ABD BASINI
Değerlendirme:
ABD basını Irak konusunu, “Irak’ın büyük bir şiddete sahne olmadan seçimleri tamamlaması, ABD Başkanı Obama’nın yerel seçimlerden ötürü Iraklılara övgü yağdırması, Irak Başbakanı Maliki’nin koalisyonunun yerel seçimleri kazanması, Irak'ın Kürt bölgesinin Başbakanı Neçirvan Barzani’nin Arap hakimiyetindeki ulusal hükümeti, Kerkük kentinin kontrolünü ele geçirmek için askerleri kullanmakla suçlaması, ABD Hazine Bakanlığı'nın Kuzey Irak'ta yerleşik bir İran Kürt muhalif grubunu kara listeye almasının Obama yönetiminin İran ile daha iyi ilişkiler kurma girişiminin bir parçası olarak nitelendirilmesi, ABD Başkanı Obama'ya sunulan ‘Kürdistan Üzerine Çatışmayı Önlemek’ başlıklı rapor, ABD’nin önümüzdeki yıllarda Irak'tan binlerce ton teçhizat ve ikmal malzemesini çıkarmaya başlarken Türkiye’nin muhtemelen önemli bir rol oynayacağı, İran Dışişleri Bakanı Muttaki’nin güvenlik konularını görüşmek amacıyla Irak Kürdistanı’nı ziyaret etmesi ve Erbil'de Abant Platformu toplantısı yapılması” çerçevesinde değerlendirmektedir.
AP: "IRAK'TA OYLAMA BAŞLADI"
BAĞDAT, 31/01(AP)(BYE)--- Irak'ta eyalet meclislerinin seçimi için oylamaya başlandı.
Oylama nedeniyle bugün tüm seçmenlerin üst araması da dahil, aşırı sıkı güvenlik önlemleri alındı.
Bu seçimler, Irak'ın yaklaşık altı yıldır süren şiddet sonrasında bir tür istikrar sınavı olacak. Oylama başlamadan önceki saatlerde ciddi bir şiddet olayı bildirilmedi.
Irak'ın, kuzeydeki özerk Kürt bölgesi ile etnik grupların iktidar paylaşımı için bir formül bulamadığı petrol zengini Kerkük'ü içine alan eyalet hariç tüm eyalet meclislerindeki 440 sandalye için 14 bini aşkın aday yarışacak.
Sonuçların önümüzdeki günler içinde açıklanması beklenmiyor.
AP: "IRAK BÜYÜK BİR ŞİDDETE SAHNE OLMADAN SEÇİMLERİ TAMAMLADI"
BAĞDAT, 31/01(AP)(BYE)--- Irak Eyalet seçimleri ciddi bir şiddete sahne olmadan tamamlandı.
Oylama planlanandan bir saat evvel sona erdi. Milyonlarca seçmenin oy kullandığı saatlerde büyük bir şiddet olayı yaşanmadı.
Iraklı otoriteler, ülkede yoğun güvenlik önlemleri almıştı ve ABD ordusu güvenliği sağlamakla görevli güce dahil edilmedi.
Sonuçların salı gününden önce açıklanması beklenmiyor.
AP: "OBAMA YEREL SEÇİMLERDEN ÖTÜRÜ IRAKLILARA ÖVGÜ YAĞDIRDI"
WASHINGTON, 01/02(AP)(BYE)--- ABD Başkanı Barack Obama dün gerçekleşen yerel seçimlerden ötürü Iraklıları kutladı ve seçimi kazanan tarafın halkı için çalışmasını istedi.
Yerel seçimleri Iraklıların gelecekleriyle ilgili sorumluluk üstlenmeleri adına önemli bir adım olarak tanımlayan Obama, açıklamasında, Şiilerin denetimindeki hükümetin Sünni azınlığın tam katılımını engellemeye çalıştığı iddialarına değinmedi.
Obama, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Her türlü etnik ve dini grup mensubu milyonlarca Iraklı, yerel yöneticilerini seçmek için sandıklara barış içerisinde gitmiştir. Konseylerin yeni yöneticilerini seçmeleri ve kendilerini seçen Irak halkı yararına çalışmaya başlamaları büyük önem taşımaktadır."
Obama ABD, BM ve uluslararası örgütlerin Irak seçim kuruluna teknik destek sağladığını da belirtti.
ABD Silahlı Kuvvetleri Merkez Komutanı General David Petraeus da seçimleri, "tüm Iraklıların gurur duyması ve dünyanın alkışlaması gereken" bir olaya dönüştürdüğü için Irak hükümetine övgü yağdırdı.
AP: "IRAK BAŞBAKANI YEREL SEÇİMDEN GALİP ÇIKTI"
BAĞDAT, 05/02(AP)(BYE)--- Hadeel el Shalchi bildiriyor:
Yetkililerin bugün yaptıkları açıklamaya göre, Irak Başbakanının partisi hafta sonunda yapılan yerel seçimlerden galip çıktı. Bu sonuç savaşın harabeye çevirdiği bu ülkede düzeni yeniden tesis etme kampanyasına verilen güçlü bir destek niteliğinde.
Seçim Komisyonu Bağdat'ta Başbakan Nuri el Maliki'nin partisinin oyların yüzde 38'ini aldığını, bunu her biri yüzde dokuz oy oranıyla ABD karşıtı Mukteda el Sadr'ın müttefiklerinin ve bir Sünni partinin izlediğini açıkladı.
Basra'da ise Başbakanın partisi oyların yüzde 37'sini, en büyük Şii parti Yüksek Irak İslam Konseyi yüzde 11.6'sını aldı.
Seçmenler Aralık 2005'ten beri yapılan ilk seçimlerde 18 ilin 14'ünde vilayet konseylerini de belirledi.
Seçimler yerel düzeyde siyasi iktidarın yeniden dağıtılmasını amaçlıyor ve yıl sonunda yapılacak parlamento seçimleri için bir prova olarak görülüyordu. Amerikalı yetkililer ise sonuçları, Irak'ın bu yılki asker çekilmesi için yeterince istikrarlı olup olmadığının işareti olarak görüyor.
Seçimlerin akabinde, bazı vilayetlerde, özellikle Anbar'da seçimler sırasında birtakım usulsüzlükler yapıldığı ileri sürüldü. Anbar'da Sünni partiler arasındaki gerilim sürüyor.
Seçimler genel olarak olaysız geçti, ancak Amerikalı ve Iraklı yetkililer, kaybedenlerin sonuçları kabul etmemesi halinde sıkıntı yaşanmasından endişe ediyorlar.
AP: "IRAK BAŞBAKANININ KOALİSYONU YEREL SEÇİMLERİ KAZANDI"
BAĞDAT, 06/02(AP)(BYE)--- Robert H. Reid bildiriyor:
İki yıl önce Maliki küçük bir Şii partisinin Şii milislerle yüzleşmekten ve Sünnilere yaklaşmaktan kaçınan önemsiz bir ismiydi. Bugün ise milisleri bastırmış ve yerel seçimlerde Şii rakiplerini alt etmiş bir başbakan olan Nuri el Maliki, Irak'ın yükselmekte olan politik bir yıldızı.
Seçim komisyonu dün, Maliki'nin partisinin geçtiğimiz haftasonu yapılan seçimlerde Şii rakiplerini geçerek büyük bir zafer kazandığını açıkladı. Maliki'nin bu başarısı, aşırılık yanlılarını bastırmasının, altı yıllık savaşın ardından Irak'ı görece daha huzurlu bir hale getirdiğinin göstergesi.
Onaylanması gereken seçim sonuçları Maliki'yi bu yılın sonunda yapılacak milletvekili seçimlerinin öncesinde güçlü bir konuma getirdi ve ayrıca Washington'a, 140 bin askerini çekme işine başlayabilmesi için güven verebilir.
Nuri el Maliki bütün bunları kendini yeniden şekillendirerek, geçmişteki sertlik yanlısı bir Şii eylemci imajını değiştirerek başardı. Müttefikleri güvenliği, dinin ve Irak vatanseverliğini mezhepler arasındaki bölünmenin önünde tutan bir çizgide yürüdü.
Maliki, Irak'ın asilerin saldırıları ve Şii-Sünni katliamı içinde olduğu 2006 Mayıs ayında göreve geldiğinde, bütün bu gelişmelerin gerçekleşeceğini uman pek yoktu.
Asık suratlı Maliki, Şii temsilciler tarafından, o günlerde hakim olan Irak Yüksek İslam Konseyini tehdit etmesi beklenmeyen küçük bir partiden geldiği için seçilmişti. Ancak Yüksek Konsey dün, Necef de dahil her Şii eyaletinde Maliki'nin gerisinde kaldı.
Maliki'nin muhalifleri, artık onun zayıflığı hakkında değil, onun diktatörce eğilimlere sahip olduğundan ve daha çok güç elde etmeye çalışmasından şikayet ediyorlar.
Bazı Batılı diplomatlar Maliki'nin en büyük sorununun, önceden onun gücünü azımsamış olan, şimdi ise gücünü dizginleme arayışında olan yandaş Şiiler, Sünniler ve Kürtlerden gelebilecek tehlikeleri savuşturmak olacağını düşünüyor.
Maliki'nin partisi en büyük zaferi Bağdat ve Basra'da elde etti. Irak'ın ikinci büyük kenti Basra'da seçmenler, geçtiğimiz bahar aylarında yıllarca sokaklarda hakimiyet kurmuş olan Şii milisleri alt ettiği operasyonu düzenlemiş olduğu için Maliki'yi ödüllendirmiş oldu.
Maliki'nin Bağdat ile Basra'da aldığı oylar, üç yıl önce ülkeyi iç savaşın eşiğine getirmiş mezhep çatışmalarını körüklemekle suçlanan dini partilerin reddedildiğini gösteriyor.
Ancak güneydeki vilayetlerde en çok oyu alan partilerin aldığı oy oranı birbirine yakın. Necef'te Maliki'nin koalisyonu oyların yüzde 16.2'sini alırken, Yüksek Konsey 14.8'ini ve el Sadr 12.2'sini aldı.
Maliki memleketi olan Kerbela'da ise üçüncü sıradaydı. Kerbela'da, Saddam Hüseyin döneminde üst düzey bir vilayet yetkilisi olan bir kişinin yönettiği küçük bir yerel parti ilk sırada yer aldı.
Kendisine bağlı Mehdi Ordusu'nun geçtiğimiz bahar aylarında yenilgiye uğramasının ardından güç kaybeden el Sadr, Şii politikalarında etkili olmaya devam edebilmek için Bağdat'ta ve güneyde yeterli oy alabildi.
Sünni bölgelerde de durum karışık. Maliki koalisyonuna bağlı Sünni bir parti Diyala ve Selahaddin vilayetlerinde önde giderken, Anbar'da hükümet muhalifi bir partinin gerisinde kaldı. Hala Sünni asilere karşı kapsamlı bir mücadelenin yürütüldüğü Ninova'da, Kürtlerin siyasi hakimiyetine son verme kampanyası yapan yerel bir Sünni Arap partisi yüzde 48.4 oranında oy aldı.
Sünni Araplar 2005'teki son yerel seçimleri boykot etmişti. Dolayısıyla Kürtler, içinde Musul'un da yer aldığı Ninova'da oldukça küçük oranda bir oy almış oldu.
Bu yerel seçimler, yerel yönetimlerde siyasi gücün yeniden dağılımını sağlama ve Sünnilerle Şiileri, birbiriyle çatışmaktansa, anlaşmazlıklarını çözüme kavuşturmaları yönünde teşvik etme amacını taşıyordu.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Robert Wood şunları söyledi: "Irak gelişmekte olan bir demokrasi. İnişleri ve çıkışları olacaktır. Ancak ben, Iraklıların seçimlere gitmesinin ve seçimlerde pek şiddet yaşanmamasının Irak halkı için büyük bir şey olduğu inancındayım. Bu, birçok kişinin uğruna öldüğü şeydir."
Bağdat'ta ve ülke genelinde şiddet büyük oranda düşmüş olmasına rağmen, Sünni, Şii ve Kürtlerin iktidar savaşı verdiği yerler hala istikrarlı değil.
Etnik açıdan karışık Kerkük'te seçim yapılmadı çünkü Kürtler, Araplar ve Türkmenler bir iktidar paylaşımı formülü üzerinde anlaşmaya varamadı.
2005 Aralık ayından bu yana ilk kez geçtiğimiz cumartesi günü Irak'ın 18 vilayetinin 14'ünde vilayet konseyleri seçimleri yapıldı ve seçimler sırasında pek şiddet yaşanmadı. Ancak dün bombalı bir intihar saldırısı Kürtlerin çoğunlukta olduğu kuzeydeki Hanagin'de bir restoranı hedef aldı. Bu saldırıda 14 kişi hayatını kaybetti.
Hanagin, Kürtler ile Arapların liderliğindeki merkezi yönetim arasındaki çatışmanın bir kaynağı olmuştur. Yüzlerce Kürt, seçim gününde, adlarının seçmen listelerinde bulmadığından şikayet etti.
AP: "KÜRT BAŞBAKAN IRAK'IN KUZEYİNDEKİ ASKERİ HAREKETLİLİĞE TEPKİLİ"
ERBİL, 08/02(AP)(BYE)--- Sebastian Abbot bildiriyor:
Irak'ın Kürt bölgesinin Başbakanı dün, Arap hakimiyetindeki ulusal hükümeti, tartışmalı Kerkük kentinin kontrolünü ele geçirmek için askerleri kullanmakla ve böylece Iraklı Kürtler ile Bağdat'taki Arap liderler arasında gerilimi tırmandırmakla suçladı.
ABD yetkilileri, Araplar ile Kürtler arasında gittikçe kızışan anlaşmazlığın, Başkan Barack Obama yönetiminin Irak'tan Amerikan askerlerini çekme yönünde planlar yaptığı şu dönemde Irak'ın istikrarını tehdit ettiğini düşünüyorlar.
1991 yılında ABD'nin kurulmasına yardım ettiği özerk bölgeyi o tarihten bu yana büyük bir hırsla koruyan ve Amerika'nın yakın müttefiki olan Kürt yetkililer, son aylarda Başbakan Nuri el Maliki'ye karşı eleştirilerini sıklaştırdılar. Kürt yetkililer, Maliki'yi, Saddam Hüseyin'inkine benzer güçlü bir merkeziyetçi devlet kurmaya çalışmakla suçluyorlar.
Üst düzey Kürt yetkilisi Cabbar Yaver'e göre, Irak ordusunun 12. Tümeninin yaklaşık iki hafta önce Kerkük'ün kuzeyindeki üssünden yola çıkarak kentin, Kürt bölgesel yönetimine bağlı Kürtlerin konuşlandırıldığı yerlere yakın kısımlarına hareket etmesi taraflar arasındaki gerilimi tırmandırdı.
Yaver, Kürtlerin ABD ordusuna büyük Arap birliklerinin hareketini durdurması başvurusunda bulunduklarını söyledi. Söz konusu askeri hareketlerin durmasına karşın Kürt yetkililer Maliki'nin amaçlarından kuşkulular.
Kürt bölgesinin Başbakanı Neçirvan Barzani AP'ye e-mail yoluyla yaptığı açıklamada, "Kürt hükümetindeki bizler, bunun kışkırtıcı bir hareket olduğu kanısındayız" dedi. Barzani, askeri hareketlerin amacının "bu bölgelerde güvenlik sağlamaktan ziyade, askeri yollarla kentin kontrol altına alınması" olduğunu söyledi ve bunun kabul edilemez olduğunu ekledi.
Irak Savunma Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Muhammed el Askeri, söz konusu askeri hareketlilikte olağandışı bir şey olmadığını söyledi ve ekledi: "Irak ordusunun bütün kentlerde olma hakkı vardır. Bu, bütün Irak halkının ordusudur."
Kürtlerin kuşkusunun artmasına yol açan sebep, askeri hareketin -ülkenin birçok yerinde seçmenlerin yerel konsey için seçim yaptığı- 31 Ocak'taki seçimlerden önce gerçekleşmiş olması.
Kürt yetkililer, 31 Ocak'taki seçimlerden zaferle birinci çıkan Maliki'nin kendilerine baskı yapmak için ek adımlar atacağından endişe duyuyorlar.
NEWSMAX.COM: "OBAMA, KÜRT GRUBU TAHRAN'A JEST OLARAK KARA LİSTEYE ALDI"
WASHINGTON, 11/02(BYE)--- ABD'nin Florida eyaleti merkezli muhafazakar bir yayın organı olan ve web sayfasının yanı sıra aynı isimle bir dergi de yayımlayan Newsmax'in 9 Şubat 2009 tarihli internet sayfasında, yukarıdaki başlık altında ve Kenneth R. Timmerman imzasıyla yayımlanan makalenin özet çevirisi şöyledir:
ABD Hazine Bakanlığı'nın Kuzey Irak'ta yerleşik bir İran Kürt muhalif grubunu kara listeye alması, devlet kontrolündeki İran basın-yayın organları tarafından, Obama yönetiminin İran ile daha iyi ilişkiler kurma girişiminin bir parçası olarak nitelendirildi.
İran Kürdistanı'nın, Kürtçe kısaltması ile PJAK olarak bilinen Özgür Yaşam Partisi, 2004 yılında kurulmuş ve uluslararası teröre hiç karışmamış ya da İran dışında herhangi bir askeri faaliyette bulunmamıştı.
Ancak örgüt militanlarının İran'ın Kürt kasaba ve köylerinde İran Devrim Muhafızları ile sıkça çatışmaya girmeleri, örgütü İran rejiminin başat hedeflerinden biri yapmıştı.
Mütemadiyen PJAK'ın faaliyetlerinden şikayetçi olan İran, PJAK'ın Kuzey Irak'ın Kandil Dağlarındaki üslerine topçu ve hatta hava saldırıları düzenlemişti. Ancak İran'ın bugüne kadar PJAK'ın, Avrupa ve Birleşik Devletler'de, terör örgütü olarak kabul edilmesine yönelik çabaları sonuçsuz kalmıştı.
Kararın açıklandığı Hazine Bakanlığı basın duyurusunda, "Bugün alınan karar ile PJAK'ın KGK ile olan terörist bağlarını ortaya koyuyor ve Türkiye'nin vatandaşlarını (terörist) saldırılardan koruma çabalarını destekliyoruz" denildi.
Bakanlık açıklamasında PJAK'ın, (kısaltması KGK olan ve Kürdistan İşçi Partisi PKK olarak da bilinen) terör örgütü Kontra-Gel tarafından "kontrol edildiği" ileri sürüldü.
Ancak KGK Başkan Yardımcısı Nilüfer Kök, KGK'nin PJAK'dan ve 2000 yılında kendisini resmen lağveden PKK'dan ayrı bir Kürt yanlısı siyasi Kongre olduğunu söyledi.
PJAK yetkilileri de Kongra-Gel'in oturumlarına katılmalarına rağmen, KGK tarafından değil, Kuzey Irak'da toplanan partinin kendi kongresince idare edildiklerini söylüyorlar.
Bakanlık açıklamasında, "KGK 2004 yılında PJAK'ı resmen kurmuş ve aralarında KGK üyesi ve PJAK genel sekreteri olan Hacı Ahmedi'nin de bulunduğu 5 KGK üyesini PJAK liderleri olarak seçmiştir" iddiasında bulunuluyor.
Rahman Hacı Ahmedi, Washington, DC. ve Avrupa'da Newsmax ile yaptığı mülakatlarda, sürekli olarak PKK ile herhangi bir bağlantıyı reddetmiş ve "biz İran rejimine karşı mücadele eden bir İran partisiyiz, Türkiye ile bir sorunumuz yok" demişti.
Bölgeye seyahat eden bağımsız gözlemciler PJAK kamplarında PKK varlığına rastlamamış ve iki örgüt arasında herhangi bir siyasi, askeri ya da stratejik işbirliği bulamamışlardı.
PJAK yetkilileri Newsmax'e, bakanlığının girişiminin, Irak'daki terör olaylarının azaltılması için İran'ın işbirliğinin sağlanmasını isteğinden kaynaklandığına inandıklarını belirttiler.
Pazartesi günü Avrupa'dan telefonla açıklama yapan PJAK temsilcisi Shamal Bishir, "ABD, Maliki hükümeti ile Kuvvetlerin Statüsü anlaşmasını imzalarken, Irak'daki Ensar El İslam ve diğer terör örgütlerine yönelik İran desteğinin azalmasını sağlamayı umud ediyordu."Buna karşılık da İran'ın, Kürt bölgelerinde daha etkili olmasına izin verildi" dedi.
Bishir ayrıca örgütün, Hazine Bakanlığı'nın kararının kaldırılması için yasal yollara başvurma niyetinde olduğunu belirtti.
Kongre Araştırma Servisi'nde Orta Doğu analizcisi olan Kenneth Katzman, Hazine Bakanlığı'nın kararının, örgütün Dışişleri Bakanlığı'nın Yabancı Terör Örgütleri (FTO) listesine girdiği anlamına gelmediğini belirterek, "13224 numaralı İdari Talimatname uyarınca alınan karar, FTO listeleri kadar geniş kapsamlı ve siyaseten önemli değildir. 13224 uyarınca listeye alınan ancak hiç bir zaman FTO listesine girmeyen çok sayıda kuruluş vardır" dedi.
Türkiye'nin PJAK savaşçılarını Irak'ın İran sınırından uzaklaştırmada başarılı olmasının, Irak'ın güvenliği açısından sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunan PJAK lideri Rahman Haci Ahmedi, "Türkiye Kandil Dağı'nı İran'la birlikte kontrol etmek istiyor. Böyle olursa, sınırı açıp El Kaide ve Ensar El İslam savaşçılarının bölgeye girmelerine izin vereceklerdir. Bu durumda (Irak Kürdistanı'nın başkenti) Erbil, bir zamanlar Felluce'nin olduğu duruma düşürecektir" dedi.
Amerikan askeri komutanları, PJAK'ın, Irak'ın İran sınırını terörist sızmalara karşı koruduğunu belirttiler, ancak grup ile herhangi bir işbirliği konusunda açıklama yapmadılar.
PJAK savaşçılarının yaklaşık üçte birini kadınlar oluşturuyor. Hacı Ahmedi bunun, İran'daki İslamcı iktidarın etkisinin azaltılması projesinin bir parçası olduğunu belirterek, "Bir kadına silah verirseniz, o kadın hicap giymek zorunda kalmaz. Erkeklerle eşit haklara sahip olur. Bu ise İslamcılar için büyük bir darbedir" dedi.
Bir ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, PJAK'ın henüz bakanlığın FTO listesinde olmamasına rağmen, "grubun şiddet içeren eylemlerini kınıyoruz" dedi.
Ne Hazine Bakanlığı, ne de Beyaz Saray yorum isteklerine cevap verdi.
CARNEGIE ULUSLARARASI BARIŞ VAKFI: "KÜRDİSTAN ÜZERİNE ÇATIŞMAYI ÖNLEMEK"
ANKARA, 13/02(BYE)--- Washington merkezli düşünce kuruluşu Carnegie Uluslararası Barış Vakfı adına Lehigh Üniversitesi öğretim görevlisi Henri J. Barkey, "Kürdistan Üzerine Çatışmayı Önlemek" başlığıyla bir rapor hazırlamıştır. ABD Başkanı Barack Obama'ya sunulduğu bildirilen raporun, Vakfın internet sitesinde 10 Şubat 2009 tarihinde yayımlanan tanıtım metninin çevirisi şöyledir:
Irak'ın istilası ile Kürtlerin, başta federal Kürdistan Bölge Yönetimi (KBY) olmak üzere uzun süredir bastırılan milliyetçi emelleri de açığa çıkmıştır. Carnegie Vakfı tarafından hazırlanan yeni bir raporda varılan sonuca göre, görmezden gelindiği veya gereğince ele alınmadığı takdirde Kürtlerin bu emelleri, özellikle de şu hassas dönemde, bölge genelinde olduğu kadar Irak'ta da şiddeti ve istikrarsızlığı ateşleyecek bir potansiyele sahiptir.
Henry Barkey, ihtilafı önlemek ve yeni bir ABD yaklaşımı önermek adına Kürt meselesine yeniden dikkati çekmek istemektedir. Birleşik Devletler hızla oradan çekilmelidir -Amerikan birlikleri Irak'tan çekilirken ABD'nin bölgedeki nüfuzu da azalacaktır-.
ABD Politikası İçin Öneriler:
- Irak Hükümeti ile KBY arasında, petrol ve doğalgaz gelirinin paylaşımı ve mültecilerin yeniden yerleştirilmesi konularında girilen çıkmazın aşılması. Bu, güvenin yeniden tesisinin yanı sıra Kerkük'ün bir parlama noktası, ABD için birinci öncelik olmasını önlemeye götürecek uzun bir yol olacaktır.
- Irak Anayasası'nda ana hatları çizilen federal sistemin desteklenmesine devam edilmesi.
- Türkiye ile KBY arasındaki diyalogun ABD'nin müdahalesiyle pekiştirilmesi. Türkiye ile KBY arasındaki ilişkilerin düzelmesi bölgeyi istikrara kavuşturacak ve ABD birliklerinin sorunsuzca geri çekilmesini sağlayacaktır.
- Kürdistan İşçi Partisinin (PKK) etkisiz hale getirilmesi ve savaşçılarının KBY, Türkiye ve ABD'nin eşgüdümünde yürütülecek askeri ve siyasi girişim çerçevesinde silah bırakmaya veya teslim olmaya teşvik edilmesi.
- Türkiye'nin kendi Kürt sorununu çözmek için Avrupalı müttefiklerle işbirliği yapılması. Türkiye'nin terörle mücadele programını ve AB'ye katılım davasını desteklemek ve Türkiye'deki Kürt bölgelerine kalkınma desteği sağlamak, ABD ve Avrupa'ya sorunları her yönden ele alma imkanı tanıyacaktır.
Barkey Şu Sonuca Varmaktadır:
ABD başı çekmelidir. Çünkü, hatalarına rağmen hala hükümetleri yatıştırmak, ikna etmek ve onlara baskı yapmak için gereken yeteneklere sahip tek güçtür. Kendi başlarına bırakıldıklarında taraflardan hiçbiri doğru fikirler ve çözümler ortadayken bile, ne çok fazla ilerleme kaydedebilmiş, ne de geldikleri noktada kalabilmişlerdir. Birleşik Devletler, meselelere, konular arasındaki bağlantıları gözeten bir öngörü ve daha geniş bir bakış açısıyla, genellikle konunun yerel taraflarında bulunmayan yetilerle yaklaşabilir.
THE CHRISTIAN SCIENCE MONITOR: "ABD IRAK'TAN AYRILIRKEN TÜRKİYE EVE GÜVENLİ DÖNÜŞÜ SAĞLAYABİLİR"
ANKARA, 18/02(BYE)--- ABD'de yayımlanan The Christian Science Monitor gazetesinin 18 Şubat 2009 tarihli internet sayfasında, Gordon Lubold imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan Washington çıkışlı metnin çevirisi şöyledir:
--Tozlu, İki Şeritli Kontrol Noktası Habur Kapısı En İyi Çıkış Yollarından Biri Olabilir--
ABD önümüzdeki yıllarda Irak'tan binlerce ton teçhizat ve ikmal malzemesini çıkarmaya başlarken, Türkiye muhtemelen önemli bir rol oynayacak.
Amerikan ordusu Türkiye'nin güneydoğusunda Habur Kapısı olarak bilinen iki şeritli ticari sınır geçişini kullanarak, Türkiye üzerinden Irak'a sessizce inşaat malzemesi, gıda, yakıt ve diğer öldürücü nitelikte olmayan materyal naklediyor. Ancak ABD Irak'tan çekilme seçeneklerini değerlendirirken, savunma yetkilileri Türkiye'den geçen rotanın önemli bir rol oynayabileceğini söylüyorlar.
Kuveyt ve muhtemelen Ürdün'e ek olarak Türkiye, binlerce kamyon, Humvee ve yaklaşık 120 bin konteynırı eve geri götürürken, ABD ordusuna alternatif bir çıkış sunacak. Türkiye'nin oynayabileceği role atıfla Amerikalı bir savunma yetkilisi, "Esasen bütün seçenekler masada" dedi. İncirlik'te büyük bir ABD hava üssü bulunan ülke aynı zamanda, Afganistan'daki operasyonlarını artırırken, ABD için önemli bir merkez olabilir. Bu ayın başında Kırgızistan yönetimi ABD'nin ülkede önemli bir üs bulundurmasına artık izin vermeyeceğini açıkladı. Bu, tam da Amerika'nın Afganistan'a 30 bin ek asker göndermeyi düşündüğü bir dönemde lojistik açıdan aksi bir gelişme. Şu anda her gün yaklaşık bin ticari kamyon Türk sınırından Irak'a geçiyor ve bunların çoğu ABD ordusu için malzeme taşıyor. Bu, Irak'ın ABD öncülüğündeki işgaline karşı çıkan Türkiye'nin, cömert bir teşvik paketine rağmen, ABD askerlerinin ülkeyi kullanmasına izin vermediği 2003 yılından farklı bir durum.
O dönemde Tümgeneral olan Ray Odierno komutanlığında ABD 4. Piyade Tümeni, Irak'a Türkiye'den girecekti, ama onun yerine Kuveyt'ten girmek zorunda kaldı. General Odierno şimdi Irak'ta üst düzey bir komutan ve askerlerin ve ekipmanın çekilmesine başkanlık edecek.
ABD ile Türkiye arasındaki ilişkiler, iki ülke, Türkiye-Irak sınırında faaliyet gösteren militan Kürt milliyetçi örgüt PKK'nın oluşturduğu artan tehdide cevaben ittifak yapana kadar soğuktu. ABD ve Türkiye militanları hedef almak üzere 2007'de ortak bir istihbarat merkezi kurdu ve iki ülke Irak ile ilgili başka konularda da beraber çalıştı.
Türkiye'den geçen tozlu, yoğun tedarik hattı, iki ülke arasındaki yeni bağları gösteriyor. İsminin açıklanmasını istemeyen bir Türk diplomat, "Şimdi çok daha fazlası var. Bu mesele sadece müttefik olduğumuzun bir kanıtı. Olması gerektiği gibi" dedi.
Tedarik hattı ABD'ye, muhtemelen olası iki çıkış noktası olan Kuveyt ve Ürdün kadar düşman olmayacak, Kuzey Irak'tan bir kara çıkışı sağlayacak.
Washington Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezinden üst düzey analist Stephen Flanagan, "Türkiye Irak'tan çekilme konusunda çok yararlı olacak" dedi.
Amerikalı ve Türk yetkililer Habur Kapısı konusunda dikkat çekmemeye çalışıyorlar. Ancak 2007'de "koalisyon güçleri" için yakıtın yüzde 25'i Irak'a buradan girdi. Bu geçiş aynı zamanda yerel ekonomi açısından da bir nimet. Türk yetkililer, ABD'nin Irak'ı buradan terk etmeye karar vermesi halinde, Habur Kapısı'nın kullanımının artırılmasını memnuniyetle karşılayacaklarını belirttiler.
Flanagan, "ihtilaf sonrası istikrarın" Türklerin çıkarına olduğuna işaret etti. Ancak ABD'nin Türkiye'de yapmasını destekleyecekleri şeylerin bir sınırı olduğunu da ekledi: "İsyana karşı operasyonlar düzenlememiz için bize boş çek vermek istemiyorlar."
Irak'ın güney sınırındaki Kuveyt, 2003 işgali sırasında Amerikan kuvvetlerinin başlama noktasıydı. Genel kanaat, Amerikan askerleri ve donanımları gemilere ve uçaklara yüklenirken Kuveyt'in başlıca çıkış noktası olacağı yönünde. Ancak Kuveyt'te tıkanma yaşanabileceğine dair endişeler var ve bu nedenle ABD başka seçenekler arıyor.
Başkan Obama'nın seçim taahhütlerinden biri, askerleri Irak'tan 16 ay içinde eve getirmekti. 16, 19 veya 23 aylık takvimlere dayanan planlar şu anda tartışılıyor. Ne kadar donanımın Irak'ta bırakılacağı veya Iraklılara verileceği belirsiz, ancak birkaç çıkış noktasına sahip olunması ordunun çekilmesini hızlandırmasına imkan verebilir.
Irak'ın batısındaki Anbar vilayetindeki Amerikalı denizciler ise Ürdün ile beraber Akabe Limanı'nın başka bir seçenek olup olamayacağını saptamaya çalışıyorlar.
ABD Deniz Piyadeleri Kolordusu Komutanı Orgeneral James Conway, geçen ay ABD'nin seçenekleri olmasını istediğini söyledi ve "Bunun Kuveyt olması gerekmiyor" dedi.
VOICE OF AMERICA: "İRAN DIŞİŞLERİ BAKANI, GÜVENLİK KONUSUNU GÖRÜŞTÜ"
WASHINGTON, 17/02(BYE)--- Voice of America'nın 12 Şubat 2009 tarihli haber bültenlerinde, yukarıdaki başlık altında yer alan haberin çevirisi şöyledir:
İran Dışişleri Bakanı Manuçehr Muttaki, yarı özerk bölgedeki güvenlik konularını görüşmek amacıyla Irak Kürdistan'ını ziyaret etti.
Yetkililer, Muttaki ve Kürt Yönetimi Devlet Başkanı Mesud Barzani'nin, İran'ın Irak sınır bölgelerini bombalamasının yanı sıra, Kuzey Irak'tan İran hedeflerine saldırmakla suçlanan yasa dışı bir Kürt örgütü ile ilgili kaygıları görüştüklerini açıkladı.
Söz konusu Kürdistan Özgür Yaşam Partisi, Türkiye'nin güneydoğusunda Kürt özerkliği için savaşan asi Kürdistan İşçi Partisinin (PKK) bir koludur.
Kürt bölgesel yetkilileri bu gurupları desteklediklerini ve hatta müsamaha ettiklerini dahi reddediyor.
Ziyareti sırasında Erbil ve Süleymaniye'de iki konsolosluk açılışı yapan Muttaki, bölgeyi ziyaret eden en kıdemli İranlı yetkili oldu.
Muttaki Erbil'de, Ocak 2007'den bu yana Irak'ta ABD ordusu tarafından tutulan İran vatandaşlarının derhal serbest bırakılmaları çağrısında bulundu.
İran, Erbil'de gözaltına alınan beş İranlının diplomat olduğunu belirtirken, ABD ordusu, söz konusu kişilerin Irak'taki isyancılara para ve silah sağlayan İranlı bir devrim muhafızları gurubu ile bağlantılı olduklarını ileri sürüyor.
Salı günü de Bağdat'ta Iraklı liderlerle bir araya gelen Muttaki, Irak'ın güvenlik koşullarının düzelmesi nedeniyle, Amerika Birleşik Devletleri ile Irak konusunda daha fazla görüşmeye ihtiyaç kalmadığını söyledi.
Tahran, Irak'ın egemenliğine zarar verdiğini ileri sürerek, Amerikan askerlerin 2011 yılına kadar Irak'ta kalmasına izin veren bir ABD-Irak güvenlik anlaşmasına karşı çıkmıştı.
Washington, İran'ı, güvenlik anlaşmasını bozmaya çalışmak ve Irak'ın uzun vadeli istikrarına ciddi bir tehdit yaratmakla suçluyordu. Irak gibi, nüfusunun çoğunluğu Şii olan İran, Irak'ta kargaşaya neden olduğunu reddetmektedir.
AMERİKA'NIN SESİ RADYOSU: "ERBİL'DE ABANT PLATFORMU TOPLANTISI"
ANKARA, 17/02(BYE)--- Amerika'nın Sesi Radyosunun 06.30 Türkçe yayınından:
Erbil'de düzenlenen Abant Platformu toplantılarında Türkiye ile Irak Bölgesel Kürt Yönetimi arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi çağrısı yapıldı. İki gün süren toplantıların sonunda yayımlanan ortak bildiride Erbil'de Türk Konsolosluğu ve Ankara'da Bölgesel Kürt Yönetimi temsilciliği açılması istendi.
Ayrıntıları, Erbil'deki toplantıyı izleyen Çetiner Çetin bildiriyor:
"Abant Platformu, Selahaddin Üniversitesi ve Mukriyani Enstitüsü Irak'ın kuzeyindeki Erbil kentinde "Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak" adlı bir konferans düzenlendi. Konferansın ana teması, kardeşlik duygularının daha iyi geliştirilmesiydi. İnsan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü, karşılıklı güven ve istikrar temalarının gündeme geldiği toplantıda, Kürt Yönetimine bağlı siyasiler, Bölgesel Kürt Yönetiminde yaşamını idame ettiren gazeteciler ve Türkiye'den gelen aydınlar ve gazeteciler Türkiye ve Kuzey Irak arasındaki ilişkileri masaya yatırdılar.
İki gün süren müzakerelerin ardından Abant Platformu, Selahaddin Üniversitesi ve Mukriyani Enstitüsü ortak bir mutabakat metni yayımladı. Bu metne göre Türkiye ile Irak'ın kuzeyindeki Kürt Yönetimi arasındaki münasebetlerin geliştirilmesi, Irak'ın kuzeyindeki Kürtlerin, Arapların, Türkmenlerin, Âsurilerin, Süryanilerin, Ermenilerin ve bütün Orta Doğu halklarının yaşam şartlarının geliştirilmesi için diyalog sürecinin başlatılması kararlaştırıldı. Ancak bu konferansta ilk kez "Bölgesel Kürt Yönetimi" ifadesi yerine "Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi" ifadesi kullanıldı.
Toplantıda ele alınan konulardan biri de, Irak'ın Türkiye sınırının aynı zamanda Irak'ı Avrupa'ya bağlayan bir kapı olduğunun altı çizildi. Türkiye'nin Irak sınırının ise tarihe ve medeniyete açılan bir kapı olduğu ifade edildi. Toplantıda, Türkiye ile Kuzey Irak Yönetimi arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinde siyasetin yanında kültür, ekonomi, ticaret, eğitim ve sağlık alanlarında da çok daha yakın bir iş birliğinin gerçekleştirilmesi gerektiği ve ileriki zaman dilimleri de toplantıların ve görüşmelerin yanı sıra birtakım mutabakatların imzalanıp hayata geçirilmesi kararlaştırıldı.
Abant Platformunda ele alınan bir diğer konu ise Erbil'de bir Türk konsolosluğunun açılması ve Ankara'da Irak Bölgesel Kürt Yönetimine ait bir temsilciliğin açılması yönünde görüşler ve arzular dile getirildi."
AVRUPA BASINI
ALMANYA BASINI
Değerlendirme:
Almanya basını Irak konusunu, “Erbil'de Abant Platformu toplantısı yapılması” bağlamında değerlendirmektedir.
BERLİNER ZEİTUNG: "IRAKLI KÜRTLER TÜRKİYE'YE UMUT BAĞLIYOR"
BERLİN, 17/02(BYE)--- Tirajı günde 165.900 olan liberal eğilimli Berliner Zeitung'un 17 Şubat 2009 tarihli sayısında, Günter Seufert imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan Erbil çıkışlı yazının çevirisi şöyledir:
--Erbil'de Alışılmışın Dışında Bir İttifak Kuruluyor--
Eskiden, beş yıl öncesine kadar Kürtlerden "Dağ Türkleri" diye söz eden ve Kürtçe'yi dil olarak tanımayan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) mensubu olan Mümtazer Türköne Kuzey Irak'taki federal Kürt devletinin başkenti Erbil'de Kürt politikacıları, din adamları ve akademisyenlerinin önünde yaptığı konuşmada, "Türkiye'de hepimiz biraz Kürdüz" dedi. Türk ordusu PKK'ya karşı sürdürdüğü mücadelede birkaç ay öncesine kadar Kuzey sınır bölgesini aralıksız olarak bombalamıştı. Toplantı salonunun önünde, PKK ya da el Kaide saldırılarına karşı ağır silahlı Peşmergeler ve Kürt milisleri önlem almıştı.
Ankara Gazi Üniversitesi Profesörü olan Türköne, Türkiye'de 18 yıldan beri dini ve siyasi görüş ayrılıklarının aşılması için çalışan "Abant Platformu" adlı sivil toplum kuruluşunun kurucuları arasında yer alıyor. Abant Platformu üç günlüğüne Erbil'de misafir ediliyor. Bu, Türkiye ile Kuzey Irak Kürtleri arasında 1923 yılından bu yana gerçekleştirilen en büyük toplantı. Türkiye, Birinci Dünya Savaşı ve ulusal bağımsızlık mücadelesinden sonra Dohuk, Süleymaniye ve Kerkük arasında kalan bölgeyi İngilizlere bırakmış, ardından o topraklar üzerinde Irak Devleti kurulmuştu. Kürtler o dönemde mümkün olsa Türkiye'nin bir parçası olmak isterdi. Daha sonra Türkiye tarafından izlenen Kürt politikası bütün dostluk bağlarının kopmasına neden oldu.
Ancak genç Kürdistan (MA) devleti bugün Türklere umut bağlamış durumda, çünkü başka bir seçeneği yok. ABD askerleri 2011 yılında Irak'tan geri çekilecek. O zaman Kürdistan, Amerikalıları destekleyen tek grubun Kürtler olduğunu unutmamış olan Araplarla yalnız başına kalacak. Bağdat daha şimdiden kısmen otonom durumda olan Kürt devletinin haklarını sınırlandırmaya çalışıyor. Kürt devletinin bütçeden aldığı payın azaltılması öngörülüyor. Peşmergeler artık Bağdat tarafından finanse edilmiyor. Merkezi hükümet sınırlardaki kontrolü de devralmış durumda. Kürtlerin çoğunlukta olmasına rağmen Kürt devletine dahil olmayan petrol şehri Kerkük konusunda yaşanan anlaşmazlık ise çok daha önemli. Kerkük'te Kürtler, Araplar ve Türkmenler arasında büyük bir gerilim mevcut. Çatışmaların ortaya çıkması her an için mümkün. Kerkük'ün Irak'a mı, yoksa Kürdistan'a mı ait olduğunun belirleneceği referandum ertelenmek zorunda kalmıştı. Irak'ın güneyindeki Şiiler, Kürtlerin güçlü bir merkezi devlet kurulmasına karşı çıkmasını belirli bir ölçüde sempatiyle karşılıyorsa da, Kürtlerle Şiileri ve onların İran'daki destekçilerini birbirine bağlayan fazla bir şey yok.
Erbil Valisi Hadi Mawlood'un konferansta Kürt-Türk dostluğundan söz etmesinin nedeni bu. Mavlood konuşmasında, "Kürtler, Saddam Hüseyin 1988 yılında Halepçe'de kimyasal bombalarla yaklaşık 10 bin kişiyi öldürdüğünde Türkiye'nin milyonlarca göçmeni kabul ettiğini unutmadılar" şeklinde konuştu. Kürdistan Başbakanı Necirvan Barzani, Erbil'de düzenlenen söz konusu etkinliğin masraflarını üstlendi. Konferansın arkasında Başbakan Erdoğan'ın hükümeti yer alıyorsa da, bunun için önce Türkiye'deki sıradan insanların ve ordunun desteğinin alınması gerekiyor. Türköne, "Bugün, devletimizin değiştirilmesi için çalışıyoruz. Bunun için sizin desteğinize de ihtiyacımız var" dedi. Kürt Cumhurbaşkanı Mesud Barzani de, PKK'ya saldırılarını durdurma çağrısında bulundu.
FRANSA BASINI
Değerlendirme:
Fransa basını Irak konusunu, “Irak’ın BM'den yürürlükteki yaptırımları kaldırmasını istemesi, Irak'ın yeniden inşası konusunda Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin 'sınırsız' işbirliği önermesi ve Sarkozy’nin Irak'a yaptığı sürpriz ziyaretin ardından Maskat'ta bölgenin dengesi açısından Irak'ın öneminin altını çizmesi, Irak Başbakanı Maliki’nin ABD'nin Irak üzerindeki baskı döneminin sona erdiğini belirtmesi, Kürdistan Başbakanı Neçirvan Barzani’nin ABD'nin Irak'tan birliklerini çekmeden önce Irak Özerk Kürdistanı ile Bağdat'taki merkezi hükümet arasındaki sorunları çözmesi gerektiğini belirtmesi” çerçevesinde değerlendirmektedir.
AFP: "IRAK BM'DEN YÜRÜRLÜKTEKİ YAPTIRIMLARI KALDIRMASINI İSTEDİ"
BAĞDAT, 06/02(AFP)(BYE)--- Irak Başbakanı Nuri el Maliki bugün BM'den, Saddam Hüseyin'in birliklerinin Kuveyt'i 1990'da işgalinden bu yana ülkesine karşı hala yürürlükteki yaptırımları kaldırmasını istedi.
Bağdat'ta düzenlenen ortak basın toplantısında Maliki, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'dan, "661 sayılı karar dahil, Irak'a uygulanan bütün kararların gözden geçirilmesini" istedi.
BM Genel Sekreteri, "Irak halkını ve hükümetini cumartesi günü yapılan bölgesel seçimler konusunda kutlamak ve uluslararası toplumun desteğini göstermek amacıyla" Irak'ın başkentine sürpriz bir ziyarette bulundu.
Güvenlik Konseyi’nce 6 Ağustos 1990'da kabul edilen 661 sayılı karar, 2 Ağustos 1990'da Kuveyt'i işgal etmesinin ardından Saddam Hüseyin rejimine geniş yaptırımlar dayatıyor.
Mart 2003'te ABD'nin işgal etmesinin ardından 22 Mayıs 2003'te kabul edilen 1483 sayılı kararla birçok yaptırım kaldırıldı, ancak özellikle Irak'a silah ihracat yasağı ve mali yaptırımlar sürdürülüyor.
BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, BM'nin "bütün kararlarını gözden geçirme sürecinde olduğunu ve New York'a dönüşünde Güvenlik Konseyinden bu sorun üzerine eğilmesini isteyeceğini" belirtti.
AFP: "IRAK'IN YENİDEN İNŞASI KONUSUNDA SARKOZY 'SINIRSIZ' İŞBİRLİĞİ ÖNERDİ"
BAĞDAT, 10/02(AFP)(BYE)--- Bugün, Bağdat'ı ziyaret etmekte olan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Irak hükûmetine, ülkenin yeniden inşaası için başta ekonomik ve güvenlik alanlarında olmak üzere "sınırsız iş birliği" önerdi.
Sarkozy, Iraklı mevkidaşı Celal Talabani'nin de katılımıyla basına yaptığı açıklamada, "Fransa'nın, Irak'ın ekonomik kalkınmasına, altyapının yenilenmesine katılma arzusunu belirttim. İşbirliğimiz sınırsızdır. Ekonomik planda, enerji ve yeniden inşa alanlarında iş birliği istiyoruz." dedi.
Irak'a sürpriz bir ziyaret yapan ilk Fransa Cumhurbaşkanı olan Sarkozy sözlerine şöyle devam etti: "Aydınlarınızın eğitilmesi konusunda size yardım edebiliriz, polis ve güvenlik güçleriyle ilgili olarak size yardımcı olabiliriz, iş birliği yapabiliriz, Irak ordusunu da eğitebiliriz, donanımını sağlayabiliriz."
"Diplomatik alanda da size yardım edebiliriz. Bizim desteğimiz sürekli ve müdahalesiz olacaktır." diye sözlerini noktalayan Sarkozy'nin, Irak'tan sonra Umman, Bahreyn ve Kuveyt'e hareket etmesi bekleniyor.
AFP: "MALİKİ: ABD'NİN IRAK ÜZERİNDEKİ BASKI DÖNEMİ GEÇTİ"
BAĞDAT, 10/02(AFP)(BYE)--- Bağdat'ın siyasi reformlar gerçekleştirmesini isteyen Amerikan Başkan Yardımcısı Joe Biden'in açıklamalarına cevaben Irak Başbakanı Nuri el Maliki bugün, ABD'nin Irak üzerindeki baskı döneminin sona erdiğini belirtti.
Bağdat'a sürpriz bir ziyarette bulunan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan Nuri el Maliki, "Irak hükümeti üzerindeki baskı dönemi geride kaldı, Irak hükümeti sorumluluklarını biliyor" dedi.
Maliki, "Şayet ilave reform talepleri varsa, bu, hükümetin ve Irak parlamentosunun görevidir" şeklinde konuştu.
Başbakan, "Ulusal uzlaşı Irak'ta başarıya ulaştı. Bu uzlaşının son aşamasındayız" dedi.
AFP: "NİCOLAS SARKOZY, BÖLGENİN DENGESİ AÇISINDAN IRAK'IN ÖNEMİNİN ALTINI ÇİZDİ"
MASKAT, 10/02(AFP)(BYE)--- Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Irak'a yaptığı sürpriz ziyaretin ardından Maskat'ta yaptığı açıklamada, bölgenin dengesi açısından Irak'ın öneminin altını çizdi.
Umman hükümdarı Sultan Kabus ile görüşmesinden önce basına yaptığı açıklamada Sarkozy, "Siyasi olarak Irak, bölgenin dengesi açısından son derece önemli bir ülke" dedi.
Sarkozy, "Irak'ın parçalanması bir felaket olurdu zira etnik köken ve mezhep çeşitliliği barındıran bir ülke: Devlet Başkanı Kürt, iki Devlet Başkan yardımcısı Şii, bir diğeri Sünni" şeklinde konuştu.
Nicolas Sarkozy, "Irak egemenliğini yeniden bulmakta ve demokrasiyi yeniden kurmakta. Büyük çıkarımız olan bir ülke" dedi ve "Amerikan askerlerinin Irak'ın şehirlerini 2009 sonuna, ülkeyi de 2011'e kadar terkedeceklerini" hatırlattı.
Öte yandan Sarkozy, "Irak bölgesel seçimler gerçekleştirdi ve çok iyi neticeler alındı: yüzde 51'lik bir katılım, laik partilerin kazanması ki bu demokrasiye bir adım daha demektir ve güvenlik konusunda düzelme" şeklinde konuştu.
Sarkozy, "Irak ekonomimiz için çok önemlidir (...) Irak'ta herşeyin, tamamen herşeyin yeniden inşa edilmesi gerekiyor. Fransız şirketleri için ve Fransızlara istihdam için bu, çok büyük bir fırsattır" dedi.
Irak'a yaptığı ziyaret için ABD'den izin alıp almadığı sorusuna ise Sarkozy, "Bir Fransa Cumhurbaşkanı Irak'a gitmek için izin alacak değil" şeklinde cevap verdi ve Irak Devlet Başkanı'nın davetine icabet ettiğini belirtti.
AFP: "NEÇİRVAN BARZANİ: WASHİNGTON, BAĞDAT İLE KÜRDİSTAN ARASINDAKİ SORUNLARI ÇÖZMELİ"
ERBİL, 17/02(AFP)(BYE)--- Kürdistan Başbakanı bugün yaptığı açıklamada, ABD'nin Irak'tan birliklerini çekmeden önce Irak Özerk Kürdistanı ile Bağdat'taki merkezi hükümet arasındaki sorunları çözmesi gerektiğini belirtti.
Neçirvan Barzani şöyle konuştu: "ABD Başkanı Obama birçok kez ABD'nin Irak'tan sorumlu bir şekilde çekileceğini belirtti. Sorumlu bir çekilmeden beklediklerimiz, ABD'nin Irak'taki sorunları çözmesi ve Iraklılara bu sorunları yönetmekte yardım etmesidir."
Gazetecilere yaptığı açıklamada Barzani, "ABD'nin rolünün, 140. madde gibi, petrol ve petrol dağıtımı yasası gibi Irak'ta var olan sorunların çözülmesine yardımcı olmak olduğunu yineliyorum." dedi.
Anayasa'nın 140. maddesi, Kerkük'te olduğu gibi, Saddam Hüseyin'in Araplaştırma politikasının ardından ortaya çıkan münazaalı topraklar sorununun çözülmesiyle ilgili bir madde.
Barzani ayrıca, yabancı petrol şirketleriyle Kürdistan arasında imzalanmış olan anlaşmaların geçerli olduğunu ve Irak Petrol Bakanı Hüseyin Şehristani'nin bunları iptal edemeyeceğini belirtti.
Neçirvan Barzani: "Anayasa'ya aykırı hiçbir şey yapmadık. Bundan dolayı ne Şehristani'nin, ne de bir başkasının anlaşmalar uluslararası kriterlere ve Kürdistan'a verilen anayasal iktidara riayet ettiği sürece yabancı şirketlerle Kürdistan arasında imzalanan petrol anlaşmalarını bozmaya hakkı yoktur."
İNGİLTERE BASINI
Değerlendirme:
İngiltere basını Irak konusunu, “Irak'ta yerel seçimler öncesinde üç adayın öldürülmesi, Irak'taki yerel seçimleri Başbakan Maliki’nin önde götürmesi, Irak Kürtlerinin parlamento seçimlerini 19 Mayıs'ta yapacağı, seçimlerin el Kaide'nin Irak'tan çıkartılmasına yardımcı olabileceği, Irak petrol anlaşmalarının cazibesinin uluslararası petrol firmalarını birbiriyle yarışa özendirmekle birlikte firmaların büyük riske girdikleri kaygısı taşımaları, ABD Başkanı Obama’nın Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan ile konuşmasında Türkiye'nin Irak ile gelişmekte olan ilişkilerine desteğini vurgulaması” bağlamında değerlendirmektedir.
REUTERS: "IRAK'TA YEREL SEÇİMLER ÖNCESİNDE ÜÇ ADAY ÖLDÜRÜLDÜ"
BAĞDAT, 29/01(REUTERS)(BYE)--- Irak polisi silahlı kişilerin bugün iki ayrı olayda -yerel seçimlere iki gün kala- üç adayı öldürdüğünü bildirdi.
Polis, öldürülen üç kişinin de Sünni Arap azınlıktan olduğunu açıkladı.
Ulusal Birlik listesi adayı Hazem Salem Ahmed, Irak'ın kuzeyindeki Ninevo bölgesinin başkenti olan Musul'daki evinin önünde vuruldu.
Irak İslam Partisi'nden Ömer Faruk el Ani ise seçim kampanyası dahilinde bir gösteriye katılmasının ardından Bağdat'ın Amiriya bölgesinde bulunan evinin yakınlarında silahlı kişilerce öldürüldü.
Yerel seçimlerde aday olan Abbas Farhan da, İran sınırı yakınındaki Dilaya bölgesindeki Mandilli kasabası yakınlarındaki bir köyde vurularak öldürüldü.
Son haftalarda en az iki aday daha öldürüldü, ancak ABD'li ve Iraklı yetkililer Irak'ta 2005'ten bu yana yapılacak olan ilk seçim öncesinde şiddet olaylarında bir artış olmadığını söylüyor.
Çok sayıda Sünni Arap dört yıl önceki yerel seçimleri boykot etmişti ve şimdi de cumartesi günü yapılacak olan seçimlere topluluk içinden hararetli bir itiraz var.
REUTERS: "IRAK'TAKİ YEREL SEÇİMLERİ MALİKİ ÖNDE GÖTÜRÜYOR"
BASRA, 01/02(REUTERS)(BYE)--- Arif Muhammed bildiriyor:
Irak Başbakanı Nuri el Maliki'nin adayları yerel seçimlerde zaferi elde edecek gibi görünüyor. Böylesi bir sonuç Saddam sonrası siyasi düzeni tersine çevirip bir zamanlar güçsüz olarak kabul edilen bir liderin güç kazanmasına neden olabilir.
Resmi seçim sonuçlarının açıklanmasına daha günler olsa da rakip Şii partilerinin liderleri, Maliki'nin Hukuk Devleti Koalisyonunun yeterli oyu alıp Şii bölgelerinde büyük bir başarı elde edeceğini söylüyorlar.
Sonuçlar kesinleştiği takdirde, Irak'ın Şii bölgelerini, Saddam Hüseyin'in 2003 yılında devrilmesinden bu yana Bağdat'ı pek de dikkate almadan yöneten dini partiler büyük bir yenilgiye uğrayacak.
Başbakan çoğunluğunu Şiilerin oluşturduğu ülkede bu yıl yapılacak ulusal seçimler için iyi bir çıkış yakalayabilir. Maliki şu ana dek kent ve köylerin yönetiminde çok az paya sahipti.
REUTERS: "IRAK KÜRTLERİ PARLAMENTO SEÇİMLERİNİ 19 MAYIS'TA YAPACAK"
ERBİL, 02/02(REUTERS)(BYE)--- Irak'ın kuzeyindeki yarı özerk Kürt bölgesi yeni bir bölge meclisi oluşturmak üzere 19 Mayıs'ta seçime gidiyor.
Kürt Ulusal Meclisi Başkanı Adnan Müfti bugün, Kürdistan Başbakanı Neçirvan Barzani ile birlikte katıldığı basın toplantısında, Erbil şehrindeki Kürt bölge yönetiminin prensipte, mayıs ayında parlamento seçimlerini yapmayı kararlaştırdığını açıkladı.
Müfti, Kürt bölgesindeki üç eyaletin liderlerini seçmek amacıyla düzenlenecek seçimler içinse henüz bir tarih belirlenmediğini bildirdi.
REUTERS: "SEÇİMLER EL KAİDE'NİN IRAK'TAN ÇIKARTILMASINA YARDIMCI OLABİLİR"
MUSUL, 06/02(REUTERS)(BYE)--- Tim Cocks bildiriyor:
El Kaide'nin Irak'taki son kalesindeki yerel seçimlerde küskün Sünni Arapların yeniden söz hakkı kazanması; şiddeti tırmandıran ve İslamcı aşırılık yanlılarına yuva sağlayan dargınlıklarını büyük ihtimalle azaltacaktır.
Savunma analistleri, 31 Ocak'taki yerel seçimlerde Irak'ın Ninova bölgesinde Sünni Arap partilerin kazandığı başarının, hala şiddet içindeki kuzey bölgesinin, örgütün denizaşırı taraftarlarının ülkedeki çıkarlarının da azaldığı bir zamanda, El Kaide'ye karşı daha müsamahasız bir ortam hazırlayacağına işaret ediyor.
Janusian Güvenlik Risk Yönetimi Başkanı David Claridge, "El Kaide Irak'tan çok Afganistan'a yoğunlaşma kararı aldı. (Irak'ta) sahip oldukları çıkarlar artık yok. El Kaide sahneden inmeyecek, ancak diğer birçok yerde olduğu gibi bir yan terörist örgüt haline gelecektir" dedi.
Irak'ın pek çok bölgesindeki şiddet, ABD önderliğindeki 2003 işgalinden bu yana en düşük seviyeye gerilese de, bir zamanlar egemen olan Sünni Arapların 2005'teki son seçimleri boykot ettiği Ninova ve bazı bölgelerde karışıklık sürüyor.
Yerel meclislerin seçilmesini amaçlayan oylama, Şii Müslümanların çoğunlukta olduğu Irak'taki siyasi haritayı değiştirdi. Ninova ve başkenti Musul'da, seçimlerin sükunete katkısı büyük olabilir.
Geçen cumartesi yapılan seçimlerde Ninova'da pek çok eski Baasçının desteklediği Sünni el-Hadba bloğu oyların yüzde 48,4'ünü kazanırken, ana Kürt grup oyların yüzde 25,5'ini elde etti.
Bu da, iki ana etnik grup arasındaki siyasi ilişkileri yeniden dengeli bir hale getirdi. Pek çok kişinin şüphe ettiği gibi, Musul'daki isyanın merkezinde eski Baasçılar varsa, daha kapsamlı bir bölgesel meclis bu kişileri savaştan vazgeçmeye ikna edebilir.
El Hadba lideri Atheel e-Nujaifi ilk sonuçların ardından Reuters'a yaptığı açıklamada, "Listemizin kazanması pek çok silahlı grubun silahlarını bırakmasına neden olacaktır" dedi.
Kürt liderler bir tartışma yaratacak gibi görünmediler.
Ninova'nın bir Kürt olan Vali Yardımcısı Khasro Goran, "Ne kadar büyük olduğumuzu ve sahip olduğumuz desteği biliyoruz ve bu desteğin oyların üçte birinden fazla olamayacağını da biliyoruz" dedi.
Ninova'daki eski Baasçılar arasında sükunetin artması el Kaide için kötü haber olabilir.
Aşırılıkçı grubun Musul'daki varlığı, sadece kaosa ihtiyaç duyan Baasçıların lehineydi. Yoksa el Kaide'nin katı İslamcılığına oldukça karşıydılar.
REUTERS: "BÜYÜK PETROL REZERVİ IRAK ANLAŞMALARINI ÇEKİCİ KILIYORSA DA ŞÜPHELER SİLİNMİŞ DEĞİL"
İSTANBUL, 15/02(REUTERS)(BYE)--- Simon Webb bildiriyor:
Irak petrol anlaşmalarının cazibesi, uluslararası petrol firmalarını, bu ülkenin en değerli petrol sahalarına ulaşmak için birbiriyle yarışa özendiriyorsa da firmaların yöneticileri, küçük bir ödül için büyük bir riske girme kaygısından kurtulmuş değil.
Iraklı petrol yetkililerinin İstanbul'da, Irak'ın petrol üretim sahaları için açtığı ihalelere teklif sunan 32 enerji firmasından temsilcileri konuk ettiği üç günlük atölye çalışması dün sona erdi. Irak bunun ardından en büyük petrol sahasından altısını içeren ihale sözleşmelerini yeniden incelemeye açmayı önerdi.
Atölye çalışmasında, petrol şirketlerinin şüphe duyduğu pek çok nokta açıklığa kavuştuysa da, firmaların yöneticileri, dünyanın üçüncü büyük petrol rezervine erişmenin tüm çekiciliğine rağmen, hoşlanmadıkları bir sözleşme modeline imza atmaya bir türlü yanaşmıyorlar.
Büyük bir petrol şirketinden bir üst düzey yetkili kimliğinin açıklanmaması kaydıyla yaptığı değerlendirmede, "Elbette girmek istiyorsunuz, ama tüm paranızı yitirmek de istemiyorsunuz. (...) Bir CEO için böyle bir durumu mazur göstermek zor olacaktır. Burada olumsuz bir hava var" diye konuştu.
Petrol hizmet anlaşması sabit ücret üzerinden yapılıyor. Büyük petrol şirketleri ise, kendilerine kârdan pay verip rezervden de pay almalarına imkân tanıyacak anlaşmaları tercih ediyorlar.
Analistler, Irak'ta mevcut güvenlik, siyaset ve hukuk ortamının doğurduğu endişelerin, petrol firmalarını, anlaşmaları imzalasalar da uygulamayı ertelemeye yönlendirebileceği görüşündeler.
Ancak, Irak Petrol Bakanlığından üst düzey bir yetkili Irak'ın böyle bir yaklaşımı kabul etmeyip altı ay içince yürürlüğe konulmaması halinde anlaşmaları iptal edeceğini söyleyerek, "Hiçbir şirketin sözleşmeleri ceplerine koyup hiçbir şey yapmadan oturmasını istemiyoruz" dedi.
REUTERS: "OBAMA, TÜRKİYE'NİN IRAK İLE GELİŞMEKTE OLAN İLİŞKİLERİNE DESTEĞİNİ VURGULADI"
WASHINGTON, 17/02(REUTERS)(BYE)--- Beyaz Saray'dan dün yapılan açıklamaya göre, ABD Başkanı Barack Obama, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile konuştu. Başkan liderlere ülkeleriyle bağların güçlendirilmesini umduğunu ve Türkiye'nin Irak ile gelişmekte olan ilişkilerine desteğini vurguladı.
Obama her iki liderle de günün erken saatlerinde telefonla görüştü.
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada şöyle denildi: "Her iki görüşmede de liderler, ABD'nin gelişmekte olan Türkiye-Irak ilişkilerine desteği, Orta Doğu'daki barış çabaları konusunda işbirliğinin önemi, ABD'nin Pakistan ve Afganistan politikasını gözden geçirmesi gibi gündemdeki konular üzerinde tartıştılar."
Türkiye defalarca Irak'ın kuzeyindeki dağlık bölgede gizlenen Kürt ayrılıkçılara saldırı düzenlemişti.
Beyaz Saray, Obama'nın, ABD-Türkiye ittifakının önemine değindiğini ve karşılıklı stratejik çıkarlar doğrultusunda "geniş bir yelpazede" birarada çalışmayı umduğunu vurguladığını bildirdi.
Beyaz Saray açıklamada, "Başkan, ABD-Türkiye ilişkilerini güçlendirme ve NATO'da etkin bir biçimde birarada çalışma konularındaki arzusunu ifade etmiştir" dedi.
Erdoğan'ın makamından yapılan açıklamaya göre Başbakan iki ülke arasındaki stratejik işbirliğinin altını çizdi.
Açıklamaya göre, "Başbakan Erdoğan özellikle Türkiye'nin Ermenistan ve Orta Doğu politikaları konusundaki hassasiyetine vurgu yaptı ve ABD'nin iki ülke arasındaki ilişkilere zarar vermemek için adil ve tarafsız bir politika izlemesinin önemli olduğunu söyledi."
Türkiye'nin Kuzey Irak'ın Kürdistan İşçi Partisi (PKK) gerillalarına karşı yürüttüğü operasyonlara ABD'nin yaptığı itirazlar geçmişte Ankara ve Washington arasında gerilime neden olmuştu. Gerillalar Türkiye'de sıklıkla saldırı düzenliyorlar.
ABD-Ermenistan bağları ise bir başka muhtemel gerginlik kaynağı. Türkiye, Ermeni soykırımı iddialarını sert bir şekilde reddediyor ve soykırımın ABD tarafından tanınmasının ABD-Türkiye ilişkilerini "zehirleyeceğini" söylüyor.
ARAP BASINI
MISIR BASINI
Değerlendirme:
Mısır basını Irak konusunu, “Almanya dışişleri bakanının Irak'ı ziyaret etmesi” çerçevesinde değerlendirmektedir.
EL AHRAM: "ALMANYA DIŞİŞLERİ BAKANI IRAK'I ZİYARET EDİYOR"
KAHİRE, 18/02(BYE)--- Tirajı günde 1 milyon 500 bin olan hükümet yanlısı el Ahram gazetesinin 18 Şubat 2009 tarihli sayısında, yukarıdaki başlık altında yayımlanan haberin çevirisi şöyledir:
Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, iki günlük bir ziyaret için salı günü Bağdat'a gelen Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ile görüştü. Bir dizi konuda görüşme yapan ikili, iki ülke arasında iş birliğinin geliştirilmesinin önemini vurguladı.
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkan Yardımcısı Kosret Resul Ali, Irak Başkan Yardımcısı Berham Salih ve Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari'nin de katıldığı toplantıda, Steinmeier, ocak ayında yerel seçimlerin başarıyla gerçekleştirilmesinden ve Irak'ta güvenlik sorununun önemli ölçüde çözülmüş olmasından duyduğu memnuniyeti bildirdi.
Kürt kaynaklarına göre, Kürdistan bölgesini de ziyaret edecek olan Steinmeier, Kürdistan bölgesinin en büyük şehri Erbil'de (metinden aynen) Alman Konsolosluğunun açılışını yapacak.
Irak kabinesinden yapılan bir açıklamaya göre, Irak Başbakanı Nuri el Maliki de salı günü Steinmeier ile görüştü. İkili, siyasi ve diplomatik konuların yanı sıra Irak'ta Alman diplomatik temsilciliğini bir üst düzeye çıkarma konusunu da görüştü. Her iki taraf da Irak'ın yeniden inşasında iş birliğinin gereğini vurgularken, Maliki, Alman şirketlerini Irak'a yatırım yapmaya davet etti.
Steinmeier'in ziyaretinin son 20 yılda Almanya'dan Irak'a yapılan en üst düzey ziyaret olduğunu belirten Maliki, Steinmeier'in ocak ayındaki yerel seçimlerin başarıyla gerçekleştirilmesinden ve Irak'ta güvenlik sorununun önemli ölçüde çözülmüş olmasından memnuniyet duymasının, Almanya'nın Irak halkına ve hükümetine desteğini simgelediğini bildirdi.
ULUSLARARASI ARAP BASINI
Değerlendirme:
Uluslararası Arap basını Irak konusunu, “Erbil’de yüzlerce düşünürün katılımıyla Türk-Kürt diyaloğu için konferans düzenlenmesi, Başkan Obama'nın Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan'a Amerika'nın Türkiye'nin Irak ile gelişen ilişkilerini desteklediğini bildirmesi” bağlamında değerlendirmektedir.
EL ŞARK'UL EWSAT: "ERBİL... YÜZLERCE DÜŞÜNÜRÜN KATILIMIYLA TÜRK-KÜRT DİYALOĞU İÇİN KONFERANS DÜZENLENİYOR"
ANKARA, 16/02(BYE)--- Londra'da Arapça yayımlanan el Şark'ul Ewsat gazetesinin 16 Şubat 2009 tarihli internet sayfasında, yukarıdaki başlık altında yer alan haberin çevirisi şöyledir:
Erbil'de dün Türk-Kürt diyaloğu konferansının ilk oturumu, iki taraftan yüzlerce düşünürün ve tarihçinin katılımıyla başladı. İki gün sürecek konferansın amacı, Irak bölgesi ile Türk hükümeti arasındaki ilişkileri geliştirecek yollar aramak.
Konferans, Erbil'deki Selahaddin Üniversitesinde "Barış ve Geleceği Birlikte Aramak" başlığı altında düzenleniyor. Abant Platformu ve Mukriyan basım ve yayın kuruluşu tarafından düzenlenen konferans, Kürdistan Bölgesel Hükümeti tarafından da destekleniyor.
Abant Platformu Başkanı Mümtazer Türköne, "Bu konferans aracılığıyla Türk ve Kürt halkının bakış açılarını yakınlaştırmaya çalışıyoruz; çünkü iki tarafın da korkuları, birbirlerine karşı yanlış düşünceleri var" dedi.
AFP de Türköne'nin şu sözlerini aktardı: "Attığımız bu ilk adımla birlikte büyük bir karşılık gördük. Bu konferanslar aracılığıyla yeni adımlar atabileceğimizi ve ortak bir noktaya ulaşabileceğimizi düşünüyoruz."
Türköne, konferansın; insan haklarına saygı gösterecek, bir uzlaşı sağlayacak ve ortak çalışmanın yollarını gösterecek tavsiyelerle sonuçlanmasını amaçladığını kaydetti.
Konferansa katılanlar arasında, Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın selamlarını katılımcılara ileten Türkiye'nin Musul Konsolosu Hüseyin Avni de bulunuyor. Avni yaptığı açılış konuşmasında şunları söyledi: "Dışişleri Bakanı Ali Babacan adına bütün katılımcıları kutluyorum. Bu konferansın bölgedeki kardeşlik ve barış ilişkilerini geliştirmek adına bir vesile olmasını diliyorum."
Bölgesel Yönetim Kültür Bakanı Felekeddin Kakai de konferansın oldukça önemli düşünsel ve kültürel bir adım olduğunu kaydetti. Bu kadar çok sayıda Türk ve Kürt aydının, doğrudan bir diyalog kurmak için ilk kez bir araya geldiğine işaret eden Kakai, bunun ilişkilerin geleceğini olumlu yönde etkileyeceğini söyledi.
Türkiye'nin, Kürt yönetimini PKK'ya destek vermekle suçlaması nedeniyle, Türk hükümeti ile bölgesel Kürt yönetimi arasında bir güvensizlik yaşanıyor.
Türkiye ve bölgesel Kürt yönetimi arasındaki buzlar karşılıklı ziyaretlerin ardından az da olsa eridi. Türkiye, yönetimden, PKK unsurlarını Kuzey Irak'tan çıkarmasını istiyor.
görüşmüştü.
EL ARAB: "OBAMA İRAN'IN NÜFUZUYLA SAVAŞMAK İÇİN TÜRKİYE'Yİ IRAK'A ÇEKMEYE ÇALIŞIYOR"
ANKARA, 17/02(BYE)--- Londra'da Arapça yayımlanan el Arab gazetesinin 17 Şubat 2009 tarihli internet sayfasında, yukarıdaki başlık altında yayımlanan haberin çevirisi şöyledir:
Beyaz Saray pazartesi günü yaptığı açıklamada, Barack Obama'nın, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, Ankara'yla bağları güçlendirmeyi umduğunu ve Amerika'nın, Türkiye'nin Irak ile gelişen ilişkilerini desteklediğini bildirdi. Obama daha önce de Gül ve Erdoğan ile telefon görüşmesi yapmıştı.
Beyaz Saray, yayımladığı bildiride şu cümleleri kullandı: "Liderler yaptıkları her iki görüşmede de gündemdeki konuları ele aldılar. Bunlardan bazıları, ABD'nin, Irak ile Türkiye arasında gelişen ilişkileri desteklemesi, Orta Doğu'daki barış çabalarında işbirliğinin öneminin vurgulanması ve ABD'nin, Afganistan ve Pakistan'a ilişkin politikalarını gözden geçirmesiyle ilgiliydi."
Gözlemciler, Türkiye'nin Gazze savaşına yönelik tavrından ve Davos'ta yaşanan tartışmanın ardından Washington'dan gerilimi tırmandıracak bir tavır beklenirken, bu yönelimin oldukça şaşırtıcı olduğunu söylüyor.
Obama'nın Türkiye ile ABD arasındaki ittifakın öneminin altını çizdiğini açıklayan Beyaz Saray, "Başkan, ABD-Türk ilişkilerini güçlendirmeye ve NATO'da birlikte etkin bir biçimde faaliyet göstermeye vurgu yaptı" dedi.
Analistlere göre, ABD'nin Türkiye'yi Irak'a yaklaşmaya teşvik etmesinin amacı, İran'ın nüfuzunu bulandırarak, İran ve Türkiye'nin bölgedeki çıkarlarını çatıştırmak. Amerika'ya göre, Türkiye İran'ın nüfuzunu azaltmada güçlü bir müttefik olabilir. Zaten bazı gözlemcilere göre, ABD-Irak savaşından en karlı çıkan taraf Türkiye oldu.
Diğer taraftan Erdoğan'ın bürosundan yapılan açıklamaya göre, Başbakan stratejik ortaklığın altını çizdi. Yapılan açıklamada, "Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin Ermenistan ve Orta Doğu politikalarıyla ilgili hassasiyetlerini aktardı ve ilişkilerin etkilenmemesi için ABD'nin tarafsız bir politika izlemesi gerektiğini ifade etti" denildi.
Türkiye'nin kuzey Irak operasyonları, ikili ilişkilerdeki gerilimi artıran nedenlerden biriydi. Öte yandan, ABD-Ermenistan ilişkileri de olası bir gerginliğe zemin hazırlayabilir. Türkiye'nin yaptığı açıklamaya göre, ABD'nin Ermeni soykırım yasa tasarısını onaylaması ikili ilişkileri zehirler.
DİĞER
AZERBAYCAN BASINI
Değerlendirme:
Azerbaycan basını Irak konusunu, “Iraklı Kürtlerin PKK'nın ülkeyi terk etmesini istemesi” çerçevesinde değerlendirmektedir.
ÜÇ NOKTA: "IRAKLI KÜRTLER, PKK'NIN ÜLKEYİ TERK ETMESİNİ İSTİYOR"
BAKÜ, 29/01(BYE)--- Tirajı günde 2.500 olan tarafsız Üç Nokta gazetesinin 29 Ocak 2009 tarihli sayısında, yukarıdaki başlık altında yayımlanan haberin çevirisi şöyledir:
PKK terör örgütünün Kuzey Irak'taki faaliyetine karşı mücadele etmek amacıyla Erbil'de Türkiye, ABD ve Iraklı yetkililerden oluşacak üçlü komuta merkezinin kurulmasına yönelik alınan karar, terör örgütünde büyük rahatsızlığa yol açtı. Karara tepki gösteren örgüt, başta Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari olmak üzere Iraklı Kürt yetkilileri hedef alan tehditkar açıklamalarda bulundu: "Türkiye ve ABD ile birlikte PKK'ya karşı mücadele etmesi, Iraklı Kürt liderlerin sonunu getirecek. Söz konusu kişiler, PKK'yı ne karşılığında Türkiye'ye sattıklarını açıklamalılar. Bu anlaşmaya imza atanlar, PKK'nın en büyük düşmanları olduklarını ve gereken cevabı alacaklarını bilmeliler."
Terör örgütünün Iraklı Kürtlere yönelik tehdit içeren açıklamalarının ardından en sert tepkiyi, Iraklı Kürtlerin bölgedeki güvenlik işleri sorumlusu Mam Rostem verdi: "PKK, silahla hiçbir sonuç alamayacağını görmelidir. Türkiye ve İran'ın 2-3 askerini öldürmekle Kürtler özgürlüklerini kazanamazlar. PKK'nın silahlı eylemleri, sadece Türkiye'de yaşayan Kürtlerin değil, Iraklı Kürtlerin de güvenliğini tehlikeye atıyor."
Bu arada, terör örgütüne yönelik operasyonları protesto eden 4 PKK'lı yakalandı. Söz konusu kişilerin, Türkiye'ye iadeleriyle ilgili girişimlerin başlatıldığı kaydedildi.
İRAN BASINI
Değerlendirme:
İran basını Irak konusunu, “Türkiye'nin Irak Özel Temsilcisi Özçelik’in Irak Cumhurbaşkanı Talabani ile görüşmesi” çerçevesinde değerlendirmektedir.
İRNA: "TÜRKİYE ÖZEL TEMSİLCİSİ, IRAK CUMHURBAŞKANI İLE GÖRÜŞTÜ"
ANKARA, 18/02(BYE)--- İran Haber Ajansı'nın (İRNA) 18 Şubat 2009 tarihli internet sayfasında, yukarıdaki başlık altında yayımlanan Farsça haberin çevirisi şöyledir:
Türkiye'nin Irak Özel Temsilcisi Murat Özçelik dün Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani ile görüştü.
Türk devlet televizyonunda yayınlanan habere göre, Talabani görüşmede, iki ülkenin menfaatlerinin korunması için Irak ve Türkiye'nin stratejik işbirliğinin gereği üzerinde durdu.
Irak'taki gelişmeler ve ikili ilişkilerin ele alındığı bu görüşmede taraflar, iki ülke arasındaki ilişkinin gelişmesinden memnun olduklarını belirttiler.
Murat Özçelik, bu görüşmede Irak'ın siyasi sürecinin ülkesi tarafından desteklendiğini vurguladı.