XI. YEREL MEDYA EĞİTİM SEMİNERİ’NİN AÇILIŞI


 
 

Sunucu

Sayın Türkiye Gazeteciler Federasyonu ve Gazeteciler Cemiyeti Başkanım, Sayın Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Başkanım, Sayın Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdür Vekilim, Mersin, Osmaniye, Aksaray, Hatay’dan gelen yerel medya organlarının değerli temsilcileri, değerli yetkililer ve Adana’mızın yerel medya temsilcileri, Adana Valiliği, Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü ve Çukurova Gazeteciler Cemiyeti’mizin birlikte düzenledikleri 12’nci Yerel Medya Eğitim Semineri’ne hepiniz hoş geldiniz. 

Değerli konuklar, toplantımıza başlamadan önce sizleri büyük önderimiz, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, tüm şehitlerimiz ve basın şehitlerimiz adına saygı duruşuna ve İstiklal Marşı’na davet ediyorum.

Teşekkür ederiz. Açılış konuşmalarına başlamadan önce sizlere, “Türkiye’de Yerel Medya” konulu bir sinevizyon gösterisini sunuyoruz.

 

TÜRKİYE’DE YEREL MEDYA

 

Eski çağlardan beri askeri ve ticari yollar üstünde yer alan Adana, tarihin her döneminde çeşitli millet ve devletler için bir cazibe merkezi olmasına ve önem verilmesine rağmen, en hızlı gelişmesi Cumhuriyet döneminde olmuştur. Aslında Cumhuriyetin kurulacağının ilk haberi de Adana’dan Anadolu’ya yayılmıştır. 31 Ekim 1918’de, Almanlardan Grup Komutanlığı’nı devralmak için Adana’ya gelen Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk: "Savaş, müttefikler için bitmiş olabilir ama bizi ilgilendiren savaş, kendi istiklalimizin savaşı, ancak simdi başlıyor” diyerek Kurtuluş Savaşı’nın sinyallerini ilk kez Adana’da vermiştir. 15 Mart 1923’de Adana’ya tekrar gelen Gazi Mustafa Kemal: "Bende bu vekayiin ilk hiss-i teşebbüsü bu memlekette, bu güzel Adana'da vücut bulmuştur” diyerek, Kurtuluş Savaşı ve sonrasında kurulan yeni devletin ilk kararını Adana’da verdiğini toplum ve tarih önünde dile getirmiştir. Milli Mücadelede; Adile Onbaşı, Hulusi Kurdoğlu, Hatice Hatun, Karaisali Kaymakamı Sadettin Morova ve Tevfik Coşkun gibi savaş kahramanlarının evlatları Türk Sanayinin temellerini Adana’da atarak ekonominin de kahramanları olmuş ve  bugün iki milyona yaklaşan nüfusu ile ülkemizin en büyük dördüncü ili olmayı hak etmişlerdir. Enerji kaynaklarının Türkiye üzerinden dünya pazarlarına taşınmasına ve dolayısıyla iş ve istihdam olanağını sağlayacak olan Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı Projesi, yüzyıllardır çeşitli medeniyetleri barındırarak bir kültür mozaiği oluşturan ve doğuyu batıya bağlayan önemli ticaret yolları üzerinde bulunması nedeniyle bir ticaret merkezi haline gelen Adana’nın şimdilerde daha da önemli bir konuma gelmesini sağlamıştır. Türkiye'nin en büyük organize sanayi bölgesi, küçük sanayi siteleri, üniversitesi, yeni açılan konut alanları, sağlık ve eğitim kurumlarındaki ileriye dönük projeksiyonu ile Adana, 21. yüzyıl Türkiye’sini şekillendirecek illerimizden birisi olacaktır.

Günümüzden tam 92 yıl önce başlayan  Birinci Dünya Savaşı  bitmek üzeredir. Zor yıllardır o yıllar... Türkiye dört bir yandan işgal edilmeye başlanmıştır. Türk insanı ise, özgürlüğü ve bağımsızlığı için  direnme ve mücadele etme kararındadır. Hem de kanının son damlasına kadar... İşte bu direnen yüreklerin isyanının öncülüğünü “Hukuku Beşer” gazetesinin başyazarı Hasan Tahsin yapacaktır. Gerçek adıyla Osman Nevres... Hasan Tahsin, ilk kurşunu atar, sonra kendisi de şehit olur. Ama kalplerde tutuşan kıvılcım büyür; mürekkep olur, matbaa olur, gazete olur, yani Anadolu Basını olur. Mustafa Kemal’in deyimiyle “Fazilet Adaları” çıkar ortaya. Yerel basın, hem Anadolu’nun düşman işgaline karşı direnişinin yürekli sesi olacak, hem de bu direnişin kahramanlarının destanını yazacaktır.

Hangi birinden söz edelim ki?... Mustafa Kemal’in Sivas’ta kurduğu “İrade-i Milliye” ve Ankara’da kurdurduğu “Hakimiyet-i Milliye” gazetelerinden mi? Yoksa, her türlü imkansızlığa rağmen Milli Mücadele’ye gönülden destek veren Ankara’da “Yeni Gün”, Adana’da “Yeni Adana”, Balıkesir’de “Doğru Söz”, Kastamonu’da “Açıksöz”, Erzurum’da “Albayrak”, Trabzon’da “İstikbal”, Antalya’da “Anadolu”, Artvin’de “Yeşil Yuva”,  gazetelerinden mi?

İşte, başını bu gazetelerin çektiği Anadolu Basını, milli mücadeleye, sözün ve yazının gücünü temsil eden kalemle katılacaktır. O günkü şartlarda kolay mıdır bu? Yürekleri yurt sevgisi, özgürlük ve bağımsızlık ateşiyle yananlar, basit araç ve gereçlerle, ilkel koşullarda, bazen dosya kağıtları üzerine bile gazete basıp yayınlarlar. Anadolu’nun habersiz ve gazetesiz kalmaması için, baskı makineleri kimi yerlerde öküz arabalarıyla, hatta at sırtında ilden ile taşınır…

Milli Mücadele’de özel bir yeri ve rolü olan yerel basının tarihi, Vilayet gazetelerine kadar gider. Tuna Valisi Mithat Paşa’nın 1865’te  Rusçuk’ta çıkardığı “Tuna” gazetesi, Türkiye’de yerel-bölgesel basının başlangıcı olarak kabul edilir. Önceleri haftada bir, daha sonraları haftada iki kez çıkarılmaya başlanan “Tuna”, 1877’ye kadar 12 yıl boyunca sürekli yayınlanacaktır. Tuna’yı, 1867’de Erzurum’da yayınlanan “Envar-ı Şarkiye”, Bursa’da “Hüdavendigar”, Diyarbakır’da “Diyarbekir”, Konya’da “Konya” gazeteleri izler. Mithat Paşa Bağdat’a Vali olarak atanınca, orada da Türkçe-Arapça “Zevra” adlı bir gazete yayınlar. 1874 yılına gelindiğinde Türkiye’de yayınlanan il gazetesi sayısı 24’ü bulur.

Türkiye’de yerel basının bu ilk dönemindeki gazetelerin büyük bölümü, yönetimin işlevini kolaylaştırmak için, devlet eliyle kurulmuş ve yayınlanmıştır. Devlet eliyle yayınlananlar dışında, azınlıkların kendi yayın organları olan gazeteler ve bugün de yayınını sürdüren “Yeni Asır” gibi yerel-bölgesel gazeteler de vardır. 1895 yılında Selanik’te yayınlanmaya başlanan ve Milli Mücadele döneminde İzmir’e taşınan Yeni Asır, yerel-bölgesel gazetelerin en eskisidir.

Milli Mücadele döneminde tarihi bir misyon üstlenen Anadolu Basını, daha sonra giderek gücünü ve etkinliğini yitirmeye başlayacaktır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Dünya yeniden şekillenirken, Türkiye, Batı demokrasisi safında yerini alacak, iletişimde de kitle iletişimi çağı açılacaktır. Yereli izlemekle yetinmek yerine, Dünya’ya açılan; yorumlara ağırlık veren gazetecilik anlayışından haberlerin öne çıktığı gazetecilik anlayışına; klişe fotoğraf, kurşun harfler ve siyah-beyaz baskıdan renkli, çok fotoğraflı, rotatif baskıya geçen gazeteler dönemine girilmiştir. Yani, Türkiye ve dünya ile birlikte gazetecilik anlayışı ve tekniği de değişmiştir. Sermaye ve teknoloji yetersizliği, yetişmiş iş ve beyin gücü eksikliği, haber alma ve habere ulaşmada güçlük gibi nedenlerle çağdaş gelişmelere ayak uyduramayan Anadolu Basını, giderek okuyucu ve etkinlik kaybına uğramaktan kurtulamamıştır.

Bu süreçte, çağdaş anlayışa ve teknolojiye uyan gazeteler tiraj patlaması yaparken, yerel basın her gün biraz daha küçülmüş ve kabuğuna çekilmiştir. Büyük basın kuruluşlarının dağıtım sorununu aşmak için 1960’lı yıllarda kurdukları ortaklıklar, yerel basının okuyucuya daha erken ulaşma üstünlüğünü de sınırlandırmış, bölgesel ekler ve sayfalar ise yerel basının işini büsbütün  güçleştirmiştir.

1980’li yıllarda iletişim teknolojisindeki baş döndürücü gelişmeler sonucunda medyada yeni bir değişim süreci başlamıştır.. Bilgisayarlar, uydular, çanak antenler her yerde devreye girmiştir. Bilgisayar; gazete sayfalarının hazırlanmasından, baskıya kadar, basının her alanında vazgeçilmez olmuş; gazetecilik, giderek daha büyük yatırım ve sermaye gerektiren sektör haline gelmiştir. Adana, İzmir, Kocaeli, Samsun, Bursa, Gaziantep ve Kayseri gibi güçlü ekonomilerin olduğu illerimizdeki yerel medyanın bir bölümü, bu değişime ayak uydururken, büyük çoğunluk, çeşitli imkansızlıklar nedeniyle gelişmeleri sadece seyretmekle yetinmek zorunda kalmıştır.

1990’lı yıllarda yeni fırsatlar doğmuş, uydu yayıncılığının getirdiği imkanlarla özel radyo ve televizyonlar ile internet devreye girmiştir. Yerel medya kuruluşlarının öncülüğünde pek çok yerel televizyon ve radyo kurulmuş, internet aracılığıyla yapılan yayınlar da daha geniş bir kitleye kendisini tanıtma ve okutma imkanı bulmuştur.

Bugün Türkiye’de; 24 yaygın, 16 bölgesel; 214 yerel, 65 kablolu, 86 uydu olmak üzere toplam 405 televizyon; 36 yaygın, 102 bölgesel, 951 yerel,  49 uydu  olmak üzere toplam 1.138 radyo; 40 yaygın gazete ile birlikte 551 günlük, 849 haftalık, 253 onbeş  günde bir yayınlanan, 470 aylık, 200 diğer olmak üzere toplam  2.362 gazete; 50 civarında yaygın olmak üzere, 12 günlük, 85 haftalık, 59 onbeş  günde bir yayınlanan,  1.134 aylık, 1.386 diğer olmak üzere toplam  2.680 de  dergi yayımlanmaktadır. Türkiye’de canlı, dinamik, çoğulcu bir medya ortamının oluşmasında yerel medyanın büyük payı  inkar edilemez.  Globalleşen dünyada daha çok saygı gören milli motiflerin tanınmasında, demokrasinin gelişip kökleşmesinde yerel medya önemli bir işleve sahiptir. Bu açıdan desteklenmesi, korunup-güçlendirilmesi toplumsal bir görevdir.

Henüz Kurtuluş Savaşı devam ederken 7 Haziran 1920 tarihinde kurulan Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Milli Mücadele döneminden bu yana yerel basınla yakın ilişki ve işbirliği içerisindedir. Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Atatürk tarafından kaleme alınan kuruluş kanunu ve gerekçesiyle, 1984 yılında yeniden yapılandığı 231 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameden aldığı yetkiyle, yerel medyanın güçlendirilmesine yönelik yoğun faaliyetlerde bulunmaktadır. Genel Müdürlüğümüz bu faaliyetleriyle; yerel basının haber, bilgi, fotoğraf, eğitim başta olmak üzere sorunlarının çözümüne katkı sağlamaktadır.

Bu bağlamda;  kullanılan teknolojinin yetersizliği nedeniyle habere ulaşmadaki güçlükler dikkate alınarak, yerel medyaya haber kaynağı oluşturmak amacıyla bir ulusal haber ajansından alınan tüm haberler internet ortamında  sunulmaktadır. Ücretsiz abonelik sistemi çerçevesinde yürütülen bu hizmet sayesinde yerel medya, tüm haberlere anında ulaşabilmektedir. Ayrıca, ajans haberlerinden derlenerek, devamlı güncelleştirilen ve “Anadolu’ya Haberler” adı altında yayınlanan bülten de internet  sayfasında yer almaktadır. Yine, yerel medyaya haber kaynağı oluşturmak, bölgeler arasında haber ve bilgi akışını temin etmek amacıyla “Anadolu’nun Sesi” adıyla yayınlanan gazetenin yerel medyaya dağıtımı yapılmakta, bu gazete, internet sayfasında da yer almaktadır. Öte yandan, yerel medyanın Genel Müdürlüğümüz fotoğraf arşivinden yararlanması sağlanmaktadır. Anadolu Basınının güçlenmesine katkıda bulunmak, çalışmalarını teşvik etmek amacıyla Anadolu Basınına yönelik özendirme yarışmalarının ilki, 1973 yılında  Genel Müdürlüğümüz  tarafından yapılmıştır.  Son olarak 1 Mayıs – 30 Eylül 2005 tarihleri arasında  “Fotoğraf, Mizanpaj, Yerel Haber, Makale ve Araştırma-Röportaj” olmak üzere  5 dalda düzenlenen yarışmada 15 gazeteciye ödül verilmiştir.

Genel Müdürlüğümüz, yerel medya mensuplarının, üstlendikleri görevleri daha etkin bir şekilde yerine getirmelerine katkıda bulunmak için eğitim seminerleri dizisi başlatmıştır. 12-13 Mart 1998 tarihlerinde Diyarbakır’da başlayıp, Trabzon, Bursa, Denizli, Erzincan, Edirne, Düzce/Akçakoca, Mardin, Tunceli, Kayseri ve Adıyaman’da devam eden bölgesel nitelikli bu seminerlerin bugün onikincisi Adana’da yapılmaktadır. Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün koordinatörlüğünde hazırlanan ve 26 Haziran 2004 tarihinde yürürlüğe giren 5187 sayılı yeni Basın Yasası’nın yerel basını koruyucu hükümler taşıması, yerel medya tarafından olumlu karşılanmıştır.

Sonuç olarak, unutulmamalıdır ki, yerel değerleri  ulusal ve küresel ölçeğe taşımada stratejik bir köprü olan yerel medyanın taşıdığı potansiyel gücün ortaya çıkması; demokrasimizin, üyelik sürecinde olduğumuz AB standartlarına erişmesinde ve katılım boyutunun genişlemesinde, Türkiye’nin çağdaş dünya ve evrensel değerlerle bütünleşmesinde,  ulusal bütünlüğümüzün pekiştirilmesinde, çoğulcu bir kültürel yapının ve çok sesli  medyanın oluşmasında yaşamsal bir önem ve değer taşımaktadır. Yerel medyanın, Kurtuluş Savaşımızın kazanılmasında ve daha sonra Cumhuriyetimizin kuruluşundaki eşsiz misyonu, ülkemizin aydınlık geleceğindeki üstün rolleri de başarıyla yapabileceğinin somut ve tarihi bir kanıtıdır.

 

 

 

<<<       XII. YEREL MEDYA EĞİTİM SEMİNERİ - ADANA (13-14 Nisan 2006)       >>>