|
|
SEMİNER KONUŞMALARI
“RTÜK’ÜN OLUŞUMU, GÖREVLERİ, YETKİLERİ, Sayın Başkanım çok teşekkür ediyorum. Söylediğiniz gibi Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) başlı başına önemli bir kurum ve yirmi dakikaya sığdırmak mümkün değil. Bu kısa süre içerisinde ben RTÜK’ün görevleri ve uygulamalarıyla ülkemizdeki radyo ve televizyon yayıncılığını size kısaca özetlemek istiyorum. Öncelikle yerel medya mensubu arkadaşlarımızla bu birlikteliği sağlayan başta Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğümüze, Adana Valiliğimize ve Çukurova Gazeteciler Cemiyeti’ne teşekkürlerimi sunuyorum. Sözlerime başlamadan önce Sayın Erkan Tan’ın hassasiyetle üzerinde durduğu, Türk dilinin medyada doğru, güzel ve kurallarına uygun kullanılması konusundaki bir projemizi dikkatlerinize sunduktan sonra konuya geçmek istiyorum. Türk dili gerçekten çok hassas bir konu. Bizim RTÜK olarak, Türk dilinin radyo ve televizyonlarda düzgün ve kurallarına uygun kullanılması konusunda Türk Dil Kurumu Başkanlığı ile şu anda yürütülmekte olan bir projemiz var. Bu projenin temel amacı şudur: Ekrana çıkan herkesin Türk dilini doğru ve güzel kullanmak konusunda bir yeterliliğe sahip olup olmadığı konusunda Türk Dil Kurumu’yla beraber gerçekleştireceğimiz proje sonucunda bu arkadaşlarımıza bir yeterlilik belgesi vereceğiz, daha sonra bunu iki yılda bir de güncelleştireceğiz. Türk diline bu noktada bir katkı sağlayacağımızı düşünüyoruz. RTÜK olarak, bunu konu gündeme geldiği için özellikle belitmek istedim. Kısaca ülkemizdeki radyo ve televizyon yayıncılığının dünü, bugünü ve geldiğimiz noktayı dikkatlerinize sunduktan sonra RTÜK’ün görevleri ve yetkilerine, uygulamalarına geçmek istiyorum. Radyo-televizyon yayıncılığı konusunda belleklerinizdeki bilgilerinizi tazeleyerek başlamak istiyorum. Belki tekrar olacak bunlar ama ülkemizdeki radyo televizyon yayıncılığının tarihine kısaca baktığımızda 1927 yılında radyo yayıncılığına, 1968 yılında da televizyon yayıncılığına geçtiğimizi hepimiz aşağı yukarı biliyoruz. 1968 yılında siyah-beyaz görüntülerle başlayan televizyon yayıncılığı 1984 yılında renkli görüntü, 1986 yılında TRT-2, 1989 yılında TRT-3 kanalları, 1990 yılında da TRT-İNT ve TRT-4 kanalları faaliyete girmiş, 1994 yılına kadar yasal ve fiili olarak yayınlarını sürdürmüştür. 1989 yılına kadar radyo ve televizyon yayıncılığı bildiğiniz gibi ülkemizde sadece kamu kuruluşu TRT kurumu tarafından yerine getirilmiş bulunmaktadır. 1980’li yılların sonlarına doğru geldiğimizde teknolojik gelişmelerdeki hız özellikle de iletişim teknolojisindeki hızlı gelişme bir anda ülkemizde birçok özel radyo ve televizyon yayınının fiilen hayata geçtiğini göstermektedir. Bugün ülkemizde 1.500 civarında yayın kuruluşu yerel, bölgesel, ulusal olmak üzere kablo ve uydu ortamından yayın yapmaktadır. Bugün sayısal bir yayıncılığa adım atmış bulunmaktayız. Şubat 2006 tarihinde Haberleşme Yüksek Kurulu’nun almış olduğu bir karar ile RTÜK, başta Ankara, İstanbul ve İzmir olmak üzere büyük kentlerimizde “sayısal yayını” deneme mahiyetinde yürürlüğe koymuş bulunmaktadır. Sayısal yayıncılık dünyada olduğu gibi ülkemizde de yeni bir teknoloji ve deneme mahiyetinde başlamıştır. 2014 yılında tüm Türkiye genelinde analog yayıncılıktan sayısal yayıncılığa geçme konusunda RTÜK’ün planlama yapmış olduğunu burada özellikle belirtmek istiyorum. Yayıncılıkla ilgili gelişmeleri kısaca özetledikten sonra RTÜK’ün yapısı, uygulamaları, özellikleri, görevleri nelerdir? Uygulamaları nasıl bir süreç içerisinde gerçekleşmektedir? Bunları dikkatlerinize arz etmek istiyorum. RTÜK, 1994 yılında 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Kanun gereğince kurulan, bağımsız, özerk ve tarafsız bir kamu tüzel kişiliğe sahip bir kurumdur. 2005 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile RTÜK artık anayasal bir kurum olmuş ve üyeleri Anayasa gereğince TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin gösterecekleri adaylar arasından TBMM Genel Kurulu tarafından seçilmektedir. Değerli Arkadaşlar, RTÜK’ün benzeri kuruluşlar dünyanın birçok ülkesinde vardır ve aşağı yukarı uygulamaları da paralellik arzetmektedir. Birkaç örnek vermek istiyorum. ABD’de Federal İletişim Komisyonu’nun üyeleri, ABD Başkanı tarafından atanıp Senato tarafından onaylanmaktadır. Yine İngiltere’de Bağımsız Televizyon Komisyonu dokuz üyeden oluşmakta ve farklı bakanlıklar tarafından atanmaktadır. Fransa’nın, Görsel-İşitsel Konseyi dokuz üyeden oluşmaktadır. Almanya’da her eyalette bir düzenleyici kurul mevcuttur. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun kanunla kendisine verilmiş olan görevlerini burada tek tek sıralamak istemiyorum. RTÜK’ün görevlerini iki ana başlık altında değerlendirmek mümkündür. Bunlardan birincisi; bugün 1.500 adet yayın kuruluşunun faaliyet gösterdiği radyo ve televizyon alanını -görsel ve işitsel alanı- düzenleme görevidir. İkincisi de denetleme görevidir. Bugün ülkemizde ulusal yayın yapan 24, bölgesel yayın yapan 16, yerel yayın yapan 213 olmak üzere toplam 253 televizyon kuruluşu, yine ulusal yayın yapan 36, bölgesel yayın yapan 102 ve yerel yayın yapan 952 olmak üzere toplam 1.090 radyo kuruluşu mevcuttur. Ayrıca 66 televizyon kuruluşu kablo üzerinden, 87 radyo ve televizyon kuruluşu ise uydu üzerinden yayın yapmaktadır. RTÜK, bugüne kadar düzenleme noktasının en önemli ayağı olan frekans planlamasını ve ihalesini 1997 ve 2001 yıllarında olmak üzere iki defa yapma kararı almış, ancak RTÜK dışı nedenlerle gerçekleştirememiştir. 1997 yılında yapılan frekans planlaması ihalesinde ihaleye katılacak olan yayın kuruluşlarından ulusal güvenlik belgesi istenmesi nedeniyle dönemin hükümeti tarafından ihaleler yarıda kesilerek durdurulmuştur. Yine 2001 yılında ikinci bir defa kanal ve frekans ihalesi çalışmalarımızda, yargının mevcut yayın kuruluşlarıyla beraber yeni kurulan yayın kuruluşlarının da ihaleye katılması gerekçesi nedeniyle gerçekleştirilememiştir. 2002 yılında RTÜK Kanunu’nda yapılan değişiklikle frekans ihalesi ve frekans planlaması yapma görevi RTÜK’ten alınarak Haberleşme Yüksek Kurulu’na verilmiştir. Haberleşme Yüksek Kurulu 2005 yılı içerisinde radyo ve televizyon sektörünü ilgilendiren iki önemli karar almıştır. Bunlardan birincisi, radyo ve televizyon yayıncılığından artık sayısal yayıncılığa geçiş, ikincisi de yayın kuruluşlarının bugüne kadar kullanmış oldukları kanal ve frekans bedellerinin geçici olarak alınması. Bu, frekans ihalesinin yapılamaması nedeniyle kanal ve frekans kullanan radyo ve televizyon kuruluşlarından her yıl geçici bir bedel alınması durumudur. Bu iki karar RTÜK tarafından uygulamaya konulmuş ve özellikle kullanılan kanal ve frekanslara ilişkin bedellerin ödenmesi konusunda yönetmelik değiştirilerek yürürlüğe girmiştir. 1.500 civarındaki yayın kuruluşuna duyuru yapılarak konu bildirilmiş ve bu ayın sonlarına doğru yayın kuruluşlarının kullanmış oldukları kanal ve frekans bedellerini ödenmeleri talep edilmiştir. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun denetleme görevine de kısaca değinmek istiyorum. RTÜK, denetim görevini üç ana başlık altında yapmaktadır: yayın denetimi, teknik denetim ve mali denetim. RTÜK yayın denetimini nasıl yapmaktadır, bu süreç nasıl işlemektedir. Bu görevi nasıl gerçekleştirmektedir? RTÜK bunu üç metodla yapmaktadır. Birincisi ulusal bazda yayın yapan radyo ve televizyon kuruluşlarını Ankara merkezde bulunan hizmet binasındaki izleme ünitesinde izleyip kaydederek değerlendirip, denetlemektedir. İkincisi, yerel ve bölgesel yayınları RTÜK adına izleyerek kayda alan Emniyet Genel Müdürlüğü izleme birimleri tarafından bu yayınlar izlenip, rapor edilip RTÜK’e bildirilmektedir. Üçüncüsü de RTÜK’ün “Alo 178 şikayet hattına” vatandaşlar tarafından yapılan müracaatlar, yapılan şikayetleri değerlendirerek üç grupta denetleme yapmaktadır. Yayın denetimine ilişkin uygulamaların ne şekilde yapıldığına bakacak olursak, bütün radyo ve televizyon yayınlarının Anayasa’nın genel ilkelerine, hukukun üstünlüğüne, temel hak ve özgürlüklere, milli güvenliğe, genel ahlaka uygun olarak kamu hizmeti anlayışı içerisinde ve Türkçe yapılması esastır. Bu kanunun öngördüğü bir hüküm, ancak yasada yapılan değişiklikle farklı dil ve lehçelerde de yayın yapılması bildiğiniz gibi uygulamaya konulmuştur. Verilen izinle iki televizyon kuruluşu ile bir radyoya TRT kurumunun dışında farklı dil ve lehçelerde yayın yapma imkanı tanınmıştır. RTÜK, yayınların içeriğini 3984 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinde belirtilen yayın ilkelerine uygunluk açısından denetlemektedir. 4’üncü maddede sıralanan yayın ilkelerinin (a), (b) ve (c) bentleri ayrı bir önem arz etmektedir. Bu üç maddeyi ihlal eden yayın kuruluşlarının yayınları RTÜK tarafından herhangi bir uyarıya gerek kalmadan direkt durdurulmaktadır. Bu üç yayın ilkesi nedir? Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bağımsızlığına, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkilaplarına aykırı yayın yapan kuruluşların yayınları herhangi bir uyarı ve ikaza gerek kalmadan bir ay süreyle durdurulmaktadır. Yine toplumu şiddete, teröre, etnik ayrımcılığa sevkeden, halkı sınıf, dil, ırk, din, mezhep gibi bölge farkı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik eden ve toplumda nefret duyguları oluşturan yayınların yapılması halinde de yine herhangi bir uyarı ve ikaz yapılmaksızın; yayınlar önce bir ay süreyle, sonra bir yıl süreyle durdurulmaktadır. Yine gerek yayın organı, gerekse hisse sahipleri veya üçüncü dereceye kadar olmak üzere üçüncü derece dahil çıkarları doğrultusunda da yayın yapmaları halinde, yayınlar herhangi bir ikaza gerek kalmaksızın durdurulmaktadır. Bu üç temel yayın ilkesinin dışındaki yayın ilkelerinin ihlal edilmesi durumunda ise işleyen süreci şu şekilde ifade edebiliriz. Öncelikle ihlal yapan yayın kuruluşu RTÜK tarafından uyarılmaktadır. Daha sonra bu yayın kuruluşunun savunması istenmekte ve ihlal devam etmesi halinde de program durdurulmaktadır. Program durdurulduktan sonra yayın kuruluşları genellikle idari yargıya başvurmakta ve yargıdan yürütmeyi durdurma kararı almaktadırlar. Yargı yürütmeyi durdurma kararını aldıktan sonra RTÜK bu konuda herhangi bir yaptırım uygulayamamaktadır. Yargının nihai kararı almasına kadar RTÜK herhangi bir işlem yapamamakta, bu süre de altı ay ile iki yıl arasında değişmektedir. RTÜK bu kapanan programların yerine yine yasa gereğince eğitim, kültür, trafik, kadın, çocuk hakları, Türk dili gibi konularda hazırlamış olduğu programları bu yayın kuruluşlarına yayınlattırmaktadır. Bütün bunların dışında yasanın öngördüğü para cezası uygulamasını RTÜK bugüne kadar pek uygulama yoluna gitmemiştir. Çünkü para cezalarına bugünün güncelleştirilmiş rakamlarıyla baktığımızda yerel yayın kuruluşları için 67 milyar TL, ulusal televizyonlar için 375 milyar TL civarında bir rakam olduğunu görürüz. Bu konuyla ilgili yasanın bir bölümüne de Anayasa Mahkemesi zaten yürütmeyi durdurma kararı vermiştir. Bugüne kadar RTÜK’ün hiç para cezası uygulaması yapmadığını söyleyebiliriz. Yine teknik ve idari yükümlülüklerini yerine getirmeyen yayın kuruluşlarına dönük müeyyide uygulamaları var. Bilindiği gibi 3984 sayılı Kanun gereğince radyo ve televizyon yayını yapmak isteyen yayın kuruluşlarının öncelikle AŞ olarak yapılanma zorunluluğu vardır. Bir şirket bünyesinde en fazla bir televizyon, bir radyo kuruluşu yer alabilir. Yıllık ortalama izlenme ve dinlenme oranları yüzde 20’yi geçen kuruluşlarda hisse payının yüzde 50’yi geçmemesi gerekiyor. Bir yayın kuruluşunda yabancı sermayenin payının yüzde 25’in üzerinde olmaması gerekiyor. Buna benzer idari kriterlere uymayan yayın kuruluşlarının verilen süre içerisinde yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde önce uyarılması, daha sonra bir ay süreyle durdurulması ve daha sonra da lisans iptaline doğru gidilmesi söz konusu. Üçüncü denetim uygulamamız ise mali denetim üzerinedir. Özel radyo ve televizyon kuruluşları elde etmiş oldukları brüt reklam gelirlerinin yüzde 5’ini RTÜK’e, RTÜK payı olarak ödemek zorundadırlar. Bu bir yasa hükmüdür. Çok tartışılan konulardan birisidir. Bunu yatırmayan yayın kuruluşları önce uyarılmakta, sonra yayınları bir ay süreyle, sonra iki ay süreyle ve sonra da lisans iptaline doğru gidilmektedir. RTÜK’ün en büyük gelir kaynağı, bu yüzde 5’lik reklam gelirlerinden alınan paylardır. Bugüne kadar RTÜK hazineden herhangi bir ödenek talep etmeyen bir kurumdur ve görevlerini de bu almış olduğu yüzde 5’lik paylarla gerçekleştirmek durumundadır. Benim özetle ifade etmek istediklerim bunlardı. Sorularınız olursa onları cevaplandırmaya çalışacağım.
|
|
|
<<< XII. YEREL MEDYA EĞİTİM SEMİNERİ - ADANA (13-14 Nisan 2006) >>> |