|
|
SEMİNER KONUŞMALARI
“BASIN İLAN KURUMU VE RESMİ İLANLAR” Öncelikle sizlere tekrar hitap etme fırsatı verdiği için Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’ne, Çukurova Gazeteciler Cemiyeti’ne ve Adana Valiliği’ne teşekkürlerimi sunuyorum. Değerli Arkadaşlar, ben öncelikle serbest bir konuşma yapmak istemiştim ama seminerin ilk gününden beri aralarda bana sorulan sorulardan çok fazla soru sorulacağını tahmin ettiğim için serbest bir konuşma değil de mevzuatımızı şöyle bir taramanın daha doğru olacağı kanaatine vardım. Bildiğiniz gibi Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte 1960 yılına kadar resmi ilanların uygulanması, serbest uygulama dönemi, Maarif Cemiyeti’nin aracılık yaptığı dönem, basın birliği dönemi ve resmi ilanlar şirketinin genişleme dönemi olarak uygulanmıştır. Bu dönemlerde hükümetlerle, gazetelerin sık sık karşı karşıya gelmesi, ilanların dağıtımında yaşanan sorunlar olayın köklü çözüme kavuşturulmasını gerekli kılmış ve 1961 yılında özel ilan ve reklamların, özel hukuk, resmi ilan ve reklamların da kamu hukuku esaslarına göre düzenlenmesi prensibinden hareket edilerek 195 sayılı Kanun çıkartılmıştır. Basın İlan Kurumu teşkiline dahil olan 195 sayılı Kanun’un 31’inci maddesi ve yine bu kanuna dayanılarak çıkartılan 67 sayılı Genel Kurul Kararı’nın 3’üncü ve 7’nci maddelerinde belirtilen görev ayrımına göre resmi ilan ve reklamlar, anılan ilan ve reklamları yayınlama hakkına haiz gazetelerde Kurumumuz ve valilikler aracılığıyla yayınlatılmaktadır. 195 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesine göre Kurum merkezi İstanbul olarak belirlenmiş, İstanbul, Ankara, İzmir illerinde birer şube açılması hüküm altına alınmıştır. Bilahare bu şubelere Adana, Bursa, Konya, Erzurum, Eskişehir, Diyarbakır ve Zonguldak şubeleri ilave olmuşsa da 1973 yılına kadar geçen 12 yıllık süreç içerisinde Genel Kurul’un gördüğü lüzum üzerine Erzurum, Eskişehir, Diyarbakır ve Zonguldak illerindeki şubelerin faaliyetine son verilmiştir. Bildiğiniz gibi 195 sayılı Kanun’da belirtilen ayırıma göre, Kurum ve valilikler aracılığıyla bu ilanları yayınlama hakkına haiz gazetelerin, anılan ilanları yayınlayabilme hakkı kazanabilmeleri veya bu haklarını kesintisiz olarak sürdürebilmeleri için 195 sayılı Kanun’un 34’üncü ve 35’inci maddelerine dayanılarak Genel Kurul’ca tespit edilen vasıf ve ödevleri eksiksiz olarak yerine getirmeleri gerekmektedir. 67 sayılı Genel Kurul Kararı 1977 yılında alınmış, ancak daha sonraki yıllarda ve dönemlerde günün gelişen ve değişen şartlarına göre yeni düzenlemeler yapılmıştır. Gazetelerin resmi ilan yayınlama hakkı kazanabilmeleri için öncelikle 67 sayılı Genel Kurul Kararı’nın 8’inci maddesinin (b) bendi uyarınca bu ilanları yazılı olarak yayınlama talebinde bulunmaları, daha sonra yine aynı maddenin (a) ve (c) bentlerine göre, yayınladıkları yerler dikkate alınmak suretiyle aynı Genel Kurul Kararı’nın ilgili bölümlerindeki maddeleri ve yükletilen vecibeleri yerine getirmeleri gerekmektedir. Bu yükümlülükler, resmi ilanların verilmesinde kurumumuzun veya valiliklerin aracılık ettiği yerlere göre farklılıklar arz etmektedir. Şöyle ki, 195 sayılı Kanun’un 34’üncü maddesinde, resmi ilan verilecek mevkutelerin vasıfları; münderecat, sayfa sayı ve ölçüsü, kadro, fiili satış, en az yayın süresi olarak ana başlıklar halinde belirlenmiştir. Bu kanunun 35’inci maddesinde belirtilen ödevler, Kurumumuzun aracılık görevi bulunan yerler için 67 sayılı Genel Kurul Kararı’nın 1.ve 2. bölümlerinde, yani 1’inci madde ile 67’nci maddeler arasında gösterilirken, valiliklerin görevi bulunduğu yerler için ise bu ödevler, Genel Kurul Kararı’nın 1. ve 3. bölümlerinde yani 1’inci madde ile 44 ve 67’nci ile 81’inci maddeler arasında açıkça belirtilmiştir. Her resmi ilan, o ilanın yayınlanmasını gerektiren bir mevzuat hükmünden hareketle en fazla okuyucu kitlesine ulaşabilmesinin temini için yayınlanmaktadır. Bu nedenledir ki resmi ilan yayınıyla alakalı gazetelere mevzuatımız gereği birtakım vecibeler yükletilmektedir. Son yıllarda yerel gazete olarak kabul edilen ve lokal bir yöreye yayın yapmak suretiyle dağıtılıp, satışa sunulan gazetelerle ilgili bir tespiti de sizlerle paylaşmak istiyorum. 2003 yılının ocak ayında yürürlüğe giren 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu gereğince yayını zorunlu resmi ilanlar arasında yer alan ihale ilanları, yerel gazetelerin ilan gelirlerinde beklenenin üzerinde bir artış meydana getirmiştir. Gelirlerdeki bu artış, ilgili ilgisiz birçok kişinin dikkatini çekmiş ve bu durum gazete çıkarmayı cazip kılmıştır. Ancak bu durum bir çok sorunu da beraberinde getirmiştir. Bunun dışında 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle Kurumumuz aracılığıyla resmi ilan yayınlatılan gazete sayısı 168 civarında idi. 2004 yılı sonu itibarıyla valiliklerin aracılık ettiği yerlerde ise bu sayı 875 olup, 2005 yılında 1.012’ye yükseldi. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle Büyükşehir Belediyesi bulunan illerin sınırlarına dahil olan ilçelerde resmi ilân yayınlama hakkına sahip gazeteler de artık kurumumuzun görev alanına dahil olmuştur. Böylelikle İstanbul’da 9, Ankara’da 6, İzmir’de 14, Bursa’da 8 ve Adana’da bir gazete, kurum denetiminde ilan yayınlamaya başlamıştır. Valiliklerin aracılık yaptığı yerlerdeki gazetelerde 2004 yılında yaklaşık 50 milyon YTL tutarında resmi ilan yayınlatılırken, bu rakam 2005 yılında yüzde 20 oranında artarak 60 milyon YTL civarına yükselmiştir. Bu rakamlardan anlaşılacağı gibi resmi ilanların parasal değerindeki bu artış gazete yayınına yansımış ve bu paradan daha fazla pay almak isteği gerek gazetelerin kendi aralarında, gerekse gazetelerle ilgili valilikler arasında sürekli ihtilaf çıkmasına neden olmuştur. Bahsi geçen ihtilafların görüşülüp, karara bağlanmasında yetkili makam, 195 sayılı Kanun’un 53’üncü maddesine dayanılarak yapılan yönetmeliğin 81, 83 ve 84’üncü maddelerine göre, Kurum Yönetim Kurulu’dur. Önceki yıllarda bir takvim yılı içerisinde çeşitli illerden yaklaşık 5 ila 10 ihtilaf, Kurumumuz Yönetim Kurulu’na intikal ederken, 4734 sayılı Kanun ile 5216 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesiyle bu sayı daha çok artmıştır. 2005 yılında 31 dosya görüşülmüş ve bu dosyaların haricinde bazıları da nihai kararın verilmesi için halen inceleme safhasında bulunmaktadır. Bildiğiniz gibi valilikler veya Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü’nün almış olduğu kararlara ilk itiraz merci, o kararı veren merciler yani valilikler veya Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü’dür. Bu itirazlardan bir netice alınamadığı veya ısrar kararı verildiği takdirde, Kurum Yönetim Kurulu’na yönetmeliğin 81, 83 ve 84’üncü maddeleri gereğince tekrar müracaat edilebiliyor. Kurum Yönetim Kurulu’nun verdiği karar nihai karar oluyor. Bunlardan önemli olarak gördüğüm bir tanesini sizlere anlatmak istiyorum. Hepiniz biliyorsunuz, baskıları “masa üstü dijital baskı makinesi” olarak tabir edilen makinelerde basılan gazeteleri ilgilendiren bir ihtilaf var. Bu ihtilaf 2005 yılı başında bir gazeteyle, ilgili valilik arasında başlamıştır. Bu konuda elimizde birbiriyle çelişen iki rapor bulunmakta. Bir üniversite tarafından verilmiş raporda, bu makinelerin matbaa makinesi olarak kabul edilebileceği -tam matbaa makinesi denmiyor da bunlarda çoğaltılan evrakların mevkute tanımına uyabileceği- belirtiliyor, yeni açılmış bir üniversite tarafından verilen başka bir raporda ise, bu tip makinelerin matbaa makinesi olarak telakki edilemeyeceği, bununla çoğaltılan veya basılan gazetelerin resmi ilan yayınlama hakkının olmaması gerektiği ifade ediliyor. Bunun üzerine Yönetim Kurulu, bu konu üzerine eğildi ve 7 kişilik bir komisyon kuruldu. Bu komisyonda İletişim Fakültesi, Hukuk Fakültesi, İstanbul Ticaret Odası, İstanbul Sanayi Odası ve gazetelerin matbaalarında çalışan teknik sorumlulardan oluşan yedi kişi yer aldı. Bu komisyon çalışmalarını tamamlayacak ve bir rapor sunacak. Bu rapora göre mayıs Genel Kurulu’nda bu rapor doğrultusunda bir prensip kararı alınacak. Eğer bunlar matbaa makinesi olarak kabul edilmediği takdirde, o tip makinelerde yayın yapan gazetelerin resmi ilan yayınlama haklarının düşürülmesi gerekecek. Aksi yönde bir karar verilirse, resmi ilan yayınlama hakları devam edecek. Tabii ki bu karar alındığında, ne karar alınırsa alınsın iki taraftan da tepki alacağımızı biliyoruz. Ancak Yönetim Kurulu, bu çalışmanın ve prensip kararının arkasında duracak, çünkü bu konuda gerçekten çok fazla şikayet var. Sözlerimin sonunda bir takım ihtilaflarla çok fazla gündemde olan bazı konuları maddeleriyle ve başlıklarıyla sunmak istiyorum. Öncelikle asgari fikir işçileri kadrolarında istihdam edilecek kişilerle ilgili olarak 195 sayılı Kanun’un, 67 sayılı Genel Kurul Kararı’nın 20 ve 73’üncü maddeleri ile 75’inci maddenin (d) bendinin göz önüne alınması gerekeceğini belirtmek istiyorum. Konuyu daha da açarsak; bildiğiniz gibi asgari fikir işçileri kadrolarında istihdam edilen kişilerin vergi ve sigorta primlerinin yatırılması gerektiği veya üç ay içinde yatırılmak kaydıyla tahakkuka bağlanması gerektiği, 67 sayılı Genel Kurul Kararı’nın 20’inci maddesinde yer almaktadır. Ancak 2001 yılındaki ekonomik kriz sonucu o günkü hükümet ve ilgili bakanlık vergi ve sigorta primlerinin taksitlendirilmesi veya tecil edilmesi şeklinde birtakım önlemler getirdi. Onun üzerine Genel Kurul, bu vergi ve sigorta primlerinin ödenmesinde bir esneklik sağlamak amacıyla sadece tahakkuklarının yaptırılmış olmasının yeterli olacağı şeklinde 20’inci maddede bir değişiklik yaptı. Ancak daha sonra gördük ki, -bir iki senelik denemeden sonra gördük- bu sefer, gazete sahibi arkadaşlarımız bütün Türkiye’de -bazılarını tenzih ediyorum- sadece tahakkuklarını yaptırıp bildirgelerini verip ne vergi, ne de sigorta primlerini yatırmamışlar. Bu tespitimiz üzerine, vergi ve sigorta primlerinin yatırılması aynı zamanda Maliye’nin ve devletin de sorunu olması sebebiyle yine eskiye dönülmek suretiyle vergi ve sigorta primlerini yatırmayan gazetelerin resmi ilanlarının düşürülmesi kararının verilebilmesi için 20’inci maddeyi de eski haline getirdik. Münderecat konusunda 67 sayılı Genel Kurul Kararı’nın 17, 18, 49 ve 71’inci maddelerine dikkat etmenizi rica edeceğim. Gazete sahibi ve çalışanları olarak dizgi, baskı konusunda 26’ıncı madde, bayi satışında 23 ve 74’üncü madde, icmal 31’inci madde, yayında süreklilikte 32’inci madde, diğer ödevlerde 36’ncı madde, tutulması zorunlu defterlerde 29 ve 30’uncu maddelerin dikkatle uygulanmasını rica edeceğiz. Bu 29 ve 30’uncu maddelerde sıralanan tutulması zorunlu defterler maalesef arkadaşlarımız tarafından yanlış algılanıyor. Orada bir cümle var, “Kullanılacakları döneme ait noter tasdiki.” Şimdi bazı arkadaşlarımızı görüyoruz, 1998 yılında defteri tasdik ettirmiş, 1998 yılından beri 1999’un başında devam etmiş, 2000’in başında devam etmiş, 6-7 senedir aynı defteri kullanıyor. Biz kullanılacağı dönemle ilgili tasdiki arıyoruz, yani 2005-2006 yılında kullanılacak olan defterler 31 Aralık 2005 tarihine kadar, 2007 de kullanılacak olanlar 31 Aralık 2006 tarihine kadar noterde tasdik edilmesi gerekiyor. Eğer bu tasdiki yaptırmazsanız veya ne kadar geç yaptırırsanız o kadar süre için resmi ilan yayınlama hakkınız düşeceği için o ilanların mahsup edilmesi gerekecek, bundan da gazeteler zarar görecektir. Buna dikkat edilmesini bilhassa rica ediyoruz . Bu konu önümüze çok fazla geliyor ve bu sene bununla çok fazla karşılaştık. Bu nedenle Yönetim Kurulu, bir karar aldı. Sadece 2006 yılına mahsus olmak üzere hem Kurum şubesi bulunan ve bulunmayan yerlerde çok fazla ihlal olduğu için noter tasdikli deftere ara tasdiki yaptırmak suretiyle kullanan arkadaşlarımıza bu müeyyideyi uygulamayacağız. Bunu da valiliklere ve Kurum şubesi bulunan yerlerdeki gazetelere yazıyla bildirdik. Ama 2007 yılında 31 Aralık 2006’ya kadar tasdik edilmemiş defterler olduğu takdirde resmi ilanların düşürülmesi ve o günlere ait de mahsup kararı almak zorunda kalacağız. Biliyorsunuz bir de 75’inci maddenin (d) bendindeki “Vasıfsız gazetelere ilişkin istisna maddesi var”. Yerel basını çok fazla ilgilendiren bu maddeyi ve vasıflı gazete adaylarına uygulanan 78’inci maddeyi dikkatle okunmalarını tavsiye ediyoruz. 79’uncu madde de bildiğiniz gibi gazeteleri denetleyecek kontrol ve ihtiyaç halinde kontrol kurullarının teşkilini içeriyor. Bu maddeye göre kontrol kurulları; valiliğin görevlendireceği il basın ve/veya basın ve halkla ilişkiler müdürlüğünden 1 memur (aynı zamanda kurulun başkanı) ve muhasebe konularında ihtisas sahibi 1 memur ile 39’uncu maddenin birinci fıkrasına göre tespit edilen üye adayları arasından yine valilikçe görevlendirilecek 1 gazeteci üyeden oluşuyor. Resmi ilanların fazlalaşması, ilan gelirlerinin artışı ve gazete sayısında görülen artışlar Kurumumuza birtakım yükler getirdi. Bu yüklerin en önemlisi, valiliklerin illerinde Kurumumuz şubesinin açılmasını istemeleri. Biraz önce bahsettiğim gibi Kurumumuzun mevcut şube sayısı 1973’den 2003 yılına kadar İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa, Konya olmak üzere altı iken, 2004 yılında Gaziantep’te, 2005 yılında Kayseri’de 2006 yılında Antalya’da şube açıldı. Bu yöndeki taleplerin artması üzerine Genel Kurul’umuz Ağustos 2005’deki toplantısında şube açılması hususundaki müracaatların değerlendirilebilmesi için bazı kriterler belirledi ve bu kriterleri ilgili bütün valiliklere bildirdi. Erzurum ve Samsun illerinin talepleri, belirlenen kriterlere uymaması nedeniyle reddedildi. Yine Denizli ve Mersin illerinden gelen talepler, bu kriterlere uymadığı için reddedildi. Sadece bu kriterlere uyan Trabzon, Kocaeli ve Eskişehir illerinde şube açılması kararı verildi, bu da önümüzdeki süreç içerisinde tamamlanacak.
Genel Müdürlüğümüz, 27 Mart 2006 tarihinde 80 ilin valilik makamına bir yazı gönderdi. Yazıda, valiliklere yaptıkları denetlemelerde ne gibi eksiklikler olduğunu ve denetlemelerin valiliklerce çok ciddi bir şekilde ele alınması gerektiğini belirttik. Çünkü gazeteler denetlenmediğinde birbirlerini ihbar ediyorlar. Bu ihbarlar valiliğe, valilikten de bize intikal ediyor. Bu arada 2005 yılı içinde Kurum şubesi bulunan yerlerden İstanbul’da 119, Ankara’da 65, İzmir’de 33, Adana’da 69, Bursa’da 28, Konya’da 33, Gaziantep’de 75, Kayseri’de 48 olmak üzere toplam 463 denetleme yapıldı. Ama bize intikal ettiği kadarıyla valiliklerce senede bir defa bile denetleme yapılmadı. Gerek 195 sayılı Kanun’da, gerekse 67 sayılı Genel Kurul Kararı’nda her gazetenin en az yılda bir defa valilik tarafından veya Kurum tarafından denetlenmesi gerekmektedir. Buna rağmen valilikler kanun ve karara uymuyor ve gerekli denetleme yapılmıyor. Gazetelerin, resmi ilan yayınlama hakkı kazanabilmeleri için yerine getirmeleri gereken vasıf ve ödevlerde bir sürü eksiklik olmasına rağmen, denetleme yapılmadığı için ilan almaya devam ediyorlar. Bir yerde de diğer bütün vasıfları yerine getiren gazeteler arasında haksız bir rekabet oluşturuyor. 195 sayılı Kanun’un 49’uncu maddesinde yer alan Basın Ahlak Esasları, 129 sayılı Genel Kurul Kararı’yla tespit edilmiştir. Bu esaslara aykırı hareket eden gazeteler hakkında, herhangi bir kişiyle ilgili olduğu takdirde 30 gün içinde -yayının yapıldığı 30 gün içinde- Kurum Yönetim Kurulu’na başvurabilir. Başvurduktan sonra Kurum Yönetim Kurulu bunu inceler ve inceleme sonucunda o gazeteye, eğer haksız bulursa 60 güne kadar resmi ilan ve reklam yayınlamama cezası verme yetkisine haizdir. Bu arada sizlere şunu belirtmek istiyorum: Biraz önce Kurum şubesi açılabilmesi için Genel Kurul’umuzca tespit edilen kriterlerden bahsetmiştim. Bu kriterlerden biri de, öncelikle o ilde yayınlatılan resmi ilan ve reklam bedelinden 195 sayılı Kanun hükmü gereğince Genel Müdürlüğümüzce alınacak yüzde 15 komisyon tutarının şube giderlerini karşılaması gerekmekte. Basın İlan Kurumu genel ve katma bütçeli veya herhangi bir yerden maddi destek alan bir kuruluş olmadığı ve kendi geliriyle üstlendiği görevlerini yerine getirdiği için hiç olmazsa oradaki şube masraflarını karşılaması gerekmektedir. Eğer bu şart yerine geliyorsa o zaman aşağıda sayacağımız hususlarda değerlendirmeler sonucu asgari 70 ortalama puanı elde ettiği takdirde, 195 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri doğrultusunda Kurum şubesi açılabileceği şeklinde Yönetim Kurulu, Genel Kurulu’a bir sunuş yapabilmektedir. Esas nihai karar Genel Kurul tarafından alınmaktadır. Parasal kısmı kabul ettiğimize göre her gün asgari 1.000 adetlik fiili satış ortalamasını gerçekleştirilmesi 30 puan, orada çıkan gazetelerde asgari 2-7 kişilik fikir işçi kadrosunun bulunması ve istihdam edilmesi 25 puan, her gazete nüshasının toplam yüz ölçümünün 60 metrekareden az olmaması 15 puan, münderacaatlarının uygun olması 10 puan, dizgi baskı tekniği 10 puan, bilanço esasına göre defter tutmaları 5 puan, il nüfusu, okur-yazar oranı yazılı ve görsel basın sayısı ve ekonomik ve sosyal gelişmişlik gibi hususlarda 5 puan olarak gözönüne alınmakta. Bunların hepsi orantılanmak suretiyle puanlandırılıyor. Bunların toplamının 70 puan veya üzerinde olması lazım. Tabi ön şart olarak da parasal sorunun ortadan kaldırılmış olması lazım. Bu arada ben size istatistiki şu bilgiyi de vermek istiyorum. Şubelerimizin bulunduğu yerlerde 2005 yılında 145 gazetede ilan yayınlatılmış, valiliklerin aracılık ettiği yerlerde ise 1.012 gazetede resmi ilan yayınlatılmış, yani toplam 1.200 civarında gazetede resmi ilan yayınlatılmış. Türkiye’de çıkan gazete sayısı Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre 2000’in üzerinde. Bunların içinde 1.200 tanesinin resmi ilan yayınlama hakkı var. Beni dinlediğiniz için hepinize çok teşekkür ediyorum. Abdülrezzak ALTUN: Konuşmacılara çok teşekkür ediyorum. Her gruptan birer kişiye söz vereceğim. Önce Sayın Erkan Tan’a soru sormak isteyen hanımefendi, buyrun… Katılımcı (HATAY): Dilimizde Türkçe’nin kullanımı çok önemli, Erkan Bey’i çok keyifle izledik ve dinledik. Benim sorum belki biraz ortaya olacak. Özellikle televizyonlar, sağlıkla ilgili konularda kitlesel olarak birileri bizleri bir yerlere yönlendiriyorlar. Burada ödenecek bedel sadece maddi değil. Acaba RTÜK bu konunun farkında mı veya herhangi başka kurum farkında mı, biz ne şekilde koruma altında olacağız? Abdülrezzak ALTUN: Bu soru, Erkan Tan’ın konusuyla çok doğrudan ilgili mi bilmiyorum? Bu soruyu Ayhan Özçelik için almış olalım. Diğer bir soruyu alabilir miyim? Sayın Ertan Cillov’a bir soru var, buyrun… Katılımcı (HATAY): Sayın Ertan Cillov konuşmasında, bazı illerde büyük aksamalar olduğunu ifade etti. Biz de çok büyük sıkıntılar içindeyiz. Genel Kurul, bu sorunları çözmeye yönelik karar alsın, bizim illerdeki bu kavgamız bitsin. Bir çözüm önerileri varsa kendilerinden rica edelim. Çünkü bizim için çok büyük bir sorun, teşekkür ediyorum.
Abdülrezzak ALTUN: Ertan Bey’in bir çözüm önerisi var mıdır, ya da söyleyeceği birşey var mıdır? Dinleyeceğiz. Basın İlan Kurumu ile ilgili başka soru varsa alalım. KATILIMCI: Sayın Genel Müdürüm açıklamalarınız için teşekkür ederim. Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü böyle bir seminer düzenlemişse, Basın İlan Kurumu’nun da seminer düzenlemesi lazım. Bu konularda daha bilinçlenmiş olacağız ve o konularda size yardımcı olacağız. Çünkü valilikler bize konuyla ilgili pek açıklama yapamıyor. Her çıkan kanunu anında bize bildirmiyor. Biz altı ayda denetleniyoruz ama halimizden memnunuz. Bu torba işini de bir nazara dikkate alırsanız memnun olacağım. Bu torba işi kalksın. Sayın Genel Müdürüm, bizler ilan konusunda çok dertliyiz. Benim ilanlarımın fazla olduğu belirtildi. Mersin Valiliği’ne şikayette bulundum. Mersin Valiliği de, basın ilan konusunun kendilerinin görevi olmadığını söyleyerek, Basın İlan Kurumu’na, Basın İlan Kurumu da, tekrar valiliğe gönderdi. Bunun üzerine valilik Sayıştay’a yazdı. 900 milyon lira param kesildi. Yani Basın İlan Kurumu’nun görevi ile valilik ilgilenmedi. Bunun sebebini sormak istiyorum. Ertan CİLLOV: Son sorudan başlıyorum. Siz resmi ilanı yayınlıyorsunuz. Resmi ilanın ölçümünü valilik yapacak. Valiliğin yaptığı doğru diyor sunuz değil mi? KATILIMCI: Evet. Ama parayı ödeyecek olan kişiye belediye bu fazla ölçülmüş diyor. Sayıştay fazla ölçülmüş diyor. Sayıştay’ın hesabıyla, bizim hesabımız bir değil. Sayıştay ya bize ya da valiliğe soruyor. Bize sorduğu zaman biz gerekli cevabı veriyoruz. Valiliğe sorduğu zaman, valilik de bize soruyor. Ertan CİLLOV: Semineri daha önce gazete sahiplerine verdik. Valiliklerdeki uygulamaları Valilik Basın ve Halkla İlişkiler Müdürleri yaptıkları için her yıl onlara Haziran veya Eylül ayında mutlaka bir seminer düzenliyoruz. En büyük katılım da geçen yıl oldu, 69 il katıldı. Bazı valilikler eleman göndermiyorlar, orada da bizim yapacak birşeyimiz yok. Bir arkadaşımız “Valilik çözümü nedir?” dedi. Valiliklerin denetlemelerinde eksik olduğunu düşündüğümüz veya gördüğümüz konuları 27 Mart tarihli bir yazıyla bütün valiliklere gönderdik. Orada nelerin ne şekilde yapılması gerektiği konusunda gerekli bilgileri verdik. Denetlemelerin çok dikkatli yapılamasını valiliklerden rica ettik. Tabii ki valiliğe şöyle yap, böyle yap diye bir talimat verme durumunda da değiliz.
195 sayılı Kanuna göre, Basın İlan Kurumu’nun şubesi bulunan yerlerde Kurum, yoksa valilikler, valilikler de Kurum Genel Kurulu’nun tespit ettiği esaslar dahilinde denetleme yapacak. Valilik kendisi bir denetleme sistemi çıkartamıyor. Onu bildirdik. Bu sene tekrar bildireceğiz. Tarsus’tan bir arkadaşımız kaçak ilanlardan söz etti. İcra ilanları ile ilgili olarak 2005 yılında Adalet Bakanlığı’ndan Bakan imzalı bir genelge yayınlandı. Bu genelge bütün cumhuriyet savcılıklarına, bölge idare mahkemelerine gönderildi. Adliyeden verilen her türlü ilanların Basın İlan Kurumu’nun listesinde bulunan resmi ilan yayınlama hakkı kazanmış olan gazetelerde yayınlatılması, Kurum şubesi bulunan yerlerde mutlaka dosyada Basın İlan Kurumu’nun resmi makbuz veya faturasının aranması, Kurum şubesi bulunmayan yerlerde, o gazetelerde yayınlandığına dair valiliğin faturayı onaylamasının veyahutta oraya not düşmesinin gerektiği şeklinde bir genelge yayınlandı. Ancak 2006 yılı başında Adalet Bakanlığı, o güne kadar yayınlanmış olan bütün genelgelerin yürürlükten kaldırıldığını ilan etti. Bunun üzerine biz tekrar Adalet Bakanlığı’na başvurduk. Biz başvurduğumuzda zaten, 5 Ocak 2006 tarihli Adalet Bakanlığı’nın 117 sayılı genelgesi, bütün savcılıklara ve bölge idare mahkemesi başkanlıklarına gönderildi. Bundan sonra kaçak ilan olursa, yani resmi ilan yayınlama hakkı olmayan gazetede yayınlanmış olursa, doğrudan doğruya savcılığa bu genelge sebebiyle başvurabilirsiniz. Biz mesela kurum şubesi bulunan yerlerde, o ilanın iptal edildiğini, geçersiz olduğunu yeni ilanın yapılmasını sağlıyoruz. Bu bakanlığın genelgesidir, zaten kanun gereği bunlar yayınlanması gereken ilanlar. Yerel gazetelere vermiyorlar diye bir şey yok. İcra ve İflas Kanunu’nun 114’üncü maddesinde gayrimenkul satış ilanlarının ve menkul satış ilanlarının yayınlanma yetkisi icra müdürlüklerinde olduğundan, icra müdürü yerel bir gazetede yayınlanmasını isterse yerel gazetede, Türkiye çapında yayını dağıtımı olan bir gazetede yayınlanmasını isterse o gazetelerde yayınlatabilir. İlanın yurt düzeyinde yayınlanan bir gazete ile yapılmasına karar verilmesi halinde, bu ilan satış talebi, tirajı 50 binin üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden biriyle yapılır. KATILIMCI: Radyo televizyon kuruluşları da, resmi ilanlardan yararlanabilir mi? Ertan CİLLOV: Konuşmam sırasında bahsettim, her resmi ilanın yayınlanmasını gerektiren bir mevzuatı var. O mevzuatta, eğer gazete ilanı deniyorsa radyo ve televizyonda yayınlanma imkanı yoktur. Ama idare “ben bunu televizyonda da ilan edeceğim” diyebilir. Kanunda varsa, mevzuatında varsa yapılabilir. Ama bugüne kadar çıkan bütün kanun, tüzük, yönetmelik ve genelgeler doğrultusunda herşey gazetededir. Çünkü, televizyon ve radyoyu her zaman dinleme imkanı yoktur. Geniş kapsamlı duyuru televizyonda ve radyoda olmayabilir, ama gazetede geniş kapsamlı olarak duyurmak mümkündür. Yani o kanunda varsa zaten yayınlanır. Erkan TAN: Ben, hanımefendinin özellikle sağlık programıyla ilgili sorusunu cevaplandırmak istiyorum. Bildiğiniz gibi RTÜK’ün, yayınlara, programlara ya da program içeriğine önceden müdahalesi söz konusu değil. Yayınları tamamen yayın sonrası denetleyen ve bunu da kanunda belirlenen yayın ilkelerine göre değerlendiren, bunun sonucuna göre de müeyyide uygulayan bir kurum. Yoksa programların içeriği konusunda yayın kuruluşlarına ya da program yapımcılarına herhangi bir müdahale söz konusu değildir. Tabii ki program yapımcıları da programlarını yayın ilkelerine uygun bir şekilde yapmak durumundalar. Bunu ifade etmek istiyorum. Arkadaşlarım yazılı bir soru gönderdi. “RTÜK, Türk dilini doğru kullanımına uymayan yayın kuruluşlarına bugüne kadar hangi ağır cezayı verdi?” diye. 2002 yılında iki radyo kuruluşuna, birine iki gün, diğerine de üç gün kapama cezası verilmiştir. Onun dışında televizyon kuruluşlarına uyarı cezası verilmiştir. Herhangi bir bölgesel, ulusal ve yerel televizyona da bir kapama cezası söz konusu değildir. Türk dili konusunda benim söyleyeceklerim bunlar Sayın Başkanım. Abdülrezzak ALTUN: Konuşmacı arkadaşlara teşekkür ediyorum. Seminerlerin dışında samimi olarak bu kadar sorunların açıklıkla ifade edilebildiği başka ortamlar olmuyor. O nedenle her bir bölgenin, her bir ilin, her bir gazetenin kendine özgü sorunları var ve bunların bir yerlerde anlatılması gerekiyor. Yüz yüze iletişim de bunun en önemli kanalı haline geliyor. Hepinize bu oturumu izlediğiniz için teşekkür ediyorum. Hakikaten Erkan Tan, bütün deneyimlerini aynı sıcaklıkla aktardı. Ayhan Bey RTÜK gibi çetrefilli bir konuyu bu kadar iyi özetleyebildiğine göre fakültemizde de zaman zaman ondan istifade edeceğiz. Ertan Bey’in işi zor. Yani bundan sonra iyice zorlaşacak zannediyorum. Hepsine birden teşekkür ederim.
|
|
|
<<< XII. YEREL MEDYA EĞİTİM SEMİNERİ - ADANA (13-14 Nisan 2006) >>> |