır.
110 metre irtifa! ve 568.000 metre mikâp beton hacmiyle barap, hâlen memleketimizdeki en büyük beton baraj olup, Avrupadaki büyük ve yüksek barajlar arasında yer alır. Buradaki betonla apartmanlar yapılsa, bu beton beheri on katlı ve 20 daireli 570 adet apartman, yani orta büyüklükte bir şehir yapmaya yeterdi. Bu eserin betonu iki senede dökülmüştür.
Kuvvet tünelinin başındaki su alma kulesi, hâlen memleketimizdeki en yüksek betonarme bina olup 70 metreye yaklaşan irtifaı ile Beyazıt ve Galata kulelerinden yüksektir.
Hem bir emniyet supabı, hem de bir su hazinesi vazifesini gören 29.000 ton hacminde, 28 metre kuturlu ve 46 metre irtifalı denge bacası dünyadaki tek denge bacalarının en büyüklerinclendir.
Dada sonra Sarıyar tesislerinde çalışan bir işçi, arkadaşları adına konuşarak böyle muazzam bir eserin Türk işçisinin elbirliği ve ahnteri ile memleket hizmetine arzedilmiş olmasından şahsen kendisinin vs işçi arkadaşlarının duyduğu bahtiyarlığı | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||