OLAYLARIN TAKVİMİ

 

 1 Aralık 1956

 

 İstanbul :

 

Eyüp göçmen sitesinde 280 bin lira sarfiyle vücude getirilen ve dün me­rasimle açılan 10 dershaneli Anavatan ilk okulunda bu sabahtan itibaren derslere başlanmıştır.

 

 Ankara :

 

Münhal bulunan Maliye Vekilliğine Eskişehir mebusu Hasan Polatkan tâ­yin olunmuş, bu tâyin yüksek tasdika iktiran etmiştir.

 

 Erzurum :

 

Subaylara tahsis edilmek üzere Mil­lî Müdafaa Vekâletinin 1956 yılı büt­çesinden ayrılan ödenekle inşa etti­rilmekte bulunan 56 apartıman daire­si tamamlanmış ve yapılan bir me­rasimle ihtiyaç sahibi subaylara ve­rilmiştir.

 

Bu merasimde bir konuşma yapan 3 üncü Ordu Müfettişi Orgeneral Ne­cati Tacan, daha sonra Millî Müdafaa Vekâleti Vekili Şenıî Ergin'in bu mü­nasebetle göndermiş olduğu mesajı o-kumuştur.

 

Mesajda   ezcümle   şöyledir:

 

«Bu açılış töreninde şahsen ben de bulunmak İsterdim. Fakat fazla iş­lerim bu fırsatı vermemiştir. Bütün bir vatan sathının her köşesinde fe­ragatle çalışan silâhlı kuvvetler men­suplarımızın her birine böyle müte-vazi birer yuva yapabilmek ba? fikrimizdir.

 

Yakm bir gelecekte tahakkuk safha­sına intikal hazırlıkları tamamlanmış olan bu düşüncemizin ilk müjdecisi o-lan Erzurum subay evlerinin sakinle­ri için engin yuva saadetlerini son­suzla ştırmasını temenni ettiğimin si­zin dilinizle ilgililere ulaştırılmasını rica ederim.

 

Bu hususta her türlü emeği geçenle­re teşekkür eder, başta zatı âliniz ol­mak üzere doğu bekçilerimizin göalerinden Öperim.»

 

Bu mesajın okunmasını müteakip ye­ni inşa edilmiş apartmanlar davetliler

 

tarafından gezilmiş ve evler sahiple­rine teslim edilmiştir.

 

 Ankara :

 

İş ve İşçi Bulma Kurumunun son da­nışma toplantısında ileri sürülen te­menniler arasında bulunan yurtta bir «teknoloji merkezi kurulması için ya­pılan teşebbüsler fiili sahaya intikal etmiş ve müteşebbis heyet ilk toplan­tısını yapmıştır.

 

İş ve İşçi Bulma Kurumu Umum Mü­dürlüğünde, Maarif Vekâleti, Ziraat Fakültesi, Hariciye Vekâleti, Sümerbank Umum Müdürlüğü, iktisat ve Ticaret Vekâleti, Halk Bankası, An­kara Ticaret ve Sanayi Odası ve İş ve İşçi Bulma Kurumu temsilcilerinin iştirakiyle yapılan toplantıda yaban­cı memleketlerde teknoloji merkezle­rinin kurulmaslyle .elde edilen müs-bet sonuçlar Üzerinde durulmuş ve bu teşekküllerin memleketimiz için sağ-Iiyacağı büyük faydalar gözden geçi­rilmiştir. Söz alan muhtelif temsil­ciler, büyük bir iktisadi kalkınma i-cinde bulunan memleketimizde tek­noloji merkezlerinin süratle kurulma­sındaki lüzum ve zarureti belirtmiş­lerdir. Müteşebbis heyet müteakiben ilk teknoloji merkezinin nerede, nasıl kurulması gerektiğini ve mali kay­naklarının nerelerden temin edilece­ğini araştırmak üzere bir komite teş­kil ederek toplantısına son vermiştir. Komite önümüzdeki hafta içerisinde çalışmalarına başhyacaktır. Bu çalış­malar sonunda tesüit edilecek esasla­ra göre, ilk teknoloji merkezinin sür­atle kurulması yoluna gidilecektir.

 

İş ve İşçi Bulma Kurumunun teşeb­büsü ile kurulacak olan bu teknoloji merkezi, bölgede mevcut üniversite, yüksek okul, ziraat, ticaret ve sanat okulları ile işbirliği yapılarak:

 

Müteşebbise konu ve yer seçimin­de, işletmenin kuruluş ve    yürütülü­şünde,

 

Sermaye sahibine sermayesini en­düstriye yatırmasında,

 

Müstahsile ucuz, bol ve standartilk madde temininde,

 

d) işçiye iş seçiminden bilgi ile me­leke edinmede,

 

el Devlet mensuplarına da teşebbüse yardım etmelerinde,

 

Yol göstermek, karşılaşılan çeşitli güçlükleri çözmelerine yardım etmek, mahalli ilk ve yan maddelerin ve in­san gücünün değerlendirilmesini sağ-lıyacaK pratik araştırmalarda bulun­mak, el ve ev sanatlarını ihya etmek suretiyle memleketteki âtıl iş gücünü harekete getirip kıymetlendirmek ve fcinnetice halkın refah ve servetini artırmak, döviz getirecek kaynakları­mızı inkişaf ettirmek imkânlarını te­min etmiş olacaktır.

 

 İstanbul :

 

Bir haftadanberi devam eden FIorence Nİghtingale tesisi idare heyeti ve mali komitesinin çalışmaları bu ak­şam sona ermiştir.

 

İdarî ve malî komite bir hafta zar­fında tesisin meydana gelmesi için ge­rek memleket içindeKi mali müessese ve şahıslardan gerekse butun dünya­da Florence Niglıtingale adına sem­pati duyanlardan yardım toplama mevzuunu görüşmüştür.

 

Bu arada dünyadaki bütün hemşire­lerden birer dolar ile bu tesisi katıl­maları ve bu tesise yardım edecek dünya çapındaki müesseselerle teşri­ki mesaide bulunulmasına karar ve­rilmiştir.

 

Amerika adına Columbia Üniversite­si hemşirelik kısmı müdürü ve sağlık meclisi âzasından bayan Louise Mc. Manus bir haftadanberi devam eden toplantılara iştirak etmiş ve Ameri­kanın bu tesise yardıma hazır oldu­ğunu ifade etmiştir.

 

Bu tesisin meydana gelmesi için Tür­kiye Kızılayi yarım milyon lira ile ilk adımı atmıştır.

 

Diğer taraftan Florence Nightingale tesisi başkanı ve Kızılay Genel Başkan Vekili Afyon mebusu Riza Çereel bu akşam saat 18,30 da Hilton otelinde bu mevzu ile ilgili olarak bir kokteyl parti vermiştir. Bu tesisin meydana gelmesiyle mem­leketimiz bir yüksek hemşire kolleji ve 100 yataklı modern bir hastaha-ne kazanmış olacaktır.

 

2 Aralık 1956

 

 Ankara :

 

Ankaradaki Şark Ajansının 30 Kasım tarihli bazı Türk gazetelerinde çıkan Beyrut menşeli bir haberinde Titrki-yenin Beyrut büyük elçisinin ekselans Lübnan Reisicumhuru ile ahiren vaki bir mülakatına atfen Mısır ve Suriye-nin Lübnana baskı yaptıkları, Suriye ordusunun Lübnan hududunda tahşit edildiği ve vukuu muhtemel bir te­cavüz halinde, Lübnamn Türkiyenin yardımını talep ettiği bildirilmiştir.

 

Hariciye Vekâleti bu haberin asıl ve esastan âri olduğunu beyan eder.

 

3 Aralık 1956

 

 Erdek :

 

Uzun yıllardanberi kimsesiz çocukları maarif nuruna kavuşturmuş ve mem­lekete birçok faydalı evlâtlar yetiş­tirmiş ve bir çok hayırlı hizmetlerde bulunmuş, kazamız tanınmış şahsi­yetlerinden Sıtkı Ulusu, sahibi bulun­duğu 300 bin lira kıymetin d ek i üç katlı yeni belon binasını sağlık mer­kezi olarak kullanılmak üzere devlet hazinesine teberru etmiştir. Ayrıca 150 bin lira değerinde 1000 zeytin ağacını da bu sağlık merkezinin bir kısım masraflarını karşılamak ve ileride bu zeytinliklerin geliri ile Erdekte bir sa­natoryum tesis edilmek Ü2ere hazi­neye vakfetmiştir.

 

Neyyire Sıtkı ismini taşıyacak olan bu sağlık merkezi pek yakında halkm hizmetine açılacaktır.

 

Hayırperverliği ile temayüz eden Sıtkı Ulusu'nun bu bağışı Erdekte büyük bir sevinç ve şükranla karşılanmış­tır.

 

 Ankara :

 

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te Reis Vekillerinden Fikri Apaydın'm riyasetinde toplandı.

 

Celse açıldığı zaman, Maliye Vekilli­ğine Eskişehir mebusu Hasan Polat-kan'm tâyin edildiğine dair Riyaseti cumhur tezkeresi okundu.

 

Bundan sonra ruznamedeki maddele­rin müzakeresine geçildi, Kocaeli me­busu Ekrem Aliean'm 1955 yılında Ka­rabük mamulü sanayi demirlerinin vilâyetlerde ihtiyaç sahiplerine tevzi-inde tatbik olunan esasların ne oldu­ğuna dair aual takririnin bugüne ka­dar neden cevaplandırılmadığına da­ir Kocaeli mebusu Ekrem Alican ta­rafından verilen şifahi sual takririni İşletmeler "Vekili Sanıet Ağaoglu ce­vaplandırarak, mezkûr sual iein tet­kiklerde bulunduğunu bildirdi ve bir haftaya kadar eevap verileceğini bil­dirdi. Samet Ağaoğlu bundan sonra Diyarbakır mebusu Mustafa Ekinci­nin, Diyarbakır vilâyetine tahsis edi­len kömür miktarına dair soruyu da cevaplandırdı.

 

Vekil bu cevabında, Diyarbakır vilâ­yetine 1953-54-55-56 yıllarında tahsis edilmiş olan teshin koku, taş kömürü ve linyitin miktarlarını bildirdi ve 1956 yılı tahsislerinden şimdiye ka­dar siparişi alınmış ve teslimatı ya­pılmış miktarlar üzerinde malûmat verdi, ve bu araöa, linyit siparişleri­nin tamamen, kok kömürü siparişinin yüzde 70 den fazlasının, taş kömürü­nün de aşağı yukarı yarışma yakın kısmının verildiğini, diğer siparişler vaki oldukça bunların da süratle öde­neceğini bildirdi.

 

Büyük Millet Meclisinin bugünkü top­lantısında. Halk Bankasının serma­yesinin arttırılması ve bu sermayeye maliyenin iştirakini sağlıyan kanun teklifinin müzakeresine devam edildi, geçen celsede kanun teklifinin heyeti umumiyesi üzerindeki müzakereler ta­mamlanmıştı. Bugünkü müzakereler neticesinde bankanın sermayesinin yüz elli milyon liraya çıkarılabilmesi ve Maliye Vekâletinin de senede on milyon lirayı geçmemek üzere beş sene zarfında elli milyon lira ile ser-, mayeye ortak olması kabul olundu.

 

1956  malî yılı muvazenel    umumiye kanununa bağlı bazı cetvellerde değişiklik yapılmasını ve böylece bir münakaleyi derpiş eden kanun lâyiha­sının müzakeresi sırasında söz alan Kars mebusu Sırrı Atalay (C.H.P.), yabancı misafirlerin ağırlanması mev­zuunda bütçede aktarmayı tazammun eden bu lâyihanın aleyhinde konuş­tular ve aktarmanın aleyhinde bu­lundular, Ekrem Alican bu arada, mevzuubahis ödeneğin hâlen harcan­mış olup olmadığını sordu. Bütçe en­cümeni sözcüsü Sebati Ataman, bu neviden aktarmaların zaruri olduğu­nu belirtti ve ödeneğin bundan ev­vel sarf edilmiş bulunduğunu bildirdi. Ekseriyet bulunmadığı için lâyiha açık oya konulamadı.

 

 Ankara :

 

Türk - Alman kültür derneği tarafın­dan tertip edilen Alman afiş sergisi, bugün saat 18,00 de Dil ve Tarih -Coğrafya Fakültesinde merasimle acılra ıştır.

 

Merasimde, mebuslar, Maarif Vekâle­ti Müsteşarı, profesörler. Alman bü­yük elcisi ve elçilik erkânı, Türk Al­man Kültür Derneği azaları ile güzi­de bir davetli kitlesi hazır bulunmuş­tur.

 

Dernek Başkanı Prof. Hikmet Nelbez, Türk Alman kültür çalışmaları hak­kında bir konuşma yapmış ve müte­akiben Dr. Til tarafından, teşhir edi­len eserler hakkında izahat verilmiş­tir.

 

Sergide, iktisadi, halk eğitimi, tu­rizm, sanat, müzik ve karnaval mev­zuunda muhtelif eserler teşhir edil­miştir.

 

4 Aralık 1956

 

 İstanbul :

 

Orta Doğu hâdiseleri dolayısiyle hü­kümetimizce geri çağırılan İsrail el­çimiz Şefkati İstinyeli bugün saat 10 da Tel Avlvden uçakla İstanbııla gel­miştir.

 

 5 Aralık 1956

 

Ermenek  (Konya) :

 

Kazamız ziraat teknisiyenleri tarafın­dan Konuklar Çiftliğinden 1412 elma ve armut fidanı dikilmek suretiyle 56 dekarlık numune bir meyve fidanlığı kurulmuştur.

 

Ayrıca Konya Ziraat Müdürlüğü ta­rafından da bu fidanlığa 1000 adet çe­şitli meyva fidanı gönderilmiştir.

 

 Ankara :

 

2277 göçmenin Türk vatandaşlığına alınmaları hakkındaki üç. kararname bugünkü resmî gazete ile yayınlan­mıştır.

 

Ankara :

 

Orman Umum Müdürlüğü memleketi­mizin kereste ve odun ihtiyacını mev­cut ormanlarımızın takati nisbetinde gidermek gayesiyle yaptığı çalışmala­ra hızla devam etmektedir:

 

Yurdumuz ormanlarından 1956 yılın­da istihsal edilmesi amenajman plân­larına göre kararlaştırılan 1.134.778 metre küp muhtelif cins tomruk, 87.723 metre küp maden direği, 80.300 metre küp selluloz odunu ve 43.412.924 kental ton yakacak odununun istih­sali ve depolara peyderpey nakledile­rek piyasaya arzedilmiş bulunmakta­dır.

 

Yapılan bu çalışmalarla beraber or­man içinde ve yakınında bulunan köy­lü vatandaşlarımızın odun, kömür ve kereste ihtiyaçlarının giderilmesi de sağlanmış ve 243.473 metre küp tom­ruk üe 36.723.115 kental odun tevzi edilmiştir.

 

Ormanlarımızdan istihsal edilen em­val için çahşan köylü vatandaşları­mıza istihsal bedeli olarak 5.138.085 lira ve nakliye bedeli olarak 38.209.501 lira, orman bakım masrafları olarak n.295'006 lira ve imalât masrafları 1.941.187 lira olmak üzere 1955 yılın­da cem'an yekûn 62.582.779 lira köylü vatandaşlarımıza ödenmiştir.

 

1956 yılında da devlet orman işlet­meleri köylüye iş sağlamak suretiyle onların refahı hususunda her sene ar­tan bir gayretle faydalı olmağa çalı­şılmaktadır.

 

6 Aralık 1956

 

 Ankara :

 

Bu akşam radyo gazetesi, Suriye hâ­diselerinden bahsederken şunları söy­lemiştir:

 

 haftalar zarfında, Suriyede ce­reyan eden hâdiseler ve Türkiye - Su­riye münasebetleri hakkında zihinle­ri karıştırmak ve hakikatleri gizle­mek maksadiyle bir sürü haberler ya­yılmaktadır. Bu itibarla, durumun ha­kikî mahiyetini belirtmek üzere aşa­ğıdaki tavzihin yapılmasına lüzum görülmüştür:

 

Bilindiği üzere, Sovyet Rusyanın Su­riyeye bol bol askerî malzeme gönder­diği yolundaki haberler bidayette biz­zat Suriye matbuatı ve yüksek Suri­ye ricali tarafından ilân edilmiştir.

 

Gerek Sovyet Rusyadan Suriyeye silâh geldiğinin sabit olması, gerek bu va­kıayı t e hd idam iz bir şekilde Suriye propagandasının kasten îşae etme­si, gerekse Suriyede her memleketin dahilî işlerini dilediği şekilde tanzim etmesi prensipinin çerçevesini çok a-şan milletlerarası sahada endişe ya­ratacak mahiyette bir çok hâdiselerin vuku bulması karşısında, 17 kasım ta­rihinde, Hariciye Vekâletimiz Ankaradaki Suriye sefirinden dostane bir şekilde istizahta bulunmuştur.

 

Buna şimdiye kadar herhangi bir ce­vap alınmadığı gibi, Suriyen in yetkili mercilerinin, muhtemelen dünyada meydana gelen tepkiyi nazarı itibara alarak, evvelce kendilerinin işae et­tikleri Rus yardımına dair haberlerin, yalan olduğunu veya izam edildiğini ifade eylemeye başladıkları. müşahe­de olunmuştur.

 

Bu arada Suriye Hariciye Nezaretinin, birçok devletlerin elçileri meyanmda şam elçimize de tevdi ettiği 28 kasım tarihli bir muhtırada ezcümle, «İsrail ile Bağdat Paktı devletlerinden giriştikleri, Türk, İngiliz, Fransız ve İsrail uçaklarının her gün Suriye top­rakları üzerinden uçtukları, Türkiye, İrak ve İsrailin Suriyeden bir takım arazi taleplerinde bulundukları, bü­tün bu devletlerin her türlü basın ve radyo yayınları vasıtasiyle Suriye a-leyhinde garazkâr neşriyat yapıp şa­yialar çıkarttıkları ve Suriyede silâh­lı kargaşalıklar çıkartmağa teşebbüs ettikleri» iddia olunmuştur.

 

Aradan bir hafta dahi geçmeden bu defa Suriye hükümeti, 1 aralık tarih­li bir muhtıra ile Türkiye, İsrail, İn­giltere ve Fransayi, Suriyeye karşı tecavüz emelleri beslemek iddiasiyle Birleşmiş Milletlere şikâyet etmiştir. Bu şikâyetin, ondan on gün Önce İn­giltere ve Fransamn Suriye hudutla­rında tahşidat yaptıkları iddiasiyle vaki diğer bir Suriye şikâyeti gibi ne derece haksız ve mesnetsiz olduğu or­tadadır.

 

Bu iftira faaliyeti her gün hatıra gel-miyecek yalan haberler icadı suretiyle hararetle devam etmekte ve Bağdat Paktının diğer azalarına da teşmil olunmaktadır.

 

Bu faaliyetlerin kimlerin tesir ve di­rektifi altında yapıldığı malûmdur. Bu bakımdan, aynı iddia ve isnatların Moskova ve Kahire radyolarından sis­temli bîr şekilde bol bol nesredildiği ni hatırlamak kâfidir.»

 

 Ankara :

 

Melbourne'de yapılmakta olan 1956 o-limpiyat oyunları münasebetiyle P.T. T. Umum Müdürlüğünce iki puldan i-baret bir seri uçak hatıra pulu bastı­rılmıştır.

 

500.000 seri halinde ve ikişer renkli basılmış olan bu pulların 65 kuruş de­ğerinde olan greko - romen güreşini, 40 kuruş değerinde olam da serbest güreşi temsil eden resimler taşımak­tadırlar.

 

Bu pullar 8 Aralık 1956 günü satışa ko­nulacak 31 aralık 1957 akşamı teda­vülden kaldırılacaktır.

 

7 Aralık 1956

 

 Ankara :

 

Halk Bankası sermayesinin 150 milyon liraya iblâğı hakkındaki kanunun Bü­yük Millet Meclisince kabulü münase­betiyle Reisicumhur Celal Bayara a-şağıdaki telgraflar gönderilmiştir:

 

Sayın Celâl Bayar Reisicumhur Ankara

 

Halk Bankası sermayesinin 150 milyon liraya iblâğını memleket esnaf ve sa­natkârlarına karşı eksilmeyen alâka­nızın ve esirgenmiyen şefkat ve hima­yenizin mesut bir neticesi olarak ka­bul etmekteyiz. Bu çok cömert ve ali­cenap hareket, bizleri sevince gark etmekle kalmayıp memleket ve mil­let hizmetindeki tükenmez gayret ve azminizin ele menoai olmakta devam edecektir. Yüksek itimat ve teveccüh­lerinize lâyık olmağa çalışırken şük­ranlarımızın kabulünü rica eder, bağ­lılık ve saygılarım 12la mübarek elini­zi öperiz.

 

İsparta  Esnaf ve  Sanatkârı adına

 

Esnaf Kefalet Kooperatifi Murahhas âzası İzzet Bilgili

 

Sayın Celâl Bayar

 

Reisicumhur Ankara

 

Esnaf ve sanatkârlarımızın kalkınma­sı için Mecliste kanunlaşan Hallî Ban­kası sermayesinin yükselmesine min­net ve şükranlarımızı arzeder, elleri­nizden öperiz.

 

Bergama Esnaf Kefalet Kooperatifi

 

 Ankara :

 

Süne ile mücadele mevzuunda çeşitli meseleleri görüşmek ve bilgi müba­delesinde bulunmak maksadîyle Bir­leşmiş Milletler gıda ve tarım teşki­lâtı tarafından tertiplenen ve 5 Ara-lıktanberi devam eedn toplantı bugün nihayete ermiştir.

 

Bu toplantılar esnasında evvelâ süne "ile    mücadele    hususunda    muhtelifmemleketlerde tatbik edilen usuller gözden geçirilmiş bundan başka, sü­nenin zarar verdiği sahalar ve «mü­cadele için biyolojik ve ekolojik şart­ların tetkiki* mevzuunda fikirler ileri sürülmüştür. Bilhassa bu mevzuda dünyaca tanınmış Fransız ilim adamı Prof. Balackwsky'nin verdiği izahat a. 1 akayla karşılanmıştır.

 

Süne İle mücadele mevzuunda millet­lerarası bir çalışma ve FAO yardımı­nın lüzumu bütün delegelerce belir­tilmiştir. Ayrıca, FAO umumî heyetine sunulacak tavsiyeler arasında, süne ile ilgili ekolojik şartları tetkiki mev­zuunda Türkiye de milletlerarası bir bölge çalışma merkezi kurulması hak­kındaki Türk delegasyonunun teklifi muvafık görülerek bu hususta pren­sip kararma varılmıştır.

 

Gelecek toplantının 1S58 senesinde Tahranda yapılması kararlaştırılmış­tır.

 

 İstanbul :

 

Teessürle haber aldığımıza göre ta­nınmış edip, romancı ve piyes muhar-rri Reşat Nuri Güntekin, bu sabah saat 9 da Londrada yatmakta olduğu hastahanede vefat etmiştir.

 

Reşat Nuri Güntekin, tedavi edilmek üzere birkaç gün evvel Londraya git­mişti.

 

 Ankara :

 

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te Reis Vekillerinden Fikri Apaydının ri­yasetinde toplandı. Celse açıldığı za­man usul hakkında söz alan Kırşehir mebusu Aîımet Bilgin (C.M.P.) bun­dan bir müddet önce vermiş olduğu bir şifahî sualin vekil tarafından hâ­lâ cevaplandırılmadığını ifade etti. Reis mezkûr şifahî sualin haftaya ruznameye gireceğini bildirdi. Koca­eli mebusu Turan Güneş de bir kanım teklifinin encümenlerde görüşülmedi­ğinden bahsetti.

 

Büyük Millet Meclisinin bugünkü top­lantısında şifahî sualler de cevaplan­dırıldı. Bu meyanda Kars mebusu Sır­rı Atalay'm 1950 ve 1956 yıllarındaki ilk okul ve talebe sayısı ile ilk öğret­men okulu adedine dair suali cevap­landıran Maarif Vekili Prof. Ahmet Ö-ael bu hususta rakamlara dayanan, malûmat vererek dedi ki:

 

«Resmî istatistiklere göre, 1950 yılın­da devralman okul sayısı 16.986 dır.

 

Bunlardan 4.467 si bağımsız eğitmenli okul, 8'i de öğretmen okullarına bağlı tatbikat okulları ile Galatasa­ray Lisesi ilk kısmıdır.

 

Tatbikat okulları ve Galatasaray ilk kısmı ile bağımsız eğitmenli okullar bu yekûndan çıkarılırsa ilk okul sa­yısının 12.511 olduğu görülür.

 

Talebe mevcudu ise;

 

Resmî istatistiklerde 1.577.002 olarak tesbit edilmiş bulunmaktadır. Bu mevcuttan, 115.169 bağımsız eğitmen­li oüul ve 875 tatbikat okulları öğren­ci sayısı çıkarıldığında 1950 yılındaki öğrenci sayısının 1.460.95S den ibaret olduğu anlaşılır.

 

Eğitmenler az çok okuma yazma bilen ve çoğu ilk tahsil dahi yapmamış va­tandaşlar arasından seçilerek 6 aylık bir kurs devresi geçirdikten sonra meslekte muvakkat vazife almış kim­selerdir.

 

Bu okullar kuruluşları itibariyle 5 sı­nıflı ilk tahsil mecburiyetinin tahak­kukuna imkân vermediğinden ve na­tamam bir ilk tahsilin hiçbir zaman mecburî öğrenim sağlıyamıyacağm-dan eğitmenli okullarla bu okullarda­ki öğrenci samları tam teşkilâtlı okul sayıları arasında gösterilmemiştir.

 

İkinci suale gelince, her ne kadar 1950 de devredilen okul sayısı soruda 11.153 olarak ifade edilmiş ise de, yukarda bahsedildiği gibi ve resmî istatistik­lere göre ilkokul sayısı, bağımsız eğit­menli okullar da dahil olduğu halde 16.986 dır.

 

Fakat bu tarihe kadar 4274 sayılı ka­nuna göre ve mükellefiyet namı altın­da lıalkı tazyik ederek yaptırılmış o-lan bu okullar teknik esastan âri ve kontrolsuz olarak yapılmış bulunduk­larından pek çoğu uzun ömürlü ol­maktan uzak, kullamlmiyacak bir durumda, harap vaziyette devralınmış­tır.

 

Ezcümle 1950 de devralman bu okul­lardan;

 

537 si tamamen yıkılmış veya tehlikeli bir durumda olduğundan tahli­ye edilmiş,

 

93  i  vaktinde  ikmal  edilip istifa­deye arzedilmediğinden tamamen ha­rap olmuş,

 

18 i büyük ölçüde tamire muhtaç, di 303 ü toprak damlı olup çatı ya­pılmadığı takdirde harap olmaya mahkûm, 1759 u esaslı inşaatı noksan kal­mış, 1256 sı ise hijyen ve depo kısımla­rı yapılmamış bir durumda bulunmuş ve Dunların yapım ve onarım ve ik­malleri için 70.645.000 liraya ihtiyaç olduğu tesbit edilmiştir.

 

1950 yılından bu yana 3048'i okulsuz köye, 74O'ı yıkılan ve harap olan ye­rine yeniden olmak üzere ceman 3.788 okul İnşa edilmiş, 1580 okulun ikmali inşaatı yapılmış ve 1966 okul da ona­rılarak işe yarar bir hale getirilmiş­tir. _

 

Şu hale göre, köylerde yeniden ve ha­rap olanların yerine inşa edilen 3788 okulla birlikte bu müddet zarfında şehirlerde yapılan 393 yeni okul da bu yekûna dahil edilirken 4181 okul yapılmıştır.

 

Yukarda açıklandığı gibi kuruluşla­rındaki kifayetsizlik dolayısiyle 2.705 eğitmenli okul da öğretmenli okula k alt) edilmiş tir.

 

Şu hesaba göre, 1950 yılından bu ta­rafa yeniden yapılan ve eğitmenliden öğretmenliye çevrilen okul sayısının 6611 olmayıp bundan da fazla olarak 6.886 olduğunu belirtmek isterim.

 

Kaldı ki, bu yılın inşaat neticesi alın­madığından bu yekûnun daha da ar­tacağı aşikârdır.»

 

Maarif Vekili müteakiben sözlü so­runun diğer suallerini de cevaplan­dırdı.

 

Tekrar kürsüye gelen soru sahibi Sır­rı Atalay, bu cevaptan tatmin olun­madığını bildirdi ve Vekilin resmî is­tatistik rakamları dışında konuştuğu­nu ileri sürdü. Yeniden söz alan. Ma­arif Vekili, bundan önceki beyanatında hakikati söylemiş olduğunu belirtti ve ilkokul inşasının bir program dahilin-de ele alınmış olduğunu sözlerime i-lâve etti. Keza eğitmenlerin kursları baklanda da malûmat verdi.

 

Kırşehir mebusu Ahmet Bilginin «top­lantılar ve gösteri yürüyüşleri hak­kındaki kanunun tatbikatı dolayısiyle vâki şikâyetler üzerine ne gibi mu­amele yapıldığı?» sualini Adliye Ve­kili ve Dahiliye Vekâleti Vekili Porf. Hüseyin Avni Göktürk cevaplandırdı. Vekil, bu cevabında, 6761 sayılı top­lantılar ve gösteri yürüyüşleri kanu­nunun tatbikatında mebusların her ne şekilde olursa olsun takibata mâruz bırakılmadıklarını, bundan evvelki sözlü sorular münasebetiyle de arz ve izah etmiş olduğunu söyledi ve muhalefet mebuslarmca mütemadiyen bu neviden şifahî sualler sorulmasın-daki kasti mahsusu belirtti. Bu arada oturduğu yerden hatibe karsı sözle tecavüzde bulunan Tokat mebusu Ha­san Kangal'ın IHür. P.) bir celse için Meclisten çıkarılması kararlaştırıldı. Soru sahibi Ahmet Bilgin ise kendi­lerinin ve diğer muhalif mebusların seyahatleri sırasında zabıta tarafın­dan takip edildiğini ileri sürdü.

 

Bundan sonra Kırşehir mebusu Ta-hir Taşer'in, üçü temyiz mahkemesi­ne mensup 16 hakimin emekliye sev-kedilmeleri hakkındaki sualini de ce­vaplandıran Adliye Vekili Prof. Hü­seyin Avni Göktürk icra orgarunm kanundaki maddeye dayanarak bu hususlarda bir tasarrufa malik bu­lunduğunu bildirdi.

 

Seyhan mebusu Sinan Tekelioğlunun. Rum ortodoles patriğinin, Türk orto-clokst ruhani reisinin yeğenini Bum mezarlığına gömdürmemek istemesi­nin değru olup olmadığı hakkındaki sualini cevaplandıran Adliye Vekili Prof. Göktürk, Papa Eftimin akraba­sından bir kadının vefatı üzerine, ö-îünün Şişli Rum - Ortodoks mezarlı­ğına  gömdürülmemek istenmemesinerağmen, Papa Eftimin vilâyete vaki müracaatı üzerine Ölünün mezkûr me­zarlığa defnedildiğini söyledi.

 

Adliye Vekili ve Dahiliye Vekâleti Ve­kili Prof. Hüseyin Avni Göktürk bun­dan sonra Ankarada imar maksadiyle yıktırılmakta olan İş yerlerine ait Kars mebusu Ali Yeniaras'in (C.H.P.) şifahî sualini de cevaplandırdı. Vekil, bu cevabında, kanuna ve usullere uy­gun olarak yapılan bu inşa ameliye­leri, sonunda Ankaranm temiz ve mo­dern bir şehir haline geleceğini, Ulus maydamnda ve Anafartalarda maili İnhidam binalar bulunduğu için bu­radaki yapıların yıktır ildiğini, gene kanun ve nizamlara uygun olarak mülk sahiplerinin yerleri ile tesis ve inşaatlarının değerleri takdir komis-. vonlarınca tesbit olunduğunu, istim­lâk bedellerinin derhal ödendiğini ve geçen ay basma kadar istimlâk bede­li olarak 8.254.000 lira verildiğini, iş yerlerinde çalışan kimselere yeni iş sahaları temin edildiğini, tezyidi be­del dâvası açmış bulunan mülk sahip­lerinin arsa ve binalarına ait istimlâk bedellerinin de gene mevzuata uygun olarak yüzde yirmi fazlasiyle Zirraat ve Emlâk Kredi bankalarına yatırıl­mış olduğunu ifade etti.

 

Büyük Millet Meclisinin bugünkü top­lantısında Orman Umum Müdürlüğü­nün 1954 bütçe yılı hesabı Katisine ait mutabakat cetveli kanun lâyihası kabul edildi ve belediyelerce genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelere ve özel idarelere tâyin edi­lecek sağlık ve Nafia memurları ay­lıklarına dair kanun lâyihasının bi­rinci müzakeresi yapıldı.

 

 Ankara :

 

Dahiliye  Vekâletinden bildirilmiştir:

 

Cenup hudutlarımızda topraklarımıza geniş mikyasta iltica vâki olduğu yo­lunda günlük gazetelerde bazı haber­ler intişar etmektedir.

 

Bu haberlerin asıl ve esası olmadığını bildirmeğe Anadolu Ajansı mezundur.

 

 İstanbul :

 

Küçük hikâye roman, piyes ve edebî tetkikler  sahasında  haklı bir  şöhret yapmış olan Reşat Nuri Güntekin 1892 de İstanbulda doğmuştur. Doktor Nu­ri beyin oğludur. İzmirde Fransız Fre-re'ler mektebinde ve Darülfünun e-debiyat şubesinde okumuştur. Liseler­de edebiyat öğretmenliği ve müdürlük Fransada talebe müfettişliği. Maarif Vekâleti Umumî Müfettişliği yapmış­tır. Bir devre de Çanakkale milletve­killiğinde bulunan Kesat Nuri Gün­tekin ilk defa Çalıkuşu romanı ile bü­yük bir alâka toplamış ve Türk ede­biyatına «Çalıkuşu muharriri» sıfatı ile mal olmuştur.

 

Daha ziyade sosyal bünyemizin içine ışık tutan piyesler, kendine has, acık akıcı tir üslûpla bir çok romanlar ka­leme alan müellif, bir taraftan da Fransız edebiyatının belli başlı eser­lerini dilimize çevirmiş ayrıca üç cilt­lik Fransız edebiyat antolojisini ha­zırlamıştır.

 

En son yazdığı «Bu gece başka gece» piyesi hâlen Ankarada temsil edilmek­tedir.

 

Reşat Nuri Güntekinin ufultı ile Türk edebiyatı yeri doldurulmıyacak bir kayıba uğramış bulunmaktadır.

 

9 Aralık 1956

 

 Ankara :

 

Büyük bir hızla devam eden kalkın­ma faaliyetinin, memleketimizi lâyık olduğu en müterakki memleketlerin refah seviyesine ulaştırmak gayesi ta­hakkuk edinceye kadar gitgide sür-atleşen bir tempo ile maksadına doğ­ru ilerlemesi için lüzumlu şartlardan biri de, dışarıdan temin edilegelmek-te olan makine ve teknik hizmetlerin tedricen memleket içinden karşılan­ması keyfiyetidir.

 

Bundan bir hafta evvel Sanyar ba­raj ve hidro - elektrik santralinin a-çılış merasiminde Başvekil Adnan Menderes, bu gibi büyük tesisleri bun­dan sonra tamamiyle Türk emeğiyle meydana getirmek imkânlarına artık sahip olduğumuza işaret etmişti. İşte bugün, bu yolda esaslı bir teşebbüsün tahakkuk ettirildiğini ve büyük bir adımın atıldığını görmekteyiz.

 

Filhakika baraj, santral binası ve mü­masili gibi teknik hususiyeti ve muş-kilâtı olan büyük inşaat işlerinin ba­şarılması için bir araya getirilmesi za­ruri olan şartları şu şekilde hülâsa etmek mümkündür:

 

Sabit ve müteharrik inşaat makinele­ri, tesisler ve vasıtalardan müteşek­kil bir teçhizat parktı, etüt ve proje­leri yapacak teknik büro, inşaatı de­ruhte edecek mütehassıs, bilgili ve mümasil işlerde bilfiil çalışarak tec­rübe kazanmış kadro ve nihayet iç ve dış finansman.

 

Memleketimizde şimdiye kadar inşaatı bitmiş muhtelif barajlar ve bilhassa Sanyar için getirilmiş bulunan en mcdern makine, vasıta ve teçhizat mevcuttur. Ayrıca, bu büyük tesis ve inşaat işlerinde uzun senelerdenberi yabancı mütehassıslarla mesai birliği yaparak çalışmış olan Türk mühendis, teknisyen, usta ve işçileri bugün tam ve ahenkli bir ekip halinde bulunmak­tadır.

 

İşte maddî ve mânevi bu iki kuvvet bir araya getirilerek bir şirket kurul­ması düşünülmüş ve bu şirketin teş­kilâtlandırılması ve finansmanı .işini Etibank deruhte etmiştir.

 

Otuz milyon Türk lirası sermaye ile teşekkül etmekte olan «Etilimited? şirketi, dört esas ihtisas koluna ayrı­lacak ve başlıca şu işlerle meşgul o-lac aktır:

 

1) Baraj ve hidro-elektrik santralleri inşaatı,

 

2) Büyük çapta ve teknik hususiyeti olan îabrika ve sınaî tesislerin inşa­atı,

 

Su işleri,

 

Madenlerimizde dekapaj  ve açık işletme işleri.

 

Şimdiye kadar bilhassa birinci ikinci maddedeki işlerimiz umumiyetle ec­nebi îırmalara ihale edilmekte ve dolayısiyle büyük ölçüde ecnebi dövizi sarfiyatı külfetine katlanmak zarure­ti hâsıl olmakta idi. Kurulmakta olan yeni şirketin mem­lekete saglıyacağı büyük faydalardan biri de, bu zaruri dövia sarfiyatını en asgari hadde indirmek ve bu suretle dpviz membalanmızdan bir kısmını diğer zaruri ihtiyaçlarda kullanılacak şekilde serbest bırakmak olacaktır.

 

Bu yeni teşebbüs memlekete, Türk emeği ve Türk tekniği ile yeni ve bü­yük esaslar kazanacaktır.

 

 Ankara :

 

Şehrimizde Varlık mahallesinde inşa­sı tamamen Toprak ve İskân Umum Müdürlüğünce ikmal edilen Ziya Gö-kalp ilkokulu ile Yeni Mahalle Birin­ci durakta vilâyetçe 250 bin liraya mal edilen Gazi Osman Pasa ilkokulu bugün yapılan birer merasimle tedri­sata açılmışlardır.

 

Merasimlerde Ankara valisi Cemal Göktan, Toprak ve İskân Umum Mü­dürü, Maarif Vekâleti İlk Öğretim U-muııı Müdürü, Ankara Maarif Müdü­rü ile Vekâlet, vilâyet ve belediye ileri gelenleri ve seçkin bir davetli kitlesi hazır bulunmuştur.

 

Ankara Valisi memlekete hayırlı ol­ması temennisiyle okulları tedrisata açmış ve öğrencilerin teşkil ettiği ko­ronun söylediği türkü ve marşlar ile bilhassa Atatürk ilk öğretmen okulu millî oyunlar ekipinin oyun ve göste­rileri takdirle  karşılanmıştır.

 

 İstanbul :

 

Başvekii Adnan Menderes, NATO kon­seyinin Nazırlar seviyesinde 11 ara-lıkta başhyacak olan toplantılarına iş­tirak etmeK üzere bugün saat 16.15 de Aair France uçağı ile Parise hare­ket etmiştir.

 

Başvekil Adnan Menderese bu seyaha­tinde Devlet Vekili ve Milli Müdafaa Vekâleti Vekili Semi Ergin, Balıke­sir Mebusu Sıtkı Yır cali, Hariciye Ve­kâleti Kâtibi Umumisi büyük elçi Mu­harrem Nuri Birgi, Roma büyük elçi­miz Cevat Acikalın, Başvekâlet Hu­susî Kalem Müdürü Muzaffer Ersü, Hariciye Kâtibi Umumilik Hususi Ka­lem Müdürü Şefik Fenmen, Hariciye ikinci Daireden Güner Türkmen re­fakat etmektedir.

 

Başvekil Adnan Menderes, Yeşilköy hava meydanından hareketinde Dev­let Vekili Emin Kalafat, Gümrük ve İnhisarlar Vekili Hadi Hüsmen, İs-tanbulda bulunan mebuslar ile İstan­bul Vali ve Belediye Reisi, sivil ve as­kerî erkân tarafından uğur! anmış tır.

 

 Adapazarı :

 

Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından 1955 yılında inşasına başlanan 100 ya­taklı öksüzler yuvası 15 yataklı dis­panser ve kuruma gelir temini mak-sadiyle restore edilen hamam Bugün saat 14 de merasimle hizmete açıl­mıştır.

 

İstiklâl marşı ile başlanılan bu me­rasimde Çocuk Esirgeme Kurumu Ge­nel Başkanı Ordu mebusu Refet Ak-soy ile mebuslar Sakarya valisi, vilâ­yet erkânı, basın mensupları ve ka­labalık bir halk topluluğu hazır bu­lunmuştur.

 

Kurum başkanı bir konuşma yaparak, kurumun 16 dükkân, bir banka, bir otel bir okul binası İnşa etmeğe mu­vaffak olduğunu bugün hizmete açılan Çocuk Yuvası, dispanser ve hamamın da 250.000 liraya mal edildiğini söyle­miştir.

 

Daha sonra Genel Başkan Refet Ak-soy söz alarak çocuk dâvasının enenı-miyetini tebarüz ettirmiş ve bu sa-lıada kurumun gayretlerinin tahak­kuk etmiş bulunduğunu söylemiştir.

 

Merasim, Sakarya valisinin bir ko­nuşması ile   nihayete   ermiştir.

 

 Ankara :

 

Başvekil Adnan Menderesin Paris se­yahati müddetince Başvekâlete İşlet­meler Vekili Samet Ağaoğlunun, Dev­let Vekili ve Millî Müdafaa Vekâleti Vekili Semi Erginin aynı seyahati do-layısiyle de Millî Müdafaa Vekâletine Devlet Vekili Emin Kalafat, Devlet Vekâletine Devlet Vekili Cemil Ben-günün vekâlet etmeleri yüksek tas­dike iktiran etmiştir.

 

 

 

 Düzce :

 

Kasabamızda inşası tamamlanmış bu-iunan göğüs hastalıkları hastahanesi bugün saat 14 de Sıhhat Vekili Dr. Nafiz Körez tarafından büyük me­rasimle kurdelâsı kesilmek suretiyle hizmete açılmıştır.

 

Hastahane 280 bin liraya çıkmış olup hali hazırda 60 yataklıdır. Yanındaki ilâve inşaatlar da yakında ikmal olun­duğu takdirde 300 yatağa baliğ ola­caktır. Hastahane Düzceye 6 kilomet­re mesafede tiskübü köyünde 40 bin metrekarelik bir saha üzerinde inşa edilmiştir.

 

Merasimde, Sıhhat ve İçtimai Muave­net Vekâleti ileri gelenleri ile İstan­bul sağlık teşkilâtına mensup 20 ki­şilik bir heyet hazır bulunmuştur. Bu münasebetle ilk konuşmayı Vali Ah­met Çekeli yapmış ve bunu Verem Sa­vaş Derneği Başkam Kemal Demir ile Bolu mebusu Dr. Lütfü Oğultürk'ün konuşması takip etmiştir.

 

Müteakiben, havanın çok soğuk ve ti­pi halinde karlı olmasına rağmen me­rasim mahallinde hazır bulunan Düz-celilere kısa bir hitabede bulunan Sıh­hat ve İçtimaî Muavenet Vekili yeni sağlık müessesesini «memleketimiz ve Düzce için hayırlı ve uğurlu olması» temennisiyle hizmete açmıştır.

 

10 Aralık 1956

 

 Ankara :

 

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 te Reis Vekillerinden İhsan Baç'm riya­setinde toplandı.

 

Celse açıldığı zaman zaptı sabık hak­kında söz alan Kars mebusu Sırrı A-talay (C.H.P.) radyodaki Meclis sa­atinden bahsederek, bu yayında umu­miyetle tek taraflı hareket edildiğini, Meclis müzakerelerinin tarafsız bir şe­kilde aksettirilmediğîni ileri sürdü. Reis, bu konuşmanın zaptı sabıkla bir alâkası olmadığını belirtti. Bundan sonra yurt dışına çıkmış bulunan Baş­vekil Adnan Menderese İşletmeler Ve­kili Samet Ağaoğlunun, Devlet Vekili Semi Ergin'e Devlet Vekili Cemil Bengü'nün, Millî Müdafaa Vekâletine Devlet Vekili Emin Kalafatın vekillik edeceklerine dair Riyaseticumhur tez­keresi okundu. Bu arada reis, gecen inikatta Kocaeli mebusu Turan Gü­neşin seçim kanununda bazı değişik­likleri mutazammin bir kanun tekli­finin Meclise verdiği halde bunun bu­güne kadar Meclise intikal ettirilme­mesi mevzuunda konuştuğunu ve bu hususta bir takrir verdiğini hatırlata­rak, mumaileyhin ifade ettiği şeklin­de bir kanun teklifinin mevcut olma­dığını ve bundan dolayı verdiği takrir hakkında bir muamele icrasına giri-şilemiyeeeğini beyan eyledi.

 

Bundan sonra açık bulunan Bütçe ve Hariciye Encümenlerine birer âza in­tihabı yapıldı ve Hariciye Encümeni­ne Muğla Mebusu Zeyyat Mandalinci, Bütçe Encümenine de Trabzon mebu­su İsmail Şener seçildi.

 

Büyük Millet Meclisinin bugünkü top­lantısında Seyhan mebusu Sinan Te-kelioğlunun, ağaç traverslerle değiş­tirilen demir traverslerin ihtiyaca sa-lih bir hale ifrağı hususunda ne dü­şünüldüğüne dair suale cevap veren İşletmeler Vekili Samet Ağaoğlu, ağaç traverslerle değiştirilen demir travers­lerinin bir kısmının tali hatlarda kul­lanıldığım, hurda haline gelmiş bu­lunan diğer traverslerin ise demir ve çelik fabrikalarına İntikal ettirildiği­ni ifade eyledi.

 

Bilâhare, Manisa mebusu Yunus Mu­ammer Alakantın dahili nizamname­nin 174'üncü maddesinin tefsiri hak­kındaki takririne dair olan Teşkilâtı Esasiye Encümeni mazbatası kabul olundu. Yozgat mebusu Ömer Lütfi Erzurıımoğlu'nun; Maliye Bakanlığı kuruluş ve görevleri hakkındaki 2996 sayılı kanunun bazı maddelerinin de­ğiştirilmesine ve bu kanuna bazı mad­deler eklenmesine dair 6555 sayılı ka­nuna ek kanun teklifi, Bütçe Encü­meni tarafından yemden tetkik edil­mek üzere geri alındı.

 

Keza Askeri Ceza Kanunu ile Askerlik Kanununun bazı maddelerinin değiş­tirilmesini tazammun eyleyen iki ka­nun lâyihasının birinci görüşmesi ya­pıldı.

 

 

 

11 Aralık 1956

 

 Ankara :

 

Hariciye Vekâleti Matbuat Bürosun­dan bildirilmiştir:

 

Son günlerde Türkiye ile alâkalı ola­rak, Moskova, Kahire ve Şam menşe­li muhtelif asılsız haberler çıkarıldı­ğı görülmektedir.

 

Bu cümleden olmak üzere, 3 Aralık'-ta Tass ajansı, Suriye'nin iyi haber alan mehafiline atfen,Türkiye'nin, Irak Başvekili Nuri Said Paşanın ta­lebi üzerine, Irak'ta çıkmış olan isyanıbastırmak maksadiyle bu memle­kete iki tabur asker gönderdiğini bil­dirmiştir.

 

7 Aralık'ta Mısır'da, Riyaseticumhur Siyasî İşler Müdürü Ali Sabri, United Pres muhabirine verdiği bir beyanat­ta, Süveyş kanalı harekâtına iştirak eden İngiliz ve Fransız askerî kuvvet­lerinin Türk deniz üslerinden istifa­de ettiklerini söylemiştir.

 

Aynı gün Kahire radyosu, Türk ve Irak ordularının tek bîr kumandanlık altında birleştirildikleri ve bu kuman­danlığa da bir Türk generalinin tayin edildiği haberini yaymıştır.

 

Her türlü asıl ve esastan âri olan bu gibi iddialar, Türkiye aleyhinde Arap efkârı umumiyesinde şüplıeler uyan­dırmak ve Bağdat Paktını kötülemek maksadîyle girişilmiş propaganda kampanyasının yeni tezahürlerinden başka bir şey değildir.

 

 İstanbul :

 

26/Kasım/1956 tarihinden S/Ara -lık/1956 tarihine kadar 10 gün zarfın­da muhtelif memleketlere 6.812.273 li­ralık ihracat yapılmıştır.

 

Sevkedîlen mallarında başında iç fın­dık, deri, fındık ve ayçiçeği küspesi, taze balık, yaprak tütün, ceviz kütü­ğü, lületaşı, tiftik ve yer fıstığı bulun­maktadır.

 

Diğer taraftan Ticaret Odası Neşriyat Müdürlüğü tarafından verilen malû­mata göre bugün İstanbul limanından

 


 

 

Bat:  Almanya'ya  2.000.000 lira  tuta­rında Elister bakırı ihraç edilmiştir.

 

12 Aralık 1956

 

 İstanbul :

 

Karadeniz boğazında 40 mil mesafede Ağva mevkiinde inşa edilen otomatik deniz feneri bugün merasimle açılmış ve hizmete girmiştir. 5 mil mesafeden görülebilecek olan Ağva deniz feneri ile kıyı emniyet teşkilâtının elindeki deniz fenerlerinin sayısı 163'e yüksel­miştir.

 

13 Aralık 1956

 

 Ankara :

 

Dün akşam İran seferatinde müttefik, dost ve kardeş İran ordusunun bayra­mı münasebetiyle İran Ataşamiliteri General Avşar tarafından bir resepsi­yon verilmiştir.

 

Frkânı Harbiye! Umumiye Reis Veki­li, generaller, amiraller ve yüksek rüt­beli subaylar ile Ankara'da bulunan ataşamiliterliği esnasında Türk-îran orduları arasındaki dostluğun kuvvet­lenmesine hizmeti dolayısiyle İran Şe-hinşahı adına İran Şehinşahı adına İran Büyükelçisi Ekselans Ali Mansur tarafından hümayun nişanı verilmiş­tir.

 

Büyükelçi yaptığı konuşmada, Türk-İran dostluğunun ve orduları arasın­daki bağm kuvvetlenmesinden duydu­ğu memnuniyeti beyan ile bu dostlu­ğun ebedi olacağından hiç şüphe edi-Iemiyeceğini belirtmiş ve kurmay al­bay Esengin'i tebrik etmiştir.

 

 Ankara :

 

Eost ve müttefikimiz Pakistan silâhlı kuvvetlerinde yapılması mûtad olan askeri manevralara katılmak üzere Pakistan hükümeti tarafından davet edilen Erkânı Harbiyei Umumiye Rei­si Orgeneral İsmail Hakkı Tunaboylu Paris'te     bulunduğundan,     kendisini

 

temsilen Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı Korgeneral Suat Kuyaş baş­kanlığındaki heyetimiz dün akşam Pakistan'a hareket etmiştir.

 

14 Aralık 1956

 

 Ankara :

 

1664 göçmen'in Türk vatandaşlığına kabulü hakkındaki icra Vekilleri hey'-eti  karan  bugünkü  resmî  gazete  ile

 

yayınlanmıştır.

 

     Ankara :  

 

Doğu Anadolu bölgesinin kalkınma­sında olduğu kadar memleket enerji dâvasının hallinde de büyük faydalar sağlayacak olan Fırat nehri ve kolla­rının haiz olduğu muazzam potarsi-y el den faydalanmak çarelerini araş­tıran «Elektrik İşleri Etüd İdaresi», yaptığı etüdler neticesinde, Fırat üze­rinde Keban mevkiinde bir baraj ve hidroelektrik santralinin kurulabilece­ği kanaatine vâsıl olmuş ve etüdierini bu noktadan derinleştirmiştir.

 

Filhakika, Keban kazasının 3 km. şi-malindeki Boğazda inşa olunacak 100 110 m. irtifada bir baraj ve bunun
dibinde SOO bin ilâ 1 milyon kilovatlık büyük  bir   hidroelektrik   santralikurulmasının kabil   olduğumeydanaçıkmış ve bu projenin ikmali için lüzumlu jeolojik   etüdlerin   tamamlanmasına karar verilmiştir. 1955 yılı başannda   başlıyan   bu   jeolojik   etüdlerhalen devam etmektedir. Baraj mev­kiinde şimdiye kadar yapılmış  olansondajların tülü 5650 metreyi geçmektedir. Bir   taraftan sondajlar   devam
ederken, diğer taraftan lüzumlu en­jeksiyonlar yapılmakta ve avan projeçalışmalarına da    geçilmişbulunul­
maktadır.

 

Keban hidroelektrik santralinde üre­tilecek olan enerji, (yılda 3,5-4 mil­yar kilovatsaat ki, memleketin 1955 yılı enerji istihsali 1 milyar 600 mil­yon kilovatsaat olduğuna göre, yalnız Keban hidroelektrik santralinde bu­nun dört misline yakın bir enerji üre­tilmesi mümkündür)  230 veya 380 kilovoltluk enerji hatları ile esas istih­lâk bölgesi bulunan Batı Anadolu Kuzey-Batı,  ve  Çukurova    bölgesine taşınacaktır.

 

Keban boğazı Fırat'ın sularını tama­men regle etmektedir. Bu vaziyet Irak ve Suriye'de taşkınları önlemekte ve sulama suyu toplanmasına da yara­maktadır. Bu bakımdan Irakla sıkı te­maslar devam etmekte ve bu nehir üzerinde kurulacak tesislerin her iki memleketin menfaatine en uygun ge­lecek şekilde planlanmasının yapıl­masına çalışılmaktadır.

 

Keban baraj ve hidroelektrik tesisle­ri takriben 450-500 milyon T.L. sına malolacaktır. Keban hidroelektrik santralında üretilecek enerjinin kilo­vatsaat maliyeti takriben 1,5-2 kuruş civarındadır.

 

Birleşmiş Milletler teknik yardımın­dan faydalanmak suretiyle yaptırılan memleketimizin brüt hidroelektrik potansiyeli 61 milyon kilovat civarın­dadır.

 

Bu potansiyelin takriben 20 milyon ki-lovat'ı Dicle, Rırat, Çoruh ve Araş ne­hirlerine isabet etmektedir. Bunun da yarısı Fırat ve kollarında bulunmak­tadır.

 

E.İ.E. idaresinin yapmış olduğu mun­zam ilk etüdlere göre, Keban barajı İnşa olunduktan sonra, Kebanla Bire­cik arasında Fırat üzerinde 3 milyon kilovatlık bir potansiyeli kolaylıkla ve ekonomik olarak tesisi mümkün görülmüştür.

 

61 milyon kilovatlık takattan yılda 540 milyar kilovatsaatlik bir enerji is­tihsal edilebileceğine göre, bu brüt potansiyelin üçte birinin ekonomik olarak develope edileceği kabul olu­nursa, yurdumuz sularında 20 milyon kilovat takat ve yılda 100-120 milyar kilovatsaatlik bir hidroelektrik enerji kaynağı mevcut olduğu görülür.

 

 İstanbul :

 

İstanbul Sanayi Odası Yönetim Ku­rulu Başkanı Rair Dinçkök, bugün bir basın toplantısı yaparak, sanayii ilgilendiren muhtelif meseleler hakkında aşağıdaki   beyanatta   bulunmuştur:

 

«Bütün milletçe malûm bir hakikat­tir ki, milli sanayiimiz Sür'aüe inkişaf etmektedir. Bu gelişmenin son yıllara kadar sadece devlet eli ile kurulması yerine şimdi hususî sektör tarafından yapılması ve hususî sermayenin milli sanayiye doğru kuvvetli bir akış gös­termesi mevzuun ehemmiyetini bir kat daha arttırmaktadır.

 

Nitekim çok geriye gitmeden 1-2 yılı mukayese edersek, 1952 yılında 750 âzası bulunan edamız bugün 19761 üyeye sahip bulunmaktadır. Bu rakkama küçük esnaf ve imalâtçılar da­hil değildir. İftiharla tebarüz ettir­mek isterim ki, bir çok mevzularda millî sanayiimiz artık memleket ihti­yacının %80'ine cevap verebilecek ve hattâ ihracat da yapabilecek durum­dadır.

 

Sanayi Odası başkanı bundan sonra sanayiimizi ilgilendiren muhtelif mev­zulara temas etmiş ve bu arada sana­yi bölgesi meselesini de ele alarak bu hususta geniş izahat vermiş, sanayi­cilerin arzu ve temennilerini belirt­miştir.

 

 Ankara :

 

İstiklâl marşımızın şairi Mehmet Akif Ersoy'ıın ölümünün yirminci yılı mü­nasebetiyle P.T.T. Umum Müdürlü­ğünce beheri yirmibeşer kuruş değe­rinde üç puldan ibaret bir seri hâtıra pulu bastırılmıştır.

 

Bir milyon adet ve seri halinde ikişer renkli basılmış olan bu pullar, şair Mehmet Akif Ersoy'un portresini ve İstiklâl Marşımızdan bazı mısraları taşımaktadır.

 

Bu pullar 26 Aralık 1956 günü satışa konulacak ve 31/12/1957 akşamı teda­vülden kaldırılacaktır.

 

36 Aralık 1956 tarihinde îstanbul Posta Müdürlüğünde bu pullara mah­sus özel ilk gün damgası kullanılacak­tır.

 

 

 

 Ankara :

 

Hariciye Vekâleti Matbuat Bürosun­dan bildirilmiştir:

 

Ortasark Haberler Ajansı, Ankara menşeli bir haberinde Glupp Paşanın, Bağdat mehafilince «Plânlar Fede­rasyonu Bürosu» diye adlandırılan Türk-Irak Müşterek Kumandanlığı Teknih Müşavirliğine tayininin ka­rarlaştırıldığını bildirmiştir. Aj ans, bundan başka, aralarında Ürdün or­dusunda vazifelerine son verilmiş ba­zı İngiliz subaylarının da bulunduğu bir subay grupunun bu kumandanlık­ta  istihdam  edileceğini belirtmiştir.

 

Arap efkârı umu m iyesin i Türkiye aleyhine çevirmek gayesiyle çıkarıl­dığı aşikâr bulunan bu haberin, bun­dan evvel neşrolunan bir çok yalan haberler gibi, her türlü asıl ve esas­tan âri. bulunduğu beyan olunur.

 

 Ankara :

 

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15'de Beis Vekillerinden İhsan Baç'ın riya­setinde toplandı. Celse açıldığı zaman sözlü soruların  müzakeresine geçildi. Kars mebusu Mehmet Hazer'in ye­meklik ve tohumluk hububatın tenli­ni, fiyatlarının tanzim ve tesbiti ile ekiliş ve istihsaline dair Ziraat, İkti­sat ve Ticaret Vekillerinden sözlü so­rusu, her iki vekil tarafından cevap­landırıldı.

 

Ziraat Vekili Esat Budakoğlu verdiği cevapta bu seneki hububat mahsulü­nün, hava şartlarından dolayı isteni­len miktarda olmadığını belirtti. Bu­nunla beraber dekar itibariyle tohu­mun arttırılması ve süne haşaresinîn imhası bakımından gayretlerin sarfe-dilmekte olduğunu ifade etti. İktisat ve Ticaret Vekili Aptullah Aker de is­tihsal mevzunda şunları söyledi:

 

«İstihsal vaziyetinin fiyatlara tesiri kaçınılmaz bir vakıadır. Bununla be­raber memleketin güzlük tohumluğu­nun büyük bir kısmı devlet üretme çiftliklerinin istihsalinden ve bundan artan 80.000 tonluk kısmının da Top­rak Mahsulleri Ofisinden karşılanma­sı suretiyle piyasadaki sıkıntının talififi hususunda tedbir alınmıştır. Ye­meklik mevzuunra Toprak Mahsulle­ri Ofiai stokundan satışlar yapmak su­retiyle memleketteki İhtiyaçtan mü­him bir kısmının karşılanmasına ça­lışılmaktadır. Bu itibarla fiyatlarda bir miktar ilerleme müşahede edilmiş olmakla beraber alman tedbirlerle daha fazla bir yükselişe mâni olun­duğu da bir vak'adır.

 

İhtiyaçların giderilmesine gelince: Bu husus büyük bir alâka ile takip edil­mekte olup rekoltenin azlığı nisbe-tinde Toprak Mahsulleri Ofisinin alımları azalmış bulunmaktadır. Bu­na karşılık stokları takviye için de buğday ve mısır ithaline tevessül olunmuştur ve ilk parti buğdayları getirecek gemiler de önümüzdeki gün­lerde ithal edilen yerlerden tahrik edilmiş bulunmaktadır. Bu suretle hu­bubat üzerinde bir sıkıntı da bahis mevzuu olmiyacaktır.

 

Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından ithal edilmekte bulunan buğdayların tanzim satışları devam ettiği müddet­çe fiyatların müstakar bir vaziyete inkılâp edeceği ve hattâ bazı çevreler­de bir gerileme kaydedeceği mütalâa edilmektedir.

 

Ankara, İstanbul ve İzmir'de yapılan ekmeklik hububat satışlarında uygu­lanan fiyatların memleketin diğer çevrelerinde tatbik edilen 30,80 ku­ruşluk fiyat seviyenin yükseltilmesi, bu üe şehir için bir hususiyet arzet-miyecek şekilde mütalâa edilmesin­den ve binnetice Toprak Mahsulleri Ofisinin ve dolayısiyle hazine mali yü­künün azaltılmasında fayda sağlıya-cağı mülâhaza edilmiştir.

 

Bu üç şehirde yeni fiyat tatbikatı mezkûr şehirlerde bir gramaj ayarla­masını intaç etmiştir.»

 

Malatya mebusu Furi Ocakçıoğlunun motorlu vasıta lâstiği tevzii işinin hal­li hususunda ne gibi çareler düşünül­düğüne dair suali de cevaplandıran İktsiat ve Ticaret Vekili Aptullah Aker dedi ki: «1956 senesi başından bugüne kadar 169.484 adet lâstik tevzi edilmiş ve ye­ni selen 20.000 adedinin tevzi edilmek üzere bulunduğunu ifade edebiliriz. Bu suretle 190.000 adet lâstik fiilen teinin ve tevzi edilmiş olacaktır. İçin­de bulunduğumuz ayın sonuna kadar da 200.000 rakamını geçmiş buluna­caktır. Bu miktar ihtiyacın üçte iki­sini karşıladığımızı ifade eder.Diğer malzeme ve parça tevzie tâbi bulunmamaktadır. Bunların tedari­kinde de 15.510.000 liralık İ.C.A'dan, .4.477.000 dolar normal tahsisle, 1956 senesi içinde ithalâta imkân verilmiş­tir.

 

Tevziat şekline gelince, daha evvelce vilâyetlerdeki vasıtaların markaları ve lâstik ebadı bilinmediğinden ade-den tevziat yapılmaktaydı. Hâlen ya­pılmış ankete göre lâstik tevziatı vi­lâyetlere ihtiyaca ve eb'ada göre ya­pılmaktadır. Traktör lâstiklerinin tev­ziatı Ziraat Vekâletince yapılmakta­dır. Vilâyetlerin lâstik ihtiyaçları öl­çülerle tesbit edilmiş bulunmaktadır. Bundan böyle de ölçüler üzerinden tevziat yapılacaktır.»

 

Abdullah Aker bundan sonra yine Ma­latya mebusu Nuri Ocakçıoğlu'nun Milli Korunma Kanununun tatbika­tı Hakkındaki sualine cevaben şu iza­hatta bulundu:

 

«Arkadaşım, muaddel Millî Korunma Kanununun tatbikatının tesiri görül­mekle beraber, piyasadaki durgunlu­ğun ve eşya darlığının izalesi için ne gibi tedbirler alındığını sormaktadır. Filhakika Milli Korunma Kanununun son tâdili ile, kâr hadleri ve satış şe­killeri üzerinde müessir hükümler ve müeyyidîler tesis edilmiş ve tatbikat­ta müesseriyeti hissedilmiş bulunmak­ta dır. Ancak bu tesirlerin devamlı ola­bilmesi için bunun yani başında ik­tisadî müeyyidelerin de yer alması ik­tiza etmektedir. Bu suretle Millî Ko­runma Kanununun takviyesi icap et­mektedir ve hemen ifade edeyim ki piyasanın mal ile beslenmesi lâzım­dır.

 

İktisat ve Ticaret Vekâleti, bir taraf­tan eldeki imkânlardan ve bilhassa İ.C.A. yardımlarından faydalanmak suretiyle ithalât tahsisleri yapmak, diğer taraftan yerli imalâtı, teşvik edici maliyet unsurları ve kâr hadleriyle harekete getirmek suretiyle pi­yasada mal arzını temine çalışmış bu­lunmaktadır.

 

İktisat ve Ticaret Vekili Abdullah Aker'in izahatından sonra, takrir sa­hibi Malatya mebusu Nuri Ocakçıoğ-lu (C.H.Pj Millî Korunma Kanunu­nun zaruri, fakat tatbiki zor olduğu­nu söyledi ve «birbirimizle uğraşmak­tan ise, Başvekili etrafında hepimizin toplanması lâzımdır.» dedikten sonra dürüst memurlarla kontrol kadroları­nın takviyesini, İhtikârla mücadelede müddeiumumilerin de alâkadar olma­sını temenni etti.

 

İktisat ve Ticaret Vekili Abdullah Aker, Trabzon mebusu Emrullah Nut-ku'nun kira rejiminin düzenlenmesi hususlarındaki sözlü sualini de cevap­landırdı ve şunları söyledi:

 

«Kira mevzuu evelce Millî Korunma Kanununun 30'uncu maddesiyle tan­zim edilmiş iken, mezkûr kanunun mahiyeti icabı fevkalâde zamanlara münhasır olduğu ve kira kanununun daha devamlı oir rejime tâbi tutul­ması uygun olacağı mülâhaza siyle müstakil bir kanunun yüksek meclis­çe kabul buyrulınuş olduğu malûmdur. Mezkûr kanun lüzumlu ceza müeyyi­delerini ihtiva etmekte ve bugün için kira işlerinin tekrar Millî Korunma Kanunu gibi mahiyeti itibariyle fev­kalâde hallere münhasır ve binaena­leyh geçici mahiyette olan bir rejime tâbi tutulması için sebep görülme­mektedir. Ancak Kira Kanununun müessir şe­kilde tatbiki ve icap ediyorsa müeyyi-dilerin aynı kanun çerçevesi dahilin­de teşdidi üzerinde durulabilir.Kanunun tatbikatı için büsbütün ay­rı bir murakabe cihazı tesisine mahal görülmemekte, tarafların karşılıklı menfaatleriyle alâkalı olan kira mev-auunun ihtilâf ve şikâyet halinde ad­li mercilerce takibi mümkün bulun­maktadır.»Bundan sonra Maliye "Vekili Hasan Polatkan, Ankara mebusu Muhlis Ete'nin, Denizcilik Bankasının, umu­mî murakabe heyetinin iktisadî ve teKnik  murakabesine  tâbi   tutulması hususu hakkında ne düşünüldüğüne dair sualini cevaplandırdı ve Banka Kanununun 22'nci maddesi gereğince, hissedarlar umumi heyetince seçilen murakıpların, bankanın muamelâtını devamlı olarak tetkik ve kontrol et­tiklerini söyledi. Muhlis Ete de bu iza­hatından dolayı vekile teşekkür etti. Büyük Millet Meclisinin bugünkü top­lantısında iki ölüm cezasının infazı hakkındaki   mazbata   kabul   olundu.

 

15 Aralık 1956

 

 Ankara :

 

Karaşl Büyük Elçisi Selâhattin Ar­terin Lahey Büyük Elçiliğine ve Ha­riciye Vekâleti İkinci Daire Umum Müdürü Orhan Eralp'm Stokholm el­çiliğine tâyinleri hakkındaki Vekiller Heyeti kararı bugünkü resmî gazete­de yayınlanmıştır.

 

 Ankara :

 

Hindistan Başvekili ve Dışişleri Veki­li Nehru'nun dün gece İstanbul'dan geçerken hava meydanında gazeteci­lere vermiş olduğu beyanat üzerine Pakistan Büyükelçiliği aşağıdaki açık­lamayı yayınlamıştır:

 

14 Aralık tarihinde İstanbul'dan ge­çen Hindistan Başvekili Mr. Nehru'­nun, Keşmir meselesine dair sorulan bir suale cevaben gazetecilere «kendi mukadderatına hâkim olma prensibi Keşmir halkı için lüzumlu değildir, çünkü Keşmir'deki kurucu meclis ta­rafından pek yakında serbest genel seçimler yapılacak;» dediği ve Keş­mir'in Hindistan'ın idaresi altında ol-mayiT sadece Hindistan'la münase­betlerde bulunduğunu söylediği öğre­nilmiştir.

 

Ankara'daki Pakistan Büyükelçiliği bu mevzuda umumi efkârı aydınlat­mak bakımından aşağıdaki hakikat­leri ortaya koymağı lüzumlu bulmaK-tadır:

 

1) Keşmir meselesinin istikbali öır hal tarzına bağlanmamıştır ve Birleş­miş Milletlerin Hindistan ve Pakistan komisyonunun   13  Ağustos   1948  ile 5

 

Ocak 1949 tarihli karar suretlerine uygun olarak serbest ve bütün mem­lekete şâmil bir plebisitle tâyin edil­medikçe muallâkta kalacaktır.

 

Yukarıda bahsi geçen komisyonun ka­rar suretleri Pakistan hükümeti, Hin­distan hükümeti ve Güvenlik Konse­yi arasında akdolunmuş bir anlaşma mahiyetindedir ve taraflardan hiç bi­ri kendi gayelerini tahakkuk ettir­mek için bu anlaşmaya riayetten ka-çmamaz,

 

2) Hindistan'ın işgalinde bulunan Keşmir'de Kurucu Meclis adıyla mev­cut- sözde meclisin statüsü ne Güven­lik Konseyi, ne Birleşmiş Milletler ve ne de Keşmir halkı tarafından asla kabul edilmemiştir. Hükümeti namı­na konuşan Hindistan temsilcisi Sir B. F. Rao da Güvenlik Konseyinde bu sözde meclisin konseyinin kararma uymayacağını beyan etmiştir.

 

3t Bu meclisin Keşmir devletinin is­tikbali hususunda karar almak hak­kına sahip bulunmadığı Keşmir hal­kı tarafından devamlı olarak öne sürülmüştür. Bu hakikat, şimdiye ka­dar plebisit cephesi liderlerinden onu­nun mevcut rejimce tevkif olunmasıy-la ispat edilmektedir.

 

.4ı Bu meclisin Hindistan işgalindeki Keşmir halkı için konuşmaya selâhi-yetli olduğu şeklindeki iddianın yer­sizliği meclis azasının büyük bir ço­ğunluğunun itirazı gayrı kabil aday­lar olarak zorla kabul ettirilmesi ha­disesiyle de teyid olunmaktadır.

 

5ı Mr. Nehru'nun Keşmir'in Hindis­tan'ın idaresi altında olmadığına da­ir iddiasına inanmak güçtür. Kendisi î?gal altında bulunan Keşmir'deki iyi silâhlandırılmış iki Hint tümeninin mevcudiyetini inkâr edemez. Aynı şe­kilde işgal altında bulunan Keşmir'­deki rejimin, Hindistan hükümetinin arzularını yerine getirmek üzere se­çilmiş şahsiyetlerden teşekkül ettiği de iyi bilinen bir hakikattir.

 

 Ankara :

 

Son günlerde komünistlerin Orta-Doğuda Türkiye aleyhinde yaptıkları propagandalar dolayısiyle bu akşam Radyo Gazetesi aşağıdaki yayını yap­mıştır :

 

Komünistlerin Türkiye aleyhinde Arap dünyasında yapmakta oldukları propagandaların yeni bir tezahürüne daha şahit oluyoruz.

 

Mesele sudur:

 

Sovyet filmcileri Bulgar film elleriyle birlikte «Hürriyet Kahraman» adın­da Türk-Osmanlı tarihini tahrif edip onu kötülemeyi istihdaf eden bir film çevirmişlerdir. Derhal Arap memle­ketlerine gönderilen bu film son haf­talar zarfında Beyrut, Şam ve Halep'­te gösterilmiştir. Belki de daha başka Arap memleketlerinde gösterilecektir. Asırlarca birlikte ve kardeşçe yaşadı­ğımız Arap memleketlerinde böyle tatmamen kötü maksatlara dayanan bir filmin, onu seyreden bazı hakşinas Arap kardeşlerimizin bilâkis aksu la­meline sebebiyet verdiğine biz şüphe etmiyoruz. Zira onlar bilirler ki, Tür­kiye'nin kendileri hakkında istiklâl içinde refah ve inkişaflarını istemek en samimî emelidir. Bu biçim propa­gandaları biz İkinci Dünya Harbinin sonunda müteaddit defa çeşitli mem­leketlerde yapıldığını gördük. Bu ze­hirli propagandaların Arap memle­ketleri tarafından hiç bir zaman be-nîmsenmiyeceğine inanıyoruz. Fakat Araplarla bu dört asırlık müşterek ha­yat ve ananemizi ve Osmanlı idare­sindeki adalet fikrini bilmiyenler ve­ya bunu yanlış öğrenenler de buluna­bilir. İşte bu sebeple hâdise ayrıca te­essüfe şayandır.

 

Meselenin asıl ibreti-ânıiz tarafı, ko­münistlerin Arap memleketlerinde Türkler aleyhinde nasıl sistemli bir yıkıcı propaganda faaliyetine girişmiş olduklarının bu valfa ile de teeyyüt etmesidir.

 

 Tokat:

 

Orta tahsil müessesesi bulunmayan kazalardaki fakir ve kabiliyetli Öğren­cilerin tahsillerine devam etmelerini sağlamak amaciyle Vakıflar Umum Müdürlüğü tarafından vilâyetimizde bir öğrenci yurdu açılmıştır.

 

56 öğrencinin barınacağı yurdun açı­lışı münasebetiyle bugün saat 15'de yapılan merasimde, Vali, kalabalık bir halk topluluğu ile öğrenciler hazır Du­lun m ustur.

 

Vakıflar Umum Müdürlüğünün .bu hizmeti muhitte takdirle karşılanmış­tır.

 

16 Aralık 1956

 

 İstanbul :

 

Bugün Ankara'dan İstanbul'a gelen İngiliz Müstemlekeler Nazırı Lennox Boyö, Yeşilköy hava meydanında ken­disi ile görüşen gazetecilere ziyareti hakkında demiştir ki:

 

«Bu Türkiye'ye ilk gelişimdir ve ziya­retimden dolayı bahtiyarım. Bu vesile ile Türkiye Başvekili ile görüşmek fır­satını bulacağım. Kendisiyle Radcliffe tarafından hasırlanan Kıbrıs anaya­sasını ve Kıbrıs meselesini umumi mahiyette görüşeceğiz.

 

Kıbrıs meselesinde Türkiye'nin ne ka­dar hassas ve yakından alâkalı oldu­ğunu biliyor ve takdir ediyorum.»

 

Lenncx Boyd bilâhare Kıbrıs hakkın­daki plânı Yunanistan'ın reddettiği yolundaki haberlerden bahisle bu hu­sustaki fikrini soran gazetecilere ce­vaben:

 

«Bu hususta henüz bir fikir beyan edemem. Yunan cevabı ancak Çar­şamba günü gelecektir. Görüşmelerim hakkındaki izahatı Çarşamba günü Londra'da Avam Kamarasında vere­ceğim.»

 

 İstanbul :

 

İngiliz Müstemlekeler Nazırı Lennox Boyd, bugün Başvekil Adnan Mende­res ile iki saat süren görüşmesinden sonra kendisiyle konuşan gazetecilere ezcümle demiştir ki:

 

«Türkiye Başvekili Ekselans Adnan Menderes ile görüşmekten çok müte­hassıs oldum. Kendisi ile Eadcliffe teklifi üzerinde konuştuk. Türkiye'nin tabii olan alâka ve hassasiyeti, Kıb­rıs'ın sahillerine yakın olması ve ada­ya tarihi bağlılığıdır.

 

Başvekil Adnan Menderes ile konuş­mamız gayet dostane bir hava içinde cereyan etmiştir,*

 

17 Aralık 1956

 

 İstanbul :

 

Türkiye Muallimler Birliği, vatanları­nı terke mecbur kalan Macar öğret­men, öğretmen ailesi ve çocuklarına yardım olmak Üzere ilk plânda 5000 lira gönderecektir.

 

Ziraat Bankası İstanbul şubesinde açılan hesapta toplanan paranın 5000 liradan fazlası memleketimize mülte­ci olarak gelecek Macar öğretmen ve ailelerine tahsis edilecektir. 5000 lira Dünya Öğretmenler Federasyonuna verilecektir.

 

Ankara :

 

Büyük Türk şairi ve mütefekkiri Mev-lânâ Celâleddin-i Rumi'nin ölümünün 683'üncü yıldönümü münasebetiyle bugün saat 18.00 de Dil ve Tarih-Coğ-rafya Fakültesi konferans salonunda bir anma töreni tertip edilmiştir.

 

Üniversite profesör ve öğrencileriyle çok kalabalık bir davetli kitlesinin ha­zır bulunduğu törende Ankara Üni­versitesi rektörü Prof. İazet Birand, kısa bir açık konuşması yaparak gü-., nün mâna ve ehemmiyetini belirtmiş­tir.

 

Rektörün açık konuşmasından sonra söz alan Prof. Feridun Nafiz Uzluk «Mevlânâ ve Şems ve Şems'în gaybu­beti» hakkında bir konuşma yapmış­tır.

 

Bundan sonra Pakistan sefaretinden Davut Rahbar, Pakistan'da Mevlânâ sevgisi hakkında ordu dilinde bir ko­nuşma yapmış ve bu konuşması Türk-çeye tercüme edilmiştir.

 

Bunu takiben Mevlânâ'nm muhtelif şiirleri okunmuş ve son olarak Kemal Edip Kürkçüoğlu sMesnevii Şerifin ilk 18 beyti» hakkında bir konuşma yapmıştır.

 

 Konya :

 

Büyük mütefekkir ve aûli Mevlânâ Celâleddin-î Rumî'nin ebed âlemine intikalinin 633'üncü yıldönümü ihti­fali 4 gecedenberi binlerce vatandaş ve ziyaretçi tarafından derin bir hâz ve huşu içinde takip olunmuştur. Bu gece, muhtelif vilâyetlere mensup 1000'den fazla mebus, başta İngiltere, Pakistan, Batı Almanya elçilikleri mensupları olmak üzere kordiploma­tik, Ankara, İstanbul, İzmir, Manisa, Kütahya, Afyon ve Sivas heyetleri, Ankara Millî Türk Talebe Birliği tem­silcileri ve yurdun dört bucağından gelen pek çok Mevlânâ severlerin iş­tirakiyle başlayan (Şeb-i ârûzj ihti­fali bütün azamet ve ihtişamı ile de­vam etmekte ihtifalde hazır bulunan­lar lâhutî bir sükût içinde konuşma­ları ve Mevlevi musikisinden verilen örnekleri alâka ile takip etmektedir­ler.

 

Geceyi, Belediye Reisi ve İhtifal Ko­mitesi Başkanı Nafiz Tahralı bir ko­nuşma ile açmış. Mevlânâ torunların­dan Dr. Hulki Âmil Keymen Çelebi'nin Mevlânâ ve hayatı mevzulu ko­nuşmasından sonra lise müdürü Meh­met Önder (Şark'da ve Garb'da Meviânâ sevgisi!, Konya İmam Hatip Oukulu Müdürü Bekir Elam (Mevlâ-nâ'nın dinî cephesi), muharrir Refi Cevat Ulunay (Şeb-i Aruz) ve Abdul-baki Gölpınarlı (Mevlânâ'da şiir) mevzuunda konuşmuşlardır.

 

10 dakikalık fasıladan sonra salon ka­rartılmış, perde yavaş yavaş açıldı­ğında yeşil kubbe «Kubbe! Hadra» ve Mevlânâ müzesinin ön avlusu bütün ilıtişanüyle mücessem şekilde belir­miştir. Altı Neyzen, altı Kudumzen ve Âyinhan, müteaddit Semâzenler, Mev­levi kisveleriyle yerlerini almış bulu­nuyorlardı. Kani Karaca ve Hulusi Gökmenli'nin okudukları Naat'ı Mev-lânâ'yı nefis bir ney taksimi ve par­lak şekilde icra edilen Hamamizade İsmail Dede'nin Ferahfeza peşrevi ve Ferahseza âyini şerifi takip etmiştir. Âyine Dr. Hulki Âmil Kıymen Çelebi, Yenikapı Mevlev İhenesl Şeyhi Ab-dulbaki bey, merhumun oğulları Gav-sî ve Rasuhi Baykara ile Abdulbaki Gölpmarli iştirak etmişlerdir. Semâ­zenler bilhassa Resuhi Baykara'nın 3 yaşındaki oğlu Baki Baykara büyük ilgi toplamıştır.

 

İhtifal  saat 23'de son bulacaktır.

 

18 Aralık 1956

 

 Ankara :

 

Bütün medenî memleketlerde olduğu gibi memleketimizde de işçilerin çe­şitli ihtiyaçlarının giderilmesi dâvası hükümetçe ele alınmış ve bu yolda hazırlanan programın tahakkuku için İşçi Sigortalan Umum Müdürlüğünce çalışmalar hızlandırılmıştır.

 

İşçilerimizin İhtiyarlık Sigortası mua­melelerine aralıksız devam eden İşçi Sigortaları Umum Müdürlüğü, yeniden 830 sigortalı İşçiye ihtiyarlık aylığı bağlamış ve bu suretle ihtiyarlık ay­lığı alanların sayısı 3.865'e yükselmiş­tir. 475 sigortalı ile 594 hak sahibine de toptan ödeme yapılmış ve 48.122 analık vak'asından da 47.712 işçiye ödemeleri yapılmak suretiyle muame­leleri tamamlanmıştır.

 

Diğer taraftan, evlenme sebebiyle işinden ayrılan 971 kadın işçi ile 338 sigortalı işçiye toptan ödeme yapıl­mıştır.

 

29.807 iş kazalariyle meslek hastalık­ları vak'asmdan 27.065 sigortalı işçi­nin tedavileri yapılmış ve geçici iş görmezlik ödenekleri verilmek suretiy­le muameleleri ikmal edilmiştir.

 

İş kazalariyle meslek hastalığı sonu­cu ölüm dolayısiyle 300 hak sahibi ile kazalardan mütevellit malûl kalan 947 sigortalıya maluliyet geliri bağlanma­sına karar verilmiştir.

 

 İstanbul :

 

Belgrad ormanlarında tesis edilmiş bulunan parkı, yaz ayları içinde 200.000 kişi gezmiştir.Orman Müdürlüğünden aldığımız ma­lûmata göre, yüzlerce bank, çeşme, kameriye ve sundurmalarla meydana getirilen Belgrad orman parkı, önü­müzdeki yaz aylarında daha geniş bir alâka toplayacaktır.

 

B"u arada. Orman Başmüdürlüğü tara­fından parkın muhtelif yerlerine, or­manların korunması mevzuu ile alâ­kalı olarak konulan vecize ve afişler de halk taralından ilgi ile karşılanmış ve faydalı olmuştur.

 

19 Aralık 1956

 

 Ankara :

 

Hariciye Vekâleti Matbuat Bürosun­dan bildirilmiştir:

 

Kahire'de münteşir Eltahrir dergisi-nni 18 Aralık tarihli nüshasında, Mı­sır'a çıkartma yapan İngiliz-Fransız kuvvetleri arasında 350 Türk askeri de bulunduğu ve bunların müttefik kuv­vetleri ile birlikte bilâhare Mısır'dan çekildiği yolunda bir haber yayınlan­mıştır.

 

Tevali eden Kahire menseli bu gibi asılsız haberlere ne Türkiye'de, ne de diğer herhangi bir hür memlekette kimse inanmıyorsa da, halkı her tür­lü doğru haber ve hakikatlerden mah­rum bırakılan Mısır ve diğer bazı Arap memleketlerinde propagandalar­la Türkiye aleyhinde yaratılmak iste­nen havayı kardeş Arap milletine du­yurmak maksadiyle bu gibi yalan ha­berlerin tekzibine lüzum görülmekte­dir.

 

 İstanbul :

 

Gazeteciler Cemiyeti ve İstanbul Gazeteciler Sendikası Yapı Koopera­tiflerini ziyaret eden Çalışma Vekili Mümtaz Tarhan, idare heyetleriyle görüşmüş ve Mecidiyeköyündeki Ga­zeteciler Mahallesinin biran evvel bi­tirileceğini bildirmiş, gazetecilerle hasbıhalde bulunmuş, bu arada Vekâ­letini ilgilendiren meseleler hakkında bazı izahat vermiştir.

 

Çalışma Vekili Mümtaz Tarhan, An­kara ve İstanbul'daki gecekondu dâ­vasına temasla şöyle demiştir:

 

«Ankara'da 1500 dairelik apartman inşası temeli atılmıştır. Akköprü ile Yenimahalle arasındaki Varlık Mahalleşinde inşaatına başlanan apartımanlar bir sene içinde ikmal edilecek ve gecekondu sahibi işçilerden başla­mak üzere tevzi edilecektir. Kiracı veya ev sahibi olacak işçilerin istim­lâk edilen gecekondularına takdir olu­nan kıymet karşılığında bono verile­cek ve bunlar apartmana geçtiklerin­de, bu bonolar maliyetten düşecektir. İstanbul Valisi Prof. Gökay ile de bu mevzuu görüştüm. Gecekonduların mütekâsif olduğu Kazüçeşme mıntı­kasına yakın bir yerde arsa vereceği­ni söyledi. Bu takdirde İstanbul'da da 1000 apartman dairesi inşasına başlı-yacağız.

 

Apartman daireleri 12 bin lira olacak­tır. Sonra her 500 dairelik mıntıkaya bir ilkokul, bir sinema ve bir de ka­rakol inşa ettireceğiz.

 

Fikir işçileri tasarısının da hazırlan­dığını söyleyen Vekil, köylerden şehir­lere olan akını durdurmak için alına­cak tedbirleri şöyle izah etti:

 

«Köyden şehire akını durdurmak için köylerdeki, kasabalardaki iş kollarını harekete getirmek istiyoruz. Âtıl ka­lan iş gücünü değerlendirdiğimiz tak­dirde1 müsbet neticeler elde edeceği­miz muhakkaktır. Mahallî el sanatla­rını inkişaf ettirirsek vatandaşın da toprak dışındaki iş gücünü arttırabi­liriz. Böylece köylü vatandaşı iktisaden de memleketine bağlarız. Halıcı­lık, dokumacılık ve diğer el işlerinin canlanıp ihya edilmesi memlekete dö­viz sağladığı gibi vatandaşı da daha müreffeh hale sokar. Diğer vekâletle­rin de işbirliğini sağladık ve bu mü­nasebetle vekâletler arasında anket yaptık. İcap ederse el işleri tezgâhla­rını da biz temin edeceğiz. Mümtaz Tarhan Ankara'da ve İstan­bul'da turizm personel okulları açıla­cağını söyledi ve bu arada Ankara'da ev hizmetleri için açılan kursun fay­dalarından da bahsetti.

 

 Ankara :

 

Basın-Yayın ve Turizm Umum Mü­dürü Muammer Baykan, bugün ken­disiyle görüşen bir muhabirimize Umum Müdürlüğün bu yılki faaliyeti hakkında aşağıdaki izahatı vermiş­tir:

 

«İçinde   bulunduğumuz   yıl,    Umum Müdürlüğümüzün   tanıtma ve turizm neşriyatı ve propaganda faaliyeti bakunından hakikaten verimli bir yıl ol­muştur.

 

Film sahasında :

 

Memleketimizi tanıtıcı mahiyette ola­rak geçen yıl yaptırdığımız renkli filmlerden birinin beynelmilel bir mü­sabakada birincilik kazanması bu sarıadaki çalışmalarımızda bize şevk vermiştir. Bir Belçika firmasına renk­li iki turistik film. hazırlattığımız gi­bi, memleketimizin muazzam iktisadi kalkinma Hamlelerini gayet güzel be­lirten renkli iki filmi de müsabakayı kazanan filmimizi hazırlamış olan Amerikan firmasına yaptırdık. Bu filmlerin son hazırlıkları bitmiş olup, bugünlerde Amerika ve Avrupa sine­malarında gösterilmeğe başlanacaktır. Ayrıca, Umum Müdürlüğümüzün film servisi «Kalkınırı Türkiye» adlı siyah   beyaz bir film hazırladığı gibi, mem­leketimizdeki iktisadî ve sınai kalkın­ma hamlelerini ayrı ayrı birer mev­zu olarak ele alan kısa filmler halin­de bir «Kalkınma serisi» meydana ge­tirmeyiz.

 

Sene içinde Umum Müdürlü güm üaiin renkli füm sahasında giriştiği tecrü­beler müsbet neticeler vermiştir. Renkli film için Önümüzdeki yıl büt­çesine koyduğumuz tahsisat Büyük Millet Meclisince kabul edildiği tak­dirde, film servisimiz 1957 senesinde memleketimizi tanıtan gayet güzel renkli filmler çevirmeğe bashyabile-cektir.

 

Fotoğraf sahasında :

 

Memleketimiz hakkındaki fotoğraf arşivimiz bu yıl fevkalâde zenginleş­miştir. 66 vilâyetimize ait fotoğraf ko­leksiyonunun   tamamlanması   yolundaki plânlı çalışmalarımız müsbet bir neticeye varmıştır.

 

Umum Müdürlük tarihinde İlk defa olarak memleketimizin renkli fotoğ­raf arşivinin tesisi yoluna gidilmiş ve muvaffak olunmuştur. Fotoğrafçıları­mız muayyen bir plân dahilinde mem­leketimizi gezmişler ve 66 vilâyetimi­zin -birkaç istisnası ile renkli diapo-zitifleri  tamamlanmıştır.

 

Bu yıl İzmir Fuarında «Kalkınan Tür­kiye» pavyonunun bel kemiğini, can damarını Umum Müdürlüğümüzün fotoğrafları teşkil etmiştir.

 

Neşriyat :

 

Bu yil neşriyat sahasındaki faaliyeti­miz de çok verimli olmuştur:

 

Üç yıl önce beş altı yüz nüsha olarak basılıp, tahsisat ve malzeme noksanı dolayisiyle hakikî mânasiyle neşrolu-namamış olan «Türk Çiniciliği» adlı kitabı bu yıl 20 bin nüsha olarak neş­retmemiz mümkün olmuştur. İngilizce olarak basılmış olan bu eserimiz, bu değerli sanat şubemizin renkli örnek­lerini bütün dünyaya tanıtacaktır.

 

Klâsik mitolojinin, Türk toprakların­da geçmiş olanları toplanarak mizahı bir üslûpla bir kitap halinde İngilizce olarak neşrolunmuştur. Bu esatire ait fotoğrafların orijinalleri New-York kütüphanesinden getirtilmiş, muhar­ririn direktifi altında, meşhur bir ka-riKatürİstimiz tarafından karikatür haline getirilmiştir. 4 renkli olarak yapılmış olan bu karikatürlerin süsle­diği bu kitabın Anglo-Amerikan âle­minde büyük bir alâka doğuracağın­dan emin bulunuyoruz.

 

Memleketimizin renkli 65 fotoğrafım ihtiva eden «Turistik Türkiye Takvi­mi» adında bir masa takvimini Mü­nih'te 4 dil üzerinden bastırdık.. Bu takvim 1957 yılında dünyanın dört bir tarafında masalları süslüyen bir Tür­kiye haritası olarak yer alacak, her hafta memleketimizin ayrı bir köşe­sini milyonlarca yabancıya tanıtacak­tır.

 

Ayrıca, tek renkli olarak memleketi­mizin   200    küsur    fotoğrafını    ihtiva eden «Türkiye» adında bir albümümüz de üç yabancı dilde basılmış bulun­maktadır.

 

Memleketimizin turistik mıntıkaları­nı tanıtan broşürlerini izi bu yıl da neşre devam ettik. Mevcutları tüke­nenleri yeniden tabettirdiğimiz gibi, yeni ilâvelerle de bu serimizi zengin­leştirdik.

 

Türkiye'ye gelmiş bulunan veya gel­mek isteyen yabancılara çok faydalı bir el kitabı hizmetini gören sTürki-ye'de Tatil» isimli kitabımızın yeni ilâvelerle ve değişikliklerle yeniden tabı işi bugünlerde tamamlanmak üzeredir.

 

«Türkiye Enformasyon Bülteni adıy­la İngilizce aylık bir mecmua neşrine başladık. Memleketimizin kalkınma hamlelerini dış âleme aksettirmek ga­yesini güden bu bülten, bu hamleleri rakkamların ışığı altında izah ve ifa­de etmektedir. Bunun yanında Türk edebiyat ve sanatı da tanıtılmakta, Türkiye turizmi ile ilgili konular da bültende yer almaktadır. Bu İngilizce mecmuanın birinci sayısı çıkmıştır. İkinci ve üçüncü sayıları da neşredil­mek üzeredir.

 

Bütün dünyaca tanınmış bir turistik seride yer almak üzere hazırladığımız «Türkiye» adlı kitabın bütün makale­leri sahalarında birer otorite olan kimselere yazdırılmış ve Fransızcaya tercüme ettirilmiştir. Memleketimize ait 200 renkli resim ve 400 kadar da renkli fotoğrafı ihtiva edecek olan bu kitabın neşri işi önümüzdeki aylarda tahakkuk edebilecektir.

 

Gecen sene yılbaşında bastırdığımız ve dünyanın dört bir tarafında büyük bîr alâka toplamış olan «Noel Baba» kartlarını bu yıl iki ayrı deşen ve 4 renk üzerinden yine bastırdık. Bu mevzu, yabancıların memleketimizle ilgilenmeleri için tatlı bir vesile teşkil etmektedir.

 

Radyo, turizm, neşriyat ve film saha­sında 1957 için hazırlanmakta oldu­ğumuz faliyet programına şimdi te­mas etmiyeceğim. Ana hadlarım ha­zırladığımız bu program tahakkuk safhasına geçtiğinde bu hususta ayrı­ca malûmat verilecektir.

 

20 Aralık 1956

 

 Kulu :

 

Amerika Birleşik Devletlerinin hedi­yesi olarak gönderilen 979 kilo tere-yağ, 1375 kilo süt tozu, 1143 kilo pey­nir, kaza ve merkez köylerinde tes-bit edilen 725 fakir aileye Kızılay ma­rifetiyle dağıtılmıştır.

 

 Ankara :

 

İşletmeler Vekâletinden aldığımız ma­lûmata göre, memleketimizde Uludağ mevkiinde bulunan ve etüdleri M.T. Enstitüsü tarafından yapılmış olan Wolfram madeninin rezerv bakımın­dan dünyada mevcut Wolfrom yatak­ları arasında ehemmiyetli bir yer iş­gal ettiği malûmdur.

 

Arama etüdleri M.T.A. tarafından ik­mal edildikten sonra bu madenin işle­tilmesi için lüzumlu teşebbüslere ge­çilmiş ve Almanya'ya gönderilen nu­muneler üzerinde konsantre tecrübe­leri yapılmıştır.

 

Bu tecrübelerden elde edilen müsbet neticeler mucavehesinde madenin iş­letilmesi ve konsantre istihsali için lüzumlu teçhizat ve tesisatın temini maksadiyle bir zamadanberi Krupp firmasiyle Etibank arasında yapıl­makta olan müzakereler müsbet bir safhaya intikal etmiş ve Etibank'Ia firma arasında 13/12/1956 tarihinde prensip anlaşmasını tesbit eden bir protokol imza edilmiştir.

 

Bu anlaşmaya göre, mezkûr firma ile Etibank arasında bir işletme şirketi kurulacak, bu şirkete ileride başka millî müesseselerimiz ve hususî ser­maye de katılabilecektir.

 

Dışarıdan temini icap eden makine ve tesisat Alman firmasınca şirketten iş­tirak hissesi şeklinde getirtilecektir.

 

Protokolün Türk ve Alman hükümet­leri tarafından tasdikinden sonra bu mevzudaki mukavele tanzim edilecek ye firma 6 ay zarfında tesislerin etüd-İerini ikmal etmiş olacaktır.

 

Uludağ Wolfram madeninin miktarı tesbit edilmiş rezervi 10 milyon ton olup, her sene işlenecek cevherden 1840 ton konsantre istihsal edilmesi düşünülmektedir. Bu suretle memle­kete her sene 4 milyon dolar munzam döviz geliri sağlanmış olacaktır.

 

 İstanbul :

 

İstanbul Ticaret Odası Neşriyat Mü­dürlüğünden aldığımız malûmata gö­re, 1956 yılı başından Kasım ay: sonu­na kadar İstanbul limanından muhte­lif memleketlere 172.889.966 liralık ih­racat yapılmıştır.

 

İhracatın büyük kısmını yaprak tü­tün, fındık, tiftik, madenler, taze ba­lık teşkil etmiştir.

 

 Ankara :

 

Bangkok'taki Beynelmilel Parlâmen­tolar Birliği toplantısına iştirak eden heyetimizin başkanı Fatin Rüştü Zor­lu, bugün, kendisiyle görüşen bir mu­habirimize aşağıdaki beyanatta bu­lunmuştur :

 

«Bangkok'taki Beynelmilel Parlâmen­tolar Birliği toplantısına iştirak et­tikten sonra vâki davetlere icabet ede­rek milliyetçi Çin, Japonya ve Pakis­tan'ı ziyaret ettik. Hükümetimiz tara­fından verilen talimata imtisalen de Endonezya'ya bir hüsnüniyet heyeti olarak gittik. Uğradığımız bütün memleketlerde bilaistisna büyük bir dostlukla karşılandık. Her yerde mille­timizin gördüğü itibarı müşahede et­mekle gurur duyduk.

 

Uzak-§ark'ta da tıpkı Avrupa'da ol­duğu gibi Sovyet ve komünist tazyiki her an müşahede olunmaktadır. Kızıl Çin'in de iltihakı ile Sovyetlerin bü­tün peykleriyle beraber hemen hemen her yerde faal olduklarını gördük. Seatc devletleri, Uzak-Şark'ı bu taz­yikten korumak için büyük faaliyet göstermektedirler. Bu bakımdan Pa­kistan, Tayland ve milliyetçi Çin'in sarf ettiği gayretler her bakımdan övülmeli ve bütün dünya tarafından desteklenmelidir. Bu devletlerin dışın­da diğer TJzak-Şark devletlerinde, ko­münist partilere karşı milliyetçi par­tilerin yaptıkları mücadeleler de her bakımdan takdire şayandır.

 

Uzak-Şark'ta sulh ve sükûnun teessü­sü, bilhassa Seato'mm daha ziyade takviye edilmesi ve kalkınma arau-sunda bulunan Şark memleketlerine esaslı ve ciddî şekilde yardımda bu-lunulmasiyle kabildir. Bu yardımlar yapılırken bütün sulhsever memleket­ler cephesinin senkronize bir şekilde birlikte hareket etmesi ve yardımların iç işlere ve dahilî siyasete, zahiren da­hi olsa müdahale şemmesi vermeden yapılması çok büyük ehemmiyet arr zetmektedir.»

 

 Ankara :

 

İşletmeler Vekâletinden aldığımız malûmata göre, kalorisi ve evsafı ba­kımından çok iyi cins linyit, yatakla­rını ihtiva eden Tunçbilek bölgesinde bir kok fabrikası tesisi için Etibank tarafından bir müddetten beri yapıl­makta olan etüdler nihayetlendirilmiş ve Alman Lurgi Warme firması ile bir anlaşmaya varılarak 18/12/1956 tari­hinde ve anlaşmanın bütün esasları­nı ihtiva eden bir protokol imza edil­miştir.

 

Bilindiği gibi bugün ev mahruku ola­rak kullandığımız kok kömürlerinin büyük bir kısmını Karabük Demir-Çelik Sanayiinin metallurjik evsaftaki kokları teşkil etmektedir. Halbuki bu fabrikanın imâl etmekte olduğu de­mir ve çelik mamulleri memleket ih­tiyacına kifayet etmediği cihetle mez­kûr fabrikanın tevsine başlanmış bu­lunulmaktadır.

 

Hâlen sür'atle devam etmekte olan bu tevsi işi nihay etlen dikten sonra Ka­rabük'te istihsal edilmekte olan me­tallurjik kokları daha büyük miktar­da yüksek fırınlarda kullanılması icap edeceğinden, ev mahruku olarak pi­yasaya Karabük'ten tahsis edilebile­cek kok kömür miktarı zarurî olarak ve tedricen azaltılacaktır.

 

Bu azalan miktarı telâfi etmek ve ay­rıca artan ihtiyacı karşılamak gayesi-le yeni bir tesise gidilmesi zarureti kendisini hissettirmektedir.

 

Tunçbilek'te kurulmasına karar veri­len ve yukarıda adı geçen mütehassıs Alman firmasına sipariş edilmiş olan

 

yeni fabrikanın linyit kömüründen imâl edeceği koklar, kalori bakımın­dan kuvvetli bir yakıt olacağı gibi, ih. tirak kabiliyeti bakımından da çok el­verişli bir ev yakıtı evsafını haiz ola­caktır.

 

Mezkûr firma ile yapılan anlaşmaya göre, bu fabrika için lüzumlu tesisle­rin takriben yarısına tekabül eden parçaları memleketimizde Karabük, Kırıkkale gibi müesseselerimizde yerli olarak imâl edilecek ve ancak Türki­ye'de yapüamiyan makine ve parçala­rı almada iraâl ettirilecektir.

 

Bu fabrikanın Doyçe Mark tediye kıs­mı takriben 6 milyon dolara baliğ ola­caktır.

 

Tesislerin bedeli Küre, Ergani ve Mur-gul işletmelerinde istihsal edilmekte olan piritlerin ihracı suretiyle karşı­lanacaktır.

 

Yakın bir zamanda inşasına başlana­cak olan bu fabrikanın kapasitesi si­pariş protokolunda senede 200.000 ton kok kömürü olarak derpiş edilmiş ise be, bu kapasitenin 400.000 tona çıka­rılması düşünüldüğünden tesislerin bu tevsie müsait şekilde yapılması ka­rarlaştırılmıştır.

 

Mezkûr fabrikada ayrıca senede 2.590 ton benzin ve 30.000 ton katran ve ağır mazot istihsal edilecektir. Tevsi-den sonra yukarıdaki kıymetli tâli mahsullerin istihsali artacağı gibi ay­rıca plâstik sanayiinin en çok aranan bir ham maddesi olan Phenol'ün ikti­sadî bir şekilde istihsali mümkün ola­caktır.

 

 Ankara ;

 

Hariciye Vekâleti Matbuat Bürosun­dan bildirilmiştir:

 

Türkiye ye İsveç hükümetleri yekdi­ğeri nezd indeki elçilerini büyükelçili­ğe yükseltmek hususunda mutabık kalmışlardır.

 

Bu karar gereğince Orhan Eralp Tür­kiye'nin stokholm Büyükelçiliğine tâ­yin edilmiş ve İsveç'in Ankara Elçisi Ekselans Adolf Croneberg'e büyükel­çi sıfatıyla agreman verilmiştir.

 

 Ankara :

 

Güney-Doğu Anadolunun doğu kıs­mında bulunan Maraş, Antep, Nizip ve Kilis gibi Türkiye'nin belli başlı şe­hir ve kasabalarını içine alan bölge­de son yıllar içinde büyük bir sanayi­leşme hamlesi başlamış bulunmakta­dır. Bu sanayinin şiddetle muhtaç ol­duğu ueuz ve bol enerjinin temini maksadiyle Nafıa Vekâleti Elektrik İş­leri Etüd İdaresinin Ceyhan nehrinde yaptığı etüdler sonunda bu nehir üze­rinde iki kademede takriben 100.000 kilovatlık bir takatin mevcut olduğu meydana çıkmıştır.

 

Elektrik Kşleri Etüd İdaresi, istihlâl merkezlerine yakın olması dolayısiyle halen inşa edilmekte olan 3750 kilo­vatlık Maraş-Ceyhan l'inci kademe hidroelektrik santralının 25 kilometre memba tarafında bulunan 2'nci ka­deme hidroelektrik santralının inşa­sını uygun bularak gerekli projeyi ha­zırlamış ve Nafıa Vekâletinin tasdiki­ne arzetmiş bulunmaktadır.

 

Ceyhan'da 2'nei kademe hidroelektrik santralı 40.000 kilovat nihai takatte olacak ve yılda takriben 220 milyon kilovat saat enerji üretecektir. Ener­jinin kilovat saat maliyeti iki kuruş civarındadır. Bu enerjinin bir kısmı 66 kilovatlık bir hava hattı ile Antep bölgesine diğer kısmı da 154 kilovat­lık bir hava hattı ile Ceyhan'da Çu­kurova şebekesine verilecektir.

 

Maraş, Antep ve Çukurovadaki sanayi için fevkalâde ucuz bir enerji istihsal kaynağı olan bu tesisin yakın bir âti­de inşasına geçilmesi için gerekli ha­zırlıklar başlamış bulunmaktadır.

 

 Ankara :

 

Hatırlarda olduğu veçhile bundan bir sene kadar evvel Etibank ile Antalya-daki bazı müesseseler ve hususî ser­mayeler arasında 10 milyon lira ser­mayeli Antalya ve havalisinin elektrik fikasyonu gayesiyle «Kepez ve Antal­ya havalisi elektrik santrallari T.A.Ş.» kurulmuş bulunuyordu.

 

Antalya mmtakasmda görülen büyük enerji ihtiyacı ve kurulacak olan ferro - krom, kauçuk sanayii ile diğer kü­çük sanayie lâzım olan enerjiyi temin için bu ortaklık, ilk iş olarak Antalya şehrine 10 kilometre mesafede bulu­nan Kepez mevkiindeki ımntakanın en ekonomik su kuvvetinden istifade yoluna giderek. Kepez hidroelektrik santralının tahakkuku için çalışmala­ra başlamış ve bu tesisin taahhüdü için Etibank'a salâhiyet Verilmiştir.

 

Etibank muhtelif memleketler ve fir­malardan aldığı tekliflerden teknik ve malî şartlar bakımından en uygun bulduğu teklif sahibi İtalyan «Ansaldo San Georgia» firmasına işin ihalesi kararlaştırılmıştır.

 

Bu işe ait mukavele İşletmeler "Vekili Samet Ağaoğlu'nun huzuru ve Antal­ya Milletvekilleri ile Kepez ve. An­talya havalisi elektrik santrallan T. A. E. Etibank idare meclisi reis ve üyelerinin iştirakiyle bugün Etibank ile Ansaldo San Georgia firması ara­sında imza edilmiştir.

 

Bu mukaveleye göre Ansaldo - San Georgia firması Kepez santral teçhi­zatı ile montajını deruhte etmekte, döviz tasarrufu gözetilerek inşaat ve diğer mteferrik işler yerli imkânlarla yaptırılmaktadır.

 

Ansaldo - San Georgia firmasının te­min edeceği teçhizat ve montaj işi 1.900.000 dolar tutmakta olup bu meb­lağ Türkiye - İtalya ticaret ve "kredi anlaşmasından ödenecektir.

 

Her biri 9000 kilovat takatta üç üni­teden ibaret mecmu takati 27.000 ki­lovat olan bu santral senede 180 mil­yon kilovat - saat enerji üretecek ve netice maliyeti 10.000.000 Türk lirası­nı bulacaktır. Tesis birinci ünitesi 25 ayda olmak üzere 30 ayda ikmâl edi­lecektir.

 

 Ankara :

 

Profesör Gatenby.nin eşi tarafından Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesine hediye edilen kitaplar bugün saat 12 de merasimle Fakülte dekanına tevdi olunmuştur.

 

Profesör Gatenby, Dil ve Tarih - Coğ­rafya Fakültesinde tam  10 yıl İngiliz dili ve edebiyatı profesörlüğü yapmış, gerek bu fakültede, gerek Gazi Terbi­ye Enstitüsünde vazife gördüğü müd­detçe kıymetli elemanlar ve öğret­menler yetiştirmiştir. Profesör Ga­tenby, ayrıca Ankara radyosundaki İngilizce dersleri ile de bütün yurtta tanınmış ve şöhret kazanmıştır.

 

Bugün yapılan merasimde, Fakülte Dekanı Dr. Sedat Alp, İngiliz Kültür Heyeti Reisi Tomlin, Prof. İrfan Şa-hintaaş, Prof. Hamit Dereli ve İngiliz Kültür Heyeti ileri gelenleri haz;r bu­lunmuşlardır.

 

Gecen sene ölen profesörün şahsi kü­tüphanesinde mevcut ve İngilizce dili ile ilgili en mühim eserler, eşinin ar­zusu üzerine, İngiliz Kültür Heyeti Reisi "tarafından bu merasimde Fa­külte Dekanına tevdi olunmuştur..

 

21 - 12 - 1956 tarihli Ulus'tan:

 

İngiltere tarafından hazırlanan yeni anayasa vesilesiyle Kıbrıs hakkında mütalâası sorulan C.H.P. Genel Sek­reteri Kasım Gülek söyle demiştir:

 

«Kıbrıs'ta Şelf - Determination üze­rinde çok duruldu. Adanın mukadde­ratını tayinde Kıbrıs'ta doğmuş her­kese rey hakkı tanınmalıdır. Bunun milletlerarası plebisitlerde emsalleri vardır. Birinci Dünya Harbinden son­ra Versay Muahedesi gereğince Al­manya'dan ayrılmış Saar ve Yukarı Sileaya bölgelerinde bilâhare yapılan plebisitlerde o bölgelerde doğmuş ve scnr2dan dünyanın muhtelif yerleri­ne dağılmış herkese rey hakkı tanın­mıştı ve gerçekten plebisit yapılırken dünyanın her tarafından bu bölgeler­de doğmuş olanlar gelip reylerini kul­lanmışlardı ve hattâ hasta ve alil olanların sedyelerle getirilerek reye iştirak ettiği de görülmüştü.

 

Kıbrıs'ta doğup da Türkiye'ye, Ame­rika'ya, İngiltere'ye ve diğer memle­ketlere hicret etmiş Türklerin de ada­nın mukadderatını tayinde söz sahibi olmaları tabii hakları sayılmalıdır.»

 

22 Aralık 1956

 

 İzmir  :

 

Amerikanın Seıvart hava üs kumandam Albay Williams'm Amerika'ya gitmiş buiunan «iyi niyet elçisi» Bin­başı Korkut Efe vasitasiyle Hava Harp Okuluna gönderdiği dostluk bayrağı, bugün saat 11.30 da ' Güzelyalfdaki Hava Harp Okulunda yapılan törenle Hava Eğitim Kolordu Kumandanı Korgeneral Tekin Arıburun'a teslim edilmiştir.

 

İstiklâl marşı ile başlanılan merasim­de Hava Eğitim Kor. Kuvvetleri Ku­mandanı Tümgeneral Grusendorf, Taktik Hava Kuvvetleri Kurmay Baş­kanı Tümgeneral Şahap Metel, Türk ve Amerikan subayları, Harp Okulu talebeleri ve bir merasim bölüğü ile Harp Okulu bandosu hazır bulunmuş­tur. İstiklâl marşından sonra okul kumandanı Hava Albayı Hikmet Tu­gay kısa bir konuşma yaparak, bu jestin ehemmiyetine işaret etmiştir.

 

Daha sonra iyi niyet elçisi Binbaşı Korkut Efe, bu emaneti sahiplerine teslim ederken duyduğu zevki belirt­miş ve «7 bin millik hava köprüsünün oradaki koruyucularından buradaki koruyucularına, dostluk nişanesi olan im bayrağı teslim ediyorum» demiştir. Hava Eğitim Kor. Kumandanı Korge­neral Tekin Arıburun, bayrağı aldık­tan sonra yaptığı konuşmada, Türk -Amerikan dostluğunun ehemmiyetini tebarüz ettirerek Amerikan hava kuv­vetlerinden gelen bu bayrağı bu dost­luk emanetini «istikbalin tarihini ku­racak olan gençlere tevdi ediyorum» demiştir.

 

Bu arada bando Amerikan marşım çalmıştır. Merasim Türk - Amerikan dostluğunun yeni bir tezahürünün he­yecanı içinde sona ermiştir.

 

23 Aralık 195Iİ

 

 Ankara :

 

Açık bulunan Dahiliye Vekilliğine Ay­dın mebusu Dr. Namık Gedik'in tayini yüksek tasdike iktiran etmiştir.

 

24 Aralık 1956

 

 Ankara :

 

T. C. Ziraat Bankasının 67 nci faali­yet devresine ait 1955 yılı bilanço ve kâr zarar hesaplan bugün Türkiye Büyük Millet Meclisinde toplanan İk­tisadî Devlet Teşekkülleri Umumî He­yetince kabul ve tasdik olunmuştur.

 

İktisadî kalkınmamızda çok büyük ve ehemmiyetli rolü bulunan T. C. Mer­kez Bankası, ziraî gelişmemizde ve zi­raî istihsalimizin artışında gecen yıl­larda olduğu gibi bu sene de verimli ve müsbet çahşmalarlyle faal bîr mev­ki almıştır.

 

Gerek menbalar ve gerekse ziraî ve ti­cari plasmanlar bu hesap devresi zar­fında müsbet terakkiler kaydeylemiş-tir.

 

Bankanın umumi ziraî kredi.yekûnu 1954 yılında 1 milyar 497 milyon lira olmasına mukabil, 1955 yılında 57 milyon lira artmak suretiyle 1 milyar 554 milyon liraya yükselmiştir. Zirai plasmanlardan 326 milyon lirası çift­çinin kalkınmasını sağlayan erta ve uzun vadeli kredilere tahsis edilmiş bulunmaktadır.

 

Diğer taraftan 1955 senesinde de ku­raklık ve haşarat tahribatı gibi âfet­lerin vukua gelmiş olması sebebiyle bir kısım alacakların tecil edilmiş olma­sına rağmen, umumi tahsilat nisbeti % 81,97 yi bulmuştur.

 

Ödenmiş sermaye, ihtiyatlar ve karşı­lıklardan terekküp eden bankanın öz kaynakları 1955 yılında 58,5 milyon lira artarak 433.600.000 liraya yüksel­miştir.

 

Banka, umumî faaliyetinin yanında bilhassa mevduat toplama bakımın­dan da müsbet bir politika takip etmiş ve umumi mevduat yekûnu 1955 yı­lında bîr milyar doksandört milyon liraya yükselmiştir. 1956 yılı mevduat rakamlarının ise bu miktardan daha yüksek seviyeye ulaştığı görülmüştür.

 

Banka, müstahsil hizmetini kolaylaş­tırmak ve teşkilâtlı ziraî kredi siste­minden çiftçiyi yakından faydalan­dırmak için yurt içindeki teşkilât sa­yısını da arttırmaya muvaffak olmuş ve 1955 yılı içinde yeniden şube, ajans ve büro açmak suretiyle teşkilât sa­yısını  514' e  yükseltmeyi  sağlamıştır.

 

1956 yılında ise şube ve ajans adedi daha da artmış bulunmaktadır.

 

Bankanın gelirlerinde de geçen yılla­ra nisbetle ehemmiyetli bir artış kay­dedilmiş ve iş hacminin gelişmesiyle mütenasip olarak 1955 yılı safi kârı 44,9 milyon lira olarak tahakkuk et­miştir.

 

Bankanın bu dönem hesap ve mua­melâtını inceleyen komisyon, alman müsfcet neticelerden dolay: banka ida­recilerini takdir ve teşekküre lâyık görmüştür.

 

Komisyonun bu görüş ve mütalealan umumî heyetçe de aynen kabul ve tas­vip edilerek bankanın, 1955 yılı hesap­ları kabul ve tasdik olunmuştur.

 

 Ankara :

 

Drt. Halim Tevfik Alyot, Basın - Yayın ve Turizm Umum Müdürlüğüne tayin edilmiş ve bugün vazifesine başlamış­tır.

 

 Ankara :

 

Haber alındığına göre, son iki ay zar­fında Devlet Demiryolları ile yurt dı­şında 100 vagon yaş üzüm, 540 vagon balık ihraç edilmiştir.

 

25 Aralık 1956

 

 Ankara :

 

Ortaşark memleketlerinde bir tetkik gezisine çıkmış bulunan İngiliz "eski Milli Müdafaa Vekili Lcrd Hoare Be-lisha, memleketimizde de tetkiklerde bulunmak üzere bu sabah uçakla An-karaya gelmiştir.

 

 İstanbul :

 

Kıbrıs meselesinin hakikî veçhesini ve bu husustaki Türk tezini merkezi ve cenubi Amerika memleketleri umumi efkârına duyurmakla vazife-' lendirilmiş Olan ve bu sabah Ankara-ya avdet etmiş bulunan Türk heyeti­nin reisi Muzaffer Göker, uçağın Ye­şilköy'deki tevakkufu sırasında bu seyahat hakkında kısaca malûmat ver­miştir.

 

Muzaffer Göker, kendisiyle görüşen Anadolu Ajansı muhabirine seyahatin çek faydalar sağladığını, 19 memleke­ti ziyaret ederek Kıbrıs meselesinin hakiki mahiyetini ve Türk tezini iaah ettiklerini, yedi devletin Reisicumhu­ru ve 19 devletin de Hariciye Vekilleri ile Devlet ricali tarafından kabul edil­diklerini, her yerde Türk tezinin sem­pati ile karşılandığını, muhtelif basın konferansları yaparak durumu açık­ladıklarını bildirmiş ve birçok memle­ketlerde Kıbrıs meselesinin İngiltere ile Yunanistan arasında bir dâva zan­nedildiğini, fakat yapılan bu ziyaret­lerle durumun aydınlatılmış olduğuna işaret etmiştir.

 

 İstanbul  :

 

Kadıköy Gazhanesinde inşa edilen modern havagazı tesisleri bugün saat 10.30 da merasimle işletmeye açılmış­tır.

 

Merasimde Vali ve Belediye Reisi Prof. Gökay, Vilâyet ve Belediye Mec­lisi azaları, İ.E.T.T. Umum Müdürü Kâm uran Görgün, kömür tevzi ve tah­sis müdürü, basın mensupları ve kala­balık bîr halk topluluğu hazır bulun­muştur.

 

Açılış merasimi İ.E.T.T. umum müdü­rünün konuşması ile başlamış ve da­vetlilere  geniş izahat verilmiştir.

 

Bu izahata göre 1892 senesinde ku­rulan ve o zamanki gaz istihsal ka­pasitesi 10.000 metre küpü geçmeyen Kurbağahdere havagazı fabrikası 1935 senesinde yapılan tadilât ve 194S se­nesinde iki fırın ilâvesi ile bugüne ka­dar çalışmıştır.

 

Yeni inşa edilen ve 30.000 metre küp istihsal kapasitesinde olan fırın ba­taryası ile gaz tasfiye tesisleri gaz sanayiinin son inkişaflarına göre imâl olunmuş  ve   işletmeye   açılmıştır,

 

2.060.000 liraya mal olan yeni tesisler­le Kadıköy ve Üsküdar semtlerinin ihtiyacı tamamile karşılanabilecektir. Diğer taraftan mevcut tesislerle bir ton kömürden 330 metreküp havistihsal edilmekte iken faaliyete geçen ilâve tesislerle bu miktar 500 metre küpe kadar çıkmış ve bu suretle se­nede bin ton maden kömürü tasarru­fu sağlanmıştır.

 

Yeni tesisleri bu tasarrufla 4 senede amorti etmek kabil olabilecektir.

 

Kâm uran Görgün'ün fabrika hakkında verdiği izahattan sonra kısa bir ko­nuşma yapan Vali ve Belediye Reisi Prof- GÖkay, şehrimizde hizmete gi­ren ve girecek olan yeni tesisleri işa­retle yapılan işler hakkında izahat vermiş ve her yeni eserin vatandaş­lar tarafından sevgi ve memnunluk­la karşılandığını belirtmiştir.

 

Bundan sonra Vali ve Belediye Reisi, yeni tesislerin kurdelesini kesmiş ve hazırlanmış bulunan havagazı meşa­lesini kendisine verilen ateşle uğurlu ve hayırlı olması temermisile tutuş­turmuştur.

 

 Ankara :

 

Demokrat Parti Meclis Grupu Baş­kanlığından bildirilmiştir :

 

Demokrat Parti Meclis Grupu bugün saat 15' de Reis vekillerinden Manisa mebusu Muzaffer Kurbanoğlu'nun başkanlığında toplanmıştır. Dr. Na­mık Gedik'in Dahiliye Vekilliğine ta­yini dolayısiyle açılan başkanlık için yapılan seçim neticesinde Giresun me­busu Hayrettin Erkmen Demokrat Parti Meclis Grupu Başkanlığına se­çilmiştir.   .

 

 Ankara :

 

Reisicumhur Celâl Bayar, bugün saat 18 de Cankayada Kıbrıs Türk tür Par­tisi Genel Başkanı Dr. Fazıl Küçük ile Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu Başkanı A. Faiz Kaymak'ı kabul et­miştir.

 

 İstanbul :

 

Amerika ve Avrupada Denizcilik Ban­kasını ilgilendiren mevzular etrafında temas ve tetkiklerde bulunduktan son­ra şehrimize dönen Denizcilik Bankası Umum Müdür yardımcısı Orhan Ko-raltan şu izahatı vermiştir : Akdeniz yolu gemileri kumpanyaları konferansının Paristeki toplantısına Denizcilik Bankasını temsilen İştirak ettik.

 

İtalyan, Fransız, Amerika ve Mısır ge­mi kumpanyaları ile Bankamızın âzâ bulunduğu konferansın bu seferki toplantısında Yunan gemi kumpan­yaları temsilcileri de müşahit olarak bulunuyorlardı. Toplantıda sefer ya­pan gemilerin plânları üzerinde du­rularak kamara durumlarına göre as­garî ücretler tesbit edilmiştir.

 

Yeni navlunlar önümüzdeki yaz ayla­rından itibaren başlıyacak ve fiyat­larda yüzde on bir artış olacaktır.

 

Bu arada konferans harici bulunan Yunan kumpanyalarına da konferan­sa girmeleri için ilkbahara kadar mühlet verildi.»

 

Tetkik ve temasları ele alan umum müdür muavini izahatına şöyle devam etmiştir :

 

«Amerika ve bütün dünyada envestis-inanlara büyük paralar ayrılmış bu­lunduğundan para ve kredi sıkıntısı mevcuttur.

 

Bu zorluğa rağmen banka gemileri­nin âcil ihtiyacı olan makine ve teç­hizatın temini hususunda Eksim Bank ile yapılan müzakereler müsbet bir yola girmiştir.

 

Burada Maliye Vekâletimizle yapıla­cak temaslar neticesinde kredi hususu bir karara bağlanacaktır.

 

Bu suretle bilhassa Amerikada inşa edilen veya orada tebdil edilmiş bu­lunan gemilerimizin arızasız sefer yapmaları imkânı sağlanmış olacaktır.

 

Diğer taraftan, Şikago şehrinde ya­pılmış olan Amerika seyahat büroları 1956 senesi kongresrne iştirak ettik. Amerika ve diğer dünya memleketle­rinden 4000 kadar seyahat bürosunun teşkil ettiği cemiyete bankamız da âzâ olmuştur. Kongrede seyahat büro­ları sahip ve mümessillerine banka­mız gemileri seferlerini, turizm ba­kımından memleketimizin arzettiği ehemmiyeti anlattık. Gerekli malû­matı verdik.

 

Bu arada yapılan bazı neşriyata rağ­men Amerikadan yeni gemi mubayaa­sı veya temirfc hususunda temaslar ya­pılmamıştır. »

 

26 Aralık 1956

 

 Ankara :

 

Merkezden Osman Derinsu Bağdat Büyükelçiliğinde Ortaelçilik müsteşar­lığına, Kemal Özbilgi mezkûr1 Büyük­elçilik üçüncü kâtipliğine, Yeni Delhi Büyükelçiliği ikinci kâtibi Halil Hilmi Atay Kopenhag Büyükelçiliği ikinci kâtipliğine, Kabil Büyükelçiliği ikinci kâtibi Samim Şahin Yeni Delhi Bü­yükelçiliği ikinci kâtipliğine, merkez­de idari memur Ömer Cenap Eren Mcskova Büyükeleiği kançılarya me­murluğuna dereceleriyle nakil ve tâ­yin edilmişler ve bu husustaki karar­name bugünkü resmi gazetede yayın­lanmıştır.

 

 Ankara ;

 

Büyük Millet Meclisi bugün saat 15 de Reis vekillerinden Fikri Apaydın riyasetinde toplandı.

 

Celse açıldığı zaman ruznamede mev­cut bulunan sözlü soruların müzake­resine geçildi. Bu sözlü sorular meya-mnda haricî politikayı alâkadar eden­ler de mevcuttu. Hariciye Vekâleti Vekili Ethem Menderes, mezkûr sual­lere cuma günkü toplantıda cevap ve­rileceğini bildirerek bu soruların o günkü gündeme alınmasını istedi.

 

Bundan sonra Kocaeli mebusu Turan Güneş'in, teşkilâtı esasiye kanununda yapılacak tadilâtı hazırlamak üzere kurulan komisyonun mesaisi hakkın­daki sualini Adliye Vekili Prof. Hü­seyin Avni Göktürk cevaplandırdı. Vekil cevabında şunları söyledi:

 

«21-12-1955 tarihinde teşkil edilmiş olan komisyon, bilâhare bir kısım azasının başka vazifelere tayin edil­miş olmasına rağmen, faaliyetine de­vam etmektedir. Bu komisyon, teşki­lâtı esasiye mevzuunda yerli ve ya­bancı mevzuatın ve bilûmum .literatür ile siyasî partilerin programlarının ve memleket ihtiyaçlarının ayrı ayrı tet­kik edilerek tesbit ve tasnifini karar altına almış ve azaları arasında iş Dö­lümü yapmış bulunmaktadır.

 

Komisyon faaliyetinden ayrı olarak anayasa mevzuu ile alâkalı bazı şahsi­yetlerden de şahsen mütalâa istemiş­tir. Böyle bir mütalâayı henüz almış değiliz.

 

Arkadaşımız, komisyonun kaç toplan­tı yaptığını da sormaktadır. Faaliye­tine devam etmekte olan ve azaları arasında iş taksimi yapmış bulunan ve tetkik edilecek mevzular itibariyle uzun vadeli bir mesaiye ihtiyaç gös­teren bu komisyonun toplantıları ta-mamiyle iç bünyeye taalluk eder. Biz-ee matlûp olan husus, komisyonun faaliyeti ve" elde edeceği neticedir. Bi­naenaleyh mevzuun ehemmiyeti ve komisyonca tetkik edilmesine karar verilmiş ela nhususların vüs'ati ba­kımlarından neticenin yakm bîr za­manda istihsaline imkân olmadığı ve uzun vâdgli ilmi ve mukayeseli bir me­saiyi gerektirdiği tabiidir.»

 

Sual sahibi teşkilâtı esasiye kanu­nunda yapılacak tadilâtı hazırlamak üzere kurulan komisyonun çalışmala­rının çok ağır ilerlediğini beyanla bu meseleye daha fazla ehemmiyet yeril­mesini istedi.

 

Bundan sonra köy enstitüleriyle İlk Öğretmen okullarının birleştirilmesi hakkındaki 6234 sayılı kanuna ek ka­nun lâyihası ile Ankara mebusu Aliye Timuçin ve Elâzığ mebusu Ömer Fa­ruk Sanaç'ın, köy enstitülerinden me­zun öğretmen ve sağlık memurları­nın maaşlarının intibakına ait kanun teklifinin müzakeresine geçildi. Kanun teklifinin heyeti umumiyesi üzerinde söa alan mebuslar bunun köy öğretmenlerine sağhyacağı faîdeyi tebarüz ettirerek böyle bir teklifin getirilmiş olmasından dolayı duyduk­ları memnuniyeti bildirdiler. Ancak kanua teklifinin birinci maddesindeki ikinci fıkranın kaldırılması hakkın­daki bir takririn kabul edilmesi üze­rine teklif, yeniden gözden geçiril­mek üzere encümene havale edildi. Büyük Millet Meclisinin bugünkü toplantısında dış  memleketlerle İmzalanmış olan bir anlaşmanın tasdi­kine dair kanun lâyihasının birinci müzakeresi yapıldı.

 

 Ankara  :

 

M. M. V. temsil purosundan bildiril­miştir :

 

Türk silâhlı kuvvetlerinin 1956 eğitim yılı çalışmalarından olarak doğu ve batı Anadoluda ihtiyat doğumlu per­sonelin celp ve kış eğitimine tâbi tu­tulmalarına ait olan (Alacakurtj tat­bikatı bugün sona ermiştir.

 

Evvelce tahmin edildiği gibi, başarılı sonuçlarla- biten bu tatbikatta, mü­kelleflere crdumuzdaki yeni silâh ve metotlar üzerinde çalışma imkânları verilmiş, yeni bilgiler öğretilmiş ve çe­şitli kıta tatbikatlariyle kış şartları altında savaş güçleri pekleştirilmiş-tir.

 

Bu tatbikatın daha ilk saatlerinde il­gili mükelleflerin kıtalarına"ve görev­lerine katılmak yolunda gösterdikleri gayret ve tehalük, tecrübeli kontrol ve hakem heyetlerimizi hayrete dü­şürmüş ve kıtalara iltihak etmelerin sonu tahmin edilen zamandan çok evvel tahakkuk etmiştir.

 

Vatan vazifelerini hiç şaşmayan- bir ciddiyet ve mükemmeliyetle karşıla­yarak ordu kucağına atılan .ve silâhlı kuvvetler ocağında 35 günlük misa-firetleri sona eren" ihtiyat doğumlu kahraman er, erbaş ve yedek subay­larımıza cumhuriyet ordusu adına Milli Müdafaa Vekâletine teşekkür e-dilmektedir.

 

Mükelleflerin yılbaşını aile yuvaların­da geçirmeleri için terhislerin müm­kün olan süratle yapılması temin e-dilmis ve bilhassa Doğu bölgesindeki mükelleflerin nakliyat müşkülâtına uğramaksızm memleketlerine dönme­leri için gerekli tedbirler alınmıştır.

 

27 Aralık 1956

 

 Ankara  :

 

Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu Ge­nel Merkezi Macar  çocuklarına  yaptığı beş bin liralık nakdî yardıma ilâveten 300 adet de battaniye gönder­miştir.

 

 Ankara :

 

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Umum Müdürlüğünden öğrendiğimize göre, Siirt'in Raman petrol sahasın­dan başka Garzan sahasında da bun­dan bir müddet evvel bulunan petrol kaynakları yeni sondajlarla büyük bir inkişaf arzetmektedir.

 

Bu sahada en son olarak 17, 21 ve bil­hassa jeolojik durumunun hususiye­ti bakımından 22 numaralı sondaj kuyularının son birkaç gün içinde üst üste petrole girmeleri ve bulunan pet­rol tabakasının garp istikametinde ehemmiyetli bir gelişme göstermesi Garzan petrol sahasının çok önemli bir petrol varlığı ihtiva ettiğini gös­termektedir. Bu petrol sahasından istihsal edilerek hali faaliyette bulu­nan Batmandaki rafineriye paypayn ile şevk e dilen ham petrol sayesinde rafinerinin verimi de son zamanlarda artmış bulunmaktadır.

 

Süveyş hâdiseleri dolayısiyle hariçten gelen benzinin azalmasına rağmen, memleketimizde diğer bir çok Avrupa memleketlerine nazaran benzin ihti­yacı bakımından daha müsait ve fe-rahlı bir durumun mevcudiyeti Bat­man ve Garzandaki İnkişaflarla izah edilmekte ve Türkiye Petrolleri Ano­nim Ortakhğmca memleket, ihtiyacını daha geniş ölçüde karşılamak bakı­mından yeni tedbir ve tertipler üze­rinde çalışıimaktadır.

 

 Ankara  :

 

Reisicumhur Celâl Bayar bugün Çan-kayada Hariciye Vekâleti Umumî Kâ­tibi Muharrem Nuri Birgiyi, Roma büyük elçisi Cevat Açıkalm'ı, Mad-rit büyük elçisi Feridun Cemal Er-kin'i, Birleşmiş Milletler Daimî de­legesi büyük elçi Selim Sarper'i, Was­hington büyük elçisi Haydar Görk'ü ve Telâviv elçisi Şefkati İstinyeliyi kabul etmiş ve öğle yemeğine alıkoy­muştur.

 

Bu kabul ve yemekte Nafia Vekili ve

 

Hariciye Vekâleti Vekili Ethem Men­deres de hazır bulunmuştur.

 

 Altınözü :

 

Kazamızın Gümüşhane köyünde için­de kabartma öküz "basları ve Lâtin harfleri ile yazılmış kitabeler bulunan büyük bîr mağara meydana çıkarıl­mıştır.

 

--- Ankara  :

 

Atatürkün Ankaraya gelişinin 37 nci yıldönümü münasebetiyle Dil ve Ta­rih Coğrafya Fakültesi konferans sa-Icnunda tertip edilen merasime saat 16.30 da Atatürkün mânevi huzurun­da yapılan 2 dakikalık saygı duruşu ile başlanmıştır. Merasimde mebuslar, Ankara Valisi Cemal GÖktan, Erkânı­harbiydi Umumiye Reisi Orgeneral İsmail Hakkı Tunaboylu, Belediye Re­isi Orhan Eren, il genel ve belediye meclisi azaları ile kalabalık bîr va­tandaş topluluğu hp.zır bulunmuştur.

 

Belediye Reisi Orhan Eren, şehir adma günün ehemmiyetini belirten bir konuşma yaparak ezcümle demiştir ki:

 

«Aziz büyüklerim ve muhterem hem­şehrilerim,

 

Maruzatıma esas olan vaziyet hepi­mizin bildiği vakıalardır. Ancak, bu­gün, tarihe mal olmuş bulunan, mil­li tarihimizi ve bu arada Ankaramızı yakından ilgilendiren konulara yeni­den temas etmek, bunları tekrarlamak suretiyle bir yandan bu vatanın, ne büyük emeklerle ne çetin badireleri yendikten sonra kurtulmuş ve bu gün­lere ulaşmış olduğunu yeni yetişen nesillere her vesile ile açıklamak, di­ğer yandan umumi hayatımızın ge­rektirdiği sürekli çalışmalara, o mah­rumiyet devrelerindeki vatansever ve memleket sever hareketlerle Türk milletinin bütün bir cihan m husu­metine karşı büyük Mustafa Kemalin Önderliği ile giriştiği ve kazandığı mü­cadelede Ankaramızm eriştiği maz­hariyeti yad vesilesiyle şükran ve minnet duygularımızı, Ankaralı sa­yın hemşehrilerim adına, tazelemek bizlere düşen bir vazife olmuştur. Orhan Eren daha sonra Atatürkün Ankaraya gelişine tekaddüm eden devrede Türkiyenin içinde bulunduğu şartların bir tablosunu çizmiş, millî kuvvetleri istilâcılara karşı seferber etmek üzere onun Anadoluya geçişi­ni, Erzurum ve Sivas kongrelerinden sonra karargâhını Ankaraya naklet­mesinin inkılâp tarihimizin en büyük hâdiselerinden birisi olduğunu belirt­tikten sonra, sözlerini su cümlelerle bitirmiştir:

 

«Atatürk, ışıklı, yolları geniş vs mâ­mur Ankarayı .gözler ve isterdi. O'nun medenî ve içtimai gelişmelere matuf dan bu emellerini demokrat hüviyeti ile halk yararına olan bu asil istek­lerini O'nun inkılâpçı arkadaşlarının zamanında, demokrat hükümetimizin üeri hamleleri ile gerçekleştirmeye ça­lışacağız ve bunu idrak etmekle ayrı bir bahtiyarlık duyacağıa.

 

Aziz büyüklerim, muhterem hemşeh­rilerim.

 

Eski yıllarda bu salona muhtelif ve­silelerle şeref vermiş, hayat vermiş, ışık vermiş olan Atatürkteıı, fâni hayatın zaruretleri ile bugün mahrum bulunuyor ve bundan büyük e-lem duyuyoruz.

 

Ancak, bizlere bu saadeti ve mutlu hayatı hazırlayan ölümsüz insan, bü­yük kahraman, şimdi fiilen ve cis­men burada bulunmamakla beraber, o, yalnız şu salonu dolduranların kalplerinde taptaze ve canlı bir halde daima yaşıyor. Ne mutlu bizlere ve ne mutlu Türküm diyene.»

 

Müteakiben Ankara kulübü adına Dr. Kâzım Mihçıoğhı bir konuşma yapa­rak günün önemini belirtmiş ve ku­lübün duygularına tercüman olmuş­tur.

 

Daha sonra Muzaffer Sarısözen ida­resindeki yurttan sesler ekipi tarafın­dan Ankara türküleri söylenmiş ve bunu seymenlerin gösterileri takip et­miştir.

 

Yine bu münasebetle saat 16,00 da Harb Okulunda özel bir kutlama töre­ni yapılmıştır.

 

Hatipler günün ehemmiyetini belirten konuşmalar yapmış ve en büyük Har biyeli «Atatürk» hakkında yazıl­mış olan yazılar ve şiirler okunmuş­tur. İstiklâl harbi ve Çanakkaleden İstik­lâl Harbine canlı tabloları büyük bir heyecan ve alâka ile takip edilmiş ve Atatürke karşı coşkun sevgi tezahür­lerine vesile olmuştur.

 

2H Aralı 1(1956

 

 Ankara  :

 

Büyük Millet- Meclisi bugün saat 16,30 da Refik Koraltanın riyasetinde yap­tığı toplantıda dış politika mevzuun­da Hariciye Vekâleti Vekili Ethem Menderes tarafından verilen izahatı dinlemiş ve onu takiben soru sahipleri söz alarak mütalâalarını bildirmiştir. Bu arada Başvekil Adnan Menderes, dış politika mevzuunda mühim bir konuşma yapmıştır.

 

Bunu müteakip Reis Refik Koraltan, soruların cevaplandırılmış olduğunu bildirmiş ve vakit çok ilerlediği için gündemin diğer maddelerine bugünkü toplantıda devam edilemiyeceğini siiy-liyerek demiştir ki:

 

«Üç gün sonra ihtiyar tarih, bir yaş daha ilerlemiş bulunacak. Büyük Türk milleti yüksek şuur ve duygusu ile geride bıraktığımız 1S56 yılım, Alla-ha hamdederek söylüyorum. Hisleri­nize tercüman olarak ifade ediyorum, huaur. emniyet, mutlak bir ahenk ve vahdet içinde yaşamış bulunuyor. Siz­ler için de, büyük Türk milleti için de hazreti Allahtan niyazım şudur: 1957 ve müteakip yıllar da böylece huzur, saadet ve bahtiyarlık içinde geçsin.

 

Müsaade buyurursanız Önümüzdeki inikadın 9 ocak çarşamba günü saat 15 te olmasını yüksek reylerinize ar-zedeceğim. Bu müddet içinde bütçe encümeni mesaisine devam edecektir.»

 

Bu teklifin kabul olunması üzerine Büyük Millet Meclisi, 9 Ocak Çarşam­ba günü saat 15 te toplanmak üzere bugünkü çalışmalarına son vermiştir.

 


 

 

 Ankara :

 

Evvelce Aiman Arkeoloji Enstitüsü ü-yeliklerine seçilmiş bulunan Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Profesörü Dr. Ek­rem Akurgal ile aynı fakültenin de­kan ve hititoloji profesörü Dr. Sedat Alp, sahalarına yaptıkları hizmetler ve beynelmilel değerdeki neşriyatları takdire şayan görülerek, Alman Arke­oloji Enstitüsünün Berlinde bulunan merkez komitesi tarafından enstitü­nün asli üyeliklerine ittifakla seçil­mişlerdir.

 

Profesörlere üyeliklere seçim beratla­rı İstanbul Alman Arkeoloji Enstitü­sünde yapılacak bir törenle verilecek­tir.

 

 Ankara :

 

Büyük Millet Meclisi,- bugün saat 15 te, Beis Vekillerinden Fikri Apaydının reisliğinde yaptığı toplantıda bazı ka­nun lâyihalarım görüşmüştür.

 

Bu kanunlar arasında devlet memur­ları aylıklarının tevlıid ve teadülüne dair olan 3656 sayılı kanuna bağlı cetvellerin Nafia Vekâleti kısmına ba­zı kadroların eklenmesi, Türk - Fran­sız ticaret anlaşmasının bir sene müd­detle temdidine müteallik mektupla­rın tasdiki, Türkiye ile Japonya ara­sındaki ticari münasebetlere müteal­lik olarak imzalanan zabıtname ile eki mektubun tasdiki, Türkiye ile Bel­çika - Lüksemburg ekonomik birliği arasındaki ödeme anlaşmasının 30 Haziran 1956 tarihinden itibaren bir sene müddetle uzatılması için teati edilen mektupların tasdiki, Türkiye ile Hollanda arasında ak t edilen tica­ret ve tediye protokolü ile eklerinin tasdiki, Türkiye ile Suriye arasında imzalanan Modüs Vivendi ile ticaret anlaşmasının tasdiki, Avrupa para an­laşması ve Avrupa para anlaşmasının muvakkat tatbik protokolünün tas­diki hakkındaki lâyihaların ikinci mü­zakereleri tamamlanmış ve lâyihalar kanun halini almıştır. Ayrıca 1956 malî yılı muvazenei umu­miye kanununa bağlı a 1 işaretli cet­velin Büyük Millet Meclisine ait kısramda değişiklik yapılması hakkında Balıkesir mebusu Ahmet Kocabıyık-oğlu ve iki arkadaşının kanun teklifi kabul olunduğu gibi Emekli Sandığı Kanununun 102 inci maddesindeki bir yıllık müddetin yeniden 6 aylık ve ge­çici 65 ve 68 inci maddelerinde yazılı müracaat için de yeniden mühlet ve­rilmesi hakkında Balıkesir mebusu Ahmet Kocataıyıkoğlu tarafından ve­rilmiş olan kanun teklifinin de bi­rinci  müzakeresi tamamlanmıştır. Müzakereler   devam   etmektedir.

 

 Ankara :

 

Tanınmış iş adamlarımızdan Vehbi Koç, evvelce yaptırarak Ankara Üni­versitesine hibe etmiş olduğu Koç ta-lebe Yurdunun yeniden tevsi edilme­si için şartlı olarak Kızılaya 200 bin lira bağışta bulunmuştur.

 

Şükranla karşılanan bu kıymetli ba­ğış, Yüksek Tahsil Gençliğine Yurt Yaptırma Cemiyeti kanaliyle istenil­diği gayeye harcanacaktır.

 

2» Aralık 1956

 

 Erdek :

 

Erdek Zeytin Satış Kooperatifinin vü-cüde getirdiği 500 tonluk zeytin de­posu, bugün törenle hizmete girmiş­tir. Merasimde Balıkesir mebusların­dan Sıtkı Tırealı, Arif Kalipsızoğlu, kooperatif mensupları, zeytin müstah­silleri ve kalabalık bir halk kitlesi ha­zır bulunmuştur. Bu münasebetle bir konuşma yapan Sıtkı Yırcalı, umumî iktisadî meseleler ve başarılan isler hakkında geniş izahat vermiş ve bu yeni tesisin, bölge zeytinciliği, üzerin­de temin edeceği büyük faydaları be­lirtmiştir. Sıtkı Yırcah konuşmasını müteakip kordelâyı kesmiş ve depo, davetliler tarafından gezilmlştir.

 

Hükümetimizin yardım ve alâkasiyle meydana getirilen bu eserden dolayı zeytin müstahsili sevinç içindedir.

 

 Ankara :

 

Bugün imzalanan mukavele münase­betiyle Münakalât Vekili Arif Demirer Anadolu Ajansına aşağıdaki be­yanatı vermiştir:

 

«Devlet Demiryolları Umum Müdür­lüğü bugün, Panamerican İnvestment firması ile 40 milyon dolarlık ve kre­dili 90 dizel lokomotifi ile bunların malzemesine ait mukaveleyi imzalamış bulunmaktadır.

 

Bu mukavele ile demiryollarımız, sa­dece General Electric firmasından di­zel lokomotifleri almakla kalmamak­ta aynı zamanda 90 makinelik tam bir dizel işletmesini 2000 kilometrelik bir hat kısmı üzerinde kurmaktadır.

 

Böylece demiryollarımız, 90 dizel elek­trik makinesi ile birlikte tunların ye­deklerini, bu makinelerin bakım ve tamirine muktezi tesisleri, barınma­ları için depo teşkilâtını, buralara gi­riş yollarını, 2 senelik yakıt stokunu ve bunları depolama tesislerini, bu iş­letmede vazife alacak mütehassıs per­sonelin yetiştirilmesini temin etmiş bulunmaktadır.

 

İlk lokomotifler 6 ay sonra yurdumu­za gelmeye başlıyacak, ilk sene tes­limatı 14 lokomotif olacak, mütebaki teslimat mukavelenin tesbit eylediği müddetler içinde yapılacaktır.

 

Mukavelenin kredi müddeti 8 sene o-lup, 40 milyon dolar bu müddet için­de muayyen taksitlerle ödenecektir.

 

Dizel işletmesi, münakalesi en kesif bulunan, aşağıdaki bölgeler üzerinde tesis olunacaktır:

 

İstanbul  Eskişehir  Ankara, Hay­darpaşa  Pendik ve Ankara banli­yöleri, Ulukışla  Adana  Fevzipa-sa ile Gaziantep ve İslâhiye.

 

65 adedi 2000 beygir kuvvetinde ve 25 adedi 1300 beygir kuvvetindeki bu cem'an 90 lokomotiflik modern dizel işletmesinin memlekete ve demiryol­larına sağlıyacağı birçok faydalar i-çinde belli başlıları şunlardır:

 

Bu dizel elektrik lokomotifleri hâlen yukarda sayılan bölgeler üzerinde ça­lışan 163 buhar lokomotifinin gördü­ğü hizmetleri ifa edecektir.

 

163 buhar lokomotifinin bugünkü mü­nakalâtı temin için yılda yaktığı kö-

 

mür 315 bin tondur. Buna mukabil 90 dizel aynı müddet ve program 1-çinde yılda sadece 35 bin ton moto­rin yakacaktır.

 

35 bin ton motorinin ithal bedeli, 115 bin ton kömürün ihraç bedeline te­kabül eylediğine göre, demiryolları-nıızm dizelli işletmeye geçmesi ile, hâlen istihlâk edilmekte bulunan kö­mür miktarından 200.000 bin tunu ta­sarruf edilerek, yurt ihtiyacına terkohma çaktır.

 

Ayrıca, dizel elektrik işletmesinin, petrol kaynaklarımıza yakın bölgeler­de kurulması da, bu yerli enerji kay­naklarımızdan, süratle ve kısa mesa­feler dahilinde âzami faydalanma sağlıyacaktır.

 

Ke^a dizel işletmesiyle, bu bölgeler­de işleyen trenlerin süratleri ve ha­muleleri arttırılacak, bilhassa yolcu ve banliyö trenlerimizde sayın halkı­mız kömür duman ve isinden tama­men kurtulacak, daha temiz ve kon­forlu trenlerde  seyahat edecektir.

 

Demiryollar Umum Müdürlüğümüzün büyük gayretiyle tahakkuk ettirilen bu yeni işletmenin yurdumuza hayırlı olmasını dilerim.»

 

30 Aralık 1956

 

 Ankara :

 

Büyük bir meraklı kitlesi tarafından takip edilen ve iki gün devam eden silâhlı kuvvetler 1956 güreş şampiyo­nası bugün sona ermiştir.

 

Bu şampiyonada derece alan güreş­çilere verilmek üzere M. M. V. Semi Ergin ve Erkâniharbiyei Umumiye Re­isi İsmail Hakkı Tunaboylunnn koy­dukları kupa ve takdirnameleri Be­den Terbiyesi Umum Müdürü Niza-mettin Kırşan vermiştir.

 

Neticede: Deniz kuvvetleri 41 puan ve tuş fazlalığı ile birinci, Kata Kuv­vetleri 41 puanla ikinci ve 38 puanla jandarma kuvvelteri üçüncü olmuş­lardır.

 

 

 

31 Aralık 1956

 

 Ankara :

 

Devlet Vekili ve Millî Müdafaa Vekâ­leti Vekili Semi Ergin ile Erkânı Har-biyei Umumiye Reisi Orgeneral İ. Hakkı Tunaboylu yeni yıl münasebe­tiyle orduya birer mesaj göndermiş­lerdir.

 

Semi Erg in'in mesajı:

 

«Büyük Türk milletinin en büyük gü­venci kahraman silâhlı kuvvetler mensubu arkadaşlarınım yeni yılını kutlar kendilerine ve ailelerine neş'e, sağlık ve muvaffakiyetler dilerime

 

M. M. Vekâleti Vekili Semi Ergin

 

Orgeneral Tııiiaboylıınıın mesajı

 

«Silâhlı kuvvetlerimizin mensubu ar­kadaşlarımın yeni yılını kutlar kendi­lerine ve ailelerine neşe, sıhhat ve muvaffakiyetler dilerim.»

 

Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Orgeneral İ. Hakkı Tunaboylu

 

 Sarıkamış :

 

1956 senesi bütçesinden silâhlı kuv­vetler personeli için yapılmakta olan 252 evden Erzurumda yeni hizmete giren 56 apartman dairesine ilâveten, kazamızda da 18 evin açılış merasimi yapılmıştır.

 

Kaymakam, Belediye Reisi ve Kalaba­lık bir davetli kitlesinin hazır bulun­duğu merasimde bir konuşma yapan Kcrg. Cavit İskilipligil feragatle çalı­şan silâhlı kuvvetler mensuplarının bir kısmının ihtiyacını karşıhyacak olan bu evleri, orduya kazandıranlara teşekkür etmiş ve subayların memnu­niyetine  tercüman  olmuştur.

 

Maliye Vekili II. Polatkaııııı lıeyanatı ve mütce müzakereleri r

 

7 Aralık 1956

 

- Ankara :

 

1957 malî yılı bütçe lâyihasının Bü­yük Millet Meclisine takdimi müna­sebetiyle kendisinden malûmat iste­yen Anadolu Ajansına Maliye Vekili Hasan Polatkan aşağıdaki beyanatı vermiştir:

 

«1957 malî yılı bütçe lâyihası ile buna bağlı cetveller ve katma bütçeler, teş­kilâtı esasiye kanunumuzun 95 inci maddesi hükmü gereğince 30 kasım 1956 günü Büyük Millet Meclisine su­nulmuş bulunmaktadır.

 

Bu lâyiha hakkında izahat vermeden önce hâlen devam etmekte bulunan 1956 bütçesinin ihzarında gösterilen titizlik ve samimiyet sayesinde mu­vaffakiyetle tatbik edilmekte olduğu­nu söylemek isterim.

 

3 milyar 324 milyon 974 bin 152 lira olarak tahmin edilmiş bulunan devlet varidatından, malî yıl m sekizinci ayı sonuna kadar 2 milyar, 43 milyon 38 bin 557 lirası fiilen tahsil edilmiş bu­lunmaktadır.

 

Bu miktar 1955 malî yılının aynı dev­resindeki tahsilat yekûnundan % 13,40 nisbetinde 241 milyon 544 bin 343 li­ra ve 1950 yılının aynı devresinden ise % 133,87 nisbetinde 1 milyar 169 milyon 476 bin 532 lira fazladır.

 

yılının ilk 8 aylık devresi zarfın­da her ay vasati olarak 255  milyon300 bin lira gelir sağlanmıştır.    Aynıdevreye  ait aylık  ortalama     tahsilatmiktarları 1955 yılında. 255 milyon 100bin lira, 1954 yılında  188 milyon 200bin Ura, 1953 yılında  159 milyon 300bin lira,  1952 yalında  139 milyon  100bin lira,  1951 yılında 109 milyon 500bin lira ve 1950 yılında 109 milyon 100bin lira olduğu nazara alınacak olur­sa içinde bulunduğumuz malî yıl için­deki tahsilatın ne derece müsait birseviyeye ulaştığı kolayca anlaşılır.

 

bütçeleri de  1954 sen esin d enberi tahakkuk  ettirilmiş   bulunan denk bütçe prensipine uygun olarak hazır­lanmıştır. Böylece bu bütçe Demokrat Parti iktidarının 4 üncü denk bütçesi olmaktadır.

 

1957 yılı umumi muvazene masraf ye­kûnu 3 milyar 961 milyon 507 bin 859 liradır. Buna karşılık olarak gelir tah­mini yekûnu da 3 milyar 961 milyon 507 bin 859 liradır.

 

Mülhak bütçelerle birlikte masraf ye­kûnu 4 milyar, 095 milyon 645 bin 393 liraya baliğ olmaktadır. Gelir tahmini yekûnu da gene ayn ımiktardan iba­ret bulunmaktadır. Bu rakamlar 1956 bütçesine nazaran masraflarda 651 milyon 174 bin 561 lira ve % 18,9 nis­betinde, gelirlerde ise 636 milyon 533 bin 707 lira ve % 19,14 nisbetinde bir artışın mevcudiyetini göstermekte­dir. '

 

Aynı mukayese. Demokrat Parti ikti­darından evvelki iktidarın son bütçesi olan 1950 yılı ile yapıldığı takdirde, masraflarda yüzde 166 nisbetinde 2 milyar 474 milyon 299 bin 296 lira, gelirlerde ise yüzde 204,72 nisbetinde 2 milyar 661 milyon 474 bin-E62 lira­lık bir artışın meydana gelmiş olduğu görülür.

 

Bu büyük muvaffakiyetli netice De­mokrat Parti iktidarının memleket ve millet, hizmetinde ne derece başarı ile çalıştığını ve ne derece başarılı bir iktisadî ve- malî politikanın sahibi olduğunun açık bir delilini teşkil et­mektedir.

 

1957 bütçesi de Demokrat Parti ikti­darının diğer bütçeleri gibi yapıcılık karakterini tamamen muhafaza et­mekte bulunmuştur. Bunun en büyük delili mülhak bütçelerle birlikte 4 milyar 095 milyon 645 bin 393 lira o-lan umumî masraf teklifinin yüzde 30,69 zunun yani 1 milyar 257 mil­yon 115 bin 662 liranın yatırımlara taallûk etmesidir. 1947, 1948, 1949 ve 1950 bütçeleriyle dört yıl zarfında ve­rilmiş olan yatırım tahsisatları ye­kûnun sadece 743 milyon lira olduğu nazara alınacak olursa 1957 bütçe tek­lifleriyle talep olunan 1 milyar 257 milyon 115 bin 662 liralık yatırım tah­sisatının manası daha kolay anlaşıla­bilir  ve  Demokrat Parti iktidarının memleketin yeniden cihazlarıdır il ma­sı, imar ve ihyası uğrunda sarfetmek-te bulunduğu gayretlerin değeri mey­dana çıkar.

 

Diğer taraftan, bu derece yüksek bir yatırım tahsisatının denk bir bütçe i-çinde tahakkuk ettirilmiş olmasının hususi ehemmiyetini de ayrıca teba­rüz ettirmek gerekir.

 

Demokrat Parti iktidarı zamanında hazırlanmış olan bütün bütçelerde ol­duğu gibi 1957 bütçesinde de umumi masraflarda mümkün olan tasarruf­lar nazara alınmış bulunmaktadır. Bununla beraber memleketimizin ik­tisadi kalkınmasın: süratle tahakkuk ettirmekte âmil olacak mevzulara ge­reken tahsisatların konulmasında as­la tereddüt olunmamıştır.

 

Dünyadaki siyasi kararsızlığın son aylardaki inkişafı muvacehesinde yurt müdafaasının ve vatan selâmetinin gerektirdiği her türlü fedakârlık 1957 bütçesi İle  deyapılacaktır.

 

Milli Müdafaa hizmetleri için bütçe lâyihalarının muhtelif kısımlarında teklif edilen tahsisat 1956 bütçesinde mevcut tahsisata nazaran 173 milyon 925 bin 485 Ura fazlasiyle 1 milyar 047 milyon 070 bin 437 liradır. Bu meblâğ 1950 bütçesinin ihtiva ettiği tahsisattan 526 milyon 157 bin 826 lira fazladır. Fazlalık nisbeti yüzde 100'ü aşmaktadır.

 

Millî Müdafaa hizmetleri için bütçe­lerimizden yapılacak olan bu geniş tahsislere ilâveten para olarak ifadesi yarım  milyar  liranın   fevkinde  bulunan Amerikan askerî malzeme yardı­mını ve karşılık paralar yoliyle temin olunacak mebaliği ayrıca kaydetmek yerinde olur.

 

Bunlardan başka, gene Millî Müdafaa­mızın takviyesi ile alâkalı olarak ma­li portesi 775 milyon lira gibi yüksek bir rakama baliğ olan NATO müşterek enfrastrüktür programının memleke­timizde yapılan ve yapılacak olan te­sislerinin ehemmiyetine işaret etmek icap eder.

 

Nafıa Vekâleti, Karayolları ve Su İş­leri Umum Müdürlüğü için teklif o-lunan tahsisat yekûnu muhtelif Ve­kâlet ve daireler bütçelerine bilâhare nafia bütçesine aktarılmak üzere ko­nulmuş olan inşaat tahsisatları ile birlikte 1 milyar 5 milyon liraya ba­liğ olmaktadır.

 

Büyük kalkınma gayretlerimizin ve Milli Savunma hizmetlerine ayırdı­ğımız muazzam tahsisatın ve demok­ratik rejimimizin inkişafiyle mütera-fik olarak artan âmme hizmetlerinin bir kısmının karşılığını sağlamak maksadiyle, vatandaşı hiç bir suretle sıkmayacak şekilde seçilen en uygun kaynaklardan elde edilecek yeni va­ridat da 1957 bütçesinde derpiş edil­miştir.

 

Büyük bir dikkatle hazırlanmış bulu­nan 1957 'bütçesinin Büyük Millet Mec­lisinin değerli tetkikleri ile en müte­kâmil şeklini alacağına inanıyor ve yeni bütçemizin de bundan evvelki bütçeleri gibi memleketimize ve mil­letimize hayırlı ve uğurlu başarılar getirmesini temenni ediyorum

 

 

 

UMUMİ

MUVAZENE

 

Daireler

a/l

a/2

Yekûn

Câri

masraflar

Yatırımlar

 

Büyük Millet Meclisi

23.905.315

3.161.000

27.066.315

Riyaseticumhur

 1.724.626

45.000

1.769.626

Divanı Muhasebat Rs.

4.456.057

25.000

4.631.057

Başvekâlet

5.061.422

89.000

5.150.422

Şûrayı Devlet Rs.

1.756.182

 

1.756.182

Basın - Y. ve Tur. U. Md.

14.782.506

5.650.350

20.432.856

İstatistik Umum Md.

4.247.103

120.000

4.367.103

Devlet Meteoroloji İş.

6.119.029

197.002

6.316.031

Diyanet İşleri Rs.

22.255.005

 

22.255.005

Tapu ve Kadastro U. Md.

32.510.134

2.470.000

34.980.134

 

 

 

 

 

 

 

Daireler

a/l

a/2

Yekûn

Câri masraflar

Yatırımlar

 

Toprak ve İskân İş. U.

Md-  16-059.091

3-137-741

19.196.832

Adliye Vekâleti

105.731.875

1.981.500

107.713.375

Milli Müdafaa Vekâleti

886.166.500

48.833.500

935.000.000

Dahiliye Vekâleti

39.384.623

812.000

40.196.623

Emniyet Umum Md.

81.990.204

4.945.C01

86.935.205

Jandarma Umum K.

101.699.554

1.624.000

103.323.554 .

Hariciye Vekâleti

26.047.941

500.000

26.547.941

Milletlerarası îk. İş. T.

1.184.050

_   

1.184.050

Maliye Vekâleti

277.819.803

862.442.452

1.140.262.255

Devlet borçları

321.527.052

 

321.527-052

Maarif Vekâleti

436.793.866

51.620.386

488.414.252

Nafıa Vekâleti

9.716.747

182.231.006

191.947.753

İktisat ve Ticaret Velî.

8.775.484

611-250

9.386-734

Sıhhat ve İç. Mua. Vek.

173.241.414

15-041.596

188.283.010

Gümrük ve İnhisarlar V.   21.181.927

1.759.500

22-941.427

Ziraat Vekâleti

95-514.177

36.559.890

132.074-067

Münakalât Vekâleti

3.885.134

247.000

4.132.134

Çalışma Vekâleti

3.964.894

500.000

4.464.894

İşletmeler Vekâleti

9.200.970

1.000

9.201.970

Yekûn

2.736.902.685

1.224.605.174

3.961.507.859

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Vakıflar Umum Md  22,366,800  

 

Ankara Üniversitesi      23,389,910

 

İstanbul Üniversitesi     27,226,826

 

İst. Teknik Üniversitesi      19,027,370

 

Beden Terbiyesi U. Md. 1,668,155

 

Karayolları Umum Md.    431,049,105

 

Devlet Su İşleri U. Md. 337,467,579

 

Hudut ve Sahiller S. U. M.   1,985,014

 

İnhisarlar U. Md.49,964,646

 

Orman Umum Md.     42,465,924

 

Devlet Üret. Çift. U. Mdö 4,669,207

 

Devlet Hava Mey. İş. U. Md.      12,315,033

 

9 Petrol Dairesi Reis.    886,015

 

Yekûn    974,481,584

 

 

18.631.800

3.735.000

20.435.909

2.954.001

22.706.826

4.520.000

13.169.370

5.858.00G

1.668.155

 

14.549.105

416.500.000

12.159.578

325.308.001

M.    1.695.014

290.000

28.820.911

21.143.735

33-180.171

9.285.753

i4.113.207

556.000

Md. 9226.283

3.088.750

886.015

 

181.242.344

793.239.240

 

 

 

 

17 Aralık 1956

 

 Ankara :

 

1957 malî yılı bütçesine ait müzakere­lere bu sabah saat 10 da Büyük Mil­let Meclisi bütçe encümeninde başlan­mıştır.

 

Bütçe encümeni reisi Halil îmre ilk sözün Maliye Vekili Hasan Pola t kan­da olduğunu söylemiş ve sözü Polat-kana vermiştir.

 

Maliye Vekili 1957 bütçeleri hakkında üç  buçuk   saat  süren  geniş  bir   izah yapmıştır. Vekil bu izahatında ezcüm­le, bütçelerin nasıl bir iktisadi ve malî atmosfer İçinde hazırlandığını, dünya ekonomisinin umumi seyri, 1951 den Orta Şark hâdiselerine ka­dar olan devre ile bugünkü siyasî buhranın yarattığı iktisadi ve mali karışıklıklar, Türkiyede iktisadî ve malî şartlar, para, kredi, mevduat, e-misyon vaziyeti, kredi artısı ile mev­duat artışı arasındaki ahenk, mev­duat artışı İle milli gelir artışının mü­nasebeti millî gelir, ticaret hacmi, te­diye muvazenesi, devlet borçları mev-

 

zulan hakkında çok etraflı ve tatmin edici izahat vermiştir.

 

Maliye Vekili bundan sonra 1956 büt­çe yılının dokuzuncu ayı nihayeti iti­bariyle bütçe tatbikatından bahsetmiş bu arada tahsilat vaziyeti, tahsilatta yapılmış olan cüzi değişiklikler, sar­fiyat durumu, haşine muamelelerini anlatmış ve geçen ay içinde yapılmış elan iç istikraz neticelerini bildirmiş­tir. Bu izahlarından sonra Maliye Ve­kili Hasan Polatkan, 1957 bütçesi hak­kındaki izahatına geçerek umumî mu­vazene, mülhak bütçeler, hazine ya­tırımları ve masraf teklifleri hakkın­da geniş izahlarda bulunmuştur.

 

Maliye Vekili Hasan Polatkan, De­mokrat Parti iktidarının tatbik ettiği geniş yatırını politikası hakkında da kesin açıklamalarda bulunmuş, ziraat sektöründe ve sanayi sektöründe, ma­dencilikte münakale işlerinde yapıl­mış ve yapılmakta olan yatırımları i-2ah etmiştir.

 

Sabah saat 10 dan 13.30 a kadar ae-vam eden bu konuşmadan sonra büt­çe encümeni sabah celsesine son ver­miş, öğleden sonra saat 15.30 da açı­lan ikinci celsede Nüvit Yetkin, Feri­dun Ergin, Nuri Sertoğlu, Behzat Bil­gin, Muhlis Ete, Ahmet Bilgin, Hü­seyin Balık söa alarak bütçe teklifi hakkındaki tenkid ve mütalâalarını bildirmişlerdir.

 

18 Aralık 1956

 

 Ankara :

 

Bütçe encümeni, bu sabah saat 10 da Reis Halil İmrenin başkanlığında top­landı. 1957 yılı bütçesinin heyeti umumiye-Akmanlar (D.P.)  aldı. Bütçe iie ilgili olarak muhalefet men­subu mebusların ileri sürdükleri mü­talâalar üzerinde duran Akmanlar, hükümetin gerek malî, gerek iktisa­dî politikasına tevcih olunan tariz­lerin tamamen nazarî bulunduğunu, meselâ para kıymeti mevzuunda bir düşüş mevcutsa bunun hic bir zaman emisyon tesiri ile olmadığını söyledi. Geceli gündüzlü çalışılarak bu kadar envestistnan yapılmasına rağmen mu­asır cemiyetlerin haiz oldukları hiz­metleri, teçhiz ve tesisleri henüz va­tanımıza temin etmekten uzak bu­lunduğumuzu anlattı. En ve stism anla­rın durdurulması ve kredilerin kesil­mesi yolunda; ileri sürülen mütalâ­aların aksine mono konjonktür içinde bulunan bir memleketin bu hareket­leri daima beslemek zorunda oldu­ğunu belirtti. Bazı tenkid ve temen­niler öne sürdü. Yeni bir anlayışlar, yeni bir hizmet hamlesi ile Meclise getirilmiş olan yeni bütçe dolayısiyle hükümeti tebrik etti.

 

Daha sonra Sebatı Ataman (D.P.ı, gerek devlet icraatının, gerek devlet bütçesinin siyasetle sıkı sıkıya alâ­kalı mefhumlar olduğunu, devlet büt­çesinin memleketin strüktürünü ve iktidarda bulunan hükümetin politi­kasını aksettirdiğini anlattı. Bunun aksine mütalâaların varit olmadığını söyledi.

 

Bütçenin tanziminde hükümetin ta­rafsız hareket etmediğini iddia eden bir muhalefet mebusunun hakikatte, komisyondaki kendi sözleri ile asıl kendisinin tarafsız hareket etmemiş olduğunu belirtti. Bütçe tenkitlerinde demagoji ve partizanlığa yer verme­mek gerektiğini, iktisadi istiklâl dâ­vasının hakikatte memleketimizin kurtuluş dâvası olduğunu sözlerine i-lâve etti. Sebati Ataman, bütçenin gerekçesi ile ilgili olarak enflâsyon ve millî gelir mevzularında muhalefetin bazı mü­talâalarını da cevaplandırarak, konuş­masını bitirdi.

 

Müteakiben Cemal Kıpçak (H.P.j, söz aldı. Hükümetin kalkınma dâvasını büyük bir gayretle tatbik etmek eme­linde olduğu anlaşıldığı, memleket fertleri arasında bu hüsnüniyet ve gayreti tasvip etmiyecek hiç bir kim­se bulunamıyacağım söyledi. Fakat bu gayretlerin endişe uyandıran ba­zı cepheleri de bulunduğunu kayde­derek bu büyük işleri yapmak mükel­lefiyeti karşısında sermayenin ölçü­sünü bilmeden yatırımlara gidilecek olursa yeni tesislerin ikmal edilememesi tehlikesi ile karşılaşılabileceğini belirtti ve bu tesisleri programlı ola­rak inkişaf ettirmek gerektiğini ilâve etti. Bunlar kurulurken tasarruf zih­niyetine ne suretle riayet edildiğini sordu. Köylünün yola, suya, hastahaneye kavuşmasının sevindirici birer hâdise olduğunu, ancak köylünün müstahsil bir hâle gelerek bu mem­leketin iktisadiyatına kaç kuruş ek­lediğini de bu arada öğrenmek ge­rektiğini, bu ölçüye vurulmadığı tak­dirde iktisadi bünyemizde açık ver­mekten kurtulamıyacağmıızi anlattı. Bütçenin tatbikatından daha müsbet neticeler alınabilmesi İçin ikazların dikkate alınması lâzım geldiğini söz­lerine ilâve etti.

 

Server Somuncuoğlu (D.P.), yeni yıl bütçesinin ana karakteri üzerinde durdu. Gerekçenin hakikatleri olduğu gibi aksettirdiğini, tarafsızlığa da ri­ayet edildiğini söyledi. Bütçelerin o-nu yapan ve kullananların damgasını taşıması tabiî olduğunu anlattı. En­flâsyon ve envestisman meselelerine temas etti. Büyük bir kitleyi teşkil e-den küçük ziraat erbabına yardım e-linin bir an evvel uzatılması gerekti­ğini, filvaki, istihsalimizin arttığını, çoğunun arazisi 10-15 dönümü geçmi-. yen küçük çiftçiye bugünkü kredi şek­li ile yardımın artık fayda temin et­mediğini söyledi.

 

Memleketimizde artık sınaî kredi dâ­vasının halli zamanı geldiğini ifade etti, Türkiyenin bazı iktisadî sıkıntı­lar içinde olduğunu, fakat kalkınma hamlesinin tam bir anlayışla, hakika­ten bir istiklâl mücadelesi yapar gibi, başkaları tarafından sömürülmekten kurtarılıp kendi halkını refaha götür­mek için büyük bir mücadele halinde yürütüldüğünü söyledi.

 

Türkiyenin, bizzat kendi kaynakları ile ve istikbale muzaffer plânları ile bütün memleketlerin kendisine enves­tisman yapmak için koşa koşa geldi­ği bir memleket hâline geldiğini an­lattı. Bazı hatiplerin mütalâalarına da cevap verdi ve tatbikat kendi gö­rüşlerinin aksi olduğu zaman behe­mehal bir harabı ve bir iflâs tablosu­nu çizmenin hatalı bulunduğu, bu mevzuda konuşulurken    biraz daha munsif davranmak iktiza ettiğini be­lirterek sözlerini bitirdi.

 

 Ankara :

 

Bütçe encümeni bugün öğleden sonra Reis Halil İmrenin Başkanlığında sa­at 15.30 da toplandı. Başkan ilk sözü Mehmet Mahmutoğluya C.M.P.ı ver­di. Mahmutoğlu, Maliye Vekili tara­fından cevaplandırılmak üzere 9 sua! sordu.

 

Halil Turgut (D.P.), evvelce konuşan mebuslar söylenecek fikirleri ifade et­tikleri için şimdilik konuşmasından vazgeçtiğini söyledi.

 

Hüseyin Agun (D.PJ, son senelerde devam eden kuraklık neticesi hubu­batın istenilen miktarda olmadığını, beklenen yağmurların yağmadığını, rakamlara istinat ederek anlattı. Da­ha çok arazi ekilmesine ve sulama işlerinin de daha bol yapılmasına rağ­men yağmursuzluk dolayısiyle hubu­bat azlığı neticesinde dışardan buğ­day İthal etmek zaruretinde kalındı­ğını izah etti.

 

Hatip, küçük sulama denilen ve haki­katte dönüm başına randımanı artır­mayı istihdaf eden kısım için Ziraat "Vekâleti bütçesine 4 milyon lira ko­nulduğunu, halbuki bu küçük sulama bütçesi 15-20 milyona çıkarıldığı tak­dirde kuraklığa karşı çare bulunabi­leceğini ifade etti. Bu suretle de Or­ta Anadohınun 10 vilâyetinde sulama suretiyle hububatımızın yüzde 30 ci­varında randımanı artması temin e-dilmiş olacağını anlattı. Hatip, daha sonra, Ziraat Vekâletinin 132 milyon­luk bütçesinden, hayvancılık bakımın­dan lüzumlu yardım yapamıyacağını, hayvan yemlerini memleketimizde ço­ğaltmak için tedbir alınması lâzım geldiğini söyledi.

 

Et ve Balık Kurumunun faydalı ça­lışmalarını övdü. Bu arada döviz te­mini bakımından bu kurumun tesis­lerini çoğaltmak lâzım geldiğini, böy­lece de döviz miktarının artacağını i-fade etti.

 

Natık Poyrazolğu (Denizli), kendisini söz almaya sevkeden âmillerden biri­nin dün konuşan Ahmet Bilginin şeker ve pancardan bahsetmesi olduğu­nu söyledikten sonra şeker fabrika­larının memlekete neler yaptığını, bu fabrikaları gören arkadaşların daha iyi anladığını, şeker sanayiinin mem­leketimizde köylünün refahına Hiz­met edeceğini, bu hizmetin yalnız is­tihsal bakımından değil ekilen saha­da zirai usullerin gelişmesi bakımın­dan da faydalar temin edeceğini kay­detti.

 

Şeker sanayii plânında mevcut 15 fab­rikanın daha da art tır il anı as mı iste­yen Poyrazoğlu, Anadolunun seneler­ce ihmal edilmiş bölgelerine bu sa­nayii götürelim. Bunu temenni edi­yorum» demiştir.

 

Mehmet Daim Süalp (D.P.), kendisin­den evvel konuşan arkadaşların bir­çoğu kendi söylemek istediklerini ifa­de ettikleri için temas edilmeyen nok­talara kısaca temas edeceğini söyliyerek söze başladı ve muhalefet me­busları tarafından ileri sürülen tenkidlerîn yapıcı olmadığın:, bu şekildeki sözleri selâmet değil engeller çı­karmaya matuf bulunduğunu anlat­tı.

 

Hatip müteakiben "Vekâletlerin perso­nel masraflarından yüzde 10 tasarru­fun faydaları olacağını, bu tasarruf­la elde edilecek paranın yatırımlara verilebileceğini belirtti, bazı vergilerde de ayarlamalar yapmak lâzım geldi­ğini sözlerini ilâve etti. Yapılan ten-kidlerin tahripkâr olduğunu ifade e-den Mehmet Daim Süalp «eğer ten-kidler yapıcı olursa, hükümete yol gösterirse hükümetin daha muvaffa­kiyetle çalışacağına kanaat getirmiş bulunuyorum» dedi.

 

Müteakiben Feridun Ergin (H.P.) söz aldı.

 

Feridun Ergin, memleketin iktisadî mukadderatı dâvasını teşkil eden bir mesele hakkında iki üç ve daha faz­la söz almanın, zamanı fuzulen işgal sayılacağını sanmamaktayım dedikten sonra bütçenin objektif olması ve binaenaleyh siyasî bir renk taşıma­ması ve bütçede partizan bir zihniyete yer vermemek lâzım geldiğini mütalâ­asında bulundu ve dedi ki:

 

Kalkınmakla müterafik olarak müa-bet hedeflere varmak için aynı dü­şüncedeyiz. Onun tahakkukuna çalış­mak hükümetin olduğu kadar mebusr lamıdır da. Bu kalkınma tarifi ikti­sadî mukadderat meselesidir. İktisadi istihsal tâbirinin kullanılmasına im­kân yoktur.»

 

Hatip, bundan sonra, Server Somun-cuoğlumın sözlerini ele alarak, bun­lara kendi zaviyesinden cevap verdi. Müteakiben Behzat Bilginin Türkiye ile İsviçreyi mukayesesine temasla bu husustaki şalisi fikirlerini beyan etti.

 

F. Ergin daha sonra, bazı batılı ilim adamlarından misaller vermek sure­tiyle dünkü fikirlerinde İsrar etti ve hükümetle ayrıldığı noktalafı tebarüz ettirerek konuşmasına son verdi.

 

Nizameddin Ali Sav (D.P.), diğer mem­leketlerde bütçenin meclise tevdiinden evvel hükümetlerin değişik isimler al-tmda bütçe müzakerelerine mesnet olacak bir takım vesikalar hazırla­dığım, bizde de birkaç senedir bu usu­le uyularak bütçenin baş tarafına büt­çeye bir methal olarak gerekçe adı ile 50 sayfalık bir kısmın ilâvesi âdet olduğunu, bu usulün hâlen bütçe ko­misyonundaki ilk müzakereler sırasın- _ da büyük faydalar temin ettiğini söy­ledikten sonra ilrffi esaslara dayanan uzun izahat verdi. Nizamettin Ali Sav, bu arada dedi ki:

 

«Bu seneki bütçe 1950 den başlayarak bugüne kadar devam eden mütemadi ve muttarit bir kalkınmanın ihdasını daha kuvvetle göstermektedir. 1,4 mil­yar liradan başlayarak yeni yeni ic­raatın etkisiyle büyüyen ve bugün 4 milyar liraya varan bütçemiz, hususi bir mâna ifade etmektedir. O mâna şudur:

 

Memleketimin bunca zahmetli yıllar­dan sonra artık toplama devrine git­mek üzeredir.»

 

Hatip daha sonra bazı prensipleri ele aldı ve uzun İzahat vererek sözlerini bitirdi.

 

Refet Aksoy (D.P.), bütçe encümenin­de Feridun Ergin tarafından yapılan akademik konuşmalar üzerinde du­rarak ilim adamlarının ancak kitap sayfalarında mestur olan hükümlere bağlı kalarak konuşmaları tabii ol­duğunu, ancak bu nazariyelerin bazı ahvalde tatbik olunamadığım anlattı ve şöyle devam etti: İlim, böyle diyor, nazariye budur, bundan gayri bir şekilde hareket ede­mezsiniz» tarzındaki hükümlerle ken­dimizi hiç bir zaman bağlamak mec­buriyetinde değiliz. İçinde yaşadığımız hâdiseler şartlar, imkânlar bizi neye icbar ediyorsa, hangi istikamette bizi kamçılıyorsa memleketin menfaati ba­kımından o şekilde hareket etmeğe mecburuz.»

 

Reıet Aksoy bundan sonra kalkınma hususundaki tenkidlere cevap verdi ve bütçe gerekçesinde parti demago­jisi yapılmasını mahzurlu gören me­buslara iktidarda bulunan bir parti­nin kendi politikasını elbette müda­faa edeceğini ve bu icraatın bütçede de izah ediimesi makul olduğunu söy­ledikten sonra, bütçenin iktidarda bu­lunan bir partinin müdafaanamesi sayılmak gerektiğini ilâve etti. Hatip, iktisadî istiklâl davasındaki görüşünü izah etti ve memleketimiz bazı yabancı memlektler arasında ya­pılan mukayesenin sakat olduğunu söyledikten sonra cesur bir hamle ile memleketin ihtiyaçlarını bertaraf et­mek yolunda bulunduğumuzu, yapılan tenkidlerin yapıcı olması lâzım geldi­ğini söyleyerek konuşmasını bitirdi. Müteakiben söz alan Enver Batumlu (D.P.), 1,5 saate yakm konuşmasında, bütçenin yapıcı karakterini, modern maliye ve iktisat ilminin en tanınmış otoritelerine müracaat etmek suretiy­le belirtti ve «politik fikir pervanele­rini ilmin ışığına tutmak lâzım dır £ diyerek bütçe encümenini büyük mü­elliflerle karşı karşıya getirmek me­todunu takip ettiğini söyledi ve büyük iktisatçı Röpke'nin «harb Öncesi Almanyasmın kalkınması, muarızlarının sandıklarından çok daha başarılı olup ve onun kalkınma programının iflâs edeceğine inananların hatasını mey­dana çıkardı dediğini tebarüz ettir­di. Enver Batumlu, bu misali verdikten sonra, o günkü Almanya ile bugünküTürkiyenin bir mukayesesini yaptı ve bütçeyi iktisadi politika ve zihniyetin mir mâkesi telâkki ettiğim için sözü 6 yıldanberi İsrarla takip ettiğimiz ekspansiyon politikamıza getiriyorum» diyerek gene ilmin kılavuzluğuna mü­racaat ederek «ekonomik genişleme, ne devalüasyon, ne enflâsyondur ve bunların hepsinden de çok plânlı eko-nemiden uzaktır» dedi. Batumlu, ken­di anlayışına göre, umumî politika­mızın 12 milyara yaklaşan yatırım ve 15 milyara çjkan milli gelir rakamları ile devri muvazeneyi yıllık muadelet­lere tercih eden bir istikamette yürü­düğü kanaatinde olduğunu ifade et­ti. Teferruatlı ve derhal tatbiki müm­kün olan nafia programımızın yollar, barajlar, limanlar, fabrikalar gibi mü­şahhas tezahürlerine işaret etti, eks-pansiych politikasında öncülük rolü­nün devlete düşeceğini belirterek «E-konomik isteriyi yenmek için geniş­leme politikasını geciktirmemek lâ­zımdır» yolundaki ilmî hükmü tekrar­ladı.

 

Nüfus basma isabet eden millî gelir artışının yüzde beşi aştığını tebarüz ettirerek, bu nisbetin kalkınma hızı­nın en doğru ifadesi olduğunu söyle­di, müteakiben sözü genel krediye İn­tikal ettirdi ve borç yükümüzün, Ba­tılı gelişmiş iktisatlarla mukayesesini yaparak vaziyetin çok lehte olduğunu, modern maliye anlayışına göre, bir devletin âmme masraflarının üçte bi­ri nisbetinde borçlanması mümkün o-labileceğini kaydettikten sonra Ame­rikan iktisadi yardımının Türkiyeye, Kore ve Formozadan niçin daha aşa­ğı ve nisbi olarak Yunanistana neden bu kadar fazla yapıldığını anlıyama-dığmı bir serzeniş vesilesi yaptı. Borç­larımızın ekonomik takatimize naza­ran hiç de fazla olmadığını, batı eko­nomilerinden ve bilhassa gelişmemiş milli iktisatlardan misaller vermek su­retiyle izah etti.

 

Hatip,meşhur Amerikalı mütehassıs Kcbenson'un tetkik ve müşahedelerine nazaran, «Ekonomimizin büyüme ha­linde olduğunu» ve muhalif muvafık bütün mebus arkadaşların esas olarak kalkınmayı kabul ettikleri halde an­cak metot meselesinde ayrılmış ol­manın mesut bir anlayış birliği olabileceğini tebarüz ettirerek sözlerine son verdi.

 

Bu konuşmalardan sonra, Maliye Ve­kili bütçe dolayısiyle sorulan suallere cevap verebilmek için bazı dairelerden malûmat tophyacağını, bunun için de zamana ihtiyacı olduğunu, bu sualleri bütçe encümeninin perşembe günü öğ­leden sonra yapacağı toplantıda ce­vaplandıracağım söyledi.

 

30 Aralık 1956

 

 Ankara :

 

Bütçe encümeni bugün saat 15,30 da Beis Halil İmre'nin başkanlığında top­lanarak 1957 bütçe kanun lâyihasının heyeti umumiyesi üzerinde görüşme­lerine devam etti.

 

Söz alan Maliye Vekili Hasan Polat-kan para, kredi, enflâsyon ve fiyat meselelerine dair komisyonda ileri sü­rülmüş olan bazı mütalâalar dolayı­siyle bu mevzular hakkında bir kere daha umumi izahat vermeyi faydalı gördüğünü, bu suretle suallerin de cevaplandırılmış olacağını bildirdi ve dedi ki:

 

«Hükümetimizin iktidara geldiği gün-denberi takip ettiği para ve kredi po­litikası, iktisadî kalkınma hedefleri­mizle sıkı sıkıya alâkalıdır. Bu sebep­le, para ve kredi politikamızın takip ettiği seyri İ2ah edebilmek için, gi­rişilmiş bulunan kalkınma faaliyetle­rinin sürat ve kesafetle yürütülmesi ve bu faaliyetlerin biran evvel ikmali i-cap ettiği üzerinde bir nebze dura­cağım.

 

Bu zarureti evvelâ savunma ihtiyaç­larımız doğurmaktadır. İktisadiyatı­mızın senelerce ihmale uğramış olma­sı yüzünden milletimizin çok düşük kalmış olan îıayat seviyesi de bu za­rureti teşdit etmektedir. Geçen umu­mî harb ile de nihayete ermemiş olan buhranlar içinde, millî savunmamıza her zamandan fazla ehemmiyet ver­mek mecburiyetindeyiz. Bu mevzuun icap ettirdiği masrafları karşılayabil­memiz için memleketin ekonomik gü­cünü her yıl daha büyük nisbetlerde artırmak zorundayız. Düşük hayat se­viyesinin bir an evvel yükseltilmesi ise bugün bütün hür dünyada, içtimai sa­hada, en âcil ve hayatî bir zaruret ve yine bir müdafaa tedbiri olarak kabul edilmektedir.

 

1950 yılında İktidarımız memleketin İdare mesuliyetini devir aldığı zaman, bu hayat seviyesinin ne derece düşük olduğunu, bugün dahi bu mevzuda ne muazzam  gayretler  sarfetmemiz İcap ettiğini belirtmek için iktisadî kalkın­ma dâvalarını halletmiş bazı  batılı memleketleriyle, yurdumuzun     millî gelir rakamları arasında bir mukaye­se yapacağım, milletlerarası para fo­nu tarafından    yayınlanmakta    olan istatistik bülteninin 1956 senesi   ekim nüshasında münteşir gayri safi millî hasıla rakamlarına göre, 1955 sonun­da nüfus başına isabet eden gelir mik­tarı  Birleşik Amerikada  2,365  dolara baliğ olmaktadır. Bu miktar Kanada-da   1,716,  İngilterede   1,039, Fransada 820, Batı Almanyada 600, Avusturyada 543, İtaiyada 411, dolardır. Türkiyede ise   1950   yılında   177   dolara   inhisar ediyordu. Bu rakam, 1955 sonunda bir misline   yakın   bir   artışla   304   dolara yükselmiş    olmasına"    rağmen,    diğer memleketlerin seviyesiyle mukayese e-dilînce ne kadar kiyafetsiz olduğu gö­rülmektedir. Bu mevzuda   unutulma­ması gereken bir cihet de, memleket nüfusunun  süratle  artmakta olması­dır. Her sene nüfusumuza vasati ola­rak  723  bin  vatandaş  katılmaktadır. Bu  vatandaşların  İhtiyaçlarını     göz-önüne almak icap etmektedir. Bu ih­tiyaçların temini ve hayat seviyesinin yükseltilmesi İçin bir an evvel istih­sal ve1 milli gelirin artması, bunu te­min için de yurdumuzun senelerce â-tıl  bırakılmış  olan  zengin kaynakla­rının bir an evvel işletmeye açılması dâvası gün geçtikçe daha büyük    bir vuzuh ve kuvvet kazanmaktadır. İktidarı devraldığımız 1950 yılmdan-beri bu yolda yürüdük, azimli ve ba­siretle bir iktisadî ve malî politika ta­kip ederek, dikkat ve gayretlerimizi bu noktaya teksif ederek elde mev­cut bütün imkânları memleket kal­kınmasına tahsis eylemiş bulunuyo­ruz. Bu devrede para ve kredi politi­kamızın da tabiatiyle hedefi ve seyri, mali istikrarı korumakla beraber, is­tihsal ve yatırımları âaami derecede teşvik etmek, millî kay nallarımızı en verimli bir şekilde bu faaliyete iştirak ettirmek suretiyle iktisadi kalkınma­mızı hızlandırmak olmuştur. Emisyon mekanizması da iktisadî ha­yatın seyir ve icapları ile alâkası bu­lunmayan indi ve ananevi limitlerden kurtarılarak iş ve istihsal hacmine ve iktisadi faaliyetler nizamına göre işler hâle getirilmiştir. Süratle değişen ve tekâmül eden bir ekonomide, emisyon miktarının bu tempoya ayak uydura­madığı hallerde, mübadele vasıtası darlığının tevlit ettiği sıkıntı ve def­lasyoncu tesirlerin topyekûn iktisadî faaliyetleri mütemadiyen ağırlaşan bir baskı altında tutarak iş ve istihsal hacmini azaltmak suretiyle, girişilen kalkınma hamlelerini aksattığı ve ta­kip edilen hedeflerin aksine olarak, iktisadi gerilemeleri mucip olduğu yüksek malûmunuzdur. Bunun mem­leketlinizde canlı misallerini görmek için nazarlarımızı, bir an olsun, ma­ziye çevirmek kâfidir. Filhakika bu­gün azimle takip olunan kalkınma po­litikasını tenkit edenler, uzun yıllar kredi fonksiyonlarından ekonomiye hiç bir yardım ve kolaylık sağlama­mışlardır. Merkez Bankası kaynakları­nı da bütçelerin devamlı zaaîı ve ki­fayetsizliği karşısında, münhasıran malî ihtiyaçları temin ve ikmal mak­satlarında kullanmışlardır. Umumi is­tihsal faaliyetlerini destekliyecek en mühim unsur olan banka kredilerini kısır düşüncelerle, tasavvuru mümkün en düşük seviyelerde tutmuşlardır.

 

Cumhuriyetin ilânını takip eden yıl­lara bir derlenip toplanma devresi o-larak bakılacak olursa, bunu takip e-den devrede, bütün vasılları ve men­fi tesirleriyle bir deflasyon politikası takip edilmiş olduğu görülür. Hakiki ve teminatlı istikrarın mesnedi olan iktisadi bünyenin kuvvetlendirilmesi bir tarafa bırakılarak, tütün dikkat ve titizlik para miktarı üzerine teksif olunmuş, para ve kredi mekanizma­sının bütün frenleri, sebepsiz ve tah­ripkâr bir şekilde kullanılarak mem­lekette mevcut iktisadi durgunluk ve verimsizlik temadi ettirilmiştir.

 

Feyizli, mukavim ve teminatlı bir is­tikrar, para ve kredi mekanizmasın­daki frenlerle mi yoksa iktisadî ted­birlerle mi temin olunur?. İstikrardan hedef, düşük seviyede ve devamlı mahrumiyetler pahasına bir muvaze­neye değil, metin ve miinkeşif bir e-kcncmiye sahip olmaktır. Eğer kısın­tı tedbirleriyle sağlam bir ekonomiye sahip olabilse idi, arzettiğim devrenin scnunda hiç olmazsa "belli başlı sek­törlerde bariz bir kuvvetlenme, bir ge­lişme, millî tasarrufta, millî gelirde yükselmeler görülmesi lâzım gelirdi. Maalesef realite tunun aksini göster­miş, hedefe götürecek yola gidilmiye-rek aksine gidilmesinin hüsranını, mil­li ekonomi bütün vehamet ve mera-retiyle hissetmiştir.

 

Sonraları para sahasında takip edilen bu hatalı politika yıllarca sürmüş fi­lan tecrübelerden tenebbühle değil, zayıf bir ekonomi karsısında malî külfetlerin artması zarureti ile ve hâ­diselere tam bir teslimiyetle birden terkedilmiş ve aksine bir istikamet tu­tulmuştur. İktidarı devraldığımız ta­rihe kadar geçen bu devrede "tedavü­le inzimam eden yeni iştira güçleri e-konomik verimliliğe matuf olmadığın­dan ve münhasıran câri masrafların karşılanmasını istihdaf ettiğinden, memleket ekonomisinde bir hareket uyandırmak hususunda hiç bir fayda sağlamamıştır. Bu yeni İştira güçleri, ne halin servet ve hizmetlerinin, ne de yarının servet ve hizmetlerinin art­masına hadim olacak bir rol oynama­dan, memlekette mevcut emisyon hac­mine tamamen zait ve bîlüzum bir siklet olarak gelip katılmıştır.

 

Bu ölçüsüz genişleme neticesinde, te­davül hacmi 1938-1947 seneleri ara­sında takriben 200 milyon liradan bir milyar lira civarına yükselmiş, yani tam beş misline çıkmıştır.

 

Fiyatlar da baş döndürücü bir sürat­le tereffü ederek, toptan eşya fiyat­ları endeksi 1949 da 522 ye yükselmek suretiyle paranın değeri beşte bire sukut etmiştir.

 

Mazideki, imsak politikası ekonomi i-cin ne derece müzir olmuşsa bu ibzal politikası da aynı derecede muzir ve tahripkâr olmuştur. Filhakika mey­dana gelmesine imkân verilmiyen te­şebbüs fikri, tasarruf fikri, artma im­kânı buhmyan istihsal, ticaret ve milli gelir bu yeni politika ile de ayrıca hırpalanmış ve zayıflamıştır.

 

Eski iktidarın bir müddet imsak, bir müddet de ibzal şeklinde tecelli eden politikasının isabetsizliğini bir başka misalle belirtmek icap ederse, birinci devredeki gidişin, rahatsızlığın aslî â-Hiilini gidermeğe çalışmak t ansa bunu hararet düşürücü tedbirlerle tedaviye kalkışmak, ikinci devredeki gidişi de mecalsiz bırakmış olan bu bünyeye müfrit ve imtisası gayri kabil dozlar vermeğe teşbih edebiliriz. Bünyenin massedemediği bu munzam iştira güç­leri demokrat iktidara devredilen te­davül hacminin ehemmiyetli bir kıs­mını teşkil ediyordu. Para muvazene­sinde zait bîr unsur olarak yer almış olan bu lahika da karşılığını 1950 den sonra girişilen iktisadi faaliyetlerde bulmuştur. Bu sebepledir ki, iktidarı­mız zamanında tedavül seyri 1954 ve önceki devre ve müteakip seneler ol­mak üzere iki safha arzeder. Memle­kette yaratılan iktisadî faaliyetler sa­yesinde bu iki safhanın da bariz vas­fını para ve kredi hacimlerinin iş ve istihsal hacmine göre ayarlanması teş. kil etmiştir. Nüfusun % 72'si ziraatle iştigal eden memleketimizde ziraî kre­di umumî yekûnu 1938 senesinde 36,5 milyon lira, sanayiin işletme ihtiyaç­ları ile ihracat kredisi de dahil olmak üzere, bütün ticarî krediler 236 milyon lira, banka kredileri umumî yekûnu da 288 milyon liradan ibaretti. 1945 senesi sonunda İse zirai krediler 112 milyon lira, ticarî krediler 482 milyon lira, banka kredileri umumî yekûnu da 622 milyon lirayı bulmuştur. Bu iki tarih arasında, fi ati arın dört mis­line yükseldiği nazara alınırsa, ra-kamlardaki zahirî artışlara rağmen, hakikatte banka kredilerinin, 1938 se­nesindeki seviyeye nazaran, yarı yarı­ya azaldığı açıkça görülür.

 

194.6 senesi ile 1950 yılları arasında partimizin muhalefette bulunduğu sı­ralarda, Büyük Millet Meclisinde her vesile ile çiftçimizin ve millî ekono­minin krediye olan âcil ihtiyacını be­lirttiğimiz hatırlardadır. Bu ikaz ve İsrarlarımıza rağmen, 1949 senesi ni­hayetinde ziraî krediler sadece 337 milyon, ticarî krediler 916 milyon, bü­tün banka kredileri yekûnu da 1 mil­yar 330 milyon liraya çıkabilmiş tir. 1938 ile 1949 seneleri arasında toptan eşya fiatları endekslerinde 5 misli a-şan yükselmeyi nazara alırsak, 1 mil­yar 330 milyonluk kredi hacminin de 1938 senesindeki 283 milyon liralık se­viyenin dununda kaldığı açıkça gö­rülür.

 

Banka kredileri mevzuunda biz ne yaptık ve bu kredileri hangi seviyele­re çıkardık? Bunu müsaadenizle arzedeyim.

 

İktidarı devraldığımız tarihte 324 mil­yon liradan ibaret olan ziraî kredileri, hâlen 1 milyar 600 milyon lirayı te­cavüz etmiş bulunmaktadır. Keza 1949 senesi sonunda 915 milyon lira olan ticarî krediler hâlen 4 milyar lirayı aşmıştır. Burada ifade ettiğimiz ti­carî kredilerin içinde çok büyük bir ehemmiyet taşıyan sanayi tesis ve iş­letme kredileri ile ihracatımızı temin ve teshil eden ihracat kredilerinin de bulunduğuna işaret etmek isterim. Böylece 1949 senesi sonunda 1 milyar 330 milyon liradan ibaret olan banka kredileri umumî yekûnu 1956 senesin­de 6 milyarın fevkine çıkmış bulunu­yor.

 

Diğer taraftan vatandaşların istihsa ve gelir seviyelerindeki artış istihlâk imkânlarının arttırmakla kalmamış, bu memleketin uzun yıllar mahrum kaldığı tasarruf itiyat ve imkânları­nın da husulünü temin etmiştir. Bi­lindiği üzere 1943 senesinde 312,5 mil­yon lira olan mevduat yekûnu 1949 senesi sonunda 989 milyon liraya çık­mış bulunuyordu. Bu iki tarih arasın­da, para kıymetinin beşte dördünü kaybetmiş olması dolayısiyle 1949 ni­hayetinde mevduatta herhangi bir artış şöyle dursun mühim mikdarda bir azalma olduğu görülür. Buna mu-kabi liktidarımız zamanında 6 sene gi­bi kısa bir müddet içinde bankalarda­ki mevduat 1949 senesi mevduat ra­kamına nazaran takriben 4,5 misline çıkararak 4 milyar 500 milyan liraya yaklaşmıştır.

 

Mevduatta kaydedilen bu mesut geliş­meden başka, bankalarımızın öz kay­naklar ve teşkilât bakımından da tak­viyeleri imkânı bulunmuş ve böylece Türk bankacılığı eski yıllarda kıyas-lanamıyacak bir inkişafa mazhar ol­muştur. 1949 senesi sonunda faaliyet­te bulunan bankaların" ödenmiş ser­maye ve ihtiyatları yekûnu 594 mil­yon liradan ibaret iken bu mikdar ha­ziran 1956 sonunda 1 milyar 774 mil­yon liraya çıkmış, şube ve ajan sayısı da 1949 sonunda 549 dan 1269'a yük­selmiştir. Haziran ayı nihayetinden şimdiye kadar ayrıca 49 şube ve ajans için açılış müsaadesi verilmiştir.

 

Bankacılığımızın ve banka mevduat  ve kredilerinin vasıl olduğu bu ileri se­viyeye, diğer medenî memleketlerde olduğu gibi, bu kaynakları en müessir ve en müsmir şekilde istimal imkân­larım da bahsetmiştir. Banka kredile­rinin memleket ekonomisi zaviyesin­den verimliliğini arttırmak üzere ku­rulmuş olan banka kredilerini tanzim komitesi 1956 bidayetinde çıkarılan yeni bir kararname ile teşkilât ve selâhiyet bakımından takviye olunmuş kredilerin müstahsil sahalara tevcihi­ne ve gerekli seyyaliyetin arttırılması­nı istihdal eden kararlar almıştır.

 

1950 den evvelki hükümetlerin Mer­kez Bankası kaynaklarını münhasıran devlet sektörüne inhisar ettirildiğim konuşmamın başında söylemiştim. Bi­lindiği gibi 1715 sayılı kanunun Mer­kez Bankasına verdiği vazifelerden bi­ri de, memleketin iktisadî kalkınma­sına hizmet etmektedir. Bankanın bu fonksiyonu sabık iktidar zamanında hemen hemen hiç tatbik sahası bul­mamış ve mevcut imkânlarından ta­mamına yakın kısmı devlet sektörüne tevcih olunmuştur. Bu muamelelerin süratle gcnişliyerek. kısa zamanda bir çığ gibi büyümesi ve daha fenası don­muş bir hale gelmesi iktisadî sahaya bir hizmet yapılamaması neticesini doğurmuştur. Bu muameleler o dere­ce vüs'at kesbetmiştir ki, Merkez Ban­kası kredilerinden istifade imkânının nasıl ve ne zaman tahassül edeceği meşkûk bir hale gelmiştir.

 

Bu hususlar Merkez Bankası kredileri­nin  1938-1950 yılları arasındaki dağılışında açıkça görülmektedir. Fil­hakika o devrede, Merkez Bankası kredilerinden devlet sektörüne tahsis olunan mikdar, umum' yekûnun yüz­de 95'ine kadar yükselmiştir. Bu dev­rede, Halk Partisi hükümetleri bütçe açıklarını ya hazinenin doğrudan doğ­ruya Merkez Bankasından aldığı a-vanslardan veya «olağanüstü ödenek kanunları» adı ile çıkarılan hususî kanunlardan faydalanarak, yine Mer­kez Bankasından temin eylemişlerdir. Merkez bankası avanslarının kabili ta­savvur istimal şekillerinden en kötüsü olan bu şekil, maalesef iktidarlarının son yıllarına kadar devam etmiştir.

 

1950 Mayısında iş başına geldiğimiz zaman 859 milyon lira olan Merkez bankası sen edat cüzdanı yekûnunun yalnız 111,5 milyon lirası ticarî ve zi­rai sahaya tahsis edilmiş, buna muka­bil 747,6 milyon lirası haaineye ve ik­tisadî devlet teşekküllerine verilmiş­ti.

 

Bizim zamanımızda ise, 1956 senesi E-kim sonuna kadar yeniden acılan 1 milyar 893 milyon liralık krediden 1 milyar 642 milyon lirası yani, yüzde 87 si ziraî, sınaî ve ticarî sahalardaki fa­aliyetleri desteklemeye tahsis olun­muş, ancak yüzde 13'ü devlet sektö­rüne tevcih edilmiştir.

 

Bu rakamlar iki devrin, iki iktidarın iktisadî sahadaki görüş ve İş tutumu­nun ne derece farklı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

 

Takip ettiğimiz bu yapıcı ve geliştirici kredi politikası sayesinde yurdun her köşesinde yeni teşebbüsler kurmak, mevcutları geliştirmek ve böylece mil­lî servete her yıl yeni yni varlıklar katmak imkânı sağlanmıştır. Bu gay­retlerin de yardımı ile iktisadi faali­yetler bütün kollarda gelişmiş ve millî gelir altı senede yüzde yüz derecesin­de bir artış kaydetmiştir. Bu seri kal­kınma hamleleri ve gelişmelerle mü-terafik olarak tedavül ihtiyacı da art­makta ve emisyon hacmi de buna inti­bak etmektedir. Şunu da unutmamalı­dır ki, yakın tarihlere kadar mübadele ekonomisine açılmamış olan sahalar, bu ekonomi ile temasa geçmemiş va­tandaşlar, derece derece para ile temasa gelmektedir. Deflasyoncu bir po­litikanın iktisadî bünyeyi nasıl inki­şaftan mahrum bıraktığını maziyi tet­kik ederken görmüştük. Vaktiyle bu politikayı takip ederek memleketi bi-lâ sebep geri bırakmış, bu politikayı terlettikleri zaman da meydana ge­tirdikleri iştiraî güçlerini, malî mü­zayakayı gidermeğe tahsis etmiş olanlar, bugün, tedavül hacminin İnkişaf seyrini, kendi devrelerindeki fiyat ar­tışlarına nazaran pek mutedil bir öl­çüde kalan fiyat artışlarını ileri süre­rek, bugünkü yapıcı politikayı tenkid etmektedirler. Envestisnıanları dur­durmamızı, hattâ başlanmış olan ve­rimli işlerin geciktirilmesini. Merkez bankası kredilerinin ve banka kredi­lerinin kısılmasını, hulâsa tekrar ma­zinin dar   ve   tahripkâr   ölçülerine avdet edilmesini istiyorlar. Bu görüş ve arzularda ne bilgiden, ne de hayir hahlıktan bir şenime yoktur. Biz, pa­rayı da cami olmak üzere, iktisadî is­tikrarı, millî servet ve hizmetleri art­tırmakta görüyoruz. Paranın metanet ve selâbetini memleketimizi iktisaden yükseltmeğe matuf gayretlerde görü­yoruz. Müsait teknik şartlar meyda­na geldikçe, bunları da ihmal etmiyerek, konsolidasyon gibi nâfi muamele­leri de tahakkuk ettiriyoruz. Bu cüm­leden olmak üaere daha geçen yıl ka­bul buyurduğunuz bir kanunla, top­rak mahsulleri ofisinin Merkez ban­kasına bcrçlanmış olduğu paraların mühim bir kısmının bu bankaya iade­si imkânları sağlanmış, bulunmakta­dır. Bu kanunun daha ilk tatbik yı­lında, 28 milyon Türk lirasının müte­caviz tir borcun bankaya ödenmesi temin edilmiştir. Önümüzdeki yılda bunun fevkinde bir tediyenin yapıla­bileceği ve bu işlerde kısa sayılabile­cek bir zaman devresi içinde mezkûr borcun tamamen itfası kabil olacağı anlaşılmıştır. Tedavülde kaydedilen artışın fiyatla­rı arttırdığı ve memlekette enflâsyon havası yarattığı şeklindeki mülâhaza­lara gelince, bu mevzuda ilkin, ya­bancı memleketlerde emisyon hacmini ve fiyatların 1950-1956 devresindeki seyrini tetkik etmek muvafık olur. Bu devre zarfında, Birleşik Amerika, Ka­nada, İsviçre. İtalya, Belçika, Batı Al­manya gibi iktisadi kalkınmasını tamamlamış ve ekonomik muvazeneye kavuşmuş memleketlerde fiyatlar yüz­de 25'e kadar artmış, emisyonlarında da yüzde 73'e varan yükselmeler kay-dolunmuştur.

 

Fiyat artışları bakımından memleke­timizin de dahil bulunduğunu müşa­hede edeceğimiz ikinci bir grup mem­leketlerden. Pransada aynı devre zar­fında emisyon yüzde 86, fiyatlar yüz­de 31; 'ingiltere.de emisyon yüzde 41, fiyatlar yüzde 35; İsvecte emisyon yüzde 46, fiyatlar yüzde 44; İspanyada emisyon yüzde 47, fiyatlar yüzde 54; Peruda emisyon yüzde 111, fiyatlar yüzde 45, Yunanistanda emisyon yüz­de 184, fiyatlar yüzde 81; Endonezya-da emisyon yüzde 230, geçirune indek­si yüzde 209; İsrailde emisyon yüzde 188, fiyatlar yüzde 267 artmıştır. Mem­leketimizde İse 1949 - 1956 devresi zar­fında kaydolunan fiyat tereflüü nis­peti yüzde 35 tir.

 

Mebde olarak 1949 senesi senelik top­tan eşya fiyatları indeksi vasatisi alınmayıp da 1950 vasatisi alınırsa, fi­yatlardaki tereffü nispeti yüzde 50.9'a baliğ olmaktadır. IKonj. mad.) 1956 senesi için nazara alınan emisyon E-kim ayı sonundaki 2 milyar 369 mil­yonluk rakamdır.

 

Aynı devrede emisyon miktarında yüzde 166 nispetinde artış vaki olmuş­tur.

 

Kanaatimce, bizde fiyatlar üzerinde müessir olan en kuvvetli âmil, fiyat yükselmelerine maruz bulunan dış piyasalardan ithalât kanaliyle memle­kete gelen fiyat tereffüü olmuştur. Di­ğer taraftarı, malûm olduğu üzere, memleketin itihalât bünyesinde bü­yük bir değişiklik vukua gelmiş, it­halâtımızın geniş kısmı, evvelce istih­lâk maddelerinden terekküp ederken, 1950 den sonra, makine ve teçhizat gi­bi sermaye emtiası, en ehemmiyetli mevkii işgal etmeye başlamıştır. Bu vaziyet istihlâk maddeleri ithalâtını azaltmıştır. Halbuki memlekette is­tihsal maddelerinin ve insan emeği­nin kıymetlendirilmesi yolunda alman tedbirlerin, büyük kütlenin iştira gü­cünü ve bu gibi ithal emtiasına olan talebi arttırdığını da bir vakıadır. 1954 den beri gayri müsait hava şart­ları yüzünden ziraî rekoltede kaydolanan tenezzül de ayrıca ithalât imkân­larının azalmasına sebebiyet vermiş­tir.

 

Bu bahiste bilhassa ehemmiyetli te­lâkki ettiğim psikolojik unsurlara ge­lince, bilindiği üzere piyasadaki sa­tın alma gücü her zaman mecmu tale­bi arttırm'az. Vatandaş, parasının faz­la kısmını ya nezdinde yahut da ban­kadaki hesabmda tutar. Ancak bir kere mal darlığı psikolojisi yaratıldı mı, mala teveccüh etmeyecek veya bir müddet mala in'ikas etmeyecek olan satın alma güçleri de harekete gelir. Görülüyor ki, hu işlerin mütalâasında, etrafımızda cereyan eden büyük ikti­sadî faaliyetleri tecrit ederek, teda­vül ve fiyatlara matul tenkidlerde bu­lunmak, ilim sahasında değil, propa­ganda sahasında kullanılabilir bir u-sûl olarak vasiflandiniabilir.

 

Şimdi yine müsaadenizle, emisyonu­muzun bugünkü seviyesine avdet ede­rek, baaı mülâhazalarımı söylemek ve mukayeseler yapmak isterim. Emis­yonu gösteren rakamların gayri safi milli hasıla ile mukayesesi, tedavül­deki para mikdarınm, ekonominin ha­kikî ihtiyaçlarına intibak edip etme­diği hususunda en iyi bir müşir ola­rak, kabul edilmektedir. 1955 senesi gayri safi millî hasıla rakamı ile ya-Dilan gayet itidalli bir hesaba göre, bugün bilfiil tedavülde bulunan bank­notların ufaklık paraların gayri safi millî hasılaya nispeti yüzde 10,8 dir. Beynelmilel tediyeler "bankasının 1956 senesi raporunda neşrolunan bir etü­de nazaran, 1955 nihayetinde bu nis­pet, İngîlterede yüzde 9, İsveçte yüz­de 11, Norveçte yüzde 12, Hollandada yüade 14, İtalyada yüzde 15, Fransada yüzde 18, İsviçre ve Belçikada ise yüz­de 23 tür.

 

Bu saydığım memleketlerin hemen hepsinde kaydî paranın Türkiyeye nazaran çok daha münkeşif olduğu ve para hacminin daha büyük bir kısmı­nı teşkil ettiği nazara alınırsa, teda­vül vasıtası bakımından da bugünkü konjoktör muvacehesinde memleke­timizin ne kadar ölçülü kaldığı büyük bir sarahatle tebarüz etmiş olur.s

 


 

 

Maliye Vekili bu izahattan sonra Fe­ridun Erkin tarafından sorulanlar da dahil, diğer soruların cevaplarına geç­ti. Bütçenin Meclise geç verildiği id­dialarının varid olmadığını, bütçenin 30 Kasım 1956 tarihinde Meclise tak­dim edildiğini, ancak umumî gerekçe­nin üç gün teehhürle Meclise geldiği­ni söyledi. Yeni bütçe dolayısiyle vâki beyanatının gecikmesi, sadece Maliye Vekilliği vazifesine 1 Aralık tarihinde başlamış olmaktan ileri geldiğini tas­rih etti.

 

Maliye Vekili, bütçelerin âmme hiz­metlerinin umumî bir tablosu olduğu, bu sebeple siyasî bir renk taşımama­ları gerektiği yolunda ileri sürülmüş olan, mütalâaya cevaben, yıllardan beri alman ve milyarlara baliğ olan tahsisatla neler yapıldığını, nereden gelip hangi hedefe doğru gidildiğini i-fade etmenin, bir iktidar için vazife teşkil ettiğini, bunun ne partizanlık, ne de demagoji yapmak olmadığını belirtti.

 

Hasan Pclatkan, iktisadî istiklâl dâ­vası tâbirini otarşi mânasına alan ve bunu hükümetin politikasma maletmek isteyen bir muhalefet hatibine karşı da, otarşinin Tükiye ile ve tahsisen Demokrat Parti iktidarının po-litikasiyle hiçbir alâkası bulunmadı­ğını anlattı.

 

Gerekçede kullanılan istatistik ra­kamlarının tahrif edilmiş olduğu yo­lundaki bir mütalâaya cevaben Ma­liye Vekili, bu rakamların Birleşmiş Milletler istatistiklerinden alındığını, ortada ne tahrif, ne de hata mevcut olduğunu söyledi ve etraflı izahat ver­di. Yalnız millî gelir rakamlarına ba­karak Türkiyeyi İsviçre ile mukaye­seye kalkmanın yersizliğine dikkati çekerek mukayesenin. ancak mahiyet itibariyle aynı olan şeyler arasında yapılabileceğini, mahiyet itibariyle birbirine hiç benzemeyen iki şey ara­sında yapılan mukayeseden çıktığı zannolunan neticenin de mantıkî bir değer taşımıyaeağını izah etti.

 

Vekil, turia dövizi ihdasının çok eski tarihlerden beri memleketimizde tat­bik edilegelen deblokaj sisteminin dış seyahatlere teşmilinden başka bir şey olmadığını söyledi. Doğrudan doğruya bir vergi olan bu hazine hissesine ait kanun lâyihasını daha görmeden bu­nu bir devalüasyon telâkki etmenin yersizliğini belirtti. Personel besleyen dairelerin daha fazla tahsisat alması­nı hayat pahalılığına bütçenin şaha­deti diye Öne sürmenin indi bir hüküm teşkil ettiğini, âmme hizmetinin geliş­me ve büyümesinin istilzam ettiği bü­yük masraflardan tegafül etmenin mümkün olamıyacağını, bunlar dikka­te alınınca bütçeyi, kendilerine tutul­muş bir şahit gibi herhalde Kullanma­mak gerektiğini kaydetti.

 

Hasan Polatüan, Demokrat Parti hü­kümetleri tarafından getirilen bütçe­lerin denk olmadığı yolundaki müta­lâaya geçerek bu mevzuda da etraflı izahlarda bulundu. Vekilin belirttiği­ne göre, bir defa Demokrat Parti ik­tidarının ilk üç bütçesi denk değil, bilâkis açık olarak hazırlanmış ve bazı ilâve tashihlerden sonra acık o-larak kabul edilmiştir. Fakat, meselâ, 234 milyon liralık bir açıkla tasdik e-dilen 1951 yılı bütçesi yıl sonunda 55 milyon liralık bir umumî varidat faz­lası ile kapanmıştır. Bu netice, hem tahsilat fazlasından, hem masraf kı­sımlarındaki tasarruflardan meydana, gelmiştir. Diğer iki yılın bütçeleri de neticeten buna mümasil şekilde ka­panmıştır.

 

Vekil, mütaakıp bütçelerin denk ola­rak hazırlandığım, ancak bu tevazü­nün memur, işçi, emekli, dul ve ye­timlere ödenen tahsisat mikdarma te­kabül eden veya Meclis tarafından i-lâve olunan hizmetlerin tahsisat art-tırısları sebeüî ile bir mikdar açıkla kabul ve tasdikini istilzam ettiğini söyledi. Varidat tahmini balısinde bu tahminlerin tamamen objektif esaslar gözönünde bulundurularak hazırlan­dığını, bu itibarla 1957 bütçesinde der­piş olunan varidatın sağlanacağından şüphe izharına mahal bulunmadığını kaydetti.

 

Hasan Polatkan, üç mebus tarafından sorulan aynı mahiyetteki suale ceva­ben Avrupa iktisadî işbirliğine dahil memleketlerle yapılan bekaya tasfi­yesine matuf anlaşmalar hakkında et­raflı izahat verdi. Başka bir suale geçerek hariçteki Türk parasının mem­lekete ithali hakkında memmıiyetin kaldırıimasmın faydadan ziyade mah­zur doğuracağını, kaldı kî, kanunsuz yollarla harice çıkarılmış Türk para­larının dışardaki alım satım kurunu Türk parası kıymetine bir müş'ir ola­rak almaya imkân bulunmadığını ilâve etti.

 

Polatkan, Merkez bankası ticari ve zi­raî senetler cüzdanı ve hazine kefa­letini haiz bonolar mukabilindeki merkez bankası kredileri ile toprak mahsulleri ofisi, şeker şirketi ve tarım satış kooperatiflerine verilen krediler hakkında da iaahat verdi.

 

Umumî muvazene ve mülhak bütçe­ler bir arada personel masrafları ye­kûnunun 1957 bütçe lâyihalarında 1.634.273.087 lirayı bulduğunu, bu ra­kamın mezkûr bütçelerin yekûnuna nispeti yüzde 39.5 olduğunu, 1950 ye kıyasen Demokrat Parti iktidarı dev­rinde personel masrafları nispetinde bir tezayüt değil bilâkis bir azalma kaydedildiğini anlattı.

 

Demokrat Parti iktidarının, âtıl kay­nakları harekete getirmek için.- dev­let teşekküllerinin ellerinde mevcut pütün imkânlardan olduğu kadar hu­susî sermayeden de faydalanmağı prensip kabul ettiğini belirten Polat-Kan, şeker fabrikaları için hususi ser­mayenin İştirak payının geçmişte ha­yal dahi edilmemiş bir yekûna, 80 mil­yon liraya varmış bulunduğunu be­lirtti.

 

Diğer suallere verdiği cevaplarda, bu yıl ihraç edilecek şeker mikdarmın 10 bin ton olduğunu söyledi. 1956 yı-lmm neticesi alınmış bulunan 9 ay­lık devresindeki tahsilat mikdarı 1955 yılının aynı devredeki tahsilatından 263 milyon lira fazla aylık tahsilat va­satisi ise 29 milyon lira fazla bulun­duğuna göre, ayhk vasatiler bakımın­dan varidat noksanlıkları görüldüğü iddiasının yersizliğini tebarüz ettir­di.

 

21 Araük 1956

 

 Ankara :

 

Bütçe encümeni bugün saat 10 da encümen ikinci reisi Kırklareli mebusu Şefik Ba&ay'ın riyasetinde toplanarak 1957 yılı bütçe Kanun lâyihasının he­yeti umumiyesi üzerindeki müzakere­lerine devanı etti. Bu konuşmalar sı­rasında, Urfa mebusu Feridun Ergin (Hür. P.), Kırşehir mebusu Ahmet Bil­gin (C.M.PJ, Zonguldak mebusu Hü­seyin Balık (bağımsız) fikirlerini ser-dettiler. Bundan sonra bütçe encüme­ni mazbata muharriri Zonguldak me­busu Sebati Ataman, onu takiben To­kat mebusu Ömer Sunar (D.P.) ve Maliye Vekili Hasan Polatkan ile Ma-raş mebusu Nedim Ökmen (D.P.ı ileri sürülen tenkidleri cevaplandırdılar. Neticede bütçe kanunu lâyihasının he­yeti umumiyesi üzerindeki müzakere­ler sona ererek, maddelere geçildi.

 

 Ankara :

 

Bütçe encümeni bugün "saat 15.30 da encümen ikinci reisi Kırklareli me­busu Şefik Bakay'm riyasetinde top­landı.

 

Bu sabahki oturumda 1957 malî yılı bütçe kanun lâyihasının tümü üzerin­deki müzakereler hitam bulduğundan fasılların müzakeresine başlandı. Ev­velâ Riyaseticumhur Dairesinin büt­çesi görüşüldü. Bütçenin tümü üze­rinde konuşulurken yeni ihdas edilen müstahdem kadrolarının raportörlerin de teklifi veçhile kaldırılması kabul e-dildi. Ve maddelere geçildi. Maddele­rin aynen kabul edilmesini mütaakıp divanı muhasebat reisliğinin bütçesi­ne başlandı.

 

Divanı muhasebat bütçesinin tümü la­zerinde söz alan Ordu mebusu Refet Aksoy (D.P.), daireyi fuzulen işgal e-den ve İş hacmini attıran işlerin tah­fifi veya kaldırılması temennisinde bulundu, azaların daha pratik bir u-sulle tâyin ve tesbitinin mümkün olup olmadığını sordu ve emeklilik muame­lelerinin divanı muhasebatın vizesin­den geçmesini tenkid etti.

 

Balıkesir mebusu Halil fmre (D.P.) u-mumiyetle divan çalışmalarının yeni­den gözden geçirilmesi ve bu hususta yeni kanunların getirilmesi zaruretini belirtti ve böylece vize ve tescil fonk­siyonunun  ve murakabe sisteminin daha verimli hale gelebileceğini ifade etti, seçim işlerinin de ıslâha muhtaç olduğunu bildirdi.

 

Kars mebusu Mehmet Hazer (C.H.Pj. mahallen yapılan tetkikatın şeklîni ve bunun askerî muhasipliklerle askeri ayniyata şümulü olup olmadığını sor­du.

 

Çankırı mebusu Tahsin Uygur (D.P.), kalifiye eleman yetiştirilmesi için hâ­len faaliyette bulunan kurs giderleri için tahsisat konmaması sebebini sual eyledi ve böyle bir kursun zaruretine kani olduğunu söyledi.

 

İleri sürülen tenkid ve temennilere cevap vermek üzere söz alan divanı muhasebat başkanı, divanın hususi kanunlarla tesbit edildiği şekilde, e-hemmiyetli ehemmiyetsiz tefriki yap­madan devlet hazinesinden yapılan bütün sarfiyatın hesabını kontrol et­tiğini, ancak iş hacminin hakikaten çok olduğunu, bunun için divanı lü­zumlu şekilde teçhiz etmek gerektiği­ni, vize ve tescil işlerinin de keza ka­nun icabı olduğunu belirtti ve yeni kanunlar şevkinin büyük meclisin yetkisi dahilinde olduğunu bildirdi. Â-zalarm seçilmesi keyfiyetini ise, di­ğer birçok memleketlerden misaller vermek suretiyle izah etti ve bunun her memleketin kendi bünyesine göre değişebileceğini ve binnetice Büyük Millet Meclisinin fonksiyonu üzerinde divanın herhangi bir değişiklik yap­masına imkân olmadığını ifade etti. Mahallen yapılan tetkikatta zaman­dan tasarruf yapıldığını ve iş hacmi­nin bununla ilgili olarak hafiflediğini ve sürat kesbettiğini rakamlarla teba­rüz ettirdi ve tetkikatm askerî mu­hasip ve ayniyata da teşmil edildiğini sözlerine ilâve etti. Dîvanı muhasebat reisinin bu izaha­tından sonra bütçenin tümü reye ko­narak kabul edildi ve maddelere ge­çildi. Maddelerin müzakeresi sırasında Bur­sa mebusu Agâh Erozan'm yazılı bir teklifi okundu. Bu teklifte, divanda hâlen faaliyette bulunan kursun za­ruretine işaret edilmekte ve bunun i-çin kursta ders veren Öğretmenler için 15 bin liralık bir tahsisatın kabulü is­tenmekteydi. Uzun müzakere ve mü­nakaşalardan sonra bahis mevzuu tan sisatin 10 bin 300 lira olarak konul­ması teklif ve kabul edildi. Bundan sonra mahallen yapılan tetkikat fas­lında gösterilen 450 bin liranın cok olduğu ileri sürülerek, buradan tenzil edilecek onbin liranın kurs giderleri­ne karşılık tutulması uygun görül­dü.

 

Basın masrafları faslındaki yedi bin lira da çok görülerek beş bin liraya in­dirildi. Ve neticede maddeler üzerin­deki görüşmeler de ikmal edilerek di­vanı muhasebat bütçesi kabul edildi.

 

Bütçe encümeni, Pazartesi günü saat 10 da toplanmak üzere öğleden sonra­ki mesaisine saat 19 da son verdi.

 

26 Aralık 1956

 

 Ankara :

 

Bütçe encümeninin bugün öğleden sonraki toplantısında Başvekâlet 1957 malî yılı bütçesinin müzakeresine baş­ladı.

 

Bütçenin heyeti umumiyesi üaerinde söz alan Kırşehir mebusu Ahmet Bil­gin (C.M.PJ, Antalya mebusu Kenan Atananlar (D.P.ı, Ordu mebusu Sabri İşbakan (D.PJ Trabzon mebusu İsmail Şener (D.PJ, Gümüşane mebusu Zeki Başağa iD.P.l, Muğla mebusu Natık Poyrazoğlu (D.P.), Rize mebusu İzzet Akçal (D.PJ, Rize mebusu Hüseyin Agun (D.P.), Tekirdağ mebusu Zeki Erataman ıD.PJ, Trabzon mebusu Fehmi' Kalaycıoğlu (D.PJ ve raportör Ordu mebusu Refet Aksoy (D.P.) u-mumiyetle Vekâletler arasında koor-dîne çalışmanın düzgün yürütülmedi-ği, Başvekâlete bağlı umum müdür­lüklerin ait oldukları Vekâletlere bağ­lanması gerektiği, teşkilâtı esasiye ka­nununun 47. maddesi gereğince Ve­killerin vazife ve mesuliyetlerini tâ­yin eden hususi kanunun getirilip ge­tirilmemesi hakkında ne düşünüldüğü, Millî Savunma Yüksek Kurulunun, a-tom enerjisi komisyonunun hali hazır vaziyetleri, umumî murakabe heyeti­nin iktisadi kalkınma mevzuunda verdiği raporların neticesi ve bu heyetin bir iktisat şûrası haline ifrağının nıüm kün olup olmadığı hususlarında fikir­ler serdettiler. Başvekâlete bağlı u-mum müdürlüklerden mümkün olanla rın alâkalı vekâletlere bir an evvel bağ lanmasını, bir İskân Vekâletinin ihda­sını ve koordine çalışmanın organize edilmesini temenni ettiler.

 

Bu görüş ve temennileri cevaplandı­ran Başvekâlet müsteşarı Ahmet Sa­lih Korur ezcümle dedi ki:

 

«Başvekâlette, biri Devlet Vekili ol­mak üzere dört vekilden müteşekkil bir koordinasyon heyeti vardır. Bu heyet, Başvekâletin tensip edeceği hu­suslarda Vekâletler arasında koordine çalışmayı temin eder. Ayrıca, kaçakçı­lığı Önlemek için hudutlarımızda alın­ması gerekli sıkı tedbirler üzerinde durmak için alâkalı vekâletlerin İşti­rakiyle kurulmuş bir heyet daha var­dır. Ancak bunlar, bütün işlerin aynı şekilde koordine edildiği anlamına gelmez. Başvekâlete intikal eden mev­zular üzerinde koordine çalışma ci­hetine gidilmektedir.

 

Başvekâlete bağlı umum müdürlükle­rin alâkalı oldukları vekâletlere bağ­lanması hususunda geçen seneki te­mennilere uyarak gerekli kanun lâyi­halarını hazırlayıp yüksek, meclise şevkettik. Bunlardan bir kısmı hâlen encümenlerde tetkik edilmekte, bir kısmı da tetkik edildikten sonra red­dedilmiş bulunmaktadır. Esasen öte­den beri mevcut olan ihtilâf hangisi­nin hangi Vekâlete bağlanması mese­lesidir. Bİ2, tapu ve kadastronun ad­liyeye bağlanmasını düşündük. Bu hu­susta hazırladığımız lâyiha hâlen a-lâkalı encümenlerdedir. Meteoroloji işleri umum müdürlüğünün Ziraat Ve­kâletine bağlanması hususundaki lâ­yiha Ziraat ve Milli Müdafaa encüme­ninde reddedildi. Aynı şekilde, toprak ve iskân işleri de dahiliye encümeni tarafından reddedilmiş bulunuyor. Vekillerin vazife ve mesuliyetlerini tâyin eden mahsus kanun hakkında Adana mebusu Sinan Tekelioğlunun bir kanun teklifi vardır. Hâlen bütçe encümeninin tetkikine arzedilmiş bu­lunmaktadır.Encümende tebellür edecek fikirlere göre, en uygun şekle geleceği muhakkaktır.Başvekâlet müsteşarı, bundan sonra Millî Müdafaa Yüksek Kurulu ile atom enerjisi komisyonunun halihazır durumları ve vazifelerine temasla, mil­lî müdafaa yüksek kurulunun tama-raîyle pasif korunma mevzuları üze­rinde çalıştığını ve diğer devlet dai­relerinde alınması lâzım gelen tedbir­ler üzerinde durduğunu ve bunları NATO ölçülerine uygun olarak yaptı­ğım belirtti. Atom enerjisi komisyo-nunnu bu yıl, birkaç ay evvel çıkan kanunla teşekkül ettiğini, ancak tah­sisat olmadığından fiilen faaliyete ge­çemediğini, bütün hazırlıkların ikmal edilerek kadroların tesbit edildiğini ve. 1 Mart 1957 tarihinden itibaren faali­yete geçeceğini bildirdi. Kanunun da­ha evvel çıkarılmasının muhaberat ve protokolü temin zaruretinden doğdu­ğunu sözlerine ilâve etti.

 

Umumî murakabe heyetinin vazifele­rine de temas eden müsteşar, bazı vi­lâyet ve kazalar hakkında tanzim edi­len raporların kısım kışım ait olduk­ları Vekâletlere gönderildiğini ve bu hususların tetkik edilerek tahakkuk ettirilmesinin istendiğini, Vekâletlerin de kendi plân ve programlarına göre bu işlerin İsafi cihetine gittiklerini belirtti. Bu heyetin bir iktisat şûrası haline getirilmesinin düşünülmediğini bildirdi.

 

Başvekâlet Müstaşarmın bu izahatını mütaakıp, kabinede münhal bulunan vekâletlerin vekillerle idare eddilmesi-nin teşkilâtı esasiye kanununa aykırı olacağı hususunda İleri sürülen bir iddiayı devlet vekili Celâl Yardımcı cevaplandırdı. Devlet Vekili, Vekâlet­lerin vekillikle idare edilmesinin mah­zuruna dair teşkilâtı esasiye kanunun­da bir sarahat olmadığını ve bunların peyderpey kapandığını, ifadeyle, esa­sen böyle bir hal varid olduğu takdir­de yüksek meclisin müdahalesiyle kar-şılaşılcağmı bildirdi. Bundan sonra tekrar söz alan hatip­ler fikir ve temennilerini bir kere daha izah ettiler ve neticede bütçenin tümü üzerindeki görüşmeler kâfi gö­rülerek maddelere geçildi. Maddelerin müzakere ve kabulü saat 20 ye kadar devam etti. Bu arada, hâ­len makam arabaları bulunmayan iki devlet vekilliği için araba alınmasına matuf olmak üzere konulan tahsisat uzun münakaşalardan sonra reddedil­di. Neticede, Başvekâlet 1957 malî yılı bütçesinin müzakeresi tamamlandı.

 

27 Aralık 1956

 

 Ankara :

 

Bütçe encümeni bugün saat 10 da, en­cümen reisi Halil İmre'nin riyasetinde toplanarak, şûrayı devlet  1957 mali yılı' bütçesini müzakere ve ikmal et­ti.

 

Şûrayı devlet bütçesinin tümü üzerin­de şöz alan Rize mebusu İzzet Akçal(D.P.), Bursa mebusu Hulusi Köymen(D.P.), Trabzon mebusu Fehmi Kalaycıoğlu (D.P., Zonguldak mebusuSebati Ataman (D.P.), Ordu mebusuSabri İşbakan İD.P.I ve Bolu mebusuİhsan Gülez (D.P.) görüş ve fikirlerini
bildirerek bazı temennilerde bulundu­lar.

 

Bu tenkid ve temennilerde üzerinde e-hemmiyetle durulan hususlar, şûrayı devletin halihazırdaki teşkilâtının git­tikçe artan iş hacmini karşılayacak durumda olmaması, binaenaleyh kad­roların en kısa zamanda tevsii cihe­tine gidilmesi, binanın ihtiyaca kâfi gelmediği, müterakim işlerin biraz da idarenin şûrayı devletin kararlarını emsal olarak kabul etmemesinden ile­ri geldiği, adaletin gerektirdiği vuzuhu temin edecek kalifiye daktilolara ih­tiyaç olduğu gibi hususlardı.

 

Bu tenkid ve temennileri Devlet Ve­kili Celâl Yardımcı cevaplandırdı. Devlet Veklinin verdiği izahata göre, hâlen bir kadro kanunu üzerinde ça­lışılmaktadır. İşlerin terakümü iki sebepten ileri gelmektedir. Birincisi geçen yıllara nispetle varidatın hayli artmış olması, ikincisi kadrodaki mün halleri, seçim usulündeki uzun forma­liteden doğmaktadır ki bu da teşkilâtı esasiye kanununda bir değişikliği İcap ettirir. Devlet Vekili, bu arada, şûrayı dev­let kararlarına idarenin uyması key­fiyetinin ele alınarak üzerinde duru­lacağını ve bunun "Vekiller Heyetine 1 arzedileceğini de ifade etti. Binanın kifayetsizliği karsısında, hâlen şûrayı devletle aynı binada bulunan İstatistik Umum Müdürlüğünün Önümüzdeki yıl larda başka bir binaya çıkacağını bil­dirdi. Bundan sonra maddelerin müzakeresi­ne geçildi ve şûrayı devlet 1957 malî yılı bütçesinin encümendeki görüşül­mesi ikmal edilerek, Easm Yayin ve Turizm Umum Müdürlüğü bütçesinin müzakeresine başlandı.

 

Basm-Yaym ve Turizm Umum Mü­dürlüğü 1957 mali yılı bütçesinin tümü üzerinde söz alan Gümüşhane mebu­su Halis Tokdemir (D.P.I, Basın-Ya­yın ve Turizm Umum Müdürlüğünün iki kısımda mütalâa edilmesi gerekti­ğini, bunlardan birincisinin basın ve yayjn işleriyle iştigal ettiğini, ikincisi­nin ise turizm vazifeleri olduğunu be­lirtti ve mezkûr umum müdürlük büt­çesinin bu iki kısım arasında müsava-tan paylaşılması gerektiğini iddia e-derek turizme ayrılan 300 bin liralık tahsisatı çok az bulunduğunu söyledi. Bu durum karşısında turizmi, basın  yayından ayırmak imkânının mevcut olup olmadığını sordu, iç ve dış turizm faaliyetinin ve dışarıdaki başın ata­şelikleri kadrolarının kifayetsizliğini belirtti, bazı spikerlerin şivelerinin bo­zuk olduğunu ileri sürdü. Çankırı mebusu Tahsin "Nahit Uygur (D.P.l, telâffuz mevzuu üzerinde İda­renin ehemmiyetle durması ve spiker­leri iyi yetiştirmesi ve radyo neşriya­tının ıslâh edilmesi temennisinde bu­lundu, dinî ve ahlâkî konuşmaların halkın anlayacağı bir lisanla yapılma­sı ve kur'anı kerimin güzel sesli kim­selere okutulması zararuretlerine işa­ret etti, turist celbi için İznikteki çi­niciliğimizin tanıtılması bakımından bir çalışma olup olmadığını sordu. Gümüşane mebusu Zeki Başağa (D. P.K. İstanbul radyosunun bölge dışın­da dinlenilemediğini belirterek ıslâhı için ne düşünüldüğünü sordu, Erzurumda  kurulması  mutasavver bölge radyosu için bu yılki bütçeye neden tahsisat konmadığını ve bu işten han­gi sebeple vazgeçilmiş bulunduğunun açıklanmasını istedi. Basın ataşelikle­rimizin, bulundukları yerlerdeki ya­bancı gazetelerde, leh ve aleyhimizde çıkan yazıları memlekete gönderip göndermediği hususu İle Amerikada aleyhimizde neşriyatta bulunan iki ga­zetenin Türkiye mümessillerinin Türk mü, yoksa ecnebi mi olduğu keyfiyetini de sordu. Radyodaki musiki neşriya­tında Türk ve batı musikisi nispetinin ve bu hususta bir anket yapılıp yapıl­madığının bildirilmesini talep etti.

 

Kırşehir mebusu Ahmet Bilgin (CM. P.l, radyonun Meclis saati yayınını tenkid ederek, iktidar sözcülerinin ko­nuşmalarının aynen verildiği halde muhalefet mensuplarının sözlerinden bir cümle bile alınmadığını, bu halin demokrasi rejimi ile kabili telif olamı_ yacağmı ve geçen yıllarda tekrar edi-legelen vaadlere uymadığını iddia et­ti. Turizm çalışmaları bakımından ge­çen yılla bu yıl arasında bir fark olup olmadığını sordu, Anadolu Ajansının kifayetsizliğini ileri sürdü.

 

Kars mebusu Mehmet Hazer (C.H.P.I, Erzurumda kurulacak bölge radyosu­nun zaruretine işaret etti, radyonun meclis saatinde muhalefet mensupla­rının konuşmalarına da yer verilece­ğinin hükümet programında bildiril­mesine rağmen tahakkuk etmeyişini üzüntü ile karşıladığını belirtti ve bu halin izalesi ile münakaşa mevzuu ol­maktan çıkarılması temennisinde bu­lundu. Turizm mevzuuna de temasla hükümetin bu hususta bir kanun lâ­yihası getirmesini dileri, hatip, gaze­telerin kâğıt vesair ihtiyaçlarının mez kür umum müdürlükçe tedvir edilme­sinin uygun olacağı kanaatini serdet-ti, resmi ilânların tevzii için yeni bir usul ve tarz düşünülüp düşünülmedi­ğini sordu. Radyo neşriyatında telâf­fuz meselesi kadar dil meselesi üze­rinde de durulması gerektiğini, kur­tuluş günlerinde her vilâyet veya ka­zaya müsavi şekilde konuşmalar ve müzik yayınları tanınmasının adilâne bir iş olacağanı ileri sürdü. Sinop mebusu Nuri Sertoğlu (C.H.P.), radyo istasyonlarının kifayetsizliği seDevlet Vekili, bu arada, şûrayı dev­let kararlarına idarenin uyması key­fiyetinin ele alınarak üzerinde duru­lacağını ve bunun Vekiller Heyetine arzedileceğini de ifade etti. Binanın kifayetsizliği karşısında, hâlen şûrayı devletle aynı binada bulunan İstatistik Umum Müdürlüğünün önümüzdeki yıl larda başka bir binaya çıkacağını bil­dirdi. Bundan sonra maddelerin müzakeresi­ne geçildi ve şûrayı devlet 1957 mali yılı bütçesinin encümendeki görüşül­mesi ikmal edilerek, Basın-Yayın ve Turizm Umum Müdürlüğü bütçesinin müzakeresine taşlandı.

 

Basm-Yaym ve Turizm Umum Mü­dürlüğü 1957 malî yılı bütçesinin tümü üzerinde söz alan Gümüşhane mebu­su Halis Tokdemir (D.P.), Basm Ya­ym ve Turizm Umum Müdürlüğünün iki kısımda mütalâa edilmesi gerekti­ğini, bunlardan birincisinin basın ve yayın işleriyle iştigal ettiğini, ikincisi­nin ise turizm vazifeleri olduğunu be­lirtti ve mezkûr umum müdürlük büt­çesinin bu iki kısım arasında müsava-tan paylaşılması gerektiğini iddia e-derek turizme ayrılan 300 bin liralık tahsisatı çok az bulunduğunu söyledi. Bu durum karşısında turizmi, basın yayından ayırmak imkânının mevcut olup olmadığını sordu, iç ve dış turizm faaliyetinin ve dışarıdaki basın ata­şelikleri kadrolarının kifayetsizliğini belirtti, bazı spikerlerin şivelerinin bo­zuk olduğunu ileri sürdü.Çankırı mebusu Tahsin -Nahit Uygur (D.P.), telâffuz mevzuu üzerinde ida­renin ehemmiyetle durması ve spiker­leri iyi yetiştirmesi ve radyo neşriya­tının ıslâh edilmesi temennisinde bu­lundu, dinî ve ahlâki konuşmaların halkın anlayacağı bir lisanla yapılma­sı ve kur'anı kerimin güzel sesli kim­selere okutulması zararuretlerine işa­ret etti, turist celbi için İznikteki çi­niciliğimizin tanıtılması bakımından bir çalışma olup olmadığını sordu.Gümüşane mebusu Zeki Başağa (D. PJ, İstanbul radyosunun bölge dışın­da d inlen İleme di ğini belirterek ıslâhı için ne düşünüldüğünü sordu, Erzu-rumda kurulması mutasavver bölge radyosu İçin bu yılki bütçeye neden tahsisat konmadığını ve bu işten han­gi sebeple vazgeçilmiş bulunduğunun açıklanmasını istedi. Basın ataşelikle­rimizin, bulundukları yerlerdeki ya­bancı gazetelerde, leh ve aleyhimizde çıkan yazıları memlekete gönderip göndermediği hususu ile Amerikada a-leyhimizde neşriyatta bulunan iki ga­zetenin Türkiye mümessillerinin Türk mü, yoksa ecnebi mi olduğu keyfiyetini de sordu. Radyodaki musiki neşriya­tında Türk ve batı musikisi nispetinin ve bu hususta bir anket yapılıp yapıl­madığının bildirilmesini talep etti.

 

Kırşehir mebusu Ahmet Bilgin (CM. P.l, radyonun Meclis saati yayınım tenkld ederek, İktidar sözcülerinin ko-nuşmalarmm aynen verildiği halde muhalefet mensuplarının sözlerinden bir cümle bile alınmadığını, bu halin demokrasi rejimi ile kabili telif olamı_ yacağmı ve geçen yıllarda tekrar edi­le gel en vaadlere uymadığını iddia et­ti. Turizm çalışmaları bakımından ge­çen yılla bu yıl arasında bir fark olup olmadığım sordu, Anadolu Ajansının kifayetsizliğini ileri sürdü.

 

Kars mebusu Mehmet Hazer (C.H.P.), Erzurumda kurulacak bölge radyosu­nun zaruretine işaret etti, radyonun meclis saatinde muhalefet mensupla­rının konuşmalarına da yer verilece­ğinin hükümet programında bildiril­mesine rağmen tahakkuk etmeyişini üzüntü ile karşıladığım belirtti ve bu halin izalesi ile münakaşa mevzuu ol­maktan çıkarılması temennisinde bu­lundu. Turizm mevzuuna de temasla hükümetin bu hususta bir kanun lâ­yihası getirmesini dileri, hatip, gaze­telerin kâğıt vesair ihtiyaçlarının mez kür umum müdürlükçe tedvir edilme­sinin uygun olacağı kanaatini serdet-ti, resmî ilânların tevzii için yeni bir usul ve tarz düşünülüp düşünülmedi­ğini sordu. Radyo neşriyatında telâf­fuz meselesi kadar dil meselesi üze­rinde de durulması gerektiğini, kur­tuluş günlerinde her vilâyet veya ka­zaya müsavi şekilde konuşmalar ve müzik yayınları tanınmasının adilâne bir iş olacağanı ileri sürdü.Sinop mebusu Nuri Sert oğlu (C.H.P.), radyo istasyonlarının kifayetsizliği senin az olması kalifiye eleman bulma­ya mâni oluyor. Türle musikisini inki­şaf ettirmek için bir konservatuvar kurulması işi Maarif Vekâletinin işti­gal sahası içindedir. Biz hâlen radyo­da mevcut Türk musikisi kursunu takviye edeceğiz.Turizmi hükümet olarak ciddiyetle ele almış olduğumuzu bilhassa ifade etmek isterim. Turistik oteller inşası, yolların yapılması, propaganda mev­zuu, kıymetli âsârm araştırılıp bulun­ması ve teşhiri ile restorasyon işleri turizm faaliyetlerimiz cümlesindendir. Bölge radyolarının kurulmasından vazgeçilmiş değildir.

 

Ancak, döviz meselesindeki güçlükler bunu muvakkat bir zaman için gecik­tirmiştir. Radyonun kısa dalga neşri­yatının her yerden dinlen ilmem e si doğrudur. Bu teknik bir meseledir. Ne­reye tevcih edilirse orası dinler. Kısa dalga neşriyatı 15 lisan üzerinden ya­pılmaktadır, Radyoların yurt içinde d ini enlime m es i keyfiyeti istasyonların kifayetsizliğindendir. Geçen sene rad­yonun tevsii için konulan tahsisatın kullanılmaması yine döviz meselesiyle alâkalıdır. Fakat, ocak ayı içinde bu işe başlanacaktır. İhalesi yapılmış­tır. Eadyo neşriyatının yüzde 30'u söz ve yüzde 70'i müziktir. Bu yüzde 70 müziğin yüzde 50 sini alaturka teşkil etmektedir. Bu hususta yapılmış bir anketimiz yoktur. Devlet Vekili daha sonra Amerikada aleyhimizde neşriyatta bulunan iki mecmuanın memleketimizdeki muha­birinin Türk mü ecnebi mi olduğu yo­lundaki suali cevaplandırarak bu ga­zetelerin memleketimizde Türk ve Amerikalı muhabirleri bulunduğunu i-fadeyle hükümetin maksatlı neşriyat hususunda hassas olduğunu bildirdi.

 

Radyodaki Meclis saati için de şunları söyledi: Radyodaki Meclis saatinin şu veya bu şekilde verilmesi hakkında hiçbir direktif ve telkinimiz olmadığını  sa­rahatle beyan  ederim. Yalnız takdir buyrulur ki, radyo bir münaaa ve mü­nakaşa sahnesi değildir. Hükümet ic­raatının tafsilen verilmesi tabiidir. Bu meyanda, muhalefete mensup mebus arkadaşların da suallerinin nelerden ibaret olduğu bildirilmektedir. Fakat vaktin kısalığı dolayısiyle geniş izahat verilemiyor. Nitekim durum iktidara mensup mebuslar için de aynıdır. Devlet Vekili mütaakıben gazetelerin kâğıt, mürekkep vesair malzeme ihti­yaçlarına temasla dedi ki:

 

«Bu malzemenin temin ve tedarik işi ile umum müdürlük alâkalı değildir. Kâğıt ve mürekkep ihtiyaçları kısmen içten ve kısmen dıştan temin edilmek­tedir. Bu hususta Gazeteciler Sendika­sı ile istişare ederek bunlarrdüzenliyorus. Kâğıt ihtiyacının yüzde ellisi İzmitten temin ediliyor. Son olarak sen­dika İdare heyeti ile yaptığımız temas neticesinde, dışarıdan bir buçuk mil­yon dolarlık kâğıt ithal edilmesi hu­susunda anlaştık. Bunun 500 bin do­larlık kısmı hemen ithal edilecek, mü­tebakisi de peyderpey getirilecektir. Kâğıtsızliktan herhangi bir gazetenin kapanması bahis mevzuu değildir. Ay­rıca, 800 bin dolarlık da mürekkep ve diğer malzeme, kısım kısmı ithal edi­lecektir.»

 

Müteakiben, resmi İlân mevzuna da temas eden Vekil, İstanbul ve Ankara-da bu işin musavatan yapıldığını, an­cak Ulus gazetesine neden verilmeme­si hususunu tetkik ederek cevap vere­ceğini bildirdi.

 

Devlet Vekili Celâl Yardımcı, turistle­ri cezbedecek eserler hakkında geniş izahlarda bulunduktan sonra turizm çalışmalarının geçen yıllara nazaran arttığım rakamlarla ifade etti, basın ataşelikleri ve haberler bürolarının lü­zumuna binaen bu sene yeni ataşelik­ler ve bürolar ihdas edildiğini ve bu mevzuu üzerinde de hükümetin hassa­siyetle durduğunu belirtti.

 

Vekilin bu izahatından sonra, sual sa­hibi hatipler teşekkürlerini bildirdi­ler. Bilhassa, gazete kâğıdı ve levazımatı için bir buhranın bahis mevzuu olmayışını ve hükümet olarak gerekli tedbirlerin alınmış bulunduğunu mem nuniyetle kaydettiler.

 

 

 

28 Aralık 1956

 

 Ankara :

 

Bütçe encümeni bu sabah reis vekili Kırklareli mebusu Şefik Eakay'ın baş­kanlığında toplanarak Basm-Yaym ve Turizm Umum Müdürlüğü bütçesinin müzakeresine devam etti.

 

Celse açıldığı aaman çocuk sağlığı ens­titüsü bina inşaatı hakkındaki ak­tarmayı mut azanımın bir kanun tek­lifi kısa bir müzakereyi m uta akıp ka­bul edildi. Bundan sonra Basın - Ya­yın ve Turizm Umum Müdürlük bütçe­sinin müzakeresine geçildi. Bu arada söz alan Çanakkale mebusu Fatin Rüştü Zorlu (DP.ı vilâyetlerde inşa edilen oteller hususunda Basm-Yaym ve Turizm Umum Müdürlüğünce nasıl bir program tatbik edildiğini, bu gibi işlerin iyi bir şekilde koordine edilme­sini, turistik yerlerin seçiminin temini ve bir turizm zincirinin kurulmasını istedi. Trabzon mebusu İsmail Şener (D.P.) turizm dâvasında vilâyet için nasıl bir plân hazırlandığını, Rize me­busu Hüseyin Agun ID.F.İ memleketi­mize gelen turistlerle bunların bırak­tıkları dövizler hakkında izahat iste­di. Adana mebusu Ahmet Topaloğlu D.P. memleket hadiseleriyle ilgili filmlerin çekilmesinde yabancı film şirketleri ve ajanslariyle temas tesis edilmesini, Afyon mebusu Murat Ali Ülgen (D.P.) memleketimizde mevcut hususi ajansların durumunu   sordu.

 

Basm-Yaym ve Turizm Umum Müdü­rü  Halim A  İyot dilek ve tenkidi e re cevap vererek vilâyetlerde otellerin bir programa müsteniden inşa edilmekte olduğunu, turizm dâvasının bir mem­leket dâvası olarak ehemmiyeti lâyık bir şekilde geliştirimesi için gayretler sarf edildiğini bildirdi.

 

Zonguldak mebusu Sebatı Ataman (D. P.l radyodaki meclis saati hakkında yapılan tenkidler üzerinde durarak si­yasî partilere mensup hatiplerin ko­nuşmalarının müsavi bir şekilde ak­set tir ilme diğ i iddiasına cevap verdi. Bugünkü Ulus gazetesinin bütçe encü­meninin dünkü toplantım hakkındaki haberine temas ederek meselenin da­ha ziyade mebuslar arasında bir arkın olup olmadığı meselesi olduğunu, hükümet adına yapılan konuşmaların tabiatiyle daha uzun verileceğini, çün_ kü bunların bir icraat olduğunu mu­halefete mensup hatiplerin konuşma­larına baz an daha fazla yer ayrıldığı­nı belirterek bu hususta yapılan ten-kidlerin haksız olduğunu, bulunma­dıkları toplantı haberlerini gazeteler­de yanlış bir şekilde aksettirdiklerini söyledi. Kırşehir mebusu Ahmet Bil­gin (C.M.P.) komisyondaki haberlerin basına yanlış aksettirilmesiyle hiçbir alâkası bulunmadığını, zaten bunun, mezkûr yazıda kendisinden hiç bahse-dilmemesiyle de belli olduğunu söyle­di. Balıkesir mebusu Mekki Sait Esen (D.P.) komisyon haberlerinin basma ak settir ilmesi hakkında izahat vere­rek mezkûr haberin tekzibini istedi. Muğla mebusu Natık Poyrazoğlu da U-lus gazetesindeki neşriyata temasla bunun yanlışlığını tebarüz ettirerek, Hazreti Peygamber hakkında saygı ifade eden kelimenin kullanılmaması­nı da tenkid etti.

 

Trabzon mebusu Süleyman Fehmi Ka-laycioğlu (D.P.) turizme ait yabancı memleketlerde olduğu gibi bir eser hazırlanmasını istedi. Aydın mebusu Zühtü Uray (D.P.), turizm üzerinde konuşarak turistlerin göreceği yerler, turistik yollar ve oteller hususunda i-Ierde Nafıa bütçesine aktarılmak üze­re bir tahsisatın konulmasını istedi. Bursa mebusu Hulusi Köymen (D.P.) turizm tesislerinin turistik psikolojisi­ne göre ve rantabiliteyi esas alarak kurulmasını, tanınmış yazarların mem leketimiz hakkındaki neşriyatlariyle ilgili çalışmalara ehemmiyet verilme­sini istedi.

 

Bundan sonra kifayet teklifinin kabu­lüyle Basın Yayın ve Turizm Umum müdürlüğü bütçesinin tümü üzerinde­ki konuşmalar tamamlandı. Zonguldak mebusu Sebati Ataman (D. P.) maddelere geçilmesinden önce 5392 sayılı Basm-Yaym ve Turizm U-mum Müdürlüğü kanununun 21 ve 30. maddelerinin tadili hakkındaki kanun lâyihasının görülşülmesini istedi. Bu­nun üzerine söz alan Afyon mebusu Murat Ali Ülgen (D.P.t Rize mebusu Hüseyin Agun (D.P.), Gümüşhane mebusu Zeki Başağa (D.P.) Muğla mebu­su Natık Poyrazoğlu ID.P.) söz alarak basın ataşeliikleriyle haber büroları­nın tesisinin yerinde olduğunu bil­hassa Ortadoğu memleketlerinde te­sis edileceklerin, memnuniyeti mucip olduğunu bunun Uzakdoğu memleket­lerine de teşmilini istediler. Ordu me­busu Rafet Aksoy (D.P.I, Ordu me­busu Sabri İşbakan (D.P.) bu ataşe­liklerde çalışacak kimselerin çok iyi elemanlardan seçilmesini, bulunduk­ları memleketlerin, sefirleriyle temas­larının organize edilmesini bir vazife ve salâhiyet talimatnamesinin hazır­lanmasını istediler.

 

Tokat mebusu Ömer Sunar (D.P.) bi­rinci maddeye yapılan yeni ilâvenin yerinde olmadığını, Bursa mebusu Hu­lusi Köymen (D.P.) Batı memleketle­rinde açılacak ateşelikler çok büyük bir ehemmiyet taşıdığını, Balıkesir mebusu Halil İmre devletler umumî ve hususî hukuk münasebetlerinin tesi­sinden evvel bazı devlet işleri için tem silciler açılmasının müşkülâta sebebi­yet verebileceğini belirtti. Bundan sonra maddelere geçildi.

 

Birinci maddenin müzakeresi esnasın­da Zonguldak mebusu Sebatı Ataman (D.P.) tâyin edilecek memurlara ait birinci maddeye yapılan yeni ilâveyi tenkid ederek bunun tesisine çalışılan kariyer hususuna aykırı olduğunu, Ba­lıkesir mebusu Halil İmre CD.P.) lisan meselesinin yanında basın vasfının a-ranması icap ettiğini söyledi. Ordu mebusu İzzet Akcal (D.P.) lisan mese­lesi üzerinde durarak gidilen mahal­de en çok konuşulan yabancı dili bil­meleri lüzumunu belirtti.

 

Bu tenkidlere cevap veren Devlet Ve­kili Celâl Yardımcı gidecek memurla­rın Birleşmiş Milletler, NATO, Unes-co, iktisadi işbirliği teşkilâtı gibi mil­letlerarası teşekküllerden alın mama-siyle Matbuat Umum Müdürlüğünde çalşanlarm hizmet müddetlerinin iki seneye çıkarılmasına muhalif olma­dıklarını, basın at a leş eliklerinin bir meslek ve kariyer haline getirilmesine hükümet olarak taraftar bulundukla­rını, eski mer'i birinci maddenin kai­ni asiyle bu teklifin bir kadro kanunu halinde kabulünü istedi. Neticede, birinci maddeye ilâve edilen Birleşmiş Milletler, NATO, Unesco ve iktisadî işbirliği teşkilâtı gibi millet­lerarası teşekküllerden memur alın­ması hakkındaki teklif reddedildi, Matbuat Umum Müdürlüğünde çalı­şanlarda tâyin için aranan müddetin 3 seneye çıkarılması için lisan husu­sunda gideceği memleketlerden en çok konuşulan lisanlardan birinin çok iyi bilinmesi teklifi kabul edildi.

 

Celcenin sonlarına doğru salona giren Sinop mebusu Nuri Sertoğlu (C.H.P.) encümenin iki âzası tarafından bu sa­bahki Ulusta bütçe müzakerelerinin yanlış aks ettiril m e si hususundaki nokta üzerinde söz alarak demiştir ki:

 

«Arkadaşlarımın tenkidleri yerindedir. Bugünkü Ulusta dün cereyan eden müzakerelere dair çıkan havadis ta­mamen yanlıştır. Bundan ben de ü-züntü duydum. Ulus gazetesine bu ha­vadisleri ben vermiş değilim. Bundan sonra gazetede bütçe müzakerelerine dair yazılacak yazıları şahsen kontrol ederek efkârı umumiyeye yanlış ak­settir ilmesin e mâni olmaya çalışaca­ğım.»

 

Bütçe encümeni daha sonra Büyük Millet Meclisinin yılbaşı' tatiline gir­mesi halinde encümenin çalışmalarına devam etmesi kararını almıştır. Büt­çe encümeni yarın sabat saat 10 da toplanarak müzakerelere devam ede­cektir.

 

31 Aralık 1956

 

 Ankara :

 

Bütçe encümeni bu sabah Kırklareli mebusu Şefik Bakay'm başkanlığında toplanarak Basın-Yayin ve Turizm Genel Müdürlüğünün bütçesi üzerinde müzakerelere devam etti.

 

Bu celsede Basm-Yayın Umum Mü­dürlüğü bütçesinin son fasılları müza­kere ye kabul edildi. Ajans tahsisatı ve ajans dış muhabirlerinin her türlü ücret ve masrafları faslının müzake­resinde Çankırı mebusu Tahsin Uygun (D.P.), Tokat mebusu Ömer Sunar , Kırşehir mebusu Ahmet Bilgin (C. M.P.ı, Balıkesir mebusu Halil İmre (D.P.ı, Ordu mebusu Sabri İşbakan (D.P.ı, Bursa mebusu Hulusi Köymen (D.P.), Çorum mebusu Yasar Gümüşel (D.P.), Zonguldak mebusu Sebatı Ataman, Trabzin mebusu Süleyman Fehmi Kalaycıoğlu İD.P.I, Ordu me­busu Refet Aksoy (D.P.) söz aldılar. Hatipler ajansın bugünkü durumu ça­lışma şekli, kuracağı yeni tesisler hak­kında sordukları muhtelif sualleri Ajans Umum Müdür Muavini ve Basin-Yayın Umum Müdürü cevaplandır­dı.  Müzakereler neticesinde ajansın dev­letin gördüğü yardımın gayesine en uygun bir şekilde sarfının temini ve bunun için ajansın hukukî statüsünde gereken değişikliğin yapılması istendi. Hükümetin bu husustaki mütalâasının öğrenilmesi için müzakerelerin tehi­rine karar verildi.

 

Basm-Yaym Umum Müdürlüğü büt­çesinden sonra Vakıflar Umum Mü­dürlüğü bütçesinin müzakeresine baş­landı. Ordu mebusu Refet Aksoy (D.P., Muğla mebusu Natık Poyrazoğlu (D. Pj, Siirt mebusu Baki Erden (D.P.I, Ordu mebusu Sabri İsbakan (D.P.I, Kayseri  mebusu  İbrahim     Kirazolğu (D.P.), Bursa mebusu Hulusi Köymen (D.P.), Balıkesir Mebusu Halil İmre (D.P.), Kırşehir mebusu Ahmet Bil­gin (C.M.P.), Çankırı mebusu Tahsin Uygur (D.P.), Zonguldak mebusu Se-bati Ataman (D.P.i, Tekirdağ mebu­su Zeki Eratman (D.P.), Konya mebu­su Mustafa Bağrıaçık (D.F.), Gümüş­hane mebusu Halis Tokdemir (D.Pj, Tunceli mebusu Bahri Turgut Okay-gün (D.P.)  söa aldılar.

 

Hatipler Vakıflar Umum Müdürlüğü­nün çalışmalarından duydukları mem nuniyeti belirttiler. Bu çalışmalarla il­gili olarak eski eserlerin bakım ve onarımına daha lazla ehemmiyet veril­mesini, eski eserlerin tamiri için ge­rekli teknik eleman noksanının gide­rilmesini, eski müesseselerin idaresi­nin yanında vakıf müessesesinin can­landırılmasını istediler. Bunlardan başka, vakıf müesseseleri­nin tam bir envanterinin yapılması, yapılan sosyol hizmetler arasında bü­yük şehirlerde öğrenci yurtlarının te­sisi hususunda dileklerde bulundulalar.

 

Bütçe encümeni Çarşamba günü saat 10 da toplanarak Vakıflar Umum Mü­dürlüğünün bütçesini müzakereye de­vam edecektir.

 

Sanyar Hidro-EIektrik tesisleri büyük merasimle açıldı

 

2 Aralık 1956

 

Sanyar :

 

Avrupamn sayılı büyük barajlarından biri, bugün, Türkiyede hizmete girmiştir.

 

Memleketimizde şimdiye kadar vücuda getirilen enerji tesislerinin bu en azametlisi, Türk milletinin yapıcılık kudret ve kabiliyetine canlı bir örnek teşkil eden Sarıyar baraj ve hidro-elektrik santralı, büyük bir merasimi mütaakıp, saat tam 13.30 da, Reisicumhur Celâl Bayar tara­fından şaltere basılmak suretiyle faaliyete geçirilmiş ve Kuzeybatı Anadolu şebekesine dahil şehirlere böylece elektrik enerjisi verilmesine fiilen başlanmıştır.

 

Bu merasimde Reisicumhur Celâl Bayar, Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Koraltan, Başvekil Adnan Menderes, Vekiller, mebuslar, Başve­kâlet Müsteşarı, kumandanlar, vekâletlerle iktisadî devlet teşekkülleri ve bankalar müsteşar ve umum müdürleri ve bu müesseseler ileri ge­lenleri, Ankara, İstanbul, İzmir üniversiteleri öğretim üyeleri, basm mensupları, bütün vilâyetlerimizi temsilen bu merasim için hususî su­rette Sarıyara gelmiş olan heyetler, Ankara, İstanbul ve yakın vilâyet­ler valileri ile belediye ve ticaret odaları temsilcileri, Etibank erkânı, bazı talebe ve esnaf teşekkülleri temsilcileri ve kalabalık bir vatandaş topluluğu hazır bulunmuştur.

 

Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçisi Fletcher Warren ve Federal Almanya Büyükelçisi Dr. Fritz Oellers ile Amerikan İktisadî Yardım Heyeti Başkanı General Riley ve tesislerin inşasında Türkiye ile işbirli­ği yapmış olan inşaatçı ve montajcı firmaların mensup bulundukları devletlerin memleketimizdeki sefaretleri erkânı da merasimi takip et­mişlerdir.

 

Bu sabah Ankaradan Sarıyara hareket eden Reisicumhur Celâl Sayarla Meclis Reisi Refik Koraltan ve Başvekil Adnan Menderes, yol boyunda­ki kaza, nahiye ve köylerde vatandaşların hararetli sevgi tezahürleri ile karşılanarak saat 11.45 te Sarıyara geldikleri zaman, Hidro-Elektrik santralı binasının önünde merasimin yapılcağı meydan, civar şehirler­le kasabalardan gelen vatandaşlarla hıncahınç denecek şekilde dolmuş bulunuyordu. Santral binası ve çevresi bayraklarla donatılmıştı.

 

Bu muazzam eseri görmek ve açılış merasimine katılmak isteyen "Va-tandaşlar, sabahın erken saatlerinden itibaren çeşitli vasıtalarla Sarıyara gelmeğe başlamışlardı. Dört bir istikametten baraja ulaşan bütün yollar, kilometrelerce uzayan otomoSil; otobüs, kaptıkaçtı ve cip dizi­leri ile kaplı idi. Yalnız Ankaradan bine yakın otomobil Sarıyara ak­mıştı.

 

Merasim yerinde toplanan halkın coşkun sevgi tezahüratı ile Reisi­cumhurla Meclis'Reisi ve Başvekil, diğer davetlilerle birlikte tribünde' yerlerini aldıktan sonra İstiklâl Marşı ile merasime başlanmış ve san­tral binasının tam önünde hazırlanan kürsüde ilk olarak Etibank "Umum Müdürü Cevdet Aydmelli bir konuşma yapmıştır. Aydmelli, TÜrkiyede şimdiye kadar kurulmuş olan enerji tesislerinin en büyüğü hizmete girmek üzere olduğu şu sırada hissettiği heyecanı belirttikten sonra memleketimizin elektriklendirme dâvasına dair izahat vererek ezcümle demiştir ki:

 

«Bir defa enerji meselesi bugün başhbasina bir medeniyet davasıdır ve akar su, kömür, petrol, tabiî gazlar ve nihayet atom gibi kaynaklardan sağlanabilir. Memleketimiz bu kaynaklardan bir çoğuna sahiptir. An­cak bunları, azamî verim sağlayacak tarzda ve en iktisadî bir şekilde istismar etmek lâzımdır. Meselâ Sakaryanın yazın çok azalan, hattâ sulamaya bile kâfi gelmiyen suları, kışın bilhassa ilkbahar aylarında çoğalıp taştığına, mümbit ovaları istilâ ederek büyük zararlara yolaçtı-ğma göre, bu taşkınları bir barajın arkasına toplayarak hem Sakarya­nın yaz-kış muntazam akması sağlanarak taşkınlar Önlenebilir, hem de biriken sulardan elektrik istihsali mümkün olabilir. İşte Sariyar ba­raj ve santrali de bu maksatla inşa ve tesis olunmuştur.

 

Cevdet Aydmelli, memleketimizde buna mümasil enerji kaynaklarının çok bol olduğuna işaretle bunları ihmal edip kömürü kazanlarda yaka­rak elektrik istihsaline kalkmanın ısınmak için ocakta buğday yakma­dan farksız olduğunu ve iyi cins kömürlerimizi bu maksat uğruna sarf etmenin bir sigara tutuşturmak için bir banknot ateşlemekten farksız bir hareket teşkil ettiğini ifade etmiştir.

 

Etibank Umum Müdürü Cevdet Aydmelli, uzun yıllar hiç el sürülme­miş olan elektriklendirme işlerimizin bu zihniyetle ele alınarak heba olan bu enerji kaynaklarını değerlendirme yoluna gidildiğini, akar su­larımız bulunan yerlerde hidrolik santraller, taşınma kabiliyeti ve ti­carî değeri olmayan kömürlerimiz mevcut olduğu yerlerde de termik santraller kurulması cihetine gidildiğini ve bütün bu isler bir programa bağlanarak yalnız Kuzeybatı Anadoluda değil, diğer bölgelerimizde de benzeri şebekeler meydana getirilmekte olduğunu söylemiş, elde edilen başarıları şu rakamlarla ifade etmiştir:

 

1950 yılında bütün TÜrkiyede 300 milyon kilovat saat elektrik üreti­lirken 1956 da bu mikdar 2 milyara yaklaşmıştır. 1960 yılında ise 4 milyar kilovat saati bulacaktır. Normal inkişaf halindeki memleketler­de elektrik istihlâki 10 senede bir misli arttığı halde, bizde 9 senede 5 misli bir artış kaydetmiştir. Başka bir ifadeyle 1950 de TÜrkiyede nü­fus başına istihsal edilen enerji senede 35 kilovat saat iken bugün 30 kilovat saate ulaşmış bulunuyor. 1960 yılında ise nüfus başına 150 kilo­vat saate varacaktır. Elektrik istihlâki medeniyetin ve tekniğin bir mi­yarı olduğuna göre, bu basdöndürücü artış medeniyet seviyesin üeki yükselişimizin de hakikî bir ölçüsüdür. Umum Müdür, bu memnuniyet verici neticelerin son yıllarda büyük termik ve hidrolik santrallerle barajların kurulması sayesinde mümkün olduğunu, üç büyük baraj ve hidrolik santralle bir büyük termik san­tralin ve orta büyüklükte 10 barajın inşa halinde bulunduğunu ve bü­tün bunların en geç 1958 senesi sonuna kadar hizmete gireceklerini belirtmiş, bu azametli neticelerin 3-5 sene gibi, bir milletin tarihinde çok kısa sayılabilecek bir zamana sikıştınlabilmesindeki sırrı hesaplı, programlı ve iradeli bir çalışmada aramak lâzımgeldiğini söylemiştir. Bu hamle milletimizin İtimat ve tasvibine mazhar olarak şevkle çalış­mak sayesinde mümkün olmuştur. Umum Müdür konuşmasının sonunda elektrik dâvasının tahakkuku uğrundaki irşat, alâka ve yardımları dolayısiyle Reisicumhur, Başvekil ve İşletmeler Vekili ile hükümete teşekkürlerini bildirmiş, memleke­tin içinde bulunduğu kalkınma hamlelerim isabetli karaıiariyle müm­kün kılan Büyük Millet Meclisini hürmetle yâdetmiştir. Cevdet Aydmelli konuşmasını şöyle bitirmiştir: «Sarıyar projesinde Amerikan yardımının hissesi büyüktür. Bu büyük baraj ve santral Türk - Amerikan iktisadî işbirliğinin ve Türk - Ameri­kan dostluğunun Ölmez bir eseridir. Sözlerime son verirken bu büyük projenin meydana getirilmesinde vazife almış Türk ve ecnebi bütün müesseselere teşekkürü bir vecibe bilirim.

 

Bu büyük eser Türk Milletine hayırlı ve uğurlu, şu Sakarya nehri üze­rinde bugün elde ettiğimiz ikinci Sakarya zaferi kutlu olsun.»

 

Sarıyar tesisleri grupu müdürünün verdiği izahat:

 

Mütaakıben Etibank Sarıyar tesisleri grup müdürü Reha İren söz al­mış ve eser hakkında dikkate değer izahat vermiştir:

 

Bu izahata göre, Sarıyar tesisi Çatalağzmdan Karabük'e ve Ankaradan İstanbula kadar uzanan dev bir şantiyedir. Sarıyann dışındaki kısım­ları 453 kilometre, yani kuş uçuşu ile takriben İstanbuldan Antalyaya kadar hava hattı, dokuz transformatör istasyonu, yollar, köprüler, is­keleler ve diğer yardımcı tesislerden ibarettir ki, sadece bunların değeri 40 milyon lira civarındadır.

 

Sarıyardaki kısımlarına gelince: Barajın arkasındaki göl 60 kilomet­reden fazla, yani İstanbul Boğazının iki misli tülde ve 80 Km. murab-baı sahadadır. Azamî su hacmi 1.900.000.000 metreküp, yani Ankara-daki Çubuk barajı suyunun takriben 140 misli kadardır.

 

110 metre irtifa! ve 568.000 metre mikâp beton hacmiyle barap, hâlen memleketimizdeki en büyük beton baraj olup, Avrupadaki büyük ve yüksek barajlar arasında yer alır. Buradaki betonla apartmanlar ya­pılsa, bu beton beheri on katlı ve 20 daireli 570 adet apartman, yani orta büyüklükte bir şehir yapmaya yeterdi. Bu eserin betonu iki sene­de dökülmüştür.

 

Kuvvet tünelinin başındaki su alma kulesi, hâlen memleketimizdeki en yüksek betonarme bina olup 70 metreye yaklaşan irtifaı ile Beyazıt ve Galata kulelerinden yüksektir.

 

 

 

Hem bir emniyet supabı, hem de bir su hazinesi vazifesini gören 29.000 ton hacminde, 28 metre kuturlu ve 46 metre irtifalı denge bacası dün­yadaki tek denge bacalarının en büyüklerinclendir.

 

Dada sonra Sarıyar tesislerinde çalışan bir işçi, arkadaşları adına konu­şarak böyle muazzam bir eserin Türk işçisinin elbirliği ve ahnteri ile memleket hizmetine arzedilmiş olmasından şahsen kendisinin vs işçi arkadaşlarının duyduğu bahtiyarlığı