TÜRKİYENİN
GÜÇLÜ EKONOMİYE GEÇİŞ PROGRAMI
I.
1990-1999 DÖNEMİNDE EKONOMİDE OLUŞAN TEMEL
SORUNLAR
1.
Türk ekonomisi 1990lı
yıllardan itibaren sıklaşan aralıklarla ekonomik krizlerle
karşı karşıya kalmaktadır. Yaşanan bu krizlerde
dışsal etkenlerin de rolü olmakla beraber krizlerin başlıca
nedenleri: (i) sürdürülemez bir iç borç dinamiğinin oluşması ve
(ii) başta kamu bankaları olmak üzere mali sistemdeki
sağlıksız yapının ve diğer yapısal
sorunların kalıcı bir çözüme
kavuşturulamamış olmasıdır.
A. Sürdürülemez İç Borç Dinamiği
2.
Kamu kesimi toplam borç stokunun (net) GSMHya oranı 1990
yılında yüzde 29 iken, bu oran 1999 yılı sonunda yüzde 61e ulaşmıştır.
İç borç stokundaki artış ise daha çarpıcıdır.
1990 yılında yüzde 6 olan net iç borç stokunun GSMHya oranı
1999 yılında (kamu bankalarının görev zararları dahil)
yüzde 42ye çıkmıştır.
3. Borç stokundaki bu artış, dönemin ilk
yarısında yüksek faiz dışı kamu açıklarından
kaynaklanmış, ikinci yarıda ise yüksek reel faizlerin etkisi belirgin
hale gelmiştir. Nitekim 1990-1994 döneminde yıllık ortalama
olarak faiz dışı denge GSMHnın yüzde 4,5i oranında
açık verirken, enflasyondan
arındırılmış faiz ödemelerini de içeren operasyonel
kamu açığı yüzde 8,3 olmuştur. 1995-2000 döneminde faiz dışı
denge GSMHnın yüzde 0,1i oranında fazla verirken, operasyonel denge
yüzde 5,8 açık vermiştir.
Kamu Net Borç Stoğunun GSMHya
Oranı
4.
Yüksek kamu
açıklarının yanısıra 1994 yılından sonra
kamu kesiminin net dış borç ödeyici durumunda olması, yeterince
derin olmayan yurtiçi mali piyasalar üzerinde baskı oluşturmuş
ve reel faiz oranlarının yüksek seviyede kalmasına yol
açmıştır. Bu dönemde yüksek ve değişken enflasyon
ortamı risk primini artırmak suretiyle reel faiz
oranlarının yüksek seyretmesinde etken olan bir diğer unsurdur.
1992-1999 döneminde yıllık ortalama GSMH büyüme hızı yüzde
dördün altında kalırken, iç
borçlanma reel faiz oranı yüzde 32 olmuştur. Yüksek reel faizler kamu
kesiminin borçlanma ihtiyacını daha da artırmış ve
hergün Türkiyeyi daha zor bir duruma götüren bir borç-faiz kısır
döngüsünü ortaya çıkarmıştır. Borç stokundaki
artışla birlikte bu durumun sürdürülemez olduğu
açıktır.
İç
Borçlanma Reel Faiz Oranı ve GSMH Büyüme Hızı (%)

5.
1990lı yılların
ikinci yarısında borç stokundaki artışta reel faizlerdeki
artış belirleyici olmakla birlikte, borç-faiz kısır
döngüsünün çözülmesinde kamu gelir ve harcamalarında kalıcı bir
iyileşmenin sağlanmasının şart olduğu
açıktır. Bu çerçeveden bakıldığında, son on
yıllık dönemde kamu açıklarındaki artışta
harcamalara ilişkin olarak aşağıda sıralanan faktörler
etkili olmuştur:
i)
Bütçe dışı fonlar,
döner sermayeler ve mahalli idarelerin kontrol dışı
harcamalarındaki artış ve özellikle görev zararları
başta olmak üzere bazı harcamaların kamu bankaları
kanalıyla şeffaf olmayan bir şekilde karşılanması
ve bu suretle kamu maliyesinde bütünlük ve disiplinin bozulması,
ii)
Kamu sektöründeki
aşırı istihdam politikası ve verimlilikle uyumlu olmayan
maaş ve ücret artışları,
iii)
Kamu yatırım proje
stokundaki aşırı artış, yüksek maliyet ve verimsizlik,
iv)
Sosyal Güvenlik Kurumları
aktüeryal dengelerinin bozulması nedeniyle açıklarının
hızla yükselmesi,
v)
Gerçek ihtiyacı karşılamayan
tarımsal destekleme politikaları,
vi)
Ekonomik etkinliğe ters
düşen müdahalelerle yönlendirilen, yüksek maliyetle ve verimsiz olarak
çalışan büyük bir KİT sisteminin varlığı,
6.
Kamu gelirlerinde ise temel
sorun, vergi oranlarının
yüksek olmasına rağmen vergi tabanının dar olması
nedeniyle, toplam vergi tahsilatının yetersiz kalması ve vergi
yükünün adaletsiz bir biçimde dağılmasıdır.
7.
Yüksek maliyetli iç borçlanma ile
karşılanması, faiz giderlerinin bütçe içerisindeki
payını hızla artırmıştır. Nitekim, 1990
yılında toplanan her 100 liralık vergi gelirinin 32 lirası faiz ödemek için
kullanılırken, 1999 yılında bu rakam 72 liraya
yükselmiştir. Bu gelişmelerin sonucunda devlet eğitim,
sağlık, adalet gibi asli fonksiyonlarına yeterli kaynak
ayıramaz hale gelmiştir.

Konsolide
Bütçe Faiz Ödemelerinin Vergi Gelirlerine Oranı
B. Mali Sistemdeki Sorunlar
8.
Kamu bankalarına devlet
tarafından verilen tarım kesimi ile küçük ve orta boy
işletmeleri destekleme görevi sonucunda oluşan zararların
zamanında ödenmemesinin yanısıra uzun yıllardır devam
eden ve ekonomik etkinliğe ters düşen müdahaleler, kamu
bankalarının iyi yönetilememesi ve asli fonksiyonların
dışında görev verilmesi bu bankaların mali bünyelerini
önemli ölçüde bozmuştur. Kamu bankalarının finansman
ihtiyaçlarını kısa vade ve yüksek maliyetle piyasadan
karşılamaları bir yandan zararlarının gittikçe
artmasına, diğer yandan da mali sektörde istikrarsızlık
unsuru olmalarına yol açmıştır. Bu durum, piyasalarda faiz
oranlarının yüksek seviyelerde seyretmesine neden olmuştur.
Sonuç olarak, kamu bankaları bankacılık işlevini yerine
getiremez hale gelmiş ve bu bankalar Türkiyedeki toplam mevduatın
yüzde 40ını toplarken krediler içindeki payları yüzde 26da
kalmıştır.
Kamu Bankaları Görev
Zararları Stoku (GSMH'ye Oran)

9.
Son yıllarda yüksek reel
faizlere de bağlı olarak kamu kesimi borçlanma ihtiyacındaki
artış özel bankaların reel ekonomiye kaynak sağlamaktan uzaklaşarak
kamu açıklarını finanse etmeye yönelmelerine yol
açmıştır. Devlet iç borçlanma senetlerinin mevduat
bankalarının toplam aktifleri içindeki payı 1990
yılında yüzde 10dan 1999 yılında yüzde 23e
çıkmıştır. Aynı dönemde özel sektöre açılan
kredilerin toplam aktifler içindeki payı ise yüzde 36dan yüzde 24e
inmiştir. Böylece bankalar üreticiyi ve reel ekonomiyi yeterli ölçüde
destekleyememiştir.
10. Yüksek enflasyon ortamı ve belirsizlikler tasarruf
sahiplerinin kısa vadeye yönelmesine yol açmış, bankaların
varlık ve yükümlülükleri arasındaki vade uyumsuzluğu
artmıştır.
Menkul Değerler Cüzdanı
ve Özel Sektöre Açılan Krediler
(Toplam Aktifler İçerisindeki Pay,%)

11. Yüksek ve değişken enflasyon ile süratle artan borç
stokları neticesinde TLye olan güvenin zayıflaması para
ikamesini de hızlandırmıştır. Döviz Tevdiat
Hesaplarının repo dahil toplam mevduatlar içindeki payı 1990
yılında yüzde 25den 1999 yılında yüzde 42ye
yükselmiştir.

Döviz
Tevdiat Hesapları / (Toplam Mevduat+Repo)
12. Toplam mevduatın yarısına yakın bir
kısmının döviz tevdiat hesaplarına yönelmesinin
yanısıra, bankaların yurtdışından
borçlanmalarındaki artış döviz yükümlülüklerini önemli ölçüde
yükseltmiştir. Diğer yandan bankalar başta kamu
kağıtları olmak üzere getirisi yüksek Türk Lirası cinsinden
araçlara yönelmişlerdir. Bu durum bankacılık sisteminin yabancı para açık pozisyonunu
yükseltmiş ve bankalar kur riskine karşı önemli ölçüde
kırılgan hale gelmiştir.
13. Mali sektörün sağlıklı bir yapıya
kavuşturulması için özkaynaklarının
artırılması, yasal düzenlemelerin uluslararası standartlara
uyumundaki eksikliklerin giderilmesi ve şeffaflığın sağlanması
yönünde çalışmaların hızla sürdürülmesi ihtiyacı devam
etmektedir.
II.
2000 YILI ENFLASYONLA MÜCADELE PROGRAMI VE
GELİŞMELER
14. Bu ortamda, 2000 yılı başında enflasyonu düşürmek ve ekonomide
büyüme ortamını yeniden sağlamak amacıyla kapsamlı bir
ekonomik program uygulamaya konulmuştur. Program kapsamında
sıkı maliye politikası uygulanması ve kapsamlı
yapısal reformların hayata geçirilmesinin yanısıra,
enflasyonist bekleyişleri hızla aşağıya çekmek için
döviz kurları hedeflenen enflasyona göre belirlenerek önceden
açıklanmış ve para politikası likidite genişlemesini
yabancı kaynak girişine bağlayan bir çerçeveye
oturtulmuştur.
15. Programın uygulanmasında kamu
açıklarını daraltma ve yapısal reformlar alanında
önemli adımlar atılmıştır. Yapısal reformlar
kapsamında, uzun yıllardır açık veren sosyal güvenlik
sistemi yeniden düzenlenmiş ve sistemin aktif ve pasifleri arasındaki
dengenin sağlanması yönünde önemli adımlar
atılmıştır. Tarımda doğrudan gelir desteği
sistemine geçişin ilk adımları atılmış, pilot
bölgelerdeki uygulamalarda olumlu sonuçlar alınmış, kredi faizleri
kaynak maliyetlerine göre belirlenmiştir. Mali sektör reformu sonucunda
kurulan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile
bankacılık sektörünün düzenlenmesi, gözetimi ve denetimi
işlevlerinin tek bir otorite altında toplanması
hedeflenmiştir. Özelleştirmeye ilişkin olarak 2001
yılı içerisinde Petrol Ofisinin yüzde 51inin blok
satışı, TÜPRAŞın halka arz yolu ile yüzde 31.5nun
satılması mümkün olmuştur. Bunun yanısıra, cep telefonu
lisans satışında beklenenin üzerinde gelir elde edilmiştir.
16. Programın uygulanmaya konulmasıyla birlikte
faiz oranları beklentilerin üzerinde hızla gerilemiş, enflasyon
önemli ölçüde yavaşlamış, üretim ve iç talep canlanmaya
başlamıştır.
17. Ancak,
enflasyonun programda öngörüldüğü hızla düşmemesi sonucunda Türk
Lirasının beklenenin üzerinde reel değer kazanması, iç
talepte görülen hızlı canlanma, ham petrol, doğal gaz gibi
enerji fiyatlarındaki artış ve Euro/$ paritesindeki
gelişmeler sonucunda 2000 yılında cari işlemler
açığı öngörülen düzeyin önemli ölçüde üzerine
çıkmıştır. Bu gelişme iç ve dış piyasalarda
mevcut kur sisteminin sürdürülebilirliği ve cari işlemler
açığının finansmanı konusundaki endişeleri
artırmıştır.
18. Bazı önemli kamu işletmeleriyle ilgili
çalışmaların hedefe ulaşmaması, kamu bankalarına
ilişkin düzenlemelerde yaşanan sorunlar, bazı politik
belirsizlikler, kur çapasına benzer bir Para Kuruluna dayalı Arjantin
ekonomisindeki gelişmelerin de
etkisiyle uluslararası sermayenin gelişen piyasalara daha ihtiyatla
yaklaşması, 2000 yılının ikinci yarısında
Türkiyeye dış kaynak girişinin azalmasına yol açmıştır.
19. Uygulanmakta
olan kur çıpasına dayalı para politikası gereği
likidite yaratım mekanizmasının döviz girişine
dayandırılmış olduğu bir yapıda dış
kaynak imkanlarındaki bu daralma likiditedeki artışın da yavaşlamasına
yol açmıştır. Artan
likidite sıkışıklığının bir
yansıması olarak Temmuz-Ağustos döneminde yüzde 30 civarına
gerilemiş olan kısa vadeli faiz oranları Eylül ayından
itibaren yeniden yükselmeye başlamıştır.
Bankacılık kesiminin likidite, faiz ve kur risklerine karşı
duyarlılığının daha da arttığı bir
dönemde ortaya çıkan faizlerdeki bu yükselme eğilimi özellikle
yabancı yatırımcıların izlenmekte olan programın
sürdürülebilirliği üzerindeki endişelerini
artırmıştır.
20. Kasım ayının ikinci yarısında kısa
vadeli faizlerde yaşanan sıçrama ile eşanlı olarak
tahvil-bono ve hisse senedi fiyatları keskin bir biçimde düşmüş
ve portföyünde önemli ölçüde devlet iç borçlanma senedi bulunduran orta ölçekli
bir bankanın TMSFye alınması mecburiyetiyle
karşılaşılmıştır. Yabancı
yatırımcıların ülkeyi terketme çabaları sonucunda
Merkez Bankası 6 milyar dolar civarında döviz
satışında bulunmuş ve rezervler azalmıştır.
21. Krizin daha da derinleşmesini önlemek amacıyla
Kasım ve Aralık aylarında bir dizi önlem alınmış,
yapısal reformların hızlandırılması
kararlaştırılmış ve yürütülmekte olan Stand By
Düzenlemesinin 7,5 milyar dolar tutarında
Ek Rezerv Kolaylığı ile desteklenmesi yönünde
Uluslararası Para Fonu ile anlaşma sağlanmıştır.
22. Kasım krizi sonrasında alınan önlemler ve
IMF ile varılan anlaşma sonucunda mali piyasalardaki dalgalanmalar
kısmen giderilmiş, Merkez Bankasının döviz rezervleri
artmış ve faiz oranları kriz ortamına göre önemli ölçüde gerilemiştir. Ancak
faiz oranlarının kriz öncesi döneme göre yüksek seviyelerde
kalması özellikle aşırı gecelik borçlanma ihtiyacında
olan kamu bankalarıyla portföyünde yoğun olarak Devlet İç
Borçlanma senetleri bulunduran TMSF kapsamındaki bankaların mali
yapılarını daha da bozmuştur.
23. Şubat ayında Hazine ihalesi öncesindeki olumsuz
gelişmeler uygulanan programa olan güvenin tamamen kaybolmasına neden
olmuş ve Türk Lirasına karşı ciddi bir atak meydana
gelmiştir. Nitekim, 19 Şubatta bir gün valörlü 7.6 milyar
dolarlık döviz talebi olmuştur. Merkez Bankası yüksek seviyedeki
bu döviz talebine karşı likiditeyi kontrol etmeye
çalışmış, likidite
sıkışıklığı özellikle kamu
bankalarının aşırı düzeyde günlük likidite
ihtiyaçları nedeniyle ödemeler sisteminin kilitlenmesine neden
olmuştur. Bu ortamda uygulanmakta olan döviz kuru sistemi terkedilerek
Türk Lirası dalgalanmaya bırakılmıştır.
24. Merkez Bankası kurların dalgalanmaya
bırakılmasının ardından, ödemeler sistemine
işlerlik kazandırmak amacıyla piyasaların TL
ihtiyacını karşılamaya başlamış ve bunun
sonucunda kısa vadeli faiz oranları yüzde 80 civarına
gerilemiştir.
25. Ancak, Kasım 2000 ve Şubat 2001 krizleri
bankacılık sektörünün içinde bulunduğu sorunları daha da
ağırlaştırmış ve yeni sorunlar ortaya
çıkarmıştır. Bankacılık sektörü Kasım krizi
sonrasında faiz riski, Şubat krizi sonrasında ise hem faiz hem
de kur riski sonucu önemli kayıplarla karşı karşıya
kalmıştır. Başta kamu bankaları olmak üzere,
bankacılık sisteminin yeniden yapılandırılması için
ihtiyaç duyulan kaynaklar kamu maliyesi üzerine önemli bir yük getirmiş bulunmaktadır.
26. Yaşanan
krizler; faizlerde ve enflasyonda artış, döviz kurlarındaki
dalgalanmayla birlikte tüm ekonomide bir belirsizlik ortamına yol
açmıştır. Bu durum, reel sektörü de çok olumsuz
etkilemiştir. Mali sektörde yaşanan sıkıntılar reel
kesime yeni kredi imkanını ortadan kaldırırken, reel
kesimin kredi geri ödemelerinde de önemli sorunlara yol açmaktadır.
III. GÜÇLÜ EKONOMİYE
GEÇİŞ PROGRAMI
A- Programın
Temel Amaç ve Araçları Ekonominin Yeniden
Yapılandırılması ve İstikrarın Kalıcı
Kılınması
27. Yeni programın temel
amacı kur rejiminin terkedilmesi nedeniyle ortaya çıkan güven
bunalımı ve istikrarsızlığı süratle ortadan
kaldırmak ve eşanlı olarak bu duruma bir daha geri dönülmeyecek şekilde
kamu yönetiminin ve ekonominin yeniden yapılandırılmasına
yönelik altyapıyı oluşturmaktır. Eski düzene dönmek
artık gerçekten mümkün değildir.
28. Bu doğrultuda;
(i)
Programımız
öngörülen hedeflere ulaşılması ve ekonominin yeniden
yapılandırılması konusunda kesin bir siyasi taahhüdü ve
desteği içermektedir.
(ii)
Kamuda
kaynak tahsisi sürecinde şeffaflık ve hesap verilebilirliğin
sağlanması, rasyonel olmayan müdahelelerin bir daha geri dönüş
olmayacak şekilde önlenmesi, iyi yönetişimin ve yolsuzlukla
mücadelenin güçlendirilmesi hedeflenmektedir.
(iii)
Bütün
bunlarla, katlanılan fedakarlıkların boşa gitmesinin
önlenmesi ve piyasalarda güven ortamının yeniden sağlanması
amaçlanmaktadır.
29. Yeni program bu temel
ilkeler çerçevesinde;
(i)
Dalgalı
kur sistemi içinde enflasyonla mücadeleyi kesintisiz ve kararlı biri
biçimde sürdürmeyi,
(ii)
Bankacılık
sektöründe kamu ve TMSF bünyesindeki bankalar başta olmak üzere
hızlı ve kapsamlı bir yeniden
yapılandırılmayı, böylece bankacılık kesimi ile
reel sektör arasında sağlıklıklı bir ilişki
kurmayı,
(iii)
Kamu
finansman dengesini bir daha bozulmayacak bir biçimde güçlendirmeyi,
(iv)
Toplumsal uzlaşmaya
dayalı, fedakarlığın tüm kesimlerce adil bir biçimde paylaşılmasını
öngören ve enflasyon hedefleri ile uyumlu bir gelirler politikası
sürdürmeyi ve,
(v)
Bütün
bunları etkinlik, esneklik ve şeffaflık ile sağlayacak
yapısal unsurların yasal altyapısını
oluşturmayı;
kendisine alt hedefler olarak seçmiştir.
30.
Nihai
amacımız, ekonomide sürdürülebilir bir gelişme
ortamını sağlayarak kaynak kullanma sürecindeki verimliliği
artırmak, dışa açık bir yaklaşımla piyasa
koşullarında rekabet gücümüzü geliştirmek ve böylece ekonomide
büyümeyi, yatırım ve istihdamı artırarak
halkımızın geleceğe umutla bakmasını ve refah
düzeyini kalıcı bir biçimde yükseltmek olacaktır.
B. Yapısal Yenilenme ve Yasal Düzenlemeler
31.
Program
çerçevesinde aşağıda sıralanan dört ana alanda 15 yasal
düzenleme yapılmaktadır:
(i)
Mali Sektörün Yeniden
Yapılandırılması
(ii)
Devlette
Şeffaflığın Artırılması ve Kamu
Finansmanının Güçlendirilmesi
(iii)
Ekonomide Rekabetin ve
Etkinliğin Artırılması
(iv)
Sosyal
Dayanışmanın Güçlendirilmesi
(1) Mali Sektörün Yeniden
Yapılandırılması
32. Bankaların mali bünyelerinin sağlıklı
bir yapıya kavuşturulması mali piyasaların ve reel sektörün
istikrarı bakımından büyük önem taşımaktadır. Bu
kapsamda öncelikli olarak Bankalar Kanununda değişiklikler öngören
yasal süreç başlatılmıştır.
33. Bankalardaki mevduat ve bankaların diğer
yükümlülüklerine yönelik olarak ilan edilen garanti uygulamasına devam
edilecektir.
Yasal Düzenlemeler
|
1. BÜTÇE
KANUNUNDAKİ DEĞİŞİKLİKLER
|
TBMM Genel Kurulunca kabul edilmiştir.
|
|
2. GÖREV
ZARARLARINI KALDIRAN KARARNAME VE KANUN
|
Kararname Başbakanlığa
sunulmuştur. Kanun hazırlık çalışmaları devam
etmektedir.
|
|
3. BORÇLANMA
YASASI
|
Önümüzdeki Hafta Başbakanlığa
sunulacaktır.
|
|
4.
KAMULAŞTIRMA YASASI
|
TBMMne sunulmuştur.
|
|
5. 15 BÜTÇE
VE 2 BÜTÇE DIŞI FONUN KAPATILMASI İLE İLGİLİ YASA
|
Hazine Müsteşarlığı
tarafından hazırlanmakta olup, kısa bir süre içerisinde
Başbakanlığa sunulacaktır.
|
|
6. KAMU
İHALE YASASI
|
Yasa hazırlık aşamasındadır.
|
|
7. MERKEZ
BANKASI YASASI
|
Başbakanlığa sunulmuştur.
|
|
8. BANKALAR
KANUNUNDAKİ DEĞİŞİKLİKLER
|
Bankalar Kanununda değişiklik öngören
taslak Başbakanlığa sunulmak üzeredir. Ayrıca kamu
bankaları ile ilgili kararname çıkartılmış ve ortak
yönetim kurulu atanmıştır.
|
|
9.
İŞ GÜVENCESİ YASASI
|
AB Ulusal Programında kısa vadeli
öncelikler arasına alınmış olup yasa
hazırlığı için sosyal taraflarla görüşmeler
yürütülmektedir.
|
|
10.
EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY YASASI
|
TBMM Genel Kurulunca kabul edilmiştir.
|
|
11.
SİVİL HAVACILIK YASASINDA DEĞİŞİKLİK
|
TBMMye sunulmuştur.
|
|
12. TELEKOM
YASASI
|
Kanun Teklifi Başbakanlığa
sunulmuştur.
|
|
13.
ŞEKER KANUNU
|
Cumhurbaşkanlığına
sunulmuştur.
|
|
14. TÜTÜN
KANUNU
|
Yasa hazırlık aşamasında
olup, kısa bir süre içerisinde Başbakanlığa
sunulacaktır.
|
|
15.
DOĞALGAZ KANUNU
|
TBMM Plan ve
Bütçe Komisyonunda kabul
edilmiştir.
|
34. Kamu ve TMSF bünyesindeki bankaların yüksek
tutarlı nakit açıklarını gidermek amacıyla günlük
olarak piyasalara fon ihtiyacı için başvurmaları, hem
piyasaların dengesini hem de mali bünyelerini bozmaktadır. Bu
olumsuzluğun giderilmesi için kamu bankalarına Hazineden
alacaklarına karşılık olarak piyasa koşullarına
uygun faizli Hazine kağıdı verilerek, görev zararı
alacaklarının tümü en kısa sürede ortadan
kaldırılacaktır. Kamu ve fon bankaları, belirli bir program
dahilinde, bu kağıtlar karşılığında Merkez
Bankasından repo veya satış karşılığı
temin edecekleri likidite ile diğer bankalara ve banka dışı
kesime olan gecelik yükümlülüklerini azaltacaklardır. Merkez Bankası
likidite fazlasını ters repo ve interbank işlemleri yoluyla
piyasadan çekecektir. 2001 yılı içinde Hazine, kamu ve fon bankalarına
mali durumlarını güçlendirmek amacıyla 10.3 katrilyon lira
tutarında kağıt vermiştir.
35. Bankacılık sektörünün yeniden
yapılandırılmasına yönelik diğer çalışmalar
(i)Kamu bankaları, (ii) TMSF bünyesindeki bankalar ve (iii) Özel bankalar
olmak üzere üç ana grupta ele alınmaktadır.
Kamu Bankaları
36. Kamu bankalarında yaşanan sorunların
tekrar oluşmaması için likidite sorunlarının giderilmesi
ile eşanlı olarak gerekli olan diğer önlemler de
alınmaktadır. Bu çerçevede;
(i)
Kamu bankalarına zarar oluşturacak görev verilmeyecektir. Mevcut
görev zararlarına ilişkin kararnameler iptaline ilişkin
kararname Başbakanlığa sevkedilmiştir. Kanunlarla verilen
görevlerin tasfiyesine ilişkin çalışmalar devam etmektedir.
Gerekli görüldüğü hallerde kamu bankaları kanalıyla verilecek
destek, bütçeye konulacak ödeneklerden karşılanacaktır.
(ii)
Mevcut koşullarda yetersiz düzeyde bulunan kamu bankalarının
sermayeleri kısa süre içinde yeterli seviyeye getirilecektir.
Artırılan sermaye tutarları
hemen ödenecektir.
(iii)
Kamu bankalarının faaliyetlerinin etkinlik ve verimlilik ilkeleri
çerçevesinde sürdürmeleri doğrultusunda, her bankanın ihtisas
alanındaki kredilerini kaynak maliyetlerini dikkate alarak sürdürmeleri
sağlanacaktır.
(iv)
Emlak Bankasının Ziraat Bankası ile birleştirilmesi
çalışmaları devam etmektedir.
(v)
Kamu bankalarının yönetiminin profesyonel bankacılardan
oluşan bir ortak yönetim kuruluna devredilmesi süreci
başlatılmıştır. Bu kurula kamu bankalarını
yeniden yapılandırma ve özelleştirmeye hazırlama yetkisi
verilmiştir.
(vi)
Kamu bankalarının verimsiz şubeleri kapatılacak ve personel
sayısını azaltmak için emeklilik teşvik edilecektir
37. Kamu bankaları ile ilgili bu düzen
değişikliği Türkiye için köklü bir değişimdir. Uzun
yıllardır süren bozuk düzenin sonudur.
TMSF Bünyesindeki Bankalar
38. TMSF bünyesindeki bankaların sorunlarının
en kısa sürede çözüme kavuşturulması mali sistemin
istikrarı ve kamu maliyesine getirdikleri yükün azaltılması
bakımından önem taşımaktadır.
39. TMSF bünyesindeki 13 bankadan 5i Sümerbank bünyesinde
birleştirilmiştir. Sümerbank bünyesinde birleştirilen bankaların
Fona devir tarihinde 9141 olan çalışan sayısı Mart 2001
itibariyle 4596ya, 396 olan şube sayısı ise 213e
indirilmiştir. Haziran 2001 itibariyle şube sayısı 134e indirilecektir.
40. TMSF bünyesinde bulunan Demirbankın satış
süreci devam etmekte olup, tekliflerin değerlendirilmesi Nisan ayı
sonuna kadar bitirilecektir. 6 Nisan 2001 tarihine kadar teklif
alınamamış olan bankalar Sümerbank veya bir diğer
geçiş bankası bünyesinde birleştirilecektir. Bu bankaların
şube ve çalışan sayısı rasyonel düzeye indirilecektir.
41. Bankalar Kanununda yapılacak değişiklikle
TMSF bünyesindeki bankaların alacaklarının tahsil kabiliyetinin
artırılması ve tahsil sürecinin
hızlandırılması sağlanmış olacaktır.
Ayrıca, oluşturulan Aktif Yönetim Birimi ile Fon bünyesindeki
bankaların kötü aktifleri tek elden ve etkin bir biçimde yönetilecektir.
Özel Bankalar
42. Yaşanan krizlerden olumsuz yönde etkilenen bazı
özel bankaların bir an önce sağlıklı bir yapıya
kavuşmalarını sağlayacak düzenlemeler
başlatılmıştır. Bu kapsamda;
(i)
BDDK sermaye yeterliliği
kriterini de dikkate alarak, özel bankalar ile sermaye artırımı
ve yeniden yapılanma planları üzerinde belirli bir takvime
dayalı anlaşmalar yapmaktadır. Bu çalışmalar hızlanacaktır.
(ii) &