ABD BASINI
ALMANYA BASINI FRANSA BASINI İNGİLTERE BASINI İRAN BASINI İSVİÇRE BASINI YUNANİSTAN BASINI ANKARA, 04/07(BYE)--- Dış basında Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere değinen 2-3 Temmuz 2008 tarihli haber ve yorumlardan yapılan alıntılar aşağıda sunulmuştur: ABD BASINIAmerika'nın Sesi Radyosu: "Türkiye İçin Zorlu Altı Ay": Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Beril Dedeoğlu, Alpaslan Esmer'in sorularını yanıtladı: ESMER: Sayın Dedeoğlu, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine karşı tutum sergileyen Fransa, Avrupa Birliğinin dönem başkanlığını devraldı. Bilindiği kadarıyla bu altı aylık süre içinde Türkiye'yle üç ya da dört başlıkta daha müzakerelerin açılması planlanıyor. Fransa'nın tutumu karşısında neler bekleyebiliriz? DEDEOĞLU: Fransa'nın bu müzakere başlıklarının Türkiye'de normal siyasi yaşam devam ederse açılması konusunda engel çıkartmayacağını tahmin ediyorum. Çünkü bu konuda sadece Türkiye'ye değil, Avrupa Birliğinin diğer üyelerine teminat vermiş durumda. Yani dönem başkanı olduğu için özellikle sabote eden ülke durumuna düşme imkânı söz konusu değil. Ama burada bir başka sorun var; Türkiye'de bu arada ortaya çıkabilecek siyasi olayların müzakerelerin dondurulması yönünde etki doğurması konusunda Fransa'nın çalışacağı kanaatini taşıyorum. ESMER: Fransa'da iktidar içinde halen Türkiye'nin Birlik üyeliğine karşı tutumunu ciddi biçimde savunan kesimler var ki nitekim bu gruplar müzakere başlıklarının açılmasını önleme konusunda girişimlerde bulunmaya hazırlanıyor. En önemlisi geçtiğimiz günlerde Senatonun reddettiği Türkiye'ye referandum koşulu getiren Anayasa değişikliği maddesini yeniden gündeme getirmek istiyorlar. Bu grupların etkili olma şansı konusunda ne söyleyebilirsiniz? DEDEOĞLU: Sarkozy'nin Fransa'nın içerisindeki algılanması başlangıç gibi değil, genel olarak Fransa'ya ilişkin uyguladığı ve Avrupa'yla ilgili politikalarında ciddi eleştirilere maruz kalıyor, özellikle Almanya ve İngiltere'yle olan tutumu, yani Almanya'yla şu ara aralarının çok iyi olmadığını söyleyebiliriz. İkincisi, fazla Amerikan hayranı olması bakımından Sarkozy'yi destekleyenlerin bile bu konuda sorun çıkarttığını biliyoruz. Bu konjonktürde Türkiye'yle ilgili ya da genişlemeyle ilgili konunun tekrar gündeme gelmesinde Sarkozy taraftarlarının çok fazla oy potansiyeline sahip olduğunu zannetmiyorum. Sadece şunu ifade etmeye çalışıyorum, Türkiye'deki koşulları dönem başkanı olarak Avrupa Birliğine getirip bunu müzakerelerin dondurulması yönünde baskı unsuru olarak kullanma şansı var ve bu şansı Fransa kendi kendine Türkiye sayesinde kazanmış oluyor. ALMANYA BASINIDeutschlandradio: "Türkiye'de Gözaltı Furyası": Konrad Adenauer Vakfı Türkiye Temsilcisi Jan Senkyr, Christiane Kaess'in sorusunu yanıtladı: KAESS: AKP, başlarda temsil ettiğinden farklı bir yönelime mi girdi? Değişen bir şeyler mi oldu? SENKYR: Son gelişmelerden hayal kırıklığı yaşayan eski AKP yandaşlarının da bulunduğu bir gerçek. Zira AKP, seçim öncesi kazanması halinde geniş kapsamlı reformlar yapmak niyetinde olduğunu ilan etmişti. Bu bağlamda özellikle de sivil bir anayasa oluşturma ve AB üyelik müzakereleri süreciyle ilintili reformların devamı sözünü hatırlıyorum. Bu konuda yılın ilk yarısında pek bir şey yapılmadı. FRANSA BASINIAFP: "Yunanistan Türkiye'nin Avrupa Yolunda Kalmasını Umut Ediyor": "Yunanistan bugün, Türkiye'nin, iktidar partisi ile laiklik savunucuları arasındaki mücadeleden dolayı 'zor bir dönem' geçirdiğini belirterek, bunun AB ile yakınlaşmasını durdurmayacağını umut ettiğini belirtti. Yunanistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yorgo Kumutsakos, 'Türkiye önemli bir dönemden geçiyor. Bu iç gelişmelerin, Avrupa hedeflerine ulaşmak için çalışma ve üyelik kriterlerini yerine getirmek için gerekli reformları uygulama arzularını zayıflatmamasını umuyoruz' şeklinde konuştu. Sözcü ayrıca, komşu ülkenin, 'ikili ilişkilerde düzelme' ve Kıbrıs'ın bölünmüşlük sorununa çözüm için 'çalışmaya devam etmesini' umduklarını dile getirdi." İNGİLTERE BASINIThe Financial Times: "Türkiye Krizde" : "Türkiye, ülke içinde ve dünyada derin etkileri olacak bir anayasal krizin sancılarını çekiyor. 20. yüzyıl boyunca güçlü bir laik geleneğe sahip olan Türkiye altı yıldır, demokratik yollarla seçilen ve Avrupa'da saygı gören İslami eğilimli bir parti tarafından yönetiliyor. Fakat iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi şu an sıkıntıda; zira güçlü ordunun desteklediği ülkedeki geleneksel laikler, AKP ve liderlerine karşı neredeyse darbe niteliğindeki bir dizi eyleme girişti. Bu kriz Avrupa Birliği için de bir uyarı niteliğinde olmalıdır. AB, Türkiye ile bütünleşme konusundaki tereddütlü yaklaşımı üzerine bir daha düşünmelidir. Birlik üyesi ülkeler, üyelik çıtasını sürekli yükseltmek yerine Türkiye'ye üyelik için net ve iyimser bir takvim sunsalardı, hem generaller hem de AKP, Avrupa hedefine odaklanmış olurdu. Avrupa Birliği Türkiye'ye yönelik kaçamak tavrına ve Türkiye konusundaki bölünmüşlüğüne bir son vermelidir. Fakat bunun için artık çok geç." İRAN BASINICumhuri İslami: "Türk Laikleri Halkla Karşı Karşıya": "Türkiye'de İslamcılar ve laiklerin çekişmesi Avrupa Konseyinin tepkisini çekti. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) sert bir dille Türk laiklerinin AKP'nin kapatılması çabaları konusunda uyarıda bulunarak, bunu 'demokrasiye karşı yapılan bir darbe' olarak niteledi. Bu uyarı, Türkiye'nin AB üyelik sürecini sekteye uğratması ve Türkiye'yi bu süreçten daha da uzaklaştırması açısından önem taşıyor. Bazı AB üyesi ülkeler, AKP'nin kapatılması ve şartların dört yıl öncesine dönmesi durumunda bir kez daha 'Türkiye'nin Kontrolü' adı altında gözetim sürecini başlatmayı planlıyor. AKPM'nin olağanüstü oturumu, AKP için siyasi bir zafer anlamına geliyor. Bazı ülkeler ve AKPM içindeki birçok siyasi parti, Türkiye'de bir çeşit darbe olarak değerlendirilen bu durumun sürmesi halinde Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerinin durması gerektiği tehdidinde bulunuyor. Bu konuda Avrupalı demokratik teşkilatlar ve partiler, Türkiye'deki mevcut gelişmelerin siyasi istikrarsızlığa yol açacağı ve Türkiye'nin siyasi kaderini ciddi şekilde etkileyeceği uyarısında bulunuyorlar." İSVİÇRE BASINITages-Anzeiger: "Türk Demokrasisi Tehdit Altında": "AB (Taraf gazetesinin deyimiyle) 'hukuk darbesi' karşısında üyelik adayı Türkiye'ye karşı nasıl hareket edecek? 'AB'de büyük bir çaresizlik hakim' diyor Gerald Knaus. Yeşillerden Avrupa Parlamentosu üyesi Cem Özdemir'in de paylaştığı bir tespit bu: 'Kapana kısılmış durumdayız' diyor Özdemir ve devam ediyor: 'AB bir yandan AKP yasağı halinde bir şeyler yapmalı. Bir yandan da hata yapılabilir.' Katılım sürecini dondurmak? 'Yasaklama gayreti içinde olanların istediği tam da bu olurdu. AB'nin yanlış tarafın alkışlamaması için dikkat etmesi gerekir'." YUNANİSTAN BASINImatia: "Demokrasi Sanık Sandalyesinde": "Yunanistan, Türkiye'nin AB üyeliği için politikasını yeniden gözden geçirmeli mi? Bu tartışmayı ortaya atan eski Başbakan Kostas Simitis oldu. Ancak bu yöndeki kaygı, hem Yunanistan'da hem AB üyesi diğer ülkelerin başkentlerinde oldukça yaygın. Zaten Ankara'nın AB ile ilişkilerine dair kaygıları daha önce, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin, üyelik yerine özel ilişkiden söz etmesiyle baş göstermişti. Ne yazık ki bu konu, Yunanistan'daki resmi makamları çok ilgilendirmedi. Halbuki, komşumuz ülkedeki hızlı gelişmelerden dolayı daha fazla ilgi gösterilmesi gerekirdi. Bir mahkeme tarafından demokratik süreç sonunda seçilmiş bir hükümetin dağıtılması, üstelik bunun Türkiye'nin AB reformlarını geciktirdiğine dair seslerin yükseldiği sıralarda yapılması, Avrupa'nın kolayca kabul edebileceği bir gelişme değil. Bu 'alaturka demokrasi', ülkenin AB'ye tam üye olup olamayacağı yönünde yoğun tereddütlerini ilk baştan dile getirenlerin seslerini güçlendirecektir. Mahkeme, AKP'yi kapatma yönünde karar alır ise, müzakerelerin dondurulmasını dahi isteyecek olanlar çoğalacaktır." ESKİ SAYILAR |
||||||||||||