13.02.2009-19.02.2009 

 

 

ABD BASINI

 

Değerlendirme:

 

ABD basını Irak konusunu, “Irak’ın büyük bir şiddete sahne olmadan seçimleri tamamlaması, ABD Başkanı Obama’nın yerel seçimlerden ötürü Iraklılara övgü yağdırması, Irak Başbakanı Maliki’nin koalisyonunun yerel seçimleri kazanması, Irak'ın Kürt bölgesinin Başbakanı Neçirvan Barzaninin Arap hakimiyetindeki ulusal hükümeti, Kerkük  kentinin kontrolünü ele geçirmek için askerleri  kullanmakla suçlaması, ABD Hazine Bakanlığı'nın Kuzey Irak'ta yerleşik  bir İran Kürt muhalif grubunu kara listeye almasının Obama yönetiminin İran ile daha iyi  ilişkiler kurma girişiminin bir parçası olarak  nitelendirilmesi, ABD Başkanı Obama'ya  sunulan ‘Kürdistan Üzerine Çatışmayı Önlemek’ başlıklı rapor, ABD’nin önümüzdeki yıllarda Irak'tan binlerce ton  teçhizat ve ikmal malzemesini çıkarmaya başlarken Türkiye’nin muhtemelen önemli bir rol oynayacağı, İran Dışişleri Bakanı Muttaki’nin güvenlik konularını görüşmek amacıyla  Irak Kürdistanı’nı ziyaret etmesi ve Erbil'de Abant Platformu toplantısı yapılması” çerçevesinde değerlendirmektedir.

  

AP: "IRAK'TA OYLAMA BAŞLADI"

 

            BAĞDAT, 31/01(AP)(BYE)--- Irak'ta eyalet  meclislerinin seçimi için oylamaya başlandı.

            Oylama nedeniyle bugün tüm seçmenlerin üst  araması da dahil, aşırı sıkı güvenlik önlemleri  alındı.

            Bu seçimler, Irak'ın yaklaşık altı yıldır  süren şiddet sonrasında bir tür istikrar sınavı  olacak. Oylama başlamadan önceki saatlerde ciddi  bir şiddet olayı bildirilmedi.

            Irak'ın, kuzeydeki özerk Kürt bölgesi ile  etnik grupların iktidar paylaşımı için bir  formül bulamadığı petrol zengini Kerkük'ü içine  alan eyalet hariç tüm eyalet meclislerindeki 440  sandalye için 14 bini aşkın aday yarışacak.

            Sonuçların önümüzdeki günler içinde  açıklanması beklenmiyor.

  

AP: "IRAK BÜYÜK BİR ŞİDDETE SAHNE OLMADAN SEÇİMLERİ TAMAMLADI"

 

            BAĞDAT, 31/01(AP)(BYE)--- Irak Eyalet seçimleri  ciddi bir şiddete sahne olmadan tamamlandı.

            Oylama planlanandan bir saat evvel sona erdi. Milyonlarca seçmenin oy kullandığı saatlerde büyük bir şiddet olayı yaşanmadı.

            Iraklı otoriteler, ülkede yoğun güvenlik  önlemleri almıştı ve ABD ordusu güvenliği sağlamakla görevli güce dahil edilmedi.

            Sonuçların salı gününden önce açıklanması  beklenmiyor.

 

 AP: "OBAMA YEREL SEÇİMLERDEN ÖTÜRÜ IRAKLILARA ÖVGÜ YAĞDIRDI"

 

            WASHINGTON, 01/02(AP)(BYE)--- ABD Başkanı  Barack Obama dün gerçekleşen yerel seçimlerden  ötürü Iraklıları kutladı ve seçimi kazanan tarafın  halkı için çalışmasını istedi.

            Yerel seçimleri Iraklıların gelecekleriyle  ilgili sorumluluk üstlenmeleri adına önemli bir  adım olarak tanımlayan Obama, açıklamasında,  Şiilerin denetimindeki hükümetin Sünni azınlığın  tam katılımını engellemeye çalıştığı iddialarına  değinmedi.

            Obama, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:  "Her türlü etnik ve dini grup mensubu milyonlarca  Iraklı, yerel yöneticilerini seçmek için sandıklara  barış içerisinde gitmiştir. Konseylerin yeni  yöneticilerini seçmeleri ve kendilerini seçen Irak  halkı yararına çalışmaya başlamaları büyük önem  taşımaktadır."

            Obama ABD, BM ve uluslararası örgütlerin Irak  seçim kuruluna teknik destek sağladığını da belirtti.

            ABD Silahlı Kuvvetleri Merkez Komutanı General  David Petraeus da seçimleri, "tüm Iraklıların gurur  duyması ve dünyanın alkışlaması gereken" bir olaya  dönüştürdüğü için Irak hükümetine övgü yağdırdı.

  

AP: "IRAK BAŞBAKANI YEREL SEÇİMDEN GALİP ÇIKTI"

             BAĞDAT, 05/02(AP)(BYE)--- Hadeel el Shalchi  bildiriyor:

             Yetkililerin bugün yaptıkları açıklamaya göre,  Irak Başbakanının partisi hafta sonunda yapılan  yerel seçimlerden galip çıktı. Bu sonuç savaşın  harabeye çevirdiği bu ülkede düzeni yeniden tesis  etme kampanyasına verilen güçlü bir destek  niteliğinde.

            Seçim Komisyonu Bağdat'ta Başbakan Nuri el  Maliki'nin partisinin oyların yüzde 38'ini  aldığını, bunu her biri yüzde dokuz oy oranıyla  ABD karşıtı Mukteda el Sadr'ın müttefiklerinin ve  bir Sünni partinin izlediğini açıkladı.

            Basra'da ise Başbakanın partisi oyların yüzde  37'sini, en büyük Şii parti Yüksek Irak İslam  Konseyi yüzde 11.6'sını aldı.  

            Seçmenler Aralık 2005'ten beri yapılan ilk  seçimlerde 18 ilin 14'ünde vilayet konseylerini  de belirledi.

            Seçimler yerel düzeyde siyasi iktidarın  yeniden dağıtılmasını amaçlıyor ve yıl sonunda  yapılacak parlamento seçimleri için bir prova  olarak görülüyordu. Amerikalı yetkililer ise  sonuçları, Irak'ın bu yılki asker çekilmesi için  yeterince istikrarlı olup olmadığının işareti  olarak görüyor.

            Seçimlerin akabinde, bazı vilayetlerde,  özellikle Anbar'da seçimler sırasında birtakım  usulsüzlükler yapıldığı ileri sürüldü. Anbar'da  Sünni partiler arasındaki gerilim sürüyor.

            Seçimler genel olarak olaysız geçti, ancak  Amerikalı ve Iraklı yetkililer, kaybedenlerin  sonuçları kabul etmemesi halinde sıkıntı  yaşanmasından endişe ediyorlar.

 

 

AP: "IRAK BAŞBAKANININ KOALİSYONU YEREL SEÇİMLERİ KAZANDI"

 

            BAĞDAT, 06/02(AP)(BYE)--- Robert H. Reid  bildiriyor:

 

            İki yıl önce Maliki küçük bir Şii partisinin  Şii milislerle yüzleşmekten ve Sünnilere yaklaşmaktan  kaçınan önemsiz bir ismiydi. Bugün ise milisleri  bastırmış ve yerel seçimlerde Şii rakiplerini alt  etmiş bir başbakan olan Nuri el Maliki, Irak'ın  yükselmekte olan politik bir yıldızı.

            Seçim komisyonu dün, Maliki'nin partisinin  geçtiğimiz haftasonu yapılan seçimlerde Şii  rakiplerini geçerek büyük bir zafer kazandığını  açıkladı. Maliki'nin bu başarısı, aşırılık  yanlılarını bastırmasının, altı yıllık savaşın  ardından Irak'ı görece daha huzurlu bir hale  getirdiğinin göstergesi.

            Onaylanması gereken seçim sonuçları Maliki'yi  bu yılın sonunda yapılacak milletvekili seçimlerinin  öncesinde güçlü bir konuma getirdi ve ayrıca  Washington'a, 140 bin askerini çekme işine  başlayabilmesi için güven verebilir.

            Nuri el Maliki bütün bunları kendini yeniden  şekillendirerek, geçmişteki sertlik yanlısı bir  Şii eylemci imajını değiştirerek başardı. Müttefikleri  güvenliği, dinin ve Irak vatanseverliğini mezhepler  arasındaki bölünmenin önünde tutan bir çizgide yürüdü.

            Maliki, Irak'ın asilerin saldırıları ve Şii-Sünni  katliamı içinde olduğu 2006 Mayıs ayında göreve  geldiğinde, bütün bu gelişmelerin gerçekleşeceğini  uman pek yoktu.

            Asık suratlı Maliki, Şii temsilciler tarafından,  o günlerde hakim olan Irak Yüksek İslam Konseyini  tehdit etmesi beklenmeyen küçük bir partiden geldiği  için seçilmişti. Ancak Yüksek Konsey dün, Necef de  dahil her Şii eyaletinde Maliki'nin gerisinde kaldı.

            Maliki'nin muhalifleri, artık onun zayıflığı  hakkında değil, onun diktatörce eğilimlere sahip  olduğundan ve daha çok güç elde etmeye çalışmasından  şikayet ediyorlar.

            Bazı Batılı diplomatlar Maliki'nin en büyük  sorununun, önceden onun gücünü azımsamış olan, şimdi  ise gücünü dizginleme arayışında olan yandaş Şiiler,  Sünniler ve Kürtlerden gelebilecek tehlikeleri  savuşturmak olacağını düşünüyor.

            Maliki'nin partisi en büyük zaferi Bağdat ve  Basra'da elde etti. Irak'ın ikinci büyük kenti  Basra'da seçmenler, geçtiğimiz bahar aylarında  yıllarca sokaklarda hakimiyet kurmuş olan Şii  milisleri alt ettiği operasyonu düzenlemiş olduğu  için Maliki'yi ödüllendirmiş oldu.

            Maliki'nin Bağdat ile Basra'da aldığı oylar,  üç yıl önce ülkeyi iç savaşın eşiğine getirmiş mezhep  çatışmalarını körüklemekle suçlanan dini partilerin  reddedildiğini gösteriyor.

            Ancak güneydeki vilayetlerde en çok oyu alan  partilerin aldığı oy oranı birbirine yakın. Necef'te  Maliki'nin koalisyonu oyların yüzde 16.2'sini alırken,  Yüksek Konsey 14.8'ini ve el Sadr 12.2'sini aldı.

            Maliki memleketi olan Kerbela'da ise üçüncü  sıradaydı. Kerbela'da, Saddam Hüseyin döneminde üst  düzey bir vilayet yetkilisi olan bir kişinin yönettiği  küçük bir yerel parti ilk sırada yer aldı.

            Kendisine bağlı Mehdi Ordusu'nun geçtiğimiz  bahar aylarında yenilgiye uğramasının ardından  güç kaybeden el Sadr, Şii politikalarında etkili  olmaya devam edebilmek için Bağdat'ta ve güneyde  yeterli oy alabildi.

            Sünni bölgelerde de durum karışık. Maliki  koalisyonuna bağlı Sünni bir parti Diyala ve  Selahaddin vilayetlerinde önde giderken, Anbar'da  hükümet muhalifi bir partinin gerisinde kaldı. Hala  Sünni asilere karşı kapsamlı bir mücadelenin  yürütüldüğü Ninova'da, Kürtlerin siyasi hakimiyetine  son verme kampanyası yapan yerel bir Sünni Arap partisi  yüzde 48.4 oranında oy aldı.

            Sünni Araplar 2005'teki son yerel seçimleri  boykot etmişti. Dolayısıyla Kürtler, içinde Musul'un  da yer aldığı Ninova'da oldukça küçük oranda bir oy  almış oldu.

            Bu yerel seçimler, yerel yönetimlerde siyasi  gücün yeniden dağılımını sağlama ve Sünnilerle  Şiileri, birbiriyle çatışmaktansa, anlaşmazlıklarını  çözüme kavuşturmaları yönünde teşvik etme amacını  taşıyordu.

            ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Robert Wood  şunları söyledi: "Irak gelişmekte olan bir demokrasi.  İnişleri ve çıkışları olacaktır. Ancak ben,  Iraklıların seçimlere gitmesinin ve seçimlerde  pek şiddet yaşanmamasının Irak halkı için büyük  bir şey olduğu inancındayım. Bu, birçok kişinin  uğruna öldüğü şeydir."

            Bağdat'ta ve ülke genelinde şiddet büyük oranda  düşmüş olmasına rağmen, Sünni, Şii ve Kürtlerin  iktidar savaşı verdiği yerler hala istikrarlı değil.

            Etnik açıdan karışık Kerkük'te seçim yapılmadı  çünkü Kürtler, Araplar ve Türkmenler bir iktidar  paylaşımı formülü üzerinde anlaşmaya varamadı.

            2005 Aralık ayından bu yana ilk kez geçtiğimiz  cumartesi günü Irak'ın 18 vilayetinin 14'ünde  vilayet konseyleri seçimleri yapıldı ve seçimler  sırasında pek şiddet yaşanmadı. Ancak dün bombalı  bir intihar saldırısı Kürtlerin çoğunlukta olduğu  kuzeydeki Hanagin'de bir restoranı hedef aldı. Bu  saldırıda 14 kişi hayatını kaybetti.

            Hanagin, Kürtler ile Arapların liderliğindeki  merkezi yönetim arasındaki çatışmanın bir kaynağı  olmuştur. Yüzlerce Kürt, seçim gününde, adlarının  seçmen listelerinde bulmadığından şikayet etti.

  

AP: "KÜRT BAŞBAKAN IRAK'IN KUZEYİNDEKİ ASKERİ HAREKETLİLİĞE TEPKİLİ"

 

            ERBİL, 08/02(AP)(BYE)--- Sebastian Abbot  bildiriyor:

 

            Irak'ın Kürt bölgesinin Başbakanı dün, Arap  hakimiyetindeki ulusal hükümeti, tartışmalı Kerkük  kentinin kontrolünü ele geçirmek için askerleri  kullanmakla ve böylece Iraklı Kürtler ile Bağdat'taki Arap liderler arasında gerilimi tırmandırmakla  suçladı.

            ABD yetkilileri, Araplar ile Kürtler arasında  gittikçe kızışan anlaşmazlığın, Başkan Barack Obama  yönetiminin Irak'tan Amerikan askerlerini çekme  yönünde planlar yaptığı şu dönemde Irak'ın  istikrarını tehdit ettiğini düşünüyorlar.

            1991 yılında ABD'nin kurulmasına yardım ettiği  özerk bölgeyi o tarihten bu yana büyük bir hırsla  koruyan ve Amerika'nın yakın müttefiki olan Kürt  yetkililer, son aylarda Başbakan Nuri el Maliki'ye  karşı eleştirilerini sıklaştırdılar. Kürt yetkililer, Maliki'yi, Saddam Hüseyin'inkine benzer güçlü bir  merkeziyetçi devlet kurmaya çalışmakla suçluyorlar.

            Üst düzey Kürt yetkilisi Cabbar Yaver'e göre,  Irak ordusunun 12. Tümeninin yaklaşık iki hafta  önce Kerkük'ün kuzeyindeki üssünden yola çıkarak  kentin, Kürt bölgesel yönetimine bağlı Kürtlerin  konuşlandırıldığı yerlere yakın kısımlarına hareket  etmesi taraflar arasındaki gerilimi tırmandırdı.

            Yaver, Kürtlerin ABD ordusuna büyük Arap  birliklerinin hareketini durdurması başvurusunda  bulunduklarını söyledi. Söz konusu askeri  hareketlerin durmasına karşın Kürt yetkililer  Maliki'nin amaçlarından kuşkulular.

            Kürt bölgesinin Başbakanı Neçirvan Barzani AP'ye  e-mail yoluyla yaptığı açıklamada, "Kürt hükümetindeki  bizler, bunun kışkırtıcı bir hareket olduğu kanısındayız"  dedi. Barzani, askeri hareketlerin amacının "bu  bölgelerde güvenlik sağlamaktan ziyade, askeri yollarla  kentin kontrol altına alınması" olduğunu söyledi ve  bunun kabul edilemez olduğunu ekledi.

            Irak Savunma Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Muhammed  el Askeri, söz konusu askeri hareketlilikte olağandışı  bir şey olmadığını söyledi ve ekledi: "Irak ordusunun  bütün kentlerde olma hakkı vardır. Bu, bütün Irak  halkının ordusudur."

            Kürtlerin kuşkusunun artmasına yol açan sebep,  askeri hareketin -ülkenin birçok yerinde seçmenlerin  yerel konsey için seçim yaptığı- 31 Ocak'taki  seçimlerden önce gerçekleşmiş olması.

            Kürt yetkililer, 31 Ocak'taki seçimlerden zaferle  birinci çıkan Maliki'nin kendilerine baskı yapmak için  ek adımlar atacağından endişe duyuyorlar.

  

NEWSMAX.COM: "OBAMA, KÜRT GRUBU TAHRAN'A JEST OLARAK KARA LİSTEYE ALDI"

 

            WASHINGTON, 11/02(BYE)--- ABD'nin Florida  eyaleti merkezli muhafazakar bir yayın organı  olan ve web sayfasının yanı sıra aynı isimle bir   dergi de yayımlayan Newsmax'in 9 Şubat 2009  tarihli internet sayfasında, yukarıdaki başlık  altında ve Kenneth R. Timmerman imzasıyla  yayımlanan makalenin özet çevirisi şöyledir:

 

            ABD Hazine Bakanlığı'nın Kuzey Irak'ta yerleşik  bir İran Kürt muhalif grubunu kara listeye alması,  devlet kontrolündeki İran basın-yayın organları  tarafından, Obama yönetiminin İran ile daha iyi  ilişkiler kurma girişiminin bir parçası olarak  nitelendirildi.

            İran Kürdistanı'nın, Kürtçe kısaltması ile  PJAK olarak bilinen Özgür Yaşam Partisi, 2004  yılında kurulmuş ve uluslararası teröre hiç  karışmamış ya da İran dışında herhangi bir askeri  faaliyette bulunmamıştı.

            Ancak örgüt militanlarının İran'ın Kürt  kasaba ve köylerinde İran Devrim Muhafızları ile  sıkça çatışmaya girmeleri, örgütü İran rejiminin  başat hedeflerinden biri yapmıştı.

            Mütemadiyen PJAK'ın faaliyetlerinden  şikayetçi olan İran, PJAK'ın Kuzey Irak'ın Kandil  Dağlarındaki üslerine topçu ve hatta hava  saldırıları düzenlemişti. Ancak İran'ın bugüne  kadar PJAK'ın, Avrupa ve Birleşik Devletler'de,  terör örgütü olarak kabul edilmesine yönelik  çabaları sonuçsuz kalmıştı.

            Kararın açıklandığı Hazine Bakanlığı basın  duyurusunda, "Bugün alınan karar ile PJAK'ın  KGK ile olan terörist bağlarını ortaya koyuyor  ve Türkiye'nin vatandaşlarını (terörist)  saldırılardan koruma çabalarını destekliyoruz"  denildi.

            Bakanlık açıklamasında PJAK'ın, (kısaltması  KGK olan ve Kürdistan İşçi Partisi PKK olarak da  bilinen) terör örgütü Kontra-Gel tarafından  "kontrol edildiği" ileri sürüldü.

            Ancak KGK Başkan Yardımcısı Nilüfer Kök,  KGK'nin PJAK'dan ve 2000 yılında kendisini resmen  lağveden PKK'dan ayrı bir Kürt yanlısı siyasi  Kongre olduğunu söyledi.

            PJAK yetkilileri de Kongra-Gel'in oturumlarına  katılmalarına rağmen, KGK tarafından değil, Kuzey  Irak'da toplanan partinin kendi kongresince idare  edildiklerini söylüyorlar.

            Bakanlık açıklamasında, "KGK 2004 yılında  PJAK'ı resmen kurmuş ve aralarında KGK üyesi ve  PJAK genel sekreteri olan Hacı Ahmedi'nin de  bulunduğu 5 KGK üyesini PJAK liderleri olarak  seçmiştir" iddiasında bulunuluyor.

            Rahman Hacı Ahmedi, Washington, DC. ve  Avrupa'da Newsmax ile yaptığı mülakatlarda,   sürekli olarak PKK ile herhangi bir bağlantıyı  reddetmiş ve "biz İran rejimine karşı mücadele  eden bir İran partisiyiz, Türkiye ile bir  sorunumuz yok" demişti.

            Bölgeye seyahat eden bağımsız gözlemciler  PJAK kamplarında PKK varlığına rastlamamış ve iki örgüt arasında herhangi bir siyasi, askeri  ya da stratejik işbirliği bulamamışlardı.

            PJAK yetkilileri Newsmax'e, bakanlığının  girişiminin, Irak'daki terör olaylarının azaltılması  için İran'ın işbirliğinin sağlanmasını isteğinden  kaynaklandığına inandıklarını belirttiler.

            Pazartesi günü Avrupa'dan telefonla açıklama  yapan PJAK temsilcisi Shamal Bishir, "ABD, Maliki  hükümeti ile Kuvvetlerin Statüsü anlaşmasını  imzalarken, Irak'daki Ensar El İslam ve diğer  terör örgütlerine yönelik İran desteğinin  azalmasını sağlamayı umud ediyordu."Buna  karşılık da İran'ın, Kürt bölgelerinde daha etkili  olmasına izin verildi" dedi. 

            Bishir ayrıca örgütün, Hazine Bakanlığı'nın  kararının kaldırılması için yasal yollara başvurma  niyetinde olduğunu belirtti.

            Kongre Araştırma Servisi'nde Orta Doğu  analizcisi olan Kenneth Katzman, Hazine Bakanlığı'nın  kararının, örgütün Dışişleri Bakanlığı'nın Yabancı  Terör Örgütleri (FTO)  listesine girdiği anlamına  gelmediğini belirterek, "13224 numaralı İdari  Talimatname uyarınca alınan karar, FTO listeleri  kadar geniş kapsamlı ve siyaseten önemli değildir.  13224 uyarınca listeye alınan ancak hiç bir zaman  FTO listesine girmeyen çok sayıda kuruluş vardır"  dedi.

            Türkiye'nin PJAK savaşçılarını Irak'ın İran  sınırından uzaklaştırmada başarılı olmasının,  Irak'ın güvenliği açısından sonuçlar doğurabileceği  uyarısında bulunan PJAK lideri Rahman Haci Ahmedi,  "Türkiye Kandil Dağı'nı İran'la birlikte kontrol  etmek istiyor. Böyle olursa, sınırı açıp El Kaide  ve Ensar El İslam savaşçılarının bölgeye girmelerine  izin vereceklerdir. Bu durumda (Irak Kürdistanı'nın  başkenti) Erbil, bir zamanlar Felluce'nin olduğu  duruma düşürecektir" dedi.

            Amerikan askeri komutanları, PJAK'ın, Irak'ın  İran sınırını terörist sızmalara karşı koruduğunu  belirttiler, ancak grup ile herhangi bir işbirliği  konusunda açıklama yapmadılar.

            PJAK savaşçılarının yaklaşık üçte birini  kadınlar oluşturuyor. Hacı Ahmedi bunun, İran'daki  İslamcı iktidarın etkisinin azaltılması projesinin  bir parçası olduğunu belirterek, "Bir kadına silah  verirseniz, o kadın hicap giymek zorunda kalmaz.  Erkeklerle eşit haklara sahip olur. Bu ise İslamcılar  için büyük bir darbedir" dedi.

            Bir ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, PJAK'ın  henüz bakanlığın FTO listesinde olmamasına rağmen,  "grubun şiddet içeren eylemlerini kınıyoruz" dedi.

            Ne Hazine Bakanlığı, ne de Beyaz Saray yorum  isteklerine cevap verdi. 

 

 CARNEGIE ULUSLARARASI BARIŞ VAKFI: "KÜRDİSTAN ÜZERİNE ÇATIŞMAYI ÖNLEMEK"

 

            ANKARA, 13/02(BYE)--- Washington merkezli düşünce  kuruluşu Carnegie Uluslararası Barış Vakfı adına Lehigh  Üniversitesi öğretim görevlisi Henri J. Barkey,  "Kürdistan Üzerine Çatışmayı Önlemek" başlığıyla bir  rapor hazırlamıştır. ABD Başkanı Barack Obama'ya  sunulduğu bildirilen raporun, Vakfın internet sitesinde  10 Şubat 2009 tarihinde yayımlanan tanıtım metninin  çevirisi şöyledir:

 

            Irak'ın istilası ile Kürtlerin, başta federal  Kürdistan Bölge Yönetimi (KBY) olmak üzere uzun süredir  bastırılan milliyetçi emelleri de açığa çıkmıştır.  Carnegie Vakfı tarafından hazırlanan yeni bir raporda  varılan sonuca göre, görmezden gelindiği veya gereğince  ele alınmadığı takdirde Kürtlerin bu emelleri, özellikle  de şu hassas dönemde, bölge genelinde olduğu kadar  Irak'ta da şiddeti ve istikrarsızlığı ateşleyecek bir  potansiyele sahiptir.

            Henry Barkey, ihtilafı önlemek ve yeni bir ABD  yaklaşımı önermek adına Kürt meselesine yeniden dikkati  çekmek istemektedir. Birleşik Devletler hızla oradan  çekilmelidir -Amerikan birlikleri Irak'tan çekilirken  ABD'nin bölgedeki nüfuzu da azalacaktır-.

 

            ABD Politikası İçin Öneriler:

            - Irak Hükümeti ile KBY arasında, petrol ve  doğalgaz gelirinin paylaşımı ve mültecilerin yeniden  yerleştirilmesi konularında girilen çıkmazın aşılması.  Bu, güvenin yeniden tesisinin yanı sıra Kerkük'ün bir  parlama noktası, ABD için birinci öncelik olmasını  önlemeye götürecek uzun bir yol olacaktır.  

            - Irak Anayasası'nda ana hatları çizilen federal  sistemin desteklenmesine devam edilmesi.

            - Türkiye ile KBY arasındaki diyalogun ABD'nin  müdahalesiyle pekiştirilmesi. Türkiye ile KBY  arasındaki ilişkilerin düzelmesi bölgeyi istikrara  kavuşturacak ve ABD birliklerinin sorunsuzca geri  çekilmesini sağlayacaktır.

            - Kürdistan İşçi Partisinin (PKK) etkisiz hale  getirilmesi ve savaşçılarının KBY, Türkiye ve ABD'nin  eşgüdümünde yürütülecek askeri ve siyasi girişim  çerçevesinde silah bırakmaya veya teslim olmaya  teşvik edilmesi.

            - Türkiye'nin kendi Kürt sorununu çözmek için  Avrupalı müttefiklerle işbirliği yapılması. Türkiye'nin  terörle mücadele programını ve AB'ye katılım davasını  desteklemek ve Türkiye'deki Kürt bölgelerine kalkınma  desteği sağlamak, ABD ve Avrupa'ya sorunları her yönden  ele alma imkanı tanıyacaktır.

 

            Barkey Şu Sonuca Varmaktadır:

            ABD başı çekmelidir. Çünkü, hatalarına rağmen  hala hükümetleri yatıştırmak, ikna etmek ve onlara  baskı yapmak için gereken yeteneklere sahip tek  güçtür. Kendi başlarına bırakıldıklarında taraflardan  hiçbiri doğru fikirler ve çözümler ortadayken bile,  ne çok fazla ilerleme kaydedebilmiş, ne de geldikleri  noktada kalabilmişlerdir. Birleşik Devletler, meselelere,  konular arasındaki bağlantıları gözeten bir öngörü ve  daha geniş bir bakış açısıyla, genellikle konunun yerel  taraflarında bulunmayan yetilerle yaklaşabilir.

 

THE CHRISTIAN SCIENCE MONITOR: "ABD IRAK'TAN AYRILIRKEN TÜRKİYE EVE GÜVENLİ DÖNÜŞÜ SAĞLAYABİLİR"

 

            ANKARA, 18/02(BYE)--- ABD'de yayımlanan The  Christian Science Monitor gazetesinin 18 Şubat 2009  tarihli internet sayfasında, Gordon Lubold imzasıyla  ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan Washington  çıkışlı metnin çevirisi şöyledir:

 

            --Tozlu, İki Şeritli Kontrol Noktası Habur Kapısı En İyi Çıkış Yollarından Biri Olabilir--

 

            ABD önümüzdeki yıllarda Irak'tan binlerce ton  teçhizat ve ikmal malzemesini çıkarmaya başlarken,  Türkiye muhtemelen önemli bir rol oynayacak. 

            Amerikan ordusu Türkiye'nin güneydoğusunda Habur  Kapısı olarak bilinen iki şeritli ticari sınır geçişini  kullanarak, Türkiye üzerinden Irak'a sessizce inşaat  malzemesi, gıda, yakıt ve diğer öldürücü nitelikte  olmayan materyal naklediyor. Ancak ABD Irak'tan çekilme  seçeneklerini değerlendirirken, savunma yetkilileri  Türkiye'den geçen rotanın önemli bir rol  oynayabileceğini söylüyorlar.

            Kuveyt ve muhtemelen Ürdün'e ek olarak Türkiye,  binlerce kamyon, Humvee ve yaklaşık 120 bin konteynırı  eve geri götürürken, ABD ordusuna alternatif bir çıkış  sunacak. Türkiye'nin oynayabileceği role atıfla  Amerikalı bir savunma yetkilisi, "Esasen bütün  seçenekler masada" dedi. İncirlik'te büyük bir ABD hava  üssü bulunan ülke aynı zamanda, Afganistan'daki  operasyonlarını artırırken, ABD için önemli bir merkez  olabilir. Bu ayın başında Kırgızistan yönetimi ABD'nin  ülkede önemli bir üs bulundurmasına artık izin  vermeyeceğini açıkladı. Bu, tam da Amerika'nın  Afganistan'a 30 bin ek asker göndermeyi düşündüğü bir  dönemde lojistik açıdan aksi bir gelişme. Şu anda her  gün yaklaşık bin ticari kamyon Türk sınırından Irak'a  geçiyor ve bunların çoğu ABD ordusu için malzeme  taşıyor. Bu, Irak'ın ABD öncülüğündeki işgaline karşı  çıkan Türkiye'nin, cömert bir teşvik paketine rağmen,  ABD askerlerinin ülkeyi kullanmasına izin vermediği  2003 yılından farklı bir durum.

            O dönemde Tümgeneral olan Ray Odierno  komutanlığında ABD 4. Piyade Tümeni, Irak'a Türkiye'den  girecekti, ama onun yerine Kuveyt'ten girmek zorunda  kaldı. General Odierno şimdi Irak'ta üst düzey bir  komutan ve askerlerin ve ekipmanın çekilmesine başkanlık  edecek.

            ABD ile Türkiye arasındaki ilişkiler, iki ülke,  Türkiye-Irak sınırında faaliyet gösteren militan Kürt  milliyetçi örgüt PKK'nın oluşturduğu artan tehdide  cevaben ittifak yapana kadar soğuktu. ABD ve Türkiye  militanları hedef almak üzere 2007'de ortak bir  istihbarat merkezi kurdu ve iki ülke Irak ile ilgili  başka konularda da beraber çalıştı.

            Türkiye'den geçen tozlu, yoğun tedarik hattı, iki  ülke arasındaki yeni bağları gösteriyor. İsminin  açıklanmasını istemeyen bir Türk diplomat, "Şimdi çok  daha fazlası var. Bu mesele sadece müttefik olduğumuzun  bir kanıtı. Olması gerektiği gibi" dedi.

            Tedarik hattı ABD'ye, muhtemelen olası iki çıkış  noktası olan Kuveyt ve Ürdün kadar düşman olmayacak,  Kuzey Irak'tan bir kara çıkışı sağlayacak.

            Washington Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar  Merkezinden üst düzey analist Stephen Flanagan,  "Türkiye Irak'tan çekilme konusunda çok yararlı olacak"  dedi.

            Amerikalı ve Türk yetkililer Habur Kapısı konusunda  dikkat çekmemeye çalışıyorlar. Ancak 2007'de "koalisyon  güçleri" için yakıtın yüzde 25'i Irak'a buradan girdi.  Bu geçiş aynı zamanda yerel ekonomi açısından da bir  nimet. Türk yetkililer, ABD'nin Irak'ı buradan terk  etmeye karar vermesi halinde, Habur Kapısı'nın  kullanımının artırılmasını memnuniyetle  karşılayacaklarını belirttiler.                             

            Flanagan, "ihtilaf sonrası istikrarın" Türklerin  çıkarına olduğuna işaret etti. Ancak ABD'nin Türkiye'de  yapmasını destekleyecekleri şeylerin bir sınırı olduğunu  da ekledi: "İsyana karşı operasyonlar düzenlememiz için  bize boş çek vermek istemiyorlar."

            Irak'ın güney sınırındaki Kuveyt, 2003 işgali  sırasında Amerikan kuvvetlerinin başlama noktasıydı.  Genel kanaat, Amerikan askerleri ve donanımları gemilere  ve uçaklara yüklenirken Kuveyt'in başlıca çıkış noktası  olacağı yönünde. Ancak Kuveyt'te tıkanma yaşanabileceğine  dair endişeler var ve bu nedenle ABD başka seçenekler  arıyor.

            Başkan Obama'nın seçim taahhütlerinden biri,  askerleri Irak'tan 16 ay içinde eve getirmekti. 16, 19  veya 23 aylık takvimlere dayanan planlar şu anda  tartışılıyor. Ne kadar donanımın Irak'ta bırakılacağı  veya Iraklılara verileceği belirsiz, ancak birkaç çıkış  noktasına sahip olunması ordunun çekilmesini  hızlandırmasına imkan verebilir.

            Irak'ın batısındaki Anbar vilayetindeki Amerikalı  denizciler ise Ürdün ile beraber Akabe Limanı'nın başka  bir seçenek olup olamayacağını saptamaya çalışıyorlar.

            ABD Deniz Piyadeleri Kolordusu Komutanı Orgeneral  James Conway, geçen ay ABD'nin seçenekleri olmasını  istediğini söyledi ve "Bunun Kuveyt olması gerekmiyor"  dedi.

 

 

VOICE OF AMERICA: "İRAN DIŞİŞLERİ BAKANI, GÜVENLİK KONUSUNU GÖRÜŞTÜ"

 

            WASHINGTON, 17/02(BYE)--- Voice of America'nın  12 Şubat 2009 tarihli haber bültenlerinde, yukarıdaki  başlık altında yer alan haberin çevirisi şöyledir:

           

            İran Dışişleri Bakanı Manuçehr Muttaki, yarı  özerk bölgedeki güvenlik konularını görüşmek amacıyla  Irak Kürdistan'ını ziyaret etti.

            Yetkililer, Muttaki ve Kürt Yönetimi Devlet  Başkanı Mesud Barzani'nin, İran'ın Irak sınır  bölgelerini bombalamasının yanı sıra, Kuzey Irak'tan  İran hedeflerine saldırmakla suçlanan yasa dışı  bir Kürt örgütü ile ilgili kaygıları görüştüklerini  açıkladı.

            Söz konusu Kürdistan Özgür Yaşam Partisi,  Türkiye'nin güneydoğusunda Kürt özerkliği için  savaşan asi Kürdistan İşçi Partisinin (PKK) bir  koludur.

            Kürt bölgesel yetkilileri bu gurupları  desteklediklerini ve hatta müsamaha ettiklerini dahi reddediyor.

            Ziyareti sırasında Erbil ve Süleymaniye'de  iki konsolosluk açılışı yapan Muttaki, bölgeyi  ziyaret eden en kıdemli İranlı yetkili oldu.

            Muttaki Erbil'de, Ocak 2007'den bu yana  Irak'ta ABD ordusu tarafından tutulan İran  vatandaşlarının derhal serbest bırakılmaları  çağrısında bulundu. 

            İran, Erbil'de gözaltına alınan beş İranlının  diplomat olduğunu belirtirken, ABD ordusu, söz konusu kişilerin Irak'taki isyancılara para ve  silah sağlayan İranlı bir devrim muhafızları  gurubu ile bağlantılı olduklarını ileri sürüyor.

            Salı günü de Bağdat'ta Iraklı liderlerle bir araya gelen Muttaki, Irak'ın güvenlik koşullarının  düzelmesi nedeniyle, Amerika Birleşik Devletleri  ile Irak konusunda daha fazla görüşmeye ihtiyaç  kalmadığını söyledi.

            Tahran, Irak'ın egemenliğine zarar verdiğini  ileri sürerek, Amerikan askerlerin 2011 yılına  kadar Irak'ta kalmasına izin veren bir ABD-Irak  güvenlik anlaşmasına karşı çıkmıştı. 

            Washington, İran'ı, güvenlik anlaşmasını  bozmaya çalışmak ve Irak'ın uzun vadeli istikrarına  ciddi bir tehdit yaratmakla suçluyordu. Irak gibi,  nüfusunun çoğunluğu Şii olan İran, Irak'ta kargaşaya  neden olduğunu reddetmektedir.

 

AMERİKA'NIN SESİ RADYOSU: "ERBİL'DE ABANT PLATFORMU TOPLANTISI"

 

            ANKARA, 17/02(BYE)--- Amerika'nın Sesi  Radyosunun 06.30 Türkçe yayınından:

 

            Erbil'de düzenlenen Abant Platformu toplantılarında  Türkiye ile Irak Bölgesel Kürt Yönetimi arasındaki  ilişkilerin güçlendirilmesi çağrısı yapıldı. İki gün  süren toplantıların sonunda yayımlanan ortak bildiride  Erbil'de Türk Konsolosluğu ve Ankara'da Bölgesel Kürt  Yönetimi temsilciliği açılması istendi.

            Ayrıntıları, Erbil'deki toplantıyı izleyen  Çetiner Çetin bildiriyor:

 

            "Abant Platformu, Selahaddin Üniversitesi  ve Mukriyani Enstitüsü Irak'ın kuzeyindeki Erbil  kentinde "Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak" adlı  bir konferans düzenlendi. Konferansın ana teması,  kardeşlik duygularının daha iyi geliştirilmesiydi.  İnsan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü,  karşılıklı güven ve istikrar temalarının gündeme  geldiği toplantıda, Kürt Yönetimine bağlı siyasiler,  Bölgesel Kürt Yönetiminde yaşamını idame ettiren  gazeteciler ve Türkiye'den gelen aydınlar ve  gazeteciler Türkiye ve Kuzey Irak arasındaki  ilişkileri masaya yatırdılar.

            İki gün süren müzakerelerin ardından Abant  Platformu, Selahaddin Üniversitesi ve Mukriyani  Enstitüsü ortak bir mutabakat metni yayımladı.  Bu metne göre Türkiye ile Irak'ın kuzeyindeki  Kürt Yönetimi arasındaki münasebetlerin  geliştirilmesi, Irak'ın kuzeyindeki Kürtlerin,  Arapların, Türkmenlerin, Âsurilerin, Süryanilerin,  Ermenilerin ve bütün Orta Doğu halklarının yaşam  şartlarının geliştirilmesi için diyalog sürecinin  başlatılması kararlaştırıldı. Ancak bu konferansta  ilk kez "Bölgesel Kürt Yönetimi" ifadesi yerine  "Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi" ifadesi kullanıldı.

            Toplantıda ele alınan konulardan biri de,  Irak'ın Türkiye sınırının aynı zamanda Irak'ı  Avrupa'ya bağlayan bir kapı olduğunun altı çizildi.  Türkiye'nin Irak sınırının ise tarihe ve medeniyete  açılan bir kapı olduğu ifade edildi. Toplantıda,  Türkiye ile Kuzey Irak Yönetimi arasındaki  ilişkilerin geliştirilmesinde siyasetin yanında  kültür, ekonomi, ticaret, eğitim ve sağlık  alanlarında da çok daha yakın bir iş birliğinin  gerçekleştirilmesi gerektiği ve ileriki zaman  dilimleri de toplantıların ve görüşmelerin yanı  sıra birtakım mutabakatların imzalanıp hayata  geçirilmesi kararlaştırıldı.

            Abant Platformunda ele alınan bir diğer konu  ise Erbil'de bir Türk konsolosluğunun açılması ve  Ankara'da Irak Bölgesel Kürt Yönetimine ait bir  temsilciliğin açılması yönünde görüşler ve arzular  dile getirildi."

 

 

AVRUPA BASINI

  

ALMANYA BASINI

 

Değerlendirme:

 

Almanya basını Irak konusunu, “Erbil'de Abant Platformu toplantısı yapılması” bağlamında değerlendirmektedir.

 

 

BERLİNER ZEİTUNG: "IRAKLI KÜRTLER TÜRKİYE'YE UMUT BAĞLIYOR"

 

            BERLİN, 17/02(BYE)--- Tirajı günde 165.900  olan liberal eğilimli Berliner Zeitung'un  17 Şubat 2009 tarihli sayısında, Günter Seufert  imzasıyla ve yukarıdaki başlık altında yayımlanan  Erbil çıkışlı yazının çevirisi şöyledir:

 

            --Erbil'de Alışılmışın Dışında Bir İttifak Kuruluyor--

 

            Eskiden, beş yıl öncesine kadar Kürtlerden  "Dağ Türkleri" diye söz eden ve Kürtçe'yi dil olarak  tanımayan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) mensubu  olan Mümtazer Türköne Kuzey Irak'taki federal Kürt  devletinin başkenti Erbil'de Kürt politikacıları,  din adamları ve akademisyenlerinin önünde yaptığı  konuşmada, "Türkiye'de hepimiz biraz Kürdüz" dedi.  Türk ordusu PKK'ya karşı sürdürdüğü mücadelede birkaç  ay öncesine kadar Kuzey sınır bölgesini aralıksız  olarak bombalamıştı. Toplantı salonunun önünde, PKK  ya da el Kaide saldırılarına karşı ağır silahlı  Peşmergeler ve Kürt milisleri önlem almıştı.

            Ankara Gazi Üniversitesi Profesörü olan Türköne,  Türkiye'de 18 yıldan beri dini ve siyasi görüş  ayrılıklarının aşılması için çalışan "Abant Platformu" adlı sivil toplum kuruluşunun kurucuları arasında yer  alıyor. Abant Platformu üç günlüğüne Erbil'de misafir  ediliyor. Bu, Türkiye ile Kuzey Irak Kürtleri arasında  1923 yılından bu yana gerçekleştirilen en büyük toplantı.  Türkiye, Birinci Dünya Savaşı ve ulusal bağımsızlık  mücadelesinden sonra Dohuk, Süleymaniye ve Kerkük  arasında kalan bölgeyi İngilizlere bırakmış, ardından  o topraklar üzerinde Irak Devleti kurulmuştu. Kürtler  o dönemde mümkün olsa Türkiye'nin bir parçası olmak  isterdi. Daha sonra Türkiye tarafından izlenen Kürt  politikası bütün dostluk bağlarının kopmasına neden  oldu.

            Ancak genç Kürdistan (MA) devleti bugün Türklere  umut bağlamış durumda, çünkü başka bir seçeneği yok.  ABD askerleri 2011 yılında Irak'tan geri çekilecek.  O zaman Kürdistan, Amerikalıları destekleyen tek  grubun Kürtler olduğunu unutmamış olan Araplarla  yalnız başına kalacak. Bağdat daha şimdiden kısmen  otonom durumda olan Kürt devletinin haklarını  sınırlandırmaya çalışıyor. Kürt devletinin bütçeden  aldığı payın azaltılması öngörülüyor. Peşmergeler  artık Bağdat tarafından finanse edilmiyor. Merkezi  hükümet sınırlardaki kontrolü de devralmış durumda.  Kürtlerin çoğunlukta olmasına rağmen Kürt devletine  dahil olmayan petrol şehri Kerkük konusunda yaşanan  anlaşmazlık ise çok daha önemli. Kerkük'te Kürtler,  Araplar ve Türkmenler arasında büyük bir gerilim  mevcut. Çatışmaların ortaya çıkması her an için  mümkün. Kerkük'ün Irak'a mı, yoksa Kürdistan'a mı  ait olduğunun belirleneceği referandum ertelenmek  zorunda kalmıştı. Irak'ın güneyindeki Şiiler,  Kürtlerin güçlü bir merkezi devlet kurulmasına  karşı çıkmasını belirli bir ölçüde sempatiyle  karşılıyorsa da, Kürtlerle Şiileri ve onların  İran'daki destekçilerini birbirine bağlayan fazla  bir şey yok.

            Erbil Valisi Hadi Mawlood'un konferansta  Kürt-Türk dostluğundan söz etmesinin nedeni bu.  Mavlood konuşmasında, "Kürtler, Saddam Hüseyin  1988 yılında Halepçe'de kimyasal bombalarla yaklaşık  10 bin kişiyi öldürdüğünde Türkiye'nin milyonlarca  göçmeni kabul ettiğini unutmadılar" şeklinde konuştu.  Kürdistan Başbakanı Necirvan Barzani, Erbil'de  düzenlenen söz konusu etkinliğin masraflarını  üstlendi. Konferansın arkasında Başbakan Erdoğan'ın  hükümeti yer alıyorsa da, bunun için önce Türkiye'deki  sıradan insanların ve ordunun desteğinin alınması  gerekiyor. Türköne, "Bugün, devletimizin  değiştirilmesi için çalışıyoruz. Bunun için sizin  desteğinize de ihtiyacımız var" dedi. Kürt  Cumhurbaşkanı Mesud Barzani de, PKK'ya saldırılarını  durdurma çağrısında bulundu.

 

FRANSA BASINI

 

Değerlendirme:

 

Fransa basını Irak konusunu, “Irak’ın BM'den yürürlükteki yaptırımları kaldırmasını istemesi, Irak'ın yeniden inşası konusunda Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin 'sınırsız' işbirliği önermesi ve Sarkozy’nin Irak'a yaptığı sürpriz ziyaretin  ardından Maskat'ta  bölgenin  dengesi açısından Irak'ın öneminin altını çizmesi, Irak Başbakanı Maliki’nin  ABD'nin Irak üzerindeki baskı döneminin sona erdiğini belirtmesi, Kürdistan Başbakanı Neçirvan Barzani’nin ABD'nin Irak'tan  birliklerini çekmeden önce Irak Özerk Kürdistanı  ile Bağdat'taki merkezi hükümet arasındaki  sorunları çözmesi gerektiğini belirtmesi” çerçevesinde değerlendirmektedir.

 

 

AFP: "IRAK BM'DEN YÜRÜRLÜKTEKİ YAPTIRIMLARI KALDIRMASINI İSTEDİ"

 

            BAĞDAT, 06/02(AFP)(BYE)--- Irak Başbakanı Nuri  el Maliki bugün BM'den, Saddam Hüseyin'in birliklerinin  Kuveyt'i 1990'da işgalinden bu yana ülkesine karşı hala  yürürlükteki yaptırımları kaldırmasını istedi.

            Bağdat'ta düzenlenen ortak basın toplantısında  Maliki, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'dan, "661 sayılı  karar dahil, Irak'a uygulanan bütün kararların gözden  geçirilmesini" istedi.

            BM Genel Sekreteri, "Irak halkını ve hükümetini  cumartesi günü yapılan bölgesel seçimler konusunda  kutlamak ve uluslararası toplumun desteğini göstermek  amacıyla" Irak'ın başkentine sürpriz bir ziyarette  bulundu.

            Güvenlik Konseyi’nce 6 Ağustos 1990'da kabul  edilen 661 sayılı karar, 2 Ağustos 1990'da Kuveyt'i  işgal etmesinin ardından Saddam Hüseyin rejimine  geniş yaptırımlar dayatıyor.

            Mart 2003'te ABD'nin işgal etmesinin ardından  22 Mayıs 2003'te kabul edilen 1483 sayılı kararla  birçok yaptırım kaldırıldı, ancak özellikle Irak'a  silah ihracat yasağı ve mali yaptırımlar sürdürülüyor.

            BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, BM'nin "bütün  kararlarını gözden geçirme sürecinde olduğunu ve New  York'a dönüşünde Güvenlik Konseyinden bu sorun  üzerine eğilmesini isteyeceğini" belirtti.

  

AFP: "IRAK'IN YENİDEN İNŞASI KONUSUNDA SARKOZY 'SINIRSIZ' İŞBİRLİĞİ ÖNERDİ"

 

            BAĞDAT, 10/02(AFP)(BYE)--- Bugün, Bağdat'ı  ziyaret etmekte olan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas  Sarkozy, Irak hükûmetine, ülkenin yeniden inşaası  için başta ekonomik ve güvenlik alanlarında olmak  üzere "sınırsız iş birliği" önerdi.

            Sarkozy, Iraklı mevkidaşı Celal Talabani'nin  de katılımıyla basına yaptığı açıklamada,  "Fransa'nın, Irak'ın ekonomik kalkınmasına, altyapının yenilenmesine katılma arzusunu belirttim.  İşbirliğimiz sınırsızdır. Ekonomik planda, enerji  ve yeniden inşa alanlarında iş birliği istiyoruz."  dedi.

            Irak'a sürpriz bir ziyaret yapan ilk Fransa  Cumhurbaşkanı olan Sarkozy sözlerine şöyle devam  etti: "Aydınlarınızın eğitilmesi konusunda size  yardım edebiliriz, polis ve güvenlik güçleriyle  ilgili olarak size yardımcı olabiliriz, iş birliği  yapabiliriz, Irak ordusunu da eğitebiliriz,  donanımını sağlayabiliriz."

            "Diplomatik alanda da size yardım edebiliriz.  Bizim desteğimiz sürekli ve müdahalesiz olacaktır."  diye sözlerini noktalayan Sarkozy'nin, Irak'tan  sonra Umman, Bahreyn ve Kuveyt'e hareket etmesi  bekleniyor.

AFP: "MALİKİ: ABD'NİN IRAK ÜZERİNDEKİ BASKI DÖNEMİ GEÇTİ"

 

            BAĞDAT, 10/02(AFP)(BYE)--- Bağdat'ın siyasi  reformlar gerçekleştirmesini isteyen Amerikan  Başkan Yardımcısı Joe Biden'in açıklamalarına  cevaben Irak Başbakanı Nuri el Maliki bugün,  ABD'nin Irak üzerindeki baskı döneminin sona  erdiğini belirtti.

            Bağdat'a sürpriz bir ziyarette bulunan Fransa  Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile düzenlediği  ortak basın toplantısında konuşan Nuri el Maliki,  "Irak hükümeti üzerindeki baskı dönemi geride  kaldı, Irak hükümeti sorumluluklarını biliyor"  dedi.

            Maliki, "Şayet ilave reform talepleri varsa, bu, hükümetin ve Irak parlamentosunun görevidir"  şeklinde konuştu.

            Başbakan, "Ulusal uzlaşı Irak'ta başarıya  ulaştı. Bu uzlaşının son aşamasındayız" dedi.

  

AFP: "NİCOLAS SARKOZY, BÖLGENİN DENGESİ AÇISINDAN IRAK'IN ÖNEMİNİN ALTINI ÇİZDİ"

 

            MASKAT, 10/02(AFP)(BYE)--- Fransa Cumhurbaşkanı  Nicolas Sarkozy, Irak'a yaptığı sürpriz ziyaretin  ardından Maskat'ta yaptığı açıklamada, bölgenin  dengesi açısından Irak'ın öneminin altını çizdi.

            Umman hükümdarı Sultan Kabus ile görüşmesinden  önce basına yaptığı açıklamada Sarkozy, "Siyasi  olarak Irak, bölgenin dengesi açısından son derece  önemli bir ülke" dedi.

            Sarkozy, "Irak'ın parçalanması bir felaket  olurdu zira etnik köken ve mezhep çeşitliliği  barındıran bir ülke: Devlet Başkanı Kürt, iki  Devlet Başkan yardımcısı Şii, bir diğeri Sünni"  şeklinde konuştu.

            Nicolas Sarkozy, "Irak egemenliğini yeniden  bulmakta ve demokrasiyi yeniden kurmakta. Büyük  çıkarımız olan bir ülke" dedi ve "Amerikan  askerlerinin Irak'ın şehirlerini 2009 sonuna,  ülkeyi de 2011'e kadar terkedeceklerini"  hatırlattı.

            Öte yandan Sarkozy, "Irak bölgesel seçimler  gerçekleştirdi ve çok iyi neticeler alındı:  yüzde 51'lik bir katılım, laik partilerin  kazanması ki bu demokrasiye bir adım daha  demektir ve güvenlik konusunda düzelme" şeklinde  konuştu.

            Sarkozy, "Irak ekonomimiz için çok önemlidir  (...) Irak'ta herşeyin, tamamen herşeyin yeniden  inşa edilmesi gerekiyor. Fransız şirketleri için  ve Fransızlara istihdam için bu, çok büyük bir  fırsattır" dedi.

            Irak'a yaptığı ziyaret için ABD'den izin  alıp almadığı sorusuna ise Sarkozy, "Bir Fransa  Cumhurbaşkanı Irak'a gitmek için izin  alacak değil" şeklinde cevap verdi ve Irak  Devlet Başkanı'nın davetine icabet ettiğini  belirtti.

  

AFP: "NEÇİRVAN BARZANİ: WASHİNGTON, BAĞDAT İLE KÜRDİSTAN ARASINDAKİ SORUNLARI ÇÖZMELİ"

 

            ERBİL, 17/02(AFP)(BYE)--- Kürdistan Başbakanı  bugün yaptığı açıklamada, ABD'nin Irak'tan  birliklerini çekmeden önce Irak Özerk Kürdistanı  ile Bağdat'taki merkezi hükümet arasındaki  sorunları çözmesi gerektiğini belirtti.

            Neçirvan Barzani şöyle konuştu: "ABD Başkanı  Obama birçok kez ABD'nin Irak'tan sorumlu bir  şekilde çekileceğini belirtti. Sorumlu bir  çekilmeden beklediklerimiz, ABD'nin Irak'taki  sorunları çözmesi ve Iraklılara bu sorunları  yönetmekte yardım etmesidir."

            Gazetecilere yaptığı açıklamada Barzani,  "ABD'nin rolünün, 140. madde gibi, petrol ve  petrol dağıtımı yasası gibi Irak'ta var olan  sorunların çözülmesine yardımcı olmak olduğunu  yineliyorum." dedi.

            Anayasa'nın 140. maddesi, Kerkük'te olduğu  gibi, Saddam Hüseyin'in Araplaştırma politikasının  ardından ortaya çıkan münazaalı topraklar sorununun  çözülmesiyle ilgili bir madde.

            Barzani ayrıca, yabancı petrol şirketleriyle  Kürdistan arasında imzalanmış olan anlaşmaların  geçerli olduğunu ve Irak Petrol Bakanı Hüseyin  Şehristani'nin bunları iptal edemeyeceğini belirtti.

            Neçirvan Barzani: "Anayasa'ya aykırı hiçbir  şey yapmadık. Bundan dolayı ne Şehristani'nin,  ne de bir başkasının anlaşmalar uluslararası  kriterlere ve Kürdistan'a verilen anayasal  iktidara riayet ettiği sürece yabancı şirketlerle  Kürdistan arasında imzalanan petrol anlaşmalarını  bozmaya hakkı yoktur."

 

İNGİLTERE BASINI

 

Değerlendirme:

 

İngiltere basını Irak konusunu, “Irak'ta yerel seçimler öncesinde üç adayın öldürülmesi, Irak'taki yerel seçimleri Başbakan Maliki’nin önde götürmesi, Irak Kürtlerinin parlamento seçimlerini 19 Mayıs'ta yapacağı, seçimlerin el Kaide'nin Irak'tan çıkartılmasına yardımcı olabileceği, Irak petrol anlaşmalarının cazibesinin uluslararası  petrol firmalarını birbiriyle yarışa özendirmekle birlikte firmaların büyük riske girdikleri kaygısı taşımaları, ABD Başkanı Obama’nın Cumhurbaşkanı Gül ve  Başbakan Erdoğan ile konuşmasında Türkiye'nin Irak ile gelişmekte olan  ilişkilerine desteğini vurgulaması” bağlamında değerlendirmektedir.

  

REUTERS: "IRAK'TA YEREL SEÇİMLER ÖNCESİNDE ÜÇ ADAY ÖLDÜRÜLDÜ"

 

            BAĞDAT, 29/01(REUTERS)(BYE)--- Irak polisi  silahlı kişilerin bugün iki ayrı olayda -yerel  seçimlere iki gün kala- üç adayı öldürdüğünü  bildirdi.

            Polis, öldürülen üç kişinin de Sünni Arap  azınlıktan olduğunu açıkladı.

            Ulusal Birlik listesi adayı Hazem Salem Ahmed,  Irak'ın kuzeyindeki Ninevo bölgesinin başkenti olan  Musul'daki evinin önünde vuruldu.

            Irak İslam Partisi'nden Ömer Faruk el Ani ise  seçim kampanyası dahilinde bir gösteriye katılmasının  ardından Bağdat'ın Amiriya bölgesinde bulunan evinin  yakınlarında silahlı kişilerce öldürüldü.

            Yerel seçimlerde aday olan Abbas Farhan da, İran  sınırı yakınındaki Dilaya bölgesindeki Mandilli  kasabası yakınlarındaki bir köyde vurularak öldürüldü.

            Son haftalarda en az iki aday daha öldürüldü,  ancak ABD'li ve Iraklı yetkililer Irak'ta 2005'ten bu  yana yapılacak olan ilk seçim öncesinde şiddet  olaylarında bir artış olmadığını söylüyor.

            Çok sayıda Sünni Arap dört yıl önceki yerel  seçimleri boykot etmişti ve şimdi de cumartesi günü  yapılacak olan seçimlere topluluk içinden hararetli  bir itiraz var.           

  

REUTERS: "IRAK'TAKİ YEREL SEÇİMLERİ MALİKİ ÖNDE GÖTÜRÜYOR"

 

            BASRA, 01/02(REUTERS)(BYE)--- Arif Muhammed  bildiriyor:

 

            Irak Başbakanı Nuri el Maliki'nin adayları  yerel seçimlerde zaferi elde edecek gibi görünüyor.  Böylesi bir sonuç Saddam sonrası siyasi düzeni  tersine çevirip bir zamanlar güçsüz olarak kabul  edilen bir liderin güç kazanmasına neden olabilir.

            Resmi seçim sonuçlarının açıklanmasına daha  günler olsa da rakip Şii partilerinin liderleri,  Maliki'nin Hukuk Devleti Koalisyonunun yeterli  oyu alıp Şii bölgelerinde büyük bir başarı elde  edeceğini söylüyorlar.

            Sonuçlar kesinleştiği takdirde, Irak'ın Şii  bölgelerini, Saddam Hüseyin'in 2003 yılında  devrilmesinden bu yana Bağdat'ı pek de dikkate  almadan yöneten dini partiler büyük bir yenilgiye  uğrayacak.

            Başbakan çoğunluğunu Şiilerin oluşturduğu  ülkede bu yıl yapılacak ulusal seçimler için iyi  bir çıkış yakalayabilir. Maliki şu ana dek kent ve  köylerin yönetiminde çok az paya sahipti. 

 

REUTERS: "IRAK KÜRTLERİ PARLAMENTO SEÇİMLERİNİ 19 MAYIS'TA YAPACAK"

 

            ERBİL, 02/02(REUTERS)(BYE)--- Irak'ın  kuzeyindeki yarı özerk Kürt bölgesi yeni bir bölge  meclisi oluşturmak üzere 19 Mayıs'ta seçime gidiyor.

            Kürt Ulusal Meclisi Başkanı Adnan Müfti bugün,  Kürdistan Başbakanı Neçirvan Barzani ile birlikte  katıldığı basın toplantısında, Erbil şehrindeki  Kürt bölge yönetiminin prensipte, mayıs ayında  parlamento seçimlerini yapmayı kararlaştırdığını  açıkladı.

            Müfti, Kürt bölgesindeki üç eyaletin  liderlerini seçmek amacıyla düzenlenecek seçimler  içinse henüz bir tarih belirlenmediğini bildirdi.

REUTERS: "SEÇİMLER EL KAİDE'NİN IRAK'TAN ÇIKARTILMASINA YARDIMCI OLABİLİR"

             MUSUL, 06/02(REUTERS)(BYE)--- Tim Cocks  bildiriyor:

             El Kaide'nin Irak'taki son kalesindeki yerel  seçimlerde küskün Sünni Arapların yeniden söz hakkı  kazanması; şiddeti tırmandıran ve İslamcı aşırılık  yanlılarına yuva sağlayan dargınlıklarını büyük  ihtimalle azaltacaktır.

            Savunma analistleri, 31 Ocak'taki yerel  seçimlerde Irak'ın Ninova bölgesinde Sünni Arap  partilerin kazandığı başarının, hala şiddet içindeki  kuzey bölgesinin, örgütün denizaşırı taraftarlarının  ülkedeki çıkarlarının da azaldığı bir zamanda, El  Kaide'ye karşı daha müsamahasız bir ortam  hazırlayacağına işaret ediyor.  

            Janusian Güvenlik Risk Yönetimi Başkanı David  Claridge, "El Kaide Irak'tan çok Afganistan'a  yoğunlaşma kararı aldı. (Irak'ta) sahip oldukları  çıkarlar artık yok. El Kaide sahneden inmeyecek,  ancak diğer birçok yerde olduğu gibi bir yan  terörist örgüt haline gelecektir" dedi. 

            Irak'ın pek çok bölgesindeki şiddet, ABD  önderliğindeki 2003 işgalinden bu yana en düşük  seviyeye gerilese de, bir zamanlar egemen olan Sünni  Arapların 2005'teki son seçimleri boykot ettiği Ninova  ve bazı bölgelerde karışıklık sürüyor.

            Yerel meclislerin seçilmesini amaçlayan oylama, Şii Müslümanların çoğunlukta olduğu Irak'taki siyasi  haritayı değiştirdi. Ninova ve başkenti Musul'da,  seçimlerin sükunete katkısı büyük olabilir.

            Geçen cumartesi yapılan seçimlerde Ninova'da  pek çok eski Baasçının desteklediği Sünni el-Hadba  bloğu oyların yüzde 48,4'ünü kazanırken, ana Kürt  grup oyların yüzde 25,5'ini elde etti.

            Bu da, iki ana etnik grup arasındaki siyasi  ilişkileri yeniden dengeli bir hale getirdi. Pek çok kişinin şüphe ettiği gibi, Musul'daki isyanın  merkezinde eski Baasçılar varsa, daha kapsamlı bir  bölgesel meclis bu kişileri savaştan vazgeçmeye  ikna edebilir.  

            El Hadba lideri Atheel e-Nujaifi ilk sonuçların  ardından Reuters'a yaptığı açıklamada, "Listemizin  kazanması pek çok silahlı grubun silahlarını  bırakmasına neden olacaktır" dedi.

            Kürt liderler bir tartışma yaratacak gibi  görünmediler.

            Ninova'nın bir Kürt olan Vali Yardımcısı Khasro  Goran, "Ne kadar büyük olduğumuzu ve sahip olduğumuz  desteği biliyoruz ve bu desteğin oyların üçte  birinden fazla olamayacağını da biliyoruz" dedi.

            Ninova'daki eski Baasçılar arasında sükunetin  artması el Kaide için kötü haber olabilir.

            Aşırılıkçı grubun Musul'daki varlığı, sadece  kaosa ihtiyaç duyan Baasçıların lehineydi. Yoksa  el Kaide'nin katı İslamcılığına oldukça karşıydılar.

 

REUTERS: "BÜYÜK PETROL REZERVİ IRAK ANLAŞMALARINI ÇEKİCİ KILIYORSA DA ŞÜPHELER SİLİNMİŞ DEĞİL"

             İSTANBUL, 15/02(REUTERS)(BYE)--- Simon Webb  bildiriyor:

             Irak petrol anlaşmalarının cazibesi, uluslararası  petrol firmalarını, bu ülkenin en değerli petrol  sahalarına ulaşmak için birbiriyle yarışa özendiriyorsa  da firmaların yöneticileri, küçük bir ödül için büyük  bir riske girme kaygısından kurtulmuş değil.

            Iraklı petrol yetkililerinin İstanbul'da, Irak'ın  petrol üretim sahaları için açtığı ihalelere teklif  sunan 32 enerji firmasından temsilcileri konuk ettiği  üç günlük atölye çalışması dün sona erdi. Irak bunun  ardından en büyük petrol sahasından altısını içeren  ihale sözleşmelerini yeniden incelemeye açmayı önerdi.

            Atölye çalışmasında, petrol şirketlerinin şüphe  duyduğu pek çok nokta açıklığa kavuştuysa da, firmaların  yöneticileri, dünyanın üçüncü büyük petrol rezervine  erişmenin tüm çekiciliğine rağmen, hoşlanmadıkları bir  sözleşme modeline imza atmaya bir türlü yanaşmıyorlar.  

            Büyük bir petrol şirketinden bir üst düzey yetkili kimliğinin açıklanmaması kaydıyla yaptığı değerlendirmede, "Elbette girmek istiyorsunuz, ama tüm paranızı yitirmek de istemiyorsunuz. (...) Bir CEO için böyle bir durumu  mazur göstermek zor olacaktır. Burada olumsuz bir hava  var" diye konuştu.

            Petrol hizmet anlaşması sabit ücret üzerinden  yapılıyor. Büyük petrol şirketleri ise, kendilerine  kârdan pay verip rezervden de pay almalarına imkân  tanıyacak anlaşmaları tercih ediyorlar.

            Analistler, Irak'ta mevcut güvenlik, siyaset  ve hukuk ortamının doğurduğu endişelerin, petrol  firmalarını, anlaşmaları imzalasalar da uygulamayı  ertelemeye yönlendirebileceği görüşündeler.

            Ancak, Irak Petrol Bakanlığından üst düzey bir  yetkili Irak'ın böyle bir yaklaşımı kabul etmeyip altı  ay içince yürürlüğe konulmaması halinde anlaşmaları  iptal edeceğini söyleyerek, "Hiçbir şirketin sözleşmeleri  ceplerine koyup hiçbir şey yapmadan oturmasını  istemiyoruz" dedi. 

 

REUTERS: "OBAMA, TÜRKİYE'NİN IRAK İLE GELİŞMEKTE OLAN İLİŞKİLERİNE DESTEĞİNİ VURGULADI"

 

            WASHINGTON, 17/02(REUTERS)(BYE)--- Beyaz  Saray'dan dün yapılan açıklamaya göre, ABD Başkanı  Barack Obama, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve  Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile konuştu. Başkan  liderlere ülkeleriyle bağların güçlendirilmesini  umduğunu ve Türkiye'nin Irak ile gelişmekte olan  ilişkilerine desteğini vurguladı.

            Obama her iki liderle de günün erken saatlerinde  telefonla görüştü.

            Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada şöyle denildi:  "Her iki görüşmede de liderler, ABD'nin gelişmekte  olan Türkiye-Irak ilişkilerine desteği, Orta Doğu'daki  barış çabaları konusunda işbirliğinin önemi, ABD'nin  Pakistan ve Afganistan politikasını gözden geçirmesi  gibi gündemdeki konular üzerinde tartıştılar."

            Türkiye defalarca Irak'ın kuzeyindeki dağlık  bölgede gizlenen Kürt ayrılıkçılara saldırı düzenlemişti.

            Beyaz Saray, Obama'nın, ABD-Türkiye ittifakının  önemine değindiğini ve karşılıklı stratejik çıkarlar  doğrultusunda "geniş bir yelpazede" birarada çalışmayı  umduğunu vurguladığını bildirdi.

            Beyaz Saray açıklamada, "Başkan, ABD-Türkiye  ilişkilerini güçlendirme ve NATO'da etkin bir biçimde  birarada çalışma konularındaki arzusunu ifade etmiştir"  dedi.

            Erdoğan'ın makamından yapılan açıklamaya göre  Başbakan iki ülke arasındaki stratejik işbirliğinin  altını çizdi.

            Açıklamaya göre, "Başbakan Erdoğan özellikle  Türkiye'nin Ermenistan ve Orta Doğu politikaları  konusundaki hassasiyetine vurgu yaptı ve ABD'nin  iki ülke arasındaki ilişkilere zarar vermemek için  adil ve tarafsız bir politika izlemesinin önemli  olduğunu söyledi."

            Türkiye'nin Kuzey Irak'ın Kürdistan İşçi  Partisi (PKK) gerillalarına karşı yürüttüğü  operasyonlara ABD'nin yaptığı itirazlar geçmişte  Ankara ve Washington arasında gerilime neden  olmuştu. Gerillalar Türkiye'de sıklıkla saldırı  düzenliyorlar.

            ABD-Ermenistan bağları ise bir başka muhtemel  gerginlik kaynağı. Türkiye, Ermeni soykırımı  iddialarını sert bir şekilde reddediyor ve  soykırımın ABD tarafından tanınmasının ABD-Türkiye  ilişkilerini "zehirleyeceğini" söylüyor.

 

ARAP BASINI

  

MISIR BASINI

 

Değerlendirme:

 

Mısır basını Irak konusunu, “Almanya dışişleri bakanının Irak'ı ziyaret etmesi” çerçevesinde değerlendirmektedir.

  

EL AHRAM: "ALMANYA DIŞİŞLERİ BAKANI IRAK'I ZİYARET EDİYOR"

 

            KAHİRE, 18/02(BYE)--- Tirajı günde 1 milyon  500 bin olan hükümet yanlısı el Ahram gazetesinin  18 Şubat 2009 tarihli sayısında, yukarıdaki başlık  altında yayımlanan haberin çevirisi şöyledir:

 

            Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani, iki günlük  bir ziyaret için salı günü Bağdat'a gelen Almanya  Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ile görüştü.  Bir dizi konuda görüşme yapan ikili, iki ülke arasında  iş birliğinin geliştirilmesinin önemini vurguladı.

            Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkan Yardımcısı  Kosret Resul Ali, Irak Başkan Yardımcısı Berham  Salih ve Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari'nin  de katıldığı toplantıda, Steinmeier, ocak ayında  yerel seçimlerin başarıyla gerçekleştirilmesinden  ve Irak'ta güvenlik sorununun önemli ölçüde çözülmüş  olmasından duyduğu memnuniyeti bildirdi.

            Kürt kaynaklarına göre, Kürdistan bölgesini de  ziyaret edecek olan Steinmeier, Kürdistan bölgesinin  en büyük şehri Erbil'de (metinden aynen) Alman  Konsolosluğunun açılışını yapacak.

            Irak kabinesinden yapılan bir açıklamaya göre,  Irak Başbakanı Nuri el Maliki de salı günü Steinmeier  ile görüştü. İkili, siyasi ve diplomatik konuların  yanı sıra Irak'ta Alman diplomatik temsilciliğini  bir üst düzeye çıkarma konusunu da görüştü. Her iki  taraf da Irak'ın yeniden inşasında iş birliğinin  gereğini vurgularken, Maliki, Alman şirketlerini  Irak'a yatırım yapmaya davet etti.

            Steinmeier'in ziyaretinin son 20 yılda Almanya'dan  Irak'a yapılan en üst düzey ziyaret olduğunu belirten  Maliki, Steinmeier'in ocak ayındaki yerel seçimlerin  başarıyla gerçekleştirilmesinden ve Irak'ta güvenlik  sorununun önemli ölçüde çözülmüş olmasından memnuniyet  duymasının, Almanya'nın Irak halkına ve hükümetine  desteğini simgelediğini bildirdi.

 

ULUSLARARASI ARAP BASINI

 

Değerlendirme:

 

Uluslararası Arap basını Irak konusunu, “Erbil’de yüzlerce düşünürün katılımıyla Türk-Kürt diyaloğu için konferans düzenlenmesi, Başkan Obama'nın Cumhurbaşkanı Gül ve  Başbakan Erdoğan'a Amerika'nın Türkiye'nin  Irak ile gelişen ilişkilerini desteklediğini bildirmesi” bağlamında değerlendirmektedir.

 

 

EL ŞARK'UL EWSAT: "ERBİL... YÜZLERCE DÜŞÜNÜRÜN KATILIMIYLA TÜRK-KÜRT DİYALOĞU İÇİN KONFERANS DÜZENLENİYOR"

 

            ANKARA, 16/02(BYE)--- Londra'da Arapça yayımlanan  el Şark'ul Ewsat gazetesinin 16 Şubat 2009 tarihli  internet sayfasında, yukarıdaki başlık altında yer  alan haberin çevirisi şöyledir:

             Erbil'de dün Türk-Kürt diyaloğu konferansının  ilk oturumu, iki taraftan yüzlerce düşünürün ve  tarihçinin katılımıyla başladı. İki gün sürecek  konferansın amacı, Irak bölgesi ile Türk hükümeti  arasındaki ilişkileri geliştirecek yollar aramak.

            Konferans, Erbil'deki Selahaddin Üniversitesinde  "Barış ve Geleceği Birlikte Aramak" başlığı altında  düzenleniyor. Abant Platformu ve Mukriyan basım ve  yayın kuruluşu tarafından düzenlenen konferans,  Kürdistan Bölgesel Hükümeti tarafından da destekleniyor.

            Abant Platformu Başkanı Mümtazer Türköne, "Bu  konferans aracılığıyla Türk ve Kürt halkının bakış  açılarını yakınlaştırmaya çalışıyoruz; çünkü iki  tarafın da korkuları, birbirlerine karşı yanlış  düşünceleri var" dedi.

            AFP de Türköne'nin şu sözlerini aktardı: "Attığımız  bu ilk adımla birlikte büyük bir karşılık gördük. Bu  konferanslar aracılığıyla yeni adımlar atabileceğimizi  ve ortak bir noktaya ulaşabileceğimizi düşünüyoruz."

            Türköne, konferansın; insan haklarına saygı  gösterecek, bir uzlaşı sağlayacak ve ortak çalışmanın  yollarını gösterecek tavsiyelerle sonuçlanmasını  amaçladığını kaydetti.

            Konferansa katılanlar arasında, Dışişleri Bakanı  Ali Babacan'ın selamlarını katılımcılara ileten  Türkiye'nin Musul Konsolosu Hüseyin Avni de bulunuyor.  Avni yaptığı açılış konuşmasında şunları söyledi:  "Dışişleri Bakanı Ali Babacan adına bütün katılımcıları  kutluyorum. Bu konferansın bölgedeki kardeşlik ve barış  ilişkilerini geliştirmek adına bir vesile olmasını  diliyorum."

            Bölgesel Yönetim Kültür Bakanı Felekeddin Kakai  de konferansın oldukça önemli düşünsel ve kültürel  bir adım olduğunu kaydetti. Bu kadar çok sayıda Türk  ve Kürt aydının, doğrudan bir diyalog kurmak için ilk  kez bir araya geldiğine işaret eden Kakai, bunun  ilişkilerin geleceğini olumlu yönde etkileyeceğini  söyledi.

            Türkiye'nin, Kürt yönetimini PKK'ya destek vermekle  suçlaması nedeniyle, Türk hükümeti ile bölgesel Kürt  yönetimi arasında bir güvensizlik yaşanıyor.

            Türkiye ve bölgesel Kürt yönetimi arasındaki buzlar  karşılıklı ziyaretlerin ardından az da olsa eridi. Türkiye,  yönetimden, PKK unsurlarını Kuzey Irak'tan çıkarmasını  istiyor.

görüşmüştü. 

 

EL ARAB: "OBAMA İRAN'IN NÜFUZUYLA SAVAŞMAK İÇİN TÜRKİYE'Yİ IRAK'A ÇEKMEYE ÇALIŞIYOR"

 

            ANKARA, 17/02(BYE)--- Londra'da Arapça yayımlanan  el Arab gazetesinin 17 Şubat 2009 tarihli internet  sayfasında, yukarıdaki başlık altında yayımlanan  haberin çevirisi şöyledir:

 

            Beyaz Saray pazartesi günü yaptığı açıklamada,  Barack Obama'nın, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve  Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, Ankara'yla bağları  güçlendirmeyi umduğunu ve Amerika'nın, Türkiye'nin  Irak ile gelişen ilişkilerini desteklediğini bildirdi.  Obama daha önce de Gül ve Erdoğan ile telefon görüşmesi  yapmıştı.

            Beyaz Saray, yayımladığı bildiride şu cümleleri  kullandı: "Liderler yaptıkları her iki görüşmede de  gündemdeki konuları ele aldılar. Bunlardan bazıları,  ABD'nin, Irak ile Türkiye arasında gelişen ilişkileri  desteklemesi, Orta Doğu'daki barış çabalarında  işbirliğinin öneminin vurgulanması ve ABD'nin,  Afganistan ve Pakistan'a ilişkin politikalarını  gözden geçirmesiyle ilgiliydi."

            Gözlemciler, Türkiye'nin Gazze savaşına yönelik  tavrından ve Davos'ta yaşanan tartışmanın ardından  Washington'dan gerilimi tırmandıracak bir tavır  beklenirken, bu yönelimin oldukça şaşırtıcı olduğunu  söylüyor.

            Obama'nın Türkiye ile ABD arasındaki ittifakın  öneminin altını çizdiğini açıklayan Beyaz Saray,  "Başkan, ABD-Türk ilişkilerini güçlendirmeye ve NATO'da  birlikte etkin bir biçimde faaliyet göstermeye vurgu  yaptı" dedi.

            Analistlere göre, ABD'nin Türkiye'yi Irak'a  yaklaşmaya teşvik etmesinin amacı, İran'ın nüfuzunu  bulandırarak, İran ve Türkiye'nin bölgedeki çıkarlarını  çatıştırmak. Amerika'ya göre, Türkiye İran'ın nüfuzunu  azaltmada güçlü bir müttefik olabilir. Zaten bazı  gözlemcilere göre, ABD-Irak savaşından en karlı  çıkan taraf Türkiye oldu.

            Diğer taraftan Erdoğan'ın bürosundan yapılan  açıklamaya göre, Başbakan stratejik ortaklığın altını  çizdi. Yapılan açıklamada, "Başbakan Erdoğan,  Türkiye'nin Ermenistan ve Orta Doğu politikalarıyla  ilgili hassasiyetlerini aktardı ve ilişkilerin  etkilenmemesi için ABD'nin tarafsız bir politika  izlemesi gerektiğini ifade etti" denildi.

            Türkiye'nin kuzey Irak operasyonları, ikili  ilişkilerdeki gerilimi artıran nedenlerden biriydi.  Öte yandan, ABD-Ermenistan ilişkileri de olası bir  gerginliğe zemin hazırlayabilir. Türkiye'nin yaptığı  açıklamaya göre, ABD'nin Ermeni soykırım yasa  tasarısını onaylaması ikili ilişkileri zehirler.

 

DİĞER

  

AZERBAYCAN BASINI

 

Değerlendirme:

 

Azerbaycan basını Irak konusunu, “Iraklı Kürtlerin PKK'nın ülkeyi terk etmesini istemesi” çerçevesinde değerlendirmektedir.

  

ÜÇ NOKTA: "IRAKLI KÜRTLER, PKK'NIN ÜLKEYİ TERK ETMESİNİ İSTİYOR"

 

            BAKÜ, 29/01(BYE)--- Tirajı günde 2.500 olan  tarafsız Üç Nokta gazetesinin 29 Ocak 2009 tarihli  sayısında, yukarıdaki başlık altında yayımlanan  haberin çevirisi şöyledir:

 

            PKK terör örgütünün Kuzey Irak'taki faaliyetine  karşı mücadele etmek amacıyla Erbil'de Türkiye, ABD  ve Iraklı yetkililerden oluşacak üçlü komuta  merkezinin kurulmasına yönelik alınan karar, terör  örgütünde büyük rahatsızlığa yol açtı. Karara tepki  gösteren örgüt, başta Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar  Zebari olmak üzere Iraklı Kürt yetkilileri hedef  alan tehditkar açıklamalarda bulundu: "Türkiye ve  ABD ile birlikte PKK'ya karşı mücadele etmesi,  Iraklı Kürt liderlerin sonunu getirecek. Söz konusu  kişiler, PKK'yı ne karşılığında Türkiye'ye  sattıklarını açıklamalılar. Bu anlaşmaya imza  atanlar, PKK'nın en büyük düşmanları olduklarını  ve gereken cevabı alacaklarını bilmeliler."

            Terör örgütünün Iraklı Kürtlere yönelik tehdit  içeren açıklamalarının ardından en sert tepkiyi,  Iraklı Kürtlerin bölgedeki güvenlik işleri sorumlusu  Mam Rostem verdi: "PKK, silahla hiçbir sonuç  alamayacağını görmelidir. Türkiye ve İran'ın 2-3  askerini öldürmekle Kürtler özgürlüklerini  kazanamazlar. PKK'nın silahlı eylemleri, sadece  Türkiye'de yaşayan Kürtlerin değil, Iraklı  Kürtlerin de güvenliğini tehlikeye atıyor."

            Bu arada, terör örgütüne yönelik operasyonları  protesto eden 4 PKK'lı yakalandı. Söz konusu  kişilerin, Türkiye'ye iadeleriyle ilgili  girişimlerin başlatıldığı kaydedildi. 

 

İRAN BASINI

 

Değerlendirme:

 

İran basını Irak konusunu, “Türkiye'nin Irak Özel Temsilcisi Özçelik’in Irak Cumhurbaşkanı Talabani ile görüşmesi” çerçevesinde değerlendirmektedir.

 

İRNA: "TÜRKİYE ÖZEL TEMSİLCİSİ, IRAK CUMHURBAŞKANI İLE GÖRÜŞTÜ"

 

            ANKARA, 18/02(BYE)--- İran Haber Ajansı'nın  (İRNA) 18 Şubat 2009 tarihli internet sayfasında,  yukarıdaki başlık altında yayımlanan Farsça haberin  çevirisi şöyledir:

 

            Türkiye'nin Irak Özel Temsilcisi Murat Özçelik dün Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani ile görüştü.

            Türk devlet televizyonunda yayınlanan habere  göre, Talabani görüşmede, iki ülkenin menfaatlerinin  korunması için Irak ve Türkiye'nin stratejik  işbirliğinin gereği üzerinde durdu.

            Irak'taki gelişmeler ve ikili ilişkilerin ele  alındığı bu görüşmede taraflar, iki ülke arasındaki  ilişkinin gelişmesinden memnun olduklarını  belirttiler.

            Murat Özçelik, bu görüşmede Irak'ın siyasi  sürecinin ülkesi tarafından desteklendiğini  vurguladı.

 

 

 

 

ARŞİV