11.06-26.06.2008 

Anasayfa

e-posta


 

ABD BASINI

 

Değerlendirme:

 

ABD basını Irak konusunu, “Irak Başbakan Yardımcısı Behram Salih ve üst düzey  Türk yetkililerin İstanbul'daki bir ekonomi forumu sırasında ikili ilişkiler ve güvenlik konularını görüşmesi, Kürdistan Bölgesel Hükümeti Başbakanı Neçirvan Barzani’nin İran'dan Irak Kürdistanı'ndaki hedeflere  karşı bombardımanı durdurmasını istemesi, Irak’ın gelecekte yapılacak ihalelere katılabilecek şirketler listesine altı firma daha eklemesi,  Irak’ın Kürt Bölge Yönetiminin Kanadalı bir şirketle ve Güney Kore ile petrol anlaşması imzalaması” çerçevesinde değerlendirmektedir.

 

 

UNITED PRESS INTERNATIONAL: "IRAKLI YETKİLİLER TÜRKİYE İLE

                                                                     DİPLOMASİ GÖRÜŞTÜ"

 

            WASHINGTON, 18/06(BYE)--- United Press International  haber ajansının 16 Haziran 2008 tarihli bülteninde,  yukarıdaki başlık altında yayımlanan haberin çevirisi  şöyledir:

           

            Irak Başbakan Yardımcısı Behram Salih ve üst düzey  Türk yetkililer, İstanbul'daki bir ekonomi forumu sırasında  ikili ilişkiler ve güvenlik konularını görüşmek üzere bir  araya geldi.

            Türk yetkililerden güvenlik konularında daha fazla  işbirliği talep eden Salih, ikili ekonomik ve siyasi  ilişkilerin ortak çıkarları desteklemesini istedi.

            Güvenlik konularına vurgu yapan Başbakan Yardımcısı,   bölgesel tehditlerin tek yanlı kararlarla değil, bütün  kanallar aracılığıyla eşgüdümlü bir gayretle çözülmesi  gerektiğini belirtti.

            Salih, ekonomik alanda da, Bağdat'ın, Irak'taki inşaat  projelerinde Türk şirketlerine öncelik verilmesini öngören  bir tasarıyı kabul ettiğini belirtti.

            Görüşmelerde ayrıca Başbakan Erdoğan'ın Bağdat'a  yapacağı ziyaret de ele alındı.

 

 

THE WASHINGTON TIMES: "TERÖRİZM DEĞİL, TURİZM"

 

            WASHINGTON, 19/06(BYE)--- Tirajı günde 110 bin  olan Washington Times gazetesinin 18 Haziran 2008  tarihli sayısında, yukarıdaki başlık altında ve Ben  Lando imzasıyla yayımlanan Erbil çıkışlı haberin geniş  özet çevirisi şöyledir:

           

            Irak'ta golf için rezervasyon yaptırmak hayal  gibi görünebilir, ama güvenliğin daha fazla olduğu  kuzeydeki Kürt bölgesi için planlanan 4.5 milyar  dolarlık bir yerleşim projesinde, dokuz delikli,  bir kulüp binası ile dinlenme alanı da olan bir  golf sahası öngörülüyor.

            Bu ay içinde açıklanan Tarin Hills (Tarin  Tepeleri) projesinde, apartmanlar, bağımsız evler,  bir cami, ilk ve ortaokul binaları, bir tıp merkezi  ve şimdilerde sadece birkaç dağınık hane ve  çobanların mekanı olan bu tozlu tepelerde bir  göl de yeralıyor.

            Irak'ın geri kalan bölümü güvenlik, henüz  palazlanmamış hükümetin güçlendirilmesi ve  vatandaşlara hayati hizmetlerin götürülmesine  odaklanmış durumda. Kürt vatandaşları da hala  kesintisiz elektrik, gıda ve diğer günlük  ihtiyaçlarının karşılanmasını bekliyorlar. Ancak  1991 yılından bu yana ABD'nin uyguladığı uçuşa  yasak bir bölgenin altında uluslararası korumaya  sahip yarı özerklikle, Kürdistan bölgesi ekonomi,  güvenlik ve yatırımları çekmek için siyasi konumunu  güçlendirmiş durumda.

            Kürt Bölgesel Yönetimi Yatırım Kurulu'nda  Genel Müdür olan Nevruz Muhammed Emin, "Bu proje  Kürdistan'ın güvenli ve bizim de böylesine büyük  bir projeyi gerçekleştirebileceğimizi gösteriyor.  Proje sayesinde insanlara iş alanı sağlanacak,  konut yapılacak. Kürdistan, Irak'ın tümüne gelecek  yatırımlar için büyük bir kapıdır" diyor.

            Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (KBY) davet ettiği  uluslararası şirketler Irak'ın kuzeyini, uygun  ortam bulduklarında güneye geçiş kapısı olarak  kullanmayı planlıyorlar.

            KBY ayrıca petrol sahaları ve tarım alanlarını  geliştirirken, ürünlerini bölgede üretecek sektörlere  de kapılarını açıyor.

            KBY'nin Washington temsilcisi Kubat Talabani,  "Şayet bu iki sektöre –tarım ve turizm- yoğunlaşabilirsek,  o zaman petrol bizim sigorta poliçemiz olur" demişti.

            Erbil ve Süleymaniye kentleri ile bu kentler  arasında kalan her yerde inşaatlar göze çarpıyor. Araba alacak ve benzin dolduracak kadar parası  olanların Chevrolet ve Nissan temsilciliklerinden  araç satın alma şansları bulunuyor.

            Ancak Irak Kürdistan'ı, gayrıresmi sloganı  olan "terörizm değil, turizm" hedefine Tarin Hill  benzeri projeler ile ulaşabileceğini düşünüyor.

            Amerikan tarzı yerleşim birimlerini inşa edecek olan Damac Properties adlı inşaat şirketinin  merkezinin bulunduğu Dubai'de bölgenin başbakanı  Neçirvan Barzani ve diğer Kürt liderlerce  açıklanan proje, üç yıl içerisinde tamamlanacak  ve bölgede iş imkanlarının yaratılmasına da katkıda  bulunacak.

            Bir Kürt maliye yetkilisi, United Press  International haber ajansına, Irak Kürdistanı'nda  16 milyar dolar tutarında 100'ün üzerinde özel  yatırım projesinin olduğunu söylemişti. 

Not: Bu haber içerisinde yer alan haritada Türkiye,  Irak, Suriye ve İran'ın bir bölümü Kürdistan olarak  tasvir edilmiştir.

 

 

UNITED PRESS INTERNATIONAL: "KÜRDİSTAN, İRAN'DAN BOMBARDIMANINA

                                                                    SON VERMESİNİ İSTİYOR"

           

            WASHINGTON, 20/06(BYE)--- United Press International  haber ajansının 19 Haziran 2008 tarihli bülteninde,  yukarıdaki başlık altında yayımlanan haberin çevirisi  şöyledir:

           

            Kürdistan Bölgesel Hükümeti Başbakanı Neçirvan Barzani  perşembe günü İran'dan, Irak Kürdistanı'ndaki hedeflere  karşı bombardımanı durdurmasını istedi.

            Barzani, İranlı dinî lider Ayetullah Ali Hameney'e  doğrudan yaptığı çağrısında, İran askerî birliklerinin,  İran-Irak sınırındaki köylerdeki Özgür Yaşam Partisi  PJAK ve Kürdistan İşçi Partisi PKK üyelerini hedef alan  harekatlarını durdurulmasını emretmesini istedi.

            El Sumaria gazetesi perşembe günü, Başbakanın,  hükümetinin Irak'ın komşularıyla sıcak ilişkiler  kurulmasını istediğini ve Kürt topraklarının İran'a  saldırı için kullanılmasına karşı olduğunu söylediğini  bildirdi.

            Diğer yandan, Türk askerlerinin Türkiye'nin  güneydoğusunda faaliyet gösteren Kürt ayrılıkçılarına  yönelik gelişmiş Cobra saldırı helikopterlerinin  kullanıldığı harekatında PKK'lı üç asi öldürüldü.

            İran Press televizyonu, PKK asilerinin, Irak'ın  kuzeybatı sınırının yakınlarında devriye gezen üç  İranlı polisi öldürdüğünü bildirdi.

            Press televizyonu, PKK'nın, ABD Merkezi Haber Alma  Teşkilatının sağladığı silahlarla Kuzey Irak'ta faaliyet  gösterdiğini ve İran'ın batısı ve Türkiye'nin güneyine  saldırmak için PJAK ile iş birliği yaptığını bildirdi.

 

 


 

AP: "IRAK GELECEKTE YAPILACAK İHALELERE KATILABİLECEK

         ŞİRKETLER LİSTESİNE ALTI FİRMA DAHA EKLEDİ"

 

            BAĞDAT, 22/06(AP)(BYE)--- Irak Petrol Bakanlığı  Sözcüsü bugün Bakanlığın gelecekteki gaz ve petrol  ihalelerine girmesine müsaade ettiği ve 35 firmanın  yer aldığı listeye altı yeni şirketin daha ilave  edildiğini söyledi.

            Asım Cihad söz konusu şirketlerin isimlerini  açıklamadı, ancak bunların Türkiye, Vietnam, Pakistan,  Tayland, Angola ve Cezayir'den kamuya ait şirketler  olduğunu ifade etti. 

            Petrol Bakanlığı geçen nisan ayında kendilerine  başvuran 70 uluslararası petrol şirketi arasından 35'ine  ihalelere girebilme müsaadesi vermişti.

            Cihad, ayrıca Bakanlığın küçük petrol ve gaz  sahalarının kalkındırılması konusunda ihaleye girmek  için yeterlilik belgelerini sunmaları yönünde  şirketlere bir davetiye ibraz edeceklerini  sözlerine ekledi.

            Bakanlık Sözcüsü söz konusu davetin ne zaman  yapılacağını söylemedi, ancak bunun Bakanlık,  yüklenicilerin ilk tur değerlendirilmesini tamamlar tamamlamaz gönderileceğini belirtti. 

 

 

AP: "KÜRT BÖLGE YÖNETİMİ KANADALI BİR ŞİRKETLE PETROL

         ANLAŞMASI İMZALADI"

 

            BAĞDAT, 24/06(AP)(BYE)--- Sameer N. Yacoub bildiriyor:

 

            Bir Kürt yetkilinin bugün bildirdiği üzere, Irak'ın  özerk Kürt bölge yönetimi, Kanadalı bir şirketle iki petrol  anlaşması imzaladı. Anlaşma, merkezî hükümet yetkilileriyle  Kürdistan'ın yeni bir petrol yasasına dair farklı fikirler  öne sürdükleri bir süreçte yapıldı.

            Kürdistan bölge hükümetinin internet sayfasında yer  alan açıklamada, merkezi Calgary'de bulunan petrol şirketi  Talisman Energy Inc. ile petrol arama ve üretim çalışmaları  için iki yeni anlaşma imzalandığı duyuruldu.

            Özerk Kürt bölgesinin Enerji Bakanı Dr. Aşti Hawrami  yaptığı açıklamada, "Kürdistan kârlı petrol yatırımlarını  çekmeye devam etmektedir" dedi.

            Internet sayfasındaki açıklamada, anlaşmanın geçen  perşembe günü Kürt Başbakan Neçirvan Barzani ile Talisman'ın  temsilcileri arasında Erbil'de imzalandığı açıklandı. 

            Anlaşma uyarınca şirket, Halepçe'nin kalkındırılmasına  yönelik projeler için 220 milyon dolar verecek.

 

 

AP: "IRAK'IN BÖLGESEL KÜRT YÖNETİMİ GÜNEY KORE İLE YENİ PETROL

         ANLAŞMALARI İMZALADI"

           

            BAGDAT, 25/06(AP)(BYE)--- Irak'ın özerk Kürdistan  bölgesi yönetimi, Güney Kore ile bir dizi petrol anlaşması  imzaladığını belirtti.

            Kürdistan Bölgesel yönetimi, Ulusal Kore Petrol  şirketiyle, iki ayrı blok için iki üretim-paylaşım anlaşması yapıldığını bildirdi.

            Yapılan açıklamaya göre, anlaşmalar Ulusal Kore  Petrol şirketinin, altı bloktaki mevcut üç üretim servisi  anlaşmasının iştirak hisselerini üçüncü taraf olarak  satın almasına olanak sağlayacak.

            Kürtler, Ağustos 2007'de kendi petrol ve doğalgaz  yasa taslaklarını oluşturduktan sonra, uluslararası  petrol şirketleriyle yaklaşık 20 adet üretim-paylaşım anlaşması imzaladı.

 

 

AVRUPA BASINI

 

 

ALMANYA BASINI

 

Değerlendirme:

 

Almanya basını Irak konusunu, “Irak'ın kuzeyinde ekonominin gelişmesi, Irak'taki yerel hükümetin Başbakanı Neçirvan Barzani ile  yapılan mülakat, Irak Kürdistanı Başbakanının özerklikleri konusunda ısrarlı olması ve PKK terörü için sorumluluk kabul etmemesi, Kürtlerin Kerkük'ün Kuzey Irak'taki otonom bölgeye bağlanması konusundaki mücadelelerini gayri diplomatik yollardan yürütmesi” bağlamında değerlendirmektedir.

 

 

WESTDEUTSCHE ALLGEMEINE: "PKK BÖLGESİNDE KALKINMA"

           

            ANKARA, 12/06(BYE)--- Almanya'da yayımlanan  Westdeutsche Allgemeine gazetesinin 11 Haziran 2008  tarihli internet sayfasında, Wolfgang Pott imzasıyla  ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan haberin  çevirisi şöyledir:

           

            Irak'ın kuzeyinde ekonomi gelişiyor. Dükkanların  raflarında batılı ürünler dizili. Hatta şehirlerde misafir  işçiler çalıştırılıyor. Eğer Kürt asiler yeniden saldırıya  geçerse, bütün bu gelişmeler tehlikeye girecek.

            Irak'ın kuzeyindeki Kürt eyaleti Duhok'da ekonominin  menajerleri, Kürt asi gurup PKK ile ilgili bir problem  duymak istemiyorlar. Faris Artoshe, "Bizim bir problemimiz  yok. Burada PKK yok, onlar o taraftalar." diyerek  parmağıyla Türk sınırının öte tarafındaki dağları gösterdi.  Artoshe, gelişen metropollerden biri olan 300 bin nüfuslu  ve sınıra birkaç kilometre uzaklıktaki Duhok şehrinde  petrol işletmeni olarak çalışıyor.

            Irak'ın Kürt bölgesinde temkinli seyreden gelişmeyi,  burada da gözlemlemek mümkün. Süpermarketlerin raflarında  oyuncak arabalar, çeşitli prezervatif markaları ve Persil  gibi batılı ünlü marka ürünler de bulunuyor. Artoshe  Bangladeş'ten 500 kişi getirdi.

            Ayda 190 dolar karşılığında şehir sokakları ve  işletmenin çöplerini topluyorlar. Kürtlerin, tehlikeli  bir iş olmasından dolayı yabancılara bıraktığı bir dal,  çünkü  çöpler teröristler tarafından bomba saklamak için  birçok kez kullanıldı.

            Artık Duhok’ta, Asya ya da Afrika'dan misafir işçi  çalıştırılabiliyor. Gelinen bu nokta, yurt dışında  yatırımcıları korkutabilecek şekilde kötü bir imajla  tehlikeye sokulmamalı. Bu yüzden PKK, politikacıları ve  ekonomi patronlarını rahatsız eden bir olgu. Ancak, PKK  bölgedeki mevcudiyetini sürdürüyor. Türklerin Kuzey Irak'taki  asilere karşı en son askeri saldırıları bunun bir göstergesi.  PKK, Türkiye açısından en büyük milli sorun. Türk Başbakanı  Recep Tayyip Erdoğan'ın mart ayında çizdiği yeni yol haritası  bir o kadar da şaşkınlık verici. Recep Tayyip Erdoğan, Kürt  bölgesine sekiz milyar avro yatırım yapmak, Kürt kimliğini  geçmişte olduğundan daha fazla tanımak ve Kürtçe yayın yapan  bir televizyon programına izin vermek istiyor.

            Kürt asıllı Irak Devlet Başkanı Celal Talabani'nin  Türkiye'ye yaptığı ziyaret, gerginliğin azaldığının bir  göstergesi. Herhalde siyaset, Suriye, Türkiye, Irak ve  İran'a kadar uzanan bu petrol zengini bölgede nasıl bir  patlama potansiyeli olduğunu anlamış olmalı. Hükümet  liderlerinin birbirleriyle yeniden görüşmeye başlamasından  beri PKK saldırıya geçmedi, ancak bölgelerindeki   mevzilerini korumayı sürdürüyor.

            Türkiye sınırına yakın Zaho'dan Irak'a her  gün 500 kamyon geçiyor. Zaho, Avrupa'nın Irak'a olan  tek ticaret yolu ve böylece Suriye sınırının gözle  görülür yakınlıkta olduğu çok önemli bir karakolu. Resmi  ağızlar PKK ile ilgili bir açıklama yapmak istemiyorlar.  Belediye Başkanı Amed Waadelh-Selki, "Burası uzun bir  zamandır sakin, bir sorun yok" dedi.

            Sokaktaki insanlar ise, PKK'ya geçen aylarda  büyük ölçüde katılım olduğunu söylüyorlar. Zaho'dan birçok   gencin PKK'ya katılmak için dağlara çıktığı söyleniyor. Zaho'da çok kişi Almanca konuşuyor, hatta Almanya'da  yaşıyor ve buraya tatillerinde geliyorlar. Duisburg'u ikinci  memleket olarak gören 31 yaşındaki Hamed Azar (ismi  değiştirilerek verilmiştir) "Bizim burada PKK ile iyi bir  ilişkimiz var" dedi.

            Duhok eyaletinin polis şefi General Wadullah-med  Yusuf, PKK ile yaşanan sorunda Türkleri suçlu buluyor.  General Wadullah-med Yusuf, "Türkler sınırı korumadıkları  için, PKK'lı asiller bizim tarafa geçiyorlar" dedi. Yusuf,  PKK'ya Irak'ın kuzeyinden de adam katılıp katılmadığı  yönündeki sorumuza dolaylı yoldan cevap veriyor. Yusuf,  "Bakın Avusturya ikinci dünya savaşında Nazilerle birlikte  savaştı ve onlar Alman değillerdi" dedi.

            Duhok'ta güvenlik güçlerinin köprü ve otellerde  bekçilik yapmaları bir tesadüf değil. PKK'ya karşı duyulan  korku ortada ve geçmişin korkutucu yüzü hala belleklerde.  Sokak köşelerinde mayın uyarısı yazan levhalar görünüyor.  Hiç kimse tuvalete gitmek için bile olsa asfaltlı yolları  terk edip vahşi doğaya geçmeyi göze alamıyor.

 

 

DIE WELT: "BAZILARI IRAK'IN FEDERAL OLDUĞUNU ANLAMAK İSTEMİYOR"

 

            BERLİN, 12/06(BYE)--- Tirajı günde 264 bin olan  muhafazakar sağ eğilimli Die Welt gazetesinin 12 Haziran  2008 tarihli sayısında, Siruan Hadsch-Hossein imzasıyla  Irak'taki yerel hükümetin Başbakanı Neçirvan Barzani ile  yapılan ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan Kerkük  çıkışlı mülakatın çevirisi şöyledir:

 

            --Irak Kürdistanı Başbakanı, Özerklikleri Konusunda Israrlı ve PKK Terörü İçin

               Sorumluluk Kabul Etmiyor--

 

            Irak'taki iç savaş benzeri karmaşanın gölgesinde  Kürtlerin hakimiyetindeki ülkenin kuzeyi, diğer bölgelere  kıyasla daha iyi gelişmiş durumda. İşleyen bir altyapısı  var ve ekonomisi de, en başta kapsamlı petrol rezervleri  sayesinde gelişiyor. Siyasi ilişkiler tamamen ihtilaftan  yoksun olmasa da, istikrarlı. Irak Federasyonu kapsamındaki  Kürdistan Özerk Bölgesi Başkanı Mesud Barzani'nin yeğeni  Neçirvan Barzani ile bir söyleşi:

 

            WELT: Iraklı Kürtler, beş yıl önce savaş sona  erdiğinden bu yana hedeflerine ulaşabildiler mi?

 

            BARZANİ: Saddam diktatörlüğünün devrilmesi sadece  Kürtler için değil tüm Iraklılar için bir başarıydı.  Irak'taki insanlar özellikle de Kürdistan'daki halkımız,  güvenlik durumu hala kötü olmayı sürdürmesine rağmen yeni  bir yaşam şansına sahip oldular. Eskiden Kürdistan'daki  insanların durumu ekonomik bakımdan gerçekten çok kötüydü.  Bugün durum çok farklı. Her yerde inşaat var, her yere  yatırım yapılıyor. Ve tarihimizde ilk kez bir Kürt,  ülkenin devlet başkanı oldu. Ayrıca federal bir sistem  var.

 

            WELT: Buna rağmen Bağdat ile aranızda büyük görüş  ayrılıkları var. Bu sorunları neden çözemiyorsunuz?

 

            BARZANİ: Bağdat'taki çok sayıda politikacı şimdiye  dek federal sistem fikrine ısınamadı. Irak'ta, 38 yıldan  uzun bir süre boyunca, Baas Partisi tarafından yönetilen   güçlü bir merkezi sistem hakimdi. Bu zihniyeti değiştirmek  kolay değil.

 

            WELT: Bağdat'taki Merkezi hükümetle Kerkük kentinin  geleceğiyle ilgili olarak planlanan referandum, petrol  anlaşmaları ve Kürt peşmerge grupları konularını görüştünüz.  İlerleme kaydedebildiniz mi?

 

            BARZANİ: Kerkük'te bir referandum yapılacağı, -bizim de  bunda ısrarcı olacağımız- konusunda siyasi görüş ayrılıkları  bulunmuyor, ancak açıklık getirilmesi gereken çok sayıda  teknik detay var. Peşmergeler konusunda ise, aylıklarının  Merkezi hükümet tarafından ödenip ödenmeyeceği konusunda  şimdiye dek uzlaşma sağlayamadık. Ancak, peşmergelerden  iki birlik oluşturulması ve doğrudan Savunma Bakanlığına  bağlanmalarını kararlaştırdık.

 

            WELT: Sizin bazı yabancı şirketlerle imzaladığınız  petrol anlaşmaları nedeniyle ortaya çıkan görüş ayrılıkları  konusunda Merkezi hükümetle mutabakat sağlayabildiniz mi?

 

            BARZANİ: Petrol kanununa ilişkin müzakerelerin anayasa  çerçevesinde yürütülmesi konusunda mutabık kaldık. Petrol,  doğalgaz, gelirlerin dağılımı ve ulusal petrol şirketlerine  ilişkin kanunlar, bir paket halinde oylanmak üzere  parlamentoya sunulacak. Bazı haklarımız anayasa tarafından  güvence altına alınmıştır. Irak uzun bir süre diktatörce  yönetildi. Bazı insanların Irak'ın federal bir yapıya  sahip olduğunu bugüne kadar anlamak istememiş olmaları  mümkündür.

 

            WELT: Türk birlikleri Irak'taki PKK mevzilerine  defalarca saldırdılar. Türk tarafının müdahalesini  anlayışla karşılıyor musunuz?

 

            BARZANİ: Türkiye'de Kürt sorunu, siyasi bir sorundur  ve bunun şiddete başvurarak çözülmesi mümkün değildir.  Topraklarımızın kötü amaçlarla Türkiye'ye ve diğer komşu  ülkelere yönelik saldırılar için kullanılmasını istemiyoruz,  ancak biz PKK'nın Türkiye'de düzenlediği saldırılardan  sorumlu değiliz. PKK üzerinde etkimiz olmadığı gibi bu  örgütü kontrol etmemiz de mümkün değildir. Sınır bölgesinde  500 köyün inşa edilememesinden PKK sorumludur. PKK Irak  Kürdistanında değil, Türkiye'de kurulmuştur.

 

            WELT: İnsanlar sosyal adaletsizlikten ve Kürt  yönetimindeki yolsuzluklardan şikayetçi. Buna karşı ne  yapıyorsunuz?

 

            BARZANİ: Saddam rejiminin devrilmesinden önce görevimiz  insanların maaşlarını teminat altına almaktı. Büyük projeler gerçekleştirmek mümkün değildi. Ne siyasi durum ne de mali  olanaklar buna elverişliydi. Şimdi durum tamamen farklı.  Artık kendi bütçemiz var ve büyük projeler gerçekleştirmek  istiyoruz. Kürdistan'da sorunların ve yolsuzlukların  olduğunu inkar etmiyorum. Ancak yeni bir süreçte; bir geçiş  döneminde bulunuyoruz. Hedeflerimize ulaşmak için zamana  ihtiyacımız var.

 

            WELT: İşsizlik konusunda da şikayetler var.

 

            BARZANİ: İş var, ancak kimse çalışmak istemiyor.  Hizmet alanında Bangladeş ve Etiyopya'dan işgücü getirmek  zorunda kaldık. Kürdistan'da hala var olan Baas kültüründen  muzdaripiz. Baas rejimi 4.000 köyümüzü tahrip etti ve  insanlar büyük şehirlere göç etmek zorunda kaldılar. Kürt  bölgesindeki tarım tahrip edildi. Köylerden gelen insanlar  şehirlerde iş bulamadılar. Bu da büyük sosyal sorunların  ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bizim görevimiz bu  sorunları ortadan kaldırmaktır. Neyi başarabileceğimizi  görmek için bize üç-dört yıl süre verilmelidir. 

 

 


 

SÜDDEUTSCHE ZEITUNG: "KERKÜK İÇİN YÜRÜTÜLEN MÜCADELE"

 

            BERLİN, 24/06(BYE)--- Tirajı günde 429 bin 562 olan  liberal sol eğilimli Süddeutsche Zeitung'un 24 Haziran 2008  tarihli sayısında, Tomas Avenarius imzasıyla ve yukarıdaki  başlık altında yayımlanan Kerkük çıkışlı yazının özet  çevirisi şöyledir:

 

            --Kürtler, Kerkük'ün Kuzey Irak'taki Otonom Bölgeye Bağlanması Konusundaki

            Mücadelelerini Gayri Diplomatik Yollardan Yürüttü--

 

            Varia Salhi, Saddam rejiminin yıkılmasından sonra  bölgenin ekonomik kalkınmasını desteklemek için Kerkük'e  gelen bir Kürt işadamıdır. Irak savaşı öncesinde Amerika'da  Saddam rejiminin aleyhine lobicilik yapan işadamı bölgede  yanlış siyaset yürüttüklerinden söz ederken, "Zorla Kürt  bayrağı astırmak yerine bölgedeki Kürt olmayan azınlıklarla  temasa geçmiş olsaydık daha hayırlı olacaktı" şeklinde  konuşuyor.

            Rebvar Faik el Talabani adlı yerel siyasetçi de  Kürtlerin petrol şehri Kerkük konusundaki taleplerini ne  merkezdeki Bağdat Hükümetine, ne de bölgedeki Kürt olmayan  halka kabul ettiremeyeceklerinden bahsediyor. Talabani  diplomatik bir üslupla, "Kerkük'ün bir Kürt şehri olması  için çok sabır göstermeliyiz, bu daha uzun yıllar sürebilir" ifadesinde bulunuyor. Bölgedeki Kürtler uzun yıllardır  Kerkük'ün Kuzey Irak'a bağlanmasını talep ediyor. Bu talebe  bölgedeki Arap ve Türkmen azınlıkla birlikte özellikle komşu  Türkiye sert bir şekilde karşı çıkıyor.

            Kerkük'ün geleceği konusunda 2007 yılının sonlarında  yapılması düşünülen referandum ertelenirken, yakın zamanda  gerçekleşmesi mümkün gözükmüyor. Konuyla ilgili merkezi  Bağdat Hükümeti, Kerkük'teki taraflar ve Amerika bir  mutabakat sağlayamadıkları için artık BM devreye giriyor.  Bu durumdan hoşnut olmayan yerel siyasetçi Talabani, BM'nin  konuya müdahil olmasının durumu daha da zora sokacağını  belirtiyor.

            Kürt İş Merkezi yetkilisi Hüseyin İbrahim, bölgedeki  Kürtlerin bile artık şu an için Kürt bir Kerkük şehri  arzulamadıklarını belirtirken, bölgede yaşanan rüşvet  olaylarından ve kötü yönetimden yakınıyor.

            Erbil şehrinde yaşayan bir yerel siyasetçi ise,  bölgedeki Kürdistan Demokratik Cephesi ve Kürdistan  Yurtseverler Birliği adlı iki partinin her şeyi ellerinde  tuttuklarından ve kendi adamlarını kayırdıklarından söz  ediyor. Yıllardır Celal Talabani ve Mesud Barzani'nin  siyasi gücü ellerinde bulundurmalarının genç nesil  arasında tepkilere neden olduğunu belirten yerel siyasetçi,  bu ikilinin hala feodal düşünceye sahip olmalarından  şikayetçi. İşadamı Varia Salhi ise, Kürtlerin artık bir  mentalite değişikliğine ihtiyaçları olduğunu söylerken,  "dağlardaki gerilla savaşı dönemi artık bitmiştir, bugün  ihtiyacımız olan diyalog ve diplomasidir" şeklinde konuşuyor.   

  

 

İTALYA BASINI

 

Değerlendirme:

 

İtalya basını Irak konusunu, “Saddam Hüseyin zamanında Irak'ın ekonomik olarak en az gelişmiş bölgesi olan Kuzey Irak’ın şimdi hızlı bir gelişim içine  girmesi ve atılım arayışı içinde olması” çerçevesinde değerlendirmektedir.

 

 

LA STAMPA: "KÜRDİSTAN ARAPLARA GÖRE BİR ÜLKE DEĞİL"

 

            Roma, 19/06(BYE)--- Tirajı günde 550 bin olan la Stampa  gazetesinin 19 Haziran 2008 tarihli sayısında, Tiziana Prezzo  imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan Erbil çıkışlı  haberin çevirisi şöyledir:

 

            --Dev Türkiye, İran ve Suriye Arasında Sıkışıp Kalan İsyancılar... Bağımsızlık

            Hayal Eden Erbil'li Öğrenciler Arasında--

           

            "Üzerinde Irak değil, Kürdistan yazan bir pasaport  istiyorum." Shko, ateşli ateşli bu sözleri söylerken,  gerçekten bir belge gösteriyormuş gibi kolunu kaldırarak  oturduğu yerde sıçrıyor. Hafif punk tarzı kesimli siyah  saçları, ensesinde tuttuğu güneş gözlükleriyle bu genç,  Irak'ın otonom statüdeki bölgesinin başkenti Erbil'deki  Kürdistan Üniversitesinde okuyor.

            Burada geleceğin Kürt idari sınıfı yetişiyor; öğrenciler,  kesinlikle İngilizce olmak suretiyle, hukuk ve demokrasi  hakkında konuşuyorlar. Gömleğinin düğmeleri açık, yirmi  yaşlarındaki ve keskin bakışlı bu genç, mükemmel İngilizce  konuşuyor. Nedeni, üniversitenin çıkardığı gazetenin son  sayısında açıklanmış. Gazetenin manşeti şöyle: "Beyaz Saray'a  geleneksel kıyafetleriyle giren ilk Kürt, Shko." Makalenin  yanında, Shko ile Dışişleri Bakanı Colin Powell tokalaşırken  ve ABD Başkanı George W. Bush ile konuşurken 2004 senesinde  çekilmiş iki fotoğraf bulunuyor. Savaşın hemen ardından  ABD'de bir yıl öğrenim imkanı bulan bir grup öğrenciden  biri. "General Powell'a, Halepçeli olduğumu söylediğimde  duygulandı." diye anımsıyor. Halepçe şehri, bundan tam  olarak yirmi sene önce Saddam Hüseyin'in isyanı durdurmak  için kimyasal silah kullandığı şehirlerden biri. Başörtülü  ve başörtüsüz genç kızların da bulunduğu bu karma sınıftan  bir başka öğrenci: "Biz, kendine ait bir devleti olmayan en  büyük halkız." derken Türkmen bir başka öğrenci de şöyle  soruyor: "Biz dediğin kim oluyor? Ben de burada yaşıyorum.  Senden daha az mı hakka sahibim?"

            "Kürtlerin bu topraklara ilk olarak geldiklerini" aklından çıkarmaması şartıyla, "Yeni bağımsız Devlet" fikrinin  bir ideal olarak kalabileceği şeklinde cevap verilince, ufak  tefek Hristiyan bir genç kız, utangaçlığını yenerek, neredeyse  bağırarak şöyle tepki veriyor: "Aslına bakarsan, biz Süryaniler, sizden çok zaman önce buradaydık." Tartışma alevleniyor ve  (aslında hiç kimseyi memnun etmeyen) şu ifade üzerinde bir  uzlaşmaya varılıyor: "Kürdistan devletinin gelecek nüfusu, Kürdistanlılar."

            Kürt olsun, Türkmen olsun, Süryani, Keldani  ve hatta Arap olsun. "İtalyan bayrağına benzeyen" ve kalenin  tepesinden, otomobil pencerelerine kadar her yerde dalgalanan  o bayrak altında hepsi bir arada.

            İktidar çevrelerinde, bakan veya müsteşarlara Kürtlerin  gerçekten ne istediği sorulduğunda, diplomasi öne çıkıyor.  En çok rastlanan yorum şöyle: "Kendi başımıza yolumuza devam  etmeye çalışırsak, derhal komşularımız tarafından parçalara  ayrılacağımızı gayet iyi biliyoruz: Türkiye, İran ve Suriye." Ama hemen tebessümler, onay arayan bakışlar ve not defteri  kapanır kapanmaz ilk soru geliyor: "Kendi devletimizi hayal  ediyor olmamız, insanlarımızın bunu arzu etmesi sizce bu  kadar garip mi?" Bağımsızlık arzusunu besleyen unsurlar,  insana Bağdat'taki şiddet olaylarının çok uzaklarda kaldığı  izlenimini veren Irak'ın bu bölgesinde hissedilen istikrar  havası ve çok sayıdaki kontrol noktalarında, Kürt milis  güçleri Peşmergelerin görev yapması olarak sayılabilir.  İnşaat sektöründe akıllara durgunluk verecek düzeylere ulaşan  Erbil'de aileler tatil günlerini, yapma göl ve İngiliz usulü  çimenle donatılmış şehir parkında geçirebiliyorlar. Havuzlu rezidanslardan, beşyıldızlı otellere, alışveriş merkezlerinden, hastanelere kadar her türlü inşaat mevcut. Bu arada Avrupa'dan  kalkan ilk uçaklar, uluslararası Erbil Hava Alanı'na ulaşmaya  başladı. LaveenAir'in (Önemli bir Kürt azınlığa sahip İsveç'ten  geliyor) yanı sıra, Avusturya bayraklı bir şirket daha, uçuş  programına dahil olarak  bu hava limanına bir şans verme kararı  aldı.

            Diktatör Saddam Hüseyin zamanında Irak'ın ekonomik olarak  en az gelişmiş bölgesi olup da şimdi hızlı bir gelişim içine  giren bölge, atılım arayışı içinde. Yalnızca 2008 için, petrol  satışından gelecek ve bölgenin yeniden inşası için kullanılacak,  42 milyar dolar kazanç öngörülüyor; böyle karlı bir fırsatı  kaçırmak istemeyen çok sayıda yabancı şirket (Türk, Arap,  Amerikan) var. Üstelik, yatırımlar konusundaki kanun, yabancı  şirketlerin elde ettikleri kârın yüzde yüzünü ülke dışına çıkarabilmelerine ve 10 sene gibi uzun bir dönem vergiden  muaf tutulmalarına olanak sağlıyor. Ancak sorunlar ve gizli  tehlikelerin sayısı fazla. Mevcut bir banka sisteminin  olmayışı, yolsuzluğun yayılmasına neden oluyor. Ayrıca,  bu sınır bölgesinde, en fazla güce sahip olanın kanunu  hâlâ hükmünü sürdürüyor. Çocuklarını İzmir'de bırakarak,  "yaşam kalitesini yükseltmek için" Kürdistan'a gelen 44  yaşındaki Kürt-Türk mühendis Mustafa Cetter bunun ne demek  olduğunu iyi biliyor. Yanlış insanlarla rekabete girmekle  "suçlanan" Cetter'e, büyük bir Mısırlı şirketten alacağı  dört milyon verilmediği gibi, ne bir hâkim ne de avukat  yüzü görmeden haftalarca hapis tutuldu. "Şimdi bana yardım  etmeye hazır iyi bir avukatı buldum, ama burayı terk etmem  yolunda hararetli davetler almaya devam ediyorum, çünkü ...  her an başıma bir trafik kazası gelebilir."

  

 

 

ARAP BASINI

 

 

MISIR BASINI

 

Değerlendirme:

 

Mısır basını Irak konusunu, “Barzani’nin daha önce Suriye'nin içine düştüğü aynı hatayı yapması ve Türkiye'ye savaş açmak için PKK'yı  taşeron olarak kullanması” bağlamında değerlendirmektedir.

 

 

EL CUMHURİYE: "TÜRKİYE'YE TAŞERON KULLANARAK SAVAŞ... MÜBAREK

                                     SURİYE'Yİ KURTARDI... BARZANİ DERS ALMIYOR"

 

            KAHİRE, 12/06(BYE)--- Tirajı günde 500.000 olan  Mısır'ın üçüncü hükümet yanlısı gazetesi el Cumhuriye'nin  11 Haziran 2008 tarihli sayısında, el Sayed Hany imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan yorumun çevirisi  şöyledir:

 

            Türkiye, Cumhurbaşkanı Mübarek'in arabuluculuğunu kabul  ederek, 1998 sonbaharında Suriye'ye taarruz ve Şam'a girme  kararından vazgeçti. Bir tek şartla o da Abdullah Öcalan  ile PKK militanlarının Suriye'den çıkarılması, Şam'ın onlar  için kurduğu eğitim kamplarını kapatması ve kimseye Suriye  topraklarından Türkiye'ye sızma izni verilmemesiydi.

            9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, kendisiyle 2001  yazında görüştüğümde şunları anlattı: "Türk ordusu  komutanlarının öfkesi doruktaydı. PKK militanlarını yok  etmek ve eğitim kamplarını imha etmek için Suriye'ye  taarruz etmeye son derece kararlıydılar. Suriye'ye taarruz planı belirlenmiş, haritalar hazır ve geri sayım başlamıştı.  Saldırı tarihi 5 Ekim 1998 gecesi olarak belirlendi. O  günün sabah saatlerinde beni aniden Cumhurbaşkanı Mübarek  telefonla aradı. Önemli bir konuyu görüşmek için Ankara'ya  geleceğini söyledi. Aziz bir dostum ve çok güçlü  münasebetlerimizin olduğundan ona hemen hay hay, buyurun,  başımız üzerinde yeriniz var dedim. Geldi, bana durumu  sordu. Aziz kardeşimi önce Türkiye'de görmekten duyduğum  memnuniyeti dile getirdim, durumun çok tehlikeli olduğunu ve krizin nasıl bu noktaya geldiğini anlattım. Bizimle  konuştu, görüşlerini dinledik. Ziyaret sonu onu  havaalanında uğurlamak için birlikte helikoptere bindik.  Bana, Dışişleri Bakanı Amr Musa'yı yarın Şam'a  göndereceğini söyledi. Yolda, Ankara'nın izlenimlerini ve  neleri planladığımızı anlatırken, birden kararını  değiştirdiğini ve Şam'a şimdi kendisinin gideceğini  bildirdi. Böylece planını değiştirdi ve çabuk karar verip  Şam'a gitti. Fiilen de krizin ateşini söndürmeyi başardı.  İki gün sonra Amr Musa Ankara'ya gelerek Şam'ın Öcalan'ı  kovacağını bildirdi. Bu bizim için mutlu bir haberdi. Bu  nedenle Cumhurbaşkanı Mübarek'in bu yaptığı müthişti, çok önemliydi. Onu unutmayacağız."

            Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, bana verdiği mülakatta, Türkiye'nin Suriye topraklarında hiçbir emelinin olmadığını,  onu işgal etme niyeti taşımadığını ve Suriye'den tek  istediğinin iyi komşuluk olduğunun altını çizdi ve şöyle  devam etti.

            "Suriye ile kriz, Türkiye'yi hedef alan terörün Şam'dan yöneltildiğini anlamamızla baş gösterdi. On binlerce  evladımız bu terörün kurbanı oldu. Defalarca Suriye ile  konuştuk. Ben bizzat, başbakan iken 1992'de Şam'a gittim.  Merhum Devlet Başkanı Hafız Esad'tan bu grupların  dışlanmasını ve desteklenmemesini istedim. Ama, daha sonra,  Abdullah Öcalan'ın Şam'dan eylemlerini sürdürdüğünü tespit  ettik. Suriye'nin Öcalan'ı topraklarından atmaması durumunda  ciddi bir tedbir almamız gerektiğine kanaat getirdik. Kanlı  eylemlerde yaklaşık 40 bin evladımızı kaybederken susmamız  kabul edilmezdi. Halkımızı, topraklarımızı ve şehirlerimizi  koruma sorumluluğundan hareketle sorunun hacmine göre bir  tedbir almamız kaçınılmazdı".

            Önemli olan, Suriye'nin sınırlarında Türk ordusunun yığınaklarını görür görmez, Türkiye'nin Lübnan olmadığının  hemen kavranmasıydı. Türkiye'nin silahlı grupları taşeron  olarak kullanarak kendisine savaş açmaya yeltenen hiçbir  ülkeye müsamaha göstermeyeceğini fark etmesiydi. Türkiye'nin  o ülkeyi ve o grupları aynı anda vurmak için harekete geçeceğini anlamasıydı. Böylece Suriye'nin önünde Öcalan  ve adamlarını topraklarından çıkarmak ve Türkiye ile yeni  sayfa, iki Müslüman ülke olarak kardeş Suriye ve Türk  halkını yüzyıllardan beri, tarihi ve kültürel bağlarla birbirine sıkı bağlayan ilişkilerden söz eden bir sayfa  açmaktan başka seçenek yoktu. Nitekim, bu ilişkiler gün  geçtikçe düzeldi ve gelişti. Hatta bugün Şam, Ankara'ya  Golan'ın İsrail'den kurtarılmasında yardımcı olması için  büyük umutlar bağlıyor.

            İki hafta üst üste köşemizde bu öyküyü uzun uzun  anlatmamızdan amaç, Irak Kürdistan bölgesi yöneticisi  Mesut Barzani'nin ibret alıp ders çıkarmasıdır. Çünkü,  Barzani, daha önce Suriye'nin içine düştüğü aynı hatayı tekrarlıyor. O da, Türkiye'ye savaş açmak için PKK'yı  taşeron olarak kullanmaktır.

            Barzani'nin Türkiye ile sorunu geçen yıl başladı. Zira,  Türkiye, Barzani'nin, çoğunluğu Türkmen olan Kerkük'ün  demografik statüsünü değiştirme gayretlerinin içyüzünü  anladı. Amaç, binlerce Kürdü bu kente yerleştirip kentin  kaderini belirleyecek olan referandum sonucunu, Kürdistan  bölgesine ilhakını kolaylaştıracak şekilde etkilemekti.  Kerkük'ün önemi ise petrol ve doğal gaz gölü üzerinde  yüzmesidir.

            Türkiye, Barzani'yi bu oyunundan dolayı uyardı.  Barzani'nin yanıtı, Türkiye'nin Kerkük'e müdahale etmesi  halinde kendisinin de çoğunluğu Kürtlerle meskun  Diyarbakır'a müdahale edeceği ve orada yaşayan milyonlarca Kürdü Ankara'ya karşı harekete geçireceği şeklinde oldu.

            Türkiye'nin yanıtı hemen Başbakan Recep Tayyip  Erdoğan'ın ağzından geldi. Erdoğan onlara tavsiyesinin,  altından kalkamayacakları sözler sarf etmemeleri olduğunu  söyleyerek, "Barzani haddini aşmıştır. Bunu çok pahalıya  ödeyecektir" diyerek gözdağı verdi.       

            Tabii, Barzani sustu ve yanıt veremedi. Ama, Türkiye  ile taşeron olarak savaşmak için PKK militanlarını öne sürdü.  Bu savaşta çıkarı olan ABD de PKK'ya gizlice silah verirken  görünürde onu terör örgütü ilan etti.

            ABD'nin amacı, Türkiye'nin bölgesel rolünü küçültüp  ona, Tahran'a karşı işbirliğine yanaşması için baskı  yapmaktır.

            Sorun ise, ağır bedel ödeyenlerin Barzani'nin değil  Irak'ın kuzeyindeki sivillerin olmasıdır.  

  

 

 

ULUSLARARASI ARAP BASINI

 

Değerlendirme:

 

Uluslararası  Arap basını Irak konusunu, “BM Irak Özel Temsilcisi Mistura'nın Kerkük  meselesinin ve tartışmalı bölgelerdeki sorunların çözümüyle ilgili ilk raporundaki önerilerinin Irak'taki Arap, Kürt ve Türkmen  siyaset cephelerinde büyük bir fırtına koparması, Kürdistan hükümetinin Kerkük'ü anayasanın gücüyle geri alacağını belirtmesi, Kürdistan Bölgesel Hükümeti Başbakanı Neçirvan Barzani’nin Başbakan Erdoğan'ın ziyaretinden memnuniyet duyacağını açıklaması, Irak-İran-Türkiye üçgeninde İran ve Türkiye arasında istihbarat ve saha  işbirliği olması, İngiliz parlamenterlerin Kürdistan bölgesinin deneyiminin Irak'a örnek olması için desteklenmesi çağrısında bulunması” çerçevesinde değerlendirmektedir.

 

 

EL ŞARK'ÜL EWSAT: "DE MİSTURA'NIN RAPORU, TARTIŞMASIZ KÜRDİSTAN

                                           BÖLGELERİNİ KÜRDİSTAN HARİTASINDAN KOPARIYOR"

 

            ANKARA, 12/06(BYE)--- Londra'da Arapça yayımlanan el Şark'ül  Ewsat gazetesinin 12 Haziran 2008 tarihli internet sayfasında  Heywa Aziz imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan  haberin çevirisi şöyledir:

 

            BM Irak Özel Temsilcisi Stefan de Mistura'nın Kerkük  meselesinin ve tartışmalı bölgelerin çözümüyle ilgili ilk  raporundaki önerileri, Irak'taki Arap, Kürt ve Türkmen  siyaset cephelerinde büyük bir fırtına kopardı. Önde gelen  üst düzey iki Kürt yetkili, de Mistura'nın görevinde  yetkiyi aştığını ve raporunun, "tartışmasız" Kürdistan  bölgelerini, Kürdistan haritasından kopardığını ifade etti.

            Bazı Kürtler ise raporu, Kürdistan'ı parçalayan  Sykes-Pikot'a benzetti. Vekillerden bazıları ise bunu  "coğrafi esasa dayalı yeni bir tür ırkçılık" olarak  değerlendirdi. Kürdistan Parlamentosundaki bazı yetkililer,  "de Mistura'nın faaliyetinin derhal sona erdirilmesi"  çağrısında bulundu. Kimiler ise ikinci ve üçüncü raporları  beklemenin bir zararı olmayacağı görüşünde.

            Öte yandan Kürdistan Bölgesel Hükümeti Başbakanı  Neçirvan Barzani, Erbil'de, Parlamento Başkanı Adnan  el Müfti ile düzenlediği ortak basın toplantısında,  de Mistura'nın, görevinin resmi yetki sınırlarını  aştığını vurguladı.

            Kürtlerin de Mistura'nın önerilerine karşı  çıkmalarının nedenlerini Kürdistan Bölgesel Hükümeti  Sözcüsü Cemal Abdullah şöyle özetliyor: "De Mistura,  17 Aralık 2007 tarihinde Kürdistan Parlamentosuna geldiğinde, ilk olarak Irak Anayasasının 140. maddesinin olduğu gibi  uygulanabilmesi için lojistik yardım sözü vermiş ve görevinin,  maddenin bentlerindeki sınırları aşmayacağını söylemişti.  İkinci olarak ise, söz konusu bölgelerde referandum  yapılamaması durumunda, 2005 yılı seçimlerinin esas  alınacağı vaadinde bulunmuştu. Ancak son raporunda yer alanlar,  verdiği sözlere tamamen ters düşüyor."

            Abdullah el Şark'ül Ewsat'a verdiği özel bir demeçte  sözlerine şöyle devam etti: "De Mistura'nın raporu, eski  rejimin altında, orada yaşayan Kürt halkının maruz kaldığı  zulümleri ele almadı."

            Sözcü, önerilerin, üzerinde tartışılabilecek nitelikte  olduğunu da sözlerine ekledi. Bölgesel Hükümetin de Mistura  ve birlikte çalıştığı heyetin üyeleriyle ikinci kez istişarede  bulunmaya ve önerilerle ilgili görüş bildiren ayrıntılı bir  rapor sunmaya karar verdiğinde de işaret eden Abdullah,  hükümetin de Mistura'dan bir hafta içinde gelecek ikinci ve  üçüncü raporları bekleyeceğini kaydetti.

            Kürdistan Bölge Başkanının 140. madde Komisyonu Özel  Temsilcisi Kadir Aziz ise, önerilerle ilgili Kürt tarafının  resmi tavrının, Kürt parlamentosundan çıkan bildiride temsil  edildiğini açıkladı ve şunları söyledi: "Önerilere karşı  çıkmamızın nedenlerinden biri, tartışmasız Kürdistan bölgelerini  Kürdistan haritasından koparmış olmasıdır."

 

 

EL ŞARK'ÜL EWSAT: "KÜRDİSTAN HÜKÜMETİ, KERKÜK'Ü ANAYASANIN

                                            GÜCÜYLE GERİ ALACAĞINI AÇIKLADI”

 

            ANKARA, 13/06(BYE)--- Londra'da yayımlanan el Şark'ül Ewsat gazetesinin 13 Haziran 2008 tarihli internet sayfasında, Maad Feyyad imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan  haberin çevirisi şöyledir:

 

            Kürdistan Hükümeti Başkanlık Divanı Başkanı Fuad  Hüseyin, Kürt yönetiminin, BM Irak Özel Temsilcisi Staffan  de Mistura'nın raporundaki önerileri reddettiğini açıkladı  ve Kerkük'ün "anayasa gücüyle" Kürdistan'a iade edileceğini  vurguladı.

            Hüseyin, el Şark'ül Ewsat'a telefon aracılığıyla  verdiği demeçte, "Bu rapor Kürt yönetimince reddedildi.  Birçok nedenden dolayı bunu kabul edemeyiz; en önemlisi, raporda yer alan bilgiler yanlış. Ayrıca raporun belirlediği  mekanizma Irak anayasasıyla; özellikle de 140. maddeyle  çelişiyor. Raporda yer alan öneriler ne Irak halkının ne de  orada yaşayan Kürt halkının çıkarına hizmet ediyor. Sorunları  çözmediği gibi daha karmaşık bir hal almasına neden oluyor."

            Hüseyin ayrıca Kürt yönetiminin, Mistura'ya şahsen  teslim edilmek üzere, birinci dönem raporuna karşı  çıkıldığını resmi olarak belirten bir mektup hazırladığını  söyledi. Hüseyin, "Bunun yanı sıra, BM temsilcisi ve  ekibiyle raporun ikinci dönemindeki süreci görüşmek üzere  bir heyet oluşturuldu" dedi.

            Başkanlık Divanı Başkanı Hüseyin, "Rapor ilkesel  olmalı ve 140. maddeyle ilgili pratik meseleler içermeli.  Bu madde sadece Kürdistan bölgesiyle ilgili değil. Tartışma  olan başka bölgeler de var. Kürt yönetimi BM'yi sorunun  çözümüne dahil etmeyi kabul etti; ancak bu, temsilcinin  raporundaki hatalara göz yumulacağı anlamını taşımıyor.  Bu hatalar 140. maddenin uygulamaya geçirilmesini  geciktiriyor; ancak madem BM ile işbirliğini kabul ettik,  doğru çözüme ulaşana kadar sabredeceğiz. Diyalog, anayasal  ve yasal temellere dayalı olmalı" diye konuştu. 

 

 

EL ŞARK'UL EWSAT: "KÜRDİSTAN BÖLGESEL HÜKÜMETİ BAŞBAKANI

                                            ŞAYET AYARLANIRSA ERDOĞAN'IN ZİYARETİNDEN

                                            MEMNUNİYET DUYACAĞINI AÇIKLADI"

 

            ANKARA, 18/06(BYE)--- Londra'da Arapça yayımlanan  el Şark'ul Ewsat gazetesinin 18 Haziran 2008 tarihli  internet sayfasında, Heywa Aziz imzasıyla ve yukarıdaki  başlık altında yayımlanan Erbil çıkışlı haberin özet  çevirisi şöyledir:

 

            Kürdistan Bölgesel Hükümeti Başbakanı Neçirvan Barzani,  İran'daki İslami devrimin öncüsü Ayetullah Ali Hamaney'den,  İran'ın sınır köylerine düzenlediği bombardımanı durdurması  için şahsen girişimde bulunmasını istedi. Barzani, "Merkezi  hükümetten bu sorunu çözmesi için müdahale etmesini istedik.  İran, sınır köylerimizi, orada PEJAK unsurları olduğu  gerekçesiyle bombalıyor, ancak bombalanan bölgelerde PEJAK  unsurları yok" dedi.

            Irak ve ABD arasındaki uzun vadeli stratejik anlaşma  hakkındaki yorumunda ise Barzani, anlaşmanın her iki taraf  için önemini vurguladı ve şunları söyledi: "Anlaşma ABD  güçlerinin Irak'ta daha uzun süre kalabilmesi için yasal  bir ortam oluşturabilir. Böyle bir anlaşmayı destekliyoruz,  çünkü ilk önce Irak'ın çıkarlarına hizmet ettiğine  inanıyoruz. Anlaşmanın bazı maddelerinin değiştirilmesi  veya üzerinde tartışılması gerekebilir, bu çok doğaldır  ve taraflar bu konuda uzlaşmaya varabilir."

            Bazı şirketlerin, Irak petrolünü dışarıya kaçırdığını  ifade eden haberler konusunda ise Barzani şunları söyledi:  "Şunu vurgulamak istiyorum; bölgesel hükümet dışarıya petrol  ihraç etmiyor, çünkü bu işlem söylendiği kadar basit değil.  İhracın Bağdat'taki merkezi hükümet üzerinden yapılması  gerekir. Bölgesel hükümet, Bağdat'ın izni olmadan petrolün  dış pazarlara çıkmasına asla izin vermez."

            Barzani'nin Bağdat'a yapacağı muhtemel ziyaretinin,  Başbakan Erdoğan'ın Bağdat ziyaretiyle çakışacak olması,  tarafların bir araya gelebileceği yorumlarına yol açıyor.  Barzani bu konuda şunları söylüyor: "Bağdat ziyaretimiz  oradaki olağan işlerimizle ilgili. Zaten Irak devletinin  bir parçasıyız. Erdoğan ile bir araya gelme konusuna  gelince, şu anda böyle bir programımız yok, ancak böyle  bir ayarlama yapılırsa, bunu kuşkusuz memnuniyetle  karşılarız."

 

 

EL ŞARK'UL EWSAT: "KÜRDİSTAN'DA KÜRTLERE KARŞI TÜRK-İRAN İŞBİRLİĞİ"

 

            ANKARA, 18/06(BYE)--- Londra'da Arapça yayımlanan  el Şark'ul Ewsat gazetesinin 18 Haziran 2008 tarihli  internet sayfasında, Menal Lutfi imzasıyla ve yukarıdaki  başlık altında yayımlanan Bağdat çıkışlı haberin çevirisi  şöyledir:

 

            İran ve Türkiye'deki Kürt kaynakları, Irak-İran-Türkiye  üçgeninde, İran ve Türkiye arasında istihbarat ve saha  işbirliği olduğunu belirttiler. ASAM'dan Serhat Erkmen, iki  taraf arasındaki istihbarat ve güvenlik işbirliğinin bir  yıldan uzun süredir devam ettiğini ve her bir tarafın bu  işbirliğine dair farklı hedefleri olduğunu söyledi. Erkmen,  el Şark'ul Ewsat'a yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Bu  işbirliğinin hacmini ve sınırlarını tam olarak kestirmek  zor. Ancak Türk Silahlı Kuvvetleri Komutanı, iki hafta  önce Kuzey Irak'ta, İran ve Türkiye arasında işbirliğinin  varlığından söz etti. Fazla ayrıntı vermese de iki ülke  arasında saha işbirliği ve istihbarat paylaşımı olduğu  biliniyordu. Ancak yine de Türklerin ve İranlıların Kuzey  Irak Kürtlerine birlikte saldırdığını söyleyemeyiz. Olan  şu: Türkiye o bölgeye saldırdığı zaman, orada yaşayanlar,  İran sınırına kaçıyor, orada da onları İran güçleri  bekliyor. Aynı şey tersi durumda da söz konusu."

            Erkmen, "kerpeten operasyonunun" istihbarat paylaşımına  dayalı daha büyük bir işbirliğinin parçası olduğunu söylüyor.

            Irak Bakanlar Kurulu dün Irak topraklarında bulunan  İran Halkın Mücahitleri Örgütünü, Irak Hükümetinin tam  kontrolü altına alma kararı verdi. Irak Hükümet Sözcüsü  Ali el Dabbağ, Bakanlar Kurulu