|
|
AÇILIŞ KONUŞMALARI
Aytaç DURAK Sayın Valim, Değerli Genel Müdürler, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Sayın Genel Başkanı, Emniyet Müdürüm, Yüreğir Belediye Başkanı Arkadaşım, Çok Değerli Konuklar, Değerli Gazeteci Arkadaşlarım. Her ne kadar bu toplantı yerel basının eğitimiyle ilgili olsa da eğitimden önce sorunlar gündeme gelecektir, ona eminim. Zira bu sorunların hangi boyutta olduğunu belki en iyi bilenlerden birisiyim. Yerel basın uzun yıllardır aynı sıkıntıyı çeker. Ana nedeni de etkili bir yayın ağına sahip olamaması, yeterli tiraja sahip olamaması ve bunun sonucunda çektiği ekonomik sıkıntılar. Yine yerel medyanın en çok gündemde tuttuğu, işlediği, muhatap aldığı konu, yerel halkın sorunları, yerel gündem. İşte onun bir numaralı odak noktasında da belediyeler geliyor. Zira belediyeler halkın doğumundan ölümüne kadar her safhasında, bütün yaşamı boyunca muhatap aldıkları, etkilendikleri bir yönetim merkezidir. Ben de uzun yıllardır bu yönetimin içinde bulunan bir kişi olarak, medyayla acı-tatlı çok serüvenlerimizin olduğunu söyleyebilirim; gün olmuş kavga etmişisizdir, gün olmuş beraber olmuşuzdur. Yerel medyanın yaşadığı sıkıntıları biz de yaşıyoruz. Zira gündem oluşturmak için hazır belediye var önlerinde, neresinden tutacaklar, tutacak o kadar çok yanımız var ki, bunun sonucunda hoş olmayan birtakım sıkıntılar da olabiliyor tabiatıyla. Ben, belediye başkanlarının kaderini anlatmak için bir örnek vermek istiyorum. Göllerimizin birisinin karşısında, “Dilberler Parkı” adlı bir yürüyüş parkurumuz var. Bir tarafı göl, bir tarafı orman. Yürüyüş parkurumuza etkili bir güzargah yolu yaptık, onbinlere yakın Adanalı her sabah burada yürür. Bir sabah ben de yürüyorum, peşimde benden daha hızlı yürüyen bir genç arkamdan hızla geldi, elimi sıktı. Dedi ki: “Başkanım, bu tarafta orman var. Bu sol tarafa niye çınar ağaçlarını ekdiniz?” Ben bir şey demedim. Beni geçti gitti. Daha kaybolmadan karşıdan gelen başka biri yakaladı beni: “Ya ne kadar iyi ettiniz bu çınar ağaçlarını buraya ekerek. Öğleden sonra gölge olacak. Hem öğleden sonra hem akşamüstü yürüme imkanımız var” dedi. Ben önde yürüyen doktora ıslık çaldım. “Bir dakika dur” dedim. Bu iki vatandaşı karşı karşıya bıraktım. “Hadi siz anlaşın” dedim, yürümeme devam ettim. Biz yerel basınla acısı ve tatlısıyla beraber yürümeye devam edeceğiz, başka çıkış yolu yok. Ben, 40 yılı aşkın Adana’da etkili birtakım yerlerde bulundum. Devamlı medyanın muhatabıyız, Allah’a şükür bir ikisi hariç mahkemelik olmadık. Çok özel kişilik haklarımıza elbetteki herkesin saygı duyması gerekir ve burada tartışılacak konuların birinin önemli tarafı bu. Eleştiriden kesinlikle kaçmıyoruz. Eleştirilmezse hatalarımızı yapmaya devam ederiz, eleştirilsin ki biz hatadan dönelim, hatadan dönmek erdemdir. Binaenaleyh, bu hususun dışında, yerel medyayla hiçbir sorunumuz olmaz, olmayacaktır. Bu arada, yıllardır tanıdığım Yüreğir ailesinin değerli temsilcisi Çetin Bey’e keşke çok büyük katkılarımız olabilse…Geçmiş aile büyüklerinden bu yana çizgisini bozmayan, neredeyse bir asra yaklaşan bir gazetenin sahiplerinin hangi sıkıntılar içinde gazete çıkardığını çok iyi biliyorum. Bütün bunlara rağmen itibar ve şerefini, çizgisini koruyabilen başta Çetin Yüreğir ve Yeni Adana gazetesi mensupları ile diğer basın camiasını saygıyla selamlıyorum, yararlı tartışmalar ve olumlu sonuçlar alınması dileğiyle başarılar diliyorum efendim. |
|
|
<<< XII. YEREL MEDYA EĞİTİM SEMİNERİ - ADANA (13-14 Nisan 2006) >>> |