|
OLAYLARIN TAKVİMİ
1 Ocak 1956
Erzurum:
Reisicumhur Celal Bayar, beraberine Erkanı Harbiye Umumiye Reis Vekili Orgeneral İsmail Hakkı Tunaboylu ile diğer zevat olduğu, ihalde, bugün Et ve Balık Kurumunun Erzurumdaki kombinesinde küçük baş lıayvan tesislerinin açılış merasiminde hazır bulunmuştur. Reisicumhur,daha önce Vali Konağında yapılan bir toplantıda Atatürk Üniversitesinin kuruluşu ile ilgili hazırlıklar etrafında alakadarlardan izahat almıştır,
Erzurum:
Reisicumhur Celal Bayar beraberinde Erzurum mebusları, Erkanı Harbiyei Umumiye Reis "Vekili ve Vali bulunduğu halde bugün saat 16 da Belediyeyi ziyaret etmiştir.
"Reisicumhur, burada Belediye Meclisi ve İl Genel Meclisi azalarını, Ticaret Odası ve Esnaf Dernekleri heyetlerini banka müdürlerini, Erzurum Gazeteciler Cemiyeti azalarını, Zirai Donatım Kurumu personelini, Balkaya Maden Kömürleri İşletmesi Limited Şirketi mümessillerini ve isçi temsilcileri ile kazalardan gelen hey'etleri kabul mistir.
Reisicumhur Celal Bayar'a Belediyeye vaki bu ziyareti esnasında Belediye Reisi tarafından Erzurum şehrinin bir hatırası olmat üzere gümüş bir semaver ile üzerinde «1956 yıl başı hatırası Erzurum» ibaresi altınla işlenmiş, Erzurum taşından mamul bir madalya verilmiştir.
Erzurum gazetecileri İde Reisicumhurumuza Erzurum taşından yapılmış altın işlemeli bir cemiyet rozeti takdim etmişlerdir.
Adana:
Adana yeni cezaevinin inşaatı bitmiş olan birinci kısmı bugün saat 14 de Adliye Vekili Prof. Hüseyin Avni Göktürk tarafından açılmıştır. Açılış törenind* mebuslarla Seyhan ve İçel Valileri, 6 ncı Yurtiçi Bölge Kumandanı, Adliye Vekaleti Müsteşarı, Belediye Heisi, şehrimiz adliye erkanı ve partililerle, basın mensupları hazır bulunmuştur.
Bandonun çaldığı istiklal marşından sonra Adliye Vekili bir konuşma yaparak, memleketimizin en feyizli bölgelerinden biri olan Adanaya 'gelmekten ve bu moctern ceza infaz müessesesinin açılışında bulunmaktan dolayı duyduğu hazzı belirttik Un sonra «ceza ve infaz usulleri (hususunda Vekalet olarak görüşlerimizi feah etmeyi faydalı 'buluyorum» demiştir.Vekil, bundan sonra ceza ve infaz sisteminin tarihçesinden bahsetmiş mem leke ti iniz dek i tatbikatın safhalarını an latmış ve bugünkü modern anlayışın, mahkimu i si ah voliyle cemiyete tekrar kazandırmak hedefine yönelmiş bu lunduğunu, bu esastan hareket edilerek yurdumuzun muhtelif bölgelerinde modem cezaevleri kurulmakta olduğunu ifade etmiştir.
Profesör Hüseyin Avni Göktürk, konuşmasında rakamlar da vermiştir. Bu rakamlara göre, halen memleketimizde 647 cezaevi vardır. Bunlardan mühim bir kısmı cok eski ve İhtiyacı karşılayacak halde değildir.
Bu itibarla 1950 den beri, atelyesi, tecrid hücreleri ve revirleri bulunan 192 modern cezaevinin temeli atılmış ve bunlardan 122 si tamamlanarak hizmete girmiştir.Geri kalan yetmişinin ise inşaatı devam etmekte ve süratle tamamlanmasına çalışılmaktadır. Geniş atelyslerle 200 yataklı bir de reviri ihtiva eden ve 1000 mahkim barındıracak olan İzmir bölge cezaevi de bu aradadır. Ayni biivüklükte kurulacak olan İstanbul bölge cezaevi İçin de arsa temin edilmiştir, yakında İnşaata geçilecektir.
Cezaevlerini suçlunun İslahına medar olabilecek şekilde kurmak ve onu hem bir nevi mektep hizmetini görebilecek hem de ekonomik faaliyet gösterebilecek bir müessese haline getirmek bakımından merhale almakta bulunduğumuzu belirten Adliye Vekili, nitekim memleketimizde 9 cezaevinin iş esasına göre kurulmuş olduğunu sözlerine ilave etmiştir. Hükümete yut olmaktan çıkan 9 cezaevinden başka 64 cezaevinde de iç yurtları mevcuttur ve bunların geliri ile birçok cezaevlerinin çeşitli ihtiyaçları karşılanmaktadır.
Profesör Hüseyin Avni Göktürk, memleketimizde mevcut mahkim ve mevkufların sayısına temas «derken bunların ekseriyetini erkeklerin teşkil etliğini, kadınların sayısının ise pek az bir yekina baliğ olduğunu söylemiş, bu durumun cemiyet hayatımız bakımından memnuniyet verici bir muşahede teşkil ettiğini kaydetmiştir.
Adliye Vekilinin verdisi malimata göre, bugün açılış merasimi yapılan cezaevi 1952 de 2.205.717 liraya ühale edilmiştir. Ceza evi 80 dönümlük Ibir saha üzerinde kurulmaktadır. İnşaatı tamamlanan asıl cezaevi, bugün faaliyete geçen kısımdır. İnşaatına da süratle devam edilmekte olan değer kısımda 250 kişilik bir atelye ile hücre ve revir bulunmaktadır. Adana yeni cezaevi 500 kadar mahkimu barındıracak büyüklüktedir.
Adliye Vskili Hüseyin Avni Göktürk" konuşmasını şu temenni ile bitirerek kurdelayı kesmiştir:
«Bu modern müessese buraya girenler"
İçin bir mektep olsun. Bir İslahı hal müessesi olsun. Gelecek nesiller msh kimlarm gittikçe azalması karşısında, bu heybetli müesseseye lüzum yoktur,diye buranın (kapanmasını taleri etsinler.»
Bundan sonra, cezaevi merasimde hazır bulunanlar tarafından gezilmiştir..
2 Ocak 1956
Ankara :
Hariciye Vekaleti 'Matbuat Bürosundan tebliğ dilmiştir:
İran'ın sabık Başvekillerinden ve Ayan Meclisinden İbrahim Hatimi'nin. riyasetinde toplanan İran ve Türk mebuslari ile muhtelif meslek erfoalamdan mürekkep müteşebbis heyet,bir "Türk İran Dostluk ve Kültür Cemiyeti» kurulmasına katar vermiştir. İran Hariciye Veziri Ekselans.Ardalan ve Tahran Büyükelçimiz İzzettin Aksalur'un da İştirak ettikleri bir; müteşebbis heyet toplantısında söz alan heyet reisi ile büyükelçimiz ve diğer hatipler, cemiyetin, her iki memleket arasında mevcut an'anevi dostluk bağlarının kuvvetli bir sembolü olduğunu belirtmişler ve cemiyete muvaffakiyet tmeemıilerinde bulunmuşlardır.
'Toplantıda Türk ve İranlı azadan müteşekkil bir muvakkat idare heyeti se' gilmiştir.
Konya :
İşçi 'Sigortaları Kurumu Konya Şubesi bugün saat 15 de merasimle açılmışta.
Merasimde Çalışma Vekaleti Müsteşarı ve İsçi Sigortaları Kurumu Umum Müdür Vekili Hulusi Timur, İşçi Sigortalan Kurumu Yönetim Kurulu Üy eler inden bazıları, işçi Sigortaları Kurumu İleri gelenleri, Belediye Reisi, Vilayet erkanı, basın mensupları ile seçkin bir davetli kitlesi hazır bulunmuştur.
Bu münasebetle hulis Timur şu konuşmayı yapmıştır.
«Sosyal sigorta tatbikatının devamlı olarak gelişmesi Ve sigortalılarla iş yerlerinin, kesif olduğu bölge merkezlerinde teşkilat vücude getirilmesinin, sigorta işlerinin sürat ve suhuletle yürütülmesi hususunda faydalar sağladığa nazara alınarak, kurumun taşra şubelerinin sayısı bir program dahilinde arttırılmaktadır. Bu cümleden olarak mevcudu 13 olan şubelerimize 1955 yılının son aylarında Erzurum, Kocaeli ve Trabzon şubeleri ilave edilmiş ve Konya şubesinin açılması ile bu rakam 22 ye yükselmiştir.
1956 yılı ocak ayı iptidası, aynı zamanda memleketimizde sosyal sigortaları uygulamak üzere kurulmuş bulunan İşçi Sigortaları Kurumunun 10 ncu kuruluş yıldönümüne rastlamaktadır.
Konya şubemizin bu yıldönümünde faaliyete geçmesini bu bakımdan mes'ut ve hayırlı bir tesadüf saymaktayız.
Bilindiği üzere sosyal sigortalar, iş hayatında çalışanların hal ve istikballerini teminat altına alma'k, sosyal güvenliği sağlamak ve kalifiy.e personel yetişmesine imkan hazırlamak suretiyle, memleketin içtimai ve iktisadi hayatında ehemmiyetli bir rol oynamakta ve büyük faydalar temin eylemektedir.
Konya şubesinin açılışı ve onuncu kuruluş yıldönümü vesilesiyle kurumun faaliyetini de toplu şekilde belirtmek yerinde olacaktır.
1946 yıli (iptidasında kurulmuş olan İşçi Sigortaları Kurumu, ilk olarak 1 temmuz 1946 tarihinde iş kazaları ile hastalıkları ve anabk sigortalarını, bilahare 1 nisan 1950 de ihtiyarlık sigortasını, 1 mart 1955 de de bölge bölge olmak üzere hastalık ve analık si gortasmı tatbik etmeğe başlamıştır.
Bu sigortalar bidayette yalnız iş kanununa tabi işyerlerinde çalışanlar hak kmda uygulanmakta iken, sonradan ba suı mensupları ile .gemi adamlarına da teşmil edilmiştir. Sigorta kanunlarına tabi faal işçi ve hizmetli sayısı 550 bin, iş yeri sayısı da 20 bin civarındadır.
Hulusi Timur bu arada, mer'i sosyal sigorta kanunlarına da temas etmiş ve sözlerini şu cümlelerle bitirmiştir:
Yılda vasati olarak kuruma 29 bin iş kazası, 200 meslek hastalığı, 50 bin analık, 130 bin hastalık vak'ası intikal etmekte ihtiyarlık sigortasından da 2500 sigortalıya veya ölümleri halinde bunların hak sahibi haleflerine yardımda bulurSplmaktadır.
Sigorta .vak'aları dolaynsiyle ]gerek vak'anm hadis olduğu yıl içinde, gerek se bu vak'alar sebebiyle müteakip senelerde ilgililere yapılan yardımlar senede takriben 50 milyon liraya baliğ olmaktadır. Bu yardımlar sosyal sigortaların lüzum, ehemmiyet ve faydalarını ve bu sahada kısa zamanda ulaşılan merhaleyi beliğ bir şekilde ifade etmektedir.
Sosyal sigortaların memleketimüzde zamanla daha da inkişaf edeceği şüphesizdir.»
Bu konuşmayı müteakip İşçi Sigortaları Kurumunun Konya Şubesi hizmete girmiştir.
İstanbul:
67 Eylül Hadisesinde Zarar görenlere Yardım Komitesinden aldığımız malimata göre, komitece evvelce tayin ve ilan. edilmig oları 15 ekim 1955 tarihine kadar zarar görenlerden 4433 kişi müracaat etmiş ve "bunlar gördükleri zarar miktarını 69.578.744 lira olarak 'bildirmişlerdir.
Komite, aynı tarihten sonra ve en küçük zararla", dan başlamak üzere bu müracaatlardan 3113 kişiye ait talepnameleri mahallinde tetkik etmiş, kendi taleplerine göre, 19.563.660 liradan İbaret olan bu zararlar için zarardidelerin muvafakat ve rızalariyle komitece kendilerine. 31.12.1955 akşamına kadar 5.633.751 lira ödenmek suretiyle ibralar mı almış ve ıztıraplarına son vermiş bulunmaktadır.
Bakiye kalan 1320 kişinin müracaatının tetkikatı devam etmektedir. Bunlar için yapılacak tediyeler de müteakiben ilan edilecektir.
Aynı zamanda Patrikhane tarafından acil yardıma muhtaç oldukları belirtilen 1182 kişiye Kızılay (vasıtasıyla 70.920 lira ve yine Patrikhane müracaatiyle 1604 kişiye 96.240 lira, bu meyanda Şişli Bum Mezarlığı Kilisesinin tamiri için 193.123 lira, Beyoğlu Rum Dispanseri için 88.950 lira, Hum ve Ermeni mektepler in in ders yılı başında tedrisata başlıyabilmeleri için tamir masraflarına sarfedilmek üzere 106.830 lira ile ayrıca Rum ve Ermeni mekteplerinin aşhane ve tahsil masrafları için de 203.760 lira ki. aem'an 760.425 lira da ödenmek suretiyle komitenin yardım ve tediye yekinu 6 milyon 394 bin 18ö liraya baliğ olmuş bulunmaktadır.
Ankara :
Hariciye Vekaleti JVTatbuat Bürosundan bildirilmiştir:
Hükümetimizin 24 aralık 1955 tarihinde yeni Sudan devletini tanımağı kararlaştırdığı, zamanında, matbuatımıza bildirilmişti. Bu kerre, İngiltere ile Mısır'ın kondominion'u kardırmaları ve Sudan devletinin teşekkülü için gerekli hazırlıkların ikmalini müteakip Sudan Riyaset Konseyinin kurulması üzerine. Hariciye Vekilimiz Prof. Fuad Köprülü, mezkir konseye aşağıdaki telgraf çekmiştir:
Türkiye Cumhuriyeti hükümeti adına, kardeş Sudan Cumhuriyetinin istiklal ve hükümranlığına kavuşmasr vesilesiyle samimi tebriklerimi takdim eder ve ekselanslarınıza Türk hükümetinin Sudan'ı, "hükümran ve müstakil' bir devlet ülarak, resmen tanımağa karar verdiğini ifade etmek isterim."
İstanbul:
Dün uçakla Karaşi'den şehrimize gelen Boston Üniversitesi Öğretim üyelerinden Prof. Dr. Williams Dameseck hergün saat 10.30 da Gureba hastahanesi "Üçüncü Dahiliye Kliniğinde ilk konferansını vermiştir.
Kan hastalıkları mevzuunda dünya çapında bir otorite sayılan Prof. Dameseck'in. konferansında Tıp Fakültesi Dekanı Porf. Arif İsmet Çetingii, Ord. Prof. Ekr^m Şerif Egeli, Prof. Müfide (Küley ile diğer Tıp Fakültesi Profesör, Doçent ve asistanlariyle tıp öğrencileri hazır bulunmuşlardır.
Şehrimizde üç gün kalacak olaıı Prof. Dameseck yarın Gureba Ihastahanesi 2 nci Dahiliye Kliniğinde kan hastalıkları hakkında bir konferans daha verecektir.
Ankara :
Bugün biri Ankarada diğeri Akşehir'de olmak üzere iki ilk öğretmen okulu, mahallerinde yapılan törenlerle tedrisata başlamışlardır.
Ankarada, kırkıncı ilk öğretmen okulunun açılış merasiminde, Maarif Vekili Prof. Ahmet Özel şu konuşmayı: yapmıştır:
Kıymetli arkadaşlarım,
Ümmilikle mücadele ve yurt kalkınmasında birinci planda ve ön safta mühim rolü ve vazifesi olan öğretmenlerimizi yetiştirecek müesseselerden birini daha fouıgiin başşehrimiz Ankara' da açmanın sevinci içindeyiz.
Şüphesiz milletçe kalkınmamızın ve demokrasimizin, şartlariyle birlikte tahakkuku, bütün vatandaşlarımızı en az ilk tahsile sahir) kılmakla mümkün olacak, bu uğurda 'girişilen her müsbet adım yarınki mamur, müreffeh Türkiye'nin müjdecisi telakki edilecektir.
Yıllardan beri ele alınmış olan ilk öğretimin tahakkuku davasında bir hayli mesafe katetnıiş olmamıza rağmen bu sahada başarmaya mecbur olduğumuz pek çok işlerimiz vardır. İlk öğretimi memleketin sathına teşmil edebilmek için bir taraftan her yıl bütün yurtta yeni yeni okul binaları yaptırırken diğer taraftan da okullarımızda yavrularımızı yarma ihazırlıyacak, yeni nesilleri tahsil nuru ile yuğuracak kıymetli Türk öğretmeni yetiştirme tedbirlerini almaktayız. Bu faaliyetler arasında yalnız son bir yıl içinde, mevcut öğretmen okullarımıza altısını daha ilave etmek suretiyle bu müesseselerin sayısını 'kırka çıkarmış bulunuyoruz.
Yurdun dört bucağına serpilen, öğretmen okullarımızda, halen 17647 öğretmen namzedi yarınki mukaddes vazifeleri için hazırlanmakta inkılapçı Türk öğretmen neslinin devamı olarak yetiştirilmektedir.
Her yıl bu öğretmen okullarımızdan ortalama 3500 öğretmen yetişerek maarif ordusu saflarına katılmaktadır. Böylelikle davamızın kısa zamanda tahakkukunu görm.ekle milletçe bahtiyar olacağız.
Bu vesile ile halen yurdumuzun en ücra köşelerine yayılarak büyük feragat ve fedakarlıklarla çalışan öğretmen arkadaşlarımı saygı ve sevgi ile selamlamayı ifası zaruri bir vazife telakki etmekteyim.
Bu yeni öğreitmen okulunun, yurdumuza, milletimize tavırlı ve uğurlu olmasını temenni ve niyaz eylerim.»
3 Ocak 1956
İstanbul:
İstanbul Ticaret Odası Neşriyat Müdürlüğünden aldığımız malimata göre,istanbul limanının aralık ayı ihracatı 31 milyon 409 hin 638 lirayı bulmuştur.
Kasım ayma nazaran ihracattaki fazlalık yüzde 47,42 dir.
Bİr evvelki senenin aralık ayına kıyasla yüzde 75,76 bir artış olmuştur.
Diğer taraftan 955 yılı umumi ihracat yekinu ise 227 milyon 330 bin 793 liradır.
954 yılına nazaran İstanbul limanından yapılan ihracattaki artış yüzde 10.15 dir.
Ankara :
Hususi ve resmi sektörde çalışanve ihtiyarlık sigortasına dahil olan işçilere ihtiyarlıkları halinde halen tahsis edilmekte olan 33 liradan ibaret ihtiyarlık ve maluliyet aylıklarının bir misline yakın nisbette arttırılarak 60 liraya çıkarılması,
Sigortalı kadın işçilerle sikortah.erkek işçilerin eşlerinin analık hallerinde emzirme Ödeneni olarak verilmekte bulunan 60 lira maktu yardımın 100 liraya çıkarılması,
Gerek ihtiyarlık ve gerekse işkazalar iyi e meslek hastalıkları sigortasına tabi isçilerin ölümleri halindeailelerine halen, verilmekte olan 75 liranın birmisli fazlasiyle 150 lirayaçıkarılması,
İş kazalariyle meslek hastalıklarısonunda malil kalan işçilerle ölen işçilerin dul ve yetimlerine şimdiye kadar 100200 kuruş asgari günlük kazançlar esas lınarak tahsil edilmiş bulunan maluliyet ve Ölüm aylıklarının,asgari günlük kazanç 300 kuruşa çıkarılarak 13 misline yükseltilmesi kararlaştırılmıştır.
Bi hususta hazırlanan kanun layihaları yılbaşı tatilini müteakip Büyük Millet Meclisine derhal sunulacakta.
4 Ocak 1956
Ankara :
Büyük Millet Meclisi Bütçe Encümeni bugün saat 10 da İkinci Başkan Şefik Bakay'm riyasetinde toplanarak, 1956 .yılı bütçe kanunu layihasının müzakeresine devanı etti.
Bu. sabahki toplantıda evvela BasınYaym ve Turizm Genel Müdürlüğü foüt çesinin yatırımlar faslı konuşuldu. Bu esnada hükümeti Devlet Vekili Emin Kalafat temsil etmekte idi.Bu konuşmalar sırasında uzun senelerden beri kullanılmakta olan Ankara radyosunun tevsi edilmesi ve tesislerinin islah olunması için iki milyon liralık tahsisatın kabul edilip edilmemesi hak kında mebuslar fikirlerini söylediler.
Bu tahsisatın lüzumsuz veyahutta fazla olduğu mevzuunda iler isürülen bazı iddiaları cevaplandıran encümen raportörü Behzat Bilgin (İzmir D.P.), Ankara radyosunun yedek malzeme ihtiyacını kaydederek mezkir radyo İstasyonunun daha verimli bir hale getirilmesi lüzumuna ibaret etti ve istenmiş olan tahsisat ile yelek parçaların satın alınacağım, aksi halde hiç beklenmedik bir zamanda, yedek parça yokluğu ve yeni tesislerin yapılmaması yüzünden bu radyo istasyonunun çalışamıyacak bir hale geleceğini belirtti. İhsan Hamid Tigrel (Diyarbakır Hür. P.J şimdi istenmekte olan tahsisatın karşılığının bulunup bulunmadığını sorduğunda, :bu tahsisatın karşılığım mevcut olduiju ifade öldi. Neticede bu tahsisat birbucuk milyon liraya indirilerek kabul olundu.
Zeki Eratamar, (Tekirdağ D.P,), dün akşamki toplantıda konuşulan ve kabul edilen Anadolu Ajansı tahsisatı fas linin yeniden müzakere edilmesini teklif .etti. Fakat mükerrer müzakerelere yol açacağı sebebiyle bu teklif kabul edilmedi.
Bundan sonra Basın Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü bütçesinin tamamı oya sunularak kabui edildi ve İstatistik "Umum Müdürlüğü, bütçesi Tüm müzakeresine geçildi. Bu müzakerelerde hükümeti Devlet Vekili Cemil Ben'gü temsil etmekteydi.
Bu bütçenin tümü üzerinde müzakerelere başlanırken İstatistik Umum Müdürü Şefik İnan, kendi teşkilatı hakkında ve çalışmaları üzerinde teknik malimat verdi. İstatistik teşkilatının başka memleketlerde ne durumda olduğunu ve hangivekaletlere bağlı bulunduğunu açıkladı ve mukayeseler yaptı. Bu arada söz alanlardan, Nuri Sertoğlu (Sinop C.H.P.), İstatistik Umum Müdürlüğünün neşrettiği rakamlar üzerinde durarak bunların daha sarih olması temennisinde bulundu.
Turan Güneş (Kocaeli Hür. P.), İstatistik: Umum Müdürlüğüne bağlı olan ve milli gelirleri hesaplamakla meşgul bulunan heyette evvelce vazife alaın İstanbul Üniversitesi doçentlerinden Osman Okyar'm halen bu vazifesinde bulunup bulunmadığını sordu. Sebatı Ataman (MuşIa D.P.),İstatistik Umum Müdürlüğünün bir vekalete bağlanmaması lazımıgeldiğini, bu teşkilatın bağımsız bir enstitü haline ifrağ edilip çalışmasının lüzumlu olduğunu, halen Başvekalete bağlı bulunan bu umum müdürlüğün neşrettiği rakamların siyasi maksatlarla hazırlanabileceğinin alda gelebileceğini ifade eyledi.
Alba'ullah Aker (İzmir D.P.) de, umum müdürlüğün müstakil bir teşkilat haline .getirilmesi dileğinde bulundu. İbrahim Öktem (Bursa Hür. P.), İstatistik Umum Müdürlüğünün küçük sanayi sahasında da faaliyet göstermesini istedi. Ömer Sunar (Tokat D.P.), zirai sayımların daha titiz ve dikkatle hazırlanması lazımgeldiğini söyledi. Selahattin Kalaycıoğlu (Trabzon D.P.), Natık poyrazoğlu (Muğla D.P.), Mehmet Karasan (Denizli D.P.) de, umum müdürlüğün milli bir enstitü haline getirilmesi hususunu tekrarladılar ve sayım işlerinde daha titiz davranılmasını İstediler.
Mebusların konuşmalarından sonra sök alan Devlet Vekili Cemil Bengü, İstatistik Umum Müdürlüğü teşkilatı hakkında ileri sürülen fikir ve tavsiyelerin daima gözönünde bulundurulacağını Umum Müdürlüğün serbest bir enstitü haline getirilip getirilmemesinin ancak bir kanun mevzuu olabileceğini ve bu hususta Büyük Millet Mecisinirı alacağı karara göre hareket edileceğini söyledi.Vekil bu arada İstatistik Umum Müdürlğü teşkilatının kuruluşu bakımından henüz tamamiyle mütekamil bir seviyeye ulaşamadığını, maddi bakımdan zorluklar içinde bulunduğunu belirterek hazırlanmış olan teşkilat kanununun yakın zamanda Meclise sevfcsdileceğiai, Umum Müdür lüğün bilhassa son senelerde daha faal ve verimli bir d"uruma ulaştığını, buna misal olarak da son nüfus sayımı neticelerinin er. geç sekiz ay idinde kat'i olarak ilan edilecsçini, bundan önce ise bu nevi neticelerin ancak 34 sene sonra yayınlana bildiğin i ifade etti ve teknik sualler .hakkında da Umum. Müdürün cevap vereceğini belirtti.
Bütçe Encümeni, ögjeden sonra saat 15 te toplanarak çalışmalarına devam etmek üzere, saat 13 te sabah celsesine son verdi.
Ankara :
Büyük Millet Meclisi Bütcc Encümeni bugün öğleden sonra saat 15 te Encümen Başkanı Halil İmre'nin riyasetinde toplanarak çalışmasına devametti. Öğladen evvelki toplantı sırasında Encümende İstatistik Umum Müdürlüğü bütçesinin müzakeresine bağlanmıştı.
Bu toplantıda söz alan istatistik Umum Müdürü Şefik İnan, mebuslar tarafından sorulan sualleri cevaplandırdı ve bu arada Umum Müdürlüğün çalışmaları hakkında malimat vererek ezcümle şunları söyledi:
«İstatistik Umum Müdürlüğü bilhassa büyük şehirlerdeki geçim endeksleri faaliyetini arttırmıştır. Önümüzdeki günlerde Ankara ve İstanbul'da yeni geçim endeksleri meydana getireceğiz. Daha sonra bu işi İzmir, Adana, Diyarbakır, Erzurum, Samsun, Trabzon şehirlerine de teşmil edeceğiz. İstatistik Umum Müdürlüğünün son yulardaki çalışmaları hakkında malimat verirken, bu çalışmaların sürati mevzuunda da bazı misaller vermek isterim. Mesela 1950 sayımının neticeleri ancak dört sene sonra alınabilmişti. Halbuki l955 yılında yapılan sayımın kati ifcelerini, sekiz ay içerisinde alnı ayüb düşünüyoruz». Umum Müdür, bunda sonra teşkilat üzerinde teknikmalimat vsrdi ve Umum Müdürlükte çalışan her memurun verimini istatistik esaslarına göre izah etti. Bu arada Umum Müdürlüğün çalışma sahasını genişleterek, bunu küçük sanayi teşekküllerine kadar uzattığını ve bu nevi müesseseler üzerinde yıllık anketlere girişildiğini belirtti. İstanbul Üniversitesi doçentlerinden Osman Okyar hakkında sorulan suali cevaplandıran Umum Müdür, İstatistik Teşkilatına bağlı bulunan «Milli Gelir Etüd" Grubu» isimli teşekkülün özel bir Iıüviyste sahip bulunduğunu, burada çalışanlara ücret verilmediğini, Osman Okyar'm da bu teşekkülde vazife gördüğünü, ancak mezkir teşekkülün son zamanlarda toplanmadığını, toplandığı takdirde Osman Okyar'm da çağırılacağını söyledi. Nüfus artışı mevzuundaki suali cevaplandıran Şelik İnan, nüfus artışının faktörlerini izah eyledikten sonra, 1955 yılında yapılan sayımın neticelerine temas ederek şunları söyledi:
1955 yılı sayımında binde 30 nisbetinde bir nüfus artışıyla karşılaştık. Nüfusumuzun artışında en mühim rolü oynayan faktör, kadınlarımızın veludiyetidir. Bilhassa velud kadınların, çoğalması nüfusumuzun artmasında büyük bir amil olmuştur. Bu hususta da bir misal verebiliriz. Mesela 1935 yılında 15 29 yaşındaki kadın sayısı 1.847.000 iken bu miktar 1950 de 2.849. 000 e yükselmiştir. Bizim nüfusumuzun artışı sebepleri arasında bünye değişikliğini de 'zikretmeliyiz. Yepyeni bir nesil meydana geldiği için nüfus artmaktadır ve son sayımda bu artış bir rekor halini alarak binde otuzu aşmıştır ancak ileride bu artışın daha statik bir hale gelmesi ve normal bir surette artması beklenebilir.»
İstatistik Umum Müdürü, bundan sonra köy anketleri mevzuu üzerinde konuşmuş ve köylerdeki nüfus hareketlerinin doğru bir şeküde aks ettirilmesi için yapılacak işleri izah etmiş, bunu takiben vergi istatistiklerinin hazırlanması yakında bir i.adres servisi» ni, kurmakta olduğunu, şimdiye kadar 500 bin işyerinin adresleri alındığını, bu işyerlerine muntazam sual kağıtlarınin gönderildiğini ve bunda süratle hareket edilmekte olduğunu, mesela 3954 ydı milli gelirine ait kat'i rakamların önümüzdeki mart ayında ilan edileceğini, 1955 yılı milli gelir muvakkat rakamlarının, da 1956 ekim ayında bildirileceğini söyledi.
Köy anketleri mevzuunda, bundan evvelki yıllarda 25 bin köyde yapılmış bulunan anketlerin neticelerinden istifade edileceğini söyleyen Şefik İnan' in bu izahatından sonra, bütçenin fasıllarına geçildi ve bu arada Umum Müdürlük binasının inşası İçin 300 bin liralık tahsisat kabul edildi. Bunu takiben bütçenin tamamı oya sunularak kabul olundu.
Bütçe Encümeninde bundan sonra Meteoroloji Umum Müdürlüğü bütçesinin konuşulmasına geçildi. Bu bütçe üzerinde konuşanlardan Muğla Mebusu "Natık Poyrazoğlu (D.P.), Meteoroloji Umum Müdürlüğünün deniz ve kara kuvvetleriyle işbirliği yaptığı halde bava kuvvetleriyle ned.en işbirliği yapmadiğini sordu ya bu arada yüksek rasat istasyonlarının gayri faal bir ihalde ttulunmasmı tenkid etti. 'Kırklareli mebusu Şefik Bakay (D.PJ yağmur ölçme istasyonlarının miktarının, arttırılmasını istedi. Rize mebusu Hüseyin Agun (D.P.) memleketin umumi bir kuraklığa gidin gitmediğini sordu. Tokat mebusu Ömer Sunar (D.P.)), zirai mahsuller sigortası mevzuunda Meteoroloji Umum Müdürlüğünün nasıl bir faaliyet gösterdiği sualini ortaya attı.
Meteoroloji Umum Müdürlüğü bütçesinin müzakereleri sırasında hükümeti temsil eden Devlet Vekili Cemil Bengü, Meteoroloji Umum Müdürlüğünün hava kuvvetleriyle işbirliği yapması hususunu sağlıyacağmi rasat istasyon» lan sayısının arttırılacağın ifade etti. Umum Müdür Dr. Fuat Adalı da suallerin teknik kısımlarını cevaplandırarak memleketin umumi bir kuraklık devresine girip girmediği hakkında şimdiden kat'i bir şey söylenemeyeceğini, halen bu hususta istikşafların yapıldığını, iki hafta sonra bütün mebuslara aynı mevzu Üzerinde malimatı havi broşürler gönderileceğini, zirai sigorta sahasında da teşkilatın kendisine düşen vazifeyi yapmakta bulunduğunu, yüksek rasat istasyonları için lüzumlu olan yedek parçaların elde bulunduğunu ve yakm bir zamanda bu istasyonların tekrar faaliyete göçeceğini bildirdi.
Bundan sonra Meteoroloji Umum Müdürlüğü bütçesinin tümü üzerindeki müzakereler sona ererek fasıllara geçildi ve Encümen saat 20 de mesaisine son verdi.
Bütçe Encümeni, yarın saat 14.30 da toplan acaktır.
İstanbul:
İstanbul Defterdarlığından aldığımız malimata göre 1955 mart ayı başından aralık ayı sonuna kadar istanbulun umumi vergi tahsilatı 505.842.066 lirayı bulmuştur.
954 yılının aynı devresi zarfındaki vergi tahsilat yekinu 405.345.971 lira olduğuna göre 1955 senesinin 10 aylık devresi içindeki artış miktarı 100.496.095 liradır.
5 Ocak 1956
Ankara :
Lübnanda son zamanlarda vukua gelen sel felaketi neticesinde yüzden fazla insanın öldüğü 5.000 kişinin de açıkta kaldığının Öğrenilmesi üzerine Kızılay Merkezince felaketzedelere yardım olarak 76 sandık çeşitli giyecek eşyası ile 1000 er adet don ve gömlek, 250 battaniye İstanbuldan kalkan Budfort vapuru ile Lübnana gönderilmiştir.
Ankara :
Türk İtalyan Kültür münas ebetlerini geliştirmek maksadı ile iki memleket arasında aktedilmiş bulunan Kültür Anlaşmasının tatbikatından olmak üzere İtalya hükümetinin tavassut ve yardımı ile F. Mander ve O. Ziino idaresinde 80 kişilik »Floransa Palozzo Pitti senfoni orkestrasın şehrimizde ve İstanbulda konserler vermek üzere memleketimize gelmiş bulunmaktadır.
İtalyan orkestrası, 14, 15, 19 ve 20 ocak tarihlerinde İstanbul Flarmini Derneği namına İstanbulda 4 konser verecektir. Ayrıca Ankara Ses ve Tel Birliği namına 17 ve 18 ocak günleri Ankarada 2 konser verecektir.
Burdur :
Başvekil Adnan Menderes, bugün, burada hükümet meydanını dolduran halka hitaben su konuşmayı yapmıştır: muhterem Buvdurlular, bu soğukta kar altında bizleri böyle sıcak hir heyecanla karşılamanızdan ve gösterdiğiniz bu nezakete karsı derin bir şükran duymaktayım. Burdurlularm hükümete karşı besledikleri itimadın tam olduğuna kaniiz, şimdi göstermek lütfün d a bulunduğunuz tezahürat şeklindeki bu heyecanlı ve sıcak karşılamadan başka, iki ay evvel şeker fabrikanızın açılışı münasebetiyle de yine Burdur'a geldiğimizde, bizi ne kadar heyecanla karşılamıştınız.Fakat bu sefer göstermekte olduğunuz itirmat ve sevgi tezahürlerinin ayrı ayrı manası bulunduğuna işaret etmek isterim.
İktidarımızın içinden ve dışından hasımları, dış düşmanlarımız, menfiler, (küskünler bedbinler, muhterisler bütün gayretlerini birleştirerek, partimizi ve. iktidarımızi kötülemek için her çareye baş vurdukları su sırad'a, hayatın ve hakiketlerin tağşiş edilmemiş inakesini teşkil eden vicdanlarınızın bu müsbet ve lehimizde hükmü elbette çok manalı ve çok kıymetlidir.
Başvekil Adnan Menderes sözlerine Söyle devam etmiştir:
Görüyorsunuz ki, hasımlarımız, rakiplerimiz, muhterisler ve küskünler bizi her ne babasına olursa olsun yıkmak gayreti içindedirler. Bizi birbirimize düşürmek, bizi 'parçalamak ve dağıtmak istiyorlar. Yalnız tıu kadar da değil, sanki mümkün imiş gibi, işlerini bir neticeye bağlamak için fevkalade acele etmekte oldukları da apaşikar görülüyor. Hatta millet vekilleri seçimleri bile yapılmadan iktidarın el değiştirmesini mümkün kılacak kadar hülyalara kapılmış oldukları anlaşılıyor. Garezli ve maksatlı neşriyat, hakikatle hiçbir alakası olmayan bir sürü iftira, ve isnatlar, her gün türlü yalan haberler, sahte izahlar, istizahlar, takrirler, iste bütün bunların en kısa zaman İçinde netice almak hırs ve hevesinden başka bir manaya bağlanması mümkün müdür?
Muhterem Burdurlular, bu kadar aceleye niçin lüzum görüyorlar? Bunun sebebi basit ve aşikardır. Eğer biraz daha vakit geçecek olursa, 6 seneye yakın bir zamandan beri iktidarımızın geceli gündüzlü çalışmalarının ve yaptığı muazzam yatırımların eser ve neticeleri birbirini takiben ortaya çıkacak, ufak ve mevzii darlıklar ortadan kalkacak ve binaenaleyh yalana yer katmıyacak, hakikatlerin istisnasız herkesçe olduğu gibi görülebilmesi mümkün olacak. O takdirde husumetin ihtirasın, garezin silahları ellerinden alınmış bulunacak, ve onlar için büyük ve yegane fırsat kaçırılmış olacak. İşte bunun için fevkalade bir acele ve telaşın içindedirler. Adeta son ve meabuhane' gayretlerini sarfeder gibi bir isticalin içindedirler. Bu zevat son ayların hadiselerine bakarak bekledikleri fırsatın geldiğine hükmetmişlerdir. Halbuki bütün zevahire ve görünüşe rağmen iktidarımız muvaffakiyete doğru süratle yaklaşmaktadır. İçimizden ayrılanlar bizi asla zaafa düşürmüş değillerdir. Aksine olarak senelerden beri menfi ve bozguncu hareketlerin parr timiz içinde türlü aksaklıklara sebebiyet vermiş olduğu şimdi daüıa iyi anlaşılmış bulunmaktadır.
Garezli ve maksatlı olanların, küskünlerin bütün menfi hal ve hareketleriyle içimizde bulunmaktan ise karşımızda olmaları şüjrfıe yok ki bin kere daha hayırlı olmuştur.
'Başvekil Adnan Menderes şu fikir ve mütalaalarla sözlerine son vermiştir:
Onlar, 'güya, iki esas hedefin elde edilmesi için harekete geçmişlerdir. Bu iki hedeften birisi, demokrasi ve hürriyet, diğeri İse iktisadi kalkınmayı her sahada süratle tahakkuk ettirerek milli mevcudiyetimizi daha kuvvetli teminat altına almak ve sonra da milletçe layık olduğumuz refahı ve saadete kavuşmak.
Muhterem Burdurlular, bizden evvel bu memlekette demokrasi mevcudiyetinden bahsetmeli ne kadar manasızdı. Halbuki, bugün manzara ne kadar bambaşkadır. Demokrasi ve hürriyet bayrağını kimse iktidarımızın elinden alamaz. Hürriyet rejimi bakımından bugün vasıl oduğumuz medeni merhale ve manzarayı daha tekemmül ettireceğiz, mükemmel hale getireceğiz, Ta ki, onların politikacıları, siyaset lafazanları, sözle daihi takınılacak cihet bulamasınlar. İktisadi kalkınma, memleketi imar ve bütün medeni terakkileri tahakkuk ettirme yolundaki gayretlerimiz ise o kadar şümullü ve süratlidir ki, kısa bir zaman sonra idrak edilecek netice ve eserler kargısında acemi politikacılığın ve yıllanmış ihtirasın dil uzatmaya hal ve mecali kalmıyacak veya bu gibi teşebbüsler asla ciddiye ahnmıyacaktır. Şimdi, hakiki demokratlar birbirine inanmanın ve büyük davalar peşinde birbirine bağlanmanın sonsuz heyecan ve şevki içindedirler. Mücadele azmimiz, ilk kuruluş zamanınkinden hiçbir şey kaybetmemiştir. Hükümet ve iktidarımız dimdik ayakta ve vazife basındadır.
7 Ocak 1956
Ankara :
Toprak Mahsulleri Ofisi Umum Müdürlüğünden bildirildiğine göre, 1955 yılı haziran bidayetinden 1955 yılının sonuna kadar 7 ay zarfında müstahsilden 878.796 ton buğday, 53.499 ton çavdar, 6.011 ton Mısır, 204.719 ton arpa ve 22.508 ton yulaf olmak üzere ceman 1.165.533 ton hububat ve 195 ton pirinç satm alınmış, bunlara mukabil müstahsile 330.934.510 lira Ödenin iştir.
Alım yılı başından itibaren İsrail'e 230 ton, Yuıgoslavyaya 32 ton pirinç, Avusturyaya 40.000 ton, Belçikaya 10.000 ton, Kontinental firmasına 5.000 ton, Ziya Topuzlu firmasına 5.000 ton, Selah Sibaİ firmasına 1.000 ton, Fuat Barodur firmasına 110.000 ton, Kıbrıs hükümetine 5.000 ton arpa ile İsrail'e 50 bin ton, Irak'a 17.300 ton, Lübnan'a 20.000 ton, Romanya hükümetine 10 bin ton, İtalya hükümetine 75.000 ton, Macaristan hükümetine 5.000 ton buğday satışı yapılmıştır. Bunlardan İsraile 230 ton pirine ve 42.038 ton. buğday Irak'a 8.000 ton, LÜbnana 20.000 ton, Romanya hükümetine 7.849 ton buğday Belçikaya 10.000 ton, Avusturyaya 37. 885 ton, Kontinanta'l firmasına 5,000 ton, İtiti firmasına 9.858 ton, arpa teslim edilmiştir. Bu satışlardan 79.850.012 Türk lirası karşılığı döviz teinin edilmiştir.
1954 1955 kanpanya yılından devirle yeni kampanya yılı başından 31/12/955 tarihine kadar 240.910 kilogram afyon satışı yapılmış, 171.230 kilogramı fiilen teslim edilerek 6.488.772 Türk lirası karşılığı döviz temin edilmiştir.
Konya :
Reisicumhur Celal Bayar Ve Başvekil Adnan Manderss bugün saat 14.50 de Akşehir'den trenle Konyaya gelmiş ve istasyonda büyük bir vatandaş topluluğu tarafından karşılanmıştır.
Doğruca Vilayet Konağına gelen Reisicumhurla Başvekil burada hükümet meydanını dolduran Konyalılara birer hitabede toulunmuşiarıdır.
Başvelcil Adnan Menderes yaptığı konuşmada bilhassa gelir vergisine de temas etmiş, geliri az olan esnaf içiıı bu gelir ve hakkında defter tutma mükellefiyetinin tahmil ettiği hükümlerin derhal ortadan kaldırılacağını ve küçük esnafı bu mükellefiyetten vareste kılacağını söylemiştir.
Saat 16.10 da hizmete açılan Et ve Balık Kurumuna ait kombina daha sonra 'da hususi teşebbüse ait ve memleketin en büyük tuğla ve kiremit fabrikası gezilmiş, müteakiben öğretmen evleri ve ova un fabrikası ziyaret edilmiştir.
Verilen izahata göre iki üç ay kadar evvel tecrübe işletmesi yapılan ve bugün Reisicumhur Clal Bayar'ın «hayırlı ve uğurlu olsunu temennisiyle işletmeye acılan Konya Et ve Balık Kombinası iki senede ikmal edilmiş, arazi, bina, makina ve bütün ttemirbaşlariyle 11 milyon liraya malolmuştur. Kombinenin kurulmasiyle makliyat ve diğer fire ve zayiattan milli servete bir senede kazandırılan kıymet 11 milyon liradan fazladır.
Burada 8 saaüık bir devre zarfında 83 ü büyük ve 3680 i küçük bas olmak üzere ceman 3763 baş ve 137 ton civarında kesim yapılacak, günde 50 ton buz ve haftada da 45 ton sosis imal edilecektir.
Konya Et Kombinasında ayrıca günde 40 ton et dondurulab ilecek ve donmuş olarak Üa 902.5 ton et muhafaza edilecektir.
Halen Kombinada 44 memur; 263 isçi, müstahdem ve diğer personel çalışmaktadır.
Tuğla fabrikası ise 4.5 milyon liraya malolmustur. 130 kişi çalışmaktadır. Senede 30 bin kiremit ve 30 bin tuğla imal etmektedir. Ovaun fabrikası da 3 milyon liraya malolmustur. Günde 120 ton .buğday işlemektedir. Yalnız Türkiye'nin değil fakat bütün Balkanların en modern tesisidir,
Ankara :
Bütçe Encümeni bugün öğleden sonra saat 15 de Encümen İkinci Reisi Şefik Bakay'm riyasetinde toplanarak Diyanet İşleri Reisliği bütçesinin müzakeresini yaptı.
Bütçenin tümü üzerinde aoz alan mebuslardan Ağrı mebusu Kasım Küfrevi (bağımsız), İslam dininin uitırevi ve dünyevi cepheli olarak doğduğunu, Atatürk inkılaplarına kadar bunun böyle gittiğini ve o zaman vukua 'gelen ayılmadan sonra kurulan Diyanet İşleri Riyaseti vazifelerinin pek iyi anlaşılmadığını, vazifenin yalnız Matilb ve vaizleri yazmak ve bazı neşriyat yapmaktan ibaret olmaması ve komünizme karşı manevi cetlenintakviyesine gayret sarf edilmesi gerektiğini söyle'di. Bu bakımdan, ilahiyat fakültesinin ve imam hatip okullarının verimli olmadıklarını, orationel fikirlere sahip din adamlarının yetişmediğini ileri sürdü, hükümetin bilhassa bıi mevzularda inanç ve samimiyetten uzak bir şekilde davrandığını sözlerine ilave etti.
Ordu meşbusu Sabri İşbakan radyoda yayınlanan dini ve ahlakı musahabelerin halkın anliyacağı bir dilde yapılmasını cuma günleri namazdan önce radyoda vaiz verilmesini istedi. Kırşehir mebusu Ahmet Bilgin (C.M.P.) çocuklara namaz kılmanın öğretilmesi hademei hayratın terfih edilmesi, Diyanet İşleri teşkilatının devlet bütçesinden tahsisat almayıp Evkaf İdaresi ile birleştirilmesi fikrini savundu. Giresun mebusu Mazhar Şener (D:P.) 1950 den bu yana Diyanet İşleri Reisliği tarafından gösterilen faaliyeti belirtti, köy imamlarının da devlet bütçesinden tahsisat almasını öne sürdü, Ordu mebusu ve raportör Refet Aksoy (D.PJ Kasını Küfrevi'ye verdiği cevapta. Diyanet İşleri mevzuunda hükümetin samimiyetsiz ve inançtan mahrum olduğu iddiasının insafsız bir hücum teşkil ettiğini, D. P. hükümetinin iktidara geçtiği günden beri Diyanet İşlerine fevkalade ehemmiyet verdiğini, bunun misallerinin feergün görüldüğünü, ilahiyat fakültesi ile İmam Hatip Okullarının müspet fikirli din a'damları yetiştirmek için gayret sarfettiklerini,ancak mezkir müesseselerden lüzumlu miktarda eleman elde edilemediğini,bir defa ilahiyat fakültesinin durumunun vazıh olarak anlaşılmadığım üniversitenin bu fakülteyi felsefi bir bölüm saydığını, İmam Hatip Okullarından yetişenlerin ise Diyanet İşleri teşkilatına katlim adıklarını, ifade etti ve bu vaziyet karşısında hükümetin münhasıran din adamları yetiştirecek bir tesis kurmasının lüzumlu olduğunu belirtti. Raportör, bundan sonra Diyanet İşleri teşkilatı seyyar vaizlerinin bilhassa köylerde muvaffak olduklarını da bildirdi. Tekirdağ mebusu Zeki Erataman (D.P.), 1950 den beri hükümetin Diyanet İğleri teşkilatına verdiği ehemmiyeti belirtti ve bu teşkilatın bütçesinin her sene arttığını söyledikten sonra, yarı bilgili din adamlarının tasfiye edilmesini, yerlerine dini ilimlere vakıf şahısların kullanılmasını istedi.Balıkesir mebusu Halil İmre (D.P.) Diyanet İşleri Reisliği bütçe'si konuşulurken daha ziyade bu teşkilatın faaliyetleri üzerinde durulması lazımgeldiğini tebarüz eıttirdi ve teşkilatın faaliyetleri sırasında «ibadet ve itikadat» mevzuları haricine çıkmaması icap ettiğini aynı zamanda Diyanet İşleri Reisliğinin Şimdiye kadar yapmış olduğu çalışmalar hakkında komisyonu, tenvir etmesi icap .eylediğini söyledi. Muğla mebusu Natık Poyrazoğlu (D.P.) Di yanet İşleri Reisliği teşkilat kanununun bugünkü durumuna göre ayarlanmasının lüzumlu, olduğunu İleri sürdükten sunra, mezkir teşkilatın bu günkü durumu ile laiklik telakkisine uymadığını, din ile devlet işlerinin ayrılmış olduğu bir memlekette Diyanet İşleri teşkilatının devlet bütçesinden tahsisat almasının garip olduğunu beyan etti. Siirt mebusu Baki Erdem CDP.) yetişmekte olan yeni nesls din bilgisinin verilmesi mevzuunda konuştu, dışarıdan yabancı din alimleri getirilmesini istedi. Sinop mebusu Server Somuncuoğlu (bağımsız), Laiklik tabiri mevzuunda fikirlerini serdedsrek, bu hususta cesaretle konuşmak zamanı geldiğini, bugün bütün memleketlerde dinin politikaya hatta devlet idaresine tesir ettiğini, devletin dini meselelere, dinin devlet meselelerine karıştığını, bu hakikat karşısında münevverlerin fikirlerini korkmadan söylemeleri icap ettiğini öne sürdü. Diyarbakır mebusu Halil Turgut (D.P.) din mevzuun'da Jıer vatandasın samimi surette hareket etmesi, din adamları arasında tesanüdün kurulması arzusunu izhar etti. Malatya mebusu Nuri Ocakçıoğlu (C. H.P.) din mevzuunda bütün partilerin birlikte çalışması gerektiğini, cahil din adamlarının bertaraf edilerek tahsilli imamlar yetiştirilmesi gerektiğini, belirtti. İkinci 'defa söz alan Ağrı mebusu Kasım Küfrevi (bağımsız) raportör tarafından verilmiş olan cevaplar kargısında kendi fikirlerini bir kere daha izah eyledi.
Msbuslann 'konuşması nihayete erdikten sonra., hükümet adına konuşan Başvekalet Müsteşarı Ahmet Salih Korur, Hükümetin Diyanet İşlerine verdiği ehemmiyeti tebarüz ettirdi. Ancak bu teşkilatın bütün iyi niyetlere rağmen vazifesini tam olarak ifa edemediğini, zira eleman yokluğunun çok sıkıntı yarattığını, illahiyat fakültesi ile İmam Hatip Okulları Maarif Vekaletine bağlı ol'duğu için Diyanet işleri Reisliğinin bu mektepler üzerinde hinbir tesiri bulunmadığını, mezkir okullardan mezun olanların Diyanet İşleri teşkilatında vazife almadıklarını, mesela bu sene İmam Hatip Okullarından mezun olan 385 kişiden ancak üç tanesinin Diyanet İşleri teşkilatına katıldığını belirtti.1950 yılında Diyan İsleri bütçesinin 5.5 milyon lira olmasına mukabil bu seneki bütçenin 18 milyon liraya çıkarıldığını acıklıyan Ahmet Salih Korur, 'bu butee artışına rağmen, köy imamlarının devlet bütçesinden tahsisat almasına imkan bulunmadığını, kırk 'bin köydeki imamın bütçeye alınması halinde bunlara asgari ücret verilse dahi sırf bu fasıl için 70 milyon liraya ihtiyaç bulunduğunu, aynı zamanda köy imamlarının devlet ibüteesinden maaş almaları takdirinde köy kanununun değişmesi lazım geldiğini sözlerine ilave etti.
Diyanet İşleri Reisi. Eyüp Sabri Hayırlı da, radyodaki dini ve ahlaki musahabenin Diyanet İşleri teşkilatı tarafından değil, kurulan bir hususi heyet tarafından hazırlandığını, musahabelerin halkın anlıyacağı bir dille yapılması inin ayrıca tedbirlerin alınacağını söyledi.
Bundan sonra Diyanet İşleri Reisliği bütçesinin fasıllarının müzakeresine geçildi ve neticede bütçenin tümü kabul edilerek.Bütçe Encümeni saat 20.30 da bugünkü mesaisini bitirdi.
Bütçe Encümeni pazartesi ;günü saat 10 da toplanacaktır.
İzmir:
9 ocak pazartesi sabahı açılacak olan Ege tütünleri piyasasının son hazırlıklarını gözden geçirmek üzere şehrimize gelmiş bulunan İnhisarlar Umum Müdürü Ömer Yalfkaya, bugün saat 10 da şehrimiz İnhisarlar Başmüdürlüğünde bir basın toplantısı yaparak gazetecilere izahat vermiş ve ezcümle demiştir ki:
Bildiğiniz gibi Ege tütün istihsalinde, geçen seneye nazaran, 12 milyon kiloluk bir fazlalık mevcuttur.
Bu mahsulde dış pazarların çeşitli taleplerini karşılayacak evsafta bol bol tütün vardır.
Piyasaya takaddüm .eden çalışmalarda arz ve talep arasında bir muvazenesizlik vuku bulması muhtemel görülmüş ve bu halin tevlid edeceği aksaklıkları önlemek için piyasanın icaba göre geni? mikyasta festekleirmesi hükimetçe takarrür ettirilmiştir.
Desteklenme tatbikatiyle görevlendirilmiş olan İnhisarlar İdaresi, icabeden "bütün teknik tedbirleri almış hazırlıklarını ikmal etmiş bulunmaktadır.Tütünümüzün büyük bir ihraç metai «olması, piyasalarımızın dıs. istihlak hareketleriyle yakinen ilgili bulunması, ihraç imkanlarını zedeleyici hallerin, dolayısiyle, ekicimize tesirinin hayati ehemmiyeti göz önünde tutularak hareket tarzımız tanzim edilmektedir,
"Yapılacak devlet desteklemeleri, dış piyasaların normal telakki edilebileceği normal fiatlarla cereyan edecek vs tütün fiatları başlangıçta tesbit edilen esaslardan hiç biır inhiraf yapılmıyarak piyasa sonuna kad'ar teminat altında tutulacaktır.
"Bununla beraber, iç ve dış alıcıların desteklema fiatlarmı geçip tütün almaları bilhassa şayanı temennidir.
"Müstahsil durumu ile her zaman olduğu gibi bu defa da yakinen alakadar olan hükümetimiz, kanunen imhalık olup bedele tabi bulunmayan aksam "hariç olmak kaydiyle, satılan "her nevi ve vasıftaki tütünlerin beher kilosuna, transfer hitamında, 25 kuruşluk munzam bir yardım yapmayı karar altına alınış bulunmaktadır.
"Bu tediye transfer hitamında İnhisarlar İdaresi tarafından yapılacaktır.
"Piyasaların ekici lehine mes'ut bir inkiçaf göstermesi temennisini bu vesile "ile tekrarlar desteklemelerin rasiyle vazifelendirilmiş olan teşkilatımızın saym ekici vatandaşlarımıza en müessir bir şekilde y^ardım etmeleri "icin elden geldi hiç bir stsyretin esir geçmeyeceğini belirtask İsinhisarlar "Umum Müdürü.Gümrük va inhisarlar Vekilinin da yak:nda tamire geleceğini beyanatı arasinda gazetiere bildirmiştir.
Konya :
Bugün öğleden sonra Konya'da hükümet konağı önünde çok büyük bir topluluğa hitabtiiien Başvekil Adnan Menderes, soğukhava ve kar altında gösterilen hararetli ve heyecanlı kabulden dolayı Konyalılara şükranlarını ifade ettikten sonra, »hükümetten memnun edici sözler işitmeye alışıksızdır. Yine size güzel haberler vereceğim» demiş ve büyük bir üzüntü mevauu teşkil eden gelir vergisinin küçük esnafı ve az kazançlı vatandaşları döiter tutmaya mecbur eden hükümlerinin değiştirileceğini, muamele vergisinin bütün mahzurlarının ortadan "kaldınlarak yepyeni bir gekle ifrağedileceğini, müjdelemiş ve sözlerine goyle devam etmiştir:
«Şimdi size Laiklik telakkimizden bahsetmek istiyorum. Laiklik bir .taraftan din ile siyasetin birbirinden ayrılması manasına,diğer taraftan ise vicdan hürriyeti manasına gslir. Din ile siyasetin kat'i surette birbirinfdıen ayrılması esnasında en küçük tereddüde dahi tahammülümüz yoktur. Vicdan hürriyeti bahsine gelince, Türk Milleti Müslümandır ve Müslüman kalacaktır. Evladına ve gelscek nesillere dinini telkin etmesi, onun esasını ve kaidelerini öğretmesi ebediyyen Müslüman kalmasının münakaşa götürmez bir şartıdır. Halbuki mekteplerde din dersi olmayınca evladına kendi dillini telkin etmek ve öğretmek istiyen vatandaşlar bu imkandan mahrum edilmiş olurlar. Müslüman gocuğu dinini öğrenmek gibi pek tabii bir haktan mahrum.Edilmemek icabeder. Böyle mahrumiyet ve imkansızlık vidian. hürriyetine uygundur, denilemez. Bu itibarla orta mekteplerimize din dersleri koymak yerinde bir tedbir olacaktır. Dinsiz foir cemiyetin bir nıilleıtin. payidar olabileceğine inanmıyoruz. En ileri milletlerin dahi din ile siyaseti ve dünya işlerini birbirinien ayırdıktan sonra ne derecelere kadar dinlerine bağlı kaldıklarını elbette biliyoruz. Bugünkü seyiyasıyle asil milletimize taasu isnadı görülemez. Milletimiz dinine sımsıkı bağlı olduğu kadar umumiyetle dini, en temiz duygularla benimsemektedir. İslamlık milletimizin vicdanında en musaffa seviyesini bulmuştur. »
Başvekil sözlerine devamla Müslümanlığı ve onun esaslarını, farizelcrini ve kaidelerini kitabetle telkin edip öğretecek öğretmenlerimizin yetiştirilmesine ayrıca gayret sarf edileceğini, mesela gelecek sene lise derecesinde ilk mezunlarım verecsik olan Konya İmam Hatip mektebinin ileri seviyede din tahsili veren bir tedris müessesesi haline getirilmesi ve bu müesseselerin (benzerlerinin yurtta faz lala ştır iknasının uygun olacağını söylemiş ve halen çok az bir ücretle istihdam edilmekte olan hademeyi hayatım, imam ve vaizlerin de ücretlerinin, vazifelerini ehliyetle görebilecek bir seviyeye çıkarılacağını haber vermiştir.
8 Ocak 1956
Konya :
Şehrimizde bulunan Reisicumhur Celal Bayar ve Başvekil Adnan Menderes, bu sabah saat 9.15 de Toprak Mahsulleri Ofisi Umum Müdürlüğünce HotozIu mevkiinde inşa edilecek olan hububat silosu ile un değirmeninin temel atma merasiminde hazır bulunmuşlar, verilen teknik izahattan sonra hayırlı ve uğurlu olması dileğiyle temele ilk harcı koymuşlardır. Müteakiben yeni turistik otel ile kapalı çarşıyı gezen ve daha sonra da Belediyeyi ziyaret eden Reisicumhur ve Başvekil, Karaman'a gitmek üzere saat 10.30 da Konyadan ayrılmışlar ve gar'da uğurlanmışlardır.
Bugün temeli atılmış bulunan hububat silosunun kapasitesi 60 foin, un değirmeninin kapasitesi ise 150 torJdur. Silo ile değirmenin inşaatı 11 milyon liraya, makineler ise 7.5 milyon liraya mal olacaktir. İngiliz Saymon şirketi taralından deruhte edilen inşaat 1957 yılı sonlarında tamamlanacak, makinelerin montajı ikmal edilerek tesislerin işletilmesine tahminen 1958 senesi temmuz ayında başlanılacaktır. Silo, saatte dört yüz ton mal alacak ve keza dört yüz: ton malı da vagonlara verebilecektir.
Bu silo, memleketin en büyük hububat havzası olan Konya bölgesinde hububatın temizlenmesi ve muhafazası bakımından, büyük bir ihtiyacı karşıUyacaktır.
Ankara :
Türkiye Büyük Millet Meclisinin davetlisi olarak memleketimizi ziyaret etmekte olan, Mebusan Meclisi İkinci Reisi M. Cino Macrelli riyasetindeki ayan ve Mebusan Meclisi azalarından mürekkep İtalyan parlamento heyeti, bugün öğleden sonra hususi bir uçakla İstanbul'dan şehrimize gelmiştir.
Misafir İtalyan Parlamento Heyeti Esenboğa hava meydanında Meclis Eeİsvekill erin den Kayseri mebusu Fikri Apaydın ile Meclis idare amirleri, riyaset divanı azaları, Türk İtalyan dostluk grubureis ve azaları, Ankara Valisi, Belediye Reisi, İtalyan Büyükelçisi ve elçilik mensupları İle diğer zevat tarafından karşılanmıştır.
Büyük Millet Meclisi Eeisİ Refik Koraltan adına hususi kalem müdürü Bedri Akyüz, misafirlere «hoşgeldiniz demiştir.
Meclis Reisvekillerinedn Fikri Apaydın misafir İtalyan Parlamento Heyetini memleketimizde görmekten duyduğu memnuniyeti belirtmiş, buna mukabele eden heyet başkanı M. Cino Macrelli de Türkiyeyi ziyaretlerinden ve burada yapacakları temaslardan dolayı çok memnun olduklarını ifadeyle teşekkürlerini bildirmiştir.
İtalyan heyeti azaları, Ankarada ilk olarak Anıt Kabri ziyaret etmişler veAtatürk'ün manevi huzurunda saygı duruşunda bulunarak Kabre bir buket: koymuşlardır. İtalyan Parlamento Heyeti bilahare Çankaya'ya giderek Riyaseticumhur defteri mahsusunu imzalamıştır. Buradan ayrılan misafirler' saat 18 de Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Koraltan'ı makamında ziyaret etm işlerdir.
Ankara :
"Eski Maarif Vekillerimizden Mustafa "Necati'nin ölümünün 27 nci yıldönümü münasebetiyle Darende Kültür Derneği tarafından tertiplenen anma töreni bugün saat 15.30 da Türk Ocağında yapılmıştır.
Merhumun hatırasını taziz için yapılan saygı duruşunu müteakip hatipler yaptıkları konuşmalarında merhumun "Maarif ve Adliye sahalarındaki hizjnetlerini belirtmişti eridir.
Ankara :
Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekili "Dr. Nafiz KÖrez, bu akşam radyoda yaptığı şu konuşmayla dokuzuncu veTem haftasını açmıştır:
ISevgili vatandaşlarım,
"3u akşam verem haftasını acarken geniş ve kıymetli bir dinleyici kütlesine hitabetmek mazhariyetinden dolayı memnun ve bahtiyarım.
"Verem haftası, vereme karşı başarı ile savaşan bütün memleketlerde olduğu gibi bizde de senenin muayyen bir devresİnlae vatandaşların dikkatini bu tehlikeli hastalık üzerine çekmek maksadiyle ihdas edilmiştir.
"Böylece bugünden itibaren bir hafta müddetle radyolarımızda salahiyetli ilim adamlarımız sağlamların veremden korunması, veremlilerin iyileşmesi ve iyileşmiş olanların da sağlıkla yaşaması hakkınca sizlere kıymetli bilgiler vereceklerdir.
"İnsanın kendi sağlığım alakadar eden "bu esasların yanı sıra aynı zamanda sosyal bir afet olan vereme karsı topluluğun nasıl korunacağı, devletin ve savaş derneklerinin bu yoldald çalışmalarına milletimizin de faydalı şekime nasıl katılacağını, sremin feir memlekette barmamaması ve halkın sağlığını ciddi şekilde tehdit etmemesi irin nelere riayet edilmesi lazımgeldiği hususları da tabii anlatılacaktır.
"Verem, dehşeti ve tehlikesiyle haklı olarak bir numaralı sağlık düşmanı addedilmiştir. Bu hal veremin sıhhi ve sosyal halk sağlığını iki yönden tehdit etmesinden ileri gelmektedir.
Verem bulaşıcı bir hastalıktır. Bir veya birkaç kişiyi hasta etmekle halmaz, onların yakınında bulunanları, onların eşyasını kullananları, onlarla aynı odada veya aynı yatakta yatanları da hasta eder.
Verem sağlıkla yaşama esaslarına Ükat etmiyen, fakir herkeste görülebilir. Elverişsiz hayat şartları, gayri müsait sosyal ve ekonomik durum veremin sosyal bir affet şeklinde hüküm sürmesini mucip olmaktadır.
Şu hale göre veremden korunmak için veremlilerle yakın temastan, verem mikrobiyle bulaşık eşya ve gıda maddelerini Tsullanmaktan sakınmak nasıl lazım ise herkesin, her ailenin süs ve eğlenceden evvel sağlıkla yaşıyabilmek için asgari hayat şartlarını temin edec&k şekilde hareket etmesinin ne kadar lüzumlu bir kıyfiyet olduğu açık bir hakikattir. Bilhassa gençlerimizin vücutlarını yıpratmaktan kaçınmaları esastır.
İkinci Cihan Harbinin doğurduğu ekonomik buhranın bütün dünyada verem afeti üzerinde kötü tesirlerini göstermeye başlaması dikkatten kaçmamıştır.
Nitekim dünya sağlık teşkilatı veremle savaşmak üzere beynelmilel ölçüde kıymetli tedbirler almıştır. Bu tedbirler bir taraftan verem savaş vasıtaları ve esasları hakkınca ilmi araştırmalar yaparak side edilen pratik neticeleri her memleketin sağlık makamlarına bildirmek, diğer taraftan da arzu eden memleketlere savaş ve personel yetiştirma ekipleri göndermek gibi şeylerdir.
Bu nıeyanda veremin yaygın ve savaş imkanlarının mahdut ol&uğu yerlerde ECG asısının faydalı bir mücadele vasıtası olacağını, tesbit edem dünya sağlık teşkilatı bunun tatbikini bütün devletlire tavsiye etmiştir. Bu aşıyı sistematik surette bütün yurtta tatbik etmek üzere memleketimizde gerekil teşkilat kurulmuştur. Kezalik beynelmilel olarak tanınan BCG aşısını yerli olarak meydana getirmiş bulunuyoruz. Bundan maada verem savaşında pek mühim bir başarı amili olan ehliyetli verem savaşçıları yetiştirmek üzere dünya sağlık teşkilatının gönderdiği bir ekip İstanbul Verem Savaş Derneği ile işbirliği ederek ve vekaletimizin de delaletiyle 1950 de İstanbul' da bir «Beynelmilel Tüberküloz Olgunlaşma ve Gösteri Merkezli kurulmuştur. Halen kıymetli Türk mütehassısları tarafımdan idare edilmekte olan bu merkezde memleketimizden maada yakın doğu memleketleri için de mütehassıs tabip ve 'hemşire yetiştirilmektedir.
Verem savaşı bakımından memleketimiz, bu.savaşın basarı ile tatbiki usullerine uygun olarak dispanser, mikrofilm, BCG aşısı ekipleri, prevantoryum sanatoryum, göğüs hastalıkları hastaneleri, kemik hastalıkları deniz ve güneş tedavi enstitüleri ve rehabilitasyon tesisleri tarzında teşkilatlanmıştır. Veremlileri bulmak, gerekli tedavilerini yapmak, verem şüphelileri korumak, vereme istidatlı gençleri prevantoryum gibi müesseselerde himaye altına almak, veremliler ve ailelerine sosyal yardım yapmak, rehabilitasyon müesseselerinde kendilerine sağlık durumlarına uygun işler öğretmek bakımından bu teşkilat canla bada çalışmaktadır.
Sade Vekaletimize ait verem yataklarının sayısı son bir iki sene içinıdfa 2.107 den 7.277 gibi mühim bir miktara yükseltmiş bulunuyoruz. Yurdumuz için icabeden daha yüksek miktarlara ulaşmak azim ve kararındayız.
Verem hastalığının başarı ile tedavisi yönünden yeni ve kıymetli ilaçların layıkiyle ve ilmi ölçülerle; kullanılması ve veremliler üzerinde çeşitli cerrahi müdahalelere lüzum, hasıl olması, bu sahayı mühim bir ihtisas şubesi haline getirmiştir. Bu bakımdan kıymetli mütehassıslar yetiştirilmiş ve yetiştirmektedir.
Verem savaşının başarısı, devlet teşkilatının halk tarafından kurulan verem, sarvaş dernekleriyle işbirliği yapması sayesinde en verimli neticelerine varmaktadır. Şuurlu, şefkatli ve hayırsever milletimizin yardımı ile verem savaş derneklerimiz günden güne artmaktadır. Bu derneklerim iz dispanser faaliyetleri, ve yoksul hastalarla ailelerine yaptıkları sosyal yardım, hastahane ve sanatoryum işletmek ve ehliyetli verem savaşçıları yetiştirmek bakımımdan dev.L&t teşkilatiyle çok verimli işbirliği yapmaktadırlar.Vekaletimizce bu dernekler desteklenmekte ve kendilerine gerekli yardımlar yapılmaktadır, bu vesile ile devlet teşkilatında ve yavaş derneklerinde çalışanlara ve dernekiere aza olan kıymetli vetandaşlarımiza teşekkür etmeyi, bir borç bilirim. Bu meyanda her sahada halkımızla şefkat elini uzatan Kızılay Cemiyetinin veremle savaş mevzuundaki yardımlarını da şükranla karşılarım.Verem savaşı teknik bilgi, personel vetesisten maada zengin mali kaynaklara da lüzum gösterir. Zira sosyal afetlerle1 mücadelenin temel direklerinden biri de sosyal yardımdır. Şayanı şükrandır ki hamiyetli ve hayırsever vatandaşlarımız verem savaşı derneklerine bol bol aza kaydolunarak bu derneklerin varidatını yükseltmek suretiyle yoksul yurttaşlarımızı veremin pençesinden kurtarmakta ve faydalı olmaktadırlar.
Verem haftasının verem savaşma bu bakımdan da büyük yardımı olacağınr ümit eder, hepinize hayırlı geceler temenni ederim.»
Konya :
Reisicumhur Celal Bayar ve Başvekit Adnan Menderes tarafından dün işletmeye sıçılmış bulunan Konya kiremit ve tuğla fabrikaları tam randımanla çahşmaya başlamıştır.
Konya kiremit ve tuğla fabrikası hususi teşebbüse ait olup 4.5 milyon liraya mal olmuştur. Memleketin bu em büyük fabrikasında 130 kişi çalışmakta ve günlük kapasitesi 30 bin kiremit ve 30 bin tunladır. Bu tlruruma göre fabrikada yılda 10 milyon kiremit ve 10 milyon tuğla imal edilmektedir.
9 Ocak 1956
İstanbul:
Amerikan teknik yardım fonundan 3 ay müddetle Amerikadaki ormancılık çalışmalarım tetkike giden 8 kişilik heyetin memleketimize döndüğü bildirilmektedir.
Ormancılarımız Anıerikada bulundukları müddet zarfında Modison, Wıscons sin, Nebreska ve Colarado'&a incelemelerde bulunmuşlardır.
Ankara :
Bütçe Encümeni öğleden sonra saat 15 te Encümen Başkanı Halil İmre'nin riyasetinde toplanarak, Adljye Vekaleti bütçesinin müzakeresine devam etti.
Öğleden sonraki celsede söz alanlardan İzmir mebusu Mehmet AE Sabuk (D.P.) Adli teşkilatta İslahat yapılmasını, »mahkemeler teşkilatı kanunu» ile «Ceza kanunu» nun bugünkü şartlara uygun bir hale getirilmesini, mahiceme katipliklerine mesleki bir hüviyet verilmesini istedi. Diyarbakır mebusu Halil Turgut (D.P.) kaza muttde umumileri iğin jeep arabası temin edilmesi fikrinde bulundu. Kırşehir mebusu Ahmet Bilgin (C.M.P.) siyasi mevkufların durumları hakkında Adliye Vekilinin izahat vermesini talep etti.
Rize mebusu Hüseyin Agun (D.P.) inşa edilecek olan hapishane binaları hakkında bir umumi planm mevcut bulunup bulunmadığını sordu. Ağrı mebusu Kasım Küfrevi (bağımsız) ispat hakkı ve hakim teminatı mevzularında Adliye Vekaletinin noktai nazarını öğrenmek istedi. Elazığ mebusu Selaüıattin Toker (bağımsız), düi mevzuata yepyeni bir çehre verilmesi lazim geldiği, istinaf mahkemeleriyle çocuk mahkemeleri burulması icap ettiği, bütün adliye teşkilatının yeniden gözden geçirilmesinin lüzumlu olduğu kanaatinde bulundu. Kars mebusu Turgut Göle, (C.H.P.), nahiye mahkemelerinin durumunu temyiz mahkemesi 'azalarının tayininde göz&nündte tutulan hususları sordu. Kırşehir mebusu Tahir Taşer (C.M.P.) hakim teminatı ve tevlhidi kaza sistemi üzerinde ne düşündüğü sualini tevcih etti. Erzurum mebusu Hamit Şevket İnce (D.P.) büyük foir adalet kongresinin toplanmasını, bir adli İslahat programının hazırlanmasını ileri sürdü.
Hatiplerin konuşmaları sona erdikten sonra Adliye Vekili Prof. Hüseyin Avni Göktürk, sualleri ve temennileri cevaplandırmak için yarma kadar mehii istedi ve bu talep kabul olunarak, Encümen bugünkü mesaisine nihayet verdi.
Bütçe Encümeni yarın saat 10 da toplanacaktır.
Ankara :
Bütçe Encümeni, bu sa'bah saat 10 da Encümen Başkanı Halil İmre'nin riyasetinde toplanarak Aıdliye Vekaleti bütçesinin, müzakeresine başladı.
Encümen raportörü Rize mebusu İzzet Alçal'ın raporu okunmasından sonra söz alan Afyon mebusu Murat Ali Ülgen (D.P.) Adliye Vekilinin hakim teminatının bugünkü halinde kalıp kalmıyacağmı, zabıt katipleriyie icra memurlarınm terfihine dair neler düşünüldüğünü, istinaf mahkemelerinin kurulmasından bir fayda melhuz olup olmadığım, medeni kanunun ıfeğistirilmesi için faaliyet 'gösterilip gösterilmediğini sordu. Ordu mebusu Refet Aksoy. (D.P.) kadastro heyetleri için ihtiyaç duyulan hakimlerin nasıl bulunacağın], mürettep ağır ceza mahkemelerinin kaç tanesinin müstakil olacağını sordu. Muğla mebusu Akif Sarıoğlu (D.P.) medeni kanundaki müşterek mülkiyet m&vzuunda çıkan ihtilaflara bertaraf edecek kanun maddelerinin getirilmesi ve hapishanelerdeki iaşe durumunun İslahı hususlarında konuştu. Giresun mebusu Mazhar Şener (D.P.) mahkimların iasasi için tahsis edilen 23 33 kuruşun kafi gelmediğini, noterlik Üıizmetinin yeniden 'gözden giçirilmesi icap ettiğini söyledi. Çanaikkale mebusu Servet Sezgin (D.P.) anahkemelerdeki iş hacminin artması karşısında buna çareler bulunmasını, «usul kanunları »nm. yenifden gözden geçirilmesini,ceza kanununun değiştirilmesini, 'hakimlerin normaj surette terfilerinin sağlanmasını, istinaf ve çocuk mahkemelerinin kurulmasını, Adliye katiplerinin durumlarının düzeltilmesini ifade etti. Kırşehir mabusu Osman Alişiroğlu (bağımsız), Adliye Vekaletinin eleman eksikliği yüzünden vazifesini arzu edilir bir şekilde ifade edemediğini, istifa eden hakim sayışınım hergün biraz daha yükseldiğini, bunun sebebinin de maddi ve manevi huzursuzluklar olduğunu, siyasi davalarda hakimlerin baskı altında tutuMuğunu iddia etti. Ancak son günlerde baskıların azaldığını, fakat hakim teminatının esaslı kaidelere bağlanması icabett iğini beyan eyledi. Erzurum mebusu Abdülkadir Eryurt (p. V.) ıgeçen aene bütçe encümeninde Adliye Vekaletinin.' bütçesi müzaker.e edilirken ileri sürülen temennilerin nazarı dikkate alınıp alınmadığı sualini sordu. Diyarbakır mebusu Mehmet Hüsrev Ünal (D.P.) eknruan eksikliği yüzünden temyiz mahkemesinin, içtiiıad yaratma zavifesini yapamadığını, temyiz mahkemesine ilmi kifayeti haiz hukuk adamlarının bol miktarda getirilmesi 'gerektiğini söyledikten sonra, nahiye mahkemelerinin sakat doğan bir çocuğa benzediğini, bu teşkilatın peniden organize edilmesi lazım geldiğini ilave etmiş ve "İcra İflas Kamunun aun bünyemize uygun hale sokulması 211 istedi. Sinop mebusu Nuri Sertoğlu C.H.P. Aüliye teşkilatında iş hacminin gittikçe artmasına mukabil,teşkilatın eleman bakımından zayıfladığım, diğer taraftan adli teminatın esassız bir haile geldiğini, siyasi mülahazalarla hakimlere tesir yapıldığını bütün bu olur) bitenler karşısında Adliye Vl'kaletande bir zihniyet değişikliğine lüzum hasıl olduğunu bildirdi ve AıÜiye teşkilatının' bitaraf olmadığına bir misal olarak Konya, nutkunda dini poiitikaya aTet ettiğini iddia ettiği Başvekil hakkında Adliye teşkilatının harekete geçmediğini söyledi. Nuri Sertoğlumun bu iddiasına temas eden Zonguldak mebusu Sebatı Ataman <D.P.) Bütçe Encümeninin her hangi bir hadise hakkında hüküm verecek bir hüviyete sahip olmadığını belirttikten sonra, Başvekilin Konya'da söylemiş olduğu nutuik üzerindeki düşüncelerini İzah la, fou unutükta dinin politikaya alet adilmediğini 'bu memlekette bir din mü essesin mevcut olsuğunu, bir din tedrisatı» müessesesinin de bulunduğunu, bundan dolavı hükümetim veya hükümet başkanınım bu müessesesler yakından alakalanması gerektiğini, bir hükümet reisinin bu fikrini tabii olarak ifade edebileceğim anlattı.
Çanakkale mebusu Servet Sezgin de (D.P.) ayni hususlarda konuşarak Nuri Sertoğlunun burada bir müddeiumumi, bir kahiın gibi davrandığını, Başvekilin Konya nutku üzerinde Nuri Sertoğlunun herhangi bir hüküm ve ramiyeceğini tebarüz ettirdi ve bu arada dinin devlete yardımcı muazzam bir müessese olduğunu, devlet ve hükümet olarak dine alaka gösterileceğini, medeni kanunda dahi dini tedrisat hakkında maddeler bulunduğunu, bundan dolayı Başvekilin, hükümet reisi sıfatiyle bu tedrisat üzerinde mütalaalarda bulunmaya hakkı olduğunu izah eyledi. Bu arada usule dair söz alan Diyarbakır mebusu Yusuf Azizoğlu (Hür. P.) müzakereler sırasında usulsüz hareket edildiğini, hsırhamgi bir iddia karşısında bu işle alakadar olmıyan şahsiyetlerin bu iddialar» cevap vermeleri doğru olmadığına ileri sürdü.
Kiyaset makamı da müzakerelerin normal bir surette cereyan eylediğini söyledikten sonra saat 13 de Encümenim saıbah çalışmalarına son verildi.
Bütçe Encümeni saat 15 te toplanacaktır.
Ankara :
Büyük Millet Meclisinin ıaav«,Üisi olarak sehmfaih misafiri bulunan, italyan Parlamento heyeti azaları bu sabah Harp okulunu ziyaret etmişlerdir.
Okul Kumandam Tuğgeneral Muhittin Okyavuz tarafından karşılanarak okul ?eref salonuna alınan mümtaz misa firlerimize okulun tarihi ve tedrisat sistemi hakkında, izahat verilmiştir.
Bilahare İtalyan Parlamento heyeti azalan mektebin tesislerini ve dershaneleri gezmiş müteakiben şereflerine tertip edilen spor gosterüsrini büyük foir alaka ile takibetmislerdir.
Gösterilerden sonra öğrencilere hitaben bir konuşma yapan İtalyan Parlamento Heyeti Başkanı Cino Masrelli demiştir ki:
»Memleketinizi ziysrete büyük ümitlerle gelmiştik.Şimdiye kadar görmüş olduğumuz hüsnü kabul bu ümitlerimizi idlost Türkiye hakkında büyük bir hayranlığa çevirdi."
Cino 'Macrelli kendilerine karşı 'gösterilen yakınlığa hararetle teşekkürlerini bildirmiş ve gösteriler sırasında öğrencilerin sahaya resmettikleri «yaşasın İtalya» ibaresini dost memleketin samimi hissiyatı olarak kabul ettiklerini bildirdikten sonra sözlerini şöyle bitirmiştir:spor salonunda okuduğumuz sözler Türk İtalyan dostluğunun yeni bir tezahürü olarak bizleri son. derece mütehassis etmiştir. Ben de İtalya adına yaşasın Türkiye Misafirler Haırp okulundan ayrılmadan evvel Okul Kumandanı ve spor öğretmenlerine .ayrı ayrı teşekskülriteh rini bildirmişler ve gördükleri intizam ve gayretli çalışmalardan dolayı samimi tebriklerini ifade etmişlerdir.
Ereğli:
Başvekil Adnan Menderes, dün Ereğli'Öle vatan dağlara hitaben yaptığı konuşmaya, «bu kadar candan samimiyet ve itimatla 'bizi karşıladığınızdan dolayı sizlere en derin teşekkürlerimizi arz ederim. Hayatta, bu kadar coşkun ve bu kadar heyecanlı bir istikbale mazhar olmuş faniler azdır. Bize bu ititnad ve samimiyeti gösterdiğinizden, Idıolayı sizlere karşı fevkalade minnettarız» diyerek başlamış ve sözlerine şöyle dtevam etmiştir:
«Burada bir baraj yapılmasına istiyorsunuz. IBu isteğinizde haklısınız. Bugün Er«tğüde yalnız 140 bin dönıüm arazi sulanmaktadır. Halbuki, baraj bittiği Zaman 400.000 dönüm arazi sulanacaktır. Bittabi bu sizin için ve bütün memleket için çok mühim faip kazanç teşkil edecektir.
Şimdi, bize, iktiıdlarunıza, Anadolu'da baraj, fabrika, şu veya bu tesisi yapmak için milleti sıkıntıya uğratıyorsunuz diye hücum ediyorlar. Böyle söyleyenler, suyun ve tarlanın na demek olduğunu bilmezler. Onlar Anadoluya gelmeli, sisin aranızda bulunmalı set hasretinin insan yüreklerini nasıl kavurduğunu görmelidirler. Onlar ne derse desinler, sizler ve daima .memleketin yüksek menfaatleri için bizleri çalışmağa sevkedeejak kudret ve kabiliyettesiniz. Bu kudret ve kabiliyetle, bu memleketim mamur olması için mevcut engelleri en kısa zamanda muhakkak ortadan kaldıracağız.
Bugün bir kısım insanlar, memleketin lasanı ve asayişini bozmak, size yapabileceğimiz hizmetleri asgariye indirmek ve bu suretle iktidarı Türk milletinin gözünden düşürmek istemektedir.
Biz, bunların hiç birine ehemmiyet vermeden millet hizmetine fasılasız devam edeceğiz.Barajınızı yapacağız, suyunuzu getireceğiz, bütün İhtiyaçlarınızı karşılayacağız.Asırlarca en iptidai ihtiyaçları dahi, ihmal edilmiş olan bir vatanda, bunların hepsine birden bir anda yetişmenin imkansızlığını takdir «dersiniz. Fakat, elimizldieaı gelse, dünyanın, hazinelerini toplayacağız ve bunları sizin ihtiyaçlarınızın giderilmesi uğrunda gözümüzü kırpmadan sarf edeceğiz.
Başvekil Adnan Mendsres daha sonra, bütün memleket sathına şamil olarak devanı eden sulama faaliyetinden bahsetmiş, ikti'd&rın devir alındığında; bir memlekette ancak olan köyde, oda ecdattan, kafana tesislerle su bulunduğunu, hükümet eli ite içme suyu getirilmiş, birtsik köy dahi mevcut olmadığını, bütçeye bu is için biftek lira da'hi tahsisat konulmadığını belirtmiş o günden bugüne yirmi bin köye su getirildiğini, ayrıca beş bin köyün su tesislerinin de İkmal edilmek üzere olduğunu, bir iki sene sonra bu memleket te içme suyu derdinin tamasniyle tarihe karışacağım, kasaba ve şehirlerin içme sularının da, gayet esasb şekilde halledilmek yolunda bulunulduğumu tasrih etmiş, ayrıca memleketin dört köşesinde yapılan ve yapılmakta olan barajları ve elektrik santrallerini saymış, beş büyük barajdan ikisinin bu sene içirire, üçünün de önümüzdeki sene Türk milletinin hizmetine gir, söylemiş yapılanı, ve yapılmakta olan dilolayı.au ve limanlardan da bahsederek bunların milli ekonomiye sağladığı faydaları savmış ve sözlerine de vamla demiştir ki:
Bu koskoca vatanda uzun asırların, bum ca ihmalini bu kadar kısa bir zamanda ikmal etmeğe imkan var mıdır. İktidarımız, memleketin kalkınması ve layık olduğu medeniyet seviyesine erişmesi idin çalışmalarına hızla devam etmektödlir ve edecektir. İktidara geçtiğimiz zamaın bugünlerle yetişmenin imkansız olduğu söyleniyordu. Bugün gayri mümkün görenler de, tıpkı bundan .evvelkiler gibi, kısa bir atide tahakkuk edecektir. Hükümetim memleket hayrına çalışmalarındaki hız ve gayret, işte böylesine bir kuvvet arz etmektedir.
Türk milleti, "büyük bir millettir. Dünyanın bu nazik devresinde siyasi olgunluğu, sağlam içtimai duTumu ve büyük çalışma azmiyle, mühim bir sulh refah unsurudur. Türk milleti, arzu ettiklerini mutlaka başaracaktır.
Varsın, hakikatlerden uzakta olanlar, Türk milletinin idiertlerinden ve isteklerinden bigane kalsınlar. Biz, bunlara hiç bir Ehemmiyet vermeden, sizin Önünüzde, sizin, hizmetinizde durmadan çalışacağız.»
Başvekil, Ereğlide yaptığı bu konuşmada ayrıca Ereğli İşçi Sendikasının ilginç dilekleri hakkımda vierdiği 'bir muhtırayı da bahis mevzuu zaten işçilerimizin isteklerinin pek çoğuma yerine gstirmek üzere bulunuyoruz. İsçilere daha iyi bir hayat temim edebilmek ve İşçilerimizin çok daha iyi bir seviyeye gelmelerini sağlamak başta gelen g ayretLsirimizd endir» demiştir.
Ankara :
Memleketimizin misafiri olarak Anikarada bulunan İtalyan Parlamenta 'heyeti, Büyük MiHet Meclisinin bugün saat 15 de Meclis Reisi Refik KoraltarAn riyasetinde yaptığı toplantıda hazır bulunmuştur.
Celse açıldığı sırada İtalyan misafirlerimiz saıloiüi'.a kordiplomatiğe mahsus locaya girmişler ve mebuslar taratadan sürekli ve şiddetli alkımlarla karşılanmışlardır.
Keis Koraltan, bu münasebetle bir konuşma yaparak ezcümle (tenistir ki:
«Muhterem arkadaşlar,
Yüksek Meclisiniz adına yapılan davet üzerine dost ve müttefik İtalyan milleti parlamentosundan güzide bir heyet iki gündenberi memleketimizin misafiri olarak ve bugün, de şuan yüksek heyetinizi ziyaret maksadiyle aranızda ve karşınızda bulunmaktadır. Şu mesut fırsattan istifade ile, yüksek heyetin de samimi duygularına tercüman olacak kaydedebilirim iki, İki millet, İtalyan ve Türk milletleri birbirleriyle yakından tanışmanın kaynaşmanın, çeşitli hadis elerile münasebette bulunmanın seyri ininde bugüne ulaşmı? bulunuyorlar. İkinci Dünya Harbinden sonra medeni alemi, sulh alemini tehidit eden tehlike karşısında birleşen Avrupa devletleri ile binlikte italyaın ve Türk milletleri de kendilerine, tarihilerine yaraşan asil mevki almış bulunuyorlar.
Hiç şüphe yok ki Akdeniz devleti olarak, kıt'a devleti olarak barışın, sulhün tek teminatı ve dünyayı saran, tehdit eden tehlikeleri önliyacek tek kuvvet, Akdeniz devletlerimin birbirine gönül birbirine inanımafları, sulh ve emniyet davasını korumak İçin birbiriyle beraber yürümedi.
Bütün dünyaııım. ve hele medeni alemin beklediği sulh yolundaki tek temimat bu olacaktır. Sulh emniyet davasının tahakkukunda İtalyan. nıffleti de elbette ve daima beraberimizde ve safımızda bulunacaktır.
İgte ben .bu duygu ile sizlerin ve milletinin hissiyatına tercüman olarak, muhterem m safirlerimize yüksek heyetiauz namına hoşgeldiniz diyorum ve onları «hürmetle Selamlıyorum»
Refiit Koraltan'in alkışlarla karşılanan bu konuşmasını müteakip günöame geçilmiş ve «isair parlamento heyeti üyeleri, Meclisin çalışmalarını bir saat tadar takibetmiştir.
"İtalyan heyeti, locadan ayrılırken mebuslar tarafından yine hararetli alkışlarla uğurlanmalardır.
Ankara :
Kanada'da 14 milletin iştirakiyle yapılan jet hava müsabakalarında birinciliği kazananı ekibimize Devlet Vekili ve Milli Müdafaa Vekalsti Vekili Semi Ergin tarafından, aşağıdaki tebrik mesajı gönderilmiştir:
14 millet ekibinin İştirakiyle yapılanı jet hava gösterilerinde kazandığınız birincilik Idlerecesi millet ve silahlı kuvvetlerimizi büyük sevinç ve iftiharına vesile oldu.
Milletimizin aaı'anevi ve asil kanına iayık cesaret ve maharetler inikle yurt dışında elde ettiğiniz bu ba§an yarının muasır havacılık aleminde evlatlarımızın nelsre kadir bulunduğunu ispata değer canlı bir vesikadır.
Genç ve yılmaz varlığınız, fedakar ve faziletli mesainiz sayesinde Türk milleti ve Tiifk ordusu istikbal ve istiklalini güven ve emniyet içinde görmekle mağrur ve muttehir.
Sizleri silahlı kuvvetlerimiz adına tebrik ile kucaklar, Tanrıya emanet ederim.»
Ajılkara;
"Büyük MUlet Meclisinin bugünkü toplantısında devlet radyosunun yayınları meseL&si Kars Mebusu Sırrı AtaJay'm (C.H.P.), bir şifahi suali üzerine, bahis mevzuu oldu ve hükümet adına Devlet "Vekili Emin Kalafat suali cevaplandırdı.
Meclis Reisi Refik Koraltan'ın başkanlığında toplanimıstı.
Sırrı Atalay, sualinde devlet radyosunun tarafsız neşriyat yapmasını muhalefete Bls radyoda konuşma hakkı verilmesini istiyordu.
"Devlet Vekili Emin Kalafat, cevaben, radyonun, devlet radyosu olduğumu ve yayınlarında halkımızı iç ve dış olaylarla, hükümeti^ icraatından haberdar etmek vasfının galip bulunduğunu söyledi. Sorunun beş ay evvel verilnmş olduğuna işaretli;, radyonun son zamanlaıiiklri kullanılma tarzı hakkında, Bütçe Komsyonunda muhalefet mebuslarının da, dana iyisini istemekle beraber, memnuniyet beyan etmiş olduklarına dikkati çekerek söyle dedi:
Buda gösteriyor iki, radyonun çalışma tarzında son aylar irinde arzu edilem "tekamül istikametinde hakikaten mühim mesafeler katedilroiştir.
Ben radyonun muhalefet partilerine ds ;bir zaman ayırmasına ait olan taleibe hükümetin iltüat etmediğini söylemek meebuiiyetind'eyim. Çünkü, partiler arasındaki münasebetler vaıtan sathındaki muhalefetin çalışma tarzları matbuatta yeter derecede, hatta söylemek mecburiyetindeyim ki biraz da zararlı şekilde yer aldığı için, ibu mücadelıe sırasınlila radyoyu bir parti merkezi haline getirmek suretiyle zato dindirilmemiş olan vatandaş (huzurunu daha ziyade bozmaya hükümetin mezun olmadığı kanaatindeyim. Her Sahadaüri tekamül nasıl az veya çok bir zamana ihtiyag gösteriyorsa, muhalefet safında yer alan kadirşinas arkadaşların ifadeleriyle dahi müeyyet olduğu veçhile, radyoda da arzu edilen tekamüle vusul için lüzumlu zaman intizarını da elden bırakmamak ve günün müsbet hadiselerine de temas etmek şartiyle bu vadide istikamıöt almak istiyen hükümetin aşk ve şevkini teşvik «taneleri icabeder. Sözlerim (bun laldan ibadettir.»
Müteakiben, sual sahibi Sırrı Atalay kürsüye geldi. Devlet radyosunun iktidarın propagandasınla alet olarak kullanılmaıması gersktiğimi ifade ederek Devlet Bakanı tarafından verilen şahsi teminatın kafi olmadığını asıl kanuni teminat sağlamak gerektiğini ileri sürdü. Bu arada devlst radyosunun tarafsızlığı ile 'telifi kabil olma'düğım iddia ettiği bazı yayınlan üzerinde durdu. D.P. nan kuruluş yıldönümü vesilesiyle (Başvekilin radyoda saatlerce sü ren beyanatı yayınlanmış olduğunu, bunu da radyonun tarafsızlığı ile kabili telif göndiğini söyledi.
Tekrar söz alan Devlet Vekili Emin Kalafat, soru sahibinin mütalaalarına kısaca cevap vererek defcüi ki:
«Arkadaşımız, konuşmamı hukuki mesnet ve teminattan mahrum olarak vasıflandırdılar.Konuşmam, içinde bulunduğumuz durumun ve tatbikatın tam ve samimi ifadesidir.
Hükümet icraatının radyoda ifadesinin propaganda ailüuğu hususundaki kanaatlerimiz arkadaşlarımızın ve kendi saflarında bulunan bütün millet vekillerinin kabul ettiği bir hueus olduğu cihetle bunun üzerinde durum ayacağım, yalnız bu. meselede hakikatleri yalanla yacak tahrif ettiklerini söylemeyi hakikaten ağır bulurum. Bizzat kenıdi hassas ve takipli alakamla takip edip iesbit ettim, Sayın Başvekilimizin bu defa cumartesi günü Demokrat Partinin 10 ncu kuruluş yıldönümü vesilıesiyle radyoda v.erilmiş olan beyanatı tam üç d:a kik alıktır. Saatlerce dediler, saatlerce ile ür dakika arasındaki fark, sözleri aasındaki mübalağanın ölçüsüdür. Bunu size hatırlatırım. Bundan başka her gsttiği yerdeki konuşmaları da üçer dakikayı geçmemiştir. Arzu ederfcse, radyo dairesine davet ediyorum. Gelsinler, metni görsünler. Filhakika, devlet malı olan radyodan muhalefetin ye muvafakatin aynı ölçüde istifa etmesi lazımıg.elir, ama ne zaman? Ne zamanki, muhalefet hakikaten muhalefeti vaitanperverane düşüncelerle yaparsa o zaman..»
Emin Kalafat'm bu ifadesi Üzetrine muhalefet sıralarından bazı itirazlar oldu. Devlet Vekili sözlerini tavzih etti. Ve sözlerim hakikaten vatanperverMikleriııi rencide etmişse bu sözümü geri alıyorum» dadi. Sual sahibi, D.P. muhalefette ikan Prof. Fuad Köprülü'nün, y.evlet radyosunun kullanılış tarzı hakkındaki tenkitlerinden pasajlar da oku duğu İçin Devlet Vekili Emin Kalafat bu konuya temasla, şunları söyledi':
«Köprülü'nün 947 de söyledıikiıeri mi? doğrudur.O günün şartlarına uygundur. Köprülü konuşurken, içinde, bulunduğu tatbikatın samimi ifadıSsind yapıyor dedim'. Ve öyledir de..
Soru, ağustosda verilmiş bütün dokümanlar ona göre hazırlanmıştır. Halbuki, bu kürsüde hak ve hakikat ifade edilirken, tahrifata kaçmadan kısa, veciz ve hadiselere uygum olarak koauşulttuğu takdirde neticey o kadar föydaila hizmet ıçdileceğine kailiyim. Bugün raölyonun faaliyet seklin'in fevkalade iyi olduğu kanaatindeyim. Hatikaten: yapıcı, ihüsnü niyete dayanan bir gayret sarfediyoruz. Hatalarimız olursa rica ediyorum, ihtar ikaz edin, amma kötüfenıeyirı, inkar etmeyin. Her zaman hizmetinizdeyiz. Arkadaşlar.»
Sual sahibi Sırrı Atalay tekrar kürsüye geldi. Kadyonnjn tarafsızlığı bahsinde kanuni teminata ihtiyaç olldluğunu tekrar ileri sürdü. Bu arada «eğer radyo bağımsız bir hale gelmezse, şikayetler sürüp gidecektir» dedi.
Sırrı Atalay, radyonun taraflı lığına mr sal teşkil ettiği İddiasiyle bazı konuşmalardan parçalar okudu ve bu aıraldla «bir gün gelir elbet bunların da muhasebesi yapılar» dedi.
Bu konuşma üzerine tekrar küarsüye gelen Devlet Vekili Emin Kalafat, görüşülmekte olan bu soruya hükümet adına cevap vermekte bulunduğunu tas rih ederek şunları söyledi:
«Sırrı Ataiay'ı dinledikten sonra yarından endişe etmemek mümkün ıdleğildir. Hasenatından ziyade seyyiatı, sevaıbındam ziyade günahı olan. 27 senelik idarelilerinden sonra iktidara geldiğimiz zatman «atandaş huzur ve sükinıunu bir an evvel tesis efcmek kaygusu ile af Kanunu çıkarmış bulunan bir iktidarız. Bugün radyo meselesinde mevzuubahis olan. ^teklifler sıiraşında. «yaırm müşteki siz olacaksınız bir gün bütün tounların hesabı yapılacaktır, ıdlemek suretiyle yarıma ait olan korkunç1 düğüneelıerini bu millet kürsüsünden ifada etmiş oluyorlar. Fakat ben şuna eminim ki, bu millet, bu şeküldeki veballeri tekrar edecek olan insatotaraı, bir daha bu fenalığı yapmak mıkanina vermiyecektiır. Bu' huzur ve sükinun,. içinde tuttuğumuz yolun, doğru olduğu na ve hakikaten arzu edilten heldlefe doğru seri adımHairla yol aldığımıza inaoan mesul bir insan sufatiyle huzurunuzdan aynliyorium Sözlü, sorunun, bu konuşma ile cevaplanması tamamlanmış oldu.
Meclis, bugünkü toplantısına gayri menkul kiraları hakkındaki 6570 sayılı kamunun muvakkat birinci maddesinin fıkrasının değiştirilmesi hakkında İzmir Mebusu Pertev Arat tayfından yapılmış olan kamun teklifini de kabul etti.
Büyük Millet Meclisi 11 ocak çarşamba günü saat 15 ü'e toplanacaktır.
Ankara :
Büyük Millet Meclisinin davetlisi; olarak şehrimizde misafir bulunan İtalyan Parlamento heyeti azaları bugün Büyük Milüet Meclisi umumi müzaferelerini bar müddet takio ettikten sonaa Maclis kütüphanesinle dayet edilmiş ler ve bu arada mebuslarımızla tanıştırılın ıslardır. Meclis kitajdağmda geçen görüşmeler iki memleket arasında mevcut muhtelif münasebetler üzerinde geniş fikir teştisine fırsat vermiştir.
Burada ilk defa Parlamento Heyeti Reis ve İtalyan Mebusan M.eclisi İkinci .Reisi M. Cijio Macrelli söz almış, Türkiye'de bulunmaktan duydukları ineni jminiyeti hararetli bir lisanla ifade etmiş VıS kendilerine, memleketimize eyak bastıkları andan itibaren gösterilen yakın alakaya teşekkürlerini bildtalikten sonıra sözlerini şöyle 'bitirmiştir:
Biz memleketinizi ziyarete davet edildiğimiz zaman, Türkiye'ye gatelmeniın sevinci içinli'e idik. Bugün aranızda bulutraiiakla bu sevincimiz ibilr İcat daha artmıştır. Hürriyet aşıkı ölajı ve Türkiye'yi dün memleketleri arasında layık olduğu mevkie eriştiren büyük Atatürk,artık yataız Türk milletimin değül, lakıat bütün. dünya milletlerinin büyük bir devlet iadasına halindıe, sembolü olmuştur. Türk milleti böyle büyük bir insanı sinesande yetiştirldliğinden dolayı ne kadar sevinse haklıdır.»
Buahare söz alan Kastamonu Mebusu Basri AMAS, Türk milleti ve omıtam süedenTürkiye Büyük Millet Meclisi hakkuıda gösteamis oldukları yakınlıktan dolaıyı heyet i«isine teşekkür etmiş ve demiştir ki: «İtalyan (Parlamento heyetinin memleketimize geldiklerini öğrendiğim zaman sizlerin kıymetli şahsiyetlerinizin yamrtja iki İtalyan siyasi şahsiyetini de Aüısit de OasDeri ve Kont Sforzayı, bu iki Türk dostunu' da hürmetle yad ettim.» Sözlerine devam eden "Kastamonu mebusu Basri Aktaş, Akdeniz milletlerinden, Türkiye, VurJanistam, Yugoslavya, İtalya ve İspanya müfetlerinm tam bir tesanüd havası içince birleşerek işbirliği yapmaları lüzumu Üzerinde burmuş ve «bunun iktisadi, kültürel ve siyasi sahada daha sağlam bağlarla tezahür etmesi mütalaasında bulunmuş Daha, sonra Meclis Reis Vekillerinden Tokat Mebusu İhsan Baç Türkiye ile İtalya arasındaki iktisadi münasebetlerin daha da inkişafı için ne düşünüldüğünü sormuş, buna cevaben heyet reisi. M. Ciao Macrelli şunları söylemiştir:
«Memleketinizi ziyaret etmdkrte olduğumuz su çak kısa zamanda iktisadi sahadaki hamlelerinizin düşündükterimiz çok fevkinde olduğunu müşahede etmekle bahtiyar olduk. Her sahada memleketinizi gösteirmiş olduğu geniş terakkiler sizlerin enerjik bar millet olduğunuz yolundaki söylentülerin bir kompliman değil ve fakat bir hakikat olduğunu bir kere daha ispat etmiştir. »
Müteakiben İtalyan Parlamento tiazalariyle mebuslarımız arasında muhtelif mevzulara ait görüşmeler cereyanı etmiştir. Bu görüşmeler sırasında Türk kadınının bugünkü seviyesi hakkında da heyetin yegane bayan azası olan Emanuela Savıo demiştir ki:
»Hürriyet ve demokrasi uğrunda çalışan milletler daima yükselmeye hak kazarnırlar. Türk kadını hakkındla kısa denalıebileceli bir zaman zarfjndsı fikir sahibi oldum. Gene Türkiye'nin, osimiyet içinde Türk kadurma vermiş olduğu ehemmiyeti ve kıymeti görmek ıen mütevellit duyduğum memnuniyet sonsuzdur.
İzmir:
Geçen ayın onbeşinde şehrimizde teşkil bir komisyon tarafından kabul edilir) tasdik için vekalete gönderilen .gazetecilerin asgari ücretleri tasdik edilerek bölge çalışma müdürlüğüne iade edilmiştir. Bu duruma göre gazete muhabirleri 325, foto muhabirleri 300, musahhihler 275 lira alacaklardır.
11 Ocak 1956
Ankara :
Bütçe Encümeni bu sabah saat 10 da Encümen İkinci Başkam Şefik Bakay'ın riyasetinde toplanarak Aldliye Vekaleti bütçesinin müzakeresine devam etti.
Bugünkü toplantıda Adliye Vekilli Prof. Hüseyin Avni Göktürk, şimdiye kadar sorulmuş bulunan suallere, mütalaalara, dileklere ve tenkitlere, cevap verecek ezcümle şunifer: şöyledir
«Arkadaşlarım dan .bir kısmı hakim teminatı mevzuu üzerinde öiusolttlair ve bu hususta Vekaletin fikrimi. Öğrenmek istediler. Hakikaten, halkam teminatı meselesi mühim bir meseledir. Evvel emir ve şunu belirtmek lazımdır ki hakim, teminatı mevcuttur, hakimlerimiz her türlü tesirlerden müdahalelerden azade olarak vazife görmektedirler. Bu günkü teminatın daha mütekamil, daha geniş bir hale getirilmesi hususunda elden gelen gayretler elbette ki gösterilecektir. Yalnız bu teminıat meselesi anayasa ile sıkisikıya alakalıdır. Anayasa kanununun tadili üzerimde çalışılmaktadır ve bu iş kemali ciddiyetle ele alınmıştır. En demokratik esaslar üzerinde bir hukuk devletlinin ihtiyacı bulunduğu, bir Teşkilatı Esasiye Kanunu yaratıldığı sırada elbette M, hakim teminatı meselesi de tanı maniisiyle halledilmiş olacaktır. Hii Kimel mevcut teminata hassasiyetle riayet ettiği gitoi, bu hususdaki bazı aksaklıkl'an da kaldranaık yoluna gitmiştir. Mesela hakimlerin, emeklilik hakkını eski haline ifrağ edecek olan kanun layihası Meclis Umumi Heyetine gelmek üzeredir. Hakimlerin coğrafi teminat» meselesi de yeni hakimler kanununda yer almıştır. Zabıt katipleri, başkatiplerin ve buna mü maısil adliye personelinin yetiştirilmesi ve bunların terfihi üzerinde planlarımız hazırdır. Yakında bu. planın tatbikine geçeceğiz. Medeni kanunumuzda tesis ve iştirak durumları hakkındaki maddelerin İslahı yoluna gidilecektir.
Müstakil kadastro hakimlerinin tayinlerine ehemmiyet veriyoruz. Halen 45 mıntakada gezici kadastro hakimi mgv cuttur. Bu miktarı artırmanın çarelerini arıyacağız. Nahiye sulh mahkemelerini idle bir şekle 'bağlamak karaanndayız.1955 yılında müretteo ağır ceza mahkemelerinden 13 tanesi müstakil hale getirilmiştir. Şimdi is cetvefflerini tetkik ettikten sontna. imkan olan ağrr ceza mahkemelerini de müstakil leştaneceğiz.Hapishanelerdeki asayiş meselesine gelince: Hapishanelerdeki fcarşıkoymaların muhtelif sebepleri vardır.
Bu sebepfer arasında, iaşe, biriatterın durumu, personelini tavrı hareketi ve infaz sistemi başta gelir. İaşe bedeli 50 kuruştan 60 kurusa çıkarılmıştır. Mahkimların çalıştırılması asasına ehemmiyet verilmektedir. Nihayet binaların daha elverişli bir hale gelmesi idle bu kar şık oy malları .azaltacak unsurlardır.
Dava ve ihtilafların azaltılması yolunda evvelemirde yapılacak iğler Adliye' Vekaletini fazla alakadar etmez. Bu bir ahlakı umumiye meselfesidıir. Biz nihayet ana kanunların İslahı yoluna giderek, kendi sahamız içinde dava veihtilafları azaltmak yolunu tutabiliriz. Anaı kanunlarımızım İslahı içini de çalışmalara başlaMünTiKtir. Bu anadil mev cut 7000 e yakm kanunun ayıkliamması isine idıs başlıyacağız ve bunu 2000 kamuna, indireceğimizi tahmin ediyoruz. Hakimlerimizin yetiştiriikruesi ve bu husustaki kadro ve maaş mevzuları itina ile ele alınmıştır. Ceza evleri inşaatında,bütçemizin kifayeti nisbatindıe faaliyet göstermekteyiz ve bu inşaat bir bit plan dahilinde yapılmaktadır. Mebus arkadaşlarımdan birisi bir «Adliye korigresinin» tonplammasına istedi. Buna «hukuk lislahat kongresi» adını dal verebiliriz. Ancafc böyle bir kongre toplamak kolay değildir. Uzun çalışmaları icap ettirmektedir. İdtkıaf Mıahkemelerinim kurulmasına 'gelince, bu mesele yalnız maddi bakımdan ele atiınmamalıdır. Bugün 300 hakimlik münhBİldir. Diğer mahkemeler için kafi miktarda "hakim bulunmaksızın, istinaf mahkemelerini kurmak nasıl müm kün olabilir? Tevhidi kaza işi devkit ölçüsünde ele alınacak bir meseledir.
Yine bazı arkadaşlarım muhalefete mensup gazetecilerin basın suçlara, dolayısiyle .gizli olarafc mankemelarinin yapıldığım söylediler.Ceza muhakemeleri usulü kanununa göre yalnız hasın davaları için değil her türlü davalar için gizli mahkemeler yapılabilir.
Bunda da hakimlerin kanaati rol oynar. Siyasi mevkufların saçlarının kesildiği söylendi. Bundan sonra tou usul kaidelim ıştır.
İspat hakkı üzerinde fikrimiz şuidlur: Hakikati maddenin ispatına taraftarız.
Bu hususta Meclis getirilecek kanun layihasının müzakeresi sonunda Meclisin alacağı kararı hürmette' karşılayacağız.»
Vekilin bu konulmasından sonra söz alan Rize mebusu raportör İzzet Akcal (D.P.) Temyiz Mahkemesine gelmekte olan. islerin çokluğundan bahsederek,Temyiz Mahkemesinin hukuk dairelerine bir dairenin daha ilave edil mesaili,Temyiz Mahkemssi raportörlük lerine tecrübeli hakimlerin tayin edilmesini, cezaevlerinde ayaklanmalar olduğu sırada silah yerine gözyaşartıcı bomıbalaaın kullanılmasını istedi. Yine raportörler&m Van mebusu Kemal Yörükoğlu (D.P.) Temyiz Mahkemesinin heyet halinde çalışmadığından balı setti.
Bu arada konuşan Edirne mebusu: Hükneddin JMasuhİoğlu, (D.P.) Erzurum mebusu Hamid Şevket İnce (D.P.), Kırşehir mebusu Osman Alişiroğlu bağımsız, Oırdu mebusu Refsıt Aksoy (D.P.) kendi fikirlerini serd eyleldüler ve encümen saat 13 de sabah çalışmasına son verdi.
Bütçe encümeoi saat 16 da toplanacaktır.
Ankara :
.Beynelmilel nefrniryolları Birliğine da bultunan demiryolları işletmeleri umum. müdürlsrinin 12 ocakta Pariste bağlıyacak toplantılarına katılmak üze re D.D.Y. İşletmesi Umum Müdürü Nedret Eşmen'in riyasetindeki heyert, bugün saat 13 de uçakla Ankara'dan hareket etmiştir.
11 Ocak 1956
Ankara :
Cemiyette iş ve idare hayatı içinde yetişmiş kıymetli şahsiyetler tarafııv dan son günlerde Ankara'da «ihtiyarlıkta .bakım köşkleri kurmak» mamı altında bir cemiyet tesis edilftniştir.
Cemiyet ihtiyarlık davasini ilk defa olarak .ele almış ve memleket ionizdıa de en mütekamil şekilde ihtiyarhk köşkleri kurup yaşatmak) gayesiyle pek esaslı tetkikler yaparak çalışmaya başlamıştır.
Ankara DilTarih ve Coğrafya Fakültesi salonlarında çalışmalarına başhyam Türkiye Jeologlar Bürligi Birinci limumi heyet toplantısı seçimleri müteakip sona ermiştir.
Yeni idare heyeti azalara bir toplan/ti akd'e'i'erek, vazife taksimi yapmışlar ve geneli başkanlığa ittifakla İzmir mebusu Dr. jeolog Nuriye Pınar, başkan vekilliğime petrol jeolog Mehmeıt Taş demiroğiu, .genel sekreterliğe su jeologu Turgut Özpar, muhasipliğe petrol jeologu Kemal Lokman, faal üyeliklere Dr.jeolog Zati Temek, jeofizik Y. Müh. .Salahi Diker ve Jeolog Kemalettin Göktunali seçilmişlerdir. Seçimleri takiben birliğin tvu sen.aki faaliyet esas ları tesbit edilımis ve ilk olarak jeologlara tarif, vazifelerini tesbit ve tajykt eden bir kanun teklifinin hazırlanniıasını, jeologlar odası kurmak için teşebbüslere geçilmesine, jeolog haldlanım temin etmek için bir komisyon kurulmasına kar.ar verilmiştir. Birlik ayrıca (raejJleM faaliyetler cüim Deind'eın olmak üzere, önümüzdeki mevsimde İran'a msisleki seyahat yapıknasanı vs muhtelif mevzularda konferanslar ve radyo konuşmalara tertip edünıesini de karar aitma almıştır.
Kastamonu:
Vilayetimiz Orman Başmüdürlüğü binasında başmüdürülk kısım müdürleriyle, tahdid komisyonu vs ameiiajman heyeti başkanlarının ve başmüdür lüğüne 'bağlı dokuz imletme müdürlerinin iştirakiyle bugün devam edan mühim bir toplantı yapılmıştır.
Toplantıda:
1 Orma'üılarımızın daha rasyonel bir şekilde işletilmesini ve korunmasını sağlamak.
2
Orman yetiştirmek,
Gerek ham madde ve gerekse kollektif faide ve hizmetlerini
tahakkuk
ESki ve yeni yrl bütçelerinin tatbikatiyle yeni senede
yapılacak istih
12 Ocak 195S
Ankara :
Bütçe Encümeni bugün saat 15 de encümen ikinci başkanı Şefik Bakay'm riyasetimde toplanarak adliye bütçesi fasıllarının müzakeresine devam etti. Hakimler kadrosuna ilave tahsisat konulmasınm konuşulması sırasında söz alan raportör Rize mebusu İzzet A'kçal ile raportör Van mebusu Kemal Yörükoğlu, kadrosuzluk yüzündeni terfi edemiyen hakimlerin istifa eylediklerini ve böylelikle adliye teşkilatının eleman bakımından sıkıntıya düştüğünü ifadie ettiler ve bu ara'd'a, 35 ve 40 lira maaş kadrosuna 310 hakimliğin münhal bulunduğunu tebarüz ettirdiler. Aynı mevzuda söz alan mebuslardan Antailiya mebusu Kenan AkmainHar (D.P.), Tokad mebusu Ömer SumaK D. P.), Diyarbakır mebusu Yusuf Azieoğkı (Hür. P.), ilave; tahsisatın konuibmasımn lüzumu üzerinde fikirlerini. dermeyan ettiler, aynı mevzulclla söz filan Sinop mebusu Ser ver SomMocuoğlu (bağımsız) ezcümle şunlan söyLedi:
«Tspkilat: Esasiye Kanununun hakrimsi" ve memurlar hakkında koyduğu1 hü kürrfer kanun vaazıma bir işarettir ve aynı statülere sahip olmalarının işaretidir. Hakimlerin gördükleri vazifenin 'hususiyetiyle mütenasip şartlara kavuşturmak bizim için de bir vazifedir.
Kadroların genişletilmesi masrafı arttıracağı için emisyona, başvurmak zorunu yaratacaktır. Tasarruf ve varidat fazlası ile karşılanamadığı için bu yola gidi Be bile, bunu dahi göze batmalıyız. Zira ailaletsizligin enflasyonu. cemiyet için daha çok korkunçtur.»
Raportör Rize mebusu İzzet Akçal (D.P.), da memtekette son senelerde meydana geldin, iktisadi inkişafın sedbeat hayat sahasında temin etti£i imkanlar doi'ayısiylıe yetişmiş birçok hakimlerkı meslekten uzaklaşmakta oldüklanaa belirtikten sonra, «ilk tedbir olarafc hakim muavinliği ve stajyer kadrolarmdan bir kısım kadroların tenzili suretiyle 25 adet yüzlük, 50 aded 90 life, 100 adıd 80 lik, 150 aded 70 lik ve 150 aded 60 lik kadronun verilmesini zaruri görmekteyiz. Bu kadrolar kabul edildiği 'takdirde kadrosuzluk yüzünden terfi edemiyen hakimlere hakları olan kadrolarının verilmesi imkam sağlanacak ve bu yüzden mesliktert ayrılma, kısmen d& olsa önflıenecektir, dedi.
Neticede 2.040.250 liralık ilave tahsisat kabul edilişi. Keza iAdlive Teşkilatına yeni kadro ilavesini tazaanmun ayieyen. diğer bir fasıl da kabul olunarak, Vekalet bütçesinin müzakeresi sosıa erdi. Bütç.e encümeni bundıan sonra Toprak ve İskan Meri Umum Müdürlüğü bütçesinin müzakeresini geçti. Bu aırada hükümeti Devlet Veküü Semi Ergin temsil etmekteydi.Bütçenin tümü üzerindeki konusroaLar sırasında söz alanlardan Mula mebusu Naıtak Poyrazoğlu D.P.), Toprak: ve İskan Umum. Müdürlüğünün, tapu ve kadastro vs orman müdürlüğüyle birleştirü.erek bir vekalet haline getirilmesini, bir ic ve diş iskan politikasım yaratılmasını İstedi. 'Diyarbakır mebusu Mustafa Ekinci ('Hür. P.) dışarıdan gelen göçmenüerin durumunun ne olduğunu sordum. Niğde mebusu AhHied Kadıoğki (D.P.) toprak teıvzd komisyonlarının sayısının arttırılmasıni bu komisyonların tapu ve kadastro komisyonlariyle işbirliği yapmasını İstedi. Ordu me.busu. Sabri İşbakan (D. P.) (Karadeniz isahilerindeki nüfofs çokluğu meselesinin ele alımmasını, Toprak ve İskan Umum Müdürlüğünün. Zirai Donatım ve Ziraat Bankası ile yakından alınmasını öne sürdü.
İzmir mabusu Bü'hzad Bilgin (D/PJ top rak reformu hakkında konuştu ye İç kolonizasyon politikasının mevcud oIup oimadığmj sondu. Tokad mebusu Ömer Sunar (D.P.) göçmenlere yerilen topraklar mevzuunda, durarak, bu İşde bateı aksaklıkların mevcut 'bulunduğumu1 tapulu arazilerin tfe 'göçmenlere dağıtıldığını söyledi. Konya melbusu Mustafa Başmaçık (D. P.) iç iskan mevzuuna temas sderek, köylülere tevzi edilen arazilerden sağlanan paranın ne şekilde kullanıldığını sordu. Kırşehir mebusu Ahmed Bfflgin (C.M.P.) memleketimizdeki göçebe halkın miktarını, dışarıdan gelen cismenlerin iskan iğinin tamamlanıp tamamlanmadığını öğ renmek istedi. Eize mebusu Hüseyin Agura (D.P.) siyasetinim ehemmiyetle ete alınması, bu mevzularda UBisn vadeli strateji planlarının hazirİamması, süratli bir tempoda artmakta olan nüfus karşısında, hükümetin günlük tedbirlerden ziyade esaslı hal çareleri bulmak zorunda olduğu hususlarımda fikir beyan etti. Sinop mebusu. Nuti Sertohı (C.H.P.) iskan politikasının zaruretler ye emrivakiler sıtiesinde meydana geldiğini üeri. sürdük ten sonra in ve dış iskan, politikasının tok plana bağlanmasa lüzumu üzerinde durdu. Bu konuşmalar sona erince encümen saat 20 de bugünkü çalışmasına nihayet verdi.
Bütçe encümeni yarin saat 10 da toplanacaktır.
İstanbul:
Türkiye Büyük MMet Meclisinin davetlisi olarak memleketimizde bulunan İtalyan Parlamento heyeti bu sabah Dolmabahçe ve Yıldız saraylarını gezmiştir.
Driknabahçe sarayında Atatürk'ün hayata gözlerimi kapadığı odada İtalyan mebusları ihtiram vakfesinde puiutimuşilardır. Heyet azaları öğleden sonra: Topkapi sarayını, müzeleri, camileri ve taırihi yerleri gezmişlerdir.
Heyet şerefine Ticaret Odası bir öğle yemeği, Sanayi Odası da bir islami yemeği yermiştir.
Ankara :
İş ve İ?çi Bulma Kuıumunun milletlerarası işbirliği teşkilatı Türkiye misyoniyle müşterek idare ettikleri işçi eğitim kurslarının, altıncısı İş ve İşri Bulma Kurumu "Umum Müdürü Şerif Gürol'un bir konuşnra'siyle bugün Ankara'da ve İşçi Bulma Kurumu lokalrında açılmıştır.
"Umum müdür bu konuşmasında, işçi eğitimi kurslarının mahiyet ve önemini belirtmiş, işçiyi yetiştirmek mevzuundaki çalışmalar üzerinde durarak, işçinin umumi bilgisinin arttır il m asiyi e iş mevzuatımız ve sendika, çalışmaları, işçi ve isv.eren münasebetlerinin bilinmesinden saklanacak faydaları açıklamıştır.
Bu konuşmayı müteakip Siyasal Bilgiler Fakültesi hocalarından Cahit Talaş Türkiye sosyal politika gelişmesinin tarihçesi mevzuunda İ'lk .dersini vermiştir.
İlk derste hazır bulunan milİetlerarası işbirliği teşkilatı Türkiye misyonu çalışma müşaviri Mr. John Barr.ett, gazetecilerle yaptığı kısa bir konuşmaidla is ve işçi bulma kurumumun çaiışmalarcusıa 'matbuatın gösterdiği alakayı büyük biT hazla karşıladığını, kihrum, milletlerar.ası işbirliği teşkilatı ve sendikalar arasındaki anlayış havasının işçi eğitimi kurslarının başarısında amiI olduğunu, kuraların muvaffakiyetinde bilhassa .sn büyük faktörün Türk işçisinin memleketin menfaatini ve bu mienfaıatte toendisine düşen vazifeyi müdrik olmasından ileri geldiğini beyan etmiştir.
Ankara :
Vekaletinden aldığımız malimata memleketiminde Petrol Kanunu gereğince arama ruhsatnamesi almak üzere' 187 bölge için yapıları müracaatlar tamamen müsbet olarak neticelenmiş bulunmaktadır.
Biri Türk cflrnak üzere 12 şirkete verilmesi takanrür ederi saha adedi ile bu şirketlerin isimleri aşağıdadır:
Türkiye Petrolleri A.O.7
Bu suttetle, Amerika, İngiltere, Almanya ve Hollanda'dan dünyaca tanınmış büyük firmalar pek yakında memleketimizde petrol arama faaliyetine geçsı eklerdir.
Baltalardan başka yeni serhest sahalar içm dıe petrol arama ruhsatiyesi almak üzere müracaatlar başlamış bulun maktadır.
Ankara :
Çalışma Vekaleti Müsteşarı ve İşçi Sigortalan Kurumu Umum Müdür Vıafciii Hulusi Timur, sosyal sigorta tatbikatının memleketimizde sür'atte inkişaf etmekte olan işçi kitlesine daha üaıydaIı hale getirilmesiyle alakalı olarak İman; yeni kararlarla, 1956 yılı çaitışma planınıza derpiş olunan hususlar etrafında Anadolu Ajansına izahat vermiştir.
Hulusi Timur, nısmls'ketimizin iş haya tındaki inkişafla birlikte yıldan yıla tezayüd eden sigorta kanunlarma tabi iş yerleri sayısının 1955 yılının, 8 nci ayında 19 bin iken 1İJ56 yılında 20 bin. 700 iş yarine yükseleceğini, iş ve sigorta kanunlarına tabi olarak çalışan işçi ve hizmetli sayısının da 1955 yılında 540 binden ibaret iken 1956 yılında 536 bir.i tecavüz edeceğini, iş günleri sayısınca mühim inkişafların müşalıede olunacağına, iş günleri sayısının 1956 yıknda 142 milyonu bulacağını söylemiş,
«Sigortalarımıza İşverenler tarafındıan. ödenmiş olan ücretler toplamının 743' milyon lira olduŞunu ve bu miktarın 1955 yılında 900 milyonu ve 1956 yılında ise 1 milyar lirayı tecavüz edeceğini »söylemiş tir.
Bundan1 sonra Hulusi Timur, iş kazalariyle meslek hastalıkları sigortasmatemasla1 şunları söylemiştir:
«Bu yıl 566 bin sigortalı, 142 milyon iş gününün iş kazalariyl.e meslek haftalıkları hallerine ve akıbetlerine kaarşı sigortalanmış olacaktır. Bu sene İş kazaları ve meslek hastalıkları içini 2 milyon 300 bin lira geçici iş görmislik ödeneği tediye edilecektir.
İş kalalariyle meslek hastalıkları neticesi malil kalmış sigortalılara, peşin değerleri mecmuu (maliyeti) 4 milyon lirayı geçisi maluliyet aylığı tahsis edilecek, ökn sigortalıların dul, yetini ve ana babalarına, peşin değerleri mecmuu 5 milyon 500 bin lirayı gıaçen dül ve yetim aylığı bağlanacaktır. 1956 yılında iş kazalariyle meslek hastalıkları sigortasından sigortalılar veya düve yetimlerine sağlanacak yaardmıllar tutarı 14 milyon liraya baliğ olacak.»
Çalışma Vekaleti Müsteşarı ve Kurum Umum. Müdür Vekili asgari günlük; kazançlar mevzuunda alınan, mühim, kararlar ve yapılan değişikliküısr etrafında da şu izahatı vermiştir:
«Ücretlerde müşahede sdilen artışla ahenfcli olarak, halen geçici İs görmezik1 ödeneklerinin hesabında esas alrnmakta olan 2 lira asgari günlük kazanç, kar.'U'n tadili suretiyle 1956 yılında 3 liraya çıkarılacak v& 3 liradan az günlük kazanç ile çalışan sigortalılara kaza. vs meslek hastalığı hallerinde tediye edilecek geçici is görmezlik ödenekleri bu 3 lira asgari günlük kazanç üzerinden hesaplanacaktır. Ayrıca, asgari günlük kazancın 3 liraya çıkarılması talihine kadar 3 lira'dla daha az günlük kazanç esasına göre tahsis edilmi ve hsnüz kesinleşmemiş maluliyet gelirleri ile dui ve yetim1 aylıkları, 3 lira asgari günlük kazancına göre hesaplanarak arttırılacaktır. Gelirlerde yapılacak bu arttırmanın istilzam 'eylediği peşin değer tutarı 600 bin lira civarındadır. '
İş kazalariyi,;, meslek hastalıkları sonucu, ölüm. halinde' cenazeyi kaldırmak üzere hak sahiplerine tediye edilmekte olan 75 liradan ibaret cenaze masrafları karşılığı 150 liraya çıkarılacaktır.»
Hulusi Timur analık sigortasına temasla, bu mevzui 1956 yılmda yapılacak hususları da şöylece izah etmiştir:
«1956 yılı bapnda 39 vilayette tatbik edilmekte olan sigortasından bü tün sigortalılarımızın %3I i faydalanacak, mütebaki %69 una ise hastalık ve analık sigortası kanununa tevfikan analık yardımları sağlanacaktır.
1956 yılında bütün yurtta kur.unıum,uza intikal edecek analık vak'aları sayısı 52 biıiıi bulacaktır. Bu 52 bin vaik'ad'an hastalık sigortası kanununa göre yardım görmeyen 24 bini için yapılacak yardım, tutarı 1956 yılında 2 milyon 900 bin lira olacaktır. Erkek sigortalı eklerinin veya kadın sigortalıların1 analık halinUe, yeni doğan çocuğun beslenmesine yardım, etmek üzere ödenmekte olan 60 lira emzirme ödeneği, 1956 yılında 100 liraya çıkarılacaktır. »
İhtiyarlık sigortası mevzuunda da Hu Timur şu malimat; vermiştir:
Bütün memleketteki sigortalılara birden tatbik edilmeğe başlanmış olan ihtiyarlık sigorlı tescilld sigortalılarımız sayısı 1955 yıla sonlarında 1milyon 100 bini bulmuştur. Tescilli sigorta Harımız sayısının 956 yıl sonunda 1 milyon 400 bini aşacağı tahmin olunmaktadır.
Diğer taraftan, ihtiyarlık sigortası kanununda ihtiyarlık ve maluliyet aylıklarının yıllık tutarı, sigortalılar namna ödenmiş primler yekinunun %20 Sİ ol'arak tespit edilmiş ve bu aylıkların yıllık tutarının 400 liradan az olamıyacağı hüküm, altına alınmıştır. İhtiyarlık sigortasının tatbik mevkiine konulduğu tarihten beri, sigortalılarımız namına öderimi1'; primler yekinunun % 20 sinin 400 den daha az olması sebebiyle, sigortalılarımıza yıllık tutarı 400 lira asgari miktara müsavi aylıklar tahsis edilebilmiş'tir.
İhtiyar ve malil sigortalılarımıza veya bunların hak sahibi dul ve yetimlerine .bu 400 lira asgari esas üzerinden tahsis edilmiş aylıkların, 956 yılında, aylığın yıllık asgari miktarı olan 400 lira 720 liraya çıkarılmak suretiyle arttırılması için lüzumlu kanun tadilinin yapılmasına tevessül olunmuştur. İhtiyarlık ve maluliyet aylıklarının asgari hadline yapılacak bu arttırmanın ihtiyarlık sigortasına1 maliyeti 148 milyon liradan ibarettir.»
Hastalık ve amalık sigortası tatbikatiyle alakalı olarak da Hulusi Timur şu izahatı vermiştir:
Hastalık ve analık sigortası, halen 28 vilayetimizde tatbik edilmekte ive bütün sigortalılarımızın hastalık ve analık sigortasından faydalanmakta dır. 956 yılında bu sigorta kohmruzu Eskişehir, Konya, Kayseri, Urfa, Maraş, Yozgat, Nevşehir, Tokat, Elazığ ve GazianÜp vilayetlerine teşmili, programımıza alınmıştır. Su programın tatbiki surötiyle bütün sigortalılarımızın %77,33 ünün hastalık ve analık sigortasından istifadeleri' mümkün olacağı 956 yılmda yalnız 38 vilayetteki hastalık ve analık vakalarının tedavisi İçin bu sigorta, kolunldbn 5 buçuk milyon,, kurumaı ait olmayan sağlık tesislerindeki tedaviler için 21 buçuk milyon lira tutarında sağlık yardımı yapılacağı, miktarı 11 buçuk milyon liraya yaldaşan geçici iş görmezlik ödeneği tediye edileceği, 800 bin lirayı mütecaviz gebelik v.e analık maktu yamdümiyle 1 milyon.674 bin lira emzirme ödeneği tediye edileceği hesaplanmaktadır.
Boyiece 28 vilayetteki vak'aiar için. ıbu .sigorta, kolundan 956 yılm'd'a yapilacafe yardımlar yekinu 35 buçuk milyon lirayı bulacakta,Hulusi Timur kurumun idari teşkilatı hakındia izahat ver.erek gayenin, işçi sayısının kesif olduğu yerlerde yeni şubeler açmak olduğurau 956 yılında da mevcut şube adedinin 24 e çıkacağını kaydettikten sonra sağlık tesisleri ve t&davi faaliyetleri etrafında demiştir ki:
Hastalık vo analık sigortasının tatbik edilmeğe .başlandığı yerlerde bir teraftan mevcut resmi ve hususi sağlık tesislerinden imkan nistaetinde istifade edilmeğe çalışılmış, diğer taraftan sigortalilerimizin matsa muvafık bir' sakilde tedavilerini temin etmek rnaksadiyle kurumurtıza bağlı sağlık tesisleri teşkilini? tevessül alunmuştıır.
Bu gayretler sonunda 956 yılı başiınltia sağlik tesislerimizin sayısı, İstanbul, İzmir, 'Bursa, Ankara, Seyhan, Kütahya, Samsun, Malatya, Diyarbakır, İzmit ve Sivas'ta olmak üzere 51 i bulmniştuir.
Bu sağlık te s islerimiz deki yatak sayısı, halen 1538 dir. 956 yılının, ilk aylannda yapılacak ilavelerle 1571 e yükseltilecektir. Hastalık ve analık sigortasının tatbikine 1956 yılında başlanacak vilayetlerde de icap ve ihtiyaca ;göre lüzumlu: sağiliık tesislerinin kuıruitmıa.sına. gidilecektir.
Kuruma ait sağlık tesislerinde yapılan poliklinik sayısı 956 yılında 1 milyon 400 bine yaklaşacaktır. Bu aıyak ve yatak tedavileri için sağlık tesislerimiz de yapılacak tedavi masrafları yekinunun 17 milyon: lirayı tecavüz diteceği hesaplanmaktadır,»
Hulusi Timur kurum tesisleriyle sigortalı isçilere ucuz ve sıhhi ev temini mevzuunu da ehemmiyetle belirterek demiştir ki:
«Kurumun .birçok saflık tesisleri halen kira ile tutulmuş binalarda yerleşmiş vaziyettedir. Gayemiz bütün teşkilatımızı kendi bina.lanm.izda barındmnak ve kuruma yeni gelir kaynakları bulmaktır.Bu noktai nazara bi naen 956 yılındla, İstanbul'daki 300 yataklı Maltepe sanafaryıumu inşaatı devam .edecek ve ikmal olunacak, İstanbul Samatya hastahanesi inşaatı hızlandırılacak, halen inşaatı ıdfevam, edan İzmir sanatoryumu 1956 yılı sonramla fca dar tamamlanacaktır. 500 yataldi Süreyya Paşa sanatoryumu da 956 yılında faaliyete geçirilecektir.
İnşaatına başlanan İzmir şube binası ve iş hanı 956 yılında ikmal olunacaktır, 'Bunların haricinde 1956 yılı zarfında Ankara'da 6 numaralı bir aparhma, Kayseri ve Adana'da şube binalariyle Adapazarı ve Hemke dispanserlerindn inşasına başlanarak ikmal edilecek Ayıdin'da bir şube binasının, Ankara'da 7 ve 8 numaralı apartmanların, İzmir'de 'Birinci Kordonda Dir apartman ile Bursa'da blok apartmanlar inşaatına geçilecektir.
Yukarıda zikredilen inşaat dölayısiyle 956 yılında gayri menkule 13 buçufe milyon lira yatırılmış olacaktır.
Kurum, sigortalı işçilerini rahat bir şe kilde ikamet edecekleri kendi malları meskenlere kavuşturmak maksadiyle, işçi. kooperatiflerinin ihtiyacı olan arsaları almakta, işçi mesken kooperatiflerine Emlak ve Kredi Bankası vasıtasiyl'e arsa ve inşaat kred'isr açmakta, 'bazı ahvalde ise inşaatı bizzat deruhte eylemektedir.
Bu faaliyet cümlesinden olarak 955 yılı somma. kada rmuhtelif şekillerde 1§çi mıssken kooperatiflerine açıihnış arsa ve inşaat kredisi yekinu 56 buçulk milyon, bu kerdiier karşılığı öd'enen paralar ise 41 milyon lirayı buüımaıstur. Bu suretle 5564 iadet işçi meskeni yapılmış ve 48 işçi meskeni yanı kooperatifi finanse edilmiştir.
956 yılı sonuna kadar açılmış krediler yekimı 77 milyon liraya yükselıecekter.
Şu kaicüar ki, mesken inşa ettirmekte kooperatiflerin münferiden karşılaştıkları müşkülatı bertaraf etmek ve maliyeti daha ucuza düşürmek için önümüzdeki yıllarda kooperatiflere ait meşk eıılerin. inşaat ve ikmalinin kontrol vs sevk idaresi kurum tarafından deruhte edüıacek ve inşaatın ikmalini müteakip alakaliiara .tevzi ve temliki yoluna gidilecektir.»
Ankara :
Memleketimizde Pakistanlılarla müştereken bir çuval ve kaneviç; fabrikası tesisi nraksadiyle yapıl'uıakta olan müzakereler nihayıetfeomiş vs mevzuubahis fabrikaya 'tesis "edecek sirkstin mukavelesi Türk kurucuları ve Pakistanlılar taraftfiü'an imzalanmıştır.
Mukaveleye göre, şirket 12.000.000 lira sermaye ile kurulmakta olun bunun 3.920.000 lirası Pakistanlılara ait bulunmaktadır. Şirketin diğer kurucuları, Sümerbank, T.C. Ziraat Barakası, Türkiye Emlak Kredi Bankası, Türkiye İş Bankası, Toprak Mahsulleri Ofisi, Türk Ticaret Bankası, Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve Tariş'tir.
Tesis edilecek fabrikanın kuruluş yeri «tüdleri ikmal edilmiş, makine ve. tesisatının siparişi veriimistir. Pakistanlılarla varılan mutabakata .göre şirketteki hisseleri tamamen makine ve tesisatın "badelina Sahsis edilecektir.
1955 yılında inşaatına başlanması derpiş .edilen bu fabrikada, iki Dosta m>zrindan 1820 milyon metre kaneviçe ve ayrıca on milyon adlet çuval yapılabilecek cuvallik bez imal edilecektir.
13 Ocak 1956
Ankara :
Şimdiye kadar parçalarına dışardan getirtmek ve bunları burada monte etmek suretiyle traktör imal etmekte cilan Minneapolis Moline Türk Traktör ve Ziraat Makineleri Fabrikası, .bundan böyle, traktörü teşkil eden parçaların da memleketimizde yapılm'ası hu susunda gayretle çalışmaktadır. Traktörün yüzde yetmiş parçasının IdÖkum mahsulü olduğunu hesaba katan traktör fabrikası imal edeceği traktör ve ziraat makineleri miktarıyla mütenasip kapasitede bir dökümhane tesisi için hemen teşebbüse girişmiş ve bu: projelerin hazırlanmasını tecrübesi sayesinde bu sahada tanımmış bir Amerikan firmasına ihale etmiştir. Ancak günlük kapasitesi bir pota ile 10C ton maden eritmeye müsait olacak ve senede 25 bin ton maden dökerek orta dopu1 ve Balkanların en büyük modern 'iökümh an elerinden birini teşkil Gidecek bu çaptaki dökümhanenin işler bir hale getirilebilmesi ve kafi miktarda teknik .elemana sahip olunabilmesi iki senelik bir zamana ihtiyaç gös termektedir. Bu bakımdan dökümhane kuruluncaya kadar mevcut İmkanlardan faydalanmak suretiyle traktör veziraat makinelerine ait "bir kısım1 döküm, parçalarının imaline derhal tevessül edilerek şimdiden döviz tasarrufu cihetine, gidilmekte d ir. Bunun içindir ici Minneapolis Moline Türk Traktör" ve Ziraat Makineleri Fabrikası erkek teknik Öğretmen okulu dökümhanesiyle işbirliği yapmaya başlamıştır. Böylelikle traktör makinelerine ait bir kısım, parçaların imali kabil olmakta hem de okul mısmleket dökümcülüğünü muhtaç ol du?u iyi vasıflı elamanları yetiştirme bakımından istifade etmektedir.
Şimdiys kadar döküm malzemesinin memlfcket dahilinde temini yolunda çok .mühim gelişmeler kaydedilmiştir.
Bu inkişaf ve yeni metodlarm' müracaat sdtecek bütün dökümcülere teferrüatiylı* bildirilmek kararına da varılmıştır. Kısa bir zfeman sonra lerifek teknik öğretmen okulu dökümhanesinin mekanik vasıtaları ıdk ikmal edilerek en iyi şartlar içinde çalışma devresine 'girilmiş olunacaktır. Böylece hem. traktör fabrikasının muhtaç olduğu döküm parçaları imal; edilmek suretiyle döviz tasarrufu temin edilecek ham d& memleketimizin beklediği iyi evsaftaki dökümcülerin, daha müsait, şartlar içinde yetiştirilmesi imkanı sağlanmış olacaktır.
Ankara :
Encümeni, bugün saat 10 da Encümen ikinci Başkanı Şefik Bakay'in riyasetinde toplanarak Toprak ve İskan Umura Müdürlüğü, bütçesinin müzakeresine devam etti.
Encümenin sabah celsesinde söz alan mebuslardan. Elazığ mebusu Selahaddin Toker (bağımsız) Toorak ve İskan davasının kül halinde ele alınması I&zungeldiğini ve bu isler irin bir plan yapılması icabettiiğini söyledi. Deniızli mebusu Metanet Karasan (D.P.) nüfus meselesinin toprak ve sanayileşme mısv zuu il£ yakından alakalı olduğunu be.lirtta. Memleket nüfusunun bünyesine uygun bir iktisaldS politikanın taikip edilraıssi lazımjgeld'iğini ifade etti. Gaziantep mebusu Ekrem Cenani (D.P,), yarıcılıkla geçinen topraksız köylüye kredi açılmia'sı mevzuunda fikirlerini .serdetti. Zonguldak mebusu Sebatı Ataman (DjP.), iç iskan ve toprakl&nd'ırma meselelerinde bir planın mevcut olup olmadığım sordu. İzmir mebusu Behzat Bilgin (D.P.), dışanSdkn Türkiye'ye gelmek isteyen ırkdaşlarımızın bu arzuları karşısında hazırlanmış bir plan olup olmadığını Öğrenmek istedi. Afyon mebusu Murad Ali Ülgen (D.P.) şimdiye kadar ne miktarda toprak, dağıtıldığı hakkında malimat isteldü. Diyarbakır mebusu Yusuf Azizoğlu (Hür. P), Toprak Kanununum yeniden ele alınıp tetkik .edilmesiüi, mezkir kanunun günün realitelerine cevap vermediğini ifade etti. Erzurum mebusu; Şevki Erker (D.P.), iç iskana dış iskandan daha fazla ehemmiyet verilmesi husu1su üzerinde durdu. Diyarbakır mebusu Mehmet Hüsiev Ünal (D.P.), Toprak Tevzi Komisyonlarının çalışmalarımda aksaklıklar olduğunu tebarüz ettirdi ve toprak hakimliğinin yeniden ihdası lüzumundan bahsetti. Balıkesir mebusu Sırrı YiTcalı (D.P.), ormanlık böl'gedte yaşamakta olan vatandaşların başka yerlere nakli meselesinin bir neticeye bağlanması fikrini serdetti.
Sualler ve temenniler sona erdikten sonra konuşan Devlet Vekili Semi Ergin, dışarıdan gelen göçmenlerin sayısı ve durumu üzerinde (durarak, 1950yılından itibaren Bulgaristan'dan ani bir şekilde tehcir edilıen 154.393 ırkdaşımızdarn 34.463 aileye mesken temin edildiğini, 20.648 aileye toprak ve zirai alet dağıtıldığını, zenaatliar göçmenler için 25 milyon liralık kreldi tsmin edildiğim, 38.039 göçmen ailesi için dte mesken, inşaatına girişildiğmi .bildirdi ve bu dış iskan işlerinin ağırlığı altında kalan umum müdürlük teşkilatının ip iskan mevzuunda istenilen, randımanı veremediğini de sözferine ilave etti. İç iskan sabasmiclla yeni bir «İskan Kanununun^ harajlanımakıta olduğunu ifade eden vekil, meakir kanun layihasında şimdi burada ileri sürülen temennilerin çoğunun gerçekleşeceğini, bus arada Toprak ve İskan Umum Müdürlüğünün Orman Umum Müdürlüğü1, Su İşleri Umum. Müdürlüğü, ve Nüfus Müdürlükleriyle ya3andaa işbirliği ya pacağını tebarüz; ettirdi. Bir iskan vekaleti fcurulması hakkında ileri sürülen fikirlere karşılık olarak, bunun nibayet bir "hükümet, bir Vekiller Heyeti meselesi olduğunu ve bu hususta encümen, tarafından ortaya konulan arzunun Vekiller Heyetine iblağ edileceğini kaydıstti. Semi Ergin bumdan sonra, Toprak Tevzi Komisyonlarının çalışmalara hakkında malimat vererek, 945 den 950 yılına kadar ancak 4886 .dönüm toprak dağıtüdıği haMe 950 den 955 yılına kadar dağıtılan toprak miktarının 10.893.134 dönüm olduğunu^ bu. arada 5.960.2OO dönümlük meranın da tevzi edil'dftirini, suı hale 'göre yekin olarak 16.853.500 dönümlük arazinin atafeahlara verildiğini beyan 'etti. Vekil ayni zamanda, yabancı memleketlerde bulunan sermaye sahibi ırkdaşlarımızın da yurdumuza getirilmesi mevzularında Toprak ve İskan Umum Müdürlüğünün Hariciye ve Maliye Vekaletleriyle bir anlaşmaya varmış olduğunu, yarıcılık yapan topraksız köylüler için. kredi bulmak meselesinin gözönüne alınacağını, bir nToprak Bankası» kurulması yerine Ziraat Bankasınca ayrılacak bir fonun ayni vazifeyi göreceğini tebarüz ettirdi. Vekilin izahatından sonra Toprak ve İskan Umum Müdürlüsünün. bütçesi7 nin fasıllarına geçilmesi kabul olundu. Bütçe Encümeni saat 15.30 da toplanacaktır.
İstanbul:
Bugün Kahire'den şehrimize ıgelen .CoImnbia Üniversitesi Rektörü Grayson Kirk saat 17 d>e bir toplantı tertipleyerek İstanbul basın temsilcileriyle tanışmıştır.
Bu toplantıda Grayson Kirk, son seyahati esnasında Japonya, Çin, Siyam, Hindistan; Pakistan, Lübnan ve Mısır Üniversitelerinlite yaptığı tekliflilerin
neticelerini ire intibaHarım anlatmıştır.
örayson Kirk'e göre bu gezdiği memleketlerd'eki ve Ameri kadaki üniversitelerin müşterek vasıfları hepsinde de istiap 'haddinden fazla talebe okuması, iyi profesörlerin yetersizliği ve kütüpjıailelerin azlığıdır.
Mr. Kırk müteakiben Amerika'daki üniversiteler ve bilhassa Columbia Üniversitesi ile talebelerin hayatı hakkında geniş malimat vermiştir.
Rektörün İfadesine göre Amerika Birleşik Devlerimd'e 2,5 milyon talebe üniversite tahsili yapmakta, Columbia Üniversitesinde 2500 talebe okumakta bunun yüzde 10 nuttıu ecnebiler teşkil etinektedir.
Senelik ders ücreti 800 dolar olan Columıbia Üniversitesinin yıllık (bütçesi " 22 milyon dolardır.
Ankarat
Hariciye Vekaleti Matbuat Bürosundan bildiri bniftif:
İstanbul'da münteşir Akşam gazetesinin 11 Ocak 1956 tarihli nüshasında (Türkiye Batı Almanya ticaret görüşmeleri neden kesildi?) başlığı altında Almanya'ya karşı olan borcumuzun ödenmediğine, Almanya'ya Vsmidlen "borçlanacağımıza, bu yeni borçlarımız da ödenmesine başlanınadığına işaret eden ve Türkiye Batı Almanya ticaret görüşmelerinin şubat ayı sonunda yapılması beklendiğini ifade siten ibir yazı intişar etmiştir.
Bu yazı vesilesiyle aşağıdaki hususlar tavzih olunur:
3, Türkiye Batı Almanya ticaret görüşmelerinin kesilmesi bahis mevzuu değildir. Zira bu görüşmeler henüz
"başlamamıştır. Esasen yukarıda 'bahis mevzuu yazıda müzakerelerin şli'bat layı sonunda yapılması beklendiğinin iiade olunması, bu cihetin yazı sahibince de malim olduğunu gördük.
2. Evvelce ocak ayı içinde ceosyanı derpiş edilmiş olan bu müzakerelerin şubat ayı sonunda yapılması iki hükümet arasında kararlaştırılmış bulun mektadir. Müzakerelerin talik edilmesi1 Alman, müzakere heyetinin daha evvel bagfca memleketlerle girişmiş olduğu ticaret müzakerelerinin uzaması sebebiyle Alman hükümeti tarafından teklif ödilın iştir. Bu müzakereler, bütün ticaret anlaşmalarında olduğu gibi, Türk Alman anlaşmasında da derpiş edilen mitad muhtelit komisyon görüşmelerinden ibarettir,
Alman tüccarlarının Türkiye'deki müterakim ticari alacakları hükimetimizle Federal Almanya hükümeti arasmda mutabık kalınmış esaslar dairesiMdie tediye olunmaktadır. 1955 senesi içinde 33.078.533 T.L. si ödenmiştir.
Geçen seneki Türk Alman Ticaret müzakereleri neticesinde teminedilmiş olan munzam hermes garantisinden istifade edilerek Almanya'dankredi ile mal teinin olunmuştur.Bumalların bir kısmı memlekete girmişbulunmaktadır. Hususi bir imal ameliyesi icap ettiren diğer kısım (da imalat tamamlandıkça eyderpey sevkoluıiımaktadır. Bu yeni siparişlere müteallik peşinatlar için de Ödemeler yapılmaktadır. Vadeleri kabul ettikçe taksitleri de ödenecektir. Bu tilbarla yenisiparişler için tediyelerde bulunulmadığı da varid değildir.
14 Ocak 1956
Ankara :
Piyade Yedek Subav Okulu üçüncü tabur öğrencilerinin okula hediye ettikleri Atatürk heykelinin açılış merasimi bugün saat 12 de yapılmıştır.
Merasime, Okul Kumandanı Tuğgeneral Refik Yılmaz, Alay Kumandanı, Alay Kucmay Başkanı, Tabur ve Bölük Kumandanları ile diğer subaylar ve kalabalık bir öğrenci topluluğu iştirak etmiştir.
Atatürk'ün aziz hatırasını taziz İçin yapılan iki ıdlakikakk saygı duruşundan sonra bandonun caldıçı istiklal marsiyle merasime başlanmıştır.
Müteakiben 3 ncü tabur h um and anı binbaşı Vsdat Şenol kısa bir hitabede bulunarak heykeli okula hediye eden bölük öğrencilerinfi teşekkür etmiştir.
Bilahare Okul Kumandanı Tuğgeneral Refik Yılmaz da kısa bir hitabede bulunarak beykslin. okula hediye ei'ilme sini, Atatürk sevgisinin yeni bir tezahürü olarak vasıflandırmış v.e öğrencileri bu Örnek hareketlmn'dsn dolayı tebrik .etmiştir.
Okul Kumandanının hitabesinden sonra, arkadaşları adına, 9 ncu bölük öğrencilerinden Hüseyin Sağıroğlu bir konuşma yapmış ve Mürşit Yolgeçen de "bir şiir kumuştur.
Ankara :
Ankara radyosu gefecek haftadan itibaren yeni bir program serisine foajlama'ktadkr. «Gençlik soruyor« adlı bu yeni programın gayesi kültür mevzuunda yayınları arttırmaktadır.
Program muhtelif mesl'ek sahalarında memleketin tanınmış şahsiyetlerine çe şitli sualler sormaları şeklinde tertip edilmiştir.
Sorulması muhtemel sualler arasında bıigiinkü edebiyatın durumu, anne ve babaların çocuk terbiyesinde vazifeleri, insanlarda çeşitli ruhi hususiyet lerin izahları gibi mevzular yer almak tadır.
İlk programa davet edilmiş olan ve gençlerin sorduklarını cevaplandıracak olan şahsiyetler arasında Gazi Terbiye Enstitüsü Müdürü Vedida Baha Pars, Güzel Sanatlar Umum Müdürü Cevat Memduh Altar. Şair ve muharrir Vasfi Mahir ve Kanser Cemiyeti üyelerinden Doktor Perihan Çambel vardır.
İstanbul:
İstanbul"Vali ve Belediye Reis Vekili Prof. Gökay aşağıdaki açıklamada bulunmuştur:
Tahkikatı henüz devam etmekte bulunan 67 eylül hadisesi münasebetiyle vuku bulan bazı beyanat karsısında yanlış hükümlere mani olmak için zaman zaman kısmi açıklamalar yapmak zorunda kaldığımdan çsk müteessirim.. 13 ocak günü Büyük Millet M'SCİisinde eerryan eden müzakere sırasında Nüvit Yetkinin 6 eylül şünü hadiseden .evvel "Üniversitıa Taisba Fedsrasyon Reisinin bana müracaat edisrek deşarj için mitinş yapmak arzusunu izSıar ettikleri, benim de kendilerine biraz sonra deşarj olacak bekleyin diye esvap verdiğimi söylediklerimi gazetelerde okudum. Vakıa, itamamiyla aksi durumdadır. Bundan evvel resmi ilgili makamların sorularına verdiğim cevaplarda d'a sarih olarak belirttiğim ve hadiseyi takip eden 9 eylül günü Dünya gazetesinde çıkan bir yazıya karsı yayınladığım açıklamada işaret ettiğim üzere Federasyon Heyeti bana hadiss başladıktan sonra geldi.O sırada yanımda Cumhuriyet Müdliraiumumisi ile Belediye Reis Mııavini. bulunuyordu'. Heyetin Beyoğhında cereyan etmekte olan hadiseleri bağıran mediklerini ,tasvip etmediklerini, hüküm etin müsaadesiyle ertesi günü bir miting yapmak suretiyle Kıbrıs davasında milletin "hissiyatını izhar için müsaadia etmekliöimizi istediler. Keıdilerins verdiğim esvapta sokana düşen hadiseden hayır gelraiyecıiğini, her geyd'an evvel hadisenin derhal önlenmesini v.e toplantıların dağıtılması lazımgsidiğini, bu hususta zabıtaya gerekli ısmrin verildiğini ve mitini müsadesinin bilahare :riüsünüiecek ij olduğunu söyledim.
Onlar d'a tasvip ederek yanımdan ayrıl di lar.
Keyfiyetin bıe tarzda cereyan eıttiğini açıklamayı lüzumlu görüyorum.
İstanbul:
Başvekil Adnan Mendenas, bu akşam, tanınmış is adamlarımızdan Vehbi Koç tarafiMiıan şehrimizde inşa ettirilenTuristik «Divan» otelinin açılışında hazır bulunmuştur.
Bu açılışta, Başvekil Adnan Menderasten başka Devlet Vekili Emin Kalafat, mıabu'slar. Başvekalet Müsteşarı Ahmet Salih Korur, İstanbul Vali ve Belediye Beis Vekili Prof. Gökay, Basın Yayın ve Turizm Umum Müdürü: Muammer Baykan, vilayet ve belediye erkanı, gazete sahip ve başmuharrirle ile 'güzide bir davetli topluluğu hazır "bulunmuştur.
Bu münasebetle verilen yemekte önce otelin kurucusu Vehbi Koç 'bir konuşma yaparak turistik «Divanı oteli hak kında izahat vermiştir.
Bu konuşmayı Vali Prof Gökay'ın konuşması takip etmiş, Vali konuşmasında otelin tUTizm davası baklanımdan tagldüğı ehemmiyeti belirtmiş ve bu oteli İstaKİbula kazandırdığı için Vehıbi Koç'a şehir adına teşekkür etmiştir.
Bu. konuşmaları otel müdürünün bir hitabesi ve atılış mün'aas.b etiyle tertip edilen hususi bir program takip etmiştir.
98 odalı olan .Divan» oteli 6 milyon liraya inşa edilmiş olup 16 ocak pazartesi günü resmen, hizmete girecektir.
15 Ocak 1955
Ankara :
Güney Avrupa Müttefik Kuvvetleri Kumandam Oramiral W.M. Fechteler beraberindeki zevatla birlikte buıgün saat 15.30 da uçakla Esenboğa hava alanına igelmiiş ve pskeri miara&imle karşılanmıştır.
Oramiral Fıschteler, yeni Milli Müdafaa Vekaleti Vekili Semi Erginle tanışmak ve mutad ziyaretlecdia bulunmak üzere memleketimize gelmiş bu tonmaktadır.
Ankara :
M.M.V. Temsil Bürosundan, bildirilmiştir:
Bazı 'gazetelerde örfi idare mlevkniifilanndan bir kısmının fena muameleden İntiharları ima olunmaktadır.
Bu sanıklardan şimdiye kadar ancak feir mevkufun firar maksadiyle pencereden atlarken ayağı yaralanmış, birbiriyle kavga eden iki mevkufdan biri diğerini kolundan yaralamış, malcnkolid'en muztarip bir üçüncü muvkuf da teşhis olunarak tedavi için hastahaneye sevk olunmuştur.
Ankara :
Yüksek tahsilli gençlerin sayısını arttırmak ve yüksek tahsil yapmak isteyen gencilere borç para verecek olan «Türk üniversite borçla okutma cemiyeti» nin ilk müteşebbis kurucuları bugün saat 15.30 da Ankara Üniversitesinde toplanmışlardır.
Müteşebbis kıtrucular heyetine Başvekil Adnan Menderes, Maarif Vekili Prof. Ahmet Özel, Çalışma' Vekili Müm taz Tarhan, rruabuslar ve üniversite pro fesörl'erinin dahil bulunduğu bir toplantıyı Manisa mebusu Muzaffer Kurbanoğlu maksadın izaluiıi yapan kısa bir konuşmayla açmıştır.
Bundan sonra seçime geçilmiş v.e müteşebbis heyet reisliğine Konya mebusu Prof. Hamdi Kagıp Atademir, raportörlüğe Prof. Cemil Dikmen seçilmişlerdir.
Ruzmamede mevcut, hazırlanan tüzük tasarısının incelenmesi, cemiyete bir bina temini, genel kurulun ne zaman davet edileceği hususları .müzakere edilmiş ve tüzük tasarısı bir komisyona havale eiilerek, genel kurulun en g.eç nisan ayına kadar toplantıya çağrılması kararına varılmıştır.
Toplantıya iştirak, edenlerin bu teşekkülün maksat ve gayeleri mevzuundaki birçok rfilek ve tavsiyeleri tesbit editeıiş ve teşekkülün alacağı şekil ve çalışmalar hususunda fikir birliğine varılmıştır.
16 Ocak 1956
İstanbul:
Tuğamiral Jit Sankhadul Albay Luang Mongkol Jutyudhanavi'd'en müteşekkil Siyam astosri heveti hükümetimizin davetlisi olarak dün gece uçakla İstanbula gelmiştir.
Misafir heyet dört gün müddetle memleketimizde tetkiklerde bulunacak ve pergemhs. ;günü saat 20.45 de ufakla Siyam'a müteveccihen İstanbul'ıclian hareket edecektir.
İstanbul:
Denizcilik Bankası namına Batı Almanyada inşa edilen 7000 tonluk Akdeniz yolcu gemisi 1303110 saat 10 da İstanbul limanına gelmiştir.
Denizcilik Bankası Neşriyat Müdürlüğünden aldığımız malimata Akdeniz vapuru 94 ü birinci mevki olmak üzere 906 yolu tanımaktadır ve 114 mürettebatı vardır.
Geminin servis sürati 19' mildir.
Ankara :
Ankara radyosundan Londta radyosu İte yaptığı işbirliği neticesi mezkir radyodan temin edilen çeşitli müzik programlarının sevkı Edildiği bildirilmiştir.
Bunlar dört muhtelif müzik nevinden mürekkeptir.
Büyük konser programı, Londra stüdyo raelodileri, herkesin sevdiği müzik ve eıdımundo ross orkestrası programları.
Londra radyosu bu programları sırf Ankara radyosu için plaklara almış ve her programa geniş yazılı izahların da ilave edildiği bildirilmiştir. Yakında. gelecek olan bu müzik programları Ankara radyosu1 yayınlarında yer alacaktır.
Ayrıca Londra radyosu Avrupa servisi şefliğinden Ankara radyosu program müdürlüğüne gelen 6 aralık tarihli bir mektupta stüdyo 1» programı hakkında tafsilat istenmiştir.
Mektupta Londra radyosu İngilizceyayın servisinin evvelce bu nevi programlar yayınlanmış olduğu, ancak yenilik teşkil ealen «stüdyo İn programıhakkında geniş tafsilat gönderilmesi rioa edilmektedir.
Ankara :
Reisicumhur Celal Bay ar, bugün saat 13.30 rdia şehrimizde bulunan Güney Avrupa 'NATO Kuvvetleri Başkumandanı Oramiral Fechteler'i kabul etmiş ve kendisini öğle yemeğine alıkoymuş lardır.
Bu yemekte, Başvekil Adnan Menderes, Devlet Vekili ve Milli MüdafaaVekaleti Vekili Semi Engin, Harieiy.s Vekili Profesör Fuad Köprülü,Erkanı Harbiyei "Umumiye Reis Vekili Orgeneral İsmail Hakkı Tunaboylu, Erkanı Harbiyei Umumiye ikinci Reisi Korgsneral Pütü Erdelhim, Riyaset cumhur Umumi Katibi Fikret Bei'bez, Amerika Büyükelçisi Ekselans Avrs Varren. Amerikan İktisadi Yardım Kurulu Başkanı Orta elçi General Riley, Güney Avrupa NATO Kuvvetleri Kumandanlığı Kurmay Başkanı General Robert, Amerikan Yardım Kurulu Başkanı General ewey, Riyaseticumhur Başyaveri KuTmay Albay Refik Tulga, Hariciye Vekaleti İkinci Daire Umum Müdürü Orhan Eralp, Riyaseticumhur BaşhekimiProfesör Doktor Recai Ergüdter ve Riyaseticumhur Hususi Kalem Müdürü Faruk Berkol hazır bulunmuşlardır.
Ankara :
Güney Avrupa Müttefik Kuvvatleri Başkumandanı Oramiral W.M. Fsehteler bugün' Milli Müdafaa Vekilini ziyaret ederek kendisiyle tanışmış ve" müteakiben Erkanı Harbiyei Umuimye Reis Vekiliyle görüşmede bulunmuş ter.
Ankara :
Es'ki İktÜsat ve Ticaret Vekili SıfckiYırcaiı, Eski Maliye Vekili Hasan Polatkan ve «ski Devlet Vekili Başvekil Yardımcısı ve Hariciye Vekili Fatİn Rüştü Zorlu haklarında Büyük Millet Meclisince ittihaz olunan muayyen maddeler üzerinde, tahkikat yapılmasına ve bu tahkikatın teşkilatı esasiye encümeni ile adliye encümenin dien terekküp edecek tahkikat encümeni marifetiyle icrasına dair olan 1951 sayılı karar üzerine, tahkikat encümeni, Manisa mebusu ve Teşkilatı Esasiye Encümeni Reisi Muhlis Tümay'ın riyasetinde bu sabah saat 10 da hususi encumearyerin.de toplanmıştır.
Bu toplantıda,
1Tahkikatın kazai mahiyeti ve dahili nizamnamenin 24 üncü maddesihükmü nazara .alınarak encümence ve tali encümence yapılacak tahkikat ve tetkikatın gizli olarak yapılması,
2. Tahkikatın devam ve'seyrinden gizlilik hudutları ve esası mahfuz kalmak şartıyla Umumi efkara ve matbuatımıza lüzumlu zamanlarda peyderpey Anadolu. Ajansı vasıtasiyle malimat verilmesi,
karar altına alınmıştır.
Onbeş kişilik tali encümen için seçimler yapılmış ve bu seçimlerde şu neticeler alınmıştır:
Cevat "Ülkü (Aydın), Vacit A&ana (Balıkesir), Müfit Erkuyumcu (Bursa). İsmail Hadımoğlu (Denizli), Mehmet Hüsrev Ünal (Diyarbakır). Abdülkadir Eryurt (Erzurum), Hamid Şevket İnoe (Erzurum), Arif Güngören (tamir), Mehmet Ali Sebük (İzmir), Mehmet Mataıutoğlu (Kırşehir), Turan Güneş (Kocaeli), Halil Özyörük. (Konya), Nuri OcakcıoŞIu (Malatya), Şevki Ebevit (Sivas), İhsan Aktörel (Yozgat)
Ankara :
Devlet Vekili Emin Kalafat, Büyük Millet Meclisinin bugünkü toplantısında 2.5.1954 tarihinden 12.11.1955 tarihine kadar üç 'büyük şehrimizde gazetelere verilmig olan resmi ilanların miktarını, bir sual takririne cevaben açık lamıştır.
Emin Kalafit'ın bildirdiğine göre, 12 kasım 1955 tarihinde sona eren birbucuk sene zarfında resmi ilan karşılığı olarak gazetelere tevzi edilen para miktarı 8.604.e66 liradır, bunun 2.419 bin 331 lirası Ankaradaki gazetefcre, 5.166.363 lirası İstapbuldaki gazetelere, 1.018.969 lirası da İzmirdeki gazetelere ödenmiştir.
Soru sahibi Kars (C.H.P.) Milletvekili Sırrı Atalay, bunların teferruatına dair de izaJıat istediği için Devlisi: Vekili, aynı müddet içinde ilan verilmiş, olan gazetelerin aldıkları ilan miktarını da bildirmiştir.
İstanbulda çıkan gazeteler:
Cumhuriyet475.793.50
Hürriyet303.156.50
Milliyet369.654.51
S. Posta368.855.75
Vatan368.749.50
Yeni İstanbul366.353.00
Türksesi364.365.50
Yeni Sabah197.194.60
Dünya375.530.15
Tercüman96.591.00
Ekspres241.848
Son Saat239.115.5S
Akçam196.262.30
Bergün206.244.65
Son Posta188.001.70
Tan101.723.50
Vakit144.250
Gece Postası142.665.70
Zaman2.099.00
İstanbul Haber97.970.51
Yeni' Memleket67.551.00
Yirmidörtsaat11.445.00
Birlik223.779.50
Ekonomi24.070.00
İstanbul. Postası24.136.00
Münakaşa23.769.00
Türk Postası3.489.00
Jurnal Doryan51.192.50
Jamanak18.595.00
İstanbuJ18.519.00
Apoyevmatini20.275.00
Amroz16.842.00
Faydromos7.395.00
Marmara 8,318,00
İzmirde çıkan gazetelere verilen ilanlar:
Yeni Asır Demokrat İzmir Ege Ekspres Ticaret Sabah Postası Halkın sesi Gece Postası Anadolu Demokrat Epe
Emin Kalafat, bu tafsilattan sonra, sorumun üçüncü maddesine geçerek gaaeteletrim. resmi ilan Uevziaıtuuıo, 1696 sayılı kararnamenin dördüncü maddesinküe tesbit edilen esas ve nisbetlere görıs 'tevzi edilmekte olduğunu sözlerine ilave etti.
Büyük Millet Meclisinin bugünkü toplantısına riyaset etmekte olan Eeis Vekili İhsan Baç. müteakiben soru sahibini kürsüye davet etti.
Sırrı Atalay, resmi ilan tevziatının daha salim esaslara bağlanması g£rektiğini söyledi. 1938 de kabul edilen bir kararname ile baklamı olan bu tevzi usulünün, gazeteleri kalkındırmak bakımından bir faydası olmadığını ileri sürdü. Bazı is ti na di ar hariç, iktidiarı tenkit etmiyen, bilakis metheden gazetelerin ön planda toplanarak resmi ilanların tevzi olunduğunu ifade etti.
Bu sistemin ahlaki selabeti zedelediğini, haşine menfaatini haleldar .ettiğini, ileri sürerek hükümet meriaazinde bir resmi ilan gazetesi çıkarılmak suretiyle bu meselenin halledilmesi fikrinde bulundu. Bu airaıdıa Zafer gazetesine de fazla ilan verilmekte olduğunu ileri sürdü.
T.ekrar kürsüye gelen Devlet Vekili Emin Kalafat, ilan tevziatının isünad ettiği kararnamenin hükümlerini okudu, bıanİara göre, gazi siteler in 'sahMfe adedi, hacimleri, satışları ve fiyatları esas olarak alındılım, bu işe Başvekalette bir komisyonun memur edilmiş bulunduğunu belirtti. Bu katagorilere giren gazetelere bir aylık Hasmı ilan ve reklam ücretlari 62 ye taksim edilerek katagori için tayin edilmiş bulunan emsal ile zarb edilmek suretiyle kendilerine ödendiğini1 söyleyen Devlet Vekili, daha sonra., bu katagoriye giren gazetelerden bazılarının isimlerin ide okudu.
Emin Kalafat devamla, Sırrı Atalaym bir.aa evvelki konuşmasında asıl maksadın dışına çıktığına işaret etti. Halbuki sorusundaki bütün maddeleri cevaplandırmış bulunduğunu anlattı. Eğer mahcurları bertaraf etmek için bir resrai gazete
çıkarılmasına lüzum görülüyorsa Sırrı Atalay'in bu yolda kanuni bir teklif getirebileceğini belirterek 'şöyle dedi:
«Ben resmi ilanların serbest olarak tedvin edilmesinin, rekabeti temin suretiyle hazinç menfaatini siyanet edeceğinde kendisiyle beraberim. Bunun yanında okuyun yazma matlup ijıerscedis inkifaf etmemiş olan memleketimizde çıkan gazetelere yaşama imkanı, çıkmayanlara da tıkma imkanı vermek gayesi güdüldüğünü kabul etmek lazıragelir. Ancak, tatbikat bunun değiştirilmesi lüzumunu hiss ettiriyorsa, bugünkü sistemi tadil edecek bir teklifi; ben de muntazırırrt Yalnız, Zafer'i misal diye zikrettiler. Kendileri d;e pek ala bilirler ki. C.H.P. zamanında Zafer gazetesine ilk defa ilan verildiği sene 1949 dur. Ve 44.000 liradan ibarettir.
Aynı sene Ulus'un almış olduğu ilan ise 534.204 liradır. 1949 senesinde resmi ilan parasından "Ulus'un hissesine düşen miktar yürdıe 29.33 idi. 1955 senesinde bütün ilanlar iğin verilen paradan Zafer'in sabah ve akşam nüshalarına düşen nisbet yüzdte 12.50 dir. Aradaki farkın, takdirini kendilerine btr akıyorum.»
Sırrı Atalay tekrar kürsüye geldi. İlan tevziatında yeni bir ölçü kullanılması için teklif eğer hükümetten 'gelirse bunun daha kolay kanuniyet kestedieceğini ifade etti. 1950 yılı ile bugün arasında resmi ilan için ödenen para arasında fark olduğunu, çünkü, ilan Katlarının arttırılmış bulunduğunu kayıt etti. Vs ilan tevziatında yeni esaslar getirilmesi temennisiyle konuşmasını bitirdi. Böylece bu sözlü soru c&vaplan dınlmış oluyordu.Adana'da radyo isiasyonu esiş meselesi Adanada bir radyo istasyonu kurulması teşebbüsünün ne safhada duşu hakkında Seyhan mebusu Mehmet Ünal'dı tarafından verilmiş oları soru Önergesi de Meclisin bugünkü toplantısında 'görüşüldü. Devlet Vekili Emin Kalafat bu sonu'yu cevaplandırmak için kürsüye gelerek dedi ki:
"Ankaara, İstanbul ve İzmirde mevcut orta, uzun ve kısa dalga radyolarımızın memleketimizin her yerinden iyice din Enemediğin i nazarı dikkate alan hükümet, yeni bir radyo İstasyonları tesisi hakkındaki kanuni selahiyate dayanarak, ba'tı bölgesi için İzmir, doğu bölgesi için Erzurum'da, cenup bölgesi igin de Adana'da olmak üzere Üç radyo istasyonu tesisine karar vermiştir. Buna rağmen iyi dinlemenin matlup seklide elde edilemiyeoeği anlaşılarak, bunlara ilaveten ve cenup bölgesi için evvelce tesbit edilen Adana'ya takdimen Diyarbakır'da da 'bir radyo istasyonu kurulmasına karar verilmiş bulunmaktadır. 500 küsur bin liraya arsası satın alınmış bulunan Adana istasyonunun tesisinden sureti kafiyede vazgeçilmiş değildir. Tasarruf nriilahazasiyle bu sene için yalnız Ankara radyosunun ıslahı ile iktifa olunacağından Erzurum ve Diyarbakır radyo istasyonlarının inşaatını müteakip Adana istasyonu i;i de tekrar ele alınacaktır. »
Kürsüye gelen soru sahibi. Adana radyosu inşaatından vazgeçilme di ğini açıklamış olan vekile teşekkürle söze başladı .Mevcut üç istasyonumuzun neşriyatı memleketin her tarafında 3 yıkiyle dinlenemediğini, bu yüzden de bilhassa cenup bölgemiz bu çevredeki komşularımız radyolarının teknik tesiri altında kaldığını ifade ile hem bu mahzurları izale, hem de kültürümüzü yayma bakımından Diyarbakır ve Adana'dıa birer radyo istasyonu kurrulma sııım yerinde olduğunu bslirterek konu şıtnasını bitirdi.
Memur ikramiyelerine dair soru
Bugünkü Meclis toplantısında cevaplandırılan sorulandan biri. de Seyhan mebusu Sinan Tekelin Şluna aittir. Önergesinde, memur, dul, yetim, emekli ve harp malillerine aralık ayından başka, ocak ayında da birer maaş ikramiye verilmesi hususunda ne düşünüldüğünü soruyordu. Eu soruya Başvekil adına cevap veren Maliye Vekili Nedim Ökmen, kısaca »arkadaşımızın sualinin cevabı, nakden ifade edilmek lazım gelirse, 30 milyon liradır. Cari bütçe içerisinde bu karşılını bulmak imkansızlığı d ol ay isiyle bu hususta birsey düşünemiyoruz." dedi.
Sinan Tekelioğlu kürsüye gelerek hükümetin bütün imkansızlığa rağmen bu işi ele almasını ve bir çare buknasmı istedi. Hiç olmazsa beş maaş memur ikramiyesinin 6 ya çıkarmak garesi aranmasını teklif etti ve kürsüden ayrılüfl.
Burdur'da kuruiulacak göl ve ve bataklıklar
Bugün mecliste görüşülen dördüncü soru, Burdur mebusu Mehmet Özbey tarafından verilmişti. Burdur vilayetindeki söğüt ve kestel gölleri ile marn ak ve sisydiler bataklıklarının kurutulması hakkında Nafıa Vekilinden iza'hat istiyordu. Vekil Muammer Çavuş oğlu Söğüt gölünüji kurutulması işinin birinci safhasının tamamlandığını, ikinci safhaya ait işler ihale edilmiş olmakla beraber mevsimin müsaitsiziiği yüzünden ancak bahara doğru faaliyete geçilerek 15 ekim 1957 de tamamlanacağını söyledi.
Kestel gölünün kurutulmasına gelince ilk safha olan Korkuteli Çayı ve tabiIerinin göle gitmeden döşeme tüneliyte Kırkgözlere verilmesi ameliyesinin tamamlandığını, Kestel gölünü Onaç ça' yımn taşkınlarından korumak için bir baraj yapılması düşünüldüğünü, ancak jeolojik etüdler müsbet neticeler ver mediğinden yeni bir yer araştırılacağını ve baraj hakkında ancak bundan sonra bir karar alınabileceğini sözlerine ilave etti.
Soru sahibi Mehmet Ozbey, Vekilin verdiği izahata teşekkür etti. Hükümetin göller mmtakasmda çeşitli işleri cesaretle elealarak muvaffakiyetle sona
erdirdiğini söyledi. Diğerlerinin de bir an evvel tamamlanması temennisiyle konuşmasını bitirdi.
Bugünkü ioplaniıda görüşülen diğer işler
Meclis bugün toplandığı zaman, ilk olarak, Maliye Vekilinin bir Önergesikabul eldaterek, 1955 yılı bütçe kanunlarında bazı münakalelerin yapılmasına dair olan kanun layihalarının tercihan ve takdimen müzakeresi kararlaştı ve bu layihaların müzakeresi tamamlanarak açık oya baş vurulmak suretiyle kabul edildikleri anlaşıldı.
Divanı Muhasebatta acık bulunan daire reisliğiyle 6 azalık irin dte gene bugünkü Mecliste seçim yapıldı. Azalıklara Kemal Tolluo*lu, Cafer Olcay, Eeşit Örencik, Nihat Basoka, İhsan Öğet ve Celal Çitici'nin seçildikleri anlaşıldı. Ai;rk bulunan daire reisliği için oy alan iki adayın nisabı sağlıyamadıkları görüldüğü için 'bu maksatla yeniden secim yapılması kararlaştırıldı.
Büyük Millet Meclisi 18 ocak çarşam"ba günü saat 15 de toplanmak üzere, bugünkü çalışmalarına saat 18.20 de son verildi.
Bütçe encümeninin öğleden sonraki çalışmaları
Ankara :
Bütçe encümeni bugün saat 15.30 da encümen başkanı Balıks&sir mebusu Halil ıjmre'ııin riyasetinde toplanarak, Milli Müdafaa Vekaleti Bütçesinin müzakeresine devam etti. Bu toplantı sıTasmldia Devlet Vekili ve Milli Müdaiaa Vekaleti Vekili Semi Ergin, açık celsede sorulan suallerle temennileri ' cevaplandırarak, ilk önce Milli Müdaia. Vekaleti 1956 yılı bütçesinin karakteri hakkmda malimat verdi ve ezcümle şunları söyledi:
«Encümene sunulmuş bulunan MiDi Müdafaa Vekaleti bütçesi bir milyar 99 milyon 250 bin liradır. Bunun 765 milyon, libası devlet tarafından ödenmekte 314.250.000 lirası da Amerikan Askeri Yardımı tarafından temin edilinektedir. Bu, arada şurasını da ilave edeyim ki, Amerikan askeri yardımına dahil olan vasıta, silah ve cephane gibi malzemeler bu bütçede yer almamaktadır. Bundan başka, Amerikan askeri vardımma taallik eden fasülardaki meblağlar asla başka yerlere sarfeıd'ilmemektedir. Bazı arkadaşlarım 30' ağustos tarihinden sonra yapılan terfilerin Üzerinde durarak, bunların sebebini sordular. Filhakika kanunen terfilerin 30 ağustos taiihinde yapılması icap edısr. Ancak bazı subaylarımız, ter fie hak kazandıkları ve sicillerinde iyi notlar aldıkları halde, idari muamelelerdeki gecikmeler dolayısiyle 30 ağustosta terfi edememişlerdir. Bunları 30 ağustos tarihindtan itibaren muteber sayılmak suretiyle sonradan terfi ettirdik.
Mecburi hizmet bahsine gelince: Subaylarımızın mecburi hizmetlerinin on yıldan onbeş yıla çıkarılması asla düşün ülırı em ektedir. Subayların istifasını önlemek için de onları maddi ve nnanevi bakiirtian daha fazla tatmin etmek yollarını aramaktayız. Nakil ve t ay inlerdeki aksaklıkları gidermek için yeni bir »Nakil ve Tayin Kanunu» layihası hazırlanmıştır. Bu kanım kabul edildikten sonra subaylarımızın nakilleri ve tayinleri şuasında ortaya çıkan 'güçlükler bzrtaraf edilmiş ola çaktır. Keza «Yedek subay Kanunu layihası» ile «Personel Kanunu layihası» m da hazırlamış bulunmaktayız. Personel Kanununda sicili sistemi tamamayile değişmekte ehliyete göre terfii; r sağlanmaktadır. Yine Personel Kanununa göre, askeri memurların su bay sınıfına geçmeleri de imkan tfıahiline 'girecek ve bÖylece ordumuzda tek statü hüküm sürecektir.»
Semi Ergin buridan sonra 67 eylül hadiseyim dolayısiyle işten uzaklaştırılmış bulunan generaller mevzuuna temas ederekj mevzuııbahis üç .generalin, sırf tahkikatın selametle yürümesi için kanuni usuller dairesinde muvakkat olarak vazifialerinden alınmış bulunduklarını belirtti ve bugün üç generalin tekrardan 'hizmete girmiş olC'ıuklannı 'sözlerine ila""e .etti. Milli Müdafaa Vekaleti Vekili, İzahatına devaml'a, 1S55 yılında ordudan istifa eden subayların miktarını bildirdi. Harp Otulumun ve askeri liselerin bugünkü dıoruralan hakkında malimat verdi. Kısa süreli subay okullarının açılması hususlarındaki tetkiklerin neticelenıdiiğini, Harp Okülünujı Amerikan WestPoint Harp Okuluna intibak ettirilmesi üzerinde prensip kararma varıldığını, Harp A kadem isinde de şimdiki statünün değiştirilerek Amerikan sistemine gidileceğini ifade eyledi ve yabancı dil öğretimine verilen ehemmiyeti tebarüz ettirıdli. Şehir dahilindeki cephaneliklerin ve mühimmat depolarının şehir haricine kaldırılmakta olduğunu da sözlerine ilave eden vekil,,
istanbuldaki Harbiye binasının arkasında bulunan iki binanın askeri müze haline konulduğunu ve 956 Cumhuriyet Bayramında bu müzenin açılacağını söyledi. Semi Ergin bundan sonra konuşmasına devam, edierek şöyle dedi:
Arkadaşlarımdan bazıları subay evleri inşaatı hakkında malimat istediler. Erzıırumda subaylar İçin inşa edilmekte olan on apartmanın yapılması bitmek üzeredir. Sarıkamişta üç apartman ve lojmanlar yaptırmaktayız. Gelecek sene Van'da beş apartman inşa edilecektir. Gıslibolu'da üç apartman İn şa ettiriyoruz. İzmir'de altı lojman, Hadımköyünde bir apartman inşası ihale edilmiştir. Bu arada askerlik şubelerinin daha kullanışlı ve rahat bir bale sökülmesi üzerinde de çalışmaktayız.
Serbest sevk usulü tecrübesi muvaffakiyette neticelenmiştir. Şimdiye kadar muayyen mmtakalarda bu usule başvurmuştuk. 1956 celbinde bu serbest sevk usulünü bütün yurda teşmil edeceğiz. lArkadaşlarım, Idiğer 'taraftan yedek parça temini meselesini ortaya attılar.Vasıtalarımız için yısdek parçanın bir tasımını, piyasadan temin ediyoruz. Bazı basit parçaları da ırak kimya kurumu fabrikalarında imal etmeye çalışıyoruz. Fakat bunların yedek raarça sıkıntısını giderdiğini söyliyemeyiz. Şimdi «Yedek Parça Anonim Şirketi» adında kurulan bir şirket vasıtası ile, keza' Kınkkalede Amerikalılar tarafından tesis edilen kamyon fabrikasında, Ankara'deki traktör fabrikasında, yedek parça imalini derpiş edecek tedbirler üzerinde durmaktayım.
özlerime şunu da ilave etmek isterim: Memleketimizdeki Amerikan Yardım Heyeti Başkanı, Amerikanın 195& yılına kadar bize vermiş olduğu malzemenin ömrü boyunca yedek parçalarını temin edeceğini bildirdi. Bu aradia Adana'da tesis etmekte olduğumuz üçüncü «Anatamir Atölyesi» ide yedek parça temininde bize yardımcı olacaktır. Eir arkadaşım, uçak kazaları hakkında konuşurken, müttefiklerimizin bize vermiş olduğu uçakların foullanılmış olup olmadığını sordu. Müttefiklerimizden aMiğımız uçaklar yenidir. Uçak kazalarında başka faktörler aramamız lazımdır. Kaldıı ki, bizde vukua gelıen uçak kazaları nisbeti normalin altındadır. Mesela 1955 yılında 54 jet uçağımız kazaya uğramış ve fou kazalar neticesinde 17 havacımız şehid olmuştur. Kazaların yüzde 55 i pilota] hatasından yüzde 33 ü malzeme hatasından yüzdis 7 si anlaşılmayan sebeplerden, yiiz&ıe beşi de havadan yere yapılan atılışlarda, uçağın makinesine taş, toprak dolmasından ileri gelmektedir. Askeri uçaklarımızdan birisinin temmuz ayında Aydına bir sivil taşıdığı iddiası kargısında tahkikat yaptık ve temmuz ayında Ayıdnna veyahut İzmire askeri uçaklarımızın hiç bir sivili götürmediğini öğrendik. Havacilarımız için yeni bir «uçuş tazminat kanunu layihası» m hazırlamaktayız. Hava kuvvetlerimizin meteoroloji işleri umum imüdürlüğüyle yapmakta olduğu işbirliği lıerğün biraz daha sıkıl aşmaktadır. Gölcükteki tersanenin daha mütekamil 'bir hale getirilmesi için ça'Iışmaktayız. Bazı mebuslarımız İytanbuldaki örf; iidare mahklamseferi hakkında sual sordular. İstanbulda halen altı tane örfi i'dare mahkemesi vardır. Mevkufların sayısı da 404 e inmiştir. Mevkuflar, simidi Tfuzlaya nakledil mislerdir. Buradaki iskan durumu onlar için daha elverişlidir.Mevkufların ziyaretçileri, müdafileri ile temasları sağlanmıştır.Ordumuzun sağlık durumunun memnuniyet verici olduğunu söyleyebilirim. Ortdlumuzda vefat nisbeti 1945 de binde altı iken bu nisbet 1955 de binde 1.34 e düşmüştür.Ordu hastahanelerindeki yatak adedi daima artmaktadır. Veremle mücadeleye bilhassa ehemmiyetvermekteyiz. »
Milli Müiafsa Vekaleti Vekili bundan sonra moral mevzuu üzerinde durdu ve Türk ordusunun bu bakımdan daima kuvvetli bulunduğunu belirterek konuşmasına nihayet verdi.
Bütçe encümeni yarın saat 10 da toplanarak Milli Müdafaa bütcesinin müzakeresine devam eyliyecektir.
Ankara :
Memleketimizde pstrol aramak üaere raüraacat etmiş olan ll'i dünyaca tanınmış yabancı şirketle, Türkiye Petrolleri Anonim Şirketinin, '82 saha. üzerinde 187 talepte yapmış oldukları müracaatlar, kanun hükmüne göre, ve ihtilaflara 'gidilmeden petrol dairesinin tavsiyeleri dahlinde talipler arasında anlaşma voliyle hükümetçe İs'af edilmiştir. Bu suretle araştırmaya başlamak için ruhsatname almak hususundaki ihtilaflar ortadan kalkmış ve 'bu ruhsatnamelerin verilmesi yoluna gidilmiştir. Böylece pek yakında memleketimizin muhtelif bölgelerinde petrol araştırmaları fiilen haşlamış olacaktır.
Memleketimiz için büyük imkanüar ha zırlayacak bir mahiyet arzeden bu anlaşmayı tesit maksadiyle Hariciye Veikili Proflssör Fuat Köprülü tarafından İıu akşam misafirin köşkünde, bu 12 petrol arama şirketi temsilcilerine bir akşam ziyafeti verilmiştir.
İşletmeler Vekili Samet Ağaoğlu ile alakalı Vekaletler ileri galenlerin in, bu 12 şirketin mensup bulundukları memleketler Büyükelçilik erkanının ve bu şirkjetlerin Türkiye anömessüŞarinin hazır bulunduğu bu ziyafet, samimi bir hava içerisinde cereyan etmiş ve petrol araştırmalaırinin muvaffakiyetli ae•ticeler vermesi hususunda karşılıklı candan temenniler izhar edilmiştir.
17 Ocak 1956
Ankara :
Bugün aynı saatta Ankara ve Waishington'da aşağıdaki müşterek tebliğin yayınlanması hususuııda Türk ve Amenkan hükümetlerince mutabakata1 varılmıştır:
«Türkiye ve Birleşik Amerika hükümetleri tarafından müştereken vaki davet üzerine, Mr.Clarence B. Randall'm her iki memleketi alakadar eden iktisadi meseleleri görüşmek üzere, 'bu ay sonuna doğru Türkiyey'e gelmeyi kabul etmesi memnuniyetle karşılanmıştır.
«Amerika'nın ileri sanayicilerinden olan Mr. Randal'l, aynı zamanda Reisicumhur Eisenhower'in harici iktisadi siyaset sahasında »Bİsicumhur müşaviridir. M. Randall'm bu ziyaretinin üd. memleket arasındaki iktisadi münasebetlerin daha ziyade inkişafına ve bu sahada karşılıklı anlayışın ilerlemesine büyük ölçüde yardımı beklenmektedir.
Mr. Ramdall Türkiye'de bulunduğu müddetçe Türkiye hükümetinin misafiri olacak ve kendisine Chicago şehrinden Mr. For.est D. Siefkin Us WashingtonM&n Dr. C. EdwaTd Calbreath refakat edeceklerdir. Mr. Randalll ve yardımcüarı bu vazifeyi ücretsiz olarak ifa edeceklerdir.»
İstanbul:
Milli güreş takımamaaın isvteçte yaptığı son seyahat esnasında bir kalb krizi igeciperek (hastahaneye 'kıaldınlan şampiyon güreşçi ve milli takım antrenörümüz Yaşar Doğu, bir ay süren tedaviyi müteakip bu akşam saat 21.15de uçakla yurda avdet etmiştir.
Hava meydanında Beden Terbiyesi İstanbul Bölge Müdürü, Güreş Federasyonu mensupları, kulüp mümessilleri, gazeteciler ve kalabalık bir halk topluluğu tarafından karşılanan Yaşar Doğu, derhal iki doktorun nezaretinde tedavi edilmiştir.
Şampiyon güreşçimize heyecanilaruna.masi için resmi ibir bir karşılama merasimi yapılmainig ve tezahüratta bulunulmamıştır.
İstanbul:
Basın Yayın ve Turizm Umu» Müdürü Dr. Muammer Baykan, buıgün. radyo evinde tertip edilen tercüman rehberlerin ıdipioma merasiminde aşağıdaki konuşmayı yapmıştır;
"Sayın arkadaşlar,
Memleketimiz turizminin en acil ihtiyaçlarımdan teini fearşilamak. üzere, umum müdürlüğümüz tarafından ilk defa olarak İstanbıılda açılmış olan ter cuman rehberler kursunu muvaffakiyetle bitirenlere, yüksek huzurunuzda diplomalarını vermekle bahtiyanm.
Zamanımızda herşeyde olduğu gibi, tu rizm 'endüstrisinin bu önemli kolunia da ihtisaslaşma ihtiyacı kendini kuV"vetle his s ettirmektedir, Filhakika, Türkiye turizminin .gelişmesi bir yönden, hu sahada çalışacak kimselerin mesleklerindeki ehliyet ve başarılarına bağlıdır.
Memleketimizi ziyaTet .etmekte olan turistlerin, ilk gayesi, güzelyurdumuzu tanımak; milletimizin mazisi ve hali hakkında en doğru fikri edinmek olduğu aşikardır. Bir şeyi öğretmek için ise, evvelemirde onu bizzat layıkiyle öğrenmiş olmak şarttır. Bizi hiç tanmııyan veya yanlış tanıyan yabancı ."bir turistte, memleketimiz ve halkımız (hakkında ilk müsbet intibaı uyandıracak kimse, vazifesinin önemini müdrik ve milli şuura sahip tercüman rehberdir. Bu sahada çalışacak olan gençlerimizin bu milli vazifede elde edecekleri muvaffakiyet, yüzbinlerce lira saarfiyle yapılacak propagandadan daha kuvvetli ve daha müessindör.
Herkes dil bilen ve tahsili öten seyyali tercüman rehberi olamaz. Evvela bunların itimada şayan, sağlam karaikterli, inoa ruhlu, bilgili ve sempatik olması şarttır.Çünkü yabancı ile temas sağlayan bir tercüman rehber, o memleketin siyasi, içtimai, iktisadi bütün sahalarında halkm, idarecilerin ad:eta selabiyetli bir mümessilidir.
Bütün bu hususları nazarı dikkate alan umum müdürlüğümüz bu yolda ilk adım olmak üzere, en mühim turistik şehrimiz olan İstanbulda böyle toir kurs açılmasına lüzum görmüştür.
TeÜtris heyeti, tarih, arkeoloji, güzel sanatlar ve diğer turizmle ilgili pratik bilgiler sahasında tanınmış kıymetli mütehassıslardan terekküpden bu kurs, bugün 50 mezun vermiş bulunuyor.
Umum Müdürlüğümüz, elde edilen bu başarılı neticeden kuvvet alarak, yurdun diğer önemli turistik bölgelerinde de buna benzer kurslar açmak kararın'dadır. Bu kurslardan ikincisi yakında Ankara'da Jıçıüaoaktüir. Umum müdürlüğümüz ayrıca, açacağı bütün kurslara şamil olmak üzere bir talimat nama hazırlamaktadır.
Genç arkadaşlarım, omuzlarınıza, memleketin tanıtılması bakanından bü yük vazifeler tahmil edilmiştir. Hepinizin vazifelerini müdrik bulunduğunu zakaniim.
Türkiyesniz topraklarının çeşitli medeniyet, din, ırk ve felsefelerin kaynaştığı bir diyar olduğu gözönünde tutulduğunda, rehberin vazifesinin, daha da güçleştiği görülür.
Fakat hiç şüphe yok ki, bütün bu uzun tarih anlatılırken, Türk tarih ve medeniyetinin en Ön planda toelirtilnnesi vazifelerinizin başındadır. Memleketimizin hakiki veçhesiyle tanıtılması gene sizlerin elindedir.
Memleketimize gelen yabancı turistlerin ilk temas edecekleri kimselerden birisi ve muhakkak ki en mühimi rehber olacakta.
Ecnebi turist, Türkiyeyi ve Türkleri, sizin dilinizden dinleyecek, ilk defa olarak sizin gözlüğünüzle görecektir.
Sizin vakur ve asil hareketleriniz Türkün merilik ve kahramanlığı, gülümseyen yüzünüz ve tatli sözleriniz Türkün eze'li misafirperverliğini onlara bir kere daha hatırlatacağı gibi, Tüfk turizmi, Türk tarihi Ve memlekeitmiz hakkında kuvvetli bilgilerle teçhiz edilmiş olan sizlerin, gezdirdiğiniz yerlerde vereceğiniz malimarttan Türkiye'yi tanıyacak olan bu yalbancılarm üzerindeki tesirinin de çok büyük olacaktır.
Siz, müsbet telkinciler, Türkiye'mizi hepimizin istediği manada tanıtmakla görevli bulunmaktasınız ve bu vazifeyi en iyi bir şekilde başaracağınıza imanım var.
Turizm davamızda büyük mesuliyetler kabul eftip, şevk, cesaret ve büyük ümitlerle bu vazifeyi üzerimize almış olan siz genç arkadaşlarıma, memleket hizmetlerinde sonsuz başarılar dilerim. »
iAnkara :
Reisicumhur Celal Bayar bugün saat 11.30 da Ankara Tın Fakültesi ve hastahanesini ziyaret etmiştir.
Burada Fakülte dekanı Prof. Dr. Süreyya ıGordüren, öğretim üyeleri 3le kalabalık bip talebe topluluğu, tarafından karşılanan reisicumhur, kendileri tarafından fakülteye hediye edilen Atatürk büstünün r,ekzedildiği yeri görmüş, daha sonr.a muhtelif kflinik ve enstitüleri ziyaret ederek izahat atmıştır.
Ueisicuımhur Celal Bayar bilahare, fakülte talebe ve öğretim üyeleri ile birlikte bir öğle yemeği yemiştir. Yemek sırasında fakülte dekanı Prof, Gördüren bir konuşma yaparak ezcümle demiştir ki:
"Aziz Atatürk'ün kıymettar büstünü fakültemize emanet etmek suretiyle gösterdiğiniz müstesna iltifata şükranlarımı huzurunuzda bugün de bir defa daha tekrarlarım.
Ayrıca fakültemizi ziyaret ettiniz, talebe soframızı şereflendirdiniz, bizlere ve öğrencilerimize ssvgi ve yakın alaka gösterdiniz. Bütün hun'lan fakültemiz, tarihinde kıymetli birer hatıra olarak muhafaza tdecek ve fakültemizin gelişmesinde, çalışma ve kalkınmasında büyük toir teveccüh ve nezaketin eserleri olarak unutmıyacağız.
Muhterem reisicumhurumuzu ve sayın misafirlerimizi hürmetle selamlar, teşrifinizden dolayı fakültemiz adma teşekkürlerimi arzederün.
Müteakiben Reisicumhur Celal Bayar da bir hasbıhalde buhinarak, Atatürk'ün manevi kıymeti çok büyük olan büs tünü ve tıp fakültesinin kıymetli profesör, doçent ve talebelerini (ziyaret etmek maksa'iiyle 'geldiğini ifadeyle söze başlamış ve şöyle devam etmiştir:
»Atamızın hepimiz için ebedi bir varlık olduğu münakaşa götürmez bir hakikattir. Manevi desii çok üstün olan büstün tarafımdan hediye edilmiş dindaşının, sizler münevverler için bu kadar memnuniyeti mucip olacağını tahmin .edememiştim. Bundan dolayı da ayrıca büyük memnunluk duymaktayım.»
Reisicumhur Celal Bayar kenldiöine gösterilen muhabbete teşekkürlerini bildirdikten sonra. ilim şubelerinin, hepsinin değerinin büyük olduğunu, tıp ilminin de insan sağlığı ile uğraşması bakımından müstesna bir kıymet taşıdığını belirtmiş, münevver hoca ve talebe arasında bulunmakla duyulacak bahtiyarlığın hudıudsuz olduğunu ifadeyle tıp mesleğine verilmesi gereken ehemmiyeti izah etmiştir.
Bundan sonra hep birlikte tıp talebe lokaline gidilmiş ve burada da samimi hasbıhallerde bulunulmuştur.
Ankara :
6435 sayıh bağlı bulundukları teşkilat emrine alınmak suretiyle vazifeden azaklaştirilacakaar hakkında kanunun tadiline dair tasarı Türkiye Büyük Millet Meclisi iç işleri komisyonunu» görüşülürken, üniversiteyi ilgilendiren konuşmalar cereyan ettiği gazetelerden öğrenilmiştir. Bu arada, iki milletvekilinin, üniversite profesörleri arasında komünistlere alet olan kimseler bulunduğunu iddia ettikleri anlaşılmatetadır.
Bugün normal toplantısını yapmakta olan Ankara üniversitesi senatosunda bu isnat üzerinde hassasiyetle durulmuş, hararetli müzakereler cereyan etmiş ve aşağıdaki hususların açıklanmasına ittifakla karar verilmiştir.
Senatomuz hiç bir mesnede dayanılmadan üniversiteye tevcih edilen bu ağır isnadı şiddetle reddeder.
Komünizm propagandası kanunlarımızın cezai müeyyidelere
bağladığı bir suçtur. Umumi hükümler ve üniversite kanunrurmizun ilgili
maddeferi, böyle bir suçu işliyecek kimselerin
Bu ithamları ileri süren zevat, şayet ellerinde herhangi bir delil "varsa, buim derhal selahiyetli mercilere ve üniversite rektörlüğüne tevdi etmelidirler.
3 Üniversiteler kanunu, üniversite Öğretim üyielerinin mesleğe alınmaları, tabi olacakları disiplin cezaları VS meslekten çıkarılmaları hakkında etraflı hükümleri ihtiva etmektedir. Ay.jıı kanun 14. maddesiyle hükümet denetini de mümkün kılmış ve tanzim etmiştir.
Teşkilat emrine alma kanunun 2. maddesi, hem üniversiteler kanununun ruhun, tedvinindeki maksada uymayan bir hükümdür. Üniversiteler kanununun, kurduğu sistemi bozmaktadır.
Muhtariyeti geniş ölcüde zedelemektedir, hemde üniversite mensuplarını, bütün diğer memurlardan ayırarak teminatsız hale getirmektedir. Gerçeklen, buı kanun hakimlere, subay, astsubay Va askeri memurlara hic tatbik edilemez, diğer memurların da tayinlerindeki usule göre, teşkilat emrine bile çeklerini söyler. Halbuki Üniversite öğretim üyelerinin tayinlerindeki usule bile bakılmaksızın teşkilat emrine alınmalarını mümkün küar.
tS435 sayılı kanunun tadili hakkrndn müzakereler cereyan ettiği şu günlerce iknin ve memleketin gelişmesi içm en isabetli tedbirleri bulacağından emin olduğumuz Türkiye Büyük Millet "Meclisinin, bu kanunun 2. maddesini kaldırarak üniversite muhtariyetini sağlamlaştırmasını ümit bekliyor ve ümidimizin gerçekleşeceğine inanıyoruz.
18 Ocak 1956
Ankara :
"T. C. Ziraat Bankasının 66 ncı faaliyet devresine ait 1954 yılı bilanço ve kar zarar hesapları bugün Türkiye Büyük Millet Meclisinde toplanan iktisadi devlet teşekkülleri umumi heyetince kabul ve tasdik olundu.
Bankanın bu dönem faaliyeti:
iktisadi kalkınmamızdaki ehemmiyetli rolü izahtan müstağni bulunan T.C. Ziraat Bankası, zirai gelişmemizde ve zirai istihsalimizin artışında geçen yıllarda olduğu ıgibi bu sene de verimli ve müsbet çalıgnıalariyla pek faal bit mevki alınmıştır.
Gerek menabi ve gerekse zirai ve ticari p'lasmanlar bu hesap devresi zarfında müsbet terakkiler kaydeylemistir.
Bankanın umumi zirai kredi yekinu
1953yılında 1.212.842.177 lira olmasınamukabil, 1954 yılında yüzde 23.44 nisbetinde 84.314.514 lira artmak suretiyle 1.497.156.687 liraya yükselmiştir.
Zirai plasmanların yüzde 22,8 ini teşkil eden 341.000.000 lira, çiftçinin kalkınmasını saftlıyan orta vıe uzun vaidieH kredilere tahsis edilmiş bulunmaktadır.
Banka, umuımi faaliyetinin yanında bilhassa mevduat toplama bakımından da müsbet politika takibetmig ve uraumi mevduat yekinu 1954 yılında 911.002,962 liraya yükselmiştir. 1955 yılı mevduat rakamlarının ise bu miktardan daha yüksek seviyeye ul&ştığl görülmüştür.
Banka, m'üstaıhsil hizmetini kolaylaştırmak ve teşkilatlı
zirai kreldü sisteminden çiftçiyi yakından faydalandırmak için yurt
içindeki teşkilat sayısını da arttırmaya .muvaffak olmuş ve1954yılı
içinde yeniden iki şube, yirmi iki ajans, iki büro yani yirmi altıyeni iş
yeri açmış ve teşkilat sayısını484 e yükseltmiye muvaffak
olmuştur.1955yılında ise şube ve ajans adedi
Bankanın gelirlerinde dfe geçen yıllara nisbetle ehemmiyetli bir artış kaydedilmiş ve hacminin gelişmesiyle mütenasip olarak 1954 yılı safi karı 41.099.686 lira olarak tahakkuk etmiştir.
Bankanın bu dönem hesap ve nıuamelatını inceliyen. komisyon, 1954 yılı faaliyetini, bankanın son beş senedenberi içinde bulunduğu terakki ve İnkisafhamilesinin yeni bir merhalesi olarak kabul ve telakki eylemiş ve alınan müsbet neticelerden dolayı banka idarecilerini talidir ve teşekküre layık görmüştür.
Komisyon "bu görüş ve mütalaaları umıımi heyetçe de aynen kabul ve tasvip olunmuştur.
Ankara :
Bütçe Encümeni bugün Öffled'en sonra saat 15.30 da Encümen Başkanı Balıkesir mebusu Halil İrare ve ikinci başkan Kırklareli mebusu Şefik Bakay'in riyasetinde top'lan&rak Dahiliye Ve kalsti bütçesinin müzakeresine başladi.
Bütçenin tümü üzerinde söz alanlardan Afyon mebusu Murat Ali Ülgen (D.P.) mahalli İdarecilerin kendilerinden beklenen hizmeti göremediklerini, hususi idarecilerin bütçelerinin kifayetsizliğinden dolayı mefluç bir hals gelmiş bulunduğunu, bu durumu düzeltmek için. çarelerin aranması lazım geldiğinii, ifade etti. Diğer taraftan belediyeler ve köy kanunumun ne zaman Meclise geürilecelini sordu. Murat Ali Üligen'in konuşmasından sonra, Dahiliye Vekaleti ile Emniyet Genel Müdürlüğünün ve jandarma fiensl kumandanlığının bütçelerinin müzakeresinin tevhidi ve konuşmaların bütün bütçe müzakerelerine şamil olmak üzere on dakika İle tahdit edilmesi kararlaştiınldı. Bu arada raportör olarak Niğde mebusu Ahmet Kadıoğlu, Seyhan mebusu Ahmet Topaloğhı ve Muğla mebusu Natık Poyrazoğiu bütçenin karakteri üzerinde İzahat verdiler.Antalya mebusu Kenan Akmanlar (D.P.) mülki taksimatın yeniden göadlen geçirilmesi mevzuunda konuştu ve yurd dahilinde manevi huzurun tesisi, ve bunun muhafazası zımnında Vekaletin dikkatini çekti.Denizli mebusu Hamd'i Sancar (D.P.) tevhidi zabi'ta yolundaki tasarıya orman ve sahil muhafaza teşkilatlarının da girmesini istedi.Dört ayn makamdan emir alan jandiarma teşkilatının kendi bünyesinde bir tevhide1 gitmesi lazımgeldiği fikrinde bulundu, Giresun mebusu 'Mazhar §ener (D. P.)" mülki taksimat meseli üzerinde du>rarak, bunun sağdan soldan gelen tazyiklerle değil, prensiplere göre halledilmesi icap eylediği fikrini ileri sürdü ve 6 7 eylül hadiselerinde idari bakımdan mesul olan emniyet memurları hakkında henüz bir karara yarılamadığını, İstanbul Valisinin durumunun is,& hala meşkuk bulunduğunu bildirdi. Yozgat mebusu Ömer Lütfü Erzurumluoğlu (D.P.) da siyasi mülahazalar (dışında konuştuğunu belirterek 67 eylül hadiselerinde mesuliyeti görülenlerin vaziyetleri hakkında izahat istedi. Kırklareli mebusu Şefik Bakay (D.P.) idame amirlerinin sık sık değişmesinin' rtevlid ettiği karışık durumu belirtti. Vilayetler ipin bir kalkınma programının lüzumlu olduğunu, bu hususta vilayetlerde etüdler yapılmasını tebarüz ettirdi. İzmir mebusu Behzat Bilgin (D.P.) idari taksimat sahasmüıa vilayetlerin de£il kaza adedinin çoğaltılması hususunda konuştu ve 67 eylül hadiselerine temas ederek, tou hadiselerde mesullerin bulunduğunu, fakat mağdur telakki edilen vatandaşların da, hadiseyi yaratmakta kabahatli olduklarını, 6 7 eylül hadiselerinin sebepleri aranırken bunların arasınıza, bazı .skaliy etler in vicdam amme üzerinde menfi bir tesir bırakmalarının da sayılabileceğini ileri sürdüBolu mebusu Fahri Belen (D.P.) mahalli idarelerden bahsederken bu. hususta ^tevsii mezuniyet in ön plana alınmasını; merkeziyetçi ve bürokrat bir hükümette demokrasinin yerleşemiyeceğini söyledi. Antep mebusu Ekrem Cenani (D.P.) idari taksimatın yeniden ele alınması arzusunda bulunduğu. Ordu mebusu Satarı işbakan (D.P.) tam teşkilatlı nahiyelerin kurulması, vilayetler^ jandarma kadrolarının dana kuıvvetlend irilmesi, ilçelere polis tsfkilatımn getirilmesi hususlarında konuştu.
Kars mebusu Mehmet Hazer (C.H.P.)" valilerin sık sık yer değiştirmesini, merkez valiliğinin iyi işlemediğini, meslekten olmayan şahısların valilik makamına getirildiği hususlarım m«vsuulbaihis etti. Zonguldak mabusu Seba II ataman (D.P.) zabıta kollarının hüviyetlerinin değişik olmasından dolayı bir »tevhidi zabıtaya» gidilemiyeceğini, diğer taraftan henüz bir oluş halinde bulunan riTE'rnlöke timizin mül
Jd taksimatının şimldlkten kat'i olarak ele alınmasının doğru görüleni ıy,sceğini ancak bu hususlarda ilk hazırlıkların yapılmasının iyi olacağın: beyan eyledi. Tokat mebusu Ömer Sunar (D. P.) mahalli idareler talimatnamesinin revizyon ihtiyacını belirtti ve kazaların vilayet olması mevzuunda da konuşarak, türlü tesirlerle ortaya çıkan bu durumun derhal bertaraf edilmesi, hükümetin mülki taksimat sahasında prensip kararı almasını söyledi.
Konya mebusu Mustafa Bağrıaçık İller Bankasının faaliyeti hakkında malimat istedi. İzmir mebusu Mehmet Ali Sebük (D.P.) idari mevzuatın yeniden gözden geçirilmesi hususunda konuştu v.e istanbuida bir «polis valin nin tayin edilmesini istedi. Rize mebusu Kemal Balta (D.P.) valilik mesleği üzerinde konuşarak, meslekten yetişen insanların bu makama getirilmesi hususunu tekrar .etti ve 67 eylül hadiselerinden İstanbul Valisinin mesul olduğu iddiasını ortaya attı. Bundan .sonra konuşan İzmir mebusu Aptuıısh Akcr {D.P.) Edürne mebusu Rükneddin Nasuhioğlu (D.P.) Bursa mebusu Agah Erozan (D.P.), Çankırı Mebusu Tahsin Kahit Uygur {D.P.) Siirt mebusu Baki ISrdem (D.P.) fikirlerini serdettiler v.e bazı temennilerde bulundular. Bütçe Encümeni saat 20 de bugünkü çalınmasını sona erdirdi. Bütçe Encümeni yathi saat 10 da toplanarak Dahiliye Vefeaieü bütçesinin müzakeresine devam edecektir.
Ankara :
Türk Japon ticari .anlaşmasının günün şartlarına uydurulmasını mütalaa ve tetkik etmek üzere dün Tokyodan istatfbula vasıl olan Japonya İktisat Vekaletinden Mr. Isaigura ve Masudo'dan müteşekkil Japon ticaret heyeti "bu sabah şehrimize' gelmiştir. Heyetin Semasları bir muhtelit komisyon içtimai mahiyetinde olacaktır.
Ankara :
Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kumandanlığından bild ir il'm iştir:
Aziz Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atadan, dokuz ayı mütecaviz ibir zamandan beri tedavide bulunduğu Gülhane Askeri Tıp Akademisinde, İnoperabl Üterüs kanserinden, bütün ihtimamlara gağm.m şifayao olamiyarak bugün saat 12.55 te hakkın rahmetine kavuşmuştur.
Ankara :
1Büyük Atatürk'ün hemşireleriMakbule Atadan bugün saat 12,55 devetat etmiştir.
2Cenazeleri yarin ö^le namazınımüteakip makberi mahsusuna tevdi edilecektir.
3Merasime ait program aşağıdadır:
a Merhumun cenazesi yarın Hacı Bayram camiinden kaldırılacaktır.
bÖğle namazının kılınması.
c ı Cenaze namazının kılınması.
e Aşağıdaki tertibe göre kortejin teşkili ve hareket.
Kortej:Emniyet kıtası, Ankara Emniyet Müdürlüğün den bir trafik arabası, 'bunun arkasından 15 atlı polis müfrezesi (koTtejden 100 metre ilsride bir piyade bölüğü).Bando,28. Tümen bandosu
Çelenk ler
Tabut (Türk bayrağına sarılmış olarak)
Reisicumhur (Ba^ yaver. Umumi katip)Büyük Millet Meclisi Reisi,Başvekili hey'iti vekile
B. M. Meclisi Riyaset Divanı, .
M. M. Meclisi azaları askeri ve mülki erkan,Üniversite ve talebe mümessilleri, Merasimle iştirak etmek istiyen halk, Bir piyade bölüğü,
d Kortejin takip edeceği yol:Hacıbayram camii bayram caddesi Karaoğlan caddesi Belödiye önü Adliye. Adliye önünde merasime nihayet verilecek yahut cenaze otomobili ile asri mezarlığa nakledilecektir.
19 Ocak 1956
İstanbul :
Dahiliye Encümeninde, bir kanunun müzaksresi dolayısiyle bazı milletvekil leri tarafından üniversite öğretim üyeleri hakmda gösterilen İtimatsızlık ve bu maksatla beyan edilen, sözlerin, memleketimizde yarını asra yakın sarfeıdil/nekte bulunan gayretlerin mahsulü ve Türkiyede iknin inkişafı için vazgeçilmez şartı teşkil eden üniversite muhtarı yelini esaslı şekilde ihlal eylemiş bir kanun hükmünün muhafazası hususunda mesracd olarak gösterildiğinin Piıyuu, İstanbul üniversitesi öğretim üyeleri ve mensupları arasında büyük bir hayret ve teessür uyandırmış ve İstanbul üniversitesi senatosu, bu mevzuu fetkik etmeyi zairuri görmüştür.
Heıüıaögi bir cemiyetin veya siyasi camianın, bu arada Türkiyenin fertleri arasında veya siyasi, idari, adli, askeri ve kazai müesseseleri içince mevcut hukuk nizamına ve kaidelerine muhalif düşünenler ve hareket edenler bulunabilir ve bunlara karşı da her devl&t gereken teşrii, kazai ve idari tedbirferi alır ve tatbik eder. Bunun da, masumların kolaylıkla tefrikini mümkün kılan ve fuzuli müdahalelere imkan vecmiyen ve teminat teşkil eden kaide ve usulleri vardör.Ancak, mevzuubahis sözlerin fezammım ettiği düşünceyi ve üniversiteleri memlekette mevcut resmi ve hususi müessese ve teşekküllerden daiha şüpheli bir nazarla görmeye sevkeden haikiM amilleri anlamaya imkan yoktur.Üniversitelerin içinde çalışanlar ve bui müesseselerin idarelerini ve mesuliyetajerini üzerlerine .alanlar 35 70 yaşlan arasında bulunan, memleket ve hatta dünya Ölçüsünde lıer türlü ilim ve karakter imtihanlarını geçirmiş, vatanmkurtarılması ve istiklali iein fikirlerini ve bir kısmı, muhtelif savaşlara iştirak frtmek süratiyle, canlarını memleket ve mert hizmetine arzetmiş ve aralarında birçok milletvekilleri ve nıes'uİ hükümet adamları da bulunan onbinlerce insanı yetiştirme şerefini de kazanmiş olan kimsisi erdir. Bugün memleketin çeşitli hizmet sahalarında nıesuliyet almış onbinlerce mi'lli karakteri sapsağlam vazife sahipleri, üniversitelerin verdiği milliyetçi terbiye ile yetişmişlerdir. Üniversite öğretim üyelerinin, en bu sözü sarfedenler kadar memlekete ve vazifelerine bağlılıklarında ve mesuliyetlerini idrak edeeek bir durumda olduklarında kimsenin şüphesi olmamak icabader.
Üniversitelerimiz, öğretim üyelerinin; hukuk nizamı çerçevesi dışında harekette bulup bulunmadıklarını mürakabede o derece hassasiyet göstermiş ve göstermektedir ki, bundan evvel de birkaç öğretim üyesine karsı Vaki olan aynı şekil'deki isnatları sadece kendisi tetkik etmekle kalmamış,. isnad edilen fiilleri adli mercilere deintikal ttirmiş ve bu fiillerin vaki olmadığına dair mahkeme kararı da bütün derecelerden geçmek suretiyle kaziyei muhkeme halini almıştır.
Dünyaca tanınmış ve hakikatlerin bulunmasında dünyadaki emsaliyle işbirliği yapmış ve ellerindeki imkanlara göre, vazifelerini başardıklarını da, eserleriye göstermiş olan üniversitelerin diğer devlet daire ve müesseselerinden daha aşağı ve şüpheli durumda ve daha sıkı bir vesayet ve kontrola' tabi tutulmak ihtiyacında olduklarını gösterer.ek bunların memleketteki ve dünyadaki itibarlarını sarsmanın ve bıimüesseselsr için ilim, fazilet ve feragatle hakikati bulmak ve memleket gençliğini yetiştirmek, doğru yola sevketmek aşkiyle çalışan öğretim üyelerinin en mukaddes şeref ve hisleriyle oynamanın, memleket menfaatleriyim ve dünyanın kabul ettiği ilim hümyeti ve demokrasi esaslar; ile ne derecelerden telifi kabil olduğunu yüksek Meclisin takdir edeceğinden şüphemiz yoktur.
İlmi bir kıymeti ıhaiz olmayan, hakikatle ve hukuk nizamiyle telifi kabil bulunmayan fiil ve hareketlerini cezalarım takdir ve tatbik etmiyen üniversite organları ve memleket hukuk prensiplerini teyid ed'en 'kanun ve müesseseler kafidir.
Bu, mülahazaları göz önünde tutan senatomuz, Ankara üniversitesi senatosunun gösterdiği hassasiyete ve noktai nazara tamamen iştirak ettiğini beyana ittifakla karar vermiştir.
Ankara :
Bütçe Encümeni bugün saat 10.30 da Encümen Başkam Balıkesir mebusu Halil imre'nin riyasetinde toplanarak Dahiliye Vekaleti bütçesinin müzakeresine devam etti. Bütçenin heyeti umumiyesi üzerinde konuşanlardan Gümüşhane mebusu Zeki Başağa (D.P.) kazalarda polis teşkilatının kifayetsizliği üzerinde durdu. Diyarbakır mebusu Halil Turgut (D.P.) kendi seçim bölgesine ait bazı sualler sordu ve mennilerde bulundu. Kars mebusu Mehmet Hazer (C.H.P.) valilerin de hakimler gibi teminat altına alınması mevzuunda konuştu. Tasarı halinde bulunan Belediye Ve köy kanunları hakkında ıgeniş izah verilmesini istedi. Konya mebusu Eemzi Eirand D. P. köy yolları inşasında valilik ile köylülerin yapmış olduğu işbiliğini belirtti ve İller Bankasının faaliyeti üzerinde durarak, Dahiliye Vekaletinin bu bankaya döviz temini ve diğer mali hususlarda daha fazla ehemmiyet vermesini arzu etti. Krzmcaiı meDusıt Veysel Varol (D.P.) Erzincan'ın bugünkü iskan ve arazi durumunu izah ederek, Dahiliye Vekaletinin kendi sahsei ininde Erzincanla alakadar olması dileğinde bulundu Bundan sonra verilen kifayet takriri kabul edildi ve Dahiliye Vekili Eüıem Menderes, şimdiye kadar sorulan suallere ve temennilere cevajp teşkil eden bir konuşma yaptı. Dahiliye Vekili Ethem Menderes bu konuşmasında' önce, Vekaletinin bütçesinin karakteri üzerinde açıklamalarda bulundu. Daha sonra tam. teşkilatlı nahiyeler kurmak, bu arada devlet şurasına tekabül edecek olan idari kaza teşkilatını mmtakalarda tesis etmek, nüfus meselesini ehemmiyetle ele almak, teftiş hsyetlerini tevsi Ve islah etmek, memur durumunu islah eylemek hususlarında izahat veren Vekil, valiler mevzuuna temasla ezcümle şunları söyledi: «Valiler üzerimde çok duruldu. Kanaatime göre bu mevzuda ne kadar durulsa yine azdır. Hükümetin temsilcisi olarak vaünin işi ağırdır.
Her şey validen beklenir. Vali bütün sahalarda faaliyet göstermek zorundlaıdır. Buna mukabil, hizmetlerinin; kargılığı olarak kendisine verilen maaş kifayetsizdir, vali maalesef bugünkü durumda maişet derdinden kurtulamamıştır. Bütçe dolayısıyla onların; bu sıkıntısını giderememek vaziyetindleyiz. Valinin hiç olmazsa bürodaki işlerini birazcık azaltmak için vali muavinliği noksanını bertaraf etmek çarelerini arıyoruz. Her vilayete bir valİ nıuatvini göndermek kararındayız.
Bazı arkadaşlarım, valilere merkezden bazı emirler verildiği haberine inanılmaması lazım geldiği noktasında konugtuhar. Politik olarak merkezden valilere hiç bir emir verilmiş değildir. Siyasi sahada valüerin çalışmasına katiyyen müsaadie etmiyoruz ve bunu asla "haç karşılamıyoruz. Valinin siyasi sahada uğraşması iktidarımıza £ayda değil zarar verir. Valilerin nakil ve tayinleri kanun çerçevesinde yapılmakta ayni zamanda vekaletintakdir hakkı da bunda rol oynamaktadır. Ancak vekalet olarak bu takdir hakkını suiistimal etmek aklımızdan bile geçmez. Birbirlerine mücavir valiliklerin işbirliği halinde çalışmalarını biz de arzu .etmekteyiz. Haıtta kaymakamları ve jandarma kumandanlarının da bu şekilde müşterek olarak ig. görmelerini istemekteyiz, Ethem Mendferes bu arada emniyet ve asayiş meselesi üzerinde durarak, memleketteki polis adedi azbğını tebarüz ettirdi kaliteli polis yetiştirmek alman tedbirleri ifade eyledi ve Üknniyet "Umum Müdürlüğünün bir «iktisadi polis» teşkilatı kurmak sahasında da tetkiklere giriştiğini sözlerine ilave etti. Tevhidi zabıta hakkında da Vekil Şöyle dedi: «Tevhidi zabııta .mevzuunu yıllar boyunca '£İe aldık. Bunu yaratmak için de evvelemirde bütün bir bünyenin derişmesi lazuDjgeiiyorilu ki. bu da cok zor bir işti. Nihayet şöyle bir tedbire gitmek: zorunda kaldık. Polis teşkilatını evvela kazalar sonra da tam teşkilatlı nahiyelere teşmil etımek üzere 'bir program hazırladık. Böylece zabıta fiili olarak polis halinde kalacak jandarma da toplu 'bir kuvv&t olarak kıtayı muntazıra halinde bulun durulacaktır. G;nup hudutlarım iz d aki gümrük muhafaza kuvvetlerinin de valiliklere bağlanması hususunda bir layiha hazırlanmıştır. Diğer taraftan 67 eylül hadiseleri bizi ikaz etti ve bu neviden beklenilmiy.en hadiselere karşı bir tedbir olmak üzere, İstanbul İzmir ve Ankara ve Adana gibi büyük şehirlerimizde «zabıta kışlaları kurmayı kararlaştırdık. Bu kışlalarda. 200250 polis toplu bir ihalde ve emre muntazır bir vaziyette bekliveceklei'.iir. Bunlar tıpkı itfaiye mensupları gibi daimi bir eğitim çalışması içinde bulundurulacaktır. Arkadaşlarımdan foazı'ları 6 7 eylül hadiselerine rtemas ettiler ve bu hususta bazı sualler sordular. Vekaletimizin teftiş heyeti İstanbul'daki tahkikini bitirdi. Hadisede mesul görülen kaymakamlar kanun dairesinde Vekalet emrine alıniiılar. Vazifesini yapmış olan kaymakamlara yeni vazifeler verildi. Tahkikat evrakını devlet şirasına gönderdik. Ancak devlet şirası bazı maddeler üzerinde tevsii tahkikat yapılmasını bildirdi. Bu maddeleri geri alarak tahkikat tevsiine 'giriştik. Dört "beş gün idinde mezkir maddeleri devlet şirasına .göndereceğiz ve vekalet olarak devlet şirasının kararını bekliyeceğiz»
Ethem Mend&res bundan sonra, bazı mebusların sorum j oldukları mahalli soruları cevaplandırdı.
Bütçe Encümeni öşledea sonra saat 15.30 da toplanacakta.
Ankara :
Aziz Atatürk'ün uzun müddetten Deri Gülhane Askeri Tio Akademisinde tedavi edilmekte iken dün hayata gözlerini yuman kız kardeşi Makbule Atadan'm cenazasi bugün büyük merasimle kaldırılarak ebedi istirahatıgahına tevdi
Başta Reisicumhur Celal. Eayar olmak üzere Büyük Millet Meclisi Reisi Rafite Koraltan. Başvekil Adnan Menderes, vekiller, Büyük Millet Meclisi Reis vekilleri ve azaları, siyasi partiler başkan «.e temsilcileri, Erkanı Havbiyei Umumiye Reis Vekili, kuvvetler kumandanları, rektör ve profesörler, Vali, Cumhuriyet Müddeiumumisi, Belediye Reisi, Vilayet ve Belediye Meclisi azası, muhtelif cemiyet ve birliklerle tatebe teşekkülleri temsilcileri, mülki ve askeri erkan ve çok kalabalık bir cemaat cenaze merasiminde hazır bulunmuştur.
Kordiplomatik adına Çin Büyükelçisi Ekselans Li Titsun rahatsız olduğu için kendisini temsilen Çin Büyükelçiliği Müsteşarı ile, davet .edilmemi? bulunmalarına rağmen, birçok kordiplomatik erkanı ve bu arada Birleşik Amerika, Kanada ve [Afganistan Büyükelçileri ile İran Büyükelçiliği müsteşarı, Amerikan askeri >»e iktisa'ii yardım heyetleri başkanları »7e bu heyetlerin bazı üyeleri cenaze alayına iştirak etmişlerdir.
Rahmetlinin yakınlarından Sabüıa Gökçen, Zeynep Altay, Naiia Olcay ve' Vüsat Erbatur da alayda kendilerine ayrılan yeri almışlardır.
Makbule Atadan'ın Türk .bayrağına sarılmış olan tabutu, cenaze namazını müineakip, Hacibayram camiinden alınmış ve bir emniyet kıtası ile askeri bando ve muhtelif zevat ve teşekküller tarafından gönderilen yüzlerce çelenk en önde olduğu halde, cenaze alayı teşekkül ederek, tabut eller üzerinde taşınmak suretiyle, ağır ağır. Adiliye binası önüne kadar gelinmiştir. Anatartalar caddesini yan sokaklara kadar hmcanıhç dolduran kesif bir kalabalık, cenaze marşım çalan bandonun matemli havası icinicüe ağır aşır ilerleyen alayın geçişini büyük bir hif'ŞU içinde takibitmiştir. Tabut Adliye binası önünde cenaze arabasına konul
muş ve buradan hareketle Samanpazarı, Talatpaşa bulvarı, Devlet Konservatuarı yolu ile asri mezarlığa götürülmüştür. Cenazenin geçtiği yolların iki tarafını kaplıyan kesif bir halk topluluğu, aralarında ilk ve or.ta okullarla liseler talebesi de olduğu halde, son ihtiram vazifesini ifa etmiştir.
Makbule Atadandın tabutu asri mezarlığın, methalimde tekrar eller üzerine alınarak makberesine kadar taşınmış Ve saat 14 de ebedi istirahaıtgahına üavdi olunmuştur.
Resmi cenaze merasiminin Adliye binası önünde sona ermiş olmasına rağmen Reisicumhur Celal Bayar ile Meclis Reisi, Başvekil, vekiller, askeri vemülki erkan ile merasimde hazır bulunan zevatın pek çoğu cenazeyi asri mezarlığa kadar takip etmişler vemerhumenin naşının kabre konulmasına kadar orada hazır bulunmuşlardır.
Bugünkü cenaze merasiminde, alayın önünidle ve sonunda birer piyade bölüğü mevM aldığı gibi, hart» okulu ve yedek subay okulu talebesiyle birer müfreze polis ve jandarma, teker sıra halinde, alayın iki tararında yer almışlardır.
Ankara :
Hariciye Veküi Profesör Fuat Köprülü ve refikası bu akam Hariciye Köşkünde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Dag Hammarskjoeld şerefine bir kabul resmi tertip etmiştir.
Cok samimi bir hava içinde cereyan, eden bu kaibul resminde vekiller, mebuslar, kor diplomatik, Türk ve yabancı basın temsilcileri refikaları ile birlikte hazır bulurunu şiardır.
Ankara :
Bötçe Encümeni öğle'dlen sonra saat 15.30 da Encümen Başkanı Balıkesir mebusu Halil İmre'nin riyasetinde topİanara'k Dahiliye Vekaleti bütçesinin müzakeresine devanı etti. Encümenin bu toplantısı sırasında konuşan Dahiliye "Vekaleti Müsteşarı Dilaver Argun, mebusların teiknik sahadaki suallerini cevabiandırarak, mahalli idarelerin durumunu ve 1913 yılındam. .bu yana mahalli idarelerin geçirdiği safhaları izah etti ve evvelce bunlara tanınan' muhtariyetin kaldırılarak merkeziyetçi bir sisteme gid'il'diŞini ancak şimdi bu mevzudaı günün iktisadi ve içtimai şartlarına uygun bir kanun layihasının hazırlanmakta olduğunu ve gelecek y:l bunun Meclise getirileceğini söyledi. Müsteşar bu arada nüfus isterinin ciddiyetle ele alındığını da ifade etti Ye vilayetlerin kalkınması konusunda şöyle dedi: »Vilayetlerin kalkınma mevzuları umumi bir iştira vekaletçe fon hususta üçer foe;i£r senelik iş programları hazırlanmakta ve bunlar tatbik edilmektedir.» bundan sonra Erzincan zelzelesinden, zarar gören vatandaşların yeniden inşa edilecek a&hir bölgesinde mesken sahibi olmaları hususundaki sualler ve temenniler cevaplaidırüdı. Emniyet Umum Müdürlüğü bütçesinin müzakeresi sırasında konuşan hatiplere cevap veren Emniyet Umum Müdürü Kemal Aygün, evvela personel meselesi üzermde durarak, halen polis adedinin İhtiyaca kafi gelmediğini belirtti. 1952 den beri kadroların artmasının sebebini izah etti ve vilayetlerde ne kadar polise ihtiyaç bulunduğunun testatine girişil elliğini, neticenin önümüzdeki günlerde alınacağını anlattı. TJmum. Müdür izahatına devamla zabıta çalışmalarının daha rasyonel bir hale getirilmesi için yapılan calışmalar üzerinde durdu, ve bilhassa uyuşturucu maddelerle mücadele sahasında Türk zabıtasının göstermiş olduğu muvaffakiyeti belirtti. 67 eylül hadiselerine dle "temas eden, Kemal Aygün, hadisede kusuru görüten zabıta mensupları hakkında kanuni muamelenin yapılmış olduğunu sözierine ilave etti.. Kemal Aygünün izahetini müteakip jandarma umum komutanı Korlgeneral Tahsin Çelebican teşkilattaki muhabere vasıtalarının durumu üasrinde malimat verdi, karafcollardaki erat sayısının arttırılması hususunun da göz önünde tutulacağım ifade eyledi. Kaçakçılık mevzuunda bir suali cevaplandıran Dahiliye Vekili Ethem Menderes, cenup vilayetlerimizin hudut bölıgeleTirutekİ 'kaçakcdıjk hadiseleri kanşıfemda Dahiliye Vekaletinin, gümxük vi İnhisarlar ve Milli Müdafaa Vekai.etleri ile işbirliğine (giriştiğini ve bu cümleden olmak üzere hududun fbazı yerlerine mayın döşendiğini, huduttan on kilometrelik bir sahanın memnu mm t aka haline getirildiğini, bir kısım hudut hattına da tel örçüler gerildiğini söyledi.
Diğer taraftan İller Bankasının faali: y.eti hakkında sorulan sualler de alakab memur tarafından cevaplandırıldı. Bundan sorara Dahiliye Vekaleti bütçesinin fasıllarının müzakeresine geçildi ve Encümen saat 20 de bugünkü çalışmasını sona erdirdi.
Bütçe Encümeni yarın saat 10 da toplanacaktır.
20 Ocak 1S56
Ankara :
Büyük Millet Meclisi, sabık Hariciye Vekaleti Vekili Fatin Rüştü Zorlu halikında Meclis tahkikatı açılması yolunda Malatya mebusu Kamil Kırıkoğlu tarafından veril mi; olan takriri bugün müzakere ve reddetmiştir.
Avrupa konseyi toplantısında cereyan etmiş olan hadiseler dolay isiyle böyle "bir tahkikata İhtiyaç gördüğünü ileri süren ta'krir hakkında Fatin Rüştü Zorlu ile dişer hatiplerin konuşmalarından sonra Millet Meclisi bu talebin reddine karar vermiştir.
Ankara :
Büyük Millet Meclisi bugün reis vekillerinden İhsan Baç'm başkanlığında toplanarak Hariciye Vekaleti eski ve"kili Fatin Rüştü Zorlu hakkında, Avrupa konseyinde cereyan eden hadiseler (dolayı siyi e, Meclis tahkikatı açılması yolunda Malatya C.H.P. milletvekili Kamil Kırıkoğlu tarafından verilmiş olan takriri müzakere etti.
Bir saat 40 dakika devam eden bu müzakerelere başlanırken, önce Kırıkoğlu'nun takriri okundu. Malatya milletvekili, bu takririnde, Avrupa konseyindeki Türk delegelerinden Feridun Ergin'in vazife görmesi Üs ilgili muamelelerden dolayı memleketin iktisadi zarara uğradığını, milli reref ve itibarımızın zedelendiğini ida'is ediyor ve bu sebeple de Fatin Küstü Zorlu hakkında tahkikat açılmasını ileri sürüyordu.
E.6LS İhsan Bac, ilk sözü Hariciye Vekaleti eski vekiline verdi Fatin Rüştü Zorlu, bu mevzuun, gedenlerde, bir sözlü sual vesilesiyle Mecliste etrafiyle 'görüşüldüğüne dikkati çekerek söze başladı ve dedi ki:
.Bu mesele, sırf Feridun Ergin arkadkşımısın bir tereddüdünden, kendi vicdanında 'doğan bir şüpheden tahaddiis .etmiştir. Feridun Ergin'in konsey toplantısına katılmaması hususunda Vekaletin herhangi bir tesiri yoktur. Bu i;te hükümetin de herhangi bir teşebbüs ve insiyatifi geçmemiştir. Sadece konsey mensuplarından bir zata Feridun Ergin arkadaşımızın yazdığı bir mektup mevzuubahistir ve hadise bu mektup üzerine ortaya çıkmıştır. Bu yüzden mali ve iktisadi zararlara uğradığımız iddiası da tamamiyle spekülatif bir mahiyet arzeder. Bu konsey para veren bir müessese değildir. Avrupayı ilgilendiren meseleleri görüşür, karar varir verdiği kararlar, muhtelif mercilerden gederek ilgili memleketlerin parlamentolarına intikal eder vs işin müsbet tarafı biter. KaJidd ki, bu konsey Türkiye dahil, durumları bugüne kadar incelenmiş olan memleketlendten hiç birine foir santim Dara vermiş de delildir. Sonra, konseyde Türkiye İçin h'azırlanmıg olan rapor pek de İshinıize değildir. Eğer bir vazüe v&ya vatanperverlik meselesi toahis mevzuu ise, Feridun Ergin arkadaşjmızın mukabil bir rapor hazırltyarak
konseye vermesi gerekirdi. Binaenaleyh hükümetin de, Hariciye Vekaletinin de bu hadisede bir sunutaksiri mevzuubahis değildir. Takririn reddini rida ederim.»
Müteakiben takrir sahibi Kamil Kırikoğlu kürsüye davet edildi, fakat bulunmadığı anlaşıldı. Bunun üzerine reis, C.M.P. mebusu Ahmet Bilgin söz verdi. Hatip, 'bu meselede D. P. grupunun daha evvelden karar almış olmasını tenkid etti. Mecliste D.F. grubunun daha evvelden karar almış «İmasını tenkid etti. Mecliste D.P. mebusları ekseriyette olduğuna göre, bu vaziyette, grup arların in. Mecliste de tescili gibi bir durumun ortaya çıktığını ileri sürdü. Sözleri gürültülerle karşılandı.
"Daha sonı'a Tunceli C.H.P. milletvekili Pethi Ülkü, aynı görüjü" savunarak jsöze .başladı. Feridun Ergin'in konsere gönderilmemesinde Fatin Rüştü Zorlu'nun amil olduğunu. Feridun Ergince yolluğu da veril™ediğini, toplantıya katılamaymca da Türkiyeye yardımı intaç edecek raporunu konseye yetiştir em ediğini idc&a etti. Netice itibariyle Fatin Büstü hakkında tahkikat açılmasını istedi.
Usil hakkında konuşan Kocaeli 'D.P. milletvekili Hefist Aksoy, muhalefetin yeni bir taktiği meıvzuubahs olduğunu "belirterek gruplarda bu kabil meselelerin görüşülemiyeceği yolundaki iddiaların parlamanıter teamüllere aykırı olduğunu ifade etti. Ekseriyete .mensup mebusların arzu ettikleri meseleleri kendi aralarında pek ala müzakere ederek bir karar almak suretiyle Meclise gelebileceklerini açıkladı ve «muhalefetin bunun ateşine olan iddiaları yanlıştır dedi.
Kocaeli mebusu Turan Güneş (Hür. P.) grupların bu meseleleri inceleyebileceğini, ancak 'grupta varılan kararın yanlışlığı anlaşılırsa bumin düzeltilmesi bu kürsüden her zaman istenebileceğini söyledi.
Hürriyet Partisi Meclis Grubu adına Fethi Çelııkbaş, kazai karakter taşıyan meselelerin parti gruplarında müzakere edilmekle beraber bir karara bağlanmaması yerinldıe olacağı tezini müdafaa etti. Hariciye Vekaletinin, Avrupa konseyi meselesinde hatalı hareket .ettiğini, fakat "bu muamelenin sadece siyasi mesuliyeti gerektireceğini, yoksa ortada mali ve cezai mesuliyeti mucip bir muamele bahis mevzuu olmadığını söyledi. Fatin Rüştü Zorlu, mesuliyet makamından ayrıldığına göre, siyasi mesuliyeti cihetine gidilemiyeoeğini, cezai vıe mali mesuliyet de mevcut olmadığına ıgöre, bu hadisede Meclis taihkükaıtı açılması talebi aleyhiiıiiıe oy vereceklerini ifade etti.
D.P. Meclis Grubu adına söz alan Antalya mebusu Burhan.ittin Onat, muhalefet mebuslarının, şimdi de D.P. grupunun dillerine dolamağa başladıklarına işaret ederek «sorarım ,Kırıkoğlu' nırn buraya getirdiği bu mesele, daha önce C.H.P. Meclis Grubundan geçmemiş midir? dedi. Muhalefetin^ tahrip eidici bir zihniyetle hareket ettiğini bir harb taktiği kullandığını, önce kendi parti organlarında neşriyata başladığım, sonra arka arkaya bir sürü istizah ve sözlü soru takrirleri ile her çeşit meseleyi Meclise getirdiğini, üstelik bu kesif hücumlar neticesinde Demokrat Partinin teslim olmağa mecbur kalacağı gibi bir inanca da kendini kaptırdığını belirten Eurhanettin Onat, bütün bu gayretler kargısında Demokrat Partinin hiç bir tedbir almryarafe gafil avlanmasını istemenin toeyhuüe bir ümide düşmek olduğumu kaydetti ve sözlerine göyle d.evam etti:
«Pauti gruptan parlamentodaki esaslı İşlerini elbette kendi içlerinde müzakere edip konuşacaklardır, hükümetin mesuliyetini alakadar eden böyle bir istizah takriri grupta konuşulmaz da oradan Ibaşka nerede konuşulur? Muhalefet, bu taktikleri ile maalesef işi çığrmdan çıkarmıştır. Öyle ki, bir grupu devirmek için msmleketin menfaatlerini sarsıyorlar. Ama gözlerinde değil.»
Alkışlarla karşılanan bu sözlerden sonra Burhanettin Onat, bu mesele grupta konuşulmuş; .olmasına rağmen, eğer muüıalefet yeni bir delil, yeni bir esbabı mucibe ileri sürecek olursa grup kararına rağmen en başta kendisinin Meclis tahkikatı açılması lehinde oy vereceğini belirterek "bizi vicdanımızdan başka bağlıyan hiçbir şey yoktur.» dedi. C.H.P. Meclis Grupu adına Malatya milletvekili Nüvifc Yetkin Meclisin teşrii vazifeleri yanında şahıs ve heyetlerin mesuliyetlerini intaç edebilecek kazai vazifeleri de mevcut Muğunu belirterek, sadece böyle kazai meselelerde 'gruplarca bir karara varılmamasıtemennisini izhar etti. Kinkoğlu'nun bugün görüşülen takririnin daha önce C.H.P. grupundan geçmediğini anlattı.
Urfa mebusu Feridun Ergitı (Hür. P.) Fatin Rüştü Zorlu'nun mütalaalarına cevapla, Avrupa konseyince Türkiye hakkında hazırlanan raporu, birçok noksanlarına rağmen, aleyhimizde olduğu iddia edilemiyeceğini ifa'dıs ile bu raporun netice kısmından bazı satırları okudu. Müteakiben Feridun Ergin, Avrupa konasydne gidemiyeceği hususu kendisine 12 eylülde bildirdiğini, 20 ekimde tekrar gittiği zaman, Türkiye hakkımdaki raporu konseyin gündemine girmiş bulduğunu söyledi. Bu mevzu vatanperverlik zaviyesinden tetkik edilecekse hakiki vatanperverliğin toomisyinda Türkiyenin temsücisiz bırakılmamak suretiyle sağlanması icatoeıttiğini ileri sürdü. Konsey üyeliğine kendisinin yerine Baki Erdem'in tayin edildiğine dair olan tezkeremin. Fatin Rüştü Zorlu tarafından konseye göiiifrril'mig bulunduğunu ileri süren Urfa msbusu, .kendisinin Türk temsilciliği meselesi hakkında konseyde tahkikat açılıncaya kadar Avrupa konseyine hic bir müracaatta bulunmadığını kaydetti.
Tekrar kürsüye gelen Faıtin Rüştü Zorlu, bıj dokümanların geosn toplantıda Hariciye Vekili Fuat Köprülü taraiınidan burada birer birer okunduğuna dik kati çekerek söze başladı ve Feridun Ergin'in konseye gönderdiği 10 akim tarihli mektubu nakletti. Bu mektupta Feridun Ergin, hükümetin takibettiği iktisadi politika karsısında kafi derecede hararet göstermediği ve belediye seçimlerine muhalif partilerin katılmasını Önliyen tedbirleri teiüdd ettiği bahanesiyle partiden ihraç edildiğini ve konseydeki temsilcilak selahiyetlerinin değsri alındılını bildiriyordu. Fatin Rügfcü Zorlu, Urfa milletvekilinin eylül ve ağustos aylarında vazife başıne gitmediğini, bu yüzden de konseyde Türk temsilcili sinin boş kaldığını arıkladı ve konsey üyesi sifatiyle Ergin'in Strasburg'a gitmesine kimsenin mani olmadığım, esasen buna hükümetin hakkı da bulunmadığını belirterek §öyle devanı etti:
"Bir mebusun memleket dışına çıkmasını hükümet nasıl önliyefriKr? biz kandisine yol parasını veremeyiz mi dedik? Konsey toplantısına iştirakleri için konsey Üye'terine tebligatta bulunmak da usulden değila'ir. Fethi Çelikbaş ve Muhlis Ete arkadaşlarımıza soruyorum : Konseyde vazifelidirler, kendilerine tebligat mı yaptık?»Fatin Rüştü Zorlu, raporda noksanlar bulunduğu hususunu esasen Feridun Engin'in de kabul ettiğini kaydederek kaldı ki kendisinin «rapor tamamen kıymetsizdir» yolunda bir mütalaa ileri sürmediğini anlattı. Rapordaki eksikliklerin konseyde vazifeli Demokrat mebuslar tarafından kısmen tashih edilmiş bulunduğunu sözlerine ilave ederek bu hadisenin asıl Feridun Ergin'in şahsi tereddüdünden 'doğmuş trulunduğunu belirtmek suretiyle konuşmasını ibitirdi.Tekrar kürsüye gelen Burdur mebusu Fethi Çelikhaş (Hür. P.) Fatin Rüştü nün iş tutumunda mesuliveti bulunduğunu sözlerine ilave ederek bu hadisenin asil Feridun Eigin'in şahsi tereddüdünden doğmuş bulunduğunu belirtmek1 suretiyle konuşmasını bitirdi.Tekrar kürsüye 'gelen Bursur mebusu Fethi Çelikbaş (Hür. P.) Fadan Rüştü nün iş tutumunda mesuliyeti bulunduğunu, bu mesuliyeti bir tarafa bırakarak taarruza geçmesi, parlamenter bir hareket sayılamıyacağını kaydettikten sonra Avrupa konseyimin çalışmalarına Hükümetin, ve Meciisin yakın alaka göstermesi yerinde olacağı mütalaasını ilave etti. İlk beyanatını tekrarlıyarak Fatin Küstü Zorlu hakkında Meclis tahkikatına lüzum olmadığını kaydetti.
Sinop bağımsız mebusu Server Somuncuoğlu, bu hadisede Meclis tahkikatı açılmasını gerektiren hic bir cihet bulunmadığı için takririn reddi lazim'g.eleceğini kefeterek komisin asına başladı Bununla beraber Avrupa birliği fikrinde Türkiyenin büyük menfaati olduğunu, bugün bütün istihsal kuvvetini toplayarak başka memlefcatlere yarcöm edecek durumuna gelmiş olan Avrupa birliğinin dikkatini bütün ağırlığı ile Türkiye üzerine çekmek gerektiğini, bu itibarla StrasbuiPg'daki yalıtmalarla yakından alakalanmak yerince olacakını izah etti.
Çoruh D.P. mebusu Kemal Biberoğlu, bu meselenin ikinci defadır müzakere edilmek suretiyle esasen aydınlanmış "bulunduğunu söyledi ve binaenaleyh .artık müzakereye devam edilmeksizin lakrıirin oya konulmasını teklif etti.
Kifayeti müzakerenin kabulü üzerine Faün Hüstü Zorlu hakkında Meclis tah kikatı açılması yolunda Kamil Kırıkoğ, lu tarafından verilen takrir oya konuldu ve Meclisin büyük bir ekseriyeti tarafından reddedildiği görüldü. Bu husustaki müzakereler böylece sona ererek, saat 16.40 ta gündemin d'iğer maddelerine geçildi.
Ankara :
Sabık Hariciye Vekili Eatin Rüştü Zorlu hakkında Meclis tahkikatı açılmasına dair takririn reddinden sonra şifahi sual takrirlerinin görüşülmesine geçildi.
Kars meıbusu Ali Yeniaras (C. H. P.) m Başvekilden şifahi sual takririnin takrir sahibi iki esişedir hazır bulunmadığından, dahili nizamname gereğince, düştüğü bildirildikten sonia, Kars mebusu Sırrı Atalay'm (C.H. P.) bir sual takririns geçildi. Takrir Demokrat Parti Genel Balkanı ve Başvekil Adnan Menderes'in Demokrat parti ıbüyük kongresinde, Türk silahlı kuvvetleri haikkındafci beyanatına dajrdi.
Suali Devlet Vekili ve Milli Müdafaa Vekaleti Vekili gemi Ergin cevaplandırdi.
Milli müdafaa Vekaleti vekili bu cevabında Demokrat Parti Genel Başkanı ve Başvekil Adnan Menderes'in 15 ekim 1955 tarihinde Demokrat Parti dördüncü, büyük kongresinde söylediği nutukta Türk silahlı kuvvetlerinin, 1950 de Demokrat Partinin iktidarı ele .aldiğı zamanki durumunu tavsif eden sözlerinin, ordumuzun modern icaplara ıgöre tensik ve teçhizi için sarf edil en büyük emeklerin ve muazzam gayretlerin, elde edilen neticelerin bir bilanço sunu umumi efkara açıklamalıları başka bir mana taşımadığını tebarüz ettirdikten sonra konulmasına şöyle devam etti:
«İktidar partisinin balkanı ve başvekilinin bugün, 'milletimizin medarı iftiharı bulunan Türk ordusunun hakikaten üzerine durabilecek her türlü vazifeyi ifaya muktedir olmasını ifade etmiş olması karşısında memleket çocuğu olarak ancak gurur duymak icap ettiği kanaatindeyim. Demokrat partinin nmihalafette iken milli savunma sahasındaki icraatı politik mevzular haline 'getirerek siyasi münakaşalara mevzu teşkil etmek istememesi bulgun olduğu gjjbi dün ds orduya olan muhabbet ve sevgisinden ileri gelmektedir.İktidar mesuliyetini üzerimize aldığımız zaman ordunun durumunu müşahedfe etmek imkanı daha açık ıbir şekildS1 elde dilmiş ve ordunun modern icaplara görstekamül ve takviyesi bakımımdan gereken tedbirler alnımı? bulunmaktadır.
Muhterem arkadanım, milli savunma sahasında modern icablara uygun tedbirlerin alınmamış olması karşısında Demokrat Partinin iktidara geldiği zaman mesullerinin neden yetkili merciler.; tevdi edilmediğini soruyor, bu çeşit sual ve mevzular üzerinde durmaktan ise dost ve düaman bütün bir rüya umumi efkarı karsısında milletimizin başlıca kudret kaynağı olan Türk ordusunun aziz varlığına ait mevzuları siyasi münakaşaların difmda tutanak ve dünyanın bu kritik durumunda hudutlarımızın gecilmaz bekçisi, Nato'nun sözü dinlenir (kuvvetli bir azası ve Orta şarkın ,bir istikrar unsuru olan ordumuzun kudret ve kuvveti ile muvafüi, muhalif ve bitaraf bütün Türk milletinin iftihar edeceği bir var'hk oiduğunu kabul etmenin memleketimiz ve milletimiz için rdk. daha faydalı olacağına kani bulunmaktayım.»
Milli Müdafaa. Vekili Semi Ergin'in konuşmasından sonra takrir sahibi Kars mebusu Sırrı Atalay kürsüye gelerek vekile oibjelktii beyanatından dolayı tefekkür ettikten sonra bahis mevzuu nutukta ordunun eski halinin tenkid edilmiş olmasını doğru bulmadığını söyledi ve devamla dedi ki:
oTürk ordusunun Birinci Dünva Harbinden ve İstiklal Harbinden modası geçmiş silahlarla çıktığı kimin meçhulüdür? senelerce dar bir milli gelirle harap olmuş bir memleketi tamir edip kalkındırmak, demiryollar, fabrikalar, okullar, hastahaneler, yapmatk gibi muazzam iğlerin yanında milyonluk bir orduyu yeniden silahlandırmak gibi, "bir emeği inkar kabil mi? Bu ordunun her tüfeği, topu, çantası, maskesi, hülasa bütün teçhizatı iğin askeri fabrikalar kurulurken bir taraftan hariçten teçhizat temini için milyonlar lıarcanTnjştır.»
Hatip konuşmasına devamla ordunun durumu eski senelerde bahsedildiği gibi ise ninin mesulünün aranmadığını da sordu.
Milli Müdafaa Vekaleti Vekiii Semi Ei"gin tekrar kürsüye gelerek eski iktidar zamanında bu mevzuda bazı hatalar işlenmiş olduğunu kabul etmek gerektiğini söyledıiıkten sonra şöyle devam etti:
«Mesul arama meselesine gelince, ortada veya bu şahsın cezai mesuliyetinden ziyade o günkü iktidarın bütün bir devlet anlayışındaki zihniyetine hadiseyi irca etmek ve sebeplerini burada toplamak mümkün olduğuna göre Demokrat Parti iktidarı dost ve düşman bütün dünya efkarı karşısımıdla devletimizin kudret kaynağı olan Türk ordusunun, aziz varlığına ait mevzuları siyasi münakaşaların dışında tutmuş ve bir zihniyetin doğurduğu bu hatalar karşısında suç ve suçlu değil, tedbir ve çare aramayı tercih etmiştir.*
Talkrir sahibi Sırrı Atalay tekrar kürsüye geldi ve ordunun partiler üstü telakki edilmesi fikrine iştirak ettiğini belirtti ve işte bu sebepledir ki Demokrat Parti kongresinde de bahis mevzuu edilmemesi fikrinde olduğunu ifade etti. Konuşması sırasında .bir münakaşa oldu.
Mehmet Şevki Yazman sataşıldığı kanaatiyle söz istedi, Reis bu kanaatte değildi. İsrar «dilince reye koydu ve kabul edilmesi üzerine Mehmet Şevtei Yazman'a söz verdi.
Elazığ mebusu Tüıtk ordusunun kahraman ve fedakar olduğunda hıarkesiit müttefik olduğunu, fakat ordunun eline gerek«n vasıtaların da verilmesi lazımgeldiğini, İkinci Dünya Harbinde noksan olanın işte bu vasıtalar olduğunu söyledi ve bazı misaller verdi. Bu konuşmadan sonra Manisa mebusu 'Muhlis Tümay'm bir sual takririnıa gtsçi'ldi. Eunda 6/7 eylül hadiseleri dolay isiyle yakalan al arla sonradan serbest bırakılanların miktarı, kurulan örfi fd'are mahkemelerinin sayısı soruluyordu.
Suali Başvekil adına Devlet Vekili ve Milli Müdafaa Vekaleti Vekili Semi Ergin cevaplandır ar ak Örfi İdare ilan edilmiş olan Fehirlerde 3813 ü İsfcanibul da, 424 ü İzmirde ve 171 i Ankarada olmak üzere cem'an 4408 kişi yakalandığını, bugüne kadar bunlardan İstanbulda 3525, İzmirde 251 ve Ankara'da 157 olmak üzere 3933 kişinin serbest bırakıldığını bildirdi.
Milli Müdataa Vekaleti Vekilinin verdiği mütemmim, malimata göre duruşmaya intikal ettirilen dosyalardan şimdiye kadar 228 mahkimiyet, Bl beraat kararı verilmiştir. Elde 901 dosya daha vardır. Ankara ve İzmirde Örfi İdarenin kaldırılması üzerine buradaiki mahkemelerin mensup Iariyle İstanbuld'aki altı Örfi İdare mahkemesinin kadroları takviye edilmiştir.
Takrir sahibi Manisa mebusu Muhlis Tüımay, vekile tatmin edici cevabından dolayı teşekkür etti. Umumiyetle 6/7 eylül hadiseleri üzerinde kısaca durarak bu hadiselerin Türk umumi efkarında uyandırdığı teessürü belirtti.
Bundan sonra Kırşehir mebusu (müstakil) Tahir Tager'in bir sual takri geçildi. Buda emekli sandığı kanununun 39 uncu maddesinin değiştirilmesi düşünülüp düşünülmediği ve orgeneral Zekai Okan'ın yenidsn hizmete alınması sebebi soruluyordu.
Devlet Vekili ve Milli Müdafaa Vekaleti'Vekili Semi Engin suali cevaplandırarafe bahis mevzuu kanunun yürürlükteki 39 uncu maddesi hifikümılerinin emekliye sevk hususun'dia idareye takdir hakkı tanıdığını, kanunda emekliye sevk muamelesinin iptali hususunda da idareys takdir hakta tanımadiği yolunda bir hüKÜm olmadığım iuüirdi. Beyanatına şöyle son verdi:
Emekli sandığı kanunumun 39 unca maddesi, esasen kazai murakabe yolunun açıfc olmasını derpiş etmiş bulunuyor. Hükümet tarafından da son zamanlarda yüksek Meclise; bu yoldaki kanun layihası da sevkec&miş bulunmaktadır.»
'Takrir sahibi Tabir Taşer bu bey anan kendisi nitatmin ötmediğini söyledi ve 'emekli sand.5 kanunun 39 uncu maddesinin geçirdiği tadil safhaları hakkında geniş izahat vererek emekliye sevk edilenlere kastı mercilere müracat üiakları veri memesinin doğru olmadığmı söyledi
Müteakiben Bursa mebuau Müfit Erkuyumcu'niin. bir sual takririne geçildi. Bu takrirde Denizcili t Bankasının ne zaman kurulduğu, ka: vs zarar duromu, kaç kişinin işten SkarıMığı, yeniden kaç kigi almd'ığı iouluyardu.
Suali Maliye Vekili Nedim Ökmen cevaplandırdı. Denizcilik Bankasının 1 mart 1952 de kurulduğunu, normal amortisman ve sigorta payları çıkarıldıktan sonra 1952 de onrda 39572, 1953 te 179619, 1954 te 1332R9 lira kar ettiğini, 1955 bilançosun henüz çıkarığnı söyleyen Maliye Vekili Denizcilik bankasının 5 milyon lira borçla mtil^a idareden tevarüs ettiği müesseseyi, daha verim haie getirmek için. zaman ve imkanı, miatdesi nisbetinde çalışacağını izahatına ilave etti. ıMaliye Vekili bu arada kabotaj hatları İçin beş yeni geıııi sağlandığını, bunlardan ikisinin himeie 'girdiğini, şehir hatlarında eski gemilerin kısmen yenilendiğim, şilep ve taiıker kadrosunun 14 gesmi ilavesiyle tıkviye ediltfliğmi söyledi. Maliye Vekili bu arada banka rse başladığı sıralarda 287 kişinin çıkarıldığını, dört sene zarfında kadroya 691 yeni eleıan alındığını bildirdi. Yolcu tarifelerine yakılan ortalama yüzde 30 zammın zimmete alınması gereken maliyet unsurlarından ileri geldiğini yolcu izdihamının yeni gemilerin hizmete 'girmesiyle bu sene kalkacağını söyledi.
Takrir saihibi Bursa mebusu Müfit Erkuyumcu Denizcilik Bankasının kendisinden beklenen göremediği ve İsraf içinde bulunduğu mütalaasını ileri sürdü. Tarifelere zam yapılını? olmasını tenkidetti. Bankanın ticari zihniyetle idare edilmediğini söyledi.
Maliye Vekili Nedim Ökmen tekrar kürsüye gelerek müessesenin Maliye Vekaletinin murakabesine tabi olduğunu, hatibin tenkidlerinde haklı olduğu taraflar bulunduğunu, bunların kısa zamanda giderilmesine çalışacağını bildirdi.
Takrir sahibi kürsüye gelerek vekile teşekkür etti.
Günün besinci ve son sual takriri Bolu mebusu Lütfi OŞultürk tarafından verilmişti. Okul vıs orduda verem ve hijiyen durumu hakkında idi.Suali kendi vekaletleri bakımından, Maarif Vekili Ahmet Özel, Sıhhat ve İçtimai muavenet Vekili Nafiz Korez, Devlet Vekili ve Milli Müdafaa Vekaleti Vekili Semi Ergin cevaplandırdılar ve gerek umumi olarak memleket çapında, gerekse okul ve ordu camiasında alınan tedbirleri, bu tedbirlerden alman müsbet neticeleri eski senelerle roukayeseli bir şekilde geniş ve etraflı olarak izah ettiler. Bu arada Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekili, haat ah a nelerde veremli hastalara ayrılan yatak sayısının 2107 den 7277 ye çıkarıldığım, bunun bu yü 7777 olacağını, ilk hedefin bu rakamı 19 bine çıkarmak olduğunu bildirdi.
Takrir sahibi Bolu mebusu Lütfi Oğultürk, mevzuun çok ehemmiyetli olduğunu, belirtti. Kendisinin birkaç sene ewel Sıhhat ve İitimai Muarvenet Vekaletine İtalyadaki tetkikleri hakkında verdiği bir raporun gerekli alakayı görmediğini fade .etti. Verem tedavisinde kullanılan ilaçların memleketimiacte, diğer memleketlere nisbetie pahalı olduğunu söyledi. Bu arada Heybeliada sanatoryomunun sirayet bakımından tehlikeli olduğu mütalaasını ileri sürdü.Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekili Natiz Körez tekrar kürsüye gelerek bahis mevzuu raporu buldurup bizzat tetkik edeceğini, Heyibeliada sanatoryomu bakında tetkikler yaptıracağını bildiridi.Bu konulmadan sonra Reis, 23 ocak pazartesi günü saat 15 te toplanılmak üzere, Büyük Millet Meclisinin bugünkü toplantısına sun Ivsrda.
21 Ocak 1956
Ankara :
Bütçe Encümeni bugün öğleden sonra saat 15.30 da Encümen Birinci Başkanı Balıkesir mebusu Halil Imre ile ikinci başkan Kırklareli mebusu Şefik Bakay'ın riyasetlerinde toplanarak Dahiliye Vekaleti bütçesinin müzakeresini bitirip Hariciye Vekaleti bütçesi ile iktisadi işbirliği teşkilatı bütçesinin müzakeresine başladı.
Müzakerelerin açılması sırasında söz alan raportör İzmir mebusu Bahzat Bilgin Hariciye Vekaletinin son bir yıl içinde gösterdiği faaliyeti belirten raporu okudlu. Raportör Trabzon mebusu İsmail Şener de m ille ti sıarası iktisadi işbirliği teşkilatı hakkında izahat verdi.
Milletlerarası iktisadi İşbirliği teşkilatı hakmda hazırlanmış olan raporda ezcümle şöyle denilmekteydi:
1955 temmuz iptidasından 1956 haziran sonuna kadar cari Amerikan mali yılma mütenazır olarak üzerinde durulan muvakkat mahiyetteki rakaım 72.000.000 dolardır. Artması daima mümkün ve her halde şayanı temenni olan bu yardımın 50.000.000 nu iktisadi. 2.000.000 u teknik yardım olarak derpiş edilmekte, mütebaki 20.000.000 akar yakıt gibi askeri ihtiyaç maddelerinin karşılığını teşkil etmektedir. 50.000.000 lirahk iktisadi yardımın % 50 si piyasa ihtiyaçlarmrn karşılanmasına ha sre dile çektir.Amerikan yardımının esas itibariyle Türk iyen in İktisadi vaziyetini düzeltmeğe ve kendi kendine yeterliğini temine matuf bulunduğu malimdur. Bu itibarla tediye muvazenemizle pek ya'km bir alakası vardır.
Yatırım politikamızın semereleri alındıkça Ilış tediye muvazenemizin daha müsait bir vaziyete tedricen intikal edeceği tabii olmakla beraber, 195S yılı ihracat ırc ithalat tahin inlerinin, tatbikine ehemmiyet verdiğimiz tasarruf siyasetine rağmen, daha esaslı birAmerikan yardımına ihtiyaç hissettirdiği fonksiyonunu ne derece kolaylaştıracağım Amerika Birleşik DevleÜeri hükümetinin takdir edeceğini ümit etmek yerinds olur.
Amerikan yardımlının Türk lirası olara:k di^er bir cephesini teşkil eden karşik'k paralar fonuna gelince 3091955
tarihli itibariyle vaziyet aşağıda gösterilmiştir:
Serbest bırakılan Türk lirası 496.344.000 Milli Savunma sektörü 192.08S.325 amme sektörü 5.500.000 hususi teşebbüs sektörü 74S.630.325 yekin Programa ballanan yekin ise 771.81 31S liradan barettir.Dış tediye muvazenemiz üzerinde tesisleri malim bulunan ve E.P.U. ilemünasebetlerimizi iigilendiren aryerc borçlara gelince: Geçen ooaık ayı baranda 478.000.000 liraolan bu borçların 30.9.1955 tibariyle 338.000.000 liraya düştüğü ve 140.000.006 liralık miktarının tediye edildiği kayde değer başlıca lacaklı memleketlerle bu borçların tasfiyesi İçin mutabakata varılmış bulunması muayyen müddet zarfında .bunların tamamen ödenmis olacağını haklı olarak ümit ettirmektedir.
Raporların okunmasından sonra Ordu mebusu, Refet Altsoy (D.P.) bugünkü dünya politikası muvacehesince Türkiyenin durumunun ne olduğunu, sordu.Avrupa birliği, Nato teşkilatı, Balkan ve BaÇdad paktlarının bugünkü vaziyetleri hakkında izahat istedi. Ingilterenin Kıbrıs hakkındaki politikasında bir değişme olup olmadığını sual eyledi, Çankırı mebusu Tahsin Nahit Uygur (D.P.) Kıbrıs meselesinin bugün almış ol'duŞu şekli, Yugoslav «Vletreisinin Bağdad paktı hakkında verdiği beyanatın ne gibi bir hava yarattığını, Selanik 'konsolosumuzun aLsyhine açılmış olan davanın gidişatı hakkında malimat istedi. Bu arada Amerikan yardımı ve garbi Trakyadaki Türklerin vaziyeti üzerinde izahat verilmesi dileğinde bulundu.
Tekirdağ mebusu Zeki Eratama (D.P.) Rusların demir perde ile demokrasiler arasında kurmaya çalıştığı übitaratflar kordonu» mevzuu üzerinde konuşarak, Yü'Soslavyanın bu husustaki durumunun açıklanması fikrinde bulundu ve Yugoslavya ile yapılan askeri pa'kt dölayisiyle bütün askeri sırlarımızın bu devlete verilir) verilmediğini sordu. Zeki Erataman bundan sonra Birleşmiş Milletlerdek; delegelerimizin Arap alemine kargı alman kararlara iştirak ettiğini, bu halin kurmuş olduğumuz Bağdad Paktının havası ile tezat tsşkii .eylediğini ileri sürdü. Suudi Arabistan'ın bize karşı takınmış olduğu hasrnane tavır karşısında tarafımızdan bazı tedbirler alınmasını istedi. Bize mebusu Hüseyin Agun (D.P.) Harici politikamızın son yıllarda eide ettiği muvaffakiyetleri belirtti.
Bunu takiben 1955 yılında Amerika'dan istenen istikraz mevzuunda hazırlıklı bulunup bumulmadığını sordu, m emie'ketimize gelecek olan Randall'tüen bahsederek, daha Önce Amerikan efkarında iktisadi durumumuz hakkımda ortaya çıkan menfi havanın son aylarda iyiye doğru değişmesinin sebepleri üzerinde izahat ;tedi. Hüseyin Aıgim konuşmasına üevamla, 6/7 eyiüTi hadiselerinin arefessnde İstanbul'a Yunanistan'dan 40 bin Yunanlının misafir alarak geldiği hab.eriniu doğru sayılıp sayılmıyacağ* sualini de ortaya attı. Muğla mebusu Natık Poyrazığlu (D P.) yurdumuza gelmek isteyen vi yanlarında küli.ivttli miktarda sermaye bulunan Japr ııyaadki Kazan Türklerinin bu gelişleri için tedbirler alınıp alınmadığı ha.kmda malimat istedi.Balıkesir mebusu Halil Imre (D.P.) Kıbrıs meselesi üzerinde durarak, Kıhrıs Türktür» cemiyetinin faaliyeti sırasında harici politikamıza faideli olııp olmadığını sordu. İzmir mebusu Behzat Bilgin (D.P.) 67 eylül hadiseleri dolayısiylc ne;"cdilen bir teıbliğe temas ederek, bu tebliçds İstanbııldaki Rumların Yunan asbndan gelen Rumlar olduğunun söylendiğini ifadeyle, bu iddianın doğru sayı imıyarağını, İstanbullu kumların Yunanlılarla bir alakası bulunmadığını belirtti Bundan sonra garbı Trakyadaki Türklerin müşküller içinde kaldığını sözlerine ilave etti, yum dışında bulunan Türklere daha fasla aiasa gösterilmesini arzu eyledi. Behzat Bilgin, diğer taraftan Selanik Koiırolosumuzun mahkemesi hadisesi üze inde d& durdu, Konya mebusu Mustafa Bağrıaçık (D.P.) (Amerikan yardımının azlığı mevzuunda konuştu. Sinop mebu'su Nuri Serfcoğlu (C.H.P ) Selanik konsolosumuz aleyhine açılan muhakemeyi mevzuutoalıis ederek. Yunan hüki metinin bu davayı t&kip etmekten vazgeçmesinin sebebini öğrenmek İstedi ve Yunan hükümetinin bu davadan kendi arzusu ile mi yoksa baş^a E.sbepler dölayisiyle mi vaz geçtiğini sordu. Nuri Sertoğlu, Bağdad pakıma Amarskanın girip girmiyeceği üzerinde malimat istedi.
Yugoslavyada kalan Türk Emlaki hakkında fikirlerini serdetti.
Tokat mebusu. Ömer Sunar (D.P.) )muhaleftin zahiren Id'ış politikada iktidarla beraber görünmesine rağmen, yapılan siyasi ve iktisadi anlaşmaları zedeleyecek bir hava yaratmış olduğu halde, hariciyenin muvaffak işler gördüğünü beyan eyledi. Amerikan yardımı hakmda malimat istedi. İsviçrenjn radyo ve gazeteleriyle aleyhimizde propaganda yaptığını ileri sürerek buna mani olunması dileğinde bulundu. Bolu mebusu Fahri Belen (D. P.) dış politika hakkında efkarı umumiyeye daha fazla malimat verilmesi hususunda konuştu ve Yunanistanm İstanbul Kumlarını Yunan ekalliyeti olarak vasıflandırmasını doğru bulmadığını belirtti.
Trabzon mebusu İsmail Şener (D.P.) milletlerarası iktisadi işbirliği teşkilatının kurutuşu ye bugünkü bünyesi üzerinde izahat verilmesini arau etti. İzmir mebusu Abdullah Aker (D.P.) Kıbrıs meselesinin bir Türk İngiliz, yoksa bir Türk Yunan davası olarak mı ele alındığını sordu. Sinorı mebusu Nuri Sertoğlu (C.H.P.) ikinci defa yaptığı konuşmasında, Ömer Sunar'a cevap vererek, kendisinin muhalefet hakkmda ileri sürdüğü iddialara misal vermesi lazımigeldiğini beyan etti. Zonguldak mebusu Sebatı Ataman (D.P.) d'a buna bir misal vereceğini "iradeyle, 67 eylül hadiseleri dolayısiyle Yunanistan tarafından aleyhimize yaratılan fikir ve ittiTıamlarm muhalefet lideri tarafından Meclis kürsüsünde tekrar edildiğini söyledi. Tekrar söz alan Tekirdağ mebusu Zeki Erataman (D.P.) Kor.e harbine katılan Birleşmiş Milletlerin bu memleketteki askeri birliklerinin miktarını azalttığını belirterek, tugayımızı tam kadrosu ile orada tutup tutmayacağımızı soriiu.
Kırklareli .mebusu Şefik Bakay (D.P.) Brezilya. Şili ve Meksika'da esfarethanelere lüzum olup olmadığı sualini sordu, Avrupa konseyi ile hariciyenin yakında alakadar olmasını temenni etti. Nazırlar konseyine bir konsolosumuzun iştirak etmesinin doğru olmayacağını belirtti, Titonun seyahatleri hakkında hariciyemizin fikrini öğrenmek istedi .Milletlerarası İktisadi işbirliği teşkilatı hakkında sorulan suali, cevaplandırarak Çanakkale mebusu 'Fatin Rüştü Zorlu, mezkir teşkilatın kuruluşu hakkında izahat verere'k, Amerikan yardımının n.ev'i şahsına münhasır bir yardım sayılabileceğini, tarihte ilk defa olarak bir memleketin diğer bir memlekete karşılıksız şekilde para yardımında bulunduğunu vs böylece o memleket ile di£er memleketler arasında sıkı bir iktisaidi işbirliginin tesis edildiğini, ,;ski iktidar zamanında bizim' de bu teşkilata katıldığımızı, o zamanlar «iktisadi işbirliği teşkilatının» Maliye Vekaletine bağlanmak istendiğini daha sonra bir devlet bakanlığının ihdas e'dildiğini, nihayet teşkilatın hariciyeye katıldığını, 1952 yılından itibar.gn bu işin memurlar sınıfından çıkıp daha yüksek bir seviyeye, vekiller seviyesine çıkarılmış bulunduğunu ve döviz 'komitesinin de bu suretle meydana geldiğini ifade etti. Fatin Rüştü Zorlu bundan sonra iktisadi işbirliği teşkilatının faaliyet sahası üzerinize izahat vererek, bu teşkilatın esas işinin Amerika ile temas ve iktisadi mevzuları planlama olduğunu belirtti. Bu arada iktisadi işbirliği teşkilatının hariciye vekaletine bağlı olarak kalmasının lüzumunu 'belirterek,. bugün Hariciye teşkilatının faaliyetinin yüzde doksanının ticari ve iktisadi sahada teksif edildiğini ifade eyledi.Fatin Büytü Zorlu'nun konuşmasından sonra Kars m.ebusu Turgut Göle (C.H..
P.) Yunanistanın, Orta 'd'oğunun, Mısır ve Suudi Arabistanm durumlariyle Ürdündeki hadiseler ve Amerikan yardımı hakkında izahat istedi.Bütçe Encümeni saat 19.30 da bugünküçalışmasına son verdi.
Encümen pazartesi günü saat 10 da toplançaktır.
23 Ocak 1956
Ankara :
Büyük Millet Meclisi buıgün saat 15 te Eeisvekillerinden Agah Erozaran başkanlığında toplanarak üç tefsir talabini müzakere ve karara bağlaldlı.Bu taleplerden biri eski Ekonomi Bakanı ve Kocaeli Milletvekili Sırrı Belüoğlu hakkında idi. Tefsir talebindebulunan Trabzon mebusu Mahmut Goloğlu; infaz edilmiş 9 sene 4 aylık, mahkimiyeti sonradan kir kanunla affedilmiş olan Sırrı Bellioğlu'ya, af kanunundan evvelice kesilen müterakimmaaşların geri verilmesini istiyor, aynı zamanda müsadere olunan bir daktilomakinesi ile iki adet san bloknotununda iadesi sürülüyor. Adliye Encümeni, bu talebi incelemiş. Türk Ceza' Kanununun 100 ve 120 nci maddelerindeki sarahat karşısında ne maaş kesintilerinin ne de müsadere edilen eşyanın iadesine imkan görmüştü. Bu mazbata üzerine geniş müzaiker eleroldu. Tefsir talebinde bulunan Trabzon D.P. mebusu Mahmut Goloğlu, bu: zat hakkında çıkarılmış olan af kanununda »mahkimiyetin bütün hukuki neticeleri ile» affedildiğiTie dair bir kayıt da bulunduğuna göre, bu sarahat karcısında müsadere edilen ajya ile maaş kesintilerinin iadesi gerektiğini etraflı fekilde izah etti Sırrı Bellioğlu nım suçsuzluğu sabit olduğu cihetle affedildiğini, binaenaleyh ortada bir hak mevzuubahs bulunduğunu söyle'ü. Eğer tifeir yoluyla bu işin halli mümkün görüimüyursa, adalet komisyonunun bu yolda bir kanun teklifi hazır liy arak meseleyi Meclise geiirmeşini teklif etti.
Söz alan Çanakkale D.P. mebusu Servet Sezgin ile Kocaeli (Hür. P.) mebusu Turan Güne?, trfsir talebi sahibinin mütalaalarına igtrrak ettiler. Komisyon sözcüsü Konya mebusu Halil Ozyörük, umumi deçil hususi bir af bahis mevzuu olduğunu, mücrimiyit halinin ortada durduğunu, sadece cezanın kaldırılmış bulunduğunu, bu af kanununun ancak çıkarıldığı tarihten itibaren bir hüküm ifade ettiğini belirtti.
»Bütün hukuki vecibeleri» tabirinin aftan sonra maaşının iai'esi ve mahcuriy tinin kaldırılması gibi hususlarda tatbik sahası bulduğunu, faıkat ceza davası ortada durduğu için «bütün hukuki vecibeleri» tabirinin tefsir yolu ile taler olunan hususlara intikal edemiyeceği mütalaasını öne sürdü.
Siirt D. P. mebusu Mehmet Daim Süalp komisyon görücünün lehinde konuştu. Kars C.H.P. milletvekili Sırrı Atalay, tefsire mahaj görmediğini belirtti.
Neticede, Sırrı BelIioŞl.u'nun kesilen maaşları ile müsadere edilen eşyanın bir kanun teklifi hazırlanmak suretiyle ıgeri verilmesi için tefsir mazbatasının Adliye Encümenine iadesi hususunda Kemal Kale ve Servet Sezgin tarafından verilmiş olan önerge kabul edilerek mazbata komisyona iade olundu.
Bugün görüşülen "ikinci tefsir talebi, hakimler kanununun fi2 nci maddesinin tefsirine dairdi ve Bize mebusu Hüseyin Akçal ile Niğde mebusu Hüseyin Avni Göktürk tarafından verilmişti.
2556 sayılı hakimler kanununun muaddel 62 nçi maddesi hükmünün mümtaz ve tercihli olarak terfi eden ve hakimliğin yedinci derecesine geçmiş olan hakimler hakkında mezkir kanunun 7 uncu maddesinin birinci fık" rasmdaki mutlak teminat hükümlerine tevfikan muvafakatleri alınmak kaydiyle tatbik edileceği yolunda tefsiri İsteniyordu.
Adliye Encümeni, uzun olan kararın da bu mesele, 62 nci madde metninden anlaşılabilecek manaya hasredil diği için teminat bahsinde başkaca mütalaa serdim lüzumsuz görüyor ve bir hakimin müddiumumilik sınıfına geçebilmesi için rıza ve muvafakatinin mutlaka istihsali Iazımigeleceği hususu teminatın bünyesinde ve buna taalluk edsn hükümlerde açıkça mevcut bulunduğu İrin bu maddeyi istisnalar arasında saymak suretiyle teminat keyfiyetini ihlale imkan olamıyacağını bu İtibarla da tefsire ihtiyaç bulunmadığını belirtiyordu. Adalet, komisyonu mazbatasij bu şekliyle kabul edildi.
Millet Meclisi, bugün üçüncü bir tefsir talebim daha karara bağladı.Bu talip, hava sınıfı mensuplarına verilecek zamlar ve tazminler hakkındaki 3435 sayılı kanunun 4334 sayılı kanun la değişen 14 üncü maddesinin tefsiri, hakkında idi ve hükümetten geliyordu. Ekim programı gereğince talim yaprnaık üzere Polatlı'dan vazife uçuşuna_çıkan öğretmen teğmen İsmail Ergin ile öğrenci üa teknen Kemal Akdura'nın Keskinde düşerek şehid olmaları üzerine aileleri tazminat tal.ebınde bulunmuşlardı. Ancak, kaza vazifel.indirildikleri uçuş sahası dışında vukua geldiği için bu kabil düşmelerde şehit olanlara bu madde hükmünün tatbik edilip edilemiyeceği soruluyordu. Encümen meseleyi ineelsmiş.14 üncü maddenin, vazife esnasında düsen havacılarımızın ailelerine, kaza herhangi bir sebeple uinuş sahasından ve yolundan inhirafa mecbur kalmaları halinda vuku bulmuş olsa dahi tazminat ödenmesini gerektiren bir manayı ihtiva ettiğini, bu itibarla tefsire mahal olmadığını bildirmişti.Bu mazbata da Meclis umumi heyetince bu şekliyle kabul edildi.Gene bugünkü toplantıda emekli kanununun 78 inci maddesinde bir değişi'klik yapılması hakkında İzmir D.P. mebusu İlhan Sipahioğlu tarafından verilmiş olan kanun teklifinin muvakkat bir encümende müzakeresi de kararlaştırılmıştı.Büyük Millet Meclisi, 25 ocak çarşamba günlü saat 15 te toplanmak üzere bugünkü çalışmalarına son verdi.
Ankara :
Bütçe Encümeni bu gece saat 21 de Encümen Başkanı Balıkesir Mebusu Halil İmrenin riyasetinde toplanarak Hariciye Vekaleti 'bütçesinin fasılları üzerindeki müzakerelere devam etti. Milletlerarası kurumlara iştirak etme tahsisatının konuşulması sırasında söz alanlardan Kırklareli mebusu Şefik Bskay (D.P.) Avrupa konseyi msveuu üzerinde durarak, vekaletin Avrupa konseyine daha fazla alaka göstermesini buralarda fazla eleman bulundurmamızı, nazırlar konseyine konsolosumuzun değil, sefirlerimizin iştirak etmesini, diğ.gr taraftan Fao teşkilatında daimi t em si] çilerimizin mevcut olmasını arzu etti. Ankara mebusu Muhlis Ete '(Hür P.) aynı hususları mevzuubahis ederek Avrupa konseyindeki daimi mümessilliğimizin takviyesi yoluna gidilmesi, Hariciye V.e'kaLatindekı bu işle meşgul dairenin fou meseleyi daha ihtimamla ele alması üzerinde konuştu. 'Balıkesir mebusu Halik Timurtaş (D.P.) milletlerarası kurumlarda ve bilhassa Birleşmiş Milletler teşkilatında halen münhal kadroların bulunup bulunmadığını sordu. Ve buralara gitmek için müracaat edenlere kar şı bazı zorluicLarm çıkarıldığını ilave etti. Balıkesir mebusu Halil İmre ÇD. P.) Türkiye Büyük Millet Meclisinin Hış münasehetlisr sahasında Hariciye Vekaletinin alakasının arttırılması lüzumunu belirtti ve Hariciye Vekaletinde Avrupa konseyi işiyle meşgul bulunan dairede halen fazla bir faaliyet görülmediğini fasyan etti. Diyarbakır mebusu Halil Turgut (D.P.) da aynı hususlarda fikrini izah eyledi. İleri sürülen temennilere ve suallere cevap veren Hariciye Vekili Fuat Köprülü, mivzuu bahis milletlerarası kurumlar iğin Vekalet dışında kafi miktarda evsafı matlubeyi haiz şahsiyetlerin bulun durulma dığlnı, bununla beraber ileri sürülen aksaklıkların, giderilmesi yolumi'a .elden gelen gayretlerin yapılacağını, bilhassa Avrupa konseyi mümessilliğimizin takviyesi yolunda elden gelen gayretlerin yapılacağını, bilhassa Avrupa konseyi mümessilliğimizin takviyesi yolunda geniş çapta faaliyete 'girişileceğini, zaten bugünl&rda bu hususlarda yeni tedbirlerin alınmış bulunduğunu belirtti. Fao teşkilatına daimi bir mümessil gönderileceğini, milletlerarası kurumlardaki münhal kadrolara memurlarının tayin olunacaklarını sözlerine ilave etti.Dış memleketlerde Türk Kültür varlığının korunması için ayrılmış bulunan 500 bin liralık tahsisatın müzakeresi sırasınida söz alanlardan Ordu mebusu Sabri İşbakan (D.P.) ile İzmir mebusu Behzat Bilgin (D.P.) dış memleketlerde ve bilhassa Kıbrıs'ta Türk kültürünü sağlamlaştırmak ve yaymak hususlarında düşüncelerini ifade ettiler ve böyle mühim bir iş için ayrılan tahsisata 500 bin lira daha ilave edilmesini istediler. Bu teklif kabul edilerek tahsisat bir milyon liraya çıkarıldı.
Bundan sonra Hariciye Vekaleti ile İktisadi İşbirliği Teşkilatı bütçeleri kabul .edildi ve jet tayyareciliği uçuş hizmetleri tazminat kanunu layihasının müzakeresine başlandı. Bütçe Encümeni saat 24 de gece mesaisine son verdi. Encümen yarın saat 10 da toplanacaktır.
24 Ocak 1956
Ankara.:
Bütçe Encümeni bugün saat 10.30 da Encümen ikinci başkanı Kırklareli mebusu Şefik Bakay'm riyasetinde toplandı. Encümenin sabah celsıssinde, jet tayyareciliği uçuş tazminatı kanunu layihasının müzakeresi geri bırakılarak, Maarif Vekaleti bütçesinin konuşulmasına geçildi.
Raportörün verdiği kısa izahattan sonra söz alanlardan anfeara mebusu Prof. Muhlis Ete (Hür P.) yeni kurulmakta olan üniversitelerin fakültelerinin hangi esaslara ve ihtiyarlara göre tasbit edildiğini, ilini adamlarına, araştırma vasıtalarına ve lojmanlara olan ihtiyaçların ele alınıp alınmadığını sordu. Atatürk üniversitesinin kuruluşu ilg ilgili Amerikalı profesörlerin Türk lenıanlariyle olan ünasebetleri ve hazırladıkları raporların mahiyetinin nelerden ibaret olduçTunun açıklanmasını istedi. Liselerde yabancı dil tedrisatı üzerinde durdu ve kütüphanelere daha fazla tahsisat ayrılması temennisinde bulundu.
Ankara mebusu Aliye Timuçin (D.P.) Maarif çalışmalarım bazı esaslara bağlamak zarureti üzerinde durdu, öğretmen yetiştirmek mevzuunu koordine etmek lazım geldiğini ileri sürdü ve ilk ööretim kanununun bir an evvel 1 getirilmesini istedi. Mebusu Cemal Köprülü (D.P.) ilik öğretim mevzuu ile güzel sanatların ana dava olarak ele alınması temennisinde bulundu. Ujak mebusu Yusuf Aysan (D.P.) Beden Terbiyesi kanunu üzerinde durarak, günün ihtiyaçlarına uygun tasarının bir an evvel gatirilmesini arzu etti, İzmir imibusu Abdullah Aker (D.P.) de talim ve terbiye dairesine kar aza ve raportör tayin edildiğini sual ettikten sonra Ankarada açılalı ticaret okulunun ii'urumuım. ticaret liselerine yapılan tayinleri, yüksek İktisat 17e ticaret okullarının üniversiteye katılması hususunda ne düşünüldüğünü ve halk eğitim müdürlüğünün ne suretle teşkil edileceğini öğrenmek arzusunu izhar etti. Ve Encümen saat 13 de sabah çalışmasına son verdi. Encümen, saat 16 da tekrar toplanacaktır.
Ankara :
Kıbrıs meselesinin halihazır durumu hakkında Anadolu Ajansı tarafmkfen vaki toir suale cevaben Hariciye Vekili Prof. Fuat Köprülü aşağıdaki beyanatta bulunmuştur: Filhakika, Kıbrıs Valisi Mareşal Sir John. Harding'İn son haitalar zarfında Kıbrıs'ın durumu hakkında Başpiskopos Ma'karyos ile müzakereler yapmasının ve bilahare hükümetiyle temaslarda bulunmak; üzere Londraya gitmesinin matıbua timiz tarafın'ilan hassasiyetle takip edildiği müşahede olunaısktcar. Bu mevzuda çıkan muhtelif ainns haberlerinin, zihinlerde, haklı olarak, .bazı şüphe ve endişeler yaratacak mahiyette olduğu da görülmekledir.Bu itibarla, Kıbrıs meselesi gibi Türkiye için birinci derecede ehemmiyetli bir davanın bugünkü vaziyeti hakkında efkarı umumiyenin su sırada tenvir edilmesi lüzumuna kani bulunuyorum.
Hükümetimiz, Kıbrıs meselesininseyriyle faal şekilde ala'kalanmakta vabu mevzuda ingiltere hükümetiyle sıkı temas idame ettirmektedir.
Bilindiği gibi. Yunan hükümetiyle Ma'karyos, Kıbrıs'ın Yunanistan'ailhakını (Enosis) istemişler v= bunu 'temin etmek ümidi ile de«milletlerinkendi mukadderatını kendilerinin tayin etmeleri prensibinin" (selfdetsrmination) kısa zamanda adada tahakkukunu talep eylem dir.
İngiltere hükümeti ise, ezcümle, Londra konferansında ve bilahar.g Avam Kamarasında ifade ve ilan ettiği veçhile, her ne kadar (selfdeterminationj prensibini kabul ediyor ise de, bugünkü şartlar içinde bu prensibin Kıbrısta kabili tatbik olmadıŞı, tahakkukunun, bazılarının İngilterelim ihtiyarında dahi bulunmayan bir takım şartların tahassülün.e bağlı olduğu kanaatindedir.
Hükümetimizin noktai nazarına gelince: Birleşmiş Milletlerin 1954 yılı genelkurul içtiinainlia ve geçen eylülde Londra konferansında müdellel ş.sikilde ifade edildiği veçhile, hükümetimiz selfdetermination'un prensibini milletlerarası bir prensip olarak kabul etmektedir. Pakat bu prensibin dünyanın her tarafında Ve 'bilhassa Kıbrısta tatbikine cevaz verilemiy&c.eği kaaıaa. tindedir. Onu bu kanaate serkdien hukuki, coğrafi ve tarihi amiller ve , müteaddit misaller şimdiye kadar tafsil edilmiş bulunmaktadır. Kıbrıs hakkında dünya efkarı urmımiyesinin tenviri maksadiyle Burk tezi toplu bir halde İngilizee 'bir broşürde ayrıca anlatılmıştır. Bu tezimizde hiçbir değişiklik olmadığı malimdur.
3Yukarıda da izah olunduğu veçhile Londra konferansı
sırasında, halihazırda (selfdetermination) mesele
Hükümetimizin kanaatince Kıbrıs'ta idari muhtariyete g i d il eb ilm esi için herşeyden evvel oradaki tedhişçiliğin bertaraf edilmesi, asayiş ve mizamın avdet .etmesi ve muhtelif cemaatler arasındaki münafret havasının zail olması lazımdır. Fakat bu tahakkuk etse bile idari muhtariyetin tatbik edilebilmesi, adadaki Türk cemaatinin diğer cemaatleri, Federal idarelerde olduğu veçhile müsavi hak ve imkanlarla mahalli idareye itirak etmesi icap eder. Ancak bu suretledir ki adadaki Türklerin birtakım idari tertiplerle ezilmesi ve din bir vaziyete düşmesi . önlenmiş olabilecektir.
'Hükümetimiz bu mülahazalarını İngiltere hükümeti nezdinde yenidsn teyid eylemiştir.
4Hükümetimiz, makaryos'un Kıbrıs halkının mümessili
sıfatını tekınmaya hakkı olamıyaçağına işaretle
5Yukarıdaki izahattan çıkan neticeler şunlardır:
Kıbrıs meselesindeİngiltere hükümetinin halihazır durumu, Londra
konferansında almış vebilahare .seçenlerde Avam Kamarasında vuku
bulan müzakereler sırasında izah etmiş olduğu diuruma nisbetle derişmiş
değildir. Matbuatımızınhassasiyetle takipfoettipi son müzake
Kendi tezini mahfuz tutan hükümetimizin, İngiltere hükümeti ile vuku bulan temaslarının mezkir hükümetim bu meseledeki hareket tarzının samimiyetinin bir delili olduğu ve inkişaflara göre her husus hakkında mütalaalarını ona bildirmeye id'evam etmek imkanlarım temin eylediği fikrindedir.
Ankara :
Bütçe Encümeni bugün öğleden sonra saat 16 da encümen reisi Balıkesir mebusu Halil imre'nin başkanlığında toplanarak, Maarif Vekaleti bütçesinin müzakeresine devam etti,
Öğleden sonraki müzakerelerde bütçenin tümü üzerindi söz alan mebuslardan Ordu mebusu Refet Aksoy (D. P.), Maarif politikamız hakkımdaki görüşlerini izah ettikten sonra köylerimizin eri kısa yoldan okula kavuşturulması, ve öğretmen noksanlığının giderilmesi irin Vekaletin ne gi'bi tedbirler aldığını neler düşündüğünü sordu, halk e öt i m ine daha fazla ehemmiyet verilmesini istedi.
Giresun mebusu Mazhar Şener (D.P.) okullarda dil meselesini müstakar bir hale getirmek için Vekaletin ne düşündüğünü sual etti ve öğretmen Öğrenci mevzuu hususundaki görüşlerini açıkladı.
izmir mebusu Behzat Bilgin de (D.P.)) okul ve öğretmen yetersizliği üzerinde durdu ve Vekaletin gerekli tedbirleri alması gerektiğini ileri sürdü, mahalli idarelerin de okul yapımına iştiraklerini temenni etti. Ekalliyet okullarının durumuna da İşaret eden hatip, bu okullarda okuyan öğrencilerin Türk vatandaşı olarak Türk eğitim sistemlerine tabi olmaları gerektiğini belirtti. Ortaokullara din dersleri konulmasını mahzurlu bulduğunu söyledi.
Trabzon mebusu Mustafa Reşit Tarakçıoğlu (D.P.) Maarif sisteminin gerÇek hayata uydurulması lüzumu üzerinde durdu ve ilk okullardan sonra tahsile devam imkanı bulmayan çocukların, bölgelerin, hususiyetine göre airai vesair bilgiler verecek bir tedrise tabi tutulmalarının yerinde olacağıjıı sözlerine ilave etti.
Sinop mebusu Nuri Sertoğlu (C.H.P.), eğitmenlerin maaşlarının yüz liraya çıkarılmasını, ilkokul kitaplarının istikrarlı bir hale konulmasını, sanat okollarındaki öğretmen kifayetsizliğinin giderilmesini ve bunun için de Ankara erkek teknik öğretmen okulunun cazip bir hale konulmasını arzu ettiğini belirtti ye kendilerine mühendislik unvanının verilmesini talep etti.
Çankırı mebusu Tahsin Uygur (D.P.) ilk öğretim kanununun ne zaman sevkedileceğini, köy okullarına ayrılan tahsisatın hangi .esaslara göre vilayetlere tevzi edildiğini sorduktan sonra rahatsızlığı dolayıslyle artık calişamıyacak olan dünya şampiyonu güreşçimiz Yasar Do«u için Vekaletin yardım yapıp yapmaması hususunda ne düşündüğünü öğrenmek arzusunda olduğunu söyledi.
Muğla mebusu Natık Poyrazoğlu (D. P.), Maarif Vekaletinin, topyekin Maarif davaları için bir planı olup olmadığını, dü mevzuunda ne düşünüldüğünü, güzel sanatların inkişafı için ne gibi tedbirler alındığım halk eğitim meselesine temasla, folklorumuzun geliştirilmesi konusunda Vekaletin düşüncelerinin nelerden ibaret olduğunu sordu, Imamhatip okullarında bulunan yoksul öğrencilerin leyli okutul» ması arzusunu izhar etti.
Zonguldak mebusu Sebatı Ataman (D. "P.) tabiatın birçok bakımlardan mahrum bıraktıŞı bölgelerdeki okulların tedris vasıtaları ve öğretmen bakımından da mahrum bırakılmasının mahzurlarına ifaretle bunun giderilmesi gerektiğini ileri sürdü. Orta tedrisat mevzuunda bir plan olup olmadığını sordu.
Ordu mebusu Sabrİ İşbakan (D.P.) ilk okullarda tedlris ve Öğretmen meselesinin bir programa bağlanması zaruretini belirtti. Bazı bölgelerdeki imamhatip okullarının leyli hale getirilmesini talep etti.
Kırşehir mebusu Ahmet Bügin (CM. P.) İlk öğretim hususundaki görüşlerimi bildirerek, ana dava olması bakımından buna çok ehemmiyet verilmesi gerektiğini müdafaa etti. Talim ve terıbiye heyetinin, ortaokullara din Idlersi konulup konulmaması hakkındaki görüşünün açıklanmasını istedi.
Van mebusu Kemal Yörükoğlu (D.P.) da bilhassa kendi seçim bölgesindeki meslek okullarındaki öğretmen noksanlığı üzerinde durdu. Doğu bölgesinde halk eğitimine daha fazla ehemmiyet verilmesi gerektiğini ve bu hususta kurslar açılmasının faydalı olacağını, zira h'ala Türkçe konuşanıiyan vatandaşların, mevcut olduğunu bildirdli. Hatip sözlerine devamla, yetiştirme yurtlarının nerelerde ve hangi kıstaslara göre açıldığını ve bu yıl açılacak olan kız ve erkek Öğretmen okullarının nerelerde ve hangi ölçülere göre açılacağını sordu. Seyhan mebusu Ahmet Topaloğlu (D. P.) halen açılan ve açılmakta bulunan kollej ve üniversitelerin, Vekaletçe hazırlanan, bir programa igöre, icabeden bölgelerde açılması gerektiğini ileri sürdükten sonra batı Trakyadaki Türk okullarının bir kısmının Yunan hükümetinin yardımından mahrum bulunduğunu, yardımın bilhassa Arap harfleriyle tedrisat yapan okullara tevcih edildiğini izahla bu mevzu ile alakalı olarak İstanbuldakİ Rum okulları hakkındaki mütalaasını beyan etti.
Trabzon mebusu Osman Turan (D.P.) memleketimiz bakımından iktisadi dava 'kadar müihim olan 'kültürel davaya hükümetin gereken alakayı göstermediği fikrinde bulunarak. Maarif politikasının çok insan okutmak yerine tam ve sağlam şekilde İnsan okutmak olması lazım geldiğini söyledi.
Bundan sonra ileri sürülen tenkid ve temennileri raportör olarak cevaplandıran Diyarbakır mebusu Halil Turgut (D.P.) moral eğitimi, öğretmen öğrenci münasebetleri, kemmiyet ve keyfiyet bakımından Öğretmen kifayetsizliği, dil meselesi ve halk eğitimi bakımından öğretmen kifay etsiz ligi,dil meselesi ve halk eğitimi hususlarında etraflı izahat verdi. Antalya mebusu Enver Karan (D.P.) kütüphanelerimizde mevcut bulunan eski eserlerin tetkikine imkan verilmesi için ortaokullarımızda eski harflerin okutulmasını ileri sürdü.Encümen, saat. 19 da öğle sonu çalışmasına nihayet verdi. Bütçe Encümeni saat 21 de toplanarak Maarif Vekaleti bütçesinin müzakeresine devam edecektir.
Ankara :
Bütçe Encümeni bu gece saat 21 de Encümen i'kinci başkanı Kırklareli mebusu Şefik 'Bakay'm riyasetinde toplanarak, Maarif Vekaleti bütçesinin müzakeresin s devam etti, Encümenin bu celsesinde konuşan mebuslar Maarifin muhtelif sabaları üzerinde fikirlerini beyan ettiler ve bazı dileklerle temennilerde bulundular. Maarif Vekili Ahmet Özel bu münasebetle yaptığı konuşmad'a ezcümle şöyle dedi: Arkadaşlarımın çoğu bilhassa kemiyet ve keyfiyet meseleleri üzerinde durdular. Bu arada Maarif çalışmalarının bir plandan ve programdan mahrum olduğu da ileri sürüldü, Evvela şurasını belirtmek isterim ki kemiyet bakımından Maarif mevzuu bir plana 'bağlanmış bulunuyor. İlk öğretimin talebe ve öğretmen artısını bildirecek grafikleri hazırlamış durumdayız. Zaten bu, daha ziyade bir grafik işidir. 1964 yılma kadar ilk Öğretimin talebe miktariyls bunların ihtyaci «bulunan Öğretmenlerin ve okul adedinin grafiği hazırlanmıştır. Tedbirlerimizi buna göre almaktayız. Keza orta ve lise öğretimi yolunda da a>yni sakilde hareket etmekteyiz. İstatistik Umum Müdürlüğü ile bu grafik hazırlama hususunda işibirliğine girişmiş bulunuyoruz. Kemiyet mevzuunda bunları söyledikten sonra bir de ksyüyet sahasında duralım. Maarifte keyfiyet daha ziyade hangi metodlarta bilgi verilmesi lazımgeleceği hususunu ihtiva eder. Şimdi halen elimizde bir talim terbiye heyeti ile bir Maarif Şirası vardir, Maarif Şirası bilindiği üzere üç yılda bir defa toplandığı için fazla yararlı olamamaktadır. Bu durumu göz önüne alarak bir ^Yüksek Maarif Meclisi" kurmak yolunda kanun layihası hazırladık, «Yüksek Maarif Meclisi» senede birkaç defa toplanarak bilgi nıetodları hakkında karar verecektir. Diğer" taraftan talim terhiye heyetini dii günün icaplarına uygun olarak yeniden organize edeceğiz. Nihayet ayni heyfiyet mevzuu dahilinde bir de ilim akademisi kurmak kararındayız.
Öğretmen adısdinİD ihtiyaca kaii gelmediği bir hakikattir. Hem öğretmen adedini çoğaltmak hem de kaliteli Öğretmen yetiştirmek hususunda elimizden geldiği kadar çalışıyoruz. Bu arada öğretmenliği cazip bir hala getirmek için intibak kanunu layihaları' hazırlamaktayız. Öğretmenlerin bilgilerini ve kültürlerini artırmaları iğin kütüphanelerin genişletilmesi ve bunların çoğaltılmasına ehemmiyet verinekteyiz.Ayni zamanda kurslar vekonferanslar tertip ederek onların kalitelerini de yükseltmek yolunu tutmuş bulunuyoruz. Seviye imtihanları tertip etmek suretiyle ilk okul öğretmenlerinin orta okul, orta okul ögretmenlerinin do lise ö£retm.eni olmalarını sağlamayı da gözönüne almışızdır...
Vekil bundan sonra yabancı dil ile tedrisat yapan koHejlerin durumu hakkında izahat verdi. Dil inkılabı mevzuunda da, konuşarak bu hususta icrai' kararlar vermenin doğru olmayacağını in kil abın tedrici bir surette ilerliy.eceğmı ve nihayet bu meselenin her şeyden önce akademik hüviyete sahip buiunduğunu tebarüz ettirdi. Dini tedrisat meselesinde de vekil Ahmet Özel şöyle dedi:
«İslam dini herseyden önce ahlaki va terbiyevi bir karakter taşır. Bundan dolayı dini tedrisatın bazı müesseselere sokulması akla gelebilir. Fakat biz bu. tedrisatın müesseselere tatbiki şekilde sokulmasını değil, mektep dışında bir konferans seklinde olmasını düşünüyoruz ve henüz bu hususta bir karara da varmış değiliz. Din tedrisatı yapan okullara azami ehemmiyeti vermekteyiz. İlahiyat fakültesi mezunlarını imam hatip okullarına tıoca olarak gönderiyoruz. Kıbrısta ıda bir imam hatip okulu açmak kararındayız.Gelecek sene bu okulun açılacağını ümit ediyoruz. Bu husustaki haeırlıkl arımız" tamalanmıştır.Arkadaşlarımdan bazılan garbi Trakyadaki Türklerin tahsil durumu üzerinde durdular. Yunarnistanla yaptığımız bir anlaşma gereğince, Yunanlılar İstanbuldaki Rum okullarma, biz de Garbi Trakyadaki Türk okullarına kitap göndermekteyiz.
Yalnız Yunanlılar tarafından gönderi1en kitaplarda Yunan (harsını telkin fiden bazı yazılara tesadüf edilmiştir.
Bu yazıların bulunduğu sahif eleri çıkardıktan sonra kitapları Bum okullarına dağıtmaktayız. Azınlık okullarındaki Türk öğretmenler kadıoya alınmıştır. Halk eğitimi sahasında faaliyetimiz devam etmektedir. Halen 840 adet gezici köy kurslarımız vazifelerini İfa etmektedirler. Bu kursların sayıcını arttıracağız.»
Ahmet Özel bu arada Avrupaya gönderilecek talebelerin kontenjanı hakkında da izahat verdi. Ve Bütçe Encümeni saat 24 da gece toplantısını sona «itdirdi.
Encümen yarın saat 10 da toplanarak Vekilin izahatının devamını dinleyecektir.
25 Ocak 1956
Ankara :
Büyült Millet Meclisi bugün saat 15 te reis vekillerinden Fikri Apaydın'ın reisliğinde toplanarak bazı kanun layı~ha ve tekliflerini müzakere etti.
Afyon mebusu Saip Özer'in vefat etmiş olduğuna dair Başvekalet tezkeresi celse açıldığı zaman okundu ve merhumun hatırasına hürmeten i'ki dakika ayakta saygı duruşu yapıldıktan sonra,
1) Arazi vergisi kıymetlerinin arttırılması ve arazi ve bina vergileri ile binalardan alman buhran vergisinin muvazenei umumiyeye devri,
2) 5432 sayılı vergi usul kanununun bazı maddelerinin değiştirilmesi,
3) Devlet memurları aylıklarının tevhid ve teadülüne dair olan 3656 sayılı kanuna bağlı 1 sayılı cetvelin Maliye Vekaleti kısmına eklenecek kadrolar ve hususi idarelerden naklen alınacak memurlar hakkındaki kanun layihalarının geri verilmemesi. Başvekalet tezkeresi Üzerine, kararlaştırıldı.
Kanun tekliflerinin sözlü sorulardan önce müzakeresi hakkındaki takririn kabulünden, sonra 8 kanun teklifinin ikinci müzakeresi tamamlandı.
116 şubat 1952 tarihli Türkiye Batı Almanya ticaret ve
ödeme anlaşmalarına ek 21 aralık 1954 tarihli proto
Türkiye ile Bulgaristan arasında23 şubat 1955 tarihinde imzalanan ticaret ve ödöme anlaşmaları tasidik edildi.
Türkiye ile Birleşmiş Milletler gıda ve tanın teşkilatı
arasında imzalanan 30 a numaralı ek anlaşma tas
Birleşmiş Milletler gıda ve tarımteşkilatı ile Türkiye
arasında hükümetimize yapılacak teknik yardım hak
Nebatları hastalık ve zararlı böceklerden koruma kanununun üçüncümaddesi değiştirildi.
Türkiye ile İtalya arasında imzalanan iktisadi ve teknik işbirliği anlaşması tasdik edildi.
Eczacı Odaları Birliği kanunu kabul olundu.
Seyhan vilayeti adı Adana olarakdeğiştirildi. 'Bu kanunların kabulünü müteakip tescil edilmiyen birleşmelerle bunlardan doğan çocukların cezasız tesciline dair Rize mebusu İzzet Akcal ile Niğde Mebusu Hüseyin Avni Göktürk tarafından yapılmış olan kanun teklifinim ikinci müzakeresine geçildi. Dördüncü maddeye verilecek şekil üzerinde Konya mebusu Hidayet Ay:d:mer, bazı mütalaalar ileri sürerek tadil teklifinde bulundu. Adalet komisyonu sözcüsü Vacit Asena, komisyonun mütalaasını açıklıyarak teklifin reddini istedi. Her iki hatibin müteaddit defalar söz alarak açıklamada bulunmalarını müteakip, dördüncü madde, tekrar komisyona İade olundu.
Daha sonra yabancı memleketlerle muvakkat mahiyette Modüs Viven.di.ler ve ticaret anlaşmaları akdi ve bunların şümulüne giren maddelerin gümrük resimlerinde değişiklik yapılması ve bu anlaşmaya yanagmıyan devletler mu var eda ün a karşı tedbirler alınması hususunda hükümete selahiyet verilmesi hakkımdaki kanun layihasının birinci müzakeresi tamamlandı.
Meclis, 27 ocak. cuma günü saat 15 te toplanmak üzere bugünkü çalışmalarına son verdi.
26 Ocak 195G
Ankara :
Bütçe Encümeni bu sabah saat 10 da Encümen ikinci .başkanı Kırklareli nıebusu Şefik Bakay'ın riyasetinde toplanarak İstanbul, Ankara ve teknik üniversiteleri bütçelerinin müzakeresine bağladı. Hatiplerin konuşmasından önce söz alan raportörler, Antalya mebusu. Kenan Akmanlar. Denizli mebusu Mehmet Karasan. Diyarbakır mebusu Halil Turgut, üç üniversitenin bütçelsri hakkında hazırlanmış olan raporlardan izahat verdiler. İstanbul üniversitesi .bütçesinin raportörü olan Kenan Akmanlar bu mevzuda ezcümle şunları söyledi:
"İstanbul üniversitesinin 1956 bütçesini tetkik ettim. 1955 yılı' bütçesine nazaran 4.628.521 lira fazla tahsisi ihtiva edan bu bütçe 1950 bütçesine nazaran yüzsle 110 a yakın bir artış ifade etmektedir.
Bu artış İstanbul üniversitesi camiasında birçok tesislerin ele alınmasını ve kadroların daha ferahlıkla çalışabilmesini temin yolunda çok faydalı olmuştur.
İstanbul üniversitesinin bütün fakültelerinde araştırma ve tedris faaliyetlerini yakından takip edenler bu üniversitemizin emsallerinden geri kalmamak cehti içinde bulunduğunu teslim etmektedirler.Ancak memleketimizin içinde yaşadığı şartların bu kıymetli İlim müessesemizden ve umumiyetle üniversitelerimizden büyük vazifisler bakiemekte olduğu düşünülürse manevi bakımdan vatanm kendisinden bekledisi büyük hizmetleri başaracak durumda olan üniversite ve üniversiteye mensup kıymetli ilim adamlanmızea bugün içinde bulunduğumuz müsbet şartların inkişafı yolunda daha çok gayret sari; dilmesinin beklendiği hakikatim da teslim etmek iazinıdır.
Filhakika Türkiye bugün yeni bir oluş devresindedir. 1950 den bu yana her sahada kaydedilen terakkileri en kısa bir zamanda bütün vasıfları ile muasır bir cemiyetin haiz olduğu seviyelere ulaştırmak hususunda milletçe mutabakat halinde bulunmamız gerekmektedir. 'Böyle bir gayret irinde milli temayülleri sezmek ve .bu temayüllerin müsbet yollarda inkişafına rehberlik etmek gibi hareketler ilmi çalışmaları yanında üniversitelerimizden tahassürle beklenmektedir. Buna mukabil iktidarımızın tahsisen hükümetin üniversitelerimize 'karşı itimada dayanan bir anlayışa vücut vermesinin de yerinde olacağını yakın müşahedelerimize istinaden arzetmek isteriz. Kanaatimiz odur ki, üniversite ile onu temsil eden gruplar, tertipeilerin ve muhalefeti şirretlik telakki edenlerin kendilerini birer tahrik aleti olarak kullanmak hususundaki tasallutlarından, ancak bu suretle kurtarılacaklardır.
Ankara üinevrsitesi bütçesinin raportörü Halil Tupgut'da, üniversitenin iç; durumu ve faaliyetleri üzerinde Ibilgi verdi, |