|
1-31 TEMMUZ 1957
OLAYLARIN TAKVİMİ
1 Temmuz 1957
Ankara :
Sekizinci Türk Dil Kurultayı, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi konferans salonunda bugün saat 10 da toplanarak çalışmalarına başlamıştır.
Adliye Vekili Prof. Hüseyin Avni Göktürk, profesörler, Maarif Vekâleti ileri gelenleri, davetliler ile basın mensuplarının hazır bulunduğu toplantıya İstiklâl marşı ile başlanmış, müteakiben Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Macit Gökberk bir açış konuşması yaparak Kurultaya başarılar dilemiştir.
Başkanlık divanı seçiminde Prof. Süheyp Derbil başkanlığa, Orhan Hançerlicğlu ile Hasane İlgaz ikinci başkanlıklara getirilmişlerdir.
Müteakiben Türk Dil Kurumunun Genel Sekreteri Agâh Sırrı Levent tarafından yönetim kurulunun faaliyet raporu okunmuş ve rapor alkışlarla karşılanmıştır.
Daha sonra sekizinci kurultaya, memleket içinden ve hariçten gönderilenelliye yakın basarı telgraf ve mektupları okunmuştur.
Denetçilerin raporunun okunmasından sonra komisyon seçimleri yapılmış ve bu sabahki oturuma son verilmiştir.
Kurultay azaları bu sabah saat 9 da Anıt Kabri ziyaret ederek tesisinin 25 nci yıldönümünü idrak eden Dil Kurumunun kurucusu aziz Atatürkün mânevi huzurunda saygı duruşunda bulunmuş ve kabre bir çelenk koymuşlardır.
Adana :
Tarsus bölgesinde hususî bir çiftlikte yabancı sermayenin de iştirakiyle sulu ziraate fiilen başlanmıştır. Sulu ziraatte âzami 210 kiloya kadar pamuk alınmakta, hattâ yeşim gübre kullanılarak ziraat tekniğinin bütün icapları yerine getirildiği takdirde bu miktar 300 kiloya yükselmektedir.
Çukurova pamuk ekicilerine bu hususta ilk rehberliği Tarsus Devlet Sulu Ziraat Deneme İstasyonu yapmıştır.
Adananın Çanakçı köyünde de bu sabah müstakil bir teşebbüse girişilmiştir. Önümüzdeki senelerde Seyhan barajından verilecek su ile Tarsus ve Adana ovalarında sulu ziraat sahalari bir buçuk milyon dönüme yükselecek ve istihsal bugünkü rekolteye nazaran asgari üç misli artmış olacaktır.
Bir buçuk milyon dönüm araziden ilk plânda 250 bin dönümün hemen sulanması için lüzumlu tesislerin inşası alâkalı Vekaletlerce 22 milyon liraya ihale edilmiştir.
Kırşehir :
Kırşehirin vilâyet olmasına dair kanunun yürürlüğe girmesi münasebetiyle. Kırşehirliler bugün bir bayram havası içinde en mutlu günlerinden birini yaşamışlardır.
Bu münasebetle, tertip edilen ve civar kaza, nahiye ve köylerden de gelen on binlerce Kırşehirlinin katıldığı merasimde, Devlet Vekili Celâl Yardımcı, Dahiliye Vekili Dr. Namık Gedik, Maarif Vekili Tevfik İleri ve Sanayi Vekili Samed Ağaoğlu da hazır bulunmuşlardır.
Vekiller, Kırşehir vilâyet hududundan itibaren bütün yol boyunca çok kalabalık halk toplulukları tarafından coşkun tezahüratla karşılanmış ve hazırlanan taklar önünde kurbanlar kesilmiştir.
Kırşehirlilerin bu coşkun tezahüratı arasında şehre giren Vekiller, doğruca merasimin yapılacağı stadyoma gitmişlerdir.
Stadyomu hınca hınç dolduran ve ellerinde «hoş geldiniz sayın Vekillerimiz» dövizleri ve bayrakları olduğu halde sevgi gösterilerinde bulunan halka hitaben önce vali vekili Turgut Eğilmez, bir konuşma yapmış, bu mut lu günde dört Vekilin aralarında bulunmasından duyduğu sevinci belirtmiş ve «bugünden itibaren derdiniz derdim, sevinciniz sevincimizdir» demiştir.
Vali Vekilinden sonra belediye reisi söz almış ve şehir adına hükümete şükranlarını bildirmiş ve Kırşehirlilerin sevincine tercüman olmuştur.
Daha sonra on binlerce Kırşehirlinin muazzam tezahüratı arasında kürsüye .gelen Dahiliye Vekili Dr. ' Namık Gedik şu konuşmayı yapmıştır:
«Muhterem Kırşehirli vatandaşlarım, aziz kardeşlerim,
Bu sabah vilâyetiniz hudutlarına girdiğimiz andanberi devam eden sevincinize bütün kalbimizle iştirak etmekteyiz.
Hükümet adına, gösterdiğiniz bu muhabbet ve saygı karşısında minnet duyguları ile meşbu bulunduğumuzu arzetmek isterim.
Biraz evvel genç vali vekilinizi dinlediniz. Sizlere nasıl hizmet edeceğini anlattı. O, vaadlerini bir hükümet temsilcisi sıfatını taşıdıkça mutlaka yerine getirecektir. Vali vekilinizden sonra konuşan belediye reisiniz, Kırşehiri ve Kırşehirlileri anlattı. Kırşehir bizim de meçhulümüz olmamak la beraber bir Kırşehirlinin ağzından bunu tekrar işitmekten haz duyduk, Kırşehire hükümet olarak hizmet etmek bizce bir şereftir.
Kırşehirde son altı sene içinde hükümet çalışmalarından kendi hisse ve nasibini almıştır. Fakat bugünden itibaren ayrıca vilâyet olarak hükümetimizin bütün memlekete dağıttığı hizmetlerden nasibini behemahal alacaktır.
Şunu iftiharla beyan ederim ki, bugün her engeli yenen ve mutlaka yenmek azminde olan kuvvetli bir dev let ve hükümet vardır. Bu hükümet, bu güzel yurt kasabasına bir vilâyet hayatiyeti kazandırmak için gereken hizmeti ifa etmeyi bir vecibe bilmektedir. Biz Kırşehirlilere işlerinde muvaffakiyet, yuvalarında, yurtlarında saadet ve Kırşehire ebedî bahtiyarlık temenni ederek yeni vilâyetimizi kalbimizin bütün sıcaklığı ve samimiyeti ile kutluyoruz.»
Müteakiben buradan hükümet konağına gidilerek Vekiller ve Vali Vekili tarafından tebrikler kabul edilmiş ve vali vekili Turgut Eğilmez yeni vazifesine başlamıştır.
Merasimin sona ermesini müteakip Devlet Vekili Celâl Yardımcı, Dahiliye Vekili Dr. Namık Gedik, ve Sanayi Vekili Samed Ağaoğlu Ankaraya hareket etmişlerdir.
İstanbul :
Türk denizcilerinin kabotaj hakkını almalarının 32 inci yıldönümü ve denizcilik bayramı bütün sahil şehirlerimizde olduğu gibi bugün İstanbulda da yapılan merasimle kutlanmaktadır.
Sabah saat 9.30 da Taksim Cumhuriyet âbidesi önünde yapılan merasimde Deniz Harb Okulu ve Koleji ile boru takımı ve donanma bandosu, Yüksek Denizcilik Okulu öğrencileri, Deniz Ticaret Zabıtan ve Mürettebatı Gemi Adamları Federasyonu ile sendika mensupları sivil ve askerî zevat hazır bulunmuşlardır.
Merasime bandonun çaldığı İstiklâl marşı ile başlanmış ve müteakiben muhtelif yerlerden gönderilen çelenkler âbideye konulmuştur.
Münakalât Vekâleti adına bir konuşma yapan Marmara Bölgesi Liman ve Denizişleri Müdürü Burhaneddin Kunt, Münakalât Vekili Arif Demirerin Türk denizcilerine selâm ve sevgilerini bildirdikten sonra tarihteki deniz ticaret işlerimizden bahsetmiş, zamanla deniz ticaret mefhumuna giren bütün, işlerin elimizden çıktığını, yabancı bayraklı gemilerin bütün işi ele aldıklarını anlatmış ve Türk denizcilerine kabotaj hakkının tanınmasiyle artık Türk bayrağının Türk karasularında vazifesini yaptığını, hattâ yabancı denizlerde bile bayrağımızın şerefle dalgalandığını belirtmiştir.
Bundan sonra Denizcilik Ticaret Filoşu ve Yüksek Denizcilik Okulu Mezunları Cemiyeti adına, Yüksek Denizcilik Okulu Talebe Cemiyeti adına. ve Türkiye Gemi Adamları Federasyonu adına, günün mâna ve ehemmiyetini belirten birer konuşma yapılmıştır.
Türk Deniz Filosu ve Yüksek Denizcilik Okulu Mezunları Cemiyeti adına yapılan konuşmada istikbalimiz kadar ehemmiyeti bulunan kabotaj hak kının iktisaden kalkınmamızda esas rolü oynadığı, hükümetimizin de deniz ticaret filomuzun artmasına büyük önem verdiği belirtilmiş ve Yüksek Denizcilik Okuluna temas olunarak okulun faaliyette bulunduğu 45 sene zarfında 515'i güverte olmak üzere 848 mezun verdiği bunların ticaret filomuzda şerefle hizmet ettikleri anlatılmıştır.
Konuşmaları müteakip önde donanma bandosu, Deniz Harb Okulu ve Lisesi ile boru takımı olduğu halde Yüksek Denizcilik Okulu talebeleri ve merasime katılan diğer teşekküller Ayazpaşa Dolmabahçe yolunu takibenBeşiktaştaki Barbaros türbesi önüne gelmişlerdir.
Barbaros âbidesine çelenklerin konulmasından sonra bando İstiklâl marşımızı çalmış ve bir manga deniz eri tarafından havaya 3 el atış yapılarak, ihtiram duruşu yapılmış ve merasime son verilmiştir.
Bugün Öğleden sonra Modada deniz yarışı ve gösteriler, gece de şenlikler yapılacaktır.
2 Temmuz 1957
Ankara :
İki gün kalmak üzere Ankaraya gelmiş bulunan Birleşik Amerika Deniz Harekât Başkanı Oramiral Burke, bugün saat 14.30 da Amerikan sefareti konferans salonunda bir basın toplantısı yapmıştır.
Toplantıda, gazetecilerin suallerini cevaplandıran misafir amiral, hâlen, kongrede 49 harb gemisini NATO devletlerine Ödünç verilmesi hususunun ele alındığını, bu arada Türkiyeye de bir destroyer ve bir denizaltı ile başka gemiler verileceğini söylemiştir. Amirale göre, bu gemiler verilirken, gemilerin verileceği devletlerin durumları dikkate alınacaktır.
Bu arada Rusya tarafıdan Mısıra dev redilecek üç denizaltı hakkındaki suali de cevaplandıran amiral, bunun,
yeni tedbirler almayı icap ettirecek derecede ehemmiyetli olmadığını ifade etmiştir. Türkiye ile Yunanistan arasında sık sık basında yer alan deniz kuvvetleri mukayesesi hususunda da amiral Burke, her memleketin, her zaman daha fazla gemiye ihtiyacı olduğunu ileri sürdüğünü beyan ederek, herkesi memnun etmenin' imkânı bulunmadığını, buna rağmen Birleşik Amerikanm elinden geleni yapmaya çalıştığını söylemiştir.
Türkiyeye gemi verilmesi sebepleri üzerinde duran Amiral, Türkiyenin coğ rafî durumu itibariyle olduğu kadar, iyi harb etmesi ve gemileri iyi muhafaza eylemesi ile de bunu hakketmiş bulunduğunu ifade etmiştir.
Amiralin ifadesine göre, şimdiye kadar Amerika tarafından Türkiyeye muhtelif tipte 40 gemi ile bazı İiman ve hizmet gemileri verilmiştir. Bu gemilerin tipleri şöyledir: Sekiz denizaltı, dört destroyer, üç mayın dökücü, sekiz açık deniz tarama gemisi, sekiz sahil mayın tarama gemisi, bir tamir gemisi, bir küçük tanker, bir denizaltı kurtarma gemisi, dört devriye gemisi, bir küçük denizaltı bakım gemisi, bir ağ bakım gemisi. Oramiral Burke, Amerikan Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonunun, denizaşırı memleketlerde vazifeli askerlerin yabancı mahkemelerde yargılanmaları aleyhinde bir karar suretini kabul ettiğine dair havadisten bahisle bu mevzuda ne düşündüğü sualine cevaben, bu hususun ilgili memleketler arasında yapılacak anlaşmalarla halle çalışıldığını ifade etmiştir.
Ankara :
1957 yılı Kızılay sağlık kervanları, bugün saat 10 da Kızılay Umumî Merkezinde yapılan bir merasimle çalışma mmtakalai'ina hareket etmişlerdir.
Kervanların hareketinden evvel, Kızılay Reisi Vekili Afyon mebusu Riza Çerçel, kervanlarda vazife alan dcktor, hemşire, laborant ve tenkisyenlere hitap ederek, kendilerine basarılar ve iyi yolculuklar temenni etmiştir.
Bu yıl, on ayrı kervan halinde hareket eden ilk kafile, Mardin, Tunceli, Sivas, Fethiye Marmaris, (Bolu ve Kırklareli vilâyet, kaza ve köylerinde faaliyette bulunacak ve bu bir aylık faaliyeti müteakip on kervandan müteşekkil ikinci bir grup başka vilâyet böleglerinde faaliyet göstereceklerdir. Kervanda 32 doktor, 26 hemşire, 10 laborant ve teknisyen bulunmaktadır.
Kızılay sağlık kervanları, bir ay sürecek olan çalışmaları esnasında vilâyet kaza ve köylerde vatandaşlarımızı parasız olarak tedavi ve muayene edeeckler, gereken ilâçları vereceklerdir.
3 Temmuz 1957
Ankara :
İki Evündrsnberi şehrimizde misafir bulunan Amerika Birleşik Devletleri Deniz Kuvvetleri Kumandanı Amiral Arleigh Burke, eşi ve maiyeti erkânı bu sabah Özel uçakları ile İtalyaya müteveccihen şehrimizden ayrılmıştır.
Ankara :
Hükümetimizin davetlisi olarak bir müddettenberi memleketimizde bulunan tanınmış İspanyol şarkiyatçılarından Prof. Garcia Gomez, eşi ile birlikte bugün uçakla Tahrana müteveccihen şehrimizden ayrılmıştır.
Misafir Profesörün, Nafıa Vekili ve Hariciye Vekâlet Vekili Etem Menderes adına, Hariciye Vekâleti Matbuat Bürosu Müdürü İsmail Soysal teşyi etmiştir.
Prof. Gcmez, yurdumuzda bulunduğu müddetçe, Hariciye Vekâleti Vekilimiz Etem Menderesin, kendisine ve refikasına gösterdiği yakın alâkadan ve memleketimizin her tarafında gördüğü hüsnü kabul ve misafirperverlikten dolayı derin memnuniyet ve şükranlarını ifade etmiştir.
Ankara :
Büyük şehirlerde yolcu garları ile feriyaj ve marşandiz garlarının ayrı ayrı yerlerde tesis edilmesi, modern şehirciliğin esaslı prensiplerinden sayılır. Bu hizmetler Ankarada hâlen Gar sahasında ifa edilmektedir. Ayrıca mo tor atelyesi, motorlu tren deposu ve mağaza teşkilâtına ait binalarla bunların "hatlarının aynı sahada bulunması sebebiyle., yolcu ve marşandiz katarlarına ait hizmetlerin yapılmasında daha bugünden büyük müşkülâta mâruz kalınmaktadır.
Demiryollarının müstakbel inkişafı da gözönüne alındıkta bu müşkülâtın daha da artacağı tabiidir. Bu sebeplerden dolayı bugünkü Ankara istasyon sahasının sadece yolcu katarlarına tahsis edilmesi, marşandiz trenlerinin kabul, manevra ve şevki ile ticarî eşyanın bütün manüpülâsyonlarınm şehrin insan kesafetinin en az olduğu bir mahalde icrası uygun görülmüş ve bu maksatla Güvercinde ayrı bir gar tesis edilmesi karar altına alınmıştır.
Bugünkü Ankara gar sahasında demiryolları umum müdürlüğüne ait takriben 150 bin metrekare genişliğinde bir saha süratle inkişaf eden şehrin imarına hasredilecek ve bu sahanın satışından elde edilecek gelirle Güvercindeki tesislerin bedelinin takriben yüzde ellisi karşılanmış olacaktır.
Mağazalar, motorlu tren atelyesi ve deposu, ambar, antrepolar ve triyaj garından müteşekkil olan bu tesisler, bir milyon metrekareden fazla bir saha üzerinde inşa edilecek olup 60 milyon lira değerinde olacak ve iş programına göre, 1964 senesinde tamamen ikmal edilmiş bulunacaktır.
Bunlardan mağazalar ve müştemilâtına ait birinci kısım inşaatın proje ve fennî evrakı hazırlanarak ihaleye çıkarılmıştır. İkinci kısım olarak da mo törlü tren deposu 1958 senesinde ihaleye çıkarılacak ve 1959 da işletmeye açılacaktır.
Bu işlerle ilgili olarak T. C. D. D. yolları aynı sahanın civarında bin lojman bir site kurmak tasavvurunda. dır. Bu proje Ankarada demiryol faal personeline tahsis edilecek ev ihtiyacını karşılıyacak ve kısmen de memurların ucuz ve uzun vadeli mesken sahibi olmalarına yardım etmiş bulunacaktır.
Ankara :
Kızılay Cemiyeti, her yıl olduğu gibi bu yıl da, Hacca gidecek Türk hacılarının gidiş ve gelişlerinde sağlık durumları ile yakından alâkadar olmak üzere bir sağlık ekipini, Hac müddetince Hicaza göndermeğe karar vermiştir.
Kızılay müşaviri Dr. Gazanfer Bingöl, Dr. Bülent Sevgen ve Dr. Ruhi Turnandan müteşekkil sağlık ekipi, beraberine lüzumlu ilâç ve tıbbî teçhizatı da alarak, bugün uçakla Ciddeye hareket etmiştir.
Ankara :
Meteoroloji Umum Müdürlüğü tarafından teşkilâtın muhtelif İstasyonlarında vazife gören memurların teknik bilgi ve görgülerini artırmak maksadiyle Türk ve Amerikalı mütehassıslar tarafından 12 Kasım 1956 tarihinde açılan üçüncü devre meteorolojik istidlal ve tekâmül kursu 8 aylık bir çalışmadan sonra bugün sona ererek, kursu muvaffakiyetle bitiren 28 meteoroloji memuruna diplomaları ve derece alan talebelere hediyeleri Ziraat Vekâleti müsteşarı İbrahim Sargut tarafından Meteoroloji Umum Müdürlüğünde yapılan bir merasimle verilmiştir.
Bu suretle aynı mütehassıslar tarafından 1955 ve 1956 senelerinde iki devre halinde İstanbul Üniversitesi Elektrik Fakültesine bağlı olarak açı, lan fcu mealdeki kursları bitiren metecrolojistlerin yekûnu 148'e ulaşmıştır.
4.7.1957 tarihli Ulus gazetesindsn;
Ankara :
İl Başkanlığının bildirişi:
C.M.P. Ankara İl Başkanlığı, teşkilâtına aşağıdaki bildiriyi göndermiştir:
«Liderimiz Osman Bölükbaşi dün tevkif edilmiştir. Teessürümüz büyüktür. Genel Başkanımızın şahsı bahis mevzuu edilerek Anayasamızda milletvekillerine tanınan teşrii masuniyet müessesesine ağır bir darbe indirilmiştir. Bu hatanın Türk adliyesi tarafından tamir edileceğine inanmaktanız. Teessürümüz vazifelerimizi ifada bize rehber olacaktır. Kuvvetimizi, dâvamızın müspet yolda olmasına ve aziz milletimizin hürriyet mücadelesinde partimize müzahir bulunmasına borçluyuz. Hepinize sevgilerimizi sunar, mücadelenizde başarılar dileriz.»
İstanbul :
Kardeş ve müttefik Irak Kralı Majeste İkinci Faysal ile Veliahd Altes Emir Abdülilâh, bugün saat 11.30 da hususî bir Irak uçağı ile İstanbula gelmişler, Yeşilköy hava meydanında Reisicumhur Celâl Bayar ve Başvekil Adnan Menderes tarafından karşılanmışlardır.
Majeste Kral ve Altes Emire bu ziyaretlerinde, Saray Teşrifat Nazın Tahsin Kadri Paşa ile Bağdat büyük elçimiz Behçet Türkmen ve maiyetleri erkânı refakat etmekte idiler.
Yeşilköy hava meydanındaki karşılamada, ayrıca İstanbul Vali ve Belediye Reisi Prof. Gökay, İstanbul Garnizon ve Merkez Kumandanları ile Irakın Ankara büyük elçisi Necib Eltavi, hâlen îstanbulda bulunan eski Irak Başvekillerinden Hikmet Süleyman Bey ve Erşed El Ömerî Paşa eski Irak Vekillerinden Said Kazaz ve Selâhaddin Cuma, diğer bazı Irak mebusları, ir akın İstanbul başkonsolosu ve Irak kolonisi hazır bulunmuşlardır.
Necib misafirlerimiz, Reisicumhururumuz ve Başvekilimizle hava meydanının şeref salonunda bir müddet çok samimî bir şekilde hasbihal ettikten sonra birlikte şehre hareket etmişlerdir.
Majeste Irak Kralı ile Veliahd Emir îstanbulda kaldıkları müddetçe emirlerine tahsis edilen Küçüksu kasrında ikamet edeceklerdir.
5 Temmuz 1957
İstanbul :
İstanbul Valisi ve Belediye Reisi Prof. Gökay, 3 aylık mezuniyetini kullanmak ve bazı milletlerarası kongrelere İştirak etmek üzere bugün Ankara vapuru ile Avrupaya hareket etmiştir.
Prof. Gökay, rıhtımda vali muavinleri, Belediye Reis Muavinleri, Vilâyet ve Belediye Müdürleri, gazeteciler ve dostları tarafından uğurlanmıştır.
Vali ve Belediye Reisliğine Vaiinin dönüşüne kadar Vali Muavinlerinden CevacL Çapanoğlu vekâlet edecektir.
Ankara :
Maliye Vekâletinin memleket içinde İmal olunacak su boruları ile aksam ve teferruatından ve harb mühimmatından istihsal vergisi alınmayacağı hususundaki tebliği bugünkü resmî gazetede yayınlanmıştır.
Tebliğin metni şudur:
«1 Köy, kasaba ve şehirlerde umumî ihtiyaca mahsus sular için Nafia Vekâletince veya bu Vekâletin salâhiyet vereceği mercilerde tasdikli projelerine ve ihtiyaç listelerine göre 2268 sayılı kanunun 5365 ve 6665 sayılı kanunlarla muaddel 1 nci maddesi gereğince gümrük vergisinden muaf olarak hariçten getirtilen madenî veya plâstik boruları ile tazyikli, amyanttı ve aspetsli çimento boruları ve bunların eklentilerinde kullanılan kurşun ve katranlı ip, lâstik ve demir bilezik, armatürler ve çeşmeler gibi teferruata ait aksam ve malzemenin yurt içinde yapılan eşit ve benzerlerinin de aynı şartlarla dahilde alman istihsal vergisinden istisna edilmesi 6802 sayılı gider vergileri kanununun 4 üncü maddesinin (j) fıkrasına tevfikan İktisat ve Ticaret Vekâleti ile müştereken kararlaştırılmıştır.
2 5383 sayılı gümrük kanununun 17 inci maddesinin 3 numaralı fıkrasına göre, «Millî savunma ihtiyacı için hükümet tarafından doğrudan doğruya getirilen veya sipariş üzerine getirtilen silâhlar ve bunların parçaları ve teferruatiyle her türlü harb mühimmatı ve harb ganimetleri «gümrük vergisinden muaf bulunduğundan, bu eşyanın dahilde imal olunan eşit ve benzerlerinin de mükelleflerce Millî Müdafaa Vekâletine teslim edildiğini tevsik kaydiyle 6802 sayılı kanunun j fıkrasına istinaden istihsal vergisinden istisna edilmesi İktisat ve Ticaret Vekâleti ile müştereken kararlaştırılmıştır.
Sözü edilen istisna hükümleri 1.3.1957 tarihinden itibaren tatbik edilecektir.»
Ankara :
Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti arasında hava münakalesinin tanzimi hakkında bir anlaşma akdine matuf müzakereler 27 haziranda Ankarada başlayıp bugün nihayete ermiştir.
Tesbit edilen anlaşma, bugün saat 16 da hükümetimiz adına Hariciye Vekâleti Umumî Kâtibi büyük elçi Melih Ssenbel ve Federal Almanya Cumhuriyeti hükümeti adına büyükelçi ekselans Dr. Fritz Oellers tarafından imzalanmıştır.
Ankara :
Bir temmuz 1957 tarihinden 31 aralık 1953 tarihine kadar devam edecek olan milletlerarası jeofizik çalışmalarına meteoroloji teşkilâtımız da katılmış bulunmaktadır.
İstanbul :
Eski Dahiliye Vekillerinden Cemil Uybadin bugün Kalamıştaki evinde vefat etmiştir. Cenazesi yarın öğle namazını müteakip Beyazit camiinde kıldırılacaktır.
Atatürkün Harbiyede sınıf arkadaşlarından olan merhum Cemil Uybadm 1881 senesinde İstanbulda doğmuştur. İlk tahsilini İstanbul ve Selânikte yapmış yüksek tahsilini Harbiye ve Erkânı Harbiye mekteplerinde ikmal ederek 1903 senesinde Erkânıharb yüzbaşı rütbesi ile orduya katılmıştır. Yurdumuzun muhtelif yerlerinde askerî kumandanlıklarda bulunmuş ezcümle Halepte 26 ncı fırka erkânıharbiye reisliği yapmış altıncı kolordu ile Birinci Dünya Harbine iştirak ederek 6 ncı ve 7 nci kolordu erkânıharbiye reisliklerinde ve İstiklâl harbinde Trakyada 60 ncı fırka ve Çatalca mm taka kumandanlıklarında bulunmuştur.
Büyük zaferi müteakip 1923 te Büyük Millet Meclisi ikinci devresinde Tekirdağ mebusu olarak dahil olmuştur. Siyasî hayata atıldıktan sonra fırka genel sekreterliği, Dahiliye Vekilliği ve uzun seneler Büyük Millet Meclisi Dahiliye Encümeni Reisliğini yapmıştır.
Bidayetten itibaren Atatürkün yakın arkadaşı olarak memleket hizmetinde bulunmuştur.
Merhum Cemil Uybandı 1950 senesinde siyasî hayattan çekilmiştir.
İstanbul :
İstinye tersanesinde şehir hatları işletmesi hesabına inşa ediien 750 kişilik Ortaköy vapuru bugün saat 16 da merasimle denize indirilmiştir.
48,20 metre boyunda 8,60 metre eninde ve 14 mil süratinde bulunan Ortaköy vapuru, makinelerinin montajını müteakip servise alınacaktır.
İstanbul :
UNESCO teşkilâtı tarafından bu yıl Moda Kolejinde tesis edilen milletlerarası gençlik kampı UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Reisi Ord. Prof. Tevfik Sağlamın bir konuşması ile açılmıştır.
Kampa, Afganistan, Avusturya, Seylân, İtalya, Finlandiya, Norveç, Yugoslavya, Lübnan ve Türkiye gençleri iştirak etmiştir. Kamp 24 temmuz tarihine kadar devam edecektir.
Ankara :
Pakistan ataşemiliteri Albay Münir Ahmet Han, refakatinde ordumuzda polo ekipleri yetiştirmek üzere Pakistandan daha evvel gelmiş polo antrenörleri olduğu halde, bugün saat 14 te Erkânın arbiyei Umumiye Harekât Başkanı Tümgeneral Cavit Çevik tarafından" kabul edilmiş ve kendilerine silâhlı kuvvetler spor rozeti verilmiştir.
Ankara :
Memleketimizi ziyaret etmekte olan Alman Deniz Kuvvetleri Kumandanı muavini Tümamiral Gerhard Wagner ve maiyeti erkânı bugün saat 18,30 da uçakla şehrimize gelmiş ve Etimesgut hava alanında askerî merasimle karşılanmıştır.
Karşılamada, Deniz Kuvvetleri Lojistik Başkanı, Garnizon Kumandan Mu avini, Merkez Kumandan muavini, M.M. V. Temsil Başkanı, Deniz Kuvvetleri haber şube müdürü hazır bulunmuştur.
Ankara :
Öğrenildiğine göre, Türkiye ile Yunanistan arasında 21 temmuz 1949 tarihinde imzalanıp her sene zımni temdit yoluyla bugüne kadar yenilenmiş bulunan, gayri ticarî alacakların tasfiyesine mütedair protokol, hükümetimizce yeniden temdidi istenilmediğinden 5 Ağustos 1957 tarihinden sonra meriyetten kaldırılacaktır .
Ankara :
Tokat vilâyetinin Almus kazasına 3.5 Km. mesafede Yeşiîırmak nehri üzerinde sulama, feyezan kontrolü ve enerji istihsali maksatları ile Almus barajının da ihalesi devlet su işleri umum müdürlüğünce yapılmıştır.
79.5 metre İrtitamda kaya ve toprak dolgu bir bent olacak olan Almus barajının tepe uzunluğu 373 metre, bent kütlesi hacmi 2.670.0003, âzami hazine kapasitesi bir milyar metre küptür.
Almus barajının inşası ile Kazova, Turhal ve Omala ovalan sulanacak, Turhal ve Kazova feyezanlardan korunacaktır.
Aynı. zamanda 27.000 Kw. takatinde hidroelektrik tesisleri kurulacaktır.
Almus barajı 38.414.788.50 liraya Wühelm Wahmann firmasına ihale edilmiştir.
6 Temmuz 1957
İzmit :
Reisicumhur Celâl Eayar ile Başvekil Adnan Menderes bugün öğleden sonra İzmitte 4 üncü kâğıt fabrikasının temelini atmışlar ve kısa bir zaman evvel inşasına başlanarak, ikmal edilmiş olan boru fabrikasını hizmete açmışlardır. İzmit kâğıt sanayiini Avrupanın en büyük tesislerinden biri haline getirecek olan ve Türkiyede ilk defa olarak çelik boru imal ederek memleket sanayiine yeni bir unsur daha katmakta bulunan bu iki mühim eserle alâkalı merasime çok büyük bir halk topluluğu iştirak etmiş ve hararetli tezahürat yapılmıştır.
Merasimde Devlet Vekili Celâl Yardımcı, Dahiliye Vekili Dr. Namık Gedik, Maarif Vekili Tevfik İleri, Sanayi Vekili Samed Ağaoğlu, B.M.M. Reis vekillerinden İhsan Baç. Kocaeli ve civar vilâyetlerle, diğer vilâyetlerimiz mebusları, Kocaeli ve Sakarya valileriyle İstanbul Vali Vekili, Adliye Müsteşarı, Donanma Kumandanı, Gol cük Deniz Üssü Kumandanı, 23 üncü Tümen Kumandanı, Basın Yayın ve Turizm, Devlet Demiryolları, Sümerbank ve Emekli Sandığı Umum Müdürleri, diğer sivil ve askerî erkân ile İstanbul gazeteleri sahip ve başmuharrirleri ve daha birçok davetliler bulunmuşlardır. Federal Almanya büyük elçisi ekselans Collers de mera^ simde hazır bulunmakta idi.
Reisicumhur Celâl Bayar saat 17.45 te uçakla Ankaradan Köseköy hava meydanına gelmiş ve orada İstanbuldan îzmite kadar yol boyunca halk toplulukları tarafından karşılanan Başvekil Adnan Menderes ile diğer Vekiller, mebuslar, sivil ve askerî erkân tarafından istikbal olunmuştur.
Hava alanından otomobillerle kâğıt fabrikasına hareket edilmiş ve İzmitlilerin hararetli tezahürleri arasında temel atma töreninin yapılacağı sa
haya gelinmiştir. Burada toplanmış olan binlerce İzmitli, Reisicumhur ve Başvekili büyük bir coşkunlukla dakikalarca alkışlamıştır.
İlk sözü İzmit Selüloz Sanayii Umum Müdürü Enver Atafırat almış ve kâğıt fabrikalarımızın yıllık kapasitesini 55 bin tondan 110 bin tona çıkarmak üzere girişilmiş olan muazzam teşebbüsün mahiyeti hakkında izahat vererek demiştir ki:
«Bu fabrikalar 1950 senesine kadar 18 bin tondan fazla istihsal yapamamışlardı. O tarihte memleketimi bütün kâğıt ihtiyacı sadece 40 bin tondan ibaretti. 1950 yılı bütün Türk milletinin olduğu gibi İzmit Kâğıt Fabrikalarının tenlimde de bir dönüm yılı cldu ve üçüncü kâğıt fabrikamızın temeli de hemen o yıl atıldı. 1954 nisanında normal kapasitemizi 50 bin tona ulaştıran 3 üncü kâğıt fabrikamızla buna bağlı oluklu mukavva ve çimento torba kâğıdı tesisleri yine muhterem Reisicumhurumuzun uğurlu elleriyle işletmeğe açıldı. Böylece 1950 senesinde sadece 18.195 ton olan kâğıt istihsalimiz 1954 yılında 38.300, 1955 yılında 45 bin, 1956 yılında 46 bin tona yükseldi. 1957 yılında âzami kapasiteye ulaşmak ve 55 bin ton imalât yapmak yolundayız. Ancak hükümetimizin Türk milletinin kalkınma hayat standardında müşahede edilen görülmemiş yükselme her sahada olduğu gibi kâğıt istihlâkinde de Ölçüye sığmaz artışlar kaydedilmesine sebep olmaktadır. Okur yazarlarımızın her yıl biraz daha artması, daha 510 yıl evvel bir hayal sayılırken bir çok gazatelerimizin tirajlarının 100 bini aşması, ticarette ambalaj fikrinin süratle gelişerek köylerimize kadar yayılması kurulan her yeni fabrikanın, açılan her yeni mektebin, banka şutesi veya ticarethanenin yeni yeni birer kâğıt harç mahalli olması kâğıt istihlâkinin artmasına ehemmiyetli derecede müessir olmaktadır. Daha 7 sene evvel memleketin bütün kâğıt istihlâki sadece 40 bin tondan ibaretken bugün yalnız İzmit Kâğıt Fabrikalarının 50 bin ton istihsal yapmasına ve mühim miktarda da ithalât yapılmasına rağmen memleketimizde çekilen kâğıt sıkıntısının hakiki sebepleri işte bundan ibarettir. Bugün memleketimizin hakikî kâğıt ihtiyacı 170 bin ton civarındadır. Bu rakam nüfus başına yılda 7 kilo kâğıt istihlâkini ifade eder. 1950 de bu istihlâk sadece iki kilodan ibaretti. Dünya kâğıt istihlâki vasatisinin nüfus başına yılda 20 kiloyu aşmakta olduğu gözönünde tutulursa Türk milletinin bugünkü kalkınma temposu içinde kâğıt sanayiimizin de ne muhteşem bir istikbale sahip olduğu meydana çıkar.» Selîüloz Sanayii Umum Müdürü daha sonra yeni tesisler hakkında izahat vermiş ve bu arada demifştir ki: «Yeni tesis ve tevsilerle sellüloz fabrikalarımızın yıllık verimi 12 bin tondan 36 bin tona çıkarılacak, bugüne kadar iptidaî bir şekilde yapılmakta olan kabuk soyma işi de makineleştirilmek suretiyle yüzde 10'a yakın bir ham madde tasarrufu temin olunacaktır. Odun hamuru tesislerimizde de gerekli ilâveler yapılacaktır. Bu suretle bütün tesislerimiz yepyeni ve modern bir hale getirilerek tek ünite halinde Avrupanm en büyük fabrikalarından biri olacaktır. Bu hususa müteallik olarak muhtelif ecnebi firmalarla yapılan müzakeerler bir ay evvel tamamlanmış ve bir kısım makinelerle tesisler bir Finlandiya firmasına, ambalaj kâğıdı makinesi bir PoIcnya firmasına ihale edilmiştir. Eski makinelerimizin modernleştirilerek ve rimlerinin 15 bin tona arttırılması işini de bu makineleri vaktiyle kurmuş olan Alman firması yapacaktır. 1824 ay zarfında tahakkuk edecek olan bu tevsi ve İslah neticesinde memleketimizin, gazetecilerimizin özlediği vasıfta gazete kâğıdı, her çeşit mektep kitab ve defteri için lüzumlu kâğıtlar, sigara kâğıdı, her türlü karton ihtiyacının tamamı, diğer çeşitlerin de mühim bir kısmı karşılanmış olacaktır. Bu işlerin tahakkuku için 7.5 milyon dolarlık dış tediye yapılacaktır. Buna mukabil elde edilecek fazla istihsalin bugünkü dünya piyasa fiatları üzerinden yıllık tutarı takriben 18 milyon dolardır. Bu neticenin döviz tasarrufu bakımından ayrıca arzettiği önem de aşikârdır.»
Müteakiben Boru Fabrikası Müdürü Cevat Süberk konuşmuş, Cevat Süberk demiştir ki:
«İzmît Boru Fabrikası bir taksim iki ilâ 2 tam bir bolü iki parmak ebadında siyah ve galvanizli su, havagazı ve kalorifer tesisatı için lüzumlu boruları imal etmek üzere Sümer'oank ile Almsnyada Mannesmann A.G. firmasının işbirliği neticesinde vücude getirilmiş bir fabrikadır.
Şimdilik senede 15 bin ton boru imal edecek olan fabrikanın temeli 1953 yilınm ikinci yarısında muhterem Reisicumhurumuz ve Başvekilimizin uğurlu elleriyle atılmıştır. Fabrika inşaatına 1955 yılının ekim ayında başlanarak inşaat ve montaj işleri 1956 yılı sonlarında ikmal edilmiş ve halen normal işletme devresine girmiştir. Bu şene içinde bugüne kadar fabrikada muhtelif kuturda 4 bin tondan fazla boru imal edilmiştir. Fabrikanın binaları ile makine ve tesisleri 3 milyon 200 bin Türk lirası yabancı sermaye olmak üzere 7 milyon 500 bin Türk lirasına mal olmuştur. Bu fabrikada imal edilen borulara memleketimizin şiddetli ihtiyacı gözönünde tutularak daha şimdiden kapasitesinin 2530 bin tona çıkarılması için lüzumlu tertipler alınmış ve 1958 iş progarmımiz bu esasa göre ihzar edilmiştir.
Aynı şekilde fabrikada 4 parmağa kadar boru imal etmek üezere gerekli hazırlıklara başlanarak plân ve projeleri ihzar edilmiş ve bunların tatbikatına geçilmek üzere lüzumlu muamelelere de başlanmıştır.
Önümüzdeki yıl içinde tahakkuk ettirilecek elan bu yeni projelerin hizmeti fabrikanın kapasitesini 60 bin tona' çıkarmaktadır.
Karabükte ihalesi yapılmış olan yeni haddehanenin en geç 1959 başlarında işletmeğe açılmasiyle boru fabrikasının band ihtiyacı da tamamen memleket dahilinde temin edilmiş olacak ve böylece asgari bir hesapla yalnız bu fabrika istihsalâtı memleketimize senede 12 milyon dolarlık bir döviz tasarrufu sağlayacaktır.»
Müdür bundan sonra ortak Mannesmann A.G. Alman şirketinden alman mesajı okumuştur. Bu mesajda şöyle denmektedir:
«Sayın Reisicumhur, sayın Başvekil ve muhterem baylar, bugün resmi küşadmı tes'id ettiğimiz fabrikanın Türk ve Alman mühendislerinin, memur ve işçilerinin sıkı ve samimî işbirliği sayesinde bidayetten, temellerinin atıldığı andanberi müsmir ve meşkûr bir gayretle ilk gayeye ulaşmış bulunduğunu hepimiz içten gelen bir sevinç ve gururla hissetmekteyiz. Çalışmağa başladığımız bu ilk şene içinde Önemli miktarda boru imal ederek piyasaya arzetmiş ve böylece Türkiyenin dÖviz bilançosunda, Karabük tevsi işlerinin ikmali ile band imal edildiği zaman daha da müessir bir dereceye ulaşacak olan bir tasarruf sağlanmış bulunuyor.
Cümlemizin malûmu olduğu gibi fabrikamız Türkiyede ilk defa çelik boru imal eden bir sınai teşekküldür. Türk hükümetinin icraatı sayesinde Türkiye yeni bir sınai sahada da büyük sanayi devletleri safında yer almaktadır. Fabrikamızın imalâtının Türkiyenin en ücra köşelerine varıncaya kadar her şehre, her kasabaya her köye su ve gaz gibi ihtiyaçları sağlamak yolunda Türk hükümetinin feyizli gayretlerinin tahakkukunda müessir olacağından şüphe yoktur.
Şuna katiyen kaniiz ki, Türkiyenin yüksek tabiî zenginliği her çeşitten muazzam yeraltı servetlerinin mevcudiyeti muvacehesinde Türk hükümetinin smai kalkınmayı hızlandırarak Türk milletinin hayat ve refah seviyesini yükseltmek yolundaki karar ve faaliyetleri yegâne isabetli ve faydalı yoldur. Türklerle Almanların bu müşterek eseri ile sevgili memleketinizin sınai gelişmesinde nâçiz bir hizmette bulunabildiğimiz için bahtiyarız.
Müessesenin terakki ve tealisi zımnında vaki teşvik için Türk hükümetine gösterdikleri üstün başarıdan dolayı Türk ve Alman personele minnet ve şükranlarımızı ifade ederken, fabrikaya feyizli gelişmeler dileriz.»
Müteakiben İzmit Belediye Reisi Osman Gençal bu iki yeni eser dolayısiyle İzmitlilerin hissettiği büyük sevince tercüman olmuş, vatan sathında birbiri ardına vücude getirilen bu âbidelerin uzun ihmal yıllarının izlerini silmekte olduğunu ve Demokrat Partinin yapıcılık ve yaratıcılık kudretinin bir ifadesini teşkil ettiğini belirtmiştir. Belediye reisi bu müsbet ve verimli eserleri inkâra kalkanların en büyük hataya düştüklerini kaydettikten sonra şöyle demiştir:
«Muhtelif istikametlerden gelen muhalefet esintilerine rağmen Türk milletinin refah ve saadeti uğruna bugün takip etmekte oldukları rotadan zer^rece inhiraf etmeksizin iierliyen büyüklerimize belde adına minnet ve şükranlarımızı arzediyorum.»
Merasimde son konuşmayı Ssnayi Vekili Samed Ağaoğlu yapmıştır. Samed Ağaoğlu bu konuşmasında demiştir
ki: «Son bîr sene içinde İzmite gelişlerimiz sıklaştı, gâh yeni temel atmalar için, gâh atılmış temellerde yükselen eserlerin milletin hizmetine girişini tesid için... Bugün de kısa bir zamanda ikmal edilen boru fabrikasını hizmete açıyoruz ve 4 üncü kâğıt fabrikamızın temelini atıyoruz. 3u yeni tesislerden bir tanesi madenî bir insanın sıhhati bakımından lüzumlu en ehemmiyetli bir unsurun temini demektir.. Diğeri ise Türk milletinin fikri mesaisinin vasıtası demektir. Bu başarıdan dolayı İzmitliler, sizleri tebrik ederim.
Size şimdi bir liste okuyacağım. Bu liste önümüzdeki şu iki üç ay içinde atılacak temellerin ve yapılacak resmi küşatlarm ancak bir kısmını ihtiva etmektedir. Bu da gösterir ki Türk milleti artık durdurulması imkânsız bir hızla kendisine lâyık olan medeniyet seviyesine doğru koşmakta ve ona bir an evvel ulaşmak için her tür lü fedakârlığı göze almış bulunmaktadır.
Bahsettiğim liste şudur:
Zonguldakta, bir lavvarla liman tesisleri tamamlanmıştır, açılışını bekliyoruz. Yurdun bir diğer köşesinde, Murgulda bir asit fabrikası keza ikmal edilmiştir, açılısı yapılacaktır. Somada büyük bir elektrik santrali faaliyete geçmek üzeredir. Mudanyada bir jüt fabrikasının temeli atılacaktır. Adana, Kastamonu, Çankırı şeker fabrikaları merasimi bizi bekliyor. Bolu ve Artvin de sunî kereste fabrikaları temel atma merasimi için hazırdır. Bu kadar da değil.. Buluda yeni briket fabrikası, 2onguldakta yüksek fırın, yine Zonguldakta büyük haddehane sıradadır. Antalyada Kebez santralinin temel atma merasimi yakında yapılacaktır.
Bunlardan başka Eskişehirde, Maraşta, Aydında yeni mensucat fabrikaları da bu listede yer almış bulunmaktadır.
Şu kısa blânço da gösteriyor ki Türk milleti büyük bir değişme içindedir ve sınaî bir cemiyet olma yolundadır. Türk milleti kendisine lâyık bir medeniyet seviyesine ulaşıyor. Ne mutlu Türküm diyen büyük Atatürkün kendi ilhamını kendisinden sonra gelenlerin ve ona lâyık şekilde çalıştığını isbat eden Demokrat Partinin tahakkuk ettirmekte olması, Demokrat Partinin başında ve onun safında bulunanlarm göğüslerini haklı bir iftiharla elbette kabartacaktır.»
Samed Ağaoğlu Türk milletine daha müreffeh daha mesud, daha ileri bir medeniyet seviyesi nasip etmesini niyaz ederek sözlerini sürekli alkışlar arasında bitirmiştir.
Bundan sonra Reisicumhur Celâl Bayar ve Başvekil Menderes 4 üncü kâğıt fabrikasının temeline ilk harcı sürekli alkışlar arasında koymuşlar, buradan boru fabrikasına gidilerek kordelâ kesilmek suretiyle fabrika işletmeğe açılmış ve tesisler gezilmiştir.
7 Temmuz 1957
Ankara : Dost ve müttefik İtalyan ordu mensupları ile tanışmak, askerî birlik ve müesseselerini ziyaret etmek maska diyle Korgeneral Cevdet Sunay başkanlığında beş kişilik bir askerî heyetimiz uçakla İtalyaya hareket etmiştir.
Geçen sene İtalyan E. H. U. Reisi Orgeneral Mancinelli'nin memleketimizi ve bunu takiben E.H.U. Reisimiz Orgeneral İ. Hakkı Tunaboylunun da İtalyayı ziyaretleri ile başlayan bu karşılıklı nezaket ziyaretlerinin hedefi, iki dest ve müttefik devlet orduları arasında mevcut dostluk bağlarını daha da kuvvetlendirmektir.
Bunu Türk ve İtalyan kara, hava, deniz heyetlerinin karşılıklı ziyaretleri takip edecektir.
Heyet İtalyada bir hafta kalacaktır,
8 Temmuz 1957
Ankara :
Meskensiz vatandaşları ucuz menken sahibi etmek ve bir takım zaruretler karşısında hazine arsaları üzerinde kaçak olarak yapılan gecekondu sahiplerini sıhhi evlere kavuşturmak ve yaptıkları bu gecekondu arsalarını kendilerine vermek üzere 1953 senesinde çıkarılan 6188 sayılı kanun tatbikatı bir çok vilâyetlerimizde yerine getirilmekte ise de büyük şehirlerimizde bugüne kadar bu kanun tatbikatına başlanamamıştır.
Ankarada belediye sınırları içerisinde bu gibi yapılmış 70 bin gecekonduda 150 bin nüfusu alâkadar eden bu kanun tatbikatına başlanmak üzeredir. Bu hususta kendisi ile görüştüğümüz Ankara Belediye Reisi Orhan Eren aşağıdaki izahatı vermiştir:
«Şehrin muhtelif yerlerine dağılmış bulunan gecekonduda oturan vatandaşları bir an evvel huzura kavuşturmak ve kendilerine vereceğimiz arsalarla sıhhi ev sahibi etmek için 6188 sayılı kanun gereğince çalışmalarımıza başlamış bulunuyoruz. Bu suretle cehrin imar plânını da tam mânasiyle tatbik etmek iskân sahası dışında yapılmış evleri yıkarak buralarını yeşil sahalara inkılâp etmek imkânı hâsıl olacaktır. Yapılan geniş imar hareketleri ile her geçen gün güzelleşen Ankaramızı çirkinleştiren bu manzara da ortadan kalkmış olacaktır.
İmar ve iskân sahası dışında olan ve yıkılması icap eden gecekondu saiplerinin mutazarrır olmaması için Emlâk Kredi Bankası ile müştereken muhtelif semtlerde ucuz faizli ve uzım vadeli sıhhî apartman daireleri inşasına başlanmış bulunmaktadır, Beş bin daireyi havi blok apartmanlar yapılan bir programla kısa zamanda tamamlanmış olacaktır. Ayrıca gene bu sahalarda oturup ' ta kendisi ev yaptırmak isteyenlere bu kanun gereğince tahsis edilecek arsalardan verilecek ve Emlâk Bankasından uzun vadeli az faizli kredi temin edilecektir. İskân ve imar sahası içinde yapılan gecekondu sahalarında parsellenerek bu saha üzerinde oturan vatandaşlara verilmesi takarrür etmiş bulunmaktadır.
Buna göre, Belediye Meclisimiz haziran dönemi son toplantısında aldığı karar gereğince Altındağ, Telsizler, Aktepe, Toklu, Gümüşdere, Etlik, Yenidoğan ve Aktaşta hazineye ait arsalar 6188 sayılı kanun gereğince hazineden vergi kıymeti üzerinden devir alınacak ve bu mmtakalarm su elektrik, yol ve kanalizasyonu yapıldıktan sonra çıkan maliyet bedeli üzerinden bu vatandaşlara faizsiz ve 10 senede müsavi taksitlerde ödenmek üzere verilecektir.
Gecekonduların kesif bulunduğu bu sahalarda esasen belediye hizmetlerinin çoğu yerine getirilmiş bulunmaktadır. Parselesyon işlerinin çoğu yapılmıştır. Bu sebeple arsaların hazineden devri yapıldıktan hemen sonra tapularının verilmesine başlanacaktır. Hattâ bunların büyük bir kısmının tapuları dahi hazırlanmış bulunmaktadır.
Tapuları kendilerine veriien arsa sahipleri de evlerini yeni parselasyon plânına göre yapmağa başlayacaklar ve kendilerine gerekli yardımlar yapılacaktır.
Bu şekilde kanunun istihdaf ettiği gaye sağlanmış olacağı gibi 70 bin ailenin ki bu 150 bin nüfusu bulmaktadır. Büyük endişesi ortadan kalkacak ve herkes birer mesken sahibi olacaktır. Mübarek kurban bayramında bunu hemşehrilerime müjdelemekle büyük bîr bahtiyarlık duymaktayım.
Ankara :
Kahire fuarının açılışı münasebetiyle Mısır Ticaret Nazırı Mahmut Etau Nâsırın resmî daveti üzerine, İktisat ve Ticaret Vekili Abdullah Aker'in başkanlığında bir heyetimiz bugün saat 19.15 te Ortaşark hava yollarına mensup bir uçakla Kahireye müteveccihen Ankaradan hareket etmiştir.
İktisat ve Ticaret Vekili Abdullah Aker'in başkanlığındaki heyetimiz, şu zevattan müteşekkildir:
Hariciye Vekâleti Ticaret ve Ticarî anlaşmalar Dairesi Umum Müdürü Oğuz Gökmen, İktisat ve Ticaret Vekâleti Dış Ticaret Dairesi Reisi Süleyman Çeşmebaşı, Ticaret ve Sanayi Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Başkanı ve İş Bankası Umum Müdürü Üzeyir Avunduk ve İktisat ve Ticaret Vekâleti Hususî Kalem Müdürü Hilmi Ertan.
Yalova :
Hususî surette memleketimizde ikamet etmekte olan kardeş ve müttefik Irak kralı Majeste İkinci Faysal ile Veliaht Altes Emir Abdülillah, bugün Umur mctörü ile İstanbuldan Yalovaya gelerek Reisicumhurumuz Celâl Bayan ziyaret etmişlerdir.
Başvekil Adnan Menderes de beraberinde Dahiliye Vekili Dr. Namık Gedik, Büyük Millet Meclisi Reis Vekillerinden İhsan Baç, Hariciye Vekâleti Umumî Kâtibi Büyük Elçi Melih Esenbel, Adliye Vekâleti Müsteşarı Hadi Tan, Başvekâlet Hususî Kalem Müdürü Muzaffer Ersü olduğu halde iki kardeş ve müttefik devlet reisine mülâki olmak üzere Yalovaya gelmiştir.
Irak Kralı Majeste Faysal, Reisicumhur Celâl Bayar, Veliaht Altes Emir Abdülillah ve Başvekil Adnan Menderes öğle yemeğini birlikte yemişlerdir. Çok samimî bir dostluk havası içinde cereyan eden bu yemekte ayrıca majeste Irak Kralına refakat etmekte olanSaray Nazırı Tahsin Kadri Paşa ile Irakm Anlcara Büyük Elçisi ekselans Necip El Ravî ve Bağdat Büyük Elçimiz Behçet Türkmen ve Riysseticumhur erkânı da hazır bulunmuştur.
Reisicumhurumuz ve Başvekilimiz saat 16 da Irak Kralı Majeste 2 nci Faysal ile Veliaht Altes Emir Abdülilâhı Yalova iskelesine kadar teşyi etmişlerdir.
Gerek kaplıcalarda gerekse Yalova iskelesindeki vatandaş toplulukları iki kardeş müttefik devlet reisini hararetle alkışlamışlar ve sevgi tezahüratında bulunmuşlardır.
11 Temmuz 1957
Erzurum :
Millî Müdafaa Vekâleti Erzurum Temsil Bürosundan bildirilmiştir: Birinci Dünya Harbi ve ondan evvelki savaşlarda Sarıkamış ve Kars cephelerinde memleketin istiklâli ve hürriyeti uğrunda kanlarını dökerek canlarını veren mübarek şehitlerimizin hatıralarını ebedileştirmek üzere Sarıkamış'da Şehitler Abidesi dikilmiştir.
18'nci Kolordu tarafından yaptırılan bu şehitler âbidesi, aziz şehitlerimizin ulviyetine ve hâtırasına lâyık bir şekilde meydana getirilmiştir.
Sarıkamış şehitler âbidesinin açılış merasiminde Kars valisi, 18'nci Kolordu kumandanı, 3'üncü Ordu Kurmay Başkanı, 9'uncu Tümen Kumandanı, Kars ve Sarıkamış belediye reisleri ile kalabalık bir halk topluluğu hazır bulunmuştur.
Ankara :
Amerika Birleşik Devletlerinin istiklâlinin yıldönümü münasebetiyle Başvekil Adnan Menderes ile Amerika Bir leşik Devletleri Hariciye Nazırı John Foster Dulles arasında aşağıdaki telgraflar teati edilmiştir:
Sayın John Foster Dulles Birleşik Devletler Hariciye Nazırı Washington
Birleşik Amerika Devletlerinin istiklâlinin yıldönümü münasebetiyle, sarsılmaz dostluk ve ittifak rabıtalanyla bağlı bulunduğumuz Amerikan milletinin refah ve saadetinin devamı için en iyi temennilerimi zatı devletlerine bildirmekle büyük bir haz duymaktayım.
Bu vesile ile, müştereken tebcil ettiğimiz ulvî ve menfaatten ârî gayelerin tahakkuku uğrunda Türk milletinin Amerika milletiyle elele çalışmak hususundaki kat'î azmini bir defa daha teyid etmek isterim. Adnan Menderes Sayın Adnan Menderes Başvekil Ankara
Birleşik Devletlerin istiklâlinin yıldönümü münasebetiyle göndermiş olduğunuz lütüfkâr mesaj dolayısiyle son derece minnettarım. Zatı devletlerine ve Türk milletine en sıcak dostluk hislerimi sunmak ve Amerika Birleşik Devletlerinin sulh uğrunda Türkiye ile sıkı işbirliğine devam etmek hususundaki azmini teyid etmekle büyük bir haz duymaktayım.
Birleşik Devletler Hariciye Nazırı John Foster Dulles
12 Temmuz 1957
Ankara :
İller Bankasından aldığımız malûmata göre, 105 şehir ve kasabamızın halihazır haritalarının tanzimi işi cem'an 3.173.610 lira keşif bedeli üzerinden bankaca ihaleye çıkarılmıştır.
Bu şehir ve kasabalarımız şunlardır:
Ceyhan, Kütahya, Karaman, Mersin, Amasya, Mahremkolu, Yeşildağ, Sürgü, Erkenek, Tut, Yahşiyan, Sulakyurt, Delice, Sincanköy, Akçakoca, Yığılca, İsabey, Denizler, Çat, Hunut, İslâmköy, Yenişar, Senir, Çarıksaraylar, Kılınç, Geresin, Mimarsinan, Şefaatli, Boşkırı, Dere, Elmasun, sıra, Almus, Karakaya, Göynücek, Balkanda, Höyük, Karasinar, Gafferiyat, Selendi, Menye, Bakır, Başkale, Mus, Halfeti, Kaymaklı, Kızılcaköy, Cepni, Gölköy, îpsile, Çatalzeythv Yapraklı, Armutlu (Bursa), Biga, Bczkurt, Bayır, Çilmi, Çan, Çıtak, Kiralan, Çanakkale, Eşme, Gediz, Horsunlu, Honas, İnceler, Kurşunlu, Kızılca, Keşan, Kocaeli, Karayakup, Muğla, Akseki, Sanoğlan, Söğütlü, Sungurlu, Üskübü, Yeniceköy, Yatağan (Denizli), Yenice (İsparta), Silivri, Ezine, Bulgaz, Kızılbahçe, Hacılar Adana), Ahmetbey, Taraklı, Atça, Namrunkale, Selçuk ve Meryemana, Çobanlar, Büyükmandirağ, Emet, Erzin, Çankırı, Kızılviran. Yenidoğan, Beylikahır, Derecine, Gemlik, Evciler, Kaman, Demirtaş, Armutova, Bekilli.
Ayrıca, Baykan, Beytüşşebap, Derik, Eskil, Hakkâri, Karlıova, Kaş, Pervari, Pertek, Solhan, Sarıhanlı, Şemdinli, Tekman, Ula kasabalarının imar plânlarının yaptırılması işinin eksiltmeye konulmasına da karar verilmiştir.
İstanbul :
Maarif Vekili Tevfik İleri, bugün saat 12.30'da İstanbul Maarif Müdürlüğünde gazetecilerle hasbıhalde bulunmuş ve sorulan muhtelif sualleri cevaplandırmıştır.
Konuşmasına, Atatürk üniversitesine temasla başlayan Maarif Vekili, demiştir ki:
«Geçen Haziran ayı içinde Atatürk üniversitesine ait kanun Büyük Millet Meclisinden çıkmış bulunuyor. 4 Temmuzda da 8 milyon liralık ilk kısım inşaatın ihalesi yapıldı. Böylece Kanunun kabulü ve inşaatın ihalesi ile Atatürk üniversitesi bütün şümulü ile tahakkuk safhasına girmiş bulunmaktadır. Memleketimiz için ve bilhassa doğu illerimiz için çok hayırlı olan bu müessesenin temel atma merasimini, Erzurum kongresinin aktediîmiş olduğu 25 Temmuz günü yapmak kararındayız. Erzurum'da kurulacak olan Atatürk üniversitesi fikri, bilindiği gibi, ilk olarak Atatürk tarafından ortaya atılmıştır. Aradan uzun seneler geçmiş olmasına rağmen 1950 yılına kadar bu mevzu üzerinde durulmamıştır. 1950'den itibaren bu çok mühim mesele üzerinde duran hükümetimiz, mevcut üniversitelerimizle teşriki mesai etmek ve Amerika'nın Nebraska üniversitesinin de yardımlarını sağlamak suretiyle işi bugünkü noktaya getirmiştir. Böylece büyük Atatürk'ün ilk işareti, bir bakıma bir vasiyeti daha tahakkuk etmiş bulunmaktadır.
23 Temmuz günü atılacak temel, Türk milleti için çok hayırlı olacağı gibi aziz atamızın ruhunu da şad etmiş olacaktır.»
Tevfik iteri müteakiben lise ve orta okullardaki ikmal imtihanları mevzuuna da temas ederek, bu mevzuda alın mış olan yeni ve mühim bir karardan bahsederek şu izahatı vermiştir:
«Vekâletimiz bundan evvel lise bitirme imtihanları hakkında bir karar almıştı. Bu kararımızda lise bitirme imtihanına giren gençler, hangi derslerden muvaffak olmamışlarsa, sadece o derslerden diğer imtihan dönemlerinde imtihana girmek hakkını kazanmışlardı. Bugün ikinci bir problem kar şısmda bulunuyoruz: Ortaokul ve liselerin kanaat noktalarıyla geçilen ara sınıflarında. 3 dersten muvaffak olamıyanlar ikmale kalmakta, 3'den fazla dersten muvaffak olamıyanlar ise doğrudan doğruya sınıfta dönmektedirler. Bu şekilde doğrudan doğruya sınıfta kalanların sayısı ortalama, talebe sayısının 1/4'ü ile 1/3'ü arasındadır. Bu, oldukça büyük bir rakamdır. Bu itibarla çocuklarımızın yaz aylarında çalışmalarını temin etmek suretiyle 3 den fazla dersten muvaffak olamıyanların da bütünleme imtihanı hakkına sahip olmalarını uygun ve faydalı bulmaktayız. Ümit ediyorum ki, bu hususa ait kararı da yakında ilân etmek imkânını bulacağız. Bu takdirde bu kararın tatbikine derhal başlanacaktır.»
İstanbul'daki ilkokul binaları ile diğer okul binaları hakkında Maarif Vekili şunları söylemiştir; «İstanbul'da 9 ilkokul binası 1956 bütçesiyle ihale edilmiştir ve halen inşa halindedir. Önü. müzdeki ders yılı tedrisatına yetiştirilecektir. Bunlar onar sınıflı ilkokullardır. Ayrıca 1957 yılında 8 ilkokul binası daha ihale edilmiştir. Bunlardan 4'ü onar dershaneli, diğer 4'ü de 15'er ders hanelidir. Bu okulların da tamamlanmasiyle İstanbul'da ilk öğretim sıkıntısı bir hayli hafiflemiş olacaktır.
Bu arada İstanbul vilâyetine ait ilkokul inşaatına dair bir iki rakam vermek yerinde olur. 1923 yılından 1950 yılma kadar İstanbul şehrinde inşa edilmiş olan okul sayısı 40'dır.
1950'den içinde bulunduğumuz 1957 yılma kadar inşa edilmekte bulunan okullarla birlikte yapılan okul sayısı 69'dur. Bu iki rakam İstanbul vilâyetinde ilk öğretim için sarfedilen gayreti beliğ bir surette ifade eder. Ben bu sözleri söylerken, İstanbul vilâyetinin göstermiş olduğu büyük gayrete de aynı zamanda teşekkür etmiş bulunuyorum. Bu arada, şu rakamları da vermek faydalıdır:
325 okulumuzda normal öğretim, 161 okulda çift öğretim yapılmakta ve sadece iki okulda 4'Iü Öğretim tatbik edilmektedir. Bu okullardan biri Bakırkoyde, diğeri Fatihtedir. İnşa halinde olan okulların hitamında 4'lü öğretim diye bir şey kalmıyacaktır.
İmar hareketleri dolayısiyle iki veya üç ilkokulumuzun bertaraf edilmesi bahis mevzuudur. Bunların yerine yeni ilkokullar yaptırılması kararlaştırılmıştır. Tophane Sanat Enstitüsünün yıkılması kat'ileşmiştir. Fakat yıkılmadan evvel bu müessesemizi yerleştirecek binayı bulacağız. Araştırmalar yapmaktayız. Bu tedbirlerimiz, muvakkat bir tedbirdir. Asıl tedbir, sadece Tophane Sanat Enstitüsünü değil, umumiyetle sanat enstitülerine elan ihtiyaç dolayısiyle, İstanbul'da çok büyük ve modern iki sanat enstitüsü binası inşa etmek olacaktır. Bunlardan birini Yıldız'da Teknik Okul yanında yapmak kararındayız ve hazirlıklariyle meşgulüz. Atatük Kız Lisesinin tedrisat yapacağı yeni bir lise binası yapmak da kararlarımız arasındadır. O tahakkuk edince bu lisemizin işgal etmekte olduğu bina Güzel Sanatlar Akademisine terkedilecek ve akademinin sıkıntısı bertaraf edilmiş olacaktır.»
Maarif Vekili Tevfik İleri, bundan son ra yatılı liselere Anadolu'dan gelen müracaatları karşılamanın iki yolu olduğunu, bunlardan birisinin liseleri çoğaltmak ve tevsi etmek, diğerinin ise Anadolu'daki lise sayılarını arttırmak olacağını söylemiş ve demiştir ki:
«Çocuklarımızı kendi memleketlerinde okutmak için İstanbuldaki müesseselerimizi çoğaltmak ve tevsi etmekle beraber Anadolunun muhtelif yerlerinde pek çok lise açmış bulunmaktayız. 1950 yılında 300 kadar olan ortackul ve lise sayısı bugün 60ö'e varmıştır. Bu da gayretlerimizin bir ifadesidir. Şunu memnuniyetle kaydedeyim ki, tir çok nahiyelerimiz ortaokul istemekte ve ortaokula kavuşmaktadır. Bunun gibi büyük kazalarımız lise istemekte ve imkânlarımız nispetinde bu isteklerine cevap verilmektedir. Halen Bingöl, Hakkari ve Tunceli'den başka bütün vilâyetlerimiz liseye kavuşacaktır. Bütün fcu tedbirler şüphesiz İstanbul'un yükünü hafifletecek tedbirlerdir.»
Yatılı ücretleri üzerinde alınmış bir karar olmadığını ücretlerin arttınlmamasmm gaye olduğuna işaret eden Maarif Vekili, ilköğretim okullarının çoğaltılmakla olduğunu, her sene yenilerinin açıl. lığını ve böylece iıkckul öğretmeni ihtiyacının normal şekilde karşılanmak üzere bulunduğunu söylemiş ve devamla demiştir ki:
«Bugün asıl müşkülâtı, lise öğretmeni bulma mevzuunda görmekteyiz. Geçen gün Çapa Öğretmen Okulunda da soy lediğim gibi ilk öğretmen okullarından mezun olan gençlerimiz arasında bir seçme yaparak bir kısmına yeni bir hüviyet vermeği düşündüğümüz yüksek muallim mektebinde tahsil yapma imkânlarını sağlamak suretiyle liselerimiz için iyi vasıflı ve çok sayıda öğretmen yetiştirmek mevzuu üzerinde çalışmaktayız. Tevîik lieri, Güzel Sanatlar Akademisine yeni bir hüviyet verecek olan tasarısının hazırlanmış olduğunu, kitap sisteminde hiç bir değişiklik bahis mev zuu olmadığını, deneme okullarından bilhassa Atatürk Kız Lisesindeki tecrübelerden fevkalâde neticeler alındığını, bu neticelerin bütün okullara teşmil edilecek kemale henüz gelmemiş olduğunu, fakat gayenin buralarda elde edilen neticeleri zamanla diğer müesseselere yaymak olduğunu, çocukları ve gençleri zararlı her nevi neşriyattan korumak üzere yeni bir kanun tasarısı hazırlandığını, bunun kanuniyet kesbetmesiyle bu meselenin esaslı surette ele alınacağını, okul araçları için yakında büyük miktarda döviz tahsisi yapılacağını ve bol miktarda okul araçlarının getirileceğini söylemiş ve dinî tedrisat mevzuunda da demiştir ki:
«Biliyorsunuz, evvelâ ilkokullarımıza, tilâhare ortaokullarımıza din dersini koyduk. Çocuklarına din dersi verilmesi istemiyen velilerin çocukları hariç, diğerleri için bu ders diğer dersler gici necburî ve nota tâbidir. Şimdiki halde ortaokul!armuzdaki din derslerinin \erimli bir şekilde okunulmasına çalışmaktayız. Bu hususta umumi olarak söyiiyeb ileceğim şudur : «Müslüman Türk çocuğuna islâmiyeti bütünü ile \ e en doğru şekilde öğretmek vazifemizdir ve faydalıdır.»
Ankara :
Her sens olduğu gibi su sene de İtalya'da Türkiye, İngiltere, Fransa, İspanya, Yunanistan ve İtalya hava kuvvetlerine mensup ekiplerin iştiraki ile 411 Temmuz tarihleri akrotimi gos tenleri yapılmış ve bu gösterilerde Türk Hava Kuvvetleri ekibi büyük basarı saklayarak geniş takdir toplamıştır.
Bu gösteride hazır bulunan Hava Kuvvetleri Kumandanı Orgeneral Fevzi Uçan er ve maiyeti erkânı yurda avdet etmiştir.
6 Te nmuz günü yapılan bu büyük gösteride Türkiye, İtalya, İngiltere, İspanya, Fransa ve Yunanistan ekipleri akn.tim ve muhtelif akrobasi gösterilerinde bulunmuşlar, bu arada Türk Osman Coşkun'un liderliğindeki «Uçan Türk» akrotiminin fevkalâde munta zam ve heyecanlı uçuşları davetliler tarafından büyük tezahürata vesile olmuş ve yüksek rütbeli subayların takdir ve sempatilerini toplıyarak uzun uzun alkışlanmıştır.
Şeref tribününde yer almış bulunan Hava Kuvvetleri Kumandanı Fevzi Uçaner'e Türk ekibinin bu başarısından dolayı muhtelif milletlere mensup yüksek rütbeli subaylar takdirlerini ifade etmişlerdir. Aynı günün akşamı Milano Belediye Reisi tarafından misafir heyetler şerefine verilen kokteyl partide Türk akrotimi lideri yüzbaşı Osman Coşkun, İtalyan Hava Kuvvetleri Kumandanı tarafından kucaklanmak suretiyle tekrar tebrik edilmiş ve pilotlarımız da başarılarından dolayı birer madalya ve şiltle taltif olunmuştur.
F84 G tipi uçaklarla gösterilere iştirak eden Türk ekibi' yüzbaşı Osman Coşkun (lider), Yüzb. Şeref Uğur, Yzb. Aydın Kireşçioğlu, Üsteğmen Necdet Tekdemir, üsteğmen Necati Artan ve astsubay Başçavuş İhsan tjzakmandan müteşekkil idi.
Ankara :
Beynelmilel «MedikoSosyal Kongresi ile», «Kndüstri Hekimleri kongresi» ne katılmak üzere Finlandiya'ya gitmiş bulunan Çalışma Vekâleti İşçi Sigortaları Kurumu Umum Müdürü İlhan Altan, Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Cemal Kiper ve delegasyonumuza dahil diğer zevat yurda avdet etmişlerdir.
İşçi Sigortaları Kurumu Umum Müdürü İlhan Altan, dünya çapında bir ehemmiyet taşıyan işçi sağlığı ile ilgili bu kongrelerin mahiyeti ve delegasyonumuzun faaliyet ve tetkikleri hakkında şu izahatı vermiştir:
«Helsinki'de iki kongre arka arkaya toplandı. Bunlardan biri MedikoSosyal Komitesi kongresi, diğeri de Endüsteri Hekimleri toplantısı idi.
Toplantının mevzuunu hastalık sigortası teşkil ediyordu. Kongreye iki rapor sunulmuştu. Evvelâ bu raporlar açıklandı ve münakaşaları yapıldı. Bundan sonra bir çok delegeler bu sigorta kolunun kendi memleketlerindeki tatbik şekillerini anlattılar. Hastalık sigortası hemen hemen her mem lekette açık verdiği için bunun sebepleri ve açıkların kapatılması çareleri üzerinde de duruldu.
Delegasyonumuz da, hastalık sigortasının memleketimizdeki tatbik şekline ait usulleri ve açığın hangi yollardan ve ne şekilde kapatılması cihetine gidildiğini, son defa kanunlarda yapılan değişikliklerle yeniden sağlanan menfaatleri izah «etti. Bu mevzuda yapılan müzakereler bize, hastalık sigortası tatbikatının temin ettiği menfaatler bakımından diğer memleketlerden geri olmadığımızı, bilâkis tıbbî yardım, ilâç temini, sun'î âza ve ödenek gibi hususlarda onlardan daha ileri menfaatler sağladığımızı müşahede etmek fırsatını verdi.
Sigortalılara tanınan hakların her memlekette aynı olması, yani hastalık sigortası tatbikatının bir nevi standart hale getirilmesi kongrenin tavsiyeleri arasında, yer aldı.
Ayrıca maluliyet baremlerinin birleştirilmesi ve beynelmilel standart bir hale getirilmesi hakkında tâli komitenin hazırlamış olduğu rapor okundu ve neticenin ilerde İngiltere'de toplanacak olan kongreye sunulmasına ve o zamana kadar tâli komitenin bu mevzuda yeniden tetkikler yapmasına karar verildi.
Beynelmilel endüstri hâkimleri 12'nci kongresi ise 1 Temmuzda başlayıp 7 Temmuza kadar devam etti. Bu kongreye 50 kadar devlet iştirak etmişti. Delege sayısı 1.200 idi. Ayrıca 300 kadar da müşahit ve vazifeli vardı. Böylece kongre 1.500 kişinin iştirak ettiği büyük bir toplantı idi. Bu kadar kalabalık bir kongre belki ilk defa yapılıyordu. Bu sahada isim yapmış ve dünyaca tanınmış bir çok hekim otoriteler de delegeler arasında idi.
Bu da gösteriyordu ki dünya, endüstri hekimliğine çok ehemmiyet veriyor ve bu gibi kongrelerden çok şeyler bekliyordu.
Bu toplantıda 300 kadar hatip konuştu ve tabiatiyle bir o kadar tebliğde bulunuldu. Bu telbiğler uzun tecrübelerin mahsulü ve laboratuvar çalışmalarının neticeleri idi.
Tebliğlerin hepsi de çok istifadeli olmakla beraber içlerinde enteresan mev zuları ihtiva edenler de vardı. Bunlardan birkaç tanesini sayalım: Gürültünün çalışma üzerindeki menfî tesirleri ve bunu önlemek için alınması gereken tedbirler, ışığın renk ve tonunun çalışma ve tabiatiyle randıman almadaki tesirleri, yani gerek kazaları önlemek, gerekse azam verim temin etmek için sanayiin hangi kollarında ne gibi ışıklar kullanılmalı ve bunların aydınlık derecesi ne olmalıdır?
Hülâsa bu kongre çok faydalı ve verimli olmuştur. Sıhhî ve ekonomik fay daları bir tarafa, sigorta meseleleri yönünden de büyük istifadeler sağlamıştır. Bilhassa iş kazaları ve meslek hastalıkları bakımından...
Kongre münasebetiyle ayrıcabir de sergi açılmıştı. Bu sergide endüstri hekimliğinde kullanılan bir çok aletler teşhir ediliyordu. Toz sayma ve fabrika havasından numune alma âletleri, ilk yardım tıbbî malzemesi, işçileri kazalardan koruyacak malzeme ve giyecek eşyası, rehabilitasyon merkezinde sakat işçiler tarafından yapılan çeşitli el işleri, endüstri fizyolojisinde lâboratuvar malzemesi vesaire bunlar meyamndadır.
Finlandiya'da ayrıca, plânları ve iç dekorasyonu dünyaca tanınmış Finlandiya'lı bir mimar tarafından yapılan medorn bir binaya yerleştirilmiş ihtiyarlık ve maluliyet sigortasını da gezdik, bir de işçi sağlığı enstitüsünü ziyaret ettik. Burada işçilerin fizik ve ruh kapasitelerinin ölçülmesi, işe girmeden evvel ve işe girdikten sonra tıbbî muayeneler, iş kazaları ve meslek hastalıklarından korunulması hususunda alınacak tedbirlere ait ilmî araştırmalar, iş kazası veya meslek hastalığı neticesi husule gelen arızaların tedavisi yapümaktadıf. Burası aynı zamanda rehabilitasyon merkezi vazifesini de görmektedir.
Fabrikalar ve işyerleri buraya müracaat ederek, fabrikalarında meslek hastalıkları ve iş kazaları hakkında tetkikat yapılmasını talep ediyorlar. Bu incelemeler yapıldıktan sonra işyerleri cüz'î bir meblağ Ödüyorlar.
Bu enstitü, meslekî tıbbî fondasyonun murakabe ve himayesi altındadır. Bu fondasyonun vazifesi, tıbbî araştırmalar yapmak, işçilerin sağlık eğitimini temin etmek, doğrudan doğruya işyerlerinde incelemeler yaparak iş kazalarını ve meslek hastalıklarını önleyici tedbirler ittihaz etmek, gençlere seçecekleri iş mesleğinde rehberlikte bulunmaktadır.
Bu teşekkül Rockfeller vesair beynelmilel fondasyonlardan da malî yardım görmektedir. İşçi sağlığı bakımından çok faydalı olduğuna kanaat getirdiğimiz böyle bir müessesenin mem lekelimizde de teşekkülünü arzu ve ümit etmekteyiz.
1.500 kişinin iştirak ettiği bu kongre iyi organize edilmişti. Burada her iki toplantıyı organize eden işçi sağlığı enstitüsünün direktörlüğünü de yapan Prof. Leo Noro'nun ismini yad etmek yerinde olur. Finliler çok misafirperver insanlar. Bilhassa biz Türklere karşı büyük sempatileri var. Bunda Asyadan gelme kardeşliğin tesiri olduğu muhakkaktır. Son zamanlarda giriştiğimiz gelişme ve ilerleme hamlelerimizi de yakından takip ediyorlar ve takdir hislerini de gizlemiyorlar.
Bu gibi kongrelerin bir çok faydalar sağladığını belirtmek yerinde olur. Biz bilgi ve görgü dağarcığımıza bir çok şeyler daha ilâve etmek imkânını bulduk. Ayyıldızh bayrağımız da kongrenin yapıldığı binanın önünde bir çok milletlerin bayrakları arasında dalgalanıyordu.»
İstanbul :
Yılın ilk yarısında Türkiyede 1281 adet fikir ve sanat eserinin basılıp derlendiği Maarif Vekâleti Basma Yazı ve Fesimleri Derleme Müdürlüğünce tesbit olunmuştur. Bunlardan 839'u kitap, 442'si broşürdür. Kitap ve broşürlerden 572'si İstanbul'da, 4487'si An kara'da, 161'i yurdun başka yerlerinde basılmıştır. Eserlerin 1.083'ü telif, 198'i tercümedir.
Eserlerin konulara göre ayrılışı şöyledir:
Sosyal bilimler 441, edebiyat 276, tatbiki bilimler 228, tarihcoğrafyabiyografya 105, din ve ilahiyat 83, güzel sanatlar 39, nazarî bilimler 37, dil ve filoloji 34, genel eserler 27, felsefe ve ahlâk 11 tanedir.
Bursa :
Orhaneli kazasının iki köyünde mühim miktarda linyit damarı tesbit edil miş ve işletme ruhsatı almak üzere müracaatlar başlamıştır.
Durmu ve Karıncalar köyleri sınırları dahilinde bulunan ve ilgililer tarafından miktarı 300 bin ton bulunduğu tahmin edilen linyit madeni damarının kalınlığı 1 ilâ 2 metredir. Azamî 3 bin kalori ihtiva etmektedir. İşletme ruhsatı almak üzere Sanayi Vekâleti Bursa İrtibat Merr?urluğuna 73 kişi aynı günde müracaatta bulunduğundan kur'a usulüne başvurmak zarureti hâsıl olmuştur. Kur'alar 19 Temmuz Cuma günü çekilecek ve kazananlara işletme ruhsatı verilecektir.
Bursa :
Amerikan üniversitesine mensup 13 kız ve erkek öğrenci beraberlerinde mihmandarları bulunduğu halde Ankaradan şehrimize gelmişlerdir.
Kafile geceyi şehrimizde geçirecek, yarın, tarihî eserler, sanayi ve kültür müesseselerini tetkik edeceklerdir.
13 Temmuz 1957
İstanbul :
Kara, deniz ve hava kuvvetleri tarafından müştereken Gülhane Parkında hazırlanan Ordu Sergisi bugün saat 16 da merasimle halkın ziyaretine açılmıştır.
Merasimde, İstanbul Vali ve Belediye Reis Vekili Kemal Hadımli, Birinci Ordu Müfettişi Orgeneral Nazmi Ataç, Boğazlar ve Marmara Deniz Kolordu kumandanı Koramiral Fahri Korutürk, Belediye Ris Muavini Dr. Naili Çolpan ile diğer generaller ve amiraller, yüksek rütbeli subaylar, davetliler, basın mensupları ve kalabalık bir halk topluluğu hazır bulunmuştur.
Merasime tarihî kıyafetleri labis bulunan bir süvari takımı ile bugünkü modern Türk ordusunun bir süvari takımının ve başlarında bandoları olduğu halde kara, deniz ve jandarma bölüklerinin yaptığı geçit resmi ile baş lanmış ve her üç bando müştereken İstiklâl Marşımızı çalmışlardır, Bir subay tarafından sergi hakkında yapılan konuşmayı müteakip Ordu Müfettişi Orgeneral Nazmi Ataç, serginin muhterem İstanbul halkına faydalı olması, temennisinde bulunmuş ve sergi Vali Vekili Kemal Hadımlı tarafından halkın ziyaretine açılmış ve gezilmiştir.
İkinci Cihan Harbinden sonra ordu sınıfları bünyesindeki değişiklikleri ve verilen yeni silâh ve araçları memleket halkına tanıtmak maksadiyle hazırlanmış bulunan sergide modern Türk ordusunun sahip olduğu kara, deniz ve hava sınıflarına ait en modern silâh ve araçlar teşhir edilmektedir. 10 Ağustos 1957 gününe kadar devam edecek olan sergi her gün saat 13 den saat 22'ye kadar acık bulunacak ve yine her gün saat 19 ilâ 21 arasında ordumuza ait muhtelif filmler gösterilecektir.
Serginin muhtelif pavyonlarında teşhir edilen harp malzemeleri arasında hafif ve ağır makineli tüfekler, hafif ve ağır havanlar, su tasfiye cihazları, ağır ve hafif muhtelif cins toplar, tanklar, tümen sahra hastahanesi, ameliyathane ve portatif röntgen cihazı, modern muhabere cihazları, muh telif köprü modelleri, bir jet avcı uçağı, mayın ve torpito, uçak modelleri, paraşütler, tahrip malzemesi ve dalgıç takımları bulunmaktadır.
Ankara :
Ekselans Dweight D. Eisenholver Birleşik Amerika Devletleri Reisicumhuru
Birleşik Amerika istiklâlinin yıldönümü münasebetiyle, beynelmilel adaletin ve sulhun korunması uğrunda alicenap gayretlerinden dolayı bütün hür milletlerin müşterek takdirini kazanan büyük dost ve müttefik milletin refahı ile zatı devletlerinin şahsi saadetleri hakkındaki en hararetli temennilerimi, en samimi tebriklerimle birlikte ekselanslarına arzetmeği büyük bir zevk telâkki ederim.
Birleşik Amerika istiklâlinin yıldönümü münasebetiyle ekselansları tarafından gönderilen nazikane mesajdan dolayı en halis teşekküratı takdim hususunda Birleşik Amerika milleti bana iltihak eylemektedir.
Prons Mulay El Hasan'ın veliahdlığı fiilen deruhte etmesi münasebetiyle Reisicumhurumuz tarafından Fas Sultanı Majeste Muhammed'e gönderilen tebrik mesajına verilen cevap
Ankara :
Ekselans Celâl Bayar Türkiye Reisicumhuru Oğlumuz Mulay El Hasan'ın Fas Sultanlığı veliahdlığını fiilen deruhte etmesi münasebetiyle göndermiş olduğunuz hararetli tebrikat ve samimî temenniyattan dolayı ekselansınıza teşekkür, ile mümtaz şahsiyetinizin saadeti ve Türk milletinin refah ve tealisi hususundaki temennilerimizi arz edeeriz.
14 Temmuz 1957
Ankara :
Personel sağlığını da ön plânda tutan Devlet Demiryolları Umum Müdürlüğü, personel ile aileleri efradı için prog ramladıığ dinlenme kamplarından birincisini Samsun Sahil demiryolunun 6'ncı kilometresinde açmıştır.
Açılış töreninde, tetkik seyahatinden dönmekte olan Münakalât Vekili Arif Demirer, Samsun Valisi, Belediye Reisi ile kalabalık bir davetli kitlesi hazır bulunmuş, kampı Münakalât Vekili Arif Demirer açmıştır. Ayrıza Hazar gölü, İskenderun ve Marmara kıyılarında 100 ilâ 200'er küşlik kamplar da açılacaktır.
İstanbul :
İktisadî ve sinaî kalkınmamızı gösteren «Türkiye Kalkınma Sergisi» Vali
ve Belediye Reis Vekili Kemal Hadımlı, Basın ve Yayın Umum Müdürü Halini Alyot, Amerikan Başkonsolosu ile diğer alâkalı zevat, basın mensupları ve kalabalık bir davetli kitlesinin iştirakiyle, bu akşam Gülhane parkında açılmıştır.
Büyük bir takdirle karşılanan sergide, ilgililer Türkiye kalkınma hareketleri ve 10 yıllık TürkAmerikan işbirliğinin son. vaziyetini renkli film ve panolarla davetlilere gösterip izah etmişlerdir.
15 Temmuz 1957
İstanbul :
Çalışma Vekili Mümtaz Tarhan'ın İşçi Sigortaları Kurumu Süreyya Paşa İşçi Sanatoryomunu açış nutku:
«Muhterem arkadaşlar,
İnsanlık fikri medeniyetin ışığı içinde gelişmiş, büyümüş, bu suretle birbirlerini sevmek hassası da çeşitli inkişaflarla bugünkü ulvî mertebesini bulmuştur.
İnsana kıymet veren milletler ayakta, dimdik ve daima şahsiyetli bir hüviyet halinde görünmüşlerdir.
Biz, Türk olarak ve insan olarak karşılıklı yardımı, imdada koşmayı, kendimizi beğendirmek için değil, bu hasletleri benliğimizin ayrılmaz bir parçası telâkki ettiğimiz içindir ki benimsemiş bulunuyoruz.
Bu sözlerim, Allah'ın rahmetine kavuşmuş bir değerin, bir hamiyet güneşinin, Süreyya İlmen'in temiz adını ve onun namına dikilen bu muazzam eser dolayısiyle onun, yerinde yapılmış bir bağışını dile getirmek içindir.
Süreyya Paşa merhum, elbette bir servete malikti. İdaresinde binlerce îşçi çalıştırıyordu. İşçilerin emeği, onun temiz hüsnüniyetiyle kolkola yürümekte idi. Onların dertleri, kederleri, sevinç ve ıstırapları Paşaya maloîmuştur.
Sağlıklarını medenî bir düzen altında kontrol ettirmek, tedavilerini asrın icaplarına uyarak temin edecek bir
sanatcryom vücuda getirmek şartiyle bu geniş ve kıymetli araziyi İşçi Sigortaları Kurumuna bağışladı. Sebep, en samimî bir arzu ile birleşti ve netice böyle bir eser doğurdu.
Süreyya İlmeni yüzbinleri aşan merd ve temiz işçi kitlesinin minnet ve rahmet duygularından örülmüş bir hâle ile burada kalbimizde ve idrakimizde bir kere daha sararken, bu eseri kurma hususundaki hizmet sererini kendisinde toplayan o zamanın Çalışma Vekili ve şimdi Maliye Vekili bulunan kıymetli vatan çocuğu ve mümtaz dev let adamı arkadaşım Hasan Polatkan'ı burada kendi eserleri önünde minnetle ve saygı ile selâmlarım.
Muhterem arkadaşlarım, cömertlik bütün faziletlerin tohumudur. Cömert adam vazifelerini ihmal etmeden kendi haklarından bir kısmını kayıtsız ve şartsız bırakır. Böyle bir adam hem hayırhah, hem merhametli ve hem de şefkatlidir.
Wolter, cömertliği «insanı kendi menfaatlerini başkalarına feda etmeğe sev keden bir bağdır» diye tarif eder.
Cömertlik hiç bir hesap ve kitap tutmadan, hattâ imkânlarımızı bile aşacak bir şekilde hareket etmek duygusu ile yaptığımız bağışlarla kendini gösterir.
Bağışlar çınar haşmeti ve vekârı gibidir. Gölgesinde barınanların dua ve şükranları, onun dallarında birer hidayet nuru halinde kandil kandil yanar, bazı kimseler yaradılışta hayranlığa lâyık bir hassasiyete maliktirler. Bazıları ise iradeli bir terbiye ve adalet vazifesinin geniş bi şekilde tesiri sayesinde ahlâkın en yüksek mertebesine ulaşmışlardır.
Büyük Türk topluluğu içinde bu vasıfta insanlar çok değildir. Süreyya İlmen de bunlardan biridir.
Güneş doğunca kış kırağılarının erimesi gibi, sevgi, alâka ve yardım hislerimizin sıcaklığı ile hayatın bir çok insanların üzerlerine binip topladığı hüzünleri dağıtıp gidermek kabil olur.
Bu müessesenin bacasından hayat ve sağlık dumanı tüttükce Süreyya Paşanın bağışı bir menkibe halinde ve yüreklerde ve idrakte bir âyet gibi tertemiz kalacak ve yaşayacaktır.
Payidar olan şey, eserdir ve o eserin harcına sinmiş olan iyi nam'dır.
Dedelerimizin psikolojik sezişlerine dik kat edersek, her yerde bir cami, bir imaret, bir çeşme, bir köprü, bir kervansaray bakiyelerini görürüz, dilimizin ucundan her gün bu yollara zerre zerre dökülen rahmet temennileri bu anlayışın işaretidir. Bu büyük eser muvacehesinde Süreyya Paşa, daima rahmetle yâdedilecektir.
Arkadaşlar, biz iktidar olarak işçi meselelerini türlü yönlerden teşrihin, tet kikin ve tahlilin masasına koyduk. Bu büyük vatansever kütle, bizim medenî hayatımızın, insanlık anlayışımızın, cemiyet ve dayanışma telâkkimizin sembolü ve barometresidir. Birer îerû clarak da, binler, onbinler, yüzbinler halinde sosyal bir topluluk olarak da onların birbirlerinden farklı bütün dert ve isteklerini ezber bilmekteyiz. Biz, bu topluluğa gereken değeri verdik. Altı senelik mesai dağarcığımızla 60 seneye sığamıyacak kadar geniş hizmet mevcuttur.
Emelimiz, bu topluluğu refahın mesut seviyesine ulaştırmak ve insanlığın çağdaş telâkkisine göre memleket realiteleri ve adalet duyguları içinde onlara bütün hakları tanımak ve hizmetleri ifa etmektir.
Nitekim, hizmetlerimizin onların ruhlarında ve idraklerinde yarattığı neş'e ve sevinci görüyor ve kendilerini daha da çok sevindirmek için çalışıyoruz.
Hüsnüniyetimiz süt kadar temiz, mermer kadar selâbetlidir. Fit koyarak zihinlerde yaratılmak istenen şüphenin en küçük virüs'ü bile işçi ile devletin kuvvetli dayanışması önünde hayatiyetten uzak kuru bir yaprak olarak kalmağa mahkûmdur.
Biz anladığımızın, işçi kardeşlerimiz de bizimle anlaştıklarının farkındadırlar. Mübhemin, meçhulün, yarma talikin, oyalamanın, sınırlarımızın dışında kaldığını karşılıklı olarak gayet iyi bilmekteyiz. Zarfla mazruf gibi işçi, artık kendisine yâr ve vefakâr bir
iktidarın daima kendilerini, düşündüğüne emindir. Bu anlayışladır ki, Süreyya İlmen tarafından kuruma bağışlanan bu arsa ve müştemilâtı üzerinde 9.000.000 lira sarfederek büyük ve modern verem sanatoryomunu vücude getirdik.
Arkadaşlar,
Verem, sıhhat ağacımızı bütün dallan ve yapraklariyle istilâ eden bir tırtıl, hayat damarlarımızı kurutan bir ahtapot, içtimai bünyemizi için için kemiren bir kurttur.
Verem, milletlerin yaşayış seyrini değiştiren eli tırpanlı bir cellât, bir zebani, kafası ezilmesi lâzım gelen kuvvetli bir düşmandır.
Türk milleti yılların yılı bu felâketle göğüs göğüse geldi. Hastahanesiz, dispansersiz, alâkasız bir yaşamanın için de yıllar boyunca «Kon» basillerine mağlûp oldu..
Verem, evsiz, ocaksız, katıksız, gıdasız, hastahanesiz memleket ve muhitleri seçer.
Verem, kolaylıkla girebileceği mandalsız ve sürgüsüz açık kapı arar. Biz veremin panzehirini keşfettik. Bir taraftan veremi tevlid eden içtimaî ve iktisadî âmilleri bertaraf ederek 25 milyon Türkün refah ve saadete kavuşmasının sebeplerini hazırlarken, diğer taraftan hükümet olarak 6 senedir bütün ihtimamızla memleketimizde veremin kökünü kurutmak için mücadele ve fedakârlık yapmaktayız. 1950 senesinde verem hastahanesi sadece 7 iken bunu 1957 senesinde 89'a çıkardık. Verem yatak sayısı 1950'de 12.000 idi. 957'de 33.714 oldu. 1950'de (185.000) tüberkülin denemesi yapılmıştır. Tüberkülin denemesi bugün 2.528.000 olmuştur. 1950'de 70.000 B.C.G. aşısı yapılabilmişti, Biz bu rakamı 991.352'ye çıkardık.
İşçi Sigortalarının hiç bir verem tedavi müessesesi veya merkezi mevcut değildi. Son beş sene içinde 3 sanatoryom fiilen hizmete idhal edildi. Bunlardan biri dünyada eşine az rastlanan şimdi hizmete açtığımız «Süreyya İlmen sanatoryomu»'dur.
İnşası ikmal edilmek üzere bulunan İzmir sanatoryomu ve ihaleye çıkarılmış bulunan Kastamonu Ballıdağ sanatoryomu ile bu rakam 1957 senesi nihayetinde 5'e çıkmış olacaktır. Bu rakamların yalnız işçilerimizi değil, işçi aile ve çocuklarını da derpiş edecek bir sağlık plânının gerektirdiği seviyelere yükseltileceğinden şüphe edilmemelidir.
İşçilerimiz için bu hastalıkla mücadele bakımından 4 ay evvel yeni bir karar aldık. Maden ocaklarında ve pamuk zerrelerini ihtiva eden mensucat fabrikalarında ve buna benzer iş yerlerinde verem, hastalığını meslek hastalığı olarak kabul ettik. Dünyanın hiç bir yerinde veremin meslek hastalığı içine alınmasına kadar varan bir fedakârlık göze alınmış değildir. Biz hükümet olarak, sigorta kurumu olarak maddî portesinin aazmeti ne olursa olsun dedik ve veremi meslek hastalığı tablosuna aldık. İşçilerimiz için hükümet olarak yaptığımız işleri sayıp dökecek değilim, esasen buna değil 510 dakika, 510 saatlik bir zaman dahi kâfi .gelmez.
İşçi sayılarını bize nazaran çok fazla, sanayii çok geniş, demokrasi hayatına girişleri çok eski olan memleketlerde daha mevcut olmayan bir çok hakların ( Türk işçisine tanınmış olması, demokrat iktidarın işçilere kendisini ne derecelere kadar yakın hissettiği hakkındaki düşünce ve kanaatlerimizin kat'î delilini teşkil etmektedir.
Bütün sigorta kollarımızda işçi lehine kabul ve tatbik ettiğimiz hak ve menfaat normları, dünya normlarının üstündedir. İşçi Sigortaları sağlık tesisleri alabildiğine genişletilmekte ve bu müessese işçilerimiz için büyük bir emniyet kaynağı olduğu gibi, onların sağlıklarını tehdit eden bütün tehlikelere karşı bir paratoner vazifesi görmektedir.
1950 senesinde bu müessesenin 74 yataklı sadece bir hastahanesi ve yataksız 3 dispanseri mevcuttu. Bugün tam teşkilâtlı hastahane sayısı 8'e ve dispanser sayısı da yataklı ve yataksız olmak üzere 26rye çıkarılmış ve ayrıca 19 yerde sağlık istasyonu ihdas edilmiştir. 95O'de 74'den ibaret olan yatak
sayısı 956 senesinde 2040 rakamına yükselmiştir. Buralarda bir sene içinde .25.987 işçi yatarak tedavi edilmişş ve 412.803 gün yatak işgal olunmuştur. Ayrıca 1.787.224 işçimiz de poliklinik muayene ve tedavisine tâbi tutulmuştur.
İsçi Sigortaları Kurumu tarafından ihalesi yapılmış veya inşasına başlanmış olup da 957 ve 958 seneleri içinde hizmete açılacak olan sağlık tesislerimiz şunlardır:
400 yataklı Buca hastahanesi ve
sanatoryomu, iki ay sonra hizmete gi
400 yataklı Anadolu yakası ve 500 yataklı
Beyoğlu hastahanesi, ihaleye
560 yataklı Samatya İşçi Hastahanesi inşaatı tamamlanmak üzere dir.
305 yataklı Ankara İşçi Hastahanesi inşaatına başlanmıştır.
Ankara'da işçi eğitimi ve rehabilitasyon
merkezi inşaatına başlanmış
Bunlardan başka 1958 ibtidasmda 200,000 lira portesi olan 11 bölge işçi hastahanesi ile 14'ü yataklı ve 29'u yataksız olmak üzere 43 dispanserin inşası hazırlıkları tamamlanmıştır. Böylece 958 senesinden itibaren mevcut yataklarımıza daha 6000 yatak ilâve edilmiş olacaktır. Yalnız işçi sağlığı için her sene 40.000.000 lira para sarfederek İşçi Sigortaları Kurumu senede 240 milyondan fazla para harcamıştır.
Muhterem arkadaşlarım,
Gücümüze güç katarak aldığımız her yeni tedbiri Türk işçisinin alın teri ile karıştırıyoruz. Hak bellediğimiz bu anlayışın ve hizmet aşkının ibadeti içinde dertlilere şifa verecek, ıstırapları dindirecek olan bu müstesna eserin önünde bütün Türk işçilerini hükümet adına selâmlarım.
Bu binayı Türk işçisinin sanma lâyık bir eser diye hizmete açıyoruz. Yalnız görülen ufuklara değil, bütün idraklere seslenecek olan bu şifa âbidesi, ben
zeri müesseselerin bir nirengi noktası olacaktır.
Şayi istilâ kabiliyeti, zalim ve felâket haberciliği, insan kütlelerini yere seren kahredici kuvvetiyle korkunç bir afet olan veremi bu müesseseler sayesinde sınırlarımızın dışına atacağız. Tanrı'dan dileğimiz şudur:
Sağlık marazı yensin, vatan zinde insanlar kazansın.
Şimdi bu eserin Türk işçisi ve Türk milleti için hayırlı ve uğurlu ve hizmet bakımından randımanlı olması dileğiyle sözüme son veriyor ve biraz evvel bu eserde hizmetini belirttiğim kıymetli Maliye Vekili arkadaşımdan uğurlu elleriyle bu müesseseyi kendilerinin açmasını istirha mediyorum.»
İstanbul :
İşçi Sigortalan Kurumu Umum Müdürü İlhan Altan, İşçi Sigortaları Süreyya Paşa Sanatoryumunun açılışı münasebetiyle şu konuşmayı yapmıştır:
«Çok muhterem Reisicumhurum, çok sayın Başvekilim (, muhterem büyüklerim, kıymetli misafirlerimiz ve değerli arkadaşlarım,
Bugün burada yeni,.büyük ve modern bir sağlık tesisini hizmete açmak üzere toplanmış bulunuyoruz.
Bu açılış merasimine katılmak lûtfunda bulunan muyterem büyüklerimize ve kıymetli misafirlerimize şükranlarımızı arzederim.
Diğer sigorta şube hizmetlerinin yanında hasta sigortalılarımızın bakım ve tedavilerinin en iyi şekilde sağlanabilmesi için geniş ve şümullü bir program dairesinde aziz yurdumuzun muhtelif bölgelerinde sağlık tesisleri vücuda getirmekte olan kurumumuz, her bakımdan öğünülecek bir eser olan bu sanatoryomu memlekete kazandırmakla büyük memnuniyet ve iftihar duymaktadır.
Açışını yapmakta olduğumuz bu büyük ve modern tesisin kurulduğu geniş arazi, burada kendi adını taşıyan bir işçi sanatoryomu inşa edilmek üzere merhum Süreyya İlmen (Paşa)
eşi tarafından 1950 yümda İsçi Sigortaları Kurumuna hibe edilmişti.
Kurumumuza bağışlanmış bulunan bu çiftlik, 1484 dönümdür. İçinde büyük küçük binalar, su menbaları, büyük bir havuz, 25 bin adet çam ve diğer ağaçlar bulunan bu çiftliğe zamanın rayicine göre takdir edilen kıymet iki milyonun üstündedir. Bu kıymetli hibeden en iyi bir şekilde faydalanabilmek üzere, derhal plânlı bir faaliyete geçilmiştir.
Bir taraftan burada büyük ve modern bir sanatoryom inşası için hazırlıklar yapılırken, diğer taraftan da bu büyük tesis ikmal olununcaya kada faydalanabilmek maksadiyle mevcut binalar tamir ve ıslâh edilmiş, 100 yataklı bir pavyon ve personel için lojmanlar inşa olunmuş, kullanma suyu tesisleri yapılmış, 100 yataklı sanatoryom 1951 sonunda hizmete açılmış, yatak sayısı bilâhare 120'ye çıkarılmıştır.
Daha sonra ilâve edilen 46 pravantoryom yatağı ile birlikte yatak sayısı 166'ya yükseltilmiştir. Bu arada, çiftlik arazisinin bir kısmı üzerinde 400 yataklı ve dünyanın en modern sanatoryomları mükemmeliyetinde bir sanatoryom inşası için bütün teferruatı ayrı ayrı incelenmek suretiyle gerekli projeler hazılanmış ve inşaata geçilerek memleketçe övünülecek her bakımdan mükemmel bir eser meydana getirilmiştir.
Bugünden itibaren sigortalılarımızın hizmetine giren bu tesisin hasta odaları umumiyetle 1, 2, 4 yataklıdır. Bu odalar hususî banyoları, gizli lavaboları ve gardropları havidir. Mutfak, ça maşırhane bütün teknik ilerlemelerden faydalanılarak otomatik çalışacak şekilde tesis edilmiştir. Hastalara verilecek olan süt ve yoğurt, kendi cihazlarımızla en iyi şekilde pastörize edilecek', yemekler buharlı tencere ve kazanlarda pişirilecektir. Sanatoryomun kanalizasyon ve pis sularının civar muhitler için arzedeceği mahzurlar tamamiyle önlenmiş, tekniğin icap ettirdiği tesisler kurulmak suretiyle faydalı hale getirilmiştir.
İstirahat ve okuma odaları, konferans ve sinema salonları, dahili haberleş
me, telefon, radyo tesisleri ve aydınlatma sistemlerinin hususiyetleri ile sanatoryom, sigortalılarımızın, biran önce iyileşerek işleri başına dönmeleri için çok mühim olan bütün esbabı istirahatı havi bulunmaktadır.
Son yıllarda, göğüs hastalıkları tedavisinde yeni bir usul olarak kabul edilen, göğüs cerrahisi, burada her bakım dan mükemmel bir şekilde hazırlanmış olan ameliyathanemizde tam olarak tatbik edilebilecektir.
Ayrıca 75 yataklı kemik ve mafsal tüberkülozu servisi ile 75 yataklı bir prevantoryom da, 400 yatağa ilâve olarak bu sanatoryom camiasında yer almaktadır. Bu suretle, muhtelif servisleri ve evvelce mevcut olanlar ile birlik be bir kül teşkil eden bu tesis, 550 yatak ihtiva etmektedir.
Pek yakında tüberkülozluları işe alıştırma tesisleri ile yardımcı hemşire okulu, yine bu tesisin bünyesinde hizmete girecektir. Sigortalılarımızın bakım ve tedavilerine ve dolayısıyle mem leket sağlığına çok hayırlı hizmetler ifa edecek olan bu müessesenin kıymeti, inşaat, tamir ve bütün teçhizat ve tefrişatiyle birlikte 9. milyon lirayı bulmaktadır.
Bu vesileden faydalanarak, İşçi Sigortaları Kurumunun sağlık tesisi kurma ve işletme hususundaki faaliyetine toplu bir şekilde temas etmek yerinde olacaktır.
İşçi Sigortaları Kurumunun, 1950 senesinde 74 yataklı mütevazı bir hastahane ile yataksız 3 dispanserden ibaret olan sağlık tesislerinin sayısı 1957 yılında, hastahane, sanatoryom, dispanser ve sağlık istasyonları olmak üaere 60, yataklı sayısı 2O4O'ı bulmuştur. Artış nispeti yüzde 2756'dır.
Gün geçtikçe sür'ati e gelişen ve genişleyen sosyal sigortalarımızın gerektirdiği sağlık yardımlarının lâyıkiyle ifa edilebilmesi için lüzumlu sağlık tesisleri inşası, geniş bir plâna raptolunmuştur. Bu yoldaki çalışmalarımızın bir meyvası olan Süreyya Paşa İşçi Sa_ natoryomunu hemne yakında diğerleri takip edecektir.
Filhakika yedi milyon liraya mal olacağı tahmin edilen İzmir Buca Sana
toryom ve hastahanesi hemen hemen ikmal edilmiş vaziyettedir.
Bunu, İstanbul'da inşa ..ettirilmekte olan 560 yataklı Samatya hastahanesi takip edecektir.
Bu hastahanemiz tahminen 11 milyon liraya mal olacaktır. Güzel İstanbulumuzun Anadolu yakasının ihtiyacını temin edecek 400 yataklı hastahanenin de arsası alınmış, plân ve projeleri ikmal edilmiş ve Beyoğlu hastahanesi için hazırlıklar tamamlanmıştır. Bunların yakında ihalesi yapılacaktır.
Tatbikine girişilmiş olan sağlık tesisleri inşaat plânımız sosyal sigortalarımızın ileride bir işçi çalıştıran işyerlerine kadar teşmili ve hastalık sigortası yardımlarından sigortalıların ailelerinin de faydalandırılacağı hususları gözönünde bulundurularak hazırlanmıştır.
Bu plâna, göre bölge hastahaneleri 250 300 ve daha fazla yatak ihtiva etmek üzere Adana, Ankara, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Samsun, Sivas ve Zonguldak vilâyet merkezlerinde kurulacaktır.
150200 yataklı kısım hastahanelerinin, Mersin, İskenderun, Gaziantep, Konya, Aydın, Kayseri, Malatya, Trab zon, İzmit, İstanbul, Adapazarı, Erzurum ve Elazığ'dfa kurulması düşünülmüştür.
Denizli ve İsparta.da da 100 yataklı birer hastahane yapılması kararlaştırılmıştır. Yapılacak 29 dispanser de memleketimizin muhtelif merkezlerinde inşa ettirilecektir. Bu plânın tahakkuku için takriben 200 milyon lira sarf edileceği hesaplanmaktadır. Bundan başka yurdumuzun kalkınması ve imarı hususunda girişilen muazzam hamlelerde kendisine tereddüp eden vazifeleri ifa etmenin hazzı içindedir.
Muhterem büyüklerim ve misafirlerimiz,
Konuşmamı bitirmeden önce, sağlık tesisleri plânımızın bir ünitesini teşkil eden bu büyük eserin vücuda getirilmesinde, irşat ve ilhamlarına mazhar olduğumuzbüyük insan pek muhterem Devlet Reisimize, teşçilerini ve lütufkâr yardımlarını esirgemiyen büyük devlet adamı muhterem ve kıymetli Başvekilime, Çalışma Vekilliği zamanında bu sanatoryomun inşa edil diği çiftliğin kuruma hibe edilmesinde unutulmaz yardımını gördüğümüz sayın Maliye Vekili Hasan Polatkan'a, inşaatın ikmalinde lütuf ve himmetlerine bizi garkeden kıymetli vekilim sayın Mümtaz Tarhan'a minnet ve şükranlarımızı arzeder, bu tesisin vücuda getirilmesinde emekleri sebkeden idare, sağlık, teknik elemanlara ve müteahhide teşekkür etmeyi bir vazife bilirim.
Bu çiftliği hibe etmek suretiyle bu tesisin kurulmasına imkân veren vatanperver ve hayırsever Süreyya Paşay] rahmetle anar, Süreyya İlmen ailesine şükranlarımızı suna, bu sanatoryomun memleketimiz ve sigotalılarımiz için hayırlı ve uğurlu olmasını diler hepinizi hürmetle selâmlarım.»
İstanbul :
Son defa İrsnda vukubulan büyük zelzele dolayısiyle yapılması mümkün olan yardımları mahallinde tesbit etmek ve alâkalılara memleketimizin teessürlerini bildirmek üzere İrana gitmiş olan Kızılay Reis Vekili Afyon mebusu Rıza Çerçel, uçakla İstanbul'a dönmüştür.
Dost ve kardeş İran'ın maruz kaldığı bu zelzelede 1500 kişi ölmüş, 5000'e yakın insan yaralanmış ve 500 köy harap olmuştur.
Bu kadar büyük bir felâkete uğrayan İran'a Kızılay Reis Vekilinin gönderilmesi, dost ve kardeş memlekette büyük bir memnuniyet uyandırmıştır.
Kızılay İran'a üç askerî uçakla çadır göndermiştir. Ayrıca yeniden bir miktar çadır daha göndermek üzere hazırlıklar yapılmaktadır.
Gelibolu :
Millî Müdafaa Vekâleti Temsil Bürosundan bildirilmiştir:
Devlet Vekili ve Millî Müdafaa Vekili Semi Ergin, bugün Gelibolu'da inşası
tamamlanmış olan subay partmanlarmı hizmete açmış, daha sonra da yeniden inşa edilecek bir apartman ile Korukoy ve Ortaköy garnizonlarında yapılacak lojmanların temel atma merasiminde bulunmuştur.
Bunu müteakip refakatinde bazı Çanakkale mebusları ile Çanakkale valisi olduğu halde Gelibolu ve havalisindeki garnizonlarda incelemeler yapan Millî Müdafaa Vekâleti Vekili bir garnizonda subaylarla yaptığı konuşma sırasında civardaki birliklere mensup olanların lojman ihtiyacının eldeki bütün imkânlar kullanılarak yakın zamanda halledileceğini,
Hükümetin aziz vatan sathının her köşesinde feragatle çalışan ordu mensuplarının mesken ihtiyacını gidermek için almış bulunduğu kararın yıllara bölünmüş bir plân dahilinde tahakkuk safhasına intikal ettirileceğini açıklıyarak şimdiye kadar yapılanlarla yapılacak olanların miktarını bildirmiştir. Bu açıklamaya göre:
19551956 yılında tahsis edilen para ile yurdun muhtelif yerlerinde 342 ailenin lojmanı hizmete girmiş, içinde bulunduğumuz yıl ile müteakip sene zarfında 344 ailenin mesken İnşasına başlanmış bulunduğunu, bunlardan başka tu yıl iiçnde yurdun muhtelif yerlerinde vücuda getirilecek 5 yeni garnizonda subay ve astsubaylarımız için 637 ailelik ikametgâh inşasının plânlanmış olduuğnu anlatmıştır.
Devlet Vekili ve Millî Müdafaa Vekâleti Vekili Trakya'daki bazı garnizonlarımızda tetkiklerine devam edecektir.
İstanbul :
Süreyya İlmen tarafından İşçi Sigortaları Kurumuna bağışlanan Maltepe Süreyya Paşa çiftliği arazisi üzerinde inşa edilmiş olan modern işçi sanatoryumu bugün saat 18'de Reisicumhur Celâl Bayar, Büyük Millet Meclisi Reisi Refik Koraltan, Başvekil Adnan Menderes'in hazır bulunduğu büyük bir merasimle ve kordelâsı Reisicumhurumuz tarafından kesilmek suretiyle açılmış ve Türk işçisinin hizmetine girmiştir.
Bu modern sağlık müessesesinin açılışında
Devlet Vekili Emin Kalafat, Da
Reisicumhur, Büyük Millet Meclisi Reisi ve Başvekil sanatoryoma gelişlerinde sanâtoryom bahçesini ve civarını dolduran kalabalık bir vatandaş kitlesi tarafından hararetle alkışlanmışlardır.
İstiklâl Marşını müteakip, önce İşçi Sigortaları Kurumu Umum Müdürü İlhan Altan ve onu takiben Çalışma Vekili Mümtaz Tarhan alkışlarla karşılanan birer konuşma yapmışlardır.
Çalışma Vekilinin sözlerini bitirirken, Maliye Vekilini kürsüye davet etmesi üzerine Hasan Polatkan alkışlarla kar şılanan şu konuşmayı yapmıştır.
«Demokrat Parti iktidarının memleketin her tarafına yayılmış bulunan âbidevî eserlerinden birini teşkil eden bu büyük ve güzel sanatoryomu açmak gibi çok şerefli bir vazifeyi bana tevdi buyurduklarından dolayı muhterem Başvekilime şükranlarımı sunarım.
Şu anda derin bir haz ve heyecan içinde bulunduğumu ifade etmek isterim.
İktidarımızın 1950 Mayısında kurulan ilk hükümetinde aÇlışma Vekili olarak vazife almıştım. İstihsal hayatında canlarını feda edercesine çalışan Türk işçisinin sağlığını teminat altında bulunduracak tesislerden mahrum olduğunu görerek icap eden müesseseleri bir arada kurmak üzere lâzım gelen çalışmalara başladık. Şimdi açılış merasimini yapmak üzere önünde top landığımız Süreyya Paşa işçi sanatoryomu da iktidara geçtiğimiz günden itibaren her sahada girişilen hamlelerin sayısız denecek kadar çok olan eserleri arasında iktidarımızın içtimaî sahadaki faaliyetlerinin canlı bir misâlini teşkil etmektedir.
Bu güzel ve büyük eserin karşısında şimdi 7 sene önce rahmetli Süreyya Paşa ile olan tanışmamızı ve konuşmamızı hatırlamaktayım ve bu güzel hatırayı burada nakletmeden geçemiyeceğim.
İşçi Sigortaları Kurumu için, yurdumuzdan en büyük sayıda işçi kütlesini sinesinde barındıran İstanbul'da büyük bir işçi sanatoryomu yaptırmağa karar vermiştik. Bu sanatoryom için tesbit olunan birkaç saha arasında Su reyya Paşa çiftliğinden satın alınacak bir miktar arazinin de bu işe elverişli olduğu bize bildirilmişti. Bu maksatla çiftliği görmek istediğimizi Süreyya Paşaya bildirdik. Merhum bizi burada karşıladı. Kendisi ile tanıştık. Çiftliği gezdik. Bu saha bir sanatoryom için pek uygun bulundu. Süreyya Paşa ile olan konuşmalarımızda kendisinin pek hayırsever, hamiyetli ve vatanperver bir zat olduğunu, aynı zamanda bu çiftliğe ailevi hatıralarla pek bağlı bulunduğunu gördüm.
Rahmetli Süreyya Paşadan üzerinde bir işçi sanatoryomu kurmak üzere bu ifçtliği İşçi Sigortaları Kurumuna bağışlamasını rica ettim. Kurulacak sanatoryoma ismini vereceğimizi ve bir heykelini dikeceğimizi bildirdim. Cevaplarını ertesi gün vermelerini rica ettim.
Muhterem Süreyya Paşa bir gün sonra cevabını verdi ve çiftliğini üzerinde sanatoryom yapılmak üzere İşçi Sigortaları Kurumuna bağışladığını bildirdi. Muhterem refikaları hanımefendi ve evlâtları da paşanın bu kararma büyük bir sevinçle katıldılar.
Şimdi karşısında bulunduğumuz bu muhteşem eserin arazisi böylece bir teberru ve hamiyet eseri olarak kuruma intikal etti ve eserin kuruluş başlangıcı böyle oldu.
Bu muhteşem esere rahmetli Süreyya Paşanın ismi verilmiştir. Heykeli de dikilecektir.
Kazandıkları servetlerin bir kısmını milletin umumi istifadesine gelecek nesillerin maddi ve manevî olarak fay dalanacakları mevzulara bağışlamasını bilen insanların cemiyeti medenî ve ileri bir cemiyettir. Nitekim hamiyetli varlıklı Türkler, tarihimizin her devresinde geniş vakıflar tesis etmişler, büyük bağışlarda bulunmuşlardır. Bu suretle kurulan sayısız camiler, hastahaneler, dispanserler, imarethaneler, sebiller, çeşmeler, yurtlar, mektepler Türk cemiyetinin, Türk varlığının yüzlerce ve yüzlerce yıldanberi temellerini teşkil eden müesseseler arasında bulunmaktadır.
Bu fâni âlemde ve bu gök kubbe altında sadece bir hoş seda bırakmakla yetinmiyerek ismini büyük olan serveti gibi, zengin olan ruhunu da faydalı, bir eserle ebedîleştiren insanlara ne mutlu.
İyi iş adamı, iyi insan ve hamiyetli bir vatandaş olan merhum Süreyya Paşanın bağışlamış olduğu bu büyük çiftlik ortasında meydana getirilen bu güzel eserle her zaman iftihar edilecektir.
Hükümetimiz eserin mükemmel bir şekilde meydana getirilmesi için pek büyük gayretler sarfetmiştir. Müessese Türk işçisine lâyık vasfını taşımaktadır.
Güzel İstanbulun bu mutena köşesini yeni bir sağlık ve imar âbidesi hâlinde süslenen bu müessesenin işçi vatandaş larımıza ve milletimize hayırlı olmasını candan temenni ederim.»
Müteakiben hazır bulunanların sürekli alkışları arasında Reisicumhur Celâl Bayar tarafından sanatoryumun kapısındaki kordelâ kesilerek bina hizmete açılmış ve davetliler tarafından gezilmiştir.
16 Temmuz 1957
Adana :
Memleketimizde hızla gelişmekte olan yol dâvasında, bir hamle daha göze alınmış ve Toros sıra dağlarında meşhur Gülek boğazından geçen Adana Ankara şosesinin 40 kilometre kısaltılarak ve güzergâhı değiştirilerek 30 metre genişlikte yeni bir yolun inşası için faaliyete geçilmiştir.
Asgarî 80 kilometre sür'atle müsait, daha emniyetli, turistik bakımdan daha cazip ve her 50 kilometresinde bir turist oteli bulunacak olan yeni Toros ŞGsesi beheri 15 metre genişlikte geliş gidiş yollarını ihtiva edecek ve Çafcıt vadisine Adana Mersin asfaltı ile birleşecektir.
Bu yeni yolun etüdlerini kolaylaştırmak için Ulukışlada kurulan şantiye servis yolunun açılmasına başlanmıştır.
Adanada asker hastahanesi yanından ve Seyhan barajının sol sahilinden geçerek saha üzerinden Karapmara yahut Kapuz'a çıkacak olan yeni yol baştanbaşa Çakıt suyunu takip ederek Ulukışlaya varacak ve böylece' memleketimizde en yeni ve tam mânasiyle Avrupai, modern bir dağ yolu açılmış olacaktır. Bu yeni yolun açılmasını müteakip, tarihî Gülek "boğazı ile beraber şimdiki Toros yolu hizmet süresini artık kapamış olacaktır.
Yeni Toros yolunun inşasına başlanırken şimdiki yol iki sene müddetle trafiğe kapatılacak ve Adana Ankara yolculuğu Adana Mersin Silifke Mut üzerinden yapılacaktır.
Mersin Silifke Mut yolu da en yeni şoselerimizden olmakla beraber kısmen sahili takip etmekte ve kısmen yüksek çam ormanlarından geçmektedir. Mersinden Silifkeye kadar baştanbaşa asfalt olan bu yeni ve gayet geniş yol bir müddet evvel hizmete açılmış bulunmaktadır.
Yeni açılacak Toros yolunun en yüksek noktası 1400 metreyi bulacaktır.
Ankara :
Ziraat Vekâletimizin davetlisi olarak memleketimizi ziyaret etmekte olan F.A.O. Umum Müdürü Dr. B.R. Sen, bugün saat 9.30'da Riyaseticumhur defteri mahsusunu imzalamış, müteakiben AnıtKabre bir çelenk koyarak saygı duruşunda bulunmuştur.
Öğleden evvel Ziraat Vekili Esat Budakoğlu'nu makamında ziyaret eden Dr. B.R. Sen, müteakiben Hariciye ve Maarif Vekâletlerine giderek temaslarda bulunmuş, öğleden sonra Arkeoloji müzesini gezmiş, daha sonra Ankara Üniversitesi Rektörünü ziyaret etmiş ve bu arada Ziraat ve Veteriner Fakültelerinde incelemeler yapmıştır.
Ankara :
Fransaya resmî bir ziyaretten sonra dün gece yurda dönmüş olan Ziraat Vekili Esat Budakoğlu, seyahat intibaları hakkında şu beyanatta bulunmuştur :
«Fransa Ziraat Nezaretinin resmî davetlisi olarak Fransa'ya yapmış olduğumuz seyahatten dün gece büyük memnuniyet içinde dönmüş bulunuyoruz.
Bu seyahatin gayesini "bir cümle ile izah etmek istersek, hükümetimizle Fransa hükümeti arasında ananevi dostluğumuzu ziraî sahada da geliştirmek ve teknik yardımlaşma mevzuunu da verimli ve devamlı bir neticeye ulaştırmak maksadına matuftur diyebiliriz.
Yaptığımız 15 günlük tetkik ve etüdgezisinde, ziraî tatbikat, entansif hayvancılık ve bilhassa ziraî müesseselerin, teşkilâtın ve araştırma merkezlerinin çalışmaları üzerinde durduk. İncelemelerimizde bu çalışmaların müsbet neticelerinin çiftçiye intikal ettirilme şekillerini hakikaten enteresan bulduk. Örnek çiftçi ve çiftlik çalışmaları, ziraat, orman, hayvancılık kolları ilemerkez araştırma enstitüleri arasındaki ahenkli çalışma ve bütün mevzularda tatbikat sahalarındaki numune mesailer nazarı dikkatimizi çekti. Bu arada Ron nehri üzerinden alınacak sulama kanal inşaat sahalarını da gezdik. Bu hususta ilgililerin verdikleri geniş ve faydalı izahatı dinledik.
Fransa ziraî sahada büyük ilerleme kaydeden memleketlerden birisidir. Son zamanlarda araştırma mevzuunda daha geniş tatbikî çalışmalara başlamıştır.
İklim, halkın hususiyeti ve tatbikat sahalarının özellikleri bakımından memleketimizle birçok müşabehetler arzeden Fransada, ziraat, orman, hayhancıhk, toprak ıslâhı ve sulama bakımından bizim için hakikaten örnek olabilecek ve istifade edilebilecek bir çok müterakki çalışmaları mahallen görmek ve faydalanmak imkânını elde ettik.
Bu arada Fransa hükümeti ve teknik yardım teşkilâtının memleketimiz için her türlü yardımı yapmak hususundaki samimî teklifine de şükranla işaret etmek isterim.
Sözlerimi bitirirken şunu da belirtmek isterim ki, temeli çok' eski zamanlarda atılan Türk _ Fransız dostluğunun icaplarını aşan bir misafirperverlikle karşılandık. Çok eski ve kıymetli dostluk.izlerinin bugün daha da kuvvetlenmiş bir hale geldiğini görmenin bahtiyarlığını yakinen müşahede eyledik.
Bizlere gösterilen büyük nezaket, sevgi ve misafirperverliklerinden dolayı Fransa hükümetine kalbî teşekkürlerimi ifade etmeyi de zevkli bir vazife telâkki etmekteyim.»
17 Temmuz 1957
Ankara :
İstanbuldâ münteşir bir yazetenin 12 Temmuz 1957 tarihli sayısında, İngiltere Hariciye Nezareti sözcüsünün Kıbrıs meselesi hakkında bir beyanatta bulunduğu bildirilmiştir.
Anadolu Ajansı, İngiltere Hariciye Nezareti sözcüsü tarafından böyle bir beyanat yapılmamış olduğunu beyana mezundur.
Ankara :
Memlekette girişilen imar hamlelerijain sağladığı yeni imkânlardan faydalanan Devle i Demiryolları İdaresi Ankarada Güvercin mevkiinde büyük işletme tesisleri ile bir demiryolu sitesi kurmak üzere faaliyete geçmiştir.
Büyük şehirlerde yolcu garları ile triyaj ve marşandiz garlarının ayrı ayrı yerlerde tesis edilmesi, modern şehirciliğin esaslı prensiplerinden sayılır. Bu hizmetler Ankarada hâlen Gar sahasında ifa edilmektedir. Ayrıca motor ateîyesi, motorlu tren deposu ve mağaza teşkilâtına ait binaların da aynı sahada bulunması sebebiyle, yolcu ve marşandiz katarlarına ait hizmetlerin yapılmasında daha bugünden büyük müşkülât başgöstermektedir. Demiryollarının müstakbel inkişafı, göz önüne alınırsa müşkülâtın daha da artacağı tabiîdir.
Güvercin'de kurulacak yeni gar, buharlı lokomotif ve motorlu tren depoları ile anbar ve antrepolar, yük vagonları tiryaj kısmı dahil büyük bir yük garını, motor atelyesi ile malzeme mağazalarını ihtiva edecek 1 milyon metre kareden fazla bir saha üzerine inşa olunacak ve 60 milyon liraya mal olacaktır.
Bu tesislerden mağazalarla müştemilâtına ait birinci kısmının hazırlıkları tamamlanmış, bu kısım ihaleye çıkarılmıştır. Motorlu tren deposunu da ihtiva eden ikinci kısım 1958 de ihaleye çıkarılacak, 1959 da işletmeye açılacaktır. Mütebaki işler, 1964 senesine kadar tamamen ikmal edilmiş bulunacaktır.
Şimdiki yolcu garı hâlen bulunduğu yerde kalacak, fakat münhasıran yolcu trenlerine ve yolcu muamelelerine tahsis edilecektir.
Yeni tesisler hizmete girdikten sonra şehrin merkezinde hâlen 150 bin metre karelik bir saha kaplayan bugünkü tesisler tamamen kaldırılacak, boşalacak saha ise sür'atle inkişaf eden başşehrimizin imarına tahsis edilecektir.
Yeni eşya garı sahasına mücavir olarak bir de demiryolu sitesi kurulacaktır.
Devlet demiryolları mevzuatına göre, kendilerine hizmet evi tahsis edilecek personel işin inşa ettirilecek blok lojmanların fazlası, normal banka şartları dahilinde ve anahtar teslimi tarihinden başlıyacak uzun vadeli taksitlerle personele devredilecektir.
Demiryolu personelini her bakımdan terfih için girişilen faaliyetler arasında yer alan bu sosyal teşebbüs sayesinde, okulları, pazarları ve sinemaları ile tamamen modern bir demiryolu sitesi vücut bulacaktır.
Bu siteleri, İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerimizde kurulacak diğer benzerleri takiD edecektir.
19 Temmuz 1957
Ankara :
Türk ordusunun şerefli saflarında feragat ve fedakârlıkla hizmet ettikten sonra bu yıl emekliye ayrılan general ve subaylar şerefine Kara Harp Okulunda bu sabah saat ll'de merasim yapılmıştır.
Merasimde mebuslar, Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Orgeneral İsmail Hakkı Tunaboylu, kuvvet kumandanları, generaller, yüksek rütbeli subaylar ve davetlilerle basın mensupları hazır bulunmuşlardır.
Toplantı, mazereti dolayısiyle bu törende hazır bulunamayan Devle i, Vekili ve Millî Müdafaa Vekâleti Vekili Semi Ergin'in şu mesajı ile açılmıştır.
«Cumhuriyet ordusunun, muvazsaf subaylık devrini 1957 yılında şerefli bir meslek hayatı ile tamamlayarak silâhlı kuvvetlerimizin muvazzaf kadrolarından ayrılan değerli general ve subaylarımızı saygı ve muhabbetle selâmlarım. Fâni ömürler için hayat mücadelesinde bbyle bir güne sağlık ve vicdan huzuru İle, ak alınla ulaşabilmek büyük bir ideale kavuşmaktır. Bu bakımdan vâsıl olduğunuz saadet ve bahtiyarlığınızı tebrik ederim.
Çoğunuzun çocuk yaşlarında katıldığınız feyiz ve irfan aldığınız, feyiz ve irfan verdiğiniz Türk ordusu sizlere minnettardır.
Türk silâhlı kuvvetlerinde mesleğin çetin şartlarını, bütün bir gençlik ve olgunluk çağlarınızı harcıyarak yendiniz. Ordu hayatının feragat ve fedakârlık isteyen çalışmalarında alın teri ve bir çoklarınız kan dökerek, bilgi ve tecrübelerinizi tatbik ve her türlü yeterliklerinizi isbat ederek her defasında hak ettiğiniz müteselsil rütbelerinizle çeşitli hizmet ve kumanda mevkilerinde vazife, mes'uliyetler deruhte ettiniz. Şimdi artık ordudaki, meslek hayatınızın, idealler dolu ve vazifeyi namus sayan orduya katılırken yaptığınız yeminden zerre kadar şaşmayan dürüst ve fedakârlıklarla dolu hummalı faaliyetlerinizin acı ve tatlı hâtıralarını hazinei vicdanınızda tasarruf hakkına sahip bulunuyorsunuz.
Arkadaşlarım, kendinizi kisve değiştirmekle şanlı ordumuzdan ayrı saymamalısınız. Bildiğiniz gibi memlekete hizmet içi yaş hadleri nihayet bir kanun formalitesidir. Türk silâhlı kuvvetleri barışta esirgemiyeceğiniz manevî faaliyetlerinizle genç nesiller indindeki şeref ve itibarını bekliyebilecek, seferde de lüzumunda üstün vasıflı varlıklarınızdan bilfiil hizmet isteyerek istifade edecektir.
Buna göre müteakip hayatınızın bir uzlet ve itikâf hayatı olmıyarak yine ordu hayatını ve neşriyatını yakından takip edebilecek bir vüs'atte olmasını temenni ederim.
Şereflerle dolu meslek hayatınız, şereflerle ve saadetlerle payidar olsun.
Hepinize elemsiz, kedersiz uzun ömürler diler, hayranlıklarımı tekrarlarken Cumhuriyet ordusu adına şükranlarımı sunarım.»
Devlet Vekili ve Millî Müdafaa Vekâleti Vekili Semi Erginin mesajı okunduktan sonra emekli generaller, yüksek rütbeli subaylar ve davetliler Harp Okulunun şeref salonunda toplanmışlar, eski hâtıralar canlandırılarak samimî hasbıhallerde bulunmuşlardır.
İstanbul :
Mısır sınaî mamulleri ve' ziraî mahsulleri sergisi dolayısiyle Mısır hükümetinin daveti üzerine Kahireye gitmiş bulunan İktisat ve Ticaret Vekili Abdullah Aker ve beraberindeki heyet, bugün saat 12,20'de İstanbula avdet etmiştir.
Başvekil Adnan Menderes, Amerikan İstiklâl Bayramımünasebetiyle Başkan Eisenlıower'e şu telgrafı göndermiştir :
«Birleşik Amerikanın istiklâl günü yıl dönümü münasebetiyle zâtı devletinize en iyi temennilerimi ve çok samimî tebriklerimi takdim ederim.
Bu mes'ut günde, hür dünya camiasına mensup bütün milletler Amerikan halkının hürriyet ve adalet prensiplerini müdafaa etmek suretiyle dana iyi bir dünyanın teessüsü için sarfetrnekte olduğu devamlı ve menfaatten âri. gayretleri büyük bir minnettarlıkla yâd etmektedirler.
Aynı prensiplerle mütehalli olan Türk milleti büyük dost ve müttefiki Birleşik Amerika ile bu asil gayenin tahakkuku yolunda işbirliği yapmağa her zaman amadedir.»
Birleşik Amerika Reisicumhuru Eisenhower, Başvekil Adnan Menderese şe şu cevabı vermiştir ;
«Amerikanın İstiklâl Bayramı münasebetiyle göndermiş olduğunuz nâzik mesaja çok teşekkürler ederim. Amerikan milleti Türk milletinin izhar etmiş olduğu iyi temenniler karşısında büyük bir minnettarlık duymaktadır.»
İstanbul :
Tek basma 5 milyar kilovat saat enerji istihsâl edecek olan muazzam Keban barajı ile İstanbul Boğazının iki sahilini birbirine bağlıyacak olan büyük asma köprünün inşasına ait iki protokol, bugün Öğleden sonra Vilâyette Dahiliye Vekili Dr. Namık Gedik ve Nafia Vekili ve Hariciye Vekâleti Vekili Ethem Menderes'in huzurlarıyla iki Fransız ve bir Türk şirketiyle imzalanmıştır.
Bu protokolları hükümetimiz adına Maliye Müsteşarı Said Naci Ergin, Nafia Müsteşarı Daniş Koper, sanayi Vekâleti enerji dairesi reisi Tevfik Fikret Süer, Devlet Karayolları Umum Müdürü Orhan Mersinli ve Devlet Su İşleri Umum Müdürü Süleyman Demire!, Compagnie Française d'En Treprise Baudin Chateauneuf ve Rar Türk Limited Şirketi adlarına da Başkan L. J. Dubois, Başkan Chadensor, İsmail Ağar ve Ziyaettin Ekeman imzalamışlardır.
Bu protokollar gereğince, hükümetimisçe müşavir firmalarla birlikte hazırlanacak olan projeler üzerinden üç ay zarfında mukaveleler imzalanacak ve derhal inşaata başlanacaktır. Proi okulları imzalayacak şirketler hâlen memleketimizde demir köprü ve kemer barajlarını inşa etmekte olan firma] ardır.
Protokollarm imzasını müteakip Maliye Müsteşarı Said Naci Ergin şu konuşmayı yapmıştır
«Haleti memleketimizde demir köprü ve kemer barajlarını muvaffakiyetle inşa etmekte olan Compagnie Française d'Entreprise, Baudin Chateauneuf ve Rar Türk Limited Sosyetesi ile iki protokol imzalamış bulunuyoruz.
Bu protokollardan birisi Fırat nehri üzerinde Elâzığa takriben 100 kilometre mesafedeki Keban Barajının diğeri de İstanbulda Boğaziçinde yapılacak olan büyük, asma köprünün inşasına taalluk etmektedir.
Bu iki protokolün mevzuuna giren işlere kısa bir göz atılırsa bu işlerin yalnız memleketimiz bakımından değil, dünya çapında ehemmiyeti bulunduğunu fark etmem eğe imkân yoktur.
1950 yılında enerji istihsâlimiz 800 mil yon kilovat saat idi. Bugün inşa edilmekte olan termik ve idrolik santrallerle bu istihsâl 3,5 milyar kilovat saate doğru yükselmektedir.
Keban barajı ikmâl edildiği zaman tek başına 5 milyar kilovat saat enerji istihsâl edecektir. Bunun ne muazzam bir teşebbüs olduğunu şöylece ifade etmek mümkündür. Fakat işin ehemmiyeti bundan da ibaret değildir, tabiî şartları bakımından dünyanın pek nâdis bölgelerinde tesadüf edilen büyük ve kıymetli vasıfları dolayısiyle Keban barajında istihsâl edilecek elek triğin maliyet fiatı fevkalâde ucuz olacak ve memleketimizde yepyeni bir sanayiin kurulması imkânını sağlıyacaktır. Böylece tasfiye etmeden satmağa mecbur olduğumuz bir çok madenlerimizin en müsait şarjlarla kıymetlendirilmesi de dahil iktisadî bakımdan büyük faideler elde edeceğiz.
Avrupa ile Asya kıt'asını yekdiğerine bağlıyacak olan büyük Boğaziçi asma köprüsünün ehemmiyetini izaha bile lüzum görmüyorum. Yalnız, bugün dünya yüzünde iki kıt'ayı yekdiğerine bağlayacak başka bir köprü olmadığına işaret etmek isterim.
İstanbulun trafiği Anadolu ile Trakya yollarının birbirine bağlanması ve benzeri millî ihtiyaçlarıımızı karşılama bakımından köprünün ehemmiyeti yambaşmda bunun beynelmilel Avrupa yollan şebekesinin ve Bağdat Paktı memleketleri beynelmilel yollar şebekesinin bir cüz'Ü olduğunu ve bu iki fevkalâde ehemmiyetli şebekeyi birbirine bağlayacağını ifade etmek isterim.
Hef iki teşebbüsün memleketimiz için çok hayırlı olacağına inanıyoruz.»
Maliye Müsteşarının bu konuşmasına cevap veren Fransız firmaları mümessili L. J. Dubout, Türkiyenin Fransız dostlarına gösterdiği itimat ve teveccühten dolayı Türk hükümetine teşekkürlerini bildirmiş, son müzakerelerde tam itimat ve iyi niyet havası içinde başarılan işlerden ve varılan müsbet neticelerden dolayı büyük memnunluğunu ifade etmiş, kanunlar ve mukavele çerçevesi dahilinde gösterilen teveccüh, alâka ve itimada lâyık olduklarını isbattan tam bir zevk alacaklarını kaydeylemiş ve Türk hükümetine firmalar adına şükranlarını arzetmiştir.
Protokollarm imzasını ve konuşmaları müteakip karşılıklı tebrikler ve muvaffakiyetler temennileri teati olunmuş ve gazetecilerin de iştirak ettiği imza töreni böylece sona ermiştir.
İstanbul :
Emlâk ve Kredi Bankası tarafından Baruthanede tesis edilen 10.000 kişilik plaj tesisleri bugün merasimle açılmıştır. Vali ve Belediye Reis Vekili Kemal Hadımlı, Ordu Müfettişi Orgeneral Nazmi Ataç, Vilâyet ve Belediye Meclisi azaları, matbuat mümessilleri ve kalabalık bir kitle teşkil eden Bakırköy ve civarı halkının hazır bulunduğu bu merasimde Banka Umum Müdürü Medenî Berk, aşağıdaki konuşması ile tesisler hakkında izahat vermiştir :
«Türkiye Emlâk Kredi Bankası, eski Baruthane mevkiinde inşasına başladığı modern şehrin sahil tesislerini bugün birinci plajı ile sayın İstanbul halkının hizmetine arzetmektedir.
Eski Baruthane semtinde kurulmasına başlanan bu yeni ve güzel sahil şehrimizin imar plânları hazırlanmış ve birinci kısma ait bina projeleri ve hesapları tamamlanmış olup bir iki ay İçinde inşaata başlanacaktır.
Mesken olarak 12.000 lojmanı ihtiva edecek ve hükümet binası, içtimaî ve kültürel tesislerle çarşıları bulunacak bu şehirde 60.000 vatandaşımız yerleşecektir.
Şehrin yalnız mesken binalarının inşası için 750,000.000 lira sarîedilecek
tir.
Eski Baruthanede kurulacak şehri, sahil tesislerinden ayıran ve Sirkeciden Filorya'ya kadar uzanan ve arazimizdeki uzunluğu 2,5 kilometreyi bulan 30 metre genişliğinde büyük bir yol ayırmaktadır. Bu yola ait toprak işlerinin yüzde 85'i tamamlanmış olup iş bu sene sonunda bitirilecektir. Yolun inşası için takriben 4.793.000 lira sarfedilecektir.
Baruthanede kurulan yeni şehrin sahil tesislerinin üzerinde bulunacağı sahanın deniz kenarından yola kadar mesafesi 200 metre ve uzunluğu da 2,5 kilometredir. Bu suretle tesislerin bulunacağı saha 50 hektardır.
Yıllarca İsıanbul halkının İçine giremediği ve sokulamadığı bu güzel ve şirin araziden eski fabrika harabeleri kaldırılmış ve şirin bir plaj hâline getirilmiş bulunuyor.
Bu güzel eser aziz İstanbulluların emrine ve hizmetine tamamen serbest olarak açılmış bulunuyor.
Bugün hizmete giren plajlarımızın kapasitesi 10.000 kişiliktir. Gelecek sene yapılacak ilâvelerle Baruthanede kurulacak umumî plajlarımızdan 30 bin vatandaşımız istifade edebilecektir. Plaj m uzunluğu 300 metredir. 344 mermer kabin ve 1152 dolabı mevcuttur. Gelecek yıl 50 aile kabini ve iki katlı bir lokanta ilâve edilecek, plaj kısmına da yeni tesisleriyle iki misli büyüklüğünde 600 metrelik yeni bir plaj daha eklenecektir.
Bugünkü plajın proje ve detayları Türkiye Emlâk Kredi Bankası Baruthane mimarî, büro tarafından hazırlanmış, inşaatı Türkiye Emlâk Kredi Bankasının (Türkiye İnşaat ve Malzeme Limited Şirketi) tarafından Türk usta ve işçilerine üç ayda tamamlattır ılmıştır.
Bugünkü plaj bankaya 2.400.000 liraya mal olnvuştur.
İstanbulun en güzel semtlerinden biri olan Marmara kıyısındaki eski Baruthane harabeleri yerine yükselecek bu güzel şehri mes'ut bir belde olarak memleketimize kazandıran değerli Başvekilimize bu şerefli vazifeyi bize vermiş olduklarından dolayı şükranlarımı arzederim.
Türkiye Emlâk Kredi Bankası ileri memleketlerde kurulan modern şehirlerden aldığı bilgi ve ilhamla genç, değerli Türk mimar ve mühendislerine yepyeni ve mükemmel bir şehir kurma kudretini hazırlamış bulunuyor. Yıllarca övünülecek, anılacak bu güzel işi değerli arkadaşlarımın başaracağından eminim. Türkiye Emlâk Kredi Bankası bu güzel şehri kurmaya yetecek malî imkânları ve teknik malzeme ve İhtiyacının büyük bir kısmını yurt içinden temin etmek suretiyle hazırlamış bulunuyor. Şimdiye kadar bizlere tevdi edilmiş her işte olduğu gibi temiz ve memnuniyet verici bir netice İle Baruthane işini de tamarnhyacağımıza inanıyorum.
Bu güzel sahil tesislerinin aziz İstanbullulara sağlık, neşe ve hayat kaynağı olmasını dileyerek sayın Valimizden açmasını rica ediyorum.»
Umum Müdürden sonra İstanbul Vali ve Belediye Reis Vekili Kemal Hadmılı bu tesisin inşasına hizmet eden Emlâk ve Kredi Bankasına İstanbullular namına teşekkür etmiş ve müessesenin güzel İsbanbula ve onun muhterem halkına uğurlu olması temennisi ile tesisi açmıştır.
Bunu müteakip bu modern tesis baştan aşağı gezilmiş ve halk plajdan istifadeye başlamıştır.
İstanbul :
Bugün saat 12.20'de uçakla Mısırdan şehrimize dönmüş bulunan. Ticaret Vekili Abdullah Aker, kendisiyle görüşen bir muhabirimize şu beyanatta bulunmuştur :
«Heyetimizin Mısırı ziyareti her iki memleket bakımından memnuniyet verici oldu. Mısırda bulunduğumuz müddet zarfında heyetimize tahminlerin fevkinde bir hüsnükabul ve alâka gösterildi. Memleketimizle Mısır arasında esasen ticari bir anlaşma mevcut bulunuyordu. Ancak anlaşmanın 900 bin dolar civarında bir kredi marjı bulunması bazı müşküller meydana getirmekteydi. Bu miktar aşıldığı takdirde fazla olan kısmın dolarla tediyesi mecburiyeti vardı. Bu sebepten dolayı her iki memleketin bu kredi marjını aşmamak imkânlarını araması ticari münasebetleri tahdit etmiş bulunuyordu. Yeni yaptığımız anlaşma ile bu kredi marjını 2 milyon dolara iblâğ ettik. Bu mikdar aşıldığı takdirde ise fazla olan kısmı malla Ödenecektir.
Ayrıca dün Mısır Reisicumhuru Abdünnâsır ile görüştük. Bu memnuniyet verici karşılaşmanın da iki memleket arasındaki dostluk bağlarının inkişafı ve takviyesi bakımından mühim bir fayda sağlamış olduğuna kani bulunuyoruz.
20 Temmuz 1957
Ankara :
Memleketimizin son günlerde mâruz kaldığı sel, yangın gibi âfet ve felâketler dolayısiyle Kızılay Cemiyeti Umumî Merkezi tarafından muhtelif mmtakalara âcil yardımlar yapılmıştır. Bu cümleden, olmak üzere son birhafta zarfında yapılan yardımlar şudur :
Kayseri'nin merkez ve kazalarında vukua gelen sel dolayısı ile 75 aileye 10.500 lira, nakit, 75 çadır, Gümüşhane vilâyetinin Kale nahiyesinde sel felâketzedelerine 2300 lira nakit, Divriği'de sel felâketzedelerine yardım için kaymakamlık emrine 10.000 lira, Ayaş kazasının Güdül nahiyesine bağlı Akçakİse köyü sel felâketzedelerine 1.450 lira nakit 500 kilo çivi, Ilgın kazasının Balkı köyünde sel felâketzedesi 7 aile için 1050 lira, Alucra kazasının Koman ve Arduç köyünde sel felâketzedesi 42 aileye 8400 lira nakit, 53 battaniye ve 50 çadır, Kargı kazasının Vahşilli köyünde yangın felâketzedesi 55 aileye âcil yardım olarak 5500 lira, 55 çadır, 1G0 battaniye, 100 kat çamaşır, İlgaz kazasının Yukarıbozan köyünde evleri yanan 17 aileye âcil yardım olarak 1700 lira, 17 çadır, süttozu ve peynir, Araç kazasının Dobrak köyünde yangın felâketzedesi 16 aileye 3100 lira nakit, 100 battaniye, 100 kat çamaşır, 50 kilo peynir, 30 adet çadır, Denizli vilâyetinin merkez ve köylerindeki sel felâketzedelerine 2000 lira nakit, Ayaş kazasında sel felâketine mâruz kalan vatandaşlara 4000 lira nakit, 12 teneke peynir, 100 kat çamaşır, 75 yelek ve 50 entari, 75 ceket, Konya Ereğlisi sel felâketzedelerine de 17.000 lira nakdî yardım yapılmıştır.
Bolu :
Ankara İsatnbul devlet yolu üzerinde, Bolu'nun Ayrılıkçeşme mevkiinde Shell müessesesi ile Bolunun müteşebbis adamlarından Mehmet İnalm müşterek gayretlerile inşa edilen Motel, bugün Bolu mebuslarının, Bolu Valisinin, Basın Yayın ve Turizm Umum Müdür Muavininin Ankara ve İstanbul Basın Temsilcilerinin hazır bulundukları bir merasimle turistlerin hizmetine açılmıştır.
Modern turizmin ve bilhassa otomobil turizminin bugün Avrupa ve Amerikada motorlu vasıtalarla seyahat eden turistler için çok lüzumlu gördüğü motellerin, yalnız memleketimizde değil, bütün Ortadoğuda ilk numunesi olarak açılan bu müessese ilk günden itibaren turistlerin büyük rağbetine mazhar olmuştur.
İstanbul :
Mısıra yapmış olduğu seyahatten dün avdet etmiş olan Ticaret Vekili Abdullah Aker bugün saat 17'de Park Otelinde bir basın toplantısı tertip etmiştir. Hariciye Vekâleti Umumî Kâtibi Büyükelçi Melih Esenbelin de bulunduğu bu toplantıda Ticaret Vekilimiz Mısıra yapmış olduğu seyahat hakkında şu izahatı vermiştir ;
«Malûmunuz olduğu üzere Mısır da kendi istihsallerine ait bir fuar tanzim etmişlerdi. Bu fuara Akdeniz havzası memleketleri ile diğer arzu ettikleri memleketleri de çağırmışlardı. Bu arada Türkiye de davet edilmişti. Bu davete gene malûmunuz olduğu üzere riyasetimdeki bir heyetle icabet ettik. Mısırlılar hususî sektörle temas etmek arzusunu da izhar etmiş olduklarından Mısır hükümetinin bu arzusunu yerine getirmek için hususî sektör namına Türkiye Ticaret Odaları, Sanayi Odaları ve borsaları birliği Reisi Üzeyir Avunduk, heyetimize dahil olmuş'tu. İşin ehemmiyeti zaviyesinden Hariciye Umum Müdürlerinden Oğuz Görkmen ve dış ticaret dairesi Reisi Süleyman Çeşmebaşı da heyete dahildirler. Ayın onunda hareket ettik. Bir gün Lübnanda kaldık ve Lübnan Başvekili ve Ticaret Vekili ile temaslar yaptık. Orada da büyük bir alâka gördük. 12 Temmuz sabahı Kahireye vâsıl olduk. Bizleri hava alanında Mısır İktisat ve Ticaret Nazırı, Müsteşarı, Müsteşar muavinleri, daire umum müdürleri ve kalabalık bir kütle karşıladı. Kahireye gelen ilk heyet bizdik. İlk heyet olarak gitmeyi de, zaten kendilerinin de arzularına uygun olarak evvelden düşünmüştük. Bizi ayın 12 sinde beklediklerini Ankarada iken ifade etmişlerdi. Mısır İktisat ve Ticaret Nazırı bizi otelimize kadar getirdi. O akşam için hiç bir program yokken heyetimiz şerefine hususî bir davet yapıldı. Bu davette samimî hasbihalde bulunmak ve karşılıklı ticarî durumumuzu görüşmek imkânı hâsıl oldu.
Mısırla aramızda bildiğiniz gibi bir ticaret mukavelesi mevcuttur. Fakat
son zamanlarda karşılıklı ihracat ve ithalâtımız bir mikdar düşüklük arzediyordu. Görüşmemizde istihdaf edilen gaye, düşmüş olan alış veriş hacmini yükseltmek ve bilhassa 900 bin dolar civarında bulunan kredi marjını dalıa yüksek seviyeye iblâğ eylemekti. Her iki memleket de borçlu vaziyette kredi marjını aştığı takdirde bunu serbest dolarla ödemek mecburiyetinde kalacağı için bu mikdarı aşmamağa dikkat ediyor ve bu hal iki memleketin ithalât ve ihracatında bir hayli sıkıntı yaratıyordu.
Kendilerine teklifimiz şu oldu: Türkiye her zaman Mısıra müteveccih ihracatı dolayısiyle alacaklı vaziyette bulunmakta ve dolayısiyle de hükümetiniz kredi marjı aşılır endişesi ile Türkiyeden mümkün olduğu kadar az mal mubayaa etmek politikasını takip etmektedir. Kredi marjı yükseldiği takdirde hem Mısır muhtaç bulunduğu ithalâtı geniş mikyasta yapmak imkânına sahip olacak, hem de biz Mısıra ihraç ettiğimiz malları lüzumu kadar göndermek imkânlarını elde etmiş olacağız. Sizin bize mal gönderememeniz endişesini bertaraf etmek için iki veya üç milyon dolara çıkarılacak kredi marjından daha üstün olacak olan ithalâtımızı isteyeceğimiz mallarla ödeyiniz, dedik. Hattâ vereceğiniz mallar olmasa büe biz tarafların muvafakati ile ve karşılıklı mutabakatla Mısırdan gayri üçüncü bir memleketin mallarını da sizden alır ve bunun için lisans veririz, dedik.
Teklifimiz uzun bir tetkikten sonra hüsnü kabul gördü, kabul edildi. Mutad olan mektuplar da teati edildi.
Mısır hükümeti heyetimize diğer heyetlere yapılabilen hüsnü kabulün çok üstünde bir hüsnükabul göstermiştir. Mısır İktisat ve Ticaret Nazırı Muhammed Ebu Busayir, Fuar dolayısiyle binbir telâşı ve davetleri arasında heyetimizi hergün her an ve her yerde aradı ve bizimle beraber olmaktan büyük bir zevk duydu. Bütün bu buluşmalarımızda ve karşılıklı temaslarımızda bizi en çok sevindirecek hâdise, Mısır idarecilerinin ve bizimle temas eden Mısır halkının cok büyük ve samimî kardeşlik hisleri ile meşbu oluşudur. Bilhassa Mısır matbuatı ayrıca bir çok heyetlerin bulunmasına rağmen her gün heyetimizin temaslarına geniş sütunlar açmak ve bu haberleri müteaddit resimlerle vermek suretiyle bizi cidden bahtiyar etmiştir. Biz de her vesile ile Mısıra bir kardeş ülkeye gelmiş olduğumuzu ihsas ve ifade ettik.
Ayın 14 ünde Mısır masnuatmı gösteren Fuar açıldı. Diğer davetliler arasında biz de yerimizi almıştık. Fuarı Reisicumhur Abdünnâsır açtı. Bütün Ticaret Vekilleri kendisine takdim olundu. Kendileri ile ilk karşılaşmamız o gün oldu.
Mısır fuarı ziraate dayanan bir endüstrinin fuarı idi. Mısırın çok şayanı dikkat bir kalkınma içinde olduğu müşahede ediliyordu. Aynı gün Mısır İktisat ve Ticaret Nazırına bu fuarda mevcut malzeme ile İzmir Enternasyonal Fuarına iştirakleri hâlinde Mısırın bu kalkınmasını sadece buraya gelmiş olan halkın değil İzmiri ziyaret edeceklerin de görebilmesi mümkün olduğunu söyledik. Bu hususta yapacakları isteğin müsbet karşılanacağını bildirdik. İktisat ve Ticaret Nazırı bu nazik daveti tetkik edeceğini, imkân olursa İzmir Enternasyonal Fuarına iştirak edileceğini ifade etti.
Fuarın açılmasını takip eden gün Mısır hakkındaki intibalar imiz ı anlatmak üzere bir radyo konuşması yapmam istendi. Bu radyo konuşmamda Mısıra bir kardeş milletin mümessili olarak geldiğimi, Mısırda büyük bir kalkınmaya şahit olduğumu, burada büyük bir hüsnükabul gördüğümüzü, Mısırlılara Türk kardeşlerinin selâmlarını getirdiğimizi, bilmukabele Mısırlı kardeşlerimizin selâmlarını Türkiyeye avdetimde büyüklerimize ve halkımıza iblâğ edeceğimi ifade ettim.
İki gün sonra, ilk geldiğimizde bildirilmiş olduğu gibi, Reisicumhur Abdünnâsır tarafından kabul edildik. Reisicumhur Abdünnâsır bizleri iki saat kadar yanında alakoydu. Türk heyetinin çok iyi bir hâtıra olarak saklayacağı bir görüşme yapıldı. Reisicumhur Abdünnâsır, birisi siyasî di
geri, iktisadî istiklâl olmak üzere iki gaye için mücadele ettiklerini ifade ettiler ve iktidara geldiklerinden bu yana ne düşündüklerini ve ne yaptıklarını telhis eylediler. Görüşme, büyük bir samimiyet havası içinde geçti, kendileri bizimle çok açık kalble konuştu. Türk heyetinin Mısırı ziyaretinden çok memnun olduğunu ifade etti. Ben de gerek Mısır halkının ve gerek hükümetinin ve bilhassa İktisat ve Ticaret Nazırının bizlere karşı gösterdiği yakın alâkayı tebarüz ettirerek bundan dolayı müteşekkir olduğumu ifade eyledim. Reisicumhur Abdünnâsırm bütün suitefehlıümlerin zail olduğunu ve fuarın iyi bir başlangıca vesile verdiğini ifade eylemiş olduğunu bilhassa zikre şayan bulurum. Bizi büyük bir nezaketle kapıya kadar teşyi etti. Münasebetlerimizin daha genişlemesine sağlam ve geniş esaslara istinat etmesine işaret olundu, böylece Mısır Reisicumhurunun yanından ayrıldık.
Kahirede bir de matbuat toplantısı yaptık. Çok samimî surette görüştük. Mısır gazetecileri bizim bu vadide ne gibi bir hizmetimiz olabilir, diye sordular. Matbuat zemini hazırlayacaktır, siyaset adamlarının ayaklarına çarpması mümkün taşları ortadan kaldıracaktır, dedim. Bu hususta Vekâletinizi almamış olmakla beraber, hislerinize tercüman olduğumdan emin bir halde, bizim matbuatımız daima üunu yapmıya hazırdır, diye ilâve ettim.»
Ticaret Vekili Abdullah Aker, daha sonra gazetecilerin sordukları sualleri cevaplandırmış ve bu arada iktisadî münasebetlerin iyileşmesinin siyasî münasebetler üzerinde müsbet tesir icra edip etmiyeceği hakkındaki bir suale cevap olarak şöyle demiştir :
«İktisadî münasebetleri elbette siyasî münasebetler takip eder. Benim saham ticaret sahasıdır. Fakat siyasî münasebetlerin de şayanı memnuniyet bir şekilde ilerliyeceğine kanaat veren müşahedelerim olmuş bulunduğunu söyliyebilirim.»
İstanbul :
Dün açılan büyük ve modern Baruthane plajından sonra bugün de Floryada eski Haylâyf plajının yerine yeniden ve modern şekilde inşa edilmiş olan plaj tesisleri, halkımızın hizmetine açılmıştır.
Floryada hâlen mevcut eski Belediye plajı ile 230 kabinli ve 2500 dolaplı gazino plaj ilâve edilen bu yeni plajda 600 kabin ve 2000 dolap vardır. Ayrıca bütün modern istirahat, yıkanma, soyunma, ve giyinme, büfe, lokanta gibi tesisleri de tamamdır.
İstanbul halkının ve yazın İstanbula gelen vatandaşlarımızın denizden en rahat bir şekilde istifadelerini sağlamak gayesini güden bu yeni Florya plaj tesisleri işlemekte olan diğer ikisi gibi bu sabahtan itibaren dolmuş ve böylece halkımızın büyük bir sıhhat ve istirahat ihtiyacı karşılanmıştır.
Bu hafta tatili başlangıcı öğleden sonra, bu sabahtan itibaren açılan 12.800 metre kare kum sahalı yeni plaj da dahil olmak üzere Turizm Bankası tarafından kurulan modern tesislerde 15000 kadar vatandaş rahatça denize girmiş, kum ve güneş banyosu almış, istirahat ve sıhhat kazanmıştır. Bu miktara Baruthanedeki modern plajdan istifade edenler dahil değildir. Baruthane tesisleri vasıtasiyle de bugün öğleden sonra 5000 den fazla vtaandaş denizden istifade etmiştir.
Floryadaki diğer plaj tesislerinin yine Turizm Bankası tarafından inşası da büyük bir hızla devam etmektedir. Önümüzdeki ayın ilk haftasında 30 odalı gazinolu, kantinli hususî plajIı çarşılı ve hususî plâjlı kamp tesisleri vatandaşlarımızın hizmetine açılacaktır.
Eski küçük aile plajı yerine yapılmakta olan 512 kabineli plaj da ağustos ayının sonlarına doğru vatandaşlarımızın istifadesine açılacaktır. «Florya lüks oteli ile» «Küçük otel» gelecek yaz başında hizmete girmiş olacaktır.
İzmir :
Millî Müdafaa Vekâleti İzmir Temsil Müdürlüğünden bildirilmiştir:
Türk askerî heyetinin İtalyaya yapmış olduğu dostluk ziyaretini iade maksadiyle memleketimizde bulunan Korgeneral Matucci başkanlığındaki beş kişilik İtalyan askerî heyeti, bugün saat 11.45 te bir Türk askerî uçağı ile Erzurumdan İzmire gelmiştir. Misafir heyet, Cumaovası hava alanında ikinci yurt içi bölge kumandanı, İstihkâm Er Eğitim Tugayı Kumandanı, İtalyan konsolosluğu mümessili, NATO nezdindeki İtalyan subayları ile yüksek rütbeli subaylar tarafından askerî merasimle karşılanmıştır.
Saat 15 te Yurtiçi Bölge Kumandanını makamında ziyaret eden misafirler, akşam 20.30 da İkinci Yurtiçi bölge kumandanı tarafından şereflerine verilen ziyafette hazır bulunmuşlardır.
İstanbul :
Ankarada vazifesi başında ebediyete intikal eden değerli tıp üstadlarınıızdan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Birinci Dahiliye Kliniği Profesörü Doktor Kâmil Sokullunun bu sabah Ankaradan getirilen nâşi Şişli camiinde ikindi namazını müteakip ebedî istirahatgâhma tevdi edilmiştir.
Merhumun tabutu Şişli camii musalla taşma konulduktan sonra iki askerî tıp talebesi, iki emniyet memuru ve iki inzibat eri tazim duruşunda bulunmuşlardır.
Gönderilen yüzü mütecaviz çelenk arasmda bilhassa Başvekil Adnan Menderes, Devlet Vekili Emin Kalafat, Dahiliye Vekili Dr. Namık Gedik, Nafia Vekili ve Hariciye Vekâleti Vekili Ethem Menderes, Sanayi Vekili Samet Ağaoğlununkiler göze çarpmakta idi. İkindi namazını müteakip, kıymetli ilim adamımızın naaşı kendisini sevenlerin elleri üstünde cenaze arabasına taşınmış ve ZIncirlikuyu kabristanına götürülerek göz yaşlan arasında ebedî istirahatgâhma tevdi edilmiştir.
Cenazede Devlet Vekili Emin Kalafat, Üniversiteler profesörleri, mülki ve askerî erkân, meslek arkadaşları, muh telif daire ve teşekküller temsilcileri, Askerî Tıbbiye Okulu ve Tıp Fakültesi talebeleri, bir polis müfrezesi ile bir piyade bölüğü bulunmuştur.
İstanbul :
Dünya Kiliseler Birliği Türkiye mümessili iken Eskişehir ve Gerze felâketzedelerine temin ettiği büyük yardımlar dolayısiyle Kızılay Genel Merkezince Miss Joane Artunakal'a bugün saat 18 de altın bir madalya verilmiştir.
Bu münasebetle Kızılay İstanbul Müdürlüğünce yapılan toplantıda seçkin bir davetli kitlesi hazır bulunmuştur.
Kızılay Reis Vekili Afyon Mebusu Riza Çerçel çok veciz bir konuşma yaparak Miss Joane Artunkal'a altın madalya ve beratını vermiştir.
Miss Joane Artunkal teşekkür etmiş memlekete kendisi gibi hayır işlerinde çalışacak evlâtlar yetiştireceğini ve Kızılaym madalyası ile hizmetlerine bir mukabelede bulunduğundan büyük zevk duyduğunu ifade etmiştir.
21 Temmuz 1957
İskenderun :
Kara kuvvetlerimize bağlı garnizonlarda incelemeler yapmak, ordumuzun iskân durumu ile meşgul olmak ve kışla ve ordugâhları yerlerinde görmek gayesiyle bir tetkik gezisine çıkmış olan Devlet Vekili ve Millî Müdafaa Vekâleti Vekili Semi Ergin ve Adliye Vekili Prof. Hüseyin Avni Göktürk, beraberlerinde Erkânıharhiyei Umumiye Reisi Orgeneral İsmail Hakkı Tunaboylu ile diğer Vekâlet mensupları olduğu halde bugün zırhlı tugayın Arsuz civarında tertiplediği atış tatbikatında hazır bulunmuşlardır.
Generallerin, yüksek rütbeli subayların ve mülkî erkân ile binlerce Hataylının da hazır bulunduğu atış tatbikatı başarılı geçmiş ve tatbikatı, tugayın sulardan geçiş talimleri takip etmiştir.
İstanbul :
Sanayi Vekili Samed Ağaoğlu, sanayi İstanbulda imar hareketlerine muvazi olarak devam eden âbidelerimizin geniş çapta tamir ve restorasyonu faaliyeti cümlesinden olarak büyük Mimar Sinanın muhteşem eseri Süleymaniye Camii ve iki türbe, yedi medrese, Mektebi Sübyan, Darülşifa, İmaret, Taphane, Hamam ve 94 dükkândan mürekkep iki çarşıdan müteşekkil külliyesinin tamir ve tanzim işine evvelâ camiden olmak üzere 15 hazirandan itibaren başlanmış bulunmaktadır.
Türk mimarisinin en büyük eserlerinden biri ve belki de birincisi olan Süleymaniye külliyesi, 15501557 yılları arasında inşa edilmiştir. Bilhassa cami içindeki tezyinat, Türk mimarisindeki sadeliğin bir örneği iken, 1869 yılında ecnebi bir mimar nezaretinde yaptırılan tamir esnasında kesme taş lara sürülen koyu renk yağlı boyalar ve barok üslûptaki tezyinatla bu güzel mabet loş ve çirkin bir hale girmişti. Başlanılmış bulunan restorasyon ameliyesinde evvelâ bu yanlış ve kusurlu tamirlerin, izalesine çalışılmaktadır. Evvelce sürülmüş olan boyalar ve badanalar temizlendikçe bina eski hüviyetini kazanmakta ve loşluğu kaybolarak ferah bir hale gelmektedir. Muhtelif yerlerde yapılan sıva sondajları ile Sinan devrinden kalma tarihî tezyinatın izleri de bulunmuştur. Bu orijinal desenler kısa zamanda tekrar ihya edilecektir bu arada camiin ve müştemilâtının her köşesinde rastlanan harap kısımlar tamir edilmekte ve eksikler tamamlanmaktadır. Avlu da yapıldığı devirdeki şekilde tanzim edilecektir.
Camideki faaliyeti hitam bulduğu vakit Sinan devrinin, yâni 16. yüz yılın asil ve sade Türk mimarî anlayışının mahsulü olan Süleymaniye eski hüviyeti ile tekrar hayata kavuşacaktır.
Külliyenin diğer eüzülerinin de peyderpey tamirlerine başlanmaktadır. Restorasyondan sonra medreseler, talebe yurdu, hâlen Askerî Matbaa işgalinde bulunan Darülşifa da Vakıf dispanseri olarak kullanılacaktır.
Takriben beş milyon lira sarfı ile iki yıl büyük bir hızla devam edecek olan bu faaliyet sonunda, Süleymaniye mimari manzumesi yalnız İstanbula ve memleketimize değil, Türk sanatının büyük eseri olarak dünya sanat tarihine de kazandırılmış olacaktır.
İstanbul :
Hükümetimizin davetlisi olarak 15 temmuzdanberi memleketimizi ziyaret etmekte bulunan Birleşmiş Milletlere bağlı gıda ve tarım teşkilâtı (F.A.O.) umum müdürü B. R. Sen, bu sabah kalmakta olduğu otelde bir basın toplantısı yapmıştır.
Bir Sen'in verdiği izahata göre, 1943 senesinde teşekkül eden ve Turkiyeye de direkt yardım olarak senede 170.000 dolarlık yardımlarda bulunan F.A.O. nun gayesi, âzası olan 74 devletin gıda ve ziraat problemlerini daha süratli ve daha iyi bir şekilde halledilmesine yardım etmektedir.
F.A.O. Umum Müdürü bu arada teşkilâtın halihazır bütçesinin kifayetsiz olduğuna işaret etmiş ve bunun genişletilmesi yoluna gidileceğini ve bu meyanda Turkiyeye yapılmakta olan yardımın arttırılmasını teklif edeceğini bildirmiştir.
Umum Müdür memleketimizde yaptığı tetkikler neticesinde gıda ve ziraat sahasında başlıca problemlerimizi şu şekilde sıralamıştır:
Türkiyede istihsalin arttırılması .lâzımdır ve toprak buna müsaittir. Mem leketinizde istihsal yağmura bağlı olduğundan sulama problemlerinin halledilmesi icap etmektedir. Haşaratla ve bilhassa süne ile mücadele elzemdir.
F.A.O. Umum Müdürü süne ile mücadele yolunu araştırmak için F.A.O. nun pek yakında Turkiyeye bir mütehassıs göndereceğini sözlerine ilâve etmiş ve gazetecilerin muhtelif suallerini cevaplandırmıştır.
F.A.O. Umum Müdürü B.R. Sen, bugün saat 13 te uçakla Romaya müteveccihen memleketimizden ayrılmış ve Yeşilköy hava meydanında ilgililer tarafından uğurlanmıştır.
Erzurum:
Reisicumhur Celâl Bayar ve Başvekil Adnan Menderes bugün Öğleden sonra 100 bin vatandaşın iştirak ettiği muazzam bir merasimle Atatürk. Üniversitesinin temeline İlk harcı koymuşlardır.
İstiklâl mücadelesi tarihimizin çok büyük bir günü olan Erzurum kongresinin aziz Atatürkün riyasetinde bundan 38 sene evvel toplandığı mutlu günün bu yıldönümünde yapılan bu temel atma merasiminde denebilir ki, kadın erkek bütün Erzurum halkı, civar vilâyet ve kazalardan gelen büyük vatandaş toplulukları hazır bulunmuş, büyük bir heyecanla devlet ve hükümet reislerimizi hararetle alkış îamış, bu bayram gününün sevinci içinde sürekli tezahürlerde bulunmuştur.
Bu mesut günü kutlamağa ne zamandır hazırlanan Erzurum, bu sabahtanberi tam bir "bayram manzarası almıştı. Şehir baştanbaşa donanmış, halk öğleden itibaren Atatürk Üniversitesinin kurulacağı sahaya akmaya başlamıştı. Daha dünden oraya gidip yerlerini hazırlayanlar ve geceyi orada kurulan çadırlarda geçirenler vardı. Törenin yapılacağı mahal saat 14 te tamamiyle dolmuş, yüz bin kişilik halk etrafa yayılmıştı.
Reisicumhur Celâl Bayar ve Başvekil Adnan Menderes, İstanbuldan uçakla saat 16 da Erzurum hava alanına gelmiş, hava alanında binlerce vatandaş tarafından hararetle istikbal edilmiş Maarif Vekili, Erzurum mebusları, Erzurum valisi Nurettin Aynuksa ile ordu ve kolordu kumandanları ve diğer erkân tarafından selâmlanmıştır.
Devlet ve hükümet reislerimiz, hava alanında tezahürler arasında hareketle gene tezahürler arasında Üniversite sahasına gelmiş, yüz bin kişinin hararetli tezahürleriyle karşılanmışlardır. Saha methalinde askeri merasim yapılmış ve 21 pare top atılmıştır.
Merasimde Devlet Vekili Celâl Yardımcı, Maarif Vekili Tevfik İleri, Büyük Millet Meclisinden bir heyet ile diğer mebuslar, Amerikan büyük elçisi ekselans Warren, Şurayı Devlet, Temyiz ve Divanı Muhasebattan birer heyet, Maarif Müsteşarı ve bütün Maarif erkânı, İstanbul, Ankara ve Ege Üniversiteleri ile İstanbul Teknik Üniversitesi Ortadoğu Üniversiteleri rektör ve dekanları, Atatürk Üniversitesi hazırlık bürosu profesörleri, Amerika Nebraska Üniversitesinin memleketimizde vazifeli profesörleri, Türkiyedeki Amerikan Yardım heyetleri ileri gelenleri ile Amerikan Kültür Ataşesi, Umum Müdürler, Ankara Valisi ile civar vilâyetler vali, belediye reisi ve maarif müdürleriyle diğer heyet azaları, Yüksek Tahsil Talebe Temsilcileri ve daha birçok zevat ile Ankara ve İstanbuldan gelen gazeteciler hazır bulunmuşlardır.
Büyük bir azamet ve ihtişam arzeden törene İstiklâl marşı ile başlanmıştır. İlk sözü alan Erzurum Belediye Reisi Edip Somunoğlu, misafirleri selâmlıyarak konuşmasına başlamış, Atatürkün vasiyeti olan bu üniversitenin Brzurumda kurulması dolayısiyle şehir adına şükranlarını bildirmiştir. Edip Somunoğlu, bu üniversitenin Do_ ğunun istikbalinde açacağı engin ufuk lara işaret ederek, Atatürk Üniversitesini aynı zamanda hükümetin aydın insan yetiştirme heyecanının bir ifadesi olarak tavsif etmiştir.
Daha sonra Erzurum Lisesinin bu seneki mezunlarından Tuncay Kocasoy ve Mete Kızıloğlu birer konuşma yaparak Atatürk Üniversitesinin kuruluşu karşısında gençliğin hissettiği büyük sürura tercüman olmuşlardır. Tuncay Kocasoy konuşmasını «Bize bu üniversiteyi bağışlayan büyüklerimize minnet ve şükranlarımızı, ebedi bağlılığımızı ifade edebilecek kelime bulamamanın aczi içindeyiz» diye bitirmiştir.
Müteakiben Erzurum mebusu Rıfkı Salim Burçak söz almış, çevresine nur saçacak olan bu üniversitenin sadece doğu illeri için değil fakat büyük Türk vatanı için ne büyük bir mâna ve kıymet taşıdığına işaretle demiştir ki:
«Bu üniversite, bugün Türkiyede mevcut eşlerine bir yenisini daha ilâve et
mek gibi bir fikirle değil, doğunun içtimaî ve iktisadî kalkınmasına doğrudan doğruya tesir icra edecek ve kalkınma üzerinde bizzat âmil olacak bir ilim merkezi kurmak gibi bir düşünce ile inşa ediliyor. Atatürk Üniversitesinin Doğu Anadolunun hayat şartlarını, sosyal çehresini temelinden değiştireceğine ve bu bölgenin iktisadî imkânlarını süratle değerlendireceğine inanıyoruz.»
Rıfkı Salim Burçak konuşmasına şöyle dev^m etmiştir:
«Atatürk Üniversitesi, Türk milletinin istikbalini onun irfan seviyesinde arayan bir zihniyetin, .eseri memleketin müstakbel kaderini en muhkem bir te minata "bağlamak için didinen vatanperver insanların büyük kararlarının bir mahsulüdür. Atatürk Üniversitesi bilhassa Doğunun hayat şartları üzerinde işleyecektir. Bu ilim merkezi, her şeyden evvel, bu bölgenin insanını, toprağını, onun canlı ve cansız bütün servetlerini ilim gözü ile tetkik, millî istidat ve kabiliyeti âzami derecede değerlendirme gibi bir fensiyon ifa edecek, bir rehber rolü görecektir.»
Rıfkı Salim Burçak daha sonra vatanı bir ucundan öbür ucuna süsleyen medeniyet âbiüeleriyle dünyanın hayret ve takdir nazarları önünde yepyeni bir Türkiye ortaya çıkmakta olduğunu ifade ederek şöyle demiştir;
«Sadece kendi çevremden misal vermek için söylüyorum: Erzurum köylüsüne daha şimdiden müreffeh bir hayatın yollarını açmış olan şeker fabrikasının küşadını geçen yıl yapmıştık. Pek yakında Tortum elektriğini halkımızın hizmetine arzedeceğiz. Şu dakikada, köylüsü ve şehirlisi ile bütün bir milletin maddî ve ruhî kalkınmasını temin edecek olan büyük bir müessesenin temellerini atıyoruz. Bütün bunlar Anadolu halkının asırlar boyunca hasretini çektiği ve fakat bir türlü elde edemediği büyük eserlerdir. Atatürk Üniversitesinin yedi yüdanberi iş başında bulunan Demokrat Parti iktidarının en büyük, azametli icraatından biri olduğunda asla şüphemiz yoktur. Yarm burada yükselecek olan kültür ve irfan merkezi Anadolunun artık hakikî bir inkılâba kavuştuğunu, onun yepyeni bir medeniyet çağma girmiş bulunduğunu bizlere müjdeliyor. Kadirşinas hemşehrilerimle birlikte bizi bu bahtiyarlığa kavuşturanlara karşı sonsuz saygı, minnet ve şükran duyguları içindeyiz. Atatürk Üniversitesinin Erzurum için yurdumuz için uğurlu ve hayırlı olmasını dilerim.»
Bunu müteakip Türkiye Talebe Federasyonu adına Celâl Hordan konuşmuştur. Celâl Hordan kahraman Erzurumluların bu büyük zaferini Türkiye Millî Talebe Federasyonunun tem sil etmekte olduğu yüksek tahsil gençliği adına heyecanla tebrik etmiş, memleketin huzur dolu geleceğine yüksek tahsil gençliğinin güvenle bakmakta olduğunu söylemiş, «Atatürk Üniversitesinin kuruluşunu mutlu geleceğimizin müjdecisi olarak kabul etmekteyiz» demiştir.
Erzurum yüksek tahsil gençliği adına Ünal Özgödek'in konuşmasından sonra Maarif Vekili Tevfik İleri kürsüye gelmiş ve Atatürk Üniversitesinin kuruluşu hakkında mühim bir konuşma yapmıştır.
(Maarif Vekilinin bu konuşmasını bültenimizde ayrıca bulacaksınız).
Hararetli tezahürler ve alkışlarla karşılanan bu konuşmaları takiben Reisicumhur Celâl Bayar ve Başvekil Ad,nan Menderes halkın coşkun gösterileri arasında Erzurum Kuyumcular Ce miyeti tarafından hazırlanan sapı Oltu taşından mamul gümüş bir mala ile temele ilk harcı koymuşlardır.
Ankara :
Memleketimizi ziyaret etmekte bulunan tanınmış Amerikan iş adamlarından müteşekkil 4 kişilik Amerikan ticaret heyeti bugün saat 17 de Ankara Tüccar ve Sanayiciler Kulübünde bir basın toplantısı yapmıştır.
Heyet başkanı M. James W. Mcnally, memleketimizi ziyaretlerinden gayesi hakkında şu iaahatı vermiştir:
«Biz burada sadece hükümetimizi değil bir çok ticarî firmaları da temsil ediyoruz. Memleketinizi ziyaret etmek
ten,büyük bir memnunluk duymaktayız. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı ve Ticaret Vekâleti yabancı mem leketlere ticaret heyetleri göndermeyi desteklemektedir. Hükümetler, diplomatik misyonları vasıtasiyle biribirleriyle yakından temasta bulunurlar. Tüccarlar arasında ise temaslar gayet azdır. Biz buraya bir şeyler almak veya bir şeyler satmak maksadiyle gelmedik. Dost iki memleket tüccarları arasındaki temasları temin etmek gayesiyle memleketinizde bulunmaktayız. Bu ziyaretleri bilhassa tüccarlarımız arzu etmektedirler. İş adamlarının şahsen tanışmalarının faydalarına inanıyoruz. Burada kaabil olduğu kadar iş adamlarınızla şahsen görüşmek istiyoruz. Sizin iş adamlarınızla yapacağımız müzakereler sırasında hangi sahalarda, ne gibi yardımlarda bulunacağımıza dair notlar alacağız.
Heyetimiz, Birleşik Amerikadan mal almak veya Birleşik Amerikaya satış yapmak isteyenlere kolayca ithalât veya ihracatta bulunabilme imkânları hakkında lüzumlu bütün malûmatı verecektir.»
Daha sonra ticaret heyetinden maden sahasında milletlerarası bir .şöhrete sahip olan maden mühendisi Arthur P. Cortelyou, madencilik mevzuunda Kroger şirketi imalât umum müdürü Lindquist de gıda maddeleri ambalâjcısı olarak iş adamlarımızla konuşacaklarını belirtmişlerdir. Einüquist, memleketimizde meyvelerin değerlendirilmesi için konserveciliğin yeni başladığına ve bir hayli ilerlemiş olduğuna işaret etmiştir.
Florida eyaleti üniversitesinde otel ve lokanta dairesi şefi olan E. Lundeberg, turizm mevzuuna temas ederek turizmi tek taraflı, bir şey vermeden para alabilmek sanayii olarak tavsif etmiş ve turizmin Floridaya senede 1 milyar dolar getirdiğine işaret etmiştir.
Memleketimizde turist celbedecek yerlerin pek fazla olduğuna işaret eden E. Lundebrg, turizmin inkişafı için turist celbinde mühim bir rol oynayan iaşe ve ibate imkânlarının hazırlanmasının lüzumuna işaret etmiştir. Turist, kendi alıştığından daha iyi bir şekilde iaşe ve ibate edilmek ister, bu imkânlar hazırlanınca fazla para bırakır demiştir.
Ticaret heyeti üyeleri daha sonra basın mensupları tarafından sorulan sualleri cevaplandırmışlardır. Bu arada bir gazeteci tarafından turizmle ilgili bir suali cevaplandıran M. E. Lundberg, turizmi geliştirmek Amerikada muazzam bir program olarak ele alınmaktadır. Turizmi teşvik için ne gibi tedbirler alınacağını memnuniyetle soyliyebilirim. Bu mevzuda muvaffak olmuş bütün yerlerde resmî ve^hususî sektör birlikte çalışmış v« bütün güçlerini sarfetmişlerdir. Her yerde ilk zamanlarda hususî sektörün yatırımı az olmuşsa da hükümetin yardımt şart tır» demiştir. '
Türkiyede turizmin inkişafına temas ederek Basın Yayın Umum Müdürlüğü teşkilâtının bastırmış olduğu ve Amerikadaki Türk Haberler Bürolarının dağıttığı broşürlerin mükemmel olduklarına işaret etmiştir.
24 Temmuz 1957
Ankara :
Bugün Münakalât Vekâleti toplantı salonunda Türk Hava Yolları ile B. O. A. C. İngiliz Denizaşırı Hava Yolları Şirketi arasında bir ortaklık mukavelesi imza edilmiştir. Münakalât Vekili Arif Demirer'in hazır bulunduğu imza merasiminde Türk Hava Yollarını, idare meclisi reisi Firuz Kesim Ue Umum Müdür Ulvi Yenal ve Boac Şirketini de Umum Müdür Sir Georgecribbett temsil etmişlerdir.
Bu mukavele mucibince Boac 500.000 İngiliz lirasına tekabül eden 3.920.000 liralık Türk Hava Yolları hisse senedini satın" almış ve ayrıca 10 sene vadeli 11.760.000 Türk lirasına tekabül eden bir bucuk milyon İngiliz liralık bir kredi açmıştır. İştirak hissesi ile kredi yekûnunu teşkil eden «2» milyon İngiliz lirası 5 adet Viscount uçağının ve yedeklerinin mubayaasına. tahsis edilmiştir.BOAC'yi Türk Hava Yolları İdare Mec lisinde Sir George Cribbett temsil edecektir.
İmza merasimini müteakip Münakalât Vekili Arif Demirer her iki tarafa muvaffakiyetler temenni etmiş, Sir George Cribett ile Türk Hava Yolları İdare Meclisi Reisi Firuz Kesim bu ortaklığın her iki şirket için hayırlı olmasını dilemişlerdir. Firuz Kesim, ezcümle Türkiyenin sivil havacılık sahasında da diğer bütün sahalarda olduğu gibi süratli bir inkişaf ve kalkınma devresinde olduğunu belirtmiş, BOAC ile yapılan teşriki mesainin Büyük Britanya ve Türkiye arasındaki dostluğun bir neticesi olduğunu beyan etmiş ve ileride daha büyük inkişaflar sağlamasını temenni ederek Sir George Cribbette'e teşekkür etmiştir.
Bu merasimden bir müddet sonra, Türk Hava Yolları ile Vickers Armstrong şirketi arasında 5 adet Viscount uçağının sipariş mukavelesi imza edilmiştir. Vickers şirketini Umum Müdürlerden Mr. Cooper temsil etmiştir. Yeniden imal edilecek 5 adet Viscount uçağından birincisi aralık 1957 ayında teslim edilecektir. Diğerlerinin teslimi bir sene içinde tamamlanacaktır. Viscount uçakları 4 motorlu, türbin pervaneli, saatte 525 kilometre sürati olan en modern uçaklardır.
Türk Hava Yollarının B.O.A.C. ile ve müteakiben Vickers Armstrong şirketi ile imza ettiği anlaşmaları müteakip B.O.A.C. şirketi umum müdürü Sir George Cribbett bir basın toplantısı yaparak ezcümle şunları söylemiştir:
«Bugünün, memleketlerimiz arasındaki münasebetlerde çok mühim bir mev ki işgal edeceğine eminim. İmzaladığımız anlaşma sivil havacılık sahasında yeni ve sağlam bir ortaklık meydana getirmiştir. Türk Hava Yollarının B.O.A.C. ile yakından teşriki mesaiye karar vermesi her iki taraf için de büyük menfaatler sağlıyacaktir. Herhangi bir işbirliğinin ciddî bir şekilde yaşayabilmesi için hâsıl olacak menfaatlerin eşit ve karşılıklı olması lâzım gelir. Bizi B.O.A.C. olarak bu işbirliğine sevkeden en bâyük âmil, Türk ekonomisinin istikbal ve potansiyelinin, bazı münekkitlerin bize söylediklerinin aksine olarak, sağlam ve kuvvetli olduğuna iman etmemizdir. Sağlam bir ekonominin, asrımızın icaplarma uyabilmesi için, münakalât sistemi içinde sivil havacılık unsurunun da mühim bir mevki işgal etmesi lâzım gelmektedir. Biz Türk hava yollarının emrine dünyanın her tarafına sefer yaparak uzun senelerde elde ettiğimiz bilgi ve tecrübeyi memnuniyetle amade tutacağız. Memleketlerimiz arasındaki uzun ve dostane münasebetler, şirketlerimiz arasındaki bu anlaşmanın verimli olması için kâfi sebeptir. Şahsen B.O.A.C. yi temsilen Türk Hava Yolları İdare Meclisinde vazife göreceğimden memnun ve müftehirim. 5 Viscount uçağının en kısa zamanda teslimini derpiş eden mukaveleyi Türk Hava Yollarının biraz evvel Vickers ile imzaladığını memnuniyetle öğrenmiş bulunuyorum. Böyle mütekâmil ve kuvvetli uçaklarla Türk Hava Yollarının teçhiz edilmesi şirketin istikbalde daha büyük başarılar sağlayacağına delildir.»
İstanbul :
Donanmamızın Savarona okul gemisi deniz kurmay yarbayı Necati Pınar kumandasında, Edinburg festivaline iştirak edecek olan 60 kişilik tarihî mehter takımı ile 66 kişilik Kara Harb Okulu boru trampet takımı ve silâhendazlarını hamilen ve mutat deniz eğitim tatbikatını yapacak olan 79 Deniz Harb Okulu birinci sınıf öğrencileriyle birlikte bugün saat 17 de İstanbul limanından İngiitereye müteveccihen hareket etmiş, mehter takımı ile Kara ve Deniz Harb Okulu öğrencileri İstanbul halkının büyük tezahüratı ile uğurlanmışlardır.
Uğurlamada İstanbul Garnizon Kumandanı Korgeneral Ekrem Akalin, hazır bulunmuş, gemi kumandanına ve Edinburg festivaline iştirak edecek kafile başkanına iyi yolculuklar dilemiş başta bando bulunan bir merasim bölüğü selâm resmini ifa etmiştir.
Savarona okul gemisinin Galata rıhtımından hareketinden daha bir saat kadar evvel binlerce İstanbullu mehter takımı, Kara ve Deniz Harb Okulu öğrencilerini uğurlamak üzere rıhtımı ve Denizcilik Bankası önündeki meydanı doldurmuş bulunuyordu. Geminin hareket saatinde bu kalabalık daha da artmış gemide mehter takımı tarihî elbiselerini labis olarak, Kara Harb Okulu boru ve trampet takımı ile silâhendazları Deniz Harb Okulu öğrencileri ve silâhendazları ve gemi mürettebatı çimariva yerlerinde mevki almışlar, tarihî mehter takımı nev_ bet vurarak Kara Harb Okulu boru trampet takımı boru çalarak ve denizciler kasketlerini sallıyarak kendilerini uğurlamaya gelen İstanbul halkını selamlamışlardır.
Halkın şiddetli alkışları ve denizcilerimize ve karacılarımıza karşı yaptıkları sevgi tezahüratı arasında limandan çıkan Savarona okul gemisi Sarayburnu önünden geçerken burada da toplanmış olan İstanbul halkını selâmlamıştır. Savarona okul gemisinin hareketinden evvel gemiye çıkan İngiliz Büyük Elciliği Ataşenevali gemi ku mandanma ve kafile başkanına iyi yolculuklar temenni etmiştir.
Savarona okul gemimiz Edinburg'da mehter takımı ile Kara Harb Okulu boru trampet takımını ve silâhendazlannı festivale iştirakleri için bıraktıktan sonra tatbikat gezisine başlıyacak ve sırasiyle Oslo, Kopenhag, Stokholm, Flensburg, Kiel, Hamburg, Amsterdam limanlarına uğramak suretiyle Londraya gelecektir. Londrada mehter takımı ile Kara Harb Okulu mensuplarını alacak olan Savarona okul gemimiz 17 Eylülde yurda avdet etmek üzere İngiltereden hareket edecektir.
Mehter takımı Edinturg festivalinde dağıtmak üzere Erkânı Harbiye! Umu miye Başkanlığı Moral Şubesi tarafından hazırlanan ve renkli tarihî resimleri ihtiva eden tarih boyunca Türk ordusu ve yüz yıllar boyunca mehterhane ve Türk müzik kalkmışı isimli Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanmış olan iki broşürden bir miktar beraberinde götürmüştür.
25 Temmuz 1957
Ankara :
Başvekil Adnan Menderes, Erzurumda Atatürk Üniversitesinin temeli atılması ünasebetiyle Türk Basın Birliği Başkanı «Hergün» başyazarı Faruk Gürtuncadan şu telgrafı almıştır:
«Mazide Hatuniye ve Yakutiye medreselerinin ilim meşalesini yaktığı Erzurumda bir kültür ocağının temellerinin atılması yüksek kalkınmalarımızdan sonra en büyük kültür kalkınması olarak mesainizi ebedî kılacaktır. Kutlama merasiminde bizzat hazır bulunduğunuz bu büyük hâdise karşısında gerek şahsî, gerek Türk Basın Birliği adına en derin tebriklerimi sunar, bu nur müessesesinin memlekete doğuya hayırlı olması temennisiyle saygılarımı arzederim.
Türk Basın Birliği Bşk. Hergün Başyazarı F. Gürtunca
Ankara :
Başvekil Adnan Menderes, Adanada Narenciye Meyve ve Sebze Tarım Kooperatifinin kurulması münasebetiyle kooperatif müteşebbis heyeti adına Hakkı Somaydan şu telgrafı almıştır:
«Çukurovaya kazandırdığınız Seyhan barajının bölge ziraî karakterinde husule getirdiği inkılâbın mesut neticelerinden biri olarak, bugün Çukobirlik Umum Müdürlüğü binasında toplanan bölgemiz narenciye meyve ve sebze müstahsilleri, Çukobirliğe bağlı olarak Adana narenciye meyve ve sebze tarım satış kooperatifini kurarak statüsünü ilgili makamlara sunmuşlardır. Kurucu heyet bu hayırlı neticeyi yüksek şahsınıza iblâğa karar vermiştir. Bunu içten bağlılığımız ve derin saygılarımızla arzederim.
Müteşebbis heyet adına Hakkı Somay
Ankara :
Fransanın millî bayramı münasebetiyle Reisicumhurumuz Celâl Bayar ile Fransa Reisicumhuru ekselans Rene Coty arasında tebrik ve teşekkür telgrafları teati edilmiştir.
Konya :
Amerikada başka bir vazifeye tâyin edilmiş olması dolayısiyle bugünlerde
memleketimizden ayrılacak olan NATO Güney Doğu Avrupa Kara Kuvvetleri Kumandanı Korgeneral Read Anadolu Ajansı muhabirine bir beyanat vererek şunları söylemiştir:
«İki senedenberi ifa etmekte olduğum NATO Güney Doğu Avrupa Kara Kuvvetleri Kumandanlığından ve dolayısiyle memleektinizden ayrılıyorum. Bu iki sene içinde Türkiyede uzun seyahatler yaptım. Bu seyahatlerimin çoğu küçük kasabalar ve köylere olmuştur. Bu seyahatlerimde büyük kalkınmalara ve halkm samimî ve içten dostluk tezahürüne şahit oldum. Türkler namuslu, çalışkan, samimî ve cana yakın insanlardır. Türk ve Amerikan halkının pek çok müşterek tarafları vardır. Bunun en başta geleni her iki milletin de hürriyetlerine olan aşklarıdır.
Ordunuza gelince, genel olarak Türk ordusunun askerlik bakımından mükemmeliyeti beni çok mütehassis etmiştir. Bilhassa son bir kaç sene içinde gösterdiği terakkiler fevkalâdedir. Üzerimde en derin intiba bırakan cihet, bir Türk kıtasını teftiş ettiğim zaman bütün subay ve erlerin gözümün içine erkekçe bakmaları olmuştur ki, bu, dünyada pek az orduda mevcuttur. NATO, doğu kanadını Türk ordusuna dayamakla emniyetini sağlamıştır. Benim orduda kırk senelik askerî hayatım vardır. Bu müddet içinde Türk ordusu kadar mükemmel askerle tanışmış ve çalışmış değilim.
General Read Türkiyede bulunduğu iki sene içinde büyük kalkınma hamlelerine şahit olduğunu, bunu Konyaa da yakinen müşahede ettiğini söylemiş, gerek Türk halkına, gerekse Türk ordusuna karşı duyduğu sempatiyi belirtmiş ve Türk milletine en iyi dileklerinin ulaştırılmasını rica etmiştir.
İstanbul :
Maarif Vekâletinin himayesinde olarak UNESCO Türkiye Millî Komisyonu tarafından Kadıköy Kollejinde 5 temmuzda açılmış olan milletlerarası gençlik kampı bugün yapılan bir merasimle kapanmıştır.
Merasimde genç delegelerle toplu olarak son görüşmesini yapan kamp müdürü Maarif Vekâleti Beden Terbiyesi ve İzcilik Müdürü Mehmet Erkan, kampta 20 gün içerisinde muhtelif memleketlere mensup gençler arasında teessüs etmiş olan samimî ve karşılıklı anlayış ve işbirliği havasını övmüş ve kendi memleketlerinin gençliği nezdinde kampın havasına ve Türk gençliğinin en iyi hislerine tercüman olmalarını delegelerden rica etmiştir.
Müteakiben misafir delegeler adına söz alan Afganistan temsilcisi, kendilerine Türkiyeyi ve Türk gençliğini en yakından tanımak fırsatını veren bu kampta edindikleri en iyi intibalara temas etmiş ve kendilerine bu imkânı bahşeden başta Maarif Vekili olmak üzere UNESCO Türkiye Millî Komisyonuna ve kamp idaresine teşekkür etmiştir.
Bayrakların indirilmesi çok heyecanlı bir sahne yaratmış ve öğrenciler veda şarkısını söylerken gençler göz yaşlarını tutamamışlardır.
14 memleketin gençliğini temsilen bu kampa katılmış bulunan 23 kız ve 37 erkek delege bugünden itibaren Türk arkadaşları tarafından muhtelif vasıtalarla memleketlerine grup grup uğurlanmaktadırlar.
Bursa :
Bugün saat 12.20 de Merinos fabrikası üzerinde bir uçak kazası vukua gelmiştir. Balıkesir üssüne mensup pilot Teğmen Ayhan Baysal idaresinde bir jet uçağı fabrika üzerinden geçtiği sırada henüz mahiyeti tesbit edilemiyen bir arıza yüzünden havada infilâk ederek meskûn bir mahallin üzerine düşmüştür.
Pilot kaza sırasında düğmeye basarak otomatik iskemle ile birlikte kendisini dışarı atmış ise de irtifam az olmasından dolayı paraşütü açmaya vakit bulamadan âni bir şekilde Merinos fabrikaları bahçesine düşerek şehit olmuştur.
Pilot kendisini uçaktan attıktan sonra uçak uçuş süratini kaybetmeksizin
göçmenlerin meskûn bulunduğu mahalle düşmüştür. Bu düşüş o kadar şiddetli olmuştur ki, civardaki bütün evler sarsılmış, duvarlar yıkılmış, camlar kırılmış ve korkudan bayılanlar olmuştur.
Uçağın düştüğü yerde fceş ev ile 13 dükkân yıkılmış ve infilâk neticesinde büyük bir yangın çıkmıştır. Bu feci kazada ölenler ve yaralananlar olmuştur.
Sükutun akabinde yetişen itfaiye bir taraftan yangını söndürmeye çalışırken diğer taraftan da ölü ve yaralıları enkaz altından çıkarmaya başlamıştır. Altısı ağır 13'ü hafif olmak üzere 19 kişi yaralanmıştır. Dokuz kişi de Ölmüştür. İtfaiye enkaz altından cesedleri aramaya devam etmektedir. Yaralılar derhal hastaha'neye sevkedilerek tedavilerine başlanılmıştır.
Başvekil Adnan Menderes, kazayı haber alır almaz Bursa Valisini telefonla arıyarak kazadan duyduğu büyük teessürü bildirmiş, hükümetin kazazedelerin acılarını gidermek için bütün imkânları süratle kullanacağının kazazedelere İblâğına valiyi memur etmiştir. Vali bu vazifeyi kazazedelere ve aileleri nezdinde yerine getirmiştir.
Ankara :
Adliye Vekili Hüseyin Avni Göktürk'e müracaat eden muhabirimiz şu suali sormuştur;
«Büyük Millet Meclisine alenen ve huzurunda küfür etmekten maznun Kırşehir mebusu Osman BÖlükbaşı hakkında açılmış olan ilk tahkikat sırasında vâki reddi hâkim talebini tetkik eden Keskin ağır ceza mahkemesi reisinin 1950 seçimlerinde C.H.P. den namzetliğini koymuş olduğu ve sert hücum ve mücadeleleriyle Demokrat Partiye şiddetle aleyhtar bir zat bulunduğu ve bu sebeple böyle bir siyasi dâvada tarafsız kalamıyacağı iddia edilmektedir. Ne buyurursunuz?»
Adliye Vekili Hüseyin Avni Göktürk muhabirimizin bu sualini aşağıdaki şekilde cevaplandırmıştır:
«Hâkimlerimizin ve mahkemelerimizin karar ve muamelelerine doğrudan doğruya taallûk eden hususlarda söz söylemeyi caiz görmem. Şimdi de bir şey söylemeyi istemezdim. Ancak, maalesef, mesele Öyle bir hale getirilmiştir ki, sualinizi kısaca dahi olsa cevaplandırmamak elden gelemez.
Çünkü, bir taraftan şu ana kadar yapılan neşriyatın mahiyeti, sanki tevkif kararını veren sorgu hâkimi ve bu kararı tasdik eden asliye ceza hâkimi ve itirazen tetkik ederek keza tasdik eden Ankara Birinci Ağır Ceza Reisi töhmet altında bulundurulmağa çalışılırken diğer taraftan da ifade ettiğiniz gibi, Keskin Ağır Ceza Reisinin faal politikaya karışmış ve 1950 senesi seçimlerinde C.H.P. namzeti olarak bugünkü iktidar aleyhinde sert ve aşırı mücadeleler yapmış olduğu ileri sürülerek böyle bir siyasî dâvada tarafsız olamıyacağı iddiası da ortaya atılmış bulunmaktadır.
Sualinizi cevapsız bırakmış olmamak için soyliyeyim ki Keskin Ağır Ceza Reisinin 1950 seçimlerinde iddia olunduğu gibi Cumhuriyet Halk Partisinden namzetlik koymuş bulunduğu kay den sabit bir vakıadır. Mamafih meselenin üzerinde durmaktayız,
26 Temmuz 1957
Bursa :
Reisicumhur Celâl Bayar, dün vukua gelen feci uçak kazası üzerine, beraberinde hususî kalem müdürü Faruk Berkol, Kara Yaveri Mustafa Tayyar, Hava Yaveri Ertuğrul Çokdeğer olduğu halde bugün saat 12.30 da hususî bir uçakla Ankaradan Bursaya gelmiştir.
Reisicumhur Celâl Bayar, hava meydanında kendisini karşılayan Hava Kuvvetleri Kumandanı Orgeneral Fevzi Uçaner, Birinci Hava Tümeni Kumandanı Tümgeneral Enver Akol, ve Vali Muavini ile birlikte doğruca kaza mahalline gelerek, kaza hakkında ilgililerden geniş izahat almış, mahalle halkı ile ölenlerin ailelerine taziyette bulunmuştur.
Reisicumhur Celâl Bayar, bilâhare belediyede kısa bir istirahattan sonra
maiyetiyle birlikle uçakla İstanbula hareket etmiş ve hava meydanında uğurlanmıştır.
Ankara :
Türk Sovyet İran hudut hatlarının iltisak bölgesi üzerindeki hudut taşlarının yerine konulması hakkında 15 ekim 1958 tarihinde hudut civarındaki Demkışlak köyünde imzalanan bir protokol ahiren gerek hükümetimiz, gerek Sovyet hükümetince tasdik edilmiş ve keyfiyet notalarla mütekabilen bildirilmiştir.
21 Temmuz 1957
Ankara :
Başvekil Adnan Menderes, Ankara Umum Otomobilciler, Şoför ve İşçileri Cemiyeti Reisi Hanıit Kurtoğludan şu telgrafı almıştır:
Sayın Adnan Menderes Başvekil
Ankara
21 Temmuz 1957 günü aktedilen kongremizde çekilmekte olan lâstik ve yedek parça darlığına katlanmak, yapılmakta olan emsali görülmemiş kalkınma hamlesinde Ankara şoförünün hissesine düşen pek ufak bir vatan vazifesi olarak telâkki edilmiştir. Bu hususa müteallik raporumuzdaki paragraf iki bin kişilik bir kongre tarafından ittifakla ve alkışlar arasında kabul edilmiştir. Büyük cesaretle giriştiğiniz ve kısmı âzami ile şoför ve otomobilciye refah ve saadet getirecek olan faaliyetlerinizde topluca emrinizde bulunduğumuzu arzederek, Allahtan zâtıâlinize ihsan eylediği kuvveti arttırmasına dua ederiz. Saygılarımla.
Ankara Umum Otomobilciler Şoför ve İşçileri Cemiyeti Reisi Hamit Kurtoğlu
Başvkil Adnan Menderes, bu telgrafa şu cevabı göndermiştir.
Sayın Hamit Kurtoğlu Ankara Umum Otomobilciler Şoför ve İşçileri Cemiyet Reisi
İki bin şoför arkadaşımızın mutabık kaldığı bir kararı bana bildiren telgrafınız, emin olunuz ki vicdanımda hiçbir hitabın yaratamıyacagı tir rikkat ve heyecan yaratmıştır. Türk vatanperverliğinin en güzel örnek ve ifadelerinden birini teşkil eden bu telgrafınızı şükran nişlerimle ve en derin sevgilerimle karşılamaktayım. Bu asil hisleri vicdanlarında "besliyen ve kongreyi teşkil eden o büyük heyete teşekkür ve muhabbet duygularımı bizzat ifade edebilmek fırsatını bana vermek üzere telgrafta olduğu gibi yine onları temsilen gelip beni görmenizi bilhassa rica ederim. Şunu da kaydedeyim ki lâstik ve parça gibi daha bir takım maddelerin geçici eksikliği ve bunun sıkıntısı ile zaman zaman haklı veya haksız sebeplerle karşılaşmış olduğumuz bir vakıadır. Fakat bunlar artık maziye mal olmaktadır. Düne nazaran bugün nasıl daha ferahta isek en yakın bir gelecekte bunun hepsi hatıralarda ancak büyük iktisadî kalkınmamızın birer men kibesi olarak kalacaktır.
Yine bu vesile ile haber vereyim ki şoför arkadaşlarımı daha da refaha kavuşturacak lâstik siparişlerimiz yol. lardadır.
Bütün şoför arkadaşlarımı muhabbetle deraguş ettiği ilâve etmenizi rica ederim.
Başvekil Adnan Menderes
İstanbul :
Bir müddet evvel İzmir önünde batan İzmir vapurunun kurtarılması işi 580.000 dolar mukabilinde Denizcilik Bankası tarafından İtalyadaki Safta Maria firmasına ihale edilmiştir.
Yapılan anlaşma gereğince bu paranın ödenmesi geminin kurtarılmasına bağlıdır. Gemi kurtarılamadiğı takdirde İtalyan firmasına masraf veya zarar mukabilinde hiçbir tediyede bulunulmıyacaktır.
Maliye Vekâletince de bu iş için gerekli dövizin tahsisi muamelesine tevessül edilmiştir.
28 Temmuz 1957
Çanakkale :
Başvekil Adnan Menderes, bugün öğ
leden sonra Çanakkaleye gelmiş, üçü şehrin yakınında, biri Çan kazasında olmak üzere dört yeni fabrikanın temellerini atmış ve Demokrat Parti il kongresinde müzakereleri takip ettikten sonra delegelerin muazzam tezahürat ve alkışları arasmda bir konuşma yapmıştır.
Şehrin dışında ve birbirine uzak mahallerde yapılmasına rağmen bu törenlerin her birinde büyük vatandaş toplulukları hazır bulunmuş ve Başvekil Adnan Menderese büyük tezahürat yapılmıştır.
Devlet Vekili Emin Kalafat, Devlet Vekili Fatin Rüştü Zorlu, Gümrük ve İnhisarlar Vekili Hadi Hüsmen, Sanayi Vekili Samet Ağaoğlu, ile Demokrat Parti Meclis grupu başkanı Hayrettin Erkmen, Çanakkale ve diğer vilâyetler mebusları, Hariciye Vekâleti Umumî Kâtibi, Umum Müdürler, mülki ve askerî erkân, Çanakkale kazalarından gelen heyetlerle davetliler, basın temsilcileri ve diğer zevat bu merasimde hazır bulunmuştur.
Başvkil Adnan Menderes, beraberinde Irak sabık Başvekillerinden Fazıl Cemali ile diğer zevat olduğu halde saat 14.30 da uçakla Ankaradan Çanakkale valisi, mülkî ve askerî erkân ile kalabalık bir vatandaş topluluğu tarafından tezahüratla karşılanmıştır. Bura dan otomobillerle doğruca şarap fabrikasının inşa edildiği sahaya gidilmiştir. Merasimde, Gümrük ve İnhisarlar Vekili Hadi Hüsmen bir konuşma yapmıştır. Hadi Hüsmen, Türkiyenin bağcılıkta işgal ettiği mühim mevkie işaretle bağ sahalarımızın 600 bin hektara yakın genişlikte bir sahaya yayıldığını, senelik yaş üzüm rekoltemizin 2 milyar kiloya yaklaştığını hatırlatmış, memleketimizde fennî şarapçılığın temellerinin atılmış olduğunu, üzümlerimiizn şarapçılık yoliyle değerlendirilmesine ayrıca ehemmiyet verildiğini söylemiştir. Çanakkale dahil Marmara bölgesinin üzüm cinsi ve miktarı bakımından ayrı bir hususiyet arzettiğine dikkati çeken Vekil, bölgenin bilhassa Karasakız denilen üzümlerinin ayrıca Türk kanyağına bir hususiyet verdiğini ve hu içki için pek kıymetli bir ilk madde teşkil ettiğini kaydetmiş, bu mahsulün bağ bölgelerine yakın bir yerde kıymetlendirilmesi maksadiyle bu fabrikanın kurulmakta olduğunu söylemiştir. Çana kkale şarap fabrikasının işletme kapasitesi ilk tesis ânında 2 milyon kilo üaüm üzerinden hesaplanmıştır.
Mevcut bağların müstakbel inkişafı da dikkate alınarak ilerde beş milyon kilo üzüm işliyebilecek şekilde genişletilmesi mümkün olabilecektir. Şehre 6 kilometre mesafede ve şose kenarında kurulmakta olan bu fabrika, tamamen modern tesisleri ihtiva edecektir. Hadi Hüsmen, arsa, tesisat ve inşa bedeli ile birlikte fabrikanın binasının bir buçuk milyon liraya çıkacağını soy lemis ve «Bütün vatan hudutları içinde eşsiz tarihî bir kıymet taşıyan Çanakkalemizdeki kalkınma hareketleri arasında bu fabrikanın da ayrı bir sos yal ve ekonomik ehemmiyet arzedeceği muhakkaktır» demiştir.
Gümrük ve İnhisarlar Vekili şarap ve kanyak satışlarımızda görülen büyük artışın karşılanabilmesi bakımından fabrikanın büyük bir rol ifa edeceğini ve birçok Avrupa memleketleri tarafından aranmakta olan şaraplarımızın ihracı suretiyle ayrıca memlekete döviz sağlanmış olacağını sözlerine ilâve etmiş, bu eserin Çanakkaleli bağcılara uğurlu olması dileğiyle konuşmasını bitirmiştir.
Başvekil Adnan Menderes, sürekli alkışlar arasında temele ilk harcı koymuştur.
Müteakiben, bir kaç kilometre ileride diğer bir fabrikanın temel atrna merasimi yapılmıştır. Bu, meyva konservesi fabrikasıdır. Bölge meyveciliğini kıymetlendirmek noktasından Çanakkale için hususî bir ehemmiyet arzeden bu fabrikanın temeli de vatandaşların coşkun tezahüratı arasında atıldıktan sonra, Valeks fabrikasının inşa edileceği sahaya gidilmiştir. Buradaki merasimde Sümerbank Umum Müdürü Mehmet Akın bir konuşma yaparak bu teşebbüs hakkında izahat vermiştir. Bu izahata göre, Çanakkale Valeks fabrikası, sermayesinin yüzde 75'i hususî teşebbüse ait olan bir şirketin malı olarak bulunmaktadır. Fabrikanın dört milyon liraya malolacağı hesaplanmaktadır. Bir Alman firmasına sipariş edilen makineleri, 12 ay sonra teslim olunacak ve bu tesis bir bucuk senede işletmeye açılacaktır. Önümüzdeki sene Çanakkaleliler, palamutlarını bu fabrikaya satmak imkânını bulacaklardır. Burada 10 bin ton palamut işlenecek, bundan palamut hülâsası istihsal olunacaktır. Fabrika, takriben iki milyon liralık döviz tasarrufuna imkân verecektir.
Sümerbank Umum Müdürünün bu konuşmasından sonra alkışlar arasında fabrikanın temeli atılmış ve Çan'a hareket edilmiştir.
Başvekil, kaza merkezine 6 kilometre mesafede bir mahalde kurulacak olan Seramik fabrikasının inşaat sahasına geldiği zaman, burada da vatandaşların büyük tezahüratı ile karşılanmıştır. Hususî teşebbüse ait olan Seramik fabrikasının temel atma merasiminde Çekoslovak sefiri de hazır bulunmuştur. Şirketin müteşebbislerinden İbrahim Bodur bir konuşma ya_parak bu eserin, dünya seramik sanayiinin son teknik imkânlarına göre kurulacağını haber vermiş ve yıllık istihsal kapasitesi 3500 ton olan fabrikanın bu imalât sayesinde memleketimizin karofayans ihtiyacının yüzde ellisini, izolatör ihtiyacının yüzde otuzunu, elektrik malzemesi ihtiyacının yüzde yetmişini ve ateş tuğlası ihtiyacının bir kısmını karşılıyacağmı söy lemistir. Gelecek sene sonunda tesisler işletmeye açılmış olacaktır. İbrahim Bodur, bu teşebbüsün tahakkukunda büyük müzaheret göstermiş olan Başvekil Adnan Menderese teşekkür ederek sözlerini bitirmiştir.
Seramik fabrikasının temeli de halkın coşkun gösterileri arasında atıldıktan sonra, Başvekil Adnan Menderes ve beraberindeki zevat Çanakkaleye dönmüşlerdir.
Başvekil doğruca Demokrat Parti il kongresinin toplantı halinde bulunduğu binaya gitmiş, delegelerin sürekli tezahürleriyîe karşılanmış ve kongre çalışmalarını bir müddet takip etmiştir. Bu müzakereler sırasında delegelerden sonra Çanakkale mebusu Servet Sezgin söz almış, çevrede şimdiye kadar ve bundan sonra yapılacak eserlere dair izahat vererek hükümetçe gösterilen alâkaya Çanakkaleliler adına şükranlarını ifade etmiştir.
Daha sonra Devlet Vekili ve Çanakkale mebusu .Emin Kalafat, kürsüye gelmiştir. Emin Kalafat, dört beş fabrikanın birden temeli atıldığı bugünün Çanakkalenin tarihinde hususî bir bay ram günü olarak yer alacağını belirtmiştir. D.P. iktidarının daha 9 ay evvel Başvekil tarafından Çanakkalelîlere bildirilen vaadlerinin bu kadar kısa bir zamanda tahakkuk safhasına girdiğini hatırlatmış, Başvekil Adnan Menderese bir Çanakkaleli olarak şükranlarımızı arzetmek benim için büyük bir zevktir demiştir,
Emin Kalafat, vatandaşların hükümete karşı gösterdiği kadirşinaslığın, iktidarı yapılanı az görerek daima daha fazlasını yapmağa teşvik etmekte olduğunu, bu itibarla, bugünkü hamleleri daima daha yeni daha büyük teşebbüslerin takip edeceğini sözlerine ilâve etmiştir. Emin Kalafat demiştir ki:
«Bu kadar kısa zamanda bu derece büyük başarılar elde etmek hiç bir milletin tarihinde görülmedik derecede velut bir gelişmenin müşahhas vesikalarıdır. Bu itibarla Demokrat Partiyi iktidara getirmiş olan sizleri tebrik etmemek elden gelmez.
Muhalefetin gazetelerde revaç bulmağa başlayan çalışma şekilleri, uluorta, isnat ve ithamları fevkalâde yaklaşmış bulunan bir seçimin kendilerinde bugünden yarattığı telâşın ifadesidir. Fakat bu seçimlerin neticesinin hazzını daha bugünden duymak ve sizleri şimdiden tebrik etmek benim için mümkündür.»
Alkışlarla karşılanan bu konuşmayı müteakip Sanayi Vekili Samet Ağaoğlu söz almış, kongredeki samimiyet havasını överek Demokrat Partideki samimiyet, vuzuh ve berraklık karakterinin zamanla değişmediğini, hattâ bilâkis çok daha arttığım belirtmiştir. Sanayi Vekili, Türk vatanının diğer köşeleri gibi Çanakkalenin de büyük bir gelişmeğe namzet olduğunu, bu bölgenin Türk medeniyetinin sanayi merkezlerinden biri haline geleceğini Çanakkale kömür madenlerinin en modern bir tarzda işletilmesi için gereken bütün tedbirlerin alınacağını söylemiştir. Samet Ağaoğlu demiştir ki:
«Yapılan ve yapılmakta olan işler, namütenahidir. Memleketimizin her köşesi büyük medeniyet hamleleri içindedir. Eğer imkân olsa her gün bir temel atma veya bir açılış merasimi tertip etmek kabildir. Nitekim, inşası fiilen tamamlanan pek çok eserler şu anda işletmeye girmiş, fakat açılış merasimi henüz yapılamamıştır. Muhalefetin bugünkü gayretleri kıskançlık ve haset dedikodularından ibarettir.
Bunlar ergeç dağılıp gidecek, yerinde köprüler, yollar, limanlar, fabrikalar, barajlar, hülâsa büyük Türk milletinin muazzam medeniyeti kalacaktır. Türk milletini ve milletin bu muazzam kalkınma hamlesine rehberlik eden Demokrat Partiyi hiç bir kuvvet, bu yoldan asla alakoyamaz ve alakoyamıyacaktır.»
Samet Ağaoğlunun alkışlarla karşılanan bu sözlerini takiben Başvekilimiz, coşkun gösteriler arasında kürsüye gelerek metni ayrıca bültenimize alman konuşmasını yapmış ve bu konuşması sürekli alkışlarla karşılanmıştır.
Başvekil Adnan Menderes, Demokrat Parti il kongresinden ayrıldıktan sonra beraberindeki zevatla birlikte gece uçakla İstanbula hareket etmiştir.
Ankara :
Devlet Vekili Semi Erginin asaleten Millî Müdafaa Vekâletine ve Çanakkale mebusu Fatin Rüştü Zorlunun bu suretle açılan Devlet Vekâletine tâyinleri Riyaseticumhur yüksek tasdikine arzolunmuştur.
Ankara :
İstanbulda (Sirkeci Haydarpaşa arasında ekspres trenleri ile lokomotif ve yük vagonlarını taşımak üzere Devlet Demiryollarının Denizcilik Bankasına sipariş ettiği feribotu Haliç tersanesinde 9 Ocak 1957 tarihinde inşasına başlanılmıştı.
Türkiyede ilk defa işletilecek bu feribotun hacmi «demiryolu» uzunluğu 73.15 metre, genişliği 15 metre, yüksekliği 4.80 metre, Debweight 575 ton, sürati 11 mil (Sirkeci Haydarpaşa arasını 18 dakikada katedecektir). Makinesi 2x600 triplekapenşin, kazanı mazotla çalışır, uskur adedi 2 olup, güvertesinde yekûnu 410 metre uzunluğunda olan 3 demiryolu hattı vardır. Geminin yük kapasitesi 360 ton olup, radarla mücehhezdir. Gemi mürettebatı süvari ve zabitan dahil 15 kişidir.
2.850.000 liraya sipariş edilen ve Türkiyede ilk defa inşa edilen feribot ağustos başında hizmete konulacaktır.
Ayancık :
Ayancık Orman İşletmesi Kereste Fabrikası İşçi Sendikası kongresi bugün saat 10.30 da Çalışma Vekili Mümtaz Tarhan, bazı Sinop mebusları, Vali, Orman Umum Müdürü ve diğer zevat ile bine yakın işçinin iştirakiyle yapılmıştır.
Çok hararetli, samimî bir hava içinde geçen kongrede İlk konuşmayı yapan sendika başkanı, kongrede hazır bulunan Çalışma Vekili ile diğer misafirlere üyeler adına teşekkür etmiştir. Aziz Atatürkün ruhunu taziz için yapılan ihtiram duruşundan sonra çalışmasına başlayan kongrede kabul edilen murakabe heyeti raporundan ve idare kurulu seçimini müteakip dilek ve temennilere geçilmiştir. Bu bahiste söz alan muhtelif hatipler bilhassa Ücretli izin, kıdem zammı ile çocuk zammı mevzuları üzerinde durmuşlardır.
Son olarak kürsüye gelen Çalışma Vekili Mümtaz Tarhan Türk işçilerini bugünkü hayatlarından daha müreffeh bir hayat seviyesine ulaştırmak için neler yaptıklarını ve neler yapmak kararında olduklarını açıkladıktan sonra demiştir ki:
«Sevgili işçiler, Ayancığa geldiğim andan itibaren sizden gördüğüm sıcak
karşılanışı ölünceye kadar muhafaza edeceğim. Memleket iktisadiyatında en mühim rolü oynayan, siz işçilerimiz üzerine bütün dikkatimizi toplamış bulunuyoruz. Devlet, iş veren ve işçi üç ayaklı bir sacayağı gibidir. Bunların üçünün ahenkli bir şekilde çalışması mümkün olursa, bu sacayağı üzerine konulan tencerede iyi bir aş pişer, aksi olursa, yâni, ahenk olmazsa koordine bir çalışma, düzenli bir çalışma olmazsa, yükselme, kalkınma mümkün olamaz. Türk devleti birinin menfaatini diğerinin zararında arayan yerine, her ikisinin ahenkli olarak çalışmasını temin etmeye çalışan ve bunu gaye edinen bir devlettir. Bütün memleketimizi diğer ileri memleketler seviyesine ulaştırmaya, hattâ onları geçmeğe savaşan bir azimle memleketin her tarafında yeni yeni imar faaliyetlerine girişmiş bulunuyoruz. Temennilerinizden biri, hastalık sigortasının Ayancıkta da tatbikini istemenizdir. Peki, Ankaraya gidince bir hafta içinde bunu neticelendireceğim. Bir diğer temenniniz çocuk zammıdır. Bu mevzu da incelenmiş ve devlet sektöründe çalışan bütün işçilere çocuk zammı verilecektir. Size müjdelerim.» Öğle yemeğini müteakip işletmenin dekovili ile Çançala müteveccihen hareket eden Çalışma Vekili ve beraberindekiler yarın. Gökçeağaç yolu ile Kastamonuya gideceklerdir.
29 Temmuz 1957
İstanbul :
Arapça ve İran dilleri profesörü ve aynı zamanda Arap ve Yunan tıp sistemleri üzerinde geniş ve ehemmiyetli çalışmaları olan Prof. Hakim Nayyar Wasti, İstanbula muvasalat etmiştir.
Birçok mühim kitapların yazarı olan Prof. Wasti, İstanbulda kalacağı dört gün zarfında çalışma sahası ile ilgili şahsiyetlerle görüşmelerde bulunacak ve bu'arada kütüphane ve müzeleri ziyaret edecektir.
Prof. Wasti 2 ağustosta diğer' Avrupa memleketlerini ziyaret etmek Üzere İstanbuldan ayrılacaktır.
İstanbul :
Basın Yayın ve Turizm Umum Müdürlüğünün bir taraftan büyük bir inkişaf gösteren iç ve dış turizm icaplarına uygun olarak turistik kıymetlerimizi, yurt güzelliklerini, kitaplar, broşürler, haritalar fotoğraflar ve sinema gibi çeşitli tanıtışı vasıtalarla dünyaya göstermek için geniş ölçülerdeki çalışmalarına devam ederken, bir yandan da memlekette gitgide gelişen büyük kalkınma hamlelerini gerek yurdun içerlerinden İstanbula gelen vatandaşlara gerek memleket dışından gelen yabancılara göstermek gayesiyle Hilton otelinin dış girişinde hazırladığı yeni tanıtma ve turizm bürosu bugün saat 17.30'da hizmete girmiştir.
Eski Türk motiflerinden ilham alınarak modern bir tarzda her türlü malûmatı verecektir. Büronun alt katında tanzim olunan 20 kişilik bir salonda turist gruplarına Türkiyenin muhtelif bölgesini tanıtan muhtelif filmler gösterilecek, konferanslar verilecek, vitrinlerinde her akşam renkli Türkiye manzaraları teşhir olunacaktır.
İngilizce Fransızca ve Almanca lisanlarını bilen vazifeliler turistlere gereken malûmatı verecek, gezi programlarını hazuiıyacak, Devlet Demiryollarının bir memuru da demiryollarına ait haber ve yer ayırma işlerinde yabancı turistlere yardım edeceklerdir.
Her bakımdan mükemmel bir manzara arzeden büroda aynı zamanda Basın, Yayın ve Turizm Umum Müdürlüğünün merkezde ve yabancı memleketlerde hazırlattığı albüm kitap ve broşürler dağıtılacaktır. Basın Yayın ve Turizm Müdürlüğü, ile Beyoğlu Kız Olgunlaşma Enstitüsü arasında yapılan işbirliği sayesinde enstitünün elişleri, yine aynı büroda hususî vitrinlerde teşhir olunacaktır. Bu suretle yabancılar, Türk hatıra eşyalarının en güzel örneklerini de burada görmek fırsatını elde edeceklerdir. Bu maksatla enstitü, büroya bir de lisan bilen bir memur vermiştir.
Büronun açılışında şehrimiade bulunan Konsoloslar, yabancı hava sir
ketleri mümessilleri, yerli ve yabancı basın ve ajans mensupları, turist acenteleri ile güzide bir davetli kitlesi hazır bulunmuştur.
Mimar Sedat Arkan tarafından hazırlanan Tanıtma ve Turizm bürosunun bilhassa yerli motiflerden mülhem mobilya kompozisyonları ziyaretçiler tarafından takdir ve alâka ile karşılanmıştır.
Açılışı Basın Yaym ve Turizm Umum Müdürü Dr. Halim Alyot tarafından Kervansarayda verilen bir kokteyl parti takip etmiştir.
Erzurum :
İngiltere Büyükelçiliği basın bürosunun İzmir sekreteri bugün saat 17.30 da Erzurum Lisesi konferans salonunda Türk İngiliz dostluk ve kültür münasebetlerini tersin eder mahiyette bir fotoğraf sergisi açmıştır.
Bazı Erzurum Mebusları, Vali, 3 üncü Ordu Müfettişi, Generaller, Maarif Müdürü ve basın mensupları ile diğer zevatın hazır bulunduğu açılış merasimine saat 10.15 te İngiliz basın bürosu İzmir sekreterinin ise bahçesindeki Atatürk büstüne bir çelenk koymasını müteakip askerî bandonun çaldığı İstiklâl Marşı ile başlanmıştır.
İngiliz Basın Bürosu İzmir sekreteri ile Erzurum Valisinin yaptıkları konuşmalardan sonra açılan sergi davetliler tarafından gezilmiştir. Sergide Türk İngiliz kültür münasebetlerine dair filmler gösterilmiştir.
30 Temmuz 1957
Erzurum :
Millî Müdafaa Vekâleti Erzurum Temsil Bürosundan bildirilmiştir:
Dost ve kardeş Irakm Erkânı Harbiyeî Umumiye Reisi Korgeneral Mehmet Refik Arif, beraberinde maiyeti erkânı olduğu halde, Üçüncü Ordu bölgesini ziyaret etmek maksadiyle bugün Erzuruma gelmiştir.
Misafir General Erzurumda, Üçüncü Ordu Müfettişi Orgeneral Necati Tacan, Korgeneral Cevdet Sunay ve diğer yüksek rütbeli subaylar tarafından karşılanmıştır.
Dost ve kardeş devletin Erkânı Harbiyeî Umumiye Reisi, huduttan itibaren ziyaret ettiği her garnizonda askerî merasimle karşılanmış ve uğurlanmıştır.
İstanbul :
Vergi tahsilatı ile Temmuz ayı zarfındaki döviz transferleri hakkında bilgi isteyen bir muhabirimize Maliye Vekili Hasan Polatkan aşağıdaki beyanatta bulunmuştur:
«1957 yılının Haziran ayında devlet varidatında yapılan tahsilat 290 milyon liraya baliğ olmuştur.
yılının Haziran ayında 213 milyon liralık tahsilat yapıldığını gozönüne alacak olursak, bu yıl Haziran ayında geçen senenin Haziran ayma nazaran 77 milyon lira, yani yüzde 36 nisbetinde daha fazla tahsilat yapıldığını tesbit etmiş oluruz.
malî yılının Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarını ihtiva eden4 aylık devresi içinde yapılan fiilî tahsilat yekûnu ise, bir milyar 304 milyonliradır.
1956 malî yılın aynı devresinde bir milyar 58 milyon lira tahsil olunmuştu. Buna göre, 1957 senesinin dört aylık devresinde geçen senenin aynı devresine nazaran 346 milyon lira faz. la tahsilat yapılmış bulunmaktadır.
İktidara geldiğimiz mazan, 1950 mali yılının ilk dört aylık devresindeki tahsilat miktarının 465 milyon liradan ibaret bulunduğu nazara alınacak olursa, 1957 malî yılının ilk dört aylık devresindeki tahsilat yekûnunun 1950 devresine nazaran yüzde 180 nisbetinde bir artışla 840 milyon lira fazla bulunduğu görülür.
Devlet varidatında memnuniyetle müşahede edilen bu şür'atli ve devamlı inkişaf milletçe giriştiğimiz geniş iktisadî kalkınma hareketlerinin istihsal ve ferdî gelir üzerinde yarattığı müsbet tesirin ve vatandaşların devlet masraflarına iştirak paylarını ifa
de eden vergi borçlarını ödemekte gösterdikleri anlayış ve tehalükün bir neticesi olduğunda şüphe yoktur.
Ziraat, madencilik, sanayi, ulaştırma ve enerji gibi istihsal kollarında, sağlık, Maarif ve idare cihazı mevzularında iktidara geldiğimiz tarihten itibaren yapmaya başladığımız ve her sene bir evvelkinden daha yüksek miktarlara çıkardığımız yatırımlar semerelerini vermeye başlamıştır. Bu suretle de memleketimize ve milletimize çok daha geniş imkânlarla hizmet etmek bahtiyarlığına bizi eriştir mistir.
Filhakika, 1957'de yalnız devlet bütçesi ile yatırımlar için bir milyar 225 milyon liralık tahsisat verilmiştir. Aynı maksat için 1950 bütçesiyle kabul edilmiş bulunan tahsisat sadece 26İ milyon liradan ibaret bulunuyordu. 1957 malî yılının henüz beşinci ayı dolmadan, 1950'deki miktarın iki misline yakın bir paranın fiilen sarf edilmiş olduğunu ifade edebiliriz. Vasıl olduğumuz bu yatırım seviyelerini ve bu büyük yekûnları bundan yedi, sekiz yıl önce eski iktidarın tahayyül dahi etmesi mümkün değildi.
Hâdiseleri bütün cepheleri ile görmek imkânından mahrum bazı kimseler tarafından dış tediye güçlüklerimizin mübalâğalı bir tenkit mevzuu yapıldığı da görülmektedir.
Halbuki sadece Temmuz ayı içinde serbest dolar ve E.P.U doları olarak yaptığımız transferlerin yekûnu 77 milyon lirayı tecavüz etmiştir. Bunun dışında yine yalnız Temmuz ayı içinde anlaşmalı memleketlere de 27 milyon liralık .transfer yapılmış bulunmaktadır. Bu suretle bu son bir ay içinde yapılan transferlerin yekûnu 104 milyon lirayı tecavüz etmiştir.
Bu vesile ile son defa beynelmilel para fonundan 38 milyon liralık yeni bir imkân sağlanmış bulunduğuna da işaret etmek isterim.
Şimdi yukarıda bahsettiğim 104 milyon liralık transferlerin bir listesini veriyorum:
1 Hirfanlı, Demirköprü, Kemer barajları, Karayolları, Demiryolları ve su işleri tesisleri azot fabrikası, Çatalağzı enerji tesisleri, silolar, Mersin liman inşaatı ve traktör kredileri taksitlerine ve yarayolları kamyon ithalâtına 31,2 milyon lira,
Şehir ve kasabalarımızın elektri fikasyon tesisleri ile köylerimizin iç me suyu ihtiyaçlarına mahsuben (tesisler; göksu Eğirdir, Kovada, Emet, Sızar, Siirt, Maraş, Tortum, hidroelektrik santralleridir) 5,5 milyon lira,
Ankara, İstanbul, İzmir şehirlerinin
elektrik, otobüs ve su tesisleri
Röntgen filmi, lâstik gibi ihtiyaçmaddelerine, 2,8 milyon lira,
Dış sulara sefer yapan gemilerimizin
ihra.ciye ve liman masraflarına,hariçteki siyasitemsilciliklerimizin
umumî giderlerine, yeni fabrika vetesislerimizin
montajmasraflarına, hülâsa: Mukabili ithalât olmayan veteknikte
«görünmez giderler» denilenhususlara, 18 milyon lira, Japonya,
Finlandiya, Çekoslovakya, Doğu Almanya, İsrail, Polonya,
Yugoslavya gibi E.P.U dışı memleketlerden yapılan kurşun kalem, kauçuk,
akümülâtör, ilâç, yedek parça,plâstik madde, banyo ve küvet,
hırdavatçılık eşyası, boyalar, el aletleri,tıbbî ve kimyevi maddeler,
karpit, kalorifer tesisatı, yazı makineleri, elektrik âletleri, mutfak
ve yemek takım ları, ölçü âletleri, gibi maddeler itha
Şunu da hemen ilâve edelim ki, piyasaya temin edilmiş olan imkânlar yalnız yukardaki listede de gösterilen transferlerden ibaret değildir.
İ.C.A. yardımları, diğer çeşit krediler, mal mukabili ithalât yolları ile sağlanan mallar bu listeye dahil bulunmamaktadır.
Eskişehir :
Hayır seven hemserilerimizden olup, şimdiye kadar Eskişehir ve İstanbul
daki birçok sağlık teşekküllerine yaptığı yardımları ile tanınmış olan Süleyman Çakır, bu defa da sahibi bulunduğu yedi milyon değerindeki İstanbul Liman hanını Eskişehirde yardım ve bakıma muhtaç kimseler için kurulacak olan düşkünler evine vakfetmiştir. Üç milyon civarındaki diğer gayri menkullerini de bu müessesenin inşaatı için bağışlamış ve buna ait muamele bugün Eskişehir Noterliğinde ikmâl edilerek evrak Valiliğe, tevdi edilmiştir.
Vali, bu hayırlı iş için on milyon liralık bağışta bulunan Süleyman Çakıra, bu asil hareketinden dolayı vilâyet adına teşekkür ve tebriklerini bildirmiştir.
Süleyman Çakırın bu büyük bağışı muhitte takdirle karşılanmıştır.
İstanbul :
28 Temmuz Pazar günü yapılan Hürriyet Partisi Üsküdar üçe kongresinde vâki beyanatlar arasında, T.C. Emekli Sandığına memurların aylıklarından Ödemekte oldukları % 5 aidatların, İstanbul'da girişilen imar faaliyetlerinde, Belediyeden fahiş bedellerle arsalar mubayaa olunarak faydasız surette yatırıldığı zikroltmmasmm gazetelerde yayınlanması üze rine, kendisi ile temas ettiğimiz Emek li Sandığı Umum Müdürü aşağıdaki izahatı vermiştir:
«T.C Emekli Sandığı 5434 sayılı kanunla kurulmuş bulunan ve hareket hattını bu kanunun hüküm ve icapları dairesinde tayin etmekle mükellef kılman bir müessese bulunduğuna göre sandık faaliyetlerinin ilçe kongresine yanlış intikal ettirildiği anlaşılmaktadır. Emekli Sandığının, gelirinin istismarında gösterdiği hassasiyet, memur aidatını sandığa en çok gelir sağlıyacak sahalarda ne malarıdırmaya matuf faaliyetlerine mesnet bulunmakta ve aşağıda zikrolunan faaliyetlerde görüldüğü üzere, sandıkla alâkalı memur, emekli, dul ve yetimlerin menfaatlerini çok yakından tarsin eder mahiyet ve şümulü taşımaktadır.
Nitekim Sandık Kanununun muaddel 22 nci maddesi sandık mevcudunun yüzde 40 mm gayri menkullere yatırılmasını tecviz etmekle beraber, bu yatırımlarda gösterdiği titizlik ve durendiş hareket sebebiyle, kuruluşunun üzerinden 7 yıl geçmiş bulunmasına rağmen gayrimenkul plasmanı henüz % 10'nu bulmıyan bir hadde varmıştır. Filhakika sandık, resmi ve hususî sektörden satın aldığı gayrimenkulleri müteaddit ekspertiz muamelelerine tâbi tutmakta ve rantabilite hesapları müsbet netice verdiği taktirde mubayaayı kararlaştırmaktadır. Bununla beraber, daima rayicin fevkinde satmak temayülleri karşısında, hususî sektörden mubayaa yolunu mümkün mertebe terkederek, daha ziyade hazine, belediye, hususî muhasebe gibi, gerek kanunen takdiri kıymet suretiyle fiyat tesbitine imkân veren gerekse elinde en iyi inşaatına elverişli arsaları bulunan resmî idarelerin gayrimenkullerinî satın almayı tercih etmektedir. Şöyleki, 30/6/1957 tarihi itibariyle 110.300.000 liradan ibaret bulunan sandık gayrimenkullerinin hususî sektörden satın alman kısmı ancak 2.130.000 lirayı bulmaktadır.
Emekli Sandığınca bu gibi resmî dairelerden arsa satın alınmasına başlama tarihi İstanbul vilâyetinin imarına başlanma tarihinden çok daha evveldir. Ezcümle:
Ankara'da Ulus meydanında yaptırmakta olduğumuz Ulus iş hanı arsası 4/8/1952 tarihinde vilâyet hususî idaresinden, bir iki hafta içinde inşaatına başlıyacağımız İzmir oteli arsası 20/5/1953 tarihinde İzmir Belediyesinden, Eskişehirde inşaatı bitmek üzere olan otel ve iş hanı arsası 18/ 9/1953 tarihinde Eskişehir hususî muhasebesinden ve Bursada yapılmakta olan büyük Santral garajının sahası da yine ayni mahal belediyesinden 5/5/1954 tarihinde ya satın alınmış, veya hisseî iştirak olarak ortaklığa karşılık tutulmuştur. Keza, Ankara Kızılay meydanında içinde birçok tesisleri ihtiva edecek ve 22 kat olarak inşa edilecek binamız için bu yerde mevcut arsamızın böyle bir inşaata elverişli bulunmaması muvace
nesinde Belediyeden bir miktar arsanın satın alınması, bu tarz bir tesis vücude getirmek maksadiyle, temin edeceği faideler bakımından zarurî görülmüştür.
Sandık, bu noktadaki dikkat ve teyakkuzlarının yanı başında, plasmanlardan sağlanacak rantabilite ve emniyet kadar, yaptıracağı binaların, Hilton otelinde olduğu gibi, inşaat bakımından da mevkiinin hususiyetine intibak etmesine ehemmiyet vermektedir. Nitekim, birçok neşriyatla asgarî 25.000.000 lira edeceği bildirilen ve sandıkça yaptırılan ekspertiz neticesinde 16,5 milyon lira bedel tahmin edilen ve bu miktar üzerinden satın alman Sorkldoryan blokunun bulunduğu müstesna mevkide ve Beyoğlu gibi gerek iş ve gerekse eğlence bakımından çok mütekâsif bir yer olan bu semtte mevcut bina yıkılarak ayni yer üzerinde, fikir ve proje müsabakaları ile her ihtiyaca cevap verecek bir bina inşa edilecektir. Bu arada, yine Belediyeden satın alınmış bulunan Unkapanı ve Eminönündeki sahalar üzerinde keza ayni metot ve mülâhazalarla muhtelif tesisler vücuda getirilecektir.
Şurasını da zikretmek yerinde olur ki, Eminönünde Belediyeden mubayaa olunan saha bedelinin rayicin hiç bir suretle üstünde bulunmadığını anlamak, keyfiyetin ayni mahallerde izalei şüyu yolu ile satışa çıkarılan diğer arsa fiyatlariyle mukayese edilmesiyle kabil olacaktır. Nitekim, bu sahada sandıkça mubayaa edilen gayrimenkullerin bedeli bu ölçünün bir iki puan altında bulunmaktadır.
Sandık Kanununun gayrimenkul iktisabı hususunda kendisine verdiği selâhiyet cümlesinden olarak, İzmirde inşasına geçeceğini belirttiğimiz bir otel ve Ankarada bir İsviçre firmasının işleteceği ve 1958 sonunda inşasına girişileceğini tahmin ettiğimiz oteller dışında müessesemizin Pan Amerikan ve Hotel İnter Continantal firmaları ile İstanbul ve Ankarada yeniden birer otel inşası hususunda bir seneye yakın zamandan beri yaptığı temas ve tetkikler neticesinde halen tahakkuk safhasına getirdiği iki inşaat için de lüzum hasıl olduğu ve önceden tahmin edilen bedellerle mubayaasına imkân bulunduğu taktirde yine resmi idarelerden arsa mubayaası cihetine gidileceği tabiidir. Yine belediyeden satın alman arsa üzerinde yapılan İstanbul Hilton otelinin inşası sırasında, sandık paralarının avantür bir mevzua tahsis edildiği ve bu yatırımın hiç bir suretle mukabilinin almamıyacağı hususlarında vâki insafsız tenkitleri hâdiseler, bu otel işletmeye açıldıktan sonra fiilen tekzip etmiş olduğunu ve bugün büyük bir ihtiyaç gösteren otel sahasında senelerce evvel başlamış olan bu faaliyetin ne derece isabetli bulunduğu son 5 sene zarfında İstanbul ve Ankarada otel inşaatı mevzuunda girişilen faaliyet veciz bir şekilde izah etmektedir.
Bu itibarla, gerek otel gerekse iş hanı mevzularının tahakkuku için resmi idarelerden satın aldığımız arsalara yatırılan paraların da ileride sandığa sağlam ve emniyetli gelir getireceği hususundaki itimadımızı bir defa daha tekrar etmekte fayda görmekteyiz.»
31 Temmuz 1951
İstanbul :
İncir, üzüm, fındık ve pamuk fiyatlarının tesbit ve ilânı münasebetiyle Başvekil Adnan Menderese memleketin muhtelif yerlerinden teşekkür telg rafları gelmektedir.
Bu teşekkür telgraflarından bir kaçını aşağıda veriyoruz:
«Takip edegeldiğîniz dahilî fiyat politikasile yüksek himayeniz altına giren Türk köylüsü, 1957 mahsulü fındık alım fiyatının 210 kuruş olarak tesbit edümesile yeni bir himayenize mazhar olmuş bulunmaktadır.
B ukararımzı radyoda dinleyen, gazetelerde okuyan Karadeniz bölgesi fındık müstahsilleri sevinç ve neş'e içindedirler.
60 bin ortağı temsil eden birliğimiz, bölgenin bu hissiyatına tercüman ola
rak yeni kararınızdan dolayı size teşekkür ve minnetlerini saygılarile arzeder.»
Fındık Tarım Satış Kooperatifleri
Birliği idare heyeti adına Umum Müdür Zeki Davutoğlu
«27 Temmuz günü incir mahsulleri hakkındaki isabetli kararınızdan dolayı Ege mıntıkası müstahsilleri namına şükranlarımı sunar, saygılarımı arz ey ler im.»
Nazmi Ökten Ortaklar
«İktidara geldiğiniz günden bu yana umumi refahı bu memlekette yerleştirmeyi ideal olarak kabul eden hükümetimize, çok muhterem şahsiyetinize Allah yardımcı olsun.
Toprak mahsullerinin değerini takdir eden çok kıymetli görüşlerinizle bizlere müstahsil olmanın gururunu tattıran çok muhterem şahsiyetinize ortaklar incir müstahsilleri hemşehrilerim adına en derin hürmet hislerimi takdim ederim.»
İbrahim Özkan
«Hükümetimizin, köylülerimizin mallarını koruyan ve güvenini sağlayan azminizin tezahürü olan son müsbet kararınızın sevinci içinde bayram yapan biz çiftçiler size en derin şükranlarımızı sunarız.»
Uzun Kumdan Rahman Ediz
Ankara :
Arkadaşımız Mümtaz Faik Fenik, son radyo konuşmasında Boğazda yapılacak köprü hakkında dikkate değer izahat vermiştir. Bir defa, bilindiği üzere, Boğaz köprüsü sadece İstanbulun meselesi değildir. Bugün bütün memlekette karayolları muazzam bir inkişaf halinde bulunuyor. Yurdun dört bir tarafı karayolları ile birbirine bağlanmıştır. Fakat, Gaziantepten, Maraştan, Erzurumdan gelen kamyon, otobüs ve otomobiller İstanbulda Boğazda dayanır, ileri geçemez. Keza, Kırklareli, Edirne, Çorlu plâkalı vasıtalar İstanfeula gelir, ileri geçemez.
Nakil vasıtası kesafeti o kadar fazladır ki araba vapurunu saatlerce beklemek lâzımgelir. Otomobil güya en süratli vasıtadır, ama tabiatın maniası, Boğaz sahilinde onu kaplumbağaya çevirir. İstanbulun nüfusu birkaç sene içinde daha da artacağına, karayollarımız çok daha fazla inkişaf edeceğine göre, Boğazı geçiş, zamanla büsbütün müşkülât arzedeeektir. Hava muhalefeti ve sis yüzünden Boğazda sefer yapılamaması da, zaman zaman şehrin normal hayatını ayrıca felce uğratmaktadır.
Mümtaz Faik Fenik, Boğaz köprüsünün ne muazzam bir teşebbüs olduğunu belirtirken demiştir ki:
«Bugün ilk defa olarak Avrupa kıtası Boğaz köprüsü ile Asya kıtasına bağlanacaktır ve bu yol, belki bütün Asya'nın da Avrupaya açılan yolu olacaktır.
Şimdi bir mesele var: Köprü nerede kurulacak? Boğazın en dar yerinde mi, yoksa, Trakya yakası ile Anadolu yakası arasında trafik bakımından en müsait yerinde mi? Şüphesiz trafik bakımından en müsait yerinde... O halde köprünün Arnavutköy ve Bebekten ilerde olmaması, yani Bebekle Kabataş arasında, bir yerde bulunması zaruridir. Alâkalılar bu iş için en münasip yeri tesbit etmişlerdir. Ancak, arsa spekülâsyonlarına meydan vermemek İçin, bunun neresi olduğu zamanı gelmeden ifşa olunmıyacaktır.
Boğaz köprüsü için bir Fransız şirketi ile geçenlerde imzalanan protokole gö re, şirket gereken hazırlıkları yapacak ve üç ay zarfında bu işin tam İhalesine gidilecektir. Köprünün maliyeti 30 milyon dolar karşılığı tahmin edilmektedir. Bunun 20 milyonu dış tediye, 10 milyonu iç tediyelerdir. Köprünün uzunluğu 1340 metre, orta açıklığı, 675 metredir. Bu bakımdan da dünyanın en büyük köprüleri kategorisine dahildir. Bir gazete, Boğaz köprüsünün dünyanın en büyük köprüsü olacağını yazmışsa da bu doğru değildir. Dünyanın en büyük köprüsü, San Francisco'daki Golden Gate köprüsüdür. Bunun boyu 2770 metre, orta açıklığı 1270 metredir, Yani orta açık
lık, Boğaz köprüsünün orta açıklığının aşağı yukarı iki mislidir. Golden Gate'in denizden yüksekliği 60 metredir. Bizim köprünün denizden yüksekliği 50 metre olacaktır. Mühendislerin ifadesine göre, 50 metre yükseklik, 17 katlı bir apartmanın yüksekliği demektir. Bu 50 metre yükseklikteki açıklıktan transatlantikler, harp gemileri, ticaret gemileri, hülâsa bütün gemiler dumanlarını savurarak rahatça geçebileceklerdir. Amerikan donanmasında mevcut ve irtifaı 50 metreden yüksek 3 gemi üç istisnayı teşkil edecektir ve bu üç geminin Boğaz köprüsünden geçmesi mümkün olamiyacaktır.
Boğaz köprüsünü, orta açıklık itibariyle gene San Franciscodaki Okland Bay Bridge köprüsü ile mukayese etmek mümkündür. Çünkü bu köprüde orta açıklık 678 metre, bizim köprümüzde ise 675 metredir. Boğaz köprüsü, her halde çok narin, çok zarif ve çok güzel bir köprü olacak, Boğazın o tabiî güzelliğine bir de medenî güzellik ilâve edecektir.»
Mümtaz Faik Fenik, bu köprünün güzel, sağlam olması, aynı zamanda bütün trafik ihtiyacını temin etmesi için Karayolları Umum Müdürü Orhan Mersinli ile köprüler dairesi reisi Nadir Uluç ve diğer birçok mühendislerimizin canla başla çalıştıklarını belirttikten sonra şunları ilâve etmiştir:
«Köprüyü askıya alacak direklerin, yani pilon'larm veya kabloların denizden yüksekliği 132 metredir. 132 metre yükseklik belki İlk hamlede gözlerinizin önünde tecessüm etmez. Ama şunu söyliyeyim ki, 132 metre yükseklik 47 katlı bir apartmanın
yüksekliği demektir. Amerikadaki böyle büyük köprülerde bu pilonlarm, bu direklerin içinde asansörler vardır. Şüphesiz, İstanbul köprüsündeki direklerin içinde de asansörler olacak ve bu asansörler, Boğazın manzarasını daha iyi görmek isteyenler için, turistik bir kıymet ifade edecektir.
Köprünün genişliği 19,5 metredir. Bu, direkler arasındaki genişliktir. Bir tarafta iki metre yaya kaldırımı, diğer tarafta her birisi iki şeritli 7 metrelik gidiş geliş yolları vardır. Bir otomobilin 3,5 metrelik bir genişlikte seyredeceği hesap edilerek bu yollar öyle ayrılmıştır. Yani vasıtalar, iki dizi halinde yanyana bir taraftan gidecekler, iki dizi yanyana bir taraftan geleceklerdir.
Köprünün inşası için 23 bin ton muhtelif cins demir ve çelik harcanacaktır. Bu miktar demir, Karabük fabrikasının aşağı yukarı 2 aylık istihsali demektir. Gene bu iş için 14 bin. ton çimento " harcanacaktır. Bu da orta bey bir çimento fabrikasının iki aylık istihsali demektir.»
Mümtaz Faik Fenik, Boğaz köprüsünün ihale tarihinden itibaren 4 senede biteceğini, bu hesaba göre 1961 senesinde Boğaz köprüsünden geçmek mümkün olabileceğini söylemiş ve konuşmasını şöyle bitirmiştir: «Otuz, kırk metre denizin dibine inen, 130 küsur metre denizin üstünde yükselen direklere tutturulmuş bu köprü, başlı başına muazzam bir eser olacak ve daima kalkman, müreffeh ve zenzin Türkiyede Türk medeniyetinin muhteşem bir âbidesi halinde yükselecektir.»
C.H.P., İstanbul il kongresinde İnönü'nün konuşmacı: 22/7/1957 tarihli Ulus gazetesinden:
Seçime bitişik devir
«Sayın delegeler, pek sayın misafirlerimiz, sizleri saygı ile selâmlıyarak söze başlıyorum. Artık seçime resmen girmeden önceki bitişik devirde bulunduğumuz zannı umumîdir. Sözlerim ister istemez bugün vatandaşın zihnini işgal eden seçim meselelerine temas edecektir. Seçim beyannamesi gibi resmî vesikalar henüz tesbit edilmediği için söyliyecekİerim tabiatiyle şahsî görüşlerimdir. Ancak şahsî görüşlerimi bir resmî kongre huzurunda söylerken partinin geçmişte verilmiş kararlarını, parti politikasının temel istikametini ve istidatlarını her bakımdan isabetle takdir etmeye çalışacağım.
Seçimde mücadele konulan
Öyle görülüyor ki, seçim esnasında C.H.P. nin mücadele konularını iç politika, ekonomik ve siyasal sahaları verecektir. İç politika konulan başlıca rejim meseleleridir.
C.H.P. 1954 seçimlerinin çok evvelinden beri rejim meselelerini ve adlî siyaseti tetkik altına almıştır. Esefle söyliyelim ki, zaman bizim endişelerimizi haklı çıkarmış ve tedricen bütün memlsket rejim dâvasının konularını ve özelliklerini kavramıştır. Her vesile ile her yerde izah ettiğimiz bu mevzuları seçim sevrinde ve seçim beyannamesinde de tafsilâtiyle anlatacağız.
Ekonomik ve adlî sahada iktidara karşı şikâyetlerimiz de eskidir. 1952 denberi muvazene bozulmuş ve bugünkü iktisadî dertlerin ilk ciddî alâmetleri kendisini göstermiştir. Memleketimiz o zamandanberi mütemadiyen artan sıkıntıları yenmeye çalışıyor.
Takdire şayan bir iktisadî kalkınma arzusunun hamleleri mahdut neticeler veriyor! Artık imkânları hesap ile ve tasarrufla kullanmak iktisadî hayatı niyetli ve istikrarlı gelişme şartları içinde tutmak ihtiyacını herkes anlıyor. Para değerinin tesirleri ve hayat pahalılığının her konuya ve her köşeye yayılması bugün cemiyetimiz için büyük meseledir. Millî korunma neticeleri tenkid edilecek haldedir. İmar hareketleri ihtiyaçlar içinde kalkınma gayretleri sarfeden memleketimizin iktisadî hayatındaki tazyikleri daha da arttırılabilecek bir istikamet ve şekil almıştır. Yerinde ve hesaplı sarfolunan iyi niyetli arzulara geniş müsbet karşılıklar getirebilecek maddî ve manevî enerjilerin heder olması ihtimalinden canımız yanarak endişe ediyoruz. Bu ekonomik ve malî politikanın sarsıntılarından memleket hakikaten secimle kurtulmalıdır.
İÇERDE . 59
İşçi konuları
Sosyal yardım vecibelerini siyasî hayatın ön safhasında takip etmeye kesin ihtiyaç vardır. İşçi meselelerinin son devirde mütemadi ve haklı zir şikâyet zeminine girmesi esef edilecek bir siyasettir. Çalışma Bakanlığının ihdasını takip eden zamandanberi her iki iktidarın çalışma ve işçi sahalarındaki ilerlemeleri birden aksi istikametlere meyletmiştir. Sendikaların gördüğü muamelelerin izahı yoktur... Hür sendika ihtiyacı münakaşa götürmez. Grev hakkı üzerindeki tereddütlerin devamı yersizdir. İşçi Sigortalarının işçiye daha faydalı hale sokulması lâzımdır. İşçinin geçim güçlüğünü hafifletmek vazifesi elbette cemiyetin başlıca işlerindendir.
İşçi mevzularını işçilerle bir mücadele sahası addetmekten kesin olarak çekinmek lâzımdır.
İşçinin geçimde, fikrî ve içtimaî olgunlukta hür ve müstakil teşkilâtında bu teşkilâtın diğer millî vasıflar gibi içerde ve milletler arasında itibarlı bir mevki kazanmasında çalışma, siyasetimiz yardımcı, yetiştirici ve kolaylaştırıcı bir rol oynamağa mecburdur.
Yeni seçim mücadelesinin temelini teşkil edecek olan bu mevzular üzerinde çok konuşacağım. Bugün daha ziyade seçim öncesinin günlük dertleri üzerinde duracağız.
Seçimde işbirliği
Seçimde muhalefet partileri arasında işbirliği yapılırsa bu halin muhalefet lehine kesin yahut çok ehemmiyetli bir tesiri olacağı kanaati yaygındır. Bu sebeple iktidarın değişmesini arzu eden partili veya partisiz vatandaşlar muhalefet partilerinin aralarında işbirliği yapıp yapmıyacaklarını merak ile takip ediyorlar.
İşbirliğinin mevzuları üzerinde beraberlik şeklinde bir fikir cephesi bir de seçim oylariyle birbirine yardım suretinde amelî cephesi vardır. İktidara karşı bu mevzular üzerinde muhalefet partilerinin bir fikir beraberliği umumî hatlariyie çoktanberi mevcuttur. Bu mevzuları rejim meseleleri adı altında hülâsa edebiliriz. Biz Halk Partililer rejim meselelerinin Anayasa değişmesiyle temelinden halledilmesi fikrindeyiz.
Partimizin programında 1954 seçim beyannamemizde Parti Meclisimizin muhtelif tebliğlerinde rejim meselelerinin halli için sarih esaslar gösterilmiştir. Bu konularda bilhassa komisyonlarımızın hazırladıkları etraflı rapor ve incelemeler vardır. Öteki muhalefet partilerinin de esaslarda bizimle birleştiklerini görüyoruz.
Dikkate şayandır ki, iktidar partisi de bir Anayasa değişmesinden bir kaç defa resmen bahsetmiştir. Belki o da bir değişme yapacaktır. Anayasa tatbikatı insan haklan ve rejim meseleleri anlayış tarzı üzerindeki tartışmalarda iktidar partisi ile çok defa ciddî ihtilâflar içinde kaldığımıza göre Anayasa metni üzerinde iktidar ile muhalefetin mutabakata varması ihtimali zayıf görünüyor. Meğer ki bugünkü iktidar partisi değişip muhalefete geçsin. O zaman onun da Anayasa felsefesinin esasından değişmesi beklenebilir.
Evet bugün insan hakları anlayışında ve bu hakların Anayasa teminatına bağlanması her işin başı olduğunda muhalefet aynı anlayışta görünüyor. Bunlarda fikir beraberliği halinde işbirliği vardır. Genişletilip düzenlenebilir.
Parti programlarının diğer fasıllarını teşkil eden devlet ve millet işlerinde tabiidir ki, fikir beraberliği aranamaz.
Muhalefet partileri iktidara gelirse ilk önce Anayasayı koalisyon halinde ve kurucu Meclis gibi değiştirmelidir ve sonra yeni Seçim Kanuniyle seçime gitmeleri arzusu da vardır. Bizde ve öteki partilerde bazı siyaset adamları bu noktaya birinci derecede ehemmiyet verirler.
Anayasa değiştirilebilmek için ehemmiyetli çokluk ister. Gaip ve meçhul üzerinde şimdiden fazla durmayı çok erken buluyorum. Amma açıkça söylerim ki, lâzım olan çokluk temin edilirse elbette ilk iş Anayasa ve rejim meselesi olacaktır.
Muhalefette işbirliğinin asıl mühim olan tarafı amel' cephesi yani seçimde işbirliğidir. Seçimde işbirliği için muhalefet partileri öteden beri br anlaşma zemini bulamamışlardır. Cumhuriyetçi Millet Partisi bugüne kadar kendi kurultaylarının idarecilerine selâhiyet vermemiş olduğunu söylemiştir. Bugün işbirliğine kararlı ve selâhiyetli olduğunu da henüz bilmiyoruz. Bütün 1956 ve 1957 de bilhassa C.H.P. ne itimatsız ve tarizci olmuştur. Hâdiselerin mütemadiyen tekâmül içinde yürüyerek hepimize dersler verdiğine şüphe edilemez. Ancak vaziyetleri hayalsiz, olduğu gibi tesbit etmenin dürüst ve doğru muhakeme için faydalı olacağını düşünüyorum.
Hürriyet Partisi hatipleri de uzun zamandan beri işbirliği konusunda bize tarizcidirler. Şartlarını söylememişlerdir. Bizim taraftan müzakere edelim cevabının verilmiş olmasını dahi red telâkki etmişlerdir. Bazı sözcüleri ise aleyhimize geniş kampanya açmaya kadar gitmişlerdir.
Siyasî hayatın çekişmelerinde bu gibi tarizler üzerinde fazla durmak istemem. Bizce mühim olan sağduyunun bizi itham etmemesi ve tarafsız vatandaşa kendimizi anlatabilmemizdir. C.M.P. ile Hür. Partisinden bazı sözcülerin bizi müşterek itham tehdidi altında tutmak ister .görünmeleri yersiz olduğu kadar haksız bir siyasettir. C.H.P. nin yalnız başına iktidara gelmesini istemiyorlar. Yani işbirliği yaparak muhalefet iktidarı elde edebilirse bir muhalefet koalisyonu içinde Halk Partisi çoklukta olmasın diyorlar. Güzel... Bir ihtimal olarak bugünkü iktidarın seçimi büyük farkla kaybettiğini farzedersek yeni Mecliste çokluğun C.M.P. ile Hür. P. topluluğunda bulunmasını faydalı görüyorlar. Ve bu neticeyi temin için hizmet etmeyi bizden istiyorlar demektir. Muhalefet arkadaşlarımızın kendi topluluklanndaki yüksek kıymeti takdir ediyoruz. Ancak böyle bir arzunun tahakkukuna hizmette kusur ediyoruz diye bizi itham etmelerinin insafa sığacağında tereddüdümüz vardır.
Muhalefet içinde partimizin gördüğü muameleyi kısaca ve tarizlerin en hazmoîunur kisvesini bulmaya çalışarak anlattıktan sonra işbirliğinin amelî cephesinde vaziyetimizi söyleyeceğim. Seçimde muhalefet partilerinin reji mdâvalarmı halletmek için işbirliği yapmalarım samimi olarak arzu ederiz. Bu bahiste yenilmesi güç olan maniler kanun yolundaki imkânsızlıklar ve partiler bünyesindeki tabii güçlüklerdir. Vilâyeti
mizdeki partiler teşkilâtlan ile merkez sevk ve idarecinin dirayetleri başarılı olmasını temenni ederiz.
Sayın delegeler,
İşbirliği hususunda söylediklerimi müsbet bir arzunun samimi gayreti telâkki etmenizi rica ederim. Tekrar edeyim ki kimse işbirliğini amelî ve kanunî güçlüğünü bilmek istemiyor. Birçok politikacı da işbirliği meselesini C.H.P. aleyhinde bir tazyik ve propaganda vasıtası olarak kullanmak istiyor. Ben vaziyeti her cephesinden hakiki çehresiyle göstermeye çalıştım. Hâdiselerin imkânları ne kadar hazırlıyacağım şimdiden tahmin edemem.
Kanunlarda düzeltmeler
Seçime girmeden önce kanunlarda düzeltmeler yapılmasını Ötedenberi zarurî görüyoruz. Seçim Kanununun 1950 veya 1954 seçimleri şekline getirileceğine bağladığım ümitleri saflığıma veya bir bildiğim bulunduğuna hamledenleri de işitiyorum.
1954 seçimlerinden hemen sonra konmuş olan şu hükümlere bakınız: Vatandaşın listede silmiş olduğu isimler silinmemiş sayılacaktır. Siyasî partiler radyodan istifade etmiyeceklerdir. Devlet ve hükümet vazifelerinde bulunanların vazifeye müteallik beyanları propaganda mahiyetinde sayılacaktır. Seçim zamanı resmî dairelerin basılmış vazife evrakı yasak değildir.
1954 seçimlerini idare eden kanun bu hallere müsaade etmiyordu. Yeni hükümler kanun yoliyle radyodan yalnız devlet ve hükümet erkânının istifade edeceğini ilân ediyor. Seçim propagandası bakımından bu haksız imtiyazların ne kadar fayda sağlıyacağmı bilemem. Fakat vatandaş hakkına ve medenî bir memleket haysiyetine tecavüz mânasını taşıyan bir usulün devamını düşünmeyi Cumhuriyet hükümetine samimi olarak yakıştıramıyorum.
Seçim emniyetinin adlî murakabeye dayanması da kökünden sarsılmıştır. Emekli Kanununun 1954 den sonra değiştirilen meşhur 39 uncu maddesile seçimi idare eden hâkimlerin ve itiraz hallerinde seçimleri kati hükme bağlamak mevkiinde bulunan yüksek seçim kurulu üyelerinin müstakil olmaya çalışmaları güçleşmiştir. Onlar Adalet Bakanının derhal emekliye ayrılabilmesi keyfiyeti altındadırlar. Geçen 1954 seçimlerinde arzu edilmeyen hükümler vermiş olan yüksek hâkimlerden kimse kalmamış, hemen hepsi mesleklerinden ve maişetlerinden mahrum edilmişlerdir. Vatandaşın gözönünde ve vicdanında hâkimin müstakil olmadığı endişesini kanun müeyyidesi ile uyandırmayı Cumhuriyet hükümetinin derhal sona erdirmesini beklemek pek tabii bir dilektir.
Şimdi hülâsa edeyim: Seçim Kanununun eski haline getirilmesi için Sayın Başbakanın hükümet teşekkülünde resmen söylediği sözleri şöyle hatırlıyoruz. (Seçim Kanununda intizamı temin ve vatandaş rey ve arzusunu daha iyi tahakkuk ettirmek mülâhazasiie yapılmış olan son tadilâtın lüzumsuzluğu yanında türlü menfi tefsirlere yol açmış bulunduğu görüldüğünden bu mahzurun da ortadan kaldırılmasına teşebbüs edeceğiz.) demişlerdi. Yeni seçimlerden önce bu teşebbüsün neticelenmesi lâzımdır.
Sağ duyunun ve resmî taahhüdün bize telkin ettiği muhakeme tarzı budur. Bu yolda beslenen ümitler boşa çıkarsa bu da ciddî surette tetkik edilecek yeni bir ağır vaziyet meydana getirmiş olacaktır.
Siyasî emniyet
Siyasî emniyet bahsini bugün için huzurun mesnedi olarak tekrar kısaca hatırlatmak isterim. C.H.P. hal ve ati için iktidar ve muhalefet farkı olmaksızın siyasî partilerin emniyeti konusunda ciddî ve samimî olarak hassastır. Son zamanlarda hükümet Kırşehir vilâyetinin ihyası gibi vatandaş huzur ve emniyetini hakikaten takviye edecek bir manevî tamir yapmıştır. Pek sevindiğimiz bu güzel eserin B. M. Meclisindeki müzakeresinin nihayet C.M.P. liderinin mesuliyetsizliğinin kaldırılmasına müncer olması siyasî hayatımız için hakikî bir talihsizliktir.
Adalet Bakanı'mn yanlış telâkkilerde belki soğukkanlı muhakemenin seyri bir dereceye kadar bozulmuştur. Ama tekrar tekrar düşündükçe cemiyetimize daimî bir üzüntü verecek olan hâdisenin makul bir tasfiyesinin nasıl mümkün olacağını kestiremiyoruz. Bütün ümitler adaletin huzur verecek surette işlemesine bağlanmıştır. Bir defa daha müstakil mahkeme ve teminatlı hâkimin demokrasinin temeli olduğunu görüyoruz. Adalet istiklâlini bizde biran önce temin etmedikçe huzura kavuşanlayız.
Hiçbir Cumhuriyet hükümeti, müstakil mahkemeye karşı âmme itimadı gibi ordulardan çok kuvvetli bir mesnede dayanmadıkça, memleketi siyasî huzura kavuşturamaz. Türkiye gibi milletler arası vazifesi ve itibarı yüksek olan memleketimizin, adalet müessesesini istiklâl ve teminat konularında sağlam bir bünyeye eriştirmek her hükümet ve her parti için büyük bir şeref olacaktır.
Muhterem delegeler,
Günün meselesi olarak Kıbrıs dâvasında da düşüncemizi söyliyeceğim. Kibrisin kaderi yeniden nazik bir safhaya girmiştir. Türkiyenin hakkı ve ihtiyacı büyük müttefikler tarafından îâyıkiyle takdir edilmiyor endişesindeyiz.
Dış âlemin ve hususiyle müttefiklerin Kıbrıs dâvasını, bütün Türkiye halkının yakın bir alâka ve saygı ile takip ettiğinden şüphe etmemelerini isteriz. Sizleri sevgiler ve derin saygılarla selâmlarım.»
Atatürk Üniversitesinin temel atma töreninde Maarif Vekilinin nutku ; 23 Temmuz 1957
Erzurum :
Maarif Vekili Tevfik İleri Atatürk Üniversitesinin temel atma merasiminde şu nutku söylemiştir:
«Bugün size iktidarımızın yepyeni, en güzel, en muhteşem ve ebedî olmaya namzet eserlerinden birisini daha kazandırmış olmaktan dolayı büyük bahtiyarlıklar içindeyiz.
Bahtiyarlığımızın sebebini iki noktada toplıyabiliriz. Birisi, yurdumuzun bu mübarek köşesinde, daha ziyade Doğu illerimizin gençlerini memleketimiz için en faydalı şekilde yetiştirecek, bir ilim ve irfan müessesesinin, büyük Atamızın adına bir Üniversitenin ilk temel taşını atmak üzere oluşumuzdur. Bunun için bahtiyarız.
Milletçe bahtiyar olmamızı icabettiren ikinci husus: Aziz Atatürkün yirmi yıl önce Türk milletine işaret ettiği bir hedef noktaya varmış olmamız ve onun vasiyetlerinden birisini daha tahakkuk ettirmiş bulunmamızdır. Bunun bahtiyarlığını yaşıyoruz.
Filhakika: Doğu illerimizde bütün şubeleriyle bir Üniversitenin kurulması zarureti, ilk olarak 1937 Büyük Millet Meclisi açılış nutkunda Atatürk tarafından ortaya atılmıştır. 1950 Büyük Millet Meclisi açış nutkunda aziz Cumhurreisimiz Celâl Bayar bu mevzua, şu şekilde temas etmi şbulunmaktadır:
«Üniversitelerimiz hakkında söyleyeceklerimi, hürmet ve tazimle birinci Cumhurbaşkanının 1937 senesinde komutayı açış nutuklarından alıyorum.
Atatürk şöyle demişlerdi: «Büyük dâvamız en medenî ve en müreffeh millet olarak varlığımızı yükseltmektir.
Bu yalnız kurumlarında değil, düşüncelerinde temelli bir inkılâp yapmış olan büyük Türk milletinin dinamik, idealidir. Bu ideali, en kısa bir zamanda başarmak için fikir ve hareketi beraber yürütmek mecburiyetindeyiz. Bu teşebbüste, başarı, ancak törenli bir plânla ve rasyonel tarzda çalışmakla mümkün olabilir.
İşaret ettiğim umdeleri Türk gençliğinin dimağında ve Türk milletinin şuurunda daima canlı bir halde tutmak Üniversitelerimize ve yüksek okullarımıza düşen başlıca vazifedir.
Bunun için memleketi şimdilik üç büyük kültür bölgesi halinde mütalâa ederek Garp bölgesi İstanbul Üniversitesinde başlanmış olan İslâhat programını daha radikal bir tarzda tatbik ederek Cumhuriyete cidden modern bir Üniversite kazandırmak.
Merkez bölgesi için, Ankara Üniversitesini az zamanda kurmak lâzımdır. Ve Doğu bölgesi için Van golü sahillerinin en güzel bir yerinde her şubeden ilk okullarıyla ve nihayet Üniversitesiyle modern bir kültür şehri yaratmak yolunda şimdiden faaliyete geçmelidir. Bu hayırlı teşebbüsün, Doğu vilâyetlerimiz gençliğine bahşedeceği feyiz, Cumhuriyet hükümeti için ne mutlu bir eser olacaktır.»
Cumhurbaşkanımız sayın Celâl Bayar Atamızın hitabesini böylece naklettikten sonra devamla:
Bugünkü iktidarın da, programına alarak kendisine malettiği bu görüş bir mütalâa ilâvesine lüzum göstermiyecek kadar vazıhtır.
Vaktiyle, bu nutku müteakip Millî Eğitim Bakanı tarafından Van havalisinde tetkikata da girişilmişti.
Eğitim işlerinde diğer mahallere nisbetle daha geri kalmış olan Doğu bölgemizde böyle bir irfan müessesesinin kurulması için bütün müskü
lât iktiham olunmalı ve önümüzdeki bütçe yılında işe başlanmalıdır buyurmuşlardı.
Aziz Atamızın bu mühim işareti üzerine o günün Maarif Vekili rahmetli Saffet Arıkan, Van golü civarında bazı tetkikler yapmış ve yaptırmış ise de bu tetkiklere ait hiç bir rapora rastlanüamaüığı gibi 1950 yılına kadar bu mevzu üzerinde hiç bir faaliyete de geçilmemiştir.
Muhterem Reisicumhurumuzun gösterdikleri çok yakın alâkanın ve Menderes hükümetleri programlarının bir icabı olarak 1950 yılından itibaren vekâletimiz bu mevzu üzerinde çok hassasiyetle durmuş ve bu güne kadar çalışmalarını fasılasız devam ettirerek bugünkü netice, şükür olsun istihsâl edilmiştir.
1951 yılında mevcut üç Üniversitemizin seçtiği beşer kişiden müteşekkil 15 kişilik bir ilim heyeti başlangıçta sayın Reisicumhurumuzun refakatlerinde ve ondan sonra müteaddit defalar bu bölge üzerinde tetkikler yaparak bu mevzuda çok kıymetli bir rapor hazırlamıştır. Bu rapora müsteniden Üniversitenin hazırlıklarını yapabilme imkânlarını sağlayacak kanunlar Büyük Millet Meclisinden çıkarılmış ve kurulacak Üniversitenin bu muhitin topyekûn kalkınmasına yapacağı tesir de dikkate alınarak Amerika hükümetinin yardımı ve bunun neticesinde kurmakta olduğumuz Üniversitenin Amerikadaki benzerlerinden Nebraske Üniversitesi ile sıkı bir işbirliği sağlanmıştır.
Üniversitemizde çalışacak genç elemanların Amerika'da yetiştirilmeleri hususları temin edilmiş ve en nihayet Atatürk Üniversitesi hazırlık komitesindeki Türk ilim adamları ile Nebraska Üniversitesinin bu iş için vazifelendirdiği Amerikalı ilim adamlarının beraberce hazırladıkları plân ve programlara uygun olarak vücuda getirilen kanun tasarısı, 31 Mayıs 1957 tarihinde Büyük Millet Meclisinde kanunlaşmış ve böylece Üniversitenin birinci kuruluş safhası sona ermiştir. Şimdi, geçen yıllar zarfında altı milyon lira sarfı ile istimlâk muameleleri tamamlanmış olan 41 bin dönümlük Üniversite sahası içinde bütün projeleri hazırlanmış bulunan Üniversite sitesinin sekiz milyon liraya ihale edilen ilk kısmının temelini atmak üzere bulunuyoruz:
Sevgili Erzurumlular,
Burada, münteha noktalarından birisi Üniversite olan maarif müesseselerimizin, bu Üniversiteden istifade edecek vilâyetlerdeki durumuna umumî surette temas etmeyi faydalı buluyorum.
Biraz evvel bahsettiğim ilim heyeti raporunda bilhassa ortaokul ve lise bakımından Doğu illerimizin diğer vilâyetlerimize nazaran geri bir seviyede olduğu ve en az on veya onbeş yıl zarfında bu mıntıkadaki orta öğretim seviyesinin diğer bölgelerimizin o günkü seviyesine ulaşabileceğinin tahmin edildiği kaydedilmektedir.
Filhakika bu Üniversiteden, kurulmakta olan Atatürk Üniversitesinden istifade edeceği düşünülen 18 vilâyetimizde 1949 1950 öğretim yılında köy ve şehir ilkokul sayısı 3038, vilâyet ve kazalardaki ortaokul sayısı 47, İise sayısı 8 ve her türlü meslekî ve teknik öğretim müesseseleri 38 idi. Bu illerde ilkokullara 211892, ortaokul ve liselere 7738, meslekî ve teknik öğretim müesseselerine 4776 öğrenci devam etmekteydi.
Büyük bir iftiharla ifade etmek isterim ki geçen yedi yıl zarfında bu 18 ildeki ilkokullar 3543'e ve öğrenci sayısı 284126'ya baliğ olmuş ve bilhassa orta öğretim mevzuunda ancak 1015 sene zarfında varılabileceği tahmin edilen noktaya bu müddet zarfında hemen hemen varılmış ve 47 olan ortaokul 84'e, 8 lise, Diyarbakırda açılan kolej ile birlikte 16'ya çıkmış, orta öğretim müesseselerinde okuyan çocuklarımızın sayısı yani kurulmakta olan Atatürk Üniversitesinden istifade edecekler 7738 den 20739'a yükselmiştir. Keza bu 18 vilâyette teknik öğretim müesseselerinde okuyan çocuklarımızın sayısı 19491950 ders yılında 4776 iken geçirdiğimiz ders yılında bu rakam hemen iki misline, 8295'e ulaşmıştır.
Hâlen bütün Anadolumuzda henüz liseye kavuşmamış üç vilâyetimizin Bingöl, Hakkâri ve Tunceli vilâyetlerimizin de bu bölgeye dahil olduğunu ve bu ders yılında bu vilâyetlerimizin de liseye kavuşacaklarını, Atatürk Üniversitesini kurduğumuz bu bölgede 1949 1950 yılında mevcud1 8 lisenin böylece 19'a varmış ve lisesi bulunmayan hiç bir vilâyet merkezimizin kalmamış olacağını ve henüz ortaokula kavuşmamış mahdut sayıdaki kaza merkezlerimizin binalarının süratle ikmâl edilmekte olduğunu ve en yakın zamanda bu mıntıkada da ortaokulsuz hiç bir kaza kalmayacağını ifade edersem, düne nazaran bugün, böyle bir Üniversiteye ne derece ihtiyaç hissedildiğini ve kurulacak bu Üniversiteyi besleyebilmek için bu mıntıkada bütün cepheleriyle geniş bir kültür zemininin hazırlanmış bulunduğunu arzetmiş olurum.
Aziz Erzurumlular,
Bugünkü mutlu vesileden istifade ederek bütün Türkiyemize şâmil olmak üzere Maarif meselelerimizden ve çalışmalarımızdan da kısa hatlarla bahsetmek isterim. İlk, orta ,teknik, yüksek öğretim ve güzel sanatlar alanlarında kemiyet ve keyfiyet bakımından ahenkli bir inkişafa, memleket ihtiyaçlarının gözönünde bulundurulmasına ehemmiyet verilmiştir.
Şimdiki beş sınıflı ilk öğretimin bütün memlekette tahakkuk etmesi için ciddî tedbirler alınmış, bir yandan köy okullarının sağlam ve ihtiyaca cevap verecek şekilde yapılmaları için devlet bütçesinden yedi sene zarfında vilâyetlere 135 milyon liralık yardım yapılmış, öte yandan da öğretmen yetiştirilmesi meselesine lâyık olduğu şekilde önem verilerek öğretmen okulları sayısı 43'e çıkarılmıştır. Bu ders yılında da yeni öğretmen okulları açılacaktır. Bu çalışmaların feyizli neticesi olarak hiç okulu bulunmayan 3048 köyde yeniden okul yaptırılmış. Ayrıca 740 harap okul binası da yeniden inşa ettirilmiştir. Bu yıl 1000'e yakın yeni okul binası inşa edilmektedir. İlkokullara devam eden çocuk sayısı bir milyon 577 binden iki milyon 130 bine çıkarılmıştır. Bu sayı, gerek aldığımız esaslı tedbirler, gerek Türk milletinin, çocuğunu okula gönderebilme imkânlarına biraz daha sahip olması yüzünden Önümüzdeki yıllarda daha da süratle artacaktır.
Orta öğretim sahasına gelince, 1949 1950 ders yılında mevcut 307 ortaokul, geçirdiğimiz ders yılında 464 olmuş ve 59 lise, büyük bir ihtiyaca cevap vermek üzere açılmış olan 6 kolejle birlikte İOO'e varmıştır. Bu sahada da imkânlarımızı arttırarak, büyük kaza merkezlerimizde açılmış mahdut sayıda liseye yenilerini katmak ve böylece Türk mil
284 5
letinin tahsile ve ilme karşı olan büyük iştiyakını en kısa zamanda tatmin etmek kararındayız.
Milletçe gurur duyduğumuz umumî ve bu arada sınaî kalkınmamızda, üzerlerine çok büyük vazifeler düşen sanat enstitülerimizin ve teknik okullarımızın gerek sayılarının çoğalması, gerek bugünün ihtiyaçlarına cevap verecek kalitede elemanlar yetiştirilmesi hususunda da hassasiyetle durmaktayız.
Bu cümleden olma küzere 1949 1950 yılında bütün bu müesseselerimizin sayısı 159 ve öğrenci sayısı 33.359 iken, bugün okul sayısı 191'e ve öğrenci sayısı 20000 fazlasıyla 53.561'e vasıl olmuştur.
Bütün milletçe büyük bir arzu ile istenen köy gezici kadın ve erkek kurslarının sayılarını her sene biraz daha arttırma yolundayız.
Yüksek okul ve Üniversiteler sahasında da aynı verimli çalışmaya devam olunmaktadır. 1950 yılında mevcut üç Üniversitemizin bütçeleri yekûnu 25 milyon 642 bin 446 iken bu üç Üniversitemizin 1957 yılı bütçesi 72 milyon 317 bin 471 liraya çıkarılmıştır. Bunlardan başka, merkezi îzmirde olmak üzere Ege Üniversitesi, Ankarada Ortadoğu Teknik Üniversitesi ile mevcut Üniversitelerimizin sayısı altıya çıkmıştır. Trabzon'da bir Teknik Üniversitenin kurulması kanunlaşmış, arazisinin istimlâkine başlanmıştır. Bunların dışında önümüzdeki 25 yıl içinde Üniversitelerimizin sayılarının 15'e çıkarılması tesbit edilmiş ve icabeden ilmî çalışmalara başlanmıştır. Şüphesiz yeni kurulacak Üniversitelerden birkaçı vatanımızın doğu bölgesine isabet edecektir.
Aziz Erzurumlular,
Bu mutlu günümüzün saiki Atatürk Üniversitesine dönüyorum. Bugün için Ağrı, Bingöl, Bitlis, Çoruh, Diyarbakır, Elâzığ, Erzincan, Erzurum, Gümüşhane, Hakkâri, Kars, Malatya, Mardin, Siirt, Tunceli, Urfa, Van vilâyetlerinin teşkil ettiği bölge ihtiyaçlarına cevap vermek üzere kurulmakta olan bu Üniversite, mevcut Üniversitelerimize nazaran bazı hususiyetler taşımaktadır. Bu Üniversite bütün Fakülteleriyle gençlerimize yüksek tahsille beraber Üniversite ne dereceler de verecek, fakat faaliyetini bilhassa çevresine faydalı olmak, çevre meselelerine ait araştırmalara birinci derecede yer vermek gibi esaslar üzerinde toplıyacaktır. Atatürk Üniversitemiz bu bölgenin hayatına ve çalışmalarına yardımcı ilim unsurlarını hazırlamakla vazifeli bulunmaktadır. 1958 1959 ders yılında Edebiyat, Fen ve Ziraat Fakülteleri ile tedrisata başlaması kararlaştırılmış olan Üniversitemizin bütün Fakülteleri zamanla tamamlanacaktır. Türk kö.ylüsü toprağının ve mahsulünün kalitelendirilmesini bu ilim ocağından istiyecek, şehirler ve köyler, sağlığa, kültüre, tekniğe, bütün sosyal çalışmalara ait problemlerini bu "üniversiteye getireceklerdir. Kurulmakta olan Üniversitenin gerçek vazifesi sınıflarında ve laboratuarlarında olduğu kadar bunların dışında tabiat ve cemiyet üzerinde ve içinde çalışmaktır.
Bu hizmetleri lâyıkiyle yapabilmek için Üniversite bünyesinde, mevcut Üniversitelerde görmediğimiz yeni bir takım uzuvlar mevcuttur. Bunlardan birisi ve en mühimi, bölge ihtiyaçlarını halk ve halkın mümessili olarak Üniversiteye getirecek, ihtiyaçları için Üniversiteyi çare bulmaya sevkedecek, müessesenin inkişafı için imkânlar ve kaynaklar aramakta, Üniversiteye yardımcı, Üniversite ile cemiyetin sıkı alâkasını temine vasıta olacak «Atatürk Üniversitesi istişare heyeti» dir. Bu heyet bölgenin kültürel, iktisadî ve meslekî hayat ve faaliyet sahalarını temsil eden kimseler arasından seçilecektir.
Sözlerimi bitirmeden evvel Atatürk Üniversitesinin bu safhasına gelmesinde bize en değerli telkin, irşad ve ikazlarda bulunan sayın Reisicumhurumuza ve her hususta olduğu gibi bu dâvada da yardımlarını bezleden ve kuvvet kaynağımız olan dinamik Başvekilimize şükranlarımı sunarım. Bu işde büyük emekleri geçmiş olan muhterem seleflerim Rıfkı Salim Burçak, Celâl Yardımcı ve Ahmet Özel arkadaşlarımı yâd etmek isterim. Üniversite istişare heyetinde ve icra komitesinde gayretle çalışan Türk ilim adamı arkadaşlarıma ve idare âmirlerimize teşekkür etmeyi borç bilirim. Amerikan hükümetinin yardımını, bu yardımı temsil eden Nebraska Üniversitesini, bu Üniversitenin Türkiyeye gelerek bizimle işbirliği yapan bütün profesörlerini ve bu arada şimdi memleketine dönmüş bulunan grup başkanı Mr. Baker'i derin teşekkürlerle anarım.
Aziz Erzurumlular,
Sayın Reisicumhurumuzun 1953 yılı Büyük Millet Meclisi açış nutuklarındaki işaretleri üzerine Atatürkün büyük adıyla isimlendirilen Üniversitemizin temelini bugün, yani Erzurum kongresinin Mustafa Kemal Paşanın başkanlığında aktedildiği günün 38 inci yıldönümünde atıyoruz. Erzurum kongresi Türk milletinin istiklâle kavuşmasında, yepyeni bir Cumhuriyetin kurulmasında, övündüğümüz inkılâplarımızın başarılmasında ve bugünkü hamleler ve kalkınmalar Türkiye'sinin vücuda gelmesinde nasıl temel unsurlardan biri olmuşsa Atatürk Üniversitesi de Türkiyemize, hattâ sade Türkiyemize değil Atatürkü bizim gibi seven, sayan memleketlere ilmî ve hakikatin ışığını getirecek ve yayacak bir nur kaynağı, bir meşale olacaktır.
Çok sevgili Erzurumlular,
Şu tarihî Erzurum şehrinin yanıbaşmda, şu göz alabildiğine uzanan 40.000 dönümlük arazi üzerinde Üniversitemizin bütün fakülte binaları, rektörlük ve idare binaları, 500 profesör için yapılacak lojmanlar, binlerce talebenin yatakhaneleri, stadyum, muhtelif spor sahaları, talebe lokalleri, revirleri, kütüphane toplantı salonları, hususî çarşı tesisleri ve diğer binalar ve bütün bu binaların tek bir merkezden ısıtılması için ayrı bir teshin merkezi önümüzdeki seneler içinde ihale ve inşa edilecektir.
Bütün bu tesislerin ikmâl edildiğini ve bu yepyeni kültür ve üniversite şehrinde binlerce Türk gencinin yüksek tahsil yapma imkânına sahip olduğunu düşünmek ve bunun doğu illerimize kazandıracağı maddî ve manevî değerleri tahayyül etmek dahi insanı şimdiden bahtiyar ediyor.
Bahtiyar Erzurumlular,
Erzurumun ve bu üniversitede tahsillerini yapacak vilâyetlerimizin sevgili gençleri, sizi tebrik ediyor, sizlere şimdiden muvaffakiyetler temenni ediyor ve kurmakta olduğumuz Atatürk Üniversitesinin tamamlandığı ve kemale erdiği günü hepimize göstermesini Cenabı Haktan niyaz ediyorum. Atatürk Üniversitesinin Türk milletine, Türk gençliğine hayırlı olmasını dilerken temele ilk harcı uğurlu elleriyle koymalarını aziz Atamızın en yakın arkadaşı ve Atatürk sevgisinin sembolü muhterem Reisicumhurumuz Celâl Bayar'dan istirham ediyorum.»
Başvekil Adnan Menderes'in Çanakkale konuşması: 28 Temmuz 1957
Çanakkale :
Başvekil Adnan Menderes, bu akşam Demokrat Parti Çanakkale il kongresinin kapanışında muazzam tezahürler ve sürekli alkışlar arasında söz almıştır.
Başvekil, şimdiye kadar yapılan bu kadar büyük işlerden sonra kazalarının artık büyük ihtiyaçları kalmadığını belirten delegelerin, yapılan hizmetleri tebarüz ettirmek maksadiyle lûtufkâr konuşmuş olduklarını ifade etmiş ve devamla demiştir ki: «Çanakkalede olsun memleketin bütün diğer taraflarında olsun, milletimizin lâyık olduğu medeniyet seviyesine yükselmesi için daha çok şeyler yapmamız lâzımdır. Şimdiye kadar yapılanlar ancak, birer başlangıçtan ibarettir. Biz, asırların ihmalini, çok kısa bir zamanda âdeta, bir hamlede telâfi etmek mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde bu güzel vatanın hakiki sahipleri olarak, alnımız yükseklerde yaşamamıza imkân yoktur. Yine onun içindir ki, ileri sürülmek istenen bütün tenkidlere rağmen ihmalleri en kısa zamanda telâfi etmek yolunda yürümeğe devam edeceğiz.»
Başvekil Adnan Menderes, ileri sürülmek istenen bu tenkidlere kısaca temas etmiş, yapılanların az olduğunu, çok daha fazlasının yapılmasının lâzım geldiğinin söylenmesi bekleneceğini, halbuki teessüfe şayan olan şudur ki «çok şeyler yapıyor ve memleketi böylece müşküllerle karşı karşıya bırakıyorsunuz» gibi sözler söylendiğini kaydetmiş, bizler hepimiz, demiştir, Demokrat Partinin mensubu olarak iktidarımızın yedi senesini çok iyi kullandığımızın, muayyen tarihî devre içinde vazifelerimizi hakkiyle yapmış olduğumuzun verdiği huzur içinde bulunmaktayız. Bizden evvelki idarelerin bilhassa iktisadî sahada ne kadar kısır kalmış, ne kadar az şeyler yapmış olduğu aşikârdır. Bunun karşısında Demokrat Partinin şimdiye kadar neler yapabildiğini ve en mühimi, daha neler yapmak kudretinde olduğunu takdir etmemeğe imkân yoktur. Bugüne kadar yapılanlar bize bundan sonraki işlerin imkânlarını yaratmış bulunmaktadır.»
Başvekil, 1950'de Demokrat Parti iş başına geldiği zaman derhal temel hareketlere geçebilmek için lüzumlu olan hazırlıkları bulamadığını, çünkü o zamana kadar imkânların hazırlanmış olmadığını kaydetmiş, iktisadî kalkınmamızın bü sebeple ancak 1952 de başladığını 1953 ve 1954 de devam ettiğini ve bilhassa 1955 ve 1956'da, ne gariptir ki en ziyade iktisadî sıkıntıya ve buhrana maruz bulunulduğu iddia edildiği senelerde, inkişaflar gösterdiğini, şimdi ise mütezait bir şekilde ilerlemekte olduğunu söylemiş» 1958, 1957'yi iktisadî inkişafta gölgede bırakacaktır. 1959 ise çok yakın nurlu bir istikbal gibi karşımızda durmaktadır» demiştir.
Başvekil, sözlerine şöyle devam etmiştir :
«1955'de birçok maddelerin geçici sıkıntısı karşısında kaldık. En kötüsü, şu veya bu maddenin bulunmayışı, geçici bir sıkıntının tezahürü olarak değil, fakat bütün bir iktisadî politikanın iflâsı neticesi gibi gösterilmek isteniyordu.
Başka türlü olduğunu gösterebilmek de o gün için güçtü. O günkü sıkıntıların ekserisi yapılan tahriklerin bir neticesi idi. Bir kısmı da hızla devam eden yatırım politikasının ve iktisadî kalkınmanın tabiî bir neticesini teşkil ediyordu. Bugün 1955 senesini geride bırakmış bulunuyoruz. Eğer Demokrat Partili olarak sizler ve bütün vatandaşlar, o zaman iktidarı tutmamış olsaydınız, o buhranı geçirmeğe imkân yoktu. Bütün bir iktisadî politika, iflâs etti diye, orada bırakılacaktı. Ve bizden evvelki kısırlaştıncı, memleketi sanki imkânsızlıklar diyarı imiş gibi bir mahrumiyet bölgesi halinde tutan ve orada çivileyen eski politikaya dönülecekti. O zaman buna mâna olduğunuz için sizlere ve bütün vatandaşlara şükranlarımı nasıl ifade edeceğimi bilemiyorum. Sizler, hakikati izanınızla vicdanınızın içinde keşfetmekte gecikmediniz. Elbette bazı sıkıntılar çekilecektir, vaziyeti bu derece kötü göstermek isteyenlerin her halde bir maksadı olsa gerektir. Biraz bekliyelim, dediniz. Onlar, Türk milletinin manevî yüksekliğini bilmiyorlardı. Bir kahve, bir çay, bir lâstik için Türk milletinin, refaha ve parlak bir istikbale olan hasretini çevireceğini sanıyorlardı. Onlar, Türk milletinin Çanakkale destanları yaratmış olduğunu, yok olmak tehlikesine dahi pervasızca göğüs germiş bulunduğunu unutuyorlardı. Bunun içindir ki hesapları yanlış çıktı. Başvekil, bu hücumların en büyük şiddetini aldığı bir zamanda Adapazarına ve İzmite yapmış olduğu ziyareti ve oralarda onbinlerce halktan görülen heyecanlı hüsnükabulü hatırlatmış, vatandaş topluluklariyle karşı karşıya gelindiği zaman bütün bu hücumların yarattığı aksülâmelin pek güzel anlaşılmış olduğunu bildirmiş ve şöyle devam etmiştir:
«Sanki o ağır ve tahrikâmiz propagandalar, o vatandaşlara gitmemişti. Sanki kahveyi, çay ve lâstiği bulamıyanlar değildiler. Hükümet Reisini bağırlarına bastılar, çünkü Türk milleti, yarınını yapmak ,âtisini mamur kılmak için fedakârlıklara katlanmasını bilen milletlerin başında gelir.
Propagandalara, tahrik ve iftiralara cevap vermek, eğer bir millet bundan müteessir olursa bir zaruret olur. Halbuki Türk milletinin irfan ve iz'anı öylesinedir ki bütün bu yapılan propagandaların onun üzerinde hiç bir tesiri yoktur. Bunun içindir ki muhalifler bunu demiş, şunu söylemiş, bunları bahis mevzuu edecek değilim.»
Başvekil Adnan Menderes, gördüğü millî tesanüt tezahüründen duyduğu derin sevinç ve bahtiyarlığı belirtmiş, iktidarı kötüleyerek yıkmak için girişilen gayretlere rağmen sekiz senedir bir taraftan demokrasiyi kurmak diğer taraftan da asırlı kihmalleri ortadan kaldırmak yolunda aşılan büyük merhaleleri hatırlatmış, daha sonra sözlerine şöyle devam etmiştir :
«Bizden her sahada sizlerin millet olarak istiyeceğiniz daha pek çok şeyler vardır. Daha yüksek bir hayat seviyesine erişmek için bunları istemek elbette hakkınızdır. İyi rehberlik edildiği takdirde, Türk milleti için bütün bunların tahakkuk etmemesine hiç bir mâni yoktur. Nitekim bu hedefe varmak için bugün de yeniden fabrikalar açıyor, yeni fabrikaların temellerini atıyoruz. Bunları yapmıyahm mı, söyleyiniz.
İki yoldan birini seçmek lâzımdır. Ya mamur ve müreffeh bir yarını ihmal edeceksiniz, yahut da milletin refahından kesmek pahasına şu veya bu maddeyi milletçe almamıyacak bir şekilde vitrinlerde bulundurmak suretiyie sahte ve yalancı bir bolluk manzarası yaratacaksınız. Biz, bu ikinci şıkkın taraftarı değiliz. Öyle memleketler vardır ki paraları sağlamdır, mağazaların vitrinleri yerli ve yabancı her türlü eşya ile doludur, fakat vatandaşlar derin bir mahrumiyet içinde bu mallara yalnız uzaktan bakmakla iktifa ederler, işte biz bunu istemiyoruz.
Eğer bugün bizde nisbî ve mevziî bazı darlıklar varsa, bu, ölçülerimizi 34 misli arttırmış olmamızdan dolayıdır. Türk milleti, bugün buğdayı dahi, 1950 senesine nazaran iki misli fazla yemektedir. Gene meselâ 1950'de benzin ve petrol istihlâkimiz, 10 15 milyon civarında idi. Şimdi 100 milyona çıkmış bulunmaktadır. Çünkü evvelce mevcut 25 bin motürlü vasıta yerine bugün memlekette 100 bini aşan motorlu vasıta çalışmaktadır. Eğer biraz geride kalsa idik, bolluk olurdu. Bütün bunlar, esasında şikâyet mevzuu olacak şeylerden değildir. Çünkü bunlar, daha iyi bir medenî seviyeye ve bir iktisadî duruma sür'atle varmakta olduğumuzun en sıhhatli delilleridir.»
Başvekil Adnan Menderes, heyecanlı alkışlar arasında sözlerini şöyle bitirmiştir :
«İşte bugün dahi yeni yeni fabrikaların temellerini atmakla meşgulüz. Bir taraftan da bitirilen ve çalışmaya başlamış olanların nimetlerine kavuşmaktayız. Fakat duralım demiyoruz. Çünkü Türk milletinin lâyık olduğu yüksek medeni seviyelere ulaşmasını, eğer hükümetler arzu etmeseler dahi, sizler, öylesine hükümetleri arzularınızla, nihayet reylerinizle bu istikamete sevkedecek durumda ve kudrettesiniz. »
C. H. P. Meclisinin İstanbul Tebliği:
30/7/1957 tarihli (Ulus) gazetesinden:
«C. H. P. Genel Başkanlığından :
C. H. P. Meclisi 27 Temmuz 1957 günü Genel Başkan İnönü'nün başkanlığında toplanmıştır. Parti Meclisi bu toplantısında yakında yapılması muhtemel genel seçime ait meselelerle meşgul olmuştur.
1 Seçim Kanunununda 1954 den sonra yapılan değişikliklerin kaldırılması, lüzumu üzerinde Parti Meclisi temas etmektedir.
Bilindiği gibi 1950 ve 1954 seçim öncesinin emniyet ve eşitlik şartları ortadan kaldırılmıştır. Bu değişikliklerin mahzurları bugünkü hükümetin programında kabul edilmiş ve izalesi taahhüt olunmuştu.
Bizden her sahada sizlerin millet olarak istiyeceğiniz daha pek çok şeyler vardır. Daha yüksek bir hayat seviyesine erişmek için bunları istemek elbette hakkınızdır. İyi rehberlik edildiği takdirde, Türk milleti için bütün bunların tahakkuk etmemesine hiç bir mâni yoktur. Nitekim bu hedefe varmak için bugün de yeniden fabrikalar açıyor, yeni fabrikaların temellerini atıyoruz. Bunları yapmıyalım mı, söyleyiniz.
İki yoldan birini seçmek lâzımdır. Ya mamur ve müreffeh bir yarını ihmal edeceksiniz, yahut da milletin refahından kesmek pahasına şu veya bu maddeyi milletçe alınamıyacak bir şekilde vitrinlerde bulundurmak suretiyle sahte ve yalancı bir bolluk manzarası yaratacaksınız. Biz, bu ikinci şıkkın taraftarı değiliz. Öyle memleketler vardır ki paraları sağlamdır, mağazaların vitrinleri yerli ve yabancı her türlü eşya ile doludur, fakat vatandaşlar derin bir mahrumiyet içinde bu mallara yalnız uzaktan bakmakla iktifa ederler, işte biz bunu istemiyoruz.
Eğer bugün bizde nisbî ve mevziî bazı darlıklar varsa, bu, ölçülerimizi 34 misli arttırmış olmamızdan dolayıdır. Türk milleti, bugün buğdayı dahi, 1950 senesine nazaran iki misii fazla yemektedir. Gene meselâ 1950'de benzin ve petrol istihlâkimiz, 10 15 milyon civarında idi. Şimdi 100 milyona çıkmış bulunmaktadır. Çünkü evvelce mevcut 25 bin motürlü vasıta yerine bugün memlekette 100 bini aşan motorlu vasıta çalışmaktadır. Eğer biraz geride kalsa idik, bolluk olurdu. Bütün bunlar, esasında şikâyet mevzuu olacak şeylerden değildir. Çünkü bunlar, daha iyi bir medenî seviyeye ve bir iktisadî duruma sür'atle varmakta olduğumuzun en sıhhatli delilleridir.» Başvekil Adnan Menderes, heyecanlı alkışlar arasında sözlerini şöyle bitirmiştir :
«İşte bugün dahi yeni yeni fabrikaların temellerini atmakla meşgulüz. Bir taraftan da bitirilen ve çalışmaya başlamış olanların nimetlerine kavuşmaktayız. Fakat duralım demiyoruz. Çünkü Türk milletinin lâyık olduğu yüksek medeni seviyelere ulaşmasını, eğer hükümetler arzu etmeseler dahi, sizler, öylesine hükümetleri arzularınızla, nihayet reylerinizle bu istikamete sevkedecek durumda ve kudrettesiniz. »
C. H. P. Meclisinin İstanbul Tebliği:
30/7/1957 tarihli (Ulus) gazetesinden:
«C. H. P. Genel Başkanlığından :
C. H. P. Meclisi 27 Temmuz 1957 günü Genel Başkan İnönü'nün başkanlığında toplanmıştır.
Parti Meclisi bu toplantısında yakında yapılması muhtemel genel seçime ait meselelerle meşgul olmuştur.
1 Seçim Kanunununda 1954 den sonra yapılan değişikliklerin kaldırılması, lüzumu üzerinde Parti Meclisi temas etmektedir.
Bilindiği gibi 1950 ve 1954 seçim öncesinin emniyet ve eşitlik şartlan ortadan kaldırılmıştır. Bu değişikliklerin mahzurları bugünkü hükümetin programında kabul edilmiş ve izalesi taahhüt olunmuştu.
C. H. P. bu alandaki her türlü yolsuzlukları ve mesuliyetleri sonuna kadar ısrarla takip etmek kararındadır.
Muhalefet partileri arasında rejim dâvalarında işbirliği mevzuunu Parti Meclisi hem fikir cephesinden, hem amelî cihetlerden etraflı olarak tetkik etmiştir. Parti Meclisi muhalefet partileri arasında işbirliğini samimî olarak arzu eylediğini beyan ve teyid eder. C. H. P. si kanunların verdiği imkânlardan faydalanarak ve partiler bünyesindeki tabiî güçlükleri yenmek için elinden geleni yapacaktır.
Parti Meclisi Kurultayı 9/9/1957
tarihinde Ankarada toplantıya
Parti Meclisi 6/9 1957 de Ankarada toplanacaktır. Rejim meselesi
Yazan : Havadis
1/7/1957 tarihli (Havadis) den:
Cumhuriyetçi Millet Partisi, Büyük Millet Meclisine sövmüş olan Osman Bölükbaşmm teşriî masuniyetinin kaldırılarak mahkemeye verilmesi hâdisesi münasebetiyle yayınladığı bir tebliğde, hâdisenin doğrudan doğruya bir rejim meselesi olarak ele alınması icabettiğini ifade etmektedir. Onların kanaatlerine bakılırsa, Osman Bölükbaşmm Büyük Millet Meclisine sövmesine müsaade edilmemiş olması millî hâkimiyet, müessesesinin ve rejimin kaderi dâvası ile alâkalı imiş.
Rejim dâvasında böyle bir görüşü, hâdiseler akıl ve mantık çerçeveleri içinde kalarak mütalâa etmesini bilen kimselerin kabule şayan görmeleri hakikaten mümkün değildir. Bir rejim tasavvur edilsin ki, o rejim, rejimlerin içinde, en mütekâmili olsun, insanların kudsî saydıkları inanışlara, ve insanın yaradılışına en uygun düşmüş olsun, sonra böyle bir rejim, şerefleri, haysiyetleri himaye etmesin. Onları demagojinin, kör ihtirasın, kinin ve gayzın hoyrat ellerine birer oyuncak olarak bıraksın... Öyle bir nizam kurulsun ki, her kalemi eline alan, fikrini ifade etmek hürriyeti adına, hiçbir hudut, hiçbir engel tanımadan, başkalarının mâsun tutmak hakkına mâlik oldukları herşeyi, şeref ve haysiyetten, namusa kadar, bir şahsiyeti mergup ve muteber kılan bütün varlıklar: ayaklar altına alabilsin.
Öyle bir nizam kurulsun ki, mebusa vazifesini ifa etmek için tanınan teşriî masuniyet, millet kürsüsündeki beyan, mütalâa ve rey hürriyeti, Büyük Millet Meclisini âdi küfürler ve ölçüsüz hakaretlerle telin etmek için birer kalkan vazifesi görsün. Öyle bir nizam kurulsun ki, hürriyet adına bütün hürriyetler çiğnensin,
Öyle "bir nizam kurulsun ki, bütün bunların demokrasi oldu, demagojinin gürültülü davulu çalınarak, sahtekâr münadilerin diliyle bütün bir millete ilân edilebilsin. Haksızları hak yoluna, küfürbazları terbiye dairesine, yalancıları ve demagogları hakikate, edebsizleri edebe irca etmeye kalkıldığı ise, bunlarla rejimin tehlikeye düştüğü iddia edilebilsin... Dünyanın hiçbir yerinde insanın aklı bunu kabul etmez..
Millet Partisi, nasıl bir tebliğ neşrederse etsin, bu tebliğde nasıl bir muhakeme tarzı' ve nasıl bir dil kullanmış olursa olsun, maksat ve müşterileri malûm birkaç gazete bu tebliğe sahifelerinde nasıl bir yer vermiş olurlarsa olsunlar, bütün mesele, Bölükbaşmm bu küfürbaz olup olmadığı noktasında temerküz etmektedir. Demokraside, Türk Milletinin yegâne ve hakikî mümessili olan Büyük Millet Meclisine en ağır kelimelerle sövmek hürriyetinin de mündemiç olduğu hususuna bizi kimse inandıramıyacaktır. Bu hâdise bir rejim meselesiyle belki alâkalıdır. Fakat bu rejim demokrasi rejimi değildir. Siyasî mücadele sahasını küfürbazlann ve demagogların hâkimiyeti altına almak istiyen, hürriyet adına hürriyetlerin çiğnenmesine müsaade eden, namusları, şerefleri, en mukaddes varlıkları dahi taarruzdan masun görmek istemiyen bir tecavüz ve taaddî ejimidir. Türkiyede böyle bir rejimin teessüsüne müsaade olunmayacaktır.
Halk Partisine girenler
Yazan: Hüseyin Cahit Çalçm 1/7/1957 tarihli (Ulus) dan : Son zamanlarda fikir, karakter ve bilgi itibariyle temeyyüz etmiş bazı simaların Halk Partisine girmeleri dikkati çekmeğe başladı. Demokrat Parti başlangıçta kazandığı muhabbet ve itimadı kaybediyor buna mukabil muhalefet partileri ve bilhassa Halk Partisi maddî ve manevî surette kuvvetleniyor. Bu hâdise içinde bulunduğumuz günlerin en göze çarpacak, en dikkat çeken siyasî ve içtimai bir hâdisesi telâkki edilebilir. Muhalefet partilerinin taraftarlarına nimet, servet ve mevki bahşedebilecek bir durumları yoktur. Muhalefete geçmek bir vatandaşı ancak baş ağrılarına maruz bırakabilir. Bu İtibarla, hâdisenin üzerinde durulmaya değer bir mânası olmak icabeder. Kanaatimizce bu mâna açıktır. İktidar Partisi olan Demokratlar Türk milletini memnun ve tatmin edememişlerdir. On sene evvelki Demokrat Parti ile bugünkü Demokrat Parti arasında isim benzerliğinden başka bir münasebet kalmamıştır. Bir hayat ve ümit kırıklığı fırtınası ruhları sarsıyor ve vatandaşları muhalefet partileri tarafına atıyor. Bu cereyandan en çok istifade eden parti de Halk Partisi oluyor. Bu, diğer muhalefet partilerinin kusurundan ileri gelme bir istidat değil, Halk Partisinin kuruluşunun ve tarihinin temin ettiği bir üstünlüktür. Halk Partisi, Atatürk devrinde milletimizin kurtarıcılarına ve onların izleri üzerinde yürüyen vatanseverlere toplanma bayrağı hizmetini görmüş tarihî bir âbidedir. Bütün vatandaşlara açık olan Halk Partisi millî istiklâl ve haysiyet namına dalgalanan bir bayraktır.
Atatürkün vefatı üzerine bütün milletin kalbden gelen bir samimiyet ve ittifakı ile İsmet İnönü Cumhurbaşkanlığına geçince, İnönünün. yüksek zekâsı ve tecrübesi durumu kurtardı. Türk milleti millî hâkimiyet rejimini tatbik etmek suretiyle Atatürkün açtığı yolda siyasî gelişmelerinin semerelerini artık toplıyabilirdi. İnönü cihan harbinin kasırgaları geçer geçmez demokratik hayatın icaplarını yerine getirmeye kalktı. Bu hareket 1946 daki ilk kusurlu gejıel seçimlerden başlıyarak 1950 nin örnek ve demokratik seçimlerine erişti. Seçimleri Halk Partisi kaybetti. Bu, uzun sürmüş şiddetli iç ve dış mücadeleleri içinde çarpışmış ve yıpranmış bir iktidar için içtinabı imkânsız ve mukadder bir netice idi. Halk Partisine yapılmadık iftira ve hücum kalmadı. Eğer Halk Partisi kendisi hakkında insafsızca ileri sürülen kusurlara malik olsaydı bugün yıkılıp gitmiş olmak lâzımdı. Halbuki Türk vatanının ümidi, dayanağı halinde bugün rağbet ve muhabbet buluyor. Halk Partisi dağılmadı, safra ve dara çıkardı. Özü, ideali ve hayatiyeti ile gelişti, tekâmül etti ve tam demokratik bir ruh içinde yeni unsurlarla mücadeleye atılmaya hazır bir hale geldi. Bugünkü dar, ıstırablı ve zor safhada gözlerin Halk Partisine çevrilmesi ve idealist, temiz ve fedakâr unsurların Halk Partisine girmeleri ancak bu suretle izah edilebilir.
Türk milleti bugün hakkını, hürriyetini, şeref ve itibarını ancak muhalefet partilerinin koruyup kurtarabileceğine iman getirmiştir. Yeni seçimler, ister evvel yapılsın, ister vaktinde yapılsın vatanımızı mukadder kurtuluşa götürecektir. Demokrat Partinin tuttuğu yol hakkında artık kimsede şüphe kalmamıştır. Demokrat Parti içindeki aydın, değerli vatansever unsurlar bile partiye hâkim kesilenlerin karşısına dikilecek bir ruhî halet içinde durumdan şikâyetçidirler.
Korku hastalığı
Yazan: Hüseyin Cahit Yalçın
2/7/1957 tarihli (Ulus) dan :
Demokrat Parti garip bir hastalığa tutulmuş gibi görünüyor. Genel seçimler yaklaştıkça bu mânâsız hastalık bütün bütün arttı. Korku mesuliyetten değil, mesuliyet korkusu hür rejimlerde daima hayırlı bir tesir icra eder ve bir çok manasız ve kanunsuz hareketleri önler. Bizim demokratlar ise hesap vermek, suallere ve tenkidlere cevap bulmak korkusu içinde kendilerini ve memleketi bir memnuniyetsizlik ve ıztırap durumunda bırakıyorlar, Millet Meclisinde istizah onlar için bir umacıdır. Yedi senedenberi bir kere bile Millet Meclisinde muhalefetin hesap sormasına tahammül edemediler. Hattâ, alelade sual takrirlerini bile cevaplandırmamak yolunu tuttular. Muhalefete mensup milletvekilleri aylardanberi sual takrirlerine cevap bek liyorlar. Bakanların Meclisi teşrif etmemeleri sual takrirlerini eshabı kehf uykusuna mahkûm bırakıyor.
Ara seçimlerini ise yedi senede bir kerelik yapabildiler. Aldıkları neticeden o kadar ürktüler ki Anayasamızda böyle bir mecburiyet bulunmadığı bahanesiyle artık ara seçimlerinin adını anmaz oldular. Halbuki demokratik rejimlerde ara seçimleri umumî efkârın nabzını yoklamak gibi lüzumlu ve manalı bir harekettir. Ara seçimleri için Anayasamızda bir mecburiyet bulunmadığı bahanesiyle teklifleri reddederken bu işde mütalâa beyanına en salahiyetli organ olan Anayasa Komisyonunun mütalâasını almağı bile kabul edemiyorlar. İnönünün bu talebi Mecliste reddolunuyor. Sayın Başbakanımız işine gelmiyen bazı teklifleri zarif bir mantık ile reddetmek için hangi demokrasilerde böyle bir şey var demekten hoşlanıyor. Şimdi kendilerinin hiç taklit kabul etmiyen konuşma tarzlarına nazire yaparak; hangi demo |