Kültürel Yaşam   Kültürel Yaşam
 

1930'lardan itibaren ivme kazanan sanat ve kültür atılımları programı dahilinde; 19. yüzyıl sonunda öğretime başlayan ve o zamanki adı "Sanayi-i Nefise Mektebi" olan Güzel Sanatlar Akademisi 1936'da revize edilmiş ve Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlanmıştır. Akademinin resim bölümü başkanlığını 1949-1950 yıllları arasında Fransız Ressam Leopold Levy yürütmüştür. Nitekim D Grubu'ndan sonra Türk resim tarihi içindeki en önemli topluluk Levy'nin öğrencileri tarafından kurulan "Yeniler Grubu" olmuştur. Sergi etkinliklerini 1955'lere kadar sürdüren grup, önceleri toplumsal içerikli konulara ağırlık vermişse de kısa bir süre sonra toplumsal gerçekçi anlatım biçiminden uzaklaşmıştır.

Batı sanat akımlarının daha yakından izlenmeye başlandığı 1950'lerde Türk resim sanatındaki ilk soyut denemeler ortaya çıkmış ve kısa sürede çok sayıda sanatçı soyut resme yönelmiştir. Bunlar arasında Adnan Çoker, Lütfü Günay, Şemsi Arel, Abidin Elderoğlu ve Sabri Berkel hat sanatı ve kaligrafi aracılığı ile soyut biçime geleneksel bir tat ve hava kazandırmaya çalışmışlardır. 1960 ve 1970'lerde; figüratif sanatın en önemli savunucularından Neşet Günal'ın toplumsal içerikli tuvalleri, Devrim Erbil'in minyatürü anımsatan görünümleri, Cihat Burak'ın halk sanatından izler taşıyan bezemesel nitelikli resimleri, Orhan Peker'in lekeci bir yaklaşımla oluşturduğu hayvan resimleri ve bozkır görünümleri figüratif eğilimin çeşitliliğini gösteren örnekler olmuşlardır. 1970'lerden başlayarak Türk resminde soyut-figüratif ve evrensel-yerel gibi karşıt eğilimler berraklaşarak bazı sentezlere ulaşılmıştır. Öncü ve deneysel çalışmalar, ilki 1977'de düzenlenen ıstanbul Sanat Bayramı çerçevesinde yer alan "Yeni Eğilimler" sergileriyle desteklenmiştir. 1980 sonrası ve günümüzde geleneksel tuval resminin yanısıra kavramsal sanat çalışmaları da yaygınlaşmıştır.


"Karaman Medresesi Kapısında",
Osman Hamdi Bey

 

Heykelcilik
Osmanlı döneminin son yıllarında başlayan kültürel anlamda Batı ile yakınlaşma sürecinde, diğer sanat alanlarında olduğu gibi heykelcilik alanında da bir canlanma olmuştur. Cumhuriyet döneminde de heykelcilik sanatını geliştirmek için çalışmalar sürdürülmüştür. Geçmiş kültürlerin heykel mirasını gün ışığına çıkarmak amacıyla "Ulusal Kazılar" adlı toplu kazı çalışmalarına başlanmış, heykel öğreniminde yabancı ustaların deneyimlerinden faydalanılmış, başarılı genç heykeltraşlar eğitim için yurt dışına gönderilmiştir. 1937 yılında Alman heykelci Rudolf Belling, Devlet Güzel Sanatlar Akademisi heykel bölümünün başına getirilmiştir. 1954 yılına kadar akademide öğretim üyeliğini sürdüren Belling; çok sayıda öğrenci yetiştirmiş, aynı zamanda heykel çalışmalarını sürdürmüştür. İstanbul Taşlık Parkı'ndaki ve Ankara Ziraat Fakültesi bahçesindeki ınönü heykelleri Belling'e aittir. Ayrıca ülkedeki heykel sergilerinin en önemlilerinden biri yine Belling tarafından ıstanbul Teknik üniversitesi Taşkışla binasında açılmıştır.

Heykel sanatının 1950'lere kadar süren ve özellikle anıtların ve Atatürk heykellerinin ağırlık kazandığı ilk dönemine, Krippel, Canonica, Hanak, Thorak ve Belling gibi yabancı heykel ustaları damgasını vurmuştur. Bunun yanında 1937 yılından itibaren düzenlenmeye başlayan anıt yarışmalarında, Türk heykelcileri de önemli başarılar elde etmişlerdir. Nitekim yabancı sanatçıların da katıldığı "Erzurum Anıtı" yarışmasında Ali Hadi Bara birincilik ve Zühtü Müridoğlu ikincilik ödülünü almışlar, "Manisa Anıtı" yarışmasını ise Nejat Sirel kazanmıştır.


"Yalnızlık", Hüseyin Gezer

Anasayfa  |  İçindekiler