OLAYLARIN TAKVİMİ

 

1 Ocak 1956

 

Erzurum:

 

Reisicumhur Celal Bayar, beraberine Erkanı Harbiye Umumiye Reis Vekili Orgeneral İsmail Hakkı Tunaboylu ile diğer zevat olduğu, ihalde, bugün Et ve Balık Kurumunun Erzurumdaki kombinesinde küçük baş lıayvan tesislerinin açılış merasimin­de hazır bulunmuştur.  Reisicumhur,daha önce Vali Konağında yapılan bir toplantıda Atatürk Üniversitesinin ku­ruluşu ile ilgili hazırlıklar etrafında alakadarlardan izahat almıştır,

 

Erzurum:

 

Reisicumhur Celal Bayar beraberinde Erzurum mebusları, Erkanı Harbiyei Umumiye Reis "Vekili ve Vali bulun­duğu halde bugün saat 16 da Beledi­yeyi ziyaret etmiştir.

 

"Reisicumhur, burada Belediye Meclisi ve İl Genel Meclisi azalarını, Ticaret Odası ve Esnaf Dernekleri heyetlerini banka müdürlerini, Erzurum Gazete­ciler Cemiyeti azalarını, Zirai Donatım Kurumu  personelini, Balkaya Maden Kömürleri İşletmesi Limited Şirketi mümessillerini ve isçi temsilcileri ile kazalardan gelen hey'etleri kabul mistir.

 

Reisicumhur Celal Bayar'a Belediyeye vaki bu ziyareti esnasında Belediye Reisi tarafından Erzurum şehrinin bir hatırası olmat üzere gümüş bir sema­ver ile üzerinde «1956 yıl başı hatıra­sı Erzurum» ibaresi altınla işlenmiş, Erzurum taşından mamul bir madalya verilmiştir.

 

Erzurum gazetecileri İde Reisicumhu­rumuza Erzurum taşından yapılmış al­tın işlemeli bir cemiyet rozeti takdim etmişlerdir.

 

Adana:

 

Adana yeni cezaevinin inşaatı bitmiş olan birinci kısmı bugün saat 14 de Adliye Vekili Prof. Hüseyin Avni Göktürk tarafından açılmıştır. Açılış törenind* mebuslarla Seyhan ve İçel Valileri, 6 ncı Yurtiçi Bölge Kumanda­nı, Adliye Vekaleti Müsteşarı, Bele­diye Heisi, şehrimiz adliye erkanı ve partililerle, basın mensupları hazır bulunmuştur.

 

Bandonun çaldığı istiklal marşından sonra Adliye Vekili bir konuşma ya­parak, memleketimizin en feyizli böl­gelerinden biri olan Adanaya 'gelmekten ve bu moctern ceza infaz müesse­sesinin açılışında bulunmaktan dolayı duyduğu hazzı belirttik Un sonra «ce­za ve infaz usulleri (hususunda Vekalet olarak görüşlerimizi feah etmeyi faydalı 'buluyorum» demiştir.Vekil, bundan sonra ceza ve infaz sis­teminin tarihçesinden bahsetmiş mem leke ti iniz dek i tatbikatın safhalarını an latmış ve bugünkü modern anlayışın, mahkimu i si ah voliyle cemiyete tek­rar kazandırmak hedefine yönelmiş bu lunduğunu, bu esastan hareket edile­rek yurdumuzun muhtelif bölgelerin­de modem cezaevleri kurulmakta ol­duğunu ifade etmiştir.

 

Profesör Hüseyin Avni Göktürk, ko­nuşmasında rakamlar da vermiş­tir. Bu rakamlara göre, halen mem­leketimizde 647 cezaevi vardır. Bun­lardan mühim bir kısmı cok eski ve İhtiyacı karşılayacak halde  değildir.

 

Bu itibarla 1950 den beri, atelyesi, tecrid hücreleri ve revirleri bulunan 192 modern cezaevinin temeli atılmış ve bunlardan 122 si tamamlanarak hizmete girmiştir.Geri kalan yetmişi­nin ise inşaatı devam etmekte ve süratle tamamlanmasına çalışılmaktadır. Geniş atelyslerle 200 yataklı bir de reviri ihtiva eden ve 1000 mahkim barındıracak olan İzmir bölge cezaevi de bu aradadır. Ayni biivüklükte ku­rulacak olan İstanbul bölge cezaevi İçin de arsa temin edilmiştir, yakında İnşaata geçilecektir.

 

Cezaevlerini suçlunun İslahına medar olabilecek şekilde kurmak ve onu hem bir nevi mektep hizmetini görebilecek hem de ekonomik faaliyet gösterebile­cek bir müessese haline getirmek ba­kımından merhale almakta bulundu­ğumuzu belirten Adliye Vekili, nite­kim memleketimizde 9 cezaevinin iş esasına göre kurulmuş olduğunu söz­lerine ilave etmiştir. Hükümete yut olmaktan çıkan 9 cezaevinden başka 64 cezaevinde de iç yurtları mevcuttur ve bunların geliri ile birçok cezaev­lerinin çeşitli ihtiyaçları karşılanmak­tadır.

 

Profesör Hüseyin Avni Göktürk, mem­leketimizde mevcut mahkim ve mev­kufların sayısına temas «derken bunların ekseriyetini erkeklerin teşkil et­liğini, kadınların sayısının ise pek az bir yekina baliğ olduğunu söylemiş, bu durumun cemiyet hayatımız bakı­mından memnuniyet verici bir muşahede teşkil ettiğini kaydetmiştir.

 

Adliye Vekilinin verdisi malimata göre, bugün açılış merasimi yapılan cezaevi 1952 de 2.205.717 liraya ühale edilmiştir. Ceza evi 80 dönümlük Ibir saha üzerinde kurulmaktadır. İnşaatı tamamlanan asıl cezaevi, bugün faali­yete geçen kısımdır. İnşaatına da süratle devam edilmekte olan değer kısımda 250 kişilik bir atelye ile hücre ve revir bulunmaktadır. Adana yeni ce­zaevi 500 kadar mahkimu barındıracak büyüklüktedir.

 

Adliye Vskili Hüseyin Avni Göktürk" konuşmasını şu temenni ile bitirerek kurdelayı kesmiştir:

 

«Bu modern müessese buraya girenler"

 

İçin bir mektep olsun. Bir İslahı hal müessesi olsun. Gelecek nesiller msh kimlarm gittikçe azalması karşısında, bu heybetli müesseseye lüzum yoktur,diye buranın (kapanmasını taleri etsinler.»

 

Bundan sonra, cezaevi merasimde hazır bulunanlar  tarafından  gezilmiştir..

 

2 Ocak 1956

 

Ankara :

 

Hariciye Vekaleti 'Matbuat   Bürosun­dan tebliğ dilmiştir:

 

İran'ın sabık Başvekillerinden ve Ayan Meclisinden İbrahim Hatimi'nin. riyasetinde toplanan İran ve Türk mebuslari ile muhtelif meslek erfoalamdan mürekkep müteşebbis heyet,bir "Türk  İran Dostluk ve Kültür Cemiyeti» kurulmasına katar vermiştir. İran Hariciye Veziri Ekselans.Ardalan ve Tahran Büyükelçimiz İzzet­tin Aksalur'un da İştirak ettikleri bir; müteşebbis heyet toplantısında söz alan heyet reisi ile büyükelçimiz ve diğer hatipler, cemiyetin, her iki memleket arasında mevcut an'anevi dost­luk bağlarının kuvvetli bir sembolü olduğunu belirtmişler ve cemiyete muvaffakiyet tmeemıilerinde bulunmuş­lardır.

 

'Toplantıda Türk ve İranlı azadan mü­teşekkil bir muvakkat idare heyeti se' gilmiştir.

 

Konya :

 

İşçi 'Sigortaları Kurumu Konya Şube­si bugün saat 15 de merasimle açılmış­ta.

 

Merasimde Çalışma Vekaleti Müsteşa­rı ve İsçi Sigortaları Kurumu Umum Müdür Vekili Hulusi Timur, İşçi Si­gortalan Kurumu Yönetim Kurulu Üy eler inden bazıları, işçi Sigortaları Kurumu İleri gelenleri, Belediye Re­isi, Vilayet erkanı, basın mensupları ile seçkin bir davetli kitlesi hazır bu­lunmuştur.

 

Bu münasebetle hulis Timur şu ko­nuşmayı yapmıştır.

 

«Sosyal sigorta tatbikatının devamlı olarak gelişmesi Ve sigortalılarla iş yerlerinin, kesif olduğu bölge merkez­lerinde teşkilat vücude getirilmesinin, sigorta işlerinin sürat ve suhuletle yü­rütülmesi hususunda faydalar sağladı­ğa nazara alınarak, kurumun taşra şubelerinin sayısı bir program dahi­linde arttırılmaktadır. Bu cümleden olarak mevcudu 13 olan şubelerimize 1955 yılının son aylarında Erzurum, Kocaeli ve Trabzon şubeleri ilave edilmiş ve Konya şubesinin açılması ile bu rakam  22  ye yükselmiştir.

 

1956 yılı ocak ayı iptidası, aynı zaman­da memleketimizde sosyal sigortaları uygulamak üzere kurulmuş bulunan İşçi Sigortaları Kurumunun 10 ncu kuruluş yıldönümüne rastlamaktadır.

 

Konya şubemizin bu yıldönümünde fa­aliyete geçmesini bu bakımdan mes'ut ve hayırlı bir tesadüf saymaktayız.

 

Bilindiği üzere sosyal sigortalar, iş hayatında çalışanların hal ve istikbal­lerini teminat altına alma'k, sosyal gü­venliği sağlamak ve kalifiy.e personel yetişmesine imkan hazırlamak sure­tiyle, memleketin içtimai ve iktisadi hayatında ehemmiyetli bir rol oyna­makta ve büyük faydalar temin eyle­mektedir.

 

Konya şubesinin açılışı ve onuncu ku­ruluş yıldönümü vesilesiyle kurumun faaliyetini de toplu şekilde belirtmek yerinde olacaktır.

 

1946 yıli (iptidasında kurulmuş olan İşçi Sigortaları Kurumu, ilk olarak 1 temmuz 1946 tarihinde iş kazaları ile hastalıkları ve anabk sigortalarını, bi­lahare 1 nisan 1950 de ihtiyarlık si­gortasını, 1 mart 1955 de de bölge bölge olmak üzere hastalık ve analık si gortasmı tatbik etmeğe başlamıştır.

 

Bu sigortalar bidayette yalnız iş ka­nununa tabi işyerlerinde çalışanlar hak kmda uygulanmakta iken, sonradan ba suı mensupları ile .gemi adamlarına da teşmil edilmiştir. Sigorta kanunlarına tabi faal işçi ve hizmetli sayısı 550 bin, iş yeri sayısı da 20 bin civarın­dadır.

 

Hulusi Timur bu arada, mer'i sosyal sigorta kanunlarına da temas etmiş ve sözlerini  şu  cümlelerle  bitirmiştir:

 

Yılda vasati olarak kuruma 29 bin iş kazası, 200 meslek hastalığı, 50 bin analık, 130 bin hastalık vak'ası inti­kal etmekte ihtiyarlık sigortasından da 2500 sigortalıya veya ölümleri ha­linde bunların hak sahibi haleflerine yardımda  bulurSplmaktadır.

 

Sigorta .vak'aları dolaynsiyle ]gerek vak'anm hadis olduğu yıl içinde, gerek se bu vak'alar sebebiyle müteakip se­nelerde ilgililere yapılan yardımlar se­nede takriben 50 milyon liraya baliğ olmaktadır. Bu yardımlar sosyal sigor­taların lüzum, ehemmiyet ve faydala­rını ve bu sahada kısa zamanda ulaşı­lan merhaleyi beliğ bir şekilde ifade etmektedir.

 

Sosyal sigortaların memleketimüzde zamanla daha da inkişaf edeceği şüp­hesizdir.»

 

Bu konuşmayı müteakip İşçi Sigorta­ları Kurumunun Konya Şubesi hizme­te girmiştir.

 

İstanbul:

 

67 Eylül Hadisesinde Zarar görenlere Yardım Komitesinden aldığımız mali­mata göre, komitece evvelce tayin ve ilan. edilmig oları 15 ekim 1955 tarihine kadar zarar görenlerden 4433 kişi mü­racaat etmiş ve "bunlar gördükleri za­rar miktarını 69.578.744 lira olarak 'bil­dirmişlerdir.

 

Komite, aynı tarihten sonra ve en kü­çük zararla", dan başlamak üzere bu müracaatlardan 3113 kişiye ait talep­nameleri mahallinde tetkik etmiş, ken­di taleplerine göre, 19.563.660 liradan İbaret olan bu zararlar için zarardidelerin muvafakat ve rızalariyle komite­ce kendilerine. 31.12.1955 akşamına ka­dar 5.633.751 lira ödenmek suretiyle ib­ralar mı almış ve ıztıraplarına son ver­miş bulunmaktadır.

 

Bakiye kalan 1320 kişinin müracaatı­nın tetkikatı devam etmektedir. Bun­lar için yapılacak tediyeler de müte­akiben ilan edilecektir.

 

Aynı zamanda Patrikhane tarafından acil yardıma muhtaç oldukları belir­tilen 1182 kişiye Kızılay (vasıtasıyla 70.920 lira ve yine Patrikhane müracaatiyle 1604 kişiye 96.240 lira, bu meyanda Şişli Bum Mezarlığı Kilisesinin tamiri için 193.123 lira, Beyoğlu Rum Dispanseri için 88.950 lira, Hum ve Ermeni mektepler in in ders yılı başın­da tedrisata başlıyabilmeleri için ta­mir masraflarına sarfedilmek üzere 106.830 lira ile ayrıca Rum ve Ermeni mekteplerinin aşhane ve tahsil mas­rafları için de 203.760 lira ki. aem'an 760.425 lira da ödenmek suretiyle ko­mitenin yardım ve tediye yekinu 6 milyon 394 bin 18ö liraya baliğ olmuş bulunmaktadır.

 

Ankara :

 

Hariciye Vekaleti JVTatbuat Bürosun­dan bildirilmiştir:

 

Hükümetimizin 24 aralık 1955 tarihin­de yeni Sudan devletini tanımağı ka­rarlaştırdığı, zamanında, matbuatı­mıza bildirilmişti. Bu kerre, İngiltere ile Mısır'ın kondominion'u kardırmaları ve Sudan dev­letinin teşekkülü için gerekli hazır­lıkların ikmalini müteakip Sudan Ri­yaset Konseyinin kurulması üzerine. Hariciye Vekilimiz Prof. Fuad Köprülü, mezkir konseye aşağıdaki telgraf çekmiştir:

 

Türkiye Cumhuriyeti hükümeti adı­na, kardeş Sudan Cumhuriyetinin is­tiklal ve hükümranlığına kavuşmasr vesilesiyle samimi tebriklerimi takdim eder ve ekselanslarınıza Türk hüküme­tinin Sudan'ı, "hükümran ve müstakil' bir devlet ülarak, resmen tanımağa ka­rar verdiğini ifade etmek isterim."

 

İstanbul:

 

Dün uçakla Karaşi'den şehrimize gelen Boston Üniversitesi Öğretim üye­lerinden Prof. Dr. Williams Dameseck hergün saat 10.30 da Gureba hastahanesi "Üçüncü Dahiliye Kliniğinde ilk kon­feransını vermiştir.

 

Kan hastalıkları mevzuunda dünya çapında bir otorite sayılan Prof. Dameseck'in. konferansında   Tıp   Fakül­tesi Dekanı Porf. Arif İsmet Çetingii, Ord. Prof. Ekr^m Şerif Egeli, Prof. Müfide (Küley ile diğer Tıp Fakültesi Profesör, Doçent ve asistanlariyle tıp öğrencileri hazır bulunmuşlardır.

 

Şehrimizde üç gün kalacak olaıı Prof. Dameseck yarın Gureba Ihastahanesi 2 nci Dahiliye Kliniğinde kan hasta­lıkları hakkında bir konferans daha verecektir.

 

Ankara :

 

Bugün biri Ankarada diğeri Akşehir'­de olmak üzere iki ilk öğretmen okulu, mahallerinde yapılan törenlerle tedri­sata başlamışlardır.

 

Ankarada, kırkıncı ilk öğretmen okulunun açılış merasiminde, Maarif Ve­kili Prof. Ahmet Özel  şu konuşmayı: yapmıştır:

 

Kıymetli arkadaşlarım,

 

Ümmilikle mücadele ve yurt kalkınmasında birinci planda ve ön safta mü­him rolü ve vazifesi olan öğretmenle­rimizi yetiştirecek müesseselerden bi­rini daha fouıgiin başşehrimiz Ankara' da açmanın sevinci içindeyiz.

 

Şüphesiz milletçe kalkınmamızın ve demokrasimizin, şartlariyle birlikte ta­hakkuku, bütün vatandaşlarımızı en az ilk tahsile sahir) kılmakla mümkün olacak, bu uğurda 'girişilen her müsbet adım yarınki mamur, müreffeh Türkiye'nin müjdecisi telakki edile­cektir.

 

Yıllardan beri ele alınmış olan ilk öğretimin tahakkuku davasında bir hayli mesafe katetnıiş olmamıza rağ­men bu sahada başarmaya mecbur ol­duğumuz pek çok işlerimiz vardır. İlk öğretimi memleketin sathına teşmil edebilmek için bir taraftan her yıl bü­tün yurtta yeni yeni okul binaları yap­tırırken diğer taraftan da okullarımız­da yavrularımızı yarma ihazırlıyacak, yeni nesilleri tahsil nuru ile yuğuracak kıymetli Türk öğretmeni yetiştirme tedbirlerini almaktayız. Bu faaliyetler arasında yalnız son bir yıl içinde, mev­cut öğretmen okullarımıza altısını da­ha ilave etmek suretiyle bu müessese­lerin sayısını 'kırka çıkarmış bulunu­yoruz.

 

Yurdun dört bucağına serpilen, öğret­men okullarımızda, halen 17647 öğret­men namzedi yarınki mukaddes vazi­feleri için hazırlanmakta inkılapçı Türk öğretmen neslinin devamı olarak yetiştirilmektedir.

 

Her yıl bu öğretmen okullarımızdan ortalama 3500 öğretmen yetişerek ma­arif ordusu saflarına katılmaktadır. Böylelikle davamızın kısa zamanda ta­hakkukunu görm.ekle milletçe bahtiyar olacağız.

 

Bu vesile ile halen yurdumuzun en ücra köşelerine yayılarak büyük fera­gat ve fedakarlıklarla çalışan öğret­men arkadaşlarımı saygı ve sevgi ile selamlamayı ifası zaruri bir vazife telakki etmekteyim.

 

Bu yeni öğreitmen okulunun, yurdu­muza, milletimize tavırlı ve uğurlu olmasını temenni ve niyaz eylerim.»

 

3 Ocak 1956

 

İstanbul:

 

İstanbul Ticaret Odası Neşriyat Mü­dürlüğünden aldığımız malimata göre,istanbul limanının aralık ayı ihracatı 31 milyon 409 hin 638 lirayı bulmuş­tur.

 

Kasım ayma nazaran ihracattaki faz­lalık yüzde 47,42 dir.

 

Bİr evvelki senenin aralık ayına kı­yasla yüzde 75,76 bir artış olmuştur.

 

Diğer taraftan 955 yılı umumi ihracat yekinu ise 227 milyon 330 bin 793 liradır.

 

954 yılına nazaran İstanbul limanın­dan yapılan ihracattaki artış yüzde 10.15 dir.

 

Ankara :

 

Hususi ve resmi sektörde çalışanve ihtiyarlık sigortasına dahil olan iş­çilere ihtiyarlıkları halinde halen tah­sis edilmekte olan 33 liradan ibaret ih­tiyarlık ve maluliyet  aylıklarının bir misline yakın nisbette arttırılarak 60 liraya çıkarılması,

 

Sigortalı kadın işçilerle sikortah.erkek işçilerin eşlerinin analık halle­rinde   emzirme Ödeneni olarak veril­mekte bulunan 60 lira maktu yardımın 100 liraya çıkarılması,

 

Gerek  ihtiyarlık ve gerekse işkazalar iyi e  meslek hastalıkları  sigor­tasına tabi isçilerin ölümleri halindeailelerine halen, verilmekte olan 75 liranın birmisli fazlasiyle 150 lirayaçıkarılması,

 

İş kazalariyle meslek hastalıklarısonunda malil kalan işçilerle ölen iş­çilerin dul ve yetimlerine şimdiye ka­dar 100200 kuruş asgari günlük ka­zançlar esas lınarak tahsil edilmiş bu­lunan maluliyet ve Ölüm aylıklarının,asgari  günlük kazanç 300  kuruşa çı­karılarak 13 misline yükseltilmesi ka­rarlaştırılmıştır.

 

Bi hususta hazırlanan kanun layiha­ları yılbaşı tatilini müteakip Büyük Millet  Meclisine   derhal   sunulacakta.

 

4 Ocak 1956

 

Ankara :

 

Büyük Millet Meclisi Bütçe Encümeni bugün saat 10 da İkinci Başkan Şefik Bakay'm riyasetinde toplanarak, 1956 .yılı bütçe kanunu layihasının müzake­resine devanı etti.

 

Bu. sabahki toplantıda evvela BasınYaym ve Turizm Genel Müdürlüğü foüt çesinin yatırımlar faslı konuşuldu. Bu esnada hükümeti Devlet Vekili Emin Kalafat temsil etmekte idi.Bu konuş­malar sırasında uzun senelerden beri kullanılmakta olan Ankara radyosu­nun tevsi edilmesi ve tesislerinin islah olunması için iki milyon liralık tahsisatın kabul edilip edilmemesi hak kında  mebuslar  fikirlerini  söylediler.

 

Bu tahsisatın lüzumsuz veyahutta faz­la olduğu mevzuunda iler isürülen bazı iddiaları cevaplandıran encümen ra­portörü Behzat Bilgin (İzmir D.P.), Ankara radyosunun yedek malzeme ihtiyacını kaydederek mezkir radyo İstasyonunun daha verimli bir hale getirilmesi lüzumuna ibaret etti ve istenmiş olan tahsisat ile yelek parça­ların satın alınacağım, aksi halde hiç beklenmedik bir zamanda, yedek par­ça yokluğu ve yeni tesislerin yapılma­ması yüzünden bu radyo istasyonunun çalışamıyacak bir hale geleceğini be­lirtti. İhsan Hamid Tigrel (Diyarbakır Hür. P.J şimdi istenmekte olan tahsi­satın karşılığının bulunup bulunmadı­ğını sorduğunda, :bu tahsisatın karşılığım mevcut olduiju ifade öldi. Ne­ticede bu tahsisat birbucuk milyon liraya indirilerek kabul olundu.

 

Zeki Eratamar, (Tekirdağ D.P,), dün akşamki toplantıda konuşulan ve ka­bul edilen Anadolu Ajansı tahsisatı fas linin yeniden müzakere edilmesini teklif .etti. Fakat mükerrer müzakere­lere yol açacağı sebebiyle bu teklif kabul edilmedi.

 

Bundan sonra Basın  Yayın ve Tu­rizm Genel Müdürlüğü bütçesinin ta­mamı oya sunularak kabui edildi ve İstatistik "Umum Müdürlüğü, bütçesi Tüm müzakeresine geçildi. Bu müzake­relerde hükümeti Devlet Vekili Cemil Ben'gü temsil etmekteydi.

 

Bu bütçenin tümü üzerinde müzakere­lere başlanırken İstatistik Umum Mü­dürü Şefik İnan, kendi teşkilatı hakkında ve çalışmaları üzerinde teknik malimat verdi. İstatistik teşkilatının başka memleketlerde ne durumda ol­duğunu ve hangivekaletlere bağlı bu­lunduğunu açıkladı ve mukayeseler yaptı. Bu arada söz alanlardan, Nuri Sertoğlu (Sinop C.H.P.), İstatistik Umum Müdürlüğünün neşrettiği ra­kamlar üzerinde durarak bunların da­ha sarih olması temennisinde bulundu.

 

Turan Güneş (Kocaeli Hür. P.), İsta­tistik: Umum Müdürlüğüne bağlı olan ve milli gelirleri hesaplamakla meşgul bulunan heyette evvelce vazife alaın İstanbul Üniversitesi doçentlerinden Osman Okyar'm halen bu vazifesinde bulunup bulunmadığını sordu. Sebatı Ataman (MuşIa D.P.),İstatistik Umum Müdürlüğünün bir vekalete bağ­lanmaması lazımıgeldiğini, bu teşkila­tın bağımsız bir enstitü haline ifrağ edilip çalışmasının lüzumlu olduğunu, halen Başvekalete bağlı bulunan bu umum müdürlüğün neşrettiği rakamla­rın siyasi maksatlarla hazırlanabilece­ğinin alda gelebileceğini ifade eyledi.

 

Alba'ullah Aker (İzmir D.P.) de, umum müdürlüğün müstakil bir teşkilat ha­line .getirilmesi dileğinde bulundu. İb­rahim Öktem (Bursa Hür. P.), İstatis­tik Umum Müdürlüğünün küçük sana­yi sahasında da faaliyet göstermesini istedi. Ömer Sunar (Tokat D.P.), zirai sayımların daha titiz ve dikkatle ha­zırlanması lazımgeldiğini söyledi. Selahattin Kalaycıoğlu (Trabzon D.P.), Natık poyrazoğlu (Muğla D.P.), Meh­met Karasan (Denizli D.P.) de, umum müdürlüğün milli bir enstitü haline getirilmesi hususunu tekrarladılar ve sayım işlerinde daha titiz davranılmasını İstediler.

 

Mebusların konuşmalarından sonra sök alan Devlet Vekili Cemil Bengü, İs­tatistik Umum Müdürlüğü teşkilatı hakkında ileri sürülen fikir ve tavsi­yelerin daima gözönünde bulundurula­cağını Umum Müdürlüğün serbest bir enstitü haline getirilip getirilmemesi­nin ancak bir kanun mevzuu olabilece­ğini ve bu hususta Büyük Millet Mecisinirı alacağı karara göre hareket edi­leceğini söyledi.Vekil bu arada İstatis­tik Umum Müdürlğü teşkilatının kuruluşu bakımından henüz tamamiyle mütekamil bir seviyeye ulaşamadığını, maddi bakımdan zorluklar içinde bu­lunduğunu belirterek hazırlanmış olan teşkilat kanununun yakın zamanda Meclise sevfcsdileceğiai, Umum Müdür lüğün bilhassa son senelerde daha faal ve verimli bir d"uruma ulaştığını, buna misal olarak da son nüfus sayımı ne­ticelerinin er. geç sekiz ay idinde kat'i olarak ilan edilecsçini, bundan önce ise bu nevi neticelerin ancak 34 sene sonra yayınlana bildiğin i ifade etti ve teknik sualler .hakkında da Umum. Mü­dürün cevap vereceğini belirtti.

 

Bütçe Encümeni, ögjeden sonra saat 15 te toplanarak çalışmalarına devam etmek üzere, saat 13 te sabah celsesi­ne son verdi.

 

Ankara :

 

Büyük Millet Meclisi Bütcc Encüme­ni bugün öğleden sonra saat 15 te En­cümen Başkanı Halil İmre'nin riyase­tinde toplanarak çalışmasına devametti. Öğladen evvelki toplantı sırasında En­cümende İstatistik Umum Müdürlüğü bütçesinin müzakeresine    bağlanmıştı.

 

Bu toplantıda söz alan istatistik Umum Müdürü Şefik İnan, mebuslar tarafın­dan sorulan sualleri cevaplandırdı ve bu arada Umum Müdürlüğün çalışma­ları hakkında malimat vererek ez­cümle şunları söyledi:

 

«İstatistik Umum Müdürlüğü bilhassa büyük şehirlerdeki geçim endeksleri faaliyetini arttırmıştır. Önümüzdeki günlerde Ankara ve İstanbul'da yeni geçim endeksleri meydana getireceğiz. Daha sonra bu işi İzmir, Adana, Diyar­bakır, Erzurum, Samsun, Trabzon şe­hirlerine de teşmil edeceğiz. İstatistik Umum Müdürlüğünün son yulardaki çalışmaları hakkında malimat verir­ken, bu çalışmaların sürati mevzuun­da da bazı misaller vermek isterim. Mesela 1950 sayımının neticeleri an­cak dört sene sonra alınabilmişti. Halbuki l955 yılında yapılan sayımın kati ifcelerini, sekiz ay içerisinde alnı ayüb düşünüyoruz». Umum Müdür, bunda sonra teşkilat üzerinde teknikmalimat vsrdi ve Umum Müdürlükte çalışan her memurun verimini istatis­tik esaslarına göre izah etti. Bu arada Umum Müdürlüğün çalışma sahasını genişleterek, bunu küçük sanayi te­şekküllerine kadar uzattığını ve bu nevi müesseseler üzerinde yıllık an­ketlere girişildiğini belirtti. İstanbul Üniversitesi doçentlerinden Osman Okyar hakkında sorulan suali cevap­landıran Umum Müdür, İstatistik Teş­kilatına bağlı bulunan «Milli Gelir Etüd" Grubu» isimli teşekkülün özel bir Iıüviyste sahip bulunduğunu, burada çalışanlara ücret verilmediğini, Osman Okyar'm da bu teşekkülde vazife gör­düğünü, ancak mezkir teşekkülün son zamanlarda toplanmadığını, toplandığı takdirde Osman Okyar'm da çağırıla­cağını söyledi. Nüfus artışı mevzuun­daki suali cevaplandıran Şelik İnan, nüfus artışının faktörlerini izah eyle­dikten sonra, 1955 yılında yapılan sa­yımın neticelerine temas ederek şun­ları söyledi:

 

1955 yılı sayımında binde 30 nisbetinde bir nüfus artışıyla karşılaştık. Nü­fusumuzun artışında en mühim rolü oynayan faktör, kadınlarımızın veludiyetidir. Bilhassa velud kadınların, çoğalması nüfusumuzun artmasında büyük bir amil olmuştur. Bu hususta da bir misal verebiliriz. Mesela 1935 yılında 15  29 yaşındaki kadın sayısı 1.847.000 iken bu miktar 1950 de 2.849. 000 e yükselmiştir. Bizim nüfusumuzun artışı sebepleri arasında bünye değişik­liğini de 'zikretmeliyiz. Yepyeni bir nesil meydana geldiği için nüfus art­maktadır ve son sayımda bu artış bir rekor halini alarak binde otuzu aş­mıştır ancak ileride bu artışın daha statik bir hale gelmesi ve normal bir surette artması beklenebilir.»

 

İstatistik Umum Müdürü, bundan son­ra köy anketleri mevzuu üzerinde ko­nuşmuş ve köylerdeki nüfus hareketlerinin doğru bir şeküde aks ettirilmesi için yapılacak işleri izah etmiş, bunu takiben vergi istatistiklerinin hazır­lanması yakında bir i.adres servisi» ni, kurmakta olduğunu, şimdiye kadar 500 bin işyerinin adresleri alındığını, bu işyerlerine muntazam sual kağıtlarınin gönderildiğini ve bunda süratle hareket edilmekte olduğunu, mesela 3954 ydı milli gelirine ait kat'i rakam­ların önümüzdeki mart ayında ilan edileceğini, 1955 yılı milli gelir muvak­kat rakamlarının, da 1956 ekim ayında bildirileceğini söyledi.

 

Köy anketleri mevzuunda, bundan ev­velki yıllarda 25 bin köyde yapılmış bulunan anketlerin neticelerinden is­tifade edileceğini söyleyen Şefik İnan' in bu izahatından sonra, bütçenin fa­sıllarına geçildi ve bu arada Umum Müdürlük binasının inşası İçin 300 bin liralık tahsisat kabul edildi. Bunu ta­kiben bütçenin tamamı oya sunularak kabul olundu.

 

Bütçe Encümeninde bundan sonra Me­teoroloji Umum Müdürlüğü bütçesinin konuşulmasına geçildi. Bu bütçe üze­rinde konuşanlardan Muğla Mebusu "Natık Poyrazoğlu (D.P.), Meteoroloji Umum Müdürlüğünün deniz ve kara kuvvetleriyle işbirliği yaptığı halde bava kuvvetleriyle ned.en işbirliği yapmadiğini sordu ya bu arada yüksek ra­sat istasyonlarının gayri faal bir ihalde ttulunmasmı tenkid etti. 'Kırklareli mebusu Şefik Bakay (D.PJ yağmur ölçme istasyonlarının miktarının, arttı­rılmasını istedi. Rize mebusu Hüseyin Agun (D.P.) memleketin umumi bir kuraklığa gidin gitmediğini sordu. To­kat mebusu Ömer Sunar (D.P.)), zirai mahsuller sigortası mevzuunda Mete­oroloji Umum Müdürlüğünün nasıl bir faaliyet gösterdiği sualini ortaya at­tı.

 

Meteoroloji Umum Müdürlüğü bütçe­sinin müzakereleri sırasında hükümeti temsil eden Devlet Vekili Cemil Bengü, Meteoroloji Umum Müdürlüğünün hava kuvvetleriyle işbirliği yapması hususunu sağlıyacağmi rasat istasyon» lan sayısının arttırılacağın ifade etti. Umum Müdür Dr. Fuat Adalı da su­allerin teknik kısımlarını cevaplandı­rarak memleketin umumi bir kuraklık devresine girip girmediği hakkında şimdiden kat'i bir şey söylenemeyece­ğini, halen bu hususta istikşafların yapıldığını, iki hafta sonra bütün me­buslara aynı mevzu Üzerinde malima­tı havi broşürler gönderileceğini, zirai sigorta sahasında da teşkilatın kendi­sine düşen vazifeyi yapmakta bulun­duğunu, yüksek rasat istasyonları için lüzumlu olan yedek parçaların elde bu­lunduğunu ve yakm bir zamanda bu istasyonların tekrar faaliyete göçece­ğini bildirdi.

 

Bundan sonra Meteoroloji Umum Mü­dürlüğü bütçesinin tümü üzerindeki müzakereler sona ererek fasıllara ge­çildi ve Encümen saat 20 de mesa­isine son verdi.

 

Bütçe Encümeni, yarın saat 14.30 da toplan acaktır.

 

İstanbul:

 

İstanbul Defterdarlığından aldığımız malimata göre 1955 mart ayı başından aralık ayı sonuna kadar istanbulun umumi vergi tahsilatı 505.842.066 lirayı bulmuştur.

 

954 yılının aynı devresi zarfındaki vergi tahsilat yekinu 405.345.971 lira ol­duğuna göre 1955 senesinin 10 aylık devresi  içindeki  artış miktarı  100.496.095 liradır.

 

5 Ocak 1956

 

Ankara :

 

Lübnanda son zamanlarda vukua ge­len sel felaketi neticesinde yüzden faz­la insanın öldüğü 5.000 kişinin de açık­ta kaldığının Öğrenilmesi üzerine Kı­zılay Merkezince felaketzedelere yar­dım olarak 76 sandık çeşitli giyecek eş­yası ile 1000 er adet don ve gömlek, 250 battaniye İstanbuldan kalkan Budfort vapuru ile Lübnana gönderilmiş­tir.

 

Ankara :

 

Türk  İtalyan Kültür münas ebetlerini geliştirmek maksadı ile iki memleket arasında aktedilmiş bulunan Kültür Anlaşmasının tatbikatından olmak üzere İtalya hükümetinin tavassut ve yardımı ile F. Mander ve O. Ziino ida­resinde 80 kişilik »Floransa Palozzo Pitti senfoni orkestrasın şehrimizde ve İstanbulda konserler vermek üzere memleketimize gelmiş bulunmaktadır.

 

İtalyan orkestrası, 14, 15, 19 ve 20 ocak  tarihlerinde İstanbul Flarmini Derne­ği namına İstanbulda 4 konser vere­cektir. Ayrıca Ankara Ses ve Tel Bir­liği namına 17 ve 18 ocak günleri Ankarada 2 konser verecektir.

 

Burdur :

 

Başvekil Adnan Menderes, bugün, bu­rada hükümet meydanını dolduran halka hitaben su konuşmayı yapmış­tır: muhterem Buvdurlular, bu so­ğukta kar altında bizleri böyle sıcak hir heyecanla karşılamanızdan ve gös­terdiğiniz bu nezakete karsı derin bir şükran duymaktayım. Burdurlularm hükümete karşı besledikleri itimadın tam olduğuna kaniiz, şimdi göstermek lütfün d a bulunduğunuz tezahürat şeklindeki bu heyecanlı ve sıcak karşı­lamadan başka, iki ay evvel şeker fab­rikanızın açılışı münasebetiyle de yi­ne Burdur'a geldiğimizde, bizi ne ka­dar heyecanla karşılamıştınız.Fakat bu sefer göstermekte olduğunuz itirmat ve sevgi tezahürlerinin ayrı ayrı manası bulunduğuna işaret etmek iste­rim.

 

İktidarımızın içinden ve dışından ha­sımları, dış düşmanlarımız, menfiler, (küskünler bedbinler, muhterisler bü­tün gayretlerini birleştirerek, partimi­zi ve. iktidarımızi kötülemek için her çareye baş vurdukları su sırad'a, ha­yatın ve hakiketlerin tağşiş edilmemiş inakesini teşkil eden vicdanlarınızın bu müsbet ve lehimizde hükmü elbet­te çok manalı ve çok kıymetlidir.

 

Başvekil Adnan Menderes sözlerine Söyle devam etmiştir:

 

Görüyorsunuz ki, hasımlarımız, rakip­lerimiz, muhterisler ve küskünler bizi her ne babasına olursa olsun yıkmak gayreti içindedirler. Bizi birbirimize düşürmek, bizi 'parçalamak ve dağıt­mak istiyorlar. Yalnız tıu kadar da değil, sanki mümkün imiş gibi, işlerini bir neticeye bağlamak için fevkalade acele etmekte oldukları da apaşikar görülüyor. Hatta millet vekilleri seçim­leri bile yapılmadan iktidarın el değiş­tirmesini mümkün kılacak kadar hül­yalara kapılmış oldukları anlaşılıyor. Garezli ve maksatlı   neşriyat, hakikatle hiçbir alakası olmayan bir sürü if­tira, ve isnatlar, her gün türlü yalan haberler, sahte izahlar, istizahlar, tak­rirler, iste bütün bunların en kısa za­man İçinde netice almak hırs ve heve­sinden başka bir manaya bağlanması mümkün müdür?

 

Muhterem Burdurlular, bu kadar ace­leye niçin lüzum görüyorlar? Bunun sebebi basit ve aşikardır. Eğer biraz daha vakit geçecek olursa, 6 seneye yakın bir zamandan beri iktidarımızın geceli gündüzlü çalışmalarının ve yap­tığı muazzam yatırımların eser ve ne­ticeleri birbirini takiben ortaya çıka­cak, ufak ve mevzii darlıklar ortadan kalkacak ve binaenaleyh yalana yer katmıyacak, hakikatlerin istisnasız herkesçe olduğu gibi görülebilmesi mümkün olacak. O takdirde husumetin ihtirasın, garezin silahları ellerinden alınmış bulunacak, ve onlar için büyük ve yegane fırsat kaçırılmış olacak. İş­te bunun için fevkalade bir acele ve telaşın içindedirler. Adeta son ve meabuhane' gayretlerini sarfeder gibi bir isticalin içindedirler. Bu zevat son ay­ların hadiselerine bakarak bekledikle­ri fırsatın geldiğine hükmetmişlerdir. Halbuki bütün zevahire ve görünüşe rağmen iktidarımız muvaffakiyete doğ­ru süratle yaklaşmaktadır. İçimizden ayrılanlar bizi asla zaafa düşürmüş de­ğillerdir. Aksine olarak senelerden be­ri menfi ve bozguncu hareketlerin parr timiz içinde türlü aksaklıklara sebebi­yet vermiş olduğu şimdi daüıa iyi anla­şılmış bulunmaktadır.

 

Garezli ve maksatlı olanların, küskün­lerin bütün menfi hal ve hareketleriy­le içimizde bulunmaktan ise karşımız­da olmaları şüjrfıe yok ki bin kere da­ha hayırlı olmuştur.

 

'Başvekil Adnan Menderes şu fikir ve mütalaalarla sözlerine son vermiştir:

 

Onlar, 'güya, iki esas hedefin elde edil­mesi için harekete geçmişlerdir. Bu iki hedeften birisi, demokrasi ve hürriyet, diğeri İse iktisadi kalkınmayı her sa­hada süratle tahakkuk ettirerek milli mevcudiyetimizi daha kuvvetli temi­nat altına almak ve sonra da milletçe layık olduğumuz refahı ve saadete ka­vuşmak.

 

Muhterem Burdurlular, bizden evvel bu memlekette demokrasi mevcudiye­tinden bahsetmeli ne kadar manasız­dı. Halbuki, bugün manzara ne kadar bambaşkadır. Demokrasi ve hürriyet bayrağını kimse iktidarımızın elinden alamaz. Hürriyet rejimi bakımından bugün vasıl oduğumuz medeni merha­le ve manzarayı daha tekemmül etti­receğiz, mükemmel hale getireceğiz, Ta ki, onların politikacıları, siyaset lafazanları, sözle daihi takınılacak cihet bulamasınlar. İktisadi kalkınma, mem­leketi imar ve bütün medeni terakki­leri tahakkuk ettirme yolundaki gay­retlerimiz ise o kadar şümullü ve sür­atlidir ki, kısa bir zaman sonra idrak edilecek netice ve eserler kargısında acemi politikacılığın ve yıllanmış ihti­rasın dil uzatmaya hal ve mecali kalmıyacak veya bu gibi teşebbüsler asla ciddiye ahnmıyacaktır. Şimdi, hakiki demokratlar birbirine inanmanın ve büyük davalar peşinde birbirine bağ­lanmanın sonsuz heyecan ve şevki içindedirler. Mücadele azmimiz, ilk kuruluş zamanınkinden hiçbir şey kay­betmemiştir. Hükümet ve iktidarımız dimdik ayakta ve vazife basındadır.

 

7 Ocak 1956

 

Ankara :

 

Toprak Mahsulleri Ofisi Umum Mü­dürlüğünden bildirildiğine göre, 1955 yılı haziran bidayetinden 1955 yılının sonuna kadar 7 ay zarfında müstahsil­den 878.796 ton buğday, 53.499 ton çavdar, 6.011 ton Mısır, 204.719 ton ar­pa ve 22.508 ton yulaf olmak üzere ceman 1.165.533 ton hububat ve 195 ton pirinç satm alınmış, bunlara mu­kabil müstahsile 330.934.510 lira Öden­in iştir.

 

Alım yılı başından itibaren İsrail'e 230 ton, Yuıgoslavyaya 32 ton pirinç, Avusturyaya 40.000 ton, Belçikaya 10.000 ton, Kontinental firmasına 5.000 ton, Ziya Topuzlu firmasına 5.000 ton, Selah Sibaİ firmasına 1.000 ton, Fuat Bar­odur firmasına 110.000 ton, Kıbrıs hü­kümetine 5.000 ton arpa ile İsrail'e 50 bin ton, Irak'a 17.300 ton, Lübnan'a 20.000 ton, Romanya   hükümetine    10 bin ton, İtalya hükümetine 75.000 ton, Macaristan hükümetine 5.000 ton buğ­day satışı yapılmıştır. Bunlardan İsraile 230 ton pirine ve 42.038 ton. buğday Irak'a 8.000 ton, LÜbnana 20.000 ton, Romanya hükümetine 7.849 ton buğday Belçikaya 10.000 ton, Avusturyaya 37. 885 ton, Kontinanta'l firmasına 5,000 ton, İtiti firmasına 9.858 ton, arpa  teslim edilmiştir. Bu satışlardan 79.850.012 Türk lirası karşılığı döviz teinin edilmiştir.

 

1954  1955 kanpanya yılından devirle yeni kampanya yılı başından 31/12/955 tarihine kadar 240.910 kilogram afyon satışı yapılmış, 171.230 kilogramı fiilen teslim edilerek 6.488.772 Türk lirası karşılığı döviz temin edilmiştir.

 

Konya :

 

Reisicumhur Celal Bayar Ve Başvekil Adnan Manderss bugün saat 14.50 de Akşehir'den trenle Konyaya gelmiş ve istasyonda büyük bir vatandaş top­luluğu tarafından karşılanmıştır.

 

Doğruca Vilayet Konağına gelen Rei­sicumhurla Başvekil burada hükümet meydanını dolduran Konyalılara bi­rer hitabede toulunmuşiarıdır.

 

Başvelcil Adnan Menderes yaptığı ko­nuşmada bilhassa gelir vergisine de temas etmiş, geliri az olan esnaf içiıı bu gelir ve hakkında defter tutma mükellefiyetinin tahmil ettiği hüküm­lerin derhal ortadan kaldırılacağını ve küçük esnafı bu mükellefiyetten va­reste kılacağını söylemiştir.

 

Saat 16.10 da hizmete açılan Et ve Balık Kurumuna ait kombina daha sonra 'da hususi teşebbüse ait ve mem­leketin en büyük tuğla ve kiremit fab­rikası gezilmiş, müteakiben öğretmen evleri ve ova un fabrikası ziyaret edilmiştir.

 

Verilen izahata göre iki üç ay kadar evvel tecrübe işletmesi yapılan ve bu­gün Reisicumhur Clal Bayar'ın «ha­yırlı ve uğurlu olsunu temennisiyle iş­letmeye acılan Konya Et ve Balık Kombinası iki senede ikmal edilmiş, arazi, bina, makina ve bütün ttemirbaşlariyle 11 milyon liraya malolmuştur. Kombinenin kurulmasiyle makliyat ve diğer fire ve zayiattan milli servete bir senede kazandırılan kıy­met 11 milyon liradan fazladır.

 

Burada 8 saaüık bir devre zarfında 83 ü büyük ve 3680 i küçük bas olmak üzere ceman 3763 baş ve 137 ton civa­rında kesim yapılacak, günde 50 ton buz ve haftada da 45 ton sosis imal edilecektir.

 

Konya Et Kombinasında ayrıca günde 40 ton et dondurulab ilecek ve donmuş olarak Üa 902.5 ton et muhafaza edile­cektir.

 

Halen Kombinada 44 memur; 263 isçi, müstahdem ve diğer personel çalış­maktadır.

 

Tuğla fabrikası ise 4.5 milyon liraya malolmustur. 130 kişi çalışmaktadır. Senede 30 bin kiremit ve 30 bin tuğla imal etmektedir. Ovaun fabrikası da 3 milyon liraya malolmustur. Günde 120 ton .buğday işlemektedir. Yalnız Türkiye'nin değil fakat bütün Balkan­ların en modern tesisidir,

 

Ankara :

 

Bütçe Encümeni bugün öğleden son­ra saat 15 de Encümen İkinci Reisi Şefik Bakay'm riyasetinde toplanarak Diyanet İşleri Reisliği bütçesinin mü­zakeresini yaptı.

 

Bütçenin tümü üzerinde aoz alan meb­uslardan Ağrı mebusu Kasım Küfrevi (bağımsız), İslam dininin uitırevi ve dünyevi cepheli olarak doğduğunu, Atatürk inkılaplarına kadar bunun böy­le gittiğini ve o zaman vukua 'gelen ayılmadan sonra kurulan Diyanet İş­leri Riyaseti vazifelerinin pek iyi an­laşılmadığını, vazifenin yalnız Matilb ve vaizleri yazmak ve bazı neşriyat yapmaktan ibaret olmaması ve komünizme karşı manevi cetlenintakviyesine gayret sarf edilmesi gerek­tiğini söyle'di. Bu bakımdan, ilahiyat fakültesinin ve imam hatip okullarının verimli olmadıklarını, orationel fikir­lere sahip din adamlarının yetişmedi­ğini ileri sürdü, hükümetin bilhassa bıi mevzularda inanç ve samimiyetten uzak bir şekilde davrandığını sözleri­ne ilave etti.

 

Ordu meşbusu Sabri İşbakan radyoda yayınlanan dini ve ahlakı musahabelerin halkın anliyacağı bir dilde yapılmasını cuma günleri na­mazdan önce radyoda vaiz verilmesi­ni istedi. Kırşehir mebusu Ahmet Bil­gin (C.M.P.) çocuklara namaz kılma­nın öğretilmesi hademei hayratın ter­fih edilmesi, Diyanet İşleri teşkilatının devlet bütçesinden tahsisat almayıp Evkaf İdaresi ile birleştirilmesi fikrini savundu. Giresun mebusu Mazhar Şe­ner (D:P.) 1950 den bu yana Diyanet İşleri Reisliği tarafından gösterilen fa­aliyeti belirtti, köy imamlarının da devlet bütçesinden tahsisat almasını öne sürdü, Ordu mebusu ve raportör Refet Aksoy (D.PJ Kasını Küfrevi'ye verdiği cevapta. Diyanet İşleri mevzu­unda hükümetin samimiyetsiz ve inançtan mahrum olduğu iddiasının in­safsız bir hücum teşkil ettiğini, D. P. hükümetinin iktidara geçtiği günden beri Diyanet İşlerine fevkalade ehem­miyet verdiğini, bunun misallerinin feergün görüldüğünü, ilahiyat fakül­tesi ile İmam Hatip Okullarının müs­pet fikirli din a'damları yetiştirmek için gayret sarfettiklerini,ancak mez­kir müesseselerden lüzumlu miktarda eleman elde edilemediğini,bir defa ila­hiyat fakültesinin durumunun vazıh olarak anlaşılmadığım üniversitenin bu fakülteyi felsefi bir bölüm saydı­ğını, İmam Hatip Okullarından yeti­şenlerin ise Diyanet İşleri teşkilatına katlim adıklarını, ifade etti ve bu va­ziyet karşısında hükümetin münhası­ran din adamları yetiştirecek bir tesis kurmasının lüzumlu olduğunu belirtti. Raportör, bundan sonra Diyanet İşleri teşkilatı seyyar vaizlerinin bilhassa köylerde muvaffak olduklarını da bil­dirdi. Tekirdağ mebusu Zeki Erataman (D.P.), 1950 den beri hükümetin Diya­net İğleri teşkilatına verdiği ehemmi­yeti belirtti ve bu teşkilatın bütçesi­nin her sene arttığını söyledikten son­ra, yarı bilgili din adamlarının tasfiye edilmesini, yerlerine dini ilimlere va­kıf şahısların kullanılmasını istedi.Ba­lıkesir mebusu Halil İmre (D.P.) Diya­net İşleri Reisliği bütçe'si konuşulurken daha ziyade bu teşkilatın faaliyetleri üzerinde durulması lazımgeldiğini te­barüz eıttirdi ve teşkilatın faaliyetleri sırasında «ibadet ve itikadat» mevzu­ları haricine çıkmaması icap ettiğini aynı zamanda Diyanet İşleri Reisliği­nin Şimdiye kadar yapmış olduğu ça­lışmalar hakkında komisyonu, tenvir etmesi icap .eylediğini söyledi. Muğla mebusu Natık Poyrazoğlu (D.P.) Di yanet İşleri Reisliği teşkilat kanunu­nun bugünkü durumuna göre ayarlan­masının lüzumlu, olduğunu İleri sür­dükten sunra, mezkir teşkilatın bu günkü durumu ile laiklik telakkisine uymadığını, din ile devlet işlerinin ay­rılmış olduğu bir memlekette Diyanet İşleri teşkilatının devlet bütçesinden tahsisat almasının garip olduğunu be­yan etti. Siirt mebusu Baki Erdem CDP.) yetişmekte olan yeni nesls din bil­gisinin verilmesi mevzuunda konuştu, dışarıdan yabancı din alimleri getiril­mesini istedi. Sinop mebusu Server Somuncuoğlu (bağımsız), Laiklik tabiri mevzuunda fikirlerini serdedsrek, bu hususta cesaretle konuşmak zamanı geldiğini, bugün bütün memleketlerde dinin politikaya hatta devlet idaresine tesir ettiğini, devletin dini meselelere, dinin devlet meselelerine karıştığını, bu hakikat karşısında münevverlerin fikirlerini korkmadan söylemeleri icap ettiğini öne sürdü. Diyarbakır mebu­su Halil Turgut (D.P.) din mevzuun'da Jıer vatandasın samimi surette hareket etmesi, din adamları arasında tesanüdün kurulması arzusunu izhar etti. Malatya mebusu Nuri Ocakçıoğlu (C. H.P.) din mevzuunda bütün partilerin birlikte çalışması gerektiğini, cahil din adamlarının bertaraf edilerek tahsilli imamlar yetiştirilmesi gerektiğini, be­lirtti. İkinci 'defa söz alan Ağrı mebu­su Kasım Küfrevi (bağımsız) raportör tarafından verilmiş olan cevaplar kar­gısında kendi fikirlerini bir kere daha izah eyledi.

 

Msbuslann 'konuşması nihayete erdik­ten sonra., hükümet adına konuşan Baş­vekalet Müsteşarı Ahmet Salih Korur, Hükümetin Diyanet İşlerine verdiği ehemmiyeti tebarüz ettirdi. Ancak bu teşkilatın bütün iyi niyetlere rağmen vazifesini tam olarak ifa edemediğini, zira eleman yokluğunun çok sıkıntı yarattığını, illahiyat fakültesi ile İmam Hatip Okulları Maarif Vekaletine bağ­lı ol'duğu için Diyanet işleri Reisliği­nin bu mektepler üzerinde hinbir tesiri bulunmadığını, mezkir okullar­dan mezun olanların Diyanet İşleri teşkilatında vazife almadıklarını, me­sela bu sene İmam Hatip Okullarından mezun olan 385 kişiden ancak üç tane­sinin Diyanet İşleri teşkilatına katıldı­ğını belirtti.1950 yılında Diyan İs­leri bütçesinin 5.5 milyon lira olması­na mukabil bu seneki bütçenin 18 mil­yon liraya çıkarıldığını acıklıyan Ah­met Salih Korur, 'bu butee artışına rağmen, köy imamlarının devlet büt­çesinden tahsisat almasına imkan bu­lunmadığını, kırk 'bin köydeki imamın bütçeye alınması halinde bunlara as­gari ücret verilse dahi sırf bu fasıl için 70 milyon liraya ihtiyaç bulunduğunu, aynı zamanda köy imamlarının dev­let ibüteesinden maaş almaları takdi­rinde köy kanununun değişmesi lazım geldiğini sözlerine ilave etti.

 

Diyanet İşleri Reisi. Eyüp Sabri Hayır­lı da, radyodaki dini ve ahlaki musa­habenin Diyanet İşleri teşkilatı tara­fından değil, kurulan bir hususi heyet tarafından hazırlandığını, musahabele­rin halkın anlıyacağı bir dille yapılma­sı inin ayrıca tedbirlerin alınacağını söyledi.

 

Bundan sonra Diyanet İşleri Reisliği bütçesinin fasıllarının müzakeresine geçildi ve neticede bütçenin tümü ka­bul edilerek.Bütçe Encümeni saat 20.30 da bugünkü mesaisini bitirdi.

 

Bütçe Encümeni pazartesi ;günü saat 10 da toplanacaktır.

 

İzmir:

 

9 ocak pazartesi sabahı açılacak olan Ege tütünleri piyasasının son hazırlık­larını gözden geçirmek üzere şehrimize gelmiş bulunan İnhisarlar Umum Mü­dürü Ömer Yalfkaya, bugün saat 10 da şehrimiz İnhisarlar Başmüdürlüğün­de bir basın toplantısı yaparak gazete­cilere izahat vermiş ve ezcümle demiş­tir ki:

 

Bildiğiniz gibi Ege tütün istihsalinde, geçen seneye nazaran, 12 milyon kilo­luk bir fazlalık mevcuttur.

 

Bu mahsulde dış pazarların çeşitli ta­leplerini karşılayacak evsafta bol bol tütün vardır.

 

Piyasaya takaddüm .eden çalışmalarda arz ve talep arasında bir muvazene­sizlik vuku bulması muhtemel görül­müş ve bu halin tevlid edeceği aksak­lıkları önlemek için piyasanın icaba göre geni? mikyasta festekleirmesi hükimetçe takarrür ettirilmiştir.

 

Desteklenme tatbikatiyle görevlendi­rilmiş olan İnhisarlar İdaresi, icabeden "bütün teknik tedbirleri almış ha­zırlıklarını ikmal etmiş bulunmaktadır.Tütünümüzün büyük bir ihraç metai «olması, piyasalarımızın dıs. istihlak hareketleriyle yakinen ilgili bulunması, ihraç imkanlarını zedeleyici hallerin, dolayısiyle, ekicimize tesirinin hayati ehemmiyeti göz önünde tutularak hareket tarzımız tanzim  edilmektedir,

 

"Yapılacak devlet desteklemeleri, dış piyasaların normal telakki edilebileceği normal fiatlarla cereyan edecek vs tütün fiatları başlangıçta tesbit edilen esaslardan hiç biır inhiraf yapılmıyarak piyasa sonuna kad'ar teminat altında tutulacaktır.

 

"Bununla beraber, iç ve dış alıcıların desteklema fiatlarmı geçip tütün almaları bilhassa şayanı temennidir.

 

"Müstahsil durumu ile her zaman oldu­ğu gibi bu defa da yakinen alakadar olan hükümetimiz, kanunen imhalık olup bedele  tabi bulunmayan aksam "hariç olmak kaydiyle, satılan "her nevi ve vasıftaki tütünlerin beher kilosuna, transfer hitamında, 25 kuruşluk munzam bir yardım yapmayı karar altına alınış bulunmaktadır.

 

"Bu tediye transfer hitamında İnhisar­lar İdaresi tarafından yapılacaktır.

 

"Piyasaların ekici lehine mes'ut bir inkiçaf göstermesi temennisini bu vesile "ile tekrarlar desteklemelerin rasiyle vazifelendirilmiş olan teşkilatı­mızın saym ekici vatandaşlarımıza en müessir bir şekilde y^ardım etmeleri "icin elden geldi hiç bir stsyretin esir geçmeyeceğini belirtask İsinhisarlar "Umum Müdürü.Gümrük va inhisarlar Vekilinin da yak:nda tamire geleceğini beyanatı arasinda gazetiere bildirmiştir.

 

Konya :

 

Bugün öğleden sonra Konya'da hü­kümet konağı önünde çok büyük bir topluluğa hitabtiiien Başvekil Adnan Menderes, soğukhava ve kar altında gösterilen hararetli ve heyecanlı ka­bulden dolayı Konyalılara şükranları­nı ifade ettikten sonra, »hükümetten memnun edici sözler işitmeye alışıksızdır. Yine size güzel haberler vere­ceğim» demiş ve büyük bir üzüntü mevauu teşkil eden gelir vergisinin küçük esnafı ve az kazançlı vatandaşla­rı döiter tutmaya mecbur eden hü­kümlerinin değiştirileceğini, muamele vergisinin bütün mahzurlarının ortadan "kaldınlarak yepyeni bir gekle ifrağedileceğini, müjdelemiş ve sözlerine goyle devam etmiştir:

 

«Şimdi size Laiklik telakkimizden bahsetmek istiyorum. Laiklik bir .taraf­tan din ile siyasetin birbirinden ay­rılması manasına,diğer taraftan ise vicdan hürriyeti manasına gslir. Din ile siyasetin kat'i surette birbirinfdıen ayrılması esnasında en küçük tereddü­de dahi tahammülümüz yoktur. Vic­dan hürriyeti bahsine gelince, Türk Milleti Müslümandır ve Müslüman ka­lacaktır. Evladına ve gelscek nesillere dinini telkin etmesi, onun esasını ve kaidelerini öğretmesi ebediyyen Müs­lüman kalmasının münakaşa götürmez bir şartıdır. Halbuki mekteplerde din dersi olmayınca evladına kendi dillini telkin etmek ve öğretmek istiyen va­tandaşlar bu imkandan mahrum edil­miş olurlar. Müslüman gocuğu dinini öğrenmek gibi pek tabii bir haktan mahrum.Edilmemek icabeder. Böyle mahrumiyet ve imkansızlık vidian. hürriyetine uygundur, denilemez. Bu itibarla orta mekteplerimize din ders­leri koymak yerinde bir tedbir olacak­tır. Dinsiz foir cemiyetin bir nıilleıtin. payidar olabileceğine inanmıyoruz. En ileri milletlerin dahi din ile siyaseti ve dünya işlerini birbirinien ayırdık­tan sonra ne derecelere kadar dinlerine bağlı kaldıklarını elbette biliyoruz. Bu­günkü seyiyasıyle asil milletimize taasu  isnadı görülemez. Milletimiz dinine sımsıkı bağlı olduğu kadar umumiyetle dini, en temiz duygularla benimsemektedir. İslamlık milletimizin vicdanında en musaffa seviyesini bul­muştur. »

 

Başvekil sözlerine devamla Müslüman­lığı ve onun esaslarını, farizelcrini ve kaidelerini kitabetle telkin edip öğre­tecek öğretmenlerimizin yetiştirilme­sine ayrıca gayret sarf edileceğini, mesela gelecek sene lise derecesinde ilk mezunlarım verecsik olan Konya İmam Hatip mektebinin ileri seviyede din tahsili veren bir tedris müessesesi ha­line getirilmesi ve bu müesseselerin (benzerlerinin yurtta faz lala ştır iknası­nın uygun olacağını söylemiş ve halen çok az bir ücretle istihdam edilmekte olan hademeyi hayatım, imam ve vaiz­lerin de ücretlerinin, vazifelerini ehli­yetle görebilecek bir seviyeye çıkarıla­cağını haber vermiştir.

 

8 Ocak 1956

 

Konya :

 

Şehrimizde bulunan Reisicumhur Ce­lal Bayar ve Başvekil Adnan Mende­res, bu sabah saat 9.15 de Toprak Mah­sulleri Ofisi Umum Müdürlüğünce HotozIu mevkiinde inşa edilecek olan hu­bubat silosu ile un değirmeninin te­mel atma merasiminde hazır bulun­muşlar, verilen teknik izahattan sonra hayırlı ve uğurlu olması dileğiyle te­mele ilk harcı koymuşlardır. Müteaki­ben yeni turistik otel ile kapalı çarşı­yı gezen ve daha sonra da Belediyeyi ziyaret eden Reisicumhur ve Başvekil, Karaman'a gitmek üzere saat 10.30 da Konyadan ayrılmışlar ve gar'da uğurlanmışlardır.

 

Bugün temeli atılmış bulunan hububat silosunun kapasitesi 60 foin, un değir­meninin kapasitesi ise 150 torJdur. Silo ile değirmenin inşaatı 11 milyon liraya, makineler ise 7.5 milyon liraya mal olacaktir. İngiliz Saymon şirketi tara­lından deruhte edilen inşaat 1957 yılı sonlarında tamamlanacak, makinelerin montajı ikmal edilerek tesislerin işle­tilmesine tahminen 1958 senesi temmuz ayında başlanılacaktır. Silo, saatte dört yüz ton mal alacak ve keza dört yüz: ton malı da vagonlara verebilecektir.

 

Bu silo, memleketin en büyük hubu­bat havzası olan Konya bölgesinde hu­bubatın temizlenmesi ve muhafazası bakımından, büyük bir ihtiyacı karşıUyacaktır.

 

Ankara :

 

Türkiye Büyük Millet Meclisinin da­vetlisi olarak memleketimizi ziyaret etmekte olan, Mebusan Meclisi İkinci Reisi M. Cino Macrelli riyasetindeki ayan ve Mebusan Meclisi azalarından mürekkep İtalyan parlamento heyeti, bugün öğleden sonra hususi bir uçakla İstanbul'dan şehrimize gelmiştir.

 

Misafir İtalyan Parlamento Heyeti Esenboğa hava meydanında Meclis Eeİsvekill erin den Kayseri mebusu Fikri Apaydın ile Meclis idare amirleri, riya­set divanı azaları, Türk  İtalyan dost­luk grubureis ve azaları, Ankara Vali­si, Belediye Reisi, İtalyan Büyükelçi­si ve elçilik mensupları İle diğer ze­vat tarafından karşılanmıştır.

 

Büyük Millet Meclisi Eeisİ Refik Koraltan adına hususi kalem müdürü Bedri Akyüz, misafirlere «hoşgeldiniz demiştir.

 

Meclis Reisvekillerinedn Fikri Apaydın misafir İtalyan Parlamento Heyetini memleketimizde görmekten duyduğu memnuniyeti belirtmiş, buna mukabe­le eden heyet başkanı M. Cino Macrel­li de Türkiyeyi ziyaretlerinden ve bu­rada yapacakları temaslardan dolayı çok memnun olduklarını ifadeyle te­şekkürlerini bildirmiştir.

 

İtalyan heyeti azaları, Ankarada ilk olarak Anıt Kabri ziyaret etmişler veAtatürk'ün manevi huzurunda saygı duruşunda bulunarak Kabre bir buket: koymuşlardır. İtalyan Parlamento Heyeti bilahare Çankaya'ya giderek Riyaseticumhur defteri mahsusunu im­zalamıştır. Buradan ayrılan misafirler' saat 18 de Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Koraltan'ı makamında ziyaret etm işlerdir.

 

 

 Ankara :

 

"Eski Maarif Vekillerimizden Mustafa "Necati'nin ölümünün 27 nci yıldönümü münasebetiyle Darende Kültür Derne­ği tarafından tertiplenen anma töreni bugün saat 15.30 da Türk Ocağında ya­pılmıştır.

 

Merhumun hatırasını taziz için yapı­lan saygı duruşunu müteakip hatipler yaptıkları konuşmalarında merhumun "Maarif ve Adliye sahalarındaki hizjnetlerini belirtmişti eridir.

 

Ankara :

 

Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekili "Dr. Nafiz KÖrez, bu akşam radyoda yaptığı şu konuşmayla dokuzuncu veTem haftasını açmıştır:

 

ISevgili vatandaşlarım,

 

"3u akşam verem haftasını acarken ge­niş ve kıymetli bir dinleyici kütlesine hitabetmek mazhariyetinden dolayı memnun ve bahtiyarım.

 

"Verem haftası, vereme karşı başarı ile savaşan bütün memleketlerde olduğu gibi bizde de senenin muayyen bir devresİnlae vatandaşların dikkatini bu tehlikeli hastalık üzerine çekmek maksadiyle ihdas edilmiştir.

 

"Böylece bugünden itibaren bir hafta müddetle radyolarımızda salahiyetli ilim adamlarımız sağlamların verem­den korunması, veremlilerin iyileşme­si ve iyileşmiş olanların da sağlıkla ya­şaması hakkınca sizlere kıymetli bilgi­ler vereceklerdir.

 

"İnsanın kendi sağlığım alakadar eden "bu esasların yanı sıra aynı zamanda sosyal bir afet olan vereme karsı top­luluğun nasıl korunacağı, devletin ve savaş derneklerinin bu yoldald çalış­malarına milletimizin de faydalı şekime nasıl katılacağını, sremin feir memlekette barmamaması ve halkın sağlığını ciddi şekilde tehdit etmemesi irin nelere riayet edilmesi lazımgeldiği hususları da tabii anlatılacaktır.

 

"Verem, dehşeti ve tehlikesiyle haklı olarak bir numaralı sağlık düşmanı addedilmiştir. Bu hal veremin sıhhi ve sosyal halk sağlığını iki yönden teh­dit etmesinden ileri gelmektedir.

 

Verem bulaşıcı bir hastalıktır. Bir ve­ya birkaç kişiyi hasta etmekle halmaz, onların yakınında bulunanları, onların eşyasını kullananları, onlarla aynı oda­da veya aynı yatakta yatanları da has­ta eder.

 

Verem sağlıkla yaşama esaslarına Ükat etmiyen, fakir herkeste görülebi­lir. Elverişsiz hayat şartları, gayri müsait sosyal ve ekonomik durum ve­remin sosyal bir affet şeklinde hüküm sürmesini mucip olmaktadır.

 

Şu hale göre veremden korunmak için veremlilerle yakın temastan, verem mikrobiyle bulaşık eşya ve gıda mad­delerini Tsullanmaktan sakınmak na­sıl lazım ise herkesin, her ailenin süs ve eğlenceden evvel sağlıkla yaşıyabilmek için asgari hayat şartlarını te­min edec&k şekilde hareket etmesinin ne kadar lüzumlu bir kıyfiyet olduğu açık bir hakikattir. Bilhassa gençleri­mizin vücutlarını yıpratmaktan ka­çınmaları esastır.

 

İkinci Cihan Harbinin doğurduğu eko­nomik buhranın bütün dünyada verem afeti üzerinde kötü tesirlerini göster­meye başlaması dikkatten kaçmamış­tır.

 

Nitekim dünya sağlık teşkilatı verem­le savaşmak üzere beynelmilel ölçüde kıymetli tedbirler almıştır. Bu tedbir­ler bir taraftan verem savaş vasıtala­rı ve esasları hakkınca ilmi araştırma­lar yaparak side edilen pratik netice­leri her memleketin sağlık makamla­rına bildirmek, diğer taraftan da arzu eden memleketlere savaş ve personel yetiştirma ekipleri göndermek gibi şeylerdir.

 

Bu nıeyanda veremin yaygın ve savaş imkanlarının mahdut ol&uğu yerlerde ECG asısının faydalı bir mücadele va­sıtası olacağını, tesbit edem dünya sağ­lık teşkilatı bunun tatbikini bütün devletlire tavsiye etmiştir. Bu aşıyı siste­matik surette bütün yurtta tatbik et­mek üzere memleketimizde gerekil teşkilat kurulmuştur. Kezalik beynel­milel olarak tanınan BCG aşısını yerli olarak meydana getirmiş bulunuyo­ruz. Bundan maada verem savaşında pek mühim bir başarı amili olan eh­liyetli verem savaşçıları yetiştirmek üzere dünya sağlık teşkilatının gönder­diği bir ekip İstanbul Verem Savaş Derneği ile işbirliği ederek ve vekale­timizin de delaletiyle 1950 de İstanbul' da bir «Beynelmilel Tüberküloz Olgun­laşma ve Gösteri Merkezli kurulmuş­tur. Halen kıymetli Türk mütehassıs­ları tarafımdan idare edilmekte olan bu merkezde memleketimizden maada ya­kın doğu memleketleri için de müte­hassıs tabip ve 'hemşire yetiştirilmek­tedir.

 

Verem savaşı bakımından memleketi­miz, bu.savaşın basarı ile tatbiki usul­lerine uygun olarak dispanser, mikro­film, BCG aşısı ekipleri, prevantoryum sanatoryum, göğüs hastalıkları hasta­neleri, kemik hastalıkları deniz ve gü­neş tedavi enstitüleri ve rehabilitasyon tesisleri tarzında teşkilatlanmıştır. Ve­remlileri bulmak, gerekli tedavilerini yapmak, verem şüphelileri korumak, vereme istidatlı gençleri prevantoryum gibi müesseselerde himaye altına al­mak, veremliler ve ailelerine sosyal yardım yapmak, rehabilitasyon mües­seselerinde kendilerine sağlık durum­larına uygun işler öğretmek bakımın­dan bu teşkilat canla bada çalışmak­tadır.

 

Sade Vekaletimize ait verem yatakla­rının sayısı son bir iki sene içinıdfa 2.107 den 7.277 gibi mühim bir miktara yük­seltmiş bulunuyoruz. Yurdumuz için icabeden daha yüksek miktarlara ulaş­mak azim ve kararındayız.

 

Verem hastalığının başarı ile tedavisi yönünden yeni ve kıymetli ilaçların layıkiyle ve ilmi ölçülerle; kullanılma­sı ve veremliler üzerinde çeşitli cerra­hi müdahalelere lüzum, hasıl olması, bu sahayı mühim bir ihtisas şubesi ha­line getirmiştir. Bu bakımdan kıymet­li mütehassıslar yetiştirilmiş ve ye­tiştirmektedir.

 

Verem savaşının başarısı, devlet teşki­latının halk tarafından kurulan verem, sarvaş   dernekleriyle işbirliği yapması sayesinde en verimli neticelerine varmaktadır. Şuurlu, şefkatli ve hayırse­ver milletimizin yardımı ile verem sa­vaş derneklerimiz günden güne art­maktadır. Bu derneklerim iz dispanser faaliyetleri, ve yoksul hastalarla aile­lerine yaptıkları sosyal yardım, hastahane ve sanatoryum işletmek ve eh­liyetli verem savaşçıları yetiştirmek bakımımdan dev.L&t teşkilatiyle çok ve­rimli işbirliği yapmaktadırlar.Vekaletimizce bu dernekler desteklenmekte ve kendilerine gerekli yardımlar ya­pılmaktadır, bu vesile ile devlet teş­kilatında ve yavaş derneklerinde çalı­şanlara ve dernekiere aza olan kıymet­li vetandaşlarımiza teşekkür etmeyi, bir borç bilirim. Bu meyanda her saha­da halkımızla şefkat elini uzatan Kı­zılay Cemiyetinin veremle savaş mev­zuundaki yardımlarını   da şükranla karşılarım.Verem savaşı teknik bilgi, personel vetesisten maada zengin mali kaynaklara da lüzum gösterir. Zira sosyal afetlerle1 mücadelenin temel direklerinden biri de sosyal yardımdır. Şayanı şükrandır ki hamiyetli ve hayırsever vatandaşla­rımız verem savaşı derneklerine bol bol aza kaydolunarak bu derneklerin varidatını yükseltmek suretiyle yok­sul yurttaşlarımızı veremin pençesin­den kurtarmakta ve faydalı olmakta­dırlar.

 

Verem haftasının verem savaşma bu bakımdan da büyük yardımı olacağınr ümit eder, hepinize hayırlı geceler te­menni ederim.»

 

Konya :

 

Reisicumhur Celal Bayar ve Başvekit Adnan Menderes tarafından dün işlet­meye sıçılmış bulunan Konya kiremit ve tuğla fabrikaları tam randımanla çahşmaya başlamıştır.

 

Konya kiremit ve tuğla fabrikası hu­susi teşebbüse ait olup 4.5 milyon lira­ya mal olmuştur. Memleketin bu em büyük fabrikasında 130 kişi çalışmak­ta ve günlük kapasitesi 30 bin kiremit ve 30 bin tunladır. Bu tlruruma göre fabrikada yılda 10 milyon kiremit ve 10 milyon tuğla imal edilmektedir.

 

 

 9 Ocak 1956

 

 İstanbul:

 

Amerikan teknik yardım fonundan 3 ay müddetle Amerikadaki ormancılık çalışmalarım tetkike giden 8 kişilik heyetin memleketimize döndüğü bil­dirilmektedir.

 

Ormancılarımız Anıerikada bulunduk­ları müddet zarfında Modison, Wıscons sin, Nebreska ve Colarado'&a incele­melerde bulunmuşlardır.

 

Ankara :

 

Bütçe Encümeni öğleden sonra saat 15 te Encümen Başkanı Halil İmre'nin riyasetinde toplanarak, Adljye Veka­leti bütçesinin müzakeresine devam et­ti.

 

Öğleden sonraki celsede söz alanlar­dan İzmir mebusu Mehmet AE Sabuk (D.P.) Adli teşkilatta İslahat yapılma­sını, »mahkemeler teşkilatı kanunu» ile «Ceza kanunu» nun bugünkü şart­lara uygun bir hale getirilmesini, mahiceme katipliklerine mesleki bir hüvi­yet verilmesini istedi. Diyarbakır me­busu Halil Turgut (D.P.) kaza muttde umumileri iğin jeep arabası temin edilmesi fikrinde bulundu. Kırşehir me­busu Ahmet Bilgin (C.M.P.) siyasi mev­kufların durumları hakkında Adliye Vekilinin izahat vermesini talep etti.

 

Rize mebusu Hüseyin Agun (D.P.) in­şa edilecek olan hapishane binaları hakkında bir umumi planm mevcut bulunup bulunmadığını sordu. Ağrı mebusu Kasım Küfrevi (bağımsız) is­pat hakkı ve hakim teminatı mevzu­larında Adliye Vekaletinin noktai na­zarını öğrenmek istedi. Elazığ mebusu Selaüıattin Toker (bağımsız), düi mev­zuata yepyeni bir çehre verilmesi lazim geldiği, istinaf mahkemeleriyle ço­cuk mahkemeleri burulması icap etti­ği, bütün adliye teşkilatının yeniden gözden geçirilmesinin lüzumlu olduğu kanaatinde bulundu. Kars mebusu Turgut Göle, (C.H.P.), nahiye mahke­melerinin durumunu temyiz mahke­mesi 'azalarının tayininde göz&nündte tutulan hususları sordu. Kırşehir mebusu Tahir Taşer (C.M.P.) hakim te­minatı ve tevlhidi kaza sistemi üzerin­de ne düşündüğü sualini tevcih etti. Erzurum mebusu Hamit Şevket İnce (D.P.) büyük foir adalet kongresinin toplanmasını, bir adli İslahat progra­mının hazırlanmasını ileri sürdü.

 

Hatiplerin konuşmaları sona erdikten sonra Adliye Vekili Prof. Hüseyin Avni Göktürk, sualleri ve temennileri ce­vaplandırmak için yarma kadar mehii istedi ve bu talep kabul olunarak, En­cümen bugünkü mesaisine nihayet verdi.

 

Bütçe Encümeni yarın saat 10 da toplanacaktır.

 

Ankara :

 

Bütçe Encümeni, bu sa'bah saat 10 da Encümen Başkanı Halil İmre'nin ri­yasetinde toplanarak Aıdliye Vekaleti bütçesinin, müzakeresine başladı.

 

Encümen raportörü Rize mebusu İz­zet Alçal'ın raporu okunmasından son­ra söz alan Afyon mebusu Murat Ali Ülgen (D.P.) Adliye Vekilinin hakim teminatının bugünkü halinde kalıp kalmıyacağmı, zabıt katipleriyie icra memurlarınm terfihine dair neler düşü­nüldüğünü, istinaf mahkemelerinin ku­rulmasından bir fayda melhuz olup ol­madığım, medeni kanunun ıfeğistiril­mesi için faaliyet 'gösterilip gösteril­mediğini sordu. Ordu mebusu Refet Aksoy. (D.P.) kadastro heyetleri için ihtiyaç duyulan hakimlerin nasıl bulu­nacağın], mürettep ağır ceza mahke­melerinin kaç tanesinin müstakil ola­cağını sordu. Muğla mebusu Akif Sarıoğlu (D.P.) medeni kanundaki müş­terek mülkiyet m&vzuunda çıkan ihti­laflara bertaraf edecek kanun madde­lerinin getirilmesi ve hapishanelerdeki iaşe durumunun İslahı hususlarında konuştu. Giresun mebusu Mazhar Şe­ner (D.P.) mahkimların iasasi için tahsis edilen 23  33 kuruşun kafi gel­mediğini, noterlik Üıizmetinin yeniden 'gözden giçirilmesi icap ettiğini söyle­di. Çanaikkale mebusu Servet Sezgin (D.P.) anahkemelerdeki iş hacminin artması karşısında buna çareler bulun­masını, «usul kanunları »nm. yenifden gözden geçirilmesini,ceza kanununun değiştirilmesini, 'hakimlerin normaj su­rette terfilerinin sağlanmasını, istinaf ve çocuk mahkemelerinin kurulmasını, Adliye katiplerinin durumlarının dü­zeltilmesini ifade etti. Kırşehir mabu­su Osman Alişiroğlu (bağımsız), Adli­ye Vekaletinin eleman eksikliği    yü­zünden vazifesini arzu edilir bir şekilde ifade edemediğini, istifa eden hakim sayışınım hergün biraz daha yükseldi­ğini, bunun sebebinin de maddi ve ma­nevi huzursuzluklar olduğunu,    siyasi davalarda hakimlerin baskı altında tutuMuğunu iddia etti. Ancak son gün­lerde baskıların azaldığını, fakat    ha­kim teminatının esaslı kaidelere bağ­lanması icabett iğini beyan eyledi. Er­zurum mebusu Abdülkadir Eryurt (p. V.) ıgeçen aene bütçe encümeninde Ad­liye Vekaletinin.' bütçesi müzaker.e edi­lirken ileri sürülen temennilerin na­zarı dikkate alınıp alınmadığı sualini sordu. Diyarbakır mebusu    Mehmet Hüsrev Ünal  (D.P.)  eknruan eksikliği yüzünden temyiz mahkemesinin,    içtiiıad yaratma zavifesini yapamadığını, temyiz mahkemesine ilmi kifayeti haiz hukuk adamlarının bol   miktarda ge­tirilmesi 'gerektiğini söyledikten sonra, nahiye mahkemelerinin sakat doğan bir çocuğa  benzediğini,  bu teşkilatın peniden organize edilmesi lazım geldiğini ilave etmiş ve "İcra İflas Kamunun aun bünyemize uygun hale sokulması 211 istedi. Sinop mebusu Nuri Sertoğlu C.H.P. Aüliye teşkilatında iş hacmi­nin gittikçe artmasına mukabil,teş­kilatın eleman bakımından zayıfladığım, diğer taraftan adli teminatın esas­sız bir haile geldiğini, siyasi mülahaza­larla hakimlere tesir yapıldığını bü­tün bu olur) bitenler karşısında Adliye Vl'kaletande bir  zihniyet değişikliğine lüzum hasıl olduğunu bildirdi ve AıÜiye teşkilatının' bitaraf olmadığına bir misal olarak Konya, nutkunda dini poiitikaya aTet ettiğini iddia ettiği Baş­vekil hakkında Adliye teşkilatının ha­rekete geçmediğini söyledi. Nuri Sertoğlumun bu iddiasına temas eden Zon­guldak mebusu Sebatı Ataman <D.P.) Bütçe Encümeninin her hangi bir ha­dise hakkında hüküm verecek bir hüvi­yete sahip olmadığını belirttikten son­ra, Başvekilin Konya'da söylemiş oldu­ğu nutuik üzerindeki düşüncelerini İzah la, fou unutükta dinin politikaya alet adilmediğini 'bu memlekette bir din mü essesin mevcut olsuğunu, bir din ted­risatı» müessesesinin de bulunduğunu, bundan dolavı hükümetim veya hükü­met başkanınım bu müessesesler ya­kından alakalanması gerektiğini, bir hükümet reisinin  bu fikrini tabii olarak ifade edebileceğim anlattı.

 

Çanakkale mebusu Servet Sezgin de (D.P.) ayni hususlarda konuşarak Nu­ri Sertoğlunun burada bir müddeiumu­mi, bir kahiın gibi davrandığını, Baş­vekilin Konya nutku üzerinde Nuri Sertoğlunun herhangi bir hüküm ve ramiyeceğini tebarüz ettirdi ve bu arada dinin devlete yardımcı muazzam bir müessese olduğunu, devlet ve hü­kümet olarak dine alaka gösterileceği­ni, medeni kanunda dahi dini tedrisat hakkında maddeler bulunduğunu, bundan dolayı Başvekilin, hükümet reisi sıfatiyle bu tedrisat üzerinde mü­talaalarda bulunmaya hakkı olduğunu izah eyledi. Bu arada usule dair söz alan Diyarbakır mebusu Yusuf Azizoğlu (Hür. P.) müzakereler sırasında usulsüz hareket edildiğini, hsırhamgi bir iddia karşısında bu işle alakadar olmıyan şahsiyetlerin bu iddialar» cevap vermeleri doğru olmadığına ileri sürdü.

 

Kiyaset makamı da müzakerelerin nor­mal bir surette cereyan eylediğini söy­ledikten sonra saat 13 de Encümenim saıbah çalışmalarına son verildi.

 

Bütçe Encümeni saat 15 te toplanacak­tır.

 

Ankara :

 

Büyük Millet Meclisinin ıaav«,Üisi ola­rak sehmfaih misafiri bulunan, ital­yan Parlamento heyeti azaları bu sa­bah Harp okulunu ziyaret etmişlerdir.

 

Okul Kumandam Tuğgeneral Muhit­tin Okyavuz tarafından karşılanarak okul ?eref salonuna alınan mümtaz misa firlerimize okulun tarihi ve tedrisat sistemi hakkında, izahat verilmiştir.

 

Bilahare İtalyan Parlamento heyeti azalan mektebin tesislerini ve dersha­neleri gezmiş müteakiben şereflerine tertip edilen spor gosterüsrini büyük foir alaka ile takibetmislerdir.

 

 Gösterilerden sonra öğrencilere hita­ben bir konuşma yapan İtalyan Parlamento Heyeti Başkanı Cino Masrelli demiştir ki:

 

»Memleketinizi ziysrete büyük ümitlerle gelmiştik.Şimdiye kadar görmüş olduğumuz hüsnü kabul bu ümitleri­mizi idlost Türkiye hakkında büyük bir hayranlığa çevirdi."

 

Cino 'Macrelli kendilerine karşı 'gös­terilen yakınlığa hararetle teşekkürle­rini bildirmiş ve gösteriler sırasında öğrencilerin sahaya resmettikleri «ya­şasın İtalya» ibaresini dost memleke­tin samimi hissiyatı olarak kabul et­tiklerini bildirdikten sonra sözlerini şöyle bitirmiştir:spor salonunda okuduğumuz sözler Türk  İtalyan dostluğunun ye­ni bir tezahürü olarak bizleri son. de­rece mütehassis etmiştir. Ben de İtal­ya adına   yaşasın Türkiye Misafirler Haırp okulundan ayrılma­dan evvel Okul Kumandanı ve spor öğretmenlerine .ayrı ayrı teşekskülriteh rini bildirmişler ve gördükleri intizam ve gayretli çalışmalardan dolayı sami­mi  tebriklerini  ifade  etmişlerdir.

 

Ereğli:

 

Başvekil Adnan Menderes, dün Ereğli'Öle vatan dağlara hitaben yaptığı konuş­maya, «bu kadar candan samimiyet ve itimatla 'bizi karşıladığınızdan dolayı sizlere en derin teşekkürlerimizi arz ederim. Hayatta, bu kadar coşkun ve bu kadar heyecanlı bir istikbale mazhar olmuş faniler azdır. Bize bu ititnad ve samimiyeti gösterdiğinizden, Idıolayı sizlere karşı fevkalade minnettarız» diyerek başlamış ve sözlerine şöyle dtevam etmiştir:

 

«Burada bir baraj yapılmasına istiyor­sunuz. IBu isteğinizde haklısınız. Bu­gün Er«tğüde yalnız 140 bin dönıüm arazi sulanmaktadır. Halbuki, baraj bittiği Zaman 400.000 dönüm arazi sulanacaktır. Bittabi bu sizin için ve bü­tün memleket için çok mühim faip ka­zanç teşkil edecektir.

 

Şimdi, bize, iktiıdlarunıza, Ana­dolu'da baraj, fabrika, şu veya bu tesisi yapmak için milleti sıkıntıya uğratı­yorsunuz diye hücum ediyorlar. Böyle söyleyenler, suyun ve tarlanın na demek olduğunu bilmezler. Onlar Anadoluya gelmeli, sisin aranızda bulun­malı set hasretinin insan yüreklerini nasıl kavurduğunu görmelidirler. On­lar ne derse desinler, sizler ve daima .memleketin yüksek menfaatle­ri için bizleri çalışmağa sevkedeejak kudret ve kabiliyettesiniz. Bu kudret ve kabiliyetle, bu memleketim mamur olması için mevcut engelleri en kısa zamanda muhakkak ortadan kaldıracağız.

 

Bugün bir kısım insanlar, memleketin lasanı ve asayişini bozmak, size yapa­bileceğimiz hizmetleri asgariye indir­mek ve bu suretle iktidarı Türk mille­tinin gözünden düşürmek istemektedir.

 

Biz, bunların hiç birine ehemmiyet vermeden millet hizmetine fasılasız devam edeceğiz.Barajınızı yapacağız, suyunuzu getireceğiz, bütün İhtiyaçla­rınızı karşılayacağız.Asırlarca en ip­tidai ihtiyaçları dahi, ihmal edilmiş olan bir vatanda, bunların hepsine bir­den bir anda yetişmenin imkansızlığını takdir «dersiniz. Fakat, elimizldieaı gel­se, dünyanın, hazinelerini toplayacağız ve bunları sizin ihtiyaçlarınızın gide­rilmesi uğrunda gözümüzü kırpmadan sarf edeceğiz.

 

Başvekil Adnan Mendsres daha sonra, bütün memleket sathına şamil olarak devanı eden sulama faaliyetinden bah­setmiş, ikti'd&rın devir alındığında; bir memlekette ancak olan köyde, oda ecdattan, kafana tesislerle su bulunduğunu, hükümet eli ite içme suyu geti­rilmiş, birtsik köy dahi mevcut olma­dığını, bütçeye bu is için biftek lira da'hi tahsisat konulmadığını belirtmiş o günden bugüne yirmi bin köye su getirildiğini, ayrıca beş bin köyün su tesislerinin de İkmal edilmek üzere ol­duğunu, bir iki sene sonra bu memleket te içme suyu derdinin tamasniyle tari­he karışacağım, kasaba ve şehirlerin içme sularının da, gayet esasb şekilde halledilmek yolunda bulunulduğumu tasrih etmiş, ayrıca memleketin dört köşesinde yapılan ve yapılmakta olan barajları ve elektrik santrallerini say­mış, beş büyük  barajdan ikisinin bu sene içirire, üçünün de önümüzdeki sene Türk milletinin hizmetine gir, söylemiş yapılanı, ve yapılmakta olan dilolayı.au ve limanlardan da bah­sederek bunların milli ekonomiye sağ­ladığı faydaları savmış ve sözlerine de vamla demiştir ki:

 

Bu koskoca vatanda uzun asırların, bum ca ihmalini bu kadar kısa bir zamanda ikmal etmeğe imkan var mıdır. İktida­rımız, memleketin kalkınması ve layık olduğu medeniyet seviyesine eriş­mesi idin çalışmalarına hızla devam etmektödlir ve edecektir. İktidara geç­tiğimiz zamaın bugünlerle yetişmenin imkansız olduğu söyleniyordu. Bugün gayri mümkün görenler de, tıpkı bun­dan .evvelkiler gibi, kısa bir atide ta­hakkuk edecektir. Hükümetim memle­ket hayrına çalışmalarındaki hız ve gayret, işte böylesine bir kuvvet arz etmektedir.

 

Türk milleti, "büyük bir millettir. Dün­yanın bu nazik devresinde siyasi ol­gunluğu, sağlam içtimai duTumu ve büyük çalışma azmiyle, mühim bir sulh refah unsurudur. Türk milleti, arzu ettiklerini mutlaka başaracaktır.

 

Varsın, hakikatlerden uzakta olanlar, Türk milletinin idiertlerinden ve istek­lerinden bigane kalsınlar. Biz, bunla­ra hiç bir Ehemmiyet vermeden, sizin Önünüzde, sizin, hizmetinizde durma­dan çalışacağız.»

 

Başvekil, Ereğlide yaptığı bu konuş­mada ayrıca Ereğli İşçi Sendikasının ilginç dilekleri hakkımda vierdiği 'bir muhtırayı da bahis mevzuu zaten işçilerimizin isteklerinin pek ço­ğuma yerine gstirmek üzere bulunuyo­ruz. İsçilere daha iyi bir hayat temim edebilmek ve İşçilerimizin çok daha iyi bir seviyeye gelmelerini sağlamak başta gelen g ayretLsirimizd endir» de­miştir.

 

Ankara :

 

Memleketimizin misafiri olarak Anikarada bulunan İtalyan Parlamenta 'he­yeti, Büyük MiHet Meclisinin bugün saat 15 de Meclis Reisi Refik KoraltarAn riyasetinde yaptığı toplantıda hazır bulunmuştur.

 

Celse açıldığı sırada İtalyan misafirle­rimiz saıloiüi'.a kordiplomatiğe mahsus locaya girmişler ve mebuslar taratadan sürekli ve şiddetli alkımlarla kar­şılanmışlardır.

 

Keis Koraltan, bu münasebetle bir ko­nuşma  yaparak   ezcümle   (tenistir ki:

 

«Muhterem arkadaşlar,

 

Yüksek Meclisiniz adına yapılan da­vet üzerine dost ve müttefik İtalyan milleti parlamentosundan güzide bir heyet iki gündenberi memleketimi­zin misafiri olarak ve bugün, de şuan yüksek heyetinizi ziyaret maksadiyle aranızda ve karşınızda bulun­maktadır. Şu mesut fırsattan istifade ile, yüksek heyetin de samimi duygula­rına tercüman olacak kaydedebilirim iki, İki millet, İtalyan ve Türk milletle­ri birbirleriyle yakından tanışmanın kaynaşmanın, çeşitli hadis elerile mü­nasebette bulunmanın seyri ininde bu­güne ulaşmı? bulunuyorlar. İkinci Dünya Harbinden sonra medeni alemi, sulh alemini tehidit eden tehlike karşı­sında birleşen Avrupa devletleri ile binlikte italyaın ve Türk milletleri de kendilerine, tarihilerine yaraşan asil mevki almış bulunuyorlar.

 

Hiç şüphe yok ki Akdeniz devleti olarak, kıt'a devleti olarak barışın, sulhün tek teminatı ve dünyayı saran, tehdit eden tehlikeleri önliyacek tek kuvvet, Akdeniz devletlerimin birbiri­ne gönül birbirine inanımafları, sulh ve emniyet davasını korumak İçin birbiriyle beraber yürümedi.

 

Bütün dünyaııım. ve hele medeni ale­min beklediği sulh yolundaki tek temimat bu olacaktır. Sulh emniyet davasının tahakkukunda İtalyan. nıffleti de elbette ve daima beraberimizde ve safımızda bulunacaktır.

 

İgte ben .bu duygu ile sizlerin ve milletinin hissiyatına tercüman olarak, muhterem m safirlerimize yüksek heyetiauz namına hoşgeldiniz diyorum ve onları «hürmetle Selamlıyorum»

 

Refiit Koraltan'in alkışlarla karşılanan bu konuşmasını müteakip günöame geçilmiş ve «isair parlamento heyeti üyeleri, Meclisin çalışmalarını bir saat tadar takibetmiştir.

 

"İtalyan heyeti, locadan ayrılırken mebuslar tarafından yine hararetli alkış­larla uğurlanmalardır.

 

Ankara :

 

Kanada'da 14 milletin iştirakiyle yapı­lan jet hava müsabakalarında birin­ciliği kazananı ekibimize Devlet Veki­li ve Milli Müdafaa Vekalsti Vekili Semi Ergin tarafından, aşağıdaki teb­rik mesajı  gönderilmiştir:

 

14 millet ekibinin İştirakiyle yapılanı jet hava gösterilerinde kazandığınız birincilik Idlerecesi millet ve silahlı kuvvetlerimizi büyük sevinç ve iftiharı­na vesile oldu.

 

Milletimizin aaı'anevi ve asil kanına iayık cesaret ve maharetler inikle yurt dışında elde ettiğiniz bu ba§an yarı­nın muasır havacılık aleminde evlatla­rımızın nelsre kadir bulunduğunu is­pata değer canlı bir vesikadır.

 

Genç ve yılmaz varlığınız, fedakar ve faziletli mesainiz sayesinde Türk mil­leti ve Tiifk ordusu istikbal ve istikla­lini güven ve emniyet içinde görmekle mağrur ve muttehir.

 

Sizleri silahlı kuvvetlerimiz adına teb­rik ile kucaklar, Tanrıya emanet ede­rim.»

 

Ajılkara;

 

"Büyük MUlet Meclisinin bugünkü top­lantısında devlet radyosunun yayınları meseL&si Kars Mebusu Sırrı AtaJay'm (C.H.P.), bir şifahi suali üzerine, bahis mevzuu oldu ve hükümet adına Devlet "Vekili Emin Kalafat suali cevaplandır­dı.

 

Meclis Reisi Refik Koraltan'ın başkan­lığında toplanimıstı.

 

Sırrı Atalay, sualinde devlet radyosu­nun tarafsız neşriyat yapmasını muha­lefete Bls radyoda konuşma hakkı ve­rilmesini istiyordu.

 

"Devlet Vekili Emin Kalafat, cevaben, radyonun, devlet radyosu olduğumu ve yayınlarında halkımızı iç ve dış olay­larla, hükümeti^ icraatından haberdar etmek vasfının galip bulunduğunu söy­ledi. Sorunun beş ay evvel verilnmş olduğuna işaretli;, radyonun son zamanlaıiiklri kullanılma tarzı hakkında, Bütçe Komsyonunda muhalefet mebus­larının da, dana iyisini istemekle bera­ber, memnuniyet beyan etmiş oldukla­rına dikkati çekerek söyle dedi:

 

Buda gösteriyor iki, radyonun çalış­ma tarzında son aylar irinde arzu edilem "tekamül istikametinde hakikaten mühim mesafeler katedilroiştir.

 

Ben radyonun muhalefet partilerine ds ;bir zaman ayırmasına ait olan taleibe hükümetin iltüat etmediğini söylemek meebuiiyetind'eyim. Çünkü, partiler arasındaki münasebetler vaıtan sat­hındaki muhalefetin çalışma tarzları matbuatta yeter derecede, hatta söy­lemek mecburiyetindeyim ki biraz da zararlı şekilde yer aldığı için, ibu mücadelıe sırasınlila radyoyu bir parti mer­kezi haline getirmek suretiyle zato dindirilmemiş olan vatandaş (huzurunu daha ziyade bozmaya hükümetin me­zun olmadığı kanaatindeyim. Her Sahadaüri tekamül nasıl az veya çok bir zamana ihtiyag gösteriyorsa, muhale­fet safında yer alan kadirşinas arka­daşların ifadeleriyle dahi müeyyet ol­duğu veçhile, radyoda da arzu edilen tekamüle vusul için lüzumlu zaman in­tizarını da elden bırakmamak ve gü­nün müsbet hadiselerine de temas et­mek şartiyle bu vadide istikamıöt al­mak istiyen hükümetin aşk ve şevkini teşvik «taneleri icabeder. Sözlerim (bun laldan ibadettir.»

 

Müteakiben, sual sahibi Sırrı Atalay kürsüye geldi. Devlet radyosunun ikti­darın propagandasınla alet olarak kullanılmaıması gersktiğimi ifade ederek Devlet Bakanı tarafından verilen şah­si teminatın kafi olmadığını asıl kanu­ni teminat sağlamak gerektiğini ileri sürdü. Bu arada devlst radyosunun ta­rafsızlığı ile 'telifi kabil olma'düğım id­dia ettiği bazı yayınlan üzerinde dur­du. D.P. nan kuruluş yıldönümü vesi­lesiyle (Başvekilin radyoda saatlerce sü ren beyanatı yayınlanmış olduğunu, bunu da radyonun tarafsızlığı ile kabi­li telif göndiğini söyledi.

 

Tekrar söz alan Devlet Vekili Emin Kalafat, soru sahibinin mütalaalarına kısaca cevap vererek defcüi ki:

 

«Arkadaşımız, konuşmamı hukuki mesnet ve teminattan mahrum olarak va­sıflandırdılar.Konuşmam, içinde bu­lunduğumuz durumun ve tatbikatın tam ve samimi ifadesidir.

 

Hükümet icraatının radyoda ifadesinin propaganda ailüuğu hususundaki kana­atlerimiz arkadaşlarımızın ve kendi saflarında bulunan bütün millet vekillerinin kabul ettiği bir hueus olduğu cihetle bunun üzerinde durum ayacağım, yalnız bu. meselede hakikatleri yalanla yacak tahrif ettiklerini söyleme­yi hakikaten ağır bulurum. Bizzat kenıdi hassas ve takipli alakamla takip edip iesbit ettim, Sayın Başvekilimizin bu defa cumartesi günü Demokrat Parti­nin 10 ncu kuruluş yıldönümü vesilıesiyle radyoda v.erilmiş olan beyanatı tam üç d:a kik alıktır. Saatlerce dediler, saatlerce ile ür dakika arasındaki fark, sözleri aasındaki mübalağanın ölçüsü­dür. Bunu size hatırlatırım. Bundan başka her gsttiği yerdeki konuşmaları da üçer dakikayı geçmemiştir. Arzu ederfcse, radyo dairesine davet edi­yorum. Gelsinler, metni görsünler. Filhakika, devlet malı olan radyodan muhalefetin ye muvafakatin aynı ölçü­de istifa etmesi lazımıg.elir, ama ne zaman? Ne zamanki, muhalefet haki­katen muhalefeti vaitanperverane dü­şüncelerle yaparsa o zaman..»

 

Emin Kalafat'm bu ifadesi Üzetrine mu­halefet sıralarından bazı itirazlar oldu. Devlet Vekili sözlerini tavzih etti. Ve sözlerim hakikaten vatanperverMikleriııi rencide etmişse bu sözümü geri alı­yorum» dadi. Sual sahibi, D.P. muha­lefette ikan Prof. Fuad Köprülü'nün, y.evlet radyosunun kullanılış tarzı hak­kındaki tenkitlerinden pasajlar da oku duğu İçin Devlet Vekili Emin Kalafat bu konuya temasla, şunları söyledi':

 

«Köprülü'nün 947 de söyledıikiıeri mi? doğrudur.O günün şartlarına uygun­dur. Köprülü konuşurken, içinde, bu­lunduğu tatbikatın samimi ifadıSsind yapıyor dedim'. Ve öyledir de..

 

Soru, ağustosda verilmiş bütün dokü­manlar ona göre hazırlanmıştır.    Halbuki, bu kürsüde hak ve hakikat ifa­de edilirken, tahrifata kaçmadan kısa, veciz ve hadiselere uygum olarak koauşulttuğu takdirde neticey o kadar föydaila hizmet ıçdileceğine kailiyim. Bu­gün raölyonun faaliyet seklin'in fevka­lade iyi olduğu kanaatindeyim. Hatikaten: yapıcı, ihüsnü niyete dayanan bir gayret sarfediyoruz. Hatalarimız olursa rica ediyorum, ihtar ikaz edin, amma kötüfenıeyirı, inkar etme­yin. Her zaman hizmetinizdeyiz. Arkadaşlar.»

 

Sual sahibi Sırrı Atalay tekrar kürsü­ye geldi. Kadyonnjn tarafsızlığı bahsin­de kanuni teminata ihtiyaç olldluğunu tekrar ileri sürdü. Bu arada «eğer rad­yo bağımsız bir hale gelmezse, şika­yetler sürüp gidecektir» dedi.

 

Sırrı Atalay, radyonun taraflı lığına mr sal teşkil ettiği İddiasiyle bazı konuş­malardan parçalar okudu ve bu aıraldla «bir gün gelir elbet bunların da mu­hasebesi yapılar»  dedi.

 

Bu konuşma üzerine tekrar küarsüye gelen Devlet Vekili Emin Kalafat, gö­rüşülmekte olan bu soruya hükümet adına cevap vermekte bulunduğunu tas rih ederek şunları söyledi:

 

«Sırrı Ataiay'ı dinledikten sonra ya­rından endişe etmemek mümkün ıdleğildir. Hasenatından ziyade seyyiatı, sevaıbındam ziyade günahı olan. 27 se­nelik idarelilerinden sonra iktidara geldiğimiz zatman «atandaş huzur ve sükinıunu bir an evvel tesis efcmek kaygusu ile af Kanunu çıkarmış bulunan bir iktidarız. Bugün radyo meselesinde mevzuubahis olan. ^teklifler sıiraşında. «yaırm müşteki siz olacaksınız bir gün bütün tounların hesabı yapılacaktır, ıdlemek suretiyle yarıma ait olan korkunç1 düğüneelıerini bu millet kürsüsünden ifada etmiş oluyorlar. Fakat ben şuna eminim ki, bu millet, bu şeküldeki veballeri tekrar edecek olan insatotaraı, bir daha bu fenalığı yapmak mıkanina vermiyecektiır. Bu' huzur ve sükinun,. içinde tuttuğumuz yolun, doğru olduğu na ve hakikaten arzu edilten heldlefe doğru seri adımHairla yol aldığımıza inaoan mesul bir insan sufatiyle huzu­runuzdan aynliyorium Sözlü, sorunun, bu konuşma ile cevap­lanması tamamlanmış oldu.

 

Meclis, bugünkü toplantısına gayri menkul kiraları hakkındaki 6570 sayılı kamunun muvakkat birinci maddesinin fıkrasının değiştirilmesi hakkında İzmir Mebusu Pertev Arat tayfından yapılmış olan kamun teklifini de kabul etti.

 

Büyük Millet Meclisi 11 ocak çarşam­ba günü saat 15 ü'e toplanacaktır.

 

Ankara :

 

Büyük Millet Meclisinin davetlisi; olarak şehrimizde misafir bulunan İtal­yan Parlamento heyeti azaları bugün Büyük Milüet Meclisi umumi müzaferelerini bar müddet takio ettikten sonaa Maclis kütüphanesinle dayet edilmiş ler ve bu arada mebuslarımızla tanış­tırılın ıslardır. Meclis kitajdağmda ge­çen görüşmeler iki memleket arasında mevcut muhtelif münasebetler üzerinde geniş fikir teştisine fırsat vermiş­tir.

 

Burada ilk defa Parlamento Heyeti Reis ve İtalyan Mebusan M.eclisi İkinci .Reisi M. Cijio Macrelli söz almış, Türkiye'de bulunmaktan duydukları ineni jminiyeti hararetli bir lisanla ifade et­miş VıS kendilerine, memleketimize eyak bastıkları andan itibaren gösteri­len yakın alakaya teşekkürlerini bildtalikten sonıra sözlerini şöyle 'bitirmiştir:

 

Biz memleketinizi ziyarete davet edil­diğimiz zaman, Türkiye'ye gatelmeniın sevinci içinli'e idik. Bugün aranızda bulutraiiakla bu sevincimiz ibilr İcat daha artmıştır. Hürriyet aşıkı ölajı ve Türkiye'yi dün memleketleri arasında layık olduğu mevkie eriştiren büyük Atatürk,artık yataız Türk milletimin değül, lakıat bütün. dünya milletlerinin büyük bir devlet iadasına halindıe, sem­bolü olmuştur. Türk milleti böyle bü­yük bir insanı sinesande yetiştirldliğinden dolayı ne kadar sevinse haklıdır.»

 

   Buahare söz alan Kastamonu Mebusu Basri AMAS, Türk milleti ve omıtam süedenTürkiye Büyük Millet Meclisi hakkuıda gösteamis oldukları yakın­lıktan dolaıyı heyet i«isine teşekkür etmiş ve demiştir ki: «İtalyan (Parlamento heyetinin mem­leketimize geldiklerini öğrendiğim za­man sizlerin kıymetli şahsiyetlerinizin yamrtja iki İtalyan siyasi şahsiyetini de Aüısit de OasDeri ve Kont Sforzayı, bu iki Türk dostunu' da hürmetle yad ettim.» Sözlerine devam eden "Kastamonu me­busu Basri Aktaş, Akdeniz milletlerinden, Türkiye, VurJanistam, Yugoslav­ya, İtalya ve İspanya müfetlerinm tam bir tesanüd havası içince birleşerek işbirliği yapmaları lüzumu Üzerinde burmuş ve «bunun iktisadi, kültürel ve siyasi sahada daha sağlam bağlarla te­zahür etmesi mütalaasında bulunmuş Daha, sonra Meclis Reis Vekillerinden Tokat Mebusu İhsan Baç Türkiye ile İtalya arasındaki iktisadi münasebetle­rin daha da inkişafı için ne düşünül­düğünü sormuş, buna cevaben heyet reisi. M. Ciao Macrelli şunları söylemiş­tir:

 

«Memleketinizi ziyaret etmdkrte oldu­ğumuz su çak kısa zamanda iktisadi sahadaki hamlelerinizin düşündükterimiz çok fevkinde olduğunu müşahe­de etmekle bahtiyar olduk. Her sahada memleketinizi gösteirmiş olduğu ge­niş terakkiler sizlerin enerjik bar mil­let olduğunuz yolundaki söylentülerin bir kompliman değil ve fakat bir haki­kat olduğunu bir kere daha ispat et­miştir. »

 

Müteakiben İtalyan Parlamento tiazalariyle mebuslarımız arasında muhtelif mevzulara ait görüşmeler ce­reyanı etmiştir. Bu görüşmeler sırasın­da Türk kadınının bugünkü seviyesi hakkında da heyetin yegane bayan aza­sı olan Emanuela Savıo demiştir ki:

 

»Hürriyet ve demokrasi uğrunda çalı­şan milletler daima yükselmeye hak kazarnırlar. Türk kadını hakkındla kı­sa denalıebileceli bir zaman zarfjndsı fi­kir sahibi oldum. Gene Türkiye'nin, osimiyet içinde Türk kadurma vermiş olduğu ehemmiyeti ve kıymeti görmek ıen mütevellit duyduğum memnuniyet sonsuzdur.

 

 

 

İzmir:

 

Geçen ayın onbeşinde şehrimizde teş­kil bir komisyon tarafından ka­bul edilir) tasdik için vekalete gönderi­len .gazetecilerin asgari ücretleri tasdik edilerek bölge çalışma müdürlüğüne iade edilmiştir. Bu duruma göre gazete muhabirleri 325, foto muhabirleri 300, musahhihler 275 lira alacaklardır.

 

11 Ocak 1956

 

Ankara :

 

Bütçe Encümeni bu sabah saat 10 da Encümen İkinci Başkam Şefik Bakay'ın riyasetinde toplanarak Aldliye Ve­kaleti bütçesinin müzakeresine devam etti.

 

Bugünkü toplantıda Adliye Vekilli Prof. Hüseyin Avni Göktürk, şimdiye kadar sorulmuş bulunan suallere, mü­talaalara, dileklere ve tenkitlere, cevap verecek ezcümle şunifer: şöyledir

 

«Arkadaşlarım dan .bir kısmı hakim te­minatı mevzuu üzerinde öiusolttlair ve bu hususta Vekaletin fikrimi. Öğrenmek istediler. Hakikaten, halkam teminatı meselesi mühim bir meseledir. Evvel emir ve şunu belirtmek lazımdır ki ha­kim, teminatı mevcuttur, hakimlerimiz her türlü tesirlerden müdahalelerden azade olarak vazife görmektedirler. Bu günkü teminatın daha mütekamil, da­ha geniş bir hale getirilmesi hususun­da elden gelen gayretler elbette ki gösterilecektir. Yalnız bu teminıat me­selesi anayasa ile sıkisikıya alakalı­dır. Anayasa kanununun tadili üzerim­de çalışılmaktadır ve bu iş kemali cid­diyetle ele alınmıştır. En demokratik esaslar üzerinde bir hukuk devletlinin ihtiyacı bulunduğu, bir Teşkilatı Esa­siye Kanunu yaratıldığı sırada elbette M, hakim teminatı meselesi de tanı maniisiyle halledilmiş olacaktır. Hii Kimel mevcut teminata hassasiyetle riayet ettiği gitoi, bu hususdaki bazı aksaklıkl'an da kaldranaık yoluna git­miştir. Mesela hakimlerin, emeklilik hakkını eski haline ifrağ edecek olan kanun layihası Meclis Umumi Heyeti­ne gelmek üzeredir. Hakimlerin coğrafi teminat» meselesi de yeni hakim­ler kanununda yer almıştır. Zabıt katipleri, başkatiplerin ve buna mü maısil adliye personelinin yetiştirilmesi ve bunların terfihi üzerinde planlarımız hazırdır. Yakında bu. planın tatbi­kine geçeceğiz. Medeni kanunumuzda tesis ve iştirak durumları hakkındaki maddelerin İslahı yoluna gidilecektir.

 

Müstakil kadastro hakimlerinin tayin­lerine ehemmiyet veriyoruz. Halen 45 mıntakada gezici kadastro hakimi mgv cuttur. Bu miktarı artırmanın çareleri­ni arıyacağız. Nahiye sulh mahkemele­rini idle bir şekle 'bağlamak karaanndayız.1955 yılında müretteo ağır ceza mahkemelerinden 13 tanesi müstakil hale getirilmiştir. Şimdi is cetvefflerini tetkik ettikten sontna. imkan olan ağrr ceza mahkemelerini de müstakil leştaneceğiz.Hapishanelerdeki asayiş mese­lesine gelince: Hapishanelerdeki fcarşıkoymaların muhtelif sebepleri vardır.

 

Bu sebepfer arasında, iaşe, biriatterın durumu, personelini tavrı hareketi ve infaz sistemi başta gelir. İaşe bedeli 50 kuruştan 60 kurusa çıkarılmıştır. Mah­kimların çalıştırılması asasına ehem­miyet verilmektedir. Nihayet binaların daha elverişli bir hale gelmesi idle bu kar şık oy malları .azaltacak  unsurlardır.

 

Dava ve ihtilafların azaltılması yolun­da evvelemirde yapılacak iğler Adliye' Vekaletini fazla alakadar etmez. Bu bir ahlakı umumiye meselfesidıir. Biz nihayet ana kanunların İslahı yoluna giderek, kendi sahamız içinde dava veihtilafları azaltmak yolunu tutabiliriz. Anaı kanunlarımızım İslahı içini de ça­lışmalara başlaMünTiKtir. Bu anadil mev cut 7000 e yakm kanunun ayıkliamması isine idıs başlıyacağız ve bunu 2000 ka­muna, indireceğimizi tahmin ediyoruz. Hakimlerimizin yetiştiriikruesi ve bu husustaki kadro ve maaş mevzuları iti­na ile ele alınmıştır. Ceza evleri inşa­atında,bütçemizin kifayeti nisbatindıe faaliyet göstermekteyiz ve bu inşaat bir bit plan dahilinde yapılmaktadır. Me­bus arkadaşlarımdan birisi bir «Adli­ye korigresinin» tonplammasına istedi. Buna «hukuk lislahat kongresi» adını dal verebiliriz. Ancafc böyle bir kongre toplamak kolay değildir. Uzun çalışma­ları  icap ettirmektedir.   İdtkıaf Mıahkemelerinim kurulmasına 'gelince, bu mesele yalnız maddi bakımdan ele atiınmamalıdır. Bugün 300 hakimlik münhBİldir. Diğer mahkemeler için ka­fi miktarda "hakim bulunmaksızın, isti­naf mahkemelerini kurmak nasıl müm kün olabilir? Tevhidi kaza işi devkit ölçüsünde ele  alınacak bir meseledir.

 

Yine bazı arkadaşlarım muhalefete mensup gazetecilerin basın suçlara, dolayısiyle .gizli olarafc mankemelarinin yapıldığım söylediler.Ceza muhakeme­leri usulü kanununa göre yalnız hasın davaları için değil her türlü davalar için gizli     mahkemeler yapılabilir.

 

Bunda da hakimlerin kanaati rol oy­nar. Siyasi mevkufların saçlarının ke­sildiği söylendi. Bundan sonra tou usul kaidelim ıştır.

 

İspat hakkı üzerinde fikrimiz şuidlur: Hakikati maddenin ispatına taraftarız.

 

Bu hususta Meclis getirilecek ka­nun layihasının müzakeresi sonunda Meclisin alacağı kararı hürmette' kar­şılayacağız.»

 

Vekilin bu konulmasından sonra söz alan Rize mebusu raportör İzzet Akcal (D.P.) Temyiz Mahkemesine gel­mekte olan. islerin çokluğundan bahse­derek,Temyiz Mahkemesinin hukuk dairelerine bir dairenin daha ilave edil mesaili,Temyiz Mahkemssi raportörlük lerine tecrübeli hakimlerin tayin edil­mesini, cezaevlerinde ayaklanmalar ol­duğu sırada silah yerine gözyaşartıcı bomıbalaaın kullanılmasını istedi. Yine raportörler&m Van mebusu Kemal Yörükoğlu (D.P.) Temyiz Mahkemesi­nin heyet halinde çalışmadığından balı setti.

 

Bu arada konuşan Edirne mebusu: Hükneddin JMasuhİoğlu, (D.P.) Erzurum mebusu Hamid Şevket İnce (D.P.), Kırşehir mebusu Osman Alişiroğlu bağımsız, Oırdu mebusu Refsıt Aksoy (D.P.) kendi fikirlerini serd eyleldüler ve encümen saat 13 de sabah çalışması­na son verdi.

 

Bütçe encümeoi saat 16 da toplanacak­tır.

 

Ankara :

 

.Beynelmilel nefrniryolları Birliğine da bultunan demiryolları işletmeleri umum. müdürlsrinin 12 ocakta Pariste bağlıyacak toplantılarına katılmak üze re D.D.Y. İşletmesi Umum Müdürü Nedret Eşmen'in riyasetindeki heyert, bugün saat 13 de uçakla Ankara'dan hareket etmiştir.

 

11 Ocak 1956

 

Ankara :

 

Cemiyette iş ve idare hayatı içinde yetişmiş kıymetli şahsiyetler tarafııv dan son günlerde Ankara'da «ihtiyar­lıkta .bakım köşkleri kurmak» mamı altında bir cemiyet tesis edilftniştir.

 

Cemiyet ihtiyarlık davasini ilk defa olarak .ele almış ve memleket ionizdıa de en mütekamil şekilde ihtiyarhk köşkleri kurup yaşatmak) gayesiyle pek esaslı tetkikler yaparak çalışmaya baş­lamıştır.

 

Ankara DilTarih ve Coğrafya Fakül­tesi salonlarında çalışmalarına başhyam Türkiye Jeologlar Bürligi Birinci limumi heyet toplantısı seçimleri müte­akip sona ermiştir.

 

Yeni idare heyeti azalara bir toplan/ti akd'e'i'erek, vazife taksimi yapmışlar ve geneli başkanlığa ittifakla İzmir me­busu Dr. jeolog Nuriye Pınar, başkan vekilliğime petrol jeolog Mehmeıt Taş demiroğiu, .genel sekreterliğe su jeo­logu Turgut Özpar, muhasipliğe petrol jeologu Kemal Lokman, faal üyeliklere Dr.jeolog Zati Temek, jeofizik Y. Müh. .Salahi Diker ve Jeolog Kemalettin Göktunali seçilmişlerdir. Seçimleri takiben birliğin tvu sen.aki faaliyet esas ları tesbit edilımis ve ilk olarak jeolog­lara tarif, vazifelerini tesbit ve tajykt eden bir kanun teklifinin hazırlanniıasını, jeologlar odası kurmak için te­şebbüslere geçilmesine, jeolog haldlanım temin etmek için bir komisyon kurulmasına kar.ar verilmiştir. Birlik ayrıca (raejJleM faaliyetler cüim Deind'eın olmak üzere, önümüzdeki mevsimde İran'a msisleki seyahat yapıknasanı vs muhtelif mevzularda konferanslar ve radyo konuşmalara tertip edünıesini de karar aitma almıştır.

 

 

 

Kastamonu:

 

Vilayetimiz Orman Başmüdürlüğü bi­nasında başmüdürülk kısım müdürle­riyle, tahdid komisyonu vs ameiiajman heyeti başkanlarının ve başmüdür lüğüne 'bağlı dokuz imletme müdürle­rinin iştirakiyle bugün devam edan mühim bir toplantı yapılmıştır.

 

Toplantıda:

 

1 Orma'üılarımızın daha rasyonel bir şekilde işletilmesini ve korunmasını sağlamak.

 

2

 

Orman yetiştirmek,

 

Gerek ham madde ve gerekse kollektif faide ve hizmetlerini tahakkuk
ettirecek bir orman sahasına ve varlı­ğına kavuşmak,

 

ESki ve yeni yrl bütçelerinin tatbikatiyle yeni senede yapılacak istih­
sal vs. muhtelif çalışmalar  ve mahalliinşa malzemesi ve yakacak ihtiyaçla­rıma karşılanması,mevzuları ürerinde görüşmeler yapıla­rak bu hususlara ait mühim kararlar alınmıştır.

 

12 Ocak 195S

 

Ankara :

 

Bütçe Encümeni bugün saat 15 de en­cümen ikinci başkanı Şefik Bakay'm riyasetimde toplanarak adliye bütçesi fasıllarının müzakeresine devam etti. Hakimler kadrosuna ilave tahsisat konulmasınm konuşulması sırasında söz alan raportör Rize mebusu İzzet A'kçal ile raportör Van mebusu Kemal Yörükoğlu, kadrosuzluk yüzündeni ter­fi edemiyen hakimlerin istifa eyledik­lerini ve böylelikle adliye teşkilatının eleman bakımından sıkıntıya düştüğü­nü ifadie ettiler ve bu ara'd'a, 35 ve 40 lira maaş kadrosuna 310 hakimliğin münhal bulunduğunu tebarüz ettirdi­ler. Aynı mevzuda söz alan mebuslar­dan Antailiya mebusu Kenan AkmainHar (D.P.), Tokad mebusu Ömer SumaK D. P.), Diyarbakır mebusu Yusuf Azieoğkı (Hür. P.), ilave; tahsisatın konuibmasımn lüzumu üzerinde fikirlerini. dermeyan ettiler, aynı mevzulclla söz fi­lan Sinop mebusu Ser ver SomMocuoğlu (bağımsız) ezcümle şunlan söyLedi:

 

«Tspkilat: Esasiye Kanununun hakrimsi" ve memurlar hakkında koyduğu1 hü kürrfer kanun vaazıma bir işarettir ve aynı statülere sahip olmalarının işare­tidir. Hakimlerin gördükleri vazifenin 'hususiyetiyle mütenasip şartlara ka­vuşturmak bizim için de bir vazifedir.

 

Kadroların genişletilmesi masrafı art­tıracağı için emisyona, başvurmak zo­runu yaratacaktır. Tasarruf ve vari­dat fazlası ile karşılanamadığı için bu yola gidi Be bile, bunu dahi göze batma­lıyız. Zira ailaletsizligin enflasyonu. cemiyet için daha çok korkunçtur.»

 

Raportör Rize mebusu İzzet Akçal (D.P.), da memtekette son senelerde meydana geldin, iktisadi inkişafın sedbeat hayat sahasında temin etti£i imkanlar doi'ayısiylıe yetişmiş birçok hakimlerkı meslekten uzaklaşmakta oldüklanaa belirtikten sonra, «ilk tedbir olarafc ha­kim muavinliği ve stajyer kadrolarmdan bir kısım kadroların tenzili sure­tiyle 25 adet yüzlük, 50 aded 90 life, 100 adıd 80 lik, 150 aded 70 lik ve 150 aded 60 lik kadronun verilmesini za­ruri görmekteyiz. Bu kadrolar kabul edildiği 'takdirde kadrosuzluk yüzün­den terfi edemiyen hakimlere hakları olan kadrolarının verilmesi imkam sağlanacak ve bu yüzden mesliktert ayrılma, kısmen d& olsa önflıenecektir, dedi.

 

Neticede 2.040.250 liralık ilave tahsisat kabul edilişi. Keza iAdlive Teşkilatına yeni kadro ilavesini tazaanmun ayieyen. diğer bir fasıl da kabul olunarak, Vekalet bütçesinin müzakeresi sosıa erdi. Bütç.e encümeni bundıan sonra Toprak ve İskan Meri Umum Müdür­lüğü bütçesinin müzakeresini geçti. Bu aırada hükümeti Devlet Veküü Semi Ergin temsil etmekteydi.Bütçe­nin tümü üzerindeki konusroaLar sıra­sında söz alanlardan Mula mebusu Naıtak Poyrazoğlu D.P.), Toprak: ve İskan Umum. Müdürlüğünün, tapu ve kadastro vs orman müdürlüğüyle birleştirü.erek bir vekalet haline getiril­mesini, bir ic ve diş iskan politikasım yaratılmasını İstedi. 'Diyarbakır mebusu Mustafa Ekinci ('Hür. P.) dışa­rıdan gelen göçmenüerin durumunun ne olduğunu sordum. Niğde mebusu AhHied Kadıoğki (D.P.) toprak teıvzd ko­misyonlarının sayısının arttırılmasıni bu komisyonların tapu ve kadastro komisyonlariyle işbirliği yapmasını İs­tedi. Ordu me.busu. Sabri İşbakan (D. P.) (Karadeniz isahilerindeki nüfofs çokluğu meselesinin ele alımmasını, Toprak ve İskan Umum Müdürlüğü­nün. Zirai Donatım ve Ziraat Bankası ile yakından alınmasını öne sürdü.

 

İzmir mabusu Bü'hzad Bilgin (D/PJ top rak reformu hakkında konuştu ye İç kolonizasyon politikasının mevcud oIup oimadığmj sondu. Tokad mebusu Ömer Sunar (D.P.) göçmenlere yeri­len topraklar mevzuunda, durarak, bu İşde bateı aksaklıkların mevcut 'bulun­duğumu1 tapulu arazilerin tfe 'göçmen­lere dağıtıldığını söyledi. Konya melbusu Mustafa Başmaçık (D. P.) iç iskan mevzuuna temas sderek, köylülere tev­zi edilen arazilerden sağlanan paranın ne şekilde kullanıldığını sordu. Kırşehir mebusu Ahmed Bfflgin (C.M.P.) mem­leketimizdeki göçebe halkın miktarını, dışarıdan gelen cismenlerin iskan iği­nin tamamlanıp tamamlanmadığını öğ renmek istedi. Eize mebusu Hüseyin Agura (D.P.) siyasetinim ehem­miyetle ete alınması, bu mevzularda UBisn vadeli strateji planlarının hazirİamması, süratli bir tempoda artmak­ta olan nüfus karşısında, hükümetin günlük tedbirlerden ziyade esaslı hal çareleri bulmak zorunda olduğu husus­larımda fikir beyan etti. Sinop mebusu. Nuti Sertohı (C.H.P.) iskan politi­kasının zaruretler ye emrivakiler sıtiesinde meydana geldiğini üeri. sürdük ten sonra in ve dış iskan, politikasının tok plana bağlanmasa lüzumu üzerinde durdu. Bu konuşmalar sona erince en­cümen saat 20 de bugünkü çalışmasına nihayet verdi.

 

Bütçe encümeni yarin saat 10 da top­lanacaktır.

 

İstanbul:

 

Türkiye Büyük MMet Meclisinin da­vetlisi olarak memleketimizde bulunan İtalyan Parlamento heyeti bu sa­bah Dolmabahçe ve Yıldız saraylarını gezmiştir.

 

Driknabahçe sarayında Atatürk'ün ha­yata gözlerimi kapadığı odada İtalyan mebusları ihtiram vakfesinde puiutimuşilardır. Heyet azaları öğleden son­ra: Topkapi sarayını, müzeleri, camile­ri ve taırihi yerleri gezmişlerdir.

 

Heyet şerefine Ticaret Odası bir öğle yemeği,  Sanayi   Odası  da  bir   islami yemeği yermiştir.

 

Ankara :

 

İş ve İ?çi Bulma Kuıumunun milletler­arası işbirliği teşkilatı Türkiye misyoniyle müşterek idare ettikleri işçi eği­tim kurslarının, altıncısı İş ve İşri Bul­ma Kurumu "Umum Müdürü Şerif Gür­ol'un bir konuşnra'siyle bugün Ankara­'da ve İşçi Bulma Kurumu lokalrında açılmıştır.

 

"Umum müdür bu konuşmasında, işçi eğitimi kurslarının mahiyet ve önemi­ni belirtmiş, işçiyi yetiştirmek mevzu­undaki çalışmalar üzerinde durarak, işçinin umumi bilgisinin arttır il m asiyi e iş mevzuatımız ve sendika, çalışmaları, işçi ve isv.eren münasebetlerinin bilin­mesinden saklanacak faydaları açıkla­mıştır.

 

Bu konuşmayı müteakip Siyasal Bilgi­ler Fakültesi hocalarından Cahit Talaş Türkiye sosyal politika gelişmesinin tarihçesi mevzuunda İ'lk .dersini ver­miştir.

 

İlk derste hazır bulunan milİetlerarası işbirliği teşkilatı Türkiye misyonu ça­lışma müşaviri Mr. John Barr.ett, gaze­tecilerle yaptığı kısa bir konuşmaidla is ve işçi bulma kurumumun çaiışmalarcusıa 'matbuatın gösterdiği alakayı bü­yük biT hazla karşıladığını, kihrum, milletlerar.ası işbirliği teşkilatı ve sen­dikalar arasındaki anlayış havasının işçi eğitimi kurslarının başarısında amiI olduğunu, kuraların muvaffakiye­tinde bilhassa .sn büyük faktörün Türk işçisinin memleketin menfaatini ve bu mienfaıatte toendisine düşen vazifeyi müdrik olmasından ileri geldiğini be­yan etmiştir.

 

Ankara :

 

Vekaletinden aldığımız ma­limata memleketiminde Petrol Kanunu gereğince arama ruhsatname­si almak üzere' 187 bölge için yapıları müracaatlar tamamen müsbet olarak neticelenmiş bulunmaktadır.

 

Biri Türk cflrnak üzere 12 şirkete veril­mesi takanrür ederi saha adedi ile bu şirketlerin isimleri aşağıdadır:

 

 

American Overseas (Caltex)

11

N.V. De. Bataafsche (Shell)

13

Bolsi Chica

2

Delim an Montan

4

Esso Standard

16

D.D. Feldman

4

GiHiland Oİ1

2

Hufeky Oil

1

İstanbul' Tabii Gaz

 

Sokoni Vakum.

11

Tildte Watsjr

A

Türkiye Petrolleri A.O.7

 

Bu suttetle, Amerika, İngiltere, Alman­ya ve Hollanda'dan dünyaca tanınmış büyük firmalar pek yakında memleke­timizde petrol arama faaliyetine geçsı eklerdir.

 

Baltalardan başka yeni serhest sahalar içm dıe petrol arama ruhsatiyesi al­mak üzere müracaatlar başlamış bulun maktadır.

 

Ankara :

 

Çalışma Vekaleti Müsteşarı ve İşçi Si­gortalan Kurumu Umum Müdür Vıafciii Hulusi Timur, sosyal sigorta tatbika­tının memleketimizde sür'atte inkişaf etmekte olan işçi kitlesine daha üaıydaIı hale getirilmesiyle alakalı olarak İman; yeni kararlarla, 1956 yılı çaitışma planınıza derpiş olunan hususlar etrafında Anadolu Ajansına izahat vermiştir.

 

Hulusi Timur, nısmls'ketimizin iş haya tındaki inkişafla birlikte yıldan yıla tezayüd eden sigorta kanunlarma tabi iş yerleri sayısının 1955 yılının, 8 nci ayında 19 bin iken 1İJ56 yılında 20 bin. 700 iş yarine yükseleceğini, iş ve sigor­ta kanunlarına tabi olarak çalışan işçi ve hizmetli sayısının da 1955 yılında 540 binden ibaret iken 1956 yılında 536 bir.i tecavüz edeceğini, iş günleri sayısınca mühim inkişafların müşalıede olunacağına, iş günleri sayısının 1956 yıknda 142 milyonu bulacağını söylemiş,

 

«Sigortalarımıza İşverenler tarafındıan. ödenmiş olan ücretler toplamının 743' milyon lira olduŞunu ve bu miktarın 1955 yılında 900 milyonu ve 1956 yılın­da ise 1 milyar lirayı tecavüz edeceği­ni »söylemiş tir.

 

Bundan1 sonra Hulusi Timur, iş kazalariyle meslek hastalıkları sigortasmatemasla1 şunları söylemiştir:

 

«Bu yıl 566 bin sigortalı, 142 milyon iş gününün iş kazalariyl.e meslek hafta­lıkları hallerine ve akıbetlerine kaarşı sigortalanmış olacaktır. Bu sene İş ka­zaları ve meslek hastalıkları içini 2 milyon 300 bin lira geçici iş görmislik ödeneği tediye edilecektir.

 

İş kalalariyle meslek hastalıkları neti­cesi malil kalmış sigortalılara, peşin değerleri mecmuu (maliyeti) 4 milyon lirayı geçisi maluliyet aylığı tahsis edilecek, ökn sigortalıların dul, yetini ve ana babalarına, peşin değerleri mecmuu 5 milyon 500 bin lirayı gıaçen dül ve yetim aylığı bağlanacaktır. 1956 yı­lında iş kazalariyle meslek hastalıkla­rı sigortasından sigortalılar veya düve yetimlerine sağlanacak yaardmıllar tutarı 14 milyon liraya baliğ olacak.»

 

Çalışma Vekaleti Müsteşarı ve Kurum Umum. Müdür Vekili asgari günlük; kazançlar mevzuunda alınan, mühim, kararlar ve yapılan değişikliküısr etra­fında da şu izahatı vermiştir:

 

«Ücretlerde müşahede sdilen artışla ahenfcli olarak, halen geçici İs görmezik1 ödeneklerinin hesabında esas alrnmakta olan 2 lira asgari günlük ka­zanç, kar.'U'n tadili suretiyle 1956 yı­lında 3 liraya çıkarılacak v& 3 liradan az günlük kazanç ile çalışan sigortalı­lara kaza. vs meslek hastalığı halle­rinde tediye edilecek geçici is görmez­lik ödenekleri bu 3 lira asgari günlük kazanç üzerinden hesaplanacaktır. Ay­rıca, asgari günlük kazancın 3 liraya çıkarılması talihine kadar 3 lira'dla da­ha az günlük kazanç esasına göre tah­sis edilmi ve hsnüz kesinleşmemiş maluliyet gelirleri ile dui ve yetim1 ay­lıkları, 3 lira asgari günlük kazancına göre hesaplanarak arttırılacaktır. Ge­lirlerde yapılacak bu arttırmanın istil­zam 'eylediği peşin değer tutarı 600 bin lira civarındadır. '

 

İş kazalariyi,;, meslek hastalıkları so­nucu, ölüm. halinde' cenazeyi kaldırmak üzere hak sahiplerine tediye edilmek­te olan 75 liradan ibaret cenaze mas­rafları karşılığı 150 liraya çıkarılacak­tır.»

 

Hulusi Timur analık sigortasına temas­la, bu mevzui 1956 yılmda yapılacak hususları da şöylece izah etmiştir:

 

«1956 yılı bapnda 39 vilayette tatbik edilmekte olan sigortasından bü tün sigortalılarımızın %3I i faydalana­cak, mütebaki %69 una ise hastalık ve analık sigortası kanununa tevfikan analık yardımları sağlanacaktır.

 

1956 yılında bütün yurtta kur.unıum,uza intikal edecek analık vak'aları sa­yısı 52 biıiıi bulacaktır. Bu 52 bin vaik'ad'an hastalık sigortası kanununa göre yardım görmeyen 24 bini için yapıla­cak yardım, tutarı 1956 yılında 2 mil­yon 900 bin lira olacaktır. Erkek si­gortalı eklerinin veya kadın sigortalı­ların1 analık halinUe, yeni doğan çocu­ğun beslenmesine yardım, etmek üze­re ödenmekte olan 60 lira emzirme ödeneği, 1956 yılında 100 liraya çıkarıla­caktır. »

 

İhtiyarlık sigortası mevzuunda da Hu Timur şu malimat; vermiştir:

 

Bütün memleketteki sigortalılara bir­den tatbik edilmeğe başlanmış olan ihtiyarlık sigorlı tescilld sigor­talılarımız sayısı 1955 yıla sonlarında 1milyon 100 bini bulmuştur. Tescilli si­gorta Harımız sayısının 956 yıl sonun­da 1 milyon 400 bini aşacağı tahmin olunmaktadır.

 

Diğer taraftan, ihtiyarlık sigortası ka­nununda ihtiyarlık ve maluliyet aylık­larının yıllık tutarı, sigortalılar namna ödenmiş primler yekinunun %20 Sİ ol'arak tespit edilmiş ve bu aylıkların yıllık tutarının 400 liradan az olamıyacağı hüküm, altına alınmıştır. İhtiyar­lık sigortasının tatbik mevkiine konul­duğu tarihten beri, sigortalılarımız na­mına öderimi1'; primler yekinunun % 20 sinin 400 den daha az olması sebe­biyle, sigortalılarımıza yıllık tutarı 400 lira asgari miktara müsavi aylıklar tahsis edilebilmiş'tir.

 

İhtiyar ve malil sigortalılarımıza ve­ya bunların hak sahibi dul ve yetim­lerine .bu 400 lira asgari esas üzerin­den tahsis edilmiş aylıkların, 956 yılın­da, aylığın yıllık asgari miktarı olan 400 lira 720 liraya çıkarılmak sure­tiyle arttırılması için lüzumlu kanun tadilinin yapılmasına tevessül olun­muştur. İhtiyarlık ve maluliyet aylık­larının asgari hadline yapılacak bu arttırmanın ihtiyarlık sigortasına1 ma­liyeti 148 milyon liradan ibarettir.»

 

Hastalık ve amalık sigortası tatbikatiyle alakalı olarak da Hulusi Timur şu izahatı vermiştir:

 

Hastalık ve analık sigortası, halen 28 vilayetimizde tatbik edilmekte ive bü­tün sigortalılarımızın hastalık ve analık sigortasından faydalanmakta dır. 956 yılında bu sigorta kohmruzu Eskişehir, Konya, Kayseri, Urfa, Maraş, Yozgat, Nevşehir, Tokat, Elazığ ve GazianÜp vilayetlerine teşmili, programımıza alınmıştır. Su programın tat­biki surötiyle bütün sigortalılarımızın %77,33 ünün hastalık ve analık sigor­tasından istifadeleri' mümkün olacağı 956 yılmda yalnız 38 vilayetteki hasta­lık ve analık vakalarının tedavisi İçin bu sigorta, kolunldbn 5 buçuk milyon,, kurumaı ait olmayan sağlık tesislerin­deki tedaviler için 21 buçuk milyon li­ra tutarında sağlık yardımı yapılacağı, miktarı 11 buçuk milyon liraya yaldaşan geçici iş görmezlik ödeneği tediye edileceği, 800 bin lirayı mütecaviz ge­belik v.e analık maktu yamdümiyle 1 milyon.674 bin lira emzirme ödeneği tediye edileceği hesaplanmaktadır.

 

Boyiece 28 vilayetteki vak'aiar için. ıbu .sigorta, kolundan 956 yılm'd'a yapilacafe yardımlar yekinu 35 buçuk milyon lirayı bulacakta,Hulusi Timur kurumun idari teşkilatı hakındia izahat ver.erek gayenin, işçi sayısının kesif olduğu yerlerde yeni şubeler açmak olduğurau 956 yılında da mevcut şube adedinin 24 e çıkacağını kaydettikten sonra sağlık tesisleri ve t&davi faaliyetleri etrafında demiştir ki:

 

Hastalık vo analık sigortasının tatbik edilmeğe .başlandığı yerlerde bir teraftan mevcut resmi ve hususi sağlık tesislerinden imkan nistaetinde istifade edilmeğe çalışılmış, diğer taraftan sigortalilerimizin matsa muvafık bir' sakilde tedavilerini temin etmek rnaksadiyle kurumurtıza bağlı sağlık te­sisleri teşkilini? tevessül    alunmuştıır.

 

Bu gayretler sonunda 956 yılı başiınltia sağlik tesislerimizin sayısı, İstanbul, İzmir, 'Bursa, Ankara, Seyhan, Kütah­ya, Samsun, Malatya, Diyarbakır, İz­mit ve Sivas'ta olmak üzere 51 i bulmniştuir.

 

Bu sağlık te s islerimiz deki yatak sayısı, halen 1538 dir. 956 yılının, ilk aylannda yapılacak ilavelerle 1571 e yüksel­tilecektir. Hastalık ve analık sigorta­sının tatbikine 1956 yılında başlanacak vilayetlerde de icap ve ihtiyaca ;göre lüzumlu: sağiliık tesislerinin kuıruitmıa.sına. gidilecektir.

 

Kuruma ait sağlık tesislerinde yapılan poliklinik sayısı 956 yılında 1 milyon 400 bine yaklaşacaktır. Bu aıyak ve yatak tedavileri için sağlık tesislerimiz de yapılacak tedavi masrafları yekinu­nun 17 milyon: lirayı tecavüz diteceği hesaplanmaktadır,»

 

Hulusi Timur kurum tesisleriyle sigor­talı isçilere ucuz ve sıhhi ev temini mevzuunu da ehemmiyetle belirterek demiştir ki:

 

«Kurumun .birçok saflık tesisleri halen kira ile tutulmuş binalarda yerleş­miş vaziyettedir. Gayemiz bütün teş­kilatımızı kendi bina.lanm.izda barındmnak ve kuruma yeni gelir kay­nakları bulmaktır.Bu noktai nazara bi naen 956 yılındla, İstanbul'daki 300 yataklı Maltepe sanafaryıumu inşaatı devam .edecek ve ikmal olunacak, İs­tanbul Samatya hastahanesi inşaatı hızlandırılacak, halen inşaatı ıdfevam, edan İzmir sanatoryumu 1956 yılı sonramla fca dar tamamlanacaktır. 500 yataldi Sü­reyya Paşa sanatoryumu da 956 yılın­da faaliyete geçirilecektir.

 

İnşaatına başlanan İzmir şube binası ve iş hanı 956 yılında ikmal olunacak­tır, 'Bunların haricinde 1956 yılı zarfın­da Ankara'da 6 numaralı bir aparhma, Kayseri ve Adana'da şube binalariyle Adapazarı ve Hemke dispanserlerindn inşasına başlanarak ikmal edilecek Ayıdin'da bir şube binasının, Ankara'da 7 ve 8 numaralı apartmanların, İzmir'­de 'Birinci Kordonda Dir apartman ile Bursa'da blok apartmanlar inşaatına geçilecektir.

 

Yukarıda zikredilen inşaat dölayısiyle 956 yılında gayri menkule 13 buçufe milyon lira yatırılmış olacaktır.

 

Kurum, sigortalı işçilerini rahat bir şe kilde ikamet edecekleri kendi malları meskenlere kavuşturmak maksadiyle, işçi. kooperatiflerinin ihtiyacı olan ar­saları almakta, işçi mesken koopera­tiflerine Emlak ve Kredi Bankası vasıtasiyl'e arsa ve inşaat kred'isr açmak­ta, 'bazı ahvalde ise inşaatı bizzat de­ruhte eylemektedir.

 

Bu faaliyet cümlesinden olarak 955 yı­lı somma. kada rmuhtelif şekillerde 1§çi mıssken kooperatiflerine açıihnış ar­sa ve inşaat kredisi yekinu 56 buçulk milyon, bu kerdiier karşılığı öd'enen paralar ise 41 milyon lirayı buüımaıstur. Bu suretle 5564 iadet işçi meskeni ya­pılmış ve 48 işçi meskeni yanı koope­ratifi finanse edilmiştir.

 

956 yılı sonuna kadar açılmış krediler yekimı 77 milyon liraya yükselıecekter.

 

Şu kaicüar ki, mesken inşa ettirmekte kooperatiflerin münferiden karşılaştık­ları müşkülatı bertaraf etmek ve ma­liyeti daha ucuza düşürmek için önümüzdeki yıllarda kooperatiflere ait meşk eıılerin. inşaat ve ikmalinin kont­rol vs sevk idaresi kurum tarafından deruhte edüıacek ve inşaatın ikmalini müteakip alakaliiara .tevzi ve temliki yoluna gidilecektir.»

 

Ankara :

 

Memleketimizde Pakistanlılarla müş­tereken bir çuval ve kaneviç; fabrikası tesisi nraksadiyle yapıl'uıakta olan mü­zakereler nihayıetfeomiş vs mevzuubahis fabrikaya 'tesis "edecek sirkstin mu­kavelesi Türk kurucuları ve Pakistan­lılar taraftfiü'an imzalanmıştır.

 

Mukaveleye göre, şirket 12.000.000 li­ra sermaye ile kurulmakta olun bunun 3.920.000 lirası Pakistanlılara ait bu­lunmaktadır. Şirketin diğer kurucula­rı, Sümerbank, T.C. Ziraat Barakası, Türkiye Emlak Kredi Bankası, Türki­ye İş Bankası, Toprak Mahsulleri Ofi­si, Türk Ticaret Bankası, Türkiye Şe­ker Fabrikaları Anonim Şirketi ve Tariş'tir.

 

Tesis edilecek fabrikanın kuruluş ye­ri «tüdleri ikmal edilmiş, makine ve. tesisatının siparişi veriimistir. Pakis­tanlılarla varılan mutabakata .göre şir­ketteki hisseleri tamamen makine ve tesisatın "badelina Sahsis edilecektir.

 

1955 yılında inşaatına başlanması der­piş .edilen bu fabrikada, iki Dosta m>zrindan 1820 milyon metre kaneviçe ve ayrıca on milyon adlet çuval yapıla­bilecek  cuvallik  bez imal   edilecektir.

 

13 Ocak 1956

 

Ankara :

 

Şimdiye kadar parçalarına dışardan getirtmek ve bunları burada monte et­mek suretiyle traktör imal etmekte ci­lan Minneapolis  Moline Türk Traktör ve Ziraat Makineleri Fabrikası, .bun­dan böyle, traktörü teşkil eden parça­ların da memleketimizde yapılm'ası hu susunda gayretle çalışmaktadır. Trak­törün yüzde yetmiş parçasının IdÖkum mahsulü olduğunu hesaba katan trak­tör fabrikası imal edeceği traktör ve ziraat makineleri miktarıyla mütena­sip kapasitede bir dökümhane tesisi için hemen teşebbüse girişmiş ve bu: projelerin hazırlanmasını tecrübesi sa­yesinde bu sahada tanımmış bir Ame­rikan firmasına ihale etmiştir. Ancak günlük kapasitesi bir pota ile 10C ton maden eritmeye müsait olacak ve senede 25 bin ton maden dökerek or­ta dopu1 ve Balkanların en büyük mo­dern 'iökümh an elerinden birini teşkil Gidecek bu çaptaki dökümhanenin işler bir hale getirilebilmesi ve kafi mik­tarda teknik .elemana sahip olunabil­mesi iki senelik bir zamana ihtiyaç gös termektedir. Bu bakımdan dökümhane kuruluncaya kadar mevcut İmkanlar­dan faydalanmak suretiyle traktör veziraat makinelerine ait "bir kısım1 dö­küm, parçalarının imaline derhal teves­sül edilerek şimdiden döviz tasarrufu cihetine, gidilmekte d ir. Bunun içindir ici Minneapolis Moline Türk Traktör" ve Ziraat Makineleri Fabrikası erkek teknik Öğretmen okulu dökümhanesiyle işbirliği yapmaya başlamıştır. Böy­lelikle traktör makinelerine ait bir kı­sım, parçaların imali kabil olmakta hem de okul mısmleket dökümcülüğünü muhtaç ol du?u iyi vasıflı elamanları yetiştirme bakımından istifade etmek­tedir.

 

Şimdiys kadar döküm malzemesinin memlfcket dahilinde temini yolunda çok .mühim gelişmeler kaydedilmiştir.

 

Bu inkişaf ve yeni metodlarm' müra­caat sdtecek bütün dökümcülere teferrüatiylı* bildirilmek kararına da varıl­mıştır. Kısa bir zfeman sonra lerifek teknik öğretmen okulu dökümhanesi­nin mekanik vasıtaları ıdk ikmal edi­lerek en iyi şartlar içinde çalışma dev­resine 'girilmiş olunacaktır. Böylece hem. traktör fabrikasının muhtaç oldu­ğu döküm parçaları imal; edilmek su­retiyle döviz tasarrufu temin edilecek ham d& memleketimizin beklediği iyi evsaftaki dökümcülerin, daha müsait, şartlar içinde yetiştirilmesi imkanı sağlanmış olacaktır.

 

Ankara :

 

 Encümeni, bugün saat 10 da En­cümen ikinci Başkanı Şefik Bakay'in riyasetinde toplanarak Toprak ve İs­kan Umura Müdürlüğü, bütçesinin mü­zakeresine devam etti.

 

 

 

Encümenin sabah celsesinde söz alan mebuslardan. Elazığ mebusu Selahaddin Toker (bağımsız) Toorak ve İskan davasının kül halinde ele alınması I&zungeldiğini ve bu isler irin bir plan yapılması icabettiiğini söyledi. Deniızli mebusu Metanet Karasan (D.P.) nüfus meselesinin toprak ve sanayileşme mısv zuu il£ yakından alakalı olduğunu be.lirtta. Memleket nüfusunun bünyesine uygun bir iktisaldS politikanın taikip edilraıssi lazımjgeld'iğini ifade etti. Gaziantep mebusu Ekrem Cenani (D.P,), yarıcılıkla geçinen topraksız köylüye kredi açılmia'sı mevzuunda fikirlerini .serdetti. Zonguldak mebusu Sebatı Ataman (DjP.), iç iskan ve toprakl&nd'ırma meselelerinde bir planın mevcut olup olmadığım sordu. İzmir mebusu Behzat Bilgin (D.P.), dışanSdkn Türki­ye'ye gelmek isteyen ırkdaşlarımızın bu arzuları karşısında hazırlanmış bir plan olup olmadığını Öğrenmek istedi. Afyon mebusu Murad Ali Ülgen (D.P.) şimdiye kadar ne miktarda toprak, da­ğıtıldığı hakkında malimat isteldü. Di­yarbakır mebusu Yusuf Azizoğlu (Hür. P), Toprak Kanununum yeniden ele alınıp tetkik .edilmesiüi, mezkir kanu­nun günün realitelerine cevap verme­diğini ifade etti. Erzurum mebusu; Şev­ki Erker (D.P.), iç iskana dış iskandan daha fazla ehemmiyet verilmesi husu1su üzerinde durdu. Diyarbakır mebusu Mehmet Hüsiev Ünal (D.P.), Toprak Tevzi Komisyonlarının çalışmalarımda aksaklıklar olduğunu tebarüz ettirdi ve toprak hakimliğinin yeniden ihdası lü­zumundan bahsetti. Balıkesir mebusu Sırrı YiTcalı (D.P.), ormanlık böl'gedte yaşamakta olan vatandaşların başka yerlere nakli meselesinin bir neticeye bağlanması fikrini serdetti.

 

Sualler ve temenniler sona erdikten sonra konuşan Devlet Vekili Semi Er­gin, dışarıdan gelen göçmenlerin sayısı ve durumu üzerinde (durarak, 1950yı­lından itibaren Bulgaristan'dan ani bir şekilde tehcir edilıen 154.393 ırkdaşımızdarn 34.463 aileye mesken temin edildiğini, 20.648 aileye toprak ve zirai alet dağıtıldığını, zenaatliar göçmenler için 25 milyon liralık kreldi tsmin edil­diğim, 38.039 göçmen ailesi için dte mesken, inşaatına girişildiğmi .bildirdi ve bu dış iskan işlerinin  ağırlığı  altında kalan umum müdürlük teşkilatı­nın ip iskan mevzuunda istenilen, ran­dımanı veremediğini de sözferine ilave etti. İç iskan sabasmiclla yeni bir «İskan Kanununun^ harajlanımakıta olduğunu ifade eden vekil, meakir kanun layi­hasında şimdi burada ileri sürülen te­mennilerin çoğunun gerçekleşeceğini, bus arada Toprak ve İskan Umum Mü­dürlüğünün Orman Umum Müdürlüğü1, Su İşleri Umum. Müdürlüğü, ve Nüfus Müdürlükleriyle ya3andaa işbirliği ya pacağını tebarüz; ettirdi. Bir iskan ve­kaleti fcurulması hakkında ileri sürü­len fikirlere karşılık olarak, bunun nibayet bir "hükümet, bir Vekiller He­yeti meselesi olduğunu ve bu hususta encümen, tarafından ortaya konulan arzunun Vekiller Heyetine iblağ edi­leceğini kaydıstti. Semi Ergin bumdan sonra, Toprak Tevzi Komisyonlarının çalışmalara hakkında malimat vere­rek, 945 den 950 yılına kadar ancak 4886 .dönüm toprak dağıtüdıği haMe 950 den 955 yılına kadar dağıtılan toprak miktarının 10.893.134 dönüm olduğunu^ bu. arada 5.960.2OO dönüm­lük meranın da tevzi edil'dftirini, suı ha­le 'göre yekin olarak 16.853.500 dö­nümlük arazinin atafeahlara verildiği­ni beyan 'etti. Vekil ayni zamanda, ya­bancı memleketlerde bulunan sermaye sahibi ırkdaşlarımızın da yurdumuza getirilmesi mevzularında Toprak ve İs­kan Umum Müdürlüğünün Hariciye ve Maliye Vekaletleriyle bir anlaşma­ya varmış olduğunu, yarıcılık yapan topraksız köylüler için. kredi bulmak meselesinin gözönüne alınacağını, bir nToprak Bankası» kurulması yerine Ziraat Bankasınca ayrılacak bir fonun ayni vazifeyi göreceğini tebarüz ettirdi. Vekilin izahatından sonra Toprak ve İskan Umum Müdürlüsünün. bütçesi7 nin fasıllarına geçilmesi kabul olundu. Bütçe Encümeni saat 15.30 da toplana­caktır.

 

İstanbul:

 

Bugün Kahire'den şehrimize ıgelen .CoImnbia Üniversitesi Rektörü Grayson Kirk saat 17 d>e bir toplantı tertiple­yerek İstanbul basın temsilcileriyle ta­nışmıştır.

 

Bu toplantıda Grayson Kirk, son seyahati esnasında Japonya, Çin, Siyam, Hindistan; Pakistan, Lübnan ve Mısır Üniversitelerinlite yaptığı      tekliflilerin

 

neticelerini ire intibaHarım anlatmıştır.

 

örayson Kirk'e göre bu gezdiği memleketlerd'eki ve Ameri kadaki üniversi­telerin müşterek vasıfları hepsinde de istiap 'haddinden fazla talebe okuması, iyi profesörlerin yetersizliği ve kütüpjıailelerin azlığıdır.

 

Mr. Kırk müteakiben Amerika'daki üniversiteler ve bilhassa Columbia Üni­versitesi ile talebelerin hayatı hakkın­da geniş malimat vermiştir.

 

Rektörün İfadesine göre Amerika Bir­leşik Devlerimd'e 2,5 milyon talebe üni­versite tahsili yapmakta, Columbia Üniversitesinde 2500 talebe okumakta bu­nun yüzde 10 nuttıu ecnebiler teşkil etinektedir.

 

Senelik ders ücreti 800 dolar olan Columıbia   Üniversitesinin   yıllık  (bütçesi " 22 milyon dolardır.

 

Ankarat

 

Hariciye Vekaleti Matbuat Bürosun­dan bildiri bniftif:

 

İstanbul'da münteşir Akşam gazetesi­nin 11 Ocak 1956 tarihli nüshasında (Türkiye  Batı Almanya ticaret gö­rüşmeleri neden kesildi?) başlığı altın­da Almanya'ya karşı olan borcumuzun ödenmediğine, Almanya'ya Vsmidlen "borçlanacağımıza, bu yeni borçlarımız da ödenmesine başlanınadığına işa­ret eden ve Türkiye  Batı Almanya ticaret görüşmelerinin şubat ayı sonun­da yapılması beklendiğini ifade siten ibir yazı intişar etmiştir.

 

Bu yazı vesilesiyle aşağıdaki hususlar tavzih olunur:

 

3,  Türkiye  Batı Almanya ticaret görüşmelerinin kesilmesi bahis mevzuu değildir.   Zira  bu görüşmeler     henüz

 

"başlamamıştır. Esasen yukarıda 'bahis mevzuu yazıda müzakerelerin şli'bat la­yı sonunda yapılması beklendiğinin iiade olunması, bu cihetin yazı sahibince de malim olduğunu  gördük.

 

2. Evvelce ocak ayı içinde ceosyanı derpiş edilmiş olan bu müzakerelerin şubat ayı sonunda yapılması iki hükü­met arasında kararlaştırılmış bulun mektadir. Müzakerelerin talik edilme­si1 Alman, müzakere heyetinin daha ev­vel bagfca memleketlerle girişmiş ol­duğu ticaret müzakerelerinin uzaması sebebiyle Alman hükümeti tarafından teklif ödilın iştir. Bu müzakereler, bü­tün ticaret anlaşmalarında olduğu gi­bi, Türk  Alman anlaşmasında da derpiş edilen mitad muhtelit komisyon görüşmelerinden ibarettir,

 

Alman tüccarlarının Türkiye'de­ki müterakim ticari alacakları hükimetimizle Federal Almanya hükümeti arasmda mutabık kalınmış esaslar dairesiMdie tediye olunmaktadır. 1955 se­nesi içinde 33.078.533 T.L. si ödenmiş­tir.

 

Geçen seneki Türk  Alman Ti­caret müzakereleri neticesinde    teminedilmiş olan munzam hermes garanti­sinden  istifade edilerek Almanya'dankredi ile mal teinin olunmuştur.Bumalların bir kısmı memlekete girmişbulunmaktadır. Hususi bir imal ame­liyesi icap ettiren diğer kısım (da ima­lat tamamlandıkça eyderpey sevkoluıiımaktadır. Bu yeni siparişlere müte­allik peşinatlar için de Ödemeler yapıl­maktadır. Vadeleri kabul ettikçe tak­sitleri de ödenecektir. Bu tilbarla yenisiparişler için tediyelerde bulunulma­dığı da varid değildir.

 

14 Ocak 1956

 

Ankara :

 

Piyade Yedek Subav Okulu üçüncü tabur öğrencilerinin okula hediye et­tikleri Atatürk heykelinin açılış mera­simi bugün saat 12 de yapılmıştır.

 

Merasime, Okul Kumandanı Tuğgene­ral Refik Yılmaz, Alay Kumandanı, Alay Kucmay Başkanı, Tabur ve Bölük Kumandanları ile diğer subaylar ve kalabalık bir öğrenci topluluğu iştirak etmiştir.

 

Atatürk'ün aziz hatırasını taziz İçin yapılan iki ıdlakikakk saygı duruşun­dan sonra bandonun caldıçı istiklal marsiyle merasime başlanmıştır.

 

 

 

Müteakiben 3 ncü tabur h um and anı binbaşı Vsdat Şenol kısa bir hitabede bulunarak heykeli okula hediye eden bölük öğrencilerinfi teşekkür etmiştir.

 

Bilahare Okul Kumandanı Tuğgeneral Refik Yılmaz da kısa bir hitabede bu­lunarak beykslin. okula hediye ei'ilme sini, Atatürk sevgisinin yeni bir teza­hürü olarak vasıflandırmış v.e öğrenci­leri bu Örnek hareketlmn'dsn dolayı tebrik .etmiştir.

 

Okul Kumandanının hitabesinden son­ra, arkadaşları adına, 9 ncu bölük öğ­rencilerinden Hüseyin Sağıroğlu bir konuşma yapmış ve Mürşit Yolgeçen de "bir şiir kumuştur.

 

Ankara :

 

Ankara radyosu gefecek haftadan iti­baren yeni bir program serisine foajlama'ktadkr. «Gençlik soruyor« adlı bu yeni programın gayesi kültür mevzu­unda yayınları arttırmaktadır.

 

Program muhtelif mesl'ek sahalarında memleketin tanınmış şahsiyetlerine çe şitli sualler sormaları şeklinde tertip edilmiştir.

 

Sorulması muhtemel sualler arasında bıigiinkü edebiyatın durumu, anne ve babaların çocuk terbiyesinde vazifele­ri, insanlarda çeşitli ruhi hususiyet lerin izahları gibi mevzular yer almak tadır.

 

İlk programa davet edilmiş olan ve gençlerin sorduklarını cevaplandıracak olan şahsiyetler arasında Gazi Terbiye Enstitüsü Müdürü Vedida Baha Pars, Güzel Sanatlar Umum Müdürü Cevat Memduh Altar. Şair ve muharrir Vasfi Mahir ve Kanser Cemiyeti üyelerin­den Doktor Perihan Çambel  vardır.

 

İstanbul:

 

İstanbul"Vali ve Belediye Reis Vekili Prof. Gökay aşağıdaki açıklamada bu­lunmuştur:

 

Tahkikatı henüz devam etmekte bu­lunan 67 eylül hadisesi münasebetiy­le vuku bulan bazı beyanat karsısında yanlış hükümlere mani olmak için za­man zaman kısmi açıklamalar yapmak zorunda kaldığımdan çsk müteessirim.. 13 ocak günü Büyük Millet M'SCİisinde eerryan eden müzakere sırasında Nüvit Yetkinin 6 eylül şünü hadise­den .evvel "Üniversitıa Taisba Fedsrasyon Reisinin bana müracaat edisrek deşarj için mitinş yapmak arzusunu izSıar ettikleri, benim de kendi­lerine biraz sonra deşarj olacak bek­leyin diye esvap verdiğimi söyledikle­rimi gazetelerde okudum. Vakıa, itamamiyla aksi durumdadır. Bundan evvel resmi ilgili makamların sorularına ver­diğim cevaplarda d'a sarih olarak be­lirttiğim ve hadiseyi takip eden 9 ey­lül günü Dünya gazetesinde çıkan bir  yazıya karsı yayınladığım açıklamada işaret ettiğim üzere Federasyon Heyeti bana hadiss başladıktan sonra geldi.O sırada yanımda Cumhuriyet Müdliraiumumisi ile Belediye Reis Mııavini. bulunuyordu'. Heyetin Beyoğhında ce­reyan etmekte olan hadiseleri bağıran mediklerini ,tasvip etmediklerini, hü­küm etin müsaadesiyle ertesi günü bir miting yapmak suretiyle Kıbrıs da­vasında milletin "hissiyatını izhar için müsaadia etmekliöimizi istediler. Keıdilerins verdiğim esvapta sokana düşen hadiseden hayır gelraiyecıiğini, her geyd'an evvel hadisenin derhal önlenmesini v.e toplantıların dağıtılması lazımgsidiğini, bu hususta zabıtaya ge­rekli ısmrin verildiğini ve mitini mü­sadesinin bilahare :riüsünüiecek ij ol­duğunu söyledim.

 

Onlar d'a tasvip ederek yanımdan ayrıl di lar.

 

Keyfiyetin bıe tarzda cereyan eıttiğini açıklamayı lüzumlu görüyorum.

 

İstanbul:

 

Başvekil Adnan Mendenas, bu akşam, tanınmış is adamlarımızdan Vehbi Koç tarafiMiıan şehrimizde inşa ettirilenTuristik «Divan» otelinin açılışında ha­zır bulunmuştur.

 

Bu açılışta, Başvekil Adnan Menderasten başka Devlet Vekili Emin Kala­fat, mıabu'slar. Başvekalet Müsteşarı Ahmet Salih Korur, İstanbul Vali ve Belediye Beis Vekili Prof. Gökay, Ba­sın  Yayın ve Turizm Umum Müdürü: Muammer Baykan, vilayet ve belediye erkanı, gazete sahip ve başmuharrirle ile 'güzide bir davetli topluluğu hazır "bulunmuştur.

 

Bu münasebetle verilen yemekte önce otelin kurucusu Vehbi Koç 'bir konuşma yaparak turistik «Divanı oteli hak kında izahat vermiştir.

 

Bu konuşmayı Vali Prof Gökay'ın ko­nuşması takip etmiş, Vali konuşmasın­da otelin tUTizm davası baklanımdan tagldüğı ehemmiyeti belirtmiş ve bu oteli İstaKİbula kazandırdığı için Vehıbi Koç'a şehir adına teşekkür etmiştir.

 

Bu. konuşmaları otel müdürünün bir hitabesi ve atılış mün'aas.b etiyle tertip edilen hususi bir program takip etmiş­tir.

 

98 odalı olan .Divan» oteli 6 milyon liraya inşa edilmiş olup 16 ocak pazar­tesi günü resmen, hizmete girecektir.

 

15 Ocak 1955

 

Ankara :

 

Güney Avrupa Müttefik Kuvvetleri Kumandam Oramiral W.M. Fechteler beraberindeki zevatla birlikte buıgün saat 15.30 da uçakla Esenboğa hava alanına igelmiiş ve pskeri miara&imle karşılanmıştır.

 

Oramiral Fıschteler, yeni Milli Müda­faa Vekaleti Vekili Semi Erginle ta­nışmak ve mutad ziyaretlecdia bulun­mak üzere memleketimize gelmiş bu tonmaktadır.

 

Ankara :

 

M.M.V. Temsil Bürosundan, bildirilmiş­tir:

 

Bazı 'gazetelerde örfi idare mlevkniifilanndan bir kısmının fena muamele­den İntiharları ima olunmaktadır.

 

Bu sanıklardan şimdiye kadar ancak feir mevkufun firar maksadiyle pence­reden atlarken ayağı yaralanmış, bir­biriyle kavga eden iki mevkufdan bi­ri diğerini kolundan yaralamış, malcnkolid'en muztarip bir üçüncü muvkuf da teşhis olunarak tedavi için hastahaneye sevk olunmuştur.

 

Ankara :

 

Yüksek tahsilli gençlerin sayısını art­tırmak ve yüksek tahsil yapmak iste­yen gencilere borç para verecek olan «Türk üniversite borçla okutma cemi­yeti» nin ilk müteşebbis kurucuları bu­gün saat 15.30 da Ankara Üniversite­sinde toplanmışlardır.

 

Müteşebbis kıtrucular heyetine Başve­kil Adnan Menderes, Maarif Vekili Prof. Ahmet Özel, Çalışma' Vekili Müm taz Tarhan, rruabuslar ve üniversite pro fesörl'erinin dahil bulunduğu bir top­lantıyı Manisa mebusu Muzaffer Kurbanoğlu maksadın izaluiıi yapan kısa bir konuşmayla açmıştır.

 

Bundan sonra seçime geçilmiş v.e mü­teşebbis heyet reisliğine Konya mebu­su Prof. Hamdi Kagıp Atademir, ra­portörlüğe Prof. Cemil Dikmen seçil­mişlerdir.

 

Ruzmamede mevcut, hazırlanan tüzük tasarısının incelenmesi, cemiyete bir bina temini, genel kurulun ne zaman davet edileceği hususları .müzakere edilmiş ve tüzük tasarısı bir komisyo­na havale eiilerek, genel kurulun en g.eç nisan ayına kadar toplantıya çağ­rılması kararına varılmıştır.

 

Toplantıya iştirak, edenlerin bu teşek­külün maksat ve gayeleri mevzuunda­ki birçok rfilek ve tavsiyeleri tesbit editeıiş ve teşekkülün alacağı şekil ve çalışmalar hususunda fikir birliğine varılmıştır.

 

16 Ocak 1956

 

İstanbul:

 

Tuğamiral Jit Sankhadul Albay Luang Mongkol Jutyudhanavi'd'en müte­şekkil Siyam astosri heveti hükümeti­mizin davetlisi olarak dün gece uçakla İstanbula  gelmiştir.

 

Misafir heyet dört gün müddetle mem­leketimizde tetkiklerde bulunacak ve pergemhs. ;günü saat 20.45 de ufakla Siyam'a müteveccihen İstanbul'ıclian ha­reket edecektir.

 

 

 

İstanbul:

 

Denizcilik Bankası namına Batı Almanyada inşa edilen 7000 tonluk Ak­deniz yolcu gemisi 1303110 saat 10 da İstanbul limanına  gelmiştir.

 

Denizcilik Bankası Neşriyat Müdürlü­ğünden aldığımız malimata Ak­deniz vapuru 94 ü birinci mevki olmak üzere 906 yolu tanımaktadır ve 114 mürettebatı vardır.

 

Geminin servis sürati 19' mildir.

 

Ankara :

 

Ankara radyosundan Londta radyosu İte yaptığı işbirliği neticesi mezkir rad­yodan temin edilen çeşitli müzik prog­ramlarının sevkı Edildiği    bildirilmiştir.

 

Bunlar dört muhtelif müzik nevinden mürekkeptir.

 

Büyük konser programı, Londra stüd­yo raelodileri, herkesin sevdiği müzik ve eıdımundo ross orkestrası programla­rı.

 

Londra radyosu bu programları sırf Ankara radyosu için plaklara almış ve her programa geniş yazılı izahların da ilave edildiği bildirilmiştir. Yakında. gelecek olan bu müzik programları Ankara radyosu1 yayınlarında yer ala­caktır.

 

Ayrıca Londra radyosu Avrupa servisi şefliğinden Ankara radyosu program müdürlüğüne gelen 6 aralık tarihli bir mektupta  stüdyo 1» programı hak­kında tafsilat istenmiştir.

 

Mektupta Londra radyosu İngilizceyayın servisinin evvelce bu nevi prog­ramlar yayınlanmış olduğu, ancak ye­nilik teşkil ealen «stüdyo İn programıhakkında geniş tafsilat gönderilmesi rioa edilmektedir.

 

Ankara :

 

Reisicumhur Celal Bay ar, bugün sa­at 13.30 rdia şehrimizde bulunan Güney Avrupa 'NATO Kuvvetleri Başkuman­danı Oramiral Fechteler'i kabul etmiş ve kendisini öğle yemeğine alıkoymuş lardır.

 

Bu yemekte, Başvekil Adnan Mende­res, Devlet Vekili ve Milli  MüdafaaVekaleti Vekili Semi Engin,     Harieiy.s Vekili Profesör Fuad Köprülü,Erkanı Harbiyei "Umumiye Reis Vekili Orge­neral İsmail Hakkı Tunaboylu, Erka­nı Harbiyei Umumiye ikinci Reisi Korgsneral Pütü Erdelhim, Riyaset cumhur Umumi Katibi Fikret Bei'bez, Amerika Büyükelçisi Ekselans Avrs Varren. Amerikan İktisadi Yardım Ku­rulu Başkanı Orta elçi General Riley, Güney Avrupa NATO Kuvvetleri   Ku­mandanlığı Kurmay Başkanı General Robert, Amerikan Yardım Kurulu Başkanı General ewey, Riyaseticumhur  Başyaveri  KuTmay  Albay  Refik Tulga, Hariciye Vekaleti İkinci Daire Umum Müdürü Orhan Eralp, Riyaseticumhur  BaşhekimiProfesör Doktor Recai Ergüdter ve Riyaseticumhur Hu­susi Kalem Müdürü Faruk Berkol hazır bulunmuşlardır.

 

Ankara :

 

Güney  Avrupa  Müttefik Kuvvatleri Başkumandanı Oramiral W.M. Fsehteler bugün' Milli Müdafaa Vekilini zi­yaret  ederek kendisiyle tanışmış ve" müteakiben Erkanı  Harbiyei  Umuimye Reis Vekiliyle görüşmede bulunmuş ter.

 

Ankara :

 

Es'ki   İktÜsat   ve  Ticaret  Vekili   SıfckiYırcaiı, Eski Maliye Vekili Hasan Polatkan ve «ski Devlet Vekili Başvekil Yardımcısı ve Hariciye Vekili Fatİn Rüştü Zorlu haklarında Büyük Millet Meclisince ittihaz olunan muayyen maddeler  üzerinde, tahkikat  yapılma­sına ve bu tahkikatın teşkilatı esasiye encümeni ile adliye encümenin dien terekküp edecek tahkikat encümeni marifetiyle icrasına dair olan 1951 sayılı karar üzerine, tahkikat encümeni, Ma­nisa mebusu ve Teşkilatı Esasiye En­cümeni  Reisi  Muhlis Tümay'ın  riyasetinde bu sabah saat 10 da hususi encumearyerin.de toplanmıştır.

 

Bu toplantıda,

 

   1Tahkikatın kazai mahiyeti ve da­hili nizamnamenin 24 üncü maddesihükmü nazara .alınarak encümence ve tali encümence yapılacak tahkikat ve tetkikatın gizli olarak yapılması,

 

2. Tahkikatın devam ve'seyrinden gizlilik hudutları ve esası mahfuz kal­mak şartıyla Umumi efkara ve matbua­tımıza lüzumlu zamanlarda peyderpey Anadolu. Ajansı vasıtasiyle malimat verilmesi,

 

karar altına alınmıştır.

 

Onbeş kişilik tali encümen için seçim­ler yapılmış ve bu seçimlerde şu neti­celer alınmıştır:

 

Cevat "Ülkü (Aydın), Vacit A&ana (Ba­lıkesir), Müfit Erkuyumcu (Bursa). İs­mail Hadımoğlu (Denizli), Mehmet Hüsrev Ünal (Diyarbakır). Abdülkadir Eryurt (Erzurum), Hamid Şevket İnoe (Erzurum), Arif Güngören (tamir), Mehmet Ali Sebük (İzmir), Mehmet Mataıutoğlu (Kırşehir), Turan Güneş (Kocaeli), Halil Özyörük. (Konya), Nu­ri OcakcıoŞIu (Malatya), Şevki Ebevit  (Sivas),  İhsan Aktörel   (Yozgat)

 

Ankara :

 

Devlet Vekili Emin Kalafat, Büyük Millet Meclisinin bugünkü toplantısın­da 2.5.1954 tarihinden 12.11.1955 tarihi­ne kadar üç 'büyük şehrimizde gazete­lere verilmig olan resmi ilanların mik­tarını, bir sual takririne cevaben açık lamıştır.

 

Emin Kalafit'ın bildirdiğine göre, 12 kasım 1955 tarihinde sona eren birbucuk sene zarfında resmi ilan karşılığı olarak gazetelere tevzi edilen para miktarı 8.604.e66 liradır, bunun 2.419 bin 331 lirası Ankaradaki gazetefcre, 5.166.363 lirası İstapbuldaki gazetelere, 1.018.969 lirası da İzmirdeki gazetelere ödenmiştir.

 

Soru sahibi Kars (C.H.P.) Milletvekili Sırrı Atalay, bunların teferruatına da­ir de izaJıat istediği için Devlisi: Vekili, aynı müddet içinde ilan verilmiş, olan gazetelerin aldıkları ilan miktarını da bildirmiştir.

 

İstanbulda çıkan gazeteler:

 

Cumhuriyet475.793.50

 

Hürriyet303.156.50

 

Milliyet369.654.51

 

S. Posta368.855.75

 

Vatan368.749.50

 

Yeni  İstanbul366.353.00

 

Türksesi364.365.50

 

Yeni Sabah197.194.60

 

Dünya375.530.15

 

Tercüman96.591.00
(Haziran 1955 ten itibaren ilan almağabaşlamıştır.)

 

Ekspres241.848

 

Son Saat239.115.5S

 

Akçam196.262.30

 

Bergün206.244.65

 

Son Posta188.001.70

 

Tan101.723.50
(Şubattan itibaren ilan almaya başlamıştır.

 

Vakit144.250

 

Gece Postası142.665.70

 

Zaman2.099.00
(Haziran 955 den itibaren ilan almayabaşlamıştır.)

 

İstanbul Haber97.970.51

 

Yeni' Memleket67.551.00

 

Yirmidörtsaat11.445.00

 

Birlik223.779.50

 

Ekonomi24.070.00

 

İstanbul. Postası24.136.00

 

Münakaşa23.769.00

 

Türk Postası3.489.00

 

Jurnal Doryan51.192.50

 

Jamanak18.595.00

 

İstanbuJ18.519.00

 

Apoyevmatini20.275.00

 

Amroz16.842.00

 

Faydromos7.395.00

 

 

 

Marmara                        8,318,00

 

İzmirde çıkan gazetelere verilen ilan­lar:

 

Yeni Asır Demokrat İzmir Ege Ekspres Ticaret Sabah Postası Halkın sesi Gece Postası Anadolu Demokrat Epe

 

Emin Kalafat, bu tafsilattan sonra, so­rumun üçüncü maddesine geçerek gaaeteletrim. resmi ilan Uevziaıtuuıo, 1696 sayılı kararnamenin dördüncü maddesinküe tesbit edilen esas ve nisbetlere görıs 'tevzi edilmekte olduğunu sözleri­ne ilave etti.

 

Büyük Millet Meclisinin bugünkü top­lantısına riyaset etmekte olan Eeis Ve­kili İhsan Baç. müteakiben soru sahibi­ni kürsüye davet etti.

 

Sırrı Atalay, resmi ilan tevziatının da­ha salim esaslara bağlanması g£rektiğini söyledi. 1938 de kabul edilen bir kararname ile baklamı olan bu tevzi usulünün, gazeteleri kalkındırmak ba­kımından bir faydası olmadığını ileri sürdü. Bazı is ti na di ar hariç, iktidiarı tenkit etmiyen, bilakis metheden ga­zetelerin ön planda toplanarak resmi ilanların tevzi  olunduğunu  ifade  etti.

 

Bu sistemin ahlaki selabeti zedelediği­ni, haşine menfaatini haleldar .ettiğini, ileri sürerek hükümet meriaazinde bir resmi ilan gazetesi çıkarılmak suretiy­le bu meselenin halledilmesi fikrinde bulundu. Bu airaıdıa Zafer gazetesine de fazla ilan verilmekte olduğunu ileri sürdü.

 

T.ekrar kürsüye gelen Devlet Vekili Emin Kalafat, ilan tevziatının isünad ettiği kararnamenin hükümlerini oku­du, bıanİara göre, gazi siteler in 'sahMfe adedi, hacimleri, satışları ve fiyatları esas olarak alındılım, bu işe Başveka­lette bir komisyonun memur edilmiş bulunduğunu belirtti. Bu katagorilere giren gazetelere bir aylık Hasmı ilan ve reklam ücretlari 62 ye taksim edi­lerek katagori  için tayin edilmiş bulunan emsal ile zarb edilmek suretiyle kendilerine ödendiğini1 söyleyen Dev­let Vekili, daha sonra., bu katagoriye giren gazetelerden bazılarının isimlerin ide okudu.

 

Emin Kalafat devamla, Sırrı Atalaym bir.aa evvelki konuşmasında asıl mak­sadın dışına çıktığına işaret etti. Hal­buki sorusundaki bütün maddeleri ce­vaplandırmış bulunduğunu anlattı. Eğer mahcurları bertaraf etmek için bir resrai gazete

 

çıkarılmasına lüzum gö­rülüyorsa Sırrı Atalay'in bu yolda ka­nuni bir teklif getirebileceğini belirte­rek 'şöyle dedi:

 

«Ben resmi ilanların serbest olarak tedvin edilmesinin, rekabeti temin su­retiyle hazinç menfaatini siyanet edeceğinde kendisiyle beraberim. Bunun yanında okuyun yazma matlup ijıerscedis inkifaf etmemiş olan memleketimiz­de çıkan gazetelere yaşama imkanı, çıkmayanlara da tıkma imkanı vermek gayesi güdüldüğünü kabul etmek lazıragelir. Ancak, tatbikat bunun de­ğiştirilmesi lüzumunu hiss ettiriyorsa, bugünkü sistemi tadil edecek bir tek­lifi; ben de muntazırırrt Yalnız, Zafer'i misal diye zikrettiler. Kendileri d;e pek ala bilirler ki. C.H.P. zamanında Zafer gazetesine ilk defa ilan verildiği sene 1949   dur. Ve 44.000  liradan  ibarettir.

 

Aynı sene Ulus'un almış olduğu ilan ise 534.204 liradır. 1949 senesinde res­mi ilan parasından "Ulus'un hissesine düşen miktar yürdıe 29.33 idi. 1955 senesinde bütün ilanlar iğin verilen paradan Zafer'in sabah ve akşam nüs­halarına düşen nisbet yüzdte 12.50 dir. Aradaki farkın, takdirini kendilerine btr akıyorum.»

 

Sırrı Atalay tekrar kürsüye geldi. İlan tevziatında yeni bir ölçü kullanılması için teklif eğer hükümetten 'gelirse bu­nun daha kolay kanuniyet kestedieceğini ifade etti. 1950 yılı ile bugün ara­sında resmi ilan için ödenen para ara­sında fark olduğunu, çünkü, ilan Kat­larının arttırılmış bulunduğunu kayıt etti. Vs ilan tevziatında yeni esaslar getirilmesi temennisiyle konuşmasını bitirdi. Böylece bu sözlü soru c&vaplan dınlmış oluyordu.Adana'da radyo isiasyonu esiş meselesi Adanada bir radyo istasyonu kurulma­sı teşebbüsünün ne safhada duşu hakkında Seyhan mebusu Mehmet Ünal'dı tarafından verilmiş oları soru Önergesi de Meclisin bugünkü toplantısında 'gö­rüşüldü. Devlet Vekili Emin Kalafat bu sonu'yu cevaplandırmak için kürsü­ye gelerek dedi ki:

 

"Ankaara, İstanbul ve İzmirde mevcut orta, uzun ve kısa dalga radyolarımı­zın memleketimizin her yerinden iyice din Enemediğin i nazarı dikkate alan hükümet, yeni bir radyo İstasyonları tesisi hakkındaki kanuni selahiyate da­yanarak, ba'tı bölgesi için İzmir, doğu bölgesi için Erzurum'da, cenup bölgesi igin de Adana'da olmak üzere Üç radyo istasyonu tesisine karar vermiştir. Bu­na rağmen iyi dinlemenin matlup se­klide elde edilemiyeoeği anlaşılarak, bunlara ilaveten ve cenup bölgesi için evvelce tesbit edilen Adana'ya takdimen Diyarbakır'da da 'bir radyo istas­yonu kurulmasına karar verilmiş bu­lunmaktadır. 500 küsur bin liraya ar­sası satın alınmış bulunan Adana is­tasyonunun tesisinden sureti kafiyede vazgeçilmiş değildir. Tasarruf nriilahazasiyle bu sene için yalnız Ankara rad­yosunun ıslahı ile iktifa olunacağın­dan Erzurum ve Diyarbakır radyo is­tasyonlarının inşaatını müteakip Ada­na istasyonu i;i de tekrar ele alınacak­tır. »

 

Kürsüye gelen soru sahibi. Adana rad­yosu inşaatından vazgeçilme di ğini açıklamış olan vekile teşekkürle söze başladı .Mevcut üç istasyonumuzun neşriyatı memleketin her tarafında 3 yıkiyle dinlenemediğini, bu yüzden de bilhassa cenup bölgemiz bu çevredeki komşularımız radyolarının teknik te­siri altında kaldığını ifade ile hem bu mahzurları izale, hem de kültürümüzü yayma bakımından Diyarbakır ve Adana'dıa birer radyo istasyonu kurrulma sııım yerinde olduğunu bslirterek ko­nu şıtnasını bitirdi.

 

Memur ikramiyelerine dair soru

 

Bugünkü Meclis toplantısında cevap­landırılan  sorulandan  biri. de  Seyhan mebusu Sinan Tekelin Şluna aittir. Önergesinde, memur, dul, yetim, emekli ve harp malillerine aralık ayından başka, ocak ayında da birer maaş ik­ramiye verilmesi hususunda ne düşü­nüldüğünü soruyordu. Eu soruya Baş­vekil adına cevap veren Maliye Vekili Nedim Ökmen, kısaca »arkadaşımızın sualinin cevabı, nakden ifade edilmek lazım gelirse, 30 milyon liradır. Cari bütçe içerisinde bu karşılını bulmak imkansızlığı d ol ay isiyle bu hususta birsey düşünemiyoruz."  dedi.

 

Sinan Tekelioğlu kürsüye gelerek hü­kümetin bütün imkansızlığa rağmen bu işi ele almasını ve bir çare buknasmı istedi. Hiç olmazsa beş maaş me­mur ikramiyesinin 6 ya çıkarmak garesi aranmasını teklif etti ve kürsüden ayrılüfl.

 

Burdur'da  kuruiulacak göl ve ve bataklıklar

 

Bugün mecliste görüşülen dördüncü soru, Burdur mebusu Mehmet Özbey tarafından verilmişti. Burdur vilaye­tindeki söğüt ve kestel gölleri ile ma­rn ak ve sisydiler bataklıklarının kuru­tulması hakkında Nafıa Vekilinden iza'hat istiyordu. Vekil Muammer Çavuş oğlu Söğüt gölünüji kurutulması işi­nin birinci safhasının tamamlandığını, ikinci safhaya ait işler ihale edilmiş olmakla beraber mevsimin müsaitsiziiği yüzünden ancak bahara doğru faa­liyete geçilerek 15 ekim 1957 de ta­mamlanacağını söyledi.

 

Kestel gölünün kurutulmasına gelince ilk safha olan Korkuteli Çayı ve tabiIerinin göle gitmeden döşeme tüneliyte Kırkgözlere verilmesi ameliyesinin ta­mamlandığını, Kestel gölünü Onaç ça' yımn taşkınlarından korumak için bir baraj yapılması düşünüldüğünü, ancak jeolojik etüdler müsbet neticeler ver mediğinden yeni bir yer araştırılaca­ğını ve baraj hakkında ancak bundan sonra bir karar alınabileceğini sözleri­ne ilave etti.

 

Soru sahibi Mehmet Ozbey, Vekilin verdiği izahata teşekkür etti. Hüküme­tin göller mmtakasmda çeşitli işleri ce­saretle  elealarak muvaffakiyetle sona

 

 

 

erdirdiğini söyledi. Diğerlerinin de bir an evvel tamamlanması temennisiyle konuşmasını bitirdi.

 

Bugünkü ioplaniıda görüşülen diğer  işler

 

Meclis bugün toplandığı zaman, ilk olarak, Maliye Vekilinin bir Önergesikabul eldaterek, 1955 yılı bütçe kanun­larında bazı münakalelerin yapılması­na dair olan kanun layihalarının tercihan ve takdimen müzakeresi karar­laştı ve bu layihaların müzakeresi ta­mamlanarak açık oya baş vurulmak suretiyle kabul edildikleri anlaşıldı.

 

Divanı Muhasebatta acık bulunan dai­re reisliğiyle 6 azalık irin dte gene bu­günkü Mecliste seçim yapıldı. Azalıklara Kemal Tolluo*lu, Cafer Olcay, Eeşit Örencik, Nihat Basoka, İhsan Öğet ve Celal Çitici'nin seçildikleri anlaşıldı. Ai;rk bulunan daire reisliği için oy alan iki adayın nisabı sağlıyamadıkları görüldüğü için 'bu maksat­la yeniden secim yapılması kararlaştı­rıldı.

 

Büyük Millet Meclisi 18 ocak çarşam"ba günü saat 15 de toplanmak üzere, bugünkü çalışmalarına saat 18.20 de son verildi.

 

Bütçe   encümeninin   öğleden      sonraki çalışmaları

 

 Ankara :

 

Bütçe encümeni bugün saat 15.30 da encümen başkanı Balıks&sir mebusu Halil ıjmre'ııin riyasetinde toplanarak, Milli Müdafaa Vekaleti Bütçesinin mü­zakeresine devam etti. Bu toplantı sıTasmldia Devlet Vekili ve Milli Müdaiaa Vekaleti Vekili Semi Ergin, açık celsede sorulan suallerle temennileri ' cevaplandırarak, ilk önce Milli Müdaia. Vekaleti 1956 yılı bütçesinin ka­rakteri hakkmda malimat verdi ve ez­cümle şunları söyledi:

 

«Encümene sunulmuş bulunan MiDi Müdafaa Vekaleti bütçesi bir milyar 99 milyon 250 bin liradır. Bunun 765 milyon, libası devlet tarafından öden­mekte 314.250.000 lirası da Amerikan Askeri Yardımı tarafından temin edilinektedir. Bu, arada şurasını da ilave edeyim ki, Amerikan askeri yardımı­na dahil olan vasıta, silah ve cephane gibi malzemeler bu bütçede yer almamaktadır. Bundan başka, Amerikan as­keri vardımma taallik eden fasülardaki meblağlar asla başka yerlere sarfeıd'ilmemektedir. Bazı arkadaşlarım 30' ağustos tarihinden sonra yapılan terfi­lerin Üzerinde durarak, bunların sebe­bini sordular. Filhakika kanunen ter­filerin 30 ağustos taiihinde yapılması icap edısr. Ancak bazı subaylarımız, ter fie hak kazandıkları ve sicillerinde iyi notlar aldıkları halde, idari muamelelerdeki gecikmeler dolayısiyle 30 ağus­tosta terfi edememişlerdir. Bunları 30 ağustos tarihindtan itibaren muteber sayılmak suretiyle sonradan terfi et­tirdik.

 

Mecburi hizmet bahsine gelince: Su­baylarımızın mecburi hizmetlerinin on yıldan onbeş yıla çıkarılması asla dü­şün ülırı em ektedir. Subayların istifası­nı önlemek için de onları maddi ve nnanevi bakiirtian daha fazla tatmin et­mek yollarını aramaktayız. Nakil ve t ay inlerdeki aksaklıkları gidermek için yeni bir »Nakil ve Tayin Kanunu» layihası hazırlanmıştır. Bu kanım ka­bul edildikten sonra subaylarımızın nakilleri ve tayinleri şuasında ortaya çıkan 'güçlükler bzrtaraf edilmiş ola çaktır. Keza «Yedek subay Kanunu la­yihası» ile «Personel Kanunu layihası» m da hazırlamış bulunmaktayız. Per­sonel Kanununda sicili sistemi tamamayile değişmekte ehliyete göre ter­fii; r sağlanmaktadır. Yine Personel Kanununa göre, askeri memurların su bay sınıfına geçmeleri de imkan tfıahiline 'girecek ve bÖylece ordumuzda tek statü hüküm sürecektir.»

 

Semi Ergin buridan sonra 67 eylül hadiseyim dolayısiyle işten uzaklaştırıl­mış bulunan generaller mevzuuna te­mas ederekj mevzuııbahis üç .generalin, sırf tahkikatın selametle yürümesi için kanuni usuller dairesinde muvak­kat olarak vazifialerinden alınmış bu­lunduklarını belirtti ve bugün üç ge­neralin tekrardan 'hizmete girmiş olC'ıuklannı 'sözlerine ila""e .etti. Milli Müdafaa Vekaleti Vekili, İzahatına devaml'a, 1S55 yılında ordudan istifa eden subayların miktarını bildirdi. Harp Otulumun ve askeri liselerin bugünkü dıoruralan hakkında malimat verdi. Kısa süreli subay okullarının açılması hususlarındaki tetkiklerin neticelenıdiiğini, Harp Okülünujı Amerikan WestPoint Harp Okuluna intibak ettirilme­si üzerinde prensip kararma varıldı­ğını, Harp A kadem isinde de şimdiki statünün değiştirilerek Amerikan sis­temine gidileceğini ifade eyledi ve ya­bancı dil öğretimine verilen ehemmi­yeti tebarüz ettirıdli. Şehir dahilindeki cephaneliklerin ve mühimmat depo­larının şehir haricine kaldırılmakta ol­duğunu da sözlerine ilave eden   vekil,,

 

istanbuldaki Harbiye binasının arka­sında bulunan iki binanın askeri mü­ze haline konulduğunu ve 956 Cumhu­riyet Bayramında bu müzenin açılaca­ğını söyledi. Semi Ergin bundan sonra konuşmasına devam, edierek şöyle dedi:

 

Arkadaşlarımdan bazıları subay ev­leri inşaatı hakkında malimat istedi­ler. Erzıırumda subaylar İçin inşa edil­mekte olan on apartmanın yapılması bitmek üzeredir. Sarıkamişta üç apart­man ve lojmanlar yaptırmaktayız. Ge­lecek sene Van'da beş apartman inşa edilecektir. Gıslibolu'da üç apartman İn şa ettiriyoruz. İzmir'de altı lojman, Hadımköyünde bir apartman inşası ihale edilmiştir. Bu arada askerlik şubeleri­nin daha kullanışlı ve rahat bir bale sökülmesi üzerinde de  çalışmaktayız.

 

Serbest sevk usulü tecrübesi muvaffa­kiyette neticelenmiştir. Şimdiye kadar muayyen mmtakalarda bu usule baş­vurmuştuk. 1956 celbinde bu serbest sevk usulünü bütün yurda teşmil ede­ceğiz. lArkadaşlarım, Idiğer 'taraftan yedek parça temini meselesini ortaya attılar.Vasıtalarımız için yısdek par­çanın bir tasımını, piyasadan temin ediyoruz. Bazı basit parçaları da ırak  kimya kurumu fabrikalarında imal etmeye çalışıyoruz. Fakat bunların yedek raarça sıkıntısını giderdiğini söyliyemeyiz. Şimdi «Yedek Parça Ano­nim Şirketi» adında kurulan bir şirket vasıtası ile, keza' Kınkkalede Ameri­kalılar tarafından tesis edilen kamyon fabrikasında, Ankara'deki traktör fab­rikasında, yedek parça imalini derpiş edecek tedbirler üzerinde durmakta­yım.

 

özlerime şunu da ilave  etmek  iste­rim: Memleketimizdeki Amerikan Yar­dım Heyeti Başkanı, Amerikanın 195& yılına kadar bize vermiş olduğu mal­zemenin ömrü boyunca yedek parçala­rını temin edeceğini bildirdi. Bu aradia Adana'da tesis etmekte olduğumuz üçüncü «Anatamir Atölyesi» ide yedek parça temininde bize yardımcı olacak­tır. Eir arkadaşım, uçak kazaları hak­kında konuşurken,     müttefiklerimizin bize  vermiş   olduğu uçakların  foullanılmış  olup   olmadığını   sordu.   Mütte­fiklerimizden  aMiğımız uçaklar yeni­dir. Uçak kazalarında başka faktörler aramamız lazımdır. Kaldıı ki, bizde vu­kua gelıen uçak kazaları nisbeti norma­lin altındadır. Mesela 1955 yılında   54 jet uçağımız kazaya uğramış ve fou kazalar neticesinde 17 havacımız şehid olmuştur. Kazaların yüzde    55 i pilo­ta] hatasından yüzde 33 ü malzeme ha­tasından yüzdis 7  si anlaşılmayan se­beplerden, yiiz&ıe beşi de havadan ye­re yapılan atılışlarda, uçağın makine­sine taş, toprak dolmasından ileri gel­mektedir.  Askeri uçaklarımızdan bi­risinin temmuz ayında Aydına bir si­vil taşıdığı iddiası kargısında tahkikat yaptık ve temmuz ayında Ayıdnna ve­yahut İzmire askeri uçaklarımızın hiç bir sivili götürmediğini öğrendik.   Havacilarımız için yeni bir «uçuş tazmi­nat kanunu layihası» m hazırlamakta­yız. Hava kuvvetlerimizin meteoroloji işleri umum imüdürlüğüyle yapmakta olduğu işbirliği lıerğün biraz daha sı­kıl aşmaktadır. Gölcükteki tersanenin daha mütekamil 'bir hale    getirilmesi için ça'Iışmaktayız. Bazı mebuslarımız İytanbuldaki  örf; iidare mahklamseferi hakkında sual sordular. İstanbulda ha­len  altı  tane örfi  i'dare  mahkemesi vardır. Mevkufların  sayısı  da 404 e inmiştir. Mevkuflar,  simidi  Tfuzlaya nakledil mislerdir. Buradaki iskan du­rumu onlar için daha elverişlidir.Mevkufların ziyaretçileri, müdafileri ile temasları sağlanmıştır.Ordumuzun sağlık durumunun memnuniyet verici olduğunu söyleyebilirim.     Ortdlumuzda vefat nisbeti 1945 de binde altı iken bu nisbet 1955 de binde 1.34 e düş­müştür.Ordu  hastahanelerindeki  ya­tak adedi daima artmaktadır. Veremle mücadeleye bilhassa ehemmiyetver­mekteyiz. »

 

Milli Müiafsa Vekaleti Vekili bun­dan sonra moral mevzuu üzerinde dur­du ve Türk ordusunun bu bakımdan daima kuvvetli bulunduğunu belirte­rek konuşmasına nihayet verdi.

 

Bütçe encümeni yarın saat 10 da topla­narak Milli Müdafaa bütcesinin müza­keresine devam eyliyecektir.

 

Ankara :

 

Memleketimizde pstrol aramak üaere raüraacat etmiş olan ll'i dünyaca ta­nınmış yabancı şirketle, Türkiye Pet­rolleri Anonim Şirketinin, '82 saha. üzerinde 187 talepte yapmış oldukları müracaatlar, kanun hükmüne göre, ve ihtilaflara 'gidilmeden petrol dairesinin tavsiyeleri dahlinde talipler arasında anlaşma voliyle hükümetçe İs'af edil­miştir. Bu suretle araştırmaya başla­mak için ruhsatname almak hususun­daki ihtilaflar ortadan kalkmış ve 'bu ruhsatnamelerin verilmesi yoluna gi­dilmiştir. Böylece pek yakında memleketimizin muhtelif bölgelerinde petrol araştırmaları fiilen haşlamış olacaktır.

 

Memleketimiz için büyük imkanüar ha zırlayacak bir mahiyet arzeden bu an­laşmayı tesit maksadiyle Hariciye Veikili Proflssör Fuat Köprülü tarafından İıu akşam misafirin köşkünde, bu 12 petrol arama şirketi temsilcilerine bir akşam ziyafeti verilmiştir.

 

İşletmeler Vekili Samet Ağaoğlu ile alakalı Vekaletler ileri galenlerin in, bu 12 şirketin mensup bulundukları mem­leketler Büyükelçilik erkanının ve bu şirkjetlerin Türkiye anömessüŞarinin hazır bulunduğu bu ziyafet, samimi bir hava içerisinde cereyan etmiş ve pet­rol araştırmalaırinin muvaffakiyetli ae•ticeler vermesi hususunda karşılıklı candan temenniler izhar edilmiştir.

 

17 Ocak 1956

 

Ankara :

 

Bugün aynı saatta Ankara ve Waishington'da aşağıdaki müşterek tebliğin ya­yınlanması hususuııda Türk ve Amenkan hükümetlerince mutabakata1 va­rılmıştır:

 

«Türkiye ve Birleşik Amerika hükü­metleri tarafından müştereken vaki davet üzerine, Mr.Clarence B. Randall'm her iki memleketi alakadar eden ik­tisadi meseleleri görüşmek üzere, 'bu ay sonuna doğru Türkiyey'e gelmeyi kabul etmesi memnuniyetle karşılan­mıştır.

 

«Amerika'nın ileri sanayicilerinden olan Mr. Randal'l, aynı zamanda Reisi­cumhur Eisenhower'in harici iktisadi siyaset sahasında »Bİsicumhur müşavi­ridir. M. Randall'm bu ziyaretinin üd. memleket arasındaki iktisadi münase­betlerin daha ziyade inkişafına ve bu sahada karşılıklı anlayışın ilerlemesi­ne büyük ölçüde yardımı beklenmekte­dir.

 

Mr. Ramdall Türkiye'de bulunduğu müddetçe Türkiye hükümetinin misa­firi olacak ve kendisine Chicago şeh­rinden Mr. For.est D. Siefkin Us WashingtonM&n Dr. C. EdwaTd Calbreath refakat edeceklerdir. Mr. Randalll ve yardımcüarı bu vazifeyi ücretsiz ola­rak ifa edeceklerdir.»

 

İstanbul:

 

Milli güreş takımamaaın isvteçte yaptı­ğı son seyahat esnasında bir kalb kri­zi igeciperek (hastahaneye 'kıaldınlan şampiyon güreşçi ve milli takım antre­nörümüz Yaşar Doğu, bir ay süren te­daviyi müteakip bu akşam saat 21.15de uçakla yurda avdet etmiştir.

 

Hava meydanında Beden Terbiyesi İstanbul Bölge Müdürü, Güreş Federas­yonu mensupları, kulüp mümessilleri, gazeteciler ve kalabalık bir halk top­luluğu tarafından karşılanan Yaşar Doğu, derhal iki doktorun nezaretinde tedavi edilmiştir.

 

Şampiyon güreşçimize heyecanilaruna.masi için resmi ibir bir karşılama me­rasimi yapılmainig ve tezahüratta bu­lunulmamıştır.

 

İstanbul:

 

Basın  Yayın ve Turizm Umu» Mü­dürü Dr. Muammer Baykan, buıgün. radyo evinde tertip edilen tercüman rehberlerin ıdipioma merasiminde aşa­ğıdaki konuşmayı yapmıştır;

 

 

 

 

 

"Sayın arkadaşlar,

 

Memleketimiz turizminin en acil ihti­yaçlarımdan teini fearşilamak. üzere, umum müdürlüğümüz tarafından ilk defa olarak İstanbıılda açılmış olan ter cuman  rehberler kursunu muvaffa­kiyetle bitirenlere, yüksek huzurunuz­da diplomalarını vermekle bahtiyanm.

 

Zamanımızda herşeyde olduğu gibi, tu rizm 'endüstrisinin bu önemli kolunia da ihtisaslaşma ihtiyacı kendini kuV"vetle his s ettirmektedir, Filhakika, Tür­kiye turizminin .gelişmesi bir yönden, hu sahada çalışacak kimselerin mes­leklerindeki ehliyet ve başarılarına bağlıdır.

 

Memleketimizi ziyaTet .etmekte olan turistlerin, ilk gayesi, güzelyurdumuzu tanımak; milletimizin mazisi ve hali hakkında en doğru fikri edinmek oldu­ğu aşikardır. Bir şeyi öğretmek için ise, evvelemirde onu bizzat layıkiyle öğrenmiş olmak şarttır. Bizi hiç tanmııyan veya yanlış tanıyan yabancı ."bir turistte, memleketimiz ve halkımız (hakkında ilk müsbet intibaı uyandıra­cak kimse, vazifesinin önemini müd­rik ve milli şuura sahip tercüman reh­berdir. Bu sahada çalışacak olan genç­lerimizin bu milli vazifede elde ede­cekleri muvaffakiyet, yüzbinlerce lira saarfiyle yapılacak propagandadan da­ha kuvvetli ve daha müessindör.

 

Herkes dil bilen ve tahsili öten seyyali tercüman rehberi olamaz. Evvela bun­ların itimada şayan, sağlam karaikterli, inoa ruhlu, bilgili ve sempatik olma­sı şarttır.Çünkü yabancı ile temas sağ­layan bir tercüman rehber, o memle­ketin siyasi, içtimai, iktisadi bütün sa­halarında halkm, idarecilerin ad:eta selabiyetli bir mümessilidir.

 

Bütün bu hususları nazarı dikkate alan umum müdürlüğümüz bu yolda ilk adım olmak üzere, en mühim turis­tik şehrimiz olan İstanbulda böyle toir kurs açılmasına lüzum görmüştür.

 

TeÜtris heyeti, tarih, arkeoloji, güzel sanatlar ve diğer turizmle ilgili pratik bilgiler sahasında tanınmış kıymetli mütehassıslardan terekküpden  bu kurs, bugün 50 mezun vermiş bulunu­yor.

 

Umum Müdürlüğümüz, elde edilen bu başarılı neticeden kuvvet alarak, yur­dun diğer önemli turistik bölgelerinde de buna benzer kurslar açmak kararın'dadır. Bu kurslardan ikincisi ya­kında Ankara'da Jıçıüaoaktüir. Umum müdürlüğümüz ayrıca, açacağı bütün kurslara şamil olmak üzere bir talimat nama hazırlamaktadır.

 

Genç arkadaşlarım, omuzlarınıza, memleketin tanıtılması bakanından bü yük vazifeler tahmil edilmiştir. Hepi­nizin vazifelerini müdrik bulunduğunu zakaniim.

 

Türkiyesniz topraklarının çeşitli me­deniyet, din, ırk ve felsefelerin kay­naştığı bir diyar olduğu gözönünde tu­tulduğunda, rehberin vazifesinin, daha da güçleştiği görülür.

 

Fakat hiç şüphe yok ki, bütün bu uzun tarih anlatılırken, Türk tarih ve medeniyetinin en Ön planda toelirtilnnesi vazifelerinizin başındadır. Memleke­timizin hakiki veçhesiyle tanıtılması gene sizlerin elindedir.

 

Memleketimize gelen yabancı turistlerin ilk temas edecekleri kimselerden birisi ve muhakkak ki en mühimi reh­ber olacakta.

 

Ecnebi turist, Türkiyeyi ve Türkleri, sizin dilinizden dinleyecek, ilk defa olarak sizin gözlüğünüzle görecektir.

 

Sizin vakur ve asil hareketleriniz Türkün merilik ve kahramanlığı, gülümseyen yüzünüz ve tatli sözleriniz Tür­kün eze'li misafirperverliğini onlara bir kere daha hatırlatacağı gibi, Tüfk turizmi, Türk tarihi Ve memlekeitmiz hakkında kuvvetli bilgilerle teçhiz edilmiş olan sizlerin, gezdirdiğiniz yerlerde vereceğiniz malimarttan Türki­ye'yi tanıyacak olan bu yalbancılarm üzerindeki tesirinin de çok büyük ola­caktır.

 

Siz, müsbet telkinciler, Türkiye'mizi hepimizin istediği manada tanıtmakla görevli bulunmaktasınız ve bu vazi­feyi en iyi bir şekilde başaracağınıza imanım var.

 

 

 

 

 

Turizm davamızda büyük mesuliyetler kabul eftip, şevk, cesaret ve büyük ümitlerle bu vazifeyi üzerimize almış olan siz genç arkadaşlarıma, memle­ket hizmetlerinde sonsuz başarılar di­lerim. »

 

iAnkara :

 

Reisicumhur Celal Bayar bugün saat 11.30 da Ankara Tın Fakültesi ve hastahanesini ziyaret etmiştir.

 

Burada Fakülte dekanı Prof. Dr. Sü­reyya ıGordüren, öğretim üyeleri 3le kalabalık bip talebe topluluğu, tarafın­dan karşılanan reisicumhur, kendileri tarafından fakülteye hediye edilen Atatürk büstünün r,ekzedildiği yeri gör­müş, daha sonr.a muhtelif kflinik ve enstitüleri ziyaret ederek izahat atmış­tır.

 

Ueisicuımhur Celal Bayar bilahare, fa­külte talebe ve öğretim üyeleri ile bir­likte bir öğle yemeği yemiştir. Yemek sırasında fakülte dekanı Prof, Gördü­ren bir konuşma yaparak ezcümle de­miştir ki:

 

"Aziz Atatürk'ün kıymettar büstünü fakültemize emanet etmek suretiyle gösterdiğiniz müstesna iltifata şük­ranlarımı huzurunuzda bugün de bir defa daha tekrarlarım.

 

Ayrıca fakültemizi ziyaret ettiniz, ta­lebe soframızı şereflendirdiniz, bizlere ve öğrencilerimize ssvgi ve yakın ala­ka gösterdiniz. Bütün hun'lan fakülte­miz, tarihinde kıymetli birer hatıra olarak muhafaza tdecek ve fakültemi­zin gelişmesinde, çalışma ve kalkın­masında büyük toir teveccüh ve neza­ketin eserleri  olarak unutmıyacağız.

 

Muhterem reisicumhurumuzu ve sayın misafirlerimizi hürmetle selamlar, teş­rifinizden dolayı fakültemiz adma te­şekkürlerimi arzederün.

 

Müteakiben Reisicumhur Celal Bayar da bir hasbıhalde buhinarak, Atatürk'­ün manevi kıymeti çok büyük olan büs tünü ve tıp fakültesinin kıymetli pro­fesör, doçent ve talebelerini (ziyaret etmek maksa'iiyle 'geldiğini ifadeyle söze başlamış ve şöyle devam etmiş­tir:

 

»Atamızın hepimiz için ebedi bir var­lık olduğu münakaşa götürmez bir ha­kikattir. Manevi desii çok üstün olan büstün tarafımdan hediye edilmiş di­ndaşının, sizler münevverler için bu kadar memnuniyeti mucip olacağını tahmin .edememiştim. Bundan dolayı da ayrıca büyük memnunluk duymak­tayım.»

 

Reisicumhur Celal Bayar kenldiöine gösterilen muhabbete teşekkürlerini bildirdikten sonra. ilim şubelerinin, hepsinin değerinin büyük olduğunu, tıp ilminin de insan sağlığı ile uğraşması bakımından müstesna bir kıymet ta­şıdığını belirtmiş, münevver hoca ve talebe arasında bulunmakla duyulacak bahtiyarlığın hudıudsuz olduğunu ifa­deyle tıp mesleğine verilmesi gereken ehemmiyeti izah etmiştir.

 

Bundan sonra hep birlikte tıp talebe lokaline gidilmiş ve burada da samimi hasbıhallerde bulunulmuştur.

 

Ankara :

 

6435 sayıh bağlı bulundukları teşkilat emrine alınmak suretiyle vazifeden azaklaştirilacakaar hakkında kanunun tadiline dair tasarı Türkiye Büyük Millet Meclisi iç işleri komisyonunu» görüşülürken, üniversiteyi ilgilendiren konuşmalar cereyan ettiği gazetelerden öğrenilmiştir. Bu arada, iki milletveki­linin, üniversite profesörleri arasında komünistlere alet olan kimseler bulunduğunu iddia ettikleri anlaşılmatetadır.

 

Bugün normal toplantısını yapmakta olan Ankara üniversitesi senatosunda bu isnat üzerinde hassasiyetle durul­muş, hararetli müzakereler cereyan et­miş ve aşağıdaki hususların açıklan­masına ittifakla karar verilmiştir.

 

Senatomuz hiç bir mesnede daya­nılmadan  üniversiteye     tevcih edilen bu ağır isnadı şiddetle reddeder.

 

Komünizm  propagandası kanunlarımızın cezai müeyyidelere bağladığı bir suçtur. Umumi hükümler ve üni­versite kanunrurmizun ilgili maddeferi, böyle bir suçu işliyecek kimselerin
tecziye ve tasfiyesine esasen yetefte afinden, umumi ve mesnetsiz bir iddia ile vatan yıe millet hizmetinde feragatle çalışan    üniversite    mensuplarının töhmet altında bulundurulması ve buna dayanılarak ilmin ve memleketin terakkisi için zaruri olan üniversite muhtariyetine cephe alınması isabetli sayılamaz.

 

Bu ithamları ileri süren zevat, şayet ellerinde herhangi bir delil "varsa, buim derhal selahiyetli mercilere ve üni­versite rektörlüğüne tevdi etmelidir­ler.

 

3 Üniversiteler kanunu, üniversite Öğretim üyielerinin mesleğe alınmala­rı, tabi olacakları disiplin cezaları VS meslekten çıkarılmaları hakkında et­raflı hükümleri ihtiva etmektedir. Ay.jıı kanun 14. maddesiyle hükümet de­netini de mümkün kılmış ve tanzim etmiştir.

 

Teşkilat emrine alma kanunun 2. mad­desi, hem üniversiteler kanununun ruhun, tedvinindeki maksada uymayan bir hükümdür. Üniversiteler kanunu­nun, kurduğu     sistemi    bozmaktadır.

 

Muhtariyeti geniş ölcüde zedelemekte­dir, hemde üniversite mensuplarını, bütün diğer memurlardan ayırarak teminatsız hale getirmektedir. Gerçek­len, buı kanun hakimlere, subay, astsubay Va askeri memurlara hic tatbik edilemez, diğer memurların da tayin­lerindeki usule göre, teşkilat emrine bile çeklerini söyler. Halbuki Üni­versite öğretim üyelerinin tayinlerindeki usule bile bakılmaksızın teşkilat emrine alınmalarını mümkün küar.

 

tS435 sayılı kanunun tadili hakkrndn müzakereler cereyan ettiği şu günler­ce iknin ve memleketin gelişmesi içm en isabetli tedbirleri bulacağından emin olduğumuz Türkiye Büyük Millet "Meclisinin, bu kanunun 2. maddesini kaldırarak üniversite muhtariyetini sağlamlaştırmasını ümit bekliyor ve ümidimizin gerçekleşeceğine inanıyo­ruz.

 

18 Ocak 1956

 

Ankara :

 

"T. C. Ziraat Bankasının 66 ncı faaliyet devresine ait 1954 yılı bilanço ve kar zarar hesapları bugün Türkiye Bü­yük Millet Meclisinde toplanan iktisa­di devlet teşekkülleri umumi heyetin­ce kabul ve tasdik olundu.

 

Bankanın bu dönem faaliyeti:

 

iktisadi kalkınmamızdaki ehemmiyetli rolü izahtan müstağni bulunan T.C. Zi­raat Bankası, zirai gelişmemizde ve zirai istihsalimizin artışında geçen yıllarda olduğu ıgibi bu sene de verim­li ve müsbet çalıgnıalariyla pek faal bit mevki alınmıştır.

 

Gerek menabi ve gerekse zirai ve ti­cari p'lasmanlar bu hesap devresi zar­fında müsbet terakkiler kaydeylemis­tir.

 

Bankanın umumi zirai kredi yekinu

 

1953yılında 1.212.842.177 lira olmasınamukabil, 1954 yılında yüzde 23.44 nisbetinde  84.314.514  lira   artmak  sure­tiyle 1.497.156.687 liraya  yükselmiştir.

 

Zirai plasmanların yüzde 22,8 ini teş­kil eden 341.000.000 lira, çiftçinin kal­kınmasını saftlıyan orta vıe uzun vaidieH kredilere tahsis edilmiş bulunmakta­dır.

 

Banka, umuımi faaliyetinin yanında bilhassa mevduat toplama bakımından da müsbet politika takibetmig ve uraumi mevduat yekinu 1954 yılında 911.002,962 liraya yükselmiştir. 1955 yılı mevduat rakamlarının ise bu mik­tardan daha yüksek seviyeye ul&ştığl görülmüştür.

 

Banka, m'üstaıhsil hizmetini kolaylaş­tırmak ve teşkilatlı zirai kreldü siste­minden çiftçiyi yakından faydalandır­mak için yurt içindeki teşkilat sayısı­nı da arttırmaya .muvaffak olmuş    ve1954yılı içinde yeniden iki şube, yir­mi iki ajans, iki büro yani yirmi altıyeni iş yeri açmış ve teşkilat sayısını484 e yükseltmiye muvaffak olmuştur.1955yılında ise şube  ve ajans adedi
500 ü geçmiş bulunmaktadır.

 

Bankanın gelirlerinde dfe geçen yıl­lara nisbetle ehemmiyetli bir artış kay­dedilmiş ve hacminin gelişmesiyle mütenasip olarak 1954 yılı safi karı 41.099.686 lira olarak tahakkuk etmiş­tir.

 

 

 

 

 

Bankanın bu dönem hesap ve nıuamelatını inceliyen. komisyon, 1954 yılı fa­aliyetini, bankanın son beş senedenberi içinde bulunduğu terakki ve İnkisafhamilesinin yeni bir merhalesi olarak kabul ve telakki eylemiş ve alınan müsbet neticelerden dolayı banka ida­recilerini talidir ve teşekküre layık görmüştür.

 

Komisyon "bu görüş ve mütalaaları umıımi heyetçe de aynen kabul ve tas­vip olunmuştur.

 

Ankara :

 

Bütçe Encümeni bugün Öffled'en sonra saat 15.30 da Encümen Başkanı Balı­kesir mebusu Halil İrare ve ikinci baş­kan Kırklareli mebusu Şefik Bakay'in riyasetinde top'lan&rak Dahiliye Ve kalsti bütçesinin müzakeresine başladi.

 

Bütçenin tümü üzerinde söz alanlar­dan Afyon mebusu Murat Ali Ülgen (D.P.) mahalli İdarecilerin kendilerin­den beklenen hizmeti göremediklerini, hususi idarecilerin bütçelerinin kifa­yetsizliğinden dolayı mefluç bir hals gelmiş bulunduğunu, bu durumu dü­zeltmek için. çarelerin aranması lazım geldiğinii, ifade etti. Diğer taraftan be­lediyeler ve köy kanunumun ne zaman Meclise geürilecelini sordu. Murat Ali Üligen'in konuşmasından sonra, Dahi­liye Vekaleti ile Emniyet Genel Mü­dürlüğünün ve jandarma fiensl kuman­danlığının bütçelerinin müzakeresinin tevhidi ve konuşmaların bütün bütçe müzakerelerine şamil olmak üzere on dakika İle tahdit edilmesi kararlaştiınldı. Bu arada raportör olarak Niğde me­busu Ahmet Kadıoğlu, Seyhan mebusu Ahmet Topaloğhı ve Muğla mebusu Natık Poyrazoğiu bütçenin karakteri üzerinde İzahat verdiler.Antalya mebusu Kenan Akmanlar (D.P.) mülki tak­simatın yeniden göadlen geçirilmesi mevzuunda konuştu ve yurd dahilinde manevi huzurun tesisi, ve bunun mu­hafazası zımnında Vekaletin dikkatini çekti.Denizli mebusu Hamd'i Sancar (D.P.) tevhidi zabi'ta yolundaki tasarı­ya orman ve sahil muhafaza teşkilat­larının da girmesini istedi.Dört ayn makamdan emir alan jandiarma teşkilatının kendi bünyesinde bir tevhide1 gitmesi lazımgeldiği fikrinde bulundu, Giresun mebusu 'Mazhar §ener (D. P.)" mülki taksimat meseli üzerinde du>rarak, bunun sağdan soldan gelen taz­yiklerle değil, prensiplere göre halle­dilmesi icap eylediği fikrini ileri sür­dü ve 6  7 eylül hadiselerinde idari bakımdan mesul olan emniyet memur­ları hakkında henüz bir karara yarı­lamadığını, İstanbul Valisinin durumu­nun is,& hala meşkuk bulunduğunu bil­dirdi. Yozgat mebusu Ömer Lütfü Erzurumluoğlu (D.P.) da siyasi mülaha­zalar (dışında konuştuğunu belirterek 67 eylül hadiselerinde mesuliyeti görülenlerin vaziyetleri hakkında iza­hat istedi. Kırklareli mebusu Şefik Bakay (D.P.) idame amirlerinin sık sık değişmesinin' rtevlid ettiği karışık du­rumu belirtti. Vilayetler ipin bir kal­kınma programının lüzumlu olduğunu, bu hususta vilayetlerde etüdler yapıl­masını tebarüz ettirdi. İzmir mebusu Behzat Bilgin (D.P.) idari taksimat sahasmüıa vilayetlerin de£il kaza adedi­nin çoğaltılması hususunda konuştu ve 67 eylül hadiselerine temas ederek, tou hadiselerde mesullerin bulunduğu­nu, fakat mağdur telakki edilen va­tandaşların da, hadiseyi yaratmakta kabahatli olduklarını, 6  7 eylül ha­diselerinin sebepleri aranırken bunların arasınıza, bazı .skaliy etler in vicdam am­me üzerinde menfi bir tesir bırakma­larının da sayılabileceğini ileri sürdüBolu mebusu Fahri Belen (D.P.) ma­halli idarelerden bahsederken bu. hu­susta ^tevsii mezuniyet in ön plana alınmasını; merkeziyetçi ve bürokrat bir hükümette demokrasinin yerleşemiyeceğini söyledi. Antep mebusu Ek­rem Cenani (D.P.) idari taksimatın ye­niden ele alınması arzusunda bulundu­ğu. Ordu mebusu Satarı işbakan (D.P.) tam teşkilatlı nahiyelerin kurulması, vilayetler^ jandarma kadrolarının da­na kuıvvetlend irilmesi, ilçelere polis tsfkilatımn getirilmesi hususlarında konuştu.

 

Kars mebusu Mehmet Hazer (C.H.P.)" valilerin sık sık yer değiştirmesini, merkez valiliğinin iyi işlemediğini, meslekten olmayan şahısların valilik makamına getirildiği hususlarım m«vsuulbaihis etti. Zonguldak mabusu Seba II ataman (D.P.) zabıta kollarının hü­viyetlerinin değişik olmasından dola­yı bir »tevhidi zabıtaya» gidilemiyeceğini, diğer taraftan henüz bir oluş halinde  bulunan riTE'rnlöke timizin mül

 

Jd taksimatının şimldlkten kat'i olarak ele alınmasının doğru görüleni ıy,sceğini ancak bu hususlarda ilk hazırlık­ların yapılmasının iyi olacağın: beyan eyledi. Tokat mebusu Ömer Sunar (D. P.) mahalli idareler talimatnamesinin revizyon ihtiyacını belirtti ve kazala­rın vilayet olması mevzuunda da ko­nuşarak, türlü tesirlerle ortaya çıkan bu durumun derhal bertaraf edilmesi, hükümetin mülki taksimat sahasın­da prensip   kararı   almasını     söyledi.

 

Konya mebusu Mustafa Bağrıaçık İller Bankasının faaliyeti hakkın­da malimat istedi. İzmir mebusu Meh­met Ali Sebük (D.P.) idari mevzuatın yeniden gözden geçirilmesi hususunda konuştu v.e istanbuida bir «polis valin nin tayin edilmesini istedi. Rize me­busu Kemal Balta (D.P.) valilik mes­leği üzerinde konuşarak, meslekten ye­tişen insanların bu makama getirilmesi hususunu tekrar .etti ve 67 eylül ha­diselerinden İstanbul Valisinin mesul olduğu iddiasını ortaya attı. Bundan .sonra konuşan İzmir mebusu Aptuıısh Akcr {D.P.) Edürne mebusu Rükneddin Nasuhioğlu (D.P.) Bursa mebusu Agah Erozan (D.P.), Çankırı Mebusu Tahsin Kahit Uygur {D.P.) Siirt mebusu Baki ISrdem (D.P.) fikirlerini serdettiler v.e bazı temennilerde bulundular. Bütçe Encümeni saat 20 de bugünkü çalınma­sını sona erdirdi. Bütçe Encümeni yathi saat 10 da toplanarak Dahiliye Vefeaieü bütçesinin müzakeresine devam edecektir.

 

Ankara :

 

Türk  Japon ticari .anlaşmasının gü­nün şartlarına uydurulmasını mütalaa ve tetkik etmek üzere dün Tokyodan istatfbula vasıl olan Japonya İktisat Vekaletinden Mr. Isaigura ve Masudo'dan müteşekkil Japon ticaret heyeti "bu sabah şehrimize' gelmiştir. Heyetin Semasları bir muhtelit komisyon içti­mai mahiyetinde olacaktır.

 

Ankara :

 

Gülhane Askeri Tıp Akademisi Ku­mandanlığından bild ir il'm iştir:

 

Aziz Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atadan, dokuz ayı mütecaviz ibir za­mandan beri tedavide bulunduğu Gülhane Askeri Tıp Akademisinde, İnoperabl Üterüs kanserinden, bütün ih­timamlara gağm.m şifayao olamiyarak bugün saat 12.55 te hakkın rahmetine kavuşmuştur.

 

Ankara :

 

1Büyük Atatürk'ün hemşireleriMakbule Atadan bugün saat 12,55   devetat etmiştir.

 

2Cenazeleri  yarin ö^le namazınımüteakip makberi mahsusuna  tevdi edilecektir.

 

3Merasime ait program aşağıdadır:

 

a Merhumun cenazesi yarın Hacı Bayram camiinden kaldırılacaktır.

 

bÖğle namazının kılınması.

 

c ı Cenaze namazının kılınması.

 

e Aşağıdaki tertibe göre kortejin teşkili ve hareket.

 

Kortej:Emniyet kıtası, Ankara Emniyet Mü­dürlüğün den bir trafik arabası, 'bunun arkasından 15 atlı polis müfrezesi (koTtejden 100 metre ilsride bir piya­de bölüğü).Bando,28. Tümen bandosu

 

Çelenk ler

 

Tabut (Türk bayrağına sarılmış ola­rak)

 

Reisicumhur (Ba^ yaver. Umumi katip)Büyük Millet Meclisi Reisi,Başvekili hey'iti vekile

 

B. M. Meclisi Riyaset Divanı,   .

 

M. M. Meclisi azaları askeri ve mülki erkan,Üniversite ve talebe mümessilleri, Merasimle iştirak etmek istiyen halk, Bir piyade bölüğü,

 

d Kortejin takip edeceği yol:Hacıbayram camii  bayram caddesi Karaoğlan caddesi  Belödiye önü  Ad­liye. Adliye önünde merasime nihayet ve­rilecek yahut cenaze otomobili ile as­ri mezarlığa nakledilecektir.

 

19 Ocak 1956

 

İstanbul :

 

Dahiliye Encümeninde, bir kanunun müzaksresi dolayısiyle bazı milletvekil leri tarafından üniversite öğretim üye­leri hakmda gösterilen İtimatsızlık ve bu maksatla beyan edilen, sözlerin, memleketimizde yarını asra yakın sarfeıdil/nekte bulunan gayretlerin mah­sulü ve Türkiyede iknin inkişafı için vazgeçilmez şartı teşkil eden üniversi­te muhtarı yelini esaslı şekilde ihlal eylemiş bir kanun hükmünün muhafa­zası hususunda mesracd olarak gösteril­diğinin Piıyuu, İstanbul üniversitesi öğretim üyeleri ve mensupları arasın­da büyük bir hayret ve teessür uyan­dırmış ve İstanbul üniversitesi senato­su, bu mevzuu fetkik etmeyi zairuri görmüştür.

 

Heıüıaögi bir cemiyetin veya siyasi ca­mianın, bu arada Türkiyenin fertleri arasında veya siyasi, idari, adli, aske­ri ve kazai müesseseleri içince mevcut hukuk nizamına ve kaidelerine muha­lif düşünenler ve hareket edenler bu­lunabilir ve bunlara karşı da her devl&t gereken teşrii, kazai ve idari tedbirferi alır ve tatbik eder. Bunun da, ma­sumların kolaylıkla tefrikini mümkün kılan ve fuzuli müdahalelere imkan vecmiyen ve teminat teşkil eden kai­de ve usulleri vardör.Ancak, mevzuubahis sözlerin fezammım ettiği düşünceyi ve üniversiteleri memlekette mevcut resmi ve hususi müessese ve teşekküllerden daiha şüp­heli bir nazarla görmeye sevkeden haikiM amilleri anlamaya imkan yoktur.Üniversitelerin içinde çalışanlar ve bui müesseselerin idarelerini ve mesuliyeta­jerini üzerlerine .alanlar 35  70 yaşlan arasında bulunan, memleket ve hatta dünya Ölçüsünde lıer türlü ilim ve ka­rakter imtihanlarını geçirmiş, vatanmkurtarılması ve istiklali iein fikirlerini ve bir kısmı, muhtelif savaşlara iştirak frtmek süratiyle, canlarını memleket ve mert hizmetine arzetmiş ve arala­rında birçok milletvekilleri ve nıes'uİ hükümet adamları da bulunan onbinlerce insanı yetiştirme şerefini de kazanmiş olan kimsisi erdir. Bugün mem­leketin çeşitli hizmet sahalarında nıesuliyet almış onbinlerce mi'lli karakteri sapsağlam vazife sahipleri, üniversite­lerin verdiği milliyetçi terbiye ile yetişmişlerdir. Üniversite öğretim üyele­rinin, en bu sözü sarfedenler ka­dar memlekete ve vazifelerine bağlı­lıklarında ve mesuliyetlerini idrak edeeek bir durumda olduklarında kim­senin şüphesi olmamak icabader.

 

Üniversitelerimiz, öğretim üyelerinin; hukuk nizamı çerçevesi dışında harekette bulup bulunmadıklarını mürakabede o derece hassasiyet göster­miş ve göstermektedir ki, bundan ev­vel de birkaç öğretim üyesine karsı Vaki olan aynı şekil'deki isnatları sa­dece kendisi tetkik etmekle kalmamış,. isnad edilen fiilleri adli mercilere deintikal ttirmiş ve bu fiillerin vaki ol­madığına dair mahkeme kararı da bü­tün derecelerden geçmek suretiyle kaziyei muhkeme halini almıştır.

 

Dünyaca tanınmış ve hakikatlerin bu­lunmasında dünyadaki emsaliyle iş­birliği yapmış ve ellerindeki imkanla­ra göre, vazifelerini başardıklarını da, eserleriye göstermiş olan üniversitelerin diğer devlet daire ve müessesele­rinden daha aşağı ve şüpheli durumda ve daha sıkı bir vesayet ve kontrola' tabi tutulmak ihtiyacında olduklarını gösterer.ek bunların memleketteki ve dünyadaki itibarlarını sarsmanın ve bıimüesseselsr için ilim, fazilet ve fera­gatle hakikati bulmak ve memleket gençliğini yetiştirmek, doğru yola sevketmek aşkiyle çalışan öğretim üyele­rinin en mukaddes şeref ve hisleriyle oynamanın, memleket menfaatleriyim ve dünyanın kabul ettiği ilim hümyeti ve demokrasi esaslar; ile ne derece­lerden telifi kabil olduğunu yüksek Meclisin takdir edeceğinden şüphemiz yoktur.

 

İlmi bir kıymeti ıhaiz olmayan, haki­katle ve hukuk nizamiyle telifi kabil bulunmayan fiil ve hareketlerini ceza­larım takdir ve tatbik etmiyen üniver­site organları ve memleket hukuk prensiplerini teyid ed'en 'kanun ve müesseseler kafidir.

 

Bu, mülahazaları göz önünde tutan se­natomuz, Ankara üniversitesi senato­sunun gösterdiği hassasiyete ve noktai nazara tamamen iştirak ettiğini be­yana ittifakla karar vermiştir.

 

Ankara :

 

Bütçe Encümeni bugün saat 10.30 da Encümen Başkam Balıkesir mebusu Halil imre'nin riyasetinde toplanarak Dahiliye Vekaleti bütçesinin müzake­resine devam etti. Bütçenin heyeti umumiyesi üzerinde konuşanlardan Gü­müşhane mebusu Zeki Başağa (D.P.) kazalarda polis teşkilatının kifayetsiz­liği üzerinde durdu. Diyarbakır me­busu Halil Turgut (D.P.) kendi seçim bölgesine ait bazı sualler sordu ve mennilerde bulundu. Kars mebusu Mehmet Hazer (C.H.P.) valilerin de hakimler gibi teminat altına alınması mevzuunda konuştu. Tasarı halinde bulunan Belediye Ve köy kanunları hakkında ıgeniş izah verilmesini iste­di. Konya mebusu Eemzi Eirand D. P. köy yolları inşasında valilik ile köylülerin yapmış olduğu işbiliğini belirtti ve İller Bankasının faaliyeti üzerinde durarak, Dahiliye Vekaletinin bu bankaya döviz temini ve diğer ma­li hususlarda daha fazla ehemmiyet vermesini arzu etti. Krzmcaiı meDusıt Veysel Varol (D.P.) Erzincan'ın bu­günkü iskan ve arazi durumunu izah ederek, Dahiliye Vekaletinin kendi sahsei ininde Erzincanla alakadar olması dileğinde bulundu Bundan sonra ve­rilen kifayet takriri kabul edildi ve Dahiliye Vekili Eüıem Menderes, şim­diye kadar sorulan suallere ve temen­nilere cevajp teşkil eden bir konuşma yaptı. Dahiliye Vekili Ethem Menderes bu konuşmasında' önce, Vekaletinin bütçe­sinin karakteri üzerinde açıklamalar­da bulundu. Daha sonra tam. teşkilatlı nahiyeler kurmak, bu arada devlet şu­rasına tekabül edecek olan idari kaza teşkilatını mmtakalarda tesis etmek, nüfus meselesini ehemmiyetle ele al­mak, teftiş hsyetlerini tevsi Ve islah et­mek, memur durumunu islah eylemek hususlarında izahat veren Vekil, va­liler mevzuuna temasla ezcümle şun­ları söyledi: «Valiler üzerimde çok du­ruldu. Kanaatime göre bu mevzuda ne kadar durulsa yine azdır. Hükümetin temsilcisi   olarak vaünin işi  ağırdır.

 

Her şey validen beklenir. Vali bütün sahalarda faaliyet göstermek zorundlaıdır. Buna mukabil, hizmetlerinin; kar­gılığı olarak kendisine verilen maaş kifayetsizdir, vali maalesef bugünkü durumda maişet derdinden kurtulama­mıştır. Bütçe dolayısıyla  onların; bu sıkıntısını giderememek vaziyetindleyiz. Valinin hiç olmazsa bürodaki işle­rini birazcık azaltmak için vali mua­vinliği noksanını bertaraf etmek ça­relerini arıyoruz. Her vilayete bir valİ nıuatvini  göndermek kararındayız.

 

Bazı arkadaşlarım, valilere merkezden bazı emirler verildiği haberine inanıl­maması lazım geldiği noktasında konugtuhar. Politik olarak merkezden va­lilere hiç bir emir verilmiş değildir. Siyasi sahada valüerin çalışmasına katiyyen müsaadie etmiyoruz ve bunu as­la "haç karşılamıyoruz. Valinin siyasi sahada uğraşması iktidarımıza £ayda değil zarar verir. Valilerin nakil ve ta­yinleri kanun çerçevesinde yapılmak­ta ayni zamanda vekaletintakdir hakkı da bunda rol oynamakta­dır. Ancak vekalet olarak bu takdir hakkını suiistimal etmek aklımızdan bile geçmez. Birbirlerine mücavir vali­liklerin işbirliği halinde çalışmalarını biz de arzu .etmekteyiz. Haıtta kayma­kamları ve jandarma kumandanları­nın da bu şekilde müşterek olarak ig. görmelerini istemekteyiz, Ethem Mendferes bu arada emniyet ve asayiş meselesi üzerinde durarak, memleketteki polis adedi azbğını te­barüz ettirdi kaliteli polis yetiştirmek  alman tedbirleri ifade eyledi ve Üknniyet "Umum Müdürlüğünün bir «iktisadi polis» teşkilatı kurmak sa­hasında da tetkiklere giriştiğini sözle­rine ilave etti. Tevhidi zabıta hakkın­da da Vekil Şöyle dedi: «Tevhidi zabııta .mevzuunu yıllar boyunca '£İe al­dık. Bunu yaratmak için de evvelemir­de bütün bir bünyenin derişmesi lazuDjgeiiyorilu ki. bu da cok zor bir iş­ti. Nihayet şöyle bir tedbire gitmek: zo­runda kaldık. Polis teşkilatını evvela kazalar sonra da tam teşkilatlı nahiye­lere teşmil etımek üzere 'bir program hazırladık. Böylece zabıta fiili olarak polis halinde kalacak jandarma da toplu 'bir kuvv&t olarak kıtayı muntazıra halinde bulun durulacaktır. G;nup hudutlarım iz d aki gümrük muha­faza kuvvetlerinin de valiliklere bağ­lanması hususunda bir layiha hazırlan­mıştır. Diğer taraftan 67 eylül ha­diseleri bizi ikaz etti ve bu neviden beklenilmiy.en hadiselere karşı bir ted­bir olmak üzere, İstanbul İzmir ve An­kara ve Adana gibi büyük şehirleri­mizde «zabıta kışlaları kurmayı ka­rarlaştırdık. Bu kışlalarda. 200250 po­lis toplu bir ihalde ve emre muntazır bir vaziyette bekliveceklei'.iir. Bunlar tıpkı itfaiye mensupları gibi daimi bir eğitim çalışması içinde bulundurula­caktır. Arkadaşlarımdan foazı'ları 6 7 eylül hadiselerine rtemas ettiler ve bu hususta bazı sualler sordular. Vekale­timizin teftiş heyeti İstanbul'daki tah­kikini bitirdi. Hadisede mesul görülen kaymakamlar kanun dairesinde Veka­let emrine alıniiılar. Vazifesini yapmış olan kaymakamlara yeni vazifeler ve­rildi. Tahkikat evrakını devlet şirası­na gönderdik. Ancak devlet şirası ba­zı maddeler üzerinde tevsii tahkikat yapılmasını bildirdi. Bu maddeleri geri alarak tahkikat tevsiine 'giriştik. Dört "beş gün idinde mezkir maddeleri dev­let şirasına .göndereceğiz ve vekalet olarak devlet şirasının kararını bekliyeceğiz»

 

Ethem Mend&res bundan sonra, bazı mebusların sorum j oldukları mahalli soruları cevaplandırdı.

 

Bütçe Encümeni öşledea sonra saat 15.30 da toplanacakta.

 

Ankara :

 

Aziz Atatürk'ün uzun müddetten Deri Gülhane Askeri Tio Akademisinde te­davi edilmekte iken dün hayata göz­lerini yuman kız kardeşi Makbule Atadan'm cenazasi bugün büyük mera­simle kaldırılarak ebedi istirahatıgahına tevdi

 

Başta Reisicumhur Celal. Eayar olmak üzere Büyük Millet Meclisi Reisi Rafite Koraltan. Başvekil Adnan Menderes, vekiller, Büyük Millet Meclisi Reis ve­killeri ve azaları, siyasi partiler baş­kan «.e temsilcileri, Erkanı Havbiyei Umumiye Reis Vekili, kuvvetler ku­mandanları, rektör ve profesörler, Va­li, Cumhuriyet Müddeiumumisi, Bele­diye Reisi, Vilayet ve Belediye Meclisi azası, muhtelif cemiyet ve birliklerle tatebe teşekkülleri temsilcileri, mülki ve askeri erkan ve çok kalabalık bir cemaat cenaze merasiminde hazır bu­lunmuştur.

 

Kordiplomatik adına Çin Büyükelçisi Ekselans Li Titsun rahatsız olduğu için kendisini temsilen Çin Büyükelçi­liği Müsteşarı ile, davet .edilmemi? bu­lunmalarına rağmen, birçok kordiplo­matik erkanı ve bu arada Birleşik Amerika, Kanada ve [Afganistan Büyük­elçileri ile İran Büyükelçiliği müsteşa­rı, Amerikan askeri >»e iktisa'ii yardım heyetleri başkanları »7e bu heyetlerin bazı üyeleri cenaze alayına iştirak et­mişlerdir.

 

Rahmetlinin yakınlarından Sabüıa Gökçen, Zeynep Altay, Naiia Olcay ve' Vüsat Erbatur da alayda kendileri­ne ayrılan yeri almışlardır.

 

Makbule Atadan'ın Türk .bayrağına sa­rılmış olan tabutu, cenaze namazını müineakip, Hacibayram camiinden alınmış ve bir emniyet kıtası ile askeri bando ve muhtelif zevat ve teşekkül­ler tarafından gönderilen yüzlerce çe­lenk en önde olduğu halde, cenaze alayı teşekkül ederek, tabut eller üze­rinde taşınmak suretiyle, ağır ağır. Adi­liye binası önüne kadar gelinmiştir. Anatartalar caddesini yan sokaklara ka­dar hmcanıhç dolduran kesif bir kala­balık, cenaze marşım çalan bandonun matemli havası icinicüe ağır aşır ilerle­yen alayın geçişini büyük bir hif'ŞU içinde takibitmiştir. Tabut Adliye bi­nası önünde cenaze arabasına    konul

 

muş ve buradan hareketle Samanpazarı, Talatpaşa bulvarı, Devlet Konser­vatuarı yolu ile asri mezarlığa götürül­müştür. Cenazenin geçtiği yolların iki tarafını kaplıyan kesif bir halk top­luluğu, aralarında ilk ve or.ta okullarla liseler talebesi de olduğu halde, son ih­tiram vazifesini ifa etmiştir.

 

Makbule Atadandın tabutu asri mezar­lığın, methalimde tekrar eller üzerine alınarak makberesine kadar taşınmış Ve saat 14 de ebedi istirahaıtgahına üavdi olunmuştur.

 

Resmi cenaze merasiminin Adliye bi­nası önünde sona ermiş olmasına rağ­men Reisicumhur Celal Bayar ile Mec­lis Reisi, Başvekil, vekiller, askeri vemülki erkan ile merasimde hazır bu­lunan zevatın pek çoğu cenazeyi as­ri mezarlığa kadar takip etmişler vemerhumenin naşının kabre konulma­sına kadar orada hazır bulunmuşlar­dır.

 

Bugünkü cenaze merasiminde, alayın önünidle ve sonunda birer piyade bö­lüğü mevM aldığı gibi, hart» okulu ve yedek subay okulu talebesiyle birer müfreze polis ve jandarma, teker sıra halinde, alayın iki tararında yer al­mışlardır.

 

Ankara :

 

Hariciye Veküi Profesör Fuat Köprülü ve refikası bu akam Hariciye Köşkün­de Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Dag Hammarskjoeld şerefine bir ka­bul resmi tertip etmiştir.

 

Cok samimi bir hava içinde cereyan, eden bu kaibul resminde vekiller, me­buslar, kor diplomatik, Türk ve yaban­cı basın temsilcileri refikaları ile bir­likte hazır bulurunu şiardır.

 

Ankara :

 

Bötçe Encümeni öğle'dlen sonra saat 15.30 da Encümen Başkanı Balıkesir mebusu Halil İmre'nin riyasetinde topİanara'k Dahiliye Vekaleti bütçesinin müzakeresine devanı etti. Encümenin bu toplantısı sırasında konuşan Dahi­liye "Vekaleti Müsteşarı Dilaver Argun, mebusların teiknik sahadaki suallerini cevabiandırarak, mahalli idare­lerin durumunu ve 1913 yılındam. .bu yana mahalli idarelerin geçirdiği saf­haları izah etti ve evvelce bunlara ta­nınan' muhtariyetin kaldırılarak mer­keziyetçi bir sisteme gid'il'diŞini ancak şimdi bu mevzudaı günün iktisadi ve içtimai şartlarına uygun bir kanun la­yihasının hazırlanmakta olduğunu ve gelecek y:l bunun Meclise getirilece­ğini söyledi. Müsteşar bu arada nüfus isterinin ciddiyetle ele alındığını da ifade etti Ye vilayetlerin kalkınması konusunda şöyle dedi: »Vilayetlerin kalkınma mevzuları umumi bir iştira vekaletçe fon hususta üçer foe;i£r sene­lik iş programları hazırlanmakta ve bunlar tatbik edilmektedir.» bundan sonra Erzincan zelzelesinden, zarar gö­ren vatandaşların yeniden inşa edile­cek a&hir bölgesinde mesken sahibi ol­maları hususundaki sualler ve temen­niler cevaplaidırüdı. Emniyet Umum Müdürlüğü bütçesinin müzakeresi sı­rasında konuşan hatiplere cevap ve­ren Emniyet Umum Müdürü Kemal Aygün, evvela personel meselesi üzermde durarak, halen polis adedinin İh­tiyaca kafi gelmediğini belirtti. 1952 den beri kadroların artmasının sebe­bini izah etti ve vilayetlerde ne kadar polise ihtiyaç bulunduğunun testatine girişil elliğini, neticenin önümüzdeki günlerde alınacağını anlattı. TJmum. Müdür izahatına devamla zabıta ça­lışmalarının daha rasyonel bir hale ge­tirilmesi için yapılan calışmalar üze­rinde durdu, ve bilhassa uyuşturucu maddelerle mücadele sahasında Türk zabıtasının göstermiş olduğu muvaffa­kiyeti belirtti. 67 eylül hadiselerine dle "temas eden, Kemal Aygün, hadi­sede kusuru görüten zabıta mensupla­rı hakkında kanuni muamelenin ya­pılmış olduğunu sözierine ilave etti.. Kemal Aygünün izahetini müteakip jandarma umum komutanı Korlgeneral Tahsin Çelebican teşkilattaki muhabe­re vasıtalarının durumu üasrinde ma­limat verdi, karafcollardaki erat sayı­sının arttırılması hususunun da göz önünde tutulacağım ifade eyledi. Ka­çakçılık mevzuunda bir suali cevap­landıran Dahiliye Vekili Ethem Men­deres, cenup vilayetlerimizin hudut bölıgeleTirutekİ 'kaçakcdıjk hadiseleri kanşıfemda Dahiliye Vekaletinin, gümxük vi İnhisarlar ve Milli Müdafaa Vekai.etleri ile işbirliğine (giriştiğini ve bu cümleden olmak üzere hududun fbazı yerlerine mayın döşendiğini, huduttan on kilometrelik bir sahanın memnu mm t aka haline getirildiğini, bir kısım hudut hattına da tel örçüler gerildiğini söyledi.

 

Diğer taraftan İller Bankasının faali: y.eti hakkında sorulan sualler de alakab memur tarafından cevaplandırıldı. Bundan sorara Dahiliye Vekaleti büt­çesinin fasıllarının müzakeresine ge­çildi ve Encümen saat 20 de bugünkü çalışmasını sona erdirdi.

 

Bütçe Encümeni yarın saat 10 da top­lanacaktır.

 

20 Ocak 1S56

 

Ankara :

 

Büyük Millet Meclisi, sabık Hariciye Vekaleti Vekili Fatin Rüştü Zorlu hali­kında Meclis tahkikatı açılması yolun­da Malatya mebusu Kamil Kırıkoğlu tarafından veril mi; olan takriri bugün müzakere ve reddetmiştir.

 

Avrupa konseyi toplantısında cereyan etmiş olan hadiseler dolay isiyle böyle "bir tahkikata İhtiyaç gördüğünü ileri süren ta'krir hakkında Fatin Rüştü Zor­lu ile dişer hatiplerin konuşmaların­dan sonra Millet Meclisi bu talebin reddine karar vermiştir.

 

Ankara :

 

Büyük Millet Meclisi bugün reis ve­killerinden İhsan Baç'm başkanlığında toplanarak Hariciye Vekaleti eski ve"kili Fatin Rüştü Zorlu hakkında, Av­rupa konseyinde cereyan eden hadise­ler (dolayı siyi e, Meclis tahkikatı açıl­ması yolunda Malatya C.H.P. milletve­kili Kamil Kırıkoğlu tarafından veril­miş olan takriri müzakere etti.

 

Bir saat 40 dakika devam eden bu mü­zakerelere başlanırken, önce Kırıkoğlu'nun takriri okundu. Malatya millet­vekili, bu takririnde, Avrupa konseyindeki Türk delegelerinden Feridun Ergin'in vazife görmesi Üs ilgili mua­melelerden dolayı memleketin iktisadi zarara uğradığını, milli reref ve iti­barımızın zedelendiğini ida'is ediyor ve bu sebeple de Fatin Küstü Zorlu hakkında tahkikat açılmasını ileri sü­rüyordu.

 

E.6LS İhsan Bac, ilk sözü Hariciye Ve­kaleti eski vekiline verdi Fatin Rüştü Zorlu, bu mevzuun, gedenlerde, bir sözlü sual vesilesiyle Mecliste etrafiyle 'görüşüldüğüne dikkati çekerek sö­ze başladı ve dedi ki:

 

.Bu mesele, sırf Feridun Ergin arkadkşımısın bir tereddüdünden, kendi vicdanında 'doğan bir şüpheden tahaddiis .etmiştir. Feridun Ergin'in kon­sey toplantısına katılmaması hususun­da Vekaletin herhangi bir tesiri yok­tur. Bu i;te hükümetin de herhangi bir teşebbüs ve insiyatifi geçmemiştir. Sa­dece konsey mensuplarından bir zata Feridun Ergin arkadaşımızın yazdığı bir mektup mevzuubahistir ve hadise bu mektup üzerine ortaya çıkmıştır. Bu yüzden mali ve iktisadi zararlara uğradığımız iddiası da tamamiyle spe­külatif bir mahiyet arzeder. Bu kon­sey para veren bir müessese değildir. Avrupayı ilgilendiren meseleleri görü­şür, karar varir verdiği kararlar, muh­telif mercilerden gederek ilgili memle­ketlerin parlamentolarına intikal eder vs işin müsbet tarafı biter. KaJidd ki, bu konsey Türkiye dahil, durumları bugüne kadar incelenmiş olan memleketlendten hiç birine foir santim Dara vermiş de delildir. Sonra, konseyde Türkiye İçin h'azırlanmıg olan rapor pek de İshinıize değildir. Eğer bir vazüe v&ya vatanperverlik meselesi toahis mevzuu ise, Feridun Ergin arkadaşjmızın mukabil bir rapor hazırltyarak

 

konseye vermesi gerekirdi. Binaena­leyh hükümetin de, Hariciye Vekale­tinin de bu hadisede bir sunutaksiri mevzuubahis değildir. Takririn reddini rida ederim.»

 

Müteakiben takrir sahibi Kamil Kırikoğlu kürsüye davet edildi, fakat bu­lunmadığı anlaşıldı. Bunun üzerine re­is, C.M.P. mebusu Ahmet Bilgin söz verdi. Hatip, 'bu meselede D. P. grupunun daha evvelden karar almış ol­masını tenkid etti. Mecliste D.F. grubunun daha evvelden karar almış «İmasını tenkid etti. Mecliste D.P. me­busları ekseriyette olduğuna göre, bu vaziyette, grup arların in. Mecliste de tescili gibi bir durumun ortaya çıktığını ileri sürdü. Sözleri gürültülerle karşılandı.

 

"Daha sonı'a Tunceli C.H.P. milletveki­li Pethi Ülkü, aynı görüjü" savunarak jsöze .başladı. Feridun Ergin'in konse­re gönderilmemesinde Fatin Rüştü Zorlu'nun amil olduğunu. Feridun Er­gince yolluğu da veril™ediğini, toplan­tıya katılamaymca da Türkiyeye yar­dımı intaç edecek raporunu konseye yetiştir em ediğini idc&a etti. Netice iti­bariyle Fatin Büstü hakkında tahkikat açılmasını istedi.

 

Usil hakkında konuşan Kocaeli 'D.P. milletvekili Hefist Aksoy, muhalefetin yeni bir taktiği meıvzuubahs olduğunu "belirterek gruplarda bu kabil mesele­lerin görüşülemiyeceği yolundaki id­diaların parlamanıter teamüllere ay­kırı olduğunu ifade etti. Ekseriyete .mensup mebusların arzu ettikleri me­seleleri kendi aralarında pek ala mü­zakere ederek bir karar almak suretiy­le Meclise gelebileceklerini açıkladı ve «muhalefetin bunun ateşine olan iddia­ları yanlıştır dedi.

 

Kocaeli mebusu Turan Güneş (Hür. P.) grupların bu meseleleri inceleyebilece­ğini, ancak 'grupta varılan kararın yan­lışlığı anlaşılırsa bumin düzeltilmesi bu kürsüden her zaman istenebileceği­ni söyledi.

 

Hürriyet Partisi Meclis Grubu adına Fethi Çelııkbaş, kazai karakter taşıyan meselelerin parti gruplarında müzake­re edilmekle beraber bir karara bağ­lanmaması yerinldıe olacağı tezini mü­dafaa etti. Hariciye Vekaletinin, Av­rupa konseyi meselesinde hatalı hare­ket .ettiğini, fakat "bu muamelenin sa­dece siyasi mesuliyeti gerektireceğini, yoksa ortada mali ve cezai mesuliye­ti mucip bir muamele bahis mevzuu ol­madığını söyledi. Fatin Rüştü Zorlu, mesuliyet makamından ayrıldığına gö­re, siyasi mesuliyeti cihetine gidilemiyeoeğini, cezai vıe mali mesuliyet de mevcut olmadığına ıgöre, bu hadisede Meclis taihkükaıtı açılması talebi aleyhiiıiiıe oy vereceklerini ifade etti.

 

D.P. Meclis Grubu adına söz alan An­talya mebusu Burhan.ittin Onat, muha­lefet mebuslarının, şimdi de D.P. grupunun dillerine dolamağa başladıkla­rına işaret ederek «sorarım ,Kırıkoğlu' nırn buraya getirdiği bu mesele, daha önce C.H.P. Meclis Grubundan geç­memiş midir? dedi. Muhalefetin^ tah­rip eidici bir zihniyetle hareket ettiğini bir harb taktiği kullandığını, önce ken­di parti organlarında neşriyata başla­dığım, sonra arka arkaya bir sürü is­tizah ve sözlü soru takrirleri ile her çeşit meseleyi Meclise getirdiğini, üste­lik bu kesif hücumlar neticesinde De­mokrat Partinin teslim olmağa mec­bur kalacağı gibi bir inanca da ken­dini kaptırdığını belirten Eurhanettin Onat, bütün bu gayretler kargısında Demokrat Partinin hiç bir tedbir almryarafe gafil avlanmasını istemenin toeyhuüe bir ümide düşmek olduğumu kaydetti ve sözlerine göyle d.evam et­ti:

 

«Pauti gruptan parlamentodaki esaslı İşlerini elbette kendi içlerinde müzake­re edip konuşacaklardır, hükümetin mesuliyetini alakadar eden böyle bir istizah takriri grupta konuşulmaz da oradan Ibaşka nerede konuşulur? Mu­halefet, bu taktikleri ile maalesef işi çığrmdan çıkarmıştır. Öyle ki, bir grupu devirmek için msmleketin menfa­atlerini sarsıyorlar. Ama gözlerinde değil.»

 

Alkışlarla karşılanan bu sözlerden son­ra Burhanettin Onat, bu mesele grup­ta konuşulmuş; .olmasına rağmen, eğer muüıalefet yeni bir delil, yeni bir esba­bı mucibe ileri sürecek olursa grup kararına rağmen en başta kendisinin Meclis tahkikatı açılması lehinde oy vereceğini belirterek "bizi vicdanımız­dan başka bağlıyan hiçbir şey yok­tur.» dedi. C.H.P. Meclis Grupu adına Malatya milletvekili Nüvifc Yetkin Meclisin teş­rii vazifeleri yanında şahıs ve heyetle­rin mesuliyetlerini intaç edebilecek kazai vazifeleri de mevcut Muğunu be­lirterek, sadece böyle kazai meseleler­de 'gruplarca bir karara  varılmamasıtemennisini izhar etti. Kinkoğlu'nun bugün görüşülen takririnin daha önce C.H.P. grupundan geçmediğini anlattı.

 

Urfa mebusu Feridun Ergitı (Hür. P.) Fatin Rüştü Zorlu'nun    mütalaalarına cevapla, Avrupa konseyince Türkiye hakkında hazırlanan raporu, birçok noksanlarına rağmen, aleyhimizde ol­duğu iddia edilemiyeceğini ifa'dıs ile bu raporun netice kısmından bazı satır­ları okudu. Müteakiben Feridun Ergin, Avrupa konasydne gidemiyeceği husu­su kendisine 12 eylülde bildirdiğini, 20 ekimde tekrar gittiği zaman, Türkiye hakkımdaki raporu konseyin gündemi­ne girmiş bulduğunu söyledi. Bu mev­zu vatanperverlik zaviyesinden tetkik edilecekse hakiki vatanperverliğin toomisyinda Türkiyenin temsücisiz bıra­kılmamak suretiyle sağlanması icatoeıttiğini ileri sürdü. Konsey üyeliğine kendisinin yerine Baki Erdem'in ta­yin edildiğine dair olan tezkeremin. Fatin Rüştü Zorlu tarafından konseye göiiifrril'mig bulunduğunu ileri süren Urfa msbusu, .kendisinin Türk temsil­ciliği meselesi hakkında konseyde tah­kikat açılıncaya kadar Avrupa konse­yine hic bir müracaatta bulunmadığını kaydetti.

 

Tekrar kürsüye gelen Faıtin Rüştü Zor­lu, bıj dokümanların geosn toplantıda Hariciye Vekili Fuat Köprülü taraiınidan burada birer birer okunduğuna dik kati çekerek söze başladı ve Feridun Ergin'in konseye gönderdiği 10 akim tarihli mektubu nakletti. Bu mektupta Feridun Ergin, hükümetin takibettiği iktisadi politika karsısında kafi dere­cede hararet göstermediği ve belediye seçimlerine muhalif partilerin katılma­sını Önliyen tedbirleri teiüdd ettiği ba­hanesiyle partiden ihraç edildiğini ve konseydeki temsilcilak selahiyetlerinin değsri alındılını bildiriyordu. Fatin Rügfcü Zorlu, Urfa milletvekili­nin eylül ve ağustos aylarında vazife başıne gitmediğini, bu yüzden de kon­seyde Türk temsilcili sinin boş kaldı­ğını arıkladı ve konsey üyesi sifatiyle Ergin'in Strasburg'a gitmesine kimse­nin mani olmadığım, esasen buna hü­kümetin hakkı da bulunmadığını be­lirterek §öyle devanı etti:

 

"Bir mebusun memleket dışına çıkma­sını hükümet nasıl önliyefriKr? biz kandisine yol parasını veremeyiz mi dedik? Konsey toplantısına iştirakleri için konsey Üye'terine tebligatta bulun­mak da usulden değila'ir. Fethi Çelikbaş ve Muhlis Ete arkadaşlarımıza soruyorum : Konseyde vazifelidirler, kendilerine tebligat mı yaptık?»Fatin Rüştü Zorlu, raporda noksanlar bulunduğu hususunu esasen Feridun Engin'in de kabul ettiğini kaydederek kaldı ki kendisinin «rapor tamamen kıymetsizdir» yolunda bir mütalaa ile­ri sürmediğini anlattı. Rapordaki ek­sikliklerin konseyde vazifeli Demok­rat mebuslar tarafından kısmen tashih edilmiş bulunduğunu sözlerine ilave ederek bu hadisenin asıl Feridun Er­gin'in şahsi tereddüdünden 'doğmuş trulunduğunu belirtmek suretiyle konuş­masını ibitirdi.Tekrar kürsüye gelen Burdur mebusu Fethi Çelikhaş (Hür. P.) Fatin Rüştü nün iş tutumunda mesuliveti bulundu­ğunu sözlerine ilave ederek bu hadise­nin asil Feridun Eigin'in şahsi tered­düdünden doğmuş bulunduğunu belirt­mek1 suretiyle konuşmasını bitirdi.Tekrar kürsüye 'gelen Bursur mebusu Fethi Çelikbaş (Hür. P.) Fadan Rüştü nün iş tutumunda mesuliyeti bulundu­ğunu, bu mesuliyeti bir tarafa bıraka­rak taarruza geçmesi, parlamenter bir hareket sayılamıyacağını kaydettikten sonra Avrupa konseyimin çalışmalarına Hükümetin, ve Meciisin yakın alaka göstermesi yerinde olacağı mütalaası­nı ilave etti. İlk beyanatını tekrarlıyarak Fatin Küstü Zorlu hakkında Mec­lis tahkikatına lüzum olmadığını kay­detti.

 

Sinop bağımsız mebusu Server Somuncuoğlu, bu hadisede Meclis tahki­katı açılmasını gerektiren hic bir cihet bulunmadığı için takririn reddi lazim'g.eleceğini kefeterek komisin asına başladı Bununla beraber Avrupa bir­liği fikrinde Türkiyenin büyük men­faati olduğunu, bugün bütün istihsal kuvvetini toplayarak başka memlefcatlere yarcöm edecek durumuna gelmiş olan Avrupa birliğinin dikkatini bütün ağırlığı ile Türkiye üzerine çekmek ge­rektiğini,   bu itibarla     StrasbuiPg'daki yalıtmalarla yakından alakalanmak yerince olacakını izah etti.

 

Çoruh D.P. mebusu Kemal Biberoğlu, bu meselenin ikinci defadır müzakere edilmek suretiyle esasen aydınlanmış "bulunduğunu söyledi ve binaenaleyh .artık müzakereye devam edilmeksizin lakrıirin oya konulmasını teklif etti.

 

Kifayeti müzakerenin kabulü üzerine Faün Hüstü Zorlu hakkında Meclis tah kikatı açılması yolunda Kamil Kırıkoğ, lu tarafından verilen takrir oya konuldu ve Meclisin büyük bir ekseriyeti ta­rafından reddedildiği görüldü. Bu hu­sustaki müzakereler böylece sona ere­rek, saat 16.40 ta gündemin d'iğer mad­delerine geçildi.

 

Ankara :

 

Sabık Hariciye Vekili Eatin Rüştü Zor­lu hakkında Meclis tahkikatı açılma­sına dair takririn reddinden sonra şi­fahi sual takrirlerinin görüşülmesine geçildi.

 

Kars meıbusu Ali Yeniaras (C. H. P.) m Başvekilden şifahi sual takririnin takrir sahibi iki esişedir hazır bulun­madığından, dahili nizamname ge­reğince, düştüğü bildirildikten sonia, Kars mebusu Sırrı Atalay'm (C.H. P.) bir sual takririns geçildi. Takrir Demokrat Parti Genel Balkanı ve Baş­vekil Adnan Menderes'in Demokrat parti ıbüyük kongresinde, Türk silahlı kuvvetleri haikkındafci beyanatına dajrdi.

 

Suali Devlet Vekili ve Milli Müdafaa Vekaleti Vekili gemi Ergin cevaplandırdi.

 

Milli müdafaa Vekaleti vekili bu ce­vabında Demokrat Parti Genel Başka­nı ve Başvekil Adnan Menderes'in 15 ekim 1955 tarihinde Demokrat Parti dördüncü, büyük kongresinde söylediği nutukta Türk silahlı kuvvetlerinin, 1950 de Demokrat Partinin iktidarı ele .aldiğı zamanki durumunu tavsif eden sözlerinin, ordumuzun modern icapla­ra ıgöre tensik ve teçhizi için sarf edil en büyük emeklerin ve muazzam gayret­lerin, elde edilen neticelerin bir bilanço sunu umumi efkara açıklamalıları baş­ka bir mana taşımadığını tebarüz   ettirdikten sonra konulmasına şöyle de­vam etti:

 

«İktidar partisinin balkanı ve başve­kilinin bugün, 'milletimizin medarı if­tiharı bulunan Türk ordusunun haki­katen üzerine durabilecek her türlü vazifeyi ifaya muktedir olmasını ifade etmiş olması karşısında memleket ço­cuğu olarak ancak gurur duymak icap ettiği kanaatindeyim. Demokrat parti­nin nmihalafette iken milli savunma sa­hasındaki icraatı politik mevzular hali­ne 'getirerek siyasi münakaşalara mev­zu teşkil etmek istememesi bulgun ol­duğu gjjbi dün ds orduya olan muhab­bet ve sevgisinden ileri gelmektedir.İktidar mesuliyetini üzerimize aldığımız zaman ordunun durumunu müşahedfe etmek imkanı daha açık ıbir şekildS1 el­de dilmiş ve ordunun modern icaplara görstekamül ve takviyesi bakımımdan gereken tedbirler alnımı? bulunmakta­dır.

 

Muhterem arkadanım, milli savunma sahasında modern icablara uygun ted­birlerin alınmamış olması karşısında Demokrat Partinin iktidara geldiği za­man mesullerinin neden yetkili merci­ler.; tevdi edilmediğini soruyor, bu çe­şit sual ve mevzular üzerinde durmak­tan ise dost ve düaman bütün bir rü­ya umumi efkarı karsısında milletimi­zin başlıca kudret kaynağı olan Türk ordusunun aziz varlığına ait mevzuları siyasi münakaşaların difmda tutanak ve dünyanın bu kritik durumunda hu­dutlarımızın gecilmaz bekçisi, Nato'nun sözü dinlenir (kuvvetli bir azası ve Orta şarkın ,bir istikrar unsuru olan ordu­muzun kudret ve kuvveti ile muvafüi, muhalif ve bitaraf bütün Türk milleti­nin iftihar edeceği bir var'hk oiduğunu kabul etmenin memleketimiz ve mil­letimiz için rdk. daha faydalı olacağına kani bulunmaktayım.»

 

Milli Müdafaa. Vekili Semi Ergin'in konuşmasından sonra takrir sahibi Kars mebusu Sırrı Atalay kürsüye ge­lerek vekile oibjelktii beyanatından do­layı tefekkür ettikten sonra bahis mev­zuu nutukta ordunun eski halinin tenkid edilmiş olmasını doğru bulmadığı­nı söyledi ve devamla dedi ki:

 

oTürk ordusunun  Birinci  Dünva  Harbinden ve İstiklal Harbinden modası geçmiş silahlarla çıktığı kimin meç­hulüdür? senelerce dar bir milli gelir­le harap olmuş bir memleketi tamir edip kalkındırmak, demiryollar, fabri­kalar, okullar, hastahaneler, yapmatk gibi muazzam iğlerin yanında milyon­luk bir orduyu yeniden silahlandırmak gibi, "bir emeği inkar kabil mi? Bu ordunun her tüfeği, topu, çantası, mas­kesi, hülasa bütün teçhizatı iğin as­keri fabrikalar kurulurken bir taraf­tan hariçten teçhizat temini için mil­yonlar lıarcanTnjştır.»

 

Hatip konuşmasına devamla ordunun durumu eski senelerde bahsedildiği gibi ise ninin mesulünün aranmadığını da sordu.

 

Milli Müdafaa Vekaleti Vekiii Semi Ei"gin tekrar kürsüye gelerek eski ik­tidar zamanında bu mevzuda bazı ha­talar işlenmiş olduğunu kabul etmek gerektiğini söyledıiıkten sonra şöyle de­vam etti:

 

«Mesul arama meselesine gelince, ortada veya bu şahsın cezai mesuliye­tinden ziyade o günkü iktidarın bütün bir devlet anlayışındaki zihniyetine ha­diseyi irca etmek ve sebeplerini bura­da toplamak mümkün olduğuna göre Demokrat Parti iktidarı dost ve düş­man bütün dünya efkarı karşısımıdla devletimizin kudret kaynağı olan Türk ordusunun, aziz varlığına ait mevzu­ları siyasi münakaşaların dışında tut­muş ve bir zihniyetin doğurduğu bu hatalar karşısında suç ve suçlu değil, tedbir ve çare aramayı tercih etmiş­tir.*

 

Talkrir sahibi Sırrı Atalay tekrar kür­süye geldi ve ordunun partiler üstü telakki edilmesi fikrine iştirak ettiği­ni belirtti ve işte bu sebepledir ki De­mokrat Parti kongresinde de bahis mevzuu edilmemesi fikrinde olduğunu ifade etti. Konuşması sırasında .bir mü­nakaşa oldu.

 

Mehmet Şevki Yazman sataşıldığı ka­naatiyle söz istedi, Reis bu kanaatte değildi. İsrar «dilince reye koydu ve kabul edilmesi üzerine Mehmet Şevtei Yazman'a söz verdi.

 

Elazığ mebusu Tüıtk ordusunun kahraman ve fedakar olduğunda hıarkesiit müttefik olduğunu, fakat ordunun eli­ne gerek«n vasıtaların da verilmesi lazımgeldiğini, İkinci Dünya Harbinde noksan olanın işte bu vasıtalar olduğu­nu söyledi ve bazı misaller verdi. Bu konuşmadan sonra Manisa mebu­su 'Muhlis Tümay'm bir sual takririnıa gtsçi'ldi. Eunda 6/7 eylül hadiseleri do­lay isiyle yakalan al arla sonradan ser­best bırakılanların miktarı, kurulan örfi fd'are mahkemelerinin sayısı so­ruluyordu.

 

Suali Başvekil adına Devlet Vekili ve Milli Müdafaa Vekaleti Vekili Semi Ergin cevaplandır ar ak Örfi İdare ilan edilmiş olan Fehirlerde 3813 ü İsfcanibul da, 424 ü İzmirde ve 171 i Ankarada olmak üzere cem'an 4408 kişi yaka­landığını, bugüne kadar bunlardan İstanbulda 3525, İzmirde 251 ve Ankara'­da 157 olmak üzere 3933 kişinin ser­best bırakıldığını bildirdi.

 

Milli Müdataa Vekaleti Vekilinin ver­diği mütemmim, malimata göre duruş­maya intikal ettirilen dosyalardan şim­diye kadar 228 mahkimiyet, Bl beraat kararı verilmiştir. Elde 901 dosya da­ha vardır. Ankara ve İzmirde Örfi İda­renin kaldırılması üzerine buradaiki mahkemelerin mensup Iariyle İstanbuld'aki altı Örfi İdare mahkemesinin kad­roları takviye edilmiştir.

 

Takrir sahibi Manisa mebusu Muhlis Tüımay, vekile tatmin edici cevabından dolayı teşekkür etti. Umumiyetle 6/7 eylül hadiseleri üzerinde kısaca dura­rak bu hadiselerin Türk umumi efka­rında uyandırdığı teessürü belirtti.

 

Bundan sonra Kırşehir mebusu (müs­takil) Tahir Tager'in bir sual takri geçildi. Buda emekli sandığı kanunu­nun 39 uncu maddesinin değiştirilme­si düşünülüp düşünülmediği ve orge­neral Zekai Okan'ın yenidsn hizmete alınması sebebi soruluyordu.

 

Devlet Vekili ve Milli Müdafaa Veka­leti'Vekili Semi Engin suali cevaplandırarafe bahis mevzuu kanunun yü­rürlükteki 39 uncu maddesi hifikümılerinin emekliye sevk hususun'dia idare­ye takdir hakkı tanıdığını, kanunda emekliye sevk muamelesinin iptali hu­susunda da idareys takdir hakta tanımadiği yolunda bir hüKÜm olmadığım iuüirdi. Beyanatına şöyle son verdi:

 

Emekli sandığı kanunumun 39 unca maddesi, esasen kazai murakabe yolu­nun açıfc olmasını derpiş etmiş bulu­nuyor. Hükümet tarafından da son za­manlarda yüksek Meclise; bu yoldaki kanun layihası da sevkec&miş bulun­maktadır.»

 

'Takrir sahibi Tabir Taşer bu bey anan kendisi nitatmin ötmediğini söy­ledi ve 'emekli sand.5 kanunun 39 uncu maddesinin geçirdiği tadil safhala­rı hakkında geniş izahat vererek emekliye sevk edilenlere kastı mercile­re müracat üiakları veri memesinin doğru olmadığmı söyledi

 

Müteakiben Bursa mebuau Müfit Erkuyumcu'niin. bir sual takririne geçil­di. Bu takrirde Denizcili t Bankasının ne zaman kurulduğu, ka: vs zarar duromu, kaç kişinin işten SkarıMığı, ye­niden kaç kigi almd'ığı iouluyardu.

 

Suali Maliye Vekili Nedim Ökmen ce­vaplandırdı. Denizcilik Bankasının 1 mart 1952 de kurulduğunu, normal amortisman ve sigorta payları çıkarıl­dıktan sonra 1952 de onrda 39572, 1953 te 179619, 1954 te 1332R9 lira kar ettiğini, 1955 bilançosun henüz çı­karığnı söyleyen Maliye Vekili Denizcilik bankasının 5 milyon lira borçla mtil^a idareden tevarüs ettiği müesseseyi, daha verim haie getirmek için. zaman ve imkanı, miatdesi nisbetinde çalışacağını izahatına ilave et­ti. ıMaliye Vekili bu arada kabotaj hat­ları İçin beş yeni geıııi sağlandığını, bunlardan ikisinin himeie 'girdiğini, şehir hatlarında eski gemilerin kısmen yenilendiğim, şilep ve taiıker kadrosu­nun 14 gesmi ilavesiyle tıkviye ediltfliğmi söyledi. Maliye Vekili bu arada banka rse başladığı sıralarda 287 kişi­nin çıkarıldığını, dört sene zarfında kadroya 691 yeni eleıan alındığını bildirdi. Yolcu tarifelerine yakılan or­talama yüzde 30 zammın zimmete alın­ması gereken maliyet unsurlarından ileri geldiğini yolcu izdihamının yeni gemilerin hizmete 'girmesiyle bu sene kalkacağını söyledi.

 

Takrir saihibi Bursa mebusu Müfit Erkuyumcu Denizcilik Bankasının ken­disinden beklenen göremediği ve İsraf içinde bulunduğu mütalaasını ileri sürdü. Tarifelere zam yapılını? olmasını tenkidetti. Bankanın ticari zihniyetle idare edilmediğini söyledi.

 

Maliye Vekili Nedim Ökmen tekrar kürsüye gelerek müessesenin Maliye Vekaletinin murakabesine tabi olduğu­nu, hatibin tenkidlerinde haklı oldu­ğu taraflar bulunduğunu, bunların kı­sa zamanda giderilmesine çalışacağını bildirdi.

 

Takrir sahibi kürsüye gelerek  vekile teşekkür etti.

 

Günün besinci ve son sual takriri Bo­lu mebusu Lütfi OŞultürk tarafından verilmişti. Okul vıs orduda verem ve hijiyen durumu hakkında idi.Suali kendi vekaletleri bakımından, Maarif Vekili Ahmet Özel, Sıhhat ve İçtimai muavenet Vekili Nafiz Korez, Devlet Vekili ve Milli Müdafaa Vekaleti Veki­li Semi Ergin cevaplandırdılar ve ge­rek umumi olarak memleket çapında, gerekse okul ve ordu camiasında alı­nan tedbirleri, bu tedbirlerden alman müsbet neticeleri eski senelerle roukayeseli bir şekilde geniş ve etraflı ola­rak izah ettiler. Bu arada Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekili, haat ah a neler­de veremli hastalara ayrılan yatak sa­yısının 2107 den 7277 ye çıkarıldığım, bunun bu yü 7777 olacağını, ilk he­defin bu rakamı 19 bine çıkarmak ol­duğunu bildirdi.

 

Takrir sahibi Bolu mebusu Lütfi Oğultürk, mevzuun çok ehemmiyetli oldu­ğunu, belirtti. Kendisinin birkaç se­ne ewel Sıhhat ve İitimai Muarvenet Vekaletine İtalyadaki tetkikleri hak­kında verdiği bir raporun gerekli ala­kayı görmediğini fade .etti. Verem te­davisinde kullanılan ilaçların memleketimiacte, diğer memleketlere nisbetie pahalı olduğunu söyledi. Bu arada Heybeliada sanatoryomunun sirayet bakımından tehlikeli olduğu mütala­asını ileri sürdü.Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekili Natiz Körez tekrar kürsüye gelerek bahis mevzuu raporu buldurup bizzat tet­kik edeceğini, Heyibeliada  sanatoryomu bakında tetkikler yaptıracağını bildiridi.Bu konulmadan sonra Reis, 23 ocak pazartesi günü saat 15 te toplanılmak üzere, Büyük Millet Meclisinin bugün­kü toplantısına sun Ivsrda.

 

21 Ocak 1956

 

Ankara :

 

Bütçe Encümeni bugün öğleden son­ra saat 15.30 da Encümen Birinci Baş­kanı Balıkesir mebusu Halil Imre ile ikinci başkan Kırklareli mebusu Şe­fik Bakay'ın riyasetlerinde toplanarak Dahiliye Vekaleti bütçesinin müzake­resini bitirip Hariciye Vekaleti büt­çesi ile iktisadi işbirliği teşkilatı büt­çesinin müzakeresine başladı.

 

Müzakerelerin açılması sırasında söz alan raportör İzmir mebusu Bahzat Bilgin Hariciye Vekaletinin son bir yıl içinde gösterdiği faaliyeti belirten raporu okudlu. Raportör Trabzon me­busu İsmail Şener de m ille ti sıarası ik­tisadi işbirliği teşkilatı hakkında iza­hat verdi.

 

Milletlerarası iktisadi İşbirliği teşkila­tı hakmda hazırlanmış olan raporda ezcümle şöyle denilmekteydi:

 

1955 temmuz iptidasından 1956 hazi­ran sonuna kadar cari Amerikan mali yılma mütenazır olarak üzerinde du­rulan muvakkat mahiyetteki rakaım 72.000.000 dolardır. Artması daima mümkün ve her halde şayanı temenni olan bu yardımın 50.000.000 nu ikti­sadi. 2.000.000 u teknik yardım olarak derpiş edilmekte, mütebaki 20.000.000 akar yakıt gibi askeri ihtiyaç maddele­rinin karşılığını teşkil etmektedir. 50.000.000 lirahk iktisadi yardımın % 50 si piyasa ihtiyaçlarmrn karşılanma­sına ha sre dile çektir.Amerikan yardımının esas itibariyle Türk iyen in İktisadi vaziyetini düzelt­meğe ve kendi kendine yeterliğini te­mine matuf bulunduğu malimdur. Bu itibarla tediye muvazenemizle pek ya'km bir alakası vardır.

 

Yatırım politikamızın semereleri alın­dıkça Ilış tediye muvazenemizin daha müsait bir vaziyete tedricen intikal edeceği tabii olmakla beraber, 195S yılı ihracat ırc ithalat tahin inlerinin, tatbikine ehemmiyet verdiğimiz tasar­ruf siyasetine rağmen, daha esaslı birAmerikan yardımına ihtiyaç hissettir­diği fonksiyonunu ne derece kolaylaş­tıracağım Amerika Birleşik DevleÜeri hükümetinin takdir edeceğini ümit et­mek yerinds olur.

 

Amerikan yardımlının Türk lirası olara:k di^er bir cephesini teşkil eden karşik'k paralar fonuna gelince   3091955

 

tarihli itibariyle vaziyet aşağıda göste­rilmiştir:

 

Serbest bırakılan Türk lirası 496.344.000 Milli Savunma sektörü 192.08S.325 amme sektörü 5.500.000 hususi teşebbüs sektörü 74S.630.325 yekin Programa ballanan yekin ise 771.81 31S liradan barettir.Dış tediye muvazenemiz üzerinde te­sisleri malim bulunan ve E.P.U. ilemünasebetlerimizi iigilendiren aryerc borçlara gelince: Geçen ooaık ayı baranda 478.000.000 liraolan bu borçların 30.9.1955 tibariyle 338.000.000 liraya düştüğü ve 140.000.006 liralık miktarının tediye edildiği kayde değer başlıca lacaklı memleketler­le bu borçların tasfiyesi İçin mutaba­kata varılmış bulunması muayyen müddet zarfında .bunların tamamen ödenmis olacağını haklı olarak ümit et­tirmektedir.

 

Raporların okunmasından sonra Ordu mebusu, Refet Altsoy (D.P.) bugünkü dünya politikası muvacehesince Türkiyenin durumunun ne olduğunu, sordu.Avrupa birliği, Nato teşkilatı, Balkan ve BaÇdad paktlarının bugünkü vazi­yetleri hakkında izahat istedi. Ingilterenin Kıbrıs hakkındaki politikasında bir değişme olup olmadığını sual eyle­di, Çankırı mebusu Tahsin Nahit Uy­gur (D.P.) Kıbrıs meselesinin bugün almış ol'duŞu şekli, Yugoslav «Vletreisinin Bağdad paktı hakkında verdi­ği beyanatın ne gibi bir hava yarattığını, Selanik 'konsolosumuzun aLsyhine açılmış olan davanın gidişa­tı hakkında malimat istedi. Bu arada Amerikan yardımı ve garbi Trakyadaki Türklerin vaziyeti üzerinde izahat verilmesi dileğinde bulundu.

 

Tekirdağ mebusu Zeki Eratama (D.P.) Rusların demir perde ile demokra­siler arasında kurmaya çalıştığı übitaratflar kordonu» mevzuu üzerinde ko­nuşarak, Yü'Soslavyanın bu husustaki durumunun açıklanması fikrinde bu­lundu ve Yugoslavya ile yapılan as­keri pa'kt dölayisiyle bütün askeri sır­larımızın bu devlete verilir) verilmedi­ğini sordu. Zeki Erataman bundan sonra Birleşmiş Milletlerdek; delege­lerimizin Arap alemine kargı alman kararlara iştirak ettiğini, bu halin kur­muş olduğumuz Bağdad Paktının ha­vası ile tezat tsşkii .eylediğini ileri sür­dü. Suudi Arabistan'ın bize karşı ta­kınmış olduğu hasrnane tavır karşısın­da tarafımızdan bazı tedbirler alınma­sını istedi. Bize mebusu Hüseyin Agun (D.P.) Harici politikamızın son yıllarda eide   ettiği   muvaffakiyetleri     belirtti.

 

Bunu takiben 1955 yılında Amerika'­dan istenen istikraz mevzuunda hazır­lıklı bulunup bumulmadığını sor­du, m emie'ketimize gelecek olan Randall'tüen bahsederek, daha Önce Ame­rikan efkarında iktisadi durumumuz hakkımda ortaya çıkan menfi havanın son aylarda iyiye doğru değişmesinin sebepleri üzerinde izahat ;tedi. Hü­seyin Aıgim konuşmasına üevamla, 6/7 eyiüTi hadiselerinin arefessnde İstan­bul'a Yunanistan'dan 40 bin Yunanlı­nın misafir alarak geldiği hab.eriniu doğru sayılıp sayılmıyacağ* sualini de ortaya attı. Muğla mebusu Natık Poyrazığlu (D P.) yurdumuza gelmek is­teyen vi yanlarında küli.ivttli miktar­da sermaye bulunan Japr ııyaadki Ka­zan Türklerinin bu gelişleri için ted­birler alınıp alınmadığı ha.kmda ma­limat istedi.Balıkesir mebusu Halil Imre (D.P.) Kıbrıs meselesi üzerinde durarak, Kıhrıs Türktür» cemiyetinin faaliyeti sırasında harici politikamıza faideli olııp  olmadığını sordu.  İzmir  mebusu Behzat Bilgin (D.P.) 67 eylül hadi­seleri dolayısiylc ne;"cdilen bir teıbliğe temas ederek, bu tebliçds İstanbııldaki Rumların Yunan asbndan ge­len Rumlar olduğunun söylen­diğini ifadeyle, bu iddianın doğru sa­yı imıyarağını, İstanbullu kumların Yunanlılarla bir alakası bulunmadığı­nı belirtti Bundan sonra garbı Trakyadaki Türklerin müşküller içinde kal­dığını sözlerine ilave etti, yum dışın­da bulunan Türklere daha fasla aiasa gösterilmesini arzu eyledi. Behzat Bil­gin, diğer taraftan Selanik Koiırolosumuzun mahkemesi hadisesi üze inde d& durdu, Konya mebusu Mustafa Bağrıaçık (D.P.) (Amerikan yardımının az­lığı mevzuunda konuştu. Sinop mebu'su Nuri Serfcoğlu (C.H.P ) Selanik konsolosumuz aleyhine açılan muhake­meyi mevzuutoalıis ederek. Yunan hüki metinin bu davayı t&kip etmekten vazgeçmesinin sebebini öğrenmek İstedi ve Yunan hükümetinin bu davadan kendi arzusu ile mi yoksa baş^a E.sbepler dölayisiyle mi vaz geçtiğini sordu. Nuri Sertoğlu, Bağdad pakıma Amarskanın girip girmiyeceği üzerinde ma­limat istedi.

 

Yugoslavyada kalan Türk Emlaki hak­kında fikirlerini serdetti.

 

Tokat mebusu. Ömer Sunar (D.P.) )muhaleftin zahiren Id'ış politikada ikti­darla beraber görünmesine rağmen, yapılan siyasi ve iktisadi anlaşmaları zedeleyecek bir hava yaratmış olduğu halde, hariciyenin muvaffak işler gör­düğünü beyan eyledi. Amerikan yar­dımı hakmda malimat istedi. İsviçrenjn radyo ve gazeteleriyle aleyhimizde propaganda yaptığını ileri sürerek bu­na mani olunması dileğinde bulundu. Bolu mebusu Fahri Belen (D. P.) dış politika hakkında efkarı umumiyeye daha fazla malimat verilmesi husu­sunda konuştu ve Yunanistanm İstan­bul Kumlarını Yunan ekalliyeti olarak vasıflandırmasını doğru bulmadığını belirtti.

 

Trabzon mebusu İsmail Şener (D.P.) milletlerarası iktisadi işbirliği teşkila­tının kurutuşu ye bugünkü bünyesi üzerinde izahat verilmesini arau etti. İz­mir mebusu Abdullah Aker (D.P.) Kıb­rıs meselesinin bir Türk  İngiliz, yoksa bir Türk  Yunan davası olarak mı ele alındığını sordu. Sinorı mebusu Nu­ri Sertoğlu (C.H.P.) ikinci defa yap­tığı konuşmasında, Ömer Sunar'a ce­vap vererek, kendisinin muhalefet hakkmda ileri sürdüğü iddialara misal vermesi lazımigeldiğini beyan etti. Zon­guldak mebusu Sebatı Ataman (D.P.) d'a buna bir misal vereceğini "iradeyle, 67 eylül hadiseleri dolayısiyle Yu­nanistan tarafından aleyhimize yara­tılan fikir ve ittiTıamlarm muhalefet lideri tarafından Meclis kürsüsünde tekrar edildiğini söyledi. Tekrar söz alan Tekirdağ mebusu Zeki Erataman (D.P.) Kor.e harbine katılan Birleşmiş Milletlerin bu memleketteki askeri bir­liklerinin miktarını azalttığını belirte­rek, tugayımızı tam kadrosu ile orada tutup tutmayacağımızı soriiu.

 

Kırklareli .mebusu Şefik Bakay (D.P.) Brezilya. Şili ve Meksika'da esfarethanelere lüzum olup olmadığı sualini sordu, Avrupa konseyi ile hariciyenin yakında alakadar olmasını temenni et­ti. Nazırlar konseyine bir konsolosu­muzun iştirak etmesinin doğru olma­yacağını belirtti, Titonun seyahatleri hakkında hariciyemizin fikrini öğren­mek istedi .Milletlerarası İktisadi iş­birliği teşkilatı hakkında sorulan su­ali, cevaplandırarak Çanakkale mebu­su 'Fatin Rüştü Zorlu, mezkir teşkila­tın kuruluşu hakkında izahat verere'k, Amerikan yardımının n.ev'i şahsına münhasır bir yardım sayılabileceğini, tarihte ilk defa olarak bir memleketin diğer bir memlekete karşılıksız şekilde para yardımında bulunduğunu vs böy­lece o memleket ile di£er memleketler arasında sıkı bir iktisaidi işbirliginin te­sis edildiğini, ,;ski iktidar zamanında bizim' de bu teşkilata katıldığımızı, o zamanlar «iktisadi işbirliği teşkilatı­nın» Maliye Vekaletine bağlanmak is­tendiğini daha sonra bir devlet bakan­lığının ihdas e'dildiğini, nihayet teşki­latın hariciyeye katıldığını, 1952 yı­lından itibar.gn bu işin memurlar sı­nıfından çıkıp daha yüksek bir seviye­ye, vekiller seviyesine çıkarılmış bu­lunduğunu ve döviz 'komitesinin de bu suretle meydana geldiğini ifade etti. Fatin Rüştü Zorlu bundan sonra ikti­sadi işbirliği teşkilatının faaliyet sa­hası üzerinize izahat vererek, bu teşkilatın esas işinin Amerika ile temas ve iktisadi mevzuları planlama olduğunu belirtti. Bu arada iktisadi işbirliği teş­kilatının hariciye vekaletine bağlı ola­rak kalmasının lüzumunu 'belirterek,. bugün Hariciye teşkilatının faaliyeti­nin yüzde doksanının ticari ve iktisa­di sahada teksif edildiğini ifade eyle­di.Fatin Büytü Zorlu'nun konuşmasından sonra Kars m.ebusu Turgut Göle (C.H..

 

P.) Yunanistanın, Orta 'd'oğunun, Mı­sır ve Suudi Arabistanm durumlariyle Ürdündeki hadiseler ve Amerikan yar­dımı hakkında izahat istedi.Bütçe Encümeni saat 19.30 da bugünküçalışmasına son verdi.

 

Encümen  pazartesi  günü  saat   10 da toplançaktır.

 

23 Ocak 1956

 

Ankara :

 

Büyük Millet Meclisi buıgün saat 15 te Eeisvekillerinden Agah Erozaran başkanlığında toplanarak üç tefsir talabini müzakere ve karara bağlaldlı.Bu taleplerden biri eski Ekonomi Ba­kanı ve Kocaeli Milletvekili Sırrı Belüoğlu hakkında idi. Tefsir talebindebulunan Trabzon mebusu Mahmut Goloğlu; infaz edilmiş 9 sene 4 aylık, mah­kimiyeti sonradan kir kanunla affe­dilmiş olan Sırrı Bellioğlu'ya, af ka­nunundan evvelice kesilen müterakimmaaşların geri verilmesini istiyor, aynı zamanda müsadere olunan bir daktilomakinesi ile iki adet san bloknotununda iadesi sürülüyor. Adliye Encü­meni, bu talebi incelemiş. Türk Ceza' Kanununun 100 ve 120 nci maddelerin­deki sarahat karşısında ne maaş ke­sintilerinin ne de müsadere edilen eş­yanın iadesine imkan görmüştü. Bu mazbata üzerine geniş müzaiker eleroldu. Tefsir talebinde bulunan Trab­zon D.P. mebusu Mahmut Goloğlu, bu: zat hakkında çıkarılmış olan af kanu­nunda »mahkimiyetin bütün hukuki neticeleri ile» affedildiğiTie dair bir kayıt da bulunduğuna göre, bu sarahat karcısında müsadere edilen ajya ile maaş kesintilerinin iadesi gerekti­ğini etraflı fekilde izah etti Sırrı Bellioğlu nım suçsuzluğu sabit olduğu ci­hetle affedildiğini, binaenaleyh ortada bir hak mevzuubahs bulunduğunu söyle'ü. Eğer tifeir yoluyla bu işin halli mümkün görüimüyursa, adalet komis­yonunun bu yolda bir kanun teklifi ha­zır liy arak meseleyi Meclise geiirmeşi­ni teklif etti.

 

Söz alan Çanakkale D.P. mebusu Ser­vet Sezgin ile Kocaeli (Hür. P.) mebu­su Turan Güne?, trfsir talebi sahibi­nin mütalaalarına igtrrak ettiler. Ko­misyon sözcüsü Konya mebusu Halil Ozyörük, umumi deçil hususi bir af ba­his mevzuu olduğunu, mücrimiyit ha­linin ortada durduğunu, sadece cezanın kaldırılmış bulunduğunu, bu af kanu­nunun ancak çıkarıldığı tarihten itiba­ren bir hüküm ifade ettiğini    belirtti.

 

»Bütün hukuki vecibeleri» tabirinin aftan sonra maaşının iai'esi ve mahcuriy tinin kaldırılması gibi hususlarda tatbik sahası bulduğunu, faıkat ceza da­vası ortada durduğu için «bütün hu­kuki vecibeleri» tabirinin tefsir yolu ile taler olunan hususlara intikal edemiyeceği mütalaasını öne sürdü.

 

Siirt D. P. mebusu Mehmet Daim Süalp komisyon görücünün lehinde konuş­tu. Kars C.H.P. milletvekili Sırrı Atalay, tefsire mahaj görmediğini belirt­ti.

 

Neticede, Sırrı BelIioŞl.u'nun kesilen maaşları ile müsadere edilen eşyanın bir kanun teklifi hazırlanmak suretiy­le ıgeri verilmesi için tefsir mazbatası­nın Adliye Encümenine iadesi husu­sunda Kemal Kale ve Servet Sezgin tarafından verilmiş olan önerge ka­bul edilerek mazbata komisyona iade olundu.

 

Bugün görüşülen "ikinci tefsir talebi, hakimler kanununun fi2 nci maddesinin tefsirine dairdi ve Bize mebusu Hü­seyin Akçal ile Niğde mebusu Hüse­yin Avni Göktürk tarafından verilmiş­ti.

 

2556 sayılı hakimler kanununun muad­del 62 nçi maddesi hükmünün müm­taz ve tercihli olarak terfi eden ve hakimliğin yedinci derecesine geçmiş olan hakimler hakkında mezkir ka­nunun 7 uncu maddesinin birinci fık" rasmdaki mutlak teminat hükümlerine tevfikan muvafakatleri alınmak kaydiyle tatbik edileceği yolunda tefsiri İsteniyordu.

 

Adliye Encümeni, uzun olan kararın da bu mesele, 62 nci madde metninden anlaşılabilecek manaya hasredil diği için teminat bahsinde başkaca mütalaa serdim lüzumsuz görüyor ve bir ha­kimin müddiumumilik sınıfına geçebil­mesi için rıza ve muvafakatinin mut­laka istihsali Iazımigeleceği hususu te­minatın bünyesinde ve buna taalluk edsn hükümlerde açıkça mevcut bulun­duğu İrin bu maddeyi istisnalar arasın­da saymak suretiyle teminat keyfiye­tini ihlale imkan olamıyacağını bu İti­barla da tefsire ihtiyaç bulunmadığını belirtiyordu. Adalet, komisyonu mazbatasij  bu  şekliyle kabul  edildi.

 

Millet Meclisi, bugün üçüncü bir tefsir talebim daha karara bağladı.Bu ta­lip, hava sınıfı mensuplarına verile­cek zamlar ve tazminler hakkındaki 3435 sayılı kanunun 4334 sayılı kanun la değişen 14 üncü maddesinin tefsiri, hakkında idi ve hükümetten geliyordu. Ekim programı gereğince talim yaprnaık üzere Polatlı'dan vazife uçuşuna_çıkan öğretmen teğmen İsmail Ergin ile öğrenci üa teknen Kemal Akdura'nın Keskinde düşerek şehid olmaları üzerine aileleri tazminat tal.ebınde bu­lunmuşlardı. Ancak, kaza vazifel.indi­rildikleri uçuş sahası dışında vukua geldiği için bu kabil düşmelerde şehit olanlara bu madde hükmünün tatbik edilip edilemiyeceği soruluyordu. En­cümen meseleyi ineelsmiş.14 üncü maddenin, vazife esnasında düsen ha­vacılarımızın ailelerine, kaza herhan­gi bir sebeple uinuş sahasından ve yo­lundan inhirafa mecbur kalmaları halinda vuku bulmuş olsa dahi tazminat ödenmesini gerektiren bir manayı ih­tiva ettiğini, bu itibarla tefsire mahal olmadığını bildirmişti.Bu mazbata da Meclis umumi heyetin­ce bu şekliyle kabul edildi.Gene bugünkü toplantıda emekli ka­nununun 78 inci maddesinde bir değişi'klik yapılması hakkında İzmir D.P. mebusu İlhan Sipahioğlu tarafından verilmiş olan kanun teklifinin muvak­kat bir encümende müzakeresi de ka­rarlaştırılmıştı.Büyük Millet Meclisi, 25 ocak çarşam­ba günlü saat 15 te toplanmak üzere bugünkü çalışmalarına son verdi.

 

Ankara :

 

Bütçe Encümeni bu gece saat 21 de Encümen Başkanı Balıkesir Mebusu Halil İmrenin riyasetinde toplanarak Hariciye Vekaleti 'bütçesinin fasılları üzerindeki müzakerelere devam etti. Milletlerarası kurumlara iştirak etme tahsisatının konuşulması sırasında söz alanlardan Kırklareli mebusu Şefik Bskay (D.P.) Avrupa konseyi msveuu üzerinde durarak, vekaletin Avrupa konseyine daha fazla alaka göstermesi­ni buralarda fazla eleman bulundur­mamızı, nazırlar konseyine konsolosu­muzun değil, sefirlerimizin iştirak et­mesini, diğ.gr taraftan Fao teşkilatın­da daimi t em si] çilerimizin mevcut ol­masını arzu etti. Ankara mebusu Muh­lis Ete '(Hür P.) aynı hususları mevzuubahis ederek Avrupa konseyindeki daimi mümessilliğimizin takviyesi yo­luna gidilmesi, Hariciye V.e'kaLatindekı bu işle meşgul dairenin fou meseleyi daha ihtimamla ele alması üzerinde ko­nuştu. 'Balıkesir mebusu Halik Timurtaş (D.P.) milletlerarası kurumlar­da ve bilhassa Birleşmiş Milletler teş­kilatında halen münhal kadroların bu­lunup bulunmadığını sordu. Ve bura­lara gitmek için müracaat edenlere kar şı bazı zorluicLarm çıkarıldığını ilave etti. Balıkesir mebusu Halil İmre ÇD. P.) Türkiye Büyük Millet Meclisinin Hış münasehetlisr sahasında Hariciye Vekaletinin alakasının arttırılması lü­zumunu belirtti ve Hariciye Vekaletin­de Avrupa konseyi işiyle meşgul bu­lunan dairede halen fazla bir faaliyet görülmediğini fasyan etti. Diyarbakır mebusu Halil Turgut (D.P.) da aynı hususlarda fikrini izah eyledi. İleri sü­rülen temennilere ve suallere cevap veren Hariciye Vekili Fuat Köprülü, mivzuu bahis milletlerarası kurumlar iğin Vekalet dışında kafi miktarda ev­safı matlubeyi haiz şahsiyetlerin    bulun durulma dığlnı, bununla beraber ile­ri sürülen aksaklıkların, giderilmesi yolumi'a .elden gelen gayretlerin yapı­lacağını, bilhassa Avrupa konseyi mü­messilliğimizin takviyesi yolunda el­den gelen gayretlerin yapılacağını, bil­hassa Avrupa konseyi mümessilliğimi­zin takviyesi yolunda geniş çapta faa­liyete 'girişileceğini, zaten bugünl&rda bu hususlarda yeni tedbirlerin alınmış bulunduğunu belirtti. Fao teşkilatına daimi bir mümessil gönderileceğini, milletlerarası kurumlardaki münhal kadrolara memurlarının tayin oluna­caklarını sözlerine ilave etti.Dış memleketlerde Türk Kültür varlı­ğının korunması için ayrılmış bulunan 500 bin liralık tahsisatın müzakeresi sırasınida söz alanlardan Ordu mebusu Sabri İşbakan (D.P.) ile İzmir mebusu Behzat Bilgin (D.P.) dış memleketler­de ve bilhassa Kıbrıs'ta Türk kültürü­nü sağlamlaştırmak ve yaymak husus­larında düşüncelerini ifade ettiler ve böyle mühim bir iş için ayrılan tah­sisata 500 bin lira daha ilave edilmesi­ni istediler. Bu teklif kabul edilerek tahsisat bir milyon liraya çıkarıldı.

 

Bundan sonra Hariciye Vekaleti ile İk­tisadi İşbirliği Teşkilatı bütçeleri ka­bul .edildi ve jet tayyareciliği uçuş hiz­metleri tazminat kanunu layihasının müzakeresine başlandı. Bütçe Encümeni saat 24 de gece mesai­sine son verdi. Encümen yarın saat 10 da toplanacaktır.

 

24 Ocak 1956

 

Ankara.:

 

Bütçe Encümeni bugün saat 10.30 da Encümen ikinci başkanı Kırklareli me­busu Şefik Bakay'm riyasetinde top­landı. Encümenin sabah celsıssinde, jet tayya­reciliği uçuş tazminatı kanunu layiha­sının müzakeresi geri bırakılarak, Ma­arif Vekaleti bütçesinin konuşulması­na geçildi.

 

Raportörün verdiği kısa izahattan son­ra söz alanlardan anfeara mebusu Prof. Muhlis Ete (Hür P.) yeni kurulmakta olan üniversitelerin fakültelerinin hangi esaslara ve ihtiyarlara göre tasbit edildiğini, ilini adamlarına, araştırma vasıtalarına ve lojmanlara olan ihtiyaç­ların ele alınıp alınmadığını sordu. Atatürk üniversitesinin kuruluşu ilg il­gili Amerikalı profesörlerin Türk lenıanlariyle olan ünasebetleri ve ha­zırladıkları raporların mahiyetinin ne­lerden ibaret olduçTunun açıklanmasını istedi. Liselerde yabancı dil tedrisatı üzerinde durdu ve kütüphanelere da­ha fazla tahsisat ayrılması temenni­sinde bulundu.

 

Ankara mebusu Aliye Timuçin (D.P.) Maarif çalışmalarım bazı esaslara bağ­lamak zarureti üzerinde durdu, öğret­men yetiştirmek mevzuunu koordine etmek lazım geldiğini ileri sürdü ve ilk ööretim kanununun bir an evvel 1 getirilmesini istedi. Mebusu Cemal Köprülü (D.P.) ilik öğretim mevzuu ile güzel sanatla­rın ana dava olarak ele alınması te­mennisinde bulundu. Ujak mebusu Yu­suf Aysan (D.P.) Beden Terbiyesi ka­nunu üzerinde durarak, günün ihtiyaç­larına uygun tasarının bir an evvel gatirilmesini arzu etti, İzmir imibusu Ab­dullah Aker (D.P.) de talim ve terbiye dairesine kar aza ve raportör tayin edildiğini sual ettikten sonra Ankarada açılalı ticaret okulunun ii'urumuım. ti­caret liselerine yapılan tayinleri, yük­sek İktisat 17e ticaret okullarının üni­versiteye katılması hususunda ne dü­şünüldüğünü ve halk eğitim müdürlü­ğünün ne suretle teşkil edileceğini öğ­renmek arzusunu izhar etti. Ve Encü­men saat 13 de sabah çalışmasına son verdi. Encümen, saat 16 da tekrar toplana­caktır.

 

Ankara :

 

Kıbrıs meselesinin halihazır durumu hakkında Anadolu Ajansı tarafmkfen vaki toir suale cevaben Hariciye Vekili Prof. Fuat Köprülü aşağıdaki beyanat­ta bulunmuştur: Filhakika, Kıbrıs Valisi Mareşal Sir John. Harding'İn son haitalar zarfın­da Kıbrıs'ın durumu hakkında Başpis­kopos Ma'karyos ile müzakereler yap­masının ve bilahare hükümetiyle temaslarda  bulunmak; üzere Londraya gitmesinin matıbua timiz tarafın'ilan hassasiyetle takip edildiği  müşahede olunaısktcar. Bu mevzuda çıkan muh­telif ainns haberlerinin, zihinlerde, hak­lı olarak, .bazı şüphe ve endişeler ya­ratacak mahiyette olduğu da görül­mekledir.Bu itibarla, Kıbrıs meselesi gibi Tür­kiye için birinci derecede ehemmiyet­li bir davanın bugünkü vaziyeti hak­kında efkarı umumiyenin su sırada tenvir edilmesi lüzumuna kani bulu­nuyorum.

 

Hükümetimiz, Kıbrıs meselesininseyriyle faal şekilde ala'kalanmakta vabu mevzuda ingiltere hükümetiyle sı­kı temas idame ettirmektedir.

 

Bilindiği gibi. Yunan hükümetiy­le  Ma'karyos,  Kıbrıs'ın  Yunanistan'ailhakını (Enosis) istemişler v= bunu 'te­min etmek ümidi ile de«milletlerinkendi mukadderatını kendilerinin ta­yin  etmeleri prensibinin"     (selfdetsrmination) kısa zamanda adada tahak­kukunu talep eylem dir.

 

İngiltere hükümeti ise, ezcümle, Lond­ra konferansında ve bilahar.g Avam Kamarasında ifade ve ilan ettiği veç­hile, her ne kadar (selfdeterminationj prensibini kabul ediyor ise de, bugün­kü şartlar içinde bu prensibin Kıbrısta kabili tatbik olmadıŞı, tahakkuku­nun, bazılarının İngilterelim ihtiyarın­da dahi bulunmayan bir takım şartların tahassülün.e bağlı olduğu kanaatinde­dir.

 

Hükümetimizin noktai nazarına gelin­ce: Birleşmiş Milletlerin 1954 yılı genelkurul içtiinainlia ve geçen eylülde Londra konferansında müdellel ş.sikilde ifade edildiği veçhile, hükümetimiz selfdetermination'un prensibini mil­letlerarası bir prensip olarak kabul et­mektedir. Pakat bu prensibin dünya­nın her tarafında Ve 'bilhassa Kıbrısta tatbikine cevaz verilemiy&c.eği kaaıaa. tindedir. Onu bu kanaate serkdien hu­kuki, coğrafi ve tarihi amiller ve , mü­teaddit misaller şimdiye kadar tafsil edilmiş bulunmaktadır. Kıbrıs hakkın­da dünya efkarı urmımiyesinin tenviri maksadiyle Burk tezi toplu bir halde İngilizee 'bir   broşürde  ayrıca   anlatılmıştır. Bu tezimizde hiçbir değişiklik olmadığı malimdur.

 

3Yukarıda da izah olunduğu veç­hile Londra konferansı sırasında, ha­lihazırda   (selfdetermination)   mesele­
sinin ele almam ıy a cağım beyan   edenİgİliz hükümeti, Türk ve Yunan hükü­metleri ile de istişare şartiylfr, adada
«idari muhtariyet» (seli  government)tesisine girişilmesini teklif etmişti.

 

Hükümetimizin kanaatince Kıbrıs'ta idari muhtariyete g i d il eb ilm esi için herşeyden evvel oradaki tedhişçiliğin bertaraf edilmesi, asayiş ve mizamın avdet .etmesi ve muhtelif cemaatler arasındaki münafret havasının zail ol­ması lazımdır. Fakat bu tahakkuk etse bile idari muhtariyetin tatbik edilebil­mesi, adadaki Türk cemaatinin diğer cemaatleri, Federal idarelerde oldu­ğu veçhile müsavi hak ve imkanlarla mahalli idareye itirak etmesi icap eder. Ancak bu suretledir ki adadaki Türklerin birtakım idari tertiplerle ezilmesi ve din bir vaziyete düşmesi . önlenmiş olabilecektir.

 

'Hükümetimiz bu mülahazalarını İn­giltere hükümeti nezdinde yenidsn  teyid eylemiştir.

 

 

 

4Hükümetimiz, makaryos'un Kıb­rıs  halkının  mümessili  sıfatını  tekınmaya   hakkı olamıyaçağına     işaretle
onun Kıbrig Valisi ile resmen müzake­relere girişmssine itiraz etmekten dehali kalmamıştır. Bilahare Kıbrıs Valisinin Kıbrıs'taki Türk cemaati liderleri ile de müzakeleler yaptığı müşahede edilmiştir. Hü­kümetimiz bu temaslara hadisat icap ettirdikçe davam olunacağına itimad eylemektedir.

 

5Yukarıdaki izahattan çıkan    ne­ticeler şunlardır: Kıbrıs    meselesindeİngiltere hükümetinin halihazır du­rumu, Londra konferansında almış   vebilahare .seçenlerde  Avam  Kamara­sında vuku bulan müzakereler sırasında izah etmiş olduğu diuruma nisbetle derişmiş değildir. Matbuatımızınhassasiyetle takipfoettipi son müzake­
reler ise Kıbrıs'ta  idari muhtariyetintesisini mümkün kılabileosk bir an­laşmaya varmaya matuf olmuştur.

 

Kendi tezini mahfuz tutan hükümeti­mizin, İngiltere hükümeti ile vuku bu­lan temaslarının mezkir hükümetim bu meseledeki hareket tarzının sami­miyetinin bir delili olduğu ve inki­şaflara göre her husus hakkında mü­talaalarını ona bildirmeye id'evam et­mek imkanlarım temin eylediği fikrin­dedir.

 

Ankara :

 

Bütçe Encümeni bugün öğleden sonra saat 16 da encümen reisi Balıkesir me­busu Halil imre'nin başkanlığında top­lanarak, Maarif Vekaleti bütçesinin müzakeresine devam etti,

 

Öğleden sonraki müzakerelerde büt­çenin tümü üzerindi söz alan mebus­lardan Ordu mebusu Refet Aksoy (D. P.), Maarif politikamız hakkımdaki gö­rüşlerini izah ettikten sonra köylerimi­zin eri kısa yoldan okula kavuşturul­ması, ve öğretmen noksanlığının gide­rilmesi irin Vekaletin ne gi'bi tedbirler aldığını neler düşündüğünü sordu, halk e öt i m ine daha fazla ehemmiyet verilmesini istedi.

 

Giresun mebusu Mazhar Şener (D.P.) okullarda dil meselesini müstakar bir hale getirmek için Vekaletin ne dü­şündüğünü sual etti ve öğretmen Öğ­renci mevzuu hususundaki görüşlerini açıkladı.

 

izmir mebusu Behzat Bilgin de (D.P.)) okul ve öğretmen yetersizliği üzerinde durdu ve Vekaletin gerekli tedbirleri alması gerektiğini ileri sürdü, mahalli idarelerin de okul yapımına iştirakleri­ni temenni etti. Ekalliyet okullarının durumuna da İşaret eden hatip, bu okullarda okuyan öğrencilerin Türk va­tandaşı olarak Türk eğitim sistemleri­ne tabi olmaları gerektiğini belirtti. Ortaokullara din dersleri konulmasını mahzurlu bulduğunu söyledi.

 

Trabzon mebusu Mustafa Reşit Tarakçıoğlu (D.P.) Maarif sisteminin gerÇek hayata uydurulması lüzumu üze­rinde durdu ve ilk okullardan sonra tahsile devam imkanı bulmayan ço­cukların, bölgelerin, hususiyetine göre airai vesair bilgiler verecek bir   tedrise tabi tutulmalarının yerinde olacağıjıı sözlerine ilave etti.

 

Sinop mebusu Nuri Sertoğlu (C.H.P.), eğitmenlerin maaşlarının yüz liraya çıkarılmasını, ilkokul kitaplarının is­tikrarlı bir hale konulmasını, sanat okollarındaki öğretmen kifayetsizliğinin giderilmesini ve bunun için de Ankara erkek teknik öğretmen okulunun ca­zip bir hale konulmasını arzu ettiğini belirtti ye kendilerine mühendislik un­vanının verilmesini talep etti.

 

Çankırı mebusu Tahsin Uygur (D.P.) ilk öğretim kanununun ne zaman sevkedileceğini, köy okullarına ayrılan tahsisatın hangi .esaslara göre vilayet­lere tevzi edildiğini sorduktan sonra rahatsızlığı dolayıslyle artık calişamıyacak olan dünya şampiyonu güreşçi­miz Yasar Do«u için Vekaletin yardım yapıp yapmaması hususunda ne dü­şündüğünü öğrenmek arzusunda oldu­ğunu söyledi.

 

Muğla mebusu Natık Poyrazoğlu (D. P.), Maarif Vekaletinin, topyekin Ma­arif davaları için bir planı olup ol­madığını, dü mevzuunda ne düşünül­düğünü, güzel sanatların inkişafı için ne gibi tedbirler alındığım halk eğitim meselesine temasla, folklorumuzun ge­liştirilmesi konusunda Vekaletin dü­şüncelerinin nelerden ibaret olduğunu sordu, Imamhatip okullarında bulu­nan yoksul öğrencilerin leyli okutul» ması arzusunu izhar etti.

 

Zonguldak mebusu Sebatı Ataman (D. "P.) tabiatın birçok bakımlardan mah­rum bıraktıŞı bölgelerdeki okulların tedris vasıtaları ve öğretmen bakımın­dan da mahrum bırakılmasının mah­zurlarına ifaretle bunun giderilmesi gerektiğini ileri sürdü. Orta tedrisat mevzuunda bir plan olup olmadığını sordu.

 

Ordu mebusu Sabrİ İşbakan (D.P.) ilk okullarda tedlris ve Öğretmen me­selesinin bir programa bağlanması za­ruretini belirtti. Bazı bölgelerdeki imamhatip okullarının leyli hale ge­tirilmesini talep etti.

 

Kırşehir mebusu Ahmet Bügin (CM. P.) İlk öğretim hususundaki görüşleri­mi bildirerek, ana dava olması    bakımından buna çok ehemmiyet verilmesi gerektiğini müdafaa etti. Talim ve terıbiye heyetinin, ortaokullara din Idlersi konulup konulmaması hakkındaki gö­rüşünün açıklanmasını istedi.

 

Van mebusu Kemal Yörükoğlu (D.P.) da bilhassa kendi seçim bölgesindeki meslek okullarındaki öğretmen nok­sanlığı üzerinde durdu. Doğu bölge­sinde halk eğitimine daha fazla ehem­miyet verilmesi gerektiğini ve bu hu­susta kurslar açılmasının faydalı ola­cağını, zira h'ala Türkçe konuşanıiyan vatandaşların, mevcut olduğunu bildirdli. Hatip sözlerine devamla, yetiştir­me yurtlarının nerelerde ve hangi kıs­taslara göre açıldığını ve bu yıl açıla­cak olan kız ve erkek Öğretmen okul­larının nerelerde ve hangi ölçülere göre açılacağını sordu. Seyhan mebusu Ahmet Topaloğlu (D. P.) halen açılan ve açılmakta bulunan kollej ve üniversitelerin, Vekaletçe hazırlanan, bir programa igöre, icabeden bölgelerde açılması gerektiğini ileri sürdükten sonra batı Trakyadaki Türk okullarının bir kısmının Yunan hü­kümetinin yardımından mahrum bu­lunduğunu, yardımın bilhassa Arap harfleriyle tedrisat yapan okullara tev­cih edildiğini izahla bu mevzu ile ala­kalı olarak İstanbuldakİ Rum okulları hakkındaki mütalaasını beyan etti.

 

Trabzon mebusu Osman Turan (D.P.) memleketimiz bakımından iktisadi da­va 'kadar müihim olan 'kültürel davaya hükümetin gereken alakayı gösterme­diği fikrinde bulunarak. Maarif politi­kasının çok insan okutmak yerine tam ve sağlam şekilde İnsan okutmak ol­ması lazım geldiğini söyledi.

 

Bundan sonra ileri sürülen tenkid ve temennileri raportör olarak cevaplan­dıran Diyarbakır mebusu Halil Tur­gut (D.P.) moral eğitimi, öğretmen öğrenci münasebetleri, kemmiyet ve keyfiyet bakımından Öğretmen kifa­yetsizliği, dil meselesi ve halk eğitimi bakımından öğretmen kifay etsiz ligi,dil meselesi ve halk eğitimi hususların­da etraflı izahat verdi. Antalya mebusu Enver Karan (D.P.) kütüphanelerimizde mevcut bulunan eski eserlerin tetkikine imkan verilmesi için ortaokullarımızda eski harflerin okutulmasını ileri sürdü.Encümen, saat. 19 da öğle sonu çalış­masına nihayet verdi. Bütçe Encümeni saat 21 de toplanarak Maarif Vekaleti bütçesinin müzakere­sine devam edecektir.

 

Ankara :

 

Bütçe Encümeni bu gece saat 21 de Encümen i'kinci başkanı Kırklareli me­busu Şefik 'Bakay'm riyasetinde top­lanarak, Maarif Vekaleti bütçesinin müzakeresin s devam etti, Encümenin bu celsesinde konuşan mebuslar Maa­rifin muhtelif sabaları üzerinde fikir­lerini beyan ettiler ve bazı dileklerle temennilerde bulundular. Maarif Ve­kili Ahmet Özel bu münasebetle yap­tığı konuşmad'a ezcümle şöyle dedi: Arkadaşlarımın çoğu bilhassa kemiyet ve keyfiyet meseleleri üzerinde dur­dular. Bu arada Maarif çalışmalarının bir plandan ve programdan mahrum olduğu da ileri sürüldü, Evvela şurası­nı belirtmek isterim ki kemiyet ba­kımından Maarif mevzuu bir plana 'bağlanmış bulunuyor. İlk öğretimin talebe ve öğretmen artısını bildirecek grafikleri hazırlamış durumdayız. Za­ten bu, daha ziyade bir grafik işidir. 1964 yılma kadar ilk Öğretimin tale­be miktariyls bunların ihtyaci «bulu­nan Öğretmenlerin ve okul adedinin grafiği hazırlanmıştır. Tedbirlerimizi buna göre almaktayız. Keza orta ve lise öğretimi yolunda da a>yni sakilde hareket etmekteyiz. İstatistik Umum Müdürlüğü ile bu grafik hazırlama hu­susunda işibirliğine girişmiş bulunu­yoruz. Kemiyet mevzuunda bunları söyledikten sonra bir de ksyüyet saha­sında duralım. Maarifte keyfiyet daha ziyade hangi metodlarta bilgi verilme­si lazımgeleceği hususunu ihtiva eder. Şimdi halen elimizde bir talim terbiye heyeti ile bir Maarif Şirası vardir, Ma­arif Şirası bilindiği üzere üç yılda bir defa toplandığı için fazla yararlı ola­mamaktadır. Bu durumu göz önüne alarak bir ^Yüksek Maarif Meclisi" kur­mak yolunda kanun layihası hazırla­dık, «Yüksek Maarif Meclisi» senede birkaç defa toplanarak bilgi nıetodları hakkında karar verecektir. Diğer" taraftan talim terhiye heyetini dii gü­nün icaplarına uygun olarak yeniden organize edeceğiz. Nihayet ayni heyfiyet mevzuu dahilinde bir de ilim aka­demisi kurmak kararındayız.

 

Öğretmen adısdinİD ihtiyaca kaii gel­mediği bir hakikattir. Hem   öğretmen adedini çoğaltmak hem de kaliteli Öğ­retmen yetiştirmek hususunda elimiz­den geldiği kadar çalışıyoruz. Bu arada öğretmenliği cazip bir hala getir­mek için  intibak kanunu layihaları' hazırlamaktayız.     Öğretmenlerin    bil­gilerini ve kültürlerini artırmaları iğin kütüphanelerin genişletilmesi ve   bun­ların   çoğaltılmasına  ehemmiyet    verinekteyiz.Ayni zamanda kurslar    vekonferanslar tertip ederek onların ka­litelerini de yükseltmek yolunu    tut­muş   bulunuyoruz. Seviye   imtihanları tertip etmek suretiyle ilk okul   öğret­menlerinin orta okul, orta okul ögret­menlerinin do lise ö£retm.eni olmaları­nı sağlamayı da gözönüne almışızdır...

 

Vekil bundan sonra yabancı dil ile ted­risat yapan koHejlerin durumu hak­kında izahat verdi. Dil inkılabı mevzu­unda da, konuşarak bu hususta icrai' kararlar vermenin doğru olmayacağını in kil abın tedrici bir surette ilerliy.eceğmı ve nihayet bu meselenin her şeyden önce akademik hüviyete sahip buiunduğunu tebarüz ettirdi. Dini tedri­sat meselesinde de vekil Ahmet Özel şöyle dedi:

 

«İslam dini herseyden önce ahlaki va terbiyevi bir karakter taşır. Bundan dolayı dini tedrisatın bazı müessesele­re sokulması akla gelebilir. Fakat biz bu. tedrisatın müesseselere tatbiki şe­kilde sokulmasını değil, mektep dışında bir konferans seklinde olmasını dü­şünüyoruz ve henüz bu hususta bir ka­rara da varmış değiliz. Din tedrisatı yapan okullara azami ehemmiyeti ver­mekteyiz. İlahiyat fakültesi mezunları­nı imam hatip okullarına tıoca olarak gönderiyoruz. Kıbrısta ıda bir imam ha­tip okulu açmak kararındayız.Gele­cek sene bu okulun açılacağını ümit ediyoruz. Bu husustaki haeırlıkl arımız" tamalanmıştır.Arkadaşlarımdan bazılan garbi Trakyadaki Türklerin tah­sil durumu üzerinde durdular. Yunarnistanla yaptığımız bir anlaşma gereğince, Yunanlılar İstanbuldaki Rum okullarma, biz de Garbi Trakyadaki Türk okullarına kitap göndermekteyiz.

 

Yalnız Yunanlılar tarafından gönderi1en kitaplarda Yunan (harsını telkin fi­den bazı yazılara tesadüf    edilmiştir.

 

Bu yazıların bulunduğu sahif eleri çı­kardıktan sonra kitapları Bum okulla­rına dağıtmaktayız. Azınlık okulların­daki Türk öğretmenler kadıoya alın­mıştır. Halk eğitimi sahasında faaliye­timiz devam etmektedir. Halen 840 adet gezici köy kurslarımız vazifelerini İfa etmektedirler. Bu kursların sayı­cını arttıracağız.»

 

Ahmet Özel bu arada Avrupaya gön­derilecek talebelerin kontenjanı hak­kında da izahat verdi. Ve Bütçe Encü­meni saat 24 da gece toplantısını sona «itdirdi.

 

Encümen yarın saat 10 da toplanarak Vekilin izahatının devamını dinleyecektir.

 

25 Ocak 1956

 

Ankara :

 

Büyült Millet Meclisi bugün saat 15 te reis vekillerinden Fikri Apaydın'ın reisliğinde toplanarak bazı kanun layı~ha ve tekliflerini müzakere etti.

 

Afyon mebusu Saip Özer'in vefat etmiş olduğuna dair Başvekalet tezkeresi celse açıldığı zaman okundu ve mer­humun hatırasına hürmeten i'ki dakika ayakta saygı duruşu yapıldıktan son­ra,

 

1) Arazi vergisi kıymetlerinin art­tırılması ve arazi ve bina vergileri ile binalardan alman buhran vergisinin muvazenei umumiyeye devri,

 

2) 5432 sayılı vergi usul kanununun bazı mad­delerinin değiştirilmesi,

 

3) Devlet me­murları aylıklarının tevhid ve teadü­lüne dair olan 3656 sayılı kanuna bağ­lı 1 sayılı cetvelin Maliye Vekaleti kısmına eklenecek kadrolar ve husu­si idarelerden naklen alınacak memur­lar hakkındaki kanun layihalarının ge­ri verilmemesi. Başvekalet tezkeresi Üzerine, kararlaştırıldı.

 

Kanun tekliflerinin sözlü sorulardan önce müzakeresi hakkındaki takririn kabulünden, sonra 8 kanun teklifinin ikinci müzakeresi tamamlandı.

 

116 şubat 1952 tarihli Türkiye  Ba­tı Almanya ticaret ve ödeme anlaşma­larına ek 21 aralık 1954 tarihli proto­
kollerle ekleri mektuplar tasdik edil­di.

 

Türkiye ile Bulgaristan arasında23 şubat 1955 tarihinde imzalanan ti­caret ve ödöme anlaşmaları tasidik edildi.

 

Türkiye ile Birleşmiş Milletler gı­da ve tanın teşkilatı arasında imzala­nan 30 a numaralı ek anlaşma tas­
dik edildi.

 

Birleşmiş Milletler gıda ve tarımteşkilatı ile Türkiye arasında hüküme­timize yapılacak teknik yardım hak­
kındaki 6 sayılı ek anlaşma tasvip edildi.

 

Nebatları hastalık ve zararlı   bö­ceklerden koruma kanununun üçüncümaddesi değiştirildi.

 

Türkiye ile İtalya arasında imza­lanan iktisadi ve teknik işbirliği an­laşması tasdik edildi.

 

Eczacı Odaları Birliği kanunu ka­bul olundu.

 

Seyhan vilayeti adı Adana olarakdeğiştirildi.  'Bu kanunların kabulünü müteakip tescil edilmiyen birleşmelerle bunlar­dan doğan çocukların cezasız tesciline dair Rize mebusu İzzet Akcal ile Niğ­de Mebusu Hüseyin Avni Göktürk ta­rafından yapılmış olan kanun teklifi­nim ikinci müzakeresine geçildi. Dör­düncü maddeye verilecek şekil üzerin­de Konya mebusu Hidayet Ay:d:mer, bazı mütalaalar ileri sürerek tadil tek­lifinde bulundu. Adalet komisyonu sözcüsü Vacit Asena, komisyonun mü­talaasını açıklıyarak teklifin reddini is­tedi. Her iki hatibin müteaddit defa­lar söz alarak açıklamada bulunmaları­nı müteakip, dördüncü madde, tekrar komisyona İade olundu.

 

Daha sonra yabancı memleketlerle muvakkat mahiyette Modüs Viven.di.ler ve ticaret anlaşmaları akdi ve bunların şümulüne giren maddelerin gümrük resimlerinde değişiklik yapılması ve bu anlaşmaya yanagmıyan devletler mu var eda ün a karşı tedbirler alınması hususunda hükümete selahiyet verilmesi hakkımdaki kanun layihasının bi­rinci müzakeresi  tamamlandı.

 

Meclis, 27 ocak. cuma günü saat 15 te toplanmak üzere bugünkü çalışmaları­na son verdi.

 

26 Ocak 195G

 

Ankara :

 

Bütçe Encümeni bu sabah saat 10 da Encümen ikinci .başkanı Kırklareli nıebusu Şefik Bakay'ın riyasetinde toplanarak İstanbul, Ankara ve teknik üniversiteleri bütçelerinin müzakere­sine bağladı. Hatiplerin konuşmasından önce söz alan raportörler, Antalya me­busu. Kenan Akmanlar. Denizli mebu­su Mehmet Karasan. Diyarbakır me­busu Halil Turgut, üç üniversitenin bütçelsri hakkında hazırlanmış olan raporlardan izahat verdiler. İstanbul üniversitesi .bütçesinin raportörü olan Kenan Akmanlar bu mevzuda ez­cümle şunları söyledi:

 

"İstanbul üniversitesinin 1956 bütçe­sini tetkik ettim. 1955 yılı' bütçesine nazaran 4.628.521 lira fazla tahsisi ih­tiva edan bu bütçe 1950 bütçesine na­zaran yüzsle 110 a yakın bir artış ifade etmektedir.

 

Bu artış İstanbul üniversitesi camia­sında birçok tesislerin ele alınmasını ve kadroların daha ferahlıkla çalışa­bilmesini temin yolunda çok faydalı olmuştur.

 

İstanbul üniversitesinin bütün fakül­telerinde araştırma ve tedris faaliyet­lerini yakından takip edenler bu üni­versitemizin emsallerinden geri kal­mamak cehti içinde bulunduğunu tes­lim etmektedirler.Ancak memleketi­mizin içinde yaşadığı şartların bu kıy­metli İlim müessesemizden ve umumi­yetle üniversitelerimizden büyük vazifisler bakiemekte olduğu düşünülürse manevi bakımdan vatanm    kendi­sinden bekledisi büyük hizmetleri başaracak durumda olan üniversite    ve üniversiteye mensup kıymetli ilim adamlanmızea bugün içinde    bulundu­ğumuz müsbet şartların inkişafı yolun­da daha  çok gayret     sari; dilmesinin beklendiği hakikatim da teslim etmek iazinıdır.

 

Filhakika Türkiye bugün yeni bir oluş devresindedir. 1950 den bu yana her sahada kaydedilen terakkileri en kısa bir zamanda bütün vasıfları ile muasır bir cemiyetin haiz olduğu seviyelere ulaştırmak hususunda milletçe muta­bakat halinde bulunmamız gerekmek­tedir. 'Böyle bir gayret irinde milli te­mayülleri sezmek ve .bu temayüllerin müsbet yollarda inkişafına rehberlik etmek gibi hareketler ilmi çalışmaları yanında üniversitelerimizden tahassürle beklenmektedir. Buna mukabil ikti­darımızın tahsisen hükümetin üniversitelerimize 'karşı itimada dayanan bir anlayışa vücut vermesinin de yerinde olacağını yakın müşahedelerimize is­tinaden arzetmek isteriz. Kanaatimiz odur ki, üniversite ile onu temsil eden gruplar, tertipeilerin ve muhalefeti şirretlik telakki edenlerin kendilerini birer tahrik aleti olarak kullanmak hu­susundaki tasallutlarından, ancak bu suretle kurtarılacaklardır.

 

Ankara üinevrsitesi bütçesinin rapor­törü Halil Tupgut'da, üniversitenin iç; durumu ve faaliyetleri üzerinde Ibilgi verdi,